DonanımHaber'de AraYENİ GELİŞMİŞ ARAMA
ForumBu Bölümde Ara
ölüm üzerine yazılan şiirler!!! (önemli)
65
Cevap
1
Favori
94.917
Tıklama
Tüm Forumlar >> Sinema - Dizi - Televizyon - Müzik - Kitap >> Kitap >> ölüm üzerine yazılan şiirler!!! (önemli)
Sayfaya Git:
Sayfa: 1 2 sonraki >>>
Giriş
Mesaj
    • Yüzbaşı
      465 Mesaj
      02 Haziran 2006 18:50:46
      arkadaşlar ben Türkçe öğretmenliği bölümünde okuyorum. Ölüm şiirleri üzerine bir çalışma yapacağım. yardımcı olursanız sevinirim. şiirleri yazarken şairleri yazmayı ihmal etmeyelim... ilk şiir benden olsun!!!

      Otuz Beş Yaş / Cahit Sıtkı Tarancı
      Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
      Dante gibi ortasındayız ömrün.
      Delikanlı çağımızdaki cevher,
      Yalvarmak yakarmak nafile bugün,
      Gözünün yaşına bakmadan gider.

      Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
      Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
      Ya gözler altındaki mor halkalar?
      Neden böyle düşman görünürsünüz,
      Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

      Zamanla nasıl değişiyor insan!
      Hangi resmime baksam ben değilim.
      Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
      Bu güler yüzlü adam ben değilim;
      Yalandır kaygısız olduğum yalan.

      Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
      Hatırası bile yabancı gelir.
      Hayata beraber başladığımız
      Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
      Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

      Gökyüzünün başka rengi de varmış!
      Geç farkettim taşın sert olduğunu.
      Su insanı boğar, ateş yakarmış!
      Her doğan günün bir dert olduğunu,
      İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

      Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
      Her yıl biraz daha benimsediğim.
      Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
      Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
      Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

      N'eylersin ölüm herkesin başında.
      Uyudun uyanamadın olacak.
      Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
      Bir namazlık saltanatın olacak.
      Taht misali o musalla taşında.



      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi halilgulen -- 2 Haziran 2006; 18:51:26 >
      _____________________________

      kusura bakma yine gecikmişim,
      sevgiye on, ölüme beş...
    • Yüzbaşı
      610 Mesaj
      02 Haziran 2006 22:47:26
      SESSİZ GEMİ

      Artık demir alma günü gelmişse zamandan,

      Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

      Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

      Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

      Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,

      Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

      Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

      Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!

      Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;

      Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.

      Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

      Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

      Y.Kemal Beyatlı

      Bu da benden olsun.


      _____________________________

    • Yüzbaşı
      643 Mesaj
      02 Haziran 2006 23:59:15
      ÖLÜNÜN ODASI

      Bir oda , yerde bir mum , perdeler indirilmiş;
      Yerde çıplak bir gömlek , korkusundan dirilmiş.
      Süt beyaz duvarlarda , çivilerin gölgesi;
      Artık ne bir çıtırtı , ne de bir ayak sesi....
      Yatıyor yatağında , dimdik , upuzun , ölü ;
      Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
      Bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
      Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
      Son nefesle göğsü boş, eli uzanmış yana;
      Gözleri renkli bir cam , mıhlı ahşap tavana.
      Sarkık dudaklarının ucunda bir iz var;
      Küçük bir çizgi , küçük , titreyen bir an kadar.
      Sarkık dudaklarında sırlı titrek bir an;
      Belli ki birden bire gitmiş çırpınamadan.
      Bu benim kendi ölüm , bu benim kendi ölüm..
      Bana geldiği zaman , böyle gelecek ölüm....

      NFK

      ************

      BÜYÜK RANDEVU

      Büyük randevu ... Bilsem nerede , saat kaçta ?
      Tabutumun tahtası , bilsem hangi ağaçta ?

      NFK


      ************

      İŞİM ACELE

      Gökte zamansızlık hangi noktada?
      Elindeyse yıldız yıldız hecele !
      Hüküm yazılıyken kara tahtada
      İnsan yine çare arar ecele !

      Gençlik ... Gelip geçti... bir günlük süstü ;
      Nefsim doymamaktan dünyaya küstü.
      Eser darmadağın , emek yüzüstü;
      Toplayın eşyamı işim acele !

      NFK

      *************

      Vasiyet

      Dostlarım, toplanın öldüğüm zaman;
      Riyayı, o günlük bir yana atın!
      Tutunuz tabutumun bir kenarından;
      Bir derin çukura beni fırlatın!
      Kalınca büsbütün sizden uzakta,
      Vücudum çürürken kara toprakta,
      Uzanın rahatça sıcak yatakta
      Yaşamak gururu içinde yatın!

      Yüz yüze getirmez bizi asırlar,
      Meydana vurulsun saklanan sırlar
      Sayılsın şahsıma ait kusurlar.
      Korkmayın içine yalan da katın!

      Anlayım: Kimlermiş dost sandıklarım;
      Muhabbetlerini kıskandıklarım?
      Anlayım: Ne boşmuş inandıklarım;
      Şu yalan hayatı bana anlatın!

      Dostlarım, anmayın artık adımı!
      Siliniz gönülden eski yadımı!
      Kırınız, sonuncu itimadımı:
      Ölünce bir daha aldatın beni!

      Orhan Seyfi ORHON

      ********


      Buluşmak hayat denen sebebsiz savaş için
      Yaşamak en sonunda dikilen bir taş için
      Bütün ızdırapların işte en korkuncu bu
      Bir avuç toprak olmak düşünen bir baş için.

      İster bizi bir toz yap savur mahşer yerinde
      İster sürü çöp gibi tufanların yelinde
      Sonunda bir varlığa ulaştır da Allah'ım
      Bırakma tabiatın merhametsiz elinde

      Orhan Seyfi ORHON


      ***************

      UZUN BİR ISTIRABIN SONUNDA
      VE BİR SAADET ÂNINDA GELECEK
      ÖLÜMÜN TÜRKÜSÜ

      Bir sahile varacak günlerimiz..
      Günler ki namütenahi ıstırap.
      Kalmayacak bugünkü hasta, harap
      Yüzlerde bahtın karanlığından bir iz.

      Şekillenecek ruhu çeken kutup:
      Sevmek kadar tatlı, yaşamak kadar
      Kısa bir ânın ötesinde bahar.
      İşte o dem ki bir ömrü unutup

      Açacağız nurdan kapılarını
      Bugün vadedilen cennetimizin.
      En güzel, en son memleketimizin
      Bulacağız ışıktan pınarını.

      Gün vuracak baktığımız her yüze
      Ve kızlar, kucaklarında çiçekler,
      Ebedi baharı getirecekler
      Bu yeniden başlayan ömrümüze.

      Orhan VELİ

      ***************

      ÖLÜME YAKIN

      Akşam üstüne doğru, kış vakti;
      Bir hasta odasının penceresinde;
      Yalnız bende değil yalnızlık hâli;
      Deniz de karanlık, gökyüzü de;
      Bir acaip, kuşların hâli.

      Bakma fakirmişim, kimsesizmişim,
      —Akşam üstüne doğru, kış vakti—
      Benim de sevdalar geçti başımdan.
      Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
      Zamanla anlıyor insan dünyayı.

      Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
      Ne ettik, ne gördük şu fâni dünyada
      Kötülükten gayri?

      Ölünce kirlerimizden temizlenir,
      Ölünce biz de iyi adam oluruz;
      Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
      Hepsini unuturuz.

      Orhan VELİ




      _____________________________

    • Yüzbaşı
      465 Mesaj
      06 Haziran 2006 19:27:29
      Ölümlü İnsanlar İçin

      Hepiniz öleceksiniz!
      Tanrı katına çıkacaksınız utanmadan!
      Ruhlarınız koyup kaçacak sizi!
      Topraklara gömüleceksiniz.

      Kurtlar, böcekler, solucanlar
      Sevinçle saldıracak üstünüze.
      Elleriniz bomboş kalacak,
      Kimse bakmayacak resminize.

      Sevilmiş kadınların hayali
      Dumanlar gibi dağılacak;
      Faydaydı, şöhretti, merhametti
      Semtinize uğramayacak.

