Şimdi Ara

2026 Yılında Bitirdiğiniz ve Oynadığınız Oyunlar - Sohbet/İnceleme/Görüş (6. sayfa)

Bu Konudaki Kullanıcılar:
1 Misafir - 1 Masaüstü
5 sn
125
Cevap
16
Favori
5.195
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
4 oy
Sayfa: önceki 34567
Sayfaya Git
Git
sonraki

2025 GOTY


(En Son Oy Tarihi: 4.02.2026)
Giriş
Mesaj
  • Hazır boşluk bulmuşken yazayım Kingdom Come Deliverance ilk oyunu nihayet oynadım.


    Daha oyunu tam bitirmedim yan görevler + dlclerin bir kısmı bitti ve ana görevden 2 tane kaldı ama oyunu 90 saat kadar oynadım hakkında uzunca yazacak kadar doldum.


    Oyunu yaklaşık 24 26 gündür oynuyorum ilk açılış sahnesi olan köy baskınıyla oyuna direkt ısındım, oyunun zaten mantığını işleyişini biliyordum o yüzden elimin silah tutmamasını okuma yazma bilmeyen bir cahil olmayı yadırgamadım. İlk 2 3 saatlik giriş sekansından sonra parasız atsız kılıçsız zırhsız oyuna başladım ana görevden başta gitmeyip bir 10 saat oyunu keşfettim yayan yürüdüm ekmek çaldım başkasının yatağında yattım dayak yedim hırsız gibi arandım.


    Buralar oyunun en zevkli kısımlarıydı, doğa muhteşem, grafikler çok iyi, atmosfer içine alıyor, hikaye akışı güzel, oyunun menüsündeki Orta Çağ ile ilgili bilgiler veren sekme hepsinden muhteşem. Böyle bir oyunu 15 saat oynayıp biraz görev yapınca altımıza at çekilince çaldığımız mallarla silah alınca oyun birden kolaylaştı, at bu oyunda her şey yaya giderken o büyük gözüken harita bir anda gözüme küçük gözüktü. Azıcık antrenman ve skill geliştirmeyle okuma yazma öğrenmeyle kılık kıyafet çekmeyle zaten herkes sir demeye başladı oyunda da eğer 3 4 düşmana dalmıyorsan bir zorluk kalmadı.


    Ana hikaye güzel başladı sonra birden dedektiflik hikayesine döndü köy köy dolandık saatlerce anlamsızca buralar gerçekten yordu. Yan görevler zaten olmak için konmuş, git şuradan şunu çal ya da bana et getir gibi anlamsız işler Orta Çağ'da geçen bir oyunda hiç güzel yan görev yazılamamış.


    Neyse oyunun bu kısmıyla değil derdim canımı sıkan şu oldu, ne güzel atmosfer var harbiden Orta Çağ'da yaşıyoruz o hissi vermiş ama bu oyun Orta Çağ'ın %10luk kısmını anlatmış kalanı yok. Bir harita var bence içi bomboş yok, parasızlıktan yapılamamış oyun yok yani 2 tane bozma kasaba 3 5 köy ve bunların arasında ormanlık alanlar başka bişi yok. Bir yerden sonra köyden köye nakliyat sadece.


    Oysa Orta Çağ dediğin büyük kaleler şehirler şövalyeler, krallar, lordlar, leydiler, soylular, eğlence/festival/şenlik/turnuvalar az çok sanatsal ortamlar mekanlar yapıtlar olur.


    Bu oyunda bunların hiç biri yok, koca haritada bir ilginç mekan olmaz mı? ormanın içinde tek ilgi çekici şey yok, oyunda bir yapıt yok hikaye gereği yarım kalan manastır dışında tüm oyun orada geçiyor zaten başka bir şey yok çünkü.


    Merak ettim baktım oyundaki köyler gerçekten hala 200 300 kişinin yaşadığı yerler, tarihte de öyle zaten önemsiz yerler, 90 saat oynadığım oyun aslında Çek kırsalında geçen önemsiz işler. Bu his tüm oyun boyunca canımı sıktı işte.



    Oyun güzel senaryosu ara ara sıksa da az karakteri olsa da oyunun türü RPG ve yapılacak tonla şey var ve elbette günün sonunda iyi oyun olduğundan oynatıyor.


    8.1/10


    2. oyunda az çok bu yönde ilerlemiş sanırım. 3. oyun artık Prag'da geçmeli krallığın içinde tüccarlar zenginler soylular kral siyaset, Prag yaşamı balolar sosyete vs girmeli oyunun içine.

    _____________________________




  • Oyun #50 – Cronos The New Dawn. Bloober Team'in Silent Hill 2'den sonraki yeni survival horror oyunu. Oyun basını biraz "meh" çekti ama ben eğlendim açıkçası. Genel Metacritic ortalamasının biraz hakettiğinin altında kaldığını düşünüyorum.


    Oyun 80'ler Polonya'sında yaşanan bir salgın sonrasında yaşanan post-apokaliptik dünyada geçiyor. Salgın insanları deforme biçimli yaratıklara dönüştürüyor. Kolektif adlı bir grup "gezgin" adı verdiği elemanlarını geçmişe gönderip salgınla ilgili önemli kişilerin anılarını çıkarttırıyor. Görünürdeki amaç salgının gerçek kaynağını bulmak. Hikaye konseptini ve lore hoşuma gitti açıkçası. İnsanın ilgisini ayakta tutuyor. Ama hikayenin işlenişine çok bayılmadım. İşin sonunda biraz fazla karmaşık anlatılıyor ve oyun bitince kafadaki eksikleri gidermek için yine Youtube'da lore videosu izliyor halde buluyor insan kendini. Oyunun Türkçe altyazılı olması da mutlu etti tabi onu da belirteyim.


