DonanımHaber'de AraYENİ GELİŞMİŞ ARAMA
ForumBu Bölümde Ara
SİGARAYI İLAÇ KULLANMADAN BIRAKMANIN YOLU...
Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir Kullanıcı
70
Cevap
2
Favori
4.036
Tıklama
Tüm Forumlar >> Konu Dışı / Off Topic >> Sağlıklı Yaşam >> SİGARAYI İLAÇ KULLANMADAN BIRAKMANIN YOLU...
Sayfaya Git:
Sayfa: 1 2 3 4 sonraki >>>
Giriş
Mesaj
    • Onbaşı
      30 Mesaj
      05 Kasım 2012 19:03:55
      Arkadaşlar merhaba Kötü ve vazgeçilmesi çok zor öldürücü olduğu halde elim kolum bağlı peşinden sürüklendiğim bir şeytan tarafından ele geçirildiğimi düşünüyorum bu günlerde. Eskiden severek ve isteyerek peşinden giderken son yıllarda özellile bu son 1 yıldır peşinden sürüklendiğim şeyin nasıl bir şey olduğunu daha iyi anlıyorum. İstediğim zaman bağlarımı söküp atarak özgürlüğüme kavuşacağımı bilmeme rağmen beynimdeki asılsız korku bu bağları koparmama engel oluyor. Bir çoğumuzu esir alan aynı şeytan değimli*? Peşinden giderken, ben ne yapıyorum böyle ne işim var benim burada, salakmıyım ben deyip, kafamızı ondan çevirdiğimiz an gözlerimizin delice aradığı , vazgeçmeye çalıştığımız an sudan çıkmış balığa döndüren büyülü aldatmaca.... Evet sigaradan bahsediyorum....
      Her bırakmaya çalışışımda beliren ve beni deli eden bir şeylerden yoksun kalma duygusundan ve başarısızlıkla sonuçlanan her bırakma deneyimimden sonra bilinçsel irademe vurduğum darbelerden, giderek günlük hayattaki diğer konularda da iradesizleşmeye başlayışımdan , Normalde hiç kimseden hiç bir şey isteme alışkanlığım olmamasına rağmen Sigaram bittiğinde, samimi olmadığım birinden bile sigara istemek zorunda kalmaktan, Yemeğimi çayımı bile sigara içmek için yiyip içmekten, Sararmış dişlerden , Kendimi bilerek zehirlemekten bıktım.
      Sigara içmemin beni rahatlattığına inanmıyorum, Çünkü her sigara içişimde; lanet olsun seni biran önce bırakmalıyım, bugün son Diye düşünceler içerisinde oluyorum. Ve bu beni rahatlatmıyor aksine daha kötü bir hale sokuyor. Çünkü her sigaramda bunları düşünüyorum ve birtürlü o son gün gelmiyor. O son sigarayı hiçbir pakette bulamıyorum ne kadar bulmak için arasamda. Ve bağımlılığımın her geçen gün daha kalın zincir parçalarıyla birbirine bağlandığını düşünüyorum, Bu zinciri beynimde ve düşüncemde kıramazsam asla bırakamayacağımı da biliyorum. Can sıkıntısını giderdiğinede inanmıyorum. Çünkü canı sıkan zaten sigara, Nasılmı; Hani komşumuzun alarmı bütün gün çalar ve bunun gibi küçük bir şey sizi bir süre
      rahatsız eder, sonra birdenbire ses kesilir. Huzur dolu bir duygu kaplar içinizi. Fakat bu
      huzur gerçek anlamda bir huzur değil yalnızca rahatsızlığın sona ermesidir.

      Bazısı sigaranın büyük bir zevk olduğunu söyler. Bu doğru değildir. Sigarayı yalnızca zevk için içtiğini sanan bir tiryakiye sigarası bittiğinde
      içtiği marka yoksa onun yerine hiç sevmediği bir markayı içip içmeyeceğini sorun. Sigara
      tiryakileri hiçbir şey içmemektense kenevir otu bile içerler. Bunun keyifle bir ilgisi yoktur.
      Ben ıstakoz severim ama hiçbir zaman günde yirmi tane ıstakoz yemek gereksinimi
      duymadım. Zevk aldığımız başka şeyleri yapmadığımız zaman çaresizlik içinde kıvranmayız.


      Bazısı el alışkanlığı, bazısı ağız alışkanlığı der. Öyleyse sigarayı neden yakarlar?
      Dumanın ciğerlere inerken verdiği duygu derler. Ne kadar iğrenç duygudur, adına
      tıkanmak derler.

      Şimdi ben bu mesajı neden yazdım , Bir aptal olduğumu artık ciddi ciddi düşünmeye ve buna inanmaya başladım da ondan. Sigaranın eroin bağımlılığından hiçbir farkı olmadığını sadece etkilerinin ve öldürme sürelerinin farklı olduğunu anladım. Sigaranın hayatıma zevk ve keyif getirme yerine kendimden nefret etmeme sebep olduğunu anladım. Ve benim gibi birçok sigara tiryakisinin olduğunu biliyorum ondan.

      Ve bugün hiçbir ilaç almadan kendi irademle Sadece elimdeki bir kitabın hergün bir kısmını okuyarak ve gün içinde hep bunu düşünerek sigarayı bırakmaya karar verdim. Ve bunu burayı okuyacak olan kişilerle paylaşmamın iyi bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Bu kitaptaki konuları hergün düzenli olarak burada paylaşmak istiyorum. Ve benimde sigarayı bırakmadaki gelişmelerimide hergün burada anlatmak istiyorum. Eğer bırakamazsam ve yarın veya öbür gün veya 5 gün sonra tek bir sigara içersem bunu burada paylaşıp iradesizliğimi tescilleyeceğimede söz veriyorum. :) Ayrıca 30 yaşındayım ve Müzik öğretmeniyim. Umarım bana ve burayı okuyacak tiryakilere faydası olur bu ve bundan sonraki yazılarımın.



      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi classsara -- 13 Kasım 2012; 20:13:57 >
      _____________________________

    • Yüzbaşı
      975 Mesaj
      06 Kasım 2012 19:20:46
      Dünyaya bir defa daha gelsem,sigarayı bana ilk içiren kisinin kafasına sıkardım. Bu kadarki nefret ediyorum,ama fizyolojik bağımlıyım.


      < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
      _____________________________

      Varsa Paran Olur Çulun,
      Olursa Çulun,Olurlar Kulun.
    • Yüzbaşı
      741 Mesaj
      06 Kasım 2012 21:21:05
      Allah yardımcınız olsun


      < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
      _____________________________

    • Yüzbaşı
      741 Mesaj
      06 Kasım 2012 21:23:31
      Sigarayı bırakmak istiyorsanız biz spor salonuna yazılın ve spor yapin.


      < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
      _____________________________

    • Yüzbaşı
      278 Mesaj
      07 Kasım 2012 10:28:49
      bu kadar nefret ettiğinize göre
      ve daha da önemlisi bu kadar büyük bir bilinçle durumu kavradığınıza göre
      bence şimdiden bırakmış sayabiliriz sizi...





      _____________________________

      magic was here
    • Onbaşı
      30 Mesaj
      08 Kasım 2012 22:23:48
      Arkadaşlar teşekkürler. Bugün Birinci günüm,Sigarayla ilgili ne varsa hayatımdan çıkardım. Sloganım < BEN SENİN AVIN DEĞİLİM< Buz devrini izleyenler bilir . inşallah kalıcı olacaktır. Kitabın ilk kısmını paylaşmak istiyorum. Gerçekten çok etkili sigarayı bırakmak isteyenlerin fakat bırakamayanların mutlaka okuması gerekiyor.Kitabın önsözünü okuduğunuzda zaten dünya çapında bilinen ve ne kadar etkili bir kitap olduğunu anlayacaksınız. Sigara hakkında önemli bir bilince ulaşacağımıza inanıyorum beraber. Bende daha okumadım burayı takip edecek tiryakilerle beraber hergün bir bölümünü okuruz umarım. Kitabın kendisini burada paylaşabilirdim ama hergün bir bölümünü buraya koymam daha etkili ve zevkli olacaktır. Önsözü ve birinci bölümüyle başlayalım okumaya ...

      Önsöz
      İşte sonunda bütün sigara tiryakilerinin beklediği mucize:
      - Etkisini hemen gösteren
      - En ağır tiryakilerde de aynı şekilde başarılı olan
      - Sigara özlemini hafifleten
      - Etkisi kalıcı olan
      - Güçlü bir irade gerektirmeyen
      - Şok tedavisi uygulamayan
      - Yardımcı maddelere ve gereksiz ıvır zıvıra başvurmayan
      - Kilo da aldırmayan bir yöntem
      Sigara içiyor musunuz? O zaman okumaya devam edin.
      Kendiniz sigara içmiyorsanız ve bu kitabı sevdiğiniz biri için aldıysanız o zaman onu
      bu kitabı okumaya ikna edin. Onu ikna edemezseniz kitabı kendiniz okuyun; son
      bölümdeki öğütler size hem sigaraya içenlere önemli noktaları aktarmak hem de kendi
      çocuklarınızı sigaraya başlamaktan korumak konusunda yardımcı olacaktır. Çocuklarınızın
      sigaradan tiksinecekleri yanılgısına düşmeyin. Bütün çocuklar tiryaki olana kadar öyle
      düşünürler.
      -

      Giriş
      “DÜNYAYI SİGARA DERDİNDEN KURTARACAĞIM” dediğimde karım
      çıldıracağımı sandı. Çünkü yaklaşık iki yılda bir sigarayı bırakmak için yaptığım ciddi
      atılımları biliyordu. Daha da önemlisi son kez sigarayı bıraktığımda altı ay azap çektikten
      sonra yine başladığım için küçük bir çocuk gibi ağladığımı biliyordu –o gün ağlamamın
      nedeni o kez de bırakmayı başaramazsam yaşamımın sonuna dek sigara içmeye devam
      edeceğimi sanmamdı, o kadar çok enerji tüketmiştim ki başaramazsam bir daha bu
      işkenceye katlanacak gücüm kalmayacağını biliyordum. En önemlisi de yukarıdaki cümleyi
      son sigaramı söndürür söndürmez söylememdi, yalnız kendimi değil bütün dünyayı
      kurtaracağıma inanıyordum.
      Şöyle bir geriye baktığımda bugüne kadarki yaşamım sanki sigara sorununu
      çözmek için bir hazırlıkmış gibi geliyor. O nefret ettiğim öğrencilik ve mali müşavirlik yılları
      bile sigara sorununu çözmek açısından çok değerliydi. Herkesi her zaman aldatamazsınız
      derler, oysa tütün endüstrisi yıllardır herkesi aldatmayı başarmış. Sigara tuzağının sırlarını
      ortaya çıkaran ilk insanın ben olduğuma inanıyorum. Kendini beğenmiş bir izlenim
      bıraktıysam bunu müthiş zekama değil, yalnızca yaşam tarzıma borçlu olduğumu hemen
      ekleyeyim.
      O tarihi gün 15 Temmuz 1983’tü. O gün son sigaramı söndürdüğüm an duyduğum
      özgürlük hissi herhalde hapisten kaçan birinin yaşadığı duygudan daha hafif değildi. O an
      bütün sigara tiryakilerinin düşlediği bir şeyi keyfettiğimi anladım: Sigarayı bırakmanın kolay
      yolunu. Bu yöntemi arkadaşlarımda ve yakınlarımda denedikten sonra bu konuda
      profesyonel bir danışman olup diğer tiryakilere bağımlılıklarından kurtulmalarında yardımcı
      olmaya başladım.
      Bu kitabın ilk baskısını 1985 yılında yazdım. Kendisinden 25. bölümde söz
      edeceğim başarısızlıklarımın birinden esinlenmiştim. Beni iki kez ziyaret etti ve iki
      görüşmemiz de karşılıklı göz yaşlarımız ile sona erdi. O kadar gergindi ki, onu
      söylediklerimi kavrayacak kadar bile rahatlatamadım. Birden aklıma bunları yazarsam ne
      zaman isterse okuyabileceği ve böylece önemli noktaları anlayacağı düşüncesi geldi. Bu
      giriş bölümünü kitabın yeni baskısı için yazıyorum. Elimdeki kitabın kapağındaki küçük
      kırmızı ok kitabın yıllardır satış listelerinin başında yer aldığını gösteriyor. Bu kitabı
      yazdığım için dünyanın her köşesinden teşekkür mektupları alıyorum. Ne yazık ki bu
      mektupların hepsini cevaplandıramıyorum ama her biri beni ayrı ayrı sevindiriyor ve
      aslında tek bir tanesi bile bütün bu zahmete değer.
      Sigara konusunda her gün yeni bir şey öğreniyor olmama hala şaşırıyorum. Yine de
      bu kitabın ana düşüncesi hiç değişmiyor. Hiçbir şey mükemmel olmayabilir ama kitabın en
      kolay yazdığım ve tesadüfen okuyucuların çoğunun en sevdiği bölüm olan 21. bölümünde
      kesinlikle değiştirme yapmam.
      Danışmanlık deneyimlerimin yanı sıra şimdi artık kitabın da verdiği beş yıllık bir
      birikim oluştu. Kitabın ikinci baskısında yer alan değişiklikleri daha kesin ve anlaşılır bir
      ifade sağlamak amacı ile yaptım. Bu değişiklikleri yaparken yöntemimin başarısızlığa
      uğradığı durumları göz önünde tutarak bunun nedenlerini ortadan kaldırmaya çalıştım.
      Bunların çoğu anne babaları tarafından benimle görüşmeye zorlanan ve kendileri aslında
      sigarayı bırakmak niyetinde olmayan gençlerdi. Bunların bile dörtte üçünü vazgeçirebilirim,
      fakat bazen 25. bölümde anlattığım, sigarayı bırakmak için umutsuzca çaba harcayan kişi
      gibi gerçek anlamda başarısızlıklar da oluyor. Başarısızlıklar beni çok üzüyor ve bazen
      geceleri bu insanlara nasıl yardımcı olabilirim diye düşünmekten gözüme uyku girmiyor.
      Bu durumlarda başarısızlığın sigarayı bırakamayan kişiye değil, bırakmanın ne kadar kolay
      olduğunu ve insanın sigaranın hapsinden kurtulur kurtulmaz yaşamdan ne kadar zevk
      alacağını kendisine anlatamadığım için kendime ait olduğuna inanıyorum. Biliyorum ki
      sigara içen herkes yalnızca kolaylıkla değil aynı zamanda büyük bir zevkle sigarayı
      bırakabilir fakat bazı insanlar o kadar sabit fikirli oluyorlar ki, hayal güçlerini çalıştıramıyor
      ve sigarayı bırakmanın verdiği korku yüzünde yerlerinde sayıyorlar. Bu korkuyu sigaranın
      yarattığı ve sigarayı bırakmaktaki en büyük kazancın bu korkudan kurtulmak olduğunu
      anlamıyorlar.
      Bu kitabın ilk baskısını sigarayı bırakmalarını sağlayamadığın insanlara adadım.
      Seanslarımda başarısızlık halinde parayı geri vermeyi garanti ediyorum. Yöntemim yıllarca
      eleştirildi. Yine de “Yönteminiz bende etkili olmadı” eleştirisini alıyorum. Yöntemimi nasıl
      uyguladıklarını anlattıklarında ise söylediklerimin yarısını yerine getirmedikleri ortaya
      çıkıyor ve de hala sigara içtikleri için şaşırıyorlar! Yaşamınızı bir labirentte çıkış yolunu
      arayarak geçirdiğinizi düşünün. Bende labirentin planı var ve size “şimdi sola dön, sonra
      sağa dön, vs.” Diyorum. Söylediklerimin birini atlarsanız diğerleri de anlamını yitirir ve
      labirentten dışarı hiç çıkamazsınız.
      Başlangıçta tek kişi ile seans yapıyordum. Yalnızca çok umutsuz vakalar bana
      geliyordu. İnsanlar bana bir tür deli diye bakıyorlardı. Bugün sigara bırakma konusunda
      öncü bir uzman olarak tanınıyorum ve seanslarıma dünyanın her köşesinden insanlar
      geliyor. Şimdiki seanslarım sekizer kişilik, reklam yapmadığım halde bana başvuran bütün
      insanlara yardımcı olamıyorum. Adımı rehberde ararsanız sigarayla ilgili hiçbir şey
      yazmadığını göreceksiniz.
      Hemen hemen her seansa eskiden alkolik veya eroinman olan yada birkaç
      bağımlılığı birden olmuş biri katılıyor. Yöntemimi alkoliklerde ve eroinmanlarda
      denediğimde (daha önce başka gruplara katılmamışlarsa) sigara tiryakilerinden daha kolay
      tedavi olduklarını gözledim. Benim yöntemim her türlü bağımlılık için uygulanabilir. Sigara
      tiryakisi, eroinman yada alkolik olsun beni en çok üzen şey eskiden bağımlı olanların
      bıraktıktan sonra tekrar başlamaları. En üzücü mektupları bu kitabı okumuş veya video
      filmimin yardımıyla sigarayı bırakmış fakat sonra yine başlamış insanlardan alıyorum.
      Önce özgürlüğe kavuştukları için çok mutlular derken bir ikinci kez aynı tuzağa düşüp artık
      bir daha kurtulmayı başaramayacaklarını fark ediyorlar. Bu sorunu çözmeyi, sigara
      tiryakilerine tekrar bağımlılık kazanmamaları için yardımcı olmayı ve alkol, diğer
      uyuşturucular ve sigara arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturmayı çok istiyorum. Fakat bu
      konunun başlı başına bir kitap oluşturacağını fark ettim ve şu anda onun üzerinde
      çalışıyorum.
      En çok aldığım eleştiri kitapta birçok tekrarın yer alması. Bu yüzden özür
      dilemiyorum. İleride belirteceğim gibi asıl sorun bedensel bağımlılıkta değil beynimize
      işlenmiş asılsız inançlarda; bağımlılığın etkisi bunun yanında hiç kalıyor. Nedense bu
      tekrarlardan en çok şikayet edenler başarı gösteremeyen tiryakiler oluyor.
      Daha önce de söylediğim gibi hem bir sürü övgü hem de biraz eleştiri alıyorum.
      Başlangıçta doktorlar bana şüphe ile bakıyorlardı, şimdi bana en büyük destek onlardan
      geliyor. Şimdiye kadar aldığım en güzel övgü bir doktorun “bu kitabı keşke ben yazmış
      olsaydım” demesiydi.
      -



      _____________________________

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      08 Kasım 2012 22:39:09
      1. BÖLÜM

      SİGARAYI BIRAKAMAYACAK TİRYAKİYE DAHA RASTLAMADIM

      Belki önce neden özellikle kendimi böyle bir kitap yazmaya uygun gördüğümü
      anlatmam gerekir. Hayır, ne doktorum, nede psikolog; benim niteliklerim çok daha uygun.
      Yaşamımın otuz üç yılını sürekli sigara içerek geçirdim. Son yıllarda bazı günler yüz
      sigarayı buluyor, ama hiçbir zaman üç paketten az içmiyordum. Sigarayı bırakmak için
      birçok girişimde bulundum. Bir kere altı ay boyunca sigara içmedim ve neredeyse
      duvarlara tırmanıyordum, küçük bir tütün dumanı yakalayabilmek için trenlerde sigara
      içilen kompartımanlara biniyordum.

      İş sağlık konusuna gelince sigara içenlerin çoğu “sağlığımı etkilemeye başlamadan
      önce bırakacağım zaten” derler. Ben öyle bir duruma gelmiştim ki sigarayla kendimi
      öldürdüğümü gayet iyi biliyordum. Sürekli öksürmenin yaptığı basınç kronik baş ağrısına
      neden oluyordu. Dikey olarak alnımın ortasına doğru yükselen sabit damar atışını
      hissediyor, kafamın içinde her an bir şey patlayıp beyin kanamasından öleceğimi
      sanıyordum. Bu düşünce beni rahatsız ediyor ama yine de sigarayı bırakmama neden
      olmuyordu. Artık bırakmayı denemiyordum bile. Aslında sigara içmek bana keyif
      vermiyordu. Sigara tiryakilerinin çoğu yaşamlarında bir zaman sigaradan zevk aldıkları
      hayaline kapılırlar oysa bende hiç öyle olmadı. Ben tadından da kokusundan da hep nefret
      ettim ama sigaranın beni rahatlattığına ve bana cesaret verdiğine inandırmıştım kendimi.
      Sigarayı bırakma girişimlerimde hep perişan olurdum ve sigarasız yaşam çekilmez gibi
      gelirdi.

      Sonunda karım beni bir hipnoz tedavisine gönderdi. İtiraf etmeliyim ki son derece
      kuşkuluydum, çünkü o zaman hipnotizmayla ilgili hiçbir şey bilmiyordum ve karşıma şeytan
      kılıklı gözleri fırıl fırıl oynayan birinin çıkacağını sanıyordum. Ben de bütün tiryakiler gibi
      kendime sigarayla ilgili çeşitli aldatmacalar yapıyordum, yalnız bir tanesi hariç: Kendimi
      hiçbir zaman iradesi zayıf bir insan olarak görmedim. Yaşamımdaki diğer her şey
      kontrolüm altındaydı. Sigara konusunda ise işler tam tersiydi. Hipnotizmanın iradeyi
      zorladığına inanırdım ve karşı koymadığım halde (çünkü birçok tiryaki gibi ben de sigarayı
      kesinlikle bırakmak istiyordum) kimsenin beni sigara içmenin gereksizliğine
      inandırabileceğini sanmıyordum. Bütün seans bana zaman kaybıymış gibi geldi. Hipnotist
      kollarımı kaldırıp bazı şeyler yapmamı istedi ama hiçbir şey doğru dürüst yürümüyordu.
      Bilincimi kaybetmedim. Trans haline geçemedim yada en azından yalnızca sigarayı
      bırakmadım sigarasızlığa alışma yöntemlerinden bile zevk aldım.

      Size şimdi bir hipnoz tedavisine koşmadan önce bir şeyi açıklığa kavuşturmak
      istiyorum. Hipnoz tedavisi bir iletişim aracıdır, yanlış bir şey iletilirse sigarayı
      bırakamazsınız. Gittiğim kişiyi eleştirmek istemiyorum çünkü ona gitmeseydim herhalde
      şimdiye kadar çoktan ölmüş olurdum ama sigarayı onun uğraşları sayesinde değil
      uğraşlarına rağmen bıraktım. Hipnoz tedavisini küçümsediğim izlenimini bırakmak
      istemiyorum, bilakis kendi seanslarımda ben de hipnotizmayı kullanıyorum çünkü
      hipnotizmanın iyiye yada kötüye kullanılabilecek çok kuvvetli bir yönlendirme gücü vardır.
      Size biri tarafından tavsiye edilmemiş ve kendisine saygı ve güven duymadığınız bir
      hipnotiste gitmeyin.

      Sigara içtiğim o iğrenç yıllarda yaşamımın sigaraya bağlı olduğunu sanıyor ve
      bırakmak yerine ölmeyi tercih ediyordum. Şimdi “bazen yine canınız istemiyor mu?” diye
      soruyorlar. Cevabım çok açık: “Asla, asla, asla. Gayet güzel bir yaşamım oldu, sigara
      yüzünden ölseydim yine de yakınmayacaktım.b Hayatta çok şansım oldu fakat başıma
      gelen en güzel şey bu kabustan, yani ömür boyu sistemli olarak kendime zarar verme ve
      bunun için bir de servet harcama tutsaklığından kurtulmak oldu.

      Bir şeyi başından açıklığa kavuşturayım. Gizem dünyasıyla bir ilgim yoktur.
      Büyücülere, perilere inanmam. Bilimsel bir beynim vardır ve büyü gibi şeyleler aklım
      ermek. Hipnotizma ve sigara hakkında bilimsel araştırmalar okudum. Okuduğum hiçbir şey
      bu gerçekleşen mucizeye bir açıklık getiremedi. Daha önceden haftalarca ağır
      depresyonlar yaşayan ben nasıl oldu da birden bire sigarayı bu kadar kolay bir şekilde
      bırakabildim? Bu sorunun cevabını sondan başa gitmeye çalıştığım için uzun süre
      bulamadım. Sigarayı bırakmanın neden bu kadar kolay olduğunu bulmaya çalışıyordum,
      oysa sorun sigara içenlerin bırakmakta neden bu denli güçlük çektikleridir. Hep o
      sigarasızlığa alışmanın felaketinden söz edilir ama şöyle geriye bakım bu felaketi
      anımsamaya çalıştığında silinmiş olduğunu fark ettim. Bedensel hiçbir şikayetim yoktu,
      demek ki her şey tamamen beynin ürünüymüş.

      Şimdi tüm zamanımı başka insanlara alışkanlıklarından vazgeçmeleri için yardımcı
      olmakla geçiriyorum. Benim sayemde binlerce tiryaki kurtuldu. Bir noktayı başından
      belirteyim: Sigarayı bırakmayacak tiryaki yoktur. Sigaraya benim kadar bağımlı (yada en
      azından o denli bağımlı olduğunu sanan) birine daha rastlamadım. Sigarayı herkes
      kolaylıkla bırakabilir. Aslında sigara içmeye devam etmemizin nedeni sigarasız yaşamın
      zevk vermeyeceği ve bir şeyden yoksun kalacağımız korkusudur. Bunun kadar gerçek dışı
      bir şey olamaz. Sigarasız yaşam hem aynı şekilde güzel hem de birçok yönden daha
      eğlencelidir, sağlık, enerji ve paraysa birçok avantajın yalnızca birkaçıdır.

      Sigarayı herkes kolaylıkla bırakabilir, -siz bile! Yapmanız gereken tek şey kitabın
      devamını açık kalplilikle okumak. İçindeki düşüncelerin ne kadarını anlarsanız sigarayı o
      kadar kolay bırakabilirsiniz. Tek bir kelime bile anlamasanız dahi, söylediklerimi harfiyen
      uygularsanız sigarayı kolaylıkla bırakabilirsiniz. En önemlisi sigara içmediğiniz için yas
      tutarak kendinizi bir şeyden yoksun bıraktığınız duygusuyla sürüklenip gitmezsiniz.
      Şaşıracağınız tek şey neden o zamana kadar sigara içtiğiniz olur.

      Önceden sizi uyarayım. Yöntemimi başarısızlığa uğratacak iki nokta var:

      1) Söylediklerimi Uygulamamak
      Kimileri benim bazı öğütler üzerinde inatla durmamı can sıkıcı buluyor. Örneğin size
      sigarayı azaltmak için uğraş göstermemenizi veya sigaranın yerine şeker, sakız vs. Gibi
      (özellikle nikotin içeriyorlarsa) başka şeyler kullanmamanızı söyleyeceğim. Bu konuda
      hiçbir şekilde ödün vermiyorum çünkü ne dediğimi iyi biliyorum. Birtakım taktiklerle sigarayı
      gerçekten bırakan çok insanın olduğunu inkar etmiyorum ama onlar sigarayı bu taktikler
      sayesinde değil bu taktiklere rağmen bırakmışlardır. Bir hamakta ayakta sevişen insanlar
      da vardır, işin en kolay yolu bu olmasa da... Söylediğim her şeyin bir nedeni var: Size
      sigarayı bırakmayı kolaylaştırmak ve başarıyı garanti etmek.

      2) Söylediklerimi tam olarak anlamamak
      Hiçbir şeyi garanti olarak düşünmeyin. Yalnızca benim söylediklerimi değil kendi
      düşüncelerinizi ve toplumun sigara konusunda size öğrettiklerini de sorgulayın. Sigarayı
      yalnızca kötü bir alışkanlık olarak görenler iğrenç bir tadı olan, bir servete mal olan ve
      ölüme yol açan bir alışkanlıktan vazgeçmek bu kadar zorken, başka alışkanlıkların neden
      kolaylıkla bırakılabildiğini kendilerine bir sorsunlar. Sigaranın bir zevk olduğuna inananlar
      hayatta çok daha fazla zevk veren başka şeyleri yapmanın ve bırakmanın neden kolay
      olduğunu acaba hiç merak etmişler mi? Neden kendinizi bir sigara yakmak zorunda
      hissediyor ve yakmazsanız paniğe kapılıyorsunuz?



