Yüzbaşı
31 Ağustos 2006
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
5 üye
Görüntülenme
Toplam: 35 (Bu ay: 0)
Gönderileri
Selam herkese, ayrı ayrı kayıtlardan oluşan görüntü ile sesi birleştirmek istiyorum. iMovie'de ilk birkaç dakika senkronize gittikten sonra ses dosyası dağılmaya başlıyor, görüntüden önce geliyor. FPS 30 ve "constant" . Ses dosyasının bit rate'i 16 ve sampling'i 44.1. Yardım edecek arkadaşlar varsa gerçekten çok sevinirim.
Pop müziğin yaygınlığı ve neden en çok beğeniye sahip müzik türü olmasıyla ilgili kısa bir açıklama yapmak istedim. Minor ve majör tonları müziğin iki farklı yanıdır. Birisi hüznü, kederi, acıyı ve genellikle de aşkı temsil ederken diğeri mutluluğu, memnuniyeti, yaşama sevincini belirtir. Popüler müzikte verilen mesajlar biri ya da diğeri olmak üzeri iletilir çoğu zaman. Ve günümüzdeki "heyecan", "tutku", "adrenalin" temalı elektronik pop şarkıları aynı bu şekilde "duygu hakimiyeti" kurar üstümüzde. Majör akorlar araya karışsa da , minor tonlar yönetir burayı. Dinlendikleri anda "dünyanın efendisi" gibi hissettirirler dinleyicilerine. Halbuki kendi dünyalarının tek efendisi zaten kendileridir insanların. Doğadan sonra.

Dinginlik, huzur ve farkındalık yüklü bir beyin her zaman reddetmeyebilir ama Jazz'ı Blues'u. Alışılagelmiş koşullar ve bilinçaltımıza işlenen melodilerle beğeneceğimiz sonraki şarkı çoktan belliyse bile dediğim gibi, farklı müzik türlerinden de keyif alınabilir. Reaksiyon gösterme isteği duymadan enstrümanların, müziğin farkına varıldığında muazzam bir müzik doygunluğuna ulaşılabilir. Mutluluk , hüzün , acı, haz , aşk ,tutku da sonradan hissedilecektir tabi ki, belki de kat kat daha fazlasıyla...

Bir dahaki yaz geldiğinde, daha öncesinde reddedildiğiniz insanın karşısında daha kendinden emin, daha diri, daha güçlü çıkma hayalini bir kenara bırakıp, derin bir nefes alıp verdikten sonra görebildiğiniz en basit olanı bile takdir edebildiğinizde gerçek müzik zevkinizi bulacaksınız. Bir çok gerçeği daha.

Sevgiler.
Konu Dışı'na açmıştım ama pek ilgilenen olmadı. Stüdyoda telefonla kaydettik. Ani oldu biraz, davulu pek bilmesem de eşlik etmeye çalıştım. Bazen şarkıyı baltaladığım da oldu.Her neyse pek ciddi bir şey değildi fazla güzel olmadı ama bakalım iyi ya da kötü yorum yazan olacak mı.

https://soundcloud.com/g-rkem-bir/rhcp-she-looks-to-me
Arkadaşla stüdyoya girdik. Davulunu pek fazla bilmesem de eşlik etmeye çalıştım arkadaşa ve sonuçta böyle bir şey çıktı ortaya. Parçanın adı " She Looks To Me". Red Hot Chili Peppers'a ait. Cover diyebiliriz belki ama o kadar ciddi bir çalışma değildi , anlık gelişti. Zaman zaman da şarkıyı baltaladım diyebilirim. Paylaşmak istedim sizinle, çok da uzatmadan buyrun.

https://soundcloud.com/g-rkem-bir/rhcp-she-looks-to-me
Merhaba arkadaşlar, geçtiğimiz günlerde Emma Watson B.M'de kadın haklarıyla ilgili bir konuşma yaptı. Konuşması oldukça ilgimi çekti ve bana kalırsa vermek istediği mesaj da gayet açıktı. Konuşmayı hem dinleyerek hem de transkribine bakarak çevirip sizinle paylaşmak istedim. "Harry Potter'daki kız" deyip önyargılı şekilde yaklaşmamamız gerektiğini düşünüyorum. Çok fazla kişinin sonuna kadar okumasını beklemiyorum, öyle bir şey çok şaşırtıcı olur benim için ama bir iki kişi de okusa yeterli. Fazla uzatmayacağım , işte video ve transkripti:




