Şimdi Ara

Doğaçlama Fantastik ve Saçma Hikaye Yazıyorum. (Şarkı Sözlerinden)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
5
Cevap
0
Favori
710
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Sıkıntıdan yazıyorum Gayet saçma isterseniz okumayın

    şarkı sözlerini kullanarak doğaçlama yazdım beyler


    Part 1-

    Hayal kurmaya başladığım günden beri sadece gündüzleri uyuyorum. Hayallerimin yıkıldığı günden itibaren de kabuslar görüyorum.

    Şafak sökerken bir anda gözlerim kapandı ve yere düştüm. Hayal mi yoksa rüya mı, bir şeyler görmeye başladım.

    Evimin balkonundan dışarıya bakıyordum. Bir kuş uçuyordu ve tam karşıma geldi, durdu. Uyuyamıyorum dedim. Uyuyamıyorsan gözlerini kapa ve sabah olana kadar açma dedi. Gözlerimi o an kapattım ve rüya içinde rüya görmeye başladım. Kuş gagasıyla beni öne doğru çekti. Ellerim kaydı ve aşağı doğru düşmeye başladım. Gözlerimi açamıyordum. Ne bağırabiliyordum ne hareket edebiliyordum.

    Saniyeler sonra öleceğimi, ölünce kurtulabileceğimi düşündüm ve biraz olsun rahatladım. Tam yere çakılacakken bir ejderha geldi ve beni kurtardı.

    Yükselmeye başladık. Bulutların üstüne çıktık. Ejderhanın kanatları alevler içindeydi, yanıyordu. Ejderha sessizce gülüyordu.

    Yavaşça alçalmaya başladık. Beşiktaş ile Üsküdar arasında bir yerdeydik. Köprünün üstünde insanlar vardı. Hepsini tanıyordum. Daha önce öldürdüğüm insanlardı.

    Ejderha onların köprüden atlamak için beklediklerini söyledi. Güneş açmaya başladı ama kapkaranlıktı güneş. Her şey tersine dönmüştü bir anda. Deniz gökyüzündeydi, bulutlar da köprünün altında.

    Ejderha bulutlara doğru hızla uçmaya başladı. Bulutlara çakıldık. Karanlık bulutların arasında gezerken karşıma bir balık çıktı ve şunları söyledi;

    "No more tears my heart is dry, I don't laugh and I don't cry."


    Balığı avcuma alıp sıktım. Ağzından bir kağıt çıktı. Kağıtta bir şeyler yazılıydı. Tam kağıdı yakalayacakken ejderha uçmaya başladı ve yakalayamadım.


    Bulutların arasında süzülürken bir bira gördüm ve içmeye başladım.

    İçerken bir müzik çalmaya başladı ve şarkının sözleri şöyleydi;

    "I woke up this morning and got myself a beer. well, the future is uncertain and the end is always near."



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ne bilim ben ya adamı -- 25 Ağustos 2013; 0:58:01 >



    _____________________________
    Eski kullanıcı adım : Sefid.dL
    Eski şifrem : k_4547203ddsa
    bir aşk şarkısı söylüyordun ki,
    birden sustun.
    düşmemek için saçlarına tutundu dünya..




  • Fantastik, doğaüstü, saçma hikaye bolca var zaten. Senin yazmana gerek yok.
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: The Rolling Stones

    Fantastik, doğaüstü, saçma hikaye bolca var zaten. Senin yazmana gerek yok.

    sağol hemen yazmayı bıraktım
    _____________________________
    Eski kullanıcı adım : Sefid.dL
    Eski şifrem : k_4547203ddsa
    bir aşk şarkısı söylüyordun ki,
    birden sustun.
    düşmemek için saçlarına tutundu dünya..
  • PART 2-

    Ejderha şunları söyledi;

    It’s a lovely day
    All the clouds are grey
    It’s a lovely day for love
    It’s a perfect day
    Don’t be afraid
    It’s a lovely day for love

    ben de dedim ki

    i’ve been searching,
    Searching for love
    It’s a lovely day
    Nothing else to say
    It’s a lovely day for love
    For love..