    Oynanış tam bir survival oyunu. Kaynaklar ve inventory kapasitesi acayip sınırlı. Oyun hiçbir zaman bol mermi ya da kaynak dağıtmıyor. O nedenle düşmanları en efektif biçimde öldürmek gerekiyor. Daha çok hasar vermek için silahları şarj moduyla ateşlemek, etraftaki patlayıcılardan faydalanmak ve ekipman geliştirmelerini doğru yapmak gerekiyor. Türe çok aşina olmayanlar için biraz zor gelebilir onu söylemek lazım. Ancak benim gibi türü sevenler için kaynakların sınırlı olması gerilim unsurunu artırıyor ki benim hoşuma gidiyor bu olay. Türe çok büyük yenilikler getirmese de silahların şarjlı ateş edilmesi, düşmanların yerdeki cesetlerle birleşip güçlenmesi gibi hafif yeni mekanikler var. Bu tür şeyler oyunu bir nebze de olsa benzerlerinden ayırıyor. 6-7 tane silah var ve hepsinin oynanışı oldukça tatmin edici. Silah geri bildirimi falan iyi. Ancak kaynaklar kısıtlı olması nedeniyle en fazla 2-3 tanesini kullanıyoruz çoğunlukla. Silahların hepsini geliştirebilmek ve hepsini dilediğince kullanabilmek için new game plus'la 2. tur oynamak gerekiyor.


    Oyun standart survival horror oyunlarına göre biraz uzun. 17 saatte bitirdim ve açıkçası oynanış güzel olsa da belli bir yerden sonra ister istemez biraz baymaya başlıyor. Çünkü oynanış oyunun başından sonuna kadar temelde aynı ve çok değişmiyor. Kafa patlatılması gereken puzzle falan da yok oyunda. Ya da oynanışı farklılaştıran değişik bir mekanik. Böyle olunca da biraz tekdüzeleşiyor.

    Oyunu oynamak isteyenlere 3-5 tavsiye;

    • Envanter kapasitesi geliştirmek en az zırh kadar önemli. Çekirdekleri mutlaka ona harcamak lazım.

    • Demir kesme makasını mutlaka envanterde tutun. Her yerde karşınıza makasla açılabilecek odalar çıkıyor ve ilave kaynaklar için o odalara girmek lazım.

    • Hiç düz ateş etmeyin. Tüm atışlar şarjlı olsun. Ancak böyle her bir mermiden maksimum verim alınıyor.

    • En bol bulunan ve en kolay üretilen ilk silahımız olan düz tabanca mermisi. O silahı geliştirin mutlaka. İlk seferde geliştirmeleri en fazla 2 bilemedin 3 silaha yoğunlaştırmak lazım. Bulduğum her silahı biraz geliştireyim derseniz oyunun 2. yarısında sıkıntı olur.

    • Envanter sınırı nedeniyle başta yanınızda sadece pistol, sonra biraz geliştirince 2, eğer tüm envanter slotlarını açtıysanız da en fazla 3 silah taşıyın. Bulduğum tüm silahları yanımda taşıyacağım derseniz diğer eşyalara yer kalmaz envanterde. Dediğim gibi tüm silahlarla rahat rahat oynamak için new game plus şart.

    • Pürmüz ve çıra önemli. Birleşen düşmanları durdurmak ve kalabalıkları dağıtmak için mutlaka en az birini envanterde bulundurun.


    Tabi bunlar oyunu standart veya hard zorlukta oynayacaksanız geçerli. Yapımcılar geçen hafta 1-2 ay içinde oyuna kolay mod getireceklerini duyurdular. Nasıl dizayn ederler bilmiyorum ama yukarıda bazı maddeler önemsiz kalabilir kolay modda.


    Özetle ben Cronos'u beğendim. İnsanın aklını başından alan bir oyun vs değil ama gayet güzel bir deneyim. 8/10.


    Oyun #51 – Phoenix Wright Ace Attorney. Çok fazla visual novel oynayan bir insan değilim öyle ayda yılda bir oynarım. Türün en meşhur örneklerinden olan Phoenix Wright'i ise bayadır oynamak istiyordum. Kısmet bugüneymiş. Oyunun yönetmeni Capcom'un efsane elemanlarından Shu Takumi. Kendisinin bir diğer oyunu olan Ghost Trick'i oynamıştım daha önce ve mest olmuştum. O oyunu da herkese tavsiye ederim.


    Oyunu uzun bir süreye yayarak yavaş yavaş oynadım. Metin ağırlıklı olduğu için açıkçası uzun oynanış sekanslarında biraz bayıyor alışkın olmayanları. Ağır ağır oynaya oynaya 25 saatte bitirdim.


    Oyunun temel konsepti cinayetle yargılanan ve masum olduğuna inandığımız müvekkillerimizi savunmak. Oynanış ikiye ayrılıyor. Birincisi, cinayet mahallinde araştırma yapmak, delil toplamak, olayla ilgili kişilerle konuşup bilgi almak. İkincisi ise mahkemede aktif olarak müvekkili savunmak. Bunu da tanıkların ifadelerinde geçen çelişkileri bulup, gerçeği ortaya çıkararak yapıyoruz. Açıkçası asıl keyif aldığım kısım mahkeme sahneleri oldu. İfadeleri dikkatle okuyup sonra delil listesine bakıp çelişkileri bulmak vs keyifli. Mahkeme dışı kısımlar ise zaman zaman biraz bayıyor açıkçası. Aynı yerleri tek tek dolaş, sonra biriyle konuş, yeni bir şey keşfedip aynı yere geri dön vs. biraz sıkıcılaşabiliyor. Çünkü oyun bir visual novel olduğu için hikayenin ilerlemesi için bazı şeyleri oyunun amaçladığı sırada yapmanız gerekiyor.


