Şimdi Ara

paradoks

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
6
Cevap
1
Favori
3.326
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Arkadaşlar biliyorum konu dışı ama en çok reyting alan başlık burası olduğu için burada yazdım kusura bakmayın konu dışı bölümüne pek bakılmıyor arkadaşlar önce burda görebilsin diye buraya açtım konuyu. özür dilerim.Birkaç örnek paradoks beynimizi zorlayalım

    Kralın dilemması

    Kral ülkenin yalancıları arasında bir yarışma açtı. "İşte bu yalan" diyebileceği bir yalan uydurana bir küp altın vadetti. Yalancılar akın akın saraya gelip yalanlarını söylediler fakat yalanlar ne kadar akıl almaz olursa olsun kral hep "olabilir niye olmasın ." gibi cevaplar veriyordu. Böylece hem eğleniyor hem de bir küp altından olmuyordu.
    Derken kahramanımız elinde boş bir küple huzura çıktı ve konuştu:
    "-Rahmetli dedeniz bir savaşa çıkacaktı ancak o günlerde hazinede yeterli para yoktu. Dedeniz dedemden bu küple bir küp altın borç aldı ve 'bu borcumu torunum torununa ödeyecek' diye söz verdi. Şimdi dedenizin borcunu bana ödemeniz için buraya geldim."
    Kral "işte bu kuyruklu bir yalan!" deyince adam "o halde ödülümü alayım" dedi.
    Kral "ımm şeyy doğru da olabilir" deyince adam "o halde borcunuzu ödeyin" dedi

    Yamyam Paradoksu
    Bir adada yaşayan bir grup yamyamın eline bir mantıkçı düşer. Yamyamlar mantıkçıya şöyle derler: "Biz her yakaladığımız yabancıyı yeriz. Kimini haşlayıp kimini kızartıp yeriz. Avımıza bir soru sorarız. Avımız soruyu doğru yanıtlarsa haşlarız yanlış yanıtlarsa kızartırız."
    Dedikleri gibi de yaparlar. Mantıkçıya şu soruyu sorarlar: "Seni haşlayıp da mı yiyeceğiz yoksa kızartıp da mı yiyeceğiz?" Mantıkçı bir süre düşündükten sonra soruyu çok akıllıca cevaplar: "Kızartacaksınız!" İşte yamyamları çaresiz bırakan paradoks ortaya çıkmıştır ve bu yanıtı sayesinde mantıkçı ne kızartılır ne de haşlanır.
    Bir an için mantıkçının kızartılacağını varsayalım. O zaman verdiği yanıt doğru olur. Ama yanıt doğru olduğu için -yamyamların kendi kurallarına göre- mantıkçının haşlanması gerekmektedir. Demek mantıkçı kızartılamaz. Şimdi de mantıkçının haşlanacağını varsayalım. O zaman mantıkçının yanıtı yanlış olacak. Yanıt yanlış olduğundan da kızartılması gerekmektedir. Demek mantıkçı haşlanamaz da. Yamyamlar tam bir kısırdöngüye girmişlerdir. Kızartsalar haşlamaları gerekecek haşlasalar kızartmaları! Sonuç olarak adamımız kurtulur.

    II. Murat'ın dilemması
    Sultan II. Murat 1444 yılı Ağustos'unda tahtı 12 yaşlarındaki oğlu II. Mehmet'e (daha sonra Fatih Sultan Mehmet olacak) bıraktı. Tahta bir çocuğun geçtiğini öğrenen İtalyan Alman Lehistan (şimdiki Polonya) Macaristan Sırp ve Ulahlardan müteşekkil yeni bir Haçlı Ordusu Eylül'de savaş ilan edip Varna'ya kadar geldi. Bunun üzerine II. Mehmet Manisa'ya çekilen babası II. Murat'a bir mektup gönderdi:
    "Padişah biz isek size emrediyoruz gelip ordunun başına geçiniz; yok siz iseniz gelip devletinizi müdafaa ediniz."
    Sultan Murat derhal Edirne'ye gelerek tahta yeniden oturdu ve 10 Kasım 1444'te Varna'da Haçlılarla yapılan savaşta ordunun başında bulundu. Haçlılar bozguna uğradı.