    Ejderha köprünün üstündeki daha önce öldürdüğüm insanlardan yalnızca bir tanesini kurtarabileceğimi söyledi. O kadar çok sevdiğim kişi vardı ki, karar veremedim.

    şu şekilde düşündüm;

    Someone is making little bets
    Playing with our lives
    All that I believe now
    Anything is possible
    A simple explanation
    For the evil in this world.


    En son öldürdüğüm insanı seçecektim. Herkesin atlamasını bekledim. Sırayla atlamaya başladılar. En son kişi atlarken ejderhayla uçup onu kurtardım.

    Gözleri kapalıydı. Kalbi hızla atıyordu.

    Çok korkmuştu. Hala uyuyordu ve kabus görüyordu.

    şunları söyledi

    It’s a fine day
    People open windows
    They leave their houses
    Just want a short walk

    It’s going to be a fine night tonight
    It’s going to be a fine day tomorrow

    ben de şunları söyledim

    tomorrow never comes until it's too late.

    ejderha da şunları söyledi

    You hear a whistling overhead;
    "Are you alive or are you dead?".
    It's April Fools' day.
    You feel the shaking of the ground,
    a billion candles burn around.
    Is it your birthday?


    şimdi kurtardığım insan da bir başkasını kurtarma şansını yakalamıştı.

    yani kurtarılan her kişi bir başkasını kurtarma hakkını elde ediyordu.

    peki ya beni kim kurtarmıştı ?

    bir kişilik daha yerimiz yoktu. kız gözlerimin içine baktı, özür diledi ve beni aşağı ittirdi.

    tekrar düşüyordum.

    düşerken sıkarak öldürdüğüm balığın ağzından çıkan kağıdı buldum. okumaya başladım.

    şunlar yazıyordu;

    "birini öldürdüğün zaman ondan bir şeyler bulaşır sana. bir resim, bir koku, bir nefes. bir ah, bir lanet, bir ses. maktulün bedduası derim ben buna. bedenine yapışır kalır. kalbine tutunur. yeniden sende yaşam bulur. rüyalarına girer, uykularını delik deşik eder. gündüzleri bir şekilde idare edersin ama gece olunca, yatağında soğuk soğuk terlersin."


    o balık benim 641. balığımdı. "Bu ömür boyu sahip olduğum altı yüz kırk birinci balık ..Tanrının yarattığı başka bir canlıya bakmayı ve sevmeyi öğrenmem için ailem yıllar önce ilk balığımı almıştı ..Sahip olduğum altı yüz kırk balıktan sonra öğrendiğim tek şey ,,insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu ..O özel kişiyle karşılaştığın ilk anda ,,onun bir gün ölüp toprağın altına gireceğine emin olabilirsin .."


    üzgün değildim. kurtardığım kişiyi seviyordum ve mutlu olmasını istiyordum. yanımdan geçtiler ve şunları söyledim kendi kendime.

    "Her aşık oluşumda "Bu sefer
    unutmayacağım, ebediyen seveceğim." dedim. Her aşık olduğum kişiye,
    "Seni seviyorum" dedim. Her seferinde aşk geldi geçti her seferinde o
    kişiyi unuttum. Sadece bir
    kez "Nasılsa unutacağım, gelir geçer." dedim. Sadece bir kişiye "seni
    ...seviyorum" demedim. Ne ömrüm boyunca o kişiyi unutabildim ne de bir
    başkasına "seni seviyorum" diyebildim. "


    yere, gri bulutların içine doğru düşüyordum.


    Çakılmamla uyanmam bir oldu.

