Şimdi Ara

En Son İzlediğiniz Anime ve Yorumlarınız (26. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
4 Misafir - 4 Masaüstü
5 sn
1.545
Cevap
23
Favori
86.307
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
8 oy
Giriş
Mesaj
  • Rainbow: Nisha Rokubou no Shichinin
    Rainbow


    Drama, seinen(şiddet ve cinsellik), tarihsel ve gerilim türlerini içeren bu anime, ıslahevinde buluşan daha reşit dahi olmamış 7 gencin başından geçenleri konu alıyor. Çizimler kalite olarak son zamanlarda çıkmış olan animelere göre haliyle biraz geride kalmış. Ama sırıtmıyor. Çizim stili olarak daha önce izlediğim basilisk animesine benziyor denebilir. Müzikler gayet yerinde devreye girip sizi o an istenen havaya sokmayı başarıyor. Ana karakterlere bağlanma olsun, flashbackler ile sahne geçişleri olsun çok hoş bir anime olmuş. En büyük eksiğine gelirsek arkadaşlık-kardeşlik-aile teması aşırı fazla vurgulanmış animede. Bir yerden sonra artık yeter arkadaşım anladık diyebilirsiniz. 2. eksiği olarak tesadüf olayların biraz abartılması, birkaç mantık hatası ve bazı sahnelerin aşırı tekrarlanması söylenebilir. Puanını en çok kırdığım yer ne yazık ki en büyük eksik olarak yazdığım kısım. 9 hatta 10 puanı hakedecek kaliteye çok yaklaşmışlar ama ne yazık ki olmamış. Herşeye rağmen izleyen pişman olmaz. Eksiklerine rağmen insana hem ilham veren hem de duygulandıran çok güzel sahneler içeren bu animeyi izlediğime hiç pişman değilim. Büyük ihtimal siz de olmayacaksınız. Biraz prison break biraz shawshank redemption karşımı güzel bir anime.



    İlk bölümlerde Sakuragi ile kaynaşmalarında çok git gel vardı. Bir abi kardeş oldular bir birbirlerini dövmeler laf atmalar falan. Burada denge iyi ayarlanamamış. Bu kaynaşma işini adım adım ilerleyecek şekilde ve birkaç bölüme daha yaysalarmış çok iyi olurmuş. Bu sahneler sırıttı animede. Ishihara ve Sasaki olayını da biraz fazla uzatmışlar diye düşünüyorum. Neyse ki artık yeter dediğim sezon ortalarında kurtulduk bu ikiliden. O kadar erkek karakterin olduğu bir animede devamlı hayallerini kazıdıkları ağacın etrafında buluşmalar falan insanı bayıyor bir zaman sonra. İlk bölümlerde bir gidersin hadi iki defa git de devamlı sezon finaline kadar bu ağacın altında gezmeleri o anın güzel havasını da alıp götürdü animede. Keşke onları bir dilek diledikleri zaman bir de sezon finalinde orada görseymişiz.

    İnsanın Sakuragi gibi bir abisi olsun sırtı yere gelmez. Fazla drama ağırlıklı gittiğimden pek şansım olmamıştı ama sonunda karakter olarak olsun, fiziki açıdan olsun, ailesi gördüğü arkadaşlarına yol göstermesi olsun güçlü bir anime karakteri görebildim. Sakuragi sezon ortasında öldüğünde ne olacak bu anime şimdi diye birçoğumuz düşünmüştür. O ana kadar animeyi tek başına sırtladı çünkü. Ama anime kalitesini çok bozmadan devam etti. Bu süre zarfında Sakuragi'nin boşluğunu Mario az çok doldurmayı başardı.


    8/10



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi defaulticus -- 29 Mayıs 2020; 12:35:34 >
    _____________________________
    AMD Ryzen 7 5800x3d - Arctic Liquid Freezer II 420 aio - Asus x570 ROG Crosshair VIII Hero - Gskill 2 x 16gb 3200CL14 Ram(3800CL16) - Asus Rtx4090 TUF OC - Samsung 990 PRO 2tb m2 SSD, Samsung 980 PRO 1tb m2 SSD, 3 x Samsung 870 QVO 8tb SSD - Samsung G8 OLED Monitor - Phanteks Enthoo Pro 2 Case - Corsair AX1000 Platinum Psu - Creative Sound Blaster AE-9 Sound Card - Noctua NF-A12x25 PWM Chromax, Arctic P14 PWM PST fans, Corsair Icue Commander Core XT - Logitech G815 Tactile Keyboard - Logitech G PRO X SUPERLIGHT Mouse - ARTISAN FX HAYATEOTSU X-SOFT X-LARGE Mousepad - Sennheiser HD 800s hi fi Headphone




  • Hotarubi no Mori e

    Drama, romantizm, shoujo(kız temalı), supernatural(doğa üstü) türlerini içeren bu anime, ufak kızımız olan Hotaru'nun Yamagami ormanında kaybolması ile beraber Gin isminde biri ile tanışmasını konu alıyor. 45dk gibi kısa sayılabilecek süresi olan bu anime sizi mükemmel çizimleri ve müzikleri ile alıp götürüyor. Zamanın nasıl geçtiğini farketmiyorsunuz. Yazın sıcaklığını iliklerinize kadar hissettiriyor. Eksiklerini spoiler'a eklemek daha iyi olacak gibi. 45dk da hatta bunun son 5 dk sı da ending. 40dk'da anca bu kadar olabilirdi.

    Edit: Şu anime en azından benim izlemiş olduğum animeler içinde en üzüntü verici anime olabilecekken yaratıcılığı kısıtlı bir yazar tarafından iyi seviyesine düşürülmesini sizinle paylaşmayı unutmuş olmamdan kaynaklı editlemek istedim.
    Önemli Not: Bu anime filmi izlemeden önce Natsume Yuujinchou'i izlemeniz gerekiyor. Ben bunu anime filmi izledikten sonra öğrendim.



    Hotaru'nun sevdiğine sarılmadan hemen önceki mutluluğu ile beraber sonrasında gelen hüzün. Allah kimseye böyle bir duygu yaşatmasın. Gin'in maskesini Hotaru'ya takıp onu öpmeye çalışması da çok güzel bir sahneydi. Eleştirmek gerekirse ufak, hiç tanımadıkları bir çocuk yüzünden böyle gelişi güzel bir son izlememiz bence bu filme yakışmadı. Daha orjinal bir şey beklerdim. Bir de süre olarak keşke 1 buçuk saat gibi bir süre olsaymış. Karakterlere daha çok ısınırdık.

    Edit:Aşağıdaki müthiş amv'yi de animeyi izledikten sonra izlemelisiniz.





    8.5/10



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi defaulticus -- 31 Mayıs 2020; 15:1:34 >
    _____________________________
    AMD Ryzen 7 5800x3d - Arctic Liquid Freezer II 420 aio - Asus x570 ROG Crosshair VIII Hero - Gskill 2 x 16gb 3200CL14 Ram(3800CL16) - Asus Rtx4090 TUF OC - Samsung 990 PRO 2tb m2 SSD, Samsung 980 PRO 1tb m2 SSD, 3 x Samsung 870 QVO 8tb SSD - Samsung G8 OLED Monitor - Phanteks Enthoo Pro 2 Case - Corsair AX1000 Platinum Psu - Creative Sound Blaster AE-9 Sound Card - Noctua NF-A12x25 PWM Chromax, Arctic P14 PWM PST fans, Corsair Icue Commander Core XT - Logitech G815 Tactile Keyboard - Logitech G PRO X SUPERLIGHT Mouse - ARTISAN FX HAYATEOTSU X-SOFT X-LARGE Mousepad - Sennheiser HD 800s hi fi Headphone




  • En Son İzlediğiniz Anime ve Yorumlarınız

    Saiki Kusuo no Psi-nan

    Animenin çizimleri ve müzikleri ortalama ne iyi ne kötü böyle bir animenin gereksinimini karşılayabilecek seviyede. Karakter tasarımları olarak Nendo'nun aşırı itici tipinden ötürü akılda kalıcı olmasından başka çizimler ortalama, keza müziklerde akılda kalmıyor.

