Şimdi Ara

DEV AŞIK MEMO ŞİİRLERİ!!!

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
15
Cevap
3
Favori
26.184
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
0 oy
Öne Çıkar
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Ünlü çizerm memo tembel çizerin bir karakteri şu an uykusuz dergisinde de var hep alıyorum geçen yazmıştım bir tane daha arşivini buldum sizlerle paylaşıyorum alıntıdır...
    Kendisi sansürlü zaten ayıp bişey yok sanıyorum

    Varmola

    Aşık Memo fik elinde dolanır
    Aklı damcık hayaliyle bulanır
    "Domal dilber" demeye de utanır
    Otuzbirden başka çıkar varmola?..

    Memo'da bir fik var kimse tanımaz
    Kaşınsa daşşağı kimse kaşımaz
    Abazanlık yükün kimse taşımaz
    Benden daha otuzbirci varmola?..

    Biri dese ki "domaldım, haydi sok"
    Memo için sokmaktan başka iş yok
    Aslen otuzbire benim karnım tok
    Lakin "domaldım, sok" diyen varmola?..

    Memo'nun barrağı olmuş bir kaya
    Yürürken korkarım deyecek aya
    Ne bu ay dam var ne, gelecek aya
    Oniki ay o'sbir çeken varmola?..

    Sabah akşam Memo otuzbir çeker
    Çeker amma, damcık diye iç çeker
    Belli, otuzbir değil de gam çeker
    Hem damsız hem gamsız yiğit varmola?..

    Memo'nun fik alev aldı yanıyor
    Yüreğinde aşk yaresi kanıyor
    Fik damcığa bir gün değer sanıyor
    Fike elden başka değen varmola?..

    Memo'yum, havaya şiir yazarım
    Bir kestane bulsam hemen çizerim
    Gordiyon düğümü olsa çözerim
    Çözemediğim şu: fik fik varmola?..

    Memo'nun fikte bir kuvvet bir güç
    Bir kalktı mı zapteylemek pek de güç
    Fikin istediği şey aslında üç:
    Bir dam, bir köt, iki dudak... Varmola?..

    Memo'nun iki daşşağı buruşuk
    Kederden alın derisi kırışık
    Avucu içinde fiki sıkışık
    Damsız fikini tutmayan varmola?..

    Aşık Memo fik elinde düşünür
    Mantar olmuş daşşakları kaşınır
    Dam bulup da domaltmaya üşenir
    Hazır domalık bir kase varmola?..

    Memo yorgun, oturmuş da dinlenir
    İkide bir zart zurt eder yellenir
    Daşşakları sıcak yerde demlenir
    Dibin tutsa farkedecek varmola?..

    Memo tutmuş barrağını sokuyor
    Sokuyor da bir yandan da soruyor:
    Yahu böyle bir şey nasıl oluyor?
    Rüyasında dam fikmeyen varmola?..

    fikfik vakti

    Gün ışığı kötten sekip göze duhul etmişse
    Orda şekil olub beyne "ben bir kötüm" demişse
    Beyincağız, eli mahkum barrağı dikeltmişse
    Anlarım ki fikfik vakti gelmiş amma geçiyor
    Ömrüm kalkan barrağımı indirmekle geçiyor

    Bana nasip olmayacak dam düşünmeden durmak
    Dam ve köt fikmek dışında birazcık hayal kurmak
    Birgün olsun barrağımı yalnız işerken tutmak
    Anladım ki fikfik vakti gelmiş amma geçiyor
    Ömrüm kalkan barrağımı indirmekle geçiyor

    Hayat kısa, sanat sonsuz, deneyim yanıltıcı
    Fikimi inceledim de şeklen pek kanırtıcı
    Hayat dururken barrağı uzatmak şaşırtıcı
    Anladım ki fikfik vakti gelmiş amma geçiyor
    Ömrüm kalkan barrağımı indirmekle geçiyor

    Memo der şikayetçiyim hep fikfik düşünmekten
    Alamıyorum kendimi lakin mastır çekmekten
    Aslında üzülürüm ben, men edilsem fikfikten
    Anladım ki fikfik vakti gelmiş amma geçiyor
    Ömrüm inik barrağımı kaldırmakla geçiyor

    gezinti

    Kaldırımda yürürken kadınlara bakarım
    Görmek için biraz köt binbir takla atarım
    Uzun ise etekler onlara çok kızarım
    Açık göbek, mini, tayt, çıplak bacak ararım..

    İncelerim onların köt ve memelerini
    İstemsiz taşlaşan şu fiki yemelerini
    "Haydi kaldır, domalt, sok, kanırt!" demelerini
    Düşünerek el cepte fikimi sıvazlarım..

    Görsem şöyle irice yuvarlacık bir kâse
    Fikim onu gösterir o nereye yönelse
    Ee, biz de gidiyoruz fik nereyi gösterse
    Kendi güzergahımdan hayli uzaklaşırım..

    Onlar da istiyorlar deli gibi fikişmek
    Dam ve barrak bir olup saatlerce yiyişmek
    Ordan geçen bir fiki tutup yolda tepişmek
    Bunları düşündükçe için için azarım..

    Kadın kısmı ister ki kendi illa naz etsin
    Erkek "aç şu kötünü, fikem" diye diretsin
    Memo ısrarcı değil, kadın ile ne etsin?
    Yoldan eve varınca otuzbirden çatlarım..

    otuzbir

    Ortalıkta gezen damlar
    Asit gibi öze damlar
    İçimde kederler gamlar
    Ancak abazanlar anlar

    Fikişmezsem şu barrağım
    Çatlarsa diye korkarım
    Taşlaşınca fik, anlarım
    Beni bir otuzbir paklar

    Otuzbiri çeker iken
    Avuçlarım sanki diken
    Bir kız olsa "yok mu fiken"
    Dese, derim fikim paklar

    Her otuzbir sonrasında
    İbrahimin sofrasında
    Yemiş gibi olurum da
    Doymuşlukla kötüm kalkar

    Memo der ki bundan kelli
    Fikişmeyeceğim belli
    Yine de var bir teselli
    Dakkada bir fikim kalkar.

    alabarrak destanı

    Küçüktüm ufacıktım
    Top oynadım acıktım
    Aniden bir şey oldu
    Barrağıma güç doldu
    Kamışa su yürüdü
    Gözümü dam bürüdü
    Yaklaştım bir kadına
    Nazar ettim damına
    Koşarak kaçtı benden
    Ben de koştum peşinden
    Baktım domalmış durur
    Kâseye şaplak vurur
    Barrağımı tutarak
    Kâseye yaptım atak
    Fakat vazgeçti birden
    Uzaklaştı fikimden
    Benim anlamadığım
    Nerede yanıldığım
    İstemiyorsa barrak
    Ne ister domalarak
    Birden çalıştı kafam
    Anlasana be adam
    Fiki tekrar dikelttim
    Köte doğru yönelttim
    Ucu bile değmeden
    Yine kaçtı önümden
    Ne kadar istesem de
    Sokamadım kötten de
    Fikim elimde kaldım
    Düşüncelere daldım
    Bu kadın pek acayip
    Vermez kendi isteyip
    Dam köt fikfikletmiyor
    Hiç mi barrak yemiyor
    Bari dedim yalasa
    Dili fike dolasa
    Bu hoş beklenti ile
    Tutup fiki elimle
    İyce yanaştım ona
    Doğrulttum suratına
    Fiki yakın görünce
    Düştü büyük dehşete
    Fırladı kaçtı ordan
    Bakakaldım ardından
    Soramadım adını
    Fikemedim damını
    Tutamadım memeden
    Yiyemedim lüleden
    O gün bu gün barrağım
    Zonklar onu ararım
    Fikim her daim kaya
    Bakıyor hep semâya
    Sanırsın çatlayacak
    Paşşaklar patlayacak
    Memo artık otuzbir
    Çekerek yaşıyacak
    Ateşin söndürmezse
    Dünyayı domaltacak

    Dedim dilber yok mu sana fik sokan
    Dedi yoktur şu an damıma koyan
    Dedim eğil bana sen ol domalan
    Dedi kolay değil dilber domaltmak

    Dedim bak barrağım kaskatı oldu
    Dedi benim dam da su ile doldu
    Dedim hah bu sefer dam görndü
    Dedi dur bakalım yok barrak sokmak

    Dedim seni tutum fike oturtsam
    Dedi fike ait yok benim tasam
    Dedim tamam işte azcık kanırtsam
    Dedi amma yaptın olmaz kanırtmak

    Dedim çok naz ettin bir damcık için
    Dedi uyuşmuyor benle niyetin
    Dedim Memo yine elinde fikin
    Otuzbir dururken niye ki sokmak...

    otobüs

    Otobüste gördüm güzel bir kadın
    Bir çift meme, bir köt, ince bir karın
    Aniden barrağım oldu kapkalın
    Baktım her yerine, hiç çekinmedim

    O iri kaseyi tutasım geldi
    Çıkarıp barrağı sokasım geldi
    Sokarken enseden öpesim geldi
    "Güzel bana domal, ver" diyemedim

    Kötün bana dönük, gözüm arkanda
    Hiç barrak isteği yok mu damında
    Dön bak duman tüten fik var ardında
    Otursa üstüne, isteyemedim

    Tişörtün belinden görünür teni
    Damcık hizasında dolanır eli
    Usulca yanaşıp deydirsem fiki
    Deyse tene fikim, erir biterdim

    Kıstırsaydım onu arka koltukta
    Yalasaydım kâseyi bir solukta
    Kavrasaydım belini, fik olukta
    Attırsaydım, şimdi düşünmez idim

    İndi güzel benden önce durakta
    Hoş bir burukluktur kalan barrakta
    "Yok mu başka güzel?" fikim merakta
    Var ya da yok, ben hep otuzbirciydim

    Aşık Memo yine fiki doğrulttu
    Barrağı bîçare, eliyle tuttu
    Otuzbir çekmekten damı unuttu
    Helâya attırmak kadermiş derim...

    daşşakların cefası

    Yaz gelince insanların kanları fıkırdıyor
    Kızların köt-göğüsleri giysilerden fırlıyor
    Fakat benim derdim büyük, sıcaklar sırtımda yük
    Donda duran daşşaklarım terledikçe terliyor

    Çıksam yola, bakmak için kadınlara kızlara
    Takılsam şöyle genişçe kâselerin ardına
    Gözlerim kötte, varmasam hiç zamanın farkına
    Biraz uzunca yürüsem daşşaklarım yanıyor

    Malumunuz daşşak hayli şefkat isteyen organ
    Kış mevsimi geçer iken don daşşak için yorgan
    Oysa yazın ter akıtan daşşak çok çeker dondan
    Teri emip meşin olan don daşşağı kesiyor

    Gönül ister daşşak için serin olsun havalar
    Lakin kışın kalın giyer, göstermez manitalar
    Gizlenir yazın görünen damlar kötler bacaklar
    Damköt-daşşak ikilemi beynimi çatlatıyor

    Memo sanki istemez mi kötleri seyreylemek
    Sergilenen göğüslere bakarak keyfeylemek
    "Damcık" deyu bağıran şol barrağını dinlemek
    Barrak dimdik lakin daşşak "aman elleme" diyor

    soku hatun, keçi, aşık atışması

    soku hatun:


    Barraaaa!.. Barrraaaaaak!...
    Barrak istiyorum!.. Barraaak!..
    Fik istiyorum!.. Fik fik istiyorum!...

    aşık memo:
    Dur dilber, bir dakika kulak ver bana...


