Şimdi Ara

Mustafa Kemal ATATÜRK Özel (6. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir - 1 Masaüstü
5 sn
465
Cevap
9
Favori
17.659
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
61 oy
Öne Çıkar
Sayfa: önceki 45678
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Medeni olmayan milletler, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdur.
    Mustafa Kemal ATATÜRK

    Mustafa Kemal ATATÜRK Özel



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi RevengeRain -- 21 Şubat 2019; 6:13:46 >
  • Mustafa Kemal'in fikirler toplamı neticede şu 5 grupta beliriyordu.
    1. Cemiyetin bir siyasi parti haline getirilmesi
    2. Ordunun politikaya karışmaması
    3. Cemiyetle masonluk arasında bir ilgi kalmaması
    4. Cemiyetin içinde eşitlik olması
    5. Hükûmet işleriyle din işlerinin birbirinden ayrılması
    Bunların, hatta diğerlerini bir tarafa bıraksak bile, birinci ve ikinci maddeleri hakikaten temel meselelerdir. Derin ve sağduyuya dayanan bir öngörü değeri taşırlar. İttihat ve Terakki yalnız bu iki ilkeyi sağlayabilseydi, onun kaderi başka türlü olurdu.

    Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam (Cilt I), 1963.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-E767019CA -- 1 Nisan 2019; 21:16:3 >
  • ATATÜRK, İstanbul Yeşilköy Havaalanı'nda incelemelerde bulunurken.
    6 Eylül 1937

    Mustafa Kemal ATATÜRK Özel
  • Hepsi inkılap uğruna ölmekten söz ederken Mustafa Kemal:
    — Mesele ölmekte değil, ölmeden idealimizi gerçekleştirmektedir, diyordu.

    Falih Rıfkı Atay, Çankaya, 1961.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-E767019CA -- 1 Nisan 2019; 21:16:18 >
  • Ankara, Aralık 1922

    Mustafa Kemal ATATÜRK Özel
  • "Bu günkü çabamızın amacı, tam bağımsızlıktır. Bağımsızlığın tamamı ise ancak ekonomik bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsız olmayınca, o devletin bütün yaşamsal kuruluşlarında bağımsızlık felç olmuştur. Çünkü devletin her organı, ancak mali kuvvet ile yaşar." - ATATÜRK

    Mart 1922 TBMM

    Mustafa Kemal ATATÜRK Özel
  • Her şeyden ötesi, O bir kurucudur, modern zamanların en büyük ulus kurucusudur.

    Andrew Mango, Atatürk: Modern Türkiye'nin Kurucusu, 1999.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-E767019CA -- 1 Nisan 2019; 21:16:42 >
  • "Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize tahilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye'nin istiklaline, temeli benliğine, milli geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir." - ATATÜRK

    Mustafa Kemal ATATÜRK Özel
  • Lenin, Hitler defalarca hayranlığını dile getirmiş. Düşmanı Lloyd George hayran, Amerikalılar hayran. Time dergisi kendisini kapak yapıyor. Kapakta şöyle yazar: “Kendi efendisi olan bir Türk var mı?” O zamana kadar yok çünkü. Atatürk ile beraber herkes kendi efendisi oldu Türkiye’de. Bunu milletine armağan edebilmiş bir insan Atatürk.

    A. M. Celâl Şengör, Dâhi Diktatör, 2014.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-E767019CA -- 1 Nisan 2019; 21:16:55 >
  • Denildi ki: "Bu yükselen feryadın manası yoktur. Bu, lüzumsuz bir aşırı gayret ve belki de bir cinnettir!.."
    Yok... Yok... O feryat, cinnet eseri değildi. O feryat bugünkü felaketi vicdan gözüyle ve akıl gözüyle görebilmekten ortaya çıkan ıstırapların tepkisiydi...
    Ve hakikaten bir gün Sirenaik harekat sahasından Balkan yangınına koşarken...
    Bir gün Afrika sahilinden vatanıma ulaştıracak yolların kapanmış olduğunu görürken...
    Bir gün, işittim ki, baba ocağım Selanik ve oradaki anam, kardeşim, bütün akraba ve yakınlarım, -mahiyetlerini anlattığım için vatanımdan kovulduğum zevat tarafından- düşmana hibe edilmiştir.
    Bir gün, duydum ki, Hortacı Süleyman Camisi'nin minaresine çan taktırılmış ve orada yatan babamın kemikleri Yunan palikaryalarının kirli ayakları altında çiğnetilmiştir.

    Mustafa Kemal Atatürk, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhal, 1914. (Arkadaşı Nuri Conker'in "Zabit ve Kumandan" adlı kitabı üzerine yazdığı kitap.)



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-E767019CA -- 1 Nisan 2019; 21:17:9 >




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Guest-E767019CA

    Denildi ki: "Bu yükselen feryadın manası yoktur. Bu, lüzumsuz bir aşırı gayret ve belki de bir cinnettir!.."
    Yok... Yok... O feryat, cinnet eseri değildi. O feryat bugünkü felaketi vicdan gözüyle ve akıl gözüyle görebilmekten ortaya çıkan ıstırapların tepkisiydi...
    Ve hakikaten bir gün Sirenaik harekat sahasından Balkan yangınına koşarken...
    Bir gün Afrika sahilinden vatanıma ulaştıracak yolların kapanmış olduğunu görürken...
    Bir gün, işittim ki, baba ocağım Selanik ve oradaki anam, kardeşim, bütün akraba ve yakınlarım, -mahiyetlerini anlattığım için vatanımdan kovulduğum zevat tarafından- düşmana hibe edilmiştir.
    Bir gün, duydum ki, Hortacı Süleyman Camisi'nin minaresine çan taktırılmış ve orada yatan babamın kemikleri Yunan palikaryalarının kirli ayakları altında çiğnetilmiştir.

    Mustafa Kemal Atatürk, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhal, 1914. (Arkadaşı Nuri Conker'in "Zabit ve Kumandan" adlı kitabı üzerine yazdığı kitap.)
    Resmen bu günleri anlatmış adam

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • "Bir millet kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz." - ATATÜRK



    Mustafa Kemal ATATÜRK Özel
  • Hasan Âli Yücel'i ölüm yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.
  • Din birliğinin de bir ulusun kuruluşunda etkili olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüzün önündeki Türk ulusu tablosunda bunun tersini görmekteyiz.
    Türkler, Arapların (İslam) dinini kabul etmeden önce de büyük bir ulus idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin (İranlıların), ne de Mısırlıların ve başkalarının Türklerle birleşip bir ulus oluşturmalarına hiçbir etki etmedi. Tersine, Türk ulusunun ulusal bağlarını gevşetti; ulusal duygularını, ulusal heyecanlarını uyuşturdu. Bu pek doğal idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı, bütün ulusların üstünde yaygın bir Arap ulusçuluğu politikasına dayanıyordu. Bu Arap düşüncesi, "ümmet" sözcüğü ile dile getirildi. Muhammed'in dinini kabul edenler, kendilerini unutmaya, yaşamlarını Allah sözcüğünün her yerde yükseltilmesine adamaya zorunlu idiler. Bununla birlikte, Allah'a kendi ulusal dilinde değil, Allah'ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla tapınma ve duada bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allah'ın ne dediğini bilmeyecekti. Bu durum karşısında Türk ulusu birçok yüzyıllar boyunca ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin, adeta, bir sözcüğünün anlamını bilmediği halde Kur'an'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.

    Mustafa Kemal Atatürk, Medeni Bilgiler, 1930.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-E767019CA -- 1 Nisan 2019; 21:17:25 >




  • 
Sayfa: önceki 45678
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.