;
Şimdi Ara

ÖLÜM

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
72
Cevap
0
Favori
1.606
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1234
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • KİŞİ,HAYAT VE ÖLÜMLE KUŞATILMİŞTIR.DOĞACAK,BÜYÜYECEK,YAŞLANACAK,ÖLECEK VE TEKRAR DİRİLECEK.ÖLÜM NEDİR?BİR SON MUDUR YOKSA YENİ BİR BAŞLANGIÇ?NEDİR?



    _____________________________
  • Ölünün Odası

    Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş;
    Yerde çıplak bir gömlek, korkusundan dirilmiş.
    Süt beyaz duvarlarda çivilerin gölgesi;
    Artık ne bir çıtırdı, nede bir ayak sesi....
    Yatıyor yatağında, dimdik, upuzun, ölü;
    Üstü boynuna kadar bir çarşafla örtülü.
    Bezin üstünde ayak parmaklarının izi;
    Mum alevinden sarı, baygın ve donuk benzi.
    Son nefesle göğsü boş, eli boş uzanmış yana;
    Gözleri renkli bir cam, mıhlı ahzap tavana.
    Sarkık dudaklarının ucunda bir iz var;
    Küçük bir çizgi, küçük, titreyen bir an kadar.
    Sarkık dudaklarında sılı titrek bir an;
    Belliki birden bire gitmis çarpınamadan.
    Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm..
    Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm....


    Ölüler

    Ölüler bağrıyor mezarlarından;
    Yolcular, oturun taşlarımızda!
    Onları deviren biziz toprağa,
    Biz attık onları böyle ayağa;
    Sakın atlamayın kenarlarından!
    Ölüler bağrıyor mezarlarından...

    Yolcular, uzanın yere upuzun;
    Dayayın taşlara başlarınızı!
    Tüy yastıklar gibi rahat başımız!
    Birleşsin bir lâhza orda başımız!
    Bizdedir cevabı kuruntunuzun;
    Yolcular, uzanın yere upuzun!

    Ben de bir gün böyle haykıracağım:
    Yolcular, oturun mezar taşımda!
    Yolcular önemde fısıldaşacak,
    Yolcular aşılmaz yollar aşacak.
    Taşımı yerlere yatıracağım;
    Ben de bir gün böyle haykıracağım!


    Necip Fazıl Kısakürek
    _____________________________




  • Yeniden bir aslına dönüş...
    Filizlenmek üzere toprağa gömülüş.
    _____________________________

    Nuh Baba

    -------------------
    Zaman hep aynıdır, Geçen Biziz...
  • arkadaşlar
    konular mantıklı ve diyalektik oldugu sürece tartışılır
    Konuları bilimin süzgecinden geçirme gibi bir zorunlulugumuz oldugunu unutmamak gerekir

    Zanlarla ve varsayımlarla bir sonucu varılmaz.
    kör tartışmaların kimseye faydası olacagını zannetmem.

    Ölümden sonra hayatın varolup olmadıgı ise biyolojik açıdan oldukça net.
  • @Zero01 haklısın.
    Çünkü ölüme
    Nalları dikmek,
    Tahtalıköy'e gitmek,
    Patates olmak da denilebilir.
    Sonuç, subjektif anlamlandırmadır...
    _____________________________

    Nuh Baba

    -------------------
    Zaman hep aynıdır, Geçen Biziz...
  • Konuyu açan arkadaşa samimi fikrini soruyorum; (herhangi bir art niyet yok)
    Sorduğun soruların muhatapları bütün forum ahalisi midir yoksa belirli kişiler mi?
    _____________________________
  • EVET BÜTÜN FORUM AHALİSİ
    _____________________________
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Ölüm
    4 hafta önce açıldı
    Ölüm
    2 hafta önce açıldı
    Ölüm
    5 yıl önce açıldı
    Daha Fazla Göster
  • Bir soru da ben sorayım:
    "Mürebbi Nüfüs" da nerden geldi?
    Üstelik 2 sözcük yazmışsınız, ama ikisi de yanlış yazılmış.
    _____________________________

    Nuh Baba

    -------------------
    Zaman hep aynıdır, Geçen Biziz...
  • quote:

    Orjinalden alıntı: was


    Bir soru da ben sorayım:
    "Mürebbi Nüfüs" da nerden geldi?
    Üstelik 2 sözcük yazmışsınız, ama ikisi de yanlış yazılmış.