    Barrağımın dam arzusu hayli çok
    Fakat sana sokmak niyetim hiç yok
    O halde bağırıp çağırmak niye
    Damcığa barraktan başka bir şey sok

    Havuç, hıyar, kabak, belki pırasa
    Seç al zerzevattan uzun ne olsa
    Kavun karpuz zor da, patlıcan varsa
    Zorla çeperleri, olsun karnın tok

    Memo der ki dam domaltmak çekici
    Dünya fani, fikiş fokuş geçici
    Attırmamış barrak her dem çekici
    Sert fiki tut elinle her yere sok...

    soku hatun:
    Beni doğru yola döndürdün, anladım ki ululardan bir
    ulusun Memo. Ver o mübarek eteğini öpeyim..

    keçi ve köylüler:
    -Beeeeh!.. Beeeeeeeh!..
    -Dur lan gıpraşma geççü!
    -Eyi dut olum!

    aşık memo:
    Damcık bulamazsan bile fikmeye
    Barrak hep eğilimli baş dikmeye
    Derim kalkan fiki illa bir yere
    Sokmak beyhudedir o'sbir dururken

    İstersen keçi fik, ister koala
    İstersen git orangutan kovala
    Memo der hemen fiki yakala
    Hayvan fikmek ne ki, o'sbir dururken

    keçi ve köylüler:
    -beeee beeee
    -Büyüksün Memo, ver o naçizane eteğini öpelim...

    bir köylü:
    Anladık ki yücelerden bir yücesin, gel dilersen bizim köyün aşıklarıyla
    atış Memo... İşte Damzurumlu Damrah ve Kötçeoğlan..

    aşıklar:
    Damcık ne güzel bir organ
    Barrak için sanki yorgan
    Herkesler damcığa hayran
    Köt fikene şaşırırım
    * * *
    Kötün çeperleri pek dar
    Fiki dört bir yandan kavrar
    Herkeste köt arzusu var
    Fikmem diyene inanmam
    * * *
    Köt deliği herkeste var
    Fiken kendinkin hatırlar
    Her kim fiki kötten sokar
    Topluğundan kıllanırım
    * * *
    İlla ki damcık diyorsun
    Köte hiç el etmiyorsun
    Sen kötünden korkuyorsun
    Sen yoksa gizli top musun?

    aşık memo:
    Memo der ki damı kötü bırakın
    Asıl güce, fikinize bir bakın
    Eli halka yapıp barrağa takın
    Otuzbir çekerken dam köt farketmez

    Memo'yum sebze yemeği sevmezim
    Fikim demir lakin dam köt fikmezim
    Otuzbirsiz bir gün dahi geçmezim
    Kendinkini tutmayan yiğit sayılmaz...

    aşıklar:
    Büyükmüşsün Memo, bize doğru yolu gösterdin, gerçeği öğrettin.
    Artık pîrimizsin, ver öpelim o eteğinden...

    aşık memo fikinin doğrusundaki
    nice maceralara doğru kanat çırpar:
    Köydeki manitaya
    Beş on kere kaysaydım
    O geniş kâsesini
    Ah altıma alsaydım
    Oy oy oy...

    su başında

    Dilber su başında sızmış uyumuş
    Ensesinden koklasam uyanır mı
    Fikim yine kayınlaşmış büyümüş
    Arkasından yaslasam uyanır mı

    Dilberi uyandırsam da döndürsem
    Sıcak fiki serin köte deydirsem
    Dam suyunda ateşini söndürsem
    Acep yese barrağı sevinir mi?

    Dilber gel de şu fikimi ovala
    Kaçar isem ardım sıra kovala
    Tut fikimi parmaklarını dola
    İpek tene gergin fik dayanır mı?

    Arkadan yaklaşıp memeden tutsam
    O "Noluyor" demeden ben kötten soksam
    Belinden kavrasam, öpsem, okşasam
    Gitsem gelsem acaba hoşlanır mı?

    Dilber fike bir yerlerini uydur
    Ya dama ya köte dokandır deydir
    Ya da iki dudak içinde kaydır
    Barrak damsız kötsüz dilsiz durur mu?

    Fikim öyle sert ki dağları deler
    Uzunluğu sahra çölünü aşar
    Pek de romantik kalp gibi atar
    Bir domalıp köt versen sanki çok mu?

    Dilber gitti barrağımdan habersiz
    Memo'nun fik evvel ezel dilbersiz
    Otuzbirden bacakları mecalsiz
    Dağa taşa attırmak yetmiyor mu?


    kırk bakire

    aşık memo yine
    fikinin doğrultusunda gidiyordu:
    Fikim kalktığı günden beri coştum
    Dam-köt'ün peşinden çöllere koştum
    Dam suyuna ekmek banayım derken
    İçecek sudan oldum, neyleyim şaştım
    O da ne, bir vaha!..

    vahada yüzen kızlar:
    -Ha ha ha haa
    -Şahane-ül tabiât, sanki âb-ı hayât
    -Ohh, serîn-ül deryâ
    -Ha ha ha ha
    -O da ne!.. El herüf!...
    -Ciyaaak!.. Herüüüf!.. El herüüüf!..


    muhafızlar:
    -Herüfat-ül yabânî!..
    -Yabânî-ül harâmî!..
    -Bu herif-ül yabânî, vahâda yüzen hareminize göz dikmüş,
    fik sokmaya niyet etmüş idi yâ Şeyh Barrâkî!..

    şeyh barrâkî:
    Neee!.. Tiz kellesi vurula!.. Kötüne direk sokula!..

    aşık memo:
    Durun hele, bir çift
    sözüm var size
    Şol barrağım barrak oldu olalı
    Nerde dam köt meme görsem apıştım
    Yuvarlacık kâselere bakarak
    Can havliyle barrağıma yapıştım

    Kalkan barrak adam boyu olur mu?
    Sizce benim fik tavana vurur mu?
    Yiğit kişi otuzbirsiz durur mu?
    Otuzbirde dünya ile yarıştım

    Memo dama köte ezelden hasta
    Bak fiki kalkıyor yine aheste
    Fikmem damcık sanki fikim kafeste
    Ben bu otuzbire fena alıştım

    şeyh barrâkî:
    Vallâhî yahşî söyledin yâ seydî. Ve lâkin ben kolay pes etmem.
    Şu gördüklerin biraz önce dikizlediğin avratlar. Yâni haremimin kırk bâkiresi.
    Şimdii, bütün gece onların çadırında kalacaksın. Sabaha hiç birini düdük-
    lemeden çıkarsan kurtulursun. Ammaa, birin dahi bafilemiş olursan kellen gi-
    der! Anladın mı yâ seydî, kellen gider!..

    gece çadırda kırk bâkire:
    -El barrak!..
    -Barrak-ül kayâ, taşşak-ül hayâ
    -Fik-ül fikfik!
    -Hadi!.. Hadi fik beni!..
    -Sok bana!..
    -Beni de fik!..
    -Hadiiii!.. Fik bizi Memooo!.. Hadiiii!..

    aşık memo:
    Durun kızlar,
    bir çift sözüm var size
    Şu odada tam kırk tane damcık var
    Kırk barrak şu garip canda ne arar?
    Tek fikim var ki ancak bana yarar
    Kırk dama bir kerrede attırayım

    Doğrusu kâseleriniz şâhâne
    Fekat fikfik kâse içün bahane
    Yok mu hıyar her dama birer tâne
    Siz sokun ben barrağımı ovayım

    Valla hepinizi fikmek isterdim
    Lakin fikimle elime söz verdim
    Eğer sokuşsa tüm tasam derdim
    Fikimi elimde şaklatacağım

    Anlıyorum, barrak istiyorsunuz
    Bir fike oturup kalkmak arzunuz
    Memo der ki el çok hoş bir uzvumuz
    Siz parmaklayın ben avuçlıyayım

    kırk bakire:
    Anladık ki ululardan bir uluymuşsun Memo.
    Ver o mübarek eteğini öpelim.

    şafak sökünce muhafız:
    Hmmm, Nâbarrak vü nâtaşşak.. Tamâmiyle bekârât.
    Kırkı da temizdir şeyhim.

    şeyh barrâkî:
    Vay canına!.. Bu Aşık Memo hakîkaten ulu bir-... Memo?..
    Neredesün Memo?..

    aşık memo ilerledi
    nice maceralara doğru:
    Bir damcık dünyanın en tatlı şeyi
    Var sen düşün kırk damdaki lezzeti
    Aşık Memo yine doğrulttu fiki
    Kırk düşünüp kırkbin o'sbir çekiyor...

    sfenks

    memo yine fikinin doğrusunda gitmiktedir:
    Issız kayın ormanında tuttum yine kıllı fiki
    Bir dilber çıksa ormandan, "Memo" dese "sok içeri"
    Götün götün yakınlaşıp domalıverse önümde
    Acep o'sbir mi çekerim yoksa sokar mıyım fiki?..

    (aniden) sfenks:
    Selam sana Aşık Memo!.. Bana Sfenks derler. Bu ormanın bekçisiyim. Her kim
    bu ormana girer, bana rastlamadan çıkamaz. Her yabancıya üç tane bilmece
    sorarım... Eğer ki üçünü de bilirse beni domaltma hakkına sahip olur...
    Ammaaa birin dahi bilemezse onu adam dömelten ağaçlarıma teslim ederim!...
    Ve sıra şimdi sende Memo!.. Bakalım domalacak mısın,
    domaltacak mısın?..
    İlk bilmecem şöyle:
    Duvara vurdum duvar yıkıldı
    Çiviye vurdum çivi çakıldı
    Ağaca vurdum ağaç söküldü
    Elime aldım boynu büküldü...

    aşık memo:
    Ama bu soru çok basit.. Yanıt "Barrak"tan
    başka bir şey olamaz...

    sfenks:
    Umduğumdan daha çetin cevizmişsin Memo... Ama
    ikinci bilmecem ilki kadar kolay değil:
    Biri suskun mu suskun
    Ağzı hepten yumulu
    Diğeri pek geveze
    Ağzı salyalı sulu...

    aşık memo:
    Ağzı hep yumulu olan köt deliği, hep sulu
    olan da damcık olsa gerek...

    sfenks:
    Beni sinirlendirmeye başladın Memo!.. Bilemiyeceksin!..
    Üçüncü bilmecemi bilemiyeceksin!..
    Söyle bakalım:
    Kebabı var
    Yenilmez
    Arabınki
    İçilmez...

    aşık memo:
    Yenilemiyecek tek kebap herhalde "Daşşak kebabı"dır... "Arap daşşağı"
    gibi koyu bir çayı da kimsenin içmek istiyeceğini sanmıyorum...
    Yani yanıt: "Daşşak"...

    sfenks:
    Yoooooooooo!!!....
    Ühü ühü ühüüü!.. Nolur!.. Nolur beni domaltma Aşık Memo!.. Daha önce kimse üç
    bilmeceyi birden bilememişti!.. Nolur bana bi şans daha ver!.. Bir bilmecelik daha
    şans ver nolur!.. Ühüüüüüü!..

    aşık memo:
    Tamam, sana son bir şans.. Ama bilmeceyi ben soracağım. Bilirsen ağaçların beni
    gönüllerince domaltsınlar. Fekat bilemezsen beni bırakacaksın, yoluma gideceğim..

    sfenks:
    Ta- tamam!.. Kabul!.. Hadi sor!..

    aşık memo:
    Barrak var damda değil
    Damcık var fikte değil

    sfenks:
    Hah hah hah haaah!.. Kendini ele verdin memo!.. Beni domaltmak dururken bir şans
    daha vermek saflığında bulunan kim?.. Tabi ki yanıt sensin!.. Yanıt "Aşık Memo"

    aşık memo:
    Bi daha düşün bakalım. Ormana gelen yabancılara domalmamak için çırpınan
    kim?.. Çevresi kütük barraklı ağaçlarla çevriliyken hiç birine domalmayan kim?..
    Ya kendisini fikfiklemeyeyim diye ayaklarıma kapanan kim?..
    Tabi ki sensin!.. Yanıt "Sfenks" olacaktı...

    sfenks:
    Ühüüü ühüüüü!!... Ne diyeyim, yendin beni, büyükmüşsün Memo!.. Haydi şimdi var git
    yoluna ve beni kaderimle baş başa bırak...

