H

Binbaşı
13 Mayıs 2010
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
2 üye
Görüntülenme
Toplam: 51 (Bu ay: 1)
360166 Gün Cezalı
356811 gün 11 s. 26 dk. kaldı
Gönderileri
Başlıktaki sorunun cevabını biraz araştırdım.

Bir İngiliz dil bilimci, genel olarak günlük yaşamda 20 bin aktif, 40 bin pasif kelimenin kullanıldığını söylemiş. Bir başkası, orta düzeyde iletişim için en çok kullanılan 7500 kelimenin öğrenilmesi gerektiğini söylemiş.

Burada Türkiye'de kafasından kendince sallayanlar da olmuş. bin kelime ile çoğu şeyin kolayca anlaşılabileceğini ileri süren olmuş. Tabii tamamen sallama.

Çünkü ben bırakın bin kelimeyi, en az üç bin kelimeyi çok rahat biliyorum şu an.

Bugüne kadar yaklaşık olarak 5 bin ile 6 bin kelime arası bir miktarda kelime ile karşılaşıp anlamlarına baktım, öğrendim. Ama bunların hepsini hatırlamam çok güç. Zaten hem yaşım genç değil ve hem de hafızam zayıf. Buna karşın en az üç bin kelimeyi çok rahat biliyorum. Ama yine de bir diziye ya da filme baktığımda, anlamadığım, bilmediğim çok fazla kelime görüyorum.

Oysa benim çalıştığım sette duyduklarımı anlamakta pek de zorlanmıyorum.

Korkarım ki günlük konuşmaları rahatça anlayabilmek için ortalama 7500 ile 10000 arası bir kelimeyi çok iyi bilmek gerekiyor.

Araştırmalarımdan çıkardığım sonuç bu şekilde.
Aşağıdaki cümlede They kelimesinden sonra ne gelecek acaba? Yukarıda yeşil renkle göreceğiniz ve iki harfi çıkmış kelime. Benim aklıma gelmedi açıkçası.




EDIT: Buraya koyup baktığımda cevabı fark ettim. Cevap HOPE olacak yahu...

Neyse, verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim.
Bugüne kadar çok fazla sayıda cümle kombinasyonu ile karşılaştım. Yani aynı kelimelerin çok farklı biçimlerde ve yapılarda kullanılması ile meydana getirilen cümle yapıları ve anlatım şekilleri ile karşılaştım.

Şu an aklıma geldi ve çoğunuz bilirsiniz. Türkçe'de,

BU NE LA

NE BU LA

LA BU NE

NE LA BU

LA NE BU

kombinasyonu meşhurdur ama aslında hepsi aynı şeyi anlatır.

Şunu düşündüm: Kısa sürede hızla ilerleyip zamanların öğrenilmesini ilerletmek mi daha doğrudur, yoksa çok farklı cümle kombinasyonları ile karşılaşıp, hazmedip, zamanları filan öğrenmek konusunda biraz daha ağır gitmek mi doğrudur?

Şahsen benim için, tüm cümle kombinasyonları ile karşılaşıp zaman öğrenmekte acele etmemek daha iyidir. Ki, bu şekilde gidiyorum zaten. Ama anladığım kadarıyla kurslar uyanıklık yapıp size öncelikle zamanları öğretiyor, "Aaa, bak işte filanca seviyeye çıktın, al bu da sertifikan, hadi yaylan" diyorlar. Bana öyle geldi. Çünkü internette rastladım seviye tespiti, yedi-sekiz aydır gece-gündüz çalıştığım halde elemantary çıktım. Zaten de öyleyim ama intermediate olmak üzereyim. Fakat uyuz olduğum şey şu oldu: Bildiğiniz zamanlar üzerinden ölçüyorlar İngilizce bilginizi.

BİR DİL = ZAMANLAR mıdır yani? Koskoca bir dili zamanları öğrenerek öğrenmiş mi sayılırız? Bana bu açıkçası kandırmaca gibi geldi düpedüz.
It was very nice of you to have us over for dinner.

Yani, kafadan atmayayım, emin olayım diye bu cümlenin doğru çevirisini yapabilecek olan var mı? Özellikle have ve over'ın anlamı nedir burada. over'dan sonra for dinner geldiği için, oradaki bağlantıyı anlamakta da zorluk çektim açıkçası.
Burada çok sayıda kişi, çok defa söyler: İngilizce düşünün.