    Sürpriz sınav paradoksu
    Öğretmen Cuma günü şöyle diyor: "Gelecek hafta hiç ummadığınız bir gün sizi yazılı yapacağım."
    Sınavın haftaya Cuma günü yapılamayacağı açık çünkü Cumaya kadar sınav yapılmamışsa o gün herkes okula sınav olacağını bilerek gelecektir. Aynı nedenle Perşembe de yapılamaz çünkü Cuma günü yapılacak sınav sürpriz olmayacağından Perşembe'ye kadar sınav olmamışsa öğrenciler sınavın o gün yapılacağına kesin gözüyle bakacaklardır. Bu da Perşembe günü yapılacak sınavın sürpriz olmaması demektir.
    O halde sınav Perşembe'den önce yapılmalıdır. Ancak sınav Salı günü de yapılmamışsa Perşembe günü de yapılamayacağından Çarşamba günü yapılmalıdır. Bu da Çarşamba günü yapılacak sınavı sürpriz olmaktan çıkarır.
    Aynı şekilde mantık yürütürsek Salı ve dolayısıyla Pazartesi günü yapılacak sınavın da sürpriz olamayacağı sonucuna varırız. Öyleyse öğretmen gelecek hafta sınav yapmayacaktır.
    Fakat biraz düşünürsek öğretmenin gelecek hafta yerine gelecek yıl demiş olması durumunda da aynı akıl yürütmeyle sürpriz bir sınavın yapılamayacağı sonucuna varırdık. Ama bu saçmalık; çünkü hepimizin bildiği gibi her dönem 3 sınav olacağını bildiğimiz halde öğretmenin "çıkarın kağıtları yazılısınız" demesi her zaman sürprizdir.
    Bu paradoks 50 yılı aşkın bir zamandan beri felsefecileri matematikçileri ve mantıkçıları uğraştırmaktadır. Halen tatminkar bir çözüm bulunamamıştır.

    Thompson'un lamba paradoksu
    Bir lamba 1/2 dakika yanık 1/4 dk sönük 1/8 dk yanık . olacak şekilde lambanın düğmesi açılıp kapatılıyor. 1 dakikanın sonunda düğmeye kaç kez basılmış olur? Bu sırada lamba yanık mı olur sönük mü?

    Para paradoksu
    Aynı paradan ikisini yan yana koyup birini sabit tutarak diğerini onun etrafında döndürün. Döndürülen para yarım tur attığında kendi ekseni etrafında bir tam tur atmış olacaktır.

    Cümle Paradoksu
    Epimenides paradoksuna benzer bir paradoks da şudur: "Bu cümle yanlıştır."
    Yine cümle yanlışsa doğru doğruysa da yanlış olmak zorunda.

    Zenon'un Akhilleus Paradoksu
    İ.Ö. 5. yüzyılda yaşamış Yunanlı düşünür Zenon'un şu hikayesi meşhurdur: Bir gün Antik Yunan'ın meşhur savaşçısı Akhilleus bir kaplumbağayla koşu yarışı yapmaya karar vermiş. Akhilleus kaplumbağadan tam 10 kat daha hızlı olduğu için kaplumbağanın yarışa 100 m önden başlamasına izin vermiş. Yarış başladıktan birkaç saniye sonra Akhilleus aradaki 100 m'yi hemen aşmış ama bu arada onunkinin onda biri hızla hareket eden kaplumbağa 10 m ilerlemiş. Yani aralarındaki mesafe artık 10 m'ymiş. Akhilleus bu 10 m'yi de geçerken kaplumbağa da 1 m ilerlemiş yani artık aralarında 1 m varmış. Akhilleus bu 1 m'yi geçerken kaplumbağa 1/10 m yani 10 cm ilerlemiş. Akhilleus bu 10 cm'yi geçerken de kaplumbağa 1 cm ilerlemiş. Akhilleus bu 1 cm'yi de geçince aralarındaki uzaklık 1 mm'ye düşmüş vs. vs. Yani fark sürekli onda birine düşüyor ama asla kapanamıyormuş!!?? Yani kaplumbağadan 10 kat hızlı olan Akhilleus kaplumbağayı hiç geçememiş!!



    _____________________________




  • Lise 1. sınıflar(ben)okumasın.Yazılınız falan vardır.Çok kafa karıştırıcı
    _____________________________
  • Bu ne ya
    _____________________________
    2017 Opel Astra K 1.6 Cdti 136 ps Dynamic - Sunroof - Manyetik Gri
  • Süper! Lütfen devamını getirin. Günün çoğunu Wikipedia'da geçiriyorum zaten. Gayet iyi bilgiler!
    _____________________________
  • BİR YAŞAM PARADOKSU

    Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız;
    daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.

    Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz;
    daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.

    Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz;
    daha çok otomatik ev eşyaları, ama daha az zamanımız var.

    Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz;
    daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var.

    Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz;
    daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.

    Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz,
    çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz,
    çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz,
    çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz.

    Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık.

    Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.

    Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik.
    Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık.

    Aya gidip gelmeyi öğrendik; ama tanıdıklarla selamlaşmak için caddenin karşısına geçmiyoruz, komşu kapısının zilini çalmayı unuttuk, kalabalığın içinde yalnızlığı yaşıyoruz.

    Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik.

    Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.

    Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik.
    Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik.

    Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.
    Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz.
    Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik.

    Daha fazla bilgiye erişmek için bilgisayarlar yapıyoruz, ama insanlarla yüz yüze daha az iletişim kuruyoruz.

    Zaman artık; hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır. İki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. Vitrinlerde her şey sergileniyor, ama maddi ve manevi olarak sermaye adına pek bir şeyin kalmadığı günlerdir.

    Aslında yaşam aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür.
    _____________________________




  •  paradoks

    Öncelikle paradoksun tanımını yapalım.Aslında 2 çeşidi vardır.Birincisi;mutlak bir olaya farklı bir gözlemciden baktığımızda olayın öyle olmadığı yani yanlış olduğu.İkincisi;sonu başı başı da sonu olan kısır döngülerdir.Tanımlar biraz karışık oldu aslında o konu o kadar karışık değil ben öyle uzattım.Kusuruma bakmayın.Aslında paradoks hikayelerini çözmek çok eğlencelidir.Mesela bir örnek vereyim

    Aşağıda Epimenides paradoksunun sadeleştirilmiş bir halini yazdım

    Bir Erkek Bütün Erkekler Yalan Söyler Demiş.Doğru mu Demiş Yanlış mı? İRDELİYELİM

    Eğer doğru söylemişse demek ki bütün erkekler yalan söylemiyor,bu durumda bu erkek yalan söylemiş.Ama dediğine göre bütün erkekler yalan söylüyor,o zaman kendisi de yalan söylüyor ve kendisi yalan söylüyorsa dediği doğru yani bütün erkekler yalan söylüyor. Kafanız Allak bullak oldu değilmi :P .Bu mesela bir mantıksal paradokstu.Bunun türleri var.Matematiksel paradoks,fiziksel paradoks,görsel paradoks diye.Hepsinden örnek vereceğim.Mantıksal paradokslara bir bakalım

    Mantıksal Paradokslar

    Günlük hayatta karşılaştığımız şeyler üzerinedir.Pratikte böyle şeyler olmaz ama mantık olarak düşündüğümüzde ilginç paradokslar yakalarız

    Katil-Kadın Paradoksu:

    Katilin biri kadının bir anlık gafletinden yararlanarak çocuğunu elinden almış.Kadın katile çocuğunu vermesi için yalvarmış.Katil de kadına “çocuğuna ne yapacağımı doğru olarak tahmin edersen sana çocuğunu geri vereceğim” demiş

    Kadın “Ay yavrumu öldüreceksin sen diye bağırmış”

    Katil”Kusura bakma onu sana veremem.Verirsem yanlış tahminde bulunmuş olursun.Ama yanlış tahminde bulunursan onu öldüreceğimi söylemiştim”der