      _____________________________

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      09 Kasım 2012 21:29:18
      2. BÖLÜM

      KOLAY YÖNTEM

      Bu kitabın amacı alışılagelmiş diğer yöntemlerde olduğu gibi Everest Dağı’nı
      tırmanacakmışçasına bir duyguya kapılıp haftalarca sigara diye ölerek, sigara içenleri
      kıskanmak yerine, daha ilk dakikadan itibaren felaket bir hastalıktan kurtulmanın verdiği
      yüksek morali aşılamaktır. Zamanla sigaraya baktıkça “ben bunu nasıl içiyordum” diye
      şaşıracak, sigara içenleri kıskanmak yerine onlara acıma duygusu besleyeceksiniz.

      Sigara içmeyen veya sigarayı yeni bırakmış bir kişi değilseniz bu kitabı bitirene
      kadar sigara içmeye devam edin. Bu size şimdi bir çelişki gibi gelebilir. Sigaranın size
      hiçbir şey kazandırmadığını daha sonra anlatacağım. Çok ilginçtir, bazen sigara içerken
      sigaraya bakıp kendimize neden sigara içtiğimizi sorarız. Sigara sigarasız kaldığımız
      zaman değerli olur. Hoşunuza gitsin yada gitmesin bağımlı olduğunuza inandığınızı kabul
      edelim. Bağıllılığınızdan eminseniz sigarasız hiçbir zaman tamamen rahatlayamaz yada
      konsantre olamazsınız. Bu yüzden bu kitabı sonuna kadar okumadan sigarayı bırakmaya
      kalkışmayın. Okurken sigara içme isteğiniz zamanla azalacaktır. Kendinizden tam olarak
      emin olmadan bırakmayın, sonu kötü bitebilir. Unutmayın, benim söylediklerimi
      uygulamanız yeterli olacaktır.

      Kitabın ilk baskısından beri kazandığım birikimde beni 28. bölüm “Zamanlama”
      dışında en çok kahreden şey kitabın sonuna kadar sigara içmeye devam edin talimatı
      olmuştur. Ben sigarayı bıraktığım zaman birçok yakınım ve arkadaşım sırf ben bıraktım
      diye sigarayı bıraktı. Herhalde “o bırakırsa biz çoktan bırakırız” diye düşündüler. Sonraki
      yıllarda sigarayı bırakmamış olanları küçük mesajlarla özgürlüğün ne kadar güzel
      olduğuna inandırmayı başardım. Bu kitap çıkınca hala sigara içmeye devam eden çetin
      cevizlere hediye ettim. Dünyanın en sıkıcı kitabı bile olsa “bir arkadaş yazmış” diye okurlar
      sandım. Aylar sonra sonuna kadar okuma zahmetinde bile bulunmadıklarını duyunca çok
      şaşırdım ve kırıldım. O zamanki en iyi arkadaşımın kitabın ona hediye ettiğim imzalı orijinal
      baskısını okumadan başka birine hediye ettiğini öğrendiğimde çok kırılmıştım. Çünkü
      tiryakiliğin insanda yarattığı o inanılmaz korkuyu unutmuştum. Bu korku her arkadaşlığa
      baskın çıkabilir. Neredeyse bir boşanmaya neden oluyordu. Annem bir gün karıma “Neden
      ya sigara ya ben diye tehdit etmiyorsun?” diye sorduğunda karım “o zaman sigarayı seçer
      de ondan” diye yanıtladı. Utanarak itiraf etmeliyim ki sanırım haklıydı. İşte sigaranın
      insanlarda yarattığı korku bu denli büyüktür. Şimdi anlıyorum ki birçok tiryaki sigarayı
      bırakmak zorunda kalmamak için bu kitabı sonuna kadar okumuyor. Bazıları o korkunç
      günü ertelemek için özellikle günde bir satır okuyor. Anladığım kadarıyla birçok okuyucu
      kendilerini seven biri tarafından bu kitabı okumaya zorlanıyor. Şöyle bir düşünün:
      Kaybedecek neyiniz var? Kitabın sonunda sigarayı bırakmazsanız şimdikinden daha kötü
      bir duruma düşmeyeceksiniz. KAYBEDECEK BİHÇİB ŞEY YOK, kazanacak o kadar çok
      şey var ki! Birkaç gün veya haftadır sigara içmiyorsanız ve hala sigarayı bırakıp
      bırakmadığınızdan emin değilseniz kitabı okurken sigara içmemeye devam edin. Artık
      sigara içmeyen bir insansınız nasıl olsa. Bir de beyninizle bedeniniz bağdaşırsa bu kitabın
      sonunda sigara içmemekten mutluluk duyan bir insan olursunuz.

      Benim yöntemim temelde sigarayı bırakmanın alışılagelmiş yöntemlerinin tam tersidir.
      “Normal yöntemler” sigaranın dezavantajlarını sıralayıp” yeterince uzun bir süre sigarasız
      kalırsam sonunda sigara içme isteğim yok olur ve tütünün esiri olmadan yaşamdan zevk
      alabilirim” ilkesini savunur.

      Bu mantıksal bir yöntemdir. Her gün binlerce kişi bu yöntemin değişik bir türü ile
      sigarayı bırakmaya çalışıyor. Fakat bu yöntemi başarılı bir şekilde uygulamak aşağıdaki
      nedenlerden dolayı çok zordur.

      1. Asıl sorun sigarayı bırakmak değil. Her söndürdüğünüz sigarayla sigarayı
      bırakmış oluyorsunuz. Birinci gün size “artık sigara içmek istemiyorum” dedirtecek
      nedenler olabilir. Sigara içen herkes her gün bu tür nedenlerle karşılaşır ve bu nedenler
      insanları sigara içmemeye tahmininizden çok fazla zorlar. Asıl sorun ikinci, onuncu yada
      on birinci gündedir. Zayıf veya çakırkeyif yada güçlü bir anınızda bir sigara içtiğiniz zaman
      işin içine uyuşturucu bağımlılığı girdiği için canınız ikinci bir sigara isteyecek ve böylece
      tekrar sigara içmeye başlamış olacaksınız.

      2. Sağılığımıza verdiği zararın aslında bize sigarayı bıraktıracak bir etken
      olması gerekir. Aklımız: “Bırak artık aptal kafa” diyerek bir bakıma işimizi daha da
      güçleştirir. Örneğin sinirli veya heyecanlı olduğumuz zaman sigara içeriz. Sigara içen
      birine sigaranın kendisini öldüreceğini söylediğinizde ilk yapacağı şey bir sigara yakmak
      olur. İngiltere’nin ünlü kanser kliğini Royal Marsden Hospital’in önünde ülkedeki diğer
      kliniklerden çok daha fazla sigara tiryakisi beklemektedir.

      3. Bizi sigarayı bırakmaya zorlayan nedenler bırakmayı aslında aşağıdaki iki
      unsurdan dolayı güçleştirir. Birincisi insanda özveride bulunma duygusu yaratmaları.
      Sürekli o küçük dost, destek, günah yada keyif –yorumu kişiye kalmış- diye bildiğimiz
      nesneyi bırakmaya zorlanıyoruz. İkincisi insanı umursamazlığa itmeleri. Sigara içmemizin
      nedeni bırakmamızı gerektiren nedenlerden çok farklıdır. Asıl soru neden sigara içmek
      istediğimiz yada buna neden gereksiniz duyduğumuzdur.

      Benim yöntemimin temelinde neden sigarayı bırakmak istediğimizi tamamen
      unutarak sigara sorununu ele alıp aşağıdaki soruları sormak yatıyor:
      1. Sigara içmek bana ne veriyor?
      2. Gerçekten zevk alıyor muyum?
      3. Bu şeyleri yaşam boyunca ağzıma sokup kendimi zehirlemek ve bunun için
      bir servet harcamak zorunda mıyım?

      Sigaranın size hiçbir şey vermediği kesin bir gerçektir. İzin verin, bunu iyice
      açıklayayım. Sigara içmenin dezavantajları avantajlarından daha fazladır demiyorum,
      bunun öyle olduğunu her tiryaki bilir. Ben sigara içmenin size kesinlikler hiçbir şey
      vermediğini söylüyorum. Sigaranın bugüne kadar sağladığı tek avantaj bir zamanlar
      toplumun sigarayı “artı puan” olarak nitelendirmesiydi. Bugün ise tiryakiler bile sigara
      içmeyi anti-sosyal bir davranış olarak yorumluyorlar. Çoğu tiryaki neden sigara içtiğine
      mantıklı bir açıklama getirmek gereğini duyar fakat yaptığı açıklama aldatmaca ve
      yanılgıdan ibarettir. İlk olarak bu aldatmaca ve yanılgıları ortadan kaldıracağız. Sigarayı
      bıraktığınızda aslında hiçbir şeyden vazgeçmek zorunda olmadığınızı göreceksiniz. Hem
      bıraktığınız şeyin hiç bir şey olduğunu anlayacak hem de sigara içmeyen bir insan olarak
      bir sürü güzel ve olumlu şeylere kavuşacaksınız. Sağlık ve para bunların yalnızca ikisi.
      Yaşamın sigara olmadan bir daha o kadar zevk vermeyeceği yanılgısı kaybolur
      kaybolmaz, siz sigarasız yaşamın hiçbir eksiği olmadığı gibi daha anlamlı olduğunu fark
      eder etmez, yoksunluk ve özlem duygusu yok olur olmaz, sağlık ve tasarruf edilen para gibi
      sigarayı bırakmanın bir sürü haklı nedenini tekrar ele alabiliriz. Yukarıdaki noktaları
      kavradığınız zaman gerçek hedefinize ulaşmanız kolaylaşacak ve tütünün tutsaklığından
      kurtulup yaşamın tadını çıkarabileceksiniz.



      _____________________________

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      10 Kasım 2012 22:22:22
      3. BÖLÜM

      BIRAKMAK NEDEN ZOR GELİYOR.

      Daha önce belirttiğim gibi bu konuya kendi bağımlılığım yüzünden ilgi duymaya
      başladım. Sonunda bıraktığımda mucize olmuştu sanki. Daha önceki bırakma
      girişimlerimde haftalarca ağır depresyonlar yaşardım. Arada bir nispeten keyfim yerine
      gelir sonra yine depresyona girerdim. Hani kaygan bir çukurdan dışarıya çıkmaya
      çalışırsınız; tam yukarıya çıkıp gün ışığını görünce birden ayağınız kayar ve tekrar aşağı
      düşersiniz ya onun gibi bir şey. Sonunda yine bir sigara yakarsınız, tadı iğrenç gelir ve
      neden o sigarayı yakmak gereğini duyduğunuzu anlamaya çalışırsınız.

      Tiryakilere seanslarımdan önce yönelttiğim sorulardan biri “sigarayı bırakmak istiyor
      musunuz?” sorusudur. Bir yerde aptalca bir soru. Bütün tiryakiler sigarayı bırakmaya can
      atarlar. En koyu tiryakiye bile “sigaraya başlamadan önceki zamana geri dönme şansınız
      olsaydı şimdiki aklınızla tekrar sigaraya başlar mıydınız?” diye sorduğunuzda “kesinlikle
      hayır” cevabını alırsınız. Sigaranın sağlığına zarar verdiğini kabul etmeyen, sosyal baskıya
      aldırmayan ve sigaraya para ayırabilen (bugünlerde artık fazla kalmadı) bir tiryakiye
      “çocuklarınızı sigara içmeye teşvik eder misiniz?” diye sorduğumuzda yine “kesinlikle
      hayır” cevabıyla karşılaşırsınız.

      Bütün tiryakiler şeytani bir gücün etkisi altında olduklarının farkındadırlar. İlk
      zamanlar insan kendini “yakında bırakacağım, bugün değil ama yarın” düşüncesiyle
      avutur. Sonunda öyle bir noktaya gelir ki, ya iradesinin olmadığını yada sigaranın
      yaşamdan tat alabilmek için gerekli bir şey olduğunu düşünmeye başlar.

      Daha önce söylediğim gibi sorun bırakmanın neden kolay olduğunu değil, neden
      “zor” olduğunu açıklamaktır. Aslında gerçek sorun insanların neden sigaraya başladıkları
      veya bir zamanlar dünya nüfusunun yüzde altmışından fazlasının neden sigara içtiğiydi.

      Bu sigara konusuna akıl sır ermez. Sigaraya başlamamızın tek nedeni binlerce
      insanın sigara içiyor olması. Oysa her biri başlamamış olmayı dilediklerini belirtip sigaranın
      para ve zaman kaybı olduğunu söylerler. Sigaradan zevk almadıklarına bir türlü
      inanamayız ve yetişkinlere özenti olarak başlayıp bağımlılık kazanana dek bir sürü çaba
      harcarız. Sonra yaşamımızın geri kalan bölümünü çocuklarımıza sigara içmemelerini
      söyleyerek, kendimizi ise bu alışkanlıktan kurtarmaya çalışarak geçiririz.

      Ayrıca yaşam boyu bu dert için bir servet harcarız. Günde ortalama yirmi tane
      sigara içen bir tiryaki sigara için yaşamı boyunca 30.000 pound harcar. Bu parayla ne
      yaparız? Pencereden dışarı atsak daha iyi olur. Oysa biz sistemli olarak ciğerlerimizi
      kansere yol açan bir katranla doldurmak ve damarlarımızı yavaş yavaş tıkayıp zehirlemek
      için kullanırız. Her geçen gün bedenimizin kas ve organlarını daha fazla oksijenden yoksun
      bırakır giderek iyicene uyuşuk oluruz. Kendimizi pislik içinde bir yaşama, kötü kokan
      nefese, sararmış dişlere, yanık izlerine, kirli küllüklere ve durmuş sigaranın o iğrenç
      kokusuna mahkum ederiz. Yaşamımızın yarısını ya toplumun bize sigara içmeyi
      yasakladığı yerlerde (hastaneler, okullar, otobüsler, tiyatrolar, kiliseler vs.) yada sigarayı
      azaltmaya veya bırakmaya çalışırken yaşadığımız çaresizlik içerisinde geçiririz. Ne biçim
      bir hobi bu böyle? Yaparken keşke yapmasam dedirten yapmazken ise kendini özleten.
      Toplumun insana yaşam boyu cüzamlı bir hasta olarak bakmasına daha da kötüsü aslında
      akıllı, mantıklı bir kişinin ömür boyu aşağılanmasına yol açan etken sigaradır. İnsan
      farkında olmadan sigara paketinin üzerine ufacık yazılmış uyarıyı okuduğunda, sigara
      içmeyenlerden oluşan bir grubun içinde bulunduğunda yada kansere veya ağız kokusuna
      karşı bir kampanya sırasında kendisini yine aşağılanmış hisseder. Aklının bir köşesinde bukara lekeler varken yaşamdan ne bekleyebilir? HİÇBİR ŞEY! Eğlence? Keyfi? Rahatlama?
      Destek? Enerji aşısı? Çıkardığınız zaman rahatlama duygusu verdiği için dar ayakkabı
      giymekten hoşlanan bir insan değilseniz, bunların hepsi aldatmacadır!

