Şimdi Ara

Ay’a gidildi ve dönüldü: Ay’a iniş için tüm gözler SpaceX ve Blue Origin üzerinde

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
5 Misafir - 5 Masaüstü
5 sn
28
Cevap
1
Favori
1.095
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
7 oy
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Ay’a gidildi ve dönüldü: Ay’a iniş için tüm gözler SpaceX ve Blue Origin üzerinde
    NASA’nın Artemis II görevini başarıyla tamamlamasının ardından insanlı Ay programında yeni ve daha karmaşık bir aşamaya geçiliyor. Pasifik Okyanusu’na gerçekleştirilen sorunsuz inişle sonuçlanan görev, yalnızca tarihi bir dönüş değil aynı zamanda gelecekteki Ay inişlerinin yol haritasını da netleştirdi. Ajansın hedefi artık kısa süreli ziyaretler yerine uzun süreli görevler ve kalıcı Ay üssü kurmak.



    Apollo döneminde kullanılan mimari, tek bir Saturn V roketiyle hem astronot kapsülünü hem de iniş aracını taşımaya dayanıyordu. Bu sistemle Ay yüzeyine yalnızca iki astronot indirilebiliyor ve görevler birkaç günle sınırlı kalıyordu. Yeni Artemis programı ise bu yaklaşımı kökten değiştiriyor. NASA, Orion uzay aracını Dünya’dan fırlatmak için ayrı bir sistem kullanırken Ay’a iniş için SpaceX’in Starship’i ve Blue Origin’in Blue Moon aracı gibi özel sektör tarafından geliştirilen iniş platformlarına güveniyor.



    NASA yetkilileri 2028’de planlanan insanlı Ay inişi için sektörün tüm kapasitesinin devreye girmesi gerektiğini vurguluyor. Yeni nesil iniş araçları, Apollo dönemine kıyasla iki ila yedi kat daha büyük olacak şekilde tasarlanıyor. Bu da daha fazla ekipman, daha uzun görev süresi ve daha fazla astronot anlamına geliyor.



    Ancak bu yeni yaklaşım ciddi teknik zorlukları da beraberinde getiriyor. Özellikle yörüngede yakıt ikmali henüz tam anlamıyla kanıtlanmamış kritik bir teknoloji olarak öne çıkıyor. Ay’a gönderilecek devasa iniş araçlarının görevlerini tamamlayabilmesi için birden fazla roketle yörüngeye yakıt taşınması gerekecek. Bu süreçte yapılacak en küçük hata bile tüm görevi riske atabilir. Zira en nihayetinde insanlar bir roketin ucuna bağlanıyor ve o roket yakıtları transfer ediliyor... yörüngede.



    Tüm bu belirsizlikler sürerken ABD üzerindeki jeopolitik baskı da artıyor. Çin’in 2030’a kadar insanlı Ay görevi planlaması Pasifik’in diğer kıyısında “yarışı kaybetme” endişesini yeniden gündeme getirdi. Bu nedenle NASA, gerekirse sözleşme yapısını yeniden değerlendirerek Blue Origin’i öne çıkarma seçeneğini bile masaya koymuş durumda.



    Artemis II görevinin öne çıkan başarıları ve tarihi anları



    Ay’a gidildi ve dönüldü: Ay’a iniş için tüm gözler SpaceX ve Blue Origin üzerinde
    Artemis II, yalnızca teknik bir başarı değil aynı zamanda insanlı uzay uçuşlarında yeni bir dönemin sembolü oldu. Christina Koch, Victor Glover, Jeremy Hansen ve Reid Wiseman’dan oluşan ekip, 50 yılı aşkın sürenin ardından Ay çevresinde gerçekleştirilen ilk insanlı uçuşa imza attı.



    Görev, temsil açısından da tarihi bir dönüm noktasıydı. İlk kadın astronot, ilk siyahi astronot ve ilk Amerikalı olmayan astronot aynı Ay görevinde yer aldı. Apollo döneminde yalnızca beyaz Amerikalı erkekler seçilmişti.



    Artemis II aynı zamanda mesafe rekorunu da kırdı. Mürettebat, Dünya’dan 406.771 kilometre uzaklaşarak insanlık tarihinin en uzak mesafe yolculuğunu gerçekleştirdi.