Aslında İngilizce'ye ilk başlayanlar veya yeterince bilgisi olmayanlar için neredeyse mümkün değildir.

Türkçe bir örnek vererek açıklayayım asıl sorunu.


Türkçe'de "İKEN" sözcüğünün kendi başına bir anlamı var mı? Düşünebilir misiniz "İKEN"nin ne olduğunu? Hayır, düşünemezsiniz.

Ben koşar İKEN, o oturuyordu.

Dediğimizde İKEN sözcüğü bir işlev gerçekleştiriyor. O işlev iki cümleciği birbirine bağlayan bir bağlaç işlevi.

Ben koşuyordum. O oturuyordu.

İki ayrı cümle.

Oysa,

Ben koşarken o oturuyordu,

Dediğimizde, biz birinci eylemi yaparken, aynı anda başka birinin de başka bir şeyi yapmakta olduğunu bir tek cümle içinde söylemiş oluyoruz. Ve burada İKEN sözcüğü iki eylem arasında eş zaman ilişkisi kurmak için kullanılmış oluyor.


Ya da şuna bakalım:

Ben ona vurdum, çünkü o bana küfür etti.

Burada çünkü sözcüğü, Bizim yaptığımız şeyin nedeni olarak, bir başkasının yaptığı şeyi göstermemizi sağlıyor ve bu şekilde bir nedensellik ilişkisi kurmuş oluyoruz.


Şimdi bunları neden yazdım, bu örnekleri neden verdim?


İngilizce'nin mantığını kavrayabilmek, İngilizce düşünebilmek için için bağlaç ve edatların fonksiyonunu da anlayabilmeniz gerekiyor. Yani, İKİ CÜMLECİĞİ(CLAUSE) birbiri ile ilişkisi içinde görebilmeniz ve bu ilişkiyi hangi edat ya da bağlaçlarla ne şekilde kurduğumuzu kavrayabilmeniz gerekiyor.


Mesela. I'm sick, so I'm going home early today..(Hastayım, bu nedenle bugün eve erken gidiyorum.)

Cümlenin ikinci kısmındaki eylemi yapma nedenimiz, cümlenin birinci kısmında belirttiğimiz durumda olmamız. Ve bunu da so bağlacını kullanarak ifade ediyoruz. Yani, hem iki cümleciği bir arada düşünebilecek kadar ve hem de so ile birbirine nasıl bağlandığını anlayacak kadar İngilizce öğrenmek gerekiyor öncelikle. Amerika'da ya da İngiltere'de yaşayan biri, bağlaç, edat, zarf veya zamirlerin kullanımını otomatik olarak öğrenmiş oluyor, çünkü bunların hangi durumda ne amaçla kullanıldığını zaten hemen her gün görüyor. Yani, dilbilgisi dersi almasına gerek kalmadan, bunların ne şekilde kullanıldığını zaten kavramış oluyor.(Ben yazmadan önce İKEN sözcüğünün bir anlamı olup olmadığını hiç düşünmüş müydünüz? Muhtemelen "hayır" diyeceksiniz. Ama kullanıyordunuz ve aslında ne işlevi olduğunun farkındaydınız.)

Kısacası, İngilizce düşünebilmek için, özellikle edat, bağlaç, zarf veya zamirlerin işlevlerini iyi kavrayabilmek ve bir ölçüde İngilizce öğrenmiş olmak gerekiyor.

Yeni yeni başlayan birine "İngilizce düşün" demenin hiçbir anlamı ve yararı olmayacaktır.
Birkaç gündür bir şey dikkatimi çekti. Bizler, yabancı dil, mesela İngilizce öğrenirken ilk anda basit zamanları öğrenmeye başlıyoruz. Mesela, BE ve IS'i öğrenmeden was'ı öğrenemeyiz. Çünkü is, BE'nin tekil şahıs geniş zaman, was ise tekil şahıs geçmiş zaman hali.

Önemli nokta: "Was nedir?" diye sorduğumuzda, BE'nin ne olduğunu öğrenmek ve anlamak zorundayız. Bir İngiliz veya Amerikalı çocuk bile, "What is was?" diye sorduğunda, BE'nin ne olduğu açıklanmak zorunda. (Bir çocuktan bahsettiğimiz için "What is was?" şeklinde yazdım soruyu, çünkü "What does the word "was" mean?" diye soracak seviyeye gelmiş bir çocuk was'ın ne olduğunu zaten biliyordur.)

