DonanımHaber'de AraYENİ GELİŞMİŞ ARAMA
ForumBu Bölümde Ara
Yeni DH Portal arayüzümüz herkese açık ALFA sürümüne girmiştir, siz de bu deneyime davetlisiniz. Gizle Detaylar ve Geri Bildirim
ölüm üzerine yazılan şiirler!!! (önemli)
Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
3 Misafir Kullanıcı
65
Cevap
1
Favori
102.415
Tıklama
Tüm Forumlar >> Sinema - Dizi - Televizyon - Müzik - Kitap >> Kitap >> ölüm üzerine yazılan şiirler!!! (önemli)
Sayfaya Git:
Sayfa:
Giriş
Mesaj
    • Yüzbaşı
      465 Mesaj
      02 Haziran 2006 18:50:46 Konu Sahibi
      arkadaşlar ben Türkçe öğretmenliği bölümünde okuyorum. Ölüm şiirleri üzerine bir çalışma yapacağım. yardımcı olursanız sevinirim. şiirleri yazarken şairleri yazmayı ihmal etmeyelim... ilk şiir benden olsun!!!

      Otuz Beş Yaş / Cahit Sıtkı Tarancı
      Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
      Dante gibi ortasındayız ömrün.
      Delikanlı çağımızdaki cevher,
      Yalvarmak yakarmak nafile bugün,
      Gözünün yaşına bakmadan gider.

      Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
      Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
      Ya gözler altındaki mor halkalar?
      Neden böyle düşman görünürsünüz,
      Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

      Zamanla nasıl değişiyor insan!
      Hangi resmime baksam ben değilim.
      Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
      Bu güler yüzlü adam ben değilim;
      Yalandır kaygısız olduğum yalan.

      Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
      Hatırası bile yabancı gelir.
      Hayata beraber başladığımız
      Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
      Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

      Gökyüzünün başka rengi de varmış!
      Geç farkettim taşın sert olduğunu.
      Su insanı boğar, ateş yakarmış!
      Her doğan günün bir dert olduğunu,
      İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

      Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
      Her yıl biraz daha benimsediğim.
      Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
      Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
      Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

      N'eylersin ölüm herkesin başında.
      Uyudun uyanamadın olacak.
      Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
      Bir namazlık saltanatın olacak.
      Taht misali o musalla taşında.



      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi halilgulen -- 2 Haziran 2006; 18:51:26 >
      _____________________________

      kusura bakma yine gecikmişim,
      sevgiye on, ölüme beş...
    • Yüzbaşı
      607 Mesaj
      02 Haziran 2006 22:47:26
      SESSİZ GEMİ

      Artık demir alma günü gelmişse zamandan,

      Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

      Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

      Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

      Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,

      Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

      Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

      Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!

      Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;

      Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.

      Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

      Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

      Y.Kemal Beyatlı

      Bu da benden olsun.



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      643 Mesaj
      02 Haziran 2006 23:59:15
      ÖLÜNÜN ODASI

      Bir oda , yerde bir mum , perdeler indirilmiş;
      Yerde çıplak bir gömlek , korkusundan dirilmiş.
      Süt beyaz duvarlarda , çivilerin gölgesi;
      Artık ne bir çıtırtı , ne de bir ayak sesi....
      Yatıyor yatağında , dimdik , upuzun , ölü ;
      Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
      Bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
      Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
      Son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;
      Gözleri renkli bir cam , mıhlı ahşap tavana.
      Sarkık dudaklarının ucunda bir iz var;
      Küçük bir çizgi , küçük , titreyen bir an kadar.
      Sarkık dudaklarında sırlı titrek bir an;
      Belli ki birden bire gitmiş çırpınamadan.
      Bu benim kendi ölüm , bu benim kendi ölüm..
      Bana geldiği zaman , böyle gelecek ölüm....

      NFK

      ************

      BÜYÜK RANDEVU

      Büyük randevu ... Bilsem nerede , saat kaçta ?
      Tabutumun tahtası , bilsem hangi ağaçta ?

      NFK


      ************

      İŞİM ACELE

      Gökte zamansızlık hangi noktada?
      Elindeyse yıldız yıldız hecele !
      Hüküm yazılıyken kara tahtada
      İnsan yine çare arar ecele !