    Elimizdeki seri bir sitcom animesi. 1 bölümde başlayıp o bölümde biten bir konu dahi olduğunu söyleyemem çünkü her bölüm 5 dakika süren skeçlerden oluşuyor ve konunun 1 skeçten diğerine sarkması bile sık değil. Yani konu bütünlüğü veya akıp giden bir hikaye beklemeyin. Bu nedenle bu oturup uzun uzun izlenecek bir anime değil daha çok kafanız bozulduğunda birkaç bölüm bakıp kafanızı dağıtacağınız bir seri.

    Animede bulunan karakterler klişe tipler keza işlenen konularda oldukça klişe ama izleyiciyi sıkmıyor ilgiyi üzerinde tutmayı başarıyor. Animenin tarzından zaten çok derin konular beklemek anlamsız olurdu. Tarz olarak One Punch Man ve Sakamoto Desu Ga ? gibi animelere benziyor diyebilirim.

    Seri klişe olaylara, farklı animelere göndermeler yapıyor. Ayrıca kendini ciddiye alan bir seri değil yani 4. duvarı sık sık yıktıklarını söyleyebilirim.

    Başka başka ne diyebiliriz. Üzerine çok fazla konuşulacak bir anime olduğunu düşünmüyorum. Beklentiniz neyse karşılayan bir anime.

    10/7



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Periah -- 31 Ağustos 2020; 23:14:5 >
    _____________________________
    I thought what I'd do was, I'd pretend I was one of those deaf-mutes.




  • En Son İzlediğiniz Anime ve Yorumlarınız

    Monster
    Türü: Psikolojik, gizem, korku, dram, polisiye, gerilim, seinen
    Bölüm sayısı: 74

    Ne desem ki şimdi bu anime hakkında? Ne animeydi be! Birkaç sevmediğim noktası olsa da çok derin animeydi. Favori 10 anime listeme girmeye kesinlikle hak kazandı. Seinen anime böyle olur işte. %100 seinen, tamamen yetişkinlere yönelik bir animeydi. İzlediğim animeler arasında en çok Psycho Pass ile ortak yanı vardı. Bu arada psikoloji, korku ve gizem türleri bir arada olunca çok iyi bir anime ortaya çıkıyor sanki ha. Neyse psikoloji demişken bu animede anlatılan psikoloji dehşet bir şey. Çünkü katil psikolojisi anlatılıyor. Bir insan nasıl katil olabilir? Cinayet işlemeye iten şey nedir? Hiç cinayet işlemeyen biri katil olabilir mi? Toplumsal histeri nedir? Toplumu manipüle etmek kolay mıdır? Gibi birçok soruya bu anime cevap veriyor. Animede avukat, polis, dedektif, krimanalist, psikiyatrist, doktor ve gazeteci gibi birçok meslek de geçiyor. Hepsinin farklı bakış açısı ile animeyi izlemek de güzel oldu. Olayların Almanya'da geçmesi, Türk mahalleleri, Türk karakter isimleri de animede hoş bir detaydı.

    Animenin konusundan da kısaca bahsetmek istiyorum. Doktor Tenma Almanya'da yaşayan mesleğinde kendini geliştirmiş mükemmel bir beyin cerrahıdır. Mükemmel doktor olduğu gibi insani değerlere de önem verir. Hastaneye ağır yaralı olarak vali ve kimi kimsesi olmayan ağır yaralı bir çocuk getirilir. İkisini birden tedavi edecek vakit yoktur. Doktor Tenma seçim yapmak zorundadır. Hangisini seçmelidir? Bu seçim ona nasıl sonuçlar getirecektir? Gerisini izlemeyenler animeden öğrensin. :)

