;
Şimdi Ara

Takıntılılar Buraya

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
3 Misafir - 3 Masaüstü
5 sn
31
Cevap
0
Favori
550
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
3 oy
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • evet beyler takıntılarınızı paylaşın bu başlıkta ben başlıyım:

    -mesela sütle yapılıcak bi tatlı var kesinlikle aynı marka sütten yapılmalı imkanı yok yemem o tatlıyı farklı markaysa

    -alışveriş merkezlerinde sokaklarda evde her zaman çizgilere basmamaya dikkat ederim sanki bassam ayağım alev alcak, eğer ki basarsam oraya dönüyorum basmadan geçiyorum lan bu takıntı yüzünden yolda araba çarpıyodu az daha zor yırttım

    -çalar saatin dakikaları illaki 5 in katı olcak 08.00 08.05 gibi

    -plakalarının sonra rakamlarını toplayıp 9 a bölünüyomu diye hesaplarım

    -evden başka bi yerde asla tuvalete giremem (askerde ölücem galiba),bide o kapı kapalı olcak arkadaş yoksa yapamıyorum

    -mesela bi işi ayaklarımı uzatırken yaptım ve başarılı oldum aynı şekilde devam ederim pozisyonu bozduğum an başarısız olucam hissine kapılıyorum

    -arabayı kilitledikten sonra ellede kontrol ederim sonra arabadan uzaklaştıktan sonra bi daha uzaktan kilitlerim

    -banyo yaparken tuvalet kapağı kapalı olcak

    -kapıyı her zaman üstten bi defa kilitlerim ama her zaman yani eve girip çantamı alıp çıkıcaksam bile girerim içeri kilitlerim alırım öle çıkarım

    -parmaklarımın hepsi çıtlıcak illaki

    -yolda yürürken bi taşa vurcam mesela vuramadım geri döner vururum bi keresinde istediğim vuruşu yapamadım taş çukura düştü etrafa baktım kimseciklerde yoktu aldım çukurdan taşı vurdum

    aklıma geldikçe yazarım

    edit:

    -buda ilginçtir diyelimki simitçiye gittim 1 tane simit alırsam artık ordan hep 1 tane simit alırım,okula giderkende poğaçacıda yerdim her sabah hepte aynı tür aynı adet .1 tane kaşarlı kalsa almazdım illaki 2 olcak



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi blablakomikadam -- 8 Aralık 2014; 14:10:07 >



    _____________________________
  • İşerken yuvarlak çizerim ve bunu gittikçe küçültürüm. En son damlayı deliğe tuttururum.
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: batuhank96

    evet beyler takıntılarınızı paylaşın bu başlıkta ben başlıyım:

    -mesela sütle yapılıcak bi tatlı var kesinlikle aynı marka sütten yapılmalı imkanı yok yemem o tatlıyı farklı markaysa

    -alışveriş merkezlerinde sokaklarda evde her zaman çizgilere basmamaya dikkat ederim sanki bassam ayağım alev alcak, eğer ki basarsam oraya dönüyorum basmadan geçiyorum lan bu takıntı yüzünden yolda araba çarpıyodu az daha zor yırttım

    -çalar saatin dakikaları illaki 5 in katı olcak 08.00 08.05 gibi

    -plakalarının sonra rakamlarını toplayıp 9 a bölünüyomu diye hesaplarım

    -evden başka bi yerde asla tuvalete giremem (askerde ölücem galiba),bide o kapı kapalı olcak arkadaş yoksa yapamıyorum

    -mesela bi işi ayaklarımı uzatırken yaptım ve başarılı oldum aynı şekilde devam ederim pozisyonu bozduğum an başarısız olucam hissine kapılıyorum

    -arabayı kilitledikten sonra ellede kontrol ederim sonra arabadan uzaklaştıktan sonra bi daha uzaktan kilitlerim

    -banyo yaparken tuvalet kapağı kapalı olcak

    -kapıyı her zaman üstten bi defa kilitlerim ama her zaman yani eve girip çantamı alıp çıkıcaksam bile girerim içeri kilitlerim alırım öle çıkarım

