Şimdi Ara

deprem ülkesinde 20 30 katlı binalar yaptırmak. (2. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
3 Misafir - 3 Masaüstü
5 sn
55
Cevap
1
Favori
7.844
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
1 oy
Sayfa: önceki 123
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • bazı arkadaşlar bu ülkeyi japonya ile karıştırmış.


    arkadaşlar Türkiye'den bahsediyoruz....


    beton numunesi alan denetleyen kişiler var onu biliyoruzda bu pahalılıkta binayı yapan paragöz mütahitte 1 demir fazla olsun dermi sizce... o denetleme olayında da ne dümenler dönüyordur allah bilir....


    ama ne olursa olsun isterse sağlam olsun bu tür binalar yapılmaması gerek....bu benim düşüncem


    o saglam yaptıkları binaları 5 6 katlı yapsalar daha iyi olmazmı...


    istanbulda binalardan da tek tek beton numunesi alınması gerek...




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi deniz006 -- 10 Kasım 2022; 20:36:14 >
    _____________________________
    Körler ülkesinde tek gözlü adam kraldır
  • HONG KONG



    deprem ülkesinde 20 30 katlı binalar yaptırmak.




    deprem ülkesinde 20 30 katlı binalar yaptırmak.




    deprem ülkesinde 20 30 katlı binalar yaptırmak.
    _____________________________




  • Saçma bi yaklaşım...


    Çocukluğumda bir deprem yaşadık.Evimiz müstakil tek katlı briket ev olmasına rağmen birkaç duvarında çatlak oluşmuştu. Şehrimizde birkaç yıkılan ev ve ölenler olmuştu, 3 ay çadırda kalmıştık. Şimdi bakıyorum da o depremin şiddeti 4,9 olarak kayıtlarda duruyor. Aynı şehirde 2019 yılında merkeze 40-50 km mesafelerde 5 ay arayla 5,6 ve 6,0 şiddetindeki depremi 7.katta salına salına hissettik ama binada en ufak bir deprem izi dahi oluşmadı...


    Diyeceğim şu ki; Her ne kadar depremler önceden kestirilemese de geçmiş zamanlarda meydana gelmiş depremlerden gelecekte oluşacak depremlerin şiddeti az çok bellidir ve gerekli dayanım hesaplarına göre yapılacak binalarda güvenle oturulabilir.


    9 şiddetindeki depremlerle iç içe olan Japonya bile bunu dert etmiyor. En azından onların tecrübelerinden istifade etmek lazım...


    deprem ülkesinde 20 30 katlı binalar yaptırmak.


    https://www.google.com.tr/maps/@34.6648409,135.1610542,3a,90y,0.05h,116.3t/data=!3m6!1e1!3m4!1sxBqyMYwO2agzn4dqOoqbPQ!2e0!7i16384!8i8192

    _____________________________
    İnsanlar Ay'a benzer.Herkesin kimseye göstermediği bir karanlık yüzü vardır.




  • Japonya ve hong kongla türkiye kıyaslanamaz. Adamlarda arazi sıkıntısı var. Bizde ise aç gözlülükten böyle.


    Bizim mahallede 50'li yıllardan kalma bir yapı var 2 katlı. Buna para vererek çürük alındı bina taş gibiydi. Sonra müteahhitle anlaşamadılar ne yıkıldı ne oturulabiliyor.

    Depremde etrafındaki binalarda çatlaklar olurken binada çizik bile yok.


    Bizde yüksek yapılar anca tokinin dar gelirliler için yaptığı konutlarda olmalı. Çünkü ucuza satıyorlar, arazi maliyetini azaltmak gerekir. Sonuçta herşeyin bir bedeli var. 3 kuruş paraya müstakil ev verecek değiller ya.

    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Guest-9C4E635E7

    japonyada deprem yüzünden bina yıkılması oluyor mu ona bakmak lazım. binanın yüksek olmasından ziyade depreme dayanıklı olması önemli...


    yüksek bina depreme dayanmaz ise çok insan ölür ama alçak bina da ise az insan ölür... yüksek bina yapıp sağlam yaparsak alçak binadan daha verimli olur ve daha çok insan sığar ama yaşam kalitesi düşüyor, herkes bir birini rahatsız ediyor...


    apartmanlara ve yüksek binalara karşıyım, hayat kalitesini düşürüyor... her ev müstakil olmalıdır.

