Şimdi Ara

Evrensel gelir: Yapay zekanın sadakası mı, yeni bir sosyal hiyerarşi mi?

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
27
Cevap
3
Favori
1.509
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
19 oy
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Evrensel gelir: Yapay zekanın sadakası mı, yeni bir sosyal hiyerarşi mi?
    Teknoloji devlerinin yükselişiyle birlikte artık yalnızca kodlar değil, hayatlarımızın anlamı da yeniden yazılıyor. Yapay zekanın yazılım geliştirmekten hukuki metinler hazırlamaya, otomobil kullanmaktan hastalık teşhisine kadar birçok alanda insanları geride bırakmaya başladığı bu dönemde önümüzdeki 20-30 yılda neler olacağını tahmin etmek çok zor. Özellikle yapay zekanın (AI) iş gücüne etkisi tartışılırken bu dönemlerde bir başka kavram giderek daha fazla gündeme geliyor: evrensel temel gelir (Universal Basic Income - UBI). Bazılarına göre yapay zeka, aslında insanları çalışmak zorunda kalmadan yaşayabilecekleri bir dünyaya götürebilir. Peki, gerçekten öyle mi?



    Öncelikle bazı somut gerçekleri kısaca hatırlatmak istiyorum. Indeed kariyer sitesinin yayınladığı rapora göre Temmuz ayında teknoloji iş ilanları 2020’ye göre yüzde 36 düştü. Ayrı bir rapora göre ise sadece teknoloji sektöründe işten çıkarmalar geçen yıla göre yüzde 36 artarak neredeyse 90 bin oldu. Bu sayının en az 27 bini doğrudan yapay zeka etkisiyle açıklanıyor. Neredeyse tüm teknoloji devleri (farklı sebepler gösterseler de) yapay zekanın gelişiyle birlikte on binlerce çalışanı işten çıkarmaya devam ediyor. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında yatırım bankası Goldman Sachs'ın bir raporu, yapay zekanın küresel olarak 300 milyon tam zamanlı işe eşdeğer bir işi tümüyle değiştirebileceğini ve ABD ile Avrupa'daki iş süreçlerinin dörtte birini etkileyebileceğini öngörmekte.



    Yeni toplumsal uzlaşma fikri



    İşten çıkarmalar sadece teknoloji firmalarında değil, tüm sektörlerde yaşanıyor. Bu ekonomik felaketin “evrensel temel gelir” veya “vatandaşlık geliri” adı altında kapsayıcı bir olguyla sonuçlanabileceği konuşuluyor. Şimdi biraz daha derine inelim.



    Evrensel gelir: Yapay zekanın sadakası mı, yeni bir sosyal hiyerarşi mi?
    Bu fikir şimdilerde yoksullukla mücadele eden toplulukların gündeminden çok, Elon Musk ve Sam Altman gibi teknoloji elitlerinin dilinde şekilleniyor. UBI'yi, yapay zekanın yaratacağı işsizlik krizine karşı bir önlem olarak sunuyorlar. Ama bu “kurtarıcı” söylem aslında çok daha derin bir niyetin üzerini örtüyor olabilir: toplumsal kabullenme karşılığında mutlak güç elde etmek.



    UBI fikri, antik Atina’dan 18. yüzyılın düşünürleri Thomas Paine ve Joseph Charlier’e, 1960’ların sivil haklar hareketlerinden 2008 krizine kadar farklı dönemlerde yeniden gündeme gelmiş olsa da günümüzdeki tartışmalar büyük ölçüde yapay zeka kaynaklı iş kayıpları etrafında şekilleniyor.



    Evrensel temel gelir (UBI), yalnızca otomasyon karşısında bir "geçim yardımı" değil, aynı zamanda çağımızın dönüşen ekonomik ilişkilerine yanıt olarak şekillenen yeni bir sosyal sözleşme önerisi olarak sunuluyor. Stanford Basic Income Lab'in verilerine göre, son kırk yılda dünya genelinde 160’tan fazla UBI pilotu gerçekleştirildi. Bu denemeler, yoksulluğun azaltılması, sağlık ve eğitimde olumlu etkiler gibi sonuçlar doğurmuş olsa da istihdam üzerindeki etkiler hâlâ belirsizliğini koruyor.



    Öte yandan UBI’nin uygulanabilirliği konusundaki temel sorun da henüz değişmiş değil: nasıl finanse edilecek? ABD özelinde yapılan bazı hesaplamalar, asgari ihtiyaçları karşılayacak düzeyde bir UBI’nin, mevcut tüm sosyal yardımların toplam maliyetinin iki katı olabileceğini gösteriyor. Bazıları yeni vergilerde çözümü ararken Bill Gates gibi isimler ise "robot vergisi" gibi yeni vergi modelleriyle çözüm öneriyor. Ancak bu önerilerin UBI ile doğrudan bir bağı olmaktan çok, genel bir eşitsizlik dengelemesi hedeflediği görülüyor.



    Sonuç olarak UBI, basit bir sosyal yardım planı değil, daha büyük bir "yeni toplumsal uzlaşma" fikrinin parçası.