    Davalar yavaş yavaş açılıyor. Açıkçası ilk 3 dava sonunda biraz hayal kırıklığı olmuştu çünkü çok da etkilenmemiştim. Ancak son 2 dava gerçekten çok iyi ve oyunun seviyesini yukarı çekiyor. Özellikle son dava çok uzun ve karmaşık ama yavaş yavaş gerçeğe ulaştıkça oldukça mest ediyor.


    Oyunu çok gerçekçi düzlemde hayal etmemek lazım. Akla mantığa aykırı olaylar yaşanıyor, karakterlerin çoğu yırtık tipler ama tüm bunlar oyunun cazibesinin bir parçası. Çok mantık hatası falan görebilirsiniz ama işin sonunda bunun bir visual novel olduğunu unutmamak lazım. Serinin diğer oyunlarını da deneyeceğim ama artık ne zaman olur bilmem. 8/10




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi intercityfirm1895 -- 29 Aralık 2025; 13:59:18 >
    _____________________________




  • Hangi platformda olursa olsun yeter ki oyun olsun yaklaşımını benimseyen biri olarak 2025 yılı oyun oynama açısından verimli bir yıl oldu benim açımdan. Birçok yeni oyun denedim, daha önce oynadığım bazı oyunları yeniden oynadım. Aşağıda kendi kişisel değerlendirmelere göre verdiğim puanlar ve sıralamam yer alıyor.


    Tabii denemek istediğim çok oyun var ve dolayısıyla kallavi bir backlog’a sahibim. O nedenle bu 51 oyundan sadece 9 tanesi 2025’te çıkmış. 2025’te çıkıp da backlog’uma giren tonla oyun var bir de. Oynanacak çok oyun var ama zaman yetmiyor kardeşim yetmiyor :)


    Benim sıralamama göre bu sene denediğim tüm oyunlar açısından bende en çok iz bırakan oyun Clair Obscur oldu. Dolayısıyla benim için şu an 2025 yılının en iyi oyunu da Clair Obscur oluyor. Tabii daha Hades 2, Silksong ve KCD2 denemedim. Deneyince fikrim değişebilir. Ancak düşük ihtimal olarak görüyorum.


    Herkese mutlu ve guzel oyunlu seneler.


    Bu konunun 2026 versiyonunu da açacağım. Umarım 2026’da daha çok kişi fikirlerini paylaşır. Hiçbir sonuca varmayan PC vs konsol tartışmalarından daha iyidir.


    1- Clair Obscur Expedition 33 – 9.5

    2- Hollow Knight – 9.5

    3- Deux Ex Human Revolution – 9

    4- Cyberpunk 2077 Ultimate Edition – 9

    5- Astro bot – 9

    6- Silent Hill 2 (2024)- 9

    7- Ghost of Yotei – 8.5

    8– GTA San Andreas – 8.5

    9– Crow Country – 8.5

    10– Sly Cooper 1 – 8.5

    11– The Forgotten City – 8.5

    12- Split Fiction – 8.5

    13- God of War Ragnarok – 8.5

    14- Chants of Sennaar – 8

    15- Ninja Gaiden Ragebound – 8

    16- Pikmin 4 – 8

    17- Robocop Rogue City – 8

    18– Cronos The New Dawn – 8

    19– DK Bananza – 8

    20– Neva – 8

    21- Diablo IV – 8

    22- Shogun Showdown – 8

    23- Luigi’s Mansion - 8

    24– Phoenix Wright Ace Attorney - 8

    25– Castlevania Portrait of Ruin – 7.5

    26- God of War Chains of Olympus – 7.5

    27– Assassin’s Creed Odyssey – 7.5

    28– Cave Story – 7.5

    29- Mafia II - 7.5

    30- Super Mario Strikers - 7.5

    31– MGS Snake Eater Delta - 7 (Oyunun kendisi 10)

    32- Fear the Spotlight – 7

    33- The Last Campfire – 7

    34- Mafia The Old Country – 7

    35- Max Payne - 7

    36- No More Heroes – 7

    37- Ratchet and Clank Rift Apart – 7

    38- Thank Goodness You’re Here - 7

    39– Mario Kart World - 7

    40– Mad Max – 6.5

    41– Captain Toad Treasure Tracker – 6.5

    42- A Way Out – 6.5

    43- Snipperclips – 6.5

    44- Uncharted 1 Drake’s Deception – 6.5

    45- Kirby Return to Dreamland – 6

    46– Gris – 6

    47– 1000 X Resist – 6

    48- Indika – 5.5

    49- Thomas Was Alone – 5

    50- Buckshot Roulette – 4

    51- Stray - 4

    _____________________________




  • intercityfirm1895 kullanıcısına yanıt

    Başlığı 2026 yap devam et bence burada yüzlerce mesaj var iyi kötü çöpe gitmesin devamlılık olur.

    _____________________________
  • ultralisan U kullanıcısına yanıt

    Dogru aslinda evet. O kadar inceleme var konuda forumun tozlu raflarinda kaybolmasin. Dediginiz gibi yapayim.

    _____________________________
  • Clair Obscur Expedition 33 - 9.5/10


    Hakkında çok fazla bir şey söylemeye gerek görmüyorum. Herkes yeterince konuştu zaten. Bana sıra tabanlı bir oyuna yılın oyunu diyeceksin deseler öyle bir şeyin imkansız olduğunu söylerdim.


