
Yarbay
Tarihinde Katıldı
Görüntülenme Toplam: 5237 (Bu ay: 2)
Selam gençler!
Gün geçmiyor ki manyak bir projeye daha başlamayayım... Birkaç yıl önce çift işlemcili bir server kurmuştum. AIO su soğutmalar toplamıştım leş parasına ikinci el. Onları kesip biçip birleştirerek bir custom su soğutma kurmuştum. Tüm bunları sigma profilden yaptığım bir dev kasaya yerleştirmiş ve dışına 3mm mdf'den kapaklar yapmıştım falan...
Arkadaşta da aynı donanımdan vardı. Anakartı ve iki işlemcisi yandı. O iş için kullanıyor. Ben hobi. Benim server ona gitti. Ben sap gibi kaldım.
Bu sefer biraz daha insani birşey yaptım. X570 anakart buldum. 3950x işlemci. 64gb ram. 2TB NVME vardı zaten. 1TB de Ömrü %23 kalmış satsam beş para etmeyecek NVME var. Onu da taktım. Ekran kartımı, SAS kartımı, 10gbit network kartımı bu sisteme taktım. Proxmox kurdum. Windows, Truenas, Homeassistant işletim sistemlerini VM olarak çalıştırıyorum. Ama ev tipi anakartlar tırtmış be aga. "Onu oraya takma sevmedim." "Bunu buraya takma hızı düşer." Bir dolu hesap kitap. Ama tutturdum nihayetinde. Oldu.
Bu sefer su soğutmadan da kurtuluyorum. Çünkü, gördüm ki işlemci değil abi ses derdim. HDD'ler. 9 adet HDD adamı yoruyor.
PSU'lardan da kurtuldum. 850W modüler bir psu buldum.
9 disk kapasiteli bir HDD tray bastım. Dock station gibi tepeden HDD yüklüyorsun. Tasarlaması ve Basması kolaydı.
Ben de isterdim yatay olsun artist artist. Ama o daha zor. Doğru yerlerde delikler bıraktım. Oraya sas konnektörlerini geçirip yapıştırdım. Şimdi tam dock gibi oldu. Tepeden HDD takıyorsun. Kablo bağlama vs yok.
Bu tray'in altında üç hdd bir PCB'de birleşecek şekilde kablo düzenlemesi ve pcb alanları yaptım. PCB üstüne 1000 + 100 + 10 + 1 uf kapasitör bankası kurdum. Hem 12V için. Hem 5V için. Bunun çıkışı da 6 pin PSU konnektörü. Bu düzenekten üç adet var. Her düzenekte üç disk. Toplam 9 disk. Artık Sata bölmek veya ince power kabloları kaynaklı sorunlar da yaşamıyorum.
Gelelim şimdi fasülyenin zart dediği yer olan sese...
Şöyle bir şey tasarladım arkadaşlar:


Altta gördüğünüz büyük küp Anakart, ekran kartı, cart curt'u temsil ediyor. Yatık duruyor. Zemine monte.
Onun üstündeki küçük küp psu. Onun üstündeki ortanca küp HDD tray.
Onun üstündeki küçük küp ikinci psu (ikinci pc için). Onun üstünde, tavana monte olan ise ikinci pc.
-------------------------
Bu bir kütüphane alt dolabı. Yanlarına delikler açacağım ve baca ekleyeceğim. Maksat hava emişte de (sağdaki baca), hava basışta da (soldaki baca) hava akışına U yaptırmak. Bu sistemin her yeri içten çift bariyerli bondex ses yalıtımı ile kaplı olacak. Havayı sağ alttan emecek. Sol alttan üfleyecek. Hava emişe filtre mesh takmam lazım evet.
Alttaki PC bölmesinde 4 intake, 2 egzoz ve PSU egzoz var. Bunlar anakarta bağlı 4pin PWM fanlar. Elimde hazır var. 6 adet yüksek basınç corsair radyatör fanı var elimde.
Ortadaki HDD bölmesinde 2 intake, 2 egzoz fanı var. Tray'in eni 20cm olduğu için mecbur iki fan takıyorum. tek takınca iki hdd soğutmasız kalıyor. Ya 20cm tek takacaktım. Ya 12cm çift. Bu fanlar bildiğiniz mal fan. DC. Elimde 4 adet var. Voltaj regülatörü ile tek seferlik bir ayar yapacağım. Hep öyle çalışacak. Sonuçta HDD'lerin soğutma ihtiyacı sabit.
Bu disk trayi'ni silikon lastikle asmayı planlıyorum. Böylece suspension disk tray olacak. Titreşim vs iletmemesi için.
Bunun üstünde mini pc'nin PSU'su olacak. Elimde 244*190 (micro atx sanırım) 6. nesil i5 işlemci, 16gb ram'li bir H110 anakart var. Bu cihaza da elimdeki ssd'lerden birini saplayıp ikinci PC yapacağım. Genelde kapalı olacak.
Proxmox'a başka bir cihazdan erişiliyor. Sistemde arıza vs olursa, elimin altında PC olsun veya gene sistemde bir donanım bozulursa günlük işim aksamasın diye duran yedek PC.
-----------------------
Nihayetinde de, tüm kabloları dolabın arkasından çıkarıp, hemen yanındaki çalışma masama dağıtacağım.
-----------------------
Hedef ultra sessiz, yüksek soğutma kapasiteli, modern ekran kartı sığabilen (4080 vs), bakım gerektirmeyen, tercihen su soğutmaya girmemin gerekmeyeceği, ama girsem de yeri olan, ucuz kasa.