    -parmaklarımın hepsi çıtlıcak illaki

    -yolda yürürken bi taşa vurcam mesela vuramadım geri döner vururum bi keresinde istediğim vuruşu yapamadım taş çukura düştü etrafa baktım kimseciklerde yoktu aldım çukurdan taşı vurdum

    aklıma geldikçe yazarım



    Tam dayaklıksın
    _____________________________




  • Ben de elektrik düğmelerini tekme atarak açıp kapatıyom elimle kapasam AP chagi ile açar sonra yine o şekilde kapatırım.

    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    think fast, ride faster
  • Sözlük yazarı detected
    _____________________________


    Ben ateşin yaktığını ne kitaplardan ne de büyüklerimden öğrendim. Elimi soktum ve yandı. "Ahh.Bu yakıyor!" dedim. Çok iyi öğrendim.

    1978 Ford Taunus 1.6 GL - 1990 Tofaş Kartal - 2004 Opel Corsa 1.0 Ecoclub - 2006 Fiat Palio Van Active 1.3 Multijet - 2008 Linea 1.3 Multijet

  • Eger basparmagimla bir tirnagima degersem sag elimdede sol elimdede tek tek tum tirnaklarima o basrmakla dokunurun sonra ayni basparmakla tum parmak eklemlerine dokunur avuciclerimi kasirim kucuklugumden beri kurtulamadigim huydur

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Sadece çalar saat kısmı bende de var :D

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • Ben kelimelerdeki harf sayılarını sayıyorum ama çok hızlı şekilde takıntı oldu

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Yemek yerken her lokmadan sonra ağzımı peçeteyle silerim :d

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Bir ara deli gibi plaka okurdum.

    Gördüğüm yazıları tersten okumaya çalışırdım.

    Aşırı şekilde duz sayı takıntım var.

    Aşırı olmasa da simetri takıntım var.

    Dil bilgisi kurallarına uyulmamis bir yazı görünce rahatsız oluyorum.

    Daha var ama unuttum aklıma geldikçe yazarım



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Di Zetemeno -- 8 Aralık 2014; 13:39:17 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Her zaman aslinda cok iyi oldugum konuda sanki degilmemis ve hatta hicbir sey bilmiyormus gibi hissetmem...Su siralar cok hissediyorum boyle

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • takıntılı mısın?

    taktır gitsin.

    muzu ağzına.

    ayrıyeten abilerim ablalaıarım şı yazıyı okuyun en azından en demek istediğini anlyın.ütte ve altta yazdım.

    önceki yazdığım mesajı yazayım.

    kardeş psikiyatri hastasıysan veya hastalanma tehlikesi varsa bu yazdıklarımı iyi oku ve psikiyatrik ilaç içme.

    kardeş psikiyatrik ilaç zarar vermek için vardır.eğer sen o ilacı bırakırsan ilk başta zorlanırsın ama sonra bırakınca hayatın düzene girer.bilimsel koanıtlarımda var ama psikiyatrik ilaç verenlerin hiçbir kantıı yoktur.

    kardeş sosyal hayata karış ama sosyal medya ama reel sosyallik olsun ama psikiyatrik ilaç kesinlikle kullanma.kasların erir cinsel hayatın biter aklın zekan geriler başka organlara zararı var sanırsam.sanırsam şişmanlamaktan yada direk zarar verip karaciğer yağlanması yapmıştı bende.sıkıntı yapar.ilacın mutlu ettiği düşüncesi için sahte mutluluk yapar.ama sıkıntın çok daha fazladır.ben kullandım kullanıyorum ordan biliyorum.zorla ilaç veriyorlar.

    kardeş amerikan psikiyatrisine güvenme.sana zararlı ilaçları verir ve kötü davranırlarlar.hatta kanıtımda var amerikan psikiyatrisinin ve psikiyatrik ilaçların zararlı olduğuna.

