Şimdi Ara

Osho Kitap Özetleri

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
3 Misafir (1 Mobil) - 2 Masaüstü1 Mobil
5 sn
25
Cevap
2
Favori
23.353
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • EGO
     Osho Kitap Özetleri

    Ego bir buzdağıdır.Onu erit.Ego insanın hastalığıdırOnu derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsunve sen okyanusun parçası haline gel.Ve benim tüm yaklaşımım senin kendinlebarışık olman, varlığını kabul etmendir.Bir şey haline gelmek hastalıktır, olmak sağlıkEgonu bırakmadığın sürece asla kendini bilemezsin.Doğduğun zaman hakiki benliğine sahiptin. Sonra sahte bir benlik yaratmaya başladılar.Ego sadecemutsuzluk, acı, kavga, hayal kırıklığı, delilik, intihar, cinayet; her türden suçu üretir.Ne zaman toplum tarafından bir şey olduğunsöylenirse ondan kurtul. Kesinlikle sen o değilsin. Çünkü senin dışında hiç kimse senin kim olduğunu bilemez.Egoyu yok ederek, kendi özünü keşfedeceksin.İnsanın egosu onun tüm problemlerinin, tüm savaşlarının, tüm çatışmalarının, tüm kıskançlıklarının, korkusunun, depresyonunun kaynağıdır. Sevgi egonun kaybolduğu ve senin bilinçli, tamamıyla bilinçli olduğun, nabzının attığı, titreştiği enyüksek potansiyele sahip olan diğer olgudur. Sen artık bir birey değilsin, sen bütünün enerjisininiçinde kayboldun.Sonra, yavaş yavaş bunun yaşam tarzın olmasına izin ver Zenginlik senin içtenliğindir, samimiyetindir, hakikatindir, sevgindir, yaratıcılığındır, duyarlılığındır,meditasyon halindir. Bu senin gerçek refahındır.Sen sadece kendi kalbini dinle; senin yegâne öğretmenin odur.Hayatın gerçek yolculuğunda kendi sezgin senin yegâne öğretmenindir.Kendi içinde rehberine sahipsin. Birazcık cesaretle bir daha asladeğersizolduğunu hissetmeyeceksin.Kendini olduğun gibi kabul et.Tüm idealleri bırak ve şimdi burada yaşa.İnsanlık mükemmeliyet fikrindenkurtulmadığı sürece asla akıl sağlığına kavuşamayacaktır.



    HIRS VE BAŞARI
    Hırs zehirdir.Başarı düşüncesi sana işkence ediyor.Hiç kimse aşağılık değildir ve hiç kimse üstün değildir çünkü her birey eşsizdir; hiçbir kıyaslama mümkün değildir.Sen sensin ve sen sadece sensin. Ve sen başka kimse olamazsın ve buna gerek de yok.Şayet özel olduğunu düşünüyorsan kendin için mutsuzluk yaratman kaçınılmazdır. Eğerbaşkalarından daha yüksekte, daha bilge olduğunu zannediyorsan çok güçlü bir egon olacaktır. Veego zehirdir, saf zehir.Ve ne kadar çok egoist olursan o kadar acı verir çünkü o bir yaradır.Kendin için ne düşünüyorsan lütfen başka herkes için de aynı şeyi düşün vesorun çözülecektir. Sana söylemek istediğim şey, özel olduğunu fark et. Onu elde etmeye gerek yok, o zaten orada:Onu fark et. Kendi içine gir ve onu hisset.Sıradan yoktur.Kıyaslama çatışma yaratır. Kıyaslama hırs yaratır ve kıyaslama taklit yaratır. Ve sen bir taklitçi olduğunda kendine olan tüm saygınıyitireceksinSaygı duy, kabul et, fark et ve tüm bu aptalca özel olma gayretikaybolacaktır.



    ÖZDEŞLEŞMEK
    Özdeşleşme, bütünüyle kendin olarak kal ve özgürlükoradadır. O yüzden esaret budur: Ego esarettir ve egosuzluk özgürlüktür. Ve bu ego senin olmadığın bir şeyle özdeşleşmenden başka bir şey değildir.Özdeşleşmek egodur.Farkındalık zihin şişesinin içinde olmayan kazdır. Ancak sen onun içinde olduğuna inanıyorsun ve herkese nasıl dışarı çıkılacağını soruyorsun.Senin tüm korkuların, özdeşleşmenin bir yan ürünüdür.Korku zihnin bir parçasıdır.Hayattaki en büyük keşif, en değerli hazine farkındalıktır.O olmadan senin karanlıkta kalman,korkuyla dolu olman kaçınılmazdır. Ve sen yeni korkular yaratmaya devam edeceksin; bunun sonuyoktur. Korku içerisinde yaşayacaksın, korku içinde öleceksin ve asla özgürlüğe ait herhangi bir şeyi tadamayacaksın.


    İKTİDAR HIRSI:Diğer insanlar üzerinde iktidar sahibi olmak demek, onların haysiyetini almak,bireyliğini mahvetmek, onları köleliğe zorlamak demektir. Sadece çirkin bir zihin bunu yapabilir.İrade, sende sahte bir kişilik oluşturmak için kullanılmıştır. İrade, ego denen çirkin varlık içinkullanılan diğer bir güzel addır.İnsanın tüm problemlerinin iktidar hırsından kaynaklanır.Şayet bu anın içinde mutlu olabilirsen, gelecek olan anın içinde daha çok mutlu olacaksın çünkümutlu olmada, dans etmede, şarkı söylemede daha çok ve daha çok uzmanlaşacaksın. Ve kendinhakkında — başka birisi olmak zorunda olmadığın konusunda — daha çok ve daha çok güvenli hale geleceksin.İktidarın kendisi nötrdür. İyi bir adamın elinde o bir kutsamadır. Bilinçsiz bir adamın elinde bir lanetolacaktır.




    SiDDET
    Sorumluluk hissini yitirdiğin an— sen onun bir yük olduğunu düşünürsün, onu başka birisi alır— bireyselliğini de yitirirsin,özgürlüğünü de yitirirsin.Bir kez sorumluluğunu başkabirisinin omuzlarına bıraktığında kendini bir hiçliğe indirgemiş olursun.Sorumluluğumuzu başka birisinin ellerine bıraktığımız an ruhumuzu kaybetmişizdir. Vehükmetmekten, diktatörlük etmekten zevk alan insanlar vardır; bunlar çılgın insanlardır.Sigmund Freud'un kavrayışı çok değerlidir: Bir insanı tanımak için uyanık hayatına değil,rüyalarına bakmak zorundasın. Onun uyanık hayatı sahtedir.Bilinçaltı senin gerçek zihnindir.Şayet seks bastırılırsa kişi saldırgan olur; o kişi ya başkalarına ya da kendisine karşı saldırganolacaktır,iki olasılık şunlardır: Ya bir sadist olacak ve başkalarına işkence edecektir ya da birmazoşist olup kendisine eziyet edecektir. Ancak yapacağı şey eziyet olacaktır.


