Şimdi Ara

Yaşamın Başlangıcı ile Alakalı

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
14
Cevap
0
Favori
777
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri
  • Son Yorum 6 yıl
  • Cevaplayan Üyeler 7
  • Konu Sahibinin Yazdıkları 5
  • Ortalama Mesaj Aralığı 1 saat 49 dakika
  • Haberdar Edildiklerim (Alıntılar) 5
  • Konuya En Çok Yazanlar
  • Ramiz Karaeski (5 mesaj) MateryalizminPeygamberi (3 mesaj) Cinéma (2 mesaj) soyken (2 mesaj) Terliksi İnsan (1 mesaj)
  • Konuya Yazanların Platform Dağılımı
  • Mobil (6 mesaj) Tablet (1 mesaj) Mini (5 mesaj)
  • @
0 oy
Öne Çıkar
Giriş
Mesaj
  • Merhabalar,,,
    Ateist bir kişiyim,benim merak ettiğim en başından dusundugum çok şeyler var.
    Arkadaşlar
    Yaşamın Başlangıcından beri bu aşk veya sevgi nasıl oluştu ? İnsanlara saygı neden gösteriliyor bu nerden oluştu? Neden benden büyük bir insana saygı duymak zorundayım?
    Bu insanları köleleştirmekte olan sistem kim tarafından nasıl oluşturuldu? İnsanlar ömür boyu çalışıyor .
    Hissettiğimiz duygular zaten yaşayacaklarımız mıydı yoksa zamanla ilk insanlardan bu zamana kadar aktarıldı mı?
    Yani en basitinden ortada sanki en başından beri bir algı operasyonu derler ya, ondan var.Hersey hazır gibi sanki.Yanlis anlamayın dünya malı için konuşmuyorum.İnsanın içinden bahsediyorum.
    En merak ettiğim işte misal sevginin aslında gerçek olmadığını biliyorum ama yanında olduğum bir kız arkadaşım var? İnsanlara bu hisler nasıl yüklendi , nasıl hissedebiliyorlar, ilk insamlardada var mıydı acaba.

    Dünyanın başlama amacı nedir, boş bir alan ve amaç keşfetmek mi, yoksa her canlının doğasında böyle omur boyu çalışmak mı var, veya söyle diyelim, keşfedip kendi yemeğini ihtiyacını çıkartması ?

    İnsanlar arası ilişkiler çok kafama takılıyor , insanlar neden yalan söylemeyi öğrendi? Neden hep en çok istediğimiz olmaz veya zamanında olmaz.insanlar saygı sevgiyi neden bu kadar benimsedi.Biliyorum çok zaman geçti ama ben herşeyin sanki sahte olduğunu dusunuyorum ve yaşadıklarından zevk alamıyorum.
    Verdiğim örnek mesela, sevgi, aşkın sahte olduğunu biliyorum sanki veya öyle dusunuyorum ama kız arkadasimdan kopmak istemiyorum.Ama yanındayken de ona sanki bir yabancı gözüyle bakıp sanki sevmiyorum gibi oluyor sorguluyorum, ulan gerçekten sevgi var mı? Ama yaşadıkları insana insanı bağlıyor galiba.

    Mesela, insanların birbirinden etkilendiği dikkat çektiği bölgeleri , nasıl belirtildi nasıl öğrenildi veya bu yıllardan süre gelen algı mı ?Mesela ben kızım diyelim, erkeğin sanırsam kasından tahrik olurlar.Bu neye göre belirlendi? Algı mı veya doğuştan gelen bir detay mı? Uzun zamandır dusunuyorum ama kesin cevabı veremiyorum.