    Ancak görünürde toplumun refahı için dillendirilen UBI, aslında AI teknolojilerinin yaşamın her alanına entegre edilmesini meşrulaştıran bir araç haline evriliyor gibi görünüyor. Bu söylemin arkasındaki mantığı anlamak için sadece ekonomik ya da etik değerlendirmeler yeterli değil. Burada iki kritik boyut öne çıkıyor: UBI’nin faydacı hesaplarla araçsallaştırılması ve toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştiren “sembolik şiddet”in sistematik hale gelmesi.



    Sosyolog Pierre Bourdieu’nün kavramsallaştırdığı bu sembolik şiddet, görünüşte iyiliksever olan bu yaklaşımın aslında eşitsizlikleri derinleştiren bir ideolojik aygıta dönüştüğüne işaret ediyor. Çünkü bu düzenlemede insanlar sadece AI kullanıcıları ya da geliştiricileri olarak değil, AI’ın merhametine bırakılmış edilgen faydalanıcılar olarak konumlandırılıyor.



    Teknoloji elitlerinin yutturmacası



    Evrensel gelir: Yapay zekanın sadakası mı, yeni bir sosyal hiyerarşi mi?
    Bu tartışmanın merkezinde ise teknoloji elitlerinin söylem inşası var. Elon Musk, AI'ın kaçınılmaz yükselişinin ardından insanların artık çalışmak zorunda kalmayacağını savunuyor ve “yüksek evrensel gelir”in yeni norm haline geleceğini öne sürüyor. Ona göre asıl mesele, makinelerin her şeyi bizden iyi yaptığı bir dünyada insan yaşamının hâlâ bir anlamı olup olmayacağı. OpenAI CEO’su Sam Altman da benzer şekilde teknolojinin hem işleri yok edeceğini hem de devasa bir servet yaratacağını, dolayısıyla UBI’nin kaçınılmaz hale geleceğini belirtiyor.



    Ancak bu söylemler, sadece teknolojik bir geleceği planlamakla sınırlı değil. AI elitleri, UBI’yi savunarak hem toplumsal muhalefeti önlemeye çalışıyor hem de kendi pozisyonlarını güçlendiriyor. Çünkü büyük iş kayıpları, gelir adaletsizlikleri ya da orta sınıfın erimesi gibi sorunlar bu söylem sayesinde “öngörülmüş ve çözülmüş” gibi sunulabiliyor. Oysa bu planın kazananı AI sistemlerini geliştiren, yöneten ve bu ekosistemin tüm ekonomik değerini elinde tutan teknoloji devleri oluyor.



    Cömertlik mi, sadaka mı yoksa yeni hiyerarşi mi?



    Musk ve Altman gibi figürler UBI’yi, AI'ın istihdamda yaratacağı yıkımı dengeleyici bir önlem olarak sunarken bu fikir aynı zamanda “yararı en yükseğe çıkarma” mantığıyla da meşrulaştırılıyor. Bu faydacı bakış açısı, toplumun genel refahını artırmak adına insan emeğinin yerini makinelerin almasının ahlaki bir karşılığının olup olmadığını sorgulamak yerine, sonucu “genel iyilik” üzerinden aklamaya çalışıyor.



    AI’ın insanlığın tüm temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği, insanlara daha fazla boş zaman, hatta daha yüksek bir performans seviyesi sağlayabileceği bir gelecek vizyonu sunuluyor. Ancak bu vizyon, yalnızca temel ihtiyaçlara odaklı ve sabit bir UBI'nin, toplumun daha derin kırılmalarını çözmekten uzak olduğu gerçeğini örtbas ediyor. Çünkü bu sistem, yalnızca en yoksullar arasında daha eşit bir dağılım sağlarken AI sahipleri ile geri kalan dünya arasındaki yapısal uçurumu derinleştiriyor.



    Bu durum sadece refahı değil, bireylerin sahip olduğu özgürlükleri ve kapasiteleri de hesaba katmak gerektiğini hatırlatıyor.



    Örneğin Musk’ın “Eğer bir bilgisayar ve robotlar her şeyi sizden daha iyi yapabiliyorsa, hayatınızın bir anlamı var mı?” sorusu, insan varoluşunun sadece ekonomik değil, varlık temelli bir sorgulamasına da yol açıyor. Peki ya bu teknolojilerin kontrolü yalnızca birkaç gücün elinde toplanırsa? Bu sadece bir “verimlilik artışı” değil, gücün hükümetler, şirketler ve seçkin sermaye sahipleri lehine yeniden dağıtılması anlamına gelebilir. O halde bu sistemin, gerçekten toplumun genel yararını gözettiğini nasıl iddia edebiliriz?



    Üstelik, Sam Altman’ın desteklediği ve OpenResearch tarafından 2020–2023 yılları arasında yürütülen bir araştırma, UBI’nin AI kaynaklı ekonomik sorunlara karşı “tam bir çözüm olmadığını” açıkça ortaya koyuyor. 1.000 düşük gelirli katılımcıya üç yıl boyunca ayda 1.000 dolar verilen bu deney, temel harcamalarda rahatlama sağlasa da, eğitim, sağlık ya da iş kalitesinde anlamlı bir iyileşme yaratamadı. Bu bulgular, UBI’nin kısa vadeli ekonomik stresleri hafiflettiğini ancak uzun vadeli sistemik eşitsizlikleri çözmekte yetersiz kaldığını gösteriyor. Bu nedenle AI elitlerinin sunduğu faydacı hesaplamalar gerçekte pek de işlemediği gibi, bu yaklaşımın “ideolojik ve çıkar odaklı” olduğu yönündeki eleştiriler daha da güçleniyor.



