DonanımHaber'de AraYENİ GELİŞMİŞ ARAMA
ForumBu Bölümde Ara
Yeni DH Portal arayüzümüz herkese açık ALFA sürümüne girmiştir, siz de bu deneyime davetlisiniz. Gizle Detaylar ve Geri Bildirim
'big bang'le ilgili.. (durup duruken neden oldu ki??)
Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir Kullanıcı
56
Cevap
0
Favori
2.091
Tıklama
Tüm Forumlar >> Kültür ve Bilim >> Kültür, Güncel ve Tarih >> Güncel >> 'big bang'le ilgili.. (durup duruken neden oldu ki??)
Sayfaya Git:
Sayfa:
Giriş
Mesaj
    • Binbaşı
      1886 Mesaj
      09 Ekim 2006 01:31:45 Konu Sahibi
      bilim insanları büyük patlama olmadan önce evrenin minimum hacimde ve maksimumu kütlede olduğunu söylüyorlar. geçen gün okuduğum bir kaynakta "büyük patlayan" bu kütlenin 10*35(on üzeri otuzbeş) santigrat derece sıcaklığında ve 10*-33(on üzeri eksi otuzüç -ki bu da bir hidrojen atomunun bilyonda biri bir büyüklüğü takabül ediyor- ) santimetre çapında bir büyüklük olduğu ifade ediliyor.

      büyük patlama dediğimiz olay evren zamanı için t=0 ı ifade ediyor. yani diğer boyutlarda da olduğu gibi evrenin zaman boyutu big bangle başladı. yani teorik olarak t=0 (BİG BANG) anında öncesi diye birşey sözkonusu değildi.

      benim sorum şu. bu başına büyük patlama gemiş olan o minnacık nokta:) neden patlama gereksinimi duydu. big bang i başlatan olgu neydi?. big bang başlamışsa t=0 anından evvel onu başlatmak için bir tetik mekanizması gerekli değil mi? ve de onu başlatan bir mekanizma var ise o zaman aslında t=0 anı zamanın başladığı an olmaktan çıkıyor. öyle değil mi?
      o minnacık kütle acaba kararsız mıydı da patladı ya da bazı başka etkenler mi onu kararsız hale getirdi?

      birkaç gündür düşünüyorum. aklımı kurcalayan bu sorulara burada cevaplar bulurum inşallah..

      şimdiden sevgiler, saygılar..



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      "Ne aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz."
      Confucius
    • Yarbay
      6585 Mesaj
      09 Ekim 2006 09:49:58
      bilimsel zeminde pek çok soruya cevap verilemediği gibi senin de sorduğun soruya bilimsel cevap bulmak zor.

      irdelenmesi gereken başka bir husus da o evrenin oraya nereden geldiği, nasıl var olduğu vs. dir ...



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)
    • Yüzbaşı
      515 Mesaj
      09 Ekim 2006 10:10:28
      cevap okadarda zor deil aslında.daha orta okuldan başlıyarak hercismin kütlesine göre çekim oluşturdugunu ögretmişlerdi .benim bildigim kadarıyla bilim adamları gezegenlerin oluşmasını bu çekimden dolayı milyonlarcayıl boyunca sıkışan kütlenin patlaması sonucu oluştugunda nerdeyse hemfikirlerdi


      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      "Umutlarının yarısını bana vericeksin!"
      Umutlarımın bir kısmının ırzına dünya geçti.
      Arta kalan kısmını evlatlıktan reddettim.

      umutlarının yarısını bana vericeksin!
      bende cenete gitsinler diye
      acımasızca şehit düşürüp
      üstünede birde keyif sigarası yakacagım
    • Yüzbaşı
      579 Mesaj
      09 Ekim 2006 10:58:48
      Bu soruyu ne yazıkki bu yüzyıl içinde cevaplayacak birisi olmayacak belki teorik olarak bir çok yorum yapılabilir ama insan oğlunun belkide en son öğreneceği şey dir bu soru, sonuçta bu sorunun cevabını bilen evrenin anahtarını bulmuş sayılır, kaldı ki sorduğun sorunun kaynağı bile henüz kesinleşmiş bir bilgi değil yani bilimsel olarak ispatlanmamıştır big-bang patlaması söylediklerinin hepsi sadece teori.