      Gözleriniz yok artık!
      Dünyamızı göremeyeceksiniz!
      Okşamak, gülmek, konuşmak
      Yok olmuş bir selde yüzeceksiniz,

      Yavaş yavaş çürüyeceksiniz.

      Cahit Külebi



      _____________________________

      kusura bakma yine gecikmişim,
      sevgiye on, ölüme beş...
    • Onbaşı
      18 Mesaj
      07 Haziran 2006 15:55:12
      Işık Gözlü




      Uyurken yüzünü seyredip yanımda,
      Tanrının büyüklüğünü görmüşüm.
      Gri gümüş telli saçların avuçlarımda,
      Kendimi dünyanın en zengini saymışım.

      Sen ey ışık gözlü sevgili,
      Senden sonrasına,
      Ölümü yazmışım...

      Eflatun






      _____________________________

    • Binbaşı
      1143 Mesaj
      07 Haziran 2006 21:18:26
      Hocam şimdi tam hatırlamıyorum ama Cahit Sıtkı nın ölüm konusunda cok şiiri var kendisi ölüm korkusuyla yaşamış ve bunuda biçok şiirine yansıtmış..Ölüm1-ölüm2-ölümden sonra vs böle şiirleri olması lazım


    • Yüzbaşı
      465 Mesaj
      07 Haziran 2006 22:09:45
      eyvallah sağol!
      ama bana birçok şairden birçok şiir lazım. zaten cahit sıtkı da benim en büyük materyellerimden biri. tekrar ilgin için saoğl...
      quote:

      Orjinalden alıntı: subsonic

      Hocam şimdi tam hatırlamıyorum ama Cahit Sıtkı nın ölüm konusunda cok şiiri var kendisi ölüm korkusuyla yaşamış ve bunuda biçok şiirine yansıtmış..Ölüm1-ölüm2-ölümden sonra vs böle şiirleri olması lazım




      _____________________________

      kusura bakma yine gecikmişim,
      sevgiye on, ölüme beş...
    • Yüzbaşı
      468 Mesaj
      08 Haziran 2006 11:40:44


      Ölümü düşünüyorum
      O büyük yalnızlık içindeyim
      Kulaklarımda duymadığım bir musiki
      Kaskatı kesilmişim, kalbim durmuş
      Artık hiç bir şeyi görmüyor gözlerim
      İçimde ne bir umut, ne yasama zevki
      Elim, ayağım buz gibi olmuş
      Olumu düşünüyorum
      Kulaklarımda duymadığım bir musiki

      Olumu düşünüyorum
      Lalelimde bir sokaktan tabutum geçiyor
      Saygı durusunda bilmediğim insanlar
      Butun pencereler acık biri kapalı
      Kederlerim, ümitlerim, hayallerim
      Ve gelen bir iki dost mezarlığa kadar
      Sonra kadınlar gözleri yaşlı
      Olumu düşünüyorum
      Butun pencereler açık biri kapalı

      Ölümü düşünüyorum
      Simdi beni gömüyorlar bak
      Ağlıyorsun, ellerinde dağ menekşeleri
      Hazin bir parıltı gözbebeklerinde
      İçin ziyanla doluyor, kahroluyorsun
      Hatırladıkça geçmiş günleri geceleri
      Bir acı ki öyle büyük öyle derinde
      Olumu düşünüyorum


      ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


      _____________________________

      denilmiştir can sağıken yurt vermeniz düşmana.

      hem sütünden,hem kanından,hem canından bu sendeki huy OĞUL!
    • Teğmen
      116 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:16:12
      ölüm üzerine yazılmış şiirler arasında 'sessiz gemi' üzerine tanımıyorum ustaca sembolik bir dille anlatılmış insanı düşündüren bir eser


      _____________________________

      Atam İzindeyiz!!!!
      Bizde Fenerbahçeliyiz......!
    • Yüzbaşı
      809 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:23:25
      Selam Olsun

      Bu dünyadan gider olduk
      Kalanlara selam olsun
      Bizim için hayır dua
      Kılanlara, selam olsun

      Ecel büke belimizi
      Söyletmeye dilimizi
      Hasta iken halimizi
      Soranlara, selam olsun

      Tenim ortaya açıla
      Yakasız gömlek biçile
      Bizi bir asan vech-ile
      Yunanlara, selam olsun

      Azrail alır canimizi
      Kurur damarda kanımız
      Yuyacağın, kefenimiz
      Saranlara, selam olsun

      Sala verile kasdımıza
      Gider olduk dostumuza
      Namaz için üstümüze
      Duranlara, selam olsun

      Dünyaya gelenler gider
      Hergiz gelmez yola gider
      Bizim halimizden haber
      Soranlara, selam olsun

      Miskin Yunus söyler sözün
      Yas doldurmuş iki gözün
      Bizi bilmeyen ne bilsin
      Bilenlere, selam olsun

      Yunus Emre


      ---------------------
      Geldi Geçti Ömrüm Benim

      Geldi Geçti Ömrüm Benim
      Şol Yel Esip Geçmiş Gibi
      Hele Bana Şöyle Geldi
      Şol Göz Yumup Açmış Gibi

      İşbu Söze Hak Tanıktır
      Bu Can Gövdeye Konuktur
      Bir Gün Ola Çıka Gide
      Kafesten Kuş Uçmuş Gibi

      Miskin Âdem Oğlanını
      Benzetmişler Ekinciye
      Kimi Biter Kimi Yiter
      Yere Tohum Saçmış Gibi

      Bir Hastaya Vardın İse
      Bir İçim Su Verdin İse
      Yarın Orda Karşı Gele
      Hak Şarabın İçmiş Gibi

      Yunus Emre
      --------------------------------------

      Bu dünya ol ahiretten içeri
      Aşıkın yeri var kimseler bilmez
      Yunus öldü diye sela verirler
      Ölen beden imiş aşıklar ölmez


      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi zargana -- 16 Ağustos 2006; 15:36:40 >
      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:38:53
      Ölüm Gelmişse

      Bitmişse
      Kızıllığını avuç avuç içtiğimiz şafaklar
      Öğleler, ikindiler çoktan geçmişse
      Bir akşamüstü garipliği
      Sarmışsa her yeri
      Güneş devrilmiş
      Renkler solmuş
      Sesler kesilmişse
      Son kuşlar da geçip gitmişlerse ufuktan
      Ve çiçekler
      Bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın
      Bil ki ölüm saati gelmiştir
      Senden uzak, kendimden uzak
      Tüm umutlardan ve her şeyden uzak
      Ben ölmüşümdür uzaklarda bir yerde
      Gövdesini kurtların oyduğu
      Bir ağaç gibi devrilmişimdir
      O anı sen bileceksin herkesten önce
      Herkesten iyi sen anlıyacaksın
      Çâresizliğini, yıkılmışlığını
      Sevdiğin adamın
      Ve seni nasıl sevdiğini
      Duyacaksın derinden derine
      Belli belirsiz
      Bir gölge düşecek gözlerine
      Fakat ağlamıyacaksın, ağlamıyacaksın
      Sen tek gelinim, sen tek kadınım
      Sen güzelim, nazlım, bebeğim
      Kadersizim sen
      Gülerken ağlayanım, ağlarken gülenim
      Varlığım, nedenim, alınyazım benim
      Elbette ağlamıyacaksın
      Çünkü sonsuzluklar
      Sonsuz sevenler içindir
      Çünkü ölüm
      Sevmeyi ve ölmeyi bilenler içindir.

      Ümit Yaşar Oğuzcan



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:41:02
      Üşür Ölüm Bile

      Bir ormanda tutup onu
      Bağladılar ağaca
      Yumdu sanki uyur gibi
      Gözlerini usulca

      Bir soğuk yel eser
      Üşür ölüm bile
      Anlatır akan kanı
      Beyaz sesiyle

      Diz çöktüler karsısına
      Sonra ateş ettiler
      Parçalanan yüreğine
      Yuva kurdu mermiler

      Bir soğuk yel eser
      Üşür ölüm bile
      Anlatır akan kanı
      Beyaz sesiyle

      Gelip kondu bir güvercin
      Ellerine o gece
      Kırmızı bir çelenk oldu
      Bileğinde kelepçe

      Bir soğuk yel eser
      Üşür ölüm bile
      Anlatır akan kanı
      Beyaz sesiyle

      Ülkü Tamer



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:43:49
      Ölüm

      foyası
      ömrünü
      şavkır
      ki
      ölüm
      de
      özünde
      aykırı
      aşktır.

