Şimdi Ara

Türk kelimesinin milletimizin adı olarak geçtiği ilk Türkçe metinler...

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir (1 Mobil) - 1 Masaüstü1 Mobil
5 sn
26
Cevap
0
Favori
29.494
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Türk kelimesinin milletimizin adı olarak geçtiği ilk Türkçe metinler...


    Orhun Yazıtları Köktürk imparatorluğunun ünlü hükümdarı Bilge Kağan döneminden kalan yazılı taşlardır. Bu taşlar, hem maddî hem de manevi bakımdan Türk dili, kültürü ve tarihinin en değerli anıtlarıdır. "Türk" kelimesi, Türk milletinin adı olarak ilk defa bu bengü taşlarda geçmektedir. Bunlar, Türk edebiyatının ilk şaheseri, Türk hitabet sanatının muhteşem örneği, Türk yazı dilinin ilk belgeleridir. Şüphesiz daha önceki dönemlerden kalma Türkçe metinler ve kitabeler de vardır.

    "Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin... İlk Türk tarihi... Taşlar üzerine yazılmış tarih... Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması... Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri... Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası... Türk askerî dehasının, Türk askerlik sanatının esasları... Türk gururunun ilâhî yüksekliği... Türk feragat ve faziletinin büyük örneği... Türk içtimaî hayatının ulvî tablosu... Türk edebiyatının ilk şaheseri... Türk hitabet sanatının erişilmez şaheseri...

    Hükümdarane eda ve ihtişamlı hitap tarzı... Yalın ve keskin üslubun şaşırtıcı numunesi... Türk milliyetçiliğinin temel kitabı... Bir kavmi bir millet yapabilecek eser... Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık... Türk dilinin mübarek kaynağı... Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulade işlek örneği... Türk yazı dilinin başlangıcını miladın ilk asırlarına çıkartan delil... Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika... Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser... İnsanlık aleminin sosyal muhteva bakımından en manalı mezar taşları... Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı..." (Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Ön Söz'den)

    KÖKTÜRKLER


    6. yüzyılın başlarından 7. yüzyılın ortalarına kadar olan dönemde Köktürk İmparatorluğu Mançurya'dan İran'a kadar uzanıyordu. Türk boyları güçlü hakanların buyruğunda birleşmiş, Batı Kağanlığı Doğu Kağanlığına tâbi olmuş, bir merkezden idare edilen Türkler Asya'nın hâkimi durumuna gelmişlerdi. Fakat daha sonra imparatorluğu teşkil eden kavimler arasındaki çekişme, Türk Beyleri arasındaki dayanışmanın bozulması. Çin'in entrikaları ve özellikle güçlü kağanların gelmeyişi İmparatorluğun çökmesine yol açtı. Devletin doğu kısmı Çin hâkimiyetine geçti. Çin daha sonra batı kısmına da yayılmaya başladı. Türk illeri işgal, Türk boyları esir edildi.
    Fakat bu esaret uzun sürmedi, İlteriş Kağan dağılan milleti topladı; 680-682 yıllarında devleti Çin esaretinden kurtararak yeniden kurdu.

    BİLGE VE KÖL TİGİN KARDEŞLER


    İlteriş Kağan öldüğü zaman oğulları Bilge ve Köl Tigin henüz 7 ve 8 yaşlarında idiler. Onun için İlteriş Kağan'ın yerine kardeşi Kapgan Kağan geçti. Kapgan Kağan zamanında devlet eski haşmetine ulaştı.
    Kapgan Kağan'ın ölümünden sonra Bilge Kağan Taht'a oturdu. Kardeşi Köl Tigin ve buyrukçu (vezir) ihtiyar Tonyukuk' un yardımı ile devleti daha da kuvvetlendirdi. Onun devrinde "Türk Birliği" tam olarak bir kere daha sağlandı. Birliğin sağlandığı her devirde görüldüğü gibi, Bilge Kağan zamanında da Türk Devleti eşsiz bir kudret haline geldi.