    Biraz da spoiler yorum yapmak istiyorum. Uzun zamandır erteliyordum bu animeyi. 74 bölüm olması gözümü korktuyordu. Yavaş ilerliyor sanmıştım. Yanılmışım. Daha ikinci bölümde
    hastanedeki yetkili kişilerin ölmesi ile şok oldum. Meseleyi hiç uzatmadılar. Şak diye öldü var ya ne sevindim. Gerçek hayatta para ve statü için yaşayan, konuşan ve eylemlerine devam eden insanları görüyoruz, bir şey yapamıyoruz çoğumuz. Çünkü kanunda uygun boşlukları buluyorlar veya direkt kanunun kendisi oluyorlar. O yüzden bunu izlemek güzel oldu. Akame ga Kill izlerken de bunu hissetmiştim :D 3. bölümde 9 yıl sonrasına atladı bi anda. Meğer animenin konusu buymuş. İkizlerin bir şekilde animenin konusuna gireceği ve bizim doktorun istifa edeceği çok belliydi ama.
    Bu arada polisin hastaneyi kuşatması, elinde yeterli kanıt olmadığı halde Dr. Tenma'yı tutuklamaya gitmesi çok tanıdık geldi. Hmm demek ki tüm dünyada oluyor böyle şeyler...
    Ama bi 20 bölüm geçince olaylar yavaşlamaya başladı. 38. bölümde
    Johann'ın elini kolunu sallaya sallaya gitmesi hiç hoşuma gitmedi. Bu animenin daha karmaşık olacağını düşünmüştüm.
    Karakter gelişimi de çok iyiydi.
    Eva'nın alkolü bırakması, mesleği olması, Lunge'un özür dilemesi, Dieter'ın seçim yapması ve Tenma'nın yanında kalması, Tenma'nın sözleri ile tüm hayatının değişmesi çok güzeldi. Favorim gazeteci Grimmer ama o da öldü be. Verdiği sözler de öyle kaldı, piknik sözü, içki sözü hep kaldı...
    Animede anlaşılmayan yerler de vardı.
    Johann'ı anlama pek mümkün değil. Ne yaptı, neden yaptı? Neden sonuç ilişkisine bakınca bir şey çıkmıyor. Psikopat biriydi, can sıkıntısından yaptı diye düşünüyoruz sadece. Asıl canavar kimdi? Animenin başından beri Johann olarak gösterildi. Peter Çapek çıktı ortaya ama hemen öldü. Asıl canavar Franz Bonaparta mıydı? Bölümün birinde Johann gibi suçluların ve Tenma gibi bu suçluların peşinden gidenlerin de olduğunun gösterilmesi güzeldi. Ama güzel mesaj da verdi. İntikam alsan bile giden gitti, geri gelmeyecek. Final bölümü seyirciye bırakılmış. İyi mi kötü mü emin olamadım. Hiç böyle bir şey beklemiyordum. Klişe olmaması güzeldi ama biraz da iyi olabilirdi sanki.
    Daha bu anime hakkında söylenecek çok şey var ama şimdilik bu kadar. Son olarak 2004 yapım olmasından olayı çizimleri pek iyi değildi ama idare eder yine. Bi de 74 bölüm boyunca başlangıç müziği hiç değişmedi sanırım o da 2004 yapımı olmasından dolayı.

    Puanlama yaklaşık bölümler arası yaparsam eğer
    1.-20. Bölümler arası 10 puan
    21.-40. Bölümler arası 7 puan
    41.-60. Bölümler arası 9 puan
    61.-74. Bölümler arası 8 puan

    Genel puanım ise 8.5

    Eski animelerden gideyim yine dedim Nana'ya başladım ama 4 bölüm kuralında sınırda kaldı. Ne yapsam ki? Shoujo türünden bilerek uzak durmuştum. Sahiden kızların düşüncesi hiç hoşuma gitmiyor animede. O iç sesler çok sıkıcı. Romantizm yönü berbat. Müzik bölümü ise ilk 4 bölümde hiç yoktu neredeyse. Karakter analizleri iyi diye duydum, devam etsem mi bilemedim... Hafif merak ettim...

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • maybe4you kullanıcısına yanıt

    Asıl canavar Johann'ın kız kardeşi değil mi ?