      Metin Altıok



      _____________________________

    • Binbaşı
      1397 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:45:14
      Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is,
      Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
      Beni bilimle anla iki gözüm, felsefeyle anla,
      Ve tarihle yargıla...

      Bal değildir ölüm bana,
      İdam gül değildir bana,
      Geceler çok karanlık,
      Gel düşümdeki sevgilim,
      Ay ışığı yedir bana...

      Ahh... Ben hasrete tutsağım,
      Hasretler tutsak bana
      Bıyığımdan gül sarkmaz,
      Bıyık bırakmak yasak bana,
      Mahpus bana, sus bana.
      Yağlık ilmek boynuma...
      Sevgili yerine
      Koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım,
      Ve sonra sabırla beklerim,
      Bulutları çekersiniz üstümden,
      Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız,
      Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana...
      Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim,
      Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum,
      Gözlerimde güneş koşar,
      Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma...

      Duygu bana, öykü bana,
      Roman gibi her an bana
      Hücremde yalnızım gel,
      Gel düşümdeki sevgilim,
      Soyunup hazırlan bana.

      Biraz sonra asmaya götürecekler beni,
      Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni,
      Hoşçakalın sevdiklerim;
      Dört mevsim, yedi kıta, mavi gök...
      Bütün doğa hoşçakalın...
      Hoşçakalın sevdalılar,
      Çocuklar, üniversiteliler, genç kızlar,
      Sonsuz uzay, gezegenler ve yıldızlar,
      Hoşçakalın...
      Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları,
      Sevda türküleri ve şiirler.
      Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler.
      Dağlarında yürüdüğümüz toprak,
      Yalınayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın...
      Hoşçakalın ağız tatlarım;
      Sıcak çorbam, çayım, sigaram...
      Havalandırma sıram, banyo sıram, kelepçe sıram...
      Parkamı, kazağımı, eldivenlerimi, ayakkabılarımı,
      Ve kalemimi, ve saatimi,
      Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
      Hoşçakalın, hoşçakalın...

      Dostum bana, sevdam bana,
      Soluğunu geçir bana,
      Uyku tutmuyor gözüm,
      Anılar sıraya girdi.
      Gel anne süt içir bana.

      Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar,
      Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar,
      Yedi bölge, dört deniz,
      Yedi iklim, altmış yedi şehir,
      Okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları...
      Deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar,
      Asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar,
      Ve işçiler ve köylüler...
      Hoşçakal ülkem
      Hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim,
      Hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya,
      Hoşçakalın dünyanın bütün halkları,
      Sınırlı olmayan mekâna,
      Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben;
      En sevda halimle, en yaşayan halimle,
      Gidiyorum dostlarım,
      Hoşçakalın, hoşçakalın...
      Beni yaşamımla sorgula iki gözüm,
      Beni yüreğimle, beni özümle,
      Bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,
      Tarihle anla beni,
      Ve öyle yargıla...


      Ersin Ergün


      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:46:07
      Ölüme Övgü

      Sen olmasan duyar mıydım gerçekten
      Özlem nedir acı nedir ayrılık ne
      Ölüm sana övgüler düzenleme
      Boynumun borcu olsun yürekten

      Ölüm seni seviyorum inan ki
      Hani alırsın diye sevdiğimi
      Hep korku hep tasa içindeyim
      Yani yaşamın daha içindeyim

      Ölüm seni seviyorum şaşma buna
      Sen olmasan bilir miydim hançeri
      Ölüm seni seviyorum yaklaş daha
      Yaşamın görünsün görkemli albenisi

      Ölüm seni duymasaydım derinden
      Düşünebilir miydim evreni
      Evren ki renk renk bin bir görünümde
      Saçılır şenlik fişekleri gibi

      Ölüm seni kucaklıyorum seviden
      Nelerle tanıştırmadın ki beni
      Sana borçluyum duyularımın keskinliğini
      Seni yaşadıkça varolduğumu yeniden

      Nahit Ulvi Akgün



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:48:14
      Her Şey Uzaktadır

      Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz,
      Her an peşimizden koşan gölgemiz,
      Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.
      Uzaktadır her şey; anneler, kızlar...

      Uzaktadır her şey, hep... yalnız ölüm,
      Her yerde, her an yakınımız, ölüm.

      Ahmet Muhip Dıranas



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:50:21
      Ölümü Düşünmek

      Mümkün mü ağlasın annem
      Mezarımın başucunda
      Ben sesimi çıkarmıyayım
      Hayırsız bir evlat gibi

      Bir bulut uçsun da
      Ben başımı kaldırmıyayım
      Yağmur dindikten sonra
      Gezinmiyeyim caddelerde

      Ah, mümkün mü bir güzel kadın
      Geçsin de yanımdan
      Ben seyretmiyeyim
      İçimi çekerek

      Muzaffer Tayyip Uslu



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:52:21
      Kuşun Ölümü

      Kuş damdan düşünce
      sarışın bir yürüyüşüdür artık ölümün
      bir yağmurdur açılan kuraklığa
      bir yağmurdur kulübesi nisandan
      ve onun ayaklarina dolanan o gökyüzü
      kansız yüzleridir diri kuşların
      kuş düşünce camdan

      kuş düşünce damdan
      kızlar saçlarıyla ölümü düşünürler
      uzun bacaklı tanrılar koşuşur sokaklarda
      kuş öldü herkes mi arıyor
      gençlik mi yürüyor herkese ve mi arıyor
      onun gözlerini satılan çarşılarda
      kuş öldü kanadının altındaki o yara
      yağmurun karanlığını getiriyor geceye
      yagmurun ırmaklarını getiriyor geceye
      kuş öldü
      küçücük bir yorgunluktu ölmeden önce

      öldü, kim ısıtır artık onun ellerini
      suların aynasında üşüyen ellerini
      suların saygısıyla üşüyen ellerini.

      İsmet Özel



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:54:47
      Doğunun Ölümleri

      ölüm bir aşirettir doğuda

      ay ışığı gülden hoyrat
      gölleri güzelden talandır
      ve asi , durak bilmez ağıtlarıyla
      uçsuz bucaksız turnalarını
      kat kat gurbete durmuş evvel baharla
      sevdası göçer olandır

      ve bu nasıl bir serencâmdır
      satılır umudu beye
      hasreti bir meta gibi
      ve alınandır
      ve tuzdan, bozkırdan ninelerini
      bir çığlık gibi mengeneden mengeneye
      sokup çürüten rüzgârdır

      türküsü ki eşkıyaya geniş
      ve bir kekliğe dardır
      ovayı çelen bakışlı
      ve bir fişekliğe dizilmiş
      gibi omzu kuş nakışlı ağaçlarıyla
      acıya pusu kurandır

      ölüm bir aşirettir doğuda

      Hilmi Yavuz



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:57:06
      Ölümün Yükselişi ve Çöküşü

      Ne zaman bir yakını ölse birinin,
      Onu ilk-ölüm sanır kalır o.

      Ne zaman bir sevdiği ölse birinin,
      Onu en-ölüm alır kalır o.

      Ne zaman bir saydığı ölse birinin,
      Onu hep-ölüm bulur kalır o.

      Ne zaman bir-bildiği ölse birinin,
      Onu son ölüm sayar kalır o.

      Ne zaman bir umduğu ölse birinin,
      Onu yok-ölüm duyar kalır o.

      Ne zaman bir her şeyi ölse birinin,
      Kendini ölümlerle yaşar kalır o.

      Ne zaman bir kendisi ölse birinin,
      Ölümlerde kendini yaşar kalır o.