      Gençlik ... Gelip geçti... bir günlük süstü ;
      Nefsim doymamaktan dünyaya küstü.
      Eser darmadağın , emek yüzüstü;
      Toplayın eşyamı işim acele !

      NFK

      *************

      Vasiyet

      Dostlarım, toplanın öldüğüm zaman;
      Riyayı, o günlük bir yana atın!
      Tutunuz tabutumun bir kenarından;
      Bir derin çukura beni fırlatın!
      Kalınca büsbütün sizden uzakta,
      Vücudum çürürken kara toprakta,
      Uzanın rahatça sıcak yatakta
      Yaşamak gururu içinde yatın!

      Yüz yüze getirmez bizi asırlar,
      Meydana vurulsun saklanan sırlar
      Sayılsın şahsıma ait kusurlar.
      Korkmayın içine yalan da katın!

      Anlayım: Kimlermiş dost sandıklarım;
      Muhabbetlerini kıskandıklarım?
      Anlayım: Ne boşmuş inandıklarım;
      Şu yalan hayatı bana anlatın!

      Dostlarım, anmayın artık adımı!
      Siliniz gönülden eski yadımı!
      Kırınız, sonuncu itimadımı:
      Ölünce bir daha aldatın beni!

      Orhan Seyfi ORHON

      ********


      Buluşmak hayat denen sebebsiz savaş için
      Yaşamak en sonunda dikilen bir taş için
      Bütün ızdırapların işte en korkuncu bu
      Bir avuç toprak olmak düşünen bir baş için.

      İster bizi bir toz yap savur mahşer yerinde
      İster sürü çöp gibi tufanların yelinde
      Sonunda bir varlığa ulaştır da Allah'ım
      Bırakma tabiatın merhametsiz elinde

      Orhan Seyfi ORHON


      ***************

      UZUN BİR ISTIRABIN SONUNDA
      VE BİR SAADET ÂNINDA GELECEK
      ÖLÜMÜN TÜRKÜSÜ

      Bir sahile varacak günlerimiz..
      Günler ki namütenahi ıstırap.
      Kalmayacak bugünkü hasta, harap
      Yüzlerde bahtın karanlığından bir iz.

      Şekillenecek ruhu çeken kutup:
      Sevmek kadar tatlı, yaşamak kadar
      Kısa bir ânın ötesinde bahar.
      İşte o dem ki bir ömrü unutup

      Açacağız nurdan kapılarını
      Bugün vadedilen cennetimizin.
      En güzel, en son memleketimizin
      Bulacağız ışıktan pınarını.

      Gün vuracak baktığımız her yüze
      Ve kızlar, kucaklarında çiçekler,
      Ebedi baharı getirecekler
      Bu yeniden başlayan ömrümüze.

      Orhan VELİ

      ***************

      ÖLÜME YAKIN

      Akşam üstüne doğru, kış vakti;
      Bir hasta odasının penceresinde;
      Yalnız bende değil yalnızlık hâli;
      Deniz de karanlık, gökyüzü de;
      Bir acaip, kuşların hâli.

      Bakma fakirmişim, kimsesizmişim,
      —Akşam üstüne doğru, kış vakti—
      Benim de sevdalar geçti başımdan.
      Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
      Zamanla anlıyor insan dünyayı.

      Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
      Ne ettik, ne gördük şu fâni dünyada
      Kötülükten gayri?

      Ölünce kirlerimizden temizlenir,
      Ölünce biz de iyi adam oluruz;
      Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
      Hepsini unuturuz.

      Orhan VELİ



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      465 Mesaj
      06 Haziran 2006 19:27:29 Konu Sahibi
      Ölümlü İnsanlar İçin

      Hepiniz öleceksiniz!
      Tanrı katına çıkacaksınız utanmadan!
      Ruhlarınız koyup kaçacak sizi!
      Topraklara gömüleceksiniz.

      Kurtlar, böcekler, solucanlar
      Sevinçle saldıracak üstünüze.
      Elleriniz bomboş kalacak,
      Kimse bakmayacak resminize.