    Apartmanlar ve yüksek binalar fazla nüfuslu ülkelerde şarttır ve şehirleri daha kullanışlı hale getirir. Yataylamasina büyüme tarım alanlarini, doğal alanlari, hayvanların yaşadığı yerleri yok eder. Ulaşım sorununu ortaya çıkarır, alt yapı çalışmaları daha maliyetli hale gelir, belediye masraflarını arttırır. Ayrıca evlerde fiyat artışına sebep olur. Şuan bile almak zorken her ev müstakil olsa rüyanda anca görürsün.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi BF.Skinner -- 10 Kasım 2022; 21:14:27 >
    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >




  • 20-30 katlı bir bina 4 katlı binadan daha sağlam olabilir. Örneği de japonya. Sana 5 kat dikseler belirli bir şiddet üstünde yikilmayacak sanki.

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: BF.Skinner

    Apartmanlar ve yüksek binalar fazla nüfuslu ülkelerde şarttır ve şehirleri daha kullanışlı hale getirir. Yataylamasina büyüme tarım alanlarini, doğal alanlari, hayvanların yaşadığı yerleri yok eder. Ulaşım sorununu ortaya çıkarır, alt yapı çalışmaları daha maliyetli hale gelir, belediye masraflarını arttırır. Ayrıca evlerde fiyat artışına sebep olur. Şuan bile almak zorken her ev müstakil olsa rüyanda anca görürsün.

    Alıntıları Göster

    kardeşim biz boşuna mı diyoruz dünya nüfusu gereksiz yere çoğalıyor... sloganımız "az nüfus ve kaliteli yaşam"... elbet sonunda bu dünya bizim için yaşanmayacak bir hale gelecek ve o güne kadar medeniyeti ve teknolojiyi yükseltip başka gezegenlere ve yıldız sistemlerine açılmamız gerekiyor...


    bunun için cahil olan büyük nüfusun daha fazla çoğalmaması ve zamanlar azalması şart.


    hem japonya örneğini ben verdim ilk, sen okudun mu yazdıklarımı? sağlam yapıldığında yüksek katlı da olsa az katlıda olsa yıkılma riski olmaz. "yüksek katlı daha sağlam olabilir" gibi benimle tartışmaya girme çabanı anlayamadım ve çocuksu buldum.




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-9C4E635E7 -- 10 Kasım 2022; 21:45:11 >
    _____________________________




  • Nüfusu in azalması için savaşa falan da gerek yok aslında. Tek çocuk politikası olacak, 250 yıl içinde 500 milyona iner nüfus. Yaşayan yaşamasına devam eder...daha neden itiraz ediyorlar anlamam.

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
  • Vanished Man V kullanıcısına yanıt

    taşıyıcı sistemde bir sorun yoksa duvarların yıkılması çok da önemli bir sorun değil.

    _____________________________
  • Diktatör58 D kullanıcısına yanıt

    Zemin etüdü ve gereken önlemler alınsa 30-40 katlı hatta ileri gidiyorum 50 katlı binalar bile yapılabilir.


    Fakat bunu yapacak ne vizyon var nede insanlarda alım gücü.


    Özel raylı sistemler var şiddeti ve zararı sönümleyecek.Ama kimse bunu dikkate almaz.Ölsün yenisini yaparız kafasında.Zaten bunu yapması gerekenler tek katlı villada oturuyor malumunuz.


    Yoksa adam akıllı bir şehir planlama grubu yapılsa.İstanbul'da 10 yılda düzenleme olur ama 10 yıl işte.O zamana kadar geç olur.

    _____________________________
    La vittoria sara nostra 1903 Força Barça 1899
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Guest-9C4E635E7

    kardeşim biz boşuna mı diyoruz dünya nüfusu gereksiz yere çoğalıyor... sloganımız "az nüfus ve kaliteli yaşam"... elbet sonunda bu dünya bizim için yaşanmayacak bir hale gelecek ve o güne kadar medeniyeti ve teknolojiyi yükseltip başka gezegenlere ve yıldız sistemlerine açılmamız gerekiyor...


    bunun için cahil olan büyük nüfusun daha fazla çoğalmaması ve zamanlar azalması şart.


    hem japonya örneğini ben verdim ilk, sen okudun mu yazdıklarımı? sağlam yapıldığında yüksek katlı da olsa az katlıda olsa yıkılma riski olmaz. "yüksek katlı daha sağlam olabilir" gibi benimle tartışmaya girme çabanı anlayamadım ve çocuksu buldum.



