|
Merhabalar. Buralarda yeniyim, konuşacak paylaşacak kimsem olmadığı için bu yazımı okuyorsunuz şuan da. Ben belirttiğim gibi anksiyete, panik atak geçmişine sahip biriydim (maddelerden ötürü olmuştu, fakat 5-6 yıldan fazladır madde kullanmıyorum.) geçirdiğim kötü bir süreçte travmalar halinde panik atak, anksiyeteye çevirmişti ilerleyen süreçlerde ilk defa o zamanlar tanışmıştım hayatımın son günleri diye düşünüyordum o kadar kötü bir hastalıktı ikisi beraber. Sonra tedavi ile atlattım zor da olsa atlattım kontrol altına aldım. Her şey ondan sonra başladı askere gitmeme 3-5 ay kala korona virüs türkiyede baş göstermişti. Askere kıbrısa gitmiştim ve bizi götürdükleri gemide 500 den fazla asker vardı ve yerlerde uyuyorduk geminin demirleri, yerde bayağı herkes kucak kucağa uyuyordu resmen iç içe. Biri virüs olmuş olsaydı toplu k*tliam diyebileceğimiz tarzda o senaryoyu siz düşünün. Askere girince tabii izin de yok ne haftalık izin ne çarşı izni ne başka bir izin, komutanlar 5 den sonra tabur dışına çıkıyor ama biz tabur içinde yaşıyoruz sadece. Bir ara bir üsteğmen vardı o bizi yemekhane tarafında toplayıp bir konuşma yapmıştı ' arkadaşlar ben corona virüs testim pozitif çıktı buradaki herkes muhtemelen virüs kapmıştır ailelerinizi arayın vedalaşın.' bu sözleri asla unutmam beynimde yankılanıyordu resmen o kadar psikolojim alt üst olmuştu ve devamında buna benzer şeyler söylemişti ve bunu ilk defa yapmamıştı. İlk gittiğimin 2-3 hafta sonrası akşam 10 da taburun alarmları çalmıştı kırmızı alarm dediğimiz kim ne yapacağını dair bilmiyordu koşuşturma vs derken silahları aldık topladık ufak bir toplanma yerinde buluştuk hala siren sesi çalıyordu ve o üstegmen ' arkadaşlar kıbrıs genelinde kırmızı alarm verildi 12 tane abd gemisi sınırda şuanda, telsizden emir bekliyoruz emir gelince savaş bölgesine gidicez dönüşümüz olmayabilir.' diyerekten taburda herkes bir birinin yüzüne bakıyor korkmuş şekilde kimisinde yelek yok kimisinde kask yok ki %95 inde kask yoktu resmen komutanlar takmıştı. Hatta o an yanımda ki çocuk komutana seslenip ' komutanım silah tutukluk yapıyor ' demişti komutansa ' inş orda yapmaz ' demişti. O üstegmen aynı zamanda tarih ögretmeniydi ve taburdan izne gitmişti sanırım son sözleri ' arkadaşlar ben hepinize askeri psikolojiyi ögretecem hepiniz savaşın ne olduğunu nasıl cesur olmanız gerektiğini gerçek güçlü bir erkek nasıl olunması gerekir ögreticem' demişti o an ben anlamıştım onca yaptığımız yaşadığımız olay aslında bir şeylere zemin hazırlamasıydı bizim cesur, güçlü olmamız için kötü senaryoları kendisi ayarlamıştı fakat geriye cesurluk değil travmalar kaldı. Ailenin tek çocuğusun ailenden uzakta askerlik yapıyorsun ve geride bıraktığın bir annen var bir babannen var evin tek erkeği tek çocuğu olarak, bir insan nasıl korkmaz ki? korktum son anlarım dedim ama garip şekilde söylenen her şeyide yaptım sanırım yapmak da zorundaydım. Dönem geçti travmalarla dolu bir askerlik üstegmeni şuan ne kadar iyi anlasamda o bizim yaşadığımız psikolojiyi ve olacak şeylerin bir travma yaratacağını düşünmemişti bu üzücüydü. Bir erkek, erkekse eğer güçlü olmak zorunda! demişti ama onca arka plan, yaşadığı acılar stresler nasıl bir hayat yaşamış ne tür şeylerin ne gibi sonuçlar doğuracağını kaçırmıştı o cesurdu ve herkes öyle olabilir sanmıştı... Kırılma noktası askerden dönünce çift maskeyle gezmeye başladım 3-4 günde bir dışarı