Şimdi Ara

partlar

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
7
Cevap
0
Favori
3.337
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • merhaba arkadaşlar vikipedide tarih okurken part diye bir imparatorluğa rastladım.ağır süvariyi bulan ve atlı okçu tekniğini part tekniğini batılılara karşı ilk kullanan devlettir.bir videoda partların kürt olduğunu söylüyordu.bu konuyla ilgili araştırma yaptım ve partların kürt olduğunu söyleyen bir yazı buldum. partların kürtlerle alakalı olduğunu söyleyen yazıda ahamenişlerin kürt olduğunu söylüyordu.ama ahamenişler kürt değil iranlıdır iranlılar ve kürtler akraba olmakla birlikte aynı millet değildir.yunan medeniyeti diyor yunan medeniyeti iskender fetihleri hellenistik dönem asyasında kürtlerin etkili olduğu söylüyor.medler kürtlerle iranlıların atasıdır.

    partların kürtlüğüyle ilgili yazı: Tarih her daim tıpkı ilk okul panolarında asılan yazılar gibi yerine yenileri geldi mi değiştirilir, beğenilmeyen atılır, bazılarının hiç yazıları oraya bile alınmaz ve o kişiler kendi içinde çökmeye mahkum bırakılır. Şimdi diyeceksiniz ki bize hikayeler anlatmayın ve ben devam ediyorum yeni ulus devleti “ Türkiye ” kurulduğunda , 15 Nisan 1931 yılında ******* tarafından “ Türk Tarih Tetkik Cemiyeti ” kuruldu. 3 Ekim 1935 yılında adı “ Türk Tarih Kurumu ” olarak değiştirildi. Şimdi tekrar hikayeden devam edelim panolar yazılarla birlikte sökülüp atıldı. Ve yeni bir pano ve yeni öğrenciler geldi.Yani tarihçiler; yalaka , riyakar yazarlar sefa bahçesinde yaşarken, gerçekçi yazar kitlesi kafalarına mahkum edilmiştir, diyerekten asıl konunun derin mevzularına geçelim.
    Peki bu “Türk Tarih Kurumu’nun ” görevi neymiş? Yeni “Türk ” ulus devletin tarihini yazmak.

    Peki tarih yeniden yazılabilir mi? Türk Tarih Kurumu’nun bilindik öğretisi hepimizin aklında…Neymiş?Yıl 1000 civarı Doğu Asya’ dan Altay bölgesinden bir göçebe halkı Anadolu’ya gelmiş ve başka eski Anadolu medeniyeti yokmuş. TTK’nun öğretisinin karmaşık olduğu belliydi, ama gittikçe yalanlar bariz ortaya çıkıyor.

    “Bilim ilerler durmaz, gelişen teknoloji ile insanlığın genetik haritası çıkarılır.” Genetik haritaya göre Anadolu’nun, Mezopotamya’nın Doğu Akdeniz ‘den, Hazar Deniz’ine kadar olan genetik haritasında, Hazar Deniz’inin doğusundan itibaren yaşam yokmuş. Bu ne demek yani, TTK’nun dediği Doğu Asya hikayesi safsataya dönüşmüş. Eğer TTK’nın bize öğrettiği tamamı ile uydurma, tamamı ile saçmalıktan yalan dolandan itibaren başka bir şey değilse. Peki dünya tarihinden genetik harita ile örtüşen bir kanıt var mı? Evet var. Hem de çok.

    -Kürt Medler imparatorluğu(M.Ö.71 5-550) yıllarında genetik haritada gösterilmiş yerde yaşamaktadırlar.
    -Ahameniş İmparatorluğu(M.Ö.55 0-330) yıllarında , gen haritasında geçen yer neresidir, nereden gelmişler ve nasıl bu kadar yayılmışlar.Tüm insanlık tarihinin ilk mimari yapısı olan M.Ö. Nevala Cori(Göbekli Tepe) dir.Dini tapınaklara da bu tarihte burada karşılaşılır.
    İlk yerleşim yeri olan Nevala Cori M.Ö.8000 ilk heykeli, ilk sanatı buradadır. Yani bütün temeller burada atılmıştır.


    Tekrar TTK’na dönelim, peki devlet bu insanlık mirası ile gerçek Anadolu tarihi ile ne yapar sizce.? Sizler Hasankeyf’i iyi bilirsiniz. Tüm insanlık tarihinin ilk kalıntıları hepsinin keşfi yapılmadan, daha kurtarılmadan Hasankeyf’e baraj yapar.Alman Üniversitesinden gelen Arkeologların çalıştığı bölgede, daha uzun yıllar boyunca kazı ve araştırma yapılması gereken bölge 92.000.000 metreküp alan, su altına gömüldü, 65.000 insanın yaşadığı alan ve Anadolu kültürü yok edildi.Bu ne demek peki, insanların ırklarını ve soylarını tamamen yok edip değersizleştirmektir .Yüzlerce kalıntı ve tarihi zenginlik beş kuruş para için mi yok edildi? Hangi devlet tarihini yok etmek ister. Hasankeyf yok olunca Kürt realitesi de yok olacak tabi neden yapmasınlar ki, çünkü yıllarca bu topraklar da sadık olan tek millet bizleriz. Daha da sadık olacağız…
    Bunları bir kenara bırakalım ve bir tarihi ilke daha gelelim; konusu sık sık geçen ilk dünya imparatorluğu:
    - Ahameniş İmparatorluğu (M.Ö.550-330)
    -Bu imparatorluğu kim kurdu ve nereden gelmişlerdir.?
    Bu devlet Yunanlılar ve Romalılar tarafından “Persian” yani Fars olarak adlandırılıyordu. Yani kendi kültüründen farklı olan doğudaki medeniyetlere bu isimleri kullanıyorlardı. Onları küçük düşürmek için. Belirttiğimiz o bölge “Fars” olarak adlandırılıyordu.Ant ik çağdan kalma yazılı “Arami” ve eski “Elamit” kaynaklarına göre Ahameniş İmparatorluğu bugün halen sadece Kürtlerin yaşadığı Ürmiye(Kürtçe:Wurme) gölünün batısında geldikleri biliniyor. Kuzey Mezopotamya da “Persu” diye tarihi bir bölgeden geldikleri. Ve “Persia” kelimesinin Kuzey Mezopotamya “Persu” bölgesinin adından türediği söylenmektedir.Netic ede Ahameniş İmparatorluğu tam olarak hangi dili konuşuyordu?Sormak istediğiniz belki İranca, Farsça değil mi? Kürtçenin onunla ne alakası var diye sorabilirsiniz?
    M.Ö.3. yy kadar İranca diller temelinde ikiye ayrılır:
    1-Batı İranca(Kürtçe)
    2-Doğu İranca
    Frankurt Üniversitesinden Prof. Dr. Jost Gibbert’in yayımladığı grafikte; M.Ö. 3. yy da sonra ikiye bölünen dil ailesi sonra dört ayrı dala ayrılır.Ve bu diller arasında Kuzeybatı İranca olan;
    -Kürtçe
    -Zazaca vardır.

    Ahameniş İmparatorluğu bugün kü İran, Irak, Afganistan, Özbekistan, Türkiye, Suriye, Lübnan,İsrail ve Mısır’ ı kapsıyordu.Bugün halen Lübnan ve İsrail de 5 milyona yakın Kürt vardır.M.Ö. 500 yy.da bugün kü Libya,Yunanistan,Bul garistan,Pakistan,Ka fkasya’yı Sudan ve Orta Asya’ya kadar genişlemiştir.Başken tleri “Persepolistir”.Aske rlerin üzerinde “Ahura Mazda” Zerdüşt dinin baş tanrısının simgesi bulunmakta ve yazmaktadır.İslamiye t’ten önce Kürtler Zerdüşt (Ateşe Tapan)’ü kendilerine din olarak benimsemişlerdir.Esk i Yunan Tarihine göre M.Ö.490 ve 480 de “Marathan” ve “Salamis” te defalarca Antik Yunan’ı yenmişlerdir.M.Ö. 336-M.Ö. 323 yılları arasında o günkü dünya tamamen değişir, Makedonyalı Büyük İskender Ahameniş İmparatorluğunu yıkar.Ve Batı Anadolu’dan Orta Asya’daki Baktria(İranca Bahtar)ve Hindistan sınırına kadar savaşır.Ahameniş İmparatorluğunu yıkar,Mezopotamya’da yandaşları Selevkoş hükümdarlığını kurarlar.Baktria da “Greco Baktria” kurulur.Bu iki Antik Yunan etkinliğinin arasına bir tek Part Krallığı(Pardhia/Arçaklılar) hüküm sürebiliyor.M.Ö. 250 ve 238 yılları arasında Pertler Selevkoşa karşı başarılı savaşır ve bölgenin hükümdarlığını kısmen kazanırlar. Sonra Part Kralı Mehrdad 1. M.Ö. 195-198-137 arası Yunanlara karşı büyük zaferler kazanır.Ve Part Kralı Mehrdad 1. Yunan döneminden sonra Ahamenişlerden sonra yine “şahan şah” kralların kralı ünvanını alır.

    Kürt Medlerden,Kürt Ahamenişlerden sonra Partlar üçüncü tarihi en büyük hanedanlıktır bölgede.
    Partlar tam olarak kim? -Dil grafiğine göre Partlar; Partça dili Kuzeybatı İrancaya ait Kürtçe ve Zazacayı konuşuyorlardı.Nisa/Mithridakert Part imparatorluğunun ilk başkentidir.(Bugünkü Türkmenistan 12 km Aşkabat’ın batısında )Part ve Pehlevi dilinde Tizpon,Tizfun imparatorluğun ikinci başkenti oluyor.Bugünkü Irakta.
    500 yıllık Part zamanında geliştirilen mimariler ıwan(awian –livan) gibi …sonra Müslüman ve Bizans mimarilerine etki etmiştir.Part Kralı Arsakes 2.(M.Ö. 217-197).Part Kralı Mehrdad 1. (M.Ö. 195-138-197) yaşamışlardır.Toplam 39 Kürt Part Kralı vardı.Ve 17 tane resimli paraları bulunmuştur.
    Part İmparatorluğunun devlet dini Zerdüşt’lüktür.Zerdü şt dinin kalıntıları halen Kürt Yezidilerde ve Kürt Alevilerde bulunmaktadır.Kürt-Part imparatorluğu yaklaşık M.Ö. 247-M.S.224 yılına kadar ,yani yaklaşık 500 yıllık tarihi var.Kürtlerin tarihi yoktur diyenlerin dikkatine.Antik Yunan ve Roma kaynaklarında Partlar genellikle Roma’nın doğudaki büyük rakibi olarak geçer. “Carchae Savaşı” (Harranda) M.Ö. 53 yılında ,Part imparatorluğu Romalı general Crassus’u yenmiştir.