    kardeş burdaki Amerikan psikiyatrisini öven ilacı savunan yaklaşımları boşver.sen bu işin içinden geçen beni dinle.
    Amerikan psikiyatrisi hastaları azarlamak için kurulmuş yalan bir tıp dalıdır.ne bu amerikan psikiyatrisiyle işin olsun nede ilaçları kullan.bende psikiyatrik ilaç kullanıyorum ama mecburiyetten.bu daha önce yazdıklarımıda oku.

    arkadaşlar ben obsesif kompülsif sorunu olan bir hastayım.bu yüzden 5 yıldan fazla ilaç kullandım.başka bir forumda ilaçların zararıyla ilgili olarak yazdığım yazayım.obsesif kompülsif bozukluk.ama bu yüzden psikiyatriste gitme.psikiyatri sahte bilimdir bilimselliği yoktur ilkeldir.bir süre sonra psikiyatride sana köle gibi davranırlar.ilaçlarıda çok zararlıdır.cinsel sorunlarda tut kansere kadar her çeşit hastalığa sebep oluyor.fiziksel olarak hiçbir aktivite spor yapamazsın.zihinsel olarak yorgunluk ve zeka geriliği yapıyor.sıkıntı yaratıyor.iş hayatın vb akıl gerektiren hayatın biter.kitap bile okuyamazsın ders bile çalışmazsın psikiyatrik ilaç alırsan.mesela beni zorla hastaneye yatırmışlardı orda kitap okuyordum hiçbirşey aklıma girmiyordu.hastalığıda daha iyi etmiyor çok daha kötü ediyor.ben kendim ilaç alırken obsesyonlarım daha fazlaydı.psikiyatrik ilacı bırakınca azaldı.psikiyatrik ilacı alınca tekrar arttı.o yüzden ilaç alma kendi kendine atlatırsın ama ilaç alırsan ömür boyu kalıcı olur hastalık.zaten şimdiki kurumsal psikiyatri denen sahte bilimi abd başkanı freuda kurdurtmuş diye biliyorum.ben ilacı bıraktığım halde kötü etkisini hala hissediyorum.ilacı alma kendi başına iyileşirsin geçmiş olsun.ayrıca çeşitli psikiyatristlerin veya hastaların veya konu hakkında bilgisi olanların yazılarını paylaşayım.

    psikiyatrik ilaç içmeyin kısacası.sonra zararını siz görürsünüz.şöyle birşey var.sanırsam psikiyatrik ilaçlar sıkıntı yarattığı gibi psikiyatrik ilaçların iyi geldiği algısını oluşturmak için sahte bir mutluluk duygusu yapıyor.ama psikiyatrik ilacın sıkıntı yarattığı bir gerçek.