      Sevilmiş kadınların hayali
      Dumanlar gibi dağılacak;
      Faydaydı, şöhretti, merhametti
      Semtinize uğramayacak.

      Gözleriniz yok artık!
      Dünyamızı göremeyeceksiniz!
      Okşamak, gülmek, konuşmak
      Yok olmuş bir selde yüzeceksiniz,

      Yavaş yavaş çürüyeceksiniz.

      Cahit Külebi



      _____________________________

      kusura bakma yine gecikmişim,
      sevgiye on, ölüme beş...
    • Onbaşı
      18 Mesaj
      07 Haziran 2006 15:55:12
      Işık Gözlü




      Uyurken yüzünü seyredip yanımda,
      Tanrının büyüklüğünü görmüşüm.
      Gri gümüş telli saçların avuçlarımda,
      Kendimi dünyanın en zengini saymışım.

      Sen ey ışık gözlü sevgili,
      Senden sonrasına,
      Ölümü yazmışım...

      Eflatun



      _____________________________

    • Binbaşı
      1140 Mesaj
      07 Haziran 2006 21:18:26
      Hocam şimdi tam hatırlamıyorum ama Cahit Sıtkı nın ölüm konusunda cok şiiri var kendisi ölüm korkusuyla yaşamış ve bunuda biçok şiirine yansıtmış..Ölüm1-ölüm2-ölümden sonra vs böle şiirleri olması lazım


    • Yüzbaşı
      465 Mesaj
      07 Haziran 2006 22:09:45 Konu Sahibi
      eyvallah sağol!
      ama bana birçok şairden birçok şiir lazım. zaten cahit sıtkı da benim en büyük materyellerimden biri. tekrar ilgin için saoğl...
      quote:

      Orjinalden alıntı: subsonic

      Hocam şimdi tam hatırlamıyorum ama Cahit Sıtkı nın ölüm konusunda cok şiiri var kendisi ölüm korkusuyla yaşamış ve bunuda biçok şiirine yansıtmış..Ölüm1-ölüm2-ölümden sonra vs böle şiirleri olması lazım



      _____________________________

      kusura bakma yine gecikmişim,
      sevgiye on, ölüme beş...
    • Yüzbaşı
      453 Mesaj
      08 Haziran 2006 11:40:44
      Ölümü düşünüyorum
      O büyük yalnızlık içindeyim
      Kulaklarımda duymadığım bir musiki
      Kaskatı kesilmişim, kalbim durmuş
      Artık hiç bir şeyi görmüyor gözlerim
      İçimde ne bir umut, ne yasama zevki
      Elim, ayağım buz gibi olmuş
      Olumu düşünüyorum
      Kulaklarımda duymadığım bir musiki

      Olumu düşünüyorum
      Lalelimde bir sokaktan tabutum geçiyor
      Saygı durusunda bilmediğim insanlar
      Butun pencereler acık biri kapalı
      Kederlerim, ümitlerim, hayallerim
      Ve gelen bir iki dost mezarlığa kadar
      Sonra kadınlar gözleri yaşlı
      Olumu düşünüyorum
      Butun pencereler açık biri kapalı

      Ölümü düşünüyorum
      Simdi beni gömüyorlar bak
      Ağlıyorsun, ellerinde dağ menekşeleri
      Hazin bir parıltı gözbebeklerinde
      İçin ziyanla doluyor, kahroluyorsun
      Hatırladıkça geçmiş günleri geceleri
      Bir acı ki öyle büyük öyle derinde
      Olumu düşünüyorum


      ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN



      _____________________________

      denilmiştir can sağıken yurt vermeniz düşmana.

      hem sütünden,hem kanından,hem canından bu sendeki huy OĞUL!
    • Teğmen
      116 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:16:12
      ölüm üzerine yazılmış şiirler arasında 'sessiz gemi' üzerine tanımıyorum ustaca sembolik bir dille anlatılmış insanı düşündüren bir eser


      _____________________________

      Atam İzindeyiz!!!!
      Bizde Fenerbahçeliyiz......!
    • Yüzbaşı
      809 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:23:25
      Selam Olsun