      Özdemir Asaf



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 15:59:15
      İlâhi

      Sabahın sinleye vardım gördüm cümle ölmüş yatar
      Her biri biçare olmuş ömrün yayı varmış yatar

      Vardım bunların katına baktım ecel heybetine
      Nice yiğit muradına eremeyiben ölmüş yatar

      Yemiş kurt kuş bunu keler nicelerin bağrın deler
      Şol ufacık na-resteler gül gibice solmuş yatar

      Tuzağa düşmüş tenleri hakka ulaşmış canları
      Görmez misin sen bunları sıra bize gelmiş yatar

      Esilmiş inci dişleri dökülmüş sarı saçları
      Hepsinin bitmiş işleri emr-ü nemde ermiş yatar

      Elleridir kınalı hep karavaşları şeker-leb
      Kargı gibi uzun boylu gül yüzlü güzeller yatar

      El bağlamıştır çoğusu hep Allah'tandır umusu
      Taze kızdır kimisi alınmadan çoklar yatar

      Gitmiş gözünün karası hiç işi yoktur durası
      Kefen bezinin paresi sönüğe sarılmış yatar

      Yunus gerçek aşık isen mülke suret bezemegil
      Mülke suret bezeyenler kara toprak olmuş yatar.

      Yunus Emre



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:01:51
      Korktuğum Şey

      Gün çekildi pencerelerden;
      Aynalar baştan başa tenha.
      Ses gelmez oldu bahçelerden;
      Gök kubbesi döndü siyaha.

      Sular kesildi çeşmelerden;
      Nerden dolacak bu taş nerden,
      Nergislerin açtığı yerden
      Ey kuş uçurtmayan ejderha?

      Ne yardan geçilir, ne serden;
      Korkuyorum bu gecelerden.
      Bel bağladığım tepelerden
      Gün doğmayabilir bir daha.

      Cahit Sıtkı Tarancı



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:03:53
      Fâni Dünya

      İlk günden alıştığımız emektar aydınlık,
      Anne yüzünde, dost yüzünde, evlat yüzünde;
      Her sabah başlayan şeye doymadık,
      Düşümüz gerçeğimiz ne varsa yeryüzünde.

      Gökyüzü belledik şu ürperen maviliği,
      Başımız darda kalınca el açtığımız yer;
      Gökyüzüdür avutan akıllıyı deliyi,
      Gökyüzünde bulutlar uçurtmalar ümitler.

      Her mevsimiyle insanı ayrı ayrı saran,
      Bunca güzelliği nasıl koyup gideceğiz;
      Yaman çalacak o çalmayası saat yaman,
      Geçmiş ola bir kez yumuldu mu gözlerimiz.

      Cahit Sıtkı Tarancı




      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:06:14
      Ölüme Yakın

      Akşamüstüne doğru, kış vakti;
      Bir hasta odasının penceresinde;
      Yalnız bende değil yalnızlık hali;
      Deniz de karanlık, gökyüzü de;
      Bir acayip, kuşların hali.

      Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
      -Akşamüstüne doğru, kış vakti-
      Benim de sevdalar geçti başımdan.
      Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
      Zamanla anlıyor insan dünyayı.

      Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
      Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
      Kötülükten gayrı?

      Ölünce kirlerimizden temizlenir,
      Ölünce biz de iyi adam oluruz;
      Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
      Hepsini unuturuz.

      Orhan Veli



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:09:03
      Ölüm

      Sözünde durmadı mavi gökler;
      Gün kararıyor gitgide ölüm.
      Akşam yeli nedameti söyler;
      Nedâmet yer etti bende ölüm.

      Ne yapsam, gün doğmuyor gönlümce;
      Sudur akar kendi bildiğince,
      Hangi pencereye koşsam gece;
      Gitmiyor bu can bu tende ölüm.

      Ne vefasız geçmişten hayır var,
      Ne gelecekler imdada koşar,
      Çoktandır tekneyi aldı sular;
      Çoktandır ümitler sende ölüm.

      Cahit Sıtkı Tarancı



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:11:33
      Ölümden Sonra

      Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
      Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
      Nasıl hatırlamazsın o türküyü,
      Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
      Alıştığımız bir şeydi yaşamak.
      Şimdi o dünyadan hiç bir haber yok;
      Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
      Öylesine karanlık ki gecemiz
      Ha olmuş, ha olmamış penceremiz;
      Akar suda aksimizden eser yok.

      Cahit Sıtkı Tarancı



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:13:39
      Sessiz Gemi

      Artık demir almak günü gelmişse zamandan
      Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

      Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
      Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

      Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,
      Günlerce siyâh ufka bakar gözleri nemli,

      Bîçâre gönüller! Ne giden son gemidir bu!
      Hicrânlı hayatın ne de son matemidir bu.

      Dünyada sevilmiş ve seven nâfile bekler;
      Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.

      Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
      Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

      Yahya Kemal Beyatlı



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:15:50
      Düşünce

      Ülfet belalı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
      Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?
      İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
      Kalsaydı terkeşimde eğer tek bir altın ok
      En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.
      Dalsın yakından gözlerim artık son uykuma!
      "Yalnız duyan yaşar" sözü derler ki doğrudur;
      "Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur.
      Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,
      Bâkiyse ruh eğer dilemezdim bekasını.
      Hülyası kalmayınca hayatın ne zevki var?
      Bitsin hayırlısıyla bu beyhude sonbahar.
      Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
      Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

      Yahya Kemal Beyatlı



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:18:11
      Giderayak

      Handan, hamamdan geçtik,
      Gün ışığında hissemize razıydık;
      Saadetinden geçtik,
      Ümidine razıydık;
      Hiçbirini bulamadık;
      Kendimize hüzünler icadettik,
      Avunamadık
      Yoksa biz...
      Bu dünyadan değil miydik

      Orhan Veli



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:20:20
      Şaşırdım Kaldım

      Şaşırdım kaldım nasıl atsam adım;
      Gün kasvet gece kasvet.
      Bulutlar, sisler içinde bunaldım;
      Gök mavisine hasret.

      Olmuyor seni düşünmemek Tanrım,
      Ummamak senden medet.
      Suyun dibine vardı ayaklarım;
      Suyun dibinde zulmet.

      Kalmadı ümidin soluk ve cılız
      Işığında bereket.
      Ve ölüm, kapımda kişner, sabırsız
      Bir at oldu nihayet.

      Cahit Sıtkı Tarancı



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:22:25
      Gün Eksilmesin Penceremden

      Ne doğan güne hükmüm geçer,
      Ne halden anlayan bulunur;
      Ah aklımdan ölümüm geçer;
      Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

      Ve gönül Tanrısına der ki:
      - Pervam yok verdiğin elemden;
      Her mihnet kabulüm, yeter ki
      Gün eksilmesin penceremden!

      Cahit Sıtkı Tarancı



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:24:27
      Ölümlü İnsanlar İçin

      Hepiniz öleceksiniz!
      Tanrı katına çıkacaksınız utanmadan!
      Ruhlarınız koyup kaçacak sizi!
      Topraklara gömüleceksiniz.

      Kurtlar, böcekler, solucanlar
      Sevinçle saldıracak üstünüze.
      Elleriniz bomboş kalacak,
      Kimse bakmayacak resminize.

      Sevilmiş kadınların hayali
      Dumanlar gibi dağılacak;
      Faydaydı, şöhretti, merhametti
      Semtinize uğramayacak.

      Gözleriniz yok artık!
      Dünyamızı göremeyeceksiniz!
      Okşamak, gülmek, konuşmak
      Yok olmuş bir selde yüzeceksiniz,

      Yavaş yavaş çürüyeceksiniz.

      Cahit Külebi



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:27:04
      Sonbahar

      Fani ömür biter,Bir uzun sonbahâr olur.
      Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
      Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
      Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
      Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
      Günler hazînleşir, geceler uhrevîleşir;
      Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
      Anlar ki yolcu yol görünür serviliklere.
      Dünyanın ufku gözlere gittikçe târ olur.
      Her gün sürüklenip yaşamak ruha bâr olur.
      İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
      Bir başka mûsikîye geçiş farzeder bunu.
      Teslim olunca vadesi gelmiş zevaline,
      Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

      Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya
      Rûh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
      Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı;
      Farketmez anne toprak ölüm mâcerâmızı.

      Yahya Kemal Beyatlı



      _____________________________

    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      16 Ağustos 2006 16:27:21
      BİTER
      Kakılır bir yerde,kalır oyuncak,
      kurgular biter.
      Ölüm...o geldimi ne var korkacak?
      korkular biter.
      Fikir,açmaz artık beyinde kuyu;
      Burgular biter.
      Unuturuz hayat adlı uykuyu,
      uykular biter.
      Biter,her şey biter;ses,şekil ve renk,
      kokular biter.
      Kabir sualiyle kapanır kepenk,
      sorgular biter.