    Psikiyatra Gidip İlaç Alan Bu Kitabı OkusunEleştirel psikiyatr Moncrieff, psikiyatrik ilaçların, giderek yaygınlaşan antidepresanların yararını sorguladığı "İlaçla Tedavi Efsanesi"nde, uzun süreli psikiyatrik ilaç tedavisinin zararlarıyla ilgili bizi uyarıyor.İstanbul - BİA Haber Merkezi 13 Mart 2010, Cumartesi Britanyalı psikiyatr, Eleştirel Psikiyatri Ağı'nın eşbaşkanı Joanna Moncrieff, bizi giderek yaygınlaşan psikiyatrik ilaçlarla ilgili uyarıyor: Bu ilaçların gerçekten yararlı olduğu konusunda yeterli kanıt bulunmadığını, tersine ilaç şirketleri ve psikiyatrların ortaklaşa bir efsane yarattığını ortaya koyuyor. Metis yayınlarından çıkan "İlaçla Tedavi Efsanesi - Psikiyatrik İlaç Kullanımına Eleştirel Bir Bakış" kitabında Moncrieff, birçok psikiyatrik ilacın, plasebo, yani kişinin ilaç olduğu düşündüğü "kandırmaca ilaç"lardan daha yararlı olmadığını gösteriyor. Sıradan sıkıntılardan en ciddi travmalara kadar her yerde antidpresan Psikiyatrik ilaçların kişinin sorunlarıyla yüzleşmesini engelleyip onu uyuşturarak belirtilerini durdurduğuna dikkat çeken Moncrieff şunları söylüyor: "Satış kampanyaları özellikle Batı ülkelerinde yaşayanların büyük çoğunluğunu günlük yaşamın sıradan sıkıntıları için bile antidepresan almaya ikna etmiş durumda. Ayrılıklardan iş hayatındaki zorluklara, cinsel tacizden en travmatik deneyimlere kadar her şey beyin kimyası sorunlarına dönüştürülmüştür. "Kendi hayat hikayeleri ve kişisel özellikleriyle tek tek bireyler, basit biyokimyasal mekanizmalara indirgenmiş ve bu sayede insan deneyiminin ve ıstırabının gerçekliği inkar edilmiştir." Moncrieff, sorunlarımızı ilaçla çözebileceğimiz mesajının çocuklara kadar uzandığına da dikkat çekiyor ve çocukların giderek "pazarın" daha büyük bir kısmını oluşturduğunu söylüyor. Ancak bu efsanenin yaratıcısı yalnızca ilaç şirketleri değil, Moncrieff'e göre. Moncrieff şirketlerin ilaçları tarihsel olarak nasıl pazarladıklarını ortaya koymasını yanı sıra, tıp ve hekimlik alanında daha fazla alan, "uygun yer" isteyen psikiyatri kurumunun da sorumluluğunu ifşa ediyor. İlaç merkezli, dürüst yaklaşım Moncrieff, bu "hasta merkezli" yaklaşım yerine ilaç merkezli yaklaşımı öneriyor. "Bu yaklaşım psikiyatrik ilaçların mütevazı ve geçici faydalarını nesnel olarak değerlendirir ve zararlı etkilerini açıkça ortaya koyar. Sözde bilimsel yanıltmacalara başvurmadan, ilaçların iyi gelip gelmediği kararını kendilerine bırakır. Tıbbi terimlerle maskelenen gerçeği, psikiyatrik ilaçların mucizevi şifalar değil, normal beyin faaliyetlerini bozan psikoaktif maddeler olduğunu kabul eder. Ve nihayet zorla verilen ilaçların bir tür kimyasal tahakküm olduğunu göstererek psikiyatrik rahatsızlıklara daha dürüst ve insancıl bir müdahaleyi teşvik eder." Moncrieff bir röportajında bu efsaneyle ilgili şunları dile getiriyor: "Bu ilaçlarla insanları uyuşturuyoruz. Bu belirtileri baskılayabilir, ama ters etkileri de oluşur. İlaçlıyken yavaşlarsınız, duygusal duyarlılığınız düşer. Psikiyatrlar bu konuda daha dürüst olmalı; ama toplum ve politikacılar da dürüst olmalı. İnsanları tedavi ediyormuş, iyileştiriyormuş gibi davranıyoruz, çünkü bu insanları denetim altında tutmakla ilgili bizi rahat ettiriyor. Bazen gerçekten ruh sağlığı söz konusu olduğunda insanları denetim altında tutmaya ihtiyaç vardır, ama en azından ne yaptığımızla ilgili dürüst olmalıyız. İlaç şirketleri bizim dürüst olmayışımız üzerinden para kazanıyor." (TK) İlaçla Tedavi Efsanesi - Psikiyatrik İlaç Kullanımına Eleştirel Bir BakışJoanna MoncrieffÇev: Tevfik AlıcıMetis Yayınları, Şubat 2010, 340sf.