      Bu dünyadan gider olduk
      Kalanlara selam olsun
      Bizim için hayır dua
      Kılanlara, selam olsun

      Ecel büke belimizi
      Söyletmeye dilimizi
      Hasta iken halimizi
      Soranlara, selam olsun

      Tenim ortaya açıla
      Yakasız gömlek biçile
      Bizi bir asan vech-ile
      Yunanlara, selam olsun

      Azrail alır canimizi
      Kurur damarda kanımız
      Yuyacağın, kefenimiz
      Saranlara, selam olsun

      Sala verile kasdımıza
      Gider olduk dostumuza
      Namaz için üstümüze
      Duranlara, selam olsun

      Dünyaya gelenler gider
      Hergiz gelmez yola gider
      Bizim halimizden haber
      Soranlara, selam olsun

      Miskin Yunus söyler sözün
      Yas doldurmuş iki gözün
      Bizi bilmeyen ne bilsin
      Bilenlere, selam olsun

      Yunus Emre


      ---------------------
      Geldi Geçti Ömrüm Benim

      Geldi Geçti Ömrüm Benim
      Şol Yel Esip Geçmiş Gibi
      Hele Bana Şöyle Geldi
      Şol Göz Yumup Açmış Gibi

      İşbu Söze Hak Tanıktır
      Bu Can Gövdeye Konuktur
      Bir Gün Ola Çıka Gide
      Kafesten Kuş Uçmuş Gibi

      Miskin Âdem Oğlanını
      Benzetmişler Ekinciye
      Kimi Biter Kimi Yiter
      Yere Tohum Saçmış Gibi

      Bir Hastaya Vardın İse
      Bir İçim Su Verdin İse
      Yarın Orda Karşı Gele
      Hak Şarabın İçmiş Gibi

      Yunus Emre
      --------------------------------------

      Bu dünya ol ahiretten içeri
      Aşıkın yeri var kimseler bilmez
      Yunus öldü diye sela verirler
      Ölen beden imiş aşıklar ölmez



      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi zargana -- 16 Ağustos 2006; 15:36:40 >
      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:38:53
      Ölüm Gelmişse

      Bitmişse
      Kızıllığını avuç avuç içtiğimiz şafaklar
      Öğleler, ikindiler çoktan geçmişse
      Bir akşamüstü garipliği
      Sarmışsa her yeri
      Güneş devrilmiş
      Renkler solmuş
      Sesler kesilmişse
      Son kuşlar da geçip gitmişlerse ufuktan
      Ve çiçekler
      Bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın
      Bil ki ölüm saati gelmiştir
      Senden uzak, kendimden uzak
      Tüm umutlardan ve her şeyden uzak
      Ben ölmüşümdür uzaklarda bir yerde
      Gövdesini kurtların oyduğu
      Bir ağaç gibi devrilmişimdir
      O anı sen bileceksin herkesten önce
      Herkesten iyi sen anlıyacaksın
      Çâresizliğini, yıkılmışlığını
      Sevdiğin adamın
      Ve seni nasıl sevdiğini
      Duyacaksın derinden derine
      Belli belirsiz
      Bir gölge düşecek gözlerine
      Fakat ağlamıyacaksın, ağlamıyacaksın
      Sen tek gelinim, sen tek kadınım
      Sen güzelim, nazlım, bebeğim
      Kadersizim sen
      Gülerken ağlayanım, ağlarken gülenim
      Varlığım, nedenim, alınyazım benim
      Elbette ağlamıyacaksın
      Çünkü sonsuzluklar
      Sonsuz sevenler içindir
      Çünkü ölüm
      Sevmeyi ve ölmeyi bilenler içindir.