    Cyberpunk 2077 - 8.5/10


    Aslında oyunu ilk çıktığı zaman oynamıştım. Ancak o kadar sorunluydu ki sadece hikayenin sonunu görmek için 20 saat civarı bir süre sonunda bitirmiştim. PS5'te Ultimate Edition sürümünü oynadım, böylede DLC'yi de oynamış oldum. Ağızda bıraktığı kekremsi tadı silen bir deneyim oldu benim için. 60 saat oynadım, oldukça beğendim.


    Silent Hill f - 5/10


    Senenin en büyük hayal kırıklığı oldu benim için. Puanlarını görünce epey umutlanmıştım ancak gameplay'in bu kadar kötü olabileceğine ihtimal vermemiştim. Ayrıca oyun da hiç SH oynuyormuşuz gibi hissettirmiyor. Tamamen alakasız bir şey olmuş.


    Battlefield 6 - 7/10


    Sadece hikaye modundan bahsedeceğim. Abartıldığı kadar kötü gelmedi bana. Keyifle oynadım. Sadece düşman yapay zekasının bazı yerlerde saçmalaması çok fazla gözüme battı.


    Until Dawn Remastered - 8/10


    Aşırı gereksiz bir remake olmuş. Remastered desek daha doğru olur sanırım. Oyunun temeli zaten güzel, her iki sürümü de oynanabilir.


    South of Midnight - 5/10


    Sanat tasarımı ve atmosferi çok hoşuma gitti. Ancak oynanış bir yerden sonra aşırı tekdüze ve sıkıcı hale geliyor. Düşman çeşitliliği çok az ve vuruş hissi epey zayıf. Oyun biraz daha kısa olsa daha yüksek puan verebilirdim.


    Red Dead Redemption Undead Nightmare - 9/10


    Şu oyun serisinin başına ne zaman otursam saatlerce vakit geçirdiğimi fark ediyorum. DLC'yi hiç tamamlamamıştım hep bir şey yüzünden erteliyordum, 60 FPS olunca bitirdim. Son derece keyifliydi.


    GTA San Andreas - 8/10


    Meşhur remastered'i oynadım. Oyun hala hata ve bug dolu. Yine de her türlü oynatıyor kendini.


    GTA Vice City - 8/10


    Bu da remastered sürümü. Nostalji açısından fena değil, tabi yine hata dolu.


    Ninja Gaiden 4 - 8/10


    Platinium Games yine iyi iş çıkarmış. Bayonetta açlığı çektiğimiz şu dönemde oldukça tatmin etti beni. Hikaye ve grafik kalitesi daha iyi olsa çok daha unutulmaz bir iş çıkabilirmiş ortaya. Ancak sınırlı bütçeyle yapıldığı oldukça belli. Gamepass'te de varken her türlü oynanır.


    Ninja Gaiden Ragebound - 7/10


    Çok ekstra bir tarafı yok ama keyifli.


    Death Stranding - 8.5/10


    Açıkçası ilk çıktığında satın alıp, 2 saatten fazla katlanamamıştım. Bir boşlukta bir kere daha denemek istedim ve bu defa oyunu beğendim. 5-6 saatten sonra oyunun atmosferi insanı gerçekten içine almayı başarıyor. Sıkılmadan bitirdim.


    The Alters - 8/10


    Bu senenin en ilginç işlerinden birisi. Epey yoruyor oynarken ama özgün oynanışıyla takdirimi kazandığını söyleyebilirim. Hatta Game Awards'da ödül almamasına epey şaşırdım.


    God of War III - 10/10


    Yıllar sonra bile hala o ihtişamını koruyor. İnanılmaz bir oyun. Geçen yıllara rağmen türünde en iyisi.


    Super Mario Galaxy - 7/10


    Yıllardır övülen ancak bir türlü oynayamadığım bir oyundu. Açıkçası beklentimin altında kaldı. Zira çoğu kişi bunun yapılmış en iyi Mario oyunu olduğunu söylüyordu (gerçi 2. oyun daha çok övülüyor) Odyssey'in çok daha gerisinde bana kalırsa.


    Rematch - 8/10


    Arkadaşlarla oynanabilecek güzel bir oyun olmuş.




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Dex35 -- 29 Aralık 2025; 18:54:12 >
    _____________________________




  • Konu 2026 olarak güncellenmiştir. 2026 yılında oynadığımız oyunlar üzerinden devam edebiliriz.


    Anket sonuçlarına da baktığımda forum için yılın oyunu Clair Obscur olmuş. Kingdom Come 2 de arkasından geliyor. Onu henüz oynamadım ama bu sene kısmetse oynayacağım. İlk oyunu oynasam mı önce ona bir karar vermem gerekiyor.

    _____________________________
  • 2 oyunla kolları sıvayalım.


    Oyun #2026/1 – Batman Arkham Asylum. Arkham serisini bir süredir yeniden oynayası́m var. Arka arkaya oynamayı planlamıyorum tabii, böyle canım çektikçe bir tanesini açıp karlı bir kış gününde oynamanın düşüncesi bile mutlu ediyordu. Tabii ki her şeyin başladığı ilk oyunla başlamak son derece bariz bir tercihti.

    Süper kahraman oyunlarına dair hem bakışı hem beklentileri değiştiren çok özel bir oyun. Çıkalı 17 sene olmuş (inanması gelmiyor insanın geçen zamana) ama hâlâ taş gibi. Tüm Arkham serisinin oyun dizayn mantığının kökleri bu oyuna dayanıyor. Sonraki oyunda geliştirilen her şeyin temeli burada atılıyor. O nedenle çok özel bir oyun.