    http://www.bianet.org/b...c-alan-bu-kitabi-okusun

    Psikiyatrik İlaçlar İyileşmeyi Engelliyor

    Robert Whitaker

    Çeviren: Üstün Öngel

    Sekiz dalda Oskar'a aday olan “Akıl Oyunları” (A Beautiful Mind) adlı film, her yüz Amerikan vatandaşından birini derinden etkileyen "şizofreniden", insanların kurtulabileceğine ve kurtulduğuna haklı olarak dikkat çekti. Ne yazık ki, film, John Nash'in "iyileşme" süreci hakkında gerçekle alakası olmayan bir bilgiyi karşımıza çıkarıyor –Nash'in "ilaç tedavisiyle" "şizofreniyi" yendiğini uyduruyor– ve hepimizin dikkatle üzerinde durması gereken şu soruyu karşımıza çıkarıyor: "Şizofreniyi" iyileştirmede kullandığımız ilaçlar uzun vadede "şizofreniden" kurtulmamızı mı sağlıyor yoksa bu ilaçlar "iyileşmeyi" engelliyor mu?

    Filmde Nash, Nobel ödülünü almadan hemen önce yaptığı konuşmasında “yeni tür ilaçları” aldığından bahseder. Ulusal Akıl Sağlığı Kurumu (NIHM, National Institute of Mental Health), filmin yönetmeni Ron Howard’ı, Nash’in iyileşmesinde ilacın "hayati katkısını" göstermesinden dolayı över. Sylvia Nasar tarafından kaleme alınan Nash’in biyografisinde, ki filmin senaryosu bu biyografiye dayanıyor (ama ciddi değişikliklere uğratılarak), bu dahi matematikçinin 1970'de anti-psikotik ilaçları almayı kestiği ve yirmi yılda yavaş yavaş "iyileştiği" vurgusu yapılmaktadır. Nash’in Matematik bilimi dünyasına geri dönmesini sağlayan bu uzun hassas dönemde "ilaç almayı reddetmesinin şans olduğunu" belirten Nasar, ilaçların sağlığa zararlı etkilerinin "bu dönüşü imkansız kılabileceği" sonucuna varır.

    Nash’in durumu tipiktir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), "şizofreni hastalığından" uzun dönemde kurtulma oranlarının, ABD ve diğer “gelişmiş” ülkelerde, "hastaların" çok azının anti-psikotik ilaçlar kullandığı Hindistan ve Nijerya gibi yoksul ülkelere kıyasla çok daha kötü olduğunu bulmuştur. Amerikalılar defalarca doğrulanan bu gerçekten habersizdir. “Gelişmemiş” ülkelerde, "hastalığın" teşhisinden sonraki beş yıl içinde, "hastaların" üçte ikisine yakını oldukça toparlanmaktadır. "Hastaların" %40'ı ise tamamen iyileşmektedir. Oysa ABD'de ve diğer gelişmiş ülkelerde, "hastaların" çoğu kronik "hasta" olarak hayatlarını sürdürmektedir. “Gelişmiş” ve “gelişmemiş” ülkeler arasında tespit edilen farklılıklar o kadar yüksektir ki, Dünya Sağlık Örgütü, gelişmiş bir ülkede yaşıyor olma durumunun, bir "hastanın" tamamen iyileşmesini engelleyici bir gösterge olduğu sonucuna varmıştır.

    İlaç Efsanesi

    Dahası var. Bayan Psikolog Courtenay Harding, Vermont Eyalet Hastanesi'nden 1950'lerin sonunda taburcu edilen kronik "şizofreni hastalarının" üçte birinin tamamen "iyileştiğini" 1987’de bildirmiştir. "Tamamen iyileşen" bu gruptaki insanların paylaştıkları ortak nokta şudur: Hepsi de anti-psikotik ilaç kullanmaktan vazgeçmiştir. Bayan Harding, "şizofren hastaların" hayatları boyunca ilaç almaları gerektiğinin bir “safsata” olduğu sonucuna varmıştır.

    Harvard Tıp Fakültesi araştırmacıları 1994 yılında, ABD'li "şizofreni hastalarının" durumunun son yirmi yılda, eskiye nazaran daha da kötüleştiğini bulmuşlardır. Araştırmacılar, bugünkü hastaların durumunun, hastaların saatlerce banyo küvetine yatırılmasıyla tedavi edilmelerini amaçlayan yüz yıl önceki durumdan, daha iyi olmadığı sonucuna varmışlardır. 1998 yılında Pensilvanya Üniversitesi'nde araştırmacılar, kullanılagelen anti-psikotik ilaçların beynin bir bölgesinin büyümesine neden olduğu ve bu büyümenin durumu daha da kötüleştiren belirtilerle ilişkili olduğu sonucuna varmışlardır.