    Görev sırasında çekilen görüntüler de büyük ilgi gördü. Özellikle “Earthset” adı verilen fotoğraf, Dünya’nın Ay ufkunda batışını gösterdi. 1968’de çekilen ikonik “Earthrise” karesine modern bir karşılık sunulmuş oldu.



    Ay’a gidildi ve dönüldü: Ay’a iniş için tüm gözler SpaceX ve Blue Origin üzerinde
    Astronotlar ayrıca uzaydan bir Güneş tutulmasına tanıklık etti ve Ay yüzeyine çarpan meteoritlerin oluşturduğu ışık patlamalarını gözlemledi. Bu gözlemler, gelecekte Ay yüzeyinde görev yapacak astronotlar için potansiyel risklerin daha iyi anlaşılması açısından önemli.



    Görevin bir diğer önemli yönü ise Ay’ın Dünya’dan görünmeyen uzak yüzünün, yaklaşık 6.437 km yükseklikten insan gözüyle gözlemlenmesi oldu. Bu, daha önce yalnızca robotik görevlerin sağladığı bir perspektifin ötesine geçildiğini gösteriyor. Bu çok önemli bir fark çünkü insan gözünün yüksek dinamik aralığı dijital kameraların yakalayacağı detayları seçebiliyor.



    Ay’a iniş ve kalıcı üs hedefi



    Ay’a gidildi ve dönüldü: Ay’a iniş için tüm gözler SpaceX ve Blue Origin üzerinde
    Öte yandan NASA’nın yol haritası net bir şekilde oluşmuş durumda. Artemis II’nin ardından gelecek görevler, insanlığın Ay’a kalıcı dönüşünü hedefliyor. Ancak bu süreçte önemli değişiklikler yapılmış durumda.



    Başlangıçta Ay’a iniş görevi olarak planlanan Artemis III, artık farklı bir rol üstlenecek. 2027’de gerçekleştirilmesi planlanan görevde Orion uzay aracının SpaceX ve Blue Origin’in insanlı iniş araçlarıyla yörüngede kenetlenme kabiliyeti test edilecek. Bu testler, sonraki görevler için kritik öneme sahip.



    Ayrıca Bkz.Sıra dışı deney: Uzay araçları gelecekte yakıt olmadan hareket edebilir



    Eğer bu aşama başarıyla tamamlanırsa Artemis IV ile 2028’de Ay’ın güney kutbu yakınlarına insanlı iniş yapılması hedefleniyor. Bu bölge, su buzunun varlığı nedeniyle gelecekteki üs planları için stratejik önem taşıyor.



    NASA’nın uzun vadeli planı ise daha da iddialı. 2032’ye kadar sürecek görevlerle birlikte Ay’da kalıcı bir insan üssü kurulması ve burada uzun süreli yaşamın mümkün hale getirilmesi amaçlanıyor. Bu süreç, Mars görevleri için gerekli teknolojilerin test edilmesini de sağlayacak.



    Buna karşın teknik engeller de yok değil. SpaceX’in Starship’i henüz yörüngeye ulaşmış değil, Blue Moon ise henüz hiç uçuş gerçekleştirmedi. Ayrıca Artemis II sırasında Orion kapsülünde tespit edilen helyum sızıntısı gibi sorunlar da gelişim için yer olduğunu gösteriyor. Tüm zorluklara rağmen NASA yönetimi iyimserliğini koruyor. Ajans yetkilileri, Artemis II’nin başarısını temel alarak insanlığın Ay’a dönüşünün artık kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.



    Ay bir anda neden önemli hale geldi?



    Ay’a gidildi ve dönüldü: Ay’a iniş için tüm gözler SpaceX ve Blue Origin üzerinde
    Ay aslında bir anda önemli hale gelmedi, sadece devletlerin Ay’a bakış açısı değişti. Apollo görevleri ve ilk insanlı Ay inişinin amacı bir gövde gösterisi ve Sovyetleri yenme arzusunun yansımasıydı. O dönemde Sovyetler Birliği, ABD ile girişilen Ay yarışının kaybedildiğini kabul etmişti. 2024’te Roscosmos'un başkanı Yuri Borisov, Amerikalı astronotların gerçekten de Ay'a ayak bastığını resmen kabul etmişti. ABD’li astronotların topladığı kilogramlarca Ay örneği Dünya’nın neredeyse her tarafındaki bilim insanlarına ve araştırma kuruluşlarına verildi. Bu örneklerin Ay’a ait olduğu defalarca teyit edildi. Bunları tekrar anlatmaya gerek yok. Bilinmesi gereken Apollo görevlerinin statü ve bilim ağırlıklı bir görev olduğu.