    Beşiktaş iskelesindeydim. Bulutların üstünde bir kuşla bir çiçek birbirleriyle konuşuyordu.

    aslında sadece kuş konuşuyordu çünkü çiçek onu anlamıyordu.

    kuş şunları dedi


    I got my ticket for the long way ‘round
    Two bottle ‘a whiskey for the way
    And I sure would like some sweet company
    And I’m leaving tomorrow, wha-do-ya say?


    cevap gelmedi

    devam etti kuş

    I’ve got my ticket for the long way ‘round
    The one with the prettiest of views
    It’s got mountains, it’s got rivers, it’s got sights to give you shivers
    But it sure would be prettier with you


    çiçek dayanamayıp solmaya başladı.

    kuş ağlamaya başladı ve çiçeği gözyaşlarıyla sulamaya başladı.


    çiçek kuşun gözyaşlarıyla o kadar büyümeye başladı ki, uzadıkça uzadı. uzaklaştı kuştan.

    sonra kuş çiçeğe yetişmek için uçmaya başladı, belli bir süre sonra yoruldu ve çiçeğin bir dalına kondu.

    çiçeğe ulaşmak imkansızdı.


    birden şiddetli bir rüzgar esmeye başladı ve çiçeğin bir yaprağı düştü.

    sonra diğerleri de düşmeye başladı.

    kuş yukarıya baktığında, çiçeğin denizde boğulduğunu gördü.


    çiçeğin yaprakları düştükçe yerde şu yazıyı oluşturdu.


    when I'm gone, just carry on
    Don't mourn, rejoice
    Everytime you hear the sound of my voice
    Just know that, I'm lookin' down on you smilin'
    And i didn't feel a thing
    So please don't feel no pain
    Just smile back


    kuş şunları söyledi;

    When I’m gone
    When I’m gone
    You’re gonna miss me when I’m gone
    You’re gonna miss me by my walk
    You’re gonna miss me by my talk, oh
    You’re gonna miss me when I’m gone


    kızdı ve uçarak gitti



    çiçeği aldım. çiçek ilk haline döndü. o sırada kurtardığım kişiyi gördüm. yanıma geldi. ben de çiçeği ona verdim.

    bana dedi ki

    Goodbye 1000 times
    Youll always have a special place
    In my heart you know that
    Its just I cant be with you anymore its over
    Goodbye 1000 times
    Things may not work out with him
    And if they dont
    Then Ill certainly call you
    Goodbye 1000 times
    You mean a lot to me
    I still really want to be friends with you



    çiçeği aldı ve gitti.


    dediklerinden sonra gitti. ben de deniz kenarındaki banka uzandım ve uyudum. rüya görmeye başladım.

    rüyamda çiçeğin dalındaki kuşu gördüm. karşıma geldi. uyuyamıyorum dedim..

    uyuyamıyorsan gözlerini kapa ve sabah olana kadar açma dedi. gözlerimi kapattım ve beni aşağı doğru çekti.


    bu anı daha önce yaşamıştım. bir anda uyandım ve anladım ki, beni kurtaran bu kuştu.

    ve ben o kuşun sevgilisini çalıp bir başkasına vermiştim.

    kuş sevdiği çiçeği arıyordu. bunun için beni hem aşağı itip öldürmeye çalışmıştı, hem de kurtarmıştı.


    hiç bir zaman kurtardığım kişiyi bulamadım. hiç bir zaman verdiğim çiçeği bulamadım.


    Ve her gece uyuyamadığımda, o kuş geldi karşıma.

    Her gece aynı kabusu görmeye devam ettim.

    Gündüzleri bir şekilde idare ettim ama gece olunca, yatağımda soğuk soğuk terledim..

    En son sözlerim ise şunlar oldu;

    Ya mekan yanlisti ya zaman, ya dusunceler yanlisti ya kararlar, ya soylediklerim yanlisti ya gozlerin, ya ben yanlistim ya da sen..


    THE END



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ne bilim ben ya adamı -- 25 Ağustos 2013; 0:55:31 >
    _____________________________
    Eski kullanıcı adım : Sefid.dL
    Eski şifrem : k_4547203ddsa
    bir aşk şarkısı söylüyordun ki,
    birden sustun.
    düşmemek için saçlarına tutundu dünya..




  • olmuş
    _____________________________
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
    
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.