Şimdi Ara

Gerçekten Neden Sınanıyoruz?

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
64
Cevap
0
Favori
1.728
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1234
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Bu dünyanın hep sınav olduğu söyleniyor. Sınavların amacıda yeterli kontenjana göre belli bir kesim içinden bu kontenjan kadar adam seçmek değil mi

    Mesela KPSS sınavına neden herkesi almıyorlar? Çünkü yer yok. Kontenjan belli sayıda.
    Veya YGS LYS Sınavları az sayıda üniversite çok sayıda öğrenci olduğu ve herkesin okuyamacağı için buda sınavla yapılıyor.

    Ama Allah'ın cennetinde bir kontenjan yok ki istese hepimizi alır. Hani sınav yapmak için bir sebep yok yani bulamıyorum bir sebep.

    Bunları düşünceükçe dini inancım köreliyor iyice. Var mı bu tezimi çürütecek bir ayet bir açıklama falan?



    _____________________________
  • Tum sinavlarda, basarili olanlar odullendirilir.
    Basarisiz adaylarin da cezasi, sinavdaki ödülden mahrum kalmaktır. Üniversiteye girememek, iyi bir lise kazanamamak, ehliyet sahibi olamamak, şampiyonlar ligine katılamamak vb tüm durumlar başarısızlığın cezasıdır.
    Semavi dinlerde ise, sınavın ödülü olan cennetten mahrum kalmak yeterince büyük bir ceza olmamaktadır ki, başarısız olanları üstüne bir de cehenneme kapatma ihtiyacı duymuş yüce yaradan.
    Sebebi de basit, "bana cennet vermesen de olur, ben istediğim gibi yaşayacağım" diyen insanları korkutmak.
    Din, cennet, cehennem... hepsi insan icadı.
  • Cevabınız bu linkte kardeşim okumanızı öneririm

    http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/1000/allah-herseyi-biliyorsa-hicbir-seye-ihtiyac-duymuyorsa-neden-insani-yaratti.html

    67/MULK-2:''Sizin hanginizin en güzel ameli yapacağını” imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Ve O; Aziz’dir, Gafûr’dur.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi semender96 -- 31 Temmuz 2016; 15:34:21 >
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: semender96

    Cevabınız bu linkte kardeşim okumanızı öneririm

    http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/1000/allah-herseyi-biliyorsa-hicbir-seye-ihtiyac-duymuyorsa-neden-insani-yaratti.html

    67/MULK-2:''Sizin hanginizin en güzel ameli yapacağını” imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Ve O; Aziz’dir, Gafûr’dur.

    İbadet edelim bizi yaratan kim tanıyalım ona kulluk edelim bunun sebeplerinden biriymiş. Böyle forumlarda açıklama kısmı daha da kafa karıştırıyor. Dostum şimdi Allah'ın facebooktaki instagramdaki gibi birileri tarafından beğenilmeye kendisine ibadet etmesine ihtiyacı yok ki cidden. Öyleyse gerçekten çok insani bir özellik oluyor o zaman da. Ne bileyim çok karmaşık şeyler. Bir cevap farklı 2 sorun oluşturuyor gordion düğümü gibi. Bide Allah bizim için gerekli ama biz onun için gerekli değiliz bize ihtiyacı yok yani. Şuna benziyor hamamböceklerinin benim için hiç bir önemi yok mesela ama onun beni bilmesini tanımasını bana kulluk etmesini istiyorum.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Terliksi İnsan -- 31 Temmuz 2016; 15:44:56 >
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Terliksi İnsan

    quote:

    Orijinalden alıntı: semender96

    Cevabınız bu linkte kardeşim okumanızı öneririm

    http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/1000/allah-herseyi-biliyorsa-hicbir-seye-ihtiyac-duymuyorsa-neden-insani-yaratti.html

    67/MULK-2:''Sizin hanginizin en güzel ameli yapacağını” imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Ve O; Aziz’dir, Gafûr’dur.

    İbadet edelim bizi yaratan kim tanıyalım ona kulluk edelim bunun sebeplerinden biriymiş. Böyle forumlarda açıklama kısmı daha da kafa karıştırıyor. Dostum şimdi Allah'ın facebooktaki instagramdaki gibi birileri tarafından beğenilmeye kendisine ibadet etmesine ihtiyacı yok ki cidden. Öyleyse gerçekten çok insani bir özellik oluyor o zaman da. Ne bileyim çok karmaşık şeyler. Bir cevap farklı 2 sorun oluşturuyor gordion düğümü gibi. Bide Allah bizim için gerekli ama biz onun için gerekli değiliz bize ihtiyacı yok yani. Şuna benziyor hamamböceklerinin benim için hiç bir önemi yok mesela ama onun beni bilmesini tanımasını bana kulluk etmesini istiyorum.

    quote:

    ALLAH’IN İBADETİMİZE İHTİYACI VAR MI?

    Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her şey Ona muhtaç olan Yüce Allah’ın, bizim gibi âciz kulların ibadetine hiç mi, hiç ihtiyacı yoktur. O, bizim hiçbir şeyimize muhtaç değildir. Çünkü kâinat ve içindekiler, ne varsa her şey Onundur, Onun mülküdür.

    Son derece âciz ve zayıf bir kul olarak bizler muhtaç ve fakiriz. İhtiyaçlarımız ebede kadar uzanmış; bir çiçeği istediğimiz gibi, bir baharı da istiyoruz. Hatta ebedî Cenneti de istemekten kendimizi alamıyoruz. Dünya bizim olsa bile, istek ve arzularımızı tatmin edemiyoruz. Hal böyle iken, ihtiyaçlarımızın sadece çok az bir kısmını elde edebiliyoruz. Sonsuzluğa uzanan ihtiyaçlarımızın temin edildiği mekân, ebedî saadet menzili olan Cennettir.

    Yüce Allah’ın ibadetimize ihtiyacının olmadığını ve hakikî muhtaç olanın asıl bizler olduğumuzu şöyle bir misâlle açıklamamız mümkündür.

    Hasta olduğumuzda doktora gideriz. Doktor, hastalığımızı teşhis ettikten sonra, bir reçete yazar. Sonra da ilâçları belirtilen saatte kullanmamızı ısrarla ister. Doktorun niyeti, bir an önce hastasının şifa bulup rahata kavuşmasıdır. Doktorun bu iyi niyetine karşı kalkıp, “Doktor Bey, bu ilâçları kullanmamın sana bir faydası var mı? Bir ihtiyacın mı var ki, bu acı ve tatsız ilâçları tavsiye ediyorsun?” dememiz hem yersiz bir hareket olur, hem de kendimizi gülünç bir duruma düşürmüş oluruz.

    Bu misalde olduğu gibi, insan olarak mânen hastayız. Günah ve şüphelerin kalb ve ruhumuzda açtığı yaralarla mânen dertliyiz. İşte Yüce Rabbimiz, duygu ve lâtifelerimizi günah paslarından temizlememiz, parlatıp nurlandırmamız ve bu mânevî dertlerden şifaya kavuşmamız için yaramıza bir merhem, dertlerimize bir ilâç olarak ibadeti emretmiştir. Mesele bu kadar açık ve berrak iken, yine kalkıp da, “Yâ Rabbî, bizim ibadetimize ne ihtiyacın var, niçin ibadet etmemizi bizden ısrarla istiyorsun?” dememiz, hastanın doktora çıkışmasından bin defa daha yersiz ve gülünçtür.

    Bunun yanında kulluk vazifesini yapmayın ibadeti terk eden kişiyi Cenab-ı Hakk'ın dünyada mânevî sıkıntıya, âhirette şiddetli azaba çarptıracağını beyan buyurmasının hikmet tarafını şöyle bir misalle izah edebiliriz.

    Milletin canına, malına ve namusuna zarar veren bir kişi yakalanıp, hâkim karşısına çıkarıldığı zaman, hâkim suçluyu cürmüne göre cezaya çarptırır, mahkûm eder. Bu adam cezayı hak ettiği için kimse kendisine acımaz ve “Yazık oldu” demez.