    Şu soruları okuculara soruyorum:
    1-Madem Kürtler yoktu neden Hasankeyf sular altında bırakıldı?
    2-Bu kadar köklü bir tarihin bekçisi iken devlet, neden bunların yıkıcısı oldu?..
    Not;Yazılar en kısa zamanda devam edecektir.
    “İran Devrimin en büyük yanlılarından olan ve büyük bir İslam alimi olan Ali Şeriati Yunan medeniyetini Kürtlerin kurduğunu belirtmektedir.” Svgler
    Syglar

    www.rojinliyiz.orgdan alınmıştır.

    videodaki gen haritasının hint avrupa halklarının gen haritası olması lazım.türkler sarı ırka mensuptur.çinliler gibi o yüzden bu haritada türklerin yer almaması normal.birde videoda göçebe halklara barbar gibi bir laf söylemiş.onun nedeni göçebe hakların dolayısıyla türklerin sayesinde hint avrupa halklarının batıya göç etmesi sebebiyle olan tarihsel bir sözdür.yoksa hiçbir kürtle türk arasında düşmanlık yoktur.göçebe halkların ve türklerin batıya yerleşmesi kavimler göçünden itibaren alışılmış bir durumdu ve selçukluların yani türklerin bölgedeki varlığı 1000 yıldan beridir kabul edilmiş bir durumdur.o yüzden türklerle kürtlerin arasında düşmanlığın olduğunu söylemek kabul edilemez bir durumdur.zaten göçebe halklara barbar denilemez çünkü göçebeliğin izin verdiği alanlarda en iyi kültür eserlerini vermişlerdir.türkler yerleşik hayata geçince dünya tarihinde yerleşik kültürle ilgili büyük eserler vermiştir.tarihi inceleyince türkler kadar bu kadar çok sayıda büyük devlet kurmuş bir millet daha bulunmuyor.ama türklerin tarihi kürt tarihine engel değildir. birde ilk uygarlıktan bahsediliyor kürdistan bölgesi ilklerden olmakta birlikte tek değildir birçok yerde yerleşim kurulmuştur.

    video link:http://www.youtube.com/watch?v=ORlZ496PHj4&feature=mfu_in_order&list=UL

    http://www.youtube.com/watch?v=h3gYRadOh74&feature=BFa&list=ULORlZ496PHj4&lf=mfu_in_order

    part devletiyle ilgili yazı:




    Part İmparatorluğu'nun MS 1. yy'daki sınırları

    Aşkâniyân (Part İmparatorluğu)
    MÖ 247 – MS 224
    Başkent: Asaak, Hekatompilus, Hamadan, Ktesifon, Susa, Nisa
    Dil: Orta İran dilleri (Farsça)
    İnanış: Helenizmden etkilenilmiş Zerdüştlük
    Yönetim biçimi: Feodalist monarşi
    Tarihsel dönem: Klasik Antik Çağ
    - Kuruluş: MÖ 247
    - Yıkılış: MS 224
    Para birimi: Dirhem (Drachma)


    --------------------------------------------------------------------------------
    Part İmparatorluğu (M.Ö. 247 – M.S. 224), Arşak İmparatorluğu olarak da bilinir (Günümüz Farsçası ile: اشکانیان Aşkâniyan) kuruluşundan itibaren, Antik Yakın Doğu’da çok etkili politik ve kültürel bir İranlı güç idi. M.Ö. 3. yy’da I. Arşak, Parni kabilesinin şefi tarafından Partya bölgesini ele geçirdikten sonra kuruldu, (“İran’ın kuzey doğusunda ki batı Horasan bölgesi”), sonra bir satraplık (eyalet) olarak Selevkos İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazandı. I Mithridates (M.Ö. 171–138 arası) Selevkoslardan Medya ve Mezopotamya bölgesini alarak imparatorluğun sınırlarını büyük ölçüde genişletti. Bundan sonra, Part İmparatorluğu’nun sınırları Euphrates’in kuzeyinden Doğu Türkiye’ye kadar uzanıyordu. Krallık, Akdenizde Romalılar ile Çin’deki Han Hanedanının arasında bulunan İpek Yolu’nun tam üstünde bulunuyordu, bu sayede hızlıca ticaretin merkezi hâline geldiler.

    Partlar genellikle Pers, Helen ve bölgesel kültürler ile karışmış kendi kültürlerinin sanat anlayışını, mimarîsini ve dinî inanışlarını benimsemeye başladılar. Kuruluşlarının hemen hemen ilk yarısında, Arşak hanedanı, İran geleneklerini tekrardan canlandırmış olmalarına rağmen Yunan kültürünü benimsedi. Arşak hükümdarları ‘Kralların Kralı’ olarak anılırdı, ve kendilerini Ahameniş İmparatorluğu’nun yasal vârisi olarak görürlerdi; gerçekten de, bir çok kralı vassal olarak kabul ettiler, zaten Ahamenişlerin merkezî yönetimi seçmelerine rağmen bir çok özerk satraplığı bulunuyordu. Krallık bir çok satraplık kurdurmuştu, çoğu da İran’ın dışındaydı, fakat bu satraplıklar küçüktü ve Ahamenişlerden daha güçsüzdü. Arşaklıların genişleme gücü ile birlikte, merkezî yönetim Nisa şehrine taşındı, Türkmenistan’dan Ctesiphon’a uzanan Tigris bölgesinde bulunuyordu (modern Bağdat’ın güneyi), tabi sonrasında krallığa bir çok şehir başkentlik yaptı.

    Partların erken dönemde iki düşmanı bulunuyordu: Batıda Selefkiler, doğuda da İskitler. Aynı zamanda, Partlar, batıya doğru genişlemelerinden dolayı, Ermenî Krallığı’yla da sorun yaşadılar, ve geç dönemde ise Roma Cumhuriyeti ile savaştılar. Romalılar ve Partlar kendilerini Ermenistan kralı ilân ettirebilmek için bir süre çekişme yaşadılar. Partlar M.Ö. 53 yılında yapılan Carrhae Savaşı’nda Marcus Licinius Crassus’u büyük bir yenilgiye uğrattılar, ve M.Ö. 40–39 arasında, Part orduları Romalıların elinde bulunan Tyre şehri dışında Filistin’in tamamını ele geçirdiler. Bununla birlikte, Marcus Antonius Partlara bir karşı saldırıda bulundu ve bir çok Roma imparatoru Roma-Part savaşları sırasında Mezopotamya’yı işgâl etti. Romalılar bu savaşlar sırasında yakaladıkları fırsatlarla Selevsiya ve Ctesiphon şehirlerini ele geçirdiler. Alışılagelmiş sivil savaşlar sırasında Part tahtına göz dikilmesi yabancı bir işgâlden daha tehlikeli bir durumdur. Estakhr hükümdarı I. Ardashir’in yönetimini üstlendiği Fars bölgesinde Part hakimiyeti zayıflamaya başlamıştı ve Arşaklılara karşı ayaklanarak son hükümdarları IV. Artabanus’u öldürmüşlerdi (M.Ö. 224). Ardashir M.S. 7. yy’daki Müslüman akınlarına kadar İran’ı ve Yakın Doğu’nun büyük bir bölümünü kapsayan Sasanî İmparatorluğu’nu kurdu, aynı zamanda Arşaklılar bir Ermenî hanedanı olarak yaşamaya devam ettiler

    Farsça, Yunanca ve diğer dillerde yazılmış olan yeni Part kaynakları, Sasanîlerle, hatta erken dönem Ahameniş kaynaklarıyla kıyaslandığında, çok nadir bulunan kaynaklar olarak karşımıza çıkarlar. Bozulmuş tablet yazıları bir yana, çömlekler, taş yazıtlar, sikkeler, ve bazı parşömen belgelerinin günümüze kadar ulaşma şansı ile birlikte, Part tarihi sınırlı kaynaklara sahiptir. Bu kaynaklar genelde Roma ve Yunan belgelerinden oluşurdu, fakat aynı zamanda Partya'daki Çinli tüccarlar sayesinde Çin'e ait kaynaklar da bulunur. Tarihçiler çoğunlukla yazılı kaynak bulamadıklarından Partların kültürünü ve yaşayışlarını anlayabilmek için sanatsal anlayışlarını göz önünde bulundururlar.

    --------------------------------------------------------------------------------

    İçerik:



    1 Tarih
    1.1 Köken ve Kuruluş Devri
    1.2 Genişleme Devri
    1.3 Roma ve Ermenistan
    1.4 Roma ile Barış ve Entrikalar
    1.5 Romalılar ile Savaşların Devamı ve Çöküş Devri
    1.6 Yerli ve Yabancı Kaynaklar

    2 İdare ve Yönetim Sistemi
    2.1 Merkezî Otorite ve Yarı-özerk Krallar
    2.2 Soyluluk
    2.3 Askerîye
    2.4 Para Birimi

    3 Topluluk ve Kültür
    3.1 Helenizm ve İran'ın Dirilişi
    3.2 İnanış
    3.3 Sanat ve Mimarî
    3.4 Giyim-Kuşam
    3.5 Yazı ve Edebiyat





    4 Referanslar ve Kaynakça





    5 Part Hükümdarlarının Listesi


    --------------------------------------------------------------------------------
    TARİH

    Köken ve Kuruluş Devri


    I. Arşak'ın isminin Yunan alfabesi ile yazılmış gümüş sikkesi (MÖ 247–211 ) (ΑΡΣΑΚΟΥ)

    I. Arşak, Arşaklılar devletini kurmadan önce İranlılardan oluşan ve Dahae konfederasyonunu oluşturan antik bir orta-asya kabilesi olan Parni kabilesinin şefiydi. Parniler doğu İran'a ait bir dilde konuşuyorlardı, bu sırada Partya'da kuzeybatı İran'a ait bir dil konuşuluyordu. İkinci olarak bu bölge kuzey doğuda bulunuyordu, ilk olarak Ahamenişlerin, ve sonrasında Selefkilerin hakimiyeti altındaydı. Bölge fethedildikten sonra, Parni; Orta İran dili, Aramîce, Yunanca, Babilce, Sogdiaca ve fethedilen yerdeki bir çok bölgenin dili ile birlikte konuşulan Partların resmî bir dili hâline geldi.

    Arşaklıların bağımsızlıklarını neden M.Ö. 247'de kazandıkları tam olarak bilinmiyor. A.D.H. Bivar, Andragoras adında bir satrapın Selefkilere karşı ayaklanması sonucu Selefkilerin bölgedeki hakimiyetini kaybetmesinden dolayı olduğunu söyler. Bu nedenle Selefkilerin bölgedeki kontrolünü yitirmesi I. Arşak için büyük bir fırsat olarak görülür. Aynı zamanda, Vesta Sarkhosh Curtis söz konusu yılda Arşak'ın Parni kabilesinin şefi olarak seçildiğini iddia eder. Homa Katouzian ve Gene Ralph Garthwaite ise Arşak'ın Partya'yı ele geçirdiği ve Selefkilerin bölgedeki otoristesini yıktığı yıl olarak anlatırlar, ayrıca Curtis ve Maria Brosius, Andragoras'ın M.Ö. 138 yılına kadar Arşaklılar tarafından mağlup edilmediğini söylerler.

    I. Arşak'dan sonra yönetime kimin geldiği pek açık değildir. Bivar ve Katouzian, kardeşi I. Tiridates olduğunu, sonrasında oğlu II. Arşak'ın geldiğini söylerler. (M.Ö. 211) Ayrıca Curtis and Brosius II. Arşak'ın I. Arşak'ın yasal varisi olduğunu konusunda hemfikirdirler ve Curtis bu olayın M.Ö. 211'de olduğunu açıklamıştır, Brosius ise M.Ö. 217'de olduğunu iddia eder. Bivar, I. Mithridates'in yönetimdeki son yılında, yani "Part tarihinin resmî olarak başladığı yıl" olan M.Ö. 138'de olduğu konusunda ısrarcıdır. Tüm bu fikir ayrılıklarını anlattıktan sonra, Bivar, tarihçiler tarafından kabul görülen Partlar için iki farklı hükümdar kronolojisi olması olayını özetlemiştir.


    Partlar sarı, Selefkiler mavi ve Roma Cumhuriyeti mor ile gösteriliyor. (MÖ 200 civarı)

    Bir zaman sonra, Arşak batıda Mısırlı III. Ptolemy Euergetes'in Selefkileri işgâl etmesi (M.Ö. 246–222 BC) avantajından yararlanarak Partya ve Hirkanya bölgesindeki gücünü pekiştirdi. Bu savaş, Üçüncü Suriye Savaşları'nın başlamasına ve (246–241 BC), I. Diodotus'un ayaklanarak Orta-Asya'daki Baktriya Krallığı'nı kurmasına vesile oldu. Sonraki vâris, II. Diodotus, Selefkilere karşı Arşaklılarla müttefiklik kurdu, fakat Arşaklılar II. Seleucus Callinicus tarafından Partya'dan atıldı. (M.Ö. 246–225). Bir süre göçebe Apasiacae kabilesinde zaman geçirdikten sonra, Arşak bir karşı saldırıda bulundu ve Partya'yı geri aldı. II. Seleucus'un vârisi, III Büyük Antiochus (M.Ö. 222–187), güneydeki Medya bölgesinde bulunan Molon şehrinde çıkan bir ayaklanmadan dolayı bu saldırıya karşı koyamadı.