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Periah -- 29 Mayıs 2020; 18:16:5 >
    _____________________________
    I thought what I'd do was, I'd pretend I was one of those deaf-mutes.
  • Periah kullanıcısına yanıt
    Öyle bir yorum da yapılabilir tabii. Anime yorumlarına pek bakmadım. Bu anime hakkında sayfalarca yorum yapılabilir.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • maybe4you kullanıcısına yanıt

    Asıl canavar Johann'ın ikiz kız kardeşi Anna, bir nedenden ötürü hafızasını yitiriyor. Aklımda öyle kalmış. İkizleri bir şekilde birbirine karıştırıyorlardı. Johann kız kılığına giriyordu tam ayrıntıları hatırlamıyorum fakat gerçek Monster Anna buna eminim.(Cocukken onun kiligina giriyordu sanirim ayni buyuk oldugunda oldugu gibi )



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Periah -- 29 Mayıs 2020; 18:39:53 >
    _____________________________
    I thought what I'd do was, I'd pretend I was one of those deaf-mutes.
  • Periah kullanıcısına yanıt

    O sebebi söyleyim o zaman. Kırmızı gül köşkünde 46 kişinin ölümüne şahit olan kişi Anna. Ama bunu unutuyor. İşin garip tarafı bu yaşadığı deneyimi Johann'a anlatıyor. Johann ise kendi anısı gibi hatırlıyor daha sonra. Anna anime içinde Kırmızı gül köşkünde bir canavar doğdu diyor. Tam olarak bu repliği geçiyor. Fakat bölüm isimlerinden biri Gerçek canavar. Ve o bölüm Franz Bonaparta ortaya çıkıyor. Tüm bunları birleştirirsek cevabı seyirciye bırakmışlar da diyebiliriz.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • maybe4you kullanıcısına yanıt

    Öyleyse benim animeyi tekrar izlemem gerek çünkü Bonaparte'yı hiç hatırlayamadım bile netten bakmak durumunda kaldım. Anna'nın gerçek Monster olduğundan emin gibiyim fakat ayrıtıları kaçırmış olabilirim....
    _____________________________
    I thought what I'd do was, I'd pretend I was one of those deaf-mutes.
  • Periah kullanıcısına yanıt
    Animede çok fazla karakter vardı hepsini akılda tutmak zor. Ama
    Franz Bonaparta baya önemli bence. Farklı isimleri de var. Kaus Poppe gibi. Resimli kitapların yazarı... Kırmızı Gül Köşkünde 46 kişiyi öldüren de aynı kişi. Deneyi yaptım ve deneyi bilen herkesi öldürdüm dedi adam resmen...

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Danganronpa.

    Vay anam vay neler dönmüş serhat ya...
    Yalan yok, seriye başlarken hiçbir beklentim yoktu. Çok popüler olduğu için çerezlik olarak izlerim demiştim. Konusuna bakınca da aklımda bir grup öğrenciyi bir yere hapsedip eğlenen biri olacak, katliam falan çıkacak sanıyordum kısacası konuda derinlikten uzaklık, vahşeti ön plana çıkararak eğlendirme seziyordum ama öyle değilmiş. Aksine son cinayet işlendiğinde olaylar ilginçleşti. Bu arada pembe kan fikri kimden çıktıysa tebrik ediyorum. Herhangi bir seride gördüğüm en gereksiz hareket. Gerçi kanı ön plana çıkarmamak için de böyle yapmış olabilirler.


    Konu okulla sınırlı değilmiş diğer yorumlara baktığım kadarıyla. Tüm dünyaya yayılıyormuş konu. Aşırı merak ettim ama özet bulamadım. Çok uzun olduğu için kimse özetleyemiyor.
    Birkaç yerde mantık hataları yakaladım, belki de ben detayları gözden kaçırdığım içindir ama mesela Kirigiri Naegi'ye saldıran maskeli şahısı öldürdüğünü söylüyor ama yok öyle bir şeu. Nereye kayboluyor o maskeli şahıs? Tamam o junko onu biliyoruz da, Kirigiri kendi söylüyor bayılttım diye, o zaman kaçtı oradan o.
    Onun dışında, yanlış karar verilince yanlış karar verenlerden birinin rastgele idam edilmesi fikri de güzel olurdu. Böyle olunca heyecanı kalmıyor, kalıyor da suçlunun buluncağını biliyorsun yani. Dediğim gibi olsa hem daha da bilinemez olurdu hem de karakterlerin bazılarında ruhsal çöküş yaratarak hikaye zenginleştirilebilirdi.


