DonanımHaber'de AraYENİ GELİŞMİŞ ARAMA
ForumBu Bölümde Ara
Yeni DH Portal arayüzümüz herkese açık ALFA sürümüne girmiştir, siz de bu deneyime davetlisiniz. Gizle Detaylar ve Geri Bildirim
lozan antlaşması'nın gizli maddeleri
Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir Kullanıcı
89
Cevap
1
Favori
18.760
Tıklama
Tüm Forumlar >> Kültür ve Bilim >> Kültür, Güncel ve Tarih >> Güncel >> lozan antlaşması'nın gizli maddeleri
Sayfaya Git:
Sayfa:
Giriş
Mesaj
    • Binbaşı
      1566 Mesaj
      29 Temmuz 2012 00:32:53
      Şiir Mutlu Çelik tarafından 1994 yılında Hasan Mezarcı'ya ithafen yazılmıştır. Şiirin adı "Cevaben"dir


      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      Tarih, yorulmadan araştırıp muhakeme yapabileceklerin işidir; her duyduğunu gerçek sanıp hezeyana kapılanların değil
    • Yarbay
      7305 Mesaj
      29 Temmuz 2012 00:44:17

      Hiç olmazsa polis müdürlüğü doğru kalmış aklımda, yeni yazdığı şiirde altta;

      Aziz Nesin'e

      Haklıymışsın Azizim, hatta az söylemişsin
      Bu kadar salaklığı sen de beklememişsin.
      Bu günleri görseydin kahrından ölecektin
      Belki 'aptal' yerine 'satılmış' diyecektin...



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      GENS UNA SUMUS
    • Yarbay
      6068 Mesaj
      29 Temmuz 2012 18:08:21
      Bugün Tarafta yayınlanan Serdar Kaya'nın "Sevri Anlamak" yazısı konuya resmi söylemin dışında bir perspektiften yaklaşmış , Lozan'ın başarısını kabul etmekle birlikte , sürecin nasıl manipüle edildiğini anlatmış, yazarla aynı çizgide düşünüyorum :

      29 Temmuz 2012 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

      I. Dünya Savaşı’nı kaybeden Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918 tarihinde İtilaf Devletleri ile Mondros Ateşkesi’ni imzaladı. Bu gayet doğal, hatta sıradan bir gelişmeydi. Aradan 14 gün geçtikten sonra, İtilaf Devletleri, (Mondros’ta Osmanlı Devleti’nin kendilerine tanıdığı hakka dayanarak) İstanbul’u işgal ettiler. Bu gelişme de aynı derecede doğal ve sıradandı. İşgaldeki amaç, Anadolu’yu ele geçirmek ya da paylaşmak değil, savaş sonrası şartları oluşturmayı kolaylaştırmaktı. İtilaf Devletleri, bunu başardıktan sonra İstanbul’u terk ettiler.

      İngilizlerin Hedefleri

      I. Dünya Savaşı sonrasında, İngilizlerin (Osmanlı Devleti özelinde) başlıca üç hedefleri vardı: (1) Osmanlı Devleti sınırları içindeki milletleri ulus-devletler haline getirmek, (2) savaş yılları boyunca gayrimüslimlere karşı büyük insanlık suçları işleyen İttihatçıların yargılanmalarını sağlamak, ve (3) savaş sonrası dönemde Türkiye sınırları içinde yaşayacak olan gayrimüslim azınlıkların müslümanlarla eşit haklara sahip olmalarını temin etmek.

      10 Ağustos 1920′de imzalanan Sevr Anlaşması’nın metni, bu üç hedefin bir ifadesi gibidir. Ne var ki, resmi söylem, Sevr Anlaşması’nın genel çerçevesini belirleyen bu üç noktayı ya gizler, ya da sistemli olarak çarpıtır.

