Şifremi/Kullanıcı Adımı Unuttum
Bağlan Google+ ile Bağlan Facebook ile Bağlan
Şimdi Ara

Omurgalıların evriminde önemli bir nokta: Sudan karaya çıkış

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir Kullanıcı, 1 Masaüstü Kullanıcı
145
Cevap
9
Favori
11.622
Tıklama
Cevapla
Tüm Forumlar >> Donanım / Hardware >> Anasayfa Haberleri >> Omurgalıların evriminde önemli bir nokta: Sudan karaya çıkış
Sayfaya Git:
Sayfa:
Giriş
Mesaj
  • Haber Editörü
    248 Mesaj



    İlkokul günlerinden hatırlamamız kuvvetle muhtemel. Öğretmenimiz bize omurgalı hayvanları sorduğunda, “balıklar, amfibiler, sürüngenler, kuşlar, memeliler” diye hep bir ağızdan bağırırdık. Peki özellikleri neydi bu canlıların? Niçin bazıları suda, bazıları karada, bazıları ise her ikisindeydi? Ayrımını yaptığımız bu grupların ortak geçmişleri neydi? Gelin bu sorulara hep birlikte cevap arayalım ve bilgilerimizi gözden geçirelim. 

    Vücutlarında kıkırdak veya kemikten oluşmuş bir omurga yapısı bulunduran ve bu yapının içinde sinir ağları olan canlı gruplarını omurgalılar olarak adlandırıyoruz. Birazdan canlıların yaşam aralıklarının verildiği bazı zaman dilimlerine değineceğiz. Bu dilimler, günümüze kadar bulunabilmiş olan kalıntıların tarihlendirilmesiyle oluşturuluyor. Omurgalı hayvanların en eski denizel ataları, Kambriyen adındaki dönemin başlarında (yaklaşık 520 milyon yıl önce), kendilerini gösteriyorlar. Bu canlılarda (Myllokunmingia gibi) var olan kıkırdaklı yapı, korunmalarına yardımcı oluyor ve giderek çeşitlenmeye başlıyorlar. Öncül atalarını bir kenara bırakırsak, temelde beş omurgalı grubu bulunuyor. Bunlardan ilki olan balıklar, Ordovisyen olarak adlandırılan yaklaşık 490 milyon yıl önce başlayan bir dönemde tarih sahnesine çıkıyor. Balıkların evrim sürecindeki yolculuğu, çenesiz balıklarla başlıyor. Taşemenler ve Myxiniler, çenesiz balıkların yaşayan tek akrabaları. 

     

    Çeneli balıklar ise bir sonraki dönem olan Silüryen’de görülüyorlar. Çeneleri, solungaç destekleyici yapılardan evrimleşiyor ve bu olay, av-avcı ilişkisinin omurgalı evrimindeki etkisine hız kazandırıyor. Bu aşamadan sonra evrim, gelişmiş sinir ağı ve duyu organları lehine hız kazanıyor. Çeneli balıkların o dönemdeki hakimleri zırhlı balıklar sınıfı. Bu sınıftaki canlıların nesli günümüzde tamamen tükenmiş durumda. Çeneli balıkların evrimi, kıkırdaklı ve kemikli balıkların evrimi ile bir sonraki dönemde hızlanıyor: Devoniyen. Bu döneme aynı zamanda Balıklar Çağı demekteyiz. Günümüzden yaklaşık 419 milyon yıl önce başlayan Devoniyen'de, bugünkü balıkların atalarına rastlıyoruz. Kıkırdaklı balıklar dikey iskelet, kuyruk, ön solungaçlar gibi pek çok özelliğe sahipler; fakat bu balıklarda olmayan operkulum denen yapı (balıklarda yüz desteği sağlayan kemiksi yapı bütünü) evrimsel süreçte daha baskın bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Operkulum, kemikli balıklarda bulunuyor. Günümüzde yaşayan kıkırdaklı balıklar ise köpek balıkları, vatozlar ve sıçan balıklarıdır. İlkel kemikli, tuzlu ve tatlı su balıkları da yine Devoniyen’in başlarında ortaya çıkmıştı. 