    Mutlak adalet ve kudret sahibi olan Cenab-ı Hak da, ibadeti terk etmekle bütün varlıkların hukukuna tecavüz eden insanı, dünyada ruhî sıkıntılara, âhirette de Cehennem azabına çarptırır. Bu da aynı hak ve adalet olur.

    Gerçekten de, canlı cansız her varlık kendilerine mahsus dillerle Yaratıcısını tesbih eder, verilen vazifeyi eksiksiz olarak yerine getirir. Meselâ toprak, içine atılan her bir tohuma saksılık eder, filizlinmesine yardımcı olur. Su, dünyaya hayatı bahşederek vazifesini mükemmel bir şekilde görür. Ateş, insanların yiyeceğini pişirmek, onları ısıtmak ve daha pekçok vazife görmek suretiyle kendine düşeni eksiksiz yapar.

    İşte, insan kâinata iman gözüyle bakmamak ve kulluk vazifelerini, ibadeti terk etmekle mahlûkatın da ibadetini göremiyor, onları başıboşlukla itham ediyor ve sonunda inkâra kalkışıyor. Onların Allah tarafından vazifelendirilmiş birer unsur olduklarını da inkâr ettiği için, mânen hukuklarına tecavüz etmiş, zulmetmiş oluyor. Bunun için de, cezası bir iken, mahlûkat adedince artış gösteriyor.

    Ayrıca, ibadetsiz insan kendi nefsine de zulmediyor. Her şeyden önce, insanın ruhu, bedeni ve bütün âzaları kendisine bir emanettir. İnsan, sahip olduğu bütün nimetler için ne bir fiyat ödemiştir, ne de ödemeye gücü yeter. Meselâ gözümüze hangi kuvvetimizle sahip olduk veya eğer satın alacak olsaydık, değerini takdir edip, ödeyebilir miydik? Bu nimetlerin gerçek sahibi Allah olduğuna göre, onları vazifesiz de bırakmamıştır. Bilhassa namaz kılarken, bütün lâtife ve hislerimiz de hisselerini almaktadır.

    İşte insan ibadeti terk etmekle, bütün âza, duygu ve lâtifelerini âtıl bir vaziyete sokmuş sayılıyor. Böylece kendi nefsine de zulmederek cezaya müstahak hâle gelmesine sebep oluyor.

    İnsan bilerek veya bilmeyerek yaptığı bütün bu zulüm ve haksızlıkların cezasını dünyada ve âhirette çekeceği için, kendi kendini azabın içine atmış oluyor.!


    Burada bence güzel bir şekilde açıklanmış.Birkaç şey de ben eklemek istesem şöyle derim ki Allah kendi Esmasını bizde göstermek için bizi yarattı yani bir nevi biz Allah'ın halifesiyiz.Mesela Allah'ın Rububiyet yani terbiye edici sıfatı vardır.Bu sıfatın tecelli etmesi için Allah'ın birtakım nimetler ve ibadetler ile bizi terbiye etmesi gerekirdi.Eğer insan yaratılmamış olsaydı bu 99 isimden biri olan terbiye edici ismi tecelli etmeyecek ve Allah kusurlu olacaktı.

    Aynı şekilde eğer Allah bizi hiç yaratmadan direkt cennete alsa o zaman Allah'ın Adil ismi yani adaletli olması tecelli etmeyecek ve yine kusurlu olacaktı.Direkt cehenneme alsaydı bütün insanlığı o zaman da Rahim yani merhametli olması tecelli etmeyecekti.Bütün isimlerinin tecelli ettiği tek varlık olarak insanı yaratmıştır Allah ve böyle bir yaratana ibadet edilmez de kime edilir?Paraya mı?Nefse veya şehvete mi?Yoksa Zeusa mı?''Kâinatın yaratılması insan için, insanın yaratılması ise ubudiyet içindir'' cümlesi de aslında her şeyi açıklıyor bence.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi semender96 -- 31 Temmuz 2016; 16:19:10 >
    _____________________________