    Hikâye basit ama etkili. Joker’i yakaladık sanarken onun tuzağına düşüyoruz ve sonra da Asylum’u ele geçirmiş Joker’in planlarını bozmayı amaçlıyoruz. Özel, ekstra bir yanı yok ama gayet yeterli. Hikâyeyi yazması için Batman veteranı Paul Dini’ye gitmişler ve doğru da bir tercih olmuş. Kendisi Batman The Animated serisinin yaratıcısı ve Batman’in çizgi roman dışı medyumlarda portrelenmesi konusunda tecrübeli ve yetenekli bir birey. Ayrıca Bruce Timm’le birlikte Harley Quinn karakterini yaratan da kendisidir. Bu da ekstra bir bilgi olsun.


    Hikâye ve oyun genel olarak kısa. Çok dallanıp budaklanmaktan uzak, odaklı temiz bir anlatım var. Sonraki oyunlarda açık dünyalarda geçerken burada Arkham Asylum adasında izole bir alanda geçen aslında bir tür Metroidvania oynuyoruz. Hikâye ilerledikçe ve yeni aletlerimize erişim kazandıkça daha önce ulaşamadığımız yerlere ulaşıyoruz. Bu daha küçük ölçekli ve lineer tasarımın da kendine has bir cazibesi var kesinlikle. Oyunun bence en güçlü yanı ve diğer tüm Arkham oyunlarından ayıran noktası eşsiz atmosferi. Arkham adasinin ve cesitli yapıların o ürkütücü atmosferinde Batman olmak çok keyifli duygular hissettiriyor.


    Oynanış ise genel anlamda dövüş ve stealth anları olarak ikiye ayrılıyor. Artık uzun yıllar konuşuldu tartışıldı. Burada tekrar freeflow dövüş sisteminin ne kadar tatmin edici olduğundan bahsetmeye gerek yok. Stealth kısımları da keyifli, sadece diğer oyunlara kıyasla biraz daha ilkel kalıyor. Gadget’ları biraz daha iyi kullanabilirdik. Scarecrow kısımları, Killer Croc’la kapışma vs. basit olsalar da oynanışı biraz çeşitlendiren sekanslar var. Bu sefer kastim ve tum Riddler trophylerini de buldum :)



    Oyunun en büyük eksisi boss savaşları. Oyunda aynı Titan dövüşünü tekrar tekrar oynuyoruz. Bir tek Ivy savaşı daha farklı ama o da ortalama bir dövüş. Final boss savaşı ise herkesin hemfikir olduğu üzere çok zayıf.


    Sanat tasarımı muazzam. Arkham oyunlarının gerek mimari tasarımları gerekse de kendine has hem Batman hem villain tasarımlarını hep çok sevmişimdir. Comic tasarımlarıyla gerçekçi fikirleri birleştirip kendine has bir ruh yaratmış çizerler. Bayılıyorum.


    Arkham City’nin hâlâ serideki en iyi oyun olduğunu düşünsem de Asylum benim için Arkham Knight’ın önünde bir oyun. Origins’den ise emin değilim, onu bir dahaki oynayışımda karar veririm artık.


    Bu oyunu öneririm demek bile abes bu saatten sonra. Herkes ne olduğunu biliyor zaten. Ben de kendi fikirlerimi yazmak istedim. Oyunu Switch 2’de oynadım. 30 FPS falan ama elde yağ gibi aktı. 9/10.



    Oyun #2026/2 – South Park The Stick of Truth. Bu sene indirimden bir senelik PS Plus aldım. O nedenle 1 sene boyunca PS Plus kataloğunda olan ve oynamadığım baya bir oyunu oynayacağım :)


    İlk oyun South Park The Stick of Truth oldu. Hayatımın bir dönemi South Park izlemiş ve oldukça keyifli anlar geçirmiştim. Sonra ara verdim vs. derken koptum tabii. Ama bu oyunun ne kadar övüldüğünü bildiğim için hep aklımın bir köşesindeydi, kısmet bugüneymiş. Harikulade bir oyun. Bir filme ya da animasyonun lisanslandığı yapılmış en iyi oyunlardan biri bence.


    Oyunda kasabaya yeni taşınmış “New Kid” oluyoruz ve kasaba çocuklarının elfler ve insanlar olarak oynadığı fantasy oyunundaki Stick of Truth’u kurtarmaya çalışıyoruz. Tabii hikâye absürt bir şekilde dallanıp budaklanıyor. South Park’ın abartı, ofansif mizahı komple oyuna yedirilmiş. South Park bolumleri oynuyor hissi veriyor oyun. Diyaloglar muazzam ve çok komik. Neler neler yaşanmıyor ki. Nazi zombi fetüslerle dövüşmek mi dersin, karakterlerden birinin içine kıçından girip nükleer patlamayı durdurmak mı, anne-babamız üzerimizde sevişirken bir cüceyle dövüşmek mi… her türlü saçmalık mevcut.


    Oyunun türü ise bir RPG. Çok derin inanılmaz mekanikler yok ama sığ bir oyun da değil. Obsidian harika bir denge tutturmuş. Türlü türlü silahlar, ekipmanlar, yetenekler, status effect’lerin olduğu gayet elle tutulur bir oyun tasarlanmış. Dövüşler sıra tabanlı ama bu sene Clair Obscur ile tekrar gündeme gelen aktif komutlu sistem var. Saldırı ya da savunma yaparken doğru tuş kombinasyonuna basmak gerekiyor. Oyun güzel bir Paper Mario klonu oynanış olarak. Saldırılar falan ise yine birbirinden komik. Oyunda büyü olarak çeşitli formlarda osuruk kullanıyoruz, onu söylemek lazım  


    Oyunun eksisi biraz fazla kısa oluşu. 13-14 saatte baya da bir side quest yaparak bitirdim. Side quest’ler de öyle çok ahım şahım değil ama iş görüyor. Bir de tabii asıl güçlü yanı diyaloglar olduğu için bir kez oynadıktan sonra tekrar oynanabilirliği düşüyor. Son olarak bir diğer eksi de oldukça kolay oluşu. Normalde oynadım ama iyi seviyede silah ve zırh taktığınız sürece aşırı güçlü olmamak oldukça zor. Ekipmana, taktiklere biraz daha kafa patlatayım diyorsanız Hardcore mode denenebilir ama onun da çok zor olduğunu sanmıyorum. Kasıtlı bir dizayn seçimi bence. Oyunun güçlü yanı diyaloglar ve anlatı çünkü.