      Ümit Yaşar Oğuzcan



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:41:02
      Üşür Ölüm Bile

      Bir ormanda tutup onu
      Bağladılar ağaca
      Yumdu sanki uyur gibi
      Gözlerini usulca

      Bir soğuk yel eser
      Üşür ölüm bile
      Anlatır akan kanı
      Beyaz sesiyle

      Diz çöktüler karsısına
      Sonra ateş ettiler
      Parçalanan yüreğine
      Yuva kurdu mermiler

      Bir soğuk yel eser
      Üşür ölüm bile
      Anlatır akan kanı
      Beyaz sesiyle

      Gelip kondu bir güvercin
      Ellerine o gece
      Kırmızı bir çelenk oldu
      Bileğinde kelepçe

      Bir soğuk yel eser
      Üşür ölüm bile
      Anlatır akan kanı
      Beyaz sesiyle

      Ülkü Tamer



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:43:49
      Ölüm

      foyası
      ömrünü
      şavkır
      ki
      ölüm
      de
      özünde
      aykırı
      aşktır.

      Metin Altıok



      _____________________________

    • Binbaşı
      1325 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:45:14
      Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is,
      Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
      Beni bilimle anla iki gözüm, felsefeyle anla,
      Ve tarihle yargıla...

      Bal değildir ölüm bana,
      İdam gül değildir bana,
      Geceler çok karanlık,
      Gel düşümdeki sevgilim,
      Ay ışığı yedir bana...

      Ahh... Ben hasrete tutsağım,
      Hasretler tutsak bana
      Bıyığımdan gül sarkmaz,
      Bıyık bırakmak yasak bana,
      Mahpus bana, sus bana.
      Yağlık ilmek boynuma...
      Sevgili yerine
      Koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım,
      Ve sonra sabırla beklerim,
      Bulutları çekersiniz üstümden,
      Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız,
      Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana...
      Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim,
      Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum,
      Gözlerimde güneş koşar,
      Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma...

      Duygu bana, öykü bana,
      Roman gibi her an bana
      Hücremde yalnızım gel,
      Gel düşümdeki sevgilim,
      Soyunup hazırlan bana.

      Biraz sonra asmaya götürecekler beni,
      Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni,
      Hoşçakalın sevdiklerim;
      Dört mevsim, yedi kıta, mavi gök...
      Bütün doğa hoşçakalın...
      Hoşçakalın sevdalılar,
      Çocuklar, üniversiteliler, genç kızlar,
      Sonsuz uzay, gezegenler ve yıldızlar,
      Hoşçakalın...
      Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları,
      Sevda türküleri ve şiirler.
      Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler.
      Dağlarında yürüdüğümüz toprak,
      Yalınayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın...
      Hoşçakalın ağız tatlarım;
      Sıcak çorbam, çayım, sigaram...
      Havalandırma sıram, banyo sıram, kelepçe sıram...
      Parkamı, kazağımı, eldivenlerimi, ayakkabılarımı,
      Ve kalemimi, ve saatimi,
      Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
      Hoşçakalın, hoşçakalın...

      Dostum bana, sevdam bana,
      Soluğunu geçir bana,
      Uyku tutmuyor gözüm,
      Anılar sıraya girdi.
      Gel anne süt içir bana.

      Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar,
      Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar,
      Yedi bölge, dört deniz,
      Yedi iklim, altmış yedi şehir,
      Okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları...
      Deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar,
      Asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar,
      Ve işçiler ve köylüler...
      Hoşçakal ülkem
      Hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim,
      Hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya,
      Hoşçakalın dünyanın bütün halkları,
      Sınırlı olmayan mekâna,
      Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben;
      En sevda halimle, en yaşayan halimle,
      Gidiyorum dostlarım,
      Hoşçakalın, hoşçakalın...
      Beni yaşamımla sorgula iki gözüm,
      Beni yüreğimle, beni özümle,
      Bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,
      Tarihle anla beni,
      Ve öyle yargıla...


      Ersin Ergün



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:46:07
      Ölüme Övgü

      Sen olmasan duyar mıydım gerçekten
      Özlem nedir acı nedir ayrılık ne
      Ölüm sana övgüler düzenleme
      Boynumun borcu olsun yürekten

      Ölüm seni seviyorum inan ki
      Hani alırsın diye sevdiğimi
      Hep korku hep tasa içindeyim
      Yani yaşamın daha içindeyim

      Ölüm seni seviyorum şaşma buna
      Sen olmasan bilir miydim hançeri
      Ölüm seni seviyorum yaklaş daha
      Yaşamın görünsün görkemli albenisi

      Ölüm seni duymasaydım derinden
      Düşünebilir miydim evreni
      Evren ki renk renk bin bir görünümde
      Saçılır şenlik fişekleri gibi

      Ölüm seni kucaklıyorum seviden
      Nelerle tanıştırmadın ki beni
      Sana borçluyum duyularımın keskinliğini
      Seni yaşadıkça varolduğumu yeniden

      Nahit Ulvi Akgün



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:48:14
      Her Şey Uzaktadır

      Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,
      Her an peşimizden koşan gölgemiz,
      Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.
      Uzaktadır her şey; anneler, kızlar...