Aslına bakarsanız, enclosed baffle rack kafası biraz.
Gençler, geçen hafta kombim çalışırken sistem basıncı yükselmeye, durduğunda düşmeye başladı. İki araştırdım. Basınç tankı meselesi olduğunu öğrendim.
Daha önce iki kere kombici çağırmıştım. Aynı adamı çağırdım. Sebebi de kombi dolabını sökmeye üşeniyor olmam. Daha önceki seferlerde hep dolabı sökmüştük.
Arkadaş geldi. Bu sefer kombi dolabını sökmeden kombinin ön kapağını çıkarmayı başardı! Basınç tankına şöyle bir vurdu. Sibobuna hızlıca parmağını soktu. Su geliyormuş gibi yaptı. "Abi" dedi. "Basınç tankı değişecek..." Kaç para? Bir yeri aradı fiyat aldı. 12.000TL.
Adamla sohbet ederken internetten arattım. 2500TL.
Adam gelmişken bakım yaptı. Alev sensörlerini falan temizledi. Arada ateşleme arızasına da düşüyordu çünkü. Onları da nasıl yaptığını öğrendim. Sohbet arasında aletle ilgili orasıyla burasıyla ilgili sorular sordum. İşi bitince servis ücretini verdim yolladım. "Basınç tankını bir düşünelim. Olmadı böyle idare ederiz gittiği yere kadar." falan... Aha bak bir daha bunu çağırırım kombici. Kendim yaparım lan. Ayak takımına mı kaldım?
Sonra gittim, kombi kapağını kendim söktüm (artık dolap sökülmeden de çıkacağını biliyorum ya, rahatım). Siboba bastım. Su gelmiyor. Yani, içindeki membran patlak değil. Tank sağlam. Araba lastik pompasını çıkardım. Alete bir bar hava bastım. Devam. Havası yıllar içinde kaçmış. Bu. Patlaktı ise de, parçayı sipariş edeceğim. Kendim takacağım. Bir boru bağlatısı iki civata altı üstü.
Abi, niye ya? Kombi son derece basit, mal bir alet. Ben uğraşmak istemediğim için ekmek yiyen birisin. Neden ya? Ben uğraşacaksam eğer, sen ekmek yiyemezsin güzel kardeşim. Anlayamıyorlar bunu bir türlü. Hayret bir şey. Allahın ayak takımı şark kurnazı kendini benden daha zeki görüyor ya, tilt oluyorum. Hayır bak, evin ısıtması ile ilgili yaptığım şeyleri anlatayım. Yatak odasına paranın satın alabileceği en ucuz dijital haberleşmeli termostatı aldım. Kombi ile yatak odası arasına bina dışından dolanarak kablo çektim. Artık kombi ile termostat haberleştiği için, bu haberleşmenin içine sızdım. Bir cihaz geliştirdim. An itibari ile hem kombinin, hem termostatın tüm özelliklerini bir web sitesi arayüzünde kontrol edebiliyorum. Yani kısaca, akıllı termostat + servis ayar cihazı. Uzaktan erişim de verebilirim. LA CAHİL, BEN BOSCH'U YENMİŞİM. SEN, KİMSİN LAN? RTE'ye bağlatacaklar beni yemin ederim.
Aynı evde salona giden boru hattında bir vana var. Üstünde de redüktörlü bir step motoru var. Salonda da dijital termometre. Gece yatacağım zaman salonu 18'e indirebiliyor ve 18 derecede tutuyor. Bitkiler var.
Akşam salona gireceğim zamandan önce de açıyor vanayı. Ben gene 22 derece salona giriyorum. Hayır bunları ben kendim yaptım yani, sen kimsin oğlum?
-------------------------------
Bir haftada tek doz namussuz yetmedi. İkinci dozumu da aldım. İç mimar bir arkadaşımla birebir aynı server setupını kullanıyoruz. Ben hobi için kullanıyorum. O iş için. Birebir aynı olmasının amacı, sistem patlarsa ne patladı ise benden söküp ona takıp onun işine devam etmesi. Benim acelem yok. Bulurum yurtdışından ikinci el. Alırım. Gelen getirir. Sonuçta hobi amaçlı benimki.
Neyse, arkadaş soğutmaya su eklerken çalışır vaziyetteyken ekleyip bir de üstüne taşırmış.
Anakart kısadevreye düşmüş. Acilen anakartları değiştirdik. O devam etti çalışmaya. Ben elimde anakart tamirciye gittim. Bakmadım bile anakarta. 70 dolarlık anakart. Onunla mı uğraşacağım? İki gün sonra tamirci aradı. Dedi ki "Mosfet arızası gibi duruyor. Takım olarak 6000TL tutar." YUH!! Anakart 70 dolar. "Değmez abi" dedim. Gittim anakartı adamdan aldım. Eve geldim. Koydum tezgaha. Başladım ölçmeye. Birinci işlemcinin sekizli power soketinin ikinci dörtlüsü kısa devre. Buldum. Onu izleyerek kısa devreli mosfet ihtimalini ikiye düşürdüm. O mosfetlerden ilkini sıcak hava tabancası ile söktüm. Kısa devre sona erdi.