      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      İNSANIN KONUŞMAYI ÖĞRENMESİ 2 YILINI SUSMAYI ÖĞRENMESİ İSE 60 YILINI ALIR.

      NE ZAMAN SUSUP NE ZAMAN KONUŞACAĞINI İYİ BİL.
      +25
    • Binbaşı
      1294 Mesaj
      09 Ekim 2006 13:00:08
      TEK açıklaması var


      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

    • Yarbay
      6585 Mesaj
      09 Ekim 2006 13:15:30
      quote:

      Orjinalden alıntı: kargaşa

      cevap okadarda zor deil aslında.daha orta okuldan başlıyarak hercismin kütlesine göre çekim oluşturdugunu ögretmişlerdi .benim bildigim kadarıyla bilim adamları gezegenlerin oluşmasını bu çekimden dolayı milyonlarcayıl boyunca sıkışan kütlenin patlaması sonucu oluştugunda nerdeyse hemfikirlerdi


      bilim adamları kütlenin neden çektiğini bile bilmezken böyle bir açıklamada hem fikir olmaları imkan dahilinde olmasa gerek.

      ayrıca evrenin genleşen - büzüşen bir yapı olarak sonsuzdan beri geldiğini mi düşünüyorsun ?



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)
    • Yarbay
      3051 Mesaj
      09 Ekim 2006 14:57:28
      quote:

      Orjinalden alıntı: Dellci

      TEK açıklaması var


      soylede bilelim di mi?



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      GamerTag: fallen7ang | Ekleyin, ekletin. | Super Street Fighter IV ya da Starcraft II'den iddiali arkadaslari haftasonlari beklerim..
      "Listen to me, Evey. This may be the most important moment of your life. Commit to it."
    • Yüzbaşı
      385 Mesaj
      09 Ekim 2006 15:44:21
      Bu konuda 3 tane varsayım var; teori değil.
      1-Genişleyen evren. Bigbang ile başlar ve genişlemeye devam eder.
      2-"Zonklayan evren". Evren bir genişler bir büzülür, sonra yine genişler...
      3-Evren öylece durur; ne genişler ne büzülür.

      Elimizde çok az veri varken, evrenin genişleyip
      genişlemediği, büyük patlamanın olup olmadığı hakkında bir sonuca ulaşmak çok zor.
      Varsayımlar, gözlem ölçeğimizle sınırlı. Gördüğümüzü sandığımız "şey" de
      milyonlarca yıl önceki durumla ilgili...
      Galaksilerin, bir merkezden çıkmışlar gibi hareket ettikleri
      yönde bulgular olduğu söyleniyor (kızıla kayma). Ama
      bunun bir patlama ile mi olduğu ya da bölgesel
      çekim değişiklikleri sonucunda mı olduğunu kimse söyleyemiyor..

      Kütle çekimi ile ilgili görünüyor.
      Güneşimiz bir anda yok olursa, gökyüzünden silinişini 8 dakika sonra görebileceğiz.
      Işık o sürede bize ulaşıyor.
      Ama çekim için kimse birşey diyemiyor; dalga mı tanecik mi?
      Bir hızı var mı? Güneş birden yok olursa, çekim etkisini
      anında mı hissederiz, yoksa?
      Çekim hakkında bu kadar kısıtlı bilgiyle, evrenin "doğuşuna" kadar gidip
      "bu böyledir" demek, elbette heyecan verici.

      Ama bazı fizikçiler, evrendeki toplam kütle miktarını ölçebiliyorsa (!!)
      ben şöyle kenara çekileyim - diyecek fazla söz bulamıyorum..



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      En korkunç düşman, unutulmuş olandır..
    • Yüzbaşı
      515 Mesaj
      10 Ekim 2006 10:55:14
      quote:

      "big bang"le ilgili.. (durup duruken neden oldu ki??)


      1) Büyük patlama durup duruken olmadı ve hiç bir şeyde durup dururken olmaz

      2) Evrenin yaratılışı ile ilgili Kurân-ı Kerim'de apaçık ayetler vardır.

      Bismillahirrahmanirrahim

      BAKARA SURESİ: 117 Gökleri ve yeri, güzelliklerle donatarak yaratan Bedî' O'dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi ona sadece "Ol!" der. Artık o, oluverir.

      ALİ İMRAN SURESİ : 190 Şu bir gerçek ki, göklerin ve yerin yaratılışında, geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, akıllarını/gönüllerini işletenler için çok ibretler vardır.

      ALİ İMRAN SURESİ : 191 Onlar o kişilerdir ki, ayakta, otururken, yan yatarken hep Allah'ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler: "Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin!Ateş azabından koru bizi!"

      A'RAF SURESI: 54 Rabbiniz o Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmış, sonra da arş üzerinde egemenlik kurmuştur. Geceyi gündüze bürüyüp örter. O bunu, bu da onu aralıksız ve titiz bir biçimde kovalar durur. Güneş, Ay, yıldızlar O'nun emrine boyun eğmiş. Gözünüzü açın; yaratış da O'nundur, emir veriş de/yaratış da O'nun içindir, emir veriş de. Âlemlerin Rabbi olan Allah çok yücedir.

      YÛNUS SURESİ: 3 Şu bir gerçek ki, sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş üzerine egemenik kurup iş ve oluşu çekip çeviren Allah'tır. O'nun izni olmadıkça hiçbir şefaatçı devreye giremez. İşte bu Allah'tır sizin Rabbiniz. Artık O'na kulluk/ibadet edin. Düşünüp anlamıyor musunuz?

      YÛNUS SURESİ: 6 Şu bir gerçek ki, geceyle gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında, Allah'ın göklerde ve yerde vücut verdiği şeylerde, sakınan bir topluluk için sayısız ayetler vardır.

      EN'AM SURESİ: 101 O gökleri ve yeri yoktan var edendir...

      ENBİYA SURESİ: 30 O küfredenler görmediler mi ki, gökler ve yer bitişik idiler de Biz onları ayırdık; canlı olan her şeyi sudan yaptık. Hala inanmıyorlar mı?




      EVRENİN KÖKENİ

      Kuran-ı Kerim'de evrenin ortaya çıkışı şöyle açıklanır:
      “O gökleri ve yeri yoktan var edendir... (En'am Suresi, 101)

      Kuran'da verilen bu bilgi, çağdaş bilimin bulgularıyla tam bir uyum içindedir. Bugün astrofiziğin ulaştığı kesin sonuç, tüm evrenin madde ve zaman boyutlarıyla birlikte, bir sıfır anında, büyük bir patlamayla var olduğudur. "Büyük Patlama", orijinal adıyla "Big Bang" teorisi, tüm evrenin yaklaşık 15 milyar yıl önce tek bir noktanın patlamasıyla yokluktan meydana geldiğini kanıtlamıştır. Büyük Patlama teorisi bugün evrenin varoluşu ve başlangıcı konusunda bütün bilim çevreleri tarafından ortak kabul gören yegane bilimsel açıklamadır.

      Big Bang'den önce madde diye bir şey yoktur. Maddenin, enerjinin, hatta zamanın dahi bulunmadığı, tamamen metafizik olarak tanımlanabilecek bir yokluk ortamında madde, enerji ve zaman yaratılmıştır. Modern fiziğin ortaya koyduğu bu büyük gerçek, Kuran'da bize 1400 yıl önceden haber verilmektedir.

      ATMOSFERİN KATMANLARI

      Kuran ayetlerinde evren hakkında verilen bilgilerden biri, gökyüzünün yedi kat olarak düzenlendiğidir:

      Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O'dur.
      Sonra göğe istiva edip de onları yedi gök olarak
      düzenleyen O'dur. Ve O, herşeyi bilendir.(Bakara Suresi, 29)

      Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi;
      Böylece onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe emrini vahyetti...(Fussilet Suresi, 11-12)

      Kuran'da pek çok ayette kullanılan gök kelimesi tüm evreni ifade etmek için kullanıldığı gibi, Dünya göğünü ifade etmek için de kullanılır. Kelimenin bu anlamı alındığında, Dünya göğünün, bir başka deyişle atmosferin, 7 katmandan oluştuğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

      Nitekim bugün Dünya atmosferinin üst üste dizilmiş farklı katmanlardan meydana geldiği bilinmektedir. Üstelik aynen ayette bildirildiği gibi, tam yedi temel katmandan...