    aşık memo ilerler
    nice yeni maceralara doğru:
    Sfenks mfenks demeden ah keşke domaltsaydım
    Dev kâseye abanıp lüleden tıklatsaydım
    Şimdi vah vahlanarak otuzbir çekmez idim
    Eher ki şu fikimi kötünde şaklatsaydım


    kukuşka

    aşık memo yine
    fikinin doğrultusunda ilerliyordu:
    Gezerim dünyayı, yollar hep yokuş
    Tuttum fiki birkez tutuş o tutuş
    O gün bugün tokatlarım ben çavuş
    Fik fik artık haram Aşık Memo’ ya
    Cay canına, burda bir şehir
    varmış. nasıl da görmedim...

    bir kadın:
    Hey yabancı!..
    Uzun yoldan gelmişe benziyorsun yabancı. Herhalde öncelikle bir şeyler yeyip karnını doyurmak istiyorsundur..
    Peki yemekten sonra mala vurmak istemez misin? Şööle sana bi sakso çeksem... Sonra analda oraldı derken
    sabahı bulsak?..

    aşık memo:
    Gönül ister seni şurda fikeyim
    Damından kötünden ayar edeyim
    Kâh eline kâh ağzuna vereyim
    Lakin o'sbirciyim ben, sokamam sana

    başka bir kadın:
    Hey yakışıklı!.. Biliyorum dev memeler istiyosun di mi?.. Hınzır senii.. Beni domaltırken memelerimi
    avuçlamanı ben de öyle çok istiyorum ki.. Hadi.. Hadi domalt beni.. Hadiii...

    aşık memo:
    Kurban olam beyaz memelerine
    Domal hele yakınlaşam kötüne
    Bakarak gün görmemiş yerlerine
    Bir otuzbir patlatam senden yana

    başka bir kadın:
    Sok!.. Haydi sok!.. Soksana!.. Barrağını hissetmek istiyorum!.. Sok hadiii!!!...

    aşık memo:
    Dilber domalmış da karşımda durur
    Gözlerim damını kötünü görür
    Korlaşan barrağım sanırsın erir
    Otuzbir çekeyim ben yana yana

    kadınlar:
    -Hadi, fik beni hadi!..
    -Sok bana!..
    -Em beni!..
    -Yala beni!..

    aşık memo:
    Memo der ki kızlar gelmen üstüme
    Değdirmeyin bana el, bacak, meme
    Sözüm geçmeyecek yoksa fikime
    Attıracağım siz bakarken bana

    kraliçe vajinya:
    Belli ki ululardan bir ulusun Memo... Fakat dilersen bir de bizim hikayemizi dinle...

    Bundan tam bin yıl önceydi...
    O zamanlar bu şehir, yani Kukuşka, kervanların gelip gittiği, varlıklı, cıvıl cıvıl ve mutlu bir şehirdi...
    Fakat varlığın getirdiği köt kalkmasından mıdır, mutluluğun getirdiği rahat batmasından mıdır
    bilinmez, bir zaman geldi ki kadınlarımız gösterip gösterip vermez oldular...
    -Hadi be, bi kerecik sokuyum be..
    -Ay ne yapışkan şeymişsin sen..
    Domaldık diye sokman mı lazım?!..
    -Aşığım sana anyüs!..Deliler gibi aşık!..
    -Damcığımdan uzak dur!..
    -Bi köt verin... Şu fakire bi köt verin...

    Artık kukuşkalı erkekler için sabah akşam otuzbirden başka yapacak şey kalmamıştı... Bir gün şehre bir
    yabancı geldi. Ve tabi ki tüm mala vurma çabaları sonuçsuz kaldı..
    -Morbash'ın daşşaakları adına!
    Ben bu işten çok sıkıldım!
    Kimsenin fiklemediği bu adamın bir Morbash rahibi olduğunu nerden bilebilirdik?..
    -Eyy tanrılar tanrısı Morbash!..
    Lanetin bu şehir üzerine olsun!..
    -Ey gafil Kukuşkalılar!.. Erkeklerinizi alıyorum ve
    size bin yıllık azap veriyorum!.. Bin yıl sonra
    bir şansınız daha var!.. Onu da kullanamazsanız
    sonsuza dek barrak yok size!..

    Erkekler ortadan yok olunca Morbash'ın laneti tez zamanda üzerimize çöktü. Tüm şehir barraksızlıktan
    kıvranmaya başladı..
    -Barraaakk!.. Barrraaakkk!...
    -Yok mu fikeen!.. Yok mu beni fikeeen!..
    Bin yıl boyunca bizi gizleyen ormanın içinde iniltilerimiz yankılandı.. Ve işte bin yıl sonra bize verilen şans
    sensin Aşık Memo... İçimizden biri sana fikilmeyi başarırsa üzerimizdeki lanet kalkacak... Ve ben, Kukuşka
    Hükümdarı Kraliçe Vajinya, halkımın önünde domalıyor ve bana kanırtman için sana yalvarıyorum!..

    aşık memo:
    Barrak barrak dedikleri ne ola ?
    Biraz kıl tüy, bir kafa, bir de sopa
    Al tahtayı biraz yont, fik olur sana
    Sonra nerden istersen sok fiki gitsin

    Bilin ki barrakta değil keramet
    El çabukluğundadır marifet
    Hızlı sokup çıkaran o elde hikmet
    Sok her hangi bir şeyin sapını gitsin

    Memo der ki gamlanma fiksiz kalınca
    Bul bir şey pürüzsüz, uzun, kalınca
    Önce şöyle derin soluk alınca
    Sokuver damcığa, sal soluk gitsin

    kadınlar:
    -Ne kadar da doğru söylüyor!..
    -Eveet, pürüzsüz olmalı!..
    -Uzun!
    -Hem de kalın!
    -Sokalım gitsin!..

    kraliçe vajinya:
    Ey Kukuşka halkı!.. Artık azaplı günler geride kaldı!.. Şu andan itibaren kırk gün
    kırk gece şenlik ilan ediyorum!.. Sopalar sokulsun! Borular döşensin! Tokmaklar vurulsun!..
    ..Memo, sen de katıl şenliğimize, bize bakıp otuzbir çekersin...
    ..Memo?.. Neredesin?..

    aşık memo:
    Memo kaldı barrağıyla başbaşa
    Hasta olmuş oturdu herhal taşa
    O taşları vurayım şu mor başa
    Salla başı ormana attır da gitsin !

    cilveloy nanay da

    (cilveloy nanay da müziği eşliğinde)
    (italikler halay çeken kız korosu)

    Dam da nay da köt de ninay nanay da
    Fiktirilay soktirilay nanay da

    Soksam fiki soğuk suya hoy nanay da
    Fik de looy nanay da
    Fokor fokur kaynatır oy nanay da
    Sok de looy nanay da
    Domalsan da soksam sana hoy nanay da
    Köt de looy nanay da
    Şıkır şıkır oynatır oy nanay da
    Baş da looy nanay da

    Dama barrak giren de hoy nanay da
    Attıran fik inen de hoy nanay da
    Hopppaaaaa!
    tey tey tey tey

    Memo bak kötümüz nasıl yuvarlak
    Tek arzumuz damarlanmış mor barrak
    Kaldır fiki damcıklar oldu kaymak
    Sok barrağı bize de hoy nanay da

    Fikim tokmak kötleriniz de davul
    Siz domalın ben vurayım nanay da
    Hazır domalmışken seyreyleyip de
    Patlatayım bir otuzbir nanay da
    Fik de looy nanay da, hoy,
    Baş de looy nanay da

    Gitti Memo ne fik kaldı na başşak
    Bize düşen damcuğu parmaklamak
    Parmak sulu damcuğu kurcalarken
    Memeyi sıvazlamak hoy nanay da
    Hopppaaaa!
    tey tey tey tey

    damcık otu

    aşık memo yine
    fikinin doğrusunda ilerliyordu

    yaşlı nine:
    Dur oğul! Daha ileri gitme!..
    O gittiğin korulukta "Damcık Otu" derler bir ot vardır yiğidim. Fiki olan her şeye
    saldırıp barrak yiyen çiçekleriyle barrağı yakalar ve cansız bırakana kadar emer de
    emer. Yörede er kişi komadı, nice fikişken yiğidi candan, nice verişken gelini fikten etti.
    Köylük meydanı barraksızlıktan kendini yerden yere vuran kadınla kızla doldu.
    Gitme oraya oğul...

    aşık memo:
    Dilber köt sallayu sallayu gezer
    Yan bakub kâh yüzüm kâh fikim süzer
    Çiçek gibi damı olsa ne yazar
    O'sbir çekib boşa attırmış isem

    yaşlı nine:
    Anladım ki ululardan bir ulusun oğul. Ama yine de sana derim ki damcık otundan ve
    köydeki barrak delisi kadınlardan uzak dur... Haydi sana uğurlar ola...

    aşık memo ormanın
    derinliklerinde ilirlerlerken:
    ---hışır hışır hışır---
    dur damcık otu, bir çift sözüm var sana
    Bir mor baş bir boyun ise isteğin
    Niye beklersin ki bir barrak için
    Bu yöre toprağı mantarca zengin
    Sok mantarı dama fikler kurtulsun...

    daha sonra, mantarlara domalan kadınların
    ve damcık otunun yanında, yaşlı nine:
    Aşık memo, sen olmasan hem fik ihtiyacımızı gidermek, hem de damcık otunu
    yatıştırmak için doğal zenginliğimiz mantarı farkedemiyecektik... Kızlarımızı
    hâlâ fikebilirsin. Sahi istemiyor musun?.. Memo?.. Nerdesin?..

    aşık memo:
    Arı oldum çiçeğe konamadım
    Fiki tuttum bir dama sokamadım
    Memo'yum ben, o'sbire doyamadım
    Geziyorum her an fikim havada...

    salacam kobrayı alem üstüne

    "Dibi kıllı ucu mor damarlı boru"
    İşte kızlar size en çetin soru
    Bilenler gelsin de tutsun ucunu
    Yoksa ben salacam âlem üstüne!...

    Hafif dokanınca birden kabardı
    Demin pembe iken şimdi morardı
    Bir de baktım üstü damar damardı
    Salladım fikimi âlem üstüne!...

    Damcuk fikmediysen sakın üzülme
    Hele köt fikmediysen hiç büzülme
    Barrağına bakıp bakıp süzülme
    Tut fikini salla âlem üstüne!...

    Bir kasvet kapladı artık içimi
    Tutacaksa tutsun biri fikimi
    Domaltmazsam hemencecik birini
    Salacam kobrayı âlem üstüne!...

    Fikim ip gibiyken urgana döndü
    Çarşafa sarkıktı yorgana döndü
    Zonkladıkça memo çılgına döndü
    Attırdı sonunda yorgan üstüne...


    Niye?..

    Kamışa su yürüyüp fik kalkınca
    Sevinmiştim dam fikeceğim diye
    Yıllar geçti aradan, nerede damlar?
    Paso otuzbir çekiyorum, niye?..

    Dam fikmekken arzuladığım tek iş
    Tek arzum tumak iken memeyi
    Yıllardır tuttuğum meğer fikimmiş
    Onu de hep sıvazlıyorum, niye?..

    Amanın!.. Benim mi bu önümdeki fik?
    Benim mi bu kıllı kıllı daşşaklar?
    Bakın! Bakın! Fikim nasıl da dimdik!
    Lakin benden başka gören yok, niye?..

    Sevgiliyi kuytu yerde domaltıp
    Çıplak köte gergin fiki sürtmeden
    Sulu dama barrağımı daldırıp
    Fikmeden bitecek şu ömür, niye?..

    Niye kaldım daşşaklarım ortada?
    Niye bana domalmadınız kızlar?
    Dam ordaysa aha fik işte burda
    Niye girmez bu fik o dama, niye?..