      N.F.K


      _____________________________


      Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
      Mevlanam
    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:29:21
      İlâhi

      Yalancı dünyaya konup göçenler
      Ne söylerler ne bir haber verirler
      Üzerinde türlü otlar bitenler
      Ne söylerler ne bir haber verirler

      Kiminin başında biter ağaçlar
      Kiminin başında sararır otlar
      Kimi masum kimi güzel yiğitler
      Ne söylerler ne bir haber verirler

      Toprağa gark olmuş nazik tenleri
      Söylemeden kalmış tatlı dilleri
      Gelin duadan unutman bunları
      Ne söylerler ne bir haber verirler

      Yunus der ki gör takdirin işleri
      Dökülmüştür kirpikleri kaşları
      Başları ucunda hece taşları
      Ne söylerler ne bir haber verirler

      Yunus Emre



      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi mimayınkaf -- 16 Ağustos 2006; 16:31:10 >
      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:31:50
      Sevinsin

      Aldık nasibimizi hüzünden
      İşte geldik gidiyoruz
      Sevinsin.
      Halbuki ne güzel başlamıştı hikâye
      Şerbet gibi bir gök üstümüzde.
      Ve bütün lezzetleriyle toprak
      Gözümüzde nur, dizimizde takat
      On parmağımızda on hüner vardı
      Biz onun sevgili kulları.
      Dünyasını abad eyledik
      Bir can verdi bize bin alır
      Gideriz gözümüz arkada kalır
      Sevinsin.
      Açın kapıları açın
      Gidin haber verin meleklere
      Can çekişip durmasın beyhude yere
      Elbet bir tutam ot biter üstümüzde
      Mezara göre ayağını uzatır ölülerimiz.

      Bedri Rahmi Eyüboğlu



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:34:45
      Sanatkârın Ölümü

      Gitti gelmez bahar yeli;
      Şarkılar yarıda kaldı.
      Bütün bahçeler kilitli;
      Anahtar Tanrıda kaldı.

      Geldi çattı en son ölmek.
      Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
      Yanıyor güneşte petek;
      Bütün bal arıda kaldı.

      Cahit Sıtkı Tarancı



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:37:20
      İlâhi

      Geldi geçti ömrüm benim
      Şol yel esip geçmiş gibi
      Hele bana şöyle gelir
      Şol göz yumup açmış gibi

      İş bu söze Hak tanıktır
      Bu can gövdeye konuktur
      Bir gün ola çıka gide
      Kafesten kuş uçmuş gibi

      Miskin adem-oğlanını
      Benzetmişler ekinciye
      Kimi biter kimi yiter
      Yere tohum saçmış gibi

      Bu dünyada bir nesneye
      Yanar içim göynür gibi
      Yiğit iken ölenlere
      Gök ekini biçmiş gibi

      Bir hastaya vardın ise
      Bir içim su verdin ise
      Yarın anda karşı gele
      Hak şarabın içmiş gibi

      Bir miskini gördün ise
      Bir eskice verdin ise
      Yarın anda sana gele
      Hulle donun biçmiş gibi

      Yunus Emre bu dünyada
      İki kişi kalır derler
      Meger Hızır, İlyas ola
      Ãb-ı hayat içmiş gibi

      Yunus Emre



      _____________________________

    • Yüzbaşı
      535 Mesaj
      16 Ağustos 2006 16:39:22
      Rindlerin Ölümü

      Hâfız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
      Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
      Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
      Eski Şirâz'i hayal ettiren ahengiyle.

      Ölüm âsûde bahâr ülkesidir bir rinde;
      Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
      Ve serin serviler altında kalan kabrinde
      Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.

      Yahya Kemal Beyatlı



      _____________________________

    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      16 Ağustos 2006 16:44:48
      Sessizce Ölmek
      Doğarken mi başladı benim son yolculuğum
      Ondan mı öyle geçti o garip çoçukluğum
      Masallarla düşlerle beni hep aldattılar
      Yaşadığım;en büyük yalandı biliyorum
      Boşluğu kucaklardım uzatsam ellerimi
      Düşşem diye beklerdi pusuda bir uçurum
      Kol gezerdi çevremde acılar ölüm gibi
      Ben ondan böyle kaldım,ondan karardı ruhum
      Yağmur mu yağmazdı ne,tarlalar mı çoraktı
      Neden hiç yeşermedi serptiğim onda tohum
      Şimdi ölen bir şey var içimde azar azar
      Ha söndü ha sönecek yıllar önce yanan mum
      Susmayın biliyorum,ben bir yalan dünyada
      Gürültülü yaşadım,sessizce ölüyorum


      Ümit Yaşar Oğuzcan


      _____________________________


      Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
      Mevlanam
    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 17:29:00
      Ölüm...



      Ölüm kime ne ifade edr ki
      bazen sonsuz bir karanlık kimine göre bitmeyen acıların sonu
      kimi zaman ise ufacık bi sercenin göz yaşı
      ne farkeder ki ölüm işte
      herkesin bir gün soğuk nefesini ensesinde hissedeceği ÖLÜM
      azrail denen acımasız celladın
      bedeninizden ruhunuzu söküp alması
      peki ölüm bir son mu?
      en önemlisi seni bana unutturur mu?
      ben yaşasam sen beni hatırlar mısın?
      ne ölüm seni bana unutturur
      ne de sen beni bu dünyada hatırlarsın
      imkansız bir aşkın kollarında
      sobası yanmayan buz gibi bir odada
      sigaramın son nefesinde, son nefesimde
      belki seni unuturum ümidiyle
      AZRAİL'i bekliyorum




      _____________________________

    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      16 Ağustos 2006 17:29:12
      bak şu dünyanın türlü türlü haline
      hiç kimseler çare bulmaz ölüme
      ne gelirse haktan gelir kuluna
      sabredelim gönül elden ne gelir

      ne gelirse kuluna ALLAH' tan gelir


      ---------------------------------------------

      ÖLÜM HER AKLINA GELDİGİNDE AH EDİP,VAH EDİP İNLEME
      BU HALİNLE TANRIYI İNCİTMİŞ OLACAKSIN
      ECEL KAPINI ÇALDIGI ZAMAN EVİ TELAŞE VERME
      O GELDİĞİ ZAMAN SEN GİTMİŞ OLACAKSIN




      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 17:31:05
      Vakit



      Mevsim döngüsüdür hızlanan..
      Kalp çarpıntıları gibi
      İflah olmaz artık..
      Geriye dönüşler
      Nafile bir arayıştan öte
      Müktesepleşir hayatında..
      Derin girdapların da..
      Kırık kanatlı kuş muzdaripliğinde;
      Sende sensizliğin duruşu,
      Sende umutların yok oluşu,
      Ölüm bizi ayırana kadar
      yalanı saklı...
      Zamandaysa zamansızlığın gizi var.
      Vakit ölüm ayırma vakti değil,
      Vakit yarın yok vakti...
      Yarının asla kimsenin olmadığı,
      Belkide olmayacağı vakittir.
      Vakit aslında vakitsizlik zamanıdır.
      Kimse kimseye ait değil,
      Ölüm ayırana kadar hiç değil.
      En azından yalan değildir.
      Ne sen, nede SEN...
      Hiç birisi ben ve BEN..
      Bencilleştiren zaman ve zamansızlıktır.
      Sonsuzluğun da sunulan
      Bedeninden keşfedilenler gibidir.
      Yüzünü ıslatan göz yaşlarından,
      Arındıran saklayan zaman...
      Vakit veda vaktidir.
      Yaşananlara, yalınlığa..
      Platonikliğin merceğinde büyütmeye;
      Vakit ayrılığın son çalışları saatinde;
      Vedaların körleştiği zifirilikten,
      Ay ışığıyla kurtuluşlarıdır.
      Son deminden, gem vuruluşlarına,
      Dokunuşlarını gizemlerle ayrıştırmaktır,
      Belkide vakitsizlik.
      Vakit vakitsizlik zamanıdır.
      İşte o an ölüm anıdır.
      Vakit yok, zaman hiç yok.
      Saatin son vuruşudur, o andır.
      Son bulan ölüm sessizliğidir.
      Önemsizdir her şey...
      Biten bitmiştir.
      Toprağın kucağında mutludur, vakitsizliğiyle....