    Alıntıları Göster
    Herkes okuduğunu bir okuyuşta anlayacak diye bir kaide yok. Tekrar tekrar oku anlarsın belki neye tepki verdiğimi. :)

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >




  • Japonyanin merkezdeki ofis binalarindan örnek vermeyin, insanlarin oturduklari yerler hep 2 katli, müstakil ve toplam bina sayisinin %99 u bunlardan olusuyor, japon tren seyahati videosu açin bakin, hep 2 katli binalar.

    Burda da japon mühendis gelsin, kuallara uygun 30 katli ofis binasi yapsin, yikilmaz. ama yoresel mutayit yapsin, yandi gülüm keten helva!

    Zorlu, Trump towers gibi binalara Turkleri yaklastirmazlar bile, degil insaat yapacak.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    BAY VURAL
  • loiloyse kullanıcısına yanıt

    Onu biz bilemeyiz. Çünkü bu binalar yıkılan binaların olduğu bölgede. Zemin dere dolgusu, eski bataklık. Ancak imar izni gelince 30 kat çıktılar. Hepsi lüks ve hala satıldığı için hiç konuşulmadı. O zamanlar deprem hasarı videolarını bazı telefonlarda görmüştüm.

    _____________________________
  • sensaura kullanıcısına yanıt

    Nasıl bağlantı kurulamaz, bal gibi kurulur. Tahminim yüksekliğin karesiyle binanın yıkılma ihtimali artar.


    Sizin burda düşündüğünüz binayı sadece rezonans ın yıkabileceği. Evet, yükseklik ile rezonans değişir ve bu binayı güvenli bölgeye alabilir. Ama bina rezonansa girmeden de yıkılabilir.


    Ben Türkiyede kimsenin rezonansı hesapladığını düşünmüyorum apartman yaparken. Bizim öyle karmaşık şeyleri bilen mühendisimiz mi var?


    Not:Mühendisim

    _____________________________
  • Depremde güvende kalmak istiyorsanız ilk önceliğiniz kaliteli mühendislik ve işçiliktir.


    Bugün Türkiyede kullanılan beton demir eskisine göre daha bol kullanılıyor. Net bilmiyorum sektörde olmadığım için ama gördüğüm kadarıyla artık malzemeden çalma olayı yok gibi.


    Ama şimdiki sorun eğitimli insan sorunu.


    Daha az malzeme kullanılıp daha sağlam binalar yapmak mümkün. Yani bol bol malzeme kullanmak aslında tek çözüm değil güvenlik için.


    + türkiyede işçiler ne yaptıklarını bilmiyorlar. içine girdiğiniz binaların yatay kolonlara bakın, birçoğunun kolonun en altında elektrik deliği olduğunu göreceksiniz. Adamlar gidiyor en son dokunulması gereken yere delik açıyor. Ya abicim oraya delik açacağına binanın yatay kolonu %20-30 daha az beton dökülsün sen git duvara aç o deliği daha iyi. Veya illa delik mi açacaksın, tam ortasına aç o kolonun deliğini.


    Bana sorarsanız deprem için

    1)Klasik tuğla olayının kaldırılması lazım yüksek binalarda. Gazbeton gibi hafif olan tuğlalar tercih edilmeli. Kısacası bina hafifletilmeli


    2)Elekrik bağlantıları betonun içinden geçmemeli, hertürlü elektrik su tesisat işi önceden hesaplanıp nerden geçeceği en hasarsız şekilde bulunmalı


    3) Tabana atılan şap yerine daha hafif bir yöntem bulunmalı, köpük olabilir, ahşap türevi bişey olabilir. Ama her katta o kadar kalın beton kum karışımı binaya ağırlık yapmamalı