    Memo anla artık, sana fikfik yok
    Tuttuğun şu fik senin tek dostundur
    Dost görünen damdan sana hayır yok
    O'sbir duruken damcık tutkusu niye?..

    baldamcık sultan

    aşık memo yine fikinin
    doğrusunda ilerliyordu
    Barrak bakar daim semaya doğru
    Damcıklar sulanmış fikim dosdoğru
    Bilmem sokmamak mı, sokmak mı doğru
    Sokmam sokmuş sayıp çekerim o'sbir

    aniden, davullu muhafız başı:
    Destuuur!..
    -güm be de güm be de güm-
    Destuuur!.. Yüce hünkarımız Yalahaddin Emyûbî'nin
    kızı Baldamcık Sultan şehri dolaşmaya çıktıııı!.. Destuuuuurr!..
    Eğiliin!.. Eğiliin!.. Destuuuurr!..

    baldamcık sultan:
    Üfff... Ne sıkıcı bi şehir burası yaa... Ortada bi tane bile barrak yok...

    aşık memo:
    Bin bir dilber geçer her gün önümden
    Hiç biri domalmaz kendiliğinden
    Ben demem ki "Domal, fikem kötünden"
    Domalmış farzedip çekerim o'sbir

    eğilmiş kalabalıktan bir adam:
    Vallahi güzel söyledin yabancı. Amma hemen eğilmezsen canından olacaksın. Zira
    Baldamcık Sultan'ın kötünü görmenin cezası ölümdür...

    baldamcık sultan:
    Aaa!.. Bakın bakın!.. Orada biri fikini kaldırmış bana bakıyor!..

    muhafız başı:
    Nee!.. Muhafızlar!.. Çabuk yakalayın deyyusu!..

    muhafız:
    Yakaladım serçavuşum!

    muhafız başı:
    İyii!.. Görsün bakalım prensesin kötüne bakmak neymiş!.. Haydin saraya dönüyoruz!..

    baldamcık sultan:
    Fike bak... İhi ihi ihi...
    ......
    Sadrazam amcaa!.. Bil bakalım bugün şehirde neler olduu!..

    sadrazam:
    Seni yaramaz seni... Ne haylazlıklar yaptın bakalım?..

    baldamcık sultan:
    Baak... Sokakta fiki kalkık bir adam buldum... Domaliyim mi onaaa?.. Noolur domaliyiiim...

    sadrazam:
    Nee!.. Kattiyyen olmaz!.. Tiz vurun bu adamın kellesini!..

    aşık memo:
    Fikim kah sağ yana kah sola yatık
    Amma ekseriyet havaya kalkık
    Domalsa da fikmem kimseyi arkık
    Fikmiş gibi yapıp çekerim o'sbir

    sadrazam:
    Belli ki ululardan bir ulusun yabancı... Ve öyle sanıyorum ki bizi Büyük bir müşkülatımızdan
    kurtarabilecek tek er kişi sensin...

    Bir süre önce hünkarımız Yalahaddin Emyûbî, Anüstanya şehrini kuşatmak için sefere çıktı. O giderken kızı
    Baldamcık Sultan henüz küçücük bir çocuktu. Fakat kuşatma tam beş yıl sürdü. Bu arada Baldamcık Sultan'ın
    memeleri çıktı, kötü kabak damı tabak gibi oldu. "Barrak isterim, barrak isterim!" deyu tutturdu... Hünkarımız
    Anüstanya'yı alınca oraya saray yaptırıp yerleşti... Kızı Baldamcık'ı da tez zamanda yanına ister...
    Fakat minicik bıraktığı kızını kabağı yardırmış olarak bulursa o da bizim kabakları yarmaz mı?..
    Meselenin özü şu ki yabancı, Baldamcık Sultan'ı iki günlük yolculukta bafilemeyecek er kişi bulmak
    kabil değildir...
    ...Sen... Belki bu işi becerirsin ha?.. Söyle yabancı...

    aşık memo:
    Damcık kovalarken yolumu şaştım
    Köt peşinde nice dağ kaya aştım
    Memo der ki artık kendimden geçtim
    Yollar bitmez ben hep çekerim o'sbir...

    sadrazam:
    Yani... Yani kabul ediyor musun?..

    aşık memo:
    Evet

    sadrazam:
    O halde haydi!.. Hazırlıklar başlasın!.. Yolculuk vaktidir!..

    saklandığı yerden, defterdar:
    Kahretsin!.. Onu ben Götürüp ben fikecektim!.. Kahretsin!.. Sırf Baldamcık'ı düdükleyebilmek için sarayda güven
    kazanıp Defterdar oldu. Amma madem öyle, o halde ben de gider eski dostlarım Kırk Yarâmiler'e başvururum!..

    ..........
    muhafız:
    Duuurrr!... Kimdir ooo?!...

    defterdar:
    Defterdar Puştî!..

    muhafız:
    Parola?

    defterdar:
    Kırk barrak seksen daşşak

    muhafız:
    Geç!..

    defterdar:
    İşte böyle reis. Kızı darbüzük boğazında kıstırıp kaçırdık mıydı çok yüklü fidye alabiliriz...

    reis yarâmi:
    Hi ho ho hoooo!!.. Amma yaptın ulan defterdar!.. Hi ho hooo!.. Ulan, hiç güleceem yoktu!.. Ne saftorik adamsın
    ulan, ne fidyesi!.. Kızı kaçırdık mıydı domaltır domaltır fikeriz olum!..

    defterdar:
    Ama...

    reis yarâmi:
    Üzülme lan keraneci, sen de fikersin!..

    ........
    baldamcık sultan:
    Yaaa, hadi Memo yaa... Hadi yaa... Amaaan üüfff... Hadi soksana şu fikini bana yaa...
    Damım da öyle sulandı ki...

    aşık memo:
    Sulu dama barrak girse hoş olur
    Fakat yaş fik memo'ya nâhoş olur
    O'sbircinin fiki daim taş olur
    Sen domal ben fiki sıvazlıyayım

    baldamcık sultan:
    Üf amaan sıkıldım... Bari yer değişelim...
    ...Bak fikinin üstüne de oturdum, bi hamle etsen girivericek damcığıma... Hadii, bak o da sepsert olmuş...

    aşık memo:
    Memo der yanaşma fike boşuna
    Domalsan da sokmam fikimi sana
    Domalacak isen domal karşımda
    Seyreyleyeyip fikim sıvazlıyayım

    baldamcık sultan:
    Memoo, bu suyun başı çok güzelmiş, burda konaklıyalım mıı?..

    aşık memo:
    Olur.

    gece, baldamcık sultan:
    memooo... ...hadi amaa... ...sok artııık... ...mmmmh... ...öyle uykum var ki... ...mmmhhh...

    ertesi gün, reis yarâmi:
    Hâlâ dar büzüğe girmediler mi?

    yarâmi:
    Şimdik giriyorlar reis...
    Reis!.. Girdiler!..

    reis yarâmi:
    İyi, ver bakim şu dürbünü!...
    Ahhaa!...
    -yuvarlanan kayalar- ...lambır lumbur lambır lumbur gübmür...

    baldamcık sultan:
    Ay ay ay, noluyo Memoo!.. Noluyoo!..

    aşık memo:
    Şşşt.. Telaşa mahal yok...

    reis yarâmi:
    Nı ha ha haaa!.. Çıkış yolunuz kapandı!.. Artık kırk Yarâmilerin elindesiniz!..

    aşık memo:
    Durun hele, bir çift sözüm var size...
    Dilber domalıp da göğsün eğince
    Memeleri ağır ağır sallanır
    Ardı sıra geçüb pompalar ise
    Memelerin sallanışu hızlanır

    Yürü dilber eteklerin sürünsün
    Aç eteği beyaz kötün görünsün
    O vakit fik nasıl kalkar görürsün
    Beyaz köte kara barrak yakışır

    Dam dediğin bir küçücük kutucuk
    Fike yorgan, sıcacık, yumuşacık
    Hangi barrak hangi dama girecek
    Dar damcığa kalın barrak sokulur

    Körpe dam önünde fik inik durmaz
    Kalkan fiki sıvazlamazsan olmaz
    Memo der ki insan o'sbirden ölmez
    Güzel kız adama fik sıvazlatır

    yarâmiler:
    -otuzbir çekerek-
    şak şak şak... şak şak şak... şak şak... şak şak şak şak...
    -baldamcık'ın üzerine attırarak-
    fışk fışk fışk fışk... fışk fışk... fışk... fışk fışk...

    reis yarâmi:
    ...Ihhh... Kılıncı kaldıracak dermanım kalmamış... Meğer ki ululardan bir uluymuşsun Aşık Memo...

    ........
    baldamcık sultan:
    Babişkoooooo!!!..

    yalahaddin emyûbî:
    Kızım!.. Baldamcığım!.. Ne kadar da büyümüşsün!.. Bu halin ne yapış yapış?..

    baldamcık sultan:
    Ay sonra anlatırım, önce sana Memo'yu tanıştırıyım.. Memo?.. Memo nerdesin?..

    aşık memo:
    Bir kez şu barrağı dama bükmedim
    Prensesler domaldılar fikmedim
    Otuzbirden başka birşey çekmedim
    Eh be memo, vur taşlara başını
    Başka iş yok, okşa fikin başını...


    domalkız

    tarlada çalışan çocuk:
    Baba... ben çok susadım...
    baba:
    Güneş de zaten tam tepeye çıkmış. Hadi Karakaçan'ı da alalım,
    Domalkız'a gidip testileri dolduralım...
    çocuk:
    Baba, Domalkız ne demek?..
    baba:
    Domalkız işte... Yani domalan kız...
    çocuk:
    İyi de bizim dereye niye domalkız demişler?..
    baba:
    Ben sana hiç anlatmadım mı bunu?..
    çocuk:
    Yoo...
    baba:
    O zaman hadi, hem gidelim hem anlatayım...

    ............
    ---Domalkız'ın hikayesi çok eskidir. Bana dedem anlatmıştı, ona da dedesi anlatmış... Çoook eskiden
    bu ormanda Domalkız derler bir orman perisi yaşarmış... İşte bu periciğin bütün işi gücü ormanda şarkı
    söyleyip çiçek toplayarak kendi halinde mutlu bir yaşam sürmekmiş...

    domalkız:
    Damııım tatlıııı, kötüüüm tatlıııı
    Memelerim kaanaaatlıııı...
    Ah bir fike doomaalsaaam
    Şen şakrak tabiiaaatlııııı...

    ---Yine böyle şen şakrak çiçek toplarken arkasından bir ses duymuş.

    aşık memo:
    O köte bülbül öte!..
    Köt dedigin iki beyaz küredir
    Bir de ortalarındaki lüledir
    Yeri dersen damın tam dibindedir
    Kabak köte patlıcan fik kalkmaz mı?..

    domalkız:
    Sen de kimsin?

    aşık memo:
    Domal dilber domal görünsün damcık
    Aşık Memo damcık seyretsin azcık
    Parmakla o narin damı birazcık
    Narin dama kaba barrak kalkmaz mı?..

    domalkız:
    Memo ha?..

    ---Domalkız damına kötüne methiyeler düzen bu adama aşık oluvermiş... Ama Domalkız'ın bilmediği bir şey
    varmış...

    domalkız:
    Eğer hoşuna gittiyse beni damımdan fikebilirsin Memo... Hadi, sok damıma fikini...

    aşık memo:
    Memo gezdi tüm alemi dolaştı
    Nice dama milim kadar yanaştı
    Fiki yandı daşşakları tutuştu
    Birin dahi domaltıp fikmiş değil...