    Sembolik şiddet



    Evrensel gelir: Yapay zekanın sadakası mı, yeni bir sosyal hiyerarşi mi?
    Bu noktada, sosyolog Pierre Bourdieu’nün “sembolik şiddet” kavramı devreye giriyor. Sembolik şiddet; açık baskıdan farklı olarak, toplumsal hiyerarşileri sürdürmek için kullanılan, görünmez ama etkili bir tahakküm biçimidir. Bourdieu’ye göre bu tür şiddet, baskıyı yaşayan kişiler tarafından bile doğal ve meşru olarak kabul edilebilecek kadar derinlemesine işler. Özellikle veri odaklı dijitalleşmenin hakim olduğu çağımızda, uzmanların işaret ettiği “veri kolonizasyonu” da, bu sembolik tahakkümün dijital bir tezahürü olarak karşımıza çıkıyor.



    Yapay zeka ve UBI bağlamında ise bu sembolik şiddet, AI’ın “evrensel bir iyilik” olarak sunulmasında kendini gösteriyor. Bu anlatı, “tüm toplumu refaha kavuşturacak” masalını işlerken aslında bu teknolojilerin doğrudan ya da dolaylı olarak yarattığı eşitsizliklerin üzeri örtülüyor.



    Halk, UBI’yi kendi yararına bir çözüm olarak benimserken gerçekte AI elitlerinin kurduğu düzenin normalleşmesine ve meşrulaşmasına katkıda bulunuyor. Bourdieu’nün ifadesiyle bu durum, bir “yanılgı yoluyla meşrulaştırma” sürecidir. İnsanlar, bu teknolojik dönüşümü sorgulamak yerine, onu kaçınılmaz ve hatta gerekli olarak kabulleniyor.



    Sonuç olarak, yapay zekanın neden olduğu sorunlara UBI gibi “çözümler” üretmek, sadece semptomları hafifletmekle kalıyor; asıl meseleyi—eşitsizliğin yapısal köklerini ve iktidarın merkezileşmesini—görmezden geliyor.



    Şaşırtmayacağı gibi AI elitleri, aynı zamanda UBI’yi en çok savunan kişiler. Çünkü bu söylemle hem teknolojik güçlerini meşrulaştırıyorlar hem de toplumu kontrol altına alabilecekleri bir “gönüllü bağımlılık” ilişkisi yaratıyorlar. Onlar "koruyucu sağlayıcılar", geri kalan herkes ise sadece “pasif faydalanıcılar”.



    UBI, AI'ın yaratacağı toplumsal yıkımı telafi edecekmiş gibi sunuluyor. Ancak bu strateji, söz konusu yıkımın kaynağı olan güç dengesizliklerine hiç dokunmadan, yüzeysel bir denge sağlama illüzyonu yaratıyor. Yapısal reformlar olmadan uygulanan bir UBI’nin, yalnızca yoksulluğun semptomlarını bastıracağı ve kök nedenleri ortadan kaldırmayacağı birçok uzman tarafından vurgulanıyor.



    Panzehir değil, zehrin ta kendisi



    UBI’nin ardındaki sembolik şiddet, en tehlikeli haliyle kendini adalet ve kapsayıcılık gibi değerler üzerinden gösteriyor. Çünkü bu değerler AI etiği söylemlerinin merkezinde yer alıyor. Ancak UBI'nin şu anki haliyle “herkes için eşit fayda” sunduğu iddiası sadece gerçekleri maskelemeye yarıyor. Aslında AI teknolojilerinin getirileri son derece eşitsiz bir biçimde dağılırken, UBI yalnızca bu adaletsizliği kabul edilebilir bir forma sokuyor. İnsanlar bu yapay güvenlik ağına razı oldukça, teknolojinin gerçekten herkesin hizmetine sunulması ihtimali gitgide uzaklaşıyor.



    Buradaki sembolik şiddet sadece ekonomik değil; aynı zamanda epistemik bir düzeyde işliyor. Yani yalnızca ekonomik ilişkileri değil, düşünme biçimimizi de şekillendiriyor. AI elitleri UBI'yi kaçınılmaz bir sonuç olarak sunarak, bizlere başka bir seçenek olmadığını düşündürüyorlar.



    Ayrıca, işin psikolojik boyutu da göz ardı ediliyor. İstihdam, bireyler için yalnızca bir gelir kaynağı değil, aynı zamanda bir kimlik, sosyal bağ ve anlam kaynağı. İşin kaybı, sadece ekonomik değil, varoluşsal bir boşluk da yaratabilir. Bugün ise yapay zeka devrimi, mülkiyeti elinde tutanları daha da güçlendirirken, “prekarya” adı verilen yeni bir güvencesiz sınıfı yaratıyor. Bu sınıf, AI sayesinde zenginleşenlerin gölgesinde, sürekli bir belirsizlik ve yetersizlik duygusuyla yaşıyor.



    Özetle, UBI’yi AI çağının panzehiri olarak sunan bu anlatı, aslında daha büyük bir düzenin korunmasını sağlıyor: AI’ı geliştiren ve yöneten sınıfın mutlak hakimiyeti.