    Köl Tigin 731'de, ağabeyi Bilge Kağan 734'de öldüler. Köl Tigin öldükten bir yıl sonra, yani 732 yılında, Bilge Kağan kardeşi için bir ebedî taş yontturdu, başka deyişle bir anıt diktirdi. Bu taştaki yazılar, o eşsiz kitabe, Bilge Kağan tarafından kaleme alınmıştır. Bilge Kağan bu kitabede, kardeşinin yüceliğini, kahramanlığını, Türk milleti için unutulmaz hizmetlerini dile getirir. Kendi ölümünden sonra oğlu tarafından onun adına dikilen anıtta yine Bilge Kağan konuşmaktadır. Ebedî taşa, onun sağlığında söyledikleri, devleti nasıl kurdukları ve yücelttikleri, Türk milletine vasiyeti, nakşedilmiştir. Her iki taşta benzer ve birbirinin aynı olan cümleler vardır. Çünkü Bilge Kağan, unutulmaması gereken olayları ve kendisinden sonra tutulacak yolu ısrarla belirtmek istemişti.

    BiLGE TONYUKUK


    Bilge Kağan ve Köl Tigin anıtlarından başka, Koço Çaydam bölgesinde Tonyukuk için dikilmiş bir ebedî taş daha vardır. Bu anıtı Bilge Tonyukuk, sağlığında, 725'ten sonra kendisi için diktirmiştir. Bilge Tonyukuk, İlteriş Kağan'ın isyanına katılan daha sonra Kapgan Kağan'a ve Bilge Kağan'a başkumandanlık, baş vezirlik, baş danışmanlık yapan bu büyük devlet adamı, kağanların ve kendisinin yaptıklarını anlatmaktadır

    YAZITLARIN YERİ


    Orhun Yazıtları, bugünkü Moğolistan'da, Baykal Gölünün güneyinde, Orhun nehri vadisinde, Koşo Çaydam gölü yakınlarındadır. 48. enlem ve 107. boylam arasında kalan bölgededir.

    Anıtların olduğu yerde yalnız dikilitaşlar değil, daha pek çok ve son derece değerli kalıntılar da bulunmuştur. Yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kaplumbağa heykelleri, sunak taşları ile kutsal yer, eski bir Türk başkentidir.

    Heykeller arasında Bilge Kağan'ın, eşinin, kardeşinin heykelleri de bulunmuştur. Yazık ki bunların bazı parçaları kaybolmuş, kalan kısımları da kırık dökük bir durumda ele geçmiştir.


    YAZITLAR NASIL BULUNDU


    Orhun harfleriyle yazılı kitabelerden tarihçi Cüveyni "Talih-i Cihanküşa" isimli eserinde söz etmişti. Eski Çin kaynaklarında da Türklerin böyle anıtlar diktikleri yazılıydı. Fakat 18. ve 19. yüzyıllara kadar ilim dünyası bu anıtların nerede ve ne durumda olduklarını öğrenemedi.

    1709 yılında Rusya ile İsveç arasında yapılan Poltava savaşında, İsveç subaylarından Strahlenberg Ruslara esir düştü ve Sibirya'ya sürüldü. 13 yıllık sürgün hayatında Kuzey Rusya'yı baştan başa dolaşan Strahlenberg, Yenisey'de eski Türklere ait bazı kitabeler buldu. Bunlar, Orhun kitabelerinden iki-yüz yıl önce yazılmıştı. Bu İsveçli subay ülkesine döndükten sonra anılarını yazdı ve Yenisey kitabelerinden söz etti. Bunun üzerine tarihçilerin Türklerden kalan eserlere ilgisi arttı.


    ORHUN YAZITLARI DA BULUNUYOR


    1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev Orhun Abidelerini buldu. Fakat yazılarını okuyamadı. 1890'da bir Fin heyeti, 1891'de de bir Rus heyeti abidelerin olduğu yere gittiler. Resimler çekip bunları ilim dünyasına sundular. Fakat yazılar hâlâ çözülemiyordu.
    Nihayet 1893'te Danimarkalı büyük ilim adamı Thomsen, Orhun yazısını çözmeğe muvaffak oldu. Önce yazılarda çok geçen Tengri (Tanrı), Türk ve Köl Tigin kelimelerini çözen Thomsen, sonra bütün yazıları okudu ve Türk milletine, Türk tarihine yaptığı bu hizmetten dolayı milletimizin şükranlarını kazandı.


    ORHUN ALFABESİ


    Köktürk alfabesini Orhun anıtlarından öğrendik. Onun için Köktürk alfabesi daha çok Orhun alfabesi olarak anılır. Köktürk yazısı, Türk yazı dilinin ilk asırlarında ve özellikle 5. ve 9. yüzyıllar arasında yaygın olarak kullanıldı. Fakat Türkistan'da, bu yazı ile yazılmış, Milâttan çok öncesine ait bazı kaya yazıları da bulunmuştur.
    Orhun alfabesi 38 harflidir. Bunun 4'ü sesli, 4'ü sessiz harftir. Yazıda harfler birbirine birleştirilmez. Kelimeler de birbirinden üst üste konmuş iki nokta ile ayrılır. Yazı sağdan sola, istenirse, yukarıdan aşağıya yazılır. Orhun Abidelerinde satırlar yukarıdan aşağıya yazılmış ve sağdan sola doğru istif edilmiştir.(Bk. Alfabe)

    ORHUN YAZISI


    Orhun yazısı sağdan sola yazılır. Harfler birleştirilmez. Kelimeler ise birbirinden üst üste konmuş iki nokta ile ayrılır. Orhun alfabesi 4'ü sesli, 34'ü sessiz olmak üzere 38 harflidir. Yukarıdaki yazı Köl Tigin anıtının güney cephesindeki metninden alınmış ilk cümlelerdir. (Tengri teg tengride bolmış Türk Bilge Kağan... Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan...) diye başlıyor. "Tengri" kelimesi hem 'Tanrı", hem "gök"anlamına geliyor.

    KÖL TİGİN ANITI


    Bilge Kağan'ın kağan olmasında, kahraman kardeşi Köl Tigin birinci derecede rol oynamıştı. Bilge Kağan kardeşinin ölümüne çok üzülmüş, onun için bir türbe yaptırmış ve anıt diktirtmişti. Bu anıttaki yazılar Bilge Kağan'ın sözleridir. Bilge Kağan burada kardeşiyle birlikte yaptıkları savaşları, devleti nasıl güçlendirdiklerini, kardeşinin kazandığı zaferleri anlatıyor.
    Bu anıt, Bilge Kağan'ın kardeşi, Köktürk prensi ve askeri komutanı Köl Tigin adına dikilmiştir. Köl Tigin, kon yılka yiti yirmike "koyun yılının on yedisinde" (27 Şubat 731) ölmüştür. Cenaze töreni 1 Kasım 731'de yapılmıştır. Türkçe yazıt ise 21 Ağustos 732'de dikilmiştir.
    Köl Tigin anıtı, kaplumbağa şeklinde oyulmuş bir kaideye oturtulmuş. Bulunduğu zaman bu kaidenin yanında devrilmiş durumdaydı. Sonradan yerine dikilmiştir. Rüzgâra dönük tarafında bazı satırlar silinmiş.

    Anıtın yüksekliği 3,75 metredir. Kireçtaşından yapılmıştır ve dört cephelidir. Yukarısı aşağı kısmına göre daha dardır. Doğu ve batı cephelerinin genişliği aşağıda 132, yukarıda 122 santimdir. Güney ve kuzey cepheleri ise aşağıda 46, yukarıda 44 santimdir. Üst kısım kemer şeklinde bitmekte ve yukarıda beş kenarlı olmaktadır. Doğu cephesinin üzerinde kağanın işareti bulunuyor.