  • Şu anda 18 doğrum var.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Kiminin yalnızlığı hastanın kaçışıdır; kiminin yalnızlığıysa, hastalardan kaçıştır.
  • KPSS ile insanın dinen sınanmasını karşılaştırmak biraz tuhaf değil mi :)
    herkes cennetlik olsa o zaman sınava ne gerek olsun ?
    sen bilerek yaratıcının emir ve yasaklarını umursamazsan o zaman yakınmanın kime faydası olacak ?
    yaratıcı kuralları belirlemiş ,sen buna ister uyarsın ister uymazsın ve sonucuna katlanırsın
    diğer türlü niye şöyle ,niye böyle diyerek kurtuluş yok maalesef
    _____________________________
    kendi isteğimle uzaklaştım
  • Terliksi İnsan kullanıcısına yanıt
    Allah'ın ibadetlere ihtiyacı yok zaten. Sen her şeyi kendin için yapıyorsun. Kendini kurtarmak için. Tabii bunu yaparken Allah'ın rızasını arıyorsun. Fazlasını da yapmak istersen Allah için yapmış oluyor ve Allah'ın daha da çok sevgisini kazanıyorsun. Eğer imtihan olmadan direk cennet cehenneme gidilseydi bu sefer hani Allah'ın adaleti diyeceklerdi. Biz Dünya'da yaşasaydık belkide iman edecektik diyeceklerdir.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-C302EA147 -- 1 Ağustos 2016; 9:48:34 >
    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • quote:

    Orijinalden alıntı: RealW

    Allah'ın ibadetlere ihtiyacı yok zaten. Sen her şeyi kendin için yapıyorsun. Kendini kurtarmak için. Tabii bunu yaparken Allah'ın rızasını arıyorsun. Fazlasını da yapmak istersen Allah için yapmış oluyor ve Allah'ın daha da çok sevgisini kazanıyorsun. Eğer imtihan olmadan direk cennet cehenneme gidilseydi bu sefer hani Allah'ın adaleti diyeceklerdi. Biz Dünya'da yaşasaydık belkide iman edecektik diyeceklerdir.

    İşte adalete ihtiyaç yok ki cennet sonsuz büyüklükteyse herkesi alabilecek kadar buyuksd herkes girsin

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Terliksi İnsan kullanıcısına yanıt
    Cok kolay zannediyorsunuz siz cennete girmeyi. Oraya girmek icin once bir seyler yapman gerekiyor. En dusuk bir muslumanin bile 60 kadar dunya yeri olacak. Simdi hal boyleyken daha Allah'i bile kabullenmek istemeyen biri nasil cennete girecek o kadar kolay mi ?

    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Aslında güzel bir noktaya değinmişsiniz sınav konusunda. Cennete girme ve üniversiteye girme sınavı. Bu iki sınavında bakıldığı zaman ortak edindiği amaç bir. İki sınavda sana eğer başarırsan daha iyi bir hayat sunuyor. İkisi de insanı daha iyiyle kandırma konusunda baya başarılı fakat üniversite sınavına girmeme gibi bir seçeneğimiz var. Peki bu muhteşem evreni yaratan tanrı neden çok basit bir yaratık olan insan ile aynı amacı ortak alıyor ve insana sunuyor. Dünyadan 60 kata sahip olma bir insanı nasıl mutlu edip kandırabiliyor? Cennetin bana sunduğu şeyler neden bu hayatta sıradan bir insanın hedefleri? Tanrı acaba bir tanrı gibi düşünmüyor mu yoksa bizim anlayamayacağımızı mı sanıyor?
    _____________________________
  • Tum sinavlarda, basarili olanlar odullendirilir.
    Basarisiz adaylarin da cezasi, sinavdaki ödülden mahrum kalmaktır. Üniversiteye girememek, iyi bir lise kazanamamak, ehliyet sahibi olamamak, şampiyonlar ligine katılamamak vb tüm durumlar başarısızlığın cezasıdır.
    Semavi dinlerde ise, sınavın ödülü olan cennetten mahrum kalmak yeterince büyük bir ceza olmamaktadır ki, başarısız olanları üstüne bir de cehenneme kapatma ihtiyacı duymuş yüce yaradan.
    Sebebi de basit, "bana cennet vermesen de olur, ben istediğim gibi yaşayacağım" diyen insanları korkutmak.
    Din, cennet, cehennem... hepsi insan icadı.