    Kaynak:https://www.frontiersin.org/journals/artificial-intelligence/articles/10.3389/frai.2025.1488457/full
    Kaynak:https://www.cbsnews.com/news/ai-jobs-layoffs-us-2025/
    Kaynak:https://apnews.com/article/ai-layoffs-tech-industry-jobs-ece82b0babb84bf11497dca2dae952b5
    Kaynak:https://blogs.lse.ac.uk/businessreview/2025/04/29/universal-basic-income-as-a-new-social-contract-for-the-age-of-ai-1/
    Kaynak:https://www.forbes.com/sites/bernardmarr/2024/12/12/will-ai-make-universal-basic-income-inevitable/







  • Amacım bir reçete sunmak değildi. Aslında şu anda bir çözüm de yok. Kimse milyonlarca kişi işsiz kaldığında ne olacağını bilmiyor, çünkü bu daha önce deneyimlenmiş bir şey değil.

    Ancak işte tam da bu nedenle bu tür yazılara ihtiyaç var. Mevcut sistem, hızla değişen bu gerçekliğe hazırlıksız yakalandı. Ne sosyal politikalar, ne ekonomik yapılar ne de etik çerçeveler buna hazır değil. Yazı çözüm sunamıyor çünkü elimizde henüz işe yarar bir çözüm yok. Ama bu durumun görmezden gelinmesi tartışılmaması, ötelenmesi çok daha büyük bir risk.

    Yani yazının sorduğu şey şu: Bir yöne gidiyoruz ama kimse direksiyonda değil, farkında mısınız?
    Çözüm yok yazıda.

    - UBI’yi kötüledik,
    - YZ’yi kötüledik,
    - Robotları kötüledik.

    Bu kötülemelere rağmen, o gelecek geldi ve gerçekleşiyor. Sonuç olarakta; inşanlar işsiz, aşsız ve çatısız. Para kazanamıyorlar.

    Çözüm ne?

    Mağaralarda barınıp, börtü böcek mi yiyecekler. Taş devrine mi döneceğiz.

    Çözüm yoksa;
    - insanlar neden yaşasın?
    - umutları neden olsun?
    - neden çocuk yapsınlar?

    Evet görmezden gelinmemeli. Fakat varolan sistem yıkılırken yerine gelecek sistemden de bahsedilmeli.


    Mavi beyaz ayırt etmeksizin bütün yakalı çalışanları etkileyecek bir gelecekten hatta bugünden bahsediyoruz.


    Türkiye özelinde konuya bakarsak:

    Toplamda 15,9 milyon kişinin önümüzdeki 10-15 yıl içinde işsizlik riski var.

    YZ ve robot teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla, 15 milyonun üzerinde kişi işini kısmen veya tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıya.

    Bu sayı, Türkiye’deki toplam kayıtlı çalışanların neredeyse yarısına denk. 2 bilemedin 3 seçim sonra Türkiye’deki çalışan nüfusun yarısı işsiz, aşsız ve çatısız kalacaklar. Çalışabilecek durumda olmalarına rağmen iş bulamayacaklar. Para kazanamayacaklar.


    Hiç kimsenin de umurunda değil bu durum.


    Robotlar çalışacak, iş yerinin sahibi cebini dolduracak. Vatandaş işsiz kalacak. Patronun cebi kasası hanı hamamı villası yatı havuzu maseratisi işsiz insanlar bolca varken ürettiklerini kime satacakta dolacak? Ekonomik sinerji nasıl oluşacak?


    İş bulabilen şanslı azınlığa. Diğerleri? Çalışabilecek durumda olan ancak iş bulamayanlar? Onlar ne olacak? Robottan otomasyondan vergi toplanıp çalışabilecek durumda olan ancak iş bulamayan insanlara dağıtılarak bu insanları topluma kazandırmazsak nur topu gibi büyük bir sorunumuz daha ortaya çıkacak. Adı da anarşi. Bu insanlar çalışmak istiyor para kazanmak istiyor ancak iş yok? Ne yapacaklar? Evde çocuklar aç, ranttan beslenen şirret ev sahibi kira bekler, elektrik/su/internet vb. faturalar bekler. Ne yapacak bu insanlar? Sisteme karşı çıkacaklar. Ayaklanacaklar. Nasıl bir çözüm sunacaksın. 16 milyon kişiyi dört duvar arasına mı hapsedeceksin. Bunu yapamazsın. Öyleyse? İşte evrensel temel gelir. Herkese temel ihtiyaçlarını (yeme/içme/barınma) karşılayacak düzeyde bir gelir vereceksin. Toplumsal huzuru tesis edeceksin.


    Şahsen eğer bu gerçekleşirse; direk köye yerleşmeye çalışırım. Tabii aile olduğumuz için bunun kararı ortak verilmeli. İnek, tavuk, kaz, hindi, bağ bahçe yapmaya başlarım. Gocunmam da. Geçmişte çok güz güzledik.  

  • Çözüm yok yazıda.

    - UBI’yi kötüledik,
    - YZ’yi kötüledik,
    - Robotları kötüledik.

    Bu kötülemelere rağmen, o gelecek geldi ve gerçekleşiyor. Sonuç olarakta; inşanlar işsiz, aşsız ve çatısız. Para kazanamıyorlar.

    Çözüm ne?