çıkınca mesafemi korur kimseyle yüz yüze dahi bakmazdım o kadar ürkütmüştü beni ölüm... Dışarı da bir kaç saat işlerimi halledip eve gelince elimi yüzümü yıkar ter temiz yapardım ve ne olurdu biliyor musunuz? ertesi gün koronanın tüm belirtilerini görürdümü, yaşardım. Koşardım hemen test yaptırmaya sonucu beklerken elim ayağım titredi.. Aynı evde ailene yaklaşamamak nasıl bir duygu? Ve sonuç ' Negatif. ' 1 ayda 3 kere test yaptırdığımı biliyorum hepsi negatif. İşte olayın başlangıç yeri burası, sonra bu olacak gibi değil diyip tekrardan tedaviye gittim psikiyatriye bu sefer hastalık hastalığı olarak dönüş yapmıştım. O süreçte korona bitti ve tedavimde bitti. Sonra bir gün instagrama girdiğimde yaptırdığım 3 doz biontech aşısından hemen sonra, bir post görmüştüm sabah. ' Biontech yaptıranlar naneyi yedi! korona virüs aşıları hep öldürüyor, yapanlar öyle oldu böyle oldu bakın mezarları fotoğrafları!' diyerek servis edilen görüntüleri gördüm. O an 2 saat sonra başlayan sol gögüs ağrısını tarif etmeme gerek var mı? Hemen koş hastaneye kardiyoloji. Temiz... Eve gel bir kaç hafta geçiyor ve yine gögüs ağrısı ve yine temiz. Hastanede ki doktorlarla akraba çıkmama ramak kalmıştı sanırım, maaş bağlanması gerekirdi bana çünkü doktordan bile daha fazla mesai yapıyordum hastanede/acilde o derece hastalık hastalıgı. Ve zaman geçti temiz temiz temiz, pc başında durmaktan kaynaklanan kas ağrısı olduğunu ve zihnimin neye odaklanırsa onu yaşadığım gerçeğini başkasını çok rahat anlatırım ama kendime anlatamam, bu zihin var ya? kendimi ciddiye dahi almayan ben, başkalarına öneri verip yardımcı olmakta profesyonelimdir. Sonra zaman geçti sürekli bir yerlerim ağrıyordu, gögüse gidiyordum temiz 2 gün sonra başka bir yerim sürekli sürekli devam etti ve tekrardan tedaviye döndüm tekrardan iyi oldum ve tekrardan bıraktım. Yaşım 28 sosyal hayatım yok, sevenim yok, ilginen mesaj atan merak eden günaydın-iyi geceler mesaj döngüsü yok ne bir akraba ne bir yakın ne eş ne dost. Bunu acındırmak için söylemiyorum, aksine bu tarz şeyleri söylemek zayıflıktır benim gözümde. Bu benim gerçeklerim ve ne mutlu ne mutsuzum, nötr'üm. O süreçte kız arkadaşım vardı beni nasıl bu halde terk ettiğini anlatmama gerek yok sanırım, abi dediğim insanın telefonu bilerek açmaması.. Kardeşim dediğim yediğim içtiğim ayrı gitmeyen çocuğun bana yalan söyleyip yanıma o kötü halimdeyken gelmeyişi. Yalnızlığı iliklerime kadar hissetmiştim sonrasında şuan ise duygusu olmayan farkındalığı çok yüksek kimin ne için konuştuğunu yaklaştığını bilen biriyim aldatma yok yalan yok ihanet yok alçakla duygular, istekler yok. İstediğim hayat en büyük duam bir kızımın olmasıydı ve kızıma güzel bakabilecek kadar maddi durumumun olmasıydı ve diğerleri gibi bir arabamın olması ailemi kimseye muhtaç etmeyecek şekilde, güzel bir şirkette hevesli şekilde çalışmak öyle ki kendimi çok ilerletmek ve önemli bir parçası olmak çalıştığım yerin, güzel bir teknoloji ile donanmış evimin olması işteyken dahi kızımı kameradan izleyebilecek kadar güvenliğin üst seviyesi olması. Gerçeklere geçelim acıdır bilirsiniz; -Dövmeli bir insan olarak ön yargıya çok maruz kaldım, iş başvurularım ret yada dönüş yok, her hangi bir kızın beni sevme ihtimali olduğunu düşünmüyorum muhtemlen gözünü doyurabilecek potansiyelde biri değilimdir aldatmama ihanet etmeme yalan söylememe gibi şeylerin onlara pek faydası olduğunu düşünmüyorum. Yaşadığım