    Gerçekten inançlı biri olmak isterdim eğer belirli bir din,yaratici olsaydı.Ama hiçbirşey birbirini tutmuyor gibi.İnsan inanmadanda mecburen aşırı sorguluyor.
    Öğrenmek istediğim yaşadıklarımız gorduklerimiz özelliklerimiz algı mı yoksa doğuştan mı? Doğuştan ise bu nasıl belirlendi.? Nasıl oluştu bu şeyler insanın doğasında? Aslında yaşamın amacını sorguluyorumda detaylar da kafama takilmiyor değil.

    Üniversite öğrencisiyim, neden böylebir sisteme maruz kaldığımla ilgili hiçbir fikrim yok misal.

    Neyse uzun oldu, cevaplarinizi bekliyorum, teşekkürler..



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Ramiz Karaeski -- 23 Eylül 2016; 1:38:59 >
    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >







  • Ask dedigin sey cogalmayla ilgili. Kiz arkadasini sevdigini dusunuyosun cunku icgudusel olarak onu hamile birakip hamileligi suresince korumak istiyosun. Eger ask olmasaydi soyumuz devam etmezdi bu tamamen dogal yani.

    Gelelim saygiya; yaslilara saygi neden var? Cok eskiden yaslilar bilgi kaynagiydi. Hikayeler anlatir, meslek ogretir, bilgi verirlerdi. Kitaplardan once veya kitabin hala degerli oldugu bu zamanlarda insanlar yaslilara gunumuzden daha cok deger verirlerdi. Yaslilara saygi duyulmasi gerektigi burdan geliyor. Yaslilara saygi duyulmayan toplumlar da var ama bunlar zaman icinde yok oldu ve biz yaslilara saygi duyulan bir kulturden geldigimiz icin bize boyle ogretiliyor.

    Edit: sordugun butun bu sorular halk biliminin ve evrimsel psikolojinin alani



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Cinéma -- 23 Eylül 2016; 1:56:29 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Cinéma

    Ask dedigin sey cogalmayla ilgili. Kiz arkadasini sevdigini dusunuyosun cunku icgudusel olarak onu hamile birakip hamileligi suresince korumak istiyosun. Eger ask olmasaydi soyumuz devam etmezdi bu tamamen dogal yani.

    Gelelim saygiya; yaslilara saygi neden var? Cok eskiden yaslilar bilgi kaynagiydi. Hikayeler anlatir, meslek ogretir, bilgi verirlerdi. Kitaplardan once veya kitabin hala degerli oldugu bu zamanlarda insanlar yaslilara gunumuzden daha cok deger verirlerdi. Yaslilara saygi duyulmasi gerektigi burdan geliyor. Yaslilara saygi duyulmayan toplumlar da var ama bunlar zaman icinde yok oldu ve biz yaslilara saygi duyulan bir kulturden geldigimiz icin bize boyle ogretiliyor.

    Edit: sordugun butun bu sorular halk biliminin ve evrimsel psikolojinin alani

    Yani aynı hayvanlar gibi kendimizi koruma çoğalma ve gelişmek için mi yaşıyoruz bunun üzerine kitaplar var mı bi arada?

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Terliksi İnsan


    quote:

    Orijinalden alıntı: Cinéma

    Ask dedigin sey cogalmayla ilgili. Kiz arkadasini sevdigini dusunuyosun cunku icgudusel olarak onu hamile birakip hamileligi suresince korumak istiyosun. Eger ask olmasaydi soyumuz devam etmezdi bu tamamen dogal yani.

    Gelelim saygiya; yaslilara saygi neden var? Cok eskiden yaslilar bilgi kaynagiydi. Hikayeler anlatir, meslek ogretir, bilgi verirlerdi. Kitaplardan once veya kitabin hala degerli oldugu bu zamanlarda insanlar yaslilara gunumuzden daha cok deger verirlerdi. Yaslilara saygi duyulmasi gerektigi burdan geliyor. Yaslilara saygi duyulmayan toplumlar da var ama bunlar zaman icinde yok oldu ve biz yaslilara saygi duyulan bir kulturden geldigimiz icin bize boyle ogretiliyor.