    8/10

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • Kimi no Suizou wo Tabetai
    I want to eat your pancreas


    Drama türüne sahip bu anime, okulunda popüler olup sevilen Sakura ile Sakura'nın zıttı sayılabilecek insanlarla iletişim kurmak istemeyen ve asosyal olan Haruki'nin arkadaşlığını konu alıyor. Çizimleri 2018 yapımı olmasının da etkisi ile türü için gereğinden fazla iyi bile denebilir. Müziklerimiz biraz sönük ve basit kalmış ama gene de fena değiller. Shigatsu wa Kimi no Uso'yu izlediyseniz size tanıdık gelecek bir anime diyeyim fazla uzatmayayim. Genel olarak beni çok etkilememesinin bir nedeni de Shigatsu wa Kimi no Uso'yu bu anime'den önce izlemiş olmam ve müziklerinin vasat olması denebilir.



    Eksiklerine gelirsem Shigatsu wa Kimi no Uso'dan aşırı fazla esinlenme mevcut. Tamam esinlen de bu kadar olmaz yani abartmışlar. Ana karakterimiz olan Sakura'nın animenin başından sonuna kadar öleceğim de öleceğim deyip durması bana göre ölüm gibi animede en dramatize edilebilecek bir şeyi komple anlamsızlaştırdı. En başta Sakura'nın öldüğünün gösterilmesi de ne kadar doğru bir karardı anime için orası da tartışma konusu olabilir. 2 karakter üzerine kurulu bir anime olmasına rağmen karakterlere bağ kurabilmede birkaç ufak sıkıntısı vardı gibi hissediyorum. Eksik olarak son söyleyebileceğim şu an aklıma gelen Sakura'nın evindeki günlük okuma sahnesi. Bunların dışında Haruki'nin malum mesajı aldığı sahne hiç beklenmedik bir zamanda gelerek beni etkiledi.


    8/10
    _____________________________
    AMD Ryzen 7 5800x3d - Arctic Liquid Freezer II 420 aio - Asus x570 ROG Crosshair VIII Hero - Gskill 2 x 16gb 3200CL14 Ram(3800CL16) - Asus Rtx4090 TUF OC - Samsung 990 PRO 2tb m2 SSD, Samsung 980 PRO 1tb m2 SSD, 3 x Samsung 870 QVO 8tb SSD - Samsung G8 OLED Monitor - Phanteks Enthoo Pro 2 Case - Corsair AX1000 Platinum Psu - Creative Sound Blaster AE-9 Sound Card - Noctua NF-A12x25 PWM Chromax, Arctic P14 PWM PST fans, Corsair Icue Commander Core XT - Logitech G815 Tactile Keyboard - Logitech G PRO X SUPERLIGHT Mouse - ARTISAN FX HAYATEOTSU X-SOFT X-LARGE Mousepad - Sennheiser HD 800s hi fi Headphone




  • Einar Solberg kullanıcısına yanıt
    Bu animenin orjinali görsel romana dayanıyor ve suçu çözen kişide siz oluyorusunuz. Ayrıca verdiğiniz kararlara göre konu dallanıp budaklanıyor bu açıdan eğer ingilizceniz varsa bu tarz animeleri mutlaka orjinal şeklinde oynamak bence çok daha iyi bir tercih olur. Hatta yine bu tarzda fakat bundan daha iyi bir görsel roman-oyun serisi daha var. Zero Escape adında ona da bakmanızı öneririm.