    Kadın”Tam tersine.Çocuğumu yiyemezsin.Eğer onu yersen doğru tahminde bulunmuş olurum ve sen doğru tahminde bulunursam bana çocuğumu vereceğini söylemiştin”der

    Alın size hoş bir mantık paradoksu :P .Kadın da katil de haklı

    Matematik Paradoksları

    Matematik paradoksları da güzeldir.Özellikle derslerde matematik hocalarınızı sinir edebilirsiniz :P .Örnek vermek gerekirse

    Önce dogru parçasinin tarifini yapalim:
    Dogru Parçasi: Baslangici ve sonu olan ve sonsuz adet noktadan olusan dogru. Pekiyi nokta nedir?
    Nokta: Kalemin kagida biraktigi en küçük iz veya belirti.Malûmdur ki noktanin boyutu yoktur. O halde dikkat. Paradoks basliyor:

    Noktanin boyutu olmadigina göre iki noktanin yanyana gelmesi birsey ifade etmez. 100 nokta veya 1 milyar nokta da yanyana geldiginde herhangi bir sekil olusturmaz.( Çünkü sekil olusturmasi için gerekli olan boyut özelligini saglamiyor) Bu suna benzer ki; sifir ile sifirin toplami yine sifirdir. Milyarlarca sifiri toplasak ‘yarim’ dahi etmez. O halde dogrunun taniminda bir hata var. Çünkü sonsuz adet noktanin yanyana gelmesi birsey ifade etmez! Noktanin çok çok az da olsa boyutu oldugunu kabul etmemiz gerekir. Bu sefer de noktanin tarifi hatali olur.

    Noktayi boyutlu kabul edelim. Karsimiza bir paradoks daha çikar; dogru parçasinda sonsuz adet nokta olduguna göre dogru parçasinin da uzunlugu sonsuz olmalidir. Çünkü çok az da olsa boyutu olan bir seyden sonsuz adedi yanyana gelirse sonsuz uzunluk olur.

    Gördüğünüz Gibi güzel bir paradokstur bu.Bir de şöyle bir matematik paradoksu var

    X = Y …………………………………………olsun
    X² = X.Y……………………………………..esitligin her iki tarafini ‘X’ ile çarptik.
    X² - Y² = XY - Y²…………………………her iki taraftan ‘Y²’ çikardik.
    (X + Y).(X - Y) = Y.( X-Y )……………sol tarafi çarpanlara ayirdik, sag tarafi ‘Y’ parantezine aldik.
    ( X + Y ) = Y……………………………….( X - Y )’ler sadelesti.
    X + X = X……………………………………X = Y oldugundan,
    2.X = X……………………………………….’X’ leri topladik.
    2 = 1 …………………………………………’X’ ler sadelesti.
    3 + 2 = 1 + 3………………………………her iki tarafa ‘3′ ilâve ettik.
    5 = 4…………………………………………..buradan,
    5 = 2 + 2…………………………………’4′ü, ‘2+2′ seklinde yazdik.

    Buyrun Size paradoks

    Görsel Paradokslar

    Görsel paradokslar hepimizin maillerine en az bir kez forwardlanmış göz yanılmalarıdır.Resim olarak çizilsede gerçekte olmaları mümkün değildir

    paradoks

    Devamlı Yükselen Yol

    paradoks

    İmkansız Bir Yapı

    Fizik Paradoksları

    Fizik paradoksları biraz karışıktır.Anlamak için kuantum fiziğine hakim olmak gerekiyor.Eğer anlamayacağınızı düşünüyorsanız okumayın uzundur.Paradoksumuzun adı”Tren Paradoksu”.Bu paradoks Bilim ve Teknik dergisinin Şubat 2005 sayısından alıntıdır

