|
Honda Başkanı Çin’de şok oldu: “Buna karşı hiçbir şansımız yok”
-
-
Güzelim firma göz göre göre eriyor
< Bu ileti Android uygulamasından atıldı >_____________________________ -
Bu hız kaliteden ödün verdirmiyor mu?
< Bu ileti Android uygulamasından atıldı >_____________________________ Vatansever -
Yeniliğe ayak uyduramayanlar Nokia gibi yok olacaklar.
_____________________________ Gaassaray değil Galatasaray! -
bu canavari amerika kendisi yaratti.
20yy in basinda cin bolunmus parcalanmis bir ulkeydi. japonya kolonisine donusmek uzereyken amerika once japonyayi yenip tamamen pasifize etti.
japonya cekildikden sonra cin ic savasinda komunistlere karsi yardim talep eden milliyetci cepheye destek gondermedi, cinin komunism altinda birlesip tek buyuk ulke olmasina firsat sagladi (cin acisinda iyi bir durum ama akli basinda hic bir dis politikada bir bolgede buyuk bir ulkenin olusup kendine rakip olmasina firsat vermemen gerekir) keza stalin bile komunistlerin tek basina butun cine hakim olmasini istemiyordu, el altinda bunu engellemeye calisyordu.
ikinci dunya savasi sonrasi cin'in birlesmis milletlerin 5 daimi uyesinden biri olmasini amerika talep etti. churchill "cin savasin galibi buyuk devletlerden biri degil, nasil daime uye olabilir" diye itiraz etti, ki bence dogru bir soylem. amerika asyada sovyetlerin gucunu bolmek icin boyle bir tercihde bulundu.
cin ilk nukleer silahini gelistirdiginde sovyetler kendi komunist muttefikine karsi amerikanin mudahalede bulunmasini talep etti, amerika tepkisiz kaldi.
amerika cin'i dunya ticaret orgutune alarak serbest ticaretin icine dahil etti. bu sayede cin mallari dunyanin her yerine doldu.
buyuk sirketlerini uretimini cin'e tasiyarak baska bir ulkenin hic bir yerde bulamiyacagi teknoloji ve endustiri transferini gerceklesti.
bugun amerika cin'i kendine en buyuk rakip ve tehdit olarak gorsede cin'in bu endustriyel yukselisinden en cok zarari goren turkiye ve japonya gibi uretime dayali ulkeler. sanayini icinde olan biri olarak sunu diyebilirim turk sanayi hizla yok oluyor. fabrikalar kapaniyor, olusturmasi 10larca yil surecek uretim know how'i yok oluyor.
-
Hantal bürokrasi out.
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >_____________________________ -
Belki de Perde Arkasında Gerçek Proje Budur...
< Bu ileti Android uygulamasından atıldı >_____________________________ -
adam haklı, üretici ülkelere yazık oluyor
_____________________________ -
amerika icin gercek proje 21.yy daki en buyuk ekonomik ve politik rakibini yaratmaksa kus kadar akillari yokmus ne diyim.
dunyadaki pek cok dinamik buyuk projelerdenden yuksek devlet aklindan cok gundelik politikalarla reaksiyonel hareketlerle sekilleniyor.
ilk baslarda cini asyada sovyetlere denge olmasi icin desteklediler, komunismden uzaklasmasi icin serbest piyasanin dunya ticaretinin icine cektiler. sonrasinda cinin ucuz isgucunun sagladigi refah tatli geldi, kendi ulkelerinde surekli sorun cikaracak isyan edecek ucuz insan gucu ihtiyacini dis kaynaklardan saglamis oldular. sonrasida kendi halklarini bir daha ucuza kirli tehlikeli agir islerde calistiramiyacaklari icin cine gitgide bagimli hale geldiler.
-
Hiç olmazsa Caesar'a hakkını teslim ediyorlar. Nokia'dakiler bir de çirkin tabirlerle küçümsüyorlardı.
_____________________________ We're beyond sympathy at this point, we're beyond humanity. -
kar edeceğiz diye donanım-güvenlik-sürüş mekaniği vb tasarımları kasa güncellense bile aynı tutan kafa oldukça yok olsunlar!
-
boynuz kulağı geçermiş.
_____________________________ . -
< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
Yazdıklarınıza katılıyorum. Bu ayrıca Çinlilerin de benimsediği geçerli bir tarihsel anlatı.