    III. Antiochus MÖ 210 ya da 209 yılında Partya ve Baktriya'yı tekrar ele geçirmek için büyük bir sefere çıktı. Başarısız oldu, fakat II. Arşak ile bir ateşkes imzaladı. Sonrasında III. Antiochus'un boyun eğmesiyle birlikte krallık ünvanını aldı (Yunanca: basileus). Selefkiler; Partların, Romalıların hadlerini aşmaları ile ilgili meselelerine ve Magnesia'da aldıkları yenilgiye müdahele edemiyorlardı (MÖ 190). Partyalı Phriapatius'tan sonra (MÖ 191–176 arası) II. Arşak tahta geçti, ve sonra Partyalı I. Phraates (MÖ 176–171). I. Phraates Selefkilerin müdahalesi olmadan Partya'yı yönetmeyi başardı.

    Genişleme Devri


    I. Mithridates'in at üzerindeyken silüetinin kazındığı bir taş (MÖ 171–138) İran

    I. Phraates'in Partya'yı genişleterek İskenderîn Kapılarına dayandırdığı ve Apamea Ragiana şehrini ele geçirdiği kaydedilmiştir, fakat hangi bölgede bulunduğu bilinmiyor. Partların en büyük genişlemesi ve en büyük sınırlara sahip olması, kardeşi ve vârisi olan I. Mithridates dönemine denk gelir. (MÖ 171–138 arası), bu dönem, ilk Ahameniş İmparatoru Büyük Kiros'un dönemi ile denk görülebilir (MÖ 530).

    Mithridates'in ordularının, Baktriyalıların iki vilayetini ele geçirmesiyle ve I. Diodotus'un ölümüyle beraber Partlar ve Baktriyalılar arasındaki ilişkiler kötüleşmeye başladı. (I. Eucratides dönemi - MÖ 170–145). Selefkilere sırtını dönen Mithridates MÖ 148 veya 147 yılında Medya ve Ecbatana bölgelerini ele geçirdi; Timarchus tarafından başlatılan ayaklanma ile birlikte bölge son bir Selevkos baskısıyla istikrarsızlaştırıldı. Bu zaferleri Partların Mezopotamya'daki Babil şehrini ele geçirmesi olayı izledi, Mithridates ilk sikkelerini burada bastırdı ve resmî bir tören yaptırdı. (MÖ 141) Mithridates tekrar Hirkanya'ya geri çekilirken, orduları Elymais ve Characene krallıklarını hakimiyeti altına aldılar ve Susa şehrini ele geçirdiler. Bununla birlikte artık Part egemenliği uzak doğudan Hint nehrine kadar uzanmış bulunuyordu.

    Oysa Hekatompilus Partların ilk başkentiydi, Mithridates; Selevsiya'da, Hamadan'da, Ctesiphon'da ve Arşak krallarının mezarlarının bulunduğu yeni kurulan şehir Mithradatkert'de (Nisa, Türkmenistan) kraliyete ait özel binalar kurmuştu. Hamadan kraliyet ailesinin yaz mevsimindeki gözde şehirlerinden biri olmuştu. Ctesiphon ise I. Gotarzes'in yükselişine kadar başkent olamamıştı. (MÖ 90–80 BC). Brosius'a göre bu şehir Arşaklıların kraliyet törenlerini yaptıkları temsilî bir şehir olmuştu.

    Komutan Diodotus Tryphon MÖ 142'de Antakya'da bir ayaklanmaya sebebiyet verdiğinde Selefkilerin buna karşı koyacak gücü yoktu. Yine de MÖ 140 yılında II. Demetrius Nikator Mezopotamya'da Partlara karşı bir ordu toplamayı başarmıştı. Önemsiz başarıların haricinde, Selefkiler mağlup edildi ve Demetrius Part orduları tarafından ele geçirilerek Hirkanya'ya götürüldü. Mithridates burada tutsağına büyük bir konukseverlikle davrandı, hatta Demetrius'u, kızı Rhodogune ile evlendirdi.


    I. Mithridates'in sikkesi, sakal bırakmış ve kafasına bir diadem takmış

    VII. Antiochus Sidetes (MÖ 138–129 arası), Demetrius'un kardeşi, Selevkos tahtına getirildi ve sonrasında Cleopatra Thea ile evlendirildi. Diodotus Tryphon'u yendikten sonra, Antiochus MÖ 130'da Mezopotamya'yı tekrar almak için sefer hazırlıklarına başladı, bölge II. Phraates'in yönetimindeydi (MÖ 138–128). Part komutanı Indates Büyük Zab'da yenilgiye uğratıldı, ve bunu çıkan bir ayaklanma sonucunda Babil valisinin öldürülmesi olayı takip etti.Antiochus Babilî fethetti ve sikkelerini bastırdığı şehir olan Susa'yı ele geçirdi. Ordusunu Medya bölgesine doğru ilerlettikten sonra Partlar ateşkes isteğinde bulundular, fakat Antiochus'ün bazı şartları vardı: Arşaklıların, Partya dışında tüm toprakları Selefkilere bırakılacak, yüklü miktarda bir haraç ödenecek ve Demetrius serbest bırakılacak. Arşak Demetrius'u serbest bıraktı ve onu Suriye'ye gönderdi, fakat diğer şartları kabul etmedi. MÖ 129 baharıyla Medler Antiochus'un kaynak bulunamamasından dolayı bitkin düşmüş ordusuna karşı bir ayaklanma başlattı. İsyanları bastırmak istenirken ana Part ordusu bölgeye giriş yaparak savaşta Antiochus'ü öldürdü. Ceseti gümüş bir tabut içinde Suriye'ye geri gönderildi, oğlu Seleucus Part prensi oldu, kızı ise Phraates'in haremine katıldı.


    II. Mithridates dirhemi (MÖ 124–90)

    Partlar, batıda kaybettikleri toprakları ele geçirmişlerdi, fakat doğuda bir başka tehlike başs gösteriyordu. MÖ 177-176 arasında göçebe bir konfederasyon olan Xiongnu'lar, göçebe Yuezhi federasyonundan ayrıldılar, (vatanları günümüz Kuzeybatı Çin'deki Gansu bölgesi) sonrasında Yuezhiler batıdaki Baktriya'ya göç ettiler ve Saka (İskit) kabilelerini yurtlarından sürdüler. Sakalar daha da batıya gitmek zorunda kaldılar ve Part İmparatorluğu'nun kuzey doğu sınırlarını işgâl ettiler. Mithridates böylece Mezopotamya'daki fetihlerinden sonra tekrar Hirkanya'ya geri dönmek zorunda kaldı.

    Saka kabilelerinden bazıları Phraates'in Antiochus'a karşı kurduğu orduda asker olarak yer almıştı. Gerçi savaşa çok geç katılmışlardı. Phraates, maaşlarını ödemeyi reddedince İskitler ayaklandı, Phraates eski Selefki askerlerinin yardımıyla ayaklanmayı bastırmaya çalıştı, fakat onlar da Phraates'e bağlı kalmadılar ve İskitlerin tarafına geçtiler.II. Phraates bu orduya karşı taaruza geçti, fakat savaşta öldürüldü. Romalı tarihçi Justin'in belgeleri, Phraates'in varisi I. Artabanus'un da doğuda bozkır ülkeleriyle savaşırken aynı kaderi paylaştığını yazar. Artabanus'un Turfancılar tarafından öldürüldüğünü açıklamıştır (bir Yuezhi kabilesi), buna rağmen Bivar, Justin'in onları İskitlerle karıştırdığını düşünür. II. Mithridates, ilerki dönemlerde Sistan'da İskitlerden kaybedilen toprakları tekrar ele geçirmiştir.


    Mawangdui'den Çin ipeği, MÖ 2. yüzyıl, Han Hanedanı; Çin'den gelen ipek belki de Partların İpek Yolu sayesinde elde ettikleri en kârlı şeydi.

    Selefkilerin Mezopotamya'dan geri çekilmeleriyle birlikte Partların Babil valisi Himerius, Arşak krallığı tarafından Characene'yi sonra da Hyspaosines'in yönettiği Charax Spasinu'yu fethetmek ile görevlendirilmişti. Fakat bu görev başarısızlıkla sonuçlanınca Hyspaosines MÖ 127'de Babil'i işgâl etti ve Selevsiya'yı ele geçirdi. MÖ 122 yılı ile birlikte II. Mithridates Hyspaosines'i Babil'den attı ve Characene krallarını Partların hakimiyeti altına aldı. Mithridates'in sınırları daha da batıya genişletmesinden sonra, MÖ 113'te Dura-Europos ele geçirildi, ve Ermenî Krallığı ile savaşı başlatmış oldu. Orduları I. Artavasdes'i yenilgiye uğrattı ve onu tahttan indirdi, daha sonra Ermenistan'ın "Büyük" Tigranes'i olarak anılacak olan oğlu Tigranes'i esir olarak aldı (MÖ 95–55 BC).

    MÖ 1. yy'da günümüz Afganistanı, Pakistanı ve kuzey Hindistan'ında bulunan Hint-Part Krallığı, Part İmparatorluğu ile müttefiklik anlaşması yaptı. Bivar, bu iki devletin politik durumlarının eş olduklarını söylemiştir. Yunan filozofu Tyana'lı Apollonius, MÖ 42'de Part hükümdarı I. Vardanes'i ziyaret ettikten sonra (MÖ 40-47), Vardanes bir ticaret karavanının onu koruması koşulu ile Hint-Partya'ya gidebileceğini söyledi. Apollonius Hint-Partya'nın başkenti Taxila'ya ulaştığında, karavan lideri Vardanes'in mektubunu okur, yazılanlar muhtemelen Farsçadır. Burada Apollonius'a büyük konukseverlikle davranılır.

    Orta Asya'daki İmparator Wu'nun yükseliş döneminde (MÖ 141–87) Zhang Qian'ın tehlikeli diplomatik ilişkileriyle birlikte Han İmparatorluğu MÖ 121'de II. Mithridates'e bir temsilci gönderdi. Han elçisi Partlar için İpek Yolu vasıtasıyla resmî bir ticarî teklif sundu, fakat Xiongnu konfederasyonuna karşı askerî bir birlik sağlanmadı. Part İmparatorluğu Avrasya'daki ticaret karavanlarından topladığı vergiler sayesinde zenginlemişti, en pahalı mallar Romalılar tarafından ithal ediliyordu. Ayrıca Çinlilerin Part baharatı, parfümü ve meyveleri aldığı zamanlarda inciler de Çin'den yüksek bir fiyatla ithal ediliyordu. Egzotik hayvanlar ise Arşaklılar tarafından Han hükümdarlarına hediye olarak veriliyordu; MÖ 87'de II. Pacorus İmparator Zhang'a aslanlar ve İran ceylanları göndermiştir. (MS 75-88). Bunun yanı sıra ipek ve Part mallarını satın alan Romalı tüccarlar aynı zamanda Hindistan'dan demir, baharat ve deri ithal ediyorlardı. Part İmparatorluğu boyunca yolculuk yapan karavanlar Batı Asya bazen de Roma züccaciyelerini Çin'e getiriyorlardı.

    Roma ve Ermenistan

    Kuzey Hindistan'da bulunan Yuezhi Kuşhan İmparatorluğu Partların doğu sınırlarının güvenliğini sağladığına dair garanti vermişti. Bu yüzden MÖ 1. yy'ın ortasında, Arşak hanedanı öncelikli olarak batı sınırlarını Romalılardan korumaya odaklandı. II. Mithridates'in Ermenîlere boyun eğdirdiği yılla birlikte, Lucius Cornelius Sulla; Roma'nın Kilikya valisi, Euphrates nehrinde Part elçisi Orobazus ile görüştü. İki taraf da bu nehrin Partlar ve Romalılar arasında bir sınırı olarak kullanılmasında anlaştılar, buna rağmen Rose Mary Sheldon'a göre, Sulla'nın bu şartları sadece Roma'ya iletmeye izin veren kısıtlı bir yetkisi vardı.

    Bu anlaşmanın haricinde MÖ 93 veya 92'de Partlar Suriye'de kabile şefi Laodice ve onun Selevkos müttefiği X. Antiochus Eusebes'e -sonra ölür- (MÖ 95-92?) karşı savaşmıştır. Selevkosların son hükümdarlarından III. Demetrius Eucaerus, Beroea (günümüz Halep) şehrini kuşatmaya çalışmasıyla Partlar buaraya askerîş destek gönderdiler ve Demetrius'u mağlup ettiler.