      Resmi söylemin İngilizlerin birinci hedefi konusunda yaptığı belki de en büyük çarpıtma, “Osmanlı Devleti’nin bölünmesi” konusunu “Anadolu’nun bölünmesi” şeklinde sunmaktır. Halbuki, Sevr’in çerçevesi bu değildir. Sevr, Ege adalarını (Madde 84 ve 122), Hicazı (Madde 98), Mısır’ı (Madde 101), Sudan’ı (Madde 113), Kıbrıs’ı (Madde 116) ve Libya’yı (Madde 121) Osmanlı’dan kopararak müstakil ulus-devletlere dönüştürmeyi karara bağlar. Bu, son derece geniş bir çerçevedir. Ancak resmi anlatı, bu geniş çerçeveyi sadece Anadolu’yu içerecek şekilde daraltma ve herşeyi bu dar çerçeve dahilinde değerlendirme eğilimindedir. Bu eğilim, (elbette) nedensiz değildir ve belli bir siyasi amaca hizmet eder.

      Efsane Üretimi

      Sevr’in üç kıtaya yayılan hükümlerini gözlerden uzakta tutarak herşeyi Anadolu ile sınırlandırmak, Ankara Hükümeti’nin başarılarını gerçekte olduğundan daha büyük gösterme işlevi görür. Şöyle ki, yukarıda bahsi geçen devasa kayıplar, Lozan’da da herhangi bir değişiklik göstermez. Yani, İngilizlerin Osmanlı’yı parçalama hedefini gerçekleştirme noktasında Sevr ile Lozan arasında pek bir fark yoktur. Dolayısıyla, konu “yedi düveli dize getirme” hamaseti bir kenara bırakılarak düşünülecek olursa, Lozan’ın TBMM’de onaylanmasından sadece bir ay sonra İngilizlerin İstanbul’u terk etmiş olmaları kendi doğallığı içinde anlaşılabilir.

      Herşeyi Anadolu çerçevesine sıkıştırarak değerlendiren resmi anlatının bunu bugünün sınırlarını esas alarak (yani sanki o dönemde tam olarak bu sınırlar hedefleniyormuşçasına) yapması da ayrıca problemlidir. Böyle bir anlatı, kaybedilen (ve dolayısıyla da bugün itibariyle sınırların dışında kalan) yerleri otomatikman önemsiz kılarken, kurtarılan her toprak parçasını da ayrı bir zafer haline getirir. Böyle bir çerçevede, (sözgelimi) bugünkü sınırların dışında kalan Musul’un, Kerkük’ün ya da Batum’um kaybı çok fazla önemsenmezken, sınırlar dahilinde olan her karış toprak ise uğrunda ölmeye değer bir hüviyet kazanır. Bu durum, Sevr ve Lozan’ın anlaşılış şekline de doğrudan yansır. Örneğin, Sevr, Ege adaları ve İzmir’i (birlikte) Yunanistan’a verir. Adaların Yunanistan’a verilmesini Lozan da teyit eder. Ama bu çok önemli değildir. Önemli olan İzmir’i almış olmaktır.

      Bütün bunlar, geçmişte yaşananları doğru bir şekilde aktarma değil, belli bir perspektifi telkin etme kaygısıyla şekillenen bir anlatının ürünüdür. Dikkat edilecek olursa, bir siyasi iktidar, bu çarpık yaklaşım ile kendisini her durumda muzaffer gösterebilir.

      Sonsöz

      Sevr’den Lozan’a giden süreç, Türkiye adına açık bir başarıdır. Ancak bu başarı gerçekte ait olduğu çerçevede incelenirse, ilgili dönemde yaşananların, (kabaca) İttihatçıların A kadrosunun devleti bir maceraya sürükleyerek yokoluşa götürmelerinin ardından, B kadrosunun birkaç önemli mevziyi geri kazanmasından ibaret olduğu görülebilir. Dahası, bu süreç ileri seviyede efsaneleştirilerek halka sunulmuş, otoriter bir rejimi gerekçelendirmekte kullanılmış ve bu durumu sürdürülebilir kılma adına bir halk nesiller boyunca temelsiz bir Sevr korkusuyla paranoyaklaştırılmıştır.

      İlgili süreç içinde, başarı olup olmadığı nereden bakıldığına bağlı olarak değişen konular da vardır. İzmir’i yakmak, soykırım suçlusu İttihatçıların yargılanmasına engel olmak ve 1914′te başlayan soykırım furyasına 1925′e kadar devam etmek gibi…



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      _____________________________

    • DH Yönetici
      7981 Mesaj
      29 Temmuz 2012 18:59:27
      quote:

      Aradan 14 gün geçtikten sonra, İtilaf Devletleri, (Mondros’ta Osmanlı Devleti’nin kendilerine tanıdığı hakka dayanarak) İstanbul’u işgal ettiler. Bu gelişme de aynı derecede doğal ve sıradandı.