Hatta Çinliler "modern Çin'in yükselişi" tarihini daha da erkene, "Aşağılanma Yüzyılı" dedikleri döneme sarıyorlar ve yalnızca ABD'nin değil; tüm Batı'nın Afyon Savaşları'ndan bu yana kendilerini şu anki hallerine teşvik ettiğini savunuyorlar. Afyon Savaşları ile Bokser Ayaklanması ve 8 Ulus İttifakı Çin'in - başkent Pekin ve imparatorluklarına ait mülklerin ve zenginliklerin yağmalanması ve yaşadıkları çeşitli yıkımlar sonucu - tarihsel psikolojisinde yer edinmiş tarihsel olaylardır. Bu olaylara Japon-Çin Savaşları, Japon İşgali ve kanın oluk oluk aktığı Nanjing Katliamı eklenir.
Bu bağlamda Çin'e en büyük yıkımı ve tam teşekküllü sömürge düzenini getiren Japon İmparatorluğu da Batılı bir emperyal güç olarak okunabilir (modern tarih literatürü çoğu zaman son geçmiş iki asrın sanayileşmiş emperyal dünyasını zaten Batı + Japonya olarak okumuştur).
Bu olaylar hep Çin'e bir ülke olarak ciddi zulümler uygulayıp ağır şartlar dayattı ama daimi olarak - kültürlü ve okumuş kesimlere sahip olan - Çinlilerin ölüm kalım savaşında bir çözüm aramasına ve ülkeyi dönüştürecek bir aydınlanmışlar sınıfının yetişmesine, nihayetinde Çin Komünist Partisi'nin ortaya çıkışı ve Çin'in ve diğer Çinli unsurların o dönemki tarihine paralel giden tüm gerilemelere direnç gösteren yükselişine yol açtı.
Eğer Çin'in üzerinde bu denli sert bir baskı, mezalim ve tek taraflı dayatma uygulanmasaydı Çinliler kesinlikle "ABD'yi de geçmeliyim. Eski küresel statüme kavuşup tekrar güvenli bir pozisyonda olmalıyım" psikolojisine kapılmazdı.
Mao Zedong'un Çin'de Komünist Parti iktidara geldiğinde ideolojik kuzenleri Sovyetleri model ülke olarak o kadar da beğenmeyip Sovyetleri değil de ABD'yi geçmeyi Çin'in politik hedefi yapması oldukça ilginçtir.
Daha da ilginç olanı biraz da linguistik kopukluk nedeniyle Amerikalıların ve Batılıların Çin'in kendisine böyle bir hedef koymasını göz ardı edişidir. Bu noktada liberal demokrasilerine sonuna kadar inanç duymalarıyla ideolojik ve sistemsel bir kibir de Amerikalıları ve Batılıları "komünist Çinlilerin" potansiyel başarı ihtimaline kör etmiş olmalıdır.
Özellikle 21.yüzyıl başında Çin'i Dünya Ticaret Örgütü'ne aldıklarında Çin'in de liberalizasyonla tamamen istedikleri bir kıvama geleceğini, dönüşeceğini varsaydılar. Çin dönüştü evet. Ama istemedikleri ve tahmin edemedikleri bir şekilde. :D
Batılılar oradaki Marksist ideoloji ve Komünist Parti endeksli sistemin Çinlilere has versiyonunun gene Çinlilere de has adaptasyon kabiliyetini bence çökmüş Sovyetler Birliği ve Doğu Bloğu örneğine bakarak fazla hafife aldılar.
Şimdi meritokrasiye önem veren hibrit sistemiyle ve yapısıyla mümkün olduğunca akılcı ve bilimsel yönetilerek büyük bir momentum kazanmış Çin'le çeşitli sektörlerde rekabet edemeyip başlarını duvarlara vuruyorlar. :d
Çinliler şimdiye kadar gezegendeki en büyük endüstriyel-teknolojik ekosistemi ve altyapı kompleksini kurdular. Geçen yıl 1,1 triyon dolar ticaret artı değeri elde ettiler. Bu sistemi yaratan ve ayakta tutan ve her geçen gün daha da geliştiren yüz milyonlarca iyi eğitimli insan yetiştirdiler. AR-GE, teşvik ve sübvansiyonlara yüz milyarlarca dolar ayırıyorlar.