    Artemis ve yeni Ay yarışı ise tamamen farklı. Bilim elbette bir parçası ancak onlarca yıldır zaten robotik Ay görevleri ile çok şey öğrenildi. Esas hedef Ay’ın stratejik kaynaklarının olduğu bölgelerde bir sahiplik oluşturmak. Dış Uzay Anlaşması teknik olarak bu “sahiplik” yapısını engellemiyor.



    Ay'ın regolitinde yani toprağında su buzu, helyum-3 ve metaller (demir, alüminyum, titanyum) gibi değerli kaynakların bulunduğunu biliyoruz. Bunlar Ay'da üretim, yakıt üretimi ve enerji üretimi için gerekli. NASA ve Avrupa Uzay Ajansı'ndan uzmanlar, kutup bölgelerindeki su ve helyum-3 gibi temel kaynakların, uzun vadeli insan varlığını sürdürmeyi sağlayabileceğini ve teorik olarak gelecekteki nükleer füzyon reaktörlerine enerji sağlayabileceğini belirtiyor.



    Bunlar çok değerli kaynaklar. Geniş kapsamlı tahminlere göre su kaynakları 200 milyar doların üzerinde, helyum-3 yaklaşık 1.5 katrilyon dolar, metaller ise 2.5 trilyon dolar seviyesinde değerlendiriliyor. Kısacası, Ay’ın toplam ekonomik potansiyelinin trilyonlar hatta katrilyonlarca doları bulabileceği düşünülüyor.




    Kaynak:https://phys.org/news/2026-04-artemis-ii-nasa-spacex-blue.html
    Kaynak:https://phys.org/news/2026-04-takeaways-artemis-ii-mission.html
    Kaynak:https://www.space.com/space-exploration/artemis/artemis-3-and-beyond-whats-next-for-nasa-after-artemis-2-moon-success
    Kaynak:https://markets.businessinsider.com/news/commodities/moon-mining-space-race-helium-metals-india-chandrayaan-russia-luna-2023-8







  • 50 yıl önce aya gittiğini iddia edenler bugünkü teknoloji ile ayın çok yakınına bile yaklaşamıyorlar tiyatrocular
    Petrol dolar kendi menfaatleriniz için bütün dünyayı savaş alanına çevirdiniz kan göz yaşı huzursuzluk mutsuzluk yaydınız, soykırım epşteyn çocuk tecavüzü iranda 120 kız çocuğun
    okullarının bahçesinde oynarken öldürdünüz pisraille birlikte filistini gazzeyi haritadan sildiniz. Irak iran afrika hiroşima nagazaki birçok yerde toplu soykırımlar.... İnsanların ülkerini
    dağal zengin kaynaklarının çoğunu işgal ettiniz. Dünyanın en büyük vahşi vampir şeytani terör devleti abd ve pisrail. Hatta o kadar diktatörsünüz ki mamalandırdığınız çoğu ülke
    size gıkını çıkaramıyor. Dünyanın % 99 unun mutsuzluğu üzerine % 1 lik mutluğunuzu oluşturuyorsunuz. Aya gitmekten daha önemli olan önce insan olun insalığı keşfedin.
  • İlkokulda bize ayda hiçbir kaynak yok diye öğretiyorlardı yanlış mı hatıelıyorum acaba?

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________
  • VaporWave kullanıcısına yanıt
    okullarda ogretilen pek cok yanlis yada eksik tarihi gecmis bilgi var. universitelerde buna dahil adapte olmada yavastirlar guncel bilginin gerisinde kalirlar.

  • 50 yıl önce aya gittiğini iddia edenler bugünkü teknoloji ile ayın çok yakınına bile yaklaşamıyorlar tiyatrocular
    Petrol dolar kendi menfaatleriniz için bütün dünyayı savaş alanına çevirdiniz kan göz yaşı huzursuzluk mutsuzluk yaydınız, soykırım epşteyn çocuk tecavüzü iranda 120 kız çocuğun
    okullarının bahçesinde oynarken öldürdünüz pisraille birlikte filistini gazzeyi haritadan sildiniz. Irak iran afrika hiroşima nagazaki birçok yerde toplu soykırımlar.... İnsanların ülkerini
    dağal zengin kaynaklarının çoğunu işgal ettiniz. Dünyanın en büyük vahşi vampir şeytani terör devleti abd ve pisrail. Hatta o kadar diktatörsünüz ki mamalandırdığınız çoğu ülke
    size gıkını çıkaramıyor. Dünyanın % 99 unun mutsuzluğu üzerine % 1 lik mutluğunuzu oluşturuyorsunuz. Aya gitmekten daha önemli olan önce insan olun insalığı keşfedin.