yerde nadir zamanlar hariç genel olarak gün içinde konuşabileceğim gezebileceğim biri yok, sosyal hayatım sıfır üstelik sosyalleşmeyi seven biri olarak. Doğayı seven çocukları seven hayvanları seven ve uyum içinde yaşayan biri olarak. Arkadaşlık nasıldır bilmiyorum kimsenin en iyi dostu yada arkadaşı olamadım. Kişisel gelişime çok önem verdim düşünce yapımı değiştirmek ile uğraştım bakış açımı egomu, kötü düşünce yapısını ve bir çoğunu değiştirdim sanırım hayatta ki karakteristik hedefim hep Asil olmaktı ve tam oldum mu henüz bilmiyorum, hikayem tamamlanmadı tamamlamak için uğraşıyorum. Her gece gök yüzüne bakarken etrafta ki binaların gece yarısında yanan ışık eşliğinde dışarıda yankılanan kahkaha sesleri konuşma seslerinin bir gün benim evimde yankılanacağını benimsemiştim, buna çok büyük bir özlem duymuştum her zaman, alkol içtiğim süreçlerde dahi hep bunu düşünürdüm karakter yapım duygusallığa çok yatkındır ama bunca şeyi yazarken duygusal davranmadan yazıyorum biliyorum ki duygusal bir şey benim kaybetmemi sağladı her zaman ve mantıksal davranmak en doğrusu. 5 Aylık iş serüvenim oldu, 9 eylül doğum günüm. Ve ben 2025 de iş ararken bir dönüş almıştım kendimi 9 eylülde doğum günümün olduğu gün şirkette ilk iş günüm olarak bulmuştum, sigorta girişim işe başlama ve işte bulunma tarihim 9 eylüldü evet kimsenin benim doğum günümü kutlamadığı unutulan yaşadığı dahi fark edilmeyen ben, tanrı tarafından bir doğum günü hediyesi almıştım o beni unutmamıştı en azından ben öyle hissettim. 5 Aylık bir serüvendi ve 5. aya girince işten bir çok kişiyi çıkardılar benimle beraber, ardından kredi borçlarıyla kaldım ve home office çalışan ben bir kaç sosyal anı şirket sayesinde olan, yinede o kadar kişi arasında yine seveninin yada samimi arkadaşının/dostun olmadığı ben iş akdi son verilince kendimi evde sosyal hayatı bitmiş olarak buldum. Yaklaşık 3 ay civarı evde pc başında bir şeyler yapmaya çalışan biriyim fakat burada ki kritik nokta çalışırken dahi nedenini bilmem enerjim yok mentalim yok halim yok, görüşmeleri zor alıyorum ve o süreç devam etti. Takım lideri 'sen çalışmıyorsun' diye damgalamıştı beni. Stoacı bir insan açıklama yapamazdı ' ne söylersem söyleyeyim nede olsa beni dinlemeyeceksiniz.' diyerek konuyu uzatmadım, çalıştığımı biliyordum tek çağrı almak değil hatta olan tüm ekibin bilgisayar konusunda her hangi bir sorunu var mı yok mu bunlarıda çözmeye çalışıyordum ve çözüyordum aynı zamanda açılan maillere cevap vermek, kayıt kontrolleri gibi işleride yapıyordum sadece bunları yaparken görüşme almıyordum. Rotasyon şuydu; Görüşme al (benim sabrımı zorlayan görüşme çok fazla oluyordu, ısrarla mentalimi çökerten görüşmelere denk gelince hemen mola alıyordum mentalim izin vermiyor devam etmeye.) mola çık kafa dağıt 15 dk ardından tekrar gel, art arda görüşme alınca bir noktada sigara yakıp maillere vs bakıp çözüyordum görüşmeler havuza düştüğü için başkaları alıyordu birde rekabet olsun diye para ödülü koymuşlardı ben tıklayana kadar çoktan başkası almış oluyordu. İşte derdimi anlatırken hastalık kısmına gireyim bu durumdayken mental ve enerji düşüklügüyle devam ederken sürekli hasta olmaya başladım grip desen değil üşütme desen bilemiyorum.. Sonra kalp çarpıntısında uyuyamama vs ' acaba kalpte mi bişey var ' diyip bilirsiniz tedirgin olmalar... 