      Osmanlı itilaf devletlerine İstanbul'u işgal etme hakkı tanımamıştır, karışıklık çıkan yeri işgal etme hakkı tanımıştır. Bu yüzden İstanbul'un işgali pek de olağan bir durum değildir.


      Alıntıları Göster


      Sevr ile Lozan'ın Anadolu'nun parçalanması konusundaki farklılıkları bir üst paragrafta, o kısmı atlıyorum. Lozan imzalanmadan önce İngilizler İstanbul'u terk etti, bu doğal bir durumdu. Çünkü Türk ordusu Yunan ordusunu yenmişti ve İstanbul'a yürümesinde hiç bir engel kalmamıştı.

      quote:

      ...Ama bu çok önemli değildir. Önemli olan İzmir’i almış olmaktır.

      Birinin acilen bu yazıyı yazan kişiye savaşın gerçek mermiyle yapıldığını anlatması lazım:)
      =============

      Unutmadan, Taraf deyince aklıma askerlerimize şehitlik unvanını çok gören bir gazete geliyor. Tabi askerin bizim olma durumu kişiden kişiye, gazeteden gazeteye değişir.



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

    • Binbaşı
      1566 Mesaj
      29 Temmuz 2012 22:54:17
      Mısır 1882, Sudan 1899, Libya 1911.... Yazıyı yazan fazla uçmuş. Birinci Dünya Savaşı'na girerken bile zaten elimizde olmayan toprakları işin işine katmış. Ya tarih bilmiyor ya hesap


      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      _____________________________

      Tarih, yorulmadan araştırıp muhakeme yapabileceklerin işidir; her duyduğunu gerçek sanıp hezeyana kapılanların değil
    • Yarbay
      2178 Mesaj
      30 Temmuz 2012 00:52:50 Konu Sahibi
      quote:

      Orijinalden alıntı: veleciraptor

      Mısır 1882, Sudan 1899, Libya 1911.... Yazıyı yazan fazla uçmuş. Birinci Dünya Savaşı'na girerken bile zaten elimizde olmayan toprakları işin işine katmış. Ya tarih bilmiyor ya hesap

      İsin dogrusu o ulkeler belirttigin tarihlerde osmanlidan koptu ama resmi olarak halen osmanli sultanina bagli idi. Kanadanin bagimsiz olup britanyaya bagli olmasi gibi. Birinci dunya savasindan sonra resmen koptular tabi

      Ama yukaridaki yazida yazilan musul, kerkuk ve batum'un lozanla bir alakasi yok. Musul kerkuk zaten cozulemedi. Batum da bolseviklerle 1917de yapilan anlasmada birakilmisti zaten. Carpitmalarla dolu bir yazi olmus

      Lozanla sevrin ulkenin parcalanmasi hususunda bir faki yok demis yukarida yazi. Siz sevr anlasmasinin olumsuz yonlerini anlamamissiniz ki? Zaten kimsenin arabistani ya da iraki istedigi yokki. Birinci dunya savasindaki arap isyanindan sonra boyle birsey olamazki. Zaten istiklal savasi orada da gecmedi yani kimsenin niyeti yoktu oralari almaya. Sevr anlasmasinin olumsuzlugu ekonomi ve siyasi tavizlerdir. Bogazlar, kaputulasyonlar, vs.. Bir de ermeni ve kurt devleti tabi ki. Lozan bu konuda sevr ile alakasizdir.



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      Steam
      Best Games Ever: Skyrim - Mass Effect (series) - GTA V
    • Yarbay
      5355 Mesaj
      30 Temmuz 2012 16:42:11
      Sevr'e zaten zafer denilemez ancak Lozan ile karşılaştırdığınızda elbette Lozan bir zaferdir. Daha kötüsünü gösterip bu iyi demek gibi.

      quote:

      Ama yukaridaki yazida yazilan musul, kerkuk ve batum'un lozanla bir alakasi yok. Musul kerkuk zaten cozulemedi. Batum da bolseviklerle 1917de yapilan anlasmada birakilmisti zaten. Carpitmalarla dolu bir yazi olmus


      Ayrıca mıştısı muştusu yok, musul alakalı değildi şu şöyleydi denilemez. Hepsi birbiri ile alakalı idi. Siz Lozana sevr üzerinden bakarsanız haklısınız. Tamamen bakış açısı.



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      _____________________________

      Yazdıklarınız Sizi Yansıtır...
    • Yarbay
      2178 Mesaj
      30 Temmuz 2012 21:49:54 Konu Sahibi
      quote:

      Orijinalden alıntı: abdullahors84

      Sevr'e zaten zafer denilemez ancak Lozan ile karşılaştırdığınızda elbette Lozan bir zaferdir. Daha kötüsünü gösterip bu iyi demek gibi.


      Alıntıları Göster



      Ayrıca mıştısı muştusu yok, musul alakalı değildi şu şöyleydi denilemez. Hepsi birbiri ile alakalı idi. Siz Lozana sevr üzerinden bakarsanız haklısınız. Tamamen bakış açısı.

      Hocam hala sence Lozan anlasmasinda eksik olan sey nedir soylemedin?

      Misti mustu yok ne demek? Batum 1917de rusyaya veril-misti ve rusya ile baris saglan-misti. Bunun nesine karsi cikiyorsun? Tutup biz vazgectik batumu geri istiyoruz mu deseydik istiklal savasinda savasmadigimiz ulkeye?

      Biraz aciniz lutfen? Misti mustu yok demek yakismiyor



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      _____________________________

      Steam
      Best Games Ever: Skyrim - Mass Effect (series) - GTA V
    • Yarbay
      5355 Mesaj
      30 Temmuz 2012 23:15:06
      quote:

      Orijinalden alıntı: faaty


      Alıntıları Göster


      Hocam hala sence Lozan anlasmasinda eksik olan sey nedir soylemedin?

      Misti mustu yok ne demek? Batum 1917de rusyaya veril-misti ve rusya ile baris saglan-misti. Bunun nesine karsi cikiyorsun? Tutup biz vazgectik batumu geri istiyoruz mu deseydik istiklal savasinda savasmadigimiz ulkeye?

      Biraz aciniz lutfen? Misti mustu yok demek yakismiyor

      Kusura bakmayın yalnız olunca iftar alışverişi için çıkmam gerekti. Bu davranışım doğru değildi, yazıp gitmek tarzım değildir ama geri dönemedim.

      Şöyle ifade edeyim. öncelikle yukarıdaki mısraları tekrar ederek başlayayım. Sevr i savunmam ki zaten hataları ortadadır. İstenilen başka olup elde edilemeyen ortadadır.

      Sonra Brest-litowks basrış antlaşması toprak kazandığımız en son barış antlaşmasıdır ve bu antlaşmanın gereğinceBatum bize iade edilmiştir. Hadi diyelim ittifak devletlerinin yenilmesi üzerine bu antlaşma geçersiz kalmıştır. Moskova antlaşması ile Rusya Batumu geri alabilirken, Lozan müzakere aşamasında bizim tarafımızdan bir gayret olmamıştır. Misak-i Milli deki sınırlar dikkate alınmamıştır. Sebebi ise Rusyadan alınan cüz-i bir yardımdır.

      Ayrıca Rusya ile İngilterenin aralarındaki gerginlik ortada iken bu konuda gayret göstermek yerinde olmazmıydı ki Rusyanın kötü menfaati sonradan ortaya çıkmıştır. bu noktada konu fazla uzamadan arada yazmaya çalışacağım ki karşılıklı cevap verilebilrsin. Ayrıca tekrar edeyim benim kanaatimce Sevre bakılarak bir lozan değerlendirilmesi yapılmamalıdır ve yukarıdada ifade ettiğim gibi kaybedilen ortadadır.

      30 ekim 1918 de imzalanan mondros mütarekesi ile ve misak-ı milli ile kabul edilen hududlarımız ortada iken ve kabul edilmişken ve musul bu tarihte düşman işgali altına girmemiştir. Bu durum O zaman farklı bir isimle anılan birleşmiş milletlere aktarılmış ve ta o zamandan durumun ne olacağı ortaya çıkmıştır ve çok sonrada bu birlik İngilizin kontrolünde olan Irak a bırakılmıştır. Bunu görmek o kadarmı zordu. E tabi Avrupa İngilize karşı Türk ü savunmayacaktı ve savunmamıştır. Yabni Musul meselesi savaşın sonucuna bırakılmıştır ve zoraki olarak kabullendirilmişiz. derim

      bu konuda mutlaka farklı olarak düşündüğünüz meseleler vardır ve bunları dinlemek isterim. Ayrıca başta o ifadeyi devam ettiremediğim için kusur bana aittir. İnşallah bir daha olmaz...