Fakat arada ciddi bir farklılık var: Bir Amerikalı veya İngiliz çocuk tüm zamanlarla aynı anda karşılaşıyor. Bizler ise ilk olarak geniş zaman ile karşılaşıp do ve Be fillerini ve onların çeşitli biçimlerini öğreniyoruz. Başka türlüsü de olamaz. O zaman was veya did'in ne olduğunu anlayamayız, öğrenemeyiz. İster istemez DO ve BE'yi öncelikle öğrenmek zorundayız.

İşte gramer bu yüzden gerekli yabancı dil öğrenen biri için.
Daha önce gözüme çarpmıştı ama bulamadım. Bilen bir arkadaş buraya sadece mod nasıl kurulur, oyuna girerken nasıl aktif edilir, nasıl sorunsuzca çalıştırılır, nasıl kaldırılır, nasıl eski haline getirilir filan onları yazabilir mi acaba? Böylece lazım olan kişi bir sürü başlığı karıştırmak zorunda kalmaz.

Şimdiden çok teşekkür ederim.
Aslında bu siteyi birkaç gündür keşfetmiştim. Yararlanmak isteyen olur mu bilmiyorum ama gerçekten çok çok kapsamlı bir içeriği olan bir online sözlük. Belki bazılarınız zaten biliyordur.

Ben size with sayfasını vereyim açıklamalara bir göz atın. Bu kadar açıklamalı sözlük azdır diye düşünüyorum. Geçen able'a bakmıştım gerçekten çok doyurucu açıklamaları olan bir sözlük. Valla ne kadar övsem azdır yani.



http://www.thefreedictionary.com/with
Bu köşe ilgi çeker mi bilmem ama bazı çarpıcı ve önemli noktaları paylaşıp akılda tutmak için yararlı olabilir diye düşünüyorum.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Edatlardan sonra GERUND, yani -ing eki almış filler kullanmanız gerektiğini.

For example:

I know you dislike taking tests, but remember, getting a good score is not as important as doing your best.

Be careful and think hard before answering.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

I love ya da I like derken, sevilen veya hoşlanılan bir şeyden söz edildiğini, yani genel olarak bir nesne ya da kimsenin kastedildiğini ve bu nedenle de yapılması sevilen bir fiilden söz edilecekse sanki bir nesneden(subject or object) söz ediliyormuş gibi yine bir GERUND, yani -ing eki almış bir fiil kullanmanız gerektiğini?..

EXAMPLES:

I love her.

I love swimming.

Yukarıdaki cümlede "getting" de, sanırım REMEMBER fiilinin geçmişte söylenmiş,/olmuş bir şeyin hatırlanması bakımından kullanıldığı için onu izleyen get, getting olmuş.

Aksi halde, I'll remember to give him the message tomorrow gibi geleceğe dair söylenen bir fiili izlese idi, kök halinde, ani INFINITIVE olacaktı.

Remember ve forget için belirleyici olan geçmiş ve gelecek için kullanılıp kullanılmadıkları. Buna göre ya to get ya da getting şeklinde olabiliyorlar.
Bir gramer kitabı almayı düşünüyorum ama, bir yandan da benim setin gramer öğretimi yeterli olabilir mi diye düşünüyorum. Tabii, çok sayıda sayfadan sadece bir tanesi bir şey ifade etmez ama, yine de anlatım ve öğretim şekli hakkında bir fikir edinilebilir.
Aşağıda bir sayfa koyacağım ve o sayfaya bakarak buradaki öğretimin iyi ve yeterli olduğunu söyleyebilir misiniz?
Bir de artık Türkçeyi seçmediğim için grameri İngilizce olarak okuyorum ve burada yazılanları da pek zorlanmadan anlayabiliyorum. Bunun faydası çok olur mu acaba?

Şimdiden çok teşekkürler.


 İYİ GRAMER BİLENLERDEN BİR RİCAM VAR.
Hakkında
Forum İmzası:
Thinking is what I do best. :D I can explain it to you, but I can't understand it for you.
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 4 yıl önce
Son Mesaj Zamanı: 9 yıl
Mesaj Sayısı: 1.367
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 1.454
İkinci El Bölümü Mesajları: 6
Konularının görüntülenme sayısı: 79.333 (Bu ay: 435)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 14 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Eğitim ve Sınavlar
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.