    ---Domalkız'ın bilmediği şey, Aşık Memo'nun dam fikmez köt domaltmaz bir
    otuzbirci olduğuymuş...

    domalkız:
    Ha anladıım... Sen kötümden fikmek istiyosuun... E o da olur...

    aşık memo:
    Her damın yanında bir de köt vardır
    Hem de çeperleri damcıktan dardır
    Damını kötünü tez elden yardır
    Lakin başkasına, Memo'ya değil...

    domalkız:
    Ama... Ama... Hiye fikmiyosun beni?... Hadi, hiç olmazsa ağzıma alayım...

    aşık memo:
    Fik dilin üstünde usulca kaysa
    Dudaklar barrağı çepçevre sarsa
    Yinede o'sbirde var her ne varsa
    Damında kötünde dilinde değil...

    domalkız:
    Nolursun fik beni Memo!.. Nolur!.. Sok fikini bana!..

    ---Domalkız fikmesi için Memo'ya yalvarmış durmuş.
    ---Peki Memo fikmemiş mi baba?..
    ---Ee, Memo bu, tabi ki fikmemiş...
    Bîçâre Domalkız'ın tanrılara dua etmekten başka çıkarı kalmamış...

    domalkız:
    Ey Götümpos Dağı'nda oturan mor barraklı tanrılar, koca kötlü tanrıçalar!.. Ey kabak
    kötlü Köthena, lale büzüklü Anyüs, damı kıllı Damdodith!.. Yardım edin şu zavallı
    periye, sokun Memo'nun fikini damıma ve kötüme!..
    ...memo beni fiksinnn... ...fiksinnn... ...fikkk...fikkk...fikkkk...

    ---Sesi Götümpos Dağı'nda yankılanmış... Damcık tanrıçası Darodith, kase
    tanrıçası Köthena ve büzzük tanrıçası Anyüs, Domalkız'ın haline acımışlar.

    damrodith:
    Bakın hele... Domalan bir kadın ve sokmayan bir erkek... Ne büyük trajedi!.. Bu işe bir dur
    demeli, damcık barrağı yemeli!..

    köthena:
    Peki var mı bir planın?

    damrodith:
    Elbette var. Öyle bir aşk iksiri biliyorum ki nice duyarsız yontulmamışı kulum kölem ediverdi...
    -Böhüüü böhüeaaa!.. Aşıkım sana aşıkım!..
    Sok de sokayım fik de fikeyim!.. Böhü böhüü!...
    İşte bu iksir damımın suyudur.. Bir damlası dahi sırılsıklam aşık eder Memo'yu...

    ---Damrodith sihirli dam sularını Memo'nun üstüne serpmiş...
    ---Peki nolmuş baba?. Sokmuş mu Memo?..
    ---Beklemişler, beklemişlern, beklemişler... Hiç bişey olmamış...

    aşık memo:
    Vuslat aşkı öldürürmüş diyorlar
    Sonra hem dam hem de köt fikiyorlar
    Fikmem, sürsün aşkım sonsuza kadar
    Gözüm yaşlı
    Fikim daim havada
    Aşığıım ben
    Büzzüğe de Dama da

    köthena:
    Anlaşılan o ki zaten aşık olan Aşık Memo'ya aşk iksiri yaramadı. Daha fike daşşağa
    yönelik bir iksir gerekiyor... O iksir de olsa olsa daşşaklı at Fikasus'un ossuruğu olabilir...
    O ossuruk ki her kim koklar ise barrağı at barrağı gibi olur, bir dama sokmadan da inmez...
    Ama şu var ki Fikasus yalnızca mala vururken ossurur...

    ---Köthena bir kısrak kılığına girip Fikasus'un otladığı diyara varmış...

    köthena:
    Böylece bir de at barrağı yemiş olacağım, ne güzel...

    ---Köthena kaçmış Fikasus kovalamış, Köthena kaçmış Fikasus kovalamış.
    -Duguduk duguduk duguduk - yakalıyamaz kii - dur kız cilveli, gaçma-
    Ta ki Memo'nun yanına gelene kadar...
    -evet, tam şimdi! - Lak! - ZORT! -
    Fikasus Memo'nun suratına osuruvermiş...
    ---Memo napmış?.. Sokmuş mu?..
    ---Tabi ki hayır, yine hiç bişey olmamış...

    aşık memo:
    Fikim olsa bile beygir barrağı
    Sıvazlarım hep yukarı aşşağı
    Sallarım o'sbir çekerken daşşağı
    O'sbircinin
    Fiki zaten havada
    Sokmaz Memo
    Büzzüğe de dama da

    anyüs:
    Bana sorarsanız Memo'yu iknaya çalışmak boşa çabalamak... Domalkız'a tek gereken
    tutup damına sokacağı bir fik...

    ---Anyüs bir anda Memo'yu bir barrağa dönüştürmüş...

    domalkız:
    Memo!.. Benimsin artık Memo!.. Benim!..

    ---Duruma çok sevinen Domalkız Memo'yu tam damına sokacakken Memo yine dile gelmiş...

    aşık memo:
    Dur hele, bir çift sözüm var sana.
    Eğer tek arzu ettiğin barraksa
    Kıllı boruyu damına sokmaksa
    Sok bir tokmak, olmasın fazla kısa
    Kılsız olsada olur
    Hiç farketmez
    Dam tokmakla barrağı
    Ayırdetmez

    damrodith, köthena, anyüs:
    Meğer ki ululardan bir uluymuşsun Memo...

    ---Tanrıçalar Memo'ya hak vermişler ve onu eski haline çevirmişler...
    Aşık Memo fikinin doğrusunda ilerleyip uzaklaşmış...

    aşık memo:
    Bin bir damcık gördüm ben şu dünyada
    Dam aynı dam cinde de insanda da
    Dam fikmedim çölde de ormanda da
    Dama köte
    Kaldırsada fikini
    Memo yine
    Çeker otuzbirini

    domalkız:
    Ühüü ühüüü... Me-.. memoo... Ühüü ühüüüü....

    ---Domalkız ise domaldığı yerde kalakalmış. Gözünün yaşları ile damının suları
    birbirine karışarak günlerce ağlamış... Fakat onun bu durumu başkalarının dikkatini
    çekmeye başlamış...

    satirler:
    -Lan oğlum, ne diyorum!.. Günlerdir böyle domalmış duruyo!..
    -E abi, niye fikmiyoruz o zaman?..

    ---Kabağı yardıracağını anlayan Domalkız tanrılara tekrar yalvarmış...

    domalkız:
    Ey tanrılar ve tanrıçalar!.. Madem beni Memo fikmedi, o halde hiç kimse fikmesin!..

    ---Tanrıçalar Domalkız'ın hiç olmazsa bu dileğini yerine getirelim demişler. Bir anda
    Domalkız'ın damı bir pınara, damının suları ve gözyaşları da bir dereye dönüşmüş...

    ...İşte bizim derenin ve Domalkız Pınarı'nın hikayesi bu...

    oğul:
    Peki baba, Memo domalkız'ın haline hiç üzülmemiş mi?..
    baba:
    Bilinmez ki oğul... Bazısına göre Memo bir daha hiç buralarda gözükmemiş... Bazısı da
    der ki Memo her ayın otuzbirinde Domalkız pınarına gelip kana kana su içermiş... Hatta
    rahmetli annanem gördüğünü bile söylerdi...
    oğul:
    Baba...
    baba:
    Söyle.
    oğul:
    Büyüyünce ben de otuzbirci olucam...
    baba:
    Olursun tabi oğlum... Azmeden herkes otuzbirci olabilir...

    kötpembe

    aşık memo yine fikinin
    doğrusunda ilerlemektedir:
    -tipi, kar fırtınası - vuuvvvvv... vvvuuuvvvvv...-
    Bir sıcacık damcıktan mahrum haldeyim
    Fikim sıcak lakin titremekteyim
    Memeler yaslansa göğsüm ısıtsa
    Acep yine illa o‘sbir der miyim?..
    Bir ev...
    -tak tak tak-

    kapıdaki kız:
    Kim o?..

    aşık memo:
    Tanrı misafiri...

    içerideki yaşlı adam:
    Gel yabancı gel!.. Buyur otur bakalım ocağın başına... Kız Kötpembe, misafire koy bi
    kase tarhana da yumulsun sıcacık kaseye... Belki sonra da senin kaseye yumulur. He he...

    kötpembe:
    Babaaa!..

    baba:
    He he he... İşte oğul, Biz gördüğün gibiyiz. Bir mecalsiz moruk ve bir fike hasret kızcağız...

    kötpembe:
    Babaaa!..

    baba:
    Sen anlat bakalım nesin, kimsin, kimlerdinsin? Bu kış kıyamette yollara düştüğüne göre var
    herhalde bir derdin...

    aşık memo:
    Dam peşinde dünyayı gezdim durdum
    Lakin ne dam fiktim, ne köte koydum
    Memo der ki koşturmaktan yoruldum
    Yorulmadığım şey o'sbir çekmektir...

    "Dam, dam!" diye feryad ettim her yerde
    Meğer fikfik yokmuş Memo'nun serde
    Fikim yükseldi hergün perde perde
    İndirmenin yolu o'sbir çekmektir...

    baba:
    Belli ki ululardan bir ulusun Aşık Memo... Tabi Kötpembeyi bi domaltıversen iyi olurdu ammaa...

    kötpembe:
    Babaaa!..

    baba:
    ...Madem otuzbircisin napalım... Kız Kötpembe!.. Kalk Memo'ya döşek göster, yorgundur, yatsın...

    kötpembe aşık memo'yu
    yatırıp üzerini örterken:
    Be-be-... ben... Barrak istiyorum barrraaaakkk!!!.. Barrrraaaaaaakkk!!!.. Fik beni Memo!.. Hadiii!.. Sok hadi!..
    Hadi sok Memo! Sok! Soook!.. Sok şu fiki!.. Sok hadi sok!.. Sok fiki!..

    aşık memo uyuklıyarak:
    Mmm... Memo der ki... Memo... Mmmhhh... Hrrrnnn... Rrrzzzz....

    kötpembe:
    ...fik beni memo... fik beni... fiiikk... fiiikkk... fiiikkk...

    memo'nun rüyası:
    gökte uçan kötpembe:
    Fikemeez... Fikemeez.. Memo beni fikemeeez... Memo beni fikemeeez... İhi ihi ihi... Fikemezsiiin...
    -kanat sesleri-flap flap flap flap-

    fikindeki kanatlarla
    uçan aşık memo:
    Dam uçsa da aradığı barraktır
    Mor baş bulup tepesine konmaktır
    Konmadıysa senin fikin ucuna
    Memo, yapacağın kanatlanmaktır
    -kanat sesleri-pır pır pır pır-

    kötpembe:
    Fikeemeeez kiiii...

    aşık memo:
    İşte Memo, sana cillop gibi dam
    Hele bir fik ne tasa kalır ne gam
    Şu barrağın etsin bir kerre bayram
    Yapacağın şey fiki kanırtmaktır

    uyanan aşık memo:
    Ha?..

    kötpembe:
    Hhrrrnnn... Zzznnn... Hhrrzzz... Hhrrrnnn... Mmmhh... Fff... Fik... Fik... Fi... Mmmhhh...

    kötpembe'nin rüyası:
    Kötpembe:
    Evet... Evet görüyorum. Tam aşağıda bir fik var... Bu hizadan atlarsam lak diye üstüne otururum...
    Hoppa!..
    Geliyoruuuuuum!...
    Aaaaaaaaaa -paft!-
    Ama... Ama fike değil daşşaklara geldik...

    aşık memo:
    Daşşağımın kılları
    Yay gibi burma burma
    Her gördüğün barrağı
    Damına girer sanma

    kötpembe:
    Sen... Sen... Nur yüzlü Aşık Memo!..

    aşık memo:
    Memo der ki sen barrağa inanma
    Fiksin diye kimselere domalma
    Fik dediğin bir uçarı göçmen kuş
    Sok parmağı gül kokulu damcığa

    Senin fikte benim damdadır gözüm
    Dinle bak, kulak ver, sanadır sözüm
    Damcığa fik sokmaya yoktur lüzum
    Yeter parmak dama, avuç barrağa

    uyanan kötpembe:
    Ha?..
    Hay allah, nasıl da uyumuşum, şafak sökmüş...
    Memo rüyamda seni... Memo?.. Memo nerdesin?..

    ufka doğru uzaklaşan aşık memo:
    Kışın damlar kuytularda saklanır
    Sokmayanlar ben gibi hayıflanır
    Memo naçar, o'sbir olmuş uğraşı
    Yaz kış demez barrağını şaklatır...


    kutsal kase

    aşık memo yine fikinin
    doğrusunda ilerliyordu:
    Fikim tekne ben tayfa, aştım nehirler
    Fikim rehber ben yolcu, gezdim şehirler
    Gördüm kavun memeler, davul kaseler
    Tokmak fiki davula bir vuramadım...