Bugün, “HeForShe” adı verilen bir kampanya başlatıyoruz.Size sesleniyorum çünkü yardımınıza ihtiyacımız var. Cinsiyet eşitsizliğini bitirmek istiyoruz, ve bunu yapabilmek için , herkesin işin içinde olmasına ihtiyacımız var.Bu kampanya, Birleşmiş Milletlerde, türünün ilk örneğidir. Mümkün olduğunca çok erkeği bu değişimin savunucuları olmaları yönünde harekete geçirmek istiyoruz. Ve bunun hakkında sadece konuşmak istemiyoruz. Denemek, ve bunun somut hale geldiğinden emin olmak istiyoruz. 6 ay önce “Birlemiş Milletler Kadınlar” iyi niyet elçisi olarak görevlendirildim. Ve feminizim hakkında daha çok konuştukça, daha çok fark ettim ki, kadın hakları için konuşmak , büyük bir sıklıkla “erkek nefreti” ile özdeşleştiriliyor. Kesin olarak bildiğim tek bir şey varsa, o da bunun bir son bulması gerektiğidir. Bilginiz olsun, feminizm, tanım olarak erkeklerin ve kadınların aynı hak ve fırsatlara sahip olması gerektiği inancıdır. Bu, cinsiyetlerin, politik, ekonomik ve sosyal eşitliği teorisidir.

Cinsel varsayımları sorgulamaya çok önce başladım. 8 yaşındayken, otoriter denilmekten ötürü aklım karışmıştı. Çünkü ailelerimiz için ortaya koyduğumuz oyunları yönetmek istemiştim. Erkekler için böyle bir sorun yoktu. 14’ümde, bazı medya unsurları tarafından cinselleştirilmeye başlandım. 15’imde, kız arkadaşlarım spor takımlarını bırakmaya başladılar, çünkü kaslı olarak görünmek istemediler. 18’imde ise, erkek olan arkadaşlarım hislerini ifade etmekte acizlerdi.

Feminist olduğuma karar verdim ve bu bana karışık görünmedi. Ama yakınlardaki araştırmam bana “feminizm” kelimesinin popülar olmayan bir kelime haline geldiğini gösterdi. Kadınlar kendilerini feminist olarak belirtmemeyi seçiyorlar. Görünen o ki, ben, ifadeleri çok güçlü, çok agresif, ayrımcı ve erkek karşıtı olarak görünen kadınlar sıralamasındayım. Hatta itici.

Peki neden bu kelime böyle rahatsız edici bir hale geldi? Ben Britanyalı’yım, ve bence erkek akranlarımla aynı şeyleri ödedim. Bence, vücudumla ilgili kararları alabiliyor olmam benim hakkım. Ve bence, hayatımı etkileyecek prensiplerimde, kararlarımda, kadınların yanımda olmaları benim hakkım. Bence, sosyal olarak, erkeklerle aynı saygıyı görmek benim hakkım.

Ama ne yazık ki, dünyada, bütün kadınların bu hakları görmeyi beklediği tek bir ülke olmadığını söyleyebilirim.Hiçbir ülke şu anda cinsiyet eşitliğine eriştiğini söyleyemiyor. Bu haklar, bunları insan hakları olarak görüyorum, ama ben şanslı olanlardandım. Benim hayatım tamamen bir ayrıcalık çünkü ailem beni kız çocuğu olarak doğduğum için daha az sevmedi.Okulum kız olduğum için beni kısıtlamadı. Akıl hocalarım bir gün bir çocuğu dünyaya getirebileceğimden dolayı daha az ileri gideceğimi(yol katedeceğimi) varsaymadı. Bu etkiler beni bugün ben yapan cinsiyet eşitliliği elçileriydi. Bilmiyor olabilirler, ama bugün dünyayı değiştirenler kasıtsız feministlerdir. Ve daha fazlasına ihtiyacımız var.

Eğer hala kelimeden nefret ediyorsanız, önemli olan kelime değil. Önemli olan arkasındaki düşünce ve azim, çünkü her kadın benimle aynı hakları elde etmiş değil. Aslında, istatiksel olarak, çok azı etti.

1997’de, Hillary Clinton kadın haklarıyla ilgili ünlü bir konuşma yaptı. Yazık ki, değiştirmeyi istediği bir çok şey günümüzde hala gerçek. Ama en çok dikkatimi çeken şey izleyicilerin %30’undan daha azının erkek olmasıydı. İletişime katılmaya dünyanın sadece yarısı davet edilmiş veya hoşnutken dünyayı değiştirmeye nasıl etki edebiliriz ?

Erkekler, bu fırsatı resmi davetiyenizi vermek için kullanmak istiyorum. Cinsiyet eşitliliği sizin de sorununuz. Çünkü bugüne kadar babamın velilik rolüne toplum tarafından daha az değer verildiğini gördüm, çocuk olarak varlığına ihtiyacım olmasına rağmen, aynı anneme olduğu gibi.Zihinsel rahatsızlıklardan acı çeken genç erkekler gördüm. Doğrusu, Birleşik Krallık’ta,trafik kazalarını, kanseri,kalp-damar hastalığını gölgede bırakarak, 20-49 yaşları arasındaki erkeklerin en büyük katili intihar.Erkeklerin erkek başarısını nelerin oluşturduğuna dair çarpıtılmış bir his tarafından kırgınlaştırılıp güvensizleştirildiğini gördüm.Erkeklerde de eşitliğin faydaları yok.