      Uzaktadır her şey, hep... yalnız ölüm,
      Her yerde, her an yakınımız, ölüm.

      Ahmet Muhip Dıranas



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:50:21
      Ölümü Düşünmek

      Mümkün mü ağlasın annem
      Mezarımın başucunda
      Ben sesimi çıkarmıyayım
      Hayırsız bir evlat gibi

      Bir bulut uçsun da
      Ben başımı kaldırmıyayım
      Yağmur dindikten sonra
      Gezinmiyeyim caddelerde

      Ah, mümkün mü bir güzel kadın
      Geçsin de yanımdan
      Ben seyretmiyeyim
      İçimi çekerek

      Muzaffer Tayyip Uslu



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:52:21
      Kuşun Ölümü

      Kuş damdan düşünce
      sarışın bir yürüyüşüdür artık ölümün
      bir yağmurdur açılan kuraklığa
      bir yağmurdur kulübesi nisandan
      ve onun ayaklarina dolanan o gökyüzü
      kansız yüzleridir diri kuşların
      kuş düşünce camdan

      kuş düşünce damdan
      kızlar saçlarıyla ölümü düşünürler
      uzun bacaklı tanrılar koşuşur sokaklarda
      kuş öldü herkes mi arıyor
      gençlik mi yürüyor herkese ve mi arıyor
      onun gözlerini satılan çarşılarda
      kuş öldü kanadının altındaki o yara
      yağmurun karanlığını getiriyor geceye
      yagmurun ırmaklarını getiriyor geceye
      kuş öldü
      küçücük bir yorgunluktu ölmeden önce

      öldü, kim ısıtır artık onun ellerini
      suların aynasında üşüyen ellerini
      suların saygısıyla üşüyen ellerini.

      İsmet Özel



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:54:47
      Doğunun Ölümleri

      ölüm bir aşirettir doğuda

      ay ışığı gülden hoyrat
      gölleri güzelden talandır
      ve asi , durak bilmez ağıtlarıyla
      uçsuz bucaksız turnalarını
      kat kat gurbete durmuş evvel baharla
      sevdası göçer olandır

      ve bu nasıl bir serencâmdır
      satılır umudu beye
      hasreti bir meta gibi
      ve alınandır
      ve tuzdan, bozkırdan ninelerini
      bir çığlık gibi mengeneden mengeneye
      sokup çürüten rüzgârdır

      türküsü ki eşkıyaya geniş
      ve bir kekliğe dardır
      ovayı çelen bakışlı
      ve bir fişekliğe dizilmiş
      gibi omzu kuş nakışlı ağaçlarıyla
      acıya pusu kurandır

      ölüm bir aşirettir doğuda

      Hilmi Yavuz



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:57:06
      Ölümün Yükselişi ve Çöküşü

      Ne zaman bir yakını ölse birinin,
      Onu ilk-ölüm sanır kalır o.

      Ne zaman bir sevdiği ölse birinin,
      Onu en-ölüm alır kalır o.

      Ne zaman bir saydığı ölse birinin,
      Onu hep-ölüm bulur kalır o.

      Ne zaman bir-bildiği ölse birinin,
      Onu son ölüm sayar kalır o.

      Ne zaman bir umduğu ölse birinin,
      Onu yok-ölüm duyar kalır o.

      Ne zaman bir her şeyi ölse birinin,
      Kendini ölümlerle yaşar kalır o.

      Ne zaman bir kendisi ölse birinin,
      Ölümlerde kendini yaşar kalır o.

      Özdemir Asaf



      _____________________________

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.