    Bir Trenin ön ve arka vagonlarının en ucuna iki flaş yerleştirilir. Trenin ortasında, flaşlardan eşit uzaklıkta bir algılayıcı bulunur. Algılayıcının her iki yüzü de ışığa karşı hassastır ve üzerine bir ışık düşüp düşmediğini saptar. Deneyi daha dramatik bir hale getirmek için, algılayıcının bir devreyle birtakım patlayıcılara bağlandığını düşünelim. Eğer algılayıcının sadece bir yüzüne ışık düşerse, düzenek yardımıyla patlayıcılar ateşleniyor ve tren havaya uçuyor. Ama eğer her iki yüzüne aynı anda ışık düşerse, bu defa herhangi bir şey olmuyor; tren sağ salim yoluna devam ediyor. Zifiri karanlıkta her iki flaşı aynı anda patlatıyoruz. Soru şu: Tren havaya uçar mı, uçmaz mı?

    tren paradoksu
    Eğer tren sabit bir hızla hareket ediyorsa, bu soruya trendeki bir gözlemci ile dışarıda, yerde sabit duran bir gözlemci farklı cevaplar verir. Önce trendeki gözlemciye göre düşünelim. Buna göre tren yerinde durmaktadır (asıl hareket eden yer ve üzerindeki her şeydir). Flaşlar algılayıcı­dan eşit uzaklıkta olduğundan, bilinen sabit hızla hareket eden ışık da eşit mesafeleri eşit sürede kat edecektir. Bu nedenle, flaşlardan aynı anda ortaya çıkan her iki ışık, algılayıcıya aynı anda ulaşır. Patlayıcı ateşlenmez. Tren güvendedir.
    Şimdi de olaya, yerde sabit duran bir gözlemcinin bakış açısıyla bakalım. Tren hareket etmektedir ve bu nedenle boyu bir miktar kısalmıştır. Trenin boyunun ne kadar kısalmış olduğundan bağımsız olarak, algılayıcının her iki flaşa uzaklığı eşittir (trenin ön yarısıyla arka yarısı aynı oranda kısaldığı için). Flaşlar patlatıldığında, her iki ışık aynı c hızıyla öne ve arkaya doğru hareket etmeye başlar. Bu süreç içinde tren de bir miktar önde doğru gittiği için, önden gelen ışık algılayıcıya daha önce ulaşır. Patlayıcı ateşlenir ve tren havaya uçar!
    İki sonuç arasında bir çelişki olduğu açık