Sonra girdim internete. Bu mosfetten var mı acaba diye aradım. Türkiye'de sadece bir sitede buldum. Aldım. Geldi. Mosfeti taktım. Anakart post verdi. Mosfet ne kadar? Çok pahalı mosfet. Geyik değil. Bir mosfet için gerçekten çok para. 150TL abi. ALLAH DA GANİ GANİ BELANI VERSİN. YATACAK YER BULAMA! Bakın. Anakartı masaya koymamla, mosfeti lehimlemem arasında verdiğim toplam emek 40 dakika. Maliyet de kargo dahil 250TL. Ben bir amatörüm. Eminim o tamirci için bu 20 dakika. 6000TL ne lan?
2000TL deseydi verirdim biliyor musunuz? Derdim ki, "1750TL know how ve emeğe değer. Adam da kazansın. Ben de kaçakçı eşeklerimi nuhnebiden kalma anakart için yormamış olurum." Vallahi verirdim 2000TL.
Olay şu, eski de olsa çift işlemcili server anakartı ya, "Bu server önemli bir işi yapıyor olmalı, iş yarım kalmış olmalı. Kucağıma düştü." falan diye düşündü muhtemelen. Oğlum, 20 dakika için 6000TL ne lan? Allah belamı versin, ALAYINIZI BATIRIRIM LAN BEN?! Siz kafayı mı yediniz?
Ben uğraşmak istemediğim için ekmek yiyen tiplersiniz. Ben sizin işinizi yapmaya niyetli olsam ekmek falan yiyemezsiniz. Hayırdır aga? Bir haftada iki kere köylü kurnazına denk gelmek de yani... Sinirim zıpladı.
-----------------------------------------------
Öyle işte. Anlatasım geldi gençler.
Selam gençler!
Gene abidik gubidik bir problemle karşınızdayım.
İki gün önce Ayvalık-Altınova'da bir anda klima sıcak üflemeye başladı. Ayvalık'ta düzgün olduğunu düşündüğüm bir usta buldum. Klima kompresör bobini arızalı. Parçayı İzmir'den sipariş etti. 3 kuruşluk parça. Mal değneği arabada klima kompresörüne erişmek için bir sürü şey sökmek gerekiyor. Yeni arabalardan tiksiniyorum. Neyse, bugün ortaya çıktı ki getirtilen iki parça da uymuyor. Ustanın iddiası bobinin bir eski kasa için olduğu ve yenisinde bobinin ayrı üretilmediği.
Pek sanmıyorum. Burası yokluk bölgesi. Vardır illaki bir çözümü. Ustaya "bobini geri takma. Aracı kapat. Ben Ankara'da hallederim" dedim. Yazın ortasında Ayvalık'ta klimasız kaldım. Ehiheheheh!! Gerçekten yeni nesil arabalar çok çok aşağılık. Araba da 100.000km'de bu arada.
Neyse. Öncelikle bilen söylerse sevinirim. Bu parça ayrı satılıyor mu? Satılmıyorsa güya kompresörü değiştirmek gerekiyormuş.
O bobini BMW üreticilerine monte ederim ben bu sebeple kompresör değiştirmem gerekirse.
Neyse, birazdan gidip parçayı elime alacağım. Kompresöre takmadan geri toplamasını söyledim. Zira bir dandik bobin. Gerçekten parça olarak bulunmuyorsa bile ben o bobinin içinden geçerim. Tekrar sardırırım, yenisini yaptırırım falan hallederim bir şekilde.
Bu başlığı da sonraki süreçte neler yaptığımı yazmak için açtım. Bu sırada, konu ile ilgili bilgisi olan varsa, aydınlatırsa sevinirim.
Gerçekten de bu parça yoksa (pek sanmıyorum ama) nasıl ürettiğimi ve kompresörü değiştirmeden BMW'ye nasıl nanik yaptığımı da yazarım. Eğer böyle bir şey gerçekse ben bunu dünyanın tüm otomobil forumlarına her dilde yazarım aga.
Otomobil üreticileri dalga geçilmeyi sonuna kadar hak ediyor neticede.
Annemin 45 yıl önce girdiği kooparatif bitti. Bodrum'da yazlık sahibi oldu. Önceki yıl eşimin babaannesi vefat etti. Eşim de Ayvalık'ta yazlık sahibi oldu. İkisinde de sorunlar var gençler. Önce anneminki ile başlayayım. İkisi de birbirinden gülünç:
Annemin evinde Telekom henüz bir altyapı getirmemiş. İki yıl önce biten yan siteye de hala getirmemiş. Dolayısı ile keyfi ne zaman isterse getirecek diye anlıyorum. Evde internet yok.
Daha da güzeli, sitenin önünden geçen cadde Telekom haritasında kayıtlı değil. Çıkmıyor. Başvuru bile yapamıyorum. Önce adamlara "lan böyle bir cadde var" demem gerekiyor. Sonra da altyapı için başvuru yapmam gerekiyor. Ankara'daki evimin 30cm (gerçekten 30cm) önünde Telekom fiber kutusu var. 3 yıldır fiber gelmediğine göre, sanırım 3-5 yıl bekleriz gibi geliyor bana.
Telekom'da hazırkart buldum. 300gb internet paketi buldum. Aylık 600TL civarı. 4G modem var. Şimdilik idareten böyle çözeceğim taahhüt vermeden. Orada iken paket alıp kullanacağız. Değilken para ödemeyeceğiz. 12 ay para ödemeye hiç niyetim niyetim yok. Ev 6 ay kullanılacak. 300gb ise ucu ucuna yetecek. Nesfiliz 4k'da saatte 8gb yiyor. Ayda 150-200gb nesfiliz yer. Kalanı da anaciğuma ancak yeter.