  • VaporWave kullanıcısına yanıt
    Belirtilen kaynaklar son 20 yılda yapılan çalışmalar ile tespit edildi. Özellikle işe yarar derecede su oldugu bir kaç yıllık bir mevzu. Ondan olabilir.

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________
    F E N E R B A H Ç E
  • darkaura kullanıcısına yanıt
    Okulun amacı tüm doğru bilgileri toplayıp öğrencinin hafızasını doldurmak değilki.

    Çekirdeği oluşturur öğrenci kendisi bilgiyi yapılandırır. Öğrenmeyi öğretir.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi aschil -- 13 Nisan 2026; 2:46:29 >
    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
  • Bilim güncellenen bişey ya hocam. 1000 yıl önce de Dünya düz diye öğretiyorlardı.

  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • bize öyle masallar anlatılmadı her ders doğru olmaz...

  • VaporWave kullanıcısına yanıt

    Matematiksel, dilbilimsel ve bir takım teorik mevzular ve bazı anekdotlar hariç okulda öğrendiğiniz bilgilerin büyük bir kısmını çöp kovasına atabilirsiniz.


    Ciddiyim; kendi eğitim hayatımda o kadar çok yanlışa denk geldim ki, şimdi dönüp baktığımda böyle öğretmeye çalıştıklarına şaşırıyorum. Güncel olmamanın ötesinde bariz hatalar ve çarpıtmalar var. Bence kasti de değil; konu hakkında aşırı yüzeysel çalışmadan ve özensizlikten kaynaklanıyor.

    < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
    _____________________________
    We're beyond sympathy at this point, we're beyond humanity.
  • aschil kullanıcısına yanıt

    turk egitim sisteminde mi :) kolej degilse farkli bir okulda farkli bir egitim verilmiyorsa temel egitim sistemi dusunen arastiran birey yetistirmeyi amaclamaz. amaci sistemin ana akim gorusune doktirine olmus sorgulamayan sistemin carki olacak birey yetistirmektir. sistemin verdigi disinda seyleri arastiran ogrenen birey istemez. zaten konuda egitim sisteminin nasil olmasi gerektigi degil, verdigi en temel bilgilerde hatalar olmasi tarihi gecmis gecersiz bilgileri icermesi. ozellikle biolojide cok var. bazi seyleri bastan arastirip yeniden ogrenmem gerekti.

    _____________________________
  • Okul, daha doğrusu... Talim terbiye kurumu, öğretim içeriğini sürekli güncelleme işini bıraktı. İsreselerde bunu yapamıyorlar çünkü bilgi sürekli değişiyor. Çekirdek modele uygun yapıyorlar. Asgari temel bilgileri verip gerisini öğrenci ve öğretmene bırakıyorlar, hatta serbest müfredat pilot olarak deneniyor. Şimdi burada iki büyük sorun var. Öğretmen gelenekselci olunca sistem ne kadar çağdaş olursa olsun her yerde her zaman standart bir yaklaşım olmuyor. Ayrıca sizin, bizim öğrencilik yılkarımızla günümüz aynı değil.

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________
  • Aya kimse gitmedi. Gidip etrafından tur atıp döndüler. Üzerine çıkmaya güçleri yetmez.

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________
    Doğruluk oranı 100/100
  • aschil kullanıcısına yanıt

    Müfredatta ana akım bilgilerde bence müfredatı ve ders kitaplarını hazırlayanların yetersizliğine ilişkin olduğunu düşündüğüm çok bariz yanlışlar var. Yoksa kendisini yetiştiren, özellikle müfredatın ötesinde öğreten ama müfredatı da öğrenciler başarısız olmasın diye iyi öğreten, bu anlamda çalışma ve öğrenme disiplini aşılamaya çalışan öğretmen emekçilerine lafım yok ve olamaz da.


