Şimdi Ara

Nazım Hikmet'le İlgili Bir Anı[& Şiirler]

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir (1 Mobil) - 1 Masaüstü1 Mobil
5 sn
12
Cevap
0
Favori
2.987
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Selamlar, yıllar önce başka bir yerde okumuştum bu yazıyı, bir gazetede. O zaman çok hoşuma gitmişti, şimdi internette görünce paylaşmak istedim. Lütfen siyasi tartışmalara girmeyin...

     Nazım Hikmet'le İlgili Bir Anı[& Şiirler]


    1940’lı yıllar… Nazım Hikmet Ran, tutukluevinde… Adalet Bakanlığından denetmenler gelir. O denetmenlerden biri, tutukluevi müdürüne "Nazım da buradaymış, çağırın da bir görelim, boyunu posunu?" Nazım Hikmet’i odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan denetmen, Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve “Demek Nazım Hikmet sensin!?.." Nazım suskun, ayakta beklemektedir... Denetmen, Nazım Hikmet’i ezme kompleksiyle, O’na yer göstermez, ayakta tutar… Denetmen konuşur, Nazım dinler… Denetmen konuşur, Nazım susar… Denetmen konuşur, Nazım bekler… Sonra da kapıyı gösterir Nazım’a, imalı bir üslupla, “Çekilebilirsin artık…” der. Nazım, kapıdan çıkarken, birden durur, döner “Ömer Hayyam adını duydunuz mu?" diye sorar denetmene. Denetmen “Ömer Hayyam’ı kim bilmez ki…” Nazım, tekrar sorar, “ Hayyam zamanında İran Hükümdarı kimdi?" Denetmen şaşırır, yutkunur… ama ağzından tek bir sözcük çıkmaz. Nazım, "Görüyorsunuz, sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Tüm dünya, yıllar sonra beni anımsayacak, ama benim başıma bu çorapları ören Adalet Bakanını ve sizi kimse anımsamayacak" der ve çıkıp koğuşuna döner.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Emmmreee -- 10 Ekim 2009; 23:59:56 >



    _____________________________




  • _____________________________
    Katılım zamanı: 5 Haziran 2007
  • _____________________________
  • bu grubu açtığın için seni tebrik ediyorum nazım hikmet tüm türk tarihinin en iyi şahirlerinden biridir
    _____________________________
    NOKİA N82 ACER 5940G
    PS3 120GB PSN:shamanmuratcan
  • ODTÜ macerası


    Deniz'in 1970 yılı sonunda, ODTÜ'de kaçak olarak kaldığı dönem, Şule Albayraktaroğlu adlı bir genç kızla olan arkadaşlığı ise yarı şaka, yarı ciddi şöyledir: ODTÜ'de bir kitaplık kurulmuştur. O dönem, yönetimini Şule Albayraktaroğlu adlı bir kız öğrenci yapmaktadır. Dersten çıktıktan sonra Albayraktaroğlu, kitaplığı açar. Bunu öğrenen Deniz, kitaplığa gider ve bazı kitaplar seçer. Kitapları aldıktan sonra kapıdan çıkarken, Şule Albayraktaroğlu, ODTÜ'ye yeni gelmiş olan tanımadığı Deniz'in yolunu keser ve **Kitabı dışarıya vermiyoruz. Ancak burada okuyabilirsiniz** der. Deniz, **Yurtta kalıyorum. Okuduktan sonra getireceğim** der. **Hayır. Kitaplığın işleyiş kuralları böyle. Kitap burada okunur. Dışarıya götürmenize izin veremem...**


    Genç kızın sorumlu davranmasından hoşlanan Deniz, kendini tanıttıktan sonra seçtiği kitapları alır ve odaya gider. Arkadaşlarına, **Yahu! Siz oraya 'Kitaplık Sorumlusu' diye yırtıcı bir kaplan koymuşsunuz. Az daha parçalıyordu beni. Ama, ona ne oyunlar oynayacağım** der.


    Bir gün, Yusuf ile Deniz, birlikte kitaplığa iner. Albayraktaroğlu'na yaklaşan Deniz, **Hanımefendi! İkimiz de sizi beğendik. Evlenmek istiyoruz. Acaba hangimizi beğeniyorsunuz?** der. Yusuf'la 201-202'ye gelen Deniz, oynadığı oyunu arkadaşlarına anlatır: **Ondan öcümü aldım, ama henüz bitmedi...**


    Kız kaçırmaya atla geldi


    Birkaç gün sonra Deniz, ODTÜ arazisinde dolaşırken, bir ata rastlar. Binip yurtların önüne gelir. Albayraktaroğlu'nun kaldığı odanın penceresinin önüne giden Deniz, orada, tüm muzipliğiyle bağırır: **Hadi kız, bohçanı hazırla... Seni kaçırmaya geldim...**


    Albayraktaroğlu, pencereyi açınca, Deniz, atı sürüp oradan uzaklaşır. Bu olayı, yurtların önünde bulunan herkes, kahkahalarla gülerek izler.
    _____________________________




  • Cuk.gif
    _____________________________
  • nazım hikmet

    gerçekten dünyanın en güzel aşk şiirlerini yazan bana göre en iyi şair

    hain hain diyolarda, ben eselerinde bir tane hainlik kelimesi dahi görmedim gören var mı acaba??
    _____________________________
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • quote:

    Orijinalden alıntı: The Answér

    nazım hikmet

    gerçekten dünyanın en güzel aşk şiirlerini yazan bana göre en iyi şair

    hain hain diyolarda, ben eselerinde bir tane hainlik kelimesi dahi görmedim gören var mı acaba??




    İŞTE VATAN HAİNİ OLDUGUNU SÖYLEDİGİ ŞİİRİ





    VATAN HAİNİ
    “Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
    Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”
    Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
    bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson´un
    66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
    Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
    “Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”

    Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
    ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
    Vatan çiftliklerinizse,
    kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
    vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
    vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
    fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
    vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
    vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
    ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
    vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
    vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
    ben vatan hainiyim.
    Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

    28.7.1962
    _____________________________




  • Gelin bu başlık altında en beğendiğimiz Nazım Hikmet şiirlerini paylaşalım. Belki aramızda Nazım Hikmet şiirleri hakkında fikir sahibi olmak isteyenler vardır... Ben en sevdiğim üç şiirden başlıyorum...

    Kız Çocuğu

     Nazım Hikmet'le İlgili Bir Anı[& Şiirler]


    Kapıları çalan benim,
    Kapıları birer birer.
    Gözünüze görünemem,
    Göze görünmez ölüler.

    Hiroşima'da öleli,
    Oluyor bir on yıl kadar.
    Yedi yaşında bir kızım,
    Büyümez ölü çocuklar.

    Saçlarım tutuştu önce,
    Gözlerim yandı kavruldu.
    Bir avuç kül oluverdim,
    Külüm havaya savruldu.

    Benim sizden kendim için,
    Hiçbir şey istediğim yok.
    Şeker bile yiyemez ki,
    Kâat gibi yanan çocuk.

    Çalıyorum kapınızı,
    Teyze, amca, bir imza ver.
    Çocuklar öldürülmesin,
    Şeker de yiyebilsinler.

    Yürümek

     Nazım Hikmet'le İlgili Bir Anı[& Şiirler]


    Yürümek;
    Yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
    Havaları boydan boya yarıp ikiye
    Karanlığın gözüne bakarak yürümek...

    Yürümek;
    Dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
    Kelleni orta yere
    Yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek...

    Yürümek;
    Yolunda pusuya yattıklarını,
    Arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek...

    Yürümek;
    Yürekten gülerekten yürümek...