    4)Bina tasarımları çok iyi tasarlanmalı, mukavemetin hertürlü nimetinden yararlanılmalı. Mesela tabana atılan betonun tam ortasına plastik toplar konularak taban betonunu daha kalın ama aynı ağırlıkta yapabilirsiniz. Mukavemeti kalınlığın karesine yakın artacaktır. Aynı şekilde dikey kolonların da ortasını boş bırakıp daha geniş yapılabilir. Kolonun tam ortasına bir köpük yerleştirilir. Kolonun moment dayanımı baya arttırılır. Ama bu metrekareyi azaltacağı için yapılmayacaktır. (Not: bu betonun ortasını boş bırakma işi yanlış yapılırsa, yani ortası yerine yamuk yumuk bir boşluk bırakılırsa bina ilk günden kırıma uğrar :D)


    5) Binalara damping etkisi yaratacak bi çözüm bulunmalı. Her yere kocaman devasa damperler ekleyin demiyorum çok pahalı olur. Ama bi malzeme bulunabilir. Mesela bir yalıtım malzemesi bir plastik türevi, sıkışıp gevşeyince ısınacak türden. Binanın dışı bununla kaplanırsa damper etkisi yapar.

    _____________________________




  • miko_miko kullanıcısına yanıt
    Ben Türk değil miyim? :D ayrıca en iyi mühendisler Türk Mühendisleridir inşaatta. Ben Amerika'da çalışıyorum 7 yıldır. Burda bana itiraz edebilecek kapasitede bir Amerikalı mühendis henüz görmedim. Umarım görürüm de iki tartışıp bişeyler daha öğreniriz. Odtü ve İtü'den mezun olan yapı mühendislerinin eline Berkeley'deki, MIT'deki, University of Michigan'daki (Michigan'daki masterımı 1.likle bitirdim) mühendis su dökemez. Dökebilseydi zaten buralarda bu kadar Türk çalışmazdı. Odtü'deki sınıf arkadaşım Menzer Pehlivan bile ki kendisi kızdır, dünyaca ünlü deprem tasarımcısı oldu, Netflix kıza belgesel bile çekti izle. Türkiye'de 1% mutlu azınlık var diyorsunuz ya, sanmayın ki bizim mühendisler kalitesiz. Dünyaya yayılmış durumdayız ve kurumların başında ya da içinde illa bir Türk mühendis vardır. Rezonans da, sıvılaşma riski de, dinamik parametrelerden tut da binaya gelecek rüzgar, kar, yanal yüklere kadar hesaplanıyor. Bir binanın tasarımı en fazla 1 ay sürer. Projelendirilmesi ise en fazla 3-4 ay sürer. Yapımı ise esas sorunlu kısımdır. 20 katlı bir binayı 3 yılda yaparsınız. Biz tasarım yaparken işçinin, müteahhidin çalabileceğine kadar riskleri hesaplar öyle yaparız. Katsayılar bile Türkiye'de farklı, Amerika'da farklı. Karakteristik beton mukavemetini hesaplarken biz 15% kalitesiz üretim payı bırakıyoruz. 50% betondan çalma payı var, 15% demirde eksiklik payı var. Yükleri hesap ederken hareketli yüklere 60%, ölü yüklere 40% fazladan koyarız. Yani adam yaparken projeye uyduktan sonra ister demirden biraz çalsın, ister betonu mesela 60 mpa değil de 40 mpa kullansın bazı yerlerde, ister bir döşemeyi 40% fazla döküp ekstra ağırlık bindirsin, isterse de temeli dökerken betona mikserdeki 150 litre suyu tamamen basıp akışkan hale soksun. Sonuçta bina olması gereken minimum dayanıma yine de sahip oluyor.

    Bina çökerse ya hesaplanandan çok daha şiddetli bir deprem vurmuştur, ya kolon, perde falan sonradan izinsiz kesilmiştir, ya da temelden su çekilip yıllarca temel zayıflatılmıştır.

    Ayrıca bir mühendis olarak belki henüz yeni mezun falan olabilirsin ama deprem dayanımı beton mukavemetine bakmaz, demir mukavemetine bakar. Mesela C60/S420 kullanmak yerine C30/S500 kullanmak deprem dayanımını 17% artırır. 60 mpa ile 30 mpa beton arasında deprem dayanımı açısından en fazla 2% fark vardır. Ama demiri 500 mpa koyarsan 420 mpa'a göre 19% artırmış olursun.