      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 17:33:44
      Bacıma Ağıt



      Bu ne acele bu ne telaş sende?
      Siyah saçın, hani akmı ki bacım?
      Düşmüşsün dermansız olan bir derde
      Tabiplerde çaren yokmu ki bacım?

      Senin de el gibi bir yuvan vardı.
      Hemencik canını Azrail aldı.
      Acımadı bile dört yavrun kaldı
      Bu yaşında ölüm hakmı ki bacım?

      Yavruların hepsi sana muhtaçlar
      Derdine çaresiz kaldı ilaçlar
      Bekçindir mezara dikilen taşlar
      Yaşın otuzbeştir çok mu ki bacım?

      Sen hakkını helal ettin mi bana?
      Cenneti ihsan etsin yaratan sana
      Vicdansız Azrail kıyıyor cana
      Vefasızın karnı tok mu ki bacım?

      Genç ölüm acıdır herkes biliyor
      Açsana kolunu yavrun geliyor
      Karnı büyük toprak seni yiyor
      Doymamış mezarın aç mı ki bacım?

      Dinecek mi sandın benim bu acım?
      Sürüp gidecektir çaresiz acım
      Beni de kovacak burada hancım
      Ebedi yaşamak var mı ki bacım?

      Medine’n Rabiyye’n her gün feryatta
      Beyhan’ın Ahmet’in taze hayatta
      Sen kara toprakta onlar yatakta
      Sana yorgan,yoksa kar mı ki bacım?

      ŞÜKÜRCAN’ım ahlar çekip ağlarım
      Döktü yaprağını taze bağlarım
      Coşkun sular gibi durmaz çağlarım
      Geçeceğin köprü dar mı ki bacım?



      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gecekusu084 -- 16 Ağustos 2006; 17:34:45 >
      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 17:37:29
      Uyuyorum



      uyuyorum
      ne olacağını bilmeden
      uyanır mıyım, uyanmaz mıyım
      açılır mı gözlerim tekrar
      bu çirkin dünya yansır mı merceklere
      ya da mercek yansıtır mı
      o görmeyen gözlere

      uyuyorum
      zehirlenir miyim sobadan bu gece
      ölürsem uyanır mıyım
      ya da uyanırsam ölür müyüm

      uyuyorum
      karabasanlar ziyaretime geliyor
      ben daha korkunç rüyalar görüyorum
      kimse beni dürtmüyor
      ben de dünyadan bağımsız, bakımsız
      uyuyorum

      uyuyorum
      kaygısız ve hazırlıksız bir yolculuktur uyumak
      nasılsa kalkacaktır uyuyanlar
      ölüm onlara uzaktır
      uyku yaşama garantisidir
      nefes alıyorsundur nasılsa
      bu yaşama belirtisidir
      ama unutabilir bir hain eli
      o el belki uzanır sırtını dayadığın yastığa
      ve bitirir garantideki nefesini
      ya da sobadan sızan gaz kümesi
      ya da sobada yanan kömür esmerliği

      uyuyorum
      ben ölümü biliyorum
      ve her uykuya ölecek gibi dalıyorum



      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 17:42:16
      Bu Meleklerin Yazdigi Bir Hasrettir



      Sen ufkumda dogup da günün birakdigi aksamsin bende
      Yilan gibi kivrilip hasretimin koynuna girensin
      Bir gece yildizdan kalma isiklar yansiyinca yüzüne
      Topragin icine düsüpde kaybolan hasretsin bende

      Yanaklarimdan süzülüpde ellerime düsen damlalar bilir
      Sevginle hasretiyin anilarindan kalan dokunamadigim sensin
      En sessiz dakikalarda bile hayal ettim seni
      Ucunda ölüm bile olsa seni günahimdan kalma sevgimle sevdim

      Hesabini tutamadim üstüme dogan günesin kac gecesi var diye
      Belki yildizi günesden daha cok gördüm seni seviyorum deyince
      Bir mahkum yüregi ile ayni safta hasretiyin cenaze namazini kildim
      O günden sonra bir delikanli hüzünle yürüdüm sensiz kaldigim sevgine

      Yagmuru bekleyen bir tastan kalma hasret düser yüregime
      Dayanamam budana hersey `an´olur icimde hepside güler bana
      Bu dakikalarin icinde bogulan aklim kaderine boyun egdi ayni kiblede
      Simdi ben hasretin cenaze namazini kiliyorum musalla tasinin önünde

      Ruhum yagmalandi sensiz gecen günlerin birakdigi izlerden
      Basimi kaldiripda bakamam bulutlar andirir seni
      Sen ki bir günün birakdigi aksam yanisin
      Yanlizligim avereligine vermis kus bakisi bakiyorum kendime

      Kainati var eden ben dogmadan yazdirmis sensizligi
      Dokunamam artik yagmurun rahmetine onlar icimden gecer
      Bir gün dile gelirse bu hasret o zaman yazilir
      Mürekkebi yagmur olan meleklerin kaleminden

      Aynalardan kalma gölgemdir üflersen bütün anilarim silinir
      Artik anilarin alevden bir kivilcim sensiz yüregime
      Bu can bu hasretten düserse topraga yagmur damlasi gibi düser
      Ben onlarla ayni kitapdayim
      Bu meleklerin yazdigi bir hasrettir



      _____________________________

    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      16 Ağustos 2006 18:11:05
      son yazdığınız şiir kime ait?


      _____________________________


      Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
      Mevlanam
    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 19:09:32

      quote:

      Orjinalden alıntı: laleman

      son yazdığınız şiir kime ait?


      Hüseyin Kırkgeçit e ait..


      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 19:14:26
      ÖLÜM

      Ölüm! ...
      Dünyadaki her fani elbet ölecektir,
      Canlı dünyasının değişmez kaderidir,
      Allah Kur’an’ın’da da ölümü bildirir,
      Şu dünya denen alemden göçüştür ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Sağlam kaleler içinde saklansak bile,
      En güzel gıdaları alıp yesek bile,
      Tıp dünyasını emrimize alsak bile,
      Çare yok, her canlıya gelecek ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Ölümü unutan kalp, paslanmış sayılır,
      Dünya benim, ben ölmem diyen yanılmıştır,
      Her canlı mutlaka ölüme yakalanmıştır,
      İnsan için son değil başlangıçtır ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Yarın ölecekmiş gibi eceli bekle,
      Sen bunu yaparken de dünyadan el çekme,
      Dünya için ahiretini de yok etme,
      Ahiret dünyasının kapısıdır ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Ölümü unutan dünyada mutlu olamaz,
      Ruhu urba olan beden buna dayanmaz,
      Anatomik yapın ki, gün gelir kaldırmaz,
      Varlığın kıymetini bilmektir ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      En akıllı kul, ölümü fazla düşünür,
      En güçlü kul ölüme hazırlık görür,
      Muhammed işte ümmete böyle duyurur,
      Son değil bir başlangıç sayılmıştır ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Ölmek ki; insan için felaket değildir,
      Sonra olacağı bilmemek felakettir,
      Bunca mezar, bunca mevta da yol gösterir,
      Yeni dünyaya geçiş kapısıdır ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Ölümün bir adına da “Ecel” denilmiş,
      Ecelde; tayin edilmiş zaman bilinmiş,
      Her canlının sonunu da Allah bilirmiş,
      Allah’tan gayrisinin sonu denir ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Ölüm meleği, ne has kullar canı aldı,
      Bu ünlü, bu ünsüz, bu zengin aldırmadı,
      Görevi nedeniyle asla suçlanmadı,
      Sebeple bilinen dünya sonudur ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Yaşlı, genç, güzel, çirkin, zengin, fakir demez,
      Hakk’ın listesinde kim yazılı bilinmez,
      Ecel ki; torpille, rüşvetle engellenmez,
      Sala ile ilan edilmektedir ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Dünyaya gönül bağlayan sevmez ölümü,
      Ne çabuk unutur, az önce gördüğünü,
      Hakk yolda olanın o gün olur düğünü,
      Alimin de, cahilin de yoludur ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Ölüm için Yunus’um ne güzel demiş,
      “Ölenler ruh değil, ten ise hayvan imiş,”
      Ruhlar ki; dünyaya imtihan için gelmiş,
      Yok oluş değil başlangıç denilir ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Nasihatler istersen eğer ölüm yeter,
      Dünyaya gelen her canlı mutlaka gider,
      Akleden kul, Allah’ın sevdiğini sever,
      Okunası en güzel kitap denir ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Cansız bedeni görmedin mi musallada,
      O ölmeyecek gibi bakardı dünyada,
      Şimdi cansız, hareketsiz yatar orada,
      Liste olup sıra beklemeyendir ÖLÜM...