Asıl merak ettiğim ise Starlink. Şimdi bu zerzevat tüm Avrupa'da var. İtalya'da cihaz indirimde. Aylık ücreti de 40 Euro. İtalya'da kuzen var. Anladığım kadarı ile, adresin devamlı değişmezse Starlink Avrupa'da çok kasmıyormuş. "İtalya'dan üyesin ama Yunanistan'da internet kullanıyorsun hacı" demiyormuş. Bunu araştıracağım. Bu doğru değilse planım patlıyor, çünkü değişken adreste çalışan versiyonu roaming paketi. Oldukça pahalı. Eğer İtalya'dan aldığım interneti Yunanistan'da hiç değişmeyen bir adreste kullanabiliyorsam Bodrum'da da kullanırım. 12km ilerisi Kos.
Nokta atış adres tespiti konsepti starlinkte yok. 40-50km bir çemberde tespit ediyor. Bir yandan ikinci el cihaz da bakacağım. Bu konuda deneyimi olan oldu mu? Türkiye'de starlink denemesi yapan gördünüz mü?
40 Euro çüş oha bir para olmakla birlikte, minimum 100mbit alacağımı düşünüyorum. Komşu ile kırışabiliriz. 20 Euro da uçuk değil. Taahhüt de yok. Hizmet durdurulabiliyor.
-------------------------------
Ayvalık'taki evde başka bir sorunla karşı karşıyayım. Orada 4g internet işimi görüyor. Her gittiğimizde bir hafta on gün kalırız. Her gidişte 100gb internet yeter. Oradaki sorun evimin kör noktada olması. Gene telekom adres tespiti yapamıyor. Adres sistemlerinde hatalı. Baz istasyonu burnumuzun dibinde. Arkadaki evin arkasında internet 120mbit/s. Bizim evin en hızlı noktasında 8mbit/s.
Ama adresi göremedikleri için ekip yönlendirip baz istasyonunda ayarlama yapamıyorlar. Telekom da 8mbit, Turkcell de. Çünkü bölgede tek baz istasyonu kulesi var. Tüm baz istasyonları bu kulede. Ben ve yan komşum kör noktada. İki yan komşumdan ve arka evin arka cephesinden itibaren hız 100mbit'i geçiyor.
Şans eseri Başarsoft genel merkezinden çıkma Huawei profesyonel 4g modem buldum. 800TL'ye aldım. Hayvan gibi bir cihaz. Netengine AR617VW-LTE4EA modeli. Çalışır hale getirmek için konsol bağlantısı yapıp putty ile ssh üstünden bağlanıp, kod girmem falan gerekti. DHCP'yi aktif edip, arayüzüne ulaştım. Ruh hastası bir cihaz. 4G antenleri değiştirilebiliyor. Evin dışına harici ve büyük anten çaksam hıza olumlu etkisi olur mu? Yoksa zihnisinir procesi yapmam gerekecek. Bu cihazı bir akü ve güneş paneli ile bir ağaca monte et, wifi ile interneti 40 metre yay, ikinci bir cihaza evden başka bir ağaca kablo çekerek cihazı besle. kablo ile interneti evin içine al. Bir kamyon uğraş. Modem de öküz gibi akım çeker. 1A bile desek, garantide olmak adına 30ah akü lazım. 40w panel de küçük bir şey değil. Olmasına olur, ama komşular beni öper yani.
------------------------------
Dolayısı ile iki ayrı sorun için iki ayrı bilgi lazım.
1) Türkiye'de Starlink deneyen oldu mu?
2) 4g modemde harici ve yüksek db anten kullanımı internet hızını arttırır mı? (Arka sokakta internet hızı evdekinin 15 katı kadar).
Selam gençler.
Takribi 15 yıllık fantazimi yeni gerçekleştirdim. Bugüne kadar yeni ekran kartlarını tam hızla çalıştırmak konusunda eski serverlar hep sorun yaşadığı için hiç servera geçemedim. Ama artık iş değişti.
Çünkü ekran kartları artık çok pahalı ve ben oyunlarda geriden geliyorum. 1080ti gibi bir kartın benim için hala bayağı gideri var. O zaman neden servera geçmeyelim değil mi?
Çin'den ikinci el RD450x server anakartı aldım. Xeon 26 serisi V4 işlemcileri destekliyor. ECC ram desteği var ve quad channel. Toplam 16 ram slotu var. Ben 8'ini kullancağım. İşlemci başına 4 ram. Her biri 16gb. Toplam 128gb ddr4 2400mhz ecc ram. Yavaş tabii, ama quad channel olması biraz kurtarır muhtemelen.
ABD'den 2697 V4 işlemci aldım iki adet. LGA2011. 18 core 36 thread. Dolayısı ile toplam 36 core, 72 thread. Ahahahaha! Su soğutma blokları için 3d printer'da adaptörler bastım. Aklınızda olsun, though pla manyak güçlü bir pla. But arz işlerde acayip başarılı.
Elimde 36cm radyatör vardı. Arkadaşta iki adet 12cm su soğutma vardı (birinin pompası arızalı). Bir yerden de 150TL'ye pompası radyatöründe olan 12cm radyatörlü sistem aldım. Hepsini hacamat ettim. Silikon borularla birleştirdim. Bir dandik su kabı. İşlem tamam. Şu anda alet şöyle: 36cm radyatör -> CPU1 (pompalı blok) -> 12cm radyatör, 12cm pompalı radyatör, 12cm radyatör, CPU2 (pompalı blok) -> Su kabı -> 36cm radyatör. Sistemde zayıf üç adet pompa var. Toplamda 72cm radyatör var.