    South Park’ın yanından yöresinden geçmiş ve keyif almış herkese öneririm. Devam oyununu da yıl bitmeden oynarım sanırım.


    Buna puanım 8/10.




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi intercityfirm1895 -- 5 Ocak 2026; 15:5:8 >
    _____________________________




  • F1 meraklısı olarak Formula Legends oyununu denemek istedim, Art Rally gibi indie ve kasmayan bir oyun 60lardan günümüze önemli sezonları kariyer modunda deneyimliyoruz, ilk benzinli f1 araçlarından günümüzdeki hibrit araçlara kadar her sezon farklı araçlarla yarışıyoruz, gerçek efsane yarışçılarda çakma isimleri ile oyunda bize eşlik ediyor. Oyun sim değil arcade daha çok ki zor ayarda oynadım hep ve 1. oldum tüm sezonlarda. Öyle fazla ayar yapmadan lastik ömrü, kalan benzin ve pit stop yöneterek yarışı birinci bitirmek ana strateji oluyor. Bir 15 saat kadar oynadım sanırım yani çok konuşacak bir şeyi de yok en nihayetinde indie bir araba oyunu, tek canımı sıkan hep kariyer modunda dandik araçlar ile oynadım, oyun her yeni sezona başlangıçta hiç iyi araba ve pilot vermedi ne Lauda ne Senna ne Schumacher ne Hamilton hepsi kilitli o sezonu birinci bitirip bunları açmak gerekiyor ama sezonu bitirdikten sonra kim takar aynı sezonu oynamayı.


    7.1/10.

    _____________________________




  • Bugünün mönüsünde The Last Of Us Part 1 var. Yıllar sonra adam akıllı bitirdim, Pcde ultra ayarlarda 2k görüntü kalitesi ile 100 fps kitli yağ gibi aktı.


    Oyunun ne kadar iyi olduğundan falan bahsetmeyeceğim, senaryosu hikayesi, oynanışı, aksiyondaki tokluğu vs binlerce kez yazılmıştır.


    Ben oyundaki detay seviyesine bayıldım girdiğimiz her delik her ev her mekan inanılmaz eşsiz hissettiriyor bunu bu kadar iyi başaran bir oyun hatırlamıyorum son zamanlarda.


    Girdiğimiz sanat müzesindeki o British eserler, tablolar heykeller resimler, dvdciye girince oranın ince işçiliği, kitapçının, otelin, her girdiğimiz evde farklı eşyaların fotoların eşyaların olması, detaylı çocuk odaları, yurttaki gençlerin odaları, laboratuvar detayları vs vs say say bitmez normalde bir oyunda bir kaç hazır asset olur onu oyunun her yerine koyarlar bizde ezberleriz onu ama TLOU bu konuda aşmış sırf burada farklı ne var diye bile bakınıp durdum oyun boyunca.


    Onun dışında Ellie dublajı on numara olmuş abi ya!   14 yaşındaki bir ergenin kamyoncu dayılar gibi küfürleri bunları tonlaması vs ses sanatçısı çok başarılı iş çıkarmış bir yerden sonra Ellie'nin tepkileri için oynadım resmen.


    Aynı etki Joel karakteri için olmadı ondaki seslendirme bana çok donuk geldi.


    Oyunu hard zorlukta 15 saat gibi bir sürede bitirdim + 3 saat daha olsa çok tadında olurmuş bazı yerler hızlandırılmış geldi 2013 kafası bir oyun olduğu için o döneme göre uzun bile sayılır yine de. 2 3 saatlik bir dlc daha var sanırım onu da oynayacağım. 2 3 ay sonra yeniden bir komple bitireceğim oyunu new game+ ile.


    9.2/10

    _____________________________




  • Dragon Age: Inquisition


    9.1/10

    _____________________________
  • Uncharted 1


    dördüncü oyunu zamanında youtuberlar oynarken görüp çok fazla aksiyon mu var diye düşünmüştüm geçen sene onu oynayıp dengeyi güzel sağladıklarına karar vermiştim. bunu oynadıktan sonra da kararımın ne kadar doğru olduğunu anladım bu nedir kardeşim 3 saniyede bir adam çıkıyor. genel olarak serinin en sevilmeyen oyunu zaten 7lik akarı kokarı olmayan bir oyun .

    _____________________________
  • Dead island 2

    Normalde bitirdiğim oyunları yeniden oynamam ama clair 33den sonra oyunlar eskisi kadar keyif vermemeye başladı bu yüzden yeni bir oyun yerine bildiğim bir oyunu bitirdim. Epicde bitirmiştim daha önce. Steam indirimlerinde aşırı ucuza düşünce aldım. 59 başarımın 52 yaparak hem haus hem sola dlclerini keyifle bitirdim. Sola dlcsindeki final boss çok zorlamıştı önceden. Bu sefer tek dememede geçtim. Genelde dying light daha iyi deniyor ama bana göre dead island 2 bence daha iyi. Umarım dying light beastda böyle keyif verir.
    9/10



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi chris92 -- 20 Ocak 2026; 11:16:45 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Black Myth: Wukong 8/10

    Boss savaşlarındaki sinematik hava ve vuruş hissi çok toktu. Souls diye göz korkutuyordu ama o kadar kanser etmedi, yağ gibi aktı oyun. Souls-like sevmeyene bile kendini oynatır.


    Banishers Ghosts of New Eden 7/10

    Antea ve Red'in hikayesi duygusal olarak beni yakaladı. Oyunu Vampyr'e çok benzettim. Oynanış biraz tekrara düşse bile hikaye aktırdı gitti.


    Cronos: The New Dawn 7,5/10

    Korku oyunlarıyla aram hiç yoktur normalde, oynayamam. Ön siparişe hatalı fiyatla çıkınca 200 TL'ye kütüphaneye eklemiştim, bir şans vereyim dedim ve iyi ki vermişim. Atmosfer çok iyiydi, korksam da bir şekilde bitirtti kendini. Bu oyun sayesinde belki bakamadığım korku oyunlarına şans veririm. :)


    Dear Esther

    Kütüphanede görünce HLTB'den süresine baktım ve bitireyim dedim. 1 saatlik yürüme simülasyonu, bir kahve eşliğinde bir oturuşta bitti zaten.

    _____________________________
    Steam : NHCanX
    Epic : NHCanX
    Xbox : NHCanX
    PSN : NHCanX




  • Metro Exodus


    İlk başta beklentiden dolayı biraz sıksa da 3 4 saat sonra senaryosu ve atmoferi içine aldı grafikleri ve kaplamaları bence kötü yaşlanmış karakterin seslendirmesinin olmaması tipinin olmaması büyük sıkıntı aksiyon oyunu içinde gereksiz fazla diyalog var ama biz o diyaloga giremediğimiz için büyük eksi yazıyor.


    Bunların dışında oyunun uzunluğu çok iyi 20 saatte bitti oynadığım en uzun hikayeli fps olabilir biyom çeşitliliği mekan/mevsim mutant düşman çeşitliliği çok çok iyiydi. Oyunun en büyük artılarından.


    Hardcore zorluk ise iyi ayarlanmamış bence yer yer çok çıldırttı oyunda workbench sayısı çok az düşman çok en fazla 5 medkit taşınıyor bu yüzden oyunun 2 3 yerinde tek vurumluk can ile çok ilerlemek zorunda kaldım gereksiz öldüm boş yere baya bu noktalar teknik olarak iyi ayarlanmamış.


    Oyunu da kötü sonda bitirdim gereksiz üzdü, iyi son için çok fazla şey lazım 2. oyunda böyleydi.


    Sonuç olarak kendi türünde Stalker 2 den falan çok daha iyi bir oyun.


    For Spartans!


    8/10




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ultralisan -- 27 Ocak 2026; 23:42:5 >
    _____________________________




  • Oyun #2026/3 – Wario World. Nintendo Switch Online'a eklenene kadar oyunu hiç duymamıştım bile. Şöyle azıcık bakıp ilgi çekici bir 3D platformer olduğunu görünce oynamak istedim.


    Fena değildi açıkçası. Oyunun temel dizaynı ve oynanış döngüsünü beğendim. Kendine has bir cazibesi var oyunun ancak fikirler biraz sığ kalmış ve yeterince derinleştirilememiş. Oyun 3D platform olarak geçiyor ama aslında bölümler oldukça lineer. Bölüm dizaynları ortalama seviyede. Zaten oyun çok kısa; toplam 8 tane bölüm, her bölümün sonunda birer boss savaşı ve sonra her 2 bölümden sonra birer büyük boss savaşı daha var. Zamanında full fiyattan satılıp bu kadar kısa olduğu için eleştirilmiş. Ben para vermediğim için orası beni çok ilgilendirmedi. Hatta oynanış yeterince derinleşmediğinden zaten ancak bu kadarlık bir oyun çıkarmış.


    Wario'nun rakipleri dövdüğü, fırlattığı, dondurduğu, yere çaktığı hareketlerinin hepsi eğlenceli. Animasyonlar güzel. Ama işte oyuna başladığımız moveset oyunun sonuna kadar aynı. Hiç gelişmiyor. Düşman çeşitliliği görünüşte çok gibi duruyor ama aslında farklı dünyalarda aynı düşmanlara farklı skin giydirilmiş tekrar koymuşlar. Platforming anlamında da özel bir yanı yok pek. Boss savaşlarını sevdim çünkü hepsi özgün. Tekrar eden yok. Aralarında oldukça eğlendiklerim oldu.


    NSO üyeliği olan ve GameCube döneminden bir oyun deneyeyim diyenler bir bakabilir. Ama çok bir şey beklememek lazım. 6.5/10.



    Oyun #2026/4 – Hades II. İlk oyunu zamanında çok sevmiştim. Harikulade bir oyun olduğunu düşünüyorum. O yüzden erken erişime çıkar çıkmaz almıştım Hades 2'yi. Oynamak için değil de firmayi desteklemek için. Hiçbir oyunu erken erişimde oynayıp tam sürümde alacağım zevki azaltmak istemiyorum çünkü.


    Fırsat bulunca Steam Deck'te açıp başladım. 40 saatin sonunda credits'leri görmüş oldum. Kısacası yine çok beğendim. Hades temelinde, sadece daha fazlası. İlk oyunun ölçeğini büyütmüşler, temel oyun dizaynı aynı kalsa da yeni ana karakterimiz Melinoë'nin profili çerçevesinde oynanışı yeterince farklılaştırmışlar. Hades'de eksik bulduğum yön mekan (biome) sayısının azlığıydı. Burada her şey 2 katına çıkmış. Yer altına ailemizi kurtarmaya giderken, yüzeye de Olimpos’a yardım etmeye gidiyoruz. Bu da ×2 mekan, düşman ve boss demek. Oyuna daha uzun süre devam edebilmek için çok doğru bir geliştirme. Mekanlardan ve boss’lardan oldukça keyif aldım. Bir tek yüzeyin final boss’u pek eğlenceli değil. Açıkçası bir Hades boss’u gibi bile hissettirmiyor dizayn itibarıyla.


    Hikâye aslında ilk oyunun hikâyesine göre daha büyük çaplı ve daha önemli olaylara sahne oluyor. O yüzden daha bir benimsiyorsunuz. Ama açıkçası finalde yaptıkları tercihi çok beğenmedim. Hades mi Hades 2 mi diye düşünürsem açıkçası çok da ayıramıyorum birbirinden. Hades ilk olduğu için öne çıkıyor; Hades 2 ise hâlihazırda çok kaliteli olan bir oyun tasarımının çok iyi bir şekilde geliştirilmesi olduğu için. İkisini de fazlasıyla tavsiye ederim ama arka arkaya gitmez. En az 1–2 sene ara vermek lazım diğerine geçmeden. Bir de bence tadı en iyi handheld cihazlarda çıkıyor.


    Credits’ten sonra oyunun epilogue’u da var. Orayı da bitirene kadar devam edeceğim. Bir 40 saat daha gider gibi. Ama tempoyu azaltıp diğer oyunların yanı sıra ağır ağır oynarım bundan sonra.


    Hades 2 benim icin 9/10. Ancak 2025 yılının en iyi oyunu benim için hâlâ Clair Obscur.




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi intercityfirm1895 -- 28 Ocak 2026; 19:1:47 >
    _____________________________




  • 1-Metal Gear Solid Snake Eater Remake: Sinematik bir deneyim gibi daha çok ama hikaye işleyişi, mekanikleri, boss çeşitliliği, silahları vs keyifli bir oyun. Oynamadan önce remake değil diye eleştirenler olmuştu ben buna katılmıyorum. Sahne geçişlerini güncellememişler ama grafik ve oynanış güncelliği olarak sıfırdan bir oyun yapılmış. Remastered dediğimiz oyunlar gibi grafik cilası yok tamamen grafikler yenilenmiş ve oynanışında güncelliği sağlanmış. 9/10


    2-Silent Hill f: Oyunu kimisi beğendi, kimisi de beğenmedi. Oynayanları ikiye bölen bir yapım oldu. Ben eski SH oyunlarını oynamadığım için SH2 R'den yola çıkarak oyunu değerlendirdim ve beğendim. SH2 bu serinin klasikleşen en iyi oyunu diye biliyorum. Bunu genelleyerek anlatmaya çalışayım: Silent Hill f, Silent Hill serisine ait oyunlardaki sis unsuru, otherworld yapısı, derin hikaye, puzzle, kütük combat gibi yapısıyla özdeşleşmiş kriterleri benimseyerek özüne sadık bir oyun olmuş. Müzikleri bana yetersiz geldi ve otherworld o kadar korkunç değildi. Oyun psikolojik gerilimi metin üzerinden aktarmaya çalışmış. Hikaye anlatımı benim beğendiğim yönüydü ama SH2 gibi karakterin ruhsal bunalımını tam manasıyla hissettiremedi. Hikaye için tekrar oynamaya iten tarafı pek hoşuma gitmedi. Psikolojik korku türünde bir oyun olduğundan arka arkaya oynamak zorunda bırakılınca bir noktadan sonra keyifsiz olmaya başlıyor. Combatı bence eleştirildiği kadar kötü değil. Aksiyon tarafı ağırlıklı olsun diyenlerin Dead Space veya RE oynaması lazım.


    Psikolojik korku ve hayatta kalma türünü sevenlerin kesinlikle deneyimlemesi gerekir. 9/10


    3-Resident Evil 2 Remake: Resident Evil serisine hep uzak durmuştum. Bu tür oyunları beğensem de seri beni çekmiyordu. Geçen yıl seriyi oynamaya karar verip güncel olan 2,3,4,7 ve 8'i almıştım. İlk önce 7'yi oynadım ve 8/10 oranında beğendim. 8i ise o kadar beğenmedim. Oyuna boss ekleyip üzerine düşman dalgası göndermesi hoşuma gitmemişti. Yani 7/10luk bir oyun deneyimi yaşadım.


    RE2 R'e başladığımda oyundan kopamadım. Müthiş bir oyun olmuş. Zaten 8i beğenmememi sağlayan şeyler bunda yok. Çok bosstan ziyade MR X gibi ikonik bir boss oyunun gerilim hissini tavanda tutuyor. Benim gibi oyun bittikten sonra defteri dürülen single anlayışı olan birini bile birde Clair gözüyle hemen başlatmaya itti. Tamamiyle başyapıt bir oyun. Orjinalini oynamadım ama bu haliyle müthiş bir remake olmuş. 9,5/10

    _____________________________




  • ResetEra Games of the Year Awards 2025 | ResetEra


    Resetera forumunda 2025'in en iyi oyunlari anketinin sonuclari. Clair Obscur 1. sirada. Surpriz olan KCD2'nin 10. sirada yer bulabilmesi.

    _____________________________
  • intercityfirm1895 kullanıcısına yanıt

    Ben çok şaşırmadım. Kısıtlı bir kitleye hitap eden combat mekanikleri leş bir oyunun genel kitle tarafından yapılacak her seçimde başarısız olması normal ama Dispatch yerine 7. olabilirdi. 10. olacak kadar da başarısız diyemem. DS2'nin bu kadar çok beğenilmiş olması da şaşırtıcı. İlk oyunun üzerine bir şey koyamamış olmalarına rağmen hem goty adayı oldu hem de bu tip listelerde sürekli iddialı konumda bulunuyor.

    _____________________________
  • 
Sayfa: önceki 34567
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.