    SİZİN İÇİN BİR MAHSURU MU VAR?TERBİYE EDEN ,EĞTİCİ DEMEK.DOGRUSU MÜREBBÎ-Î NÜFÛS ama ben böyle kullanmayı uygun gördüm.SAYGILAR
    _____________________________
  • quote:

    Orjinalden alıntı: zuga
    quote:

    Orjinalden alıntı: was
    Bir soru da ben sorayım:
    "Mürebbi Nüfüs" da nerden geldi?
    Üstelik 2 sözcük yazmışsınız, ama ikisi de yanlış yazılmış.

    SİZİN İÇİN BİR MAHSURU MU VAR?TERBİYE EDEN ,EĞTİCİ DEMEK.DOGRUSU MÜREBBÎ-Î NÜFÛS ama ben böyle kullanmayı uygun gördüm.SAYGILAR


    1."Mahsur" değil, "mahzur" olacak, biliyorsunuz.
    2.Lütfen büyük harfle yazmayınız, internet ortamında "bağırmak" demektir biliyorsunuz.
    3.Elbette mahzuru var, hepimiz Türkçeyi doğru kullanmalıyız.
    4."Nüfus"un anlamını yazmamışsınız. Yazmayınız
    5.Biz buradakiler eğitilecek,terbiye edilecek kişiler değiliz. Lütfen düzeltiniz.
    5.Saygı bizdendir.
    _____________________________

    Nuh Baba

    -------------------
    Zaman hep aynıdır, Geçen Biziz...




  • quote:

    Orjinalden alıntı: zuga

    EVET BÜTÜN FORUM AHALİSİ


    O halde şöyle yanıtlayayım: Ölüm sondur. Ölüm, kabul etsek te etmesek te bir yokoluştur. Ölümden sonra herhangi birşey yoktur. Yani lafın kısası, öldüğümüzle kalacağız.
    _____________________________
  • quote:

    Orjinalden alıntı: was


    quote:

    Orjinalden alıntı: zuga
    quote:

    Orjinalden alıntı: was
    Bir soru da ben sorayım:
    "Mürebbi Nüfüs" da nerden geldi?
    Üstelik 2 sözcük yazmışsınız, ama ikisi de yanlış yazılmış.

    SİZİN İÇİN BİR MAHSURU MU VAR?TERBİYE EDEN ,EĞTİCİ DEMEK.DOGRUSU MÜREBBÎ-Î NÜFÛS ama ben böyle kullanmayı uygun gördüm.SAYGILAR


    1."Mahsur" değil, "mahzur" olacak, biliyorsunuz.
    2.Lütfen büyük harfle yazmayınız, internet ortamında "bağırmak" demektir biliyorsunuz.
    3.Elbette mahzuru var, hepimiz Türkçeyi doğru kullanmalıyız.
    4."Nüfus"un anlamını yazmamışsınız. Yazmayınız
    5.Biz buradakiler eğitilecek,terbiye edilecek kişiler değiliz. Lütfen düzeltiniz.
    5.Saygı bizdendir.


    sayın arkadaşım tavsiyeleriniz için sağolun.kimsenin kimseye bağırmaya hakkı yok ben bagırmak için değil dikkat çekmesi için büyük harfle yazdım.ayrıca benim kimseyi eğitmek,terbiye etmek gibi niyetim yok o sizin yorumunuz.foruma yeni katıldım,imza ararken dergide okudugum bu kelime aklıma geldı ve yazdım.art niyetsiz ve samimice saygılar
    _____________________________