    ...
    Bir ilde dilberler dolanıyorsa
    Yollarda memeler sallanıyorsa
    İnsan hemen fike davranıyorsa
    İşte şehir diye ben buna derim...

    Ne zaman ki yolda bir kase görsem
    Derim ki içimden "Şunu ellesem"
    "Evvela domaltsam, sonra köklesem"
    Kaskatı kesilir taşlaşır fikim...

    Meme görmez isem o gün mutsuzum
    Dam domaltmak dersen, zaten bahtsızım
    Fikfik içün gayri pek umutsuzum
    Kaldı yine bugün elimde fikim...

    şehir meydanındaki kadınlar:
    Anlaşılan uzun zamandır fikin havada dolaşıyorsun yabancı. Şehrimizin kadınları birbirinden
    güzeldir. Fik fikebildiğini!.. Onu fik, bunu fik... İstersen gel beni fik!..

    aşık memo:
    Memo der damlara gözlerim baksın
    Barrağım her daim havaya kalksın
    O'sbirciydi namım, o'sbirci kalsın
    Siz domalın bense o'sbir çekeyim...

    kadın:
    Belli ki ululardan bir uluymuşsun Aşık Memo... Madem ki dam köt fikmiyorsun, o halde şehrimizin sırrını
    sana anlatabiliriz...
    Şu kapanmış kadınlar kim dersin Memo?.. Tapınağın rahibeleri mi?..

    aşık memo:
    Belki...

    kadın:
    Hayır hayır... Onlar kendilerini göstermek istemeyen çirkin kadınlar. Tapınaktaki Kutsal Kase'yi ziyarete
    geliyorlar...
    Bak işte Kutsal Kase bu... Seyret şimdi olanları...

    kutsal kase'den su içen
    çirkin bir kadın:
    Gluk... gluk... gluk... gluk...
    -aniden güzelleşerek-Plinnnngg!-

    kadın:
    İşte Memo, Kutsal Kase'nin içinde biriken kutsal damcık suyu şifalıdır. Memelere dirilik, kaselere dirilik verir.
    Saçları ipek yüzleri bebek gibi, damları tabak kötleri tabak gibi yapar. En buruşmuş damcıkları dümbelek
    gibi gerer, en folloşlamış büzzükleri dasdaracık eder...
    İşte bizim için bu denli değerli olan kasemizi, en seçme muhafızlarımız koruyor...
    Onlar ki kimseye boyun eğmeyen, kaseyi korumak için kötlerini ortaya koyan yenilmez savaşçılardır...
    ...Ama... Ama neler oluyor!.. Bunlar da nesi!..

    uçan kanatlı fikler:
    ...svip... svip... svip svip... svip svip svip... svip svip svip... svip svip...

    muhafızlar:
    -Ay çok şiriin!..
    -Yakalayın!.. Yakalayın!..
    -Dur kaçma!..
    -Hi hi hi hi...

    kötündeki süpürgeyle
    uçarak gelen cadı:
    Aahh hah hah haa!.. Aha ha haa!.. Kaaseeee!.. Kutsal Kase benim olacaaak!.. Beniiimm!..

    kadın:
    Bu kahkaha!.. Bu ses!.. Aman tanrım olamaz!.. Bu... Bu...
    Bu batının kötü cadısı Karakun!.. Bırak o kaseyi yerine pis cadı!.. Bırak onu!..

    karakun cadısı:
    Haa ha ha ha haaa!.. Ha ha ha haaaa!.. Ha ha ha ha ha haaaa!..

    kadınlar:
    -Kutsal Kase çalındı!.. Kutsal Kase çalındı!..
    -Kutsal Kase çalındı!..
    -Kutsal Kase çalındı!..
    -Yooooo!..
    -Kutsal Kaseee!..

    kadın:
    Ühüü ühüü!.. Artık... Artık ben bir hiçim!.. Bu... Bu şehir bir hiç!.. Artık yollarda sallanan memeler olmayacak
    Memo! Çünkü... Çünkü kutsal suyun etkisi... Sadece... Sadece bir gün sürer!.. Bak!.. Ben de çirkinleştim! Kutsal
    su vaktim gelmişti, ama şimdi önce ben sonra bütün şehir... Bir bir çirkinleşeceğiz... Bir bir acuzeye döneceğiz
    Memo!.. Karakun
    Cadısı'ndan kaseyi geri almamız ise imkansız... Çünkü hiç birimiz büyüden anlamayız Memo!.. Biz sadece
    fikfikten anlarız... Sadece domalmayı, yalamayı biliriz... Oysa artık kimse bizi domaltmayacak!..
    Ühüü ühüüü!..

    kadınlar:
    -Gittiii!.. Gittiii!..
    -Napçaz, gittiiiii!..
    -Bööö!.. Böaaaaa!..

    aşık memo:
    Kasesiz zamanlar ben hep iç çektim
    Kaseler peşinde nice yol teptim
    Yine varsa kase dağlar ardında
    Koşarım, uçarım, yine giderim...

    kadın:
    Çok tehlikeli Memo, boşuna niyet etme kaseyi geri almaya... Kutsal Kase'yi fikmek isteyen çoktur. Eğer ki kase
    fikilirse tılsım bozulur. Atmıklı dam suyundan kime şifa gelir ki... Hem bırak Kutsal Kase'yi, senin kaseye
    bile çizerler... Ama madem gidiyorsun, yolun açık olsun Memo...

    ........
    ağaçların arkasında
    pusuya yatmış haydutlar:
    -Hadi parvon!.. Saldıvalım patvon!.. Hadi!.. Hadi!.. Hadi!..
    -Ulan saldırıp allahın meczupunu mu domaltıcaz!.. Dur hele şu kaseyi ele geçirsin!.. Ondan sonra ben...
    Dünyada her çeşit kaseyi domaltmış olan ben, en nihayetinde Kutsal Kase'yi de domaltmış olacağım!..
    -Patvon be, ben gövdüm, bu kasedeki sudan içen kavılavın memelevi kocaman oluyo... Biz içsek bizim de
    fikimiz büyüv mü?..
    -Ben ne bileyim olum!.. Hadi hadi, izleyelim, kaçırmıyalım herifi!..

    .........
    tepedeki kulübesinde
    karakun cadısı:
    Nıha ha ha ha haa!.. Az sonra dünyanın en güzel kadını olacağım!.. Büyü gücümle fikiş gücüm birleşince
    bütün erkekler kölem olacak!.. Dünyanın bütün barrakları benim olacak!.. Benimmm!..
    -kaseden su içip güzelleşerek- lıp lıp lıp lıp... plinnnng!.. plinnng! plinnng!..-
    Ha ha haa!.. Bu dama bu köte fik sokmayacak yiğit var mı şu dünyada?!.. Artık gelsin barraklar, gitsin daşşaklar!..

    aşık memo:
    Dam görünce her bir barrak dikilir
    Barrak dikildi mi damcık fikilir
    Fik damcıktan dam barraktan sıkılır
    Sıkıntısız bir iş var ki: otuzbir...

    karakun cadısı:
    Ahha!.. İşte ilk barrak ayağıma geldi... Hey sen, çabuk gel beni fik!..

    aşık memo:
    Memo'da bir fik var hiç yere inmez
    İstese de fiki bir yere girmez
    Şuncacık aklı var fikfik'e ermez
    Anladığı tek şey var ki: otuzbir...

    karakun cadısı:
    Bana bak sefil yadatık!.. Beni büyü yapmaya zorlama!.. Sok diyorsam sok o fikini!.. Yoksa o fiki solucana çeviririm!..

    pencereden giren bir kuş:
    Ogoaak!.. Ogoaak!.. Ogoaak!..

    karakun cadısı:
    O da nesi!.. Kahretsin! Bir Taşakuşu!..

    karakun cadısı'nın
    kötünü kavrayan taşakuşu:
    Ogoaak!.. Ogoaak!.. Ogoaak!.. Ogoaak!..

    karakun cadısı:
    Git burdan pislik!.. Kötümü sana fiktirmem!.. Defol! Defol!.. Kahretsin, kaseyi kaptı!..

    kutsal kase'yi kapıp
    pencereden uçan taşakuşu:
    Ogoaak!.. Ogoaak!.. Ogoaak!..

    süpürgesini kötüne
    sokan karakun cadısı:
    Tabi yaa!.. Taşakuşlarının yavrulama mevsimindeyiz!.. Kutsal Kase'yi yavrularına domalttırmadan
    ona yetişmeliyim!..
    -aşık memo, bastonunu çevirip kötünde süpürgeyle uçan karakun cadısının damına sokarak- ...hooop, cluk!..-

    ..........
    kayaların üzerindeki yuvada
    yavru taşakuşları:
    Gvöt!.. Gvööt!.. Gvövöööt!..

    kutsal kase'yi
    taşıyan taşakuşu:
    Ogovvk?.. Ogovvk?..
    -aşağıdan gelen bir taşla vurulan taşakuşu düşerken- Tonk!.. ogoooooooooo..........-

    dev:
    Allaallaaa... Bu ne böyle yaa... Bunca yıldır taşakuşlarına pusu kurup yavrularına getirdikleri kaseleri çalarım,
    hiç böyle bir kaseyle karşılaşmış değilim vallahi... Eh napalım, bugünkü rızkımız da buymuş...

    ağaçların arkasına
    saklanan karakun cadısı:
    Vay canına! Kase bu defa da Salkımtaşak Devi'nin eline geçti!.. Salkımtaşak'ın tek bir amacı vardır,
    o da köt fikmek... Hangi köt olduğu farketmez... Ona Kutsal Kase yerine fiktirebileceğim nefis bir kötüm var!..

    haydutlar:
    -Hadi parvon!.. Saldıvalım patvon!..
    -Dur be olum!.. Kaseyi ele geçirsinler hele!..

    karakun cadısı:
    Ay bi bakar mısınııız... Ay çok pardooon, buralarda bi kase kaybettim dee... Hiç dikkatinizi çekti mi acibaaa?..
    Ay hep buralarda bööyle arıyorum ama bulamıyoruuum...

    salkımtaşak devi:
    Belkim bu olabiler mi aceba?..

    kutsal kaseyi alan
    karakun cadısı:
    Kasem!.. Kasem!..

    karakun cadısını fiken
    salkımtaşak devi:
    -Şluk!-
    Kase!.. Kase!..

    fikilen karakun cadısı:
    ...oğğğhhh, kaaseeeeemmm!..