Aynı sistemde 1080ti ekran kartı takılı.
10gbit network kartı takılı. X540 chipli. Bu 15w elektrik çekiyor tek başına. O yüzden beleşe aldım sayılır. Soğutucusunun üstüne fan taktım. Verdim 5V'u. Sesini bile duymuyorum. Isınmıyor da.
Sas kartı
8 adet 6TB SAS Disk.
1 adet 1TB Sata Disk.
2TB NVME
Tüm bunlar CM Stacker kasaya tek delik açmadan sığdı. Tabii bol bol 3d printer ile parça bastım.
---------------------------
Yola çıkarken "Çift psu yaparım, kolay olur" diyordum. Elimde bir dolu PSU vardı. Ama O kadar da değil. Stacker'ın da bir istihap haddi var. Şu anda bir PSU dışarıda.
Dolayısı ile bir PSU alacağım. Benzer bir server arkadaşım için de toplamıştık; ama onun kasasını sigma profilden yaptığımız için, 40x40x60 cm bir küp yapıp, içine 16 disk, 3x24cm radyatör ve çift psu tıkmıştık. Eski serverı için ikinci el aldığımız 1650w'lık Rampage Mining PSU'su vardı. Bu aletler gürültülü. İçini açtım, fanına direnç attım yavaşlattım.
Ama çift PSU olduğu için, "1650w psu'yu 800w gibi düşünürüz, noolcak" deyip geçtim. Bayağıdır da çalışıyor.
Benim PC-Server'da ise tek PSU olacak. Daha mantıklı bir PSU bulamadım. Bu Mining psu'ları leş parasına satılıyor. PSU'ya da 3000TL veremem şimdi. İki işlemciye verdim 3000TL.
Dolayısı ile bir rampage daha alıp, onu da hadım etmeye niyetim var. Sistemin çekeceği de her şey maksimum yük altında iken %20 payı ile birlikte 1000W. Sizce fan hızı yavaşlatılmış 1650w bir psu bunu kaldırır mı?
Güç çekme hesabımı da buraya atıyorum:
CPU: 2 x 140w = 280w
Anakart: 50w
Ram: 8 x 5w = 40w
1080ti: 300w
HDD: 9 x 10w = 90w
NVME: 10w
10gbit: 20w
SAS kartı: 15w
Toplam: 805w
%20 payıyla 970w
Fanlar ve üç pompayı da eklesek 1000w işimi görecek. Tabii ki CPU ve GPU aynı anda %100 iken diskler de çekebileceğinin maksimumunu çekip, 10gbit de aktif olmaz. Olsa bile kısa süreli olur. Ama gene de hesabı böyle yapmak lazım.
Rampage 1650w Mining PSU'sunu hadım etmeye ne diyorsunuz? Daha makul bir fikriniz var mı? Bu PSU'lar 800-1000TL oluyorlar. 1500TL'yi pek geçmek istemem. İkinci el tabii. Sıfır değil. Bir diğer opsiyon direnç atmak yerine potansiyometreli motor sürücüsü bağlayabilirim. O zaman fan hızını manuel olarak ayarlayabilirim. Yüke bindireceğim zaman biraz gazlayabilir, boşta iken düşürebilirim. Ama bunun da başka sorunu var: Çok kısıkta unutmak.
Selam gençler. Dün biraz boş kaldım ve anında bir pislik ürettim. Termal bataryaları duymuşsunuzdur. Artık elektrikle kum veya yağ gibi bir malzeme ısıtıyorlar. Bunu çok iyi yalıtılmış bir siloda saklıyorlar. Gerekli hallerde ısı enerjisi olarak evlere dağıtıyorlar.
Sonra düşündüm. Bunun mini versiyonu neden yapılmasın?
Konsept şu: 1000lt bir su depomuz var. Çok iyi yalıtımlı. (15cm cam yünü üstüne birkaç katman daha farklı yalıtımlar). Bu depomuz bodrum katta duruyor (binaya yük bindirmemek ve dış etmenlerden uzak olmak için), tepede güneş panelleri var (su ısıtma). Güneş panelleri 1000lt depomuzu bir pompa vasıtası ile gündüz ısıtıyor. Bir diğer pompa da termal bataryamız olan 1000lt'lik depomuzdan radyatörlere su yolluyor. Yaptığım hesaba göre, 80 derecedeki sudan 45 derecedeki suya düşene kadar (delta 35 derece) 1000 litre su 34.940kcal enerji vermiş oluyor. Bu da neredeyse 4m3 doğalgazın yanınca verdiği enerjiye eşit. Kabalama bir hesapla, Sıcak bir bölgede yalıtımlı 90m2 bir ev 24 saatte bu kadar gaz yakar.
Dolayısı ile, sıcak bölgede, hele ki güneşli gün sayısı da fazla ise, sadece güneş paneli ile ev ısıtmak teoride mümkün. İhtiyaç duyulacak güneş paneli adedini falan hesaplamam lazım.
Biliyorum, komik bir proje. Müstakil evde mümkün olabilir. Bir apartmanın çatısı o metrekareyi ısıtmaya yetmez. Ama çoğu müstakil evin yeter. Batarya büyük tutulursa, 3 günlük enerji ihtiyacı bile depolanabilir. Ev büyüdükçe batarya büyür, panel sayısı artar. Gene hallolur.