    Mağaralarda barınıp, börtü böcek mi yiyecekler. Taş devrine mi döneceğiz.

    Çözüm yoksa;
    - insanlar neden yaşasın?
    - umutları neden olsun?
    - neden çocuk yapsınlar?

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • mystiery_ kullanıcısına yanıt
    Amacım bir reçete sunmak değildi. Aslında şu anda bir çözüm de yok. Kimse milyonlarca kişi işsiz kaldığında ne olacağını bilmiyor, çünkü bu daha önce deneyimlenmiş bir şey değil.

    Ancak işte tam da bu nedenle bu tür yazılara ihtiyaç var. Mevcut sistem, hızla değişen bu gerçekliğe hazırlıksız yakalandı. Ne sosyal politikalar, ne ekonomik yapılar ne de etik çerçeveler buna hazır değil. Yazı çözüm sunamıyor çünkü elimizde henüz işe yarar bir çözüm yok. Ama bu durumun görmezden gelinmesi tartışılmaması, ötelenmesi çok daha büyük bir risk.

    Yani yazının sorduğu şey şu: Bir yöne gidiyoruz ama kimse direksiyonda değil, farkında mısınız?

  • (Meraklısına)

    Tekno-Feodalizm:

    tr.m.wikipedia.org
    Neo-feodalizm - Vikipedi
    https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Neo-feodalizm


    Kavanozdaki Yıldız (Apaçık Radyo programı):

    Konu ile direkt ilgili podcast bölümleri

    share.transistor.fm
    Kavanozdaki Yıldız | Tekno-Feodalizm: Kapitalizm öldü - Bölüm 1
    https://share.transistor.fm/s/0f128681


    share.transistor.fm
    Kavanozdaki Yıldız | Tekno-Feodalizm: Kapitalizm öldü - Bölüm 2
    https://share.transistor.fm/s/bbe3c420


    share.transistor.fm
    Kavanozdaki Yıldız | Tekno-Feodalizm: Kapitalizm öldü - Bölüm 3
    https://share.transistor.fm/s/73674d85


    share.transistor.fm
    Kavanozdaki Yıldız | Platformlar ve bulut teknolojisi
    https://share.transistor.fm/s/6a005011


    share.transistor.fm
    Kavanozdaki Yıldız | Tekno-Feodalizm: Kapitalizm öldü - Bölüm 5
    https://share.transistor.fm/s/33a93b2a


    share.transistor.fm
    Kavanozdaki Yıldız | "Çetelerin Siyaseti" ve Tekno-feodalizm
    https://share.transistor.fm/s/165c43fb


    Podcast adresi:

    https://feeds.transistor.fm/kavanozdaki-yildiz

    Herhangi bir Podcast uygulamasına yukarıdaki link eklenirse, tüm bölümlere erişim mümkün oluyor.

    (Podcast Addict uygulamasını kullanıyorum.)

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • Dünyanın yönetenler ya da yönetiyorum fantezisi yaşayanlar bundan vazgeçmeyecek her oyunu oynayacaktır. çekilmiş çokca film vardır hangisini seçersen seç, sonuç aynı. benim şahsi düşüncem ise ya ızdırap içinde yönetenlerin keyfine göre yaşacaksın artık şekli nasıl olur orası biraz kısmet. ya da yapay zeka insanları yönetecek ki öğrenen yapay zeka sonunda ulan insanlar siz doğaya faydalı değil zararlısınız ekosistem için faydanız da yok deyip matrix ve terminator deki gibi insanlara Yallah çekebilir. yani ya herro ya merro çok düşünmeyin yaşayın, hissedin, şükredin dünyada diğer herşey ızrıdap sebebi.

  • Metin Yasir Akpınar kullanıcısına yanıt

    Evet görmezden gelinmemeli. Fakat varolan sistem yıkılırken yerine gelecek sistemden de bahsedilmeli.


    Mavi beyaz ayırt etmeksizin bütün yakalı çalışanları etkileyecek bir gelecekten hatta bugünden bahsediyoruz.


    Türkiye özelinde konuya bakarsak:

    Toplamda 15,9 milyon kişinin önümüzdeki 10-15 yıl içinde işsizlik riski var.

    YZ ve robot teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla, 15 milyonun üzerinde kişi işini kısmen veya tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıya.

    Bu sayı, Türkiye’deki toplam kayıtlı çalışanların neredeyse yarısına denk. 2 bilemedin 3 seçim sonra Türkiye’deki çalışan nüfusun yarısı işsiz, aşsız ve çatısız kalacaklar. Çalışabilecek durumda olmalarına rağmen iş bulamayacaklar. Para kazanamayacaklar.


    Hiç kimsenin de umurunda değil bu durum.


    Robotlar çalışacak, iş yerinin sahibi cebini dolduracak. Vatandaş işsiz kalacak. Patronun cebi kasası hanı hamamı villası yatı havuzu maseratisi işsiz insanlar bolca varken ürettiklerini kime satacakta dolacak? Ekonomik sinerji nasıl oluşacak?