Çin'in kendi sorunları var elbette ama bu tablo karşısında Batılılar bir takım ciddi gerçeklerle yüzleşmek zorundalar ve bir tanesinin başında yapısal yetersizlik geliyor. Çinliler - liberal demokrasiyi ve kapitalizmi misyoner gibi dünyaya vaz etmiş - Batılıların aksine açıkça bunun dünyaya propagandasını yapmasalar da kendi sistemlerinin Batılılarınkine kıyasla bir takım üstünlükler taşıdığına ve Batılıların sistemlerinde onları kendilerinin gerisine atacak kusurlar bulunduğunu düşünüyorlar. Güncel bir takım veriler ve Çin'in Batı'nın önüne geçen atılımı Çinlilerin bu düşüncelerini destekliyor.
Bu bence Batı dünyasının kendisini yeniden icat etmesi ve yenilemesi ve bazı yapısal hatta belki öyle gerekebileceği için sınıfsal dönüşümlerin önünün açılması için fırsat teşkil ediyor.
Özellikle şöyle bir deyiş çok sık kullanılıyor: ABD'de de, Çin'de de kapital sahipleri (kısaca kapitalistler) ve rekabet ettikleri dev bir piyasa var. Ama aradaki fark ABD'yi kapital sahiplerinin özellikle kısa vadeci çıkarlarına odaklı biçimde yönetmesi, buna karşın Çin'de kapital sahiplerinin halkın ve devletin uzun vadeli çıkarlarına, siyasi meşruluğunu alma ve siyasi egemenlik çıkarlarını koruma şekliyle Komünist Parti'nin Çin halkları ve devleti merkezli politikalarına ve genel stratejik yönüne tabi kılınması.
Bu fark basit ama çok etkili bir fark. Stratejik yönü ve politik direksiyonu boşalmış gibi duran, zayıf hükümetlerini parmağında oynatan lobilerin oyuncağı gibi görünen ve bu şekilde dünyada ciddi kaos körükleyen bir ABD ile belirli bir ulusal gayesi ve gelişim yönü bulunan ve güçlü ve kapsayıcı bir devletin özel sektöre yön verebildiği veya özel sektörle sinerjik işbirliklerini oldukça yoğunlaştırabildiği bir Çin arasındaki farkı meydana getiriyor.
Batılı bir algıda böyle bir sistem tercihi kulağa başta çirkin, faşizan, gayri liberal, şişman devletli gelebilir. Ama dümdüz Marksist Leninist gelenekçileri eleştirerek modern Çin'i Çin yapmış eski Çin lideri Deng Şiaoping herhalde bu naif algıya da gülerek şöyle cevap verirdi: Kedi fareyi yakaladığı sürece renginin ne olduğu çok da önemli değil. :D
_____________________________ We're beyond sympathy at this point, we're beyond humanity.
-
çok kısa bir süre önce otomobil fuarlarındaki araçların altlarından fotolarını çeken ülkeden bugün dünyayı dize getiren ülkeye..
takdir etmemek mümkün değil
_____________________________ -
Alıştılar yıllardır milleti kazıklamaya. Şimdi işin oyuncuların içine Çin girince, rahat rahat kazıklayamaz oldular. Sıkıntı tam buradan kaynaklanıyor
< Bu ileti Android uygulamasından atıldı >_____________________________ -
Çin liler üretim konusunu o kadar esnek hale gtirdiler ki Çin de artık kendi otomobil dizaynını kendin yap şekline dönüyorlar. Yakında bir yazılım ile kendi aracınızı dizayn edip bu şekilde üretilmesini isteyebileceksiniz gerisini düşünün artık.
_____________________________ AO -
sherlock her zaman ki gibi harikasın
_____________________________ -
biz de beton üretiminde ve kupon arazilere çökme konusunda dünya lideriyiz.
_____________________________ Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun dedi. Öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an... Bozmadım. -
'20yy in basinda cin bolunmus parcalanmis bir ulkeydi. japonya kolonisine donusmek uzereyken amerika once japonyayi yenip tamamen pasifize etti.'
Bu satırları okuduktan sonra okumayı bıraktım.
Koyunun olmadığı yerde abdurrahman çelebi misali ortalarda gezinip duran ahkam kesen kategorik olarak Yaşar Nuri Öztürk'ü hatırlatan yorumla karşılaşmak şaşırtıcı oldu.
Gidip yapay zekaya mı hazırlattınız, bu ilk satırlar alternatif dünya'da mı yaşandı etti. :))
Size iyi geceler.