  • Doğmak olmasa olmazdı ölüm. Ölümün ölümüdür doğmayan bebek. Nitekim doğum daha zor olsa gerek. Ölümü düşünmeye var mı gerek?
    _____________________________
  • zero01 konuyu bilimin süzgecinden geçirmeliyiz diyor da, ölümün neyini bilimin süzgecinden geçireceksin? evet biyolojik olarak ölmüşsün tamam. ama o kadar mı? redstorm'un dediği gibi öldüğümüzle mi kalacağız? yok olup gidecekmiyiz? bizler birer çöp müyüz? birer poşetmiyiz? portakal kabuğumuyuz? yok olmak bir insana yakışır mı? bunun için mi var olduk? dünya, içindekiler sırası ile çer çöp olsun diye mi var oldu? insan bir buğday sapı mı ,toprakta yok olmak için mi doğdu?

    sonunda ölüm varsa yaşamdan söz edilebilir mi? madem öleceğiz, kendimizi ölülerden saymamız gerekmez mi? ölümü unutmak mümkün mü? ölümü nereye kadar unutabilirsin? nereye kadar ölüm düşüncesini kendinden uzaklaştırabilirsin? uzaklaştırsan ne olacak? gün geldiğinde ölümle tanışmayacakmısın?

    mezarda çürüyen bendeni gördüğümüz için ölüm insanın mahvoluşu, yok oluşu diyebilirmiyiz? ya insana hayat veren ruh? o nerede? ruh olmadığını savunan arkadaşlar, ölüme çare arasınlar. belki bulurlar. ruh yoksa ölüm olmamalı. madem ruh yok, neden ölüm var? ölüme sebebiyet veren ne? neden bir an geliyor canlı bir insan bir anda tahtaya dönüşüyor? bedeni iflas ettiren ne? kalbin durması mı? beynin ölmesi mi? makineye bağlı yaşayanlar neden yaşayan ölüler o zaman? neden fişleri çekiliyor? demekki damarlarda kan deveran etmesi insana hayat vermek için yetmiyor

    herkesin ölümden anladığı şey başkadır. kim ölümden ne anlarsa anlasın. kendisi bilir. ölüm bir yokedici değildir. ölüm bir davetçidir. daveti kesindir. ertelenmez. mühlet verilmez. alır götürür. hayırlı gidişler temenni ederiz
    _____________________________




  • Ölen de beyyine (gerekçe ve aydınlık) üzerine ölsün, yaşayan da beyyine üzerine yaşasın’’ (Enfal, 42).yani yaşıyorsak dünya için ölüyorsak ahiret içindir.
    _____________________________
  • Ölünce görürsün.
    _____________________________
  • quote:

    Orjinalden alıntı: trackfind500

    Ölümü düşünmeye var mı gerek?


    Hepimiz eninde sonunda öleceğiz. Sizde Mutlaka öleceksiniz, tüm sevdikleriniz de ölecek, sizden önce ya da sonra mutlaka ölecekler. Bundan 100 sene sonra dünya üzerinde sizin tanıdığınız hiçbir canlı insan kalmayacak.

    Her insanın, kendi hayatı hakkında bitmek tükenmek bilmeyen planları vardır. Liseyi bitirmek, üniversiteye girebilmek, mezun olmak, işsahibi olmak, ev sahibi olmak, evlenip çoluk çocuk sahibi olmak, çocuğunu büyütmek, emekli olmak, huzurlu bir hayata kavuşmak gibi... Bunların dışında, herkesin, kendi içinde bulunduğu durum ve şartlara göre daha binlerce konuda çok kapsamlı plan ve tasarıları vardır.

    Oysa bu planların hiçbirinin gerçekleşeceği kesin değildir. Buna karşın ölüm, yüzde yüz gerçekleşecektir.