    I. Orodes'in sikkesi (MÖ 90–80)

    II. Mithridates'in yönetim devri sırasında I. Gotarzes Babil'i, I. Orodes ise kısmen Partya'yı yönetiyordu. Bu bölük monarşi sistemi Partları zayıflatmıştı, ve Ermenî II. Tigranes'in Partların batı Mezopotamya'daki topraklarının ele geçirmesine sebep olmuştu. Bu topraklar Sanatrukes dönemine kadar geri alınamamıştı (MÖ 78–71). Üçüncü Mitridatik Savaşı'nın patlak vermesiyle, II. Tigranes'in müttefiği olan Pontus hükümdarı VI. Mithridates (MÖ 119–63), Partlardan Romalılara karşı askerî destek isteğinde bulundu, fakat Sanatrukes bu yardım isteğini reddetti. Romalı general Lucullus MÖ 69'da Ermenî başkenti Tigranocerta üzerine yürüdüğünde, VI Mithridates ve II Tigranes, III. Phraates'ten yardımda isteğinde bulundular (MÖ 71–58). Phraates bu yardıma çağrı vermedi, ve Tigranocerta'nın düşüşünden sonra Lucullus ile Euphrates nehrinin Partlar ve Romalılar arasındaki sınır olması kararını tekrardan pekiştirdiler.

    II Tigranes'in oğlu Genç Tigranes'in babasını tahttan indirme çalışmaları başarısız olmuştu. Kaçarak III. Phraates'e sığındı ve onu Ermenîlerin yeni başkenti Artaxarta üzerine yürümesi konusunda ikna etti. Bu kuşatma başarısız olunca, Genç Tigranes bir kez daha kaçtı, bu sefer Romalı general Pompey'e sığındı. Pompey'e, Ermenistan seferi boyunca rehberlik edeceğine dair söz verdi, fakat, II Tigranes Romalılara karşı boyun eğmek zorunda kalınca Genç Tigranes Romalıların esiri durumuna düştü. Phraates Pompey'den Genç Tigranes'i serbest bırakıp kendisine teslim edilmesini istedi, fakat Pompey bunu reddetti. Bunun üzerine Phraates Corduene bölgesini (güneydoğu Türkiye) işgâl etmek için yola koyuldu; elde bulunan her iki Roma belgesine göre, Roma konsülü Lucius Afranius Partları bölgeden savaşla ya da diplomatik yollarla atmıştır.





    Marcus Licinius Crassus'a ait mermerden büst, Carrhae'de Surena tarafından mağlup edilmiştir.

    III. Phraates, oğulları II. Orodes ve III. Mithridates tarafından öldürtüldü, sonrasında Orodes kardeşi Mithridates'i sırtından vurarak onu Medya'dan Suriye'ye kadar kovaladı. Aulus Gabinius, Romalı Suriye valisi, Mithridates'in desteği ile Euphrates nehrine geçmek için yola çıktı, fakat Mısır'daki bir ayaklanma sonucu XII. Ptolemy Auletes' yardım etmek için geri döndü (MÖ 80–58; 55–51). Mithridates Romalı müttefiklerini beklemeden Babil'i kuşattı ve Selevsiya'da MÖ 54'e kadar parasını bastırdı. O yıl, Orodes'in komutanlarından Surena, Selevsiya'yı tekrar ele geçirdi ve Mithridates idam edildi.

    Aynı zamanda Suriye valisi, üçlü yöneticilerden biri olan Marcus Licinius Crassus, MÖ 53'te Mithridates'in desteğinden yoksun olarak İran'a karşı bir sefer düzenledi. Ordusu Carrhae'ye doğru yol alırken (günümüz Harran'ı, güneydoğu Türkiye), II. Orodes Ermenistan'ı işgâl etti ve Ermenî kralı II. Artavasdes'i Romalı müttefiklerinin yardımından mahrum bıraktı (MÖ 53–34). Orodes, Artavasdes'i bir akraba müttefikliği yapma konusunda ikna etti, prens I .Pacorus (ö. MÖ 38) Artavasdes'in kız kardeşi ile evlendirildi.

    Surena, çoğunluğu süvarilerden oluşan ordusuyla, Crassus ile buluşmak üzere yola çıktı. Surena'nın 1,000 katafraktı ve 9,000 okçu-atlısı bulunan ordusu kabaca Crassus'un yedi lejyondan, destek birliklerinden, Galyalı süvarilerden ve hafif piyadelerden oluşan ordusundan 4 kat daha büyüktü. Yaklaşık 1,000 adet devenin bulunduğu karavanın verdiği avantajla, Part okçu-atlıları düzenli olarak ok kaynağı sağlayabiliyorlardı. 'Part vuruşu' taktiğini uygulayan okçu-atlılar, sahte bir ricat ile geri çekilip tekrardan düşmanlarına saldırıyorlardı. Ağır kompozitlerle uygulanan bu taktik geniş Crassus'un geniş düzlükte bulunan piyadelerini harab etmeye yetmişti. Yaklaşık 20,000 Romalının öldürüldü, 10,000'i ise ele geçirildi, ve bir diğer 10,000 batıya doğru kaçtı, Crassus ise Ermenî ormanlarına kaçtı. Ordusunun başında Surena Crassus'la görüşmek istedi ve Crassus bunu kabul etti. Fakat sonra Crassus, Surena'nın kampına bir baskın düzenlememesi için ast subaylarından biri tarafından tuzak kurularak öldürüldü.


    Crassus'un Carrhae Savaşı'ndaki yenilgisi, Roma tarihinin en kötü yenilgilerinden biri olarak kabul edilir. Partlar bu zaferle Roma ile neredeyse eş değer bir güç hâline geldi. Surena kamp takipçileri, savaş esirleri ve değerli Roma ganimetleri ile birlikte yaklaşık 700 km. (430 mi) yol katederek Selevsiya'ya döndü ve zaferini burada kutladı. Surena kısa bir süre sonra, Arşak tahtına göz dikmesinden dolayı Orodes tarafından idam ettirilmekten kurtulamadı.


    Solda Marcus Antonius ve sağda Octavius, MÖ 43'te Octavius, Antonius ve Marcus Lepidus tarafından oluşturulan ikinci kez kurulan üçlü yönetimi kutlama amaçlı bastırılan paralar

    Crassus'a karşı kazanılan zaferin verdiği cesaretle Partlar Batı Asya'da bulunan Roma yerleşimlerini ele geçirme girişimlerinde bulunmaya başladılar.Taht vârisi I. Pacorus ve kumandanı MÖ 51'de Osaces Suriye'den Antakya'ya kadar olan bölgeyi işgâl ettiler, fakat Osaces'e pusu kurup onu öldüren Gaius Cassius Longinus tarafından geri püskürtüldüler. Hatta MÖ 42'de Arşaklıların tarafında olan Pompey, Julius Sezar ile yaptığı sivil savaşta Partlar tarafından anti-Sezar birlikleri Philippi Savaşı'na yardım olarak gönderilmiştir. Cassius ve Brutus'a bağlı olan bir komutan olan Quintus Labienus da MÖ 40'da İkinci Triumvirateliğe karşı Partların yanında yer almıştır; bir sonraki yılda I. Pacorus ile birlikte Suriye'yi işgâl etmiştir. Üçlü yöneticilerden biri olan Marcus Antonius, düşmanı Octavius'a karşı koymak için Roma'ya tekrar dönmesi gerektiğinden Partların bu saldırısına karşı bir savunma yapacak durumda değildi. Suriye Pacorus'un orduları tarafından ele geçirildikten sonra Labienus; Pacorus ve komutanı Barzapharnes Roma Filistin'ini ele geçirirken, Anadolu'yu işgâl etmek için ana Part ordusundan ayrıldı. Tyre şehir hariç, Güneydeki Ptolemilerden Akdeniz kıyısı boyunca bulunan tüm yerleşim yerlerini boyundurluğu altında topladılar (günümüz İsrail'i). İsrail'de rahip II. Hyrcanus, Phasael ve Herod'un yarı-Romalı Yahudi ordusu Partlar tarafından yenilgiye uğratıldı ve Herod Masada'daki üssüne kaçarken Yahudi müttefik II. Antigonus Mattathias İsrail kralı oldu (MÖ 40–37).

    Bu başarılarının dışına Partlar kısa sürede Romalılar tarafından Filistin'den atıldı. Marcus Antonius'un himayesinde bulunan bir subay olan Publius Ventidius Bassus, MÖ 39'da Kilikya Geçitleri Savaşı'nda Labienus'u mağlup edip idam ettirdi (günümüz Mersin şehri, Türkiye). Kısa süre sonra bir Suriye'de, komutan Pharnapates'in öncülüğünü ettiği bir Part ordusu Amanus Boğazı Savaşı'nda Ventidius tarafından yenilgiye uğratıldı. Sonuç olarak I. Pacorus geçici olarak Suriye'den geri çekildi. MÖ 38 yılı baharında geri döndüğünde Gindarus Dağı Savaşı'nda (Antakya'nın kuzey doğusu) Ventidius ile yüzleşti. Pacorus savaş esnasında öldürüldü ve ordusu Euphrates nehrini geçerek kaçtı. Ölümü üzerine II. Orodes, IV Phraates'i vâris olarak seçti (MÖ 38–2).


    IV. Phraates sikkesi (MÖ 38–2)

    Tahtı ele geçirdikten sonra IV. Phraates, yerinde hak iddia edenleri öldürttü ve kendi öz kardeşlerini sürgüne yolladı. Bu kardeşlerinde biri olan Monaeses, Antonius'a sığındı ve İran'ın işgâli için onu ikna etti. Antonius Partların Yahudi müttefiği Antiogonus'u MÖ 37'de yenilgiye uğrattı, Herod'u ise buranın vasal kralı yaptı. Bir sonraki yılla birlikte Antonius Erzurum'a hareket edince, Ermenî kralı II. Artavasdes Antonius'a destek kuvvet göndererek bir kez daha müttefik değiştirdi. Antonius Medya Atropatene'yi işgâl etti (günümüz Azerbaycan'ı), sonra Partların müttefiği Medyalı I. Artavasdes tarafından Praaspa başkent şehrini ele geçirmek amacıyla yönetildi, fakat şehrin yeri günümüzde bilinmiyor. Ayrıca, IV. Phraates Antonius'u arkadan vurarak, Praaspa için hazırlanan dev koç başlarını yok etti; bu olanlardan sonra Artavasdes Antonius'un ordusundan ayrıldı. Partlar Antonius'un ordusunu Ermenistan'a kadar kovaladı. En sonunda en çok zayıflayan ordu Suriye'ye ulaşabildi. Bundan sonra Antonius II. Artavasdes'e, bir evlilik müttefikliği bahanesiyle tuzak kurdu. MÖ 34 yılında esir olarak ele geçirildi, Roma'ya gönderildi ve orada idam edildi. Antonius IV. Phraates ile ilişkileri kötüleşen Medyalı I. Artavasdes ile bir müttefiklik anlaşması yapmaya karar verdi. Bu, Antonius ve ordusunun MÖ 33'te Ermenistan'dan geri çekilmesiyle unutuldu; Antonius'un düşmanı Oktavius'un batıdaki sınırlara saldırılarıları devam ederken bir Part işgâlinden de kaçmış oldular. Antonius'un gidişiyle birlikte Part müttefiği II. Artaxias Ermenî tahtına oturmuş oldu.

    Roma ile Barış ve Entrikalar

    MÖ 31'de Actium Savaşı'nda Antoinus'un mağlup edilmesiyle, Oktavius Roma imparatoru oldu, artık cumhuriyet temsilî bir kelimeydi. Bu sıralarda Part kralı II. Tiridates kısa sürede IV. Phraates'i yönetimden devirdi ve yine aynı hızda İskitli müttefiklerinin de yardımıyla yönetimin başına geçti. Tiridates Phraates'in oğullarından birini yanına alarak Romalılara sığındı. MÖ 20'de yapılan görüşmelerde, Phraates kaçırılan oğluunu geri getirmeyi plânladı. Bir diğer yandan Romalılar, MÖ 53'teki Carrhae Savaşı'nda kaybettikleri lejyon sancaklarını ve savaşta esir düşen ve hayatta kalmayı başaran askerlerini geri aldılar. Partlar bu takası prensi kurtarmak için yapılan küçük bir bedel olarak gördüler. Roma Senatosu ile birlikte Octavius, yeni adıyla Augustus (MÖ 27 BC – 14) Partlar üzerinde politik bir zafer olarak görülen sancakların geri getirilmesini sevinçle karşıladı; bu olay yeni para sikkelerinin bastırılmasıyla kutlandı, yeni tapınaklar kuruldu ve hatta Augustus adına sanatsal öğeler içeren heykeller kuruldu.