    İş bulabilen şanslı azınlığa. Diğerleri? Çalışabilecek durumda olan ancak iş bulamayanlar? Onlar ne olacak? Robottan otomasyondan vergi toplanıp çalışabilecek durumda olan ancak iş bulamayan insanlara dağıtılarak bu insanları topluma kazandırmazsak nur topu gibi büyük bir sorunumuz daha ortaya çıkacak. Adı da anarşi. Bu insanlar çalışmak istiyor para kazanmak istiyor ancak iş yok? Ne yapacaklar? Evde çocuklar aç, ranttan beslenen şirret ev sahibi kira bekler, elektrik/su/internet vb. faturalar bekler. Ne yapacak bu insanlar? Sisteme karşı çıkacaklar. Ayaklanacaklar. Nasıl bir çözüm sunacaksın. 16 milyon kişiyi dört duvar arasına mı hapsedeceksin. Bunu yapamazsın. Öyleyse? İşte evrensel temel gelir. Herkese temel ihtiyaçlarını (yeme/içme/barınma) karşılayacak düzeyde bir gelir vereceksin. Toplumsal huzuru tesis edeceksin.


    Şahsen eğer bu gerçekleşirse; direk köye yerleşmeye çalışırım. Tabii aile olduğumuz için bunun kararı ortak verilmeli. İnek, tavuk, kaz, hindi, bağ bahçe yapmaya başlarım. Gocunmam da. Geçmişte çok güz güzledik. Evrensel gelir: Yapay zekanın sadakası mı, yeni bir sosyal hiyerarşi mi? 


    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • Yapay zekayi anlatan yazi bile yapay zeka ile olusturulmus. Guler misin aglar misin? 😃

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________
    &#8220;Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fâni dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme!&#8221; (Mesnevi-î Nûriye, s. 122)
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • Veya şöyle bir senaryo da olabilir. Sanal gerçeklik iyice geliştikten sonra insanları ordaki hayata entegre edip susturabilirler. Bizler VR ile olmayan bir alemde hayatlarımızı yaşarken, gerçek dünya sorgusuz sualsiz cirit atan makinelerin elindedir. Ve makinelereden kaçacak yerde yok, bir ormanda, mağarada veya çok uç iklime sahip bir yerde saklanmaya çalışılabilir ancak zaten bu duruma muhtaç kalacak seviyeye gelirsek korkarım ki bu basit yöntem de etki etmeyecek, eliyle koymuş gibi bulacak bizi. Günün sonunda Einstein'ın "3. Dünya savaşı nasıl olur bilmiyorum ama 4. Dünya savaşı taş ve sopalar ile olacak" sözü aklıma geliyor. Ve şunu da biliyorum ki birgün taş ve sopalarla savaşma şansı elde edebileceğimiz geleceğe kavuşursak aslında tekrardan makinelerin çağını geri getirme arzusu taşıyacağız içimizde. Belki bu sefer farklı olur, belki daha iyi yönetiriz diyeceğiz ve gene duygularımızn kurbanı olacağız. Günün sonunda tek sorun kaynağı insanın açgözlülüğü.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Xilbalba -- 4 Ağustos 2025; 8:8:15 >
    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >




  • Sanal saçmalık bir gaz ile yutturulma çabaları.

  • mystiery_ kullanıcısına yanıt
    Mülkiyetsizleştirmek 1. düşünce. Parayı kaldırmak 2. düşünce. Nüfusu azaltmak 3. düşünce. Herkes sıkıntıyı yaşayınca, sisteme çalışıp karın tokluğuna razı olmayı öğrenecek.

  • İmkanı olan tarım işini öğrensin ufak bir toprak almaya baksın. En azından kendi gıdanı üretir karnını doyurursun.

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________
  • Zaten bir gün bütün işi robotlar ve yapay zekâlar yapacak, çok az sayıda çalışan insan yine olur. Bu iyi bir şey, asıl sorgulanması gereken neden şimdiye kadar köle gibi çalıştığımız olmalı. Kira ödeyip maaşınız ile faturaları ödeyip sadece bir ayakkabı bile alamıyor ve doğru dürüst beslenip tatil yapamıyorsak bu köleliktir. İnsanlar insan gibi gezip toza bilmeli bir kaç saat çalışıp kalan vakitlerini ailesine ve hobilerine ayirabilmeli emeklilik sistemi yerine bir gün bu olacaktır, ama burada geçilir mi bilinmez..!



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi tobepeople -- 4 Ağustos 2025; 13:29:46 >
    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
  • Bizde imkansız, bütçe zaten delik, neyin evresel geliri, bunlar gelişmiş ülke tartışmaları.

    _____________________________
  • And what if AI is OPEN-SOURCE? What means that to UBI?

    This writing is misleading on the aims of UBI and only centers on the Silicon Valley view, ignoring the decades of academic and activist work to make UBI a human right.

  • mystiery_ kullanıcısına yanıt

    Çözüm üretmek kolay değil. Oldukça paralel bir konuda ben de zihnimi zorlasam da net ve açık bir çözüm öneremedim. Bu konuyu aşağıdaki çözüm öneremediğim ama antik Roma üzerinden belirli içgörüler paylaşan mesajımı yazdıktan sonra gördüm. Bu kadar paralel noktalar üzerinde durmamız biraz şaşırtıcı da.


    https://forum.donanimhaber.com/mesaj/yonlen/161853569


    Haberdeki analize gelirsek neo-Gramschian bir terminolojiye de oturtulabilir çünkü esasında yazıda anlatılan yapay zekanın oluşturduğu yeni bir dünya düzeninde veya tarihsel blokta yapay zeka elitlerinin - artık rızığa mahkum olmuş eski kitlelerin rızası (consent) üzerine kurulup rızaları uyarınca sürdürülebilirlik kazanan - hegemonyası. Sembolik şiddet Gramschian hegemonya ve rıza okuması ile ciddi paralellik göstermekte.