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      Yazdıklarınız Sizi Yansıtır...
    • DH Yönetici
      7981 Mesaj
      30 Temmuz 2012 23:39:06
      Musul için Türk ordusu harekete geçtiği vakitlerde Şeyh Sait isyanı çıktı. Bu da Türk ordusunun gerekeni yapmasını malesef engelledi. Durum böyle olunca masaya oturmak zorunda kaldık ve elimiz güçsüzdü. Lozan Antlaşması imzalanırken askeri olarak kazanmış bir Türkiye, Musul sorunu çözülürken de iç isyanla uğraşan bir Türkiye vardı. Zaten savaşta kazanınca bile masada işi zor hallediyoruz, kazanamayınca hepten kaybettik.

      Bildiğim kadarıyla Musul "İngiltere sömürgesindeki Irak'a" bırakıldı. Ne kadar doğru bilmiyorum ama çok önemli bir ayrıntı. Bugün İngiltere sömürgesi bir Irak devleti yok.



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

    • Yarbay
      2178 Mesaj
      30 Temmuz 2012 23:41:15 Konu Sahibi
      @abdullahors84
      estafurullah, gayet güzel açıkladınız, teşekkürler

      öncelikle, lozan kesinlikle sevre bakılarak değerlendirilmeli. çünkü lozan anlaşmasından önce bu topraklar hakkında uluslararası en son anlaşma sevr anlaşması. lozan anlaşması ve istiklal savaşı bir yerde sevr anlaşmasına tepki olarak yapılmıştır. osmanlı hükümeti sevr anlaşmasını imzaladığına göre demek ki barış için bu anlaşmadan başka çaresi olmadığını düşünüyordu. yeni kurulan cumhuriyet ise tam tersini düşündü ve kazandı. neden sevr anlaşması ile kıyaslanmamalı bunu net olarak yazmamışsınız.
      sevr ile kıyaslamazsak ve daha da eskiye gidecek olursak bile mondros ateşkesi ve balkan savaşının sonuçları türkiyenin sürekli tavizler verdiğini gösteriyor. lozan bu iki anlaşmaya göre de gayet başarılıdır.

      batumun brest-litovsk ile rusyaya verildiğini yazmışım, bu yanlış düzeltiyorum. 1917 brest-litovsk ile rusyadan alınmıştır, 1921-22 moskova ve kars anlaşmaları ile rusyaya geri verilmiştir. çünkü;
      bolşevik devriminden sonra mecburen ittifak güçleri ile anlaşan sovyetler, iç istikrarını yakaladıktan sonra yeniden kafkaslardaki milletler üzerindeki hakimiyetini sağlamak istemiştir. o sırada istiklal savaşı veren türkiye de tüm gücünü batıya vermek istediği için batumu özerk olması koşulu ile rusyaya bırakmıştır. bildiğiniz gibi bugün de batum gürcistan içerinde özerk acar cumhuriyetinin başkentidir. rusya ile yapılan kars anlaşması her yönden başarılıdır çünkü türkiye bugün bile sahip oldugu nahcivan cumhuriyetine karışma hakkını kazanmış, bu bölgenin ermenistana değil azerbaycana bağlanmasını sağlamıştır. sonuç olarak lozan bu konuda kars anlaşmasını takip etti, başka bir surum söz konusu değildi.

      son olarak musul-kerkük konusu lozanda çözülememiştir, aynen boğazlar oldugu gibi. bana kalırsa savaştan yeni çıkmış henüz bir devlet bile kuramamış bir ülkenin 1.dünya savaşından yenik çıkmasına rağmen yaptığı bu anlaşmayı sırf musul-kerkük meselesini sonraya bıraktı diye eleştirmek insafsızlık olur. günümüzde abd'nin istemediği hiç bir adımı atamadığımızı düşünürsek; kıbrıs konusunda haklı olmamıza rağmen 30 senedir çözülemediğini, kuzey ırak meselesinde istediğimizi 20 senedir yaptıramadıgımızı düşünürsek, o dönemin süper gücü ve dünya savaşı galibi ingiltere'ye musul-kerkükü kabul ettiremediğimiz için lozanı eleştirmek insafsızlıktır.



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      Steam
      Best Games Ever: Skyrim - Mass Effect (series) - GTA V
    • Yarbay
      5355 Mesaj
      31 Temmuz 2012 00:03:28
      Şu kısmı alıntılayarak devam edeyim ve devam etmeye çalışacağım.

      quote:

      son olarak musul-kerkük konusu lozanda çözülememiştir, aynen boğazlar oldugu gibi. bana kalırsa savaştan yeni çıkmış henüz bir devlet bile kuramamış bir ülkenin 1.dünya savaşından yenik çıkmasına rağmen yaptığı bu anlaşmayı sırf musul-kerkük meselesini sonraya bıraktı diye eleştirmek insafsızlık olur. günümüzde abd'nin istemediği hiç bir adımı atamadığımızı düşünürsek; kıbrıs konusunda haklı olmamıza rağmen 30 senedir çözülemediğini, kuzey ırak meselesinde istediğimizi 20 senedir yaptıramadıgımızı düşünürsek, o dönemin süper gücü ve dünya savaşı galibi ingiltere'ye musul-kerkükü kabul ettiremediğimiz için lozanı eleştirmek insafsızlıktır.


      demişsiniz.

      Doğrudur, bakın tekrar edeyim. Sevr ile Lozan meselesi karıştırışmıyor veya karşılaştırılşmıyor. Mesele tarih bunu bize karşılaştırmak gerektiğini zorla dikte ediyor. Peki nerede, tarih kitaplarında antlaşmanın bazı maddelerinde sevr ve Lozan sürekli karşılaştırılır. Ancak Siz daha iyi bilirsinizki tarih tarafsız olmalıdır. Lozan 143 maddedir. Bu konuya ayrı bir zaman ayırmak istiyorum zira yazmaya malesef vaktim kalmadı. Ancak yazdıklarınızı takip etmekteyim.

      Şunlarıda ekleyeyim. mesele Musul ile Lozanı değerlendirmek değildir. Tekrar edeyim Musul bu tarihte düşman işgali altına girmemiştir. T.C bu noktalarda karar verip harekete geçmekte geç kalmıştır ki ortak irade o zaman için ortadadır ve misak-i milli sınırlarıda ortadadır. Bence bu noktada biraz daha irade ortaya konmalıydı.

      Bu konuda sizinle yazışmaya devam edeceğim. Bu yazdıklarıma cevap vermeme hakkınız var zira pek birşey ekleyemedim. Ancak yarından itibaren sadece bu konu ile daha çok alakadar olmaya çalışacağım

      Hayırlı akşamlar...



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      Yazdıklarınız Sizi Yansıtır...
    • Yüzbaşı
      404 Mesaj
      31 Temmuz 2012 00:21:29
      Sacma


      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

    • Teğmen
      144 Mesaj
      31 Aralık 2012 13:36:24
      Hadi yaa.


      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      YA O HİÇ GELMESEYDİ (S.A.V)
    • Yarbay
      5469 Mesaj
      01 Ocak 2013 11:33:13
      quote:

      MADDE 10: Ayasofya yeniden kilise hâline getirilecek ve Yeni Bizans Devleti'ne ait olacaktır.



      Gizli arşivlere ulaşan süper gazeteci

      Lozan antlaşması budur:http://tr.wikisource.org/wiki/Lozan_Bar%C4%B1%C5%9F_Antla%C5%9Fmas%C4%B1


      Murat Bardakçı gibileri çok var hep var olacak.