    Temel altı kazıklara hiç girmeyim, çünkü FS yani güvenlik katsayısını 2.5 alıyoruz, 100 ton taşıması gereken kazık 250 tona göre tasarlanıyor. Kazık imalatı sırasında çökme olsa bile kazık yine de 200-210 ton taşıyor.

    Sana da bir sır vereyim. Karşındaki mühendis iyi mi kötü mü anlamak çok basit. Eğer betona su kattılar gördüm, durduruyorum işi falan diyorsa ya da demirleri sayarken 2-3 demiri eksik görüp bağrıp çağrıyorsa, ya da kazıklardaki olması gereken 20 demirden mesela 1 tanesi 25mm'lik deği de 16mm'lik atılmışsa ve bunun için işi durdurup yeni kazık çakılacak diyorsa (ki kazığın 2.5 çap kadar yakınına başka kazık çakılırsa grup efektinden dolayı yerine göre toplam taşıma gücü 20% azalabilir), ama 16 mm de olsa tek demirin hatalı olması 2.5 güvenlik katsayılı kazığa bir halt etki etmez. Sonra yağmur altında beton dökümüne beton ıslanacak ayyy mukavemeti düşecek amaaan işi durduruyorum betonları geri gönderiyorum diyorsa (suyun yoğunluğu 1 iken betonunki 2.5'tur ve yağmur suyu betonun içine girmez, üzerinde birikip buharlaşıp atılır, ama betonun ilk kürlenmesine dolayısı ile erken mukavemetine çok katkıda bulunur) işte o mühendis diplomayı kahvehaneden almıştır. En güzel betonlar yağmur altında dökülenlerdir, ayrıca bir mikserci en fazla 200 litre olan suyunun 100 litresini mikseri yıkamak için saklamak zorunda yoksa patronu direk kovar dondurursa kalan betonu mikserin ağzında. Kalan 100 litreyi 20 m3 betona bassa kötü etki yerine bilakis akışkanlık artacağından kirişlerde demir aralarına daha düzgün yayılır ve kapiler boşluk kalmaz (betonarmede yatay kolon olmaz, onlar kiriştir, yatay kolon sadece çelik sütunlarda olur. Çelikte üzerinde basınç olan eleman kolondur, germe olan eleman kiriştir. Ama betonarmede dikeyler kolondur, yataylar kiriştir. En fazla eğil kolon olabilir 45 dereceye kadar)

    Bunlara gülüp geçiyorsa mühendis işte o işini bilen az sayıda mühendisten biridir.

    Sen bunlardan hangisisin kendi kendine sorabilirsin.

    Birşeye ihtiyacın varsa sormaktan çekinme. Ben yatıyorum, New York'ta gece vakti şimdi. Hadi eywallah hepinize...



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi sensaura -- 11 Kasım 2022; 7:59:2 >
    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >




  • 6 ve üzeri büyüklüğünde deprem yaşamamış kişiler depremin ne olduğunu tam olarak anlayamaz. Her şey kağıt üstünde göründüğü gibi olmuyor.

    7 büyüklüğünde depremi 25 yıllık binanın 10. katında yaşayın sonra konuşalım..

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    livatya sunullah külefli
  • Yüksek katlı binalarda yaşamak kimin hoşuna gidiyor ki. Az katlı olsun tepeleme kutularda yaşamak zorunda kalmayalım. Düşünsen dipdibe yaşadığın insanlarla tanışmıyorsun. Yangın benzeri felaket olsa risk büyük. Deprem yönetmeliğine uygun olmayan her yapının sorumluları idama eşdeğer cezalara çarptırılmalı. Mühendis mimarlardan oluşan bir şehir konseyleri kurulmalı bunlar onay vermeden tek yapı dahi yapılıp satılamasın.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Vanished Man V kullanıcısına yanıt

    nesini bilemeyiz anlamadım.


    duvarların taşıyıcı sisteme bir etkisi yoktur. duvarlar sadece odaları ayırmak için var. kırılmış olması yapının sağlam olmadığı anlamına gelmiyor bunu anlatmaya calısıyorum.


    zeminin kötü olması inşaat yapmaya engel değil. kaç kat çıktığınızın da ciddi bir önemi yok. yönetmeliğe göre düzgün bir yapı yaptığınız sürece deprem korkulması gereken bir şey değil.

    _____________________________
  • 
Sayfa: önceki 123
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.