      Söylediğim gibi asıl sorun tiryakilerin sigarayı bırakmakta neden bu kadar güçlük
      çektikleri değil insanların neden sigara içtiklerini bulmaktır.

      Herhalde !İyi, güzel biliyoruz ama alışınca bırakmak zor geliyor” diyorsunuzdur. Peki
      ama bırakmak neden bu kadar zor ve neden sigara içmek zorundayız? Sigara tiryakileri
      yaşamları boyunca bu soruların cevaplarını bulmaya çalışırlar.

      Bazısı sigaranın eksikliğini şiddetli bir şekilde duymaktan korkar. Aslında nikotin
      eksikliğinin yarattığı özlem duygusu o kadar hafiftir ki birçok tiryaki uyuşturucu bağımlısı
      olduğunu fark etmeden yaşayıp ölür (6. Bölüm)

      Bazısı sigaranın büyük bir zevk olduğunu söyler. Bu doğru değildir. Sigara pis ve
      iğrenç bir şeydir. Sigarayı yalnızca zevk için içtiğini sanan bir tiryakiye sigarası bittiğinde
      içtiği marka yoksa onun yerine hiç sevmediği bir markayı içip içmeyeceğini sorun. Sigara
      tiryakileri hiçbir şey içmemektense kenevir otu bile içerler. Bunun keyifle bir ilgisi yoktur.
      Ben ıstakoz severim ama hiçbir zaman günde yirmi tane ıstakoz yemek gereksinimi
      duymadım. Zevk aldığım başka şeyleri yapmadığımız zaman çaresizlik içinde kıvranmayız.

      Bazısı nedenleri psikolojinin derinliğine inip Freud sendromu veya anne kucağındaki
      bebeklik döneminde arar. Aslında durum tam tersidir. Sigara içmeye başlamamızın asıl
      nedeni yetişkin ve olgun olduğumuzu göstermek istememizdir. Herkesin önünde
      ağzımızda bir emzikle otursak utancımızdan ölürüz.

      Bazısı burun deliklerinden duman yada ateş çıkarmanın tam tersine maço izlenimi
      verdiğini düşünür. Bu düşüncenin de aslı yoktur, çünkü kulak deliğinde yanan bir sigara
      komik olurdu. Kansere yol açan katran maddelerini ciğerlere doldurmak ise daha da
      komiktir.

      Bazısı el alışkanlığı, bazısı ağız alışkanlığı der. Öyleyse sigarayı neden yakarlar?
      Dumanın ciğerlere inerken verdiği duygu derler. Ne kadar iğrenç duygudur, adına
      tıkanmak derler. Birçok kişi sigara içmenin can sıkıntısını geçirdiğini savunur. Bu da bir
      yanılgıdır, çünkü can sıkıntısı beynin bir ürünüdür.

      Ben otuz üç yıl boyunca, beni rahatlattığına bana güven ve cesaret verdiğine
      inandım. Aynı zamanda beni öldürdüğünü ve bana bir servete mal olduğunu da biliyordum.
      Neden bir doktora gidip beni rahatlatacak, güven ve cesaret verecek bir alternatif
      sormadım? Çünkü bir alternatif önereceğini biliyordum. Benimki bahaneden başka bir şey
      değildi.

      Bazıları sırf arkadaşları yüzünden içtiklerini söylerler. Gerçekten o kadar aptal olup
      olmadıklarını merak ederim. Dua etsinler de arkadaşları istiyor diye, baş ağrısından
      kurtulmak için başlarını kesmeye kalkışmasınlar!

      Bu konuya biraz kafa yoran tiryakilerin çoğu sonunda bunun bir alışkanlık olduğu
      sonucuna varır. Bu gerçek bir açıklama değildir ama bütün mantıklı nedenleri eledikten
      sonra geriye kalan bir tek budur. Fakat korkarım bu açıklama da saçmadır. Yaşamımızın
      her günü alışkanlıklarımızı değiştiririz, bunların bazıları çok da eğlencelidir. Benim yemek
      alışkanlıklarım sigara içtiğim günlere dayanır. Sabah ve öğle yemek yemem, yalnızca bir
      öğün yemek yerim o da akşam yemeğidir. Tatilde ise en çok sevdiğim öğün kahvaltıdır.
      Eve geldiğimde en ufak bir çaba harcamadan normal alışkanlığıma dönerim.

      İğrenç bir tadı olan, bizi ölüme sürükleyen bir servete mal olan, aslında bırakmak
      için can attığımız ve istesek bir anda keserek kurtulabileceğimiz bu pis ve tiksindirici
      alışkanlığa neden bu denli bağlıyız? Bırakmak neden bu kadar zor geliyor? Oysa hiç zor
      değil, bilakis çok basit. Sigara içmenin gerçek nedenlerini anlar anlamaz kolayca
      bırakacaksınız. Ve en geç üç hafta sonra bu kadar yıl neden sigara içtiğinize
      şaşıracaksınız.
      OKUMAYA DEVAM EDİN
      -



      _____________________________

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      11 Kasım 2012 13:32:54
      4. BÖLÜM

      SİNSİ TUZAK

      Sigara kadar sinsi ve kurnaz bir tuzak yoktur. Akıl almayacak kadar zekice
      düşünülmüştür. Bizi başlangıçta bu tuzağa düşüren, tuzağın içindeki binlerce yetişkindir.
      Bize sigaranın dünyanın parasına mal olan, ölüme yol açan pis, iğrenç bir alışkanlık
      olduğunu söylemelerine rağmen biz hiçbir keyfi olmadığına inanamayız. Sigara
      alışkanlığının acıklı yanlarından biri de alışana kadar birçok uğraş vermemizdir.

      Yemi, peyniri olmayan tek tuzak sigaradır. Ağzımızın suyunu akıtan sigaranın enfes
      değil iğrenç tadıdır. İlk içtiğimiz sigaranın tadı güzel olsaydı alarm çanları çalardı ve zeki
      bir insan olarak yetişkinlerin yarısının büyük paralar harcayarak kendilerini neden
      zehirlediklerini anlayabilirdik. Ama o ilk sigaranın tadı iğrenç olduğundan acemi beynimiz
      hiçbir zaman bağımlılık kazanamayacağımız kanısına varır ve zevk almadığımızdan dolayı
      ne zaman istersek o zaman bırakabileceğimizi sanırız.

      İnsanı hedefine ulaşmaktan alıkoyan tek uyuşturucu sigaradır. Genç erkekler sert
      bir izlenim bırakmaya, Humphrey Bogart yada Clint Eastwood’a özenerek başlarlar. Oysa
      sertlik ilk sigaranın verdiği en son duygudur. İnsan içine çekmeye cesaret edemez ve çok
      içtiğinde önce baş dönmesi sonra mide bulantısından yakınır. O anda yapmak istediği tek
      şey diğerlerinden ayrılıp o pis sigaraları atmak olur.

      Kızlar deneyimli, modern genç kadın olma amacındadırlar. Sigaralarını içerken ne
      kadar komik olduklarını hepimiz görmüşüzdür. Erkekler sert, kızlar da deneyimli ve modern
      görünmeyi öğrendikten sonra sigaraya hiç başlamamış olmayı dilerler.

      Böylece yaşamımız boyunca neden sigara içtiğimizi açıklamaya çalışır.
      Çocuklarımızı bu tuzağa karşı uyarır ve ara sıra kendimiz bırakmaya çalışırız.

      Tuzak öyle ayarlanmıştır ki sigarayı ancak sağlık ve para sorunu olduğunda yada
      cüzamlı muamelesi görmekten rahatsızlık duyduğumuz stresli, sıkıntılı anlarda bırakmaya
      çalışırız.

      Bırakır bırakmaz da sıkıntımız artar (o korkunç sigara özlemi) çünkü stres anında
      rahatlamak için kullandığımız eski arkadaşımız artık yoktur yanımızda.

      Birkaç gün eziyet çektikten sonra yanlış bir zaman seçtiğimize karar verir daha az
      stresli bir anı beklemeye başlarız. O an geldiğinde ise bırakma nedenimiz ortadan kalkmış
      olur. Tabii o an hiç gelmez çünkü kendimizi yaşamımızın giderek daha stresli olduğuna
      inandırmışızdır bir kere. Anne babamızın korumasından çıktığımızda yaşamımızın doğal
      akışı ev kurmak, borçlar, çocuk, daha fazla sorumluluk isteyen görevler vs. Olur. Bu da bir
      yanılgıdır. Aslında yaşamımızın en stresli dönemleri çocukluğun ilk yılları ve ergenlik
      dönemidir. Biz genellikle sorumluluğu stresle karıştırırız. Sigara içenlerin yaşamları
      otomatik olarak daha çok stres doludur. Çünkü tütün toplumun ileri sürdüğü gibi bizi
      rahatlatmak yada sıkıntılarımızı hafifletmek yerine tam tersine daha sinirli ve gergin
      olmamıza neden olur.

      Sigarayı bırakan tiryakiler bile (bir çoğu yaşamlarında bir veya birden daha çok kez
      denerler) gayet mutlu bir yaşam sürerken birdenbire tekrar bağımlılık kazanırlar.

      Bu sigara konusu büyük bir labirente dönüşmeye benzer. Girer girmez kafamız
      dumanlanır, aklımız karışır ve yaşamımızın geri kalan kısmını kurtulmaya çalışarak
      geçiririz. Bir çoğumuz başarırız fakat bir süre sonra tekrar aynı tuzağa düşeriz.

      Ben otuz üç yılımı labirentin çıkış yolunu aramakla geçirdim. Bütün tiryakiler gibi bir
      türlü işin içinden çıkamıyordum. Sonunda kendime mal edemeyeceğim bazı ilginç
      durumların bir araya gelmesi sonucunda başardım. Sigarayı bırakmakta daha önce neden
      bu denli güçlük çektiğimi, bıraktığımda ise bırakmanın neden bu denli kolay ve eğlenceli
      olduğunu merak etmeye başladım.

      Sigarayı bıraktığımdan beri sigaranın sırlarını çözmeyi önce hobi, sonra meslek
      edindim. Sigara Rubik küpü gibi çözülmesi neredeyse olanaksız karışık ve büyüleyici bir
      bilmeceye benzer. Fakat bütün karmaşık sabır oyunları gibi cevabı bilindiğinde çözümü
      çok kolaydır. Ben sizi labirentten dışarıya çıkarıp bir daha oraya girmemenizi
      sağlayacağım. Yapmanız gereken tek şey talimatlarımı uygulamaktır, yalnız bir kez yanlış
      yola saparsanız diğer talimatların anlamı kalmaz.

      Bir kez daha vurgulamak istiyorum ki sigarayı herkes bırakabilir. Yalnız önce
      gerçekleri ortaya koymak gerekir. Hayır bizde korku yaratan gerçekleri demiyorum, onları
      bildiğinizi biliyorum. Sigaranın doğurduğu kötü sonuçlarla ilgili yeterli enformasyon var
      zaten. Bu sizi sigaradan vazgeçirseydi şimdiye kadar çoktan bırakırdınız. Benim söylemek
      istediğim sigarayı bırakmakta neden bu denli güçlük çektiğimiz. Bu soruyu yanıtlamak için
      neden hala sigara içtiğimizin nedenini bulmamız gerekir.
      -



      _____________________________

    • Binbaşı
      1001 Mesaj
      12 Kasım 2012 09:39:36
      Bir arkadaşım birkaç günde uyuşturucu bağımlılığından kurtulmuştu. Hem de en bağımlılık yapanıymış, hangisiyse artık.

      Tiryaki arkadaşları buna bir türlü inanmayıp yine sürekli partilere davet etmelerine rağmen.

      Nasıl yaptığını sorduklarında bırakmak için Allah'a çok fazla dua ettiğini söylüyordu.

      İsteyen psikolojik etki de diyebilir tabi.



      _____________________________

    • Teğmen
      129 Mesaj
      12 Kasım 2012 11:18:50
      Allen Carr'ın kitabı bu, gerçekten güzel bir kitap. Sigaranın yarattığı sanal boşluğu anlatıyor. Sigara içmeyenlerin hiç yaşamadığı yoksunlukları yaşadığımızdan bahsediyor. Champix + Allen Carr= sigarasızlık..


      _____________________________

      Yarın Kimseye Vaad edilmemiştir..Düne üzülüp gelecekten korkmak neden?

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      12 Kasım 2012 15:49:40
      5. BÖLÜM

      NEDEN HALA SİGARA İÇİYORUZ

      Hepimiz sosyal baskı, sosyal zorunluluk gibi saçma sapan nedenler yüzünden
      sigaraya başlıyoruz. Fakat bağımlılık kazandığımızı fark ettiğimizde neden hâlâ sigara
      içmeye devam ediyoruz?

      Sigara içenlerin çoğu neden sigara içtiğini bilmez. Gerçek nedeni bilselerdi sigarayı
      bırakırlardı. Seanslarımda binlerce tiryakiye neden sigara içtiklerini sorarım. Gerçek neden
      hiç değişmese de yanıtlar çok farklıdır. Bu, benim seanslarda en komik fakat aynı
      zamanda en acıklı bulduğum bölümdür.

      Sigara içen herkes kalbinin derinliklerinde aptal olduğunun farkındadır. Bağımlılık
      kazanmadan önce sigara içmeye gerek duymadığını bilir. Birçok tiryaki ilk sigarasının
      tadının ne kadar iğrenç olduğunu ve bağımlılık kazanabilmek için ne denli çaba
      harcadığını hâlâ anımsar. Tiryakiler sigara içmeyenlerin kaçırdıkları hiçbir şey olmamasına
      ve kendileriyle alay etmelerine çok kızarlar.