      Dünya, yaşam için gerekli olan özelliklerin tümüne sahiptir. Bunlardan bir tanesi de canlıları koruyan özel bir kalkan görevini yerine getiren atmosferdir. Bugün Dünya atmosferinin üst üste dizilmiş farklı katmanlardan meydana geldiği bilinmektedir. Atmosfer aynen ayette bildirildiği gibi, tam yedi temel katmandan oluşmaktadır. Bu, elbette ki Kuran'ın mucizelerinden biridir.

      GÖKLERLE YERİN BİRBİRİNDEN AYRILMASI

      Göklerin yaratılışı konusundan bahseden bir başka ayet ise şöyledir:

      “O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer,
      birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi
      sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?„
      (Enbiya Suresi, 30)

      Ayetin "birbiriyle bitişik" olarak tercüme edilen "ratk" kelimesi, Arapça sözlüklerde "birbiriyle içiçe, ayrılmaz durumda, kaynaşmış" anlamlarına gelir. Yani tam bir bütün oluşturan iki maddeyi tanımlamak için bu kelime kullanılır. Ayette geçen "ayırdık" ifadesi ise Arapça "fatk" fiilidir ki, bu fiil "ratk" halindeki bir nesneyi yarıp, parçalayıp dışarı çıkması anlamına gelir. Örneğin tohumun filizlenerek topraktan dışarı çıkması Arapça'da bu fiille ifade edilir.

      Şimdi ayete tekrar bakalım. Ayette göklerle yerin birbiriyle bitişik yani "ratk" durumunda olduğu bir durumdan bahsediliyor. Ardından bu ikisi "fatk" fiili ile ayrılıyorlar. Yani biri diğerini yararak dışarı çıkıyor. Gerçekten de Big Bang'in ilk anını hatırladığımızda, tek bir noktanın evrenin tüm maddesini içerdiğini görüyoruz. Yani herşey, hatta henüz yaratılmamış olan "gökler ve yer" bile bu noktanın içinde, "ratk" halindeler. Ardından bu nokta şiddetle patlıyor ve bu yolla maddeler "fatk" oluyorlar…

      Ayette geçen ifadeleri bilimsel bulgularla karşılaştırdığımızda tam bir uyum içinde olduklarını görüyoruz. 14 asır önce haber verilmiş olan bu bulguların bilimsel olarak ortaya konması ise ancak 20. yüzyılda mümkün olmuştur.

      KORUNMUŞ TAVAN

      Kuran'da Allah, gökyüzünün ilginç bir özelliğine şöyle dikkat çeker:

      “Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar.„ (Enbiya Suresi, 32)

      Ayette belirtilen gökyüzünün bu özelliği, 20. yüzyıldaki bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.

      Yerküremizi çepeçevre kuşatan atmosfer, canlılığın devamı için son derece hayati işlevleri yerine getirir. Dünyaya doğru yaklaşan irili ufaklı pek çok gök taşını eriterek yok eder ve bunların yeryüzüne düşerek canlılara büyük zararlar vermesini engeller.

      Atmosfer, bunun yanısıra, uzaydan gelen ve canlılar için zararlı olan ışınları da filtre eder. İşin ilginç olan yanı, atmosferin sadece zararsız orandaki ışınları, yani görünür ışık, kızıl ötesi ışınlar ve radyo dalgalarını geçirmesidir.
      Bunların tümü yaşam için gerekli ışınlardır. Örneğin atmosfer tarafından belirli oranda geçmesine izin verilen ultraviyole ışınları, bitkilerin fotosentez yapmaları ve dolayısıyla tüm canlıların hayatta kalmaları açısından büyük önem taşır. Güneş tarafından yayılan şiddetli ultraviyole ışınlarının büyük bölümü, atmosferin ozon tabakasında süzülür ve Dünya yüzeyine yaşam için gerekli olan az bir kısmı ulaşır.

      Atmosferin koruyucu özelliği bunlarla da kalmaz. Dünya, uzayın ortalama eksi 270 derecelik dondurucu soğuğundan yine atmosfer sayesinde korunur.