-
Honda'nın başkanı laf olsun diye başlık olmak için saçmalamış, bu yöntem son dönemde tutulan çok denenen bir teknik olsa gerek, şu forumda dahi bu yorumu yapacak insan varmıdır merak ediyorum.
Herif sektörden o kadar uzak kalmış sanki derin uzay uykusundan uyanmış koşa koşa demeç vermiş gibi :))
Çin'in bu işi nasıl başardığını anlamadığı gibi kendilerinin nasıl bir köle olduğunu anlayacağına hiç ihtimal vermiyorum.
Sadece biraz araştırma yapan birisi Honda'nın şirket olarak yatırımcıların kırbaç vurduğu sadece kâr odaklı çalışan zittirri bottan bir martix şirketi olduğunu görebilir.
The Master Trust Bank of Japan → %18.5
Custody Bank of Japan → %6.8
Moxley & Co. LLC → %5.3
Meiji Yasuda Life Insurance → %3.5
State Street Bank → %2.4
JP Morgan Chase Bank → %1.5
Nippon Life Insurance → %1.5
Norveç Devlet Fonu → %1.1
Nomura Trust Bank → %1.0
Şuan dünyanın en büyük sorunu yatırımcılar aracılığı ile sermayenin dünyaya şekil vermesidir, insanlığı sömürmesi için yatırımcılık modeli ile tüm şirketleri ele geçirip istedikleri gibi iş yaptırtıyorlar..
Trump'un kukla olmasının sebebi bu, Avrupa devletlerinin köle olması gık diyememesinin sebebi bu..
bir üst kısma geçip Honda özelinde değerlendirirsek Honda'nın japonluğu mazide kaldı jenerasyon değiştikçe Honda geriye düştü, sadece honda değil dünya'daki tüm şirketlerin orjinalliği kalmadı. Tıpkı VW'nin düşüşü gibi japon'larda çaptan düştüler sadece çıkış ve düşüş anlık birşey olmadığı için hissedilmesi analizle anlaşılacek bir durum.
İlk olarak Çin'li üreticilerin dinamik yapısı en başta yükleşi sebebi. köhne yapıları yok. devletin desteği gizli-bilinemez durumda.
çin'de kalan kısım.
Wang Chuanfu (kurucu & CEO) → ~%17
Lu Xiangyang (kurucu ortak) → ~%7.9
Xia Zuoquan → ~%2.7
Youngy Investment Holding → ~%5.1
global olmalarını destekleyen.mecburen sattıkları hisseler :))
BlackRock → ~%3
Vanguard Group → ~1.6–1.9
Berkshire Hathaway → ~%1.7–5 arası
kısacası BYD'nin durumuna bakınca Çin'in 80 ve 90'larına bakıp 2000'lerin başından itibaren olmak üzere 3 kısımda değerlendirmek gerekiyor. güçlü görünselerde gidişatları ne olur bilinmez orası Çin
Honda için ise gidişat iyi değil. birleşmeye gitmeleri gereken zamana doğru tam gaz ilerliyorlar.. konsorsiyum olmaları onları ileride kurtaracak. :))
|
bu canavari amerika kendisi yaratti.
20yy in basinda cin bolunmus parcalanmis bir ulkeydi. japonya kolonisine donusmek uzereyken amerika once japonyayi yenip tamamen pasifize etti. japonya cekildikden sonra cin ic savasinda komunistlere karsi yardim talep eden milliyetci cepheye destek gondermedi, cinin komunism altinda birlesip tek buyuk ulke olmasina firsat sagladi (cin acisinda iyi bir durum ama akli basinda hic bir dis politikada bir bolgede buyuk bir ulkenin olusup kendine rakip olmasina firsat vermemen gerekir) keza stalin bile komunistlerin tek basina butun cine hakim olmasini istemiyordu, el altinda bunu engellemeye calisyordu. ikinci dunya savasi sonrasi cin'in birlesmis milletlerin 5 daimi uyesinden biri olmasini amerika talep etti. churchill "cin savasin galibi buyuk devletlerden biri degil, nasil daime uye olabilir" diye itiraz etti, ki bence dogru bir soylem. amerika asyada sovyetlerin gucunu bolmek icin boyle bir tercihde bulundu. cin ilk nukleer silahini gelistirdiginde sovyetler kendi komunist muttefikine karsi amerikanin mudahalede bulunmasini talep etti, amerika