      Ölüm! ...
      Toprak kabulde arlı-arsız, kirli-kirsiz,
      Bağrına basmış hırlı-hırsız, denli-densiz,
      Hesaba kimse çıkamayacak deftersiz,
      Büyük yere geçiş kapısıdır ÖLÜM...

      Kabire azıksız girmek, sığmaz akıla,
      Hakk’a asi hayat sürmek yakışmaz kula,
      Her canlı doğdu ki, ölecektir Mutlaka,
      Aklı selim hayat yaşamalı yiğidim...

      Toprağa düşen her tohum yeşermedi mi?
      Topraktan gelen tekrar ona dönmedi mi?
      Sana mahşerde, dirilme var denmedi mi?
      Ölümü son görme başlangıçtır yiğidim...

      Her adım, her nefes, idrak edilmeli ki;
      Rahatça analiz et gelmişi, geçmişi,
      Ölüm alıp gitti, bilemezi bilmişi,
      Allah senin ameline bakar yiğidim...

      Allah; kulun ibadetine muhtaç değil,
      Her ibadet kurtuluş için bunu bil,
      Hem Allah, hem de şu kullar içinde sevil,
      Bu dünya bir imtihan yeridir yiğidim...

      Ölüm son dersen, iyi düşün, iyi bakın,
      Bilinmez ölüm, kime uzak kime yakın,
      Seninde birden duruverir hayat çarkın,
      Anın kıymetini bilmek gerek yiğidim...

      Çocuk yaşta ölene de bir yer olmalı,
      Yaşam denilen kutsalını yaşamalı,
      Erken ölene yoksa, güzel mükafatı,
      Bu dünyadan güzel yer olmalı yiğidim...

      Tevekkülü mevt ile hazırla kendini,
      Tez yapıver Allah’a kulluk görevini,
      Seni senden başkası bilmez, bil kendini,
      Allah’ın Peygamberi’ de ölmüş yiğidim...

      Ölüm var diye, sakın dünyayı terk etme,
      Dünya azık yeridir, kimseye zulmetme,
      Adın yaşasın yükselsin ilim ve de fende,
      Dünya ahiretin tarlasıdır yiğidim...

      Şair: Abdullah Yaşar Erdoğan



      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 19:16:53
      Yavaş Yavaş



      İşte geldik gidiyoruz,
      Çok şikayet ediyoruz
      Dostlara selam diyoruz,
      Yol görünür yavaş yavaş

      Nice badireler aştık,
      Çok yer gördük çok dolaştık
      Nihayet sona ulaştık,
      Çöl görünür yavaş.

      Soyunur sırtlardan kaput,
      Sarar bedeni çul çaput,
      Bekliyor tahtadan tabut,
      Sal görünür yavaş yavaş.

      Daha dün oynardık misket,
      Bilmem futbol, bilmem basket,
      Başımızdan düştü kasket,
      Kel görünür yavaş yavaş.

      Al tası, tarağı hac et,
      Ölümü başına taç et,
      Artık doktora ne hacet,
      Hal görünür yavaş yavaş.

      Her gelen bir gün gidiyor,
      Ölüm; “gerçek benim” diyor
      Dil ifade edemiyor,
      Lal görünür yavaş yavaş,

      Adı ölümle anılan,
      Hiç gelmeyecek sanılan,
      Şol Meleku’l-Mevt denilen,
      Kul görünür yavaş yavaş.

      Ha durdu duracak yürek,
      Dört arşın yer kazmak gerek,
      İşte kazma işte kürek,
      Bel görünür yavaş yavaş.



      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 19:19:46
      Bir Akşam Üstü



      Sensizliğin ardından ölüm gelir aklıma,
      Ölümü düşünür,
      Ölümü yaşarım,
      Ölüm yanıbaşımda,
      Ölüm başucumda,
      Ha sensizlik ha ölüm,
      Yaşamaktan kaçarım,
      Beyaz kefen sarılır bedenime,
      Sen yoksan,
      Ölümüm senin elinden olsun isterim,
      Uzak noktalara gözümü dikip,
      Seni ararken,
      Ya ölümü isterim,
      Yada seni isterim,
      Mezarlar gelir aklıma ıssız karanlık,
      Yada yanı başımdaki ölüm,
      Her akşam üstü,
      Azrail yanımda çığlığımı duy,
      Seni ölümüm ağlatmasın,
      Bir akşam üstü.



      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 19:22:31
      Bizim İçin Düşündüler Ölümü



      Gün görmemiş derinliği zindanın
      Azap dolu, ölüm dolu her an’ın
      Yaslansan duvara tutulur yanın

      Buz dağına döndürdüler ölümü
      Bizim için düşündüler ölümü…

      Suçumuz; bayrağı taşımak burca
      Yurdumun üstünde coşturmak hürce
      Göz yaşım döküldü kuruyan harca

      Sığ betona döndürdüler özümü
      Bizim için düşündüler ölümü…

      Taktılar kollara paslı zinciri
      Kan kıran yaptı pranganın kiri
      Nereden aldınız siz bu sihiri

      Çıkmazlara döndürdüler çözümü
      Bizim için düşündüler ölümü…

      Öyle muhtacız ki, kutlu bayrağa
      Kavuşmayı görev bildik otağa
      İdam sehpasında düştük toprağa

      Kan gölüne döndürdüler uzvumu
      Bizim için düşündüler ölümü…

      Dün vatan üstünde açan gülüdük
      Atıldık zindana, nemde çürüdük
      Yılmadı yürek Hak için yürüdük

      Kaf dağına döndürdüler yolumu
      Bizim için düşündüler ölümü…

      Bu devleti sevdik, yaptılar suçlu
      Karşımıza çıktı devletten güçlü (!)
      Sandık ki, sefer düzenliyor haçlı

      Aşk gölünde söndürdüler közümü
      Bizim için düşündüler ölümü…

      “Türküz” dedik, yedik “ırkçı” damgası
      Ekmeğe kattılar odun yongası
      Özel hazırlanmış “ölüm mangası”

      Zehir katıp çürüttüler gönlümü
      Bizim için düşündüler ölümü..

      Yaprak yaprak açın takvimi bakın
      Her sayfada yazar Hak için akın
      Lakin kaş üstüne göz yapma sakın

      Atom bombası sandılar sözümü
      Bizim için düşündüler ölümü…

      Özütürk der, ilk ben uğradım hınca
      Ezdiler, devleti baba bilince
      Haddimi aşmışım vatan sevince

      Yine sevdim, korkutamaz gözümü
      Bizim için düşündüler ölümü…



      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 19:27:28
      Su Gibidir Ölüm



      SU GİBİDİR ÖLÜM

      Su gibidir ölüm, renksiz, kokusuz ve berrak.
      Ecel dolunca her nefis, ölümü tadacak mutlak.

      Su gibidir ölüm, temiz, saf, elzem ve aziz.
      Ölüm meleği ayrım yapmaz, dinlemez siz-biz.

      Su gibidir ölüm, hayatın içinde ama çok farklı.
      Ölümden kaçış yok, ister garplı ol, ister şarklı.

      Su gibidir ölüm, hep bize, hep bize doğru akar.
      Bütün yolların sonu yalnız, yalnız ölüme çıkar.

      Su gibidir ölüm, kurumuş toprağa can verir.
      Bütün canlar, ancak öldükten sonra dirilir.