Yaptığım baz hesaba göre 80 derecedeki termal batarya iyi yalıtılırsa saatte maksimum 250w enerji kaybediyor. 215kcal kaybediyor. 24 saatte 5160kcal kayıp var. Güneş paneli yeterince fazla ve depoda barındırdığımız enerji eve göre yeterince büyükse, öldüm bittim bir kayıp değil.
Kış aylarında güneşli havalarda sorun olacağını sanmıyorum. Bulutlu havalarda pek işe yaramıyor değil mi güneş panelleri?
Gençler selam,
Bir müstakil ev var. 1972 model yığma bina. Bodrumu var. Topraktan 80cm çıkma yapıyor. Zemin kat 80cm yüksekte başlıyor. Birinci kat ise alçak tavanlı, tavanı de evin çatısı. Yani, birinci kat ahşap tavan, yükseltilmiş bir tavan arası. Eve 1972'den beri koruma boyası, çatı aktarma gibi zaruri işler dışında dokunulmamış. Çivi dahi çakılmamış. Tüm evi baştan ayağa yenileyeceğim. Ancak bunu yapmamın mantıklı olması için önce bir sağlamlaştırma yapmam lazım.
9 metreye 7.9 metre karemtrak bir zemine oturuyor. Duvarların hepsi kalın. Özellikle bodrumda duvarlar aşırı kalın. Temelinden pek korkum yok açıkçası. Bina küçük. Eni de, genişliği de boyundan fazla. Bodrumdan ötürü temeli derinde. Düşey ve yatay hatıllar mevcut. Düşey hatıllardan biri (açıkta, doğrudan denize bakan) hasar almış. Demiri sağlam. Betonu çekiçle parçalanıyor. Elle parçalanmıyor. Borumbok değil, ama boktan. Şimdi, ben bu binayı dışarıdan 6mm (Q188) hasır çelik ile sarıp, metrede bir tuğla duvara ankrajlayıp, altta, üstte ve yanda hatıllara 30cm'de bir ankrajlayıp, çelik hasırların birleşme noktalarında 20cm üst üste bindirme yapıp, üstünü sıvayarak bina güçlendirmesi yapmayı düşünüyorum. Ya kendim çok güçlü bir sıva yaparak uygalatacağım veya paraya kıyacağım, ciddi miktarda yapısal tamir harcı alacağım ve onunla yapacağım. Polimer ve elyaf katkılı yapısal tamir harçları mevcut. 60Mpa basınç dayanımına ulaşabiliyor. Ama acayip bir maliyeti var. 5cm kalınlığında sıva yapmak için kabaca 60.000TL maliyeti oluyor. 19.000TL civarı çelik hasır tutacak. Bu da duvarın tek tarafından yaptığım güçlendirme. İdeal değil. Normalde çift taraflı yapılmalı.
Kendi kısmen yüksek mukavemetli çimento sıvamı yapabilirsem maliyeti çok düşürebilirim. Hacmen 1 ölçek 42.5R CEM1 çimento, 3 ölçek kum + fiber elyaf lifi + bulabilirsem baca külü (veya bildiğiniz bir hazır katkı varsa
)
Bir diğer mesele paspayı meselesi. Çelik hasır kullanınca ideali tuğlaya sıfır yerleştirmemek diye düşünüyorum. Az bir miktar boşluk bırakmalı ki, arka yüzeyi de sıvaya yapışsın. Bu amaçla delikleri açıp, içine kompresörle hava üfleyip, içine Ankraj yapıştırıcısı sıkıp, deliğe L demiri saplayıp, duvarı 1cm sıvamayı, kurumadan çelik hasırı yerleştirmeyi, L demirleri sıkılaştırıp ve galvaniz inşaat teli ile L demiri çelik hasıra bağlamayı düşünüyorum. Sonra sıvamaya devam... Çelik hasır sıva ile kapandıktan sonra 3cm daha sıva yapıp, paspayı oluşturmaya niyetliyim. Toplam 4.6cm kalınlığında yüksek mukavemetli sıva yapmalıyım özetle.
Bana çimento harcı reçetesi verebilirseniz çok makbule geçer veya paspayını inceltmemi sağlayacak bir hile biliyorsanız o da olur. Hazır tamir harçları var. Çok pahalılar ama çok yüksek mukavemetliler. İnce yapmanın bir hilesi varsa (mesela, "çelik hasır öncesi 1cm, çelik hasır gömme ve sonraki 1cm'de, toplam 2.6cm tamir harcı kullan, üstüne çimento sıvası kullan" gibi) anlatırsanız çok makbule geçer.
Tuğladan sonra bir miktar sıva yaptıktan sonra çelik hasır döşemek de benim mantıken yaptığım bir çıkarım. Yanlış mı bilemedim.
--------------------------------
Niyetim tüm pencere boşluklarının içine dönüp, iç duvarda da 25cm çelik hasır kullanmak. Aynı şekilde düşey hatılların olduğu yerlerin içinde de hatıl öncesi 25cm, sonrası 25cm çelik hasır kullanmak. Eğer sıva maliyetini düşürebilirsem, dış duvarların içini de komple güçlendirebilirim.
İç duvarlarımda ise gene kazıma yapıp, ince rabitz teli ve kara sıva kullanmayı düşünüyorum.