      Yine de tiryakiler mantıklı ve zeki insanlardır. Sağlık konusunda çok büyük risk
      aldıklarını ve sigara için ömür boyu bir servet harcadıklarını bilirler. Bu yüzden
      alışkanlıklarını haklı çıkarmak için mantıklı bir açıklama yapmak gereksinimi duyarlar.
      Tiryakilerin sigara içmeye devam etmelerinin gerçek nedeni önümüzdeki iki
      bölümde anlatacağım faktörlerin kurnazca bileşimidir.
      1. NİKOTİN BAĞIMLILIĞI.
      2. İNANDIRILDIĞIMIZ ALDATMACALAR
      -



      _____________________________

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      12 Kasım 2012 16:13:54
      6. BÖLÜM

      NİKOTİN BAĞIMLILIĞI.

      Tütünün içindeki renksiz yağlı bileşim nikotin bizi sigaraya bağlayan uyuşturucudur.
      İnsanlığın bildiği uyuşturucuların hepsinden daha fazla bağımlılık sağlar; bazen tek bir
      sigara bile bağımlılık için yeterli olur.

      Sigaradan çekilen her nefes ciğerlerden beyne ufak bir doz nikotin taşır ve bu doz
      etkisini bir eroinmanın damarlarına sıktığı eroinden daha çabuk gösterir. İnsan bir
      sigaradan ortalama olarak yirmi nefes çekerse bir tek sigaradan yirmi doz uyuşturucu
      almış olur.

      Nikotin etkisini çabuk gösteren bir uyuşturucudur ve kandaki nikotin miktarı sigara
      içtikten yarım saat sonra yarıya, bir saat sonra ise dörtte bire düşer. Bu da birçok tiryakinin
      neden günde yaklaşık yirmi tane sigara içtiğini açıklar.

      Sigaramızı söndürür söndürmez nikotin hızla vücudumuzu terk etmeye başlar ve
      canımız tekrar sigara istemeye başlar.

      Bu noktada tiryakilerin sigara eksikliğinin yarattığı özlem duygusu konusunda
      düştükleri yaygın yanılgıyı düzeltmek istiyorum. Tiryakiler sigaranın eksikliğinin yarattığı
      özlemin sigarayı bırakmaya çalışırken yada zorlanırken yaşanan o korkunç sarsıntı
      olduğunu sanırlar. Aslında bu özlem duygusu öncelikle ruhsal bir şeydir, tiryaki zevk yada
      destek diye bildiği şeyden yoksun kaldığını düşünür. Sonra bu konuya daha ayrıntılı olarak
      değineceğim.

      Nikotin eksikliğinin yarattığı özlem duygusu o kadar zayıftır ki çoğu tiryaki
      uyuşturucu bağımlısı olduğun fark etmeden yaşar ve ölür. “Nikotin bağımlısı” dediğimizde
      alışkanlığa “daha yeni” başladığımızı düşünürüz. Çoğu tiryakinin uyuşturucudan ödü
      kopar, oysa kendileri uyuşturucunun bağımlısıdır. Gerçi bırakılması kolay bir uyuşturucu
      fakat insan önce bağımlı olduğunu kabul etmek zorundadır.
      Nikotini kesmek hiçbir fiziksel ağrı vermez. Yalnızca bir şeyin eksildiğini anımsatan
      boş, huzursuz bir duygu belirir. Bu yüzden birçok tiryaki sigaranın ellerle bir ilgisi olduğunu
      sanır. Bu huzursuz duygu uzun sürerse tiryaki sinirli, gergin, güvensiz ve hassas olur. Bu
      NİKOTİN zehrine duyulan açlıktır.

      Bir sigara yaktıktan yedi saniye sonra vücuda taze nikotin girer ve özlem sona erer;
      böylece sigaranın tiryakiye verdiği rahatlama ve güven duygusu sağlanmış olur.
      Sigaraya başladığımız ilk günlerde sigara eksikliğinin yarattığı özlem duygusu ile
      sigaranın verdiği rahatlama duygusu o kadar hafiftir ki varlıklarını fark etmeyiz bile. Düzenli
      olarak sigara içmeye başladığımızda ya sigaradan tat almaya başladığımızı yada
      alışkanlık edindiğimizi sanırız. Aslında bağımlılık kazanmış oluruz. Biz fark etmesek de o
      küçük nikotin canavarı kanımıza girmiştir ve artık zaman zaman onu beslememiz gerekir.
      Tiryakilerin hepsi hiç gereği olmadığı halde saçma sapan nedenlerden dolayı
      sigaraya başlar. Az sigara da içsek çok sigara da içsek devam etmemizin tek nedeni o
      küçük canavarı beklemektir.

      Sigara konusu bir dizi bilmecedir. Bütün tiryakiler aslında aptal olduklarını ve bir
      şeytanın tuzağına düştüklerinin farkındadırlar. Benim için sigara içmenin en üzücü yanı
      insanın bağımlılık kazanmadan önce sahip olduğu iç huzura ve öz güvene bundan böyle
      ancak sigara sayesinde kavuşmasıdır.

      Hani komşumuzun alarmı bütün gün çalar ve bunun gibi küçük bir şey sizi bir süre
      rahatsız eder, sonra birdenbire ses kesilir. Huzur dolu bir duygu kaplar içinizi. Fakat bu
      huzur gerçek anlamda bir huzur değil yalnızca rahatsızlığın sona ermesidir.

      Nikotinin hapsine girmeden önce fiziksel açıdan hiçbir eksiğimiz yoktur. Derken
      vücudumuza nikotin vermeye başlarız. Her sigara söndürüşümüzde nikotinin etkisi
      kaybolur ve bedenimiz bir eksiklik duyar –bu fiziksel bir ağrı değil beynin yarattığı bir
      yoksunluk duygusudur. Biz bu duygunun farkına bile varmazken o bedenimizi damlayan
      bir musluk gibi yavaş yavaş doldurur. Mantığımız bunu anlayamaz, anlamak zorunda da
      değildir. Bildiğimiz tek şey bir sigara istediğimizdir, sigarayı yaktığımızda açlığımız gider ve
      kendimizi o an için hoşnut ve güvenli hissederiz –sigaraya başlamadan önceki gibi. Fakat
      bu doyum geçicidir, çünkü artık açlığımızı gidermek için vücudumuza sürekli nikotin
      vermek zorundayız. Bir sigarayı bitirir bitirmez açlık yeniden başlar ve kısır döngü devam
      eder. KIRMADIĞINIZ TAKTİRDE bu kısır döngü yaşam boyu sürer.

      Sigara içmek dar ayakkabı giymeye benzer, çıkardığınızda rahatlarsınız. Bir
      tiryakinin olayların nasıl geliştiğini anlamamasının öncelikle üç nedeni var.

      1. Bedeninde fark edilebilir bir ağrı yoktur. O yalnızca bir duygudur.

      2. Her şey tersten yürür. Uyuşturuculardan kurtulmak bu yüzden çok zordur.
      İnsan sigara içmediği zaman o usandırıcı duyguyu yaşar ve sigarayı
      suçlamaz. Bir sigara yakar yakmaz rahatlar. Bu yüzden sigaranın ona zevk
      verdiği yada destek olduğu yanılgısına düşer.

      3. Yaşamı boyunca beynine bir sürü asılsız düşünce işlenir. Sigaraya
      başlamadan önce hiçbir şeyi eksik olmadığı halde zor bir öğrenme
      sürecinden sonra sigaranın insana zevk ve güven verdiğine inanmaya
      başlamasına şaşırmaz. Neden sorgulasın ki? O artık en mutlu tiryakiler
      topluluğuna girmiştir.

      Bu noktada sigara hakkındaki bazı yanılgıları gidermem gerekecek. Sigara içmek
      alışkanlık değildir. Yaşamımızda her türlü alışkanlığımız olur, bazıları çok da eğlencelidir.
      Fakat iğrenç bir tadı olan, bir servete mal olan, pis ve tiksindirici bulduğumuz ve zaten
      kurtulmak istediğimiz bir alışkanlığı kolaylıkla bırakmamız gerekirken neden bu kadar
      zorlanırız? Çünkü bu bir alışkanlık değil, bir uyuşturucu bağımlılığıdır. Bununla başa
      çıkmasını öğrenmemiz gerekir. Daha nasıl olduğunu anlayamadan yalnızca düzenli olarak
      sigara almakla kalmaz aynı zamanda sigaraya gereksinim de duymaya başlarız.
      Sigaramız olmadığında paniğe kapılır, giderek daha fazla sigara içeriz.

      Sigarayı artırmamızın nedeni vücudun her uyuşturucuda olduğu gibi nikotinin
      etkisine bağışıklık kazanması ve sonuç olarak giderek daha fazla nikotine gereksinim
      duymamızdır. Kısa bir süre sonra sigara doğurduğu açlık duygusunu tam anlamıyla
      dindirememeye başlar; öyle ki bir sigara yaktıktan sonra kendimizi bir an öncesine göre
      daha iyi hissetmemize rağmen sigara içerken bile içmeyen bir kişiden daha sinirli ve
      gerginizdir. Bu dar ayakkabı giymekten daha da komiktir, çünkü ağrının bir kısmı ayakkabı
      çıktıktan sonra bile sürer.

      Aslında durum daha da kötüdür, çünkü nikotin vücuttan çok çabuk –sigara biter
      bitmez- çıkar. İnsanların sıkıntılı anlarda bir sigarayı söndürüp öbürünü yakmalarının
      nedeni budur işte.

      Daha önce de söylediğim gibi sigara içmek alışkanlık değildir. Tiryakilerin sigara
      içmeye devam etmelerinin gerçek nedeni içlerindeki küçük canavardır. Onu sürekli
      beslemek zorundadırlar. Tiryaki bu anı dört durumdan biri yada bunların bir araya gelmesi
      anında kendisi seçer. Bu dört durum şunlardır:

      CAN SIKINTISI / KONSANTRASYON – İki büyük Çelişki STRES / RAHATLAMA – İki
      büyük çelişki.

      Hangi olağanüstü uyuşturucu yirmi dakika önce yarattığı etkiyi birdenbire tam
      tersine çevirebilir? İnsan şöyle bir düşündüğünde bu yukarıdaki dört durumdan başka
      yaşamda uyku dışında ne kalıyor ki Aslında sigara ne can sıkıntısı veya stresi geçirir nede
      konsantrasyonu veya rahatlamamızı sağlar. Bunların hepsi aldatmacadır.

      Nikotin yalnızca bir uyuşturucu değil aynı zamanda sineklerin yok edilmesinde
      kullanılan etkisi çok güçlü bir zehirdir (ansiklopediye bakabilirsiniz). Bir sigaranın içerdiği
      nikotin miktarı doğrudan doğruya DAMARLARINIZA VERİLDİĞİNDE ÖLÜRSÜNÜZ. Tütün
      aynı zamanda karbonmonoksit dahil başka birçok zehir de içerir.

      Pipo yada puroya geçme hayalleriniz varsa bu kitabın tütünün her türünü hedef
      aldığını belirteyim.

      İnsan vücudu yeryüzündeki en karmaşık şeydir. Amipler ve solucanlar dahil hiçbir
      canlı türü besinle zehir arasındaki farkı bilmeden yaşayamaz.

      Binlerce yıldır devam eden doğal bir gelişme sürecinde insan vücudu ve beyni
      yemekle zehir arasında ayrım yapacak teknikler ve zehri dışarıya atacak yöntemler
      bulmuştur.

      Bağımlılık kazanmadan önce kimse tütünün kokusundan ve tadından hoşlanmaz.
      Bir çocuğun yada hayvanın yüzüne tütün dumanı üflediğinizde öksürmeye ve tükürmeye
      başladığını görürsünüz.

      İlk sigaramızı içtiğimizde içimize çektiğimiz duman öksürmemize neden olur. Çok
      içersek başımız dönmeye başlar ve kendimizi iyi hissetmemeye başlarız. VÜCUDUMUZ
      BİZE BU MESAJI YOLLAR “BANA ZEHİR VERİYORSUN YAPMA” der. İşte tiryaki olup olmama
      kararı bu noktada alınır. Sigaraya genellikle fiziksel ve ruhsal bakımdan zayıf insanların
      başladığı doğru değildir. İlk sigaralarından nefret edenler çok şanslıdır, ciğerleri dumanla
      başa çıkamayanların yada bu zor öğrenme sürecini, dumanı öksürmeden içine çekmeyi
      öğrenmeyi göze alamayanların yaşamları kurtulmuş olur.

      Benim için sigara konusunun en üzücü yanı bağımlılık kazanmak için birçok çaba
      harcamamızdır. Gençleri durdurmak bu yüzden çok zordur. Sigara içmeyi öğrenme
      aşamasında oldukları için sigaranın tadını hala iğrenç bulurlar ve ne zaman isterlerse
      bırakabileceklerini sanırlar. Neden bizden öğrenmezler? Biz neden anne babamızdan
      öğrenmedik ki?

      Birçok tiryaki tütünün tadını ve kokusunu gerçekten sevdiğini sanır. Bu bir yanılgıdır.
      Sigara içmeyi öğrendiğimizde nikotin alabilmek için vücudumuza kötü kokuya ve kötü tada
      karşı duyarsız olmayı öğretiriz, tıpkı kendilerine şırınga yapmaktan hoşlandığını sanan
      eroinmanlar gibi. Eroin eksikliğinin yarattığı kriz oldukça şiddetlidir ve eroinmanların zevk
      aldıkları tek şey bu krizin dinmesidir.

      Tiryaki nikotinine kavuşabilmek için kötü tat ve kötü kokuyu aklından çıkarır.
      Tütünün tadından ve kokusundan zevk aldığı için sigara içtiğine inanan bir tiryakiye “hep içtiğiniz marka yerine hiç sevmediğiniz bir marka sigara bulduğunuzda sigarayı bırakır
      mısınız?” diye sorun. Asla. Tiryakiler hiçbir şey içmemektense kenevir otu bile içerler;
      sarma sigara, mentollü sigara, puro yada pipo hiç fark etmez. Başlangıçta tadı iğrenç
      gelse de biraz inatla onları içmesini de öğrenirler. Tiryakiler soğuk algınlığına, gribe, boğaz
      ağrısına, bronşite veya amfizeme rağmen sigara içmeye kalkışırlar.