     
    Bir Devoniyen dönem tasviri. Görsel: Masato Hattori

    Kemikli balıkların bir kısmı yüzmede kolaylık sağlayan ve yüzgeç hareketini gerçekleştiren ışınsal yüzgeçlere sahipler. Bir kısmının ise ön solungaçları Devoniyen döneminde iç yapı birimlerine evrilmişti. Bu birimlere ön ayak takımları diyebiliriz. Bu grup balıklar, lop (et) yüzgeçli balıklar olarak adlandırılıyor; günümüzün akciğerli balıkları ve sölekant takımındakiler, bu grubun yaşayan akrabaları. Bu balıkların ön ayak takımları haricinde, bir de ilkel akciğerleri olması, onları farklı kılan özelliklerden. Lop yüzgeçli balıklardan (nesli tükenen) Ripidistiyaların arka yüzgeçleri de iç yapı birimlerine evrilerek arka ayak takımlarını oluşturmuştur. Ripidistiyaların arka ayak takımları, tıpkı ön ayak takımları gibi etli bir yapıda evrimleşiyor ve birçok kemik yapısı bulunduruyor. Bu canlıların kafatasları iki oynar loptan oluşmuştur ve kemikli alt çene yapıları vardır. Hem yüzgeçe hem de akciğere sahipler. Akciğerlerin oluşması karaya geçiş için büyük önem taşıyor ve oksijenin dağıtımı açısından dolaşım sisteminin oluşması da bununla birlikte hız kazanıyor. Burada bahsettiğimiz Ripidistiyalar, lop yüzgeçli balıklar sınıfında bulunmalarıyla beraber, aynı zamanda balıklardan amfibilere bir geçiş formu niteliğindeler.

    Amfibiler, yani çift yaşamlılar, ikinci omurgalı grubumuz. Ancak karayı istila eden ilk omurgalılar onlar. Yine de su hayatından tamamen kopabilmiş değiller. Amfibilerin derileri, balıklara kıyasla daha kuru ve yaşam döngülerinde tamamen suya bağımlı oldukları evreler var. Zaten hem su hem kara yaşamlarının varlığı, onları Türkçede çift yaşamlılar olarak kullanmamızın nedeni. İlk amfibiler olarak kabul edilen İhtiyostegalar, Geç Devoniyen olarak adlandırılan dönemde, günümüzden yaklaşık 360 milyon yıl öncesinde yaşıyorlar. İhtiyostegalar; yüzgeç kuyruğu bulundurmaları, kafatası yapıları, dikey iskelete sahip olmaları, diş yapısı ve dağılımlarıyla Ripidistiyalar ile benzerlik gösteriyorlar. Gelişmiş dört uzva sahip olmaları, geniş, güçlü göğüs ve leğen eklem destekleri bulundurmaları ise bu grubu Ripidistiyalardan farklı kılıyor. İhtiyostegaların yani ilkel amfibilerin evrimi ile bugün gezegenimizin karasal yaşamının büyük kısmını oluşturan, dört uzuvlu omurgalıların evrimi başlamış oluyor. Suda nefes alma ve yer tespitine olanak sağlayan vücut yapısından, karada rahatça dolaşan hayvan vücut yapısına bu geçiş, tarih sayfasındaki öncül evrimsel değişimlerden biri kabul ediliyor. Yaklaşık 60 milyon yıllık Devoniyen periyodu, bu değişimi anlamak açısından önemli. Kayıtlara geçen çok sayıda fosil, sudan karaya çıkışı tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Paleontolog Neil Shubin’in keşfettiği Tiktaalik bunlardan sadece biri.

    Görsel: Wikipedia'dan alınarak Türkçeleştirilmiştir 

    Bilim insanlarının, sudan karaya geçişte büyük rol oynayan ön ve arka ayak takımlarının, yani ilkel uzuvların evriminin nasıl gerçekleştiğine dair farklı hipotezleri bulunmakta (su kaynaklarının kıtlığı, gelgit bölgesinde bulunma, nemli ve ağaçlık alanlarda bulunma vb.). O dönemde karada omurgasız hayvanların yaşaması, besin kaynaklarının bolluğu, tehlike ve rekabetin suya oranla düşük olması; omurgalı canlıların karaya adaptasyonu açısından önem taşımıştı. Devoniyen dönemdeki ilk amfibilerin yavruları, günümüz amfibi yavrularına benzer şekilde küçük. En eski amfibiler, sadece güneş ışınları varlığında karaya çıkıyordu. Karada avlanma ve dolaşma davranışı göstermiyordu. İhtiyostega gibi çok kemikli ayak takımı yapısından, daha gelişmiş beş haneli ayak yapısına ve daha karasal formdaki amfibilere doğru evrim ise bu dönemden sonra da devam ediyor (Yazıda bahsedilen balıklar ve amfibiler, bazen “alt omurgalılar” olarak da söylenilen anamniyot omurgalılardan. Bu iki grup yumurtalarını, döllenmesi için suya bırakıyor; bu özellikleri ile "yüksek omurgalılar" denilen diğer üç gruptan ayrılıyorlar).