    Çok boyutlu ve kapsamlı ilgi ve yardım başarı sağlıyor

    Bütün bu sonuçlar, birkaç Avrupalı doktoru, ilaç dışı alternatifleri araştırmaya itmiştir. Finlandiya’da doktorlar, yeni tanı konan "şizofreni hastalarına" çok boyutlu ve kapsamlı bir yardım programı uyguluyorlar: psiko-sosyal danışmanlık, sosyal destek hizmetleri ve anti-psikotik ilaçların titiz kullanımını kapsamaktadır. Bazı "hastalar" düşük dozda ilaçlar kullanarak, bazıları da ilaç kullanmadan ilerleme kaydetmektedirler. Aldıkları sonuçlar ise harika: "Hastaların" çoğunluğu, çok uzun süre psikotik belirtilerden arınmış bir şekilde ve işlerine tutunarak yaşamaktadırlar.

    John Nash’ın "iyileşmesi" etkileyici bir hikâyedir. Film, Nash'in iyileşmesinde anti-psikotik ilaçların olumlu etkisi olduğu uydurmasıyla bize haksızlık etmektedir.

    Hikâyesi hiç değilse, anti-psikotik ilaçların uzun dönemde etkili olup olmadığını, açık ve dürüst bir yaklaşımla yeniden değerlendirmemize ilham vermelidir. Böyle bir değerlendirme, psikolojik yardım anlayışımızda reform yapmamız için bir adım oluşturabilir. Her şey bir yana, WHO’nun çalışmalarından reformun hayati bir gereklilik olduğu anlaşılmıştır. Belki bu adımlardan sonra, bu ülkedeki (ABD) "şizofreni hastalarının" "iyileşme" oranlarının Hindistan ve Nijerya gibi yoksul ülkelerdeki hastaların "iyileşme" oranlarına yaklaşacağını ümit edebiliriz.



    USA Today Gazetesinin 4 Mart 2002 tarihli yayınında Sayfa 13A'da Robert Whitaker imzalı yazı.

    Robert Whitaker, “Amerika’da Delilik: Kötü Bilim, Kötü İlaç ve Akıl Hastasına Sürekli Kötü Muamele” kitabının yazarıdır.



    Çevirenin notu:

    “A Beautiful Mind” (Akıl Oyunları) isimli Oscar’a sekiz ayrı dalda aday olan film beraberinde Amerikan medyasında geniş yankı bulan umulmadık bir konuda tartışma başlattı. Filmin konusu, 1994 yılında Oyun Teorisinde kullanılan “Nash Denklemleri” ile Ekonomi Bilimine yaptığı katkılardan dolayı Nobel Ekonomi ödülü alan deha matematikçi John Forbes Nash’ın dramatik hayatı. John F. Nash’ın hayatının otuz yıla yakın bölümünü şizofreni tanısıyla geçirmiş olması filmin senaryosunu etkilemiş, hatta gerçeklikten uzak bir şekilde etkilemiş. Filmin bir sahnesinde Nobel ödülünü almadan hemen önce yaptığı konuşmada “yeni tür ilaçların” hastalığını iyileştirdiğini belirtmesinin kendi biyografisi ile tamamen ters düşmesi Amerikan medyasında tartışmaları başlattı. Yukarıdaki yazı bu tartışmanın bir yansımasıdır.
    http://www.ustunongel.c...dex.php?ll=detay&src=71