      Bunun zevkle bir ilgisi yoktur. Eğer olsaydı kimse birden fazla sigara içmezdi.
      Sigarayı bırakmış binlerce kişi doktorların verdiği o iğrenç nikotinli sakızlara bağımlıdırlar,
      bir çoğu hala sigara içtiği halde.

      Seanslarım sırasında bazı tiryakiler uyuşturucu bağımlısı olduklarını öğrendiklerinde
      paniğe kapılırlar, bu durumun bırakmalarını daha da zorlaştıracağını sanırlar. Aslında
      gerçek durum iki nedenden dolayı o kadar kötü değildir:

      1. Sigaranın dezavantajlarının avantajlarından çok daha fazla olduğunu
      bilmemize rağmen bir çoğumuzun sigara içmeye devam etmesinin nedeni
      sigaranın bize gerçekten zevk verdiğine yada bir şekilde yardımcı olduğuna
      inanmamızdır. Sigarayı bırakırsak bir boşluk doğacağını ve yaşamımızın
      belirli kesimlerinin bir daha eskisi gibi olamayacağını sanırız. Bu bir
      yanılgıdır. Gerçek, sigaranın bize hiçbir şey vermediğidir; bizden alır götürür
      ve ancak kısmen geri verir, bu da yanılgıyı doğurur. Bunu sonra başka bir
      bölümde daha ayrıntılı olarak anlatacağım.

      2. Nikotin çok kısa süre içinde bağımlılık kazanılması açısından dünyanın en
      güçlü uyuşturucusu olarak bilinse de bağımlılık derecesi o denli güçlü
      değildir. Etkisini çok çabuk yarattığından yalnızca üç hafta gibi kısa bir süre
      içinde vücut nikotini atar ve nikotinin eksikliğini beden o kadar az duyar ki,
      birçok tiryaki farkında bile olmadan geçirir.

      Çok haklı olarak “o zaman bir sürü tiryaki sigarayı bırakmakta neden o denli
      zorlanıyor, aylarca eziyet çekiyor ve yaşamının geri kalan bölümünde ara sıra hâlâ sigara
      özlemi duyuyor?” diye soracaksınız. Vereceğim yanıt aynı zamanda sigara içmemizin
      ikinci nedenini de açıklayacak –beynimize sürekli olarak işlenen asılsız düşünceler
      yüzünden. Kimyasal bağımlılıkla baş etmek kolaydır.

      Çoğu tiryaki bütün bir geceyi sigara özlemi yüzünden uyanmadan sigarasız geçirir.
      Birçok tiryaki ilk sigarasını yakmadan önce yatak odasından çıkmış olur, birçoğu önce
      kahvaltı eder, birçoğu ise önce iş yerine gitmeyi bekler. On saat boyunca rahatlıkla
      sigarasız kalabilir, fakat gündüz on saat sigara içmese deliye döner.

      Birçok tiryaki yeni aldığı arabasında sigara içmez. Birçoğu tiyatroya, süpermarkete,
      kiliseye vs. Gider ve oralarda sigara içememek onları hiç rahatsız etmez. Metroda bile
      şimdiye kadar bu yüzden ayaklanma çıkmadı. Tiryakiler sigara içmelere kısıtlandığında
      neredeyse sevinirler.

      Bugün birçok tiryaki sigara içmeyenlerin evlerinde yada onlarla beraberken büyük
      bir sıkıntı çekmeden sigarayı unutabilir. Aslında tiryakilerin çoğu fazla eziyet çekmeden
      uzun süre sigarasız kalabilir. Ben bile bütün akşam mutlu bir şekilde sigarasız
      rahatlayabiliyordum. Tiryakiliğimin son yıllarında akşam olsun da kendimi zehirlemekten
      kurtulayım diye beklerdim (ne kadar gülünç bir alışkanlık).
      Kimyasal bağımlılıkla baş etmek kolaydır. Ara sıra sigara içen binlerce kişi uzun
      süre sigarasız kalabilir ama aslında ardı ardına sigara içenler kadar bağımlıdırlar. Sigarayı
      bırakmayı başarmış fakat ara sıra puro içen eski koyu tiryakiler vardır, o puro
      bağımlılıklarını devam ettirir.

      Daha önce belirttiğim gibi asıl sorun nikotin bağımlılığı değildir. O aklımızı karıştırıp
      gerçek sorunu –beynimize işlenmiş boş inançları- anlamamızı engelleyen bir katalizör
      görevi görür.

      Yaşamı boyunca koyu bir tiryaki olmuş kişiler sigarayı kendilerinin de ara sıra
      içenler kadar kolaylıkla bırakabileceklerini öğrendiklerinde belki biraz avunurlar. Onların
      durumu bir yerde daha bile kolaydır. Sigara içmeye devam ettikçe daha kötü bir duruma
      düşer, bıraktığımızda da daha çok şey kazanmış oluruz.

      Başka bir avuntu da etrafta ara sıra dolaşan söylentilerin (örneğin “en son pisliğin
      vücudu terk etmesi yedi yıl sürer” yada “insanın içtiği her sigara yaşamından beş dakika
      götürür”) doğru olmamasıdır.

      Sigaranın kötü etkilerinin abartıldığını sanmayın. Abartı değil tam tersine az bile
      anlatılıyor. Fakat o “beş dakika kuralı” belli ki kaba bir tahmin ve ancak ölümcül bir
      hastalığa yakalandığınızda yada atardamarlarınızı kalbiniz duruncaya dek
      doldurduğunuzda geçerli olabilir.

      Aslında “pislik” bedeninizi hiçbir zaman tam anlamıyla terk etmez. Etrafta sigara
      içenler olduğunda sigara içmeyenler de havadaki pislikten nasiplerini alırlar. Yine de insan
      vücudu olağanüstü bir makinedir ve çaresiz bir hastalığa yakalanmadıysa kendi kendini
      tedavi edecek büyük bir güce sahiptir. Şimdi bırakırsanız vücudunuz birkaç hafta içinde
      sanki hiç sigara içmemişsiniz gibi dinç olur.

      “Sigarayı bırakmak için çok geç” diye bir şey yoktur. Ben elli, altmış yaşına gelmiş
      birçok tiryakiye yardımcı oldum, bazıları yetmişinde sekseninde bile vardı. Bir süre önce
      kliniğe doksan bir yaşındaki bir kadınla altmış beş yaşındaki oğlu geldiler. Kadına neden
      sigarayı bırakmaya karar verdiğini sorduğumda “oğluma örnek olmak için” dedi.
      Sigaranın verdiği zarar arttıkça bıraktıktan sonra yaşayacağınız rahatlama da artar.
      Sonunda sigarayı bıraktığımda içtiğim sigara sayısı birdenbire yüzden SIFIRA düştüğü
      halde sigarayı hiç aramadım. Sigarasızlığa alışma zamanından bile zevk aldım.
      Fakat önemli olan yıllardır inandırıldığımız aldatmacaların izlerini silmektir.
      -



      _____________________________

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      13 Kasım 2012 20:09:11
      7.BÖLÜM

      İNANDIRILDIĞIMIZ ALDATMACALAR VE İRADE DIŞI HAREKET

      Sigaraya nasıl ve neden başlarız ki? Bunu tam olarak anlayabilmek için bilinçaltının
      benim deyişimle “uyuyan partnerimizin” olağanüstü gücünü incelemek gerekir.

      Hepimiz kendi yolunu çizen zeki, üstün varlıklar olduğumuzu sanırız. Aslında
      yaşamımızın yüzde doktan dokuzu önceden belirlenmiştir. Biz içinde yaşadığımız
      toplumun ürünüyüz. Nasıl giyineceğimizi, ne tür evlerde oturacağımızı, yaşam tarzımızı,
      değişik olduğumuz yönleri bile (örneğin politikada turuncu mu yoksa açık görüşlü mü
      olduğumuz) toplum belirler. Son verdiğim örnek rastlantıya değil, içinde bulunduğumuz
      sınıfa bağlıdır. Bilinçaltının üzerimizdeki etkisi çok büyüktür ve düşünceler yine gerçek söz
      konusu olduğunda bile milyonlarca insan yanıltılabilir. Kolomb dünyanın çevresini
      gezmeden önce çoğunluk dünyanın düz olduğuna inanıyordu. Bu gün bir küre olduğunu
      biliyoruz. Bir sürü kitap yazıp sizi dünyanın düz olduğuna inandırmaya çalışırsam bile
      başarılı olamam, oysa kaçımız uzayda bulunup dünyanın küre olduğunu gözleri ile gördü?
      Dünyanın çevresini uçakla yada gemiyle gezmiş olsanız bile düz bir yüzey üzerinde daire
      çizmediğinizi nereden biliyorsunuz?

      Reklamcılar bilinçaltının yönlendirme gücünü çok iyi bilirler; bu yüzden yollar bizi
      adım adım takip eden büyük posterlerle, gazetelerin her sayfası ilanlarla doludur. O kadar
      para boşuna mı harcanıyor sanıyorsunuz? O reklamlar size sigara aldırtmıyor mu sanki?
      Yanılıyorsunuz! Kendiniz deneyin! Soğuk bir günde bir bara yada restorana gittiğinizde
      yanınızdaki kişi ne içmek istediğinizi sorduğunda “bir viski” (yada herhangi başka bir şey)
      yerine “canım bugün ne istiyor biliyor musun? Bir viskinin o yumuşacık sıcaklığını.” Deyin.
      Viski sevmeyen birinin bile size katıldığını göreceksiniz.

      Çocukluğumuzdan beri her gün sigaranın bizi rahatlattığına, bize cesaret ve güven
      verdiğine ve dünyadaki en değerli şeyin sigara olduğuna dair mesajlar alırız. Abarttığımı
      mı sanıyorsunuz? Filmlerdeki bütün idam sahnelerinde idam edilecek kişilerin en son
      arzuları bir sigaradır. Bunun bizde bıraktığı etki çok derindir. Bilincimiz fark etmese de
      “uyuyan partnerimiz” mesajı alacak zamanı bulur. Buradaki mesaj: “Dünyadaki en değerli
      şey, en son düşüncem ve en son yaptığım şey bir sigara içmektir.” Bütün savaş filmlerinde
      yaralılara bir sigara verilir.

      Bu son zamanlarda değişti mi sanıyorsunuz? Hayır, kocaman reklam panoları ve
      gazete ilanları çocuklarımızın beynine işlemeye devam ediyor. Sözüm ona televizyonda
      sigara reklamı yapılması yasaklanmış. Televizyonun en çok izlendiği zamanlarda
      gösterilen filmlerde artistlerin büyük bir keyifle sigaralarını yaktıklarını görüyoruz. Bugünün
      reklamcılığının en sinsi yanı sigarayı spor olayları ve jet sosyeteyle bağdaştırmaktır. Bunu
      da doğal olarak tütün devleri finanse ediyor. Yarış arabaları model ve isimlerini sigara
      markalarından alıyor –yada tam tersi mi? Çıplak bir çiften seks sonra yatakta bir sigara
      paylaştığı reklamlar gördüm. Bunun ne tür bir çağrışım yaptığı bellidir. Asıl şu sigarillo
      reklamlarına bayılıyorum: Konuları yüzünden değil kampanyanın mükemmelliğinden
      dolayı. Hepsinde bir adam ölüm veya felaketle karşı karşıyadır; birinde balonu yanıyor ve
      düşmek üzere, diğerinde motosikleti bir nehre uçmak üzere, bir başkasında kendisi
      Kolomb kılığında ve gemisi dünyanın ucundan aşağı düşmek üzere. Hiçbirinde konuşma
      yok. Hafif bir müzik çalıyor. Adam bir sigarillo yakıyor ve yüzüne kendinden geçmiş bir
      ifade yerleşiyor. Sigara içen bir kişi reklamı gördüğünü belki fark etmez bile fakat “uyuyan
      partner” amacı çok açık olan bu reklamı sabırla sindirir.

      Doğal olarak diğer taraftan da reklam yapılıyor: Kanserin tehlikesi, kesilmiş
      bacaklar, kötü kokan nefes vs. Bunların hiçbiri sigara içenleri sigaradan vazgeçirtemiyor.
      Mantıklı düşünürsek vazgeçirtmesi gerekir, ama vazgeçirtemiyor. Gençleri sigaraya
      başlamaktan bile alıkoyamıyor. Sigara içtiğim yıllar akciğer kanseri ile sigara içmek
      arasındaki bağlantıyı bilseydim kesinlikle sigaraya başlamazdım diye düşünüyordum.
      Aslında değişen hiçbir şey yok. Tuzak dün ne idiyse bugün de o. Sigaraya karşı olan bütün
      kampanyalar bir tek aklımızın daha da fazla karışmasına yarıyor. Sizi içindeki şeyleri
      içmeye iten o şirin parlak paketlerin üzerinde bile uyarı yazısı var. Hangi tiryaki okuyor ki o
      yazıyı, nerede kaldı o yazıdan sonuçlar çıkarmak.

      Öncü bir sigara firmasının o uyarı yazısını ürünlerini satmak için bile kullandığını
      sanıyorum. Reklamların çoğu örümcekler, kocaman böcekler ve Venüs sinek tuzağı gibi
      korkunç örneklerle dolu. Uyarı yazısı artık o kadar büyük ve dikkat çekici ki, insan
      bakmamaya çalışsa bile görmemesi olanaksız. Tiryakilerin yaşadığı korkular yaldızlı parlak
      paketlerle çağrışım yaptırıyor.

      Bu beyin yıkama olayında en etkili etken tiryakilerin kendileridir. Sigara içen
      insanların zayıf iradeli ve zayıf bedenli kişiler oldukları doğru değildir. O zehirle başa
      çıkmak için iyi bir kondisyon gerekir. Tiryakiler sigaranın sağlığa zararlı olduğunu ısrarla
      ortaya koyan istatistikleri bu yüzden görmezlikten gelirler. Herkesin günde iki paket sigara
      içen, yaşamı boyunca bir gün bile hastalanmamış ve seksen yaşına gelmiş bir amcası
      vardır. Kimse genç yaşlarda ölen diğer yüzlerce tiryakiyi ya da o amcanın sigara içmeseydi
      hala yaşayacağını aklına bile getirmez.

      Arkadaşlarınız arasında bir küçük anket yaptığınızda çoğu tiryakinin güçlü kişiliklere
      sahip insanlar olduğunu görürsünüz. Çoğunlukla serbest çalışan, yönetim pozisyonlarında
      bulunan yada doktor, avukat, polis, öğretmen, hemşire, sekreter gibi belli bir eğitim
      gerektiren mesleklerde çalışan diğer bir deyişle yaşamları stres dolu kişilerdir. Tiryakilerin
      düştüğü en büyük yanılgı sigaranın stresi hafiflettiğidir. Bu yüzden sigara sorumluluk sahibi
      olan ve stresli bir yaşam süren aynı zamanda hayranlık duyulan ve taklit edilen dominant
      insan tipi ile sık sık bağdaştırılır. Can sıkıntısı sigara içmenin ikinci nedeni olarak
      bilindiğinden bağımlılığın yaygın olduğu bir başka grup da tekdüze iş yapan kişilerdir.
      Korkarım sigaranın can sıkıntısını geçirdiği düşüncesi de bir yanılgıdır.

      Beynimize işlenen aldatmacaların boyutları inanılmayacak kadar büyüktür.
      Toplumumuz eroin bağımlılığını dışlar oysa yılda eroinden ölenlerin sayısı yüzü bulmaz.

      Fakat nikotin adında başka bir uyuşturucu vardır ki, yüzde altmışından fazlamız
      yaşamında bir kez bağımlılık kazanır ve çoğu, yaşamının sonuna dek bu yüzden çok para
      harcar. İnsanlar harçlıklarının büyük bir kısmını sigaraya harcarlar ve sigara her yıl
      binlerce kişinin yaşamını mahveder. Batı toplumunda trafik kazaları, yangınlar dahil bir
      numaralı ölüm nedeni sigaradır.

      Bir servete mal olan ve bizi gerçekten öldüren bir uyuşturucu bir süre öncesine
      kadar hiçbir sakıncası olmayan sosyal bir davranış olarak değerlendirilirken şimdi eroini
      neden büyük bir dert olarak görüyoruz? Son yıllarda genel kanı biraz değişti ve sigara
      içmek sağlığa zarar verebilen biraz anti sosyal bir alışkanlık olarak nitelendirilmeye
      başladı. Fakat hâlâ her bakkalda, büfede yaldızlı paketler içinde yasal olarak satılmaya
      devam ediyor. Bunda en çok çıkarı olan devlettir. Sigara içenlerden trilyonlarca tütün
      vergisi alınıyor ve tütün endüstrisi yalnızca reklam için yılda yüzlerce milyar harcıyor.

      Bir galeride elden düşme bir araba alırken galeri sahibini nezaketle dinler ama
      söylediklerinin bir kelimesine bile inanmazsınız ya, aynı şekilde sigara konusunda
      beynimize işledikleri bu boş düşüncelere de tepki göstermeniz gerekir.

      Öncelikle o parlak yüzlü paketlerin içine bir bakın da orada ne kadar pislik ve zehir
      gizli bir görün. Kristal küllükleri veya altın çakmaklar yada kandırılmış milyonlarca kişi
      yüzünden aklınızın karıştırılmasına izin vermeyin ve kendinize şu soruları yöneltin:

      Ben niye sigara içiyorum ki?
      Gerçekten içmek zorunda mıyım?

      HAYIR, TABİİ Kİ İÇMEK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ.

      Beynimize işlenmiş asılsız inançların açıklamakta en çok güçlük çektiğim yanı diğer
      her bakımdan mantıklı, akıllı bir kişinin bağımlılığı yüzünden nasıl bu denli aptallık
      etmesidir. Hiç istemeyerek itiraf etmeliyim ki alışkanlıklarından vazgeçmelerinde yardımcı
      olduğum binlerce kişinin içinde en aptalı bendim.

      Günde bazen yüz tane sigara içiyordum. Babam da koyu bir tiryakiydi. Boylu poslu
      bir adamdı ve tam gençlik yıllarında sigara yüzünden durulmuştu. Küçücük bir çocukken
      onu öksürür ve balgam tükürürken izlediğimi anımsıyorum. Görüyordum ki o da halinden
      memnun değildi. Kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş olduğunu düşünürdüm. Anneme
      “sakın hiçbir zaman sigara içmeme izin verme” dediğimi hâlâ anımsıyorum.

      On beş yaşımdayken spor hastasıydım. Bütün hayatım spordu ve kendine güvenen
      yaşam dolu bir insandım. Bana o zamanlar biri bir gün, günde yüz tane sigara içeceğimi
      söyleseydi, bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği üzerine ömür boyu kazanacağım
      maaşımla bahse girerdim.

      Kırk yaşıma geldiğimde fiziksel ve ruhsal açıdan sigaranın esiri olmuştum. Artık
      hiçbir fiziksel hareketi yada düşünsel olayı bir sigara yakmadan yapamıyordum. Birçok
      tiryaki bir stres halinde hemen sigaraya uzanıyor, örneğin telefon çaldığında yada toplum
      içinde hareket etmek zorunda kaldığında. Ben artık sigara yakmadan ne televizyonun
      kanalını nede bir ampulü değiştirebiliyordum.

      Sigaranın beni öldürdüğünü biliyordum. Bu konuda kendimi aldatmam olanaksızdı.
      Ama ruhsal açıdan beni ne hale getirdiğini nasıl oldu da anlayamadım bilmiyorum. Oysa o
      kadar belliydi ki, burnumun dibindeydi. İşin en gülünç tarafıysa birçok tiryakinin bir süre
      sigaranın bir keyif olduğuna inanmasıdır. Ben bu yanılgıya hiç düşmedim. Benim inancıma
      göre sinirlerime iyi geliyor ve konsantrasyonumu artırıyordu. Artık sigara içmiyorum ve
      yaşamımın bir dönemini sigara içerek geçirdiğime inanamıyorum. Bu sanki bir kabustan
      uyanmak gibi bir şey –hem de ne kabus! Nikotin insanın tat ve koku duyularını da
      değiştiren bir uyuşturucudur. Sigaranın en kötü yanı sağlığa ve cüzdana verdiği zarar değil
      insanda yarattığı psikolojik etkidir. İnsan sigara içmeye devam edebilmek için akla
      gelebilecek her tür açıklamayı arar.

      Başarısızlıkla sona eren bir sigarayı bırakma girişiminden sonra zararının daha az
      olduğuna inandığım için pipoya geçişimi anımsıyorum.
      Pipo tütünlerinin bazıları gerçekten iğrençtir. Kokusu gayet hoş olabilir ama içimi bir
      felakettir. Dilimin ucunun üç ay boyunca yara olduğunu anımsıyorum. Piponun ucunda, alt
      kısımda kahverengi bir su birikir. İnsan yanlışlıkla pipoyu eğdiğinde daha farkına varmadan
      o pis suyu yutuverir ve içinden kusmak gelir.

      Pipo içmeyi öğrenmem tam üç ay sürdü. Yalnız anlamadığım şey bu üç ay içinde
      neden bir gün oturup da kendime bu işkenceyi niye yaptığımı sormamamdır.

      Pipo içmeyi öğrenen bir sigara tiryakisi dünyanın en mutlu insanı olur. Bir çoğu
      pipoyu tadını sevdiği için içtiğini sanır. Daha önce piposuz gayet mutlu bir şekilde yaşarken
      bu zevki öğrenmek için neden bu kadar eziyet çekerler acaba? Çünkü nikotine bağımlılık
      kazanır kazanmaz beynimize işlenmiş boş inançların etkisi iki katına çıkar. İnsan
      bilinçaltından küçük canavarın beslenmesi gerektiğini bilir ve diğer her şeyi aklından
      çıkarır. Daha önce belirttiğim gibi insanların sigara içmeye devam etmelerinin nedeni
      vücuttaki nikotin miktarı azalır azalmaz ortaya çıkan yoksunluk ve güvensizlik
      duygusundan korkmalarıdır. Bu korkunun farkında değilseniz korkunuz yok demek değildir.
      Bir kedi için önemli olan oturduğu yerin sıcak olmasıdır, yerin altındaki kalorifer borularının
      nerelerden geçtiğini bilmesi gerekmez, siz de aynı şekilde bu mekanizmayı anlamak
      zorunda değilsiniz.

      Sigarayı bırakmamızı güçleştiren ana unsur beynimize işlenmiş asılsız inançlardır.
      İçinde büyüdüğümüz toplumun beynimize işlediği bu inançlara bir de bağımlılığımızın
      yarattığı diğer boş inançlar fakat en önemlisi arkadaşlarımız ve yakınlarımızın beynimizi
      yıkayarak inanmamızı sağladıkları aldatmacalar eklenir.

      Sigaraya başlamamızın tek nedeni sigara içen diğer insanlardır. İçmezsek bir
      şeyden yoksun kaldığımızı sanırız. Alışmak için o kadar zahmet çektikten sonra o yoksun
      kalınan şeyin ne olduğunu kimse bilmez. Ne zaman sigara içen bir insan görsek “bu işte
      kesin bir şey olmalı, yoksa içmezdi” diye düşünürüz. Sigarayı bıraktığımız zaman bile bir
      parti yada toplantıda sigarasını yakan birini görünce içimizi bir yoksunluk duygusu kaplar
      “o kendini güvenli hissediyor, yakıveriyor bir tane” diye kıskanırken sigaraya yeniden
      başlayıveririz.

      Bu aldatmacaların etkisini hafife almamamız gerekir. Savaş sonrası radyoda
      yayınlanan Paul Tample adındaki polisiye diziyi anımsıyorum. Çok sevilen bir diziydi. Bir
      bölümünde “ot” diye de bilinen haşhaş bağımlılığı konu edilmişti. Kötü adamlar sigaraların
      içine gizlice ot koyup satıyorlardı. Bu sigaraların kimseye bir zararı olmadı. İnsanlar
      bağımlı oldular ve sigaralardan almaya devam ettiler. (Seanslarımda yüzlerce kişi
      yaşamlarında bir kez haşhaş içmeyi denediklerini itiraf etti. Fakat hiçbiri bağımlı olmamış.)
      Ben o programı dinlerken yedi yaşımdaydım. Bu benim uyuşturucu bağımlılığı konusunda
      edindiğim ilk bilgiydi. Bağımlılık, zorunlu olarak uyuşturucu almaya devam etmek
      düşüncesi beni o kadar dehşete düşürmüştü ki bugün haşhaşın bağımlılık
      yaratmadığından neredeyse emin olmama karşın haşhaşlı bir sigara içmeye dünyada
      cesaret edemem. Uyuşturucudan bu denli korkarken bağımlılık yaratmakta bir numaralı
      uyuşturucunun esiri olmam ne büyük bir çelişkidir. Paul Temple beni keşke sigaraya karşı
      uyarmış olsaydı! Kırk yıl sonra insanlık kanser araştırmalarına milyarlar harcarken sağlıklı
      gençleri iğrenç sigaraya itmek için trilyonlar harcanıyor ve bu işte en büyük kâr devlet
      kasalarına giriyor!

      Beynimize işlenmiş o asılsız inançları aklımızdan çıkarmak üzereyiz. Bir şeyden
      yoksun kalan sigara içmeyen değil, zavallı tiryakidir. Bütün yaşamı boyunca aşağıdaki
      unsurları tüketir:
      SAĞLIK
      ENERJİ
      VARLIK
      İÇ HUZUR
      ÖZ GÜVEN
      ÖZ SAYGI
      CESARET
      MUTLULUK

      Bu verdiği şeylerin karşılığında ise ne alır?

      Hiç sigara içmeyenlerin sürekli sahip oldukları iç huzur ve özgüvene kavuşma
      hayalinden başka KESİNLİKLE HİÇBİR ŞEY.
      -



      _____________________________

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      14 Kasım 2012 22:29:32
      8.BÖLÜM

      SİGARA ÖZLEMİNİ HAFİFLETMEK.

      Daha önce belirttiğim gibi tiryakilerin çoğu sigaranın verdiği keyif, rahatlama yada
      başka hoş bir nedenden dolayı sigara içtiklerini sanır. Aslında bu bir yanılgıdır. İnsanların
      sigara içmelerinin gerçek nedeni sigaranın özlemini gidermek zorunluluğudur.

      Sigarayı başlangıçta toplumda bize destek veren bir nesne olarak kullanırız.
      İstediğimiz zaman sigara içer istemediğimiz zaman içmeyiz. Aslında kısır döngü
      başlamıştır bile. Bilinçaltımız sigaranın bazı zamanlar keyif verdiğini çoktan öğrenmiştir.

      Bağımlılığımız arttıkça sigara özlemini giderme gereksinimimiz de artar, böylece
      sigara bizi daha çaresiz bir duruma düşürürken biz giderek sigaranın bunun tam tersini
      yaptığına inanırız. Her şey o kadar yavaş gelişir ki farkına bile varmayız. Bir önceki gün ne
      hissettiysek ertesi gün de onu hissederiz. Birçok tiryaki bağımlı olduğunu ancak sigarayı
      bırakmaya çalıştığında fark eder ve o zaman bile bağımlılığını itiraf etmez. Birkaç inatçı,
      yaşamları boyunca kafalarını kuma gömüp kendilerini ve başkalarını sigaranın keyifli
      olduğuna inandırmaya çalışır.

      Yüzlerce gençle aşağıdaki konuşmayı yaptım.
      Ben: Nikotinin bir uyuşturucu ve sigara içmenizin tek nedeninin bırakamamanız
      olduğunun farkında mısınız?
      Genç: Ne kadar saçma! Ben zevk alıyorum. Almazsam bırakırım.
      Ben: İstediğiniz zaman bırakabileceğinizi kanıtlamak için bir haftalığına sigarayı
      bırakın o zaman.
      Genç: Gerek yok. Zevk alıyorum. İstersem bırakırım.
      Ben: Kendinize bağımlı olmadığınızı kanıtlamak için bir hafta sigara içmeyin.
      Genç: Neden bırakayım ki? Zevk alıyorum.