    Hatta böyle bir analizde yeni bir düzenin gelişinden bile söz edilemez; zaten varolan eşitliksiz ve elit hegemonyalı dünya düzeni ve ulusal blokları insanların yapay zeka gelişiminin yönetimi karşısında gerçekten düzeni eleştirmelerinin (critical thinking) önüne geçmek adına düzenin teknokratlarınca problem çözme (problem-solving) temelde tadilata tabi tutulur. Evrensel gelir gibi naneler icat edilir. Ama bu gerçek bir eleştirel ele alış ve gerçek bir çözüm teşkil etmeyip statükonun devamlılığına ve statükoya karşı toptan bir toplumsal patlama yaşanmamasına hizmet eder. Gramschian analiz sisteme - burada sistemden kasıt da esasında ulus devlet bloklarıyla el ele vermiş bir kapitalist sistemdir - dışardan bir gözle samimi bir eleştirel bakış ile varolan ya da gelişmekte olan bir sisteme ilişkin problem çözücülüğü böyle birbirinden ayırır. "Problem çözücülük" sistemin devamlılığı için zaruri olup kendisini gerçekten eleştirel bir çözüm gibi satan bir tutumdur.


    Elbette evrensel gelir gerçek bir eleştirel çözüm denemez. Evrensel gelir Augustus'un Res Gestae Divi Augusti'sinde bahsettiği sessizce anayasal monarşiye evrilen tekrardan kurulmuş cumhuriyetinde düzenli dağıttığı ihsanları hatta Roma'nın Mısır ve Africa gibi üretken eyaletlerini kullanarak asırlarca devam ettirdiği ekmek karnesini andırmaktadır.


    Augustus bu tarz ihsanlarla halk kitlelerinin ve ordudaki lejyonerlerin hoşnutluğunu ve üstün iktidarına (imperium maius) olan rızasını garantiliyordu ve başka generallerin veya senatörlerin geçmişte olduğu gibi mülksüz halkın ve emeklilik planlayan askerlerin arzularına oynayarak kendisine meydan okumalarının, bir yandan cumhuriyetin tekrardan iç savaşa sürüklenmesinin önüne geçiyordu.


    Artık çok büyümüş Roma'da kaynak ve statü kavgaları önce elitlerin kendi aralarında şiddetli iç savaşlarına, ardından Romalıların ilkin akıllı devlet adamı Augustus şahsında imperator (kumandan) dedikleri güçlü bir moderatör figür seçmeleriyle ve bu figürün elitler arasındaki hassas dengeyi ezici gücüyle modere etmesiyle sonuçlandı.


    Tabii Roma fazlasıyla askerileşmiş ve bu askeri zeminde aşırı rekabetçi bir bağlam. Modern kapitalizmin dijital yayıncı ve piyasa spekülatörü kibar yapay zeka teknokratları ve sermayedarları Romalı elitler kadar birbirlerine muhalif olurlar mı, o denli birbirlerine girerler mi, emin değilim. Nasıl bir düzen kuralacağı konusunda anlaşamayacaklarını varsaymak için de çok sebep sayılabilir. Çin'in de yükseldiği bir devirde ABD siyasetinin evrimini kestirmek de çok güç ve Çin Komünist Partisi'nin elitleri yavaş yavaş dünya düzenini yeniden tanımlarken her şeyi ABD'li düzen kuruculara ve Musk gibi kimselere bağlamak da eksik bir tablo sunar.


    Bu arada en başta yaptığım ve hatta haberdeki epey Marksizm soslu analizlerdir. Yani bu tip analizler kitleleri aydınlatma ve ajite ederek - devrim için - ateşleme derdinden olan bir entelektüel, politik gelenekten türer. Ama klasik anlamıyla düpedüz bir devrimden söz etmek artık o kadar popüler değil, o sebeple bu analizler böyle ılımlı ve entelektüel halleriyle karamsar görünüyorlar.


    Ben bu kadar karamsar olmamamız gerektiğini düşünüyorum. En basitinden yapay zekayı yalnızca Musk gibilerin değil; diğer ve daha sıradan insanların ve kapsayıcı sosyal odakların da çıkarlarına dönük bir silah olarak araçsallaştırabileceğini ve yapay zeka vasıtasıyla birçok şeyi etkileyebileceklerini unutmayalım.


    O kadar Roma'dan söz ettik. Düşmanlarını taklit eden, düşmanlarının silahlarını benimseyen, tüm dışlayıcı ve muhafazakar eğilimlerine rağmen insan kaynaklarını etkileyici biçimde kapsayıcı kullanan Roma küçük bir kent devletinden medeniyetin beşiği Akdeniz'i çevreleyen yegane biricik imparatorluğa dönüşmüştü. Öbür mesajımda da Roma'ya bir içgörü sağlayıcı olarak başvurmuştum. Belki de çözüm - Roma'yı savaştığı herkesten daha büyük yapmış - 1) kapsayıcılık 2) koşullara göre dönüşümde (adaptasyonda) yatmaktadır.