    Köl Tigin anıtındaki satırların uzunluğu 235 santimdir. Cetvelden çıkmış gibi düzgün ve güzel harflerle yazılmıştır.

    Bu anıtın etrafında türbenin enkazı, heykel parçaları, iki tarafında heykeller ve balbal denilen işaretli, kabartmalı taşlar dizili 4,5 km. uzunluğunda bir yol bulunmuştur. Heykel parçaları arasında Köl Tigin'in başı ile karısının gövdesi ve yüzünün bir kısmı da bulunmuştur. Ne yazık ki bu heykeller çok parçalanmış, yüzlerini ve boylarını tam olarak gösteren örnekler bulunamamıştır.

    BİLGE KAĞAN ANITI


    Köl Tigin anıtının bir kilometre uzağında ve yerleşme şekli bakımından aynıdır. Yalnız birkaç santim daha uzundur.

    Bilge Kağan anıtı ünlü Köktürk hakanı Bilge Kağan adına dikilmiştir. Anıt, ıt yılı onunç ay altı otuzka "köpek yılının onuncu ayının yirmi altısında" (25 Kasım 734) günü ölen ve 22 Haziran 735'te yuğ töreni yapılan Bilge Kağan adına dikilmiş ve onun kendi ağzından yazılmıştır. Burada yine devletin nasıl büyüdüğü anlatılmakta, ayrıca Köl Tigin'in ölümünden sonraki olaylar ilâve edilmektedir. Bunda ve Köl Tigin'in anıtında Bilge Kağan'ın konuşmasından başka, yeğeni Yolluğ Tigin'in kitabe kayıtları da yer alır.

    Bilge Kağan'ın türbe ve heykel kalıntıları da bulunmuştur. Fakat hem anıt,hem heykeller daha çok tahrip edilmiş durumdadır.

    TONYUKUK ANITI


    Tonyukuk anıtı iki dikilitaş halindedir. İkisi de dört cephelidir. Bulunduğu zaman taşlar devrilmemişti. Fakat yazılar daha silik durumdadır.

    Tonyukuk, Bilge Kağan'ın babası İlteriş Kağan'ın , amcası Kapgan Kağan'ın ve Bilge Kağan'ın baş bilicisi, baş buyrukçusu yani baş veziri idi. Bu anıtı ihtiyarlık devrinde kendisi diktirmiştir ve oradaki yazılar da kendisine aittir.

    Tonyukuk, kendisi için diktirdiği taşlarda Köktürklerin Çin esaretinden nasıl kurtulduğunu, kurtuluş savaşını nasıl yaptıklarını,kendisinin neler yaptığını anlatır. Tonyukuk anıtının birinci taşında 35, ikinci taşında 27 satır yazı vardır.

     Türk kelimesinin  milletimizin adı olarak  geçtiği ilk Türkçe metinler...



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest -- 23 Eylül 2006; 15:08:48 >



    _____________________________
    psn
    acaltun17




  •  Türk kelimesinin  milletimizin adı olarak  geçtiği ilk Türkçe metinler...



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest -- 20 Nisan 2006; 6:17:45 >
    _____________________________
    psn
    acaltun17
  •  Türk kelimesinin  milletimizin adı olarak  geçtiği ilk Türkçe metinler...

    Orhon Vadisi



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest -- 20 Nisan 2006; 6:21:59 >
    _____________________________
    psn
    acaltun17
  •  Türk kelimesinin  milletimizin adı olarak  geçtiği ilk Türkçe metinler...

    Köl Tigin Yazıtı
    _____________________________
    psn
    acaltun17
  •  Türk kelimesinin  milletimizin adı olarak  geçtiği ilk Türkçe metinler...

    Tonyukuk (Doğu)

     Türk kelimesinin  milletimizin adı olarak  geçtiği ilk Türkçe metinler...

    Tonyukuk (Kuzey)



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest -- 20 Nisan 2006; 6:28:51 >
    _____________________________
    psn
    acaltun17




  •  Türk kelimesinin  milletimizin adı olarak  geçtiği ilk Türkçe metinler...