    Yıllarca çalışıp çabalayıp üniversiteye giren bir öğrenci okuluna giderken ölebilir. Ya da yeni işe giren bir kişi işine giderken veya evlenenler düğünden dönerken ani bir trafik kazası sonucunda ölebilirler. Başarılı bir işadamı ise, işlerini çabuk halledebilmek, gideceği yere daha çabuk ulaşıp vakit kazanmak ve daha çok şeyler yapabilmek için uçak yolculuğunu tercih eder. Fakat uçak düşebilir ve hayatı hiç düşünmediği şekilde son bulabilir.

    Geriye kalan planlarını gerçekleştiremeden, bir daha asla tamamlanmayacak bir şekilde yarıda bırakarak, dönüşü olmayan bir yere giderler... Oysa o gittikleri yer için hazırladıkları hiçbir planları yoktur.

    Gerçekleştiremeyecekleri planları yıllarca en ince ayrıntısına kadar düşünmüşlerdir, ama gerçekleşeceği kesin olan ölüm hakkında hiçbir şey düşünmemişlerdir.



    Peki akla ve bilince sahip bir insan hangisine öncelik vermelidir?

    Gerçekleşeceği kesin olan hakkında mı, yoksa olmayan hakkında mı plan kurmalıdır? İnsanların bir kısmı, kesin olmayana önem verirler. Hayatın hangi safhasında olursa olsun bütün planlarını, gelecekte daha iyi ve daha mükemmel bir hayata kavuşabilmek için yaparlar.
    _____________________________




  • Ölüm sondur. Ölüm, kabul etsek te etmesek te bir yokoluştur.Ölümden sonra herhangi birşey yoktur. Yani lafın kısası, öldüğümüzle kalacağız.

    Bu Kur'anla barışık olmayan felsefenin tanımlamasıdır.Çok sayıda insanın tercihidir.Şimdi Kurana göre nasıl onu da görelim;

    Kur' ana göre olumsuzlukları olumluya çevimek mümkün.
    Bütün mesele; Pek büyük bir işleyicinin var olduğunu intikal etmekte!

    Kuran'a muhalif felsefe;her şeyi çirkin,korkunç gösteren siyah bir gözlüktür.

    İman ise herşeyi güzel,ünsiyetli gösteren şeffaf,berrak,nurani bir gözlüktür.

    İnsan, bahsi geçen iki gözlüğü gözüne takmakla, değişik yönlerde bulunan mahlûkatı, ahvâli görebilir.Neden mi?Şimdi ayrı ayrı yönlere bu iki bakış açısıyla bakıldığında fark daha iyi anlaşılacaktır.

    İki gözlüğü takmakla ayrı ayrı bakılacak yönlerden biri geçmiş zamandır. felsefe gözlüğü ile bakıldığı zaman, geçmiş zaman ülkesinin kıyameti kopmuş, altı üstüne çevrilmiş, karanlıklı, korkunç, büyük bir mezaristanı andıran bir şekilde görünecektir. Ve bu görünüşte insan pek büyük bir dehşete, vahşete, hüzünlere maruz kaldığında şüphe yoktur.

    Fakat iman gözlüğüyle o yöne bakıldığı zaman, hakikaten o ülkenin altı üstüne çevrilmiş bir şekilde görünürse de, fakat can telefi yoktur. Mürettebatı, sâkinleri daha güzel, nuranî bir âleme nakledilmiş oldukları anlaşılıyor. Ve o kabirler, çukurlar da, nuranî bir âleme girmek için kazılan yeraltı tünelleri şeklinde telâkki edilecektir.

    Demek imanın insanlara verdiği neşe , ferahlık, tatminkarlık, teselli, binlerce "Elhamdü lillâh" dedirten bir nimettir.

    Gelecek zamana, felsefe gözlüğü ile bakıldığı zaman, bizleri çürütecek, yılan ve akreplere yedirip imha edecek, karanlık, korkunç, büyük bir kabir şeklinde görünecektir.

    Fakat iman gözlüğüyle bakılırsa, Cenâb-ı Hakkın, Hâlık, Rahmân, Rahîmin insanlara hazırladığı çeşit çeşit nefis, leziz, yiyecek ve içeceklerle dolu olan bir Rahman sofraları şeklinde görünecektir. Ve binlerce "Elhamdü lillâh" okutturarak tekrar ettirecektir.

    Gökyüzüne felsefe ile bakan bir adam, şu sonsuz boşlukta, milyarlarca yıldız ve kürelerin at koşusu gibi veya askerî bir manevra gibi yaptıkları pek sür'atli ve muhtelif hareketlerinden büyük bir dehşete, vahşete, korkuya mâruz kalacaktır.Başıboşluğun ve sahipsizliğin tedirginliğini yaşayacaktır.

    Fakat imanlı bir adam baktığı vakit o garip, acip manevranın bir kumandanın emri ile denetim ve gözetimi altında yapıldığını farketmenin yanısıra , gökyüzünün süsleri olan yıldızların bize de ışıklı kandiller şeklinde dünya sarayının tavan süsleri olduğunu görecek ve o atlar koşusunda korku, dehşet değil, ünsiyet ve muhabbet edecektir. Gökler alemini şöylece tasvir eden iman nimetine elbette binlerce "Elhamdü lillâh" söylemek azdır.

    Yer alemine felsefe gözüyle bakan insan, yerküreyi başıboş, yularsız, güneşin etrafında serseri gezen bir hayvan gibi veya tahtası kırık, kaptansız bir kayık gibi görür ve dehşete, telâşa düşer.

    Fakat iman ile bakarsa, yerküreyi , Allahın sevk,idare ve kumandasında bir gemisi görür.Bütün yiyecekler ,içecekler,giyecekler ile beraber, insanlığı ve diğer mahlukları seyir ve seyahatle ,güneşin etrafında gezdiren bir gemisi olarak anlar.Ve imandan doğan şu büyük nimete büyük büyük elhamdü lillâh'ları söylemeye başlar.

    Kuranla barışmayan Felsefesi olan bir adam kabre bakarsa görür ki, bütün canlı mahlûkat-insan olsun, hayvan olsun-kafile-kafile , büyük bir hızla o yöne gidip kaybolurlar. Yani,yok olurlar. Kendisinin de o yolun yolcusu olduğunu bildiğinden, teessüründen çıldıracak bir hale gelir.

    Bu insan hayatından neden lezzet alamaz? çünki ölümünü bekleyen bir idam mahkumuna sehbanın süslü ve güzel olması lezzet verir mi? İdam olmak endişesi hazır lezzetlerinide mahveder.Ne zaman kabirdeki idam sehbasına çağrılacağını bilemeyen bir insanın endişesi farklı olabilir mi?
    Akıl her an hatırlattığı ve akla bu görevini unutturmak mümkün olmadığı için için hayatından lezzet alamaz.Böyle insanların akıllarını eğlencelerle uyuşturma tercihlerinin nedeni de sanırım anlaşılıyor.

    Fakat iman nazarıyla bakan bir mü'min, insanların o kabre gidişleri, seyahatleri yok olmaya değil, göçebeler gibi bir yayladan bir yaylaya bir intikaldir. Ve fâni menzilden bâki menzile, hizmet çiftliğinden ücret dairesine, zahmetler memleketinden rahmetler memleketine göç etmek olup, yokluğa gitmek değil diye bu gidişi memnuniyetle karşılar.

    Fakat yol esnasında ölüm, kabir gibi görünen meşakkatler netice itibarıyla saadetlerdir. Çünkü, nuranî âlemlere giden yol kabirden geçer ve en büyük saadetler büyük ve acı felâketlerin neticesidir. Meselâ, Hazret-i Yusuf, Mısır azizliği gibi bir saadete, ancak kardeşleri tarafından atıldığı kuyu ve Zeliha'nın iftirası üzerine konulduğu hapis yoluyla nâil olmuştur.

    bu misal gibi , ana rahminden dünyaya gelen çocuk, sıkıntılı tünelde çektiği sıkıcı, ezici zahmet neticesinde dünya saadetine kavuşuyor.Mümin insanların kabirden geçişi de böyledir.