    Temeli görsel roman - oyuna dayanan animelerde orjinal eserden önemli farklılıklar oluyor. Mesela Steins Gate'de bir yerde ana karakterimiz üst üste sürekli farklı kızlara yardım ediyor ve animede bu nedenle hafiften bir harem havası oluşuyordu. Fakat gerçekte yardım ettiğiniz her bir kız, görsel romanda bir seçimi karşılıyor. Yani siz örjinal eserde hepsine yardım etmiyor aralarından bir tanesini seçiyor ve konuyu ona göre şekillendiriyorsunuz. Ardından tekrar oynayarak diğerine yardım etseydim acaba hikaye nasıl değişecekti diye dönüş yapıyorsunuz. Fakat animede böyle bir imkan olmadığı için arka arkaya hepsinin hikayesini tek bir hikayeye yedirmek gibi hareketlerde bulunabiliyorlar buda eserin kalitesini etkiliyor.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Periah -- 30 Mayıs 2020; 9:58:31 >
    _____________________________
    I thought what I'd do was, I'd pretend I was one of those deaf-mutes.




  • Bu arada arkadaşlar çok sık aralıklarla anime izlemenizi tavsiye etmem. Sürekli anime izlemeye başladığınızda bir süre sonra klişeler göze daha çok batmaya ve giderek daha zor etkilenmeye başlıyorsunuz. Aslında her animenin arasına farklı türde eserler koymak animelerden alacağınız zevki çok daha fazla arttıracaktır diye düşünüyorum.

    Şahsen ben son izlediğim seriden sonra artık biraz ara vermenin doğru olacağını düşünüyorum. Bendeki olay biraz çok sevdiğiniz bir oyunu oynamaya başlarsınız aradan 3 saat geçer artık zevk almıyorsunuzdur fakat oynamaya devam ediyorsunuz durumuna dönmeye başladı. Çünkü bırakınca biraz boşlukta kalıyor insan : )

    Bu arada isteyen arkadaşlar özelden bana Myanimelist hesaplarının linklerini atarlarsa ana sayfaya koyabilirim. Herkese iyi forumlar : )



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Periah -- 30 Mayıs 2020; 10:19:30 >
    _____________________________
    I thought what I'd do was, I'd pretend I was one of those deaf-mutes.
  • Periah kullanıcısına yanıt
    Haklısınız. İnsanın animelerin içindeki büyülü havayı devamlı tatması alacağı hazzı kalite olarak düşürüyor. En azından dediğiniz gibi araya farklı anime türleri eklenerek bu sorun biraz da olsa giderilebilir. Kendi açımdan söyleyecek olursa karantinanın olması ile dışarı da çıkamayınca animelere sardım baya. Eski oyun bağımlılarından olarak oyun zamanını geçtim gibi hissediyorum artık. Tat alamıyorum. Bir yandan da çalışıyorum tabii. Anca animelere zaman bulabiliyorum.
    _____________________________
    AMD Ryzen 7 5800x3d - Arctic Liquid Freezer II 420 aio - Asus x570 ROG Crosshair VIII Hero - Gskill 2 x 16gb 3200CL14 Ram(3800CL16) - Asus Rtx4090 TUF OC - Samsung 990 PRO 2tb m2 SSD, Samsung 980 PRO 1tb m2 SSD, 3 x Samsung 870 QVO 8tb SSD - Samsung G8 OLED Monitor - Phanteks Enthoo Pro 2 Case - Corsair AX1000 Platinum Psu - Creative Sound Blaster AE-9 Sound Card - Noctua NF-A12x25 PWM Chromax, Arctic P14 PWM PST fans, Corsair Icue Commander Core XT - Logitech G815 Tactile Keyboard - Logitech G PRO X SUPERLIGHT Mouse - ARTISAN FX HAYATEOTSU X-SOFT X-LARGE Mousepad - Sennheiser HD 800s hi fi Headphone
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Periah

    Bu arada arkadaşlar çok sık aralıklarla anime izlemenizi tavsiye etmem. Sürekli anime izlemeye başladığınızda bir süre sonra klişeler göze daha çok batmaya ve giderek daha zor etkilenmeye başlıyorsunuz. Aslında her animenin arasına farklı türde eserler koymak animelerden alacağınız zevki çok daha fazla arttıracaktır diye düşünüyorum.