    depresyonların tedavisinde kullanılan ilaçlardan özellikle seçici serotonin geri alım engelleyicisi (ssri) grubundan ilaçların özellikle birkaçı, homisid (başkasını öldürme), suisid (kendini öldürme) hatta her iki davranışa birden yol açabilir. 2- psikiyatrik ilaçlar, beyinde kalıcı hasara, kansere neden oluyor. 3- psikiyatrik ilaçlar, beyin biyokimyasını etkileyerek, daha doğrudan deyişle değiştirerek psikiyatrik bozuklukları tedavi ediyor. mesela yukarıda anılan ssri ilaçlar, beyindeki serotonin adlı biyoamin'in akışını hızlandırıcı etkiye sahiptir. başka ilaçlar da dikkate alınırsa, psikiyatrik ilaçlar, dopamin, noradrenalin üzerinden beyinde biyokimyasal değişmelere yol açarak sonuca ulaşıyor. halbuki söz konusu ruhsal bozuklukların, beyindeki biyokimyasal değişmeler sonucu ortaya çıktığı konusunda kesin kanıt yok. 4- psikiyatrik ilaçlar, alışkanlık yapan ve tabii uyuşturucu olan alkol, hatta esrar gibi etki ediyor. psikiyatrik yakınmaları olan kişiler, bugünün legal ilaçlarını kullandıklarında iyileşme belirtileri gösterseler bile, ilacı bıraktıklarında, belirtiler geri geliyor. başka ifadeyle, bu ilaçların etkisi geçici, sadece kullanıldığı sürede ve anılan uyuşturuculardan çok farklı değil.

    kaynak: katılımcı sözlüklerden biriydi ekşi sözlük olması lazım.

    psikiyatrik ilaçlarla ilgili yazı dizisi:http://ekonomi.milliyet.../psiki...54/default.htm

    özetle amerikan psikiyatrisi kontrol mekanizmasıdır ilaçları zararlıdır.ben psikiyatri hastanesinde nasıl kötü davrandıklarını bilmiyor muyum?biliyorum.
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: bend

    Yemek yerken her lokmadan sonra ağzımı peçeteyle silerim :d

    Aynısı bende de var...

    Ayrıca biara tv izlemeden uyuyamıyordum neyse ki kurtuldum o alışkanlıktan.
    _____________________________
  • naberabi N kullanıcısına yanıt
    aga iyiki takıntılarımı saydım he hemen psikiyatri ,ilaç tedavisi filan dedin senin hastalığın ne aşamada bilemem ama benim durumum kötü değil yani yapmazsan yaşayamam durumu yok bende sadece huzursuzluk oluşuyo içimi bişey kemiriyo sanki
    _____________________________
  • Ch4ylak kullanıcısına yanıt
    demekden değil demekten olucak o
    _____________________________
  • Bişey tutarken heryerine bi dokunurum ilk önce

    Edit: Bide sol baş parmağı mı çıtlatirim çitlamasa cildiririm bZen okadar oluyor ki bi sakinleştirici gibi bi hap almam gerekiyor mesela dün oldu



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi su_şişesi -- 8 Aralık 2014; 14:02:23 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    maaraz ali izledikten sonra 10 nuncu sin7fi dövdüm
  • bendede var misal gördüğüm bir yere gözlerim ile hayali bir Nokta atışı yaparım sonra onun etrafındaki her şeye yapmadanda asla gitmem bir yere

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    The Deads Dont Come To Back...
  • Bir yerde bekliyorsam oradaki her binayı apartmanı incelerim. Pencere sayılarına bakarım. Hangisinin üstüne çıkılır falan bakarım oralara hep
    _____________________________
  • Hiç birşeyi atamam.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Bu hesap iki kişiliktir.
  • Bende de mesela otobüs bekliyorum ya bineceğim otobüsü kaçırdım bidahakinin gelmesini biraz bekledim diyelim illa o otobüs gelecek yani hemen hemen aynı yerden geçen aynı güzergahtaki otobüs geçse de binmem. Çünkü ben onu beklemişimdir artık. Yarım saat de olsa 45 dk da olsa beklerim. Binsem en başta binerdim boşuna mı o kadar bekledim deyip o otobüs gelene kadar beklerim

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • 
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.