      Su gibidir ölüm, su gibidir ölüm, su gibidir.
      Malına, evladına güvenme, hepsi gidicidir.

      Su gibidir, su gibidir, Müslüman için ölüm.
      İşte bu yüzden, bebekler gibi hoştur gönlüm.

      Su gibidir ölüm, şehâdetle ecel şerbeti içenlere.
      Din-i Mübin-i İslam için kendinden geçenlere



      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 19:30:06
      Ölüm zamanı



      Ecel gelip çalınca kapını
      Musalla taşına konduğun an
      Ecel gelip çalınca kapını
      Ne kıpranış, ne kalır can

      Götürüler seni dört kollu tabutla
      Vurursun başını o cismi tahtaya
      Gidiyorum öldüm ben deyip
      İmam'da kıldırır son namazı

      Tabuta konunca gelirsin kabristana
      Sadece bedeni bir kefen sarar
      Üstüne kara toprak yorgan olur
      Bir doğan ki ölümle son bulur

      Bırakıp giderler seni
      Rabbinle, sualle başbaşa
      Ölümden kaçış yok
      Doğarsın, yaşarsın ölürsün
      Sonunda kara toprağa gömülürsün

      Kim kaçmış ölümden gösterin
      Eğer dolmuşsa ecel defterin
      Ne bir an çok, ne bir an az
      Yaşarsın, fanisin ölürsün

      Bu aleme kimler kondu, kimler göçtü
      Fatihler,süleymanlar, osmanlar, aslanlar
      Dünya kurulalı aktı oluk,oluk kanlar
      İnsan ölüme yenik düştü
      Bu sonsuz bir göçtü

      Dağı devirdi ölümü gördü
      Demiri büktü ölümü gördü
      Kibiri çoktu ölümü gördü
      Kaçamadı, kaçamadı hiç kaçamadı

      Sevdi, sevildi ölümü tattı
      Açtı,toktu ölümü tattı
      Mala, mal kattı ölümü tattı
      Kurtulamadı ölümden, kurtulamadı ölümden

      O ulu Muhammed' ki dünyasını değiştirdi
      Bir çok islam talebesi yetiştirdi
      Ne uhudlar, ne bedirleri geçiştirdi
      Hakkına kavuştu ölümü buldu

      Ölüm ikinci yaşamdır bunu bilin
      Aklınızdan başka şeyleri silin
      Öbek, öbek gelen ölüm denen selin
      İnsan ölüme yenik düştü
      Bu sonsuz bir göçtü
      Sevabın var karşılığı orada
      Günahın karşılığı var orada
      Bir alem ki
      Ahiret, sonsuzluk orada



      _____________________________

    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      16 Ağustos 2006 20:21:46

      quote:

      Orjinalden alıntı: gecekusu084



      Alıntıları Göster



      Hüseyin Kırkgeçit e ait..

      Teşekkürler


      _____________________________


      Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
      Mevlanam
    • Çavuş
      63 Mesaj
      16 Ağustos 2006 20:24:34
      Ölüm Dörtlüğü

      Ölüm her aklına geldiğinde ah edip vah edip inleme

      bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın

      Ecel kapını çaldığı zaman evi telaşa verme

      o geldiği zaman sen gitmiş olacaksın



      Yusuf HAYALOGLU




      < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Pckopatimben -- 16 Ağustos 2006; 20:27:05 >
      _____________________________

      Bu günde ölmedim anne
    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 23:10:37

      quote:

      Orjinalden alıntı: laleman



      Alıntıları Göster


      Teşekkürler


      rica ederim.
      =================================================================
      Seninde mi Ellerin Ölümle Tutuşmuş



      bekliyorum
      dudaklarıma yapışmış dualarla
      bir düştü belki
      çocukluğumda kaybettiğim
      sevinçlerimdi iç benimde ağlayan
      her gece başka bir düşe çarpar yüreğim
      umutsuz bekleyişlerle avunurdu gözlerim
      seninde mi ellerin ölümle tutuşmuş
      bırakıp git çok bile kalmışsın
      bir sen kaldın giden gidene
      kayıp bir şehrin orta yerindeyim
      artık yapacak bir şey kalmadı
      uyandım rüyadan acıtsa da
      takıldı gözlerim gidenlerin peşine
      yine havada mı kalmış ellerim
      tut bırakma ellerimi ölüm meleği
      hey taktım maskemi gülüyorum
      kanıma karışıyor sessizce
      aldığım soğuk nefesin
      içime yine ölüm geliyor
      ü ş ü y o r u m
      galiba bende yavaş yavaş
      ö l ü y o r u m



      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 23:14:12
      Ölümü herkes tadar



      Sağlam,hasta, yatalak, farketmez genç ihtiyar
      Hayatın çilvesi bu, üzülür her bahtiyar
      Ne kadar da sevilse, terkedilir bu diyar
      Mutlaka öleceksin, yaşasan da bin sene

      Ölümü herkes tadar, ölür can da insan da
      Yüksek kaleye çıksan, sağlam yerde olsan da
      Gelip seni bulacak, beklemediğin anda
      Kaçsanda gizlensen de, ölüm konar ensene

      Yok bunun başka yolu, her lahza bitiyorsun
      Doğduğun günden beri, yoldasın gidiyorsun
      Gördüğün bir seraba, malım mülküm diyorsun
      Onlar seni kurtarmaz, Allah’a güvensene

      Fazla uzakta değil, son durak şu ilerde
      Yolculuk noktalanır, seçmediğin bir yerde
      Nerede annen baban, nice dostların nerde?
      Dostlarından bir çoğu burdaydı geçen sene

      Mikdat der en kötü şey, unutmaktır ölümü
      Ölümü unutanlar, mubah sayar zulümü
      Ölüm bağladı benim, ayağımı kolumu
      Ölüm seni kolluyor, sen de ona dönsene



      _____________________________

    • Binbaşı
      1517 Mesaj
      16 Ağustos 2006 23:16:42
      Baba



      Dünya ne, ben kimim, gün nere akar?
      Ölüm nerde saklı, ruh nasıl yaşar?
      Bu sevda sadece beni mi yakar?
      Tutuştu ocağım, toprağım, obam...
      SENİ arıyorum nerdesin BABAM? ..

      Her şey baş kaldırdı isyan var bugün...
      Konuşmak, ağlamak, gülmek ar bugün...
      Koca dünya bile bana dar bugün...
      Asi yüreğimi nasıl bastırsam...
      SENİ özlüyorum nerdesin BABAM? ..

      İhtiyar zamanı çeksem hesaba.
      Dayanmaz yüreğim bunca azaba,
      Komşu etsin MEVLA'm seni Ashab-a,
      Yüreğimi nasıl, nerde sustursam...
      SENİ anıyorum nerdesin BABAM?



      _____________________________

    • Yarbay
      2344 Mesaj
      17 Ağustos 2006 13:43:22
      Ölüme Övgü

      Sen olmasan duyar mıydım gerçekten
      Özlem nedir acı nedir ayrılık ne
      Ölüm sana övgüler düzenleme
      Boynumun borcu olsun yürekten

      Ölüm seni seviyorum inan ki
      Hani alırsın diye sevdiğimi
      Hep korku hep tasa içindeyim
      Yani yaşamın daha içindeyim

      Ölüm seni seviyorum şaşma buna
      Sen olmasan bilir miydim hançeri
      Ölüm seni seviyorum yaklaş daha
      Yaşamın görünsün görkemli albenisi

      Ölüm seni duymasaydım derinden
      Düşünebilir miydim evreni
      Evren ki renk renk bin bir görünümde
      Saçılır şenlik fişekleri gibi

      Ölüm seni kucaklıyorum seviden
      Nelerle tanıştırmadın ki beni
      Sana borçluyum duyularımın keskinliğini
      Seni yaşadıkça varolduğumu yeniden


      Nahit Ulvi Akgün



      _____________________________

Sayfa: [1] 2   sonraki >     >>
Tüm Forumlar >> Sinema - Dizi - Televizyon - Müzik - Kitap >> Kitap >> ölüm üzerine yazılan şiirler!!! (önemli)
Sayfaya Git:
Sayfa:
Facebook Sayfamız
Foruma Git
Bölümde Ara
Reklamlar
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.