tepkisiz kaldi. amerika cin'i dunya ticaret orgutune alarak serbest ticaretin icine dahil etti. bu sayede cin mallari dunyanin her yerine doldu. buyuk sirketlerini uretimini cin'e tasiyarak baska bir ulkenin hic bir yerde bulamiyacagi teknoloji ve endustiri transferini gerceklesti. bugun amerika cin'i kendine en buyuk rakip ve tehdit olarak gorsede cin'in bu endustriyel yukselisinden en cok zarari goren turkiye ve japonya gibi uretime dayali ulkeler. sanayini icinde olan biri olarak sunu diyebilirim turk sanayi hizla yok oluyor. fabrikalar kapaniyor, olusturmasi 10larca yil surecek uretim know how'i yok oluyor. |
|
Yeniliğe ayak uyduramayanlar Nokia gibi yok olacaklar. |
|
Yazdıklarınıza katılıyorum. Bu ayrıca Çinlilerin de benimsediği geçerli bir tarihsel anlatı. Hatta Çinliler "modern Çin'in yükselişi" tarihini daha da erkene, "Aşağılanma Yüzyılı" dedikleri döneme sarıyorlar ve yalnızca ABD'nin değil; tüm Batı'nın Afyon Savaşları'ndan bu yana kendilerini şu anki hallerine teşvik ettiğini savunuyorlar. Afyon Savaşları ile Bokser Ayaklanması ve 8 Ulus İttifakı Çin'in - başkent Pekin ve imparatorluklarına ait mülklerin ve zenginliklerin yağmalanması ve yaşadıkları çeşitli yıkımlar sonucu - tarihsel psikolojisinde yer edinmiş tarihsel olaylardır. Bu olaylara Japon-Çin Savaşları, Japon İşgali ve kanın oluk oluk aktığı Nanjing Katliamı eklenir. Bu bağlamda Çin'e en büyük yıkımı ve tam teşekküllü sömürge düzenini getiren Japon İmparatorluğu da Batılı bir emperyal güç olarak okunabilir (modern tarih literatürü çoğu zaman son geçmiş iki asrın sanayileşmiş emperyal dünyasını zaten Batı + Japonya olarak okumuştur). Bu olaylar hep Çin'e bir ülke olarak ciddi zulümler uygulayıp ağır şartlar dayattı ama daimi olarak - kültürlü ve okumuş kesimlere sahip olan - Çinlilerin ölüm kalım savaşında bir çözüm aramasına ve ülkeyi dönüştürecek bir aydınlanmışlar sınıfının yetişmesine, nihayetinde Çin Komünist Partisi'nin ortaya çıkışı ve Çin'in ve diğer Çinli unsurların o dönemki tarihine paralel giden tüm gerilemelere direnç gösteren yükselişine yol açtı. Eğer Çin'in üzerinde bu denli sert bir baskı, mezalim ve tek taraflı dayatma uygulanmasaydı Çinliler kesinlikle "ABD'yi de geçmeliyim. Eski küresel statüme kavuşup tekrar güvenli bir pozisyonda olmalıyım" psikolojisine kapılmazdı. Mao Zedong'un Çin'de Komünist Parti iktidara geldiğinde ideolojik kuzenleri Sovyetleri model ülke olarak o kadar da beğenmeyip Sovyetleri değil de ABD'yi geçmeyi Çin'in politik hedefi yapması oldukça ilginçtir. Daha da ilginç olanı biraz da linguistik kopukluk nedeniyle Amerikalıların ve Batılıların Çin'in kendisine böyle bir hedef koymasını göz ardı edişidir. Bu noktada liberal demokrasilerine sonuna kadar inanç duymalarıyla ideolojik ve sistemsel bir kibir de Amerikalıları ve Batılıları "komünist Çinlilerin" potansiyel başarı ihtimaline kör etmiş olmalıdır. Özellikle 21.yüzyıl başında Çin'i Dünya Ticaret Örgütü'ne aldıklarında Çin'in de liberalizasyonla tamamen istedikleri bir kıvama geleceğini, dönüşeceğini varsaydılar. Çin dönüştü evet. Ama istemedikleri ve tahmin edemedikleri bir şekilde. :D Batılılar oradaki Marksist ideoloji ve Komünist Parti endeksli sistemin Çinlilere has versiyonunun gene Çinlilere de has adaptasyon kabiliyetini bence çökmüş Sovyetler Birliği ve Doğu Bloğu örneğine bakarak fazla hafife aldılar. Şimdi meritokrasiye önem