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      Forumun yazılım altyapısı o kadar mükemmel ki imzanın bile tamamı çıkmıyor
      Arrested Development-Band of Brothers-Boardwalk Empire-Black Books-Breaking Bad-Brooklyn Nine-Nine-Chuck-Da Vinci's Demons-Dexter-Eastbound
    • Yarbay
      2346 Mesaj
      01 Ocak 2013 16:41:19
      gizli anlaşmalar gecersiz oluyodu sanki Başbakanın şu büyük projesi 2023 böyle birşey olsa gerek


      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

    • Binbaşı
      1976 Mesaj
      01 Ocak 2013 17:17:13
      quote:

      Orijinalden alıntı: Timurlénk

      yazıyı okuduğunuzdan emin misiniz arkadaşlar?

      güzel bir kapak olmuş. ayarın kralı olmasa bile güzel bir ayar çekmiş kuş beyinlilere (bu iddilardan daha vahimlerini savunanlara.)


      yazıyı ciddeye alabilecek olanlar için şu mesajı bir alıntılayayım ben.

      murat bardakçı'nın yapmaya çalıştığı şey komplo teorisi düşkünü ve aynı zamanda cumhuriyet düşmanı olan zevata ayar çekmektir arkadaşlar.



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

    • Teğmen
      179 Mesaj
      05 Ocak 2013 23:03:11
      quote:

      Orijinalden alıntı: OPTİMİST

      Bugün Tarafta yayınlanan Serdar Kaya'nın "Sevri Anlamak" yazısı konuya resmi söylemin dışında bir perspektiften yaklaşmış , Lozan'ın başarısını kabul etmekle birlikte , sürecin nasıl manipüle edildiğini anlatmış, yazarla aynı çizgide düşünüyorum :

      29 Temmuz 2012 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

      I. Dünya Savaşı’nı kaybeden Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918 tarihinde İtilaf Devletleri ile Mondros Ateşkesi’ni imzaladı. Bu gayet doğal, hatta sıradan bir gelişmeydi. Aradan 14 gün geçtikten sonra, İtilaf Devletleri, (Mondros’ta Osmanlı Devleti’nin kendilerine tanıdığı hakka dayanarak) İstanbul’u işgal ettiler. Bu gelişme de aynı derecede doğal ve sıradandı. İşgaldeki amaç, Anadolu’yu ele geçirmek ya da paylaşmak değil, savaş sonrası şartları oluşturmayı kolaylaştırmaktı. İtilaf Devletleri, bunu başardıktan sonra İstanbul’u terk ettiler.

      İngilizlerin Hedefleri

      I. Dünya Savaşı sonrasında, İngilizlerin (Osmanlı Devleti özelinde) başlıca üç hedefleri vardı: (1) Osmanlı Devleti sınırları içindeki milletleri ulus-devletler haline getirmek, (2) savaş yılları boyunca gayrimüslimlere karşı büyük insanlık suçları işleyen İttihatçıların yargılanmalarını sağlamak, ve (3) savaş sonrası dönemde Türkiye sınırları içinde yaşayacak olan gayrimüslim azınlıkların müslümanlarla eşit haklara sahip olmalarını temin etmek.

      10 Ağustos 1920′de imzalanan Sevr Anlaşması’nın metni, bu üç hedefin bir ifadesi gibidir. Ne var ki, resmi söylem, Sevr Anlaşması’nın genel çerçevesini belirleyen bu üç noktayı ya gizler, ya da sistemli olarak çarpıtır.

      Resmi söylemin İngilizlerin birinci hedefi konusunda yaptığı belki de en büyük çarpıtma, “Osmanlı Devleti’nin bölünmesi” konusunu “Anadolu’nun bölünmesi” şeklinde sunmaktır. Halbuki, Sevr’in çerçevesi bu değildir. Sevr, Ege adalarını (Madde 84 ve 122), Hicazı (Madde 98), Mısır’ı (Madde 101), Sudan’ı (Madde 113), Kıbrıs’ı (Madde 116) ve Libya’yı (Madde 121) Osmanlı’dan kopararak müstakil ulus-devletlere dönüştürmeyi karara bağlar. Bu, son derece geniş bir çerçevedir. Ancak resmi anlatı, bu geniş çerçeveyi sadece Anadolu’yu içerecek şekilde daraltma ve herşeyi bu dar çerçeve dahilinde değerlendirme eğilimindedir. Bu eğilim, (elbette) nedensiz değildir ve belli bir siyasi amaca hizmet eder.