Genelde erkeklerin cinsiyet basmakalıpları tarafından mahkum edildiğini konuşmayız. Ama öyle olduklarını görüyorum. Ve özgür olduklarında, doğal bir sonuç olarak kadınlar içinde işler değişecek.Eğer erkekler kabul edilmek için agresif olmak zorunda kalmazsa, kadınlar boyun eğmeye mecbur hissetmeyecek. Eğer erkekler kontrol etmek zorunda kalmazsa, kadınlar kontrol edilmek zorunda kalmayacak.

Hem erkekler hem de kadınlar duyarlı olmakta özgür hissetmeli.Hem erkek hem de kadınlar güçlü olmakta özgür hissetmeli . Bu, cinsiyeti, karşıt ideallerin iki takımı olarak algılamak yerine, aynı dizide algılama zamanıdır.Eğer birbirimizi olmadığımız şeylerle tanımlamayı bırakıp, kim olduğumuzla tanımlamaya başlarsak, daha özgür olabiliriz. “HeForShe” de bunun hakkında. Özgürlük hakkında.

Erkeklerden bu örtüyü kaldırmalarını istiyorum. Böylece kızları, kız kardeşleri, anneleri önyargılardan arınabilirler. Aynı zamanda böylelikle oğullarının incinmeye ve insan olmaya ,terk ettikleri parçalarını geri kazanmaya, ve bunu yaparak, kendilerinin daha doğru ve daha bütün bir versiyonu olmalarına izinleri olur.

“Bu Harry Potter kız da kim, ve B.M’de konuşarak ne yapıyor?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Ve bu gerçekten iyi bir soru. Ben de kendime aynı şeyi soruyordum.

Tek bildiğim bu probleme önem verdiğim ve bunu daha iyi bir hale getirmek istiyorum. Ve gördüklerimi görmüş olarak , bu şansı elde ederek, bir şeyler söylemenin benim sorumluluğum olduğunu hissediyorum.

Devlet Adamı Edmund Burke diyor ki “Şeytani güçlerin zaferi için gereken tek şey iyi erkek ve kadınların hiçbir şey yapmamasıdır.”

Bu konuşmadaki gerginliğimde ve şüpheye düştüğüm anlarda , kendime kesin olarak söyledim ki “Ben değilsem, kim? Şu an değilse , ne zaman?”. Fırsatlar size sunulduğunda benzer şüpheleriniz olursa, umarım bu kelimeler size yardımcı olur.Çünkü gerçek şu ki, hiçbir şey yapmazsak, aynı işte, kadınların erkeklerle aynı maaşı almalarından önce 75 yıl geçecek, benim için neredeyse 100. 15.5 milyon kız , gelecekteki 16 yıl içinde çocuk olarak evlenmiş olacak. Ve şu anki oranlarla, bütün kırsal Afrikalı kızların ortaöğretime sahip olmaları 2086’dan önce olmayacak.

Eşitliğe inanıyorsanız, biraz önce bahsettiğim kasıtsız feministlerden biri olabilirsiniz, ve bunun için sizi alkışlıyorum. Birleştirici bir kelime için mücadele ediyoruz. İyi haber şu ki, birleştirici bir hareketimiz var. Buna “HeForShe” deniliyor. Bir adım öne çıkmanızı istiyorum, görünmek ve kendinize sormanız için : “ Ben değilsem, kim? Şu an değilse, ne zaman? “

Bu da orjinal transkripti:

http://sociology.about.com/od/Current-Events-in-Sociological-Context/fl/Full-Transcript-of-Emma-Watsons-Speech-on-Gender-Equality-at-the-UN.htm
yurttaki odamın banyosunda üçüncü defa kalorifer böceği çıktı arkadaşlar. Olur dedim dert etmedim fazla ama bugün tam duşa girdiğim sırada kafamı bir kaldırdım ve böceği görür görmez ne yapacağımı şaşırdım. Çıktım hemen banyodan öyle izledim ne yapacak diye hala şaşkın bir şekilde, ve yukarıya , tavandaki boşluğa doğru çıkıp gözden kayboldu. Banyonun tavanında , kirişler arasında mı diyeyim artık bilemedim, büyük boşluklar var ve sanırım o boşluklardan aşağıya iniyor böcekler. Bu tarz şeyleri hiç sorun etmeyen birisini bile rahatsız eder diye düşünüyorum bu durum. Benim içinse çok daha büyük bir sorun çünkü küçüklüğümden beri yenemediğim bir böcek fobim var. Yanımda arı dolansa bile o ortamda fazla duramam ben. Açık alanda oturmadan önce kontrol ederim uçan kaçan bir şeyler varmı diye, ve kapalı alanlar tercihimdir genelde. Fazlaca ürküyorum, huzursuz oluyorum anlayacağınız. Şu anda banyonun kapısını kapattım ve herhangi bir durumda ortak banyoları kullanıyorum. Bir şekilde odanın içinden de çıkarsa diye tırsmıyor değilim ama. Büyük ihtimalle oda değiştireceğim yakında.
Merhaba arkadaşlar. Bir süre önce bir film izlemiştim ve nedense bugün durup dururken aklıma geldi ve ne kadar düşünsem de adını hatırlayamadım. Zamanda yolculuk üzerineydi film. İlk başlarda iki tane genç polis memuru olay yerine geliyordu ve memurlardan biri babasının mı karısının mı artık neyse öldüğünü öğreniyordu. Sonra aradan uzun bir süre geçiyor ve adam yaşlanıyordu. Bir de karısı vardı yanılmıyorsam adamın ama ya boşanmıştı ondan ya da kadın ölmüştü bilemiyorum. Her neyse bu babasının katilini bulmak için geçmişe gidiyordu ama sonra zamanında geriye dönmüyordu. Orada da geçmişteki kendisiyle karşılaşıyordu katili bulmak için yardım etmek istediğini söylüyordu. Aynı zamanda da adamın karısıyla yani aslında kendi eski karısıyla yakınlaşmaya başlıyordu. Bunları hatırlayabiliyorum ama filmin adı gelmiyor bir türlü aklıma yardımcı olursanız çok memnun olurum.
Merhaba arkadaşlar hepinize iyi geceler öncelikle. Lafı fazla uzatmayayım, hepimizin hayatında bazı zor zamanları olmuştur, öyle anlar gelmiştir ki ipleri elinize almanın , kontrolü elinizde tutmanın vaktinin geldiğini hissetmişsinizdir, hissetmişizdir. Ben, neler olduğunu söylemeyeceğim çünkü yazı çok uzayacak, gerçekten çok zor şeyler atlattım. Büyük sıkıntılar yaşadım. Gerek duygusal olarak gerek sağlık olarak. Benim elimde olmayan nedenlerden ötürü hayatımda yolunda gitmeyen şeyler bir yana, artık en azından kendi çabalarımla yoluna koyabileceğim bazı 'engellere' odaklanmaya karar verdim. Ve inanıyorum ki gerçekten istersem , sıkıntıların kaynağının hayatımdaki eksiklikler , yalnızlıklar değil de stres, her şeye çok fazla anlam yükleme, dünyayı gözünde devasa hale getirme,takıntılar , keşkeler gibi fazlalıklar olduğunu kendi kendime kavratabilirsem , başarılı olacağım.Hepimizin 'bu sefer farklı olacak' dediği anları olmuştur ; ancak bunu söylediğimiz andan sonra yaşananlar ,bir daha aynı cümleyi kuramayacak kadar umutsuz hale getirmiştir bizi. Fakat bu sefer gerçekten her şeyin farklı olacağına inanıyorum .Umarım aklında bin türlü düşünce olan, kafasında bir o kadar soru barındıran sizler için de hayat çok umut dolu olur ve en güzel kararlarınızı hiç beklemediğiniz bir zamanda alabilirsiniz.Okuyan herkese teşekkür ederim , tekrardan iyi geceler.
Strain dizisiyle ilgili bir konu açmıştım ama mevcut bir konu varmış zaten . Silinebilir.
Öncelikle herkese merhabalar. Dün gece otelde trajikomik bir şekilde dizimi sakatladım . Bugün hastaneye gittiğim de doktor büyük ihtimalle menisküsü yırtmışsın ama MR çektirmeden kesin bir şey söyleyemem dedi. Tabi ki bu soruları ona da sordum ama ısrarla memlekete dönünce MR çektirmen lazım diye tekrarladı. Benim merak ettiğim bu ne derece ciddi bir sorun? Ameliyat şart mı? Dizim tekrar eskisi gibi olur mu? Yoksa kalıcı bir hasar oluşma ihtimali var mı? Şimdiden cevaplarınız için teşekkürler.
Hakkında
Forum İmzası:


We have been dreaming.But who can deny?
It's the best way of living between the truth and the lies.
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 3 yıl önce
Son Mesaj Zamanı: 3 yıl
Mesaj Sayısı: 711
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 3.460
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 565.022 (Bu ay: 864)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 150 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.