      Atmosfer, sadece canlılar için gerekli olan ışınların yeryüzüne geçmesine izin verir. Örneğin bu ışınlardan ultraviyole ışınları belirli oranlarda bize ulaşır. Bu oran bitkilerin fotosentez yapmaları ve dolayısıyla tüm canlıların hayatta kalması için en uygun ölçüye sahiptir.

      quote:

      http://www.evreninyaratilisi.com



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      İnsan
      Sadece İnsan
    • Yüzbaşı
      277 Mesaj
      10 Ekim 2006 12:04:14
      “O gökleri ve yeri yoktan var edendir...

      termodinamik öyle demiyor ama.
      yoktan madde oluşmaz
      varolan madde yokolmaz...



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      başlangıcı olan herşeyin bir sonu vardır...
    • Yüzbaşı
      515 Mesaj
      10 Ekim 2006 12:16:11
      YOKLUKTAN VARLIĞA

      İçinde bulunduğumuz uçsuz bucaksız evrenin nasıl var olduğu, nereye doğru gittiği, içindeki düzen ve dengeyi sağlayan kanunların nasıl işledikleri her devirde insanların merak konusu olmuştur. Bilim adamları, düşünürler asırlardır bu konuyla ilgili sayısız araştırmalar yapmışlar, pek çok teoriler üretmişlerdir.

      20. yüzyılın başlarına dek hakim olan görüş, evrenin sonsuz boyutlara sahip olduğu, sonsuzdan beri var olduğu ve sonsuza kadar da var olacağı şeklindeydi. "Statik evren modeli" adı verilen bu anlayışa göre, evren için herhangi bir başlangıç veya son söz konusu değildi.

      Materyalist felsefenin de temelini oluşturan bu görüş, evreni sabit, durağan ve değişmez bir maddeler bütünü olarak kabul ederken bir Yaratıcı'nın varlığını da reddediyordu.

      Materyalizm, maddeyi mutlak varlık sayan, maddeden başka hiçbir şeyin varlığını kabul etmeyen bir düşünce sistemidir. Tarihi eski Yunan'a kadar uzanan, ama özellikle 19. yüzyılda yaygınlaşan bu düşünce sistemi, Karl Marx'ın diyalektik materyalizmiyle ünlenmişti.
      19. yüzyıldaki durağan evren modeli, başta belirttiğimiz gibi, materyalist felsefeye zemin sağlamıştı. Materyalist felsefeci George Politzer, bu evren modeline dayanarak, "Felsefenin Başlangıç İlkeleri" adlı kitabında "evrenin yaratılmış birşey" olmadığını öne sürmüştü ve şöyle demişti:

      Evren yaratılmış birşey değildir. Eğer yaratılmış olsaydı, o takdirde, evrenin Tanrı tarafından belli bir anda yaratılmış olması ve evrenin yoktan var edilmiş olması gerekirdi. Yaratılışı kabul edebilmek için, herşeyden önce, evrenin var olmadığı bir anın varlığını, sonra da, hiçlikten (yokluktan) birşeyin çıkmış olduğunu kabul etmek gerekir. Buysa bilimin kabul edemeyeceği birşeydir.1

      Politzer evrenin yoktan var edilmediğini iddia ederken 19. yüzyılın durağan evren modeline dayanıyor ve dolayısıyla bilimsel bir iddia ortaya attığını sanıyordu. Oysa 20. yüzyılda gelişen bilim ve teknoloji, materyalistlere zemin sağlayan durağan evren modeli gibi ilkel anlayışları kökünden yıkmıştır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda, evrenin bir başlangıcı olduğu, yok iken bir anda büyük bir patlamayla yaratıldığı modern fizik tarafından pek çok deney, gözlem ve hesapla ispatlanmış durumdadır.

      Ayrıca evrenin, materyalistlerin iddia ettikleri gibi sabit ve durağan olmadığı, tam tersine sürekli bir hareket ve değişim içinde olduğu, genişlediği saptanmıştır. Bugün bu gerçekler bütün bilim dünyası tarafından kabul edilmektedir.