    Prima Porta Augustus heykeli, Augustus Sezar adına yapılan statü

    Augustus aynı zamanda prens ile birlite IV. Phraates'e İtalyan bir köle kız göndermişti, bu kız daha sonra Partyalı Kraliçe Musa olacaktır. Oğlu Phraataces'in olaysız bir şekilde taht varisi olmasından emin olmak için, Musa IV. Phraates'i diğer oğullarını Augustus'a rehine olarak vermesi konusunda ikna etti. Augustus yine bu propagandayı Partların Romalılara karşı bir boyun eğmesi olarak kullandı, ve bunu kendi eseri olan "Tanrısal Augustus'un Fiiliyatı"ndaki başarılar listesine ekledi. Phraataces tahta V. Phraates olarak geçtiğinde (MÖ 2 – 4 MS), Musa kendi oğluyla evlendi ve ülkeyi beraber yönettiler. Part soyluluğu, birbirine düşman iki kişinin birbiriyle cinsel ilişkiye girmesini ve Arşak kanı taşımayan bir kral ile fikir alış-verişi yapmayı uygun görmüyordu, bu yüzden çift, Roma'ya sürgün edildi. Phraates'in vârisi III. Orodes sadece iki yıl tahtta kalabildi, ve sonrasında yerini Roma kültürünü benimseyen I. Vonones aldı. Vonones'in Romalılara olan bu sempatisi Part Soyluluğuna ters geliyordu, II. Artabanus II (MÖ 10–38 MS), Vonones'i yenerek onu Roma Suriyesi'nden de sürgün etti.

    II. Artabanus'un yükselişi esnasında, adları Anilai ve Asinai olan, Nehardea bölgesinden (günümüz Fallujah, Irak) gelen iki Yahudi vatandaşı, Babil'deki Part yönetimine karşı bir ayaklanma başlattılar. Her ikisi de mağlup edildikten sonra, başka bir ayaklanma olmasından korkan II. Artabanus tarafından iki kardeşin de canı bağışlandı. Anilai'nin Fars karısı Asinai'yi, Anilai'ya saldırmasını engellemek için zehirledi. Bununla birlikte Anilai orduya katılmasıyla Artabanus'un yasal oğlu oldu. Yahudi rejiminin kaldırılmasıyla beraber, yerli Babilliler yerel Yahudi topluluğuna zulüm etmeye başlamıştı, onları Selevsiya'ya göç etmeleri konusunda zorluyorlardı. MS 35-36 yılında bu şehir Part yönetimine karşı ayaklandığında, Yahudiler tekrar kovuldular, fakat bu sefer yerli Yunanlar ve Aramîler tarafından. Sürgün edilen Yahudişer Ktesifon, Nehardea ve Nisibis şehirlerine sığındılar.


    MÖ 19 yılında Augustus'un yükseliş döneminde bastırılan para, sol tarafta tanrıça Feronia, diğer tarafta Partlı bir adam diz çökerek Carrhae Savaşı'nda alınan lejyon sancağını teslim ediyor

    Partlarla barış yapılmasına rağmen Romalıların hâlen iç işlerine karışıyorlardı. Roma imparatoru Tiberius (MS 14–37) Partların müttefik Ermenî kralı Arsaces'i öldürerek yerine kardeşi Mithridates'i geçirmek isteyen İberyalı I. Pharasmenes tarafından bir entrikaya uğradı. II. Artabanus Ermenî bölgelerinde Part kontrolünü tekrar sağlamayı denedi fakat başarısız oldu, ve bu, aristokrat bir ayaklanmanın patlak vermesine ve kendisinin İskit topraklarına kaçmasına sebep oldu. Romalılar, prens III. Tiridates'i bölgeyi bir Roma müttefiği olarak yönetmesi için serbest bıraktılar. Ölümünden kısa bir süre önce, Artabanus Hirkanya'daki askerleri kullanarak Tiridates'i tahttan indirmeyi başardı. MS 38'de Artabanus'un ölümüyle yasal vâris I. Vardanes ve kardeşi II. Gotarzes arasında büyük bir iç savaş başladı. Vardanes, bir av sırasında suikaste uğrayınca Part soyluları MS 49'da Gotarzes ile yüzleşmesi için prens Meherdates'in serbest bırakılması için Roma imparatoru Claudius'a (MS 41-54) başvurdular. Fakat Meherdates, Urfa valisi ve Adiabene'li Izates bar Monobaz tarafından ihanete uğrayınca bu plân geri tepti; Meherdates ele geçirildi ve Gotarzes'e gönderildi, burada kulakları kesildikten sonra, taht vârisliğinden mahrum bir şekilde yaşamasına izin verildi.

    MS 97 yılında, Batı Bölgelerinin Muhafız-Komutanı Çinli Ban Chao, elçisi Gan Ying'i, diplomatik bir görüşme yapması için Roma İmparatorluğu'na gönderdi. Gan, Roma'ya ulaşmadan önce Hekatumpilos'ta Part kralı II. Pacorus'u ziyaret etti. Batıda deniz yoluyla gidilebilecek tek yer olan İran Körfezi'ne doğru yola çıktı. Cesareti kırılan Gan Ying, Han impğaratorluğu'na geri döndü ve İmparator He'yi (MS 88-105) Roma İmparatorluğu'na, ev sahibi Partların ağzından çıkan sözler üzerine detaylı bir kayıt hazırlamasını sağladı. William Watson'un kuramına göre Han İmparatorluğu'nun Roma ile diplomatik ilşkilerde başarısız olması durumunda Partlar rahatlayacaktı, özellikle Ban Chao'nun doğu Asya'daki Xiongnu'ya karşı kazandığı askerî zaferlerden sonra... Yine de, Çin belgeleri bunun bir Roma elçisi olduğu savını doğrular niteliktedir, belki de küçük bir Romalı tüccar grubu, Marcus Aurelius'un (MS 161-180) ve İmparator Huan'ın (MS 146-168) yükselişi esnasında MS 166'da Han'ların başkenti Luoyang'a ulaşmışlardır.

    Romalılar ile Savaşların Devamı ve Çöküş Devri


    MS 58-63, Roma-Part savaşlarının ilk iki yılındaki askerî harekat haritası, Ermenistan bölgesi

    İberya kralı I. Pharasmanes ve oğlu Rhadamistus, Romalıların vassal kralı olan Mithridates'i tahttan indirmek için Ermenistan seferine çıktı, Partyalı I. Vologeses de (MS 51–77) işgâl edip tahta kendi kardeşi Ermenî I Tiridates'i geçirmeyi plânlıyordu. Rhadamistus ise tamamiyle gücünü kaybetmiş, ve Tiridates ile birlikte aynı olayda yer almıştı, Partya ise tüm olanlara son vererek Ermenî bölgelerini tekrardan ele geçirip burada Arşak hanedanını tekrar canlandırmıştı. Her şeyden önce Part İmparatorluğu yıkılsa bile, Arşaklılar Ermenî kralları olarak hayatlarını sürdüreceklerdi.

    MS 55'te II. Vardanes babası I. Vologeses'e karşı bir ayaklanma başlatınca Vologeses ordusuyla beraber Ermenistan'dan çekildi. Roma, geride kalan yönetimsel boşluğu doldurmak için harekete geçti. MS 58-63 yılı Roma-Part Savaşı'nda, kumandan Gnaeus Domitius Corbulo, VI Tigranes'i bir vasal kralı olarak ilân ederken Partlara karşı bir çok askerî zafer elde etti. Yine de, Corbulo'nun vârisi Lucius Caesennius Paetus Part ordusu tarafından yenildi ve Ermenistan'a sığındı. Bir ateşkes anlaşmasından sonra, I. Tiridates MS 63'te Napoli'yi ve Roma'yı ziyaret etti. Roma imparatoru Nero (MS 54-68), büyük bir törenle kafasına hükümdarlığın sembolü olan diadem'i takarak onu Ermenistan Kralı olarak ilân etti.

    Partlar ve Romalıların arasındaki uzun bir barış sürecinin ardından, MS 72 yılları civarında Alan'ların Partların doğu sınırlarını tehdit etmesi olayı sadece Roma kaynaklarında geçmektedir. Augustus ve Nero, Partlara karşı koymak için dikkatli bir askerî politika seçiyorken, sonra gelen Roma imparatorları, Partların Tigris ve Euphrates boyunca uzanan merkezî toprakları olan Mezopotamya'yı işgâl girişimlerinde bulundular. Bu gitgide yükselen saldırganlık, Roma'nın askerî reformlarına bağlanabilir. Partların misil ve süvari birlikleriyle başedebilmek için Roma, öncelikle yabancı milletlerin askerî gücünden faydalandı (özellikle Nebatîler), fakat sonra, ağır lejyoner piyadelerine yardımcı olması açısından sürekli bir destek birlik ordusu oluşturdular. Sonunda Romalılar da okçu-atlılardan (sagittarii) oluşan tümenlerden, hatta doğu bölgelerinden sağladıkları ağır-zırhlı katafraktlardan bile faydalandılar. Ama yine de Roma hâlen Partlarla savaşırken mantıklı bir stratejiye sahip değildi ve bu işgâllerden sadece çok az sayıda bölge ele geçirebilmişlerdi. Savaş için öncelikli motivasyonları imparatorun kişisel pozisyonu ve kişisel zaferinin yükselmesiydi, aynı zamanda Roma'nın vassal krallıklarını Partlara karşı savunurken Roma onurunu da savunmuş oluyorlardı.





    Sağda Prigyan şapkası giymiş bir Part askeri,
    solda bir Romalı tarafından esir alınmış;
    Septimius Severus Kemeri, Roma, MS 203

    Roma ve Partlar arasındaki düşmanlık, I. Osroes'in (MS 109–128) Roma'dan izin almadan Ermenî kralı Tiridates'i tahttan indirip yerine II. Pacorus'un oğlu Axidares'i tahta geçirmesi ile tekrar canlandı. Roma imparatoru Trajan (MS 98–117) taht için yeni bir Part adayı olarak seçtiği Parthamasiris, Ermenistan bir Roma vilayeti olamadan MS 114'te öldürüldü. Lusius Quietus'un önderliğini yaptığı orduları kuzey Mezopotamya ovası boyunca uzanan büyük ticaret yollarının güvenliliğini sağlamak için Nisibis'i ele geçirdi. Bir sonraki yı Trajan Mezopotamya'yı işgâl etti, Osroes doğuda III. Vologases'in çıkarttığı bir iç savaşla uğraşırken, Adiabene'li Meharaspes'in zayıf bir direnişi ile karşılaştı. Trajan 115-116 kışını Antakya'da geçirdi, fakat baharda seferine devam etti. Euphrates nehrini geçerken, Dura-Europos'u, başkent Ktesifon'u ve Selevsiya'yı ele geçirdi, hatta İran Körfezi'nden Hindistan'a gitmek için ayrılan gemileri izleyebileceği bir şehir olan Characene şehrine boyun eğdirdi.

    MS 116'nın son aylarında Trajan Pers şehri Susa'yı ele geçirdi. Part kralı II. Sanatruces Romalılarla savaşmak için doğu İran'dan asker toplarken, kuzeni Parthamaspates ona ihanet etti ve onu öldürdü: Trajan onu yeni Part kralı olarak ilân ett. Roma İmparatorluğu artık doğuya daha fazla gitmeyecekti.

    Trajan'ın kuzeye dönmesi üzerine, Babil'deki yerleşim bölgeleri Roma garnizonlarına karşı ayaklandılar. Trajan, başarısız bir Hatra kuşatmasının üzerine, MS 117'de Mezopotamya'dan geri çekilmek zorunda kaldı. Bu geri çekilme geçiciydi, çünkü MS 118'de tekrar Partlara saldırmak istiyordu ve artık "Partları tamamen kendine bağlamak" niyetindeydi, ne yazık ki Trajan MS 117 Ağustos'unda aniden öldü.