    TERAPi
    Sevgi var olan en büyük terapidir.Sevgi kesinlikle en iyileştirici olgudur.Birbiri ile yüz yüze gelmekle sevgi gelişir.Analiz etmek zihnin yoludur ve kucaklama ise kalbin yoludur. Zihin tüm hastalıkların sebebidir ve kalp de tüm şifaların kaynağıdır.Ve sen problem yaratmadığın zaman hayat tüm gizemlerini açar. O asla sürekli sorular sormayadevam eden birisinin önünde kendisini açmaz. Hayat kendisini sana, şayet onu bir problem halinegetirmezsen sunmaya hazırdır. Şayet onu bir problem yaparsan, senin problemi yaratman seningözlerini kapatır. Sen hayata karşı saldırgan hale gelirsin.Anlaşılması gereken ilk şey egodan kaynaklanan herhangi bir sorunun egonun ötesine geçilmedençözülemeyeceğidir. Sorunu erteleyebilirsin, birazcık normallik oluşturabilirsin, ona ilişkin biraznormallik yaratabilirsin.Problemi hafifletebilirsin ama onu çözemezsin.Şayet sen onun ötesine geçemezsen o zaman sorun sensin.Aklında tutmalısın, bir sorun başka birisi tarafından çözüldüğünde sana daha çok olgunluk
    getirmeyecektir. Başkası tarafından çözülmüş bir sorun onu olgunlaştırabilir ama seni olgunlaştıramaz. Sen daha az olgunlaşmış olacaksın.Varlığın kendisi ile uğraş onun gelişmesine yardımcı ol. Varlık geliştikçe, daha bilinçli halegeldikçe, sorunlar kaybolmaya başlar; onlar hakkında endişelenmene gerek yoktur.Ne zaman bir kadını seversen onun hiç sorunu olmaz. Ne zaman sevgide bazı sorunlar olursa pekçok problem ortaya çıkar.Hastaların yüzde doksan dokuzu psikanalizcisine âşık olur, biliyorsun.Sebep, ilk defa bu kadar çok ilginin verilmiş olmasıdır. Sevgi ihtiyacı giderilir.Meditasyon gelişimdir. O problemlerle ilgilenmez; o varlıkla ilgilenir.


    SEVGİ
    Niçin sevgiden bu kadar korkuyorsun?Eğer seversen kendinle ilgili sahip olduğun tüm kavramları bırakmak zorundakalacaksın. Eğer seversen ego olamazsın çünkü ego sevgiyeizin vermeyecektir. Eğer sevgiyi seçersen egoyu bırakmak zorunda kalacaksın dolayısıyla korkuyu da.Sevgi ile ilk kez sende ruh ortaya çıkar. Ego kaybolur ama ruh ortaya çıkar.Şayet pek çok insanın karar vermiş olduğu gibi sevginin içine girmezsen kendine takılı kalırsın. Ozaman senin hayatın kutsal bir yolculuk değildir, o zaman senin hayatın okyanusa akan bir nehirdeğildir, senin hayatın kirli, durgun bir havuzdur.Kişinin kendisini sağlıklı bir şekilde sevmesi ile egoist gurur arasındaki fark nedir?Ve eğer kendini seversen şaşıracaksın: Diğerlerisenisevecektir. Hiç kimse kendisini sevmeyen kişiyi sevmez. Kendini sevmeyen insan kendinden nefret eder, nefret etmek zorunda kalacaktır; hayat tarafsızlık tanımaz.

    EGOSUZLUK ve AYDINLIK
    Sadece doğal ol, böylelikle varoluşla uyumlu haldekalabilirsin. Böylelikle yağmurda dansedebilirsin ve güneşte dans edebilirsin ve ağaçlarla dans edebilirsin ve hatta taşlarla,dağlarla, yıldızlarla dostluk kurabilirsin. Bunun dışında bir aydınlanma yoktur.Aydınlanma tam olarak budur:ölür ve kişilik tarafından bastırılmış olan bireysellik gelişmeye, çiçek açmaya başlar.Sadece basit ve masum ol.


    Masumiyet nedir
    Masumiyet düşüncenin olmadığı bir farkındalık halidir.Masum insan savaşı bırakmış olan kişidir; daha yüksekte olmakla artık ilgilenmeyen kişidir,performansla, özel bir şey olduğunu kanıtlamakla ilgilenmeyen kişidir; bir gül gibi olan ya da birnilüfer üzerindeki damlacık gibi olan; okyanusla bir olup eriyen kaybolan bir dalga gibi; 'ben' fikrinesahip olmayan kişidir.Gerçekten masum bir kimse hayatla birlikte yol alır, o basitçe hayatla birlikte akar. Onun belirginbir hedefi yoktur. Bir hedefin varsa masum olamazsın. Kurnaz, maniple edici, çıkarcı olmakzorundasın; plan yapmak zorundasın ve belli haritaları izlemek zorundasın.Hayat sürekli bir sürprizdir;önceden ona hazırlıklı olamazsın. Hayatın provaya ihtiyacı yoktur. Spontane olmak zorundasın:Masumiyet budur.Ve masumiyet bir zihinsizlik, bir egosuzluk olmak demektir: Tüm hedefler, kazanımlar, hırslarlailgili fikirleri bırakmak ve sadece anın içinde gerçekleştikçe yaşamaktır.Anbean yaşamaya başlayacaksın. Çünkü geçmişi toplayan zihindir, ona güvenemezsin. Gözlerinnet olacaktır, geçmişin tozuyla kaplanmamıştır. Ölü geçmişten özgürleşeceksin.Ve ölü geçmişten özgür olan kimse yaşamak için özgürdür; kendine özgü bir şekilde, dürüstçe,tutkuyla, yoğun bir şekilde yaşamaya. Kişi yaşamla ve onun kutlamasıyla yanıp tutuşur. Ancak zihin sürekli olarak çarpıtır, sürekli olarak araya girer, sürekli olarak sana "Şunu yap, şunu yap der." O bir okul müdürü gibidir.Ve geçmiş artık sana hükmetmediği zaman gelecekbasitçe kaybolur çünkü gelecek geçmişin bir yansımasından başka bir şey değildir.Şimdi ve burada yaşamak masumiyettir.Sürekli olarak neyi yapması, neyi yapmaması gerektiğini düşünmek zorundaolan bir insan, neyin doğru neyin yanlış olduğu hakkında sürekli olarak endişe duyan bir insan masum bir şekilde yaşayamaz.Masum insanın hiçbir prensibi, ideolojisi yoktur;masum insan mutlak bir şekilde prensipsizdir. Masum insanın hiçbir karakteri yoktur, o mutlak bir şekilde karaktersizdir.Karaktersiz olmak, prensipsiz olmak ve andayaşamak... tıpkı aynanın önündeki ne olursa olsun yansıtması gibi bilincin yansıtır ve senyansımayla birlikte hareket edersin.Olgun bir kişinin nitelikleri nelerdir?:Daha çok bir çocuk gibidir; basit ve masumdur.Bu yüzden olgun bir kişinin nitelikleri çok gariptir dedim.


    ÖZGÜRLÜK
    İnsan yeryüzündeki yegâne özgür varlıktır.Elbette insanlar özgürolmaktan korkar çünkü özgürlük risklidir. Kişi asla ne yaptığını, nereye gittiğini, tüm bunlarınnihayetinde ne olacağını bilemez. Şayet sen önceden yapılmış değilsen tüm sorumluluk sana aittir.Sorumluluğunu hiç kimsenin omuzlarına bırakamazsın.Sorumluluktan kaçma; kaçışın bir yararı olmayacak. Ne kadar önce kabul edersen o kadar iyidirçünkü hemen kendini yaratmaya başlayabilirsin. Ve kendini yaratmaya başladığın an muazzam bir coşku yükselir.Arzusuz olmak nedir?:Arzudan bütünüyle özgür olmak seni bir ölü yapacaktır. Artık canlı olmayacaksın. Öğretilmiş olanşey budur: Arzusuz ol. Ama ne yapabilirsin? Arzuları yok etmeye devam edebilirsin; ne kadar çokarzu yok edilirse hayat o kadar yoksullaşır. Şayet tüm arzular yok edilirse o zaman sen intihar etmişsindir, manevi intihar.Hayatın enerjisidir, arzu hayattır.Arzulu ol ama takıntılı olma.



    Aydınlanmış öz sevgisi ve kendini beğenmişliği nasıl ayırt etmeli?
    Öz sevgisi ise kendini beğenmişliğin tam tersidir. Öz sevgisinde öz yoktur sadece sevgi vardır.Kendini beğenmişlikte sevgi yoktur sadece kendi vardır.İnsanlar, kendilerini dahi sevmemiş olduklarının farkına bile varmadan başkalarını sevmeyeçalışırlar.Bu nedenle sevgiye doğru atılacak ilk ve en önemli adım kişinin kendisini sevmesidir.Asla yanlış bir şeyi sevme çünkü o seni dönüştürecektir. Hiçbir şey sevgi kadar dönüştürücü değildir. Seni yükseltecek, yüksek seviyelere çıkaracak şeyi sev. Kendinin ötesindeki bir şeyi sev.Eğer sen giderek daha çok mutsuz oluyorsan, o zaman sen bir kendini beğenmişlik yoluna kapılmışsındır.Ve ego kaybolduğunda diğerine kendisi olması için izin verirsin; bütünüyle özgürlük tanırsın.Sevgi tam özgürlük verir, sevgi özgürlüktür. Senin için özgürlük, sevginin nesnesi için özgürlük.Ego esarettir. Senin için esaret ve kurbanın için esaret.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gren -- 1 Aralık 2014; 0:24:19 >



    _____________________________




  • ZEKÂ
     Osho Kitap Özetleri

    *Zekâ doğal olarak asidir. Zekâ hiçbir köleliğe zorlanamaz.

    *Her çocuk zeki doğar ve çocuk doğduğu anda üzerine çullanıp onun zekâsını yok etmeye başlarız Onda korku yaratmaya başlarız.çünkü İnsanlar karbon kağıdından kopyalara dönüştürülmek zorundadır; onların orijinallikleri yok edilmekzorundadır, aksi taktirde dünyada var olan tüm saçmalıklar mümkün olmazdı. Bir lidere ihtiyaç duyarsın, en baştan aptallaştırılmış durumdasın; yoksa hiçbir lidere ihtiyaç olmazdı.Niçin birisini izleyesin?Kendi zekânı izleyeceksin.

    *Zekâ tüm problemleri çözmek için yeterlidir. Aslına
    bakarsan hayatta yaratılan problemler ne olursa olsun, tüm bu sorunlardan daha fazla zekâya sahipsin. Odoğa tarafından sunulmuştur, bir armağandır. Ancakhükmetmek, yönetmek isteyen hırslı insanlar vardır;hırs sahibi deliler vardır: onlar sende korku yaratırlar.Korku pas gibidir: O tüm zekâyı yok eder

    *Gelecek için güvence istemek sürekli korku içinde kalmak demektir. Güvence olası değildir, o yüzden degüvencesizlikten korktuğunda korkun yok edilemez. Korku orada olacak titriyor olacaksın ve bu sıradaşimdiki an ıskalanıyor olacak. Gelecek için güvence arzusuyla mümkün olan tek hayatı, şimdiyi yokediyorsun. Ve giderek daha çok ve daha çok sarsılacak, korkacak, açgözlü hale geleceksin.

    *Orijinal yüzünü ara. Kendine has olanın ne olduğunu bul.

    *Zekâ kendi varlığına güvenmek demektir. Zekâ maceradır, heyecandır, coşkudur. Zekâ şu anı yaşamaktır,geleceğin peşinden koşmak değildir. Zekâ geçmişi düşünmek değildir, geleceği umursamak değildir; artıkgeçmiş yoktur gelecekse henüz gelmemiştir. Zekâ mevcut olan şimdiki anı en üst seviyede kullanmaktır.

    *Eğer hayatında gerçekten kurtulmak istediğin çok fazla şey yapıyorsan aptalca yaşıyorsun demektir.


    *Zekâ basit olarak karşılık verebilme becerisi demektir çünkü hayat bir akıştır.Zeki insan koşulların gereklerine göre davranır ve aptalsa önceden oluşturulmuş cevaplara göre davranır.Her şey görecelidir; o yüzden de herhangi bir şeyi kesin olarak söylemek senin aptallığını gösterir.

    *Eğer sana bir şey söylenirse onun doğru mu yanlış mı olduğuna karar ver. O zaman suçluluk duygularından uzak durabilirsin.Şayet senden bir şey istenirse zekice yanıt ver. Vezekân neye karar verirse versin şu ya da bu şekilde onu yap; ama sorumlu sensin. O zaman suçluluk sözkonusu değildir.Şayet onu yapmayacaksan onu niçin yapmayacağını o kişiye açıkla.

    *Başkalarını izleme, taklit etmeçünkü izlemek, taklit etmek aptallık yaratır. Sen muazzam bir zekâ olasılığı ile doğdunSen içinde bir ışıkladoğdun. İçindeki küçük, durgun sesi dinle ve bu sana rehberlik edecek. Başka hiç kimse sana rehberlikedemez, hayatın için başka hiç kimse bir model olamaz çünkü sen kendine özgüsün.

    *Orijinallik öldürülür, ezbercilik onurlandırılır. Ve zekâ ise sadece orijinalliğin onurlandırıldığı bir atmosferde gelişebilir.

    *Zeki insan kurnaz değildir, kesinlikle zekidir ama onun zekâsı masumiyetini el değmeden korur. Onusıradan şeyler için satmaz. Kurnaz insan ruhunu küçük şeyler için satmaya hazırdır.

    KALBİN ŞİİRSELLİĞİ

    *KAFA;Zihin, kafa biyolojik bir bilgisayardır. Ona bilgi yüklemeyede devam edebilirsin ve ne zaman ihtiyaç duyarsan onu oradan çıkarabilirsin. O matematik için, hesapyapmak için iyidir, günü birlik hayat, ticaret hayatı için iyidir.Kafada yaşamak merkezin hazinelerinin ve güzelliklerinin hiç farkına varmadan çeperde yaşamaktır. Çeperde yaşamak aptallıktırUnutma kafa bir köle olarak çok güzel bir köledir, çok faydalıdır. Fakatefendi olarak tehlikeli bir efendidir ve bütün hayatını mahvedecek, tüm hayatını zehirleyecektir.


    KALBİN ZEKASI MEVCUT OLAN YEGANE ZEKADIR
    *Kalbin zekâsı ise zekâdır, mevcut olan yegânezekâdır. Kafa yalnızca bir toplayıcıdır.Kalbin zekâsı hayatında şiirselliği yaratır, adımlarına bir dans bahşeder, hayatını bir keyfe, bir kutlamaya,bir kahkahaya, bir şenliğe dönüştürür. Sana espri anlayışı verir. O sana sevme ve paylaşma kapasitesiverir. Gerçek hayat budur.Efendi kalptir ve kafa ise sadece bir hizmetkârdır; zekâ budur. Kafa efendi haline gelip kalbi tamamen unuttuğu zaman ise bu aptallıktır.Dışına çık! Bırak hayat içinde romantik bir şeye, macera gibi bir şeye sahip olsun. Keşfet! Milyonlarca güzellik ve ihtişam seni bekliyor.Kapı kalptir.O entelektüel değildir, o duygusaldır. O düşünmek gibi değildir, o hissetmek gibidir.Sevgi tamamıyla farklı türden bir yeteneğe ihtiyaç duyar; yetenekli bir kalbe, yetenekli bir kafaya değil.


    VARLIĞIN AÇIK OLMASI
    *Zekâ varlığın açık olmasından başka bir şey değildir -önyargı olmadan görebilme kapasitesidir, arayagirmeden dinleme kapasitesidir, varsayımlara dayanmadan bir şeyleri yaşayabilme kapasitesidir— zekâ budur. Zekâ varlığın açık olma halidir.

    *Entelektüellik zekânın tam zıddıdır. Entelektüel kişi
    sürekli olarak ön yargılar, bilgi, apriori inançlar taşır. O dinleyemez; sen bir şey söylemeden önce, oçoktan sonuca varmıştır. Sen ne söylersen söyle onun kafasında o kadar çok düşüncenin içinden geçmesigerekir ki ona ulaştığı zaman tamamen başka bir şey halini alır. Onda çok büyük bir çarpıtma gerçekleşirve o çok kapalıdır, neredeyse sağır ve kördür. Tüm uzmanlar, bilgili insanlar kördür.

    *Ne kadar zeki olursan o kadar tutarsız olacaksın çünkü yarın ne olacağını kim bilebilir


    İNSANLARI APTALLAŞTIRAN ŞEY
    *Hiç kimse senin zeki olmanıistemez. Onlar seni, aptal insanların itaatkâr olması gibi basit bir neden yüzünden tüm hayatın boyuncaaptal kalman için koşullandırır. Zeki insanlar kendi kendilerine düşünmeye başlar; onlar bireyler halinegelmeye başlar. Onlar kendi hayatlarına, kendi yaşam tarzlarına, kendi bakış açılarına, kendi gelişimlerine, kendi varlıklarına sahip olmaya başlar.

    EN GÜÇLÜNÜN AYAKTA KALMASI
    *Ego güçlenmeye başladıkça zekâyı kalın bir karanlık katmanı gibi sarmalamaya başlar. Zekâ ışıktır, egokaranlıktır. Zekâ çok kırılgandır, ego çok serttir. Zekâ bir gül gibidir, ego bir taş gibidir. Ve şayet ayaktakalmak istersen onlar —sözde otoriterler— der ki, o halde taşlaşman gerekir, güçlü olman kırılganolmaman gerekir. Bir kale, kapalı bir kale haline gelmek zorundasın, böylece dışardan saldırıya maruz kalmazsın. İçeri kimsenin sızamayacağı hale gelmek zorundasın.



    DÜŞÜNCEDEN ANLAYIŞA
    *Düşünmek anlayışın olmamasıdır. Anlamadığın için düşünüyorsun. Anlayış geldiğinde düşünce yok olur.Senin tüm düşüncelerin sana başkaları tarafından verildi.

    *Anlayış saf zekâdır. Bu saf zekâ orijinal olarak senindir; sen onunla birlikte doğarsın. Hiçkimse sana zekâ veremez.

    *Tepki düşüncelerden gelir ve yanıtsa anlayıştan Tepki geçmişten gelir; yanıtsa her zaman şimdidedir.

    *Şefkat empati olarak gelir, sempati olarak değil. Şefkat diğer kişiyi olduğu gibi görebildiğinde ortaya çıkar: O kişiyi öylesine tam olarak görebilirsin ki onu hissetmeye başlarsın. Aynı durumda hissetmeye başlarsın.



    BASİT OLMAK
    *Basitlik idealler olmadan yaşamaktır, idealler karmaşa yaratır; idealler sende bölünmeler ve dolayısıylakarmaşa yaratır. Başka birisi olmakla ilgilendiğin an karmaşık hale gelirsin. Olduğun kişi olarak kendinden hoşnut olmak basitliktir. Gelecek karmaşa getirir; tamamen şimdide olduğunda basitsin.ideallerle yaşayan kişi gerçeği kaçırmaya devam eder çünkü gerçek şimdi ve buradadır. Şimdi veburada olmak basit olmaktır:İdeal yarına ihtiyaç duyar. Basitlikbir ideal değildir. İnsanlar basitlikten de bir ideal yaratmıştır; bu insana özgü bir aptallıktır.Seni zehirleyen ve seni karmaşık halesokan, seni bölen, içinde iki kişi —sen olan ve olmak isteyeceğin— yapan idealdir. Artık orada sürekli bir savaş, bir iç savaş olacak.

    *Tek başınayken, sessizce otururken, kimse ile birlikte değilken —muazzam bir bekârlık halinde,tek başınayken— kişi yeniden dolar, gençleşir

    *Rüyalarda reddedilen kısımlar sana konuşur, bilinçaltı seninle konuşur: Bilinçaltı senin reddettiğin kısımdır.Basit insanın bilinci, bilinçaltı olmaz; onun bölünmesi yoktur. O basitçe farkındadır. Onun tüm evi ışıkladoludur. Onun tüm varlığı yalnızca bir şey bilir: Farkındalık. O hiçbir şeyi reddetmedi dolayısıyla bir bilinçaltı yaratmadı.

    *Basit adam basit olacaktır. O anbean nasıl yaşanacağına ilişkin bir fikri olmadan yaşayacaktır; onun biryaşam felsefesi olmayacaktır. O kendi zekâsına güvenecektir.Kör bir adam rehberlik ister: "Kapı nerede? Hangi yönde ilerlemeliyim? Dönüş nerede?" Sadece kör biradam hareket etmeden önce kendisini hazırlar. Gözleri olan adam basitçe hareket eder çünkü o görebilir.Kapı geldiğinde bilecektir ve dönüş geldiğinde bilecektir. Gözlerine güvenebilir



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gren -- 1 Aralık 2014; 0:28:33 >
    _____________________________




  • SEZGi
     Osho Kitap Özetleri

    Muhakeme, bilinmeyeni bilme çabasıdır, sezgi ise bilinemeyecek olanın yarattığı histir.Bilinemeyene ulaşmak mümkündür, ama açıklamak mümkün değildir.Hissetmek mümkündür, açıklaması ise imkansız


    HARiTALAR
    Beden doğal bir tepki verdiği zaman, buna içgüdü denir.
    Ruh doğal bir tepki verdiği zaman, buna sezgi denir.
    Bunlar birbirine benzer, ancak çok farklıdır.
    İçgüdü bedene aittir ve kabadır.
    Sezgi ise ruha aittir ve incedir.
    İkisinin arasında ise uzman olan zihin bulunur.
    Ve zihin asla doğal tepki vermez.
    Zihin bilgi demektir. Bilgi ise doğal olamaz.
    İçgüdü akıldan daha derindedir.
    Sezgi ise akıldan daha üsttedir.
    İkisi de aklın ötesindedir.


    KAFA, KALP VE VARLIK
    Akıl, kafanın bir işlevidir. İçgüdü, bedenin bir işlevidir. Sezgi ise kalbinin bir işlevidir. Bunlarınarkasında ise tek niteliği tanık olmak olan varlığın bulunur.

    Kafa;sadece düşünür..Akıl, pazar yerinde,dünyada, seni işlevsel kalmaya devam ettirecek somut şeyler için vardır.

    Beden;aklına güvenemez çünkü bedenin yaşaması gerekiyor. O yüzden bedenin, nefes alma, kalp atışı,sindirim ve kan dolaşımı gibi bütün önemli fonksiyonları içgüdüye bırakılmıştır.

    Kalp;Hayatınaanlam katmak için varoluş, kalbine sezgiyi vermiştir. Senin bu sezginden, sanat, estetik, sevgi, dostlukgibi olasılıklar ortaya çıkar. Bütün yaratmaedimleri sezgiseldir.Kalp inkâr edilmiştir. Bu arada kalbin inkârının, aslında kadının inkârı olduğunu hatırlamakta faydavar. Kalp kabullenilmeden, kadın kabullenilemez. Kalbe verilen gelişme fırsatı, kafaya verilenle aynıolmadığı sürece kadınlar özgür olamazlar. Kadın kalptir, erkek ise kafa. Aradaki fark çok nettir.

    Varlık
    Asıl sahip, beden, zihin ve kalp üçlüsü arkasında bulunur.Eğer kafan, kalbin ve bedeninuyum içindeyse, o zaman varlığının çok rahat ettiğini göreceksin. Ancak sürekli çatışma içinde olduklarından, bütün hayatın, bu içgüdü, akıl ve sezgi arasındaki çatışma yüzünden heba olup gider.



    GEÇMiŞ, ŞiMDi VE GELECEK
    Akıl önyargılarla yaşar. Asla adil olamaz. Doğası gereği bu mümkün değildir. Çünkü onun hiçbirdeneyimi yok. İçgüdü her zaman adildir ve sana en doğal olanı, en dingin olanı ve evrenin izlediği yolu gösterir.Geleceğin olan üçüncü şey ise sezgidir.Akıl zihnindir, içgüdü bedenin. Ve içgüdü nasıl beden konusunda hatasız çalışıyorsa, sezgi de benliğinkonusunda hiç hata yapmadan işlevini görür. Akıl ise bu ikisinin arasında geçilecek bir geçit ya da köprüdür.Aklın ötesine nekadar hızlı geçersen o kadar iyi olur. Ötesinde hiçbir şey olmadığını düşünenler için akıl bir duvaroluşturabilir. Akıl ötesinde bir şey olduğunu anlayanlar için ise çok güzel bir geçiş yolu olabilir.İçgüdü ve sezgi, birlikte mükemmel bir uyuma sahiptir. Biri fiziksel seviyede, diğeri ruhsal seviyedeişlev görür. İnsanlığın bütün sorunu arada kalmaktır. Yani zihinde, akılda. İşte o zaman üzüntüyaşarsın. Evhamlanırsın, acı çekersin, hayatı anlamsız görür ve bütün bu sıkıntı vegerginliklerine herhangi bir çözüm bulamazsın.Akıl her şeyi sorun yapar ve ortaya hiçbir çözüm koyamaz. İçgüdü hiçbir sorun yaratmaz ve o yüzdende çözüme ihtiyaç duymaz. Doğal bir şekilde işler. Sezgi ise tamamen çözümdür, hiçbir sorunu yoktur.Akıl sadece sorundur, hiçbir çözümü yoktur.Sezgi, anlam, keyif, mutluluk ve sevinç getirir. Sezgi sana varoluşun sırlarını verir.Sezmek kelimesinden gelen sezgi, senin varlığında olan birşeyin, senin potansiyelinin ortaya çıkması anlamına gelir. Yani dışardan alınamaz.Eğer içgüdüne önemverirsen, sezgine giden yolu bulman kolaylaşır. Çünkü farklı seviyelerde varolmalarına rağmen ikisi de aynıdır.İnsanlar içgüdüleriyle mücadeleye başlayınca sezgiyi tamamen unutur. Bütün enerjileri kendilerine hayat veren güçle çatışmaya gider.İçgüdü huzurlu bir şekilde akmalıdır.Hiçbir nedenle, aklınla müdahale edip onu rahatsız etme. Akıl, sezgiye açılacak bir kapı olarakkullanılmalıdır; sezginin hayatını ele geçirmesine izin vermek zorundadır. O zaman hayatın yoğun birışımanın, aydınlanmanın hayatı olur. Hiç bitmeyen bir festivale dönüşür.



    MERDiVENiN ÜÇ BASAMAĞI
    Sezgi, benlik merdiveninin en üst basamağıdır. Bu merdiveni üç bölüme ayırabiliriz. En alttaki vebirincisi, içgüdüdür. İkincisi, yani ortadaki, akıl. En üstteki olan üçüncüsü ise sezgi.Bilinçaltın ve bilincin buluşur, çünkü bilinçaltında bastırılmış bir şey yoktur. İşte o anda buluşur vebütünleşir. O anda karşına harika bir fırsat penceresi açılır. Çünkü artık aşağısıyla ilgilenmiyorsun,bütün enerjini daha bir üst seviye için kullanabilirsin.Sen ortadasın, bilinçli zihindesin. Ancak bilinçaltı olduğu için, onu bastırmakla uğraşıyorsun.Bastırmaya devam ediyorsun. Onu bastırmış olman, işininbittiğini göstermiyor.Onu süreklibastırmakla uğraşman gerekiyor, çünkü sürekli ortaya çıkmaya çalışıyor.Bilinçaltının merkezinde içgüdü vardır. Bilincin merkezinde akıl vardır. Üst bilincin merkezinde isesezgi vardır. İçgüdü seni bir şeyler yapmaya zorlar. Hatta bazıları senin iradenin dışında olur. Akılbelirli bir şey yapmak ya da yapmamak için bir yol bulmana yardımcı olur. Sezginin işlevi ise yol bulmaktır.Eğer bir insan deli değilse, aklını kullanarak bilinçaltını tatmin etmeye çalışır. Ne kadar çabuk tatmin edilirse, o kadar çabuk özgür kalırsın. Tatmin, özgürleşmek demektir.Doğana karşı gelmek, dünyanın üzerinde bir cehennem yaratıyor.Tek ihtiyacın olan şey, temiz birbilinçaltı. Tatmin olmuş bir bilinçaltında biyoloji rahatlıyor, kimya rahatlıyor ve o boyutlarda bulunanbütün enerji sana kalıyor. Bu enerji kendiliğinden yukarı çıkıyor ve sadece zihninin üst bilinçmerkezinde duruyor. İşte orada sezgi işlemeye başlıyor.Sezgi içgüdü gibidir, çünkü onu yönlendiremezsin. O senin bilincinin bir parçasıdır.Tıpkı içgüdünün bedeninin bir parçası olması gibi. Ancak, nasıl içgüdülerinin tatmin olmasına izin verebiliyorsan,sezgine de tam bir özgürlük verip onu tatmin edebilirsin. O zaman içinde varolan güçler seni çok şaşırtacaktır.yüzden sezgi Zekadır.
    sezgiye sahip bir kişi, içinde sevgi olup olmadığını görür. Güven olupolmadığını görür. Kuşku olup olmadığını görür. Bunları sanki birer nesneymiş gibi görür.Temiz olmayan bir bilinçaltı, sana engel olur. Onu temizle. Onu temizlemenin yolu ise, tatmin etmekten geçiyor.



    BiLMENiN ÖNÜNDEKi ENGELLER

    Bilgi ile bilmek arasında ne fark vardır?:Bilgi bir teoridir. Bilmek ise bir deneyim

    AKIL
    Eğer onu kullanmak istiyorsam kullanıyorum. Eğer kullanmak istemiyorsam, onun bana hükmedecek bir gücü yok.Akıl, eğer bütünün hizmetçisi olarak işlev görürse iyidir. Doğru yerini bulan hiçbir şey kötü değildir.Ama eğer yanlış yerdeyse, o zaman her şey yanlış olur. Eğer başın omuzlarının üstündeyse bir sorunyoktur. Ama eğer başka bir yerdeyse, o zaman bir yanlış vardır.Hayatta sezgi de vardır. Zeka, sezgiyi de barındırır. Birçok büyük keşif sadece akılla değil,sezgiyle yapılmıştır. Hatta bütün büyük keşifler sezgiyle yapılmıştır


    HAYAL GÜCÜ
    Eğer hayal gücü, kendi hayallerine inanmaya başlarsa, bir çeşit delilik yaratır.Sezgi(3.GÖZ)sadece bir aynadır. Hiçbir şey yaratmaz, sadece yansıtır. Olanı yansıtır.





    STRATEJiLER
    Düzyazı şeklinde düşünen zihni bırak.
    Şiirle düşünen bir başka zihin türünü uyandır.
    Hece uzmanlığını bir kenara koy.
    Yaşam tarzın şarkılar olsun.
    Zihinden sezgiye geç.
    Kafadan, kalbe.
    Çünkü kalp, gizemlere daha yakındır.


    SOĞANI SOY
    İnsanın varlığı basittir. Ancak kişiliği değildir, kişilik karmaşıktır. Kişilik, bir soğan gibidir. Birçokşartlandırma ve bozulma tabakası altında, insanın basit varlığı gizlikalmıştır. O kadar çok filtreninaltındadır ki onu göremezsin. O kadar çok filtrenin arkasında gizli kalmıştır ki, dünyayı da göremezsin Çünkü sana ulaşan her neyse, ofiltrelerden geçerken bozularak gelir.İnsan tıpkı bir soğan gibidir. Önemli olan, bu soğanı nasıl soyup, içindeki öze nasıl ulaşacağındır.

    1. FİZİKSEL DUYULAR:İlk tabaka, bozulmuş fiziksel duyulardır. Bizler sadece görmek istediklerimizi görürüz. Bütünbeden mekanizmamız zehirlenmiştir. Bedenimiz kasılmıştır. Bir çeşit donuk hayat yaşarız. Soğuk,kapalı ve dışlanmış. Hayattan o kadar korkuyoruz ki, hayatın bizimle temas kurabileceği her türlü ihtimali öldürüyoruz.Bütün duyuların bozulmuştur. Doğal olmana izin verilmemiştir. O yüzden insan,gururunu, masumiyetini, zarafetini ve nezihliğini kaybetmiştir. İlk tabaka budur.Gözlerin, kulakların, burnun ve dokunuşun. Bütün bu pencereleri aç ve bırak hayatın meltemi içeriessin. Hayatın güneşi içini doldursun. Daha duyarlı olmayı öğren. Duyarlı olmak için her fırsatı kullan.ilk filtre aradankalksın.Duymaya, görmeye, dokunmaya, koklamaya başladığın zaman, o zaman gerçeğin kokusunu alabilirsin.

    2. ŞARTLANDIRMA:Eğer görmek, duymak ve dinlemek istiyorsan, o zaman bütün inanç sistemlerini bırakman gerekir.Ancak inanç sistemi oturduktan sonra, kadınlar kabullenip ona bağlı kalıyor ve erkekler de kendi inanç sistemlerini kabullenip, ona bağlı kalıyor.Ağlamak ve göz yaşı dökmek, bazen çok büyük bir terapidir. Buna ihtiyaç vardır, bir gereksinimdir, insanı hafifletir. İkinci şartlandırma, kurtulması en zorolan şeylerden biridir. Bu da komplekstir.Sürekli bilmeme durumunda kal. Eğer bir şeyi bilirsen, ondan bir inanç çıkarma. Onu bırakıp yolunadevam et. Seni kuşatmasına izin verme. Aksi halde er ya da geç üzerinde sert bir kabuk oluşturacak vehayata ulaşamayacaksın.Her zaman çocuksu kal. O zaman iletişim mümkün olur. Diyalog mümkün olur. Bilmeme durumundaolan iki insan konuşursa bir buluşma olur. İletişim kurarlar. Gizleyecek hiçbir şey yoktur. Beni ancakbilmeme durumunda olursan anlayabilirsin. Çünkü ben sürekli bu haldeyim. Benimle iletişim kurmak,ancak inanç sistemlerini bırakırsan mümkün olur. Aksi halde yolunuzda engel oluştururlar.

    3. RASYONELLİK: Üçüncü filtre, üçüncü tabaka ise sahte mantık, rasyonellik, açıklama çabası vebahane üretmektir. Bunların hepsi ödünçtür. Bir tanesi bile senin özgün deneyimin değildir. Ancak, birçeşit tatmin verirler. Kendini çok mantıklı bir kişi gibi görürsün.Sahte mantık sadece ortada görülen mantıktır, bu bilmek değildir. O daha çok bahane bulmak içinkullanılır; ya da tartışmadan galip çıkmak için.Ödünç argümanlar ve ispatlar biriktirerek rasyonel olamazsın. Gerçek mantık, sadece sen zekiykenortaya çıkar.Gerçek muhakeme ancak sahte mantık yürütme bırakıldığı zaman ortaya çıkabilir.

    4. HASSASİYET:Dördüncü katman ise duygusallık, hassasiyettir. Bu da sahte bir duygudur, ortadahiçbir şey yokken tantana koparmak, kapris yapmaktırGerçek duygu katılımcılıktır, bağlılıktır. O sadece sempati değil, empatidir. Bir eylemdir. Kalbindegerçekten bir şey hissettiğin zaman, seni hemen değiştirir ve eyleme yöneltir. Kriter budur. Duygununeyleme dönüşmesi gerekir. Eğer içindeki duygular sadece duygu olarak kalıp eyleme dönüşmezse, ozaman onun sahte olduğunu anlarsın. O zaman sen sadece kendini ya da bir başkasını kandırıyor oluyorsun.


    5. BASTIRILMIŞ DUYGULAR: Beşinci katman isebozulmuş, zehirlenmiş içgüdüler, yani bastırılmış duygulardır.

    6.BOZULMUŞ SEZGİ:Biz bu sezgi denen olgunun farkında değiliz. Sezgi gibi bir şeyinvarlığını bilmiyoruz. Çünkü sezgi altıncı katmandır. Üstündeki beş katman o kadar kalın ki,insan altıncısını hissetmiyor bile.Sezgi, mantık yürütmeden tamamen farklı türde bir olgudur. Mantık tartışır.Mantık, bir sonuca ulaşmak için muhakeme denen bir süreci yaşar. Sezgi ise sıçrar. Bu bir kuantumsıçramasıdır. Herhangi bir süreci yoktur. Hiçbir işlem yapmadan doğrudan sonuca atlar.Mantık işe yaramadığı zaman sadece sezgi çalışır.Sezginin bir işlemi yoktur. Sorundan çözüme anında atlar. O bir kestirmedir. Anlık bir olaydır.Diğer beş katman kaybolduğu zaman ve sen saplantılı fikirlerini geride bıraktığın zaman... Sonuçtasana her sonucun tek kapısının mantık olduğu öğretilmiştir... Bu saplantıdan kurtulduğun zaman, bumantık saplantısından sıyrılınca, sezgi açılmaya başlar. O zaman sadece anlık 'bir his değil, sürekli birkaynağa dönüşür. Gözlerini kapatıp, kendini sezgiye bıraktığın zaman hangi yöne gideceğini bilirsin. Obeş katman aşıldığı zaman içinde bir şey yükselir. Buna iç rehber diyebiliriz



    BEYNiNiN KADINSI TARAFINI KULLAN
    Ne zaman tetikte olursanız, sezgileriniz devreye girer; beyninizde şimşeklerçakar, bilinmeyendengelen şimşekler. Onları izlemekistemeyebilirsiniz. O zaman çok şey kaçırırsınızArtık mantığın tükendiği bir köşede kapana kısıldığın zaman sakın umudunu yitirme. O anlar hayatının en lütuf duyacağın anları olabilirİşte o zaman kadınsı kısım,her şeye açık olan kısım sana bir fikir verir. Eğer onu izlersen karşında birçok kapı açılır. Ancak bunlarıkaçırma olasılığın var; "bunlar boş şeyler" diyebilirsin.Kalp kadına aittir. Kalbin sesine kulak vermeyip, sürekli başın konuşmasını dinlediğin için hayatta çokşey kaçırıyorsun: Ve kafadaki tek nitelik daha net, kurnaz, tehlikeli ve şiddete meyilli olmaktır. Eğer zihnininkadın tarafına düşmez, teslim olmazsan; direnişini ve savaşımını bırakıp teslim olmazsan, gerçek hayatı ve o keyfi bilemezsin.


    DÜŞÜNCEDEN DUYGUYA GEÇ
    Akıl çok ağır bir şeydir, zeka daha bütünseldir. Akıl ödünç alınır, zeka ise kişiye aittir. Akıl mantıklı verasyoneldir; zeka mantıktan öte bir şeydir. Mantık ötesidir, sezgiseldir. Akıllı insanlar sadece tartışmaile yaşar. Tartışmalarla belirli bir noktaya gelebilirsin ancak bunun ötesine geçmek için önsezi gereklidir.Eğer akılla çok yoğun çalıştıysan ve her şeyin akıl olmadığına kanaat getirirsen, daha ötesine geçebilirsin; bir gün bir ışın içine girerVe kimse sadece akılla tatmin olamamıştır. Ayrıca kalbin de doyurulması gerekiyor. İçindeki iki kutupbudur. Kafa ve kalp.Zeka, başkalarını taklit ettikçe ölür. Eğer zeki kalmaya devam etmek istiyorsan, başkalarını taklitetmeyi bırakmalısın. Zeka, kopya çekerek intihar eder. Diğer insan gibi olmanın nasıl bir şey olduğunudüşünmeye başladığın zaman zekanı kaybedip, aptallaşıyorsun.Eğer gerçek zeki olmak istiyorsan, asi olman gerekir. Sadece asiler zekidir.Kendi rızana rağmen sana zorla dikte edilmiş şeylerden kurtulmak! Kim olduğunu tekrar ara. Enbaştan başla. O ana kadar yaşadıklarının bir vakit kaybı olduğunu düşün.Hiçbir insan bir başkasına benzemez. Her biri özgündür.Eğer kıyaslarsan, asla kendine saygı duymazsın.Ve senin güzel bir ruhun vardı. Yeşermek isteyen güzel bir ruh. Altın bir çiçeğe dönüşmek istiyorduama sen ona izin vermedin.Bütün yükleri at. Hepsini kenara koy. Masumiyetini, çocukluğunu yeniden kazan.Sana yüklenmiş olan bütün çöplerden kurtul. En baştan başla. Ve zekanın birden ortaya çıkmasına şaşıracaksın.Zeka, görme ve kavrama kapasitesidir. Kendi hayatını, doğana uygun yaşamaktır. Zeka budur. Peki yaaptallık nedir? Başkalarını takip etmek. Başkalarını taklit etmek. Başkalarına itaat etmek. Onlarıngözleriyle görmek. Onların bilgisini, kendi bilgin gibi görmek. Aptallık budur.Zeka ise, hazırlıksız bir şekilde gerçekle yüzleşmektir.Hayatın karşısına hazırlıksız çıkmanın güzelliğiinanılmazdır. O zaman hayatın bir yeniliği, bir gençliği olur. Hayatın bir akışı ve tazeliği olur. Hayatsana birçok sürpriz sunar. Hayatında bu kadar çok sürpriz olunca da asla sıkılmazsın.Aptal insan her zaman sıkılır.Başkalarından topladığı ve sürekli tekrar ettiği cevaplar yüzünden sıkılır.
    Sıkılır, çünkü gözleri bilgiyle o kadar dolmuştur ki, neler olduğunu göremez. Hiçbir şey bilmeden çokşey bilmiş olur. O, bilge değil, sadece bilgilidir.Asıl zeka, kalbin zekasıdırKalbin zekası, hayatında bir şiir yaratır. Adımlarına ritim katar. Hayatını bir keyfe, bir kutlamaya, birşenliğe, bir kahkahaya dönüştürür.Sana espri anlayışı verir. Sevmek ve paylaşma yeteneğini oluşturur.Gerçek hayat budur. Kafa üzerinden yaşanan hayat, mekanik bir hayattır. Bir robota dönüşürsün.Hayat kalptedir. Hayat sadece kalp üzerinden gelişir. Sevgi, hayat , sadece kalbintoprağında yeşerir. Bütün güzellikler, bütün gerçek değerler, anlamı önemi olan her şey, kalptenortaya çıkar. Kalp senin merkezindir. Kafa ise çevren.Kendi hayatını izle, gözlemle ve incele. Başka biri sana yardım etmeyecek. Bugüne kadar hepbaşkalarına dayandığın için aptal oldun. Şimdi kontrolü ele al. Bu senin sorumluluğun.Hayatını nasılyaşadığını görmek için kendi içine derinlemesine bak. Kalbinde bir şiirsellik var mı? Eğer yoksa, hiçvakit kaybetme. Bir şiir yaratmak için kalbine yardım et. Hayatında bir aşk var mı? Eğer yoksa, senölmüşsün ve çoktan mezara girmişsin.Hemen oradan çık. Hayatın sana bir aşk, bir macera vermesini sağla. KeşfetKapı ise, kalptir.Unutma, bu sıçramayı yapmak zorundasın. Düşünceden duyguya geçmelisin. Duygu, senin içindevarolan ve sezgi olarak tanımlanan şeye daha yakındır.Şimdilik tek bir şey yapabilirsen, düşüncedenduyguya geçebilirsen, bu yeterli olur, sonra duygudan sezgiye geçmek kolaydır, ama düşüncedensezgiye geçmek zordur. Onlar bir araya gelmez, ayrı kutuplardır. Duygu ise, ortadadır. Duygudan yolaçıkