|
Bu konu hakkında çok düşündüm çok yordum kafamı. Muhakkak benden önce de düşünenler yoranlar vardır. Bir insan ahlakını dinden ötürü güzelleştiriyorsa bunun anlamı oportünizm ya da makyavelizm ya da hiç olmazsa çıkarcılık olmaz mı. Yani demek istediğim öldükten sonra ödüllendirme inancı ile kendini ahlaklı yapmak aslında kendi içerisinde bir ahlaksızlık değil midir. Hal böyle olunca bu aslında yüce gücün karşısında kendini aciz görüp ahlaklı olmak anlamı taşır. Oysa sıradan bir hayatta yüce gücü ve emarelerini görmeyiz. Hani bilirsiniz Tanrıyı gören yoktur. Bu bağlamda özellikle çocukluktan erken yetişkinliğe kadar fark edilmeyen Tanrı boşluğu hayatın içine girilip gerçeklerle baş başa kalınca karşısına çıkan ilk büyük güce tapınmayı gerektirir, doğa boşluk kabul etmez. Tanrıdan sonraki en büyük güç genellikle devletler oluyor. Hükümdarlar yöneticiler oluyor minimal de olsa şeyhler, hocalar gibi önderler ve cemaatler tarikatler oluyor. O halde dinden beslenen ahlak anlayışı er geç çürümeye ve kokuşmaya mahkumdur. Kendi partilisine iş bulan, kendi tarikatindekine torpil yapan, kendinden olmayan birine zorbalık eden, kendi gibi düşünmeyeni tamamen yok sayan belki tecavüz taciz eden vs kişiler aslında yaptıkları şeyin ahlaksızlık olduğunu düşünmüyor bile. Çünkü Tanrı yerine koydukları gücün etrafında yaptıkları şey aslında en doğru ve mükemmel -ahlaklı- olandır. Haksız mıyım. Anlayacağım şekilde benim haksız olduğumun ifade edilmesini ve düşüncelerimin eleştirilmesini talep ediyorum |
|
_____________________________
|




Yeni Kayıt

Konudaki Resimler
kullanıcısına yanıt
gerçekten ki kendi kafanızı kendiniz karıştırıyorsunuz.... 
kullanıcısına yanıt
kullanıcısına yanıt