    Seferi sırasında, Trajan senato tarafından Partikus ünvanını almıştı ve İran'ın fethini betimleyen sikkeler basılmıştı. Ayrıca, MS 4. yy tarihçileri Europius ve Festus, onun güney Mezopotamya'da yeni bir Roma bölgesi kurmaya çalıştığını iddia ederler.


    Trajan'ın vârisi Hadrian (MS 117–138) Roma'nın askerî kaynaklarının sınırlı olmasından dolayı Mezopotamya'yı işgâl etmek yerine Roma-Part sınırını tekrar Euphrates olarak belirlemeyi seçti. Romalılar tarafından henüz yeni Oroene kralı ilân edilen Parthamaspates, Partlar ona karşı ayaklandıktan sonra kaçtı. I. Osroes III. Vologaes ile olan savaşı sırasında ölmüştü, ve IV. Vologases, barış dolu iyi bir dönemde İran tahtına oturmuştu (MS 147–191). Fakat, Vologases'in Ermenistan'ı ve Suriye'yi işgâl edip Urfa'yı tekrar alması üzerine MS 161-166'da Roma-Part Savaşı tekrar başladı. MS 163'de Marcus Statius Priscus Ermenistan'ı ve MS 164'de Avidius Cassius Mezopotamya'yı işgâl ederken Roma imparatoru Marcus Aurelius (MS 161–180) ve yardımcısı Lucius Verus, Suriye'yi savunuyorlardı.





    MS 300 yılı civarında Roma ve vassalı Ermenistan


    Romalılar, daha önceleri onları Mezopotamya'dan atmak isteyen Selevsiya ve Ktesifon şehirlerini ele geçirip yaktılar. Buna karşın geri çekildiler, bu noktadan sonra Romalıların elinde sadece Dura-Europos kalmıştı.

    Part kralı V. Vologases'in yükselişi esnasında (MS 191–208) Roma imparatoru Septimius Severus (MS 193–211) MS 197'de Mezopotamya'yı işgâl etti, Romalılar bir kez daha Euphrates'i geçtiler ve Selevsiya ile Ktesifon'u ele geçirdiler. Partiküs Maksimus ünvanının kazandıktan sonra, MS 198'de geri çekildi, daha önce Trajan'ın Hatrta kuşatmasında yaptığı başarısızlığı o da yapmıştı.

    MS 212 civarı, VI. Vologases'in tahta oturmasından kısa bir süre sonra (MS 208–222), kardeşi IV. Artabanus (ö. 224 MS) ona karşı ayaklandı ve imparatorluğun büyük bir bölümünün kontrolünü ele geçirdi. Bu arada, Roma imparatoru Caracalla (MS 211–217) Osroene ve Ermenistan kallarını tahttan indirip bu bölgeleri tekrar Roma vilayeti hâline getirdi. Artabanus'un kızlarından biri ile evlenmek bahanesi ile Mezopotamya'ya doğru yola çıktı, tabi bu evlilik gerçekleşmeyecekti, Partlara savaş açılıp, Tigris nehrinin doğusundaki Erbil şehri ele geçirilecekti.






    Nakş-i Rüstem'de Sasanîlerin I. Ardaşir tarafından
    yükselişini gösteren bir kabartma

    Caracalla, Carrhae'ye giden yolda askerleri tarafından suikaste uğradı. Bu fiyaskodan sonra, Partlar Macrinus (MS 217–218) ile, Romalıların onlara iki yüz milyon dinar verdiği bir bölgede yeni bir yerleşim bölgesi inşaa etti.

    Fakat Part İmparatorluğu, iç savaşlar ve Romalılarla uğraşmaktan artık zayıflamış, yakın zamanda yerine geçecek olan Sasanî İmparatorluğu'na zemin hazırlamıştı. Kısa bir süre sonra da öyle oldu, Persis bölgesinin yerel valisi (günümüz Fars bölgesi, İran) Arşaklılara ait bölgelerin hepsini kuşatma altına aldı. MS 224 yılının 28 Nisan'ında İsfahan yakınlarında yapılan savaşta IV. Artabanus'a karşı koydu, onu mağlup etti ve Sasanî İmparatorluğu'nu kurdu. Gerçi VI. Volageses'in MS 228 yılına kadar Selevsiya şehrinde kendine ait paraları bastırdığına dair kanıtlar vardır.

    Sasanîler, kendilerini Partların vârisi olarak görmüyorlardı, fakat II. Keyhüsrev döneminde (MS 590-628) kısa sürede Doğu Roma İmparatorluğu'ndan Filistin'i, Anadolu'yu ve Mısır'ı ele geçirerek Ahameniş İmparatorluğu'nun sınırlarına ulaşmaya çalıştılar. Sonradan bu bölgeler Arap istilası öncesi son Roma imparatoru Heraclius tarafından tekrar ele geçirildi.


    Yerli ve Yabancı Kaynaklar








    Part altınları ve takıları, Ninevah'ta yapılan bir kazıda çıkartılmış (günümüz Musul, Irak)

    Yerli ve yabancı yazılan kaynaklar olduğu gibi, yazısız kaynaklar da Part tarihinin oluşmasında büyük rol oynamıştır. Buna rağmen Part tarihçileri kayıtları korumuştur, fakat Partlar'ın değişik bir tarih anlayışı vardı; İran'ın en eski tarihi, Khwaday-Namag, son Sasanî hükümdarı III. Yazdegard (MS 632–651) dönemine kadar düzenlenmemişti. Part tarihi üzerine yazılan nadir yerli kaynaklar, İran tarihinin diğer tüm periyotlarından daha azdır. Partlar üzerine yazılmış en çağdaş kaynak Farsça olduğu kadar Yunanca ve Aramîce metinler de içermektedir. Part dili, Ahamenişlerin Aramî şansölyesinden faydalanılan farklı bir metin ile yazılmış olup, sonrasında Pehlevi yazım sistemine göre tekrar düzenlenmiştir.

    Arşak hükümdarlarının doğru sıralamasını belirlemekte kullanılan en yararlı kaynaklar hükümdarların bastırdıkları dirhem sikkeleridir. Tarihçi Gero Widengren'e göre bunlar, "metinsel olmayan kaynaklardan metinsel olan kaynaklara geçiş" olarak adlandırılıabilir. Diğer Part kaynakları, Babil'de bulunan astrolojik tabletlerin ve metinlerin kronoloji sıralamasını yapmak için kullanılmıştır. Yerli yazılı kaynaklar taş yazıtları, parşömenleri, papirüs belgelerini ve el yapımı çömlekleri de içermektedir. Örneğin, Partların Türkmenistan'daki ilk başkenti Nisa'da bir çok sayıda ticarette veya şarap vb. şeyleri saklamada kullanılan el yapımı çömlekler bulunmuştur. Dura-Europos'da bulunan parşömen belgeleri, Partların kamusal, vergi, askerî ve bölgesel alandaki yönetimleri hakkında bilgiler vermektedir.


    Seramik bir Part yağ çömleği, Küzestan Bölgesi, İran, İran Ulusal Müzesi

    Yunan ve Latin kaynakları, Part tarihini kapsayan bir çok materyal barındırmaktadır, ama bu kaynaklar düşmanları tarafından yazıldığı için pek güvenilir olduğu söylenemez. Bu yabancı kaynaklar genelde büyük askerî ve politik olaylardan bahseder ve sıklıkla Part tarihinin sosyal ve kültürel öğelerini yoksayar. Romalılar Partları genelde acımasız savaşçılar olarak ve kültürden yoksunu bir kavim olarak gösterir. Artemita'lı Apollodorus ve Arrian, şu anda sadece diğer yazılı kaynaklarda sınırlı sayıda alıntıları bulunan, Part tarihine odaklanan yazılar yazmışlardır. Augustus döneminde yaşamış olan Charax'lı Isidore Isidore of Charax, Part bölgelerine dair kayıtlar tutmuştur. Ayrıca, Justin, Diodorus Siculus, Plutarch, Cassius Dio, Appian, Kosephus, Yaşlı Pliny ve Herodian da Part tarihinin olaylarını ve insanlarını ele alan yazılar yazmıştır.

    Part tarihi aynı zamanda Çin kaynaklarına dayanarak da şekillendirilmiştir. Yunan ve Roma kaynaklarından farklı olarak, erken dönem Çin kaynakları Partları daha tarafsız bir bakış açısıyla incelemektedir, buna rağmen Çinli kronolojistlerin alışkanlıklarından dolayı, kronoloji sıralamasını oluştururken eski olaylardan kopya çektikleri de bir gerçektir. Çinlilerin "Parthia Ānxī" (Çince: 安息) dedikleri, muhtemelen sonra Partların Margiana'daki Antakya şehrinin Yunanca ismi olmuştur. (Yunanca: Αντιόχεια της Μαργιανήs). Yine de, hanedan kurulduktan sonra, "Arşak" kelimesinin değişime uğramış hali de olabilir. Çalışmalar ve tarihsel yazılar Sima Qian'ın Shiji'sini (Büyük Tarihçinin Kayıtları), Ban Biao, Ban Gu, Ban Zhao'nun Han shu'sunu (Han Kitabı) ve Fan Ye'nin Hou Han shu'sunu (Geç Dönem Han Kitabı) da içerir. Bu eserler, Sakaların Partları istila etmelerine sebebiyet veren göç olaylarını ve değerli politik ve coğrafi bilgileri anlatmaktadır. Örneğin, Shiji (123) diplomatik ilişkileri, II. Mithridates tarafından Han krallığına verilen egzotik hediyeleri, İran'daki tarımsal ürünleri, şarabın üzüm kullanılarak yapılmasını, gezgin tüccarları ve İran bölgelerinin büyüklüğü ve nerede bulunduklarını açıklamaktadır. Shiji ayrıca, Partların tarihsel metinleri parşömen üzerine yazmalarını, "hayvan derisi üzerine dikey olarak yazmaları" şeklinde bahsetmektedir.

    İDARE VE YÖNETİM SİSTEMİ

    Merkezî Otorite ve Yarı-özerk Krallar


    Elymais kralı III. Kamnaskires'e ve karısı Kraliçe Anzeze'ye ait sikke
    (günümüz Küzestan Bölgesi), and his wife Queen Anzaze, MÖ 1. yüzyıl

    Erken dönem Ahameniş İmparatorluğu ile karşılaştırıldığında, Partların yönetim sistemi merkezîleşmeden oldukça uzaktı. Yerli bir tarihsel kaynağa göre, Selefkilerin idare anlayışına benzer bir şekilde, bölgeler merkezî bir yönetim ile idare edilirdi. Her iki devlet de şehirleri üç farklı yönetim tarzı ile idare ederdi: marzbanlık, satraplık ve dizpatlık, bu üçü Selefkilerin satraplık, piskoposluk ve hiparşi sistemine benzer. Part İmparatorluğu aynı zamanda içinde bir çok yarı-özerk krallıklar da bulundururdu, Kafkas-İberya devleti, Ermenistan, Atropatene, Gordyene, Adiabene, Urfa, Hatra, Mesene, Elymais, ve Persis gibi krallıklar. Devlet yöneticileri kendi bölgelerini idare ederler ve kendi paralarını bastırırlardı. Brosius'a göre, erken Ahameniş döneminde bu böyle değildi, küçük şehir devletleri, sınır bölgelerdeki satraplıklar yarı-bağımsız olsalar da "kralın üstünlüğünü kesin olarak tanırlardı, ve haraçlarını ödeyip gerekli askerî destekte bulunmak zorundalardı". Partya satraplıkları küçük bölgeleri yönetirlerdi ve muhtemelen Ahameniş dönemindeki atalarına kıyasla daha az prestij sahibiydiler. Selefkiler döneminde, yerli yönetim şekli yarı-özerk yönetim kuralına dayanırdı, ve bazen düpedüz isyankâr bir tutumla yönetilirdi, bu, Partların geç dönem yönetim biçimine dönüşmüştü.

    Soyluluk





    Elymais-Şami'de bulunan ibr Part soylusunun bronz heykeli
    (günümüz Küzestan Bölgesi, İran, İran Körfezi),
    şu an Ulusal İran Müzesi'nde bulunmaktadır.