    Edit: sordugun butun bu sorular halk biliminin ve evrimsel psikolojinin alani

    Yani aynı hayvanlar gibi kendimizi koruma çoğalma ve gelişmek için mi yaşıyoruz bunun üzerine kitaplar var mı bi arada?

    Bunun uzerine kitabi gec bi bilim dali var
    Benim de su anda ayrintili bilgim yok, sadece genel olarak biliyorum. Evrimsel psikolojiyi arastirirsin daha fazla bilgi edinirsin. Wikipediayi bile okusan biseyler katar sana

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • yaşamın başlangıcı kör sağır bir takım camide yakın organizmanın anlayış ve idrak sahibi olacağını iddia ettikleri bir varlığı husule getirme yönünde attığı ilk adımla başlamaktadır.

    kişi sperm ve yumurta denen iki organik bileşiğin kör ve sağır yapısına bir çağrrıcı olarak bir duyuguyu kendisine ruh kabul eder. biz buna aşkın sevginin yoğunlaşmış hali de diyoruz. ancak mütecaviz halde dahi durum böyle olduğundan bu çağrının bir vahşetgah hükmünde olan dünyayı kabulde inkara gidecek bir canlılığı talep olması hali de mümkündür.

    konudan sapmamak adına bizim yerimize bize el kol göz kulak olmuş iki kişinin yaşam konusundaki deneyimleri! bizim varlığımızı ve bizim de kendileri gibi el kol göz kulak sahibi olmamız gerekliliğine karar vermişliği ilk elde yaratılış hikayesinin iki kahramanının ilah koltuğuna oturtur. insan annesini ilahı babasını ise kural olarak rasulu kabul etmek zorunda kalır.

    eleştirel yükün anne baba denen kavrama yönelmesi elzem olduğu kadar kaçınılmazken bu iki kişinin üstünde hilafa düştüğü bir ilah kavramı yeni bireye aklıyla oyun oynasın samimiyetle ifade etmek lazım bizimle uğraşmasın diye empoze edilir. bu her zaman pozitif olmaz negatif de olabilir. biz var demedik diyen de vardır varlığına şahit olmadığı halde yemin edecek olan da çıkar.

    önemli olan oeratay konan yeni bireyin bu tutumlar karşılığında izlemesi gereken yol ve prosedürleri maallessef kendisinin öğrenmesi zorunluluğu olmakta ki buna hayatiyet kazanmış tecrübeler denmektedir. anne ve baba denen bireyin bu tutumu bizde ilah olana karşı yeknesak bir anksiyete oluşturmuşsa bu durum ilahi kökenin değil anne baba denen kavramı ilk elde sorgulatmaldır. sert ve şi,ddetli akıl ve mantık dolu bir şekilde tabiatın sert iklimine ve matematik ve fiziğine uygun olarak bu yapılmalıdır.

    evrim materyalizm denen unsurşlar insanın kökenini maymuna dayandırmaz belki ebeveyn denen kavramın ne olabileceği konusunda izler taşır. bu konu hakkındaki beyanların insan psikolojisi ile değerlendirilmeye muhtaç olduğu düşünülse de kanaatimce insan ateizmi çok iyi anlamalı ve dünyaya ilk gelişinde anadan babadan müsliman sütliman değil negatif ateist olarak doğduğunu kabul etmelidir.

    bu varyasyona göre ateizmin negatif kısmı doğrudur. hatta salt doğru olan çocuğu kandırmayan anne baba yani ilk ilah anlayışı bunu beyan etmelidir. sen doğumla negfatif bir ateist olarak dünyaya geldin. bundan sonraki sürecin pozitif ateizme kaydığı düşünülüyor.

    bu kaymalar kırılmalar ve çarpılmalar esnasında insan denen türün kemale ermesi olgunluk kazanması ilah anlayışını netleştirmesi ilahi kökeni ve varyaslarının mümkün veya gayri akıl olup olmadığını tetkiki ise ilmin işi gibi gözükmüşe benzemektedir.

    gerçekten de insan gibi çok çabuk harcanabilecek bir varlığın kendi gerekçesini anlaması için kainatın ilmine sahip olması gerekliliği korkunç bir güzellik olarak tahayyül edilmekte.