    Ama elbette dediğim gibi ne tür bir mekanizma veya açık çözüm öneriyorsunuz diyorsanız o becerilerimi fazlasıyla aşar. :)

    < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    We're beyond sympathy at this point, we're beyond humanity.




  • DH Misafiri D kullanıcısına yanıt
    I understand it maybe looks like the article is only taking UBI from Silicon Valley side but honestly that was not the main idea. I didn’t try to explain all the history or activism behind UBI, more like how the meaning of it can change today-especially now AI is moving everything so quickly.

    These days, AI is really changing how we talk about work and economy. So this was the main focus of the article.

    It’s not saying old ideas about UBI are wrong. It’s just asking: with all these new things happening, maybe we should think again how we see UBI?

  • Nat Alianovna kullanıcısına yanıt
    Harika yazmışsınız hocam. Yazının satır aralarında tartışmaya açmaya çalıştığım pek çok meseleyi siz daha teorik bir çerçevede ve tarihsel katmanlarla ortaya koymuşsunuz.

    UBI gibi önerilerin mevcut düzende “radikalmiş gibi” pazarlanması ama aslında statükonun sürdürülmesine hizmet etmesi tam da bahsettiğiniz o "problem-solving" refleksine karşılık geliyor. Sorunu sistemin dışından değil, içinden çözüyor gibi yaparak eleştirel düşüncenin yönünü saptırıyor.
    Augustus’un toplumsal rıza inşası için yürüttüğü politikalarla bugün bazı yapay zeka elitlerinin önerdiği "evrensel gelir" arasında düşündürücü paralellikler var. Özellikle “rızayı satın alma” fikri, çağlar değişse de iktidar tekniklerinin ne kadar süreklilik taşıdığını gösteriyor.

  • Vatandaslik maasi verilse dahi 2050 yilinda dunya nufusu 12 milyar oldugunda hickimse 12 milyar insana maas veremez. Her insana $2000 dolar maas verildigini dusunun, ortalama da 5 milyar insana versinler hadi.


    10 trilyon dolar aylik, 120 trilyon dolar da yillik butce lazim. Bu yuzden vatandaslik maasi diye bir sey hayal etmeyin bosuna.


    Dunya nufusu 500 milyon olsaydi ve calismayan 100 milyon insana maas baglansaydi, o zaman aylik saece 1 trilyon dolar butce gerekirdi ki yillik 12 trilyon dolar surdurulebilir olurdu.


    Bu yuzden dostlarim, dunya nufusu 500 milyonun altinda kalmalidir. Uzeri maalesef aclik ve sefalet getiriyor.


    Kimse cocuk yapmazsa, illaki de aykiri insanlar, buyuk resmi gorenler cocuk yapacaktir. Bu sekilde 2300 yili civari dunya nufusu dogal yollardan 500 milyonun altina duser.


    Bu gelecegimiz icin elzemdir. Savaslarla, hastaliklarla ugrasmaya gerek yok ki tasvip de etmiyorum boyle bir seyi. Sadece cogunluk cocuk yapmayacak ki artik yapmiyor zaten. Yapanlara da 1 cocuk izni verilecek, boylece anne ve baba olduklerinde 2 kisi 1'e dusmus olacak. Bu azalma ile 250 yil icinde dunyayi yasanabilir bir yer haline getiririz.


    Surekli Osmanlicilik yapmak isteyenlere sesleniyorum... Osmanli zamaninda dunya nufusu 500 milyondu :)


    Dunya nufusunun 500 milyon, Turkiye nufusunun da 10 milyon oldugunu bir dusunun. Ac insan kalir miydi Turkiye de ve dunyada? Egitimli insanlar, mimar, muhendis ya da doktor, hemsire, ogretmen, istedigi hayati o zaman yasardi iste.




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi sensaura -- 5 Ağustos 2025; 15:47:16 >
    _____________________________




  • Yazıda çözüm yok sadece çözüm diye sunulan şeyin olası kötü sonuçları paylaşılmış. İyi de olmuş ama tek çözüm buysa da yapacak bir şey yok. Ya YZ'yi kaldıracaksın ya da UBI olacak, ortası yok. UBI için de evet yüklü bir miktarda "Robot ve Yapay Zeka" vergisi alacaksın bizdeki otomobillere benzer katlamalı hayvan gibi ÖTV var ya aynen bu olacak. Bu da AI kullanmanın ve işsizliğe sebep olan AI'ın bedeli olacak.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • UBI toplumu atrofiye iterek çürümesine yol açar, modern batı toplumları buna asla meydan vermez, zaten bu nedenle tarih boyunca hep karşı çıktılar.
    1929 buhranı gibi bir dönem yaşanır, ondan sonra yeni işler icat edilir. Sanayii devriminde de ortaya çıkan ofis işlerini masada oturanları o zamanın insanları hep yadırgamıştı, biz de çıkan yeni iş dallarını yadırgayacağız ama sonraki nesiller normal görecek. Ne olabilir bu işler? Genelde YZ ve robot odaklı olur, YZ'yi entellektüel olarak zorlayanlar yeni nesil akademisyenler olur, insanlar YZ'ye karşı oyun oynar ciddi iş yapıyorum sanabilir. Robot sevk ve kontrol işleri olabilir.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • 
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.