Şimdi Ara

Tabgaçlar kimdirler, Türkler'in asimile olmasını engelleyen hakan T'ai-wu kimdir.

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
3 Misafir (2 Mobil) - 1 Masaüstü2 Mobil
5 sn
1
Cevap
0
Favori
399
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri
  • Son Yorum 5 yıl
  • Cevaplayan Üyeler 1
  • Konu Sahibinin Yazdıkları 1
  • Son 1 Saatteki Mesajlar 1
  • Konuya En Çok Yazanlar
  • Ey merhametli Türk (1 mesaj)
  • Konuya Yazanların Platform Dağılımı
  • Masaüstü (1 mesaj)
  • @
1 oy
Öne Çıkar
Tüm Forumlar >> Kültür ve Bilim >> Kültür, Güncel ve Tarih >> Kültür ve Tarih >> Tabgaçlar kimdirler, Türkler'in asimile olmasını engelleyen hakan T'ai-wu kimdir.
Sayfaya Git:
Sayfa:
1
Giriş
Mesaj
  • Binbaşı
    1519 Mesaj
    Konu Sahibine Özel
    Tabgaçlar kimdirler,Türklerin Çin kültürünün altında kalıp asimile olmasını engelleyen Tabgaç hakanı T'ai-wu kimdir?

    Çin kaynaklarına göre hepimizin çok yakından tanıdığı Asya Hun İmparatorluğu'dan bir bölük idiler. 4.yüzyıl sonlarına doğru Kuzey Çin'de kudretli bir devlet kurmuşlardır.Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu daha detaylı bilgiyi "Türk Milli Kültürü" eserinde şöyle veriyor:

    4.yüzyıl sonlarına doğru Kuzey Çin'de kudretli bir siyasi teşekkül meydana getirmişlerdir. Çinliler'in To-ba ve ya To-pa dedikleri topluluğu Türkler Tabgaç diye anmışlardır. Orhun kitabelerinde sık sık adı geçen ve Göktürk yolu ile Bizans kaynaklarına da intikal eden Taugast ( = Tabgaç) kelimesi, “Çin” manasına da alınmıştır.Aslında Türkçe olup, “ulu, muhterem, saygıdeğer” manâsını ifade eden Tabgaç tabiri, bazı Karahanlı hükümdarları tarafından unvan olarak (Tafgaç, Tamgaç) kullanılmıştır. Kaşgarlı Mahmud’un, Türklerden bir bölük olduğunu kaydettiği Tabgaçlar, Çin yıllıklarına göre Asya Hunları’ndan bir kısımdır. Sülalenin resmî tarihinde (Wei-shu) de Mete Han, eski T’o-ba (Tabgaç) hükümdarı olarak gösterilmiştir.

    Ayrıca Tabgaçların örf-adet ve geleneklerinden çoğu; Kurt efsanesi, mağara, dağ, orman kültleri, göç efsanesi vb. Türklerle ilgili bulunduğu gibi, dillerinin de Türkçe olduğunu ortaya koyan deliler vardır: Bitegçin (Bitikçi, kâtip, hariciye nazırı), kapugçin (kapıcı, hacib), atlaçın (atlı, süvari birliği), tabagaçın (yaya, piyade birliği), kurakçın (koruyucu, muhafız kıtaları), yamçın (posta sürücüsü), aşçın (aşçı, matbahçı başı), törü (kanun töre) vb. Çin kaynaklarında geçen bu kelime ve tabirler, aynı zamanda, Tabgaçların devlet idaresi ve ordu kuruluşları hakkında da bilgi verir durumdadır.