    Şahsen ben son izlediğim seriden sonra artık biraz ara vermenin doğru olacağını düşünüyorum. Bendeki olay biraz çok sevdiğiniz bir oyunu oynamaya başlarsınız aradan 3 saat geçer artık zevk almıyorsunuzdur fakat oynamaya devam ediyorsunuz durumuna dönmeye başladı. Çünkü bırakınca biraz boşlukta kalıyor insan : )

    Bu arada isteyen arkadaşlar özelden bana Myanimelist hesaplarının linklerini atarlarsa ana sayfaya koyabilirim. Herkese iyi forumlar : )
    Bazen o kadar sevilmeyen animeler çıkabiliyor.Onları izlemesi iştir,işleşmiştir
    _____________________________




  • Periah kullanıcısına yanıt
    Yaklaşık 11 aydır anime izleyemiyorum o nedenle anime/manga forumuna daha girmiyorum,vakit darlığı sorun değil insan istedikten sonra her şekilde kendisine vakit ayırabilir ancak animelerin kalitesi son derece düştü ve artık kabullenemiyorum + doyum seviyesi var bu işin

    Yeni nesil kitlenin beğendiği tarzdan sabah akşam anime postalıyorlar animeler fazla yüzeysel olmaya başladı ve esas bağlı olduğu türden çıkıp daha fazla genele hitap etmeye çalıştıkları için kaliteleri düşüyor ayrıca bitirememe gibi bir sorunları var zaten iyi değiller uzadıkça bir halta benzemiyorlar

    Komunite tarafı ise tamamen çürümüş yerini çoluk çocuğa bırakmış adam akıllı sohbet edemiyorsun puanlama yaptığın siteler yerini fanlara bırakmış ne gelse basıyorlar 10

    Sıkıldım artık

    Etiketlediğiniz için teşekkürler selam verme amacıyla yazmış bulundum,umarım anime sektörü biraz kendisine çeki düzen verir çünkü anime yapılmaya değer tonlarca cevher varken bizleri kalitesiz birbirinin aynısı ve ruhsuz yapımlara bırakanlar içine etti bu sektörün



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Ao Sol -- 30 Mayıs 2020; 13:54:48 >
    _____________________________




  • Etiketlediğiniz için teşekkürler. Dediklerinize harfi harfine katılıyorum. Bende izlemeye ara verdim 4-5 gündür. Ne zaman tekrar izlemeye başlarım bilmiyorum. Anime izlemeye ilk başladığım zamanlardaki o zevki çok uzun zamandır alamıyorum zaten. Komple bırakma gibi bir düşüncem yok tabi.

    Karakterler ve hikayeler çok tahmin edilebilir geliyor artık. Hep aynı tip şeyleri görmekten insan sıkılıyor. 2017 yılında animeye başladığımda bütün seriler kusursuz geliyor ve günde 20-25 bölüm izliyordum ( vaktim olduğu zamanlar). 2018 yazından itibaren yavaş yavaş eski tadı alamamaya başladım ve bu giderek artmakta.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-05471E679 -- 30 Mayıs 2020; 14:29:55 >
    _____________________________
  • Periah kullanıcısına yanıt
    Söylediklerinize kesinlikle katılıyorum. Sizinde önerdiğiniz gibi araya farklı türde eserler koymak en iyisi yoksa bir süre sonra sıkılmamak elde değil.
    _____________________________
  • Periah kullanıcısına yanıt
    Animeler bir eğlence biçimi, o yüzden çok izleyince sıkılıp daralmak ne kadar üzücü olsa da normal. Onlarca kere bir şarkıyı dinleyince de sıkılıyor insan, bir oyunu oynayınca da.

    Önemli olan bizi mutlu eden şeyleri bulup onları izlemek/oynamak/yapmak.

    Ben haftalık animeler dışında pek fazla anime izlemiyorum, onlar da haftalık yaptıklarımıb çok küçük bir parçası oluyor zaten. Benim için hep eğlenceli kalacağını umuyorum, ama Ao solün de dediği gibi şimdilik çok parlak görünmüyor gelecek.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Ryzen 5 5600 | 32gb 3200mhz Gskill RGB Ram | Asus Crosshair VI Hero | Gainward 3090ti | Asus Ryujin 120 AIO | TT Toughpower GF1 750W PSU | Phanteks P400S tg
  • 
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.