    Geride gelenlere Kur'ana muhalif felsefe nazarıyla bakılsa, "Yâhu, bunlar nereden nereye gidiyorlar ve niçin dünya memleketine gelmişlerdir?" diye edilen suale bir cevap alınamadığından, tabiî, hayret ve tereddüt azabı içinde kalınır.

    Fakat iman gözlüğüyle bakarsa, insanların kâinat sergisinde teşhir edilen garip, acip kudretin mucizelerini görmek ve mütalâa etmek için Kainatın Sultanı tarafından gönderilmiş ataştırıcı,inceleyici,takdir edici seyirciler olduklarını anlar.

    Bu görevini yapan insanlar, o her biri mucize olan varlıkların ,Allahın isim ve ünvanlarını tanıtmalarını anlama ve çözmeleri nisbetinde, derece ve numara aldıktan sonra, yine kendilerini dünyaya gönderen Allah'a dönüp huzuruna gideceklerini anlar ve bu anlayış nimetini kendisine tattıran iman nimetine "Elhamdü lillâh" diyecektir.

    Yani hakiki ve elemsiz lezzet iman ile olabilir .

    Kur'anın bakış açısını gösteren bu değerlendirmelere kuranla barışık olmayan felsefenin taşıyıcısı insanların cevap haklarını saygıyla karşılıyorum.
    _____________________________
    Vicdanını dinle!




  • elimde onca veri olmasına ragmen yaşamı cözemedimki hakında hiçbirşey bilmedigim ölümü çözeyim
    _____________________________
    "Umutlarının yarısını bana vericeksin!"
    Umutlarımın bir kısmının ırzına dünya geçti.
    Arta kalan kısmını evlatlıktan reddettim.

    umutlarının yarısını bana vericeksin!
    bende cenete gitsinler diye
    acımasızca şehit düşürüp
    üstünede birde keyif sigarası yakacagım
  • ölümden önce canlı nedir onu çözmek gerekir ...

    canlılık termodinamiğin 2. kanununa muhalefettir ...

    canlılık ne idüğü belirsiz atomların bir araya gelerek molekül, aminoasit, protein, doku, organ, sistem ve organizma meydana getirmesidir ?

    ölüm yok oluş diyenler ruhun da varlığını kabul etmezler ancak sade bir şekilde ölen birinin ölmeden önce ile öldükten sonra ki o kısa zamanda neyin değiştiğini sorabilir miyim ?

    tıpkı fişi çekmek gibi birşey ...

    neden bütün sistem yerli yerinde ve maddi bir sebep yokken (ölüm anının bir dakikası) bir canlı ölüyor ?

    izahınız var mı ?


    ayrıca;

    insan nedir ?

    insan 100 trilyon hücrenin birbirleri ile uyumlu şekilde çalışarak yönettiği mükemmel bir sistemler bütünüdür ...

    biz 3 işçi çalıştıramazken 100 trilyon adet hücreye bu kaabiliyet, koordinasyon, itaat şuuru, okuma yeteneği, vs. veren nedir ?

    bir fabrikanın müdürsüz olamayacağını düşünen sizler 100 trilyon hücrenin koordinasyonunu kime vereceksiniz acaba ?

    beyine mi?

    beyin ne ?

    et yığını değil mi?

    ha kimyasal reaksiyonlar demeyin ...

    aynı reaksiyonları biz de yapalım ve markette akıl satalım ne dersiniz ...

    çıkın işin içinden bakalım, bilim henüz bütün sorulara cevap veremiyor olmamalı cevabınız çünkü bilim çözemeyecek bu sırları çünkü bilimin ilgi alanında değil ...

    bilim ilgi alanına girmeyince milyarda bir ihtimalin peşine düşer bilirsiniz ...

    ölümden sonrası için en mantıklı ve makul cevabı din vermiştir ...

    kalan cevaplar ikna edici değildir

    not: şahsi fikrim ...
    _____________________________
    Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)




  • 
Sayfa: 1234
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.