    şu başlangıcı kör ve sağır olan iki hücrenin zannı gereği sağır ve kör olduğunu umduğu koca kainatı konuşturmaya çalışması aslında yaratılışın özü bakımından anlamlı zıtlıkları ve karşıtlıklardaki koşut yani paralele yaratılışları işaret eder.

    dünyada canlı olduğunu iddia eden aslında o kadar da canlı değilken ölü olduğuna yemin edeceğiniz yüzlerce materyal bizden önce ve sonra kendi lisanları ile hayatiyetin temel yapı taşı olduklarını beyan edeceklerdir.

    bu nedenle anne ve babasının ilahi duruşunu beğenemeyen kimse ki haklıdır materyalizm denen kainatın ilah anlayışına takılacaktır ki ilim kendi ad ve namına bunu ilahi varyasyona ulaşmak adına kullandığını gizlemez.

    kainatın sınırlarından çeperlerinde çıkarken başlangıçta kör sağır olan ve canlılık kazandığını iddia edip kainatın taşına toprağını ölü nazarıyla bakan kimse kainat denen yerden de bizce başka bir sağırlık körlükle başka bir aleme yelken açacaktır. sorgulaması ona başka ilahlar ihsan edecek midir onu da zamanın ve mekanın bittiği bir yerde zamansızlık ve mekansızlık beyan edeceğe benzer.

    saygılarımla...




  • Ramiz Karaeski kullanıcısına yanıt
    Gelişmiş insanlar her düşünceye saygı olur, ben sana saygılı biriyim. Senden tek ricam Kur'an ateisti olma, malum ülkemizde ki ateistler tüm din sistemlerine karşı değiller sadece İslama karşılar.

    Yazacaklarım kişisel düşüncelerim, hiçbir kitapta okumadım. Maalesef insanlık tarihini net bilmiyoruz ya da kaç kere resetlendi sil baştan başladı hiçbir fikrimiz yok. Son yıllarda bulunan ibadet haneler bunun en iyi örneği.

    Belki yeryüzünde milyonlarca din oldu. Kur'anda vahiy gelmiş peygamberden söz eder. Çok ilkel olanlar hariç , hepsi saygı sevgi ve ibadete yöneliktir. Buda belkide vahiy gelmiş bir peygamberdir, sonradan saptırılmıştır ya da eski inancımız tengri-göktanrı oda gerçek ve Allah tarafından gönderilmiş bir din olabilir, sonradan bozmuşuzdur. İnsanlığın ilk anından beri saygı ve sosyal alanı düzenleyen kurallar hep din sayesinde olmuştur. Bilindiği üzere modern yasalar birkaç yüz yıldır, ilkel ama toplumu düzenleyen yasalar aşağı yukarı iki bin yıldır mevcut.

    Din her zaman saygı ve düzen boşluğunu doldurmuş, ilerlememizi, ikili ilişkilerde saygın, toplum içi refahlı olmamızı toplumlar arası barışı sağlamıştır. Din için tutarsız, hiçbir işe yaramıyor demek çok yanlış, tutarsız olan insandır.

    Aşk-sevgi henüz bilmin çözemediği duygular. İç güdüsel olarak bir partere ihtiyacımız var, sebebi belirsiz bir şekilde yanındakini seviyorsun. O bitecek başkasını seveceksin, oda olmadı sonrakinide seveceksin. Aslında insan vücut enerjisini tam anlamıyla paylaşabildiği biriyle arasındaki bağa aşk diyor. Sevgi ise karşında ki insanı dinledikçe ve yakınlaştıkça oluyor.

    Birbirimize şuradan karşılıklı dinleyerek günlerce yazışsak ve empati kursak birbirimizi de severiz.

    Kişisel görüşüm olarak aşk-sevgi insanın oluşturduğu yapay enerjidir ve zamanla kaybolur. Ona keza doğa biliminde enerji kaybolmaz. Zamanla hiçbir şekilde şekil değiştirmeyip kaybolan duyguya bende inanmam.

    Birde gerçekten inançlı biri olabilirsin, birine gitmene ya da bir şey yapmana gerek yok. Sadece inan




  • Spheroidite S kullanıcısına yanıt
    Sebebi çok basit değil işte, güçlü istiyor peki bu isteğin kaynağı nerden gelmekte? Kaynağını soruyorum bak nedenini değil.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Ramiz Karaeski

    Sebebi çok basit değil işte, güçlü istiyor peki bu isteğin kaynağı nerden gelmekte? Kaynağını soruyorum bak nedenini değil.

    Kaynak beynin ve sinir sisteminin biyokimyasal yapısı.
    Hoşuna giden bir dişi gördüğünde nasıl erekte oluyorsan, aşk dediğin martavalında bundan farkı yok.
    Aslında bir erkeğin dişiye karşı duyduğu ilgi onu korumakla ilgilidir bu doğru; ama insanın aşk dediği şey sadece saplantıdan ibaret.
    Aşkın beyinde yarattığı değişiklikler saplantı olduğu bulgularıyla tamamen örtüşür, yani bu muhtemelen ulaşılamayan bir karşı cinsle ilgili bir saplantı duygusu.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • soyken kullanıcısına yanıt
    Dediklerine katılıyorum aslında hocam ama işte gerekli yerde sevgi saygıyı gosteriyorum, karşılıksız iyilik yapıyorum ama bunun kaynağı aslında din değil gibi.İnsanlar hep birbirine iyilik yapmak ister , işine yaramak sevilmek o kişi tarafından, iyi insanlar diyelim.Bunun kaynağının din olduğunu dusunmuyorum insanlık varolurken insanın içinde olan birşeydi bu zamana aktarıldı veya dinde olabilir ama en inançsız insanlar bile gerçek muslumanlar gibi değil,karsiliksiz iyilik yapıyorlar fesat fitne dusunmuyorlar.Peki neden insan inanmadığı halde bile iyilik yapmak ister,neden insana sevdirmek ister veyahut kendini... Böyle sorgulayarak hayattan soğuyorum iyice.Ne yapmalıyım bilmiyorum da olan olmuş yasayayim diyip devam mı etmeliyim ki...

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • MateryalizminPeygamberi M kullanıcısına yanıt
    Neden biyokimyasal yapıda bu var peki? İlla güçlü erkek , güzel kız?

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Ramiz Karaeski

    Neden biyokimyasal yapıda bu var peki? İlla güçlü erkek , güzel kız?

    Bir dişinin atış şansı erkeğe göre çok azdır.
    Bu yüzden yavrusuna en çok yaşamda kalma hakkı tanıyacak genleri seçmek ister. O yüzden güçlü erkeği seçer. Bazen sadık erkeğide seçer, çünkü sadık erkek yavru bakımı konusunda kendisine yardım ederki, dişisine daha çok bağlanmayı sağlayan genler bu durumda gen havuzunda baskın gelir. Peki bir gen sadık olmayı nasıl sağlıyor? Sadakat geni diye birşey yok elbet ama erkeğin dişisine daha kuvvetli bağlanmasını diğer allellerine göre daha fazla sağlayan genler pek tabi olabilir. Bunun sebebide yine sinir sistemi ve beyinde yolaçtığı biyokimyasal değişikliklerdir.