    "Kralların Kralı", Partya idaresinde en başta bulunurdu. Çokkârlı bir sistemle ülkeyi kalkındırır, ve vâris olarak, doğan ilk erkek çocuğunu seçerdi. Mısır'daki Ptolemilerde olduğu gibi, Arşak krallarının kız yeğenleriyle evlendiğine dair kayıtlar vardır; fakat Kraliçe Musa, kendi öz oğluyla evlenmesine rağmen bu bir istisna olarak görülür. Brosius, MS 21'de Kral II. Artabanus tarafından Susa şehrinin valisine (archon) ve halkına Yunanca yazılan bir mektup bulmuştur. Tercih Edilen Dost, Muhafız ve Haznedar'ın belirli yönetim görevlerinden bahsedilmiştir, ayrıca belge "yerel yasama ve yürütme yetkileri yüksek divana atanırken, kral kişisel olarak buna müdahale edebilir, durumu tekrar gözden geçirebilir ve eğer bunun kendine uygun olduğunu düşünürse yerel yönetimi tekrardan değiştirebilirdi".

    Hiyerarşik soyluluğun kalıtsal ünvanları ilk Sasanî hükümdarı I. Ardeşir döneminde kaydedilmiş, bu ünvanların Part döneminde zaten kullanıldığını ifade etmiştir. Part soyluluğunda üç sınıf bulunuyordu, en yüksek olanı Krallar Kral'ına aitti, ikincisi Krallar Kralı ile evlenenlere ve üçüncü yani en düşük sınıf ise yerel kabilelerin ve küçük bölgelerin liderlerine aitti.

    MS 1. yy ile birlikte, Part soyluluğu, Arşak krallarının konumunda ve vâris belirleme olayında çok büyük bir etki hâline geldi. Soyluların bazıları ve kutsal rahipler, krala saray danışmanlığı olarak görev yaptılar. Büyük ve soylu Part klanlarının listesi, Sasanî dönemi başlangıcında oluşturuldu, erken Part belgelerin de sadece iki klandan açıkça bahsedilir: Suren Hanedanı ve Karen Hanedanı. Tarihçi Plutarch, Suren hanedanı üyelerinin Arşak krallarına ilk taç giydiren soylular olduklarını söyler.


    Askerîye





    Bir piyade birliği, Zanhak Kalesi duvarlarında resmedilmiş,
    Doğu Azerbaycan Bölgesi, İran

    Part İmparatorluğu'nda sürekli bulunan bir ordu yoktu, ilgili bölgedeki askerleri hızlıca toparlayarak bir ordu oluştururlardı. Fakat kralı korumakla yükümlü, soylulardan, kölelerden ve paralı askerlerden oluşan sürekli bir muhafız ordusu bulunuyordu, fakat bu ordudaki azker sayısı çok azdı. Ayrıca garnizonlar sınırlardaki kalelere yerleştirilmişti; Part kitabeleri bazı askerî ünvanların bu bölgedeki kumandanlara verildiğini ortaya çıkarmıştır. Askerî güç, aynı zamanda diplomatik ilişkilerde de kullanılıyordu. Örneğin, Shiji eseri, MÖ 2. yy'ın sonlarında Çin elçileri İran'ı ziyaret etmeye geldiklerinde, elçilerin doğu sınırılarına gidene kadar 20,000 süvarinin onlara eşlik ettiğini anlatır. Muhtemelen bu, göz dağı vermek için yapılan bir şeydi.

    Partların en etkili askerî birlikleri hiç kuşkusuz hem binicisinin hem de kendisinin tepeden tırnağa zırh giydiği ağır katafrakt süvarileriydi. Katafraktlar düşman hattını hücum yaparak yarmak için büyük bir kargı ve bazen ok ile yay kuşanırlardı. Ekipmanlarının ve zırhlarının maliyetinin yüksek olmasının yanı sıra, katafraktlar aristokrat sınıflardan oluşturulan seçkin süvarilerdi, ve Arşak kralı tarafından kendilerine yerel düzeyde bir özerklik tanınırdı. Hafif süvariler ise halkın içindeki sıradan insanlardan seçilirdi ve okçu-atlı olarak eğitilirlerdi; savaşta basit bir tunik ve pantolon giyerlerdi. Düşmanlarının üzerine giderken ve onlardan kaçarken atış yapabilecekleri kompozit yaylar kullanırlardı; Part atışı olarak bilinen bu tekniğin çok etkili olduğu kanıtlanmıştır. Sıradan askerler ile paralı askerlerden oluşturulan hafif piyade birlikleri ise, süvari hücumundan sonra düşman birlikleriyle savaşmak için kullanılırdı.

    Part ordusunun büyüklüğü bilinmiyor, imparatorluğun toplam nüfusu kadar olma ihtimali var. Fakat, eski Part yerleşimlerinde yapılan arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda Partların nüfusunun çok fazla olduğu ve insan gücünün müthiş olduğu görülmüştür. Bu yüzden Babil gibi nüfusun çok olduğu bölgeler, Romalılar için her zaman çekici gelmiştir.


    Para Birimi

    Genelde gümüşten yapılma Yunan dirhemi, Part İmparatorluğu'ndaki en yaygın para birimiydi. Arşaklılar paraları Hekatompilus, Selevsiya ve Hamadan'da bastırırlardı. Ayrıca Nisa şehrinde de bir çok para bastırmışlardır. İmparatorluğun başlangıcından yıkılışına kadar, dirhemlerin 3.5 ya da 4.2 gramdan daha fazla bastırıldığı çok nadir görülmüştür. İlk tetra-dirhemler, bazı çeşitleriyle birlikte standart olarak 16 gram ağırlığında olup, I. Mithridates'in Mezopotamya'yı kuşatmasından sonra Selevsiya şehrinde bastırılmıştır.

    TOPLULUK VE KÜLTÜR

    Helenizm ve İran'ın Dirilişi





    Adam kafası şeklindeki seramik yapımı su çeşmesi, MS 1. veya 2. yy

    Helenistik dönemde Yakın Doğu halklarının Selefkilerin Yunan kültürünü benimsemesine karşın, Part dönemi, din, sanat ve giyim alanında İran kültürünün tekrar dirilişine şahit olmuştur. Helenistik ve Pers kültürünü benimseseler de, Arşak kralları Pers hükümdarlarından sonra kendi tarzlarını oluşturdular ve Yunan dostu oldular (philhellene). "Philhellene" kelimesi II. Artabanus dönemine kadar basılan paralarda yazıyordu. Bu kelimenin sonradan kullanılmamasının sebebi, Partya'da İran kültürünün tekrar dirilmesiydi. I. Vologeses, para sikkelerinde okunaksız Yunanca yazıların yanı sıra Farsça dilini ilk kullanan hükümdardır. Yine de, Yunan-alfabesinin kullanımı, imparatorluğun yıkılışına kadar sürmüştür.

    Yunan kültürü Part İmparatorluğu üzerinde etkisini yitirmedi, hatta Arşaklıların Yunan tiyatrolarında eğlendiklerine dair kanıtlar bulunmaktadır. Crassus'ların başı II. Orodes'e getirildiğinde, o ve Ermenî kralı II. Artavasdes'in, Euripides'in yazmış olduğu "The Bacchae" adlı eseri izlemekle meşgul olduğu bilinir (MÖ 480–406).

    I. Arşak'ın para sikkelerinde Ahameniş satraplarınınkine benzer giysilerinin olduğu görülür. A. Shahbazi'ye göre, Arşak "kendi millî duygularını vurgulamak için kasıtlı olarak Selefki sikkelerini bırakmış ve kendini Kārny/Karny (Yunanca: Autocratos) olarak ilân etmiştir, bu ünvan zaten üstün Ahameniş komutanları tarafından kullanılıyordu, Genç Kiros gibi...


    Ahameniş geleneklerinde olduğu gibi, Arşak hükümdarlarının I. Darius'un (MÖ 522–486) yazıtlarının bulunduğu Behistun Dağı'nda kazınmış resimleri bulunurdu. Bunun dışında, Arşaklılar Pers hükümdarı II. Artaxerxes'in (MÖ 404–358) vârisliğinde hak iddia etmişlerdir. III. Artabanus oğullarından birinin adını Darius koymuştur ve onu Kiros'un vârisi olarak ilân etmiştir. Arşak kralları tipik Zerdüşt isimleri kullanırlardı, ve V.G. Lukonin'e göre bazen Zerdüştlüğün kutsal kitabı sayılan Avesta'dan da isimler kullanmışlardır. Partlar Selevkosların Makedon takviminden sonra, Ahameniş takvimindeki isimlerle beraber Babil takvimini kullanmaya başladılar.

    İnanış





    MS 2. yy'dan kalma bir kabartma Küzestan Bölgesi, İran

    Part İmparatorluğu, değişken bir politik ve kültürel yapıya sahipti, çok çeşitli dinî inanış biçimine sahiptiler, ve bunların çoğu Yunan ve İran kültüne dayanıyordu. Yahudi azınlığı ve erken dönem Hristiyanlarına rağmen Partlar çok tanrılı inanışlara sahiptiler. Yunan ve İran tanrıları çoğu zaman bir tutulurdu. Örneğin Zeus Zerdüştlük dininde Ahura Mazda'ya, Hades Angra Mainyu'ya, Afrodit ve Hera Anahita'ya, Apollo Mithra'ya ve Hermes de Shamash'a denk gelirdi. Büyük tanrıların ve tanrıçaların yanı sıra, her etnik grup ve şehrin kendine has inanış biçimleri de vardı. Part sanatı, Selevkos hükümdarlarında olduğu gibi Arşak krallarının kendilerini tanrı olarak gördüğünü belirtir; muhtemelen bu gelenek bu dönemde çok yaygındı.

    Arşaklıların Zerdüştlüğe inandıkları zaman dilimi günümüzdeki araştırmacılar tarafından tartışılmaktadır. Zerdüştler, İran kültürünün kabul etmediği kanlı kurbanlar veriyor olabilirdi. Yine de, I. Vologeses, bir Zerdüşt rahibin kişiliğini övdüğüne ve sonradan Avesta'ya dönüşen kutsal Zerdüşt metinlerinin derlenmesine kefil olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır. Sasanîler ise Zerdüştlüğü devletin resmî dini olarak benimsemiştir.

    Manişeizm akımını kuran Mani'nin MS 228/229'a kadar ilk dini ifşasını açıklamamasına rağmen, Bivar yeni inanışının Manateizm (tek tanrılı bir inanış) akımından, İran kosmogonisinden ve hatta Hristiyanlıktan bile etkilendiğini iddia eder.

    Budizmin, İran bölgesine Kuşhan İmparatorluğu'ndan yayıldığına dair çok az arkeolojik kanıt vardır. Yine de, Çin kaynakları, bir Part soylusu ve Budist keşişin, Çin'deki Luoyang'ı bir Budist misyoner olarak ziyaret ettiği ve Budizmin ilkeleri Çinceye çevirdiği bilinir.


    Sanat ve Mimarî





    Hatra'nın antik bir sitesinin girişinde
    yer altı bölümü bulunan bir yapı Hatra, Irak, MS 50

    Part sanatı üç bölümde incelenebilir: gerçek Part sanatı; İran yayla sanatı ve Mezopotamya sanatı. Gerçek Part sanatının temelleri Nisa şehrinde atılmıştır, Ahameniş ve Selefki geleneklerinden yola çıkarak birleşen Yunan ve İran kültürü. İkinci sanat anlayışında, Partlar Ahamenişlerin sanat anlayışından etkilenmişlerdir, In the second phase, Parthian art found inspiration in Achaemenid art, II. Mithridates'in Behistun Dağı'ndaki taç giyme töreni buna örnek olarak verilebilir. Son olarak üçüncü sanat anlayışı ise Partlar Mezopotamya'yı fethettikten sonra aşamalı olarak ortaya çıkmıştır.

    Part döneminin soradan motifleri, kralların av seferlerini ve taç giyme törenlerini resmetmektedir. Bu motifler ayrıca yerel yöneticilerin portrelerini de resmediyordu. Sıradan sanatsal çalışmalar ise taşlar, freskler ve duvar yazıları ile yapılıyordu. Ayrıca geometrik ve biçimlendirilmiş bitki örnekleri duvar çalışmalarında kullanılmıştır. Sasanî döneminin en basit motif örneğinde birbiriyle savaşan iki süvari görülmektedir.