    Mesela Ural-Altay dil hipotezi benim çok uzağa gitmeyen zamanımda hala dil ve edebiyat derslerinde geçerli hipotez diye öğretiliyordu. Sözgelimi Konstantin ve Licinius arasındaki 313 tarihli Milano Fermanı Roma İmparatorluğu'nu Hıristiyan yapan bir ferman değildir ama bizim tarih müfredatında öyle öğretilir. Aslında Rusça telaffuzu Hruşçov olan ama Anglo literatürün fonetik çarpıtmasından dolayı yanlış biçimde Kruşçev olarak yazılan Sovyet liderin Stalin'den sonra "insani komünizm" getirdiği aktarılır. Aynı Hruşçov'dan mı söz ediyoruz? Tamam, Stalin kadar acımasız ve tasfiyeci değildi belki ama Hruşçov'un görevi sırasında Sovyetler Birliği Macaristan'da karşı devrim olarak aldığı isyan gelişimini oldukça kanlı biçimde bastırdı. Ayrıca "insani" takısı koyunca politik komünizm tarihinin şiddet vukuatlarından bağımsız ilgili ideolojiye otomatik biçimde aslında baştan gayri insani olduğu ama sonradan insanileştiği gibi tuhaf ve basmakalıp varsayımlar yüklüyorsun - kan dökülmeye devam edildiği halde ve bunun aslında illa komünizm ideolojisinin kuram seviyesinde farz edilen gayri insaniliği veya insaniliğiyle alakası olmak zorunda olmadığı halde, nitekim hiçbir ciddi tarihsel kaynakta veya çalışmada "insani komünizm" gibi bir terim kullanılmaz; Leninizm, Stalinizm, Maoizm vs gibi daha farklı teknik-politik terimler geliştirip kullanan komünistlerin kendisi zaten kullanmaz (komünizm tarihi öğrenecek olan zaten önce bu terimlere bir bakmalıdır; komünizm hakkında bilgi vereceksen önce bu terimlerden, terimlere adını kazandırmış malum Lenin, Stalin, Mao gibi zatlardan ve bu politik terimlerin bolca politik veya keyfi şiddet de içeren pratiğinden çok kısaca bahsetmelisindir).


    Demek istediğim komünizm gayri insanidir veya insanidir; komünistler kötüdür veya haklıdır değil. Müfredatımız ana kaynaklara ve bu kaynaklara gerçekten hakim insanlara ve literatüre kulak vermeyen kişilerin kullandığı kötü kaynaklar ve bu kişilerin özensizlikleri ve yetersizlikleri dolayısıyla birçok yanlış bilgi, kavram, yorum ile beraber gerçekten ahkam keser ve insanları birçok konuda yanlış eğitir bir havaya sahip. Macarları tanklarla çiğneyerek mi "insani komünizmi" kuruyoruz? :)


    Gene bir tarih ders kitabında II.Abdülhamid diye V.Murat veya Abdülaziz'in resmini koymak - muhtemelen uyduruk kaynaklarını sorgulamaksızın kullanmaya dayanan - gerçek bir özensizlikten ve yetersizlikten başka bir şey değil. :)


    Müfredatı hazırlayarak insanları belirli bir düzeye kadar eğitmekle görevli kişilerin kendileri yeterince donanımlı değilse, yeterince sorgulamıyorsa ve bu kadar basit ama büyük hatalar yapıyorsa eğitilenler nasıl sorgulayıcı seviyeye ulaşıp ülkeyi ileri taşıyabilirler? :)


    Bunlar çok da uzak olmayan kendi dönemimden hatırladığım yanlışlardan bir seçmedir. Belki düzeltmişlerdir ama genel seviyenin değiştiğini pek sanmam. :)


    Papağan gibi edebiyat derslerinde Osmanlı edebiyat teması olarak "Yanlış Batılılaşmayı" tekrar ededursunlar. Yanlış Batılılaşma dediğin işte o yukarıda bahsettiğim müfredatı hazırlayanların yaptığıdır. :)

    < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
    _____________________________
    We're beyond sympathy at this point, we're beyond humanity.




  • Fen dersi kitabında atmosfer katmanlarıyla yer kabuğu katmanlarının birbirine karıştırıldığını gördü bu gözler. :D


    O zamanki sınıf öğretmenimiz dahil bütün sınıf oturup bununla dalga geçmiştik.