    Bir erkekse sürekli döl dağıtmak ister; ama eğer dişiler sadık erkekleri seçiyorlarsa çapkın güçlü erkekler bile tek dişiye bağlanmak zorunda kalır; çünkü elde 0 olmasındansa elde 1 olması evrimsel açıdan daha kararlıdır.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Ramiz Karaeski

    Dediklerine katılıyorum aslında hocam ama işte gerekli yerde sevgi saygıyı gosteriyorum, karşılıksız iyilik yapıyorum ama bunun kaynağı aslında din değil gibi.İnsanlar hep birbirine iyilik yapmak ister , işine yaramak sevilmek o kişi tarafından, iyi insanlar diyelim.Bunun kaynağının din olduğunu dusunmuyorum insanlık varolurken insanın içinde olan birşeydi bu zamana aktarıldı veya dinde olabilir ama en inançsız insanlar bile gerçek muslumanlar gibi değil,karsiliksiz iyilik yapıyorlar fesat fitne dusunmuyorlar.Peki neden insan inanmadığı halde bile iyilik yapmak ister,neden insana sevdirmek ister veyahut kendini... Böyle sorgulayarak hayattan soğuyorum iyice.Ne yapmalıyım bilmiyorum da olan olmuş yasayayim diyip devam mı etmeliyim ki...

    Ben canım sıkıldığında, bunaldığımda Kur'an-ı Kerim açarım. Bazen öylesine yaptığımda olur.

    Gözüm kapalı bir şekilde bir sayfasını açar ve gözüm kapalı şekilde bir yerine parmağımı korum. Sonra orasını okurum.

    Genelde meali o anki ruh durumla veya maddi dünyada ki durumumla alakalı çıkar.

    Sen saygılı bir kardeşimsin. Kardeşim diyorum 31 yaşındayım.

    Sana abi tavsiyesi sende bir kere dene, yoksa netten aç dene.

    İnanç umut ve beklentidir. İnançsız insan susuz kalmış çiçeğe döner.

    O çağlarda farklı olmak güzeldir bilirim. Ben sana cüppeliye ya da şovmenlere vs uy demiyorum. Cidden İslam coğrafyası iğrenç bir coğrafya ama biz sadece Kur'an dan sorumluyuz. Onlar gibi olmana gerek yok.

    Sen sadece oku. 1500 yıl önce vahiy edilen ve sonrasında yazıya dökülmüş bir şaheser.




  • MateryalizminPeygamberi M kullanıcısına yanıt
    Teşekkür ederim hocam, en derine inmek istiyorum dahada nedense, bu genler , biyoyapılar nasıl oluştu nasıl belirlendi insanlara nasıl aktarıldı, veya ilk insanlarda belkide yoktu... kafam çok karmaşık.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Ramiz Karaeski

    Teşekkür ederim hocam, en derine inmek istiyorum dahada nedense, bu genler , biyoyapılar nasıl oluştu nasıl belirlendi insanlara nasıl aktarıldı, veya ilk insanlarda belkide yoktu... kafam çok karmaşık.

    Benim bu bahsettiğim davranış algoritmaları hayvanların eşeyli üremesinden bu yana var.
    Yalnızca insana özgüde değil. Kuş türlerinde ya erkekler ve dişiler görüntüde benzerdir veya erkekler dişilerden çok daha süslüdür, sebebiyse cinsel seçilimdir.
    Dişilerin değerli bir kaynağı vardır:Yumurta.
    Erkeklerinse hiçbir besin kaynağı içermeyen milyonlarca üretilen basit gen aktarma hücreleri vardır:sperm.
    Bu yüzden erkekler süslüdür ki, yumurtayı elde edebilsin.
    Cinsel seçilim davranışlarıda yönlendiriyor. Olay bundan ibaret.
    Genler nasıl oluştu diyorsan evrimsel mekanizmalarla, eşeyli üreyen canlılardaki yeni gen üretme mekanizması genetik değişimdir(mutasyon) farklı birçok geni bir araya getiren mekanizmaysa krosover'dır

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.