    Bununla beraber, bu Türk devletinde, oldukça büyük ölçüde, Moğolların da yer aldığı anlaşılıyor. Araştırmalarda, Tabgaçlara bağlı kabilelerden, kimlikleri tespit edilebilenlerin yarısından fazlasının Moğol menşeli olduğu neticesine varılmıştır. Ancak Moğollar, diğer Çinli halk ile birlikte şüphesiz tebaa durumundadır.
    ...
    Hükümdar Sseu’den (409-423) sonra, Çin’in başkentleri Lo-yang ve Cha’ang-an’ı (bugün Si-gan-fu) ele geçirerek, hakimiyetini Sarı Irmak bölgesine yayan ve bütün Kuzey Çin’i tek idarede birleştiren büyük hükümdar T’a-o (T’ai-wu) devrinde (424-452), Tabgaç Devleti, en parlak çağını yaşadı.
    427’de Hun Hia krallığını alan ve Juan-juan’ları mağlup ederek, bugünkü İç Moğolistan’ı istila eden (436) T’ai-wu, 439’da Kansu’daki son Hun Krallığını (Pei-Liang) ortadan kaldırdıktan sonra, İç Asya’ya yönelerek Karaşar, Kuça şehirlerini himayesine bağladı (448). Böylece, ünlü ipek yolu güzergâhı, tekrar Türk hakimiyetine girmiş oldu. T’ai-wu, Çin askerinin “taydan ve düveden farksız” olduğunu söylüyor ve kendisi “Börü” smile ifade simgesi Kurt, Çince şekli Fo-li) lakabını taşıyordu.

    İmparatorluk merkezini, Türk hayat şartlarına oldukça uygun gelen bozkır bölgesinde (kuzey Şan-si) tutan T’ai-wu, o sıralarda Çin’de yayılmakta olan Budizm’in, Türkler arasında nüfuz kazanmasını önlemeğe çalışıyor, idaresi altındaki Çin topraklarında bile, Budistlerin dini faaliyetlerini kontrol ediyordu. Tapınaklarda âyinler dışında din propagandasını yasaklayan bir emirname çıkarmış (438) ve 446’da emre riayet etmeyenlerin şiddetle takibini emretmişti. T’ai-wu’nun Türk bünyesini ve seciyesini, Budizm’in bozucu tesirinden korumak maksadını güden bu tutumunun manâ ve değeri, daha sonra anlaşıldı.

    Tedbirlerin ehemmiyetini fark edemeyen halefleri zamanında, hattâ Budizm’in himayesi cihetine gidildi. İmparator Siun (452-465) ile gelişmeğe başlayan bu durum, daha sonra büsbütün hızlanarak, Tabgaç topluluğunun Çinlileşmesine zemin hazırladı. 493’te, başkenti, bozkır bölgesinden eski Çin merkezi Lo-yang’a nakleden İmparator Hong (471-499), Türk töresine karşı ağırlık verdiği soysuzlaşmayı(479'da yalnız başkentte 100 tapmak ve 2000'den fazla rahip bulunuyordu) 495 yılında Türk örf, adet ve geleneklerini, Tabgaç dilini ve hattâ yazışmalarda Türkçe tabirlerin kullanılmasını yasaklamakla tamamladı.

    Buna karşı çeyrek asır kadar devam eden tepkiler, bastırıldı. Kiao’dan (499-517) sonra idareyi devralan imparatoriçe Hu (ölm. 528), Budizm’e o kadar düşkün idi ki, yabancı memleketlerdeki “dindaşları” ile de ilgileniyordu. 520’ye doğru Hindistan’da Ak Hun İmparatorluğu hükümdarı Mihiragula’yı ziyaret ettiğini gördüğümüz Çinli Budist rahip, bu kraliçenin arzusu ile seyahat ediyordu. Tabiatıyla, Tabgaç iktidarı da gittikçe gücünden kaybetmekte idi. Devlet, 535’e doğru Kuzey (Tai’de) ve Batı (Cha’ang-an’da) Weileri adı ile ikiye ayrıldı ve aralarında mücadele başladı. Kısa zaman sonra, bütün arazileri, Çinli hanedanlara intikal etti (550-556).




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Ey merhametli Türk -- 18 Şubat 2016; 20:06:09 >



    |
    |




Sayfaya Git:
Sayfa:
1
Reklamlar
vp satın al;valorant vp satın al;Valorant VP Fiyat
Instagram takipçi satın al
Radyo Dinle
Europatrans evden eve nakliyat '' 444 69 95''
Webtures SEO;SEO Nedir?
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Mini Sürümü

BR3
0,234
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.