    Tonyukuk I Yazıtı

     Türk kelimesinin  milletimizin adı olarak  geçtiği ilk Türkçe metinler...

    Tonyukuk Külliyesi
    _____________________________
    psn
    acaltun17




  • Eline sağlık güzel çalışma, bundan 15 sene evvel benim dönem ödevimdi bu konu, keşke bu teknolojiye o zaman sahip olsaymışım...
    _____________________________
    hmm
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • Sağlık olsun artık. . .
    _____________________________
    psn
    acaltun17
  • Yazıtlar neden dik olarak yerleştirilmiş?Bulanlar mı dik koymuşlar.Neden bir sütuna duvara tablete yazılmamış?
    Dik olarak koyulması kutsal birşey olduğundan mı?Mesela tanrı için mi yazmışlar.
    _____________________________
    Taçtan uzak duranlar her zaman kral olur.
  • Benim de açtığım bir konu vardı
    http://forum.donanimhaber.com/m_4992239/tm.htm
    _____________________________
  • çok guzel bi paylaşım olmuş..saol mimayınkaf...
    özellikle şu orhun abecesi ilgimi çekti...
    _____________________________
    güneşten kaçan insanların güneşi sevmesi gibi bazen...
  • quote:

    Orjinalden alıntı: homo_sapiens
    Yazıtlar neden dik olarak yerleştirilmiş?Bulanlar mı dik koymuşlar.Neden bir sütuna duvara tablete yazılmamış?
    Dik olarak koyulması kutsal birşey olduğundan mı?Mesela tanrı için mi yazmışlar.


    Üstat, atalarımız Göktanrı inancına sahiplerdi (İslamiyet Öncesi Dönem). Ezeli ve ebedi olanın Gökyüzünde olduğunu kabul ederlerdi ve bu mükemmelliyet tek idi. Sorunuzun inanç sisteminin akislerinden ötürü kaynaklandığı tahmin edilmekte ile birlikte muhtelif Halk bilimi araştırmacıları da bu noktada hemfikirlerdir. . .

    Bugün mezarlıklarımızın niçin (genellikle) şehirlerin en üst, yüksek noktalarında yer aldığını ya da mezarlıklara meyva yeren ağaçların niçin dikilmediğini ( Kutsal Ağaç Kültü) yahut bizim minarelerimizin Arap ülkelerindeki veya diğer müslüman ülkelerindeki minarelerden neden farklı biçimde olduğunu düşünürsek ve cevaplara yönelirsek burda sizin sorunuzun yanıtının gizli olduğunu görebiliriz. . .



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest -- 20 Nisan 2006; 19:14:00 >
    _____________________________
    psn
    acaltun17




  • quote:

    Orjinalden alıntı: homo_sapiens
    Yazıtlar neden dik olarak yerleştirilmiş?Bulanlar mı dik koymuşlar.Neden bir sütuna duvara tablete yazılmamış?
    Dik olarak koyulması kutsal birşey olduğundan mı?Mesela tanrı için mi yazmışlar.


    Yukarıda bahsettiğimiz bilgilerin yanı sıra bildiğimiz gibi Türklerin yaşantısında Atın çok önemli bir yeri vardı.

    At üstünde yaşayan ve bunu yaşam koşulu olarak kabul eden bir toplumduk ( Uygurlar sonrası yerleşik hayatın yayılmaya başlaması ve İslamiyetin kabulu ile yerleşik hayatın tamamen kabullenilmesi dönemlerinden önceki süreç. ). Bunun izlerini ev şekillerinden başlamak üzere yiyecek içecek mutfak kültürüne, giyim kuşam kültüründen savaş taktiklerine kadar birçok alanda görebilmek mümkündür.