    Güneşi İçenlerin Türküsü

     Nazım Hikmet'le İlgili Bir Anı[& Şiirler]


    Bu bir türkü:-
    toprak çanaklarda
    güneşi içenlerin türküsü!
    Bu bir örgü:-
    alev bir saç örgüsü!
    kıvranıyor;
    kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
    esmer alınlarında
    bakır ayakları çıplak kahramanların!
    Ben de gördüm o kahramanları,
    ben de sardım o örgüyü,
    ben de onlarla
    güneşe giden
    köprüden
    geçtim!
    Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
    Ben de söyledim o türküyü!

    Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
    altın yeleli aslanların ağzını
    yırtarak
    gerindik!
    Sıçradık;
    şimşekli rüzgâra bindik!.
    Kayalardan
    kayalarla kopan kartallar
    çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
    Alev bilekli süvariler kamçılıyor
    şaha kalkan atlarını!

    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    Düşmesin bizimle yola:
    evinde ağlayanların
    göz yaşlarını
    boynunda ağır bir
    zincir
    gibi taşıyanlar!
    Bıraksın peşimizi
    kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

    İşte:
    şu güneşten
    düşen
    ateşte
    milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

    Sen de çıkar
    göğsünün kafesinden yüreğini;
    şu güneşten
    düşen
    ateşe fırlat;
    yüreğini yüreklerimizin yanına at!

    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
    Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
    toprak kokuyor bakır sakallarımız!
    Neş'emiz sıcak!
    kan kadar sıcak,
    delikanlıların rüyalarında yanan
    o «an»
    kadar sıcak!
    Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
    ölülerimizin başlarına basarak
    yükseliyoruz
    güneşe doğru!

    Ölenler
    döğüşerek öldüler;
    güneşe gömüldüler.
    Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
    Kalın tuğla bacalar
    kıvranarak
    ötüyor!
    Haykırdı en önde giden,
    emreden!
    Bu ses!
    Bu sesin kuvveti,
    bu kuvvet
    yaralı aç kurtların gözlerine perde
    vuran,
    onları oldukları yerde
    durduran
    kuvvet!
    Emret ki ölelim
    emret!
    Güneşi içiyoruz sesinde!
    Coşuyoruz,
    coşuyor!..
    Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
    mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

    Akın var
    güneşe akın!
    Güneşi zaaaaptedeceğiz
    güneşin zaptı yakın!

    Toprak bakır
    gök bakır.
    Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
    Hay-kır
    Haykıralım!
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: G a l l i p o l i


    quote:

    Orijinalden alıntı: The Answér

    nazım hikmet

    gerçekten dünyanın en güzel aşk şiirlerini yazan bana göre en iyi şair

    hain hain diyolarda, ben eselerinde bir tane hainlik kelimesi dahi görmedim gören var mı acaba??




    İŞTE VATAN HAİNİ OLDUGUNU SÖYLEDİGİ ŞİİRİ





    VATAN HAİNİ
    “Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
    Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”
    Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
    bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson´un
    66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
    Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
    “Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”

    Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
    ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
    Vatan çiftliklerinizse,
    kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
    vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
    vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
    fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
    vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
    vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
    ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
    vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
    vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
    ben vatan hainiyim.
    Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
    Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

    28.7.1962


    pardon ya adam kendi itiraf etmiş ztn
    _____________________________




  • BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM

    Ben
    senden önce ölmek isterim.
    Gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mı zannediyorsun?
    Ben zannetmiyorum bunu.
    İyisi mi,beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    Kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin
    Fedakarlığımı anlıyorsun
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    Ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    Sonra, sen de ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    Ve orada beraber yaşarız
    külümün içinde külün
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...
    Ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    Toprağa beraber dalacağız.
    Ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak :
    biri sen
    biri de ben.
    Ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    Ben daha bir çocuk doğuracağım
    Hayat taşıyor içimden.
    Kaynıyor kanım.
    Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    Ama ölüm de korkutmuyor beni.
    Yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    Ben ölünceye kadar da
    Bu düzelir herhalde.
    Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
    İçimden bir şey :
    belki diyor.
    _____________________________




  • DURUP DURURKEN

    Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
    Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
    Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
    Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
    Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç,
    Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
    Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
    Durup dururken kafamda bir güneşli duman,
    Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
    Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...
    _____________________________
  • 
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.