    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Welcome to real real world neo

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Benim bildigim ilk insan cennetteydi sonra seytana uyunca sinav icin dunyaya yolladi ve sinaniyor

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________


    Winter Is Coming
  • Tanrının canı sıkılmış. İşsizlik kötü şey. Dinde mantık arama, bulamazsın.
    _____________________________
  • Sınav olmadan sırf torpil ile bir makama gelsen bununla gurur duyarmisin, duyabilirmisin? Iste insan olmanin farki burada.

    Zengin olmak icin once fakirlik gerekir. Fakir olmak icinde zenginlik. Biri olmazsa digerinin ne anlami olur. Yaratilmis hersey zıt olaniyla anlam kazanir.

    Aslina bakarasan sinanmiyoruz, anlam ve deger kazaniyoruz.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi hsnksy92 -- 4 Ağustos 2016; 5:53:46 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Dindarların kafası biraz karışık. Esasen yaradanın ibrani dinlerde dile getirilen temel özelliklerinden ikisi onun kadir-i mutlak ve alim-i mutlak oluşudur. Bu ikisi ecnebilerin "mutually exclusive" dedikleri bir durum içindedir. Türkçesi: Birbiriyle çelişir. Allah her şeyi bilir ve yapamayacağı şey yoktur anlamlarına gelen bu iki sıfat aynı anda bir varlığı tanımlayamaz. Kendi bilgisi haricinde bir şey yapamayacağına göre, her şeyi yapamıyor demektir. Yapabiliyorsa, bu defa da her şeyi bilmiyor demektir.

    Bu sınav meselesi de böyle bir şeydir. Yukarıdaki sıfatlardan birine göre Allah her şeyi bilmektedir. Dolayısıyla daha bir kulunu yaratmadan onun ameliyle cennete mi cehenneme mi gideceğini bilmektedir. O kulunu yaratıp yaratmaması bu sonucu değiştirmez. Allah daha en baştan yaratacağı kullarının kaçının cehenneme kaçının cennete gideceğini bilmektedir. Ortada sınav falan yoktur. İnsan özgür iradesiyle bunu değiştiremez. Çünkü daha en baştan yazgısıyla birlikte yaratılmıştır. Daha anne karnındayken dahi onun nereye gideceği Allah katında bilinmektedir. Sonradan bunu değiştirmesi imkansızdır; aksi, bir paradoksa yol açar. Allahın bilgisinin yanlış olduğu sonucuna yol açar. Allah ben daha doğmadan nereye gideceğimi biliyorsa, benim bunu özgür irademle değiştirmem mümkün değildir. Değiştirebiliyorsam Allahın her şeyi bilen sıfatı güme gider. Yok Allah, ben karar aldıkça, aldığım karara göre bilgisini güncelliyorsa, Allahın her şeyi bildiğini nasıl söyleyebiliriz ki?

    Özgür irade bir palavradır. Zaten islam mutlak özgür iradeyi kabul etmez. İslamcıların kafası çok karışıktır. Bir külli iradeden bir de cüzi iradeden söz ederler. Ortada birbiriyle çatışan ya da çatışma potansiyeli taşıyan 2 irade vardır onlara göre. Yine onlara göre Allah her an dünyadaki sosyal yaşama müdahale etmektedir. Hem kullarının yaşamına sürekli müdahale edip, hem de onların özgür iradeleriyle cenneti ya da cehennemi seçtiklerini söylemek islamcıların kafasının ne kadar karışık olduğuna bir başka örnektir.

    Bir başka kafa karışıklığı ise bu sınavın herkesi kapsamıyor oluşudur. bebek ve çocuk ölümleri bu sınavın onlar için geçerli olmadığını gösterir. Keza Allah bu sınavı yaparken kulları arasında ayrım da gözetir. Kiminin 18 yaşında canını alır, kiminin 90 yaşında. Yani 18 yaşında olan 3-4 yıl sınava tabi tutulurken, 90 yaşında olan 75-80 yıl sınava tabi tutulmaktadır ve bunun hiç bir anlamlı izahı yoktur. Bebeklerin ve çocukların ölümleri de bu sınav mantığı ile açıklanamaz. Daha olgunlua erişmeden, akıl bali olmadan ölen bu canların hangi sınava tabi tutuldukları belirsizdir. Buna, Allahın melek kontenjaına adam devşirme gibi komik bir açıklama getirirler. Bir de doğuştan ızdırap veren genetik rahatsızlıklarla doğup, 18-20 yaşına gelmeden ölenler vardır. Cam kemik hastalığı, talisemi major vb. gibi bu genetik rahatsızlıklar çok sancılı ve kısa süren bir hayatla sonlanır. Bunu da sınavla açıklamak mümkün değildir.