    tren paradoksu

    Her ne kadar “her şey görelidir” desek de, bazı şeylerin olamayacağı açık. Bazı gözlemcilere gö­re trenin yok olması, ama başkalarına göre sapasağlam yoluna devam etmesi diye bir şey olamaz. Bütün gözlemcilere göre trenin akıbeti aynı olmalı. Ya hepsine göre havaya uçmalı, ya da hepsine göre sağlam kalmalı. O halde, bu gözlemcilerden biri olayı yanlış yorumluyor. Ama hangisi? Birçok kişi bu paradoksla ilk defa karşılaştıklarında görelilik kuramının temel iddialarım sorgulamaya yöneliyor. Örneğin, trendeki gözlemcinin (trenin gerçekten hareket ediyor olmasından dolayı) önden gelen ışığın daha hızlı, arkadan ge-leninse daha yavaş gittiğini görmesi gerektiği söylenir. Ama bu doğru değil. Görelilik kuramının temel iddialarında herhangi bir sorun yok. Gerçekten de her iki gözlemci ışığın, hangi yöne olursa olsun, aynı hızla yayıldığını görürler (bu kuramın temel varsayımlarından birincisiydi). Buna ek olarak, her ne kadar dünya görüşümüz, yeri sabit alıp treni hareket ediyor gibi düşünmemizi zorlasa da, kuramın ikinci varsayımı da geçerli. Yani trendeki gözlemci, trenin yerinde durdu­ğunu, aksine aslında Dünya’nın hareketli olduğu­nu söylerken bir hata yapmıyor. Buradan yola çıkarak yapacağı fiziksel yorumların da kesin doğru olması gerekir. Dikkat ederseniz burada, görelilik kuramının dayandığı iki temel varsayımın arasındaki görünür çelişki daha açık bir şekilde göz önüne seriliyor. Peki sorun nerede?
    Paradoksun Çözümü
    Çelişkinin ortaya çıkmasına neden olan, flaş­ların patlama zamanını belirtmek için kullandığı­mız “aynı anda” ifadesi. Einstein’ın elde ettiği konum-zaman dönüşümleri incelendiğinde, bir gözlemciye göre aynı anda olan iki olayın, başka bir gözlemciye göre farklı zamanlarda gerçekleşebildiği görülebiliyor. Nasıl iki olay arasındaki zaman süresi göreliyse (farklı gözlemciler farklı buluyor), aynı anda olmak da göreli. Buna “eşzamanlılığın göreliliği” diyoruz. Farklı bir örnek:
    Bir gözlemciye göre “aynı yerde” ama farklı za­manlarda olan iki olay düşünün. Hareket eden bir gözlemcinin bunları değişik yerlerde göreceği şüphesiz. Dolayısıyla “aynı yer” kavramının göreli olduğunu rahatça, sıkıntı çekmeden anla­yabiliyoruz. Görelilik kuramındaki bir gözlemci­den diğerine yapılan dönüşümlerde yer ve zaman birbirine bağımlı olduğu için, “aynı zaman” kavramının da göreli olması oldukça doğal.
    Sözü uzatmadan düşünce deneyinde gelişen olaylara bir bakalım. Flaşların aynı anda patlatıl-dığını söylerken, bunların hangi gözlemciye göre aynı anda olduğunu belirtmemiz gerekir. Burada bunların trendeki gözlemciye göre aynı anda oluştuğunu düşünüp, analizi ona göre yapacağız. Bu nedenle, trendeki gözlemcinin analizinde bir kusur yok. Tren havaya uçmaz.
    Yerdeki gözlemciye göreyse ilk önce arkadaki flaş patlar, biraz sonra da öndeki. Her iki ışığın hareket etmekte olan algılayıcıya aynı anda ulaşması için bu olayların zaman sıralamasının bu şekilde olması gerektiğini rahatlıkla görebilirsiniz ama aynı sonuç görelilik kuramındaki yer-zaman dönüşümleri kullanılarak da elde edilebilir. Öndeki flaş patladığı anda, hem arkadan gelen ışık hem de tren bir miktar yol almıştır. Doğal olarak, bu anda arkadan gelen ışık algılayıcı- ya öndekinden daha yakın. Bir süre daha geçtik­ten sonra, trenin hareketi de göz önüne alındı­ğında her iki ışığın algılayıcıya aynı anda çarptığı görülür. Patlayıcı ateşlenmez. Tren güvende! Dikkat edilirse, arkadan gelen ışık daha uzun bir yol kat etmesine karşın daha önce belirdiği için, her ikisinin de aynı anda algılayıcıya ulaşması gerçekleşir.
    Burada, ışıkların algılayıcıya “aynı anda” var­dığını söylerken görelilikle ilgili bir sorun doğ­maz, çünkü bu iki olay “aynı yerde” meydana gelir. Bir gözlemciye göre hem aynı yerde, hem de aynı zamanda meydana gelen olaylar bütün gözlemcilere göre de böyledir. Eşzamanlılığın göreliliği yalnızca, farklı yerlerde oluşan olaylar için söz konusu.
    Bir gözlemciye göre farklı yerlerde meydana gelen eşzamanlı iki olay için, diğer gözlemciler hangisinin daha önce olduğu konusunda da gö­rüş birliği içinde olmayabilirler. Örneğin, trenle aynı yönde, ama ondan daha hızlı hareket eden bir jet uçağındaki gözlemci, öndeki flaşın daha önce patladığını belirleyecektir. Yani olayların oluş sırası da göreli. İlk bakışta çelişkili görünse de, böyle iki olay neden-sonuç ilişkisiyle bağlı olamayacağı için nedensellik ilkesi açısından bir sorun doğmaz.

    buda görsel ikisi de aynı şekillerden oluşuyor ama biri nedense alan olarak farklı


     paradoks


     paradoks


     paradoks


     paradoks


     paradoks


     paradoks



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ototube -- 16 Aralık 2008; 17:43:51 >
    _____________________________




  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Evrim Teorisi
    3 yıl önce açıldı
    Evrim Teorisi Çürüdü
    14 yıl önce açıldı
    Daha Fazla Göster
    
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.