    Mini sözlük 

    Östenopteron: Ripidistiyalar sınıfından balık-amfibi arası bir canlı.
    Akantostega: sekiz parmaklı, ilkel dört ayaklı bir cins.
    Panderiçtis: Çamurlu sığ sulara adapte, lop yüzgeçli balıklar.
    Tiktaalik: Bilim dünyasında oldukça ses getiren, fishapod (balık ayak) lakaplı fosil.

    Önerilen okumalar

    - The Incredible Unlikeliness of Being: Evolution and the Making of Us - Alice Roberts (Heron Books, 2014)
    - İçimizdeki Balık - Neil Shubin (NTV Yayınları, 2010)
     








  • DH de gördüğüm en kapsamlı, yazımı ile, sunumu ile içeriği en doyurucu girdilerden bir tanesi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim ... Bravo.

    Bu arada konuyu anlamayıp atıp tutacak kişiler varsa bahsedilen 490 milyon yılı bir aklında düşünsün. eski mısırın 3500 yıl önce en eski toplumlarında15-20 bin yıl önceye dayandığını düşünsün :) evrim(adaptasyon- gelişim) vardır ve hep olacaktır.

    kamisama- kullanıcısına yanıt
    @kamisama- demiş ki;

    Mesajı Yerinde Gör

    insan da pc veya herhangi bir diğer makinedeki bileşenler gibi çeşitli "donanımlardan" oluşan biyolojik bir makine olduğuna göre cuk diye yerine oturmuş bu konu. Güzel yazı, bilgilendirici olmuş

    süper bir derleme ve yazı olmuş. böyle kaliteli bir içerik için yazar a ve dh ye teşekkür ederiz. devamını dileriz.

    Türlerin birbirlerine dönüşümü ise, evrim teorisine göre, yavaş yavaş ve kademe kademe olmuştur. Dolayısıyla, bu iddiaya göre iki canlı türü arasındaki geçiş dönemini yansıtan ve her iki türden bazı özellikler taşıyan birtakım canlıların yaşamış olması zorunludur. Örneğin, balıklar karaya çıkıp sürüngenlere dönüşene kadar mutlaka yarı solungaçlı yarı akciğerli, yarı yüzgeçli yarı ayaklı türden bazı canlıların milyonlarca yıl boyunca yaşamış olmaları gerekir. Evrimciler, geçmişte yaşamış olduklarına inandıkları bu hayali canlılara "ara geçiş formu" adını verirler.

    Eğer evrim teorisi doğru olsaydı, bu tür canlıların geçmişte yaşamış olmaları ve bunların sayılarının ve çeşitlerinin milyonlarca hatta milyarlarca olması gerekirdi. Ve bu ucube canlıların kalıntılarına fosil kayıtlarında rastlanması gerekirdi. Nitekim evrim teorisinin kurucusu Charles Darwin, Türlerin Kökeni kitabının "Teorinin Zorlukları" (Difficulties on Theory) adlı bölümünde şöyle yazmıştır:

    Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz... Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu, benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.

    Dikkat ettiyseniz makalede fosil kayıtları yerine, çizilmiş hayali fotoğraflar bulunmaktadır.

  • Yarbay
    4997 Mesaj
    eyvah yorumları kapayın
  • Yüzbaşı
    944 Mesaj
    DH de gördüğüm en kapsamlı, yazımı ile, sunumu ile içeriği en doyurucu girdilerden bir tanesi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim ... Bravo.
  • Yarbay
    6997 Mesaj
    DH'nin müdavimi evrim karşıtı doktoralı paleontoloji ve biyoloji uzmanları konuya bekleniyor.
    |
    |
    _____________________________
  • Misafir Üyelik
    60262 Mesaj
    bilim diye yazılan saçmalıklara bak...
  • Er
    14 Mesaj
    Bu arada konuyu anlamayıp atıp tutacak kişiler varsa bahsedilen 490 milyon yılı bir aklında düşünsün. eski mısırın 3500 yıl önce en eski toplumlarında15-20 bin yıl önceye dayandığını düşünsün :) evrim(adaptasyon- gelişim) vardır ve hep olacaktır.
  • Er
    4 Mesaj

    deve sidiği varken değil mi...
    DH Misafiri kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
  • Yarbay
    2810 Mesaj
    anlamadım bu bir bilim haberi mi? yeni çıkan bir haber mi? değilse bu kadar yazıyo yazmak ne demek? bakın sayın editör sürüyle evrim sitesi var, teknoseyir gibi evrimi habire karşımıza çıkartıp siteden soğutmanıza gerek yok. Heleki sanki her yazılan gerçekmiş gibi dayatma vurgulu makaleler ile.