      Dediğim gibi tiryakiler stres veya can sıkıntısı halinde yada konsantre olmak veya
      rahatlamak istediklerinde yada bu faktörlerden birkaçı bir araya geldiğinde sigara
      özlemlerini gidermek isterler. Bu konuyu önümüzdeki bölümlerde detaylı olarak
      anlatacağım.
      -



      _____________________________

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      14 Kasım 2012 22:33:57
      9.BÖLÜM

      STRES

      Stres derken yalnızca yaşamın çeşitli trajedilerini değil aynı zamanda telefon
      görüşmeleri gibi sosyal olayların yarattığı veya bir annenin çocukları yüzünden girdiği
      stresli durumları ele almak istiyorum. Örneğin telefon görüşmeleri. İnsanların çoğu fakat
      özellikle iş adamları telefon görüşmelerini hafif stresli bir olaya olarak görürler. Telefonların
      çoğu memnun müşterilerden yada sizi kutlamak isteyen patronunuzdan değildir. Genellikle
      ya bir sorun vardır -bir şey ters gitmiştir- yada biri bir şey istiyordur. Sigara içen bir insan o
      anda ağzında sigara yoksa bir tane yakar. O sigarayı neden yaktığını bilmez ama bir
      şekilde kendine iyi geldiğini sanır.

      Aslında olay şudur. Farkına varmadığı halde bir stres içine girmişti zaten -bir süredir
      içmediği için sigara özlemi çekiyordu. Bu özlemi giderdiğinde diğer stres azalır ve insan
      rahatlar. O anki o rahatlama duygusu aldatmaca değildir. Sigarasını yakan bir tiryaki
      kendini bir an öncesine göre gerçekten daha iyi hisseder. Fakat daha o sigarayı içerken
      sigara içmeyen bir insandan daha fazla gergin olur, çünkü bağımlılığı arttıkça durumu
      çaresizleşir ve sigaranın verdiği rahatlama duygusu giderek azalır.

      Size şok tedavisi uygulamayacağıma söz vermiştim. Şimdi vereceğim örnekle sizi
      şok etmek değil yalnızca sigaranın sinirlerinizi yatıştırmak yerine yıprattığını vurgulamak
      istiyorum.

      Öyle bir duruma geldiğinizi düşünün ki doktor size sigarayı bırakmazsanız
      bacaklarınızı kesmek zorunda kalacağını söylüyor. Şöyle bir oturup düşünün bacaksız
      yaşam nasıl olur diye. Kendinizi bu uyarıya rağmen hâlâ sigara içen ve sonunda bacakları
      kesilen bir kişinin yerine koymaya çalışın.

      Bu tür hikayeleri çok duyar ve saçma bulurdum. Keşke bana böyle bir şey dense de
      sigarayı bıraksam diye düşünürdüm. Her gün beyin kanaması geçirmeyi, yalnızca
      bacaklarımı değil tüm yaşamımı yitirmeyi bekler olmuştum. Kendimi deli olarak değil
      yalnızca koyu bir sigara tiryakisi olarak görüyordum.

      Bu tür hikayeler saçmalık değil, bu iğrenç uyuşturucunun insanın başına neler
      açabileceğini kesin olarak ortaya koyan gerçeklerdir. Sigara yıllar geçtikçe sistemli bir
      şekilde enerjinizi ve cesaretinizi çalar ve o cesaretinizi çaldıkça siz sigaranın tam tersini
      yaptığına inanırsınız.

      Tiryakilerin akşam bir yere giderken sigaraları biterse diye korkudan girdikleri paniği
      hepimiz görmüşüzdür. Sigara içmeyenler bunu bilmezler çünkü bu duyguyu sigara yaratır.

      Siz yaşamınıza devam ederken sigara yalnızca enerjinizi çalmakla yetinmez aynı
      zamanda güçlü bir zehir olduğu için giderek sağlığınıza da zarar verir. Tiryaki nikotin
      yüzünden gerçekten ölüme sürüklendiği bir düzeye geldiğinde yalnızca sigaranın ona güç
      verdiğini ve sigarasız yaşayamayacağını sanır.

      Şunu artık anlayın ki, sigara sinirlerinizi gevşetmek yerine yavaş ama kesin bir
      şekilde yıpratır. Sigarayı bırakmanın en büyük kazançlarından biri geleceğe ve kendinize
      olan güveninizin geri gelmesidir.
      -



      _____________________________

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      14 Kasım 2012 22:37:28
      10.BÖLÜM

      CAN SIKINTISI

      Şu anda sigara içiyorsanız herhalde ben anımsatmasam sigaranızı unutmuştunuz
      bile. Sigarayla ilgili bir başka yanılgı da sigaranın can sıkıntısına iyi geldiğidir. Sigara
      içerken sürekli "ben sigara içiyorum" diye düşünmezsiniz. O, ancak uzun süre sigarasız
      kaldıktan sonra veya sigarayı azaltmaya çalışırken yada başarısızlıkla sona eren bir
      sigarayı bırakma girişiminden sonra içtiğiniz ilk sigaralarda olur.

      Aslında durum şudur: Bağımlıysanız sigara içmediğiniz zaman bir eksiklik
      duyarsınız. Kendinizi sizi strese sokmayacak bir şekilde oyalarsanız uzun süre nikotin
      eksikliği duymadan dayanırsınız fakat canınız sıkıldığında hiçbir şey size sigarasızlığın
      verdiği sıkıntıyı unutturamaz ve canavarı beslersiniz. Sigaraya şu anda çok düşkünseniz
      (yani sigarayı bırakmayı yada azaltmayı düşünmüyorsanız) sigara yaktığınızı bile fark
      etmezsiniz. Pipo içinler ve sigara saranlar bile hazırlıklarını otomatik olarak farkında
      olmadan yaparlar. Bir tiryaki o gün içtiği sigaraları anımsamaya çalıştığında yalnızca küçük
      bir bölümünü anımsayabilir -örneğin günün ilk sigarası yada yemek sonrası sindirim
      sigarası.

      Sigara aslında dolaylı yoldan can sıkıntısını arttırır çünkü sigara insanı zamanla
      uyuşuk bir hale getirir. Sigara içenler enerji veren aktivitelere zaman ayırmak yerine can
      sıkıntısı içinde oturup sigara özlemlerini giderirler.
      -



      _____________________________

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      15 Kasım 2012 22:47:21
      11. BÖLÜM

      KONSANTRASYON

      Sigaranın konsantrasyona yardımcı olduğu bir yanılgıdır.

      Bir şeye konsantre olmaya çalıştığınızda aklınızı başka bir yere çekecek her şeyden
      otomatik olarak kaçınmaya çalışırsınız, örneğin üşüdüğünüzü yada sıcak geldiğini fark
      etmezsiniz. Oysa sigara içenler özlem çekmeye başlarlar: Küçük canavarı beklemeleri
      gerekir. Konsantre olmaya çalıştıklarında düşünme gereği bile duymadan otomatik olarak
      sigaralarını yakarlar, böylece özlemleri biraz giderilmiş olur, yapmaları gereken işi yaparlar
      ve bu arada sigara içtiklerini unutmuşlardır bile.

      Sigara konsantrasyon yeteneğini artırmaz. Tam tersine yok bile eder, çünkü bir süre
      sonra sigara özlemi başlar, tiryaki daha çok sigara içer ve sorun artar.

      Konsantrasyonu azaltan bir başka unsur ise yavaş yavaş doldurduğumuz zehirle
      damarlarımızın tıkanıp beynimizin yeterli oksijen alamamasıdır. Bu işlemi tersine
      çevirdiğinizde konsantrasyonunuz ve hayal gücününüz önemli bir ölçüde artacaktır.

      Benim sigarayı "irade yöntemi" ile bırakma çabalarım konsantrasyon yüzünden
      başarısızlığa uğruyordu. Gerginlik ve moral bozukluğuyla başa çıkabiliyordum ama güç bir
      şeye konsantre olmaya çalıştığımda sigarayı çok arıyordum. Muhasebecilik sınavlarımda
      sigara içemeyeceğimi öğrendiğimde girdiğim paniği çok iyi anımsıyorum. Daha o zamanlar
      bir biri ardına sigara içiyordum ve üç saat boyunca sigarasız konsantre olamayacağıma
      inanıyordum. Bunlara rağmen sınavların hepsini geçtim ve sınav süresince hiç sigara
      düşündüğümü anımsamıyorum. Demek ki zorunlu olunca sigarasız yapabiliyormuşum.

      Tiryakilerin sigarasızlığa alışma süresinde konsantre olmakta çektikleri güçlükler
      nikotin eksikliğinden kaynaklanmaz. Sigara içEn bir kişi konsantre olmaktan beyni durduğu
      zaman ne yapar? Daha yakmamışsa hemen bir sigar yakar. Fakat sorununu bu şekilde
      kesinlikle çözemez; o zaman ne yapar? Yapması gereken şeyi: Sigara içmeyen insanlar
      gibi sorununa bir çözüm yolu bulmaya çalışır. Bir tiryaki sigaraya hiçbir zaman toz
      kondurmaz: "Tiryakiler sigara yüzünden değil üşüttükleri için öksürürler." Sigarayı bırakır
      bırakmaz yaşamında ters giden her şeyin sigara içmemesinden kaynaklandığına inanır.
      Kafası durduğu bir anda uğraşmaya devam edeceğine "bir sigara içebilseydim sorunum
      çözülürdü" diye düşünür. Derken sigarayı bırakma kararını sorgulamaya başlar.

      Sigaranın konsantrasyonu artırdığına gerçekten inanıyor ve sigarasızlıktan dolayı
      sıkıntı çekiyorsanız hiçbir zaman konsantre olamazsınız. Sorun nikotin eksikliğinin yarattığı
      fiziksel bir şeyden değil güvensizlikten kaynaklanıyor. Unutmayın: Sigaranın eksikliğini
      sigara içenler duyar içmeyenler değil.

      Son sigaramı söndürüp günlük sigara tüketimimi bir gecede yüzden sıfıra indirdiğim
      zaman konsantrasyon konusunda hiçbir güçlükle karşılaşmadım.
      -



      _____________________________

    • Onbaşı
      30 Mesaj
      17 Kasım 2012 00:49:32
      12. BÖLÜM

      RAHATLAMA

      Tiryakilerin çoğu sigaranın kendilerini rahatlattığına inanır. Oysa nikotin kimyasal bir
      uyarıcıdır. İki tane sigara içtikten sonra nabzınızı tuttuğunuzda yükselmiş olduğunu
      görürsünüz.

      Çoğu tiryakinin en çok sevdiği sigaralardan biri yemek sonrası içilen sindirim
      sigarasıdır. Yemek zamanı işimizi bırakır, oturur, dinlenir, bir şeyler yer, içer her bakımdan
      rahatlar ve tatmin oluruz. Fakat zavallı tiryaki rahatlayamaz, o bir de başka bir açlığı
      dindirmek zorundadır. O sigarayı pastanın kreması olarak görür oysa aslında küçük
      canavar yemek istiyordur.

      Sigara içen bir kişi hiçbir zaman tam olarak rahatlayamaz ve yıllar geçtikçe durumu
      daha kötüye gider.
      Bu dünyadaki en gergin insanlar sigara içmeyenler değil elli yıl devamlı sigara içmiş
      sık sık öksüren, balgam tüküren, yüksek tansiyonlu ve sürekli gergin olan yöneticilerdir. Bu
      noktada sigaranın yarattığı açlığın bir kısmını bile doyuramaz olur.

      Genç bir muhasebeciyken aile kurduğum yılları anımsıyorum. Çocuklarımdan biri
      ters bir şey yaptığında yaptığı şeyle kıyaslanamayacak kadar çok sinirlenirdim. Kötü bir
      ruh tarafından yönetildiğime inanırdım. Bugün biliyorum ki o kötü ruh sigaraymış. O
      zamanlar dünyanın bütün sorunlarını omuzlarımda taşıdığımı sanırdım. Bugün dönüp
      yaşamıma baktığımda o büyük stresin nereden kaynaklandığını anlamıyorum.
      Yaşamımdaki her şey kontrolüm altındaydı, beni kontrol altında tutan tek şey ise sigaraydı.
      En çok üzüldüğün şey çocuklarımı o gerginliğime sigaranın neden olduğuna bugün bile
      inandıramamam. Ne zaman bir tiryakinin sigara içmesini haklı çıkarmaya çalıştığını
      duysalar beni iğnelerler: "Ah, sigara beni o kadar çok rahatlatıyor ve sakinleşmemi sağlıyor
      ki!"

      İngiltere'deki evlat edinme büroları birkaç yıl önce sigara tiryakilerine çocuk
      vermeme tehdidinde bulunduğunda öfkeli bir adam telefon etti. "Büyük bir hata
      yapıyorsunuz. Ben çocukken anneme onaylamayacağı bir konu açmak istediğimde hep bir
      sigara yakmasını beklerdim, çünkü o zaman daha sakin olurdu." dedi. Acaba annesiyle
      neden sigara içmediği bir zaman konuşmuyordu? Tiryakiler bir restoranda hoş bir yemek
      yedikten sonra bile sigara içmedikleri zaman neden o kadar gergin olurlar? Sigara
      içmeyenler neden genellikle sakindirler? Tiryakiler neden sigarasız rahatlayamazlar?

      Bakkalda çocuğuna bağıran genç bir anne gördüğünüzde dışarıya çıkmasını bekleyin.
      Çıkar çıkmaz bir sigara yakacaktır. Tiryakileri özellikle sigara içmedikleri zamanlarda
      izlemeye başlayın. Ellerinin ağızlarının yakınlarında olduğunu, parmakları veya saçları ile
      oynadıklarını, ayaklarıyla tempo tuttuklarını yada ağızlarını sıkı sıkıya kapattıklarını
      göreceksiniz. Tiryakiler sakin değillerdir. Tam anlamıyla sakinleşmenin ne olduğunu
      unutmuşlardır bile. Sizi bekleyen birçok keyiften biri de budur.

      Bütün bu sigara konusu, et yiyen bir bitkinin içine sıkışmış bir sineğe benzetilebilir.
      Sinek önce nektarı içer, farkında olmadığı bir anda çiçek sineği yemeye başlar. Çiçekten
      dışarı çıkmanın zamanı gelmedi mi?
      -



      _____________________________

Reklamlar
https://ad.doubleclick.net/ddm/trackimpj/N103003.2
-x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.