      Evrenin bir başlangıcı olması kainatın yoktan var edildiği, yani yaratıldığı anlamına gelir. Eğer (daha önce yok iken...) yaratılan bir varlık varsa bunun mutlaka bir Yaratıcısı'nın da olması gerektiğini kolayca anlarız. Yoktan var olma, insan aklının kavrayamayacağı bir şeydir. Dolayısıyla, yoktan var etmek, (sanat yapıtları veya teknolojik bulgular gibi...) bir şeyleri biraraya getirerek yeni birşey oluşturmaktan çok farklıdır. Çünkü yaratılan şeyin hiçbir örneği yok iken, hatta yaratmak için zaman ve mekan dahi yok iken bir anda, bir defada kusursuzca var olması, ancak Allah'ın yaratmasının bir delilidir.

      İşte evrenin yoktan var olması, onun yaratılmış olduğunun en büyük delilidir. Bu gerçek derin olarak düşünülürse çok şeyi değiştirir. İnsanların hayatın anlamını kavramalarına ve buna göre bakış açılarını ve amaçlarını belirlemelerine sebep olur. Bu yüzden, tarih boyunca birtakım insanlar -kesin olarak delillerini gördükleri halde- tam olarak kavrayamadıkları yaratılış gerçeğini görmezlikten gelmeye kalkışmışlardır. Diğer insanlar üzerinde de bir düşünce bulanıklığı yaratmak kastıyla birtakım alternatif varoluş teorileri icat etmişlerdir. Ancak bilimin ışığı altında ortaya çıkan deliller kısa zamanda bu iddialara kesin olarak son vermiştir.

      1. Georges Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri, Sosyal Yayınlar, İstanbul, 1989, s.84

      Evrenin genişlemesi, Büyük Patlama teorisinin yani evrenin yoktan var edildiğinin en önemli kanıtlarından biridir. Evren yaratıldığından beri süregelen bu gerçek, modern bilim tarafından ancak bu yüzyılda keşfedildiği halde Kuran bu gerçeği yine bundan 14 asır önce haber vermiştir:

      Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi, 47)

      BIG BANG'E ALTERNATİF ARAYIŞLAR

      Açıkça görüldüğü gibi, Büyük Patlama teorisi evrenin "yoktan var edildiği"nin, yani Allah tarafından yaratıldığının ispatıydı. Bu nedenle materyalist felsefeyi benimseyen astronomlar, Big Bang'e karşı direnmeye ve sabit durum teorisini ayakta tutmaya çalıştılar. Bu çabanın nedeni, önde gelen materyalist fizikçilerden A.S.Eddington'ın "felsefi olarak doğanın birden bire başlamış olduğu düşüncesi bana itici gelmektedir" sözünden anlaşılıyordu.2

      Big Bang teorisinden rahatsız olanların başında dünyaca ünlü astronom Sir Fred Hoyle geliyordu. Hoyle, yüzyılın ortalarında "sabit durum" (steady-state) adında, 19. yüzyıldaki durağan evren anlayışına benzer bir teori ortaya attı. Sabit durum teorisi, evrenin boyut ve zaman açısından sonsuz olduğunu iddia ediyordu. Görünürdeki tek amacı materyalist felsefeyi desteklemek olan bu teori, evrenin başlangıcı olduğunu ortaya koyan "Big Bang" teorisiyle taban tabana zıttı.

      Sabit durum teorisini savunanlar uzunca bir süre Big Bang'e karşı direndiler. Ama bilim aleyhlerine işliyordu.

      1948 yılında George Gamov, Big Bang'e bağlı olarak yeni bir iddia ortaya sürdü. Buna göre evrenin Büyük Patlama ile oluşması durumunda, evrende bu patlamadan arta kalan bir radyasyonun da olması gerekmekteydi. Üstelik bu radyasyon evrenin her yanında eşit olmalıydı.

      "Olması gereken" bu kanıt çok geçmeden bulundu.

      2. S. Jaki, Cosmos and Creator, Regnery Gateway, Chicago, 1980, s. 54


      Evrendeki bu eşsiz plan ve düzen, maddeyi yoktan var eden ve onun her anını kontrolü ve hakimiyeti altında bulunduran sonsuz bir bilgi, güç ve akıl sahibi bir Yaratıcı'nın varlığını ispatlamaktadır. O Yaratıcı, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herşeyin Rabbi olan Allah'tır.

      Asırlar boyunca pek çok insanı etkileyen, hatta bir dönem "bilimsellik" maskesine bile bürünen materyalizm ise, herşeyi maddeden ibaret sayarak, maddeyi yoktan var eden ve düzenleyen Allah'ın varlığını reddetmiş ve böylelikle büyük bir yanılgıya düşmüştür. Bundan böyle, akla ve bilime aykırı ilkel ve batıl bir inanç sistemi olarak tarihe geçecektir.

      quote:

      www.harunyahya.org



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      İnsan
      Sadece İnsan
    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      10 Ekim 2006 14:09:31
      quote:

      Orjinalden alıntı: mr.logic

      “O gökleri ve yeri yoktan var edendir...

      termodinamik öyle demiyor ama.
      yoktan madde oluşmaz
      varolan madde yokolmaz...


      o dediğin kuralda belli gözlemler sonucu ortaya çıkmıştır. ilk hale göre uygulanamaz. ilk önce örneksiz yaratılır sonra kuralları ortaya çıkar.

      ayrıca o kanunlar bazı noktalarda varlığının yitirir. madde yaratılması olayı halen devam etmektedir. ve bu ABD li astronomlarca gözlemlenmiş bir olaydır. (bir yazıda okuduğumdan aklımda kalan)



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      imzam yok !
      parmak bassam olmazmı ?
    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      11 Ekim 2006 00:49:15
      bu konu bir ara bayağı hararetli tartışılmıştı...... işallah tekerrür etmez..


      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

    • Binbaşı
      1221 Mesaj
      11 Ekim 2006 01:30:49
      quote:

      madde yaratılması olayı halen devam etmektedir. ve bu ABD li astronomlarca gözlemlenmiş bir olaydır. (bir yazıda okuduğumdan aklımda kalan)




      nasılmış yaratılma madem gözlemişler anlatsınlar ya hu!millet meraktan çatlıyor



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

    • Binbaşı
      1294 Mesaj
      11 Ekim 2006 08:00:19
      quote:

      Orjinalden alıntı: nofrost


      Alıntıları Göster





      nasılmış yaratılma madem gözlemişler anlatsınlar ya hu!millet meraktan çatlıyor

      ŞOK ŞOK ŞOK! Tanrı yaratırken paparazilere yakalandı!
      Yıllarca Plüton'un gezegen olup olmadığını bile algılayamayan abd'li astronomlar şimdi tutmuş madde yaratılmasını gözlemlemişmişmiş.. -Hanım Külahım nerde benim?



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

    • Binbaşı
      1753 Mesaj
      11 Ekim 2006 08:49:22
      Maddenin yaratılmaya devam edildiğine dair hiçbir gözlemsel veri yok. İşin komik tarafı yeni maddenin sürekli oluşması gerektiğini tahmin eden ve bu şekilde gözlenen genişlemeyi açıklamaya çalışan düşünceler, bazılarınızın "materyalist" olarak tu kaka ettiği Durağan Hal (Steady State) teorisiyle ilgili düşüncelerdir. Harun Yahya'nın bilimsel birikimini lütfen biraz sorgulayın. Bilime tek yönlü ve dar bakış açısıyla bakmayın. Big Bang'i bu kadar gündemde tutan en büyük neden Kozmik Mikrodalga Işınımı gözlemleri. Eğer bununla ilgili başka alternatif açıklamalar çıkarsa Durağan Hal teorisi gibi teoriler de önem kazanmaya başlayabilir.


      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

    • Yüzbaşı
      515 Mesaj
      11 Ekim 2006 11:08:22
      quote:

      Orjinalden alıntı: mfiz

      Maddenin yaratılmaya devam edildiğine dair hiçbir gözlemsel veri yok. İşin komik tarafı yeni maddenin sürekli oluşması gerektiğini tahmin eden ve bu şekilde gözlenen genişlemeyi açıklamaya çalışan düşünceler, bazılarınızın "materyalist" olarak tu kaka ettiği Durağan Hal (Steady State) teorisiyle ilgili düşüncelerdir. Harun Yahya'nın bilimsel birikimini lütfen biraz sorgulayın. Bilime tek yönlü ve dar bakış açısıyla bakmayın. Big Bang'i bu kadar gündemde tutan en büyük neden Kozmik Mikrodalga Işınımı gözlemleri. Eğer bununla ilgili başka alternatif açıklamalar çıkarsa Durağan Hal teorisi gibi teoriler de önem kazanmaya başlayabilir.

      Harun Yahya'nın bilimsel birikimi sorgulanacak kadar fazla olduğunu sanmıyorum beğendiğim yazılarıda yok değil alıntı yaptığım bölüm zaten fazla bilimselliğe dökülmemiştir.Konuyu açan arkadaşa durup dururken olup olmadığını 14 asır önceden Kuran-ı Kerim'de evrenin yaratılışı konusunun var olduğunu belirtmekti.



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      İnsan
      Sadece İnsan
    • Yarbay
      5492 Mesaj
      13 Ekim 2006 17:05:16
      quote:

      Orjinalden alıntı: BY_ZEGEX


      Alıntıları Göster


      Harun Yahya'nın bilimsel birikimi sorgulanacak kadar fazla olduğunu sanmıyorum beğendiğim yazılarıda yok değil alıntı yaptığım bölüm zaten fazla bilimselliğe dökülmemiştir.Konuyu açan arkadaşa durup dururken olup olmadığını 14 asır önceden Kuran-ı Kerim'de evrenin yaratılışı konusunun var olduğunu belirtmekti.


      Ustu kapalı ayetlerin bise acıkladıgını mı sanıyorsun?

      Hepsi ortaya konusulmus nereye cekmek istersen oraya cekersin ve kesinlikle bilgi diye alınabilecek seyler degil kuranda yazanlar...



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
    • Yüzbaşı
      515 Mesaj
      13 Ekim 2006 17:35:48
      quote:

      Orjinalden alıntı: Soultrap



      Alıntıları Göster



      Ustu kapalı ayetlerin bise acıkladıgını mı sanıyorsun?

      Hepsi ortaya konusulmus nereye cekmek istersen oraya cekersin ve kesinlikle bilgi diye alınabilecek seyler degil kuranda yazanlar...


      Bir şey açıkladığını sanmıyorum herşeyi zaten açık şeçik anlatıyor

      Kuran-ı Kerim'in den bilgi diye almıcamda nereden alacağım ben bilgileri. KURAN-I KERİM' âla bilgimi olur



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      İnsan
      Sadece İnsan
    • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
      13 Ekim 2006 23:15:07
      quote:

      Orjinalden alıntı: BY_ZEGEX


      Alıntıları Göster



      Bir şey açıkladığını sanmıyorum herşeyi zaten açık şeçik anlatıyor

      Kuran-ı Kerim'in den bilgi diye almıcamda nereden alacağım ben bilgileri. KURAN-I KERİM' âla bilgimi olur


      Bilim, deneysel olarak ispatlanan kuramlardan oluşur, veya deneysel olarak ispatlanan kuramlardan teori olarak ortaya çıkar.

      Kurandaki hiçbir hüküm deneysel ispatı gerektirmez, yalnızca teokratik hükümlere, insanları vardırmaya çalışır. Kuran, aksinin sorgulanmasını yasaklar. Bilim ise, aksinin sorgulanmasını fakat, ispat edilmesini de gerektirir.

      Bilimsel bilgilerin kurandaki hükümlerin tarafından onaylanmasınıı beklemek, insanları bilimden uzaklaştırır, kişiden kişiye değişen yorumlar ve kavramlar kargaşasına sokar.

      Bilim adamının rehberi, din kitabı değil, aksi ispatlanmaya açık teoriler, deneyler ve gözlemlerdir.

      Aksi takdirde, orta çağda olduğu gibi, din adamlarına engizisyon mahkemelerinin kurma hakkı verirsiniz ki bu insanlık açısından hiç de iyi olmaz..

      Orta çağ, yeniden yaşanmak için değildir. Dikkatli düşünüp, dikkatli konuşmak gereği, insan ve millet olmanın ereği içinde gizlidir. Ümmetler, insanlık için zararlı, bağlı bulunduğu grupları geriletmekten, birbirine düşürmekten başka hiçbir katkıda bulunmaz.



      < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
      |
      |
      _____________________________

      Fransız Kalma!, Fransızın Malını Kullanma !
Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.