    Hocamız daha o zamanlar bile Türkiye'yi - hem de en ufak bir şekilde siyasete girmeden - yerden yere vururdu.


    @aschil 'çim benim geçtiğim müfredata göre şu an stratosferin üzerinde duruyor olabiliriz. Ay’a gidildi ve dönüldü: Ay’a iniş için tüm gözler SpaceX ve Blue Origin üzerinde Ay’a gidildi ve dönüldü: Ay’a iniş için tüm gözler SpaceX ve Blue Origin üzerinde 

    < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
    _____________________________
    We're beyond sympathy at this point, we're beyond humanity.
  • Nat Alianovna kullanıcısına yanıt
    Evet, bu konuda ciddi problemler var. Batılılaşmayı Şinasi'nin Şair evlenmesine indirgemek veyahut daha ağır olanı Felsefeyi yalnızca Bu nedir? tarzında basit sorgulamaya sığdırmak kadar sığ, yapısal sorunlar var.
    Neredeyse her başlıkta öyle veya böyle hem bilgi olarak hemde bilgiye yaklaşım olarak sorunlar var. Buna kimsenin itirazı yok.

    Kendi dönemime göre ciddi bir ilerleme olduğunu düşündüğüm için eskiye kıyasla oldukça çağdaş bir şekilde dönüşüm geçirdiğimizi söyleyebilirim. Burada bahsettiğimiz sorunlarıda alanına hakim öğretmenler ve yapısal sorunlarımızı (kalabalık sınıflar vs.) aşarak çözümleyebileceğimizi düşünüyorum.
    Kitabii bilgilerden ziyade, öğrencinin aktif olduğu. Öğrencinin sorumluluk alarak kendisinin üzerine ekleyerek bilgiyi yapılandırdığı bir sistemi kusurluda olsa yapmaya çalıştığımız kanaatindeyim.
    1970'lerden kalma münferit örnekler üzerinden eğitimimizin çalakalem eleştirildiği durumlardan haz etmiyorum açıkçası. Burada konuşulandanda bunun kokusunu aldım hafif :D

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________




  • aschil kullanıcısına yanıt

    Maalesef 2010'ların ortaokul ve lise müfredatları bunlar. :d


    Ama yanlış bilgilerin ve saçmalıkların kökleri 1970'lere kadar gidiyorsa şaşırmam.

    _____________________________
    We're beyond sympathy at this point, we're beyond humanity.
  • Nat Alianovna kullanıcısına yanıt
    İyi örnek olarak köy enstitüsü atılımı var. O'da nüfusun - o dönem - tarımla uğraştığı ve halkın çoğunluğu köylerde yaşadığı için, toplumun ihtiyacına yönelik ve dewey'in eğitim felsefesine uygun bir yapılanmaya gidilmişti. Akabinde sonu malüm. Günümüzde 2005 eğitim öğretimle beraber dewey felsefesine geri dönüş yaptık. En azından teoride. Üstüne tekrar değiştirdik, vesaire.

    Sanırım dünyada en çok sistem değişimi yapan ülke biziz. E, uyumsama yetenetiğimiz ciddi anlamda gelişmiş olabilir :D

    Aslında iletişimin ve medyanın bu kadar geliştiği dönemde, sistemin ne olduğu müfredatında ne olduğu veyahut ne olması gerektiği çok önemli değil. Eskiden okuldaki tarihçinin en büyük rakibi aileydi. Çocuk aileden tarih öğrendiği için ve bu okuldaki öğrendiğine uymadığı zaman çatışma içerisine girerdi. Peki şimdi? İnstagram var tiktok var, üstüne üstlük yapay zeka var. Müfredatın içeriğinden ziyade bilgiye nasıl yaklaşıldığı bir çağdayız. Standart bir müfredatı uygulamak imkansız zaten. Hele hele günümüzde.

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________




  • Evet bu seyahatle, abd 50 yıl önce aya indik yalanını ispatlamış oldu. Bütün dünyayı yalan söyleyerek kandırdılar. Yeni yalan ayda koloni kurmak. Ayda atmosfer yok. Gelen bütün göktaşları mermi görevi görür. Bütün tesisleri delik deşik eder. İmkansız...

  • DH Misafiri D kullanıcısına yanıt
    Haberi okudun mu ? Rusya bile kabul etmişken neyi savunuyorsun hala ?

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________
  • 
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.