    Partlar portrecilik sanatında en çok betimleme ve vurgulama kullanılırdı, genelde resimle, yontmacılıkla ve para sikkelerinin üzerinde rahat bir profil sergileyen insan suretleri işlenirdi. Part dönemindeki portrecilikte vurgulama, eski bir sanatsal teknik olmasına karşın, Daniel Schlumberger vurguculuğun yeniliklerini şöyle açıklıyor:


    'Part vurguculuğu', Yakın Doğu ve Yunan vurguculuğundan tamamiyle farklıdır. Her ikisi de Oryantal ve Yunan sanatı grubunda yer alsa da, vurguculuk çok sıradışı bir konudur: Oryantal sanatta dinî ve efsanevî öğeler birbirinden titizlikle ayrılırken; Yunan sanatında bu, özne tarafından istenirse belirli nedenlerle tercih edilirdi ve nadiren kullanılırdı. Part sanatıyla birlikte, vurguculuk, figürün normal bir şekilde elde edilişi hâline geldi. Aslında Part vurguculuğu, doğallığı ve ferahlığı yansıtmaktan başka bir şeyi yansıtmazdı, bütün figürler, masrafları çok olsa bile, açık ve net bir yüze sahipti (günümüzde görüldüğü gibi). Tabi bunların uygulanışı çok sistemik bir yapıya sahipti. Bu eşsiz şeylerin bir diğer örneklerini MS 1. yy eserlerinde de görmek mümkün.


    MS 245 yılında Dura-Europos'taki bir sinagogta bulunan Esther Kitabı'ndaki bir sahne duvara yansıtılmış, Curtis ve Schlumberger bunun 'Part vurguculuğuna' dair çok iyi bir örnek olduğuna dikkat çekiyor.

    Part sanatındaki vurguculuk akımı, Sasanîlerin getirmiş olduğu yeni politik ve kültürel değişikliklerden dolayı kısa bir süre sonra yok oldu. Buna rağmen, MS 165 yılında Dura-Europos'un Roma tarafından ele geçirilişinden sonra bile portre resimlerinde vurguculuk kullanılaya devam etmiştir. Bunun örnekleri, MS 3. yy'ın başında Dura-Europos'taki sinagogun duvarında ve yine aynı şehirde, Palmira tanrıları için yapılmış olan tapınağın duvarında bulunan resimlerde görülmektedir.

    Part mimarîsi, çoğunlukla Ahameniş ve Yunan mimarî öğelerinden etkilenmiştir, fakat her ikisinden de farklı bir anlayışı vardır. Tarzları ilk olarak Nisa şehrinde keşfedilmiştir. Yuvarlak Nisa Salonu, Yunan palaslarıyla benzerlik gösteriyor, fakat içinde kare bir boşluğun içinde bir yuvarlaklık ve tünel bulundurması onu farklı kılıyor. Ayrıca Nisa'daki sanat çalışmaları, mermer heykelleri ve demir kapların üzerine kazınan figürleri de içermektedir, ve bunlar yapılırken apaçıktır ki Yunan sanatından etkilenilmiş.

    Part mimarîsinde karşılama alanları eyvan özelliği gösteriyordu, üç tarafı kapalı, bir tarafı ise tamamen açık olan giriş bölmesi. Çatılara destek amaçlı kullanılan Helenistik sütunlar yerine beşik kemer kullanımı yaygınlaştı. Eyvan kullanımı, Ahameniş ve bazı erken dönem krallıklarda kullanılmasına rağmen, onu anıtsal yapıtlarda ilk kullanan Partlardı. Erken dönem Part eyvanları Selevsiya'da MS 1. yy'a inşaa edilmiştir. Anıtsal yapıtlarda kullanılan eyvan örnekleri aynı zamanda Hatra tapınaklarında da kullanılmıştır. En büyük Part eyvanları bu sitede bulunmaktadır, yaklaşık 15 m. (50 ft) yüksekliğinde...

    Giyinim-Kuşam





    İyi giyinimli bir Part vatandaşının heykeli, Palmira'da bulunuyor, MS 3. yy'ın başı

    Part süvarilerinin giydiği kıyafetlerin örneklerini Şami, Elymais'te bulunan, bir soyluya ait bronz heykelinde görebiliriz. Boyutu 1.9 m (6 ft) olan heykel, V-yakalı bir ceket, V-yakalı bir tunik, serbest duran ve kıvrımlardan oluşan bir pantolon giymiştir ve kafasında bir diadem bulunmaktadır. Bu giyim türü MÖ 1. yy'ın ortalarında basılan para sikkelerindeki suretlerde de görülmektedir.

    Part kültürüne ait giyim örnekleri kuzeybatı Irak'taki Hatra'da yapılan kazı çalışmalarında bulunmuştur. Dümdüz inşaa edilmiş heykeller üzerine tipik Part gömleği (kamis), iyi görünümlü bir pantolon ve çeşitli materyaller giydirilmiştir. Hatra'nın aristokrat sınıfı, orta sınıf Arşak halkının soyluluk simgesi olan bombeli saç stilini, başlıkları ve kemerli tunikleri benimsemiştir. Pantolonlar, sikkelerden görüldüğü üzere Arşak kralları tarafından bile giyilmekteydi. Part stili pantolon ayrıca Palmira'da, Suriye'de ve vurguculuk sanatında da oldukça yaygındı.

    Part yontmacılığı, giysilerin üzerine takılan kolyelerin, küpelerin, taçların ve bilekliklerin, zengin Part kadınları için vazgeçilmez olduğunu gösterir. Çok katlı giysilerini omuzlarında bulunan bir broş yardımı ile tuttururlardı. Kafalarına takılan taçlarda aynı zamanada bir peçe de bulunurdu.

    Part sikkelerinde görüldüğü gibi, Part krallarının giydikleri taçlar zaman içinde değişmiştir. Erken dönem Arşak sikkeleri, başlık (Yunanca: kyrbasia) denilen, yanakları iki taraftan da kaplayan bir şapka giyerlerdi. Bu şapka Ahameniş dönemindeki satrapların kullandıkları ile aynıdırlar ve bu ucu sivri şapkalar Behistun ile Persepolis şehirlerinde sıkça görülürdü. I. Mithridates'in erken dönemde bastırdığı sikkelerde görüldüğü üzere, hükümdarlığının ilk yıllarında Helenistik bir diadem başlığı giydiği görülür. II. Mithridates, incilerle ve değerli taşlarla süslenmiş ilk Part tiara'sını giyen hükümdar olarak karşımıza çıkmaktadır; bu taç türü geç dönem Part ve Sasanî hükümdarlarınca giyilmiştir.


    Yazı ve Edebiyat

    Part döneminde ozanların müzik eşliğinde ezberden şiirler okuduğu bilinmektedir. Fakat, bundan geç Sasanî dönemine kadar bahsedilmez. Aslında, sonraki yüzyıllarda yazılana kadar, bilinen bir Part edebiyatı dili yoktur. Vis ve Ramin gibi aşk hikayeleri ve Kayan Hanedanı gibi epik eserler, çok sonradan derlenmelerine rağmen, Part dönemindeki sözlü edebiyat birer parçalarıydı. Part dili edebiyatının yeterince işlenmemesine rağmen, Arşak krallarının Yunanca yazılmış edebiyat eserlerini onayladıkları bilinmektedir.

    PART HÜKÜMDARLARININ LİSTESİ

    MÖ 247 - Arşak dönemi başlar, Andragoras, satraplık
    MÖ 246 - I. Arşak, İran'da ayaklanma başlatır
    MÖ 238 - I. Arşak, İran'ın kontrolünü ele geçirir
    MÖ 217/214 - II. Arşak
    MÖ 191 - Phriapatius
    MÖ 176 - I. Phraates
    MÖ 171 - I. Mithridates
    MÖ 139/138 - II. Phraates
    MÖ 127 - I. Artabanus
    MÖ 124/123 - II. Mithridates
    MÖ 90 - I. Gotarzes, I. Orodes
    MÖ 78/77 - Sanatruces
    MÖ 71/70 - III. Phraates
    MÖ 58/57 - II. Orodes
    MÖ 53'ten önce - III. Mithridates
    MÖ 40 - IV. Phraates
    MÖ 39 - I. Pacorus'un ölümü
    MÖ 32-30 - I. Tiridates'in işgâli
    MÖ 27/26 - I. Tiridates kendi adına para bastırır
    MÖ 3/2 - V. Phraates
    MS 5/6 - III. Orodes
    MS 8/9 - I. Vonones
    MS 10/11 - II. Artabanus
    MS 36 - II. Tiridates
    MS 37 - Cinnamus
    MS 39-45 - I. Vardanes
    MS 43/44-50/51 - II. Gotarzes
    MS 50/51-76/77 - I. Vologases
    MS 55 - II. Vardanes
    MS 77/78-78/79 - II. Vologases
    MS 77/78-86/87 - II. Pacorus
    MS 79/80-80/81 - III. Artabanus
    MS 92/93-95/96 - II. Pacorus
    MS 104/105-107/108 - III. Vologases
    MS 108/109-127/128 - I. Osroes, MS 117'de Parthamaspates
    MS 111/112-146/147 - III. Vologases
    MS 130-147 - IV. Mithridates
    MS 147/148-190/191 - IV. Vologases
    MS 190/191-207/208 - V. Vologases
    MS 207/208-221/222 - VI. Vologases
    MS 213-224 - IV. Artabanus

    www.paradoxfan.com forumundan alınmıştır.

    konunun silinmemesini rica ediyorum.tarihle ilgili önemli tartışmalar olabilir.



    _____________________________




  • Yapay Zekanın Yanıtı

    Partlar

    Partlar, MÖ 250'den MS 224'e kadar Orta Asya'da hüküm sürmüş İran kökenli bir göçebe imparatorluğuydu.

    Partlar, atlı okçuluk konusundaki ustalıklarıyla tanınırlardı ve at üstünde savaş taktikleri, sonraki imparatorlukları ve askeri stratejileri büyük ölçüde etkiledi. İmparatorlukları, doğuya Çin'e, batıya Mezopotamya'ya ve güneye Hindistan'a kadar uzanıyordu.

    Partlar, ticaretin gelişmesine katkıda bulundular ve İpek Yolu üzerinde kilit bir rol oynadılar. Ayrıca sanat ve mimaride gelişmeler kaydettiler, Part heykeltraşlığı ve mimarisi günümüzde de hayranlıkla karşılanmaktadır.

    Part İmparatorluğu, Roma Cumhuriyeti ve daha sonra Roma İmparatorluğu ile bir dizi savaş yaptı. Bu savaşlar, Partların Roma lejyonlarını yendikleri Carrhae Muharebesi (MÖ 53) gibi bazı dikkate değer zaferlerle sonuçlandı. Ancak, Part İmparatorluğu MS 224'te Sasani İmparatorluğu tarafından yıkıldı.

    Yapay Zekanın Yanıtını Genişlet
  • güzelbi yazı
    _____________________________
  • zazaların kürt olmadığı düşünülüyo. hatta kb de konusu vardı zamanında arayıp bulabilirsin. yazının başlangıçlarını biraz okudum sonra bıraktım:) çok uzun.

    tarih çok ofsayt bi bilim dalı. inandığın tarihi seçerken duyguların, milli kimliğin de ön plana çok çıkar. elbetteki tkk da gerçek tarih olarak bilinen tarihden bi şeyleri gizlemiş, öbür bi şeyleri değiştirip öğretmiş olabilir. bunu tek yapan tkk da değildir, daha çok yapan da olcaktır.takma kafaya bea:d
    _____________________________
  • zazalardan bahsetmiyorum partlardan bahsediyorum.zazalarla kürtler akrabadır.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi büyüksezar160 -- 21 Kasım 2011; 22:30:19 >
    _____________________________
  • up.
    _____________________________
  • up.
    _____________________________
  • büyüksezar160 B kullanıcısına yanıt
    partlar türktür fars kırmsı kürtlerle ilgilieri yoktur
    _____________________________
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Steamda Atölyeden Dosya İndirmek
    13 yıl önce açıldı
    Harddiskte dosyalar kayboldu
    10 yıl önce açıldı
    Daha Fazla Göster
    
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.