veren hibrit sistemiyle ve yapısıyla mümkün olduğunca akılcı ve bilimsel yönetilerek büyük bir momentum kazanmış Çin'le çeşitli sektörlerde rekabet edemeyip başlarını duvarlara vuruyorlar. :d Çinliler şimdiye kadar gezegendeki en büyük endüstriyel-teknolojik ekosistemi ve altyapı kompleksini kurdular. Geçen yıl 1,1 triyon dolar ticaret artı değeri elde ettiler. Bu sistemi yaratan ve ayakta tutan ve her geçen gün daha da geliştiren yüz milyonlarca iyi eğitimli insan yetiştirdiler. AR-GE, teşvik ve sübvansiyonlara yüz milyarlarca dolar ayırıyorlar. Çin'in kendi sorunları var elbette ama bu tablo karşısında Batılılar bir takım ciddi gerçeklerle yüzleşmek zorundalar ve bir tanesinin başında yapısal yetersizlik geliyor. Çinliler - liberal demokrasiyi ve kapitalizmi misyoner gibi dünyaya vaz etmiş - Batılıların aksine açıkça bunun dünyaya propagandasını yapmasalar da kendi sistemlerinin Batılılarınkine kıyasla bir takım üstünlükler taşıdığına ve Batılıların sistemlerinde onları kendilerinin gerisine atacak kusurlar bulunduğunu düşünüyorlar. Güncel bir takım veriler ve Çin'in Batı'nın önüne geçen atılımı Çinlilerin bu düşüncelerini destekliyor. Bu bence Batı dünyasının kendisini yeniden icat etmesi ve yenilemesi ve bazı yapısal hatta belki öyle gerekebileceği için sınıfsal dönüşümlerin önünün açılması için fırsat teşkil ediyor. Özellikle şöyle bir deyiş çok sık kullanılıyor: ABD'de de, Çin'de de kapital sahipleri (kısaca kapitalistler) ve rekabet ettikleri dev bir piyasa var. Ama aradaki fark ABD'yi kapital sahiplerinin özellikle kısa vadeci çıkarlarına odaklı biçimde yönetmesi, buna karşın Çin'de kapital sahiplerinin halkın ve devletin uzun vadeli çıkarlarına, siyasi meşruluğunu alma ve siyasi egemenlik çıkarlarını koruma şekliyle Komünist Parti'nin Çin halkları ve devleti merkezli politikalarına ve genel stratejik yönüne tabi kılınması. Bu fark basit ama çok etkili bir fark. Stratejik yönü ve politik direksiyonu boşalmış gibi duran, zayıf hükümetlerini parmağında oynatan lobilerin oyuncağı gibi görünen ve bu şekilde dünyada ciddi kaos körükleyen bir ABD ile belirli bir ulusal gayesi ve gelişim yönü bulunan ve güçlü ve kapsayıcı bir devletin özel sektöre yön verebildiği veya özel sektörle sinerjik işbirliklerini oldukça yoğunlaştırabildiği bir Çin arasındaki farkı meydana getiriyor. Batılı bir algıda böyle bir sistem tercihi kulağa başta çirkin, faşizan, gayri liberal, şişman devletli gelebilir. Ama dümdüz Marksist Leninist gelenekçileri eleştirerek modern Çin'i Çin yapmış eski Çin lideri Deng Şiaoping herhalde bu naif algıya da gülerek şöyle cevap verirdi: Kedi fareyi yakaladığı sürece renginin ne olduğu çok da önemli değil. :D |
|
Hiç olmazsa Caesar'a hakkını teslim ediyorlar. Nokia'dakiler bir de çirkin tabirlerle küçümsüyorlardı. |
|
çok kısa bir süre önce otomobil fuarlarındaki araçların altlarından fotolarını çeken ülkeden bugün dünyayı dize getiren ülkeye.. takdir etmemek mümkün değil |
Benzer içerikler
- spotify lossless türkiye
- anonim story izleme
- snapchat toplu arkadaş silme
- bio yazı tipi
- instagram akış yenilenemedi
Bu mesaj IP'si ile atılan mesajları ara Bu kullanıcının son IP'si ile atılan mesajları ara Bu mesaj IP'si ile kullanıcı ara Bu kullanıcının son IP'si ile kullanıcı ara
KAPAT X




Yeni Kayıt

Konudaki Resimler




kullanıcısına yanıt
kullanıcısına yanıt
kullanıcısına yanıt