    -Stomp! Stomp! Stomp! Stomp!-
    -ahand ohanda ahanda ohanda ahanda ohanda-
    fikişen devle cadının yanından kaseyi alan
    aşık memo ormanda ilerlerken, haydutlar:
    -Dur yolcu!.. Sende bizim bi emanetimiz varmış. He he he...
    -Evet, patvon kaseye bavvağı kanıvtacak!..
    -İşte!.. İşte dünyada domaltılabilecek en güzel, en nadide, en kutsal kase!.. Onu ben fikeceğim!.. Ben!..
    -Patvon be... Fikmeden evvel vercen mi bi yudum?..
    -Ne?.. Ne yudumu!..
    -Hani patvon, su memelevi büyütüyodu ya... Hani fiki de büyütüyoduv diyoduk...
    -Fiki mi büyütüyo?.. -fikinin iki kat büyüdüğünü düşünüp kutsal sudan içince damı, kötü ve memeleri çıkarak-Lıp lıp lıp lıp... Plönk!.. Plönk!..-
    -Pa-pa-patvon?.. O kadav güzelsin ki...
    ...
    -Dur!.. Dur lan!.. Gelme üstüme!.. Gelme!..
    -Ohh patvonum benim!.. Tam tipimsin... Ohhh...
    -Elleme lan!.. Ayıp olum, bi gören olur!..
    -Ohh..Patvoonnn, ooohhh...
    -Şşşşt, devam et!...
    -Stomp! Stomp! Stomp! Stomp!-

    .........
    şehirde bir kadın:
    Heeey!.. Memo geliyor!.. Kutsal Kase'yi getiriyor!.. Aşık Memo kaseyi getiriyor!.. Duyduk duymadık demeyin!..

    kadınlar:
    -löngür löngür-
    -Açılın!..
    -Açılın ayol!
    -Çekilin!
    -Pinnng!.. Ping!.. Pinng!.. Pinnng!..-

    kadın:
    Ohh... Sayende tekrar taş gibi vücuduma kavuştum Memo... Memo?.. Nerdesin?..

    ufka doğru ilerleyen
    aşık memo:
    Kase sözü düşmez oldu dilimden
    Bin bir kase geçti her gün önümden
    Barrağımı bırakmadan elimden
    Ömür boyu attırdım ben her yana...

    .........
    ertesi gün ormanda
    salkımtaşak devi:
    Ulan karı dün gözüme nasıl da güzel gözükmüştü, bi de şu haline bak mına koyyim yaa...
    Nası kurtulcam ki bundan...

    dev'e sarılmış yatan
    karakun cadısı:
    ...mmmhh... canım... mmmmmmm...


    iç ses

    aşık memo yine fikinin
    doğrusunda ilerliyordu:
    Dam peşinde kalmadı dolaşmadığım belde
    Hastasıyım damcığın fikim daima elde
    Lakin bir kerre dahi dam domaltmış değilim
    Hep otuzbir otuzbir, nerde ah fikfik nerde...

    Ooof of of... Yürü yürü daşşaklarıma kara sular indi... Biraz oturup dinleneyim...
    Eh Memo, sen daha çok yorulursun
    Dün yaşa bugün taşa oturursun
    Sen de fiksen ya tuttun mu kör gibi
    Bilmem ki otuzbirde ne bulursun...
    Otuzzsshhh... Hhhrrrrnnn... Hrnzzzzz...

    aşık memo'nun
    rüyasındaki iç ses:
    Memoooooo... Meeemoooooo... Meeemooooo...
    Memoooo!.. Gel Memooo!.. Seni bekliyorum!.. Geeeell!..
    Hadi gel Memooo... Dosdoğru yoluna devam et... Karşına çıkacağım... Domalt beni Memooo... Domaaalt...
    Fik beniii... Fiiikk... Hadi Memooo... Geel... Bak domaldım seni bekliyoruuum... Fik beniii... Fiiik...
    Gel fik beni Memooo... Fik beniii...

    uyanan aşık memo:
    Ha?!..
    Hayırır inşallah, pek garip bir rüyaydı...

    iç ses:
    ...gel memooo... fik beniii...

    aşık memo:
    Hatunun sesi de kulağımdan gitmiyor...

    şeftali ağacına çıkmış kız:
    Ay çok pardon, bi saniye bakar mısınıız... Ay ben buriya şeftali toplamaya çıkmıştım ama şimdi inemiyoruuum...
    Ay acebaa bana yardım eder misiniiiz...

    aşık memo:
    Edebilirim.

    aşık memo'ya sarılıp
    sürtünerek inen kız:
    Ay bak indiriyorum ayaamı... Tutuyo musuuun... Ay ay ay... Ay sıkı tut aaay!.. Ay ay ay düşüyorum aaay!..
    Bak tutuyosun di mi, bırakıyorum kendimi bak... Bak sıkı tut... Bırakıyorum bak...
    Ay ohhh... Çok şükür indim şu ağaçtan... Ay sana o kadar müteşekkirim ki... Şeftali yer misin?..

    aşık memo:
    Yerim.

    kız:
    Ay hep ezilmiş bunlar... Hah!.. İşte sağlam bi tane!.. Al, tüylü, körpe ve sulu... Alsana... Yoksa tüyünden
    huylanır mısın?..

    aşık memo:
    Sen miydin rüyamda beni çağıran?
    "Fik Memo, fik beni" diye bağıran?
    Senin mi kafamda yankılanan ses?
    "Domalt sok fikini" diyen o nefes?

    kız:
    Akikkikkikki!.. Akikkikkikki!.. Seni çapkın seni!.. Şeftaliyi görünce aklına hemen damcık geldi di mi!.. Ay vallahi
    kimsenin rüyasına felan girmedim ben ama fikeceğini bilsem girerdim... E hadi, fik çok istiyosan...

    iç ses:
    ...memooo... gel memooo... fik beniii... fik beniiii...

    aşık memo:
    Fikmem seni değilsen
    Dilber rüyama giren
    Sokmam senin değilse
    O ses "Memo sok" diyen...

    kız:
    Ay fikmiycek misin ayol?.. Aaa... Adama bak gidiyo... Ayol boşuna mı domaldık!..

    iç ses:
    ...fik beni memooo... Fik beniii... gel sok banaaa...

    -ormanın içinden gelen sesler- Hırş... hışır hışır... hışırt... gııırç...-
    ormanda kaçıp
    kulübeye saklanan kız:
    Gelme!.. Gelme üstüme!.. Gelmeee!..

    aşık memo:
    Düşümde göründü domalmış dilber
    Yoksa sen misin o dilber cevap ver
    Kulağımda sesi "Memo fik beni"
    Sensen o seni hemencik fikmeli

    kız:
    Be- be- ben... Her türlü barraktan kaçıp buralara saklanmışken ne diye kalkıp senin rüyana gireyim!..
    Ama... Ama bir gün köşeye sıkışacağımı biliyordum... Demek fikilme günü bugünmüş... Napalım,
    mukadderat... Haydi o halde... Hazırım fikilmeye...

    iç ses:
    ...bana gel memooo... fik beniiii... fiiikkk...

    kız:
    Hadi... Hadi fikmiyo musun?.. Hep bu günü beklemiştim!.. Fiksene hadi!.. Fik!..

    aşık memo:
    Fikmem seni değilsen
    Dilber rüyama giren
    Sokmam senin değilse
    O ses "Memo sok" diyen...

    iç ses:
    ...gel memooo... gel fik benii... domalt benii...

    pencereden bakan kız:
    Sen!.. Sen!.. Evet sen!.. Tanıdım seni!.. Evet evet, fikinden tanıdım!.. Çabuk gel buraya!..
    Hadi çabuk yukarı gel!.. Sessiz ol, sessiz!.. Abimler duymasın!..
    Fikinden tanıdım seni!.. Sen yolunu gözlediğim beyaz fikli prensimsin benim!.. Hadi fik beni!.. Ama sessiz ol,
    abimler duymasın. Onlara kalsa nikahsız barrak yok bana. Ama damcık bu, torba değil ki büzesin...

    aşık memo:
    Uyurken düşüme girdi bir kadın
    Fikilsin istermiş meğerse damın
    Yoksa barrak isteyen o sen misin?
    Kulağıma bir "Fik beni" der misin?..

    kız:
    Ben kimsenin rüyasına girmedim ama sen yıllardır benim rüyalarıma giriyosun prensim benim!.. Hadi sok!..

    aşık memo:
    Fikmem seni değilsen
    Dilber rüyama giren
    Sokmam senin değilse
    O ses "Memo sok" diyen...

    kız:
    Ne!.. Ne ne ne!.. Yani sen şimdi fikmiyecek misin beni!..
    Süknettin aabeeey!..
    Zorlagir aabeeey!..
    Kanırtcan aabeyyy!..
    Yetişiiin!.. Fikiyolaaar!.. Bacınızı fikiyolaaar!.. Namus elden gidiyooo!.. Damcık elden gidiyo yetişiiiin!..
    Çabuk olun salaklar çabuk!.. Kaçıyo herif!.. Şu tarafa gitti, çabuk!..

    abiler:
    Fikti mi? Fikti mi?..

    kız:
    Ne fikecek be! Kolay mı öyle taş büzüklü Kötnur'u domaltmak?!.. Şu taraf, çabuk!..

    abiler:
    Yakalıyalım ipneyi!..
    ...Şu tarafa!...
    ...Yok aabey burda...
    Ülen kaçırmıyalım herifi!.. Acele edin!..
    ...Hadi lan hadi!.. Bu tarafa!.. Hadi!..

    mağaradan gelen ses:
    ...memooo... gel memooo... geeeeel...
    ...İşte sonunda geldin Memo... Hoş geldin... Burası benim çilehanem... Yıllardır burda fikfikten uzak
    yaşıyorum... Bir lokma, bir hırka, bir patlıcanla geçen yıllardan sonra gönül gözüm açıldı... Ve düşümde
    seni gördüm... O zaman ben de senin düşüne girip sana göründüm. Kulağında ses oldum seni çağırdam. Çünkü
    sen de benim gibi fikfiksiz bir çile içindesin. Dertli damın halinden dertli barrak anlar. Anladım ki senin tek
    fikeceğin dam bende, benim tek yiyeceğim fik sende... Hadi Memo... Fik beni...

    ufka doğru ilerleyen
    aşık memo:
    Ben hep peşinden gittim kulağımdaki sesin
    "Domalt Memo, sok fiki" diyen ılık nefesin
    Fakat fiki sokunca yok olacak ise ses
    Sokmayıp o ses ile otuzbir çekmek enfes...

    iç ses:
    ...memooo... gitmeee... fik beniiii... gel memooo... fik beniiii... sok banaaa... memooo... memooooooo...

    Atışma

    aşık memo:
    Aman kızlar can kızlar
    Fikime kurban kızlar
    Siz domalın ben sokam
    Kınalı kötten kızlar

    kızlar:
    Aman Memo can Memo
    Damcığa hayran Memo
    Kaldırır da sokmazsın
    Barrağı taştan Memo

    aşık memo:
    Gül saksısı var camda
    Al kiremitler damda
    Domalmanız yeterli
    Köt de fikerim dam da

    kızlar:
    Kum bırakır geride
    Akarken su derede
    Dam sulanmış bekliyor
    Memo fikin nerede?

    aşık memo:
    Pazardan aldım biber
    Doğradım birer birer
    Mor hediyem var size
    Domalırsanız eğer

    kızlar:
    Dağlarda çimen yeşil
    Yel eser efil efil
    Memo fik bizi diye
    Kötleri yaptık sebil

    aşık memo:
    Gökte yıldız parıldar
    Açım, karnım guruldar
    Barrağım kedi gibi
    Mırıl mırıl mırıldar

    kızlar:
    Armut aldım pazardan
    Korunmalı nazardan
    Memo sokmayacaksan
    Yala bizi bızırdan

    aşık memo:
    Hamura çaldım maya
    Yağı sürdüm tavaya
    Fikim demirden bir kulp
    Takayım mor halkaya

    kızlar:
    Balta keser ağacı
    Zordur çıkmak yamacı
    Boş kaldı bak damcıklar
    Tıka Memo tıkacı

    aşık memo:
    Kızları domaltmak hoş
    Memo, damlara bak coş
    Kalkmışken çek otuzbir
    Damcığa fik sokmak boş

    kızlar:
    Memo bizi domalttın
    Ama yine aldattın
    Fikicem sizi dedin
    Kötleri boş bıraktın


    destan

    Hayli zamandır vardı içimde bir sıkıntı
    Aniden çıkıveren inceden bir üzüntü

    Üzülünce çıkarıp okşasam da fikimi
    O an daha bir hüzün kaplıyordu içimi

    Buğuluydu kaseler gözlerimdeki yaştan
    Evde çöp sepetine attırırken yavaştan

    Düne değin kıvançla, göğsümü gere gere
    Otuzbir çekmiş iken şimdi bedbahtlık niye?