    Sonradan delirenleri ve deli doğanları da sınavla açıklayamazsınız. Daha sınavla açıklayamayacağınız pek çok durum vardır. Uzatmak istemediğim için kısa kesiyorum. Doğuştan sakat doğanlar, bedensel engelli olup askere gidemediği için şehitlik imkanından yararlanamayanlar, Zenginlik, fakirlik akıllılık-aptallık, kurnazlık-saflık, vb. vb. İnsanlar ellerinde olmayan beden ve kişilik özellikleriyle doğarlar. Bu özellikler onlara Allah tarafından verilir ve bu özellikleri neye izin veriyorsa onu yaşarlar.

    Bırakın bu sınav işlerini, yok böyle bir şey. Her şeyi bilen bir varlığın sınav yaptığına inanmak için naif-i mutlak olmak gerekir. Ya Allahın her şeyi bilme sıfatından vaz geçeceksiniz, ya da sınavdan. İyisi mi siz sınavdan vaz geçin. Bırakın islamiyeti, daha dinlerin varlığından habersiz, insan ve medeniyet yüzü görmemiş Amazon kabileleri var bu dünyada, siz ne diyorsunuz yahu!

    Hem bu cennet işi de yaş bir iş. En sevdiğin varlık, mesela karın, anan, baban, kardeşin, kızın, oğlun vb. ateist olduğu için cehenneme gidecek, sen cennete gideceksin. Onlar olmadan ne yapacaksın o cenneti?
    _____________________________
    * Din toplumları paternalisttir, ahlakı gelisemez, rasyonelleşemez ve
    bireyleşemez. sekülerleşme olmadan ahlak olmaz.
    * Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında, dünyadaki kötülük
    biraz daha artar. (Emil Michel Cioran)
    * Yearning for the past is usually just the lament of lost youth.




  • Torlak Kemal kullanıcısına yanıt
    İlk paragrafta kendinle çelişmişsin. Allah her şeyi biliyorsa zaten kendi bilgisi haricinde bir bilgi yoktur. Bu yüzden bildiği her şeyi yapabilir. Ama yok Allah'ın bilgisi dışında bilgiler var diyorsan, bu iki kavram hakkında konuşman art niyetli olduğunu gösterir.Çünkü zaten Allah'ın her şeyi bildiğine inanmıyorsun. 2. bir ihtimalse her şey kavramı senin için farklı bir şey ifade ediyor olabilir, o zaman haklısın.
    Yazının geri kalanına bir şey demiyorum.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Okuduğunu anlamamışsın, bir daha okumanı tabsiye ederim.
    _____________________________
    * Din toplumları paternalisttir, ahlakı gelisemez, rasyonelleşemez ve
    bireyleşemez. sekülerleşme olmadan ahlak olmaz.
    * Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında, dünyadaki kötülük
    biraz daha artar. (Emil Michel Cioran)
    * Yearning for the past is usually just the lament of lost youth.
  • Torlak Kemal kullanıcısına yanıt
    Tekrar okudum ama daha farklı bir anlam çıkaramadım. Anlamam için biraz daha açık anlatırsan sevinirim.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Tamam biraz daha açayım:

    Tanrı (veya Allah) için kullanılan sıfatlardan bu ikisi birbiriyle çelişir. Tanrının bilgisi sonsuz olduğu için her şeyi bilmek zorundadır. Bilmediği bir şey olamaz. Keza Tanrı her şeyi yapmaya muktedirdir, yapamayacağı bir şey söz konusu değildir. Ama bu durumda çeşitli kombinasyonlarda çelişkiler ortaya çıkar. Örnek vermek gerekirse, tanrı bilmediği bir şeyi yaratamaz, Oysa tanrının edimi de bilgisi de sonsuzdur. Bu nedenle böyle bir durum söz konusu değildir. Bilmediği bir şey olmadığı için, bilmediği bir şeyi de yaratması da söz konusu değildir, deyip işin içinden sıyrılamayız çünkü bu durumda Tanrının yapabilme/edebilme yetisi/kudreti darbe alır. Tanrının yapamayacağı bir şey olması durumu ortaya çıkar. Mesela tanrı bilmeden kimsenin kalbini kıramaz. İnsanlara özgü bu eylemlilik hali Tanrıya yasaktır. Tanrı içinde kimin yaşadığını bilmediği bir evin kapısını da çalamaz. Bu durum Tanrının Kadir-i mutlak sıfatını boşa düşürür. Çünkü ortaya Tanrının yapamayacağı edimler çıkmıştır. Kudretin sonsuzluğu ciddi bir darbe almıştır.

    Dolayısıyla Tanrının bu iki sıfatı aynı anda geçerli olamaz.


    Tanrının her şeye muktedir olamayacağına dair başka pek çok örnek bulunabilir ama bu örnekler yukarıdaki durumla doğrudan ilgili değildir. Olaya başka bir perspektiften bakmak da denilebili buna. Mesela 100 kişinin alınacağı bir itfaye eri sınavına 1000 kişi başvurmuş olsun. Tanrı bu 1000 kişinin sınavı geçme konusundaki dualarını aynı anda kabul edebilir mi? Edemez çünkü sınava 100 kişi alınacaktır. 100 kişiyi 1000 kişi yapar derseniz, bu defa da şartları kendi lehine değiştirmiş, yani kural ihlali yapmış olur. Yine bir başka örnek: 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 3 aday katıldı. Tanrı her 3 adayın da cumhurbaşkanı seçilmesi için ettiği duaları aynı anda Kabul edebilir mi? Yani aynı anda hem Erdoğan, hem İhsanoğlu ve hem de Demirtaş cumhurbaşkanı olabilir mi? Bu ancak Hugh Everett'in 1950'lerin başlarında ortaya attığıo paralel evrenler fikriyle mümkün olabilir. Bizim dünyamızda bu mümkün değildir. Paralel evrenler fikrinde ise, seçim sonuçlarının açıklanacağı an evren üçe yarılır/bölünür. Her bir evrende ayrı biri c.başkanı olur. Ama bu defa da seçmenler üçe bölünmek zorundadır. Bir evrende Erdoğan'a oy veren biri, diğer evrende İhsanoğluna oy vermek zorundadır, aksi halde İhsanoğlu seçilemez. Dolayısıyla seçmenlerin tercihlerini değiştirmeden, Tanrının her üçünü de aynı anda c.başkanı yapmasının bir yolu yoktur.
    BU örnekler çoğaltılabilir. Bunlar benim şu an aklıma gelenler.

    Özetle, Tanrı her şeyi bilebilir ama her şeye muktedir değildir. Sonsuz kudreti varsa, bu sonsuz kudretin, mesela sonucunu çözmeden bilemeyeceği bir denklem yazma fiilini de içermesi gerekir. Aksi halde sonsuz değil, sonlu bir kudretten veya bilgiden söz etmek durumunda kalırız.

    Sanırım şimdi daha iyi açıklamışımdır. Bende art niyet yok. Tanrı var mı yok mu bilmiyorum. Varsa, hangi nitelikleri taşıdığını da bilmiyorum. Ben sadece İbrani dinlerin Tanrıyı tanımlarken düştüğü açmazlarından birine işaret ettim.

    EDit: İmla



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Torlak Kemal -- 4 Ağustos 2016; 21:07:37 >
    _____________________________
    * Din toplumları paternalisttir, ahlakı gelisemez, rasyonelleşemez ve
    bireyleşemez. sekülerleşme olmadan ahlak olmaz.
    * Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında, dünyadaki kötülük
    biraz daha artar. (Emil Michel Cioran)
    * Yearning for the past is usually just the lament of lost youth.




  • 
Sayfa: 1234
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.