      Efsane Üretimi

      Sevr’in üç kıtaya yayılan hükümlerini gözlerden uzakta tutarak herşeyi Anadolu ile sınırlandırmak, Ankara Hükümeti’nin başarılarını gerçekte olduğundan daha büyük gösterme işlevi görür. Şöyle ki, yukarıda bahsi geçen devasa kayıplar, Lozan’da da herhangi bir değişiklik göstermez. Yani, İngilizlerin Osmanlı’yı parçalama hedefini gerçekleştirme noktasında Sevr ile Lozan arasında pek bir fark yoktur. Dolayısıyla, konu “yedi düveli dize getirme” hamaseti bir kenara bırakılarak düşünülecek olursa, Lozan’ın TBMM’de onaylanmasından sadece bir ay sonra İngilizlerin İstanbul’u terk etmiş olmaları kendi doğallığı içinde anlaşılabilir.

      Herşeyi Anadolu çerçevesine sıkıştırarak değerlendiren resmi anlatının bunu bugünün sınırlarını esas alarak (yani sanki o dönemde tam olarak bu sınırlar hedefleniyormuşçasına) yapması da ayrıca problemlidir. Böyle bir anlatı, kaybedilen (ve dolayısıyla da bugün itibariyle sınırların dışında kalan) yerleri otomatikman önemsiz kılarken, kurtarılan her toprak parçasını da ayrı bir zafer haline getirir. Böyle bir çerçevede, (sözgelimi) bugünkü sınırların dışında kalan Musul’un, Kerkük’ün ya da Batum’um kaybı çok fazla önemsenmezken, sınırlar dahilinde olan her karış toprak ise uğrunda ölmeye değer bir hüviyet kazanır. Bu durum, Sevr ve Lozan’ın anlaşılış şekline de doğrudan yansır. Örneğin, Sevr, Ege adaları ve İzmir’i (birlikte) Yunanistan’a verir. Adaların Yunanistan’a verilmesini Lozan da teyit eder. Ama bu çok önemli değildir. Önemli olan İzmir’i almış olmaktır.

      Bütün bunlar, geçmişte yaşananları doğru bir şekilde aktarma değil, belli bir perspektifi telkin etme kaygısıyla şekillenen bir anlatının ürünüdür. Dikkat edilecek olursa, bir siyasi iktidar, bu çarpık yaklaşım ile kendisini her durumda muzaffer gösterebilir.

      Sonsöz

      Sevr’den Lozan’a giden süreç, Türkiye adına açık bir başarıdır. Ancak bu başarı gerçekte ait olduğu çerçevede incelenirse, ilgili dönemde yaşananların, (kabaca) İttihatçıların A kadrosunun devleti bir maceraya sürükleyerek yokoluşa götürmelerinin ardından, B kadrosunun birkaç önemli mevziyi geri kazanmasından ibaret olduğu görülebilir. Dahası, bu süreç ileri seviyede efsaneleştirilerek halka sunulmuş, otoriter bir rejimi gerekçelendirmekte kullanılmış ve bu durumu sürdürülebilir kılma adına bir halk nesiller boyunca temelsiz bir Sevr korkusuyla paranoyaklaştırılmıştır.

      İlgili süreç içinde, başarı olup olmadığı nereden bakıldığına bağlı olarak değişen konular da vardır. İzmir’i yakmak, soykırım suçlusu İttihatçıların yargılanmasına engel olmak ve 1914′te başlayan soykırım furyasına 1925′e kadar devam etmek gibi…

      Sayın yorumcu... yazının sonunu "bunları tamamen kendim uydurdum" türü bir cümleyle bitireceğini düşünüyordum. Henüz öyle bir mesaj gelmemiş ve gelmeyecek galiba



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________




      "Never trust a government that doesn't trust its own citizens with guns. "
    • Binbaşı
      1443 Mesaj
      05 Ocak 2013 23:28:32
      Hep unutuyoruz
      Misakı Milli sınırları içinde
      Hatay yoktu
      Ve Musul var idi
      Hatay'ı aldık,bedavadan
      Ve vazgeçtik Musul'dan
      Ama tarihsel -sözüm ona- bir gerçeklik için ihtiyaç vardı
      Ve icat Şey Sait isyanı oldu



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

    • Uzaklaştırılmış 1 gün cezanın, 15 saat 36 dakika kadarı kaldı.
      06 Ocak 2013 02:14:14
      Şeyh Dediler , Derviş Dediler , Toprağı Yediler!


      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      Ya Dost!
Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.