    Aslen niye demenin belli ki alemi yok
    Sebep açık, ortada: Fik sopa lakin dam yok

    Fikim masaya alttan "tak tak" diye vururken
    Masaya vurdum yumruk "Memo! Kalk! Dam fik!" derken

    Çektim donu sıkıştı fik sola bakar halde
    Çıktım dam hülyasıyla fikimi tutar halde

    Dama hasret barrağı dikelttim göğe doğru
    Yürüdüm fikin "Yürü!" dediği yöne doğru

    Kararlıydım fikmeye kıllı kılsız damları
    Tekrar kıvanç dolmuştum boşverince gamları

    Sokakta damdan daha bol bir şey varsa eğer
    O da köt ve memedir, hepsi de seyre değer

    Her kızda bir dam, bir köt, bir çift meme bulunur
    Domalana vururken memelerden tutulur

    Ne vakit ki memeden kavrar ise ellerim
    O an inanacağım: "İşte dam fikmekteyim!.."

    Velhasıl fikfik için, kalbim pıt pıt atarak
    Çıktık yola ben, fikim, iki de mutlu daşak

    Sokaklarda bin bir köt, birbirinden iriler
    Sanki domalmak için yaratılmış gibiler

    Yürürken köt lobları bir sağ bir sol yapıyor
    Sanki aradan bana damcıklar göz kırpıyor

    Domaltsam bir kaseyi damcıktan fikmek için
    Sokar iken fikimi sevinsem için için

    Ve yahut da sırt üstü yatırsam bir dilberi
    Sonra da gidip gelsem bir ileri bir geri

    Ben üstte saydırırken hatun altta inlese
    Kötünde şakırdayan daşşağımı dinlese

    Göğsüne değen burnum memeleri koklasa
    Ben vurdukça memeler hopur hopur hoplasa

    Akabinde çıkarıp fiki versem eline
    O da tutup deydise yumuşacık diline

    Saçlarından tutarak okşasam ensesini
    Attırırken hissetsem fikimde nefesimi

    Bakıp bakıp düşündüm hep böyle güzel şeyler
    Kıyırımdan geçerken koca koca kaseler

    Seyrettikçe kötleri fikime kan yürüdü
    Ateşlenen barrağım büyüdükçe büyüdü

    Daşşaklar tortop oldu, barrak desen demirden
    Girmek ister hatuna kah damdan kah dübürden

    Lakin mevzu bir türlü oraya varamadı
    Yüreğimdeki kıvanç bir fike yaramadı

    Kızlar baktı gözümün hep içine içine
    Biri bile demedi "Oturayım fikine"

    Ulan, olsaydı eğer sulu bir damcık bende
    Domalır fiktirirdim damcığımı heryerde

    Velakin mukadderat, fik sahibi doğmuşuz
    Damcığa dil dökmeye baştan mahkum olmuşuz

    Sen domal demedikçe domalmıyor hatunlar
    Fik isteyen damcıktan aksa da seller sular

    O gün akşama doğru umut kestim damcıktan
    Hatunlar birer birer çekilince sokaktan

    Fikim kazık şeklinde bir süre durakladım
    Neden sonra ufaktan haneye topukladım

    Hüzünlü müyüm? Evet, dam fikmemek üzücü
    Lakin fik hâlâ kalkık, hırsla zonkluyor ucu

    Bir kız dahi domalıp köt vermese de bana
    Otuzbir çekeceğim topunun damcığına

    Anladım ki Memo'nun fiki hiç inmeyecek
    Hep otuzbir çekmekten kederi hiç dinmeyecek...

    Devamı gelecek...



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi __BadblooD__ -- 18 Mart 2008; 19:10:36 >







  • hepsini okudum muhteşem ötesinin gerisi birazcık.
  • daha var aslında isterseniz eklerim daha bunların bi okuyun
  • mğkemmel bişi buyaaa
  • vaybeee..abazalık resmen şair yapmış adamıı...
  • daha var

    DEDİ Kİ OF OOF!

    Memo derler, bir koç yiğit var idi
    Şol kainat barrağına dar idi
    Başşakları kor kor olmuş nar idi
    Bağrı alevlendi, dedi ki of oof!

    Sabah kuşluk vakti horoz öterken
    Yağlı ekmek sürüp yumurta yerken
    Bir taraftan otuzbir de çekerken
    Attırdı dağlara, dedi ki of oof!

    O an dağlar gümbürdedi sarsıldı
    Yer yarıldı tam ikiye ayrıldı
    Yeryüzüne bin bir dam köt savruldu
    Memo çayın içti, dedi ki of oof!

    Damlar kötler şol dağları aştılar
    Memo'nun fikini görüp şaştılar
    Domalarak fike doğru koştular
    Memo tuttu fiki, dedi ki of oof!

    Fik bu, tuttuğunda kalkar kafası
    Dam diye fısıldar sanki nefesi
    Baş var, göz yok, bilmez, damcık neresi
    Memo baktı dama, dedi ki of oof!

    Bir dam seğirterek geldi yanına
    Domaldı yaslandı fikin ucuna
    Arzu eder ki fik girsin içine
    Barrak dile geldi, dedi ki of oof!

    Söyle memo, fikin hali nicedir?
    Dam içinde gündüz artık gecedir
    Soksan, diyeceğin iki hecedir
    Dam fikenler daim dedi ki of oof!

    O anda bir kuvvet geldi Memo'ya
    Başladı barrağı sıvazlamaya
    Evvel kimse böyle o'sbir görmeye
    Sel gibi attırdı, dedi ki of oof!

    Damcıklar o selle dağa savruldu
    Dağ hepsinin üstlerine devrildi
    Dünya eski vaziyete çevrildi
    Memo kaldı yalnız, dedi ki of oof!




  • yanılsama

    Ne zaman ki dama barrak sokmaya meylettiysem
    Otuzbir mesgâlesinden azıcık el çektiysem

    Başım bitten kötüm fikten kurtulmaz hâle geldim
    Fikime çâre ararken ben nâçar hâle geldim

    Er kişinin her dakika aklında kadın kötü
    O köte fik soksa dahi âkıbet daim kötü

    Neden dersen otuzbirci, yanıma yaklaş hele
    Ben anlatayım, sen dâhi, can kulağıyla dinle

    Dam fikmenin nihayeti damı fikmek olsaydı
    Damcığı fiktiğin vakit barrak huzur bulsaydı

    Bir kere dam fikmiş olan buna kanaat ederdi
    Fikin başı gururundan belki arşa değerdi

    Lakin fik “dam fiktim” diye gururlanmaya görsün
    Sanma ki o mağrur dikbaş damdan başka şey görsün

    Dam dediğin ıvır zıvır değil ki çekmecede
    Çıkarıp fikfikleyesin her canın çekmecede

    Dam sahibi insanlara biz, “kadınlar” diyoruz
    Buradan kendilerine çok hörmet ediyoruz

    Kendileriyle esasen yoktur münakaşamız
    Usulen onlarda dam var, bizim fik-başşağımız

    Hâşâ, kadın haklarına lafımız yok, ne demek!
    Hakkıdır istemeyenin damından fiktirmemek

    Lakin eğer ki dünyada varsa bir fikemeyen
    Mantıken olmak zorunda en az bir fiktirmeyen

    Kadınlar müsterih olsun, onlar iyi, onlar hoş
    Aşkı alış-veriş yapan, felek kem, felek nâhoş

    Sen ki be hey otuzbirci, yolda kötlere bakıp
    Fikfike niyet ettiysen otuzbiri bırakıp

    Bundan böyle senin ömrün dam peşinde geçecek
    Fikin tuttuğun damların pek azından geçecek

    Vaktinin onda dokuzu dam ardından koşturup
    On dakika fikfikteysen, düşün bence bir durup

    Bütün bu dert ve telâşe bir fikfike değer mi?
    Yüzbin okka sinek ezsen bir dirhem yağ eder mi?

    Titreyerek kendine dön, bırak fikiş fokuşu
    Oflayarak çıkmaktansa, insene şu yokuşu

    Aklına fikfik geldikçe çıkar barrağı dondan
    Aldırma sen hiç laflara, duyduğun ondan bundan

    Elalem bırak konuşsun “bin damcık fiktim” diye
    Deme hiç “fiktin de n’oldu”, muhattap olma bile

    Kimseye muhtaç olmadan sıvazla barrağını
    Tırman fikfik kalesine, yalnız dik bayrağını

    Sakın ola ki üzülme damların gidişine
    Onları fiken bulunur, sen bak kendi işine

    Memo der ki otuzbirdir insanı güçlü kılan
    Amman dam fikeyim derken köte kaçmasın yılan

    Tut barrağı, çek otuzbir, bakma köte ve dama
    Otuzbirdedir hakîkat, fikfik bir yanılsama




  • MANİLER

    Acı biber kırmızı
    Yakıyor ağzımızı
    Otuzbirci kişiyim
    Fikemem damınızı

    Patlıcanın rengi mor
    Fikim sıcak sanki kor
    Otuzbirci kişinin
    Dam fikmesi hayli zor

    Tarladan gelir darı
    Burçaklar sarı sarı
    Otuzbirci doğmuşum
    Hiç fikmedim kız, karı

    Yeşil biber tatlıdır
    Güvercin kanatlıdır
    Otuzbirci sanır ki
    Fikfik şatafatlıdır

    Portakalım turuncu
    Sabun satar sabuncu
    Otuzbir birincisi
    Dam fikmekte sonuncu

    Cevizler kahverengi
    Buldum fikte ahengi
    Otuzbirci Memo'nun
    Fiki başşağın dengi

    ALIN BAKALIM ...
  • buda ikincisi

    otuzbirci bünye

    Fikfiklemek arzusiyle dolup taşan bünyem var
    Sıvazlayınca patlayan fik şeklinde fünyem var
    Her ne kadar dam isterim deyu feyad etsemde
    Üzerinde "Otuzbirci" yazan altın künyem var...

    Bağırdıkça ben hep damcık,meme,bacak,köt diye
    Sanılmasın yaşıyorum lüleden yiye yiye
    Ya tutuyorumdur fiki,yahut başşak elimde
    Barrağımdan müteşekkil sıkıcı bir dünyam var...

    Maatteessüf fikim hafif sol yana doğru yamuk
    Başşaklarımda mantar var,köt çatalımda pamuk
    Ayak kokmuş,saçlar yağlı,kıllarım yumuk yumuk
    Sırf otuzbir çekmek için kullandığım banyom var...

    Kızlar durun nolursunuz,kaçmayın böyle benden
    Bir kerecik bandırayım bir arkadan bir önden
    Tutun,kavrayın,dilleyin,razıyım zaten dünden
    Bir bilseniz şaşarsınız,bin türlü fantazyam var...

    Fikfik hayali kurarken birgün düşersem damdan
    Dam fikmeden göçer isem şu ölümlü dünyadan
    Taş dikmeyin mezarıma üstünde "Memo" yazan
    Ölsem bile dimdik duran mermer gibi fikim var...




  • kral bu memo
  • memoya bakk be
  • memoda abazalık doz aşımı yapmış
  • adamsın hocam adam!!!! :)
  • quote:

    Orijinalden alıntı: onuronur187

    adamsın hocam adam!!!! :)

    Yuh horta bak 6 yıl öncesi vay anasını
  • quote:

    Orijinalden alıntı: onuronur187

    adamsın hocam adam!!!! :)

    yapmasaydın keşke hocam ben favorileriem eklemiş ara ara okuyordum şimdi kapatıcaklar konuyu
  • 
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.