--------------------------------
Birinci kat zemin tabliyem iyi durumda. Zemin kat zemin tabliyem pek iyi durumda değil. Sıvalar dökülmüş. Yer yer inşaat demirleri ortaya çıkmış. Ortaya çıkanların çoğu çürük. Sıvanın tamamını döküp, görünen paslanmış demirleri kazıyıp, eğer görünen demir kalırsa pas koruyucu sürüp, tüm tavana aderans arttırıcı sürüp, kurumadan yapısal tamir harcı ile tüm girintileri doldurmayı düşünüyorum. Poroz bir beton gerçi. Aderans arttırıcıya ihtiyaç olmayabilir. Ama metraj küçük olduğu için, aklımda duracağına... Kuruduktan sonra da karbon fiber 10cm şeritlerden 40cm ara ile kafes şeklinde yapıştıracağım (bodrum duvarlarına devam ederek). Karbon fiber kısmını bu yıl yapamam. Türkiye'de fiyatlar uçuk. Benim kaçakçı eşeklerim her gelişlerinde 30 metre getirseler, seneye anca yaparım.
-------------------------------
Yığma binalar için cam elyaf, bazalt elyaf, veya karbon elyaf mesh örgüler mevcut. İlk niyetim bunlarla tüm binayı bohçalamaktı. Ancak fiyatlar uçmuş. Eskiden 6 Euro metrekare olan mal olmuş 20 Euro. Daha bunun 3cm dış, 2cm iç, sıvası var. Olmuyor yani. O yüzden çelik hasıra döndüm. Bu fiber meshlerden üreten yerli 4 üretici daha buldum. Yarın onları da arayacağım.
Sizler de bu konularda bildiğiniz detayları yazarsanız çok sevinirim.
Not: Bina yokluk bölgesi gibi bir yerde. Böyle olmasa hazır beton shotcrete getirt. Püskürt betonu geç. Üstüne ince bir kara sıva. Bitti. Ama shotcrete bulamıyorum. M3 de az. Bulsam da gelmezler.
Selamlar,
Ortak alan olmayan, tapuda belirtilmiş, binadan ayrı bir kapalı otopark mevcut. Daire birinci katta. Otoparkta elektrik yok. Daireden otoparka elektrik çekmek istiyoruz. Daire yan duvarından bahçe duvarına 2.5 metre boyunca havadan kablo çekip, sonra bahçe duvarı boyunca geçip otopark çatısına, otopark çatısı üzerinden de kendi otoparkımıza elektriği alabiliriz. Bunun için, dairenin ana sigorta panosuna ayrı sigorta da ekleriz.
Merak ettiğimiz, bunu yapmak için izin almamıza gerek var mı? Bana var gibi geliyor. Elektrik projesi olmayan bir yapıya elektrik çekeceğiz nihayetinde. Ama emin olamadım.
Selam gençler.
Enteresan bir sorum var, evimde TT kutusu bina çıkışında sağda. Oldukça şanslıyım anlayacağınız. Altyapı sorgulaması yaptığımda da santrale mesafem 25mt olarak gözüküyor. Aslında doğrusu kabaca 10 metre.
Merak ettiğim, fiber çekileceği zaman oradan mı çekiliyor? Yani, 1000mbit gibi hızları kutudan binaya hat çekip, binaya dağıtım kutusu takıp, dağıtım kutusundan daireme çekerek mi yapıyorlar?
Bu durumda,
Eğer fiber döşeme işi kutudan binaya, binadan evime yapılıyorsa:
Ben kutudan binaya, binadan evime fiber çekme maliyetini karşılasam. Adamlar da gelse kutularını çaksa aga. 10 metre binaya, 10 metre daireme... Bu kadar yani. Bitse bu işkence? Mümkün mü böyle bir şey? Kutu ile aramda 10 metre var. Birbirimize bakıyoruz kuzu kuzu.
Evde hamamböceği sorunsalı ve çözümü
Evet gençler,
Bu forumu bilgi vermek amaçlı bırakmaya ve sadece geyik yapmak için kullanmaya karar vermiştim; ancak bu bir toplum sağlığı meselesi olduğu için paylaşım yapıyorum.
Yeni geçtiğim 45 yıllık bir binadaki daireye, onca inşaat çalışmasından sonra taşındım. 2 ay kadar huzur içinde oturduktan sonra hamam böcekleri çıkmaya başladı. Tüm evi odalara çerçeve şeklinde raid köpük sıkıp evi terk ettik. Akşam eve geri döndük. 18 ölü topladık. O anda hem bizim dairede, hem de binada bir böcek sorunu olduğunu anladık.
Sonra profesyonel ilaçlama firması çağırdık. Tüm binayı ikna ettik. Tüm daireler dahil ilaçlattık. Bu arada ucuz bir işlem. Daire başına 75TL, ortak alanlar 150TL (kapıcı dairesi dahil). Ortak alan daire sayısına bölünüyor hali ile. Maliyetinden korkmayın özetle. Bizde daire başına 105TL'ye geldi.
Bu işlemden sonra her gün 4 ölü toplamaya başladık. 7 gün boyunca böyle devam edince, evde yuvalanmış böceklerin içinden geçtiğimizden, bu ölülerin dışarıdan girdiğinden emin olduk. Ve çalışmaları genişletmeye başladık.
Öncelikle banyoları evin kalanından izole etmek için kapı altı süpürgeleri aldık. Yere baskı yapacak şekilde monte ettik. Bunu yapınca ana banyodan çıkan böceklerin evin kalanına geçemediğini gördük. Normalde elbet bir açıklık bulup çıkarlar. Ancak banyoya çıktıkları an ilacı yeyip şapşallaşıyorlar. Bu noktada tek yapmanız gereken bariz delikleri tıkamak oluyor.