    Bu yüzden tabletlere yazılması, çoğaltılması, elden ele gezdirilerek dağıtılması ve toplumun genelinin haberdâr olmasının sağlanması çok güç sayılırdı. O dönemin şartlarını göz önüne alarak yaptığımız değerlendirde inançların akislerine rastladığımız gibi toplumsal yaşayış tarzının da bu hususta etken olduğunu görebilmekteyiz. . .

    Umarım yardımcı olabilmişimdir.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest -- 20 Nisan 2006; 19:17:14 >
    _____________________________
    psn
    acaltun17




  • quote:

    Orjinalden alıntı: BaMKaN

    Eline sağlık güzel çalışma, bundan 15 sene evvel benim dönem ödevimdi bu konu, keşke bu teknolojiye o zaman sahip olsaymışım...


    benimde tam 10 sene önce dönem ödevimdi bu konu, hitabelerde neler yazdığını bulucam diye bi kütüphaneden diğerine gittim durdum, bilmiyorum ama bu değerli yazıları monitörden çok kitaplarda okumak daha bi başka oluyor, o zamana uçuyorsun birden...
    _____________________________
  • Saolasın güzel çalışma... uğraşmışın bayağı...
    _____________________________
    İki şey kalitesiz insanın özelliğidir.
    1-) Sürekli şikayet etmek
    2-)Dedikodu yapmak.
    İnsanlar hakkında sürekli kötü düşünenler bilmezler ki kötülük ve şer onların tâ en derinlerine işlemiştir!
  • quote:

    Orjinalden alıntı: _fisico_
    benimde tam 10 sene önce dönem ödevimdi bu konu, hitabelerde neler yazdığını bulucam diye bi kütüphaneden diğerine gittim durdum, bilmiyorum ama bu değerli yazıları monitörden çok kitaplarda okumak daha bi başka oluyor, o zamana uçuyorsun birden...


    O zaman bir de size kitap ismi verebilirim;
    Muharrem ERGİN - Orhun Yazıtları.

    Tüm âbidilerin birebir nüshalarını bulabileceğiniz ve de Orhun yazıtları hakkındaki önsözüyle okunulması şart olan bir eser. . .
    _____________________________
    psn
    acaltun17




  • Olay budur yaw çok çok teşekkür ederim...
    _____________________________
  • Estağfurullah. . .

    @homo_sapiens, Yardımcı olabildim mi ?
    _____________________________
    psn
    acaltun17
  • Güzel bir çalışma yapmışsınız @mimayınkaf
    _____________________________
  • ÖNCELİKLE TEŞEKKÜR EDERİM BİLGİLER İÇİN,
    BENİM KAFAMA TAKILAN BİR KONU İSE
    YÜZYILLARDIR SÜRE GELEN VE GELİŞMEKTE OLAN BİR KÜLTÜRÜ OLAN TÜRK MİLLETİNİN
    ŞU AN GÜNÜMÜZDE BİLE KULLANDIĞI BİR ALFABESİNİN OLMAMASI.
    SANIRIM SADECE UYGUR TÜRKLERİNİN KENDİNE HAS BİR ALFABESİ VARDI ONLARIN DIŞINDA
    KENDİ ALFABESİ OLAN BAŞKA BİR TÜRK DEVLETİ VARMIDIR BİLEN VARMI.

    YADA TÜRKLER ARAP ALFABESİNİ YADA LATİN ALFABESİNİ KULLANANA KADAR NEDEN KENDİ ALFABESİNİ GELİŞTİREMEMİŞTİR
    VE ORHON YAZITLARI TÜRK ALFABESİ İLE YAZILSI İSE DİĞER TÜRK DEVLETLERİNİN BUNA SAHİP ÇIKMAMASININ SEBEBİ NE OLABİLİR....
    BİLGİSİ OLAN VARSA SEVİNİRİM

    TEŞEKKÜRLER



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi zlyha -- 1 Eylül 2006; 14:48:14 >
    _____________________________
    İMAN ETMEK GÖRÜNMEYENE İNANMAKTIR, MÜKAFATI İSE GÖRÜLMEYENİ GÖRMEKTİR...
  • 
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.