    Bilim haberlerine varım, sinema haberlerine varım, otomobil haberlerine varım ama gerçekten bu konu bu sitede yeri olmayacak türden. Eğer şu evrim dayatması olmasaydı eminim evrimi red eden milyonlarca kişi evrimi kabul edecektir..
  • Binbaşı
    1965 Mesaj
    Bu haber bazı okurlarınıza şirin mi gösteriyor sizi?
    |
    |
  • Teğmen
    113 Mesaj
    Donanım üstüne kurulmuş forumda biyoloji konuşmak.
    _____________________________
  • Uzaklaştırılmış 2 gün cezanın, 1 gün 22 saat 11 dakika kadarı kaldı.
    2 Not
    quote:

    Orijinalden alıntı: kamisama-

    Donanım üstüne kurulmuş forumda biyoloji konuşmak.
    insan da pc veya herhangi bir diğer makinedeki bileşenler gibi çeşitli "donanımlardan" oluşan biyolojik bir makine olduğuna göre cuk diye yerine oturmuş bu konu. Güzel yazı, bilgilendirici olmuş
    _____________________________
    Bunlar İyi Günler


    Sırada Daha Kötü Günler Var


    HER ŞEY MÜSTEHAK
  • Yarbay
    2318 Mesaj
    Öğretmen sorduğunda AMFİBİ diyeniniz var mıydı xD



    < Bu ileti DH mobil uygulamasından atıldı >
    |
    |
  • Yüzbaşı
    309 Mesaj
    Türlerin birbirlerine dönüşümü ise, evrim teorisine göre, yavaş yavaş ve kademe kademe olmuştur. Dolayısıyla, bu iddiaya göre iki canlı türü arasındaki geçiş dönemini yansıtan ve her iki türden bazı özellikler taşıyan birtakım canlıların yaşamış olması zorunludur. Örneğin, balıklar karaya çıkıp sürüngenlere dönüşene kadar mutlaka yarı solungaçlı yarı akciğerli, yarı yüzgeçli yarı ayaklı türden bazı canlıların milyonlarca yıl boyunca yaşamış olmaları gerekir. Evrimciler, geçmişte yaşamış olduklarına inandıkları bu hayali canlılara "ara geçiş formu" adını verirler.

    Eğer evrim teorisi doğru olsaydı, bu tür canlıların geçmişte yaşamış olmaları ve bunların sayılarının ve çeşitlerinin milyonlarca hatta milyarlarca olması gerekirdi. Ve bu ucube canlıların kalıntılarına fosil kayıtlarında rastlanması gerekirdi. Nitekim evrim teorisinin kurucusu Charles Darwin, Türlerin Kökeni kitabının "Teorinin Zorlukları" (Difficulties on Theory) adlı bölümünde şöyle yazmıştır:

    Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz... Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu, benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.

    Dikkat ettiyseniz makalede fosil kayıtları yerine, çizilmiş hayali fotoğraflar bulunmaktadır.




  • Yüzbaşı
    910 Mesaj

    Ara geçiş formları her yerde görmek isteyene.. Bilimsel olarak kanıtlanmış bir sürü form var. Buraya bunu yazacağınıza araştırın. Gagalı memelileri, memelilerde ki solungaç yarıklarını, kuyruk sokumlarını, 3. göz kapaklarını bir araştırın. Araştırmak iyidir korkmayın. Kopyala yapıştır yaparak bir şeyler öğrenemezsiniz. İyi forumlar dilerim.
    |
    |
    kankam1030 kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
  • Onbaşı
    30 Mesaj
    Adamlar resim çiziyor, sonra da ona inanıyorlar.
HızlıCevap
Sayfaya Git:
Sayfa:
Reklamlar
Mobilya Takımları
Masal
Kurumsal Web Tasarım Şirketi
son dakika
google reklamları
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Mini Sürümü

BR3
0,453
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.