Evin tüm zemin giderlerini, duş kanallarını söktük. Hepsinin altına sineklik yapıştırıp geri taktık. Sineklikten sadece yavru hamamböcekleri geçebilir. Kalanı geçemez. Tüm gider deliklerinin (lavabolar, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi giderleri) takozla düzgün kapandığından emin olduk. İki tanesinde açıklık keşfettik. Takozu düzgün bağlamamış usta. Düzelttik.
Hala günde 2-4 böcek ölüsü toplamaya devam ettik. Bu noktada bina rögarından işkillenmeye başladım. "Temizletelim, ilaçlayalım" dedim. Binayı ikna ettim. Rögarı açtığımızda çektiğimiz sifonun rögara gelmediğini gördük.
Kameralı görüntüleme çağırdım. Bahçedeki kanalizasyon bacalarının yerini, tıkanıklığın yerini tespit ettirdim. Sonra kazı başladı.
Nokta atış kazım yapıp, tüm bacaları açığa çıkardık. Bacalardan birinin diğerine bağlantısında büzün çöktüğünü ve binanın yıllardır kanalizasyon bağının kopuk olduğunu, dolayısı ile binanın yıllardır altına sıçtığını keşfettik. Binayı bilgilendirdim. Para topladık. Tamir etmek için 9000TL para topladık. İKİ GÜNDE. VE BEŞ DAİREYİZ.
Tüm tamirat yapıldı. Şimdi çalışan bir kanalizasyonumuz var. Çeşitli antik medeniyetlerin 4000 yıl önce becerdiği bir şeyi 2022 yılında becerebilmiş olmanın haklı gururunu yaşıyorum.
Bu arada ilaçlamanın üzerinden 21 gün geçtikten sonra ikinci ilaçlama da yapıldı ve şu anda iki gündür bir tane bile hamam böceği ile karşılaşmadım.
Acil durum seviyemi DEFCON 5 seviyesinden DEFCON 4 seviyesine indirmiş bulunuyorum. Kalan hamam böceklerinin yuvasında benim "HEİL" selamı verirken çekilmiş, kare bıyıklı bir fotoğrafımın üstünde dart oynadıklarını düşünmekteyim.
-----------------------------
Çeşitli bilgiler vereyim şimdi:
Çeşitli hamam böceği türü var:
Türkiye'de en yaygını yerli böceğimiz, doğu hamam böceği. Bu arkadaş bina gider boruları vasıtası ile dolaşıyor. Daireden daireye bu şekilde geçiyor. Sinir bozucu, ancak üreme hızı ve yöntemi diğer hamam böceklerine göre daha insaflı. Rengi koyu kahverengi.
Amerikan hamam böceği. Bu arkadaş büyük. Amerikada herşeyin king size olması gibi büyük.
Alman hamam böceği. Bu arkadaş acayip hızlı ürüyor. Mücadelesi en zor olan. Sarımtrak kahverengi ve diğer iki türe göre daha küçük.
Hangisinden görürseniz görün, genel kural şu: Bir tane görürseniz 100 tane vardır.
Hangisini görürseniz görün, toplu mücadele yapmanız gerekmekte. Bir daire olarak sadece sizin mücadele etmeniz bir işe yaramayacaktır.
-----------------------------
Türk tipi hamam böceği (doğu hamam böceği) görürseniz giderlerinizdeki boşlukları tek tek kontrol edin. Lavabolarınızda U borusu yoksa takın. Banyo giderlerinin altına sineklik yapıştırın. Özellikle binanın kanalizasyon bağlantısında sorun varsa, sayıları katlanarak artar. Bizde, tadilat boyunca bahçede ve otoparkta kırdığımız her betonun altından bu şerefsizlerden onlarca çıktı. Toplamda belki 300, belki 500 tane. Şerefsizin yuvası ile bizim göderdiğimiz yemek kaynağı (bozuk kanalizasyon bölgesi) dip dibe. Lan yemeğin önüne hazır geliyor, daha ne benim eve giriyorsun mal? Muhtemelen nüfus çekilmez bir hal alınca birileri mülteci geliyor, yuvalanacak yeni alan arıyorlar...
----------------------------
Son olarak, ben pek kullanamadım ama, kimyasal ile toplu katliam konusunda uzman olan Almanların muazzam bir buluşundan bahsedeceğim: Bayer Maxforce. Bu jel tipi bir zehir. Elemanın tadı böcekler için karşı konulmazmış. Eleman bunu yiyor. Uzun sürede zehirliyor. Yuvasına geri döndüğünde ölüyor. Diğer şerefsizler bunu yeyince zehirlenip ölüyor. Bende pek işe yaramadı, zira ben bu ilacın farkına evimi ilaçlattıktan sonra vardım. Benim eve giren hamamböceği dönemiyordu. O yüzden Jel de pek işe yaramıyordu.
Son Giriş: dün
Son Mesaj Zamanı: geçen hafta
Mesaj Sayısı: 7.809
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 10.990
İkinci El Bölümü Mesajları: 91
Konularının görüntülenme sayısı: 0 (Bu ay: 2.117)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 20.425 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Motorlu Araçlar Dünyası






Yeni Kayıt
Özel Mesaj
1 Yanıt
0