3-4 saat uykuyla çalışıyordum akşam uyuyamıyordum uykuya dalma sürem 1-2 saat arasıydı en az, sonra b12 vitamin eksikliginden ötürü oldugu anlaşıldı igne verdiler ve kendime geldim o süreçte d vitamin eksikligi çıktı onu da hap olarak kullandım ddüzensiz oldu ama bitirdim. Enerjisizlik keyifsizlik vb. süreçte yine, ardından gelen tekrardan hasta olma şuan grip miyim üşüttüm mü bilmiyorum yada neyim var bilmiyorum son bir kaç haftadır hafiften mide ağrısı başlıyor geçiyor, sabah uyanıyorum üşüyorum tam verimli uyuyamıyorum dizlerimde ağrı oluyor yoruluyorum uykusuz hissediyorum, kollarımda güçsüzlük gibi.. Ben bir kaç sene önce çok fena bir hastalık hastalıgına düşmüştüm 50 kg kadar düşmüştüm saç dökülmeleri kol ağrıları vs. Psikiyatri tedavisiyle yine düzelmiştim, psikiyatride sabit 3 ilaç başlangıcı oluyor anafranil, xanax, redepra. Hep bu 3 lüyle başlayıp bir kaç ay sonra anafranil redepra döngüsüyle devam ediyor, tabii ilaçlarım ağır olmuyor bilinçli olarak farkında olduğum için takviye gibi geliyor sadece zihnimi susturamıyorum, aktivite yok arkadaş eş dost ortam vb. ortaya çıkan sonuç bu oluyor. Ne yapacağımı bilmiyorum hastalık hastalık hastalık o kadar yordu ki beni, düşünceler acaba acaba acabalar... İştahım yok tekrardan zayıflamaya başladım. Bugün sağlık ocağına gidip kan verdim ve sonuçları yarın alıcam içimde bir taraf tedirgin bir taraf iyimser bilmiyorum. İçimdeki savaşta galip gelemedim hiç. Bir tecrübem bir sözüm var benim, insan görebildiği şeyle savaşabilir rahatça ama ya göremediğiyle? işte bu o kadar zor bir şey ki düşünceler ile savaşmak... Hastalıklarım hep ' acaba k*nsermiyim vb.' odak nokta halinde sürekli sürekli döngüde önce ki o süreçte de böyle düşüncelerde boguldum son zamanlarda hasta olduğum ve ısrarla geçmediği için yine bu düşüncelerde boğuluyor ve gariptir son zamanlarda sürekli sağdan soldan görüyorum ve duyuyorum falancası oldu falancası *ldü vs. Bu süreçte birini tanıdım Marvel hayranı olarak Black panteri tekrardan izleyip bitirdim 2. ye başladım 4-5 gün önce fakat kritik olan nokta T'challa neden yok? hemen merak ettim araştırdım ve bu adamın 28 agustos 2020 de kolon kanserinden öldüğünü gördüm. Ben inanamadım bu çok garip bir üzüntü bir his black panter 1. izlerken bu adamda asla böyle bir şey göremedim 4 sene boyunca sürekli hareket halinde o izlediğim black panter filminde bile adam arkada planda kanserle savaşıyormuş ve kimsenin haberi dahi yok son nefesini verene kadar. Bu bu bu çok garip bir şey ben çok olağanüstü bir saygı, sevgi duydum gerçek hayatta da gözümde bir kral kimse onun gibi yapamaz benim gözümde ve bu beni o kadar çok etkiledi ki, buraya yazıp son sözlerin onun hayatını anlatarak kapatmak istedim özlem ve saygıyla anmak için (Chadwick Boseman) Aranızda benim yaşadığım duruma benzer şeyler yaşayan varsa bunun ne kadar ağır olduğunu o kadar iyi anlıyorum ve yaşıyorum ki bir çıkışı yok gibi resmen, bu şekil hayatımda ki hedeflerime nasıl varabileceğimi içten içe düşünüyorum. Yarın sağlık ocağına gidip tahlillerimi soracam ve umudum iyi haberlerle dönme yönünde. Bu üzerimde ki hastalık belirtileri ne oluyor bilmiyorum ama geçmesini istiyorum çok yoruyor beni, düşüncelerimle birleşince işte o zaman işler çok çıkmaz bir hale giriyor. Burada belki sizin de derdinizi dinlerim, fikrinizi alırım diye düşünerekten konuyu açmak istedim. Yazı uzun oldu, okuyan herkese teşekkür ederim... |
|
_____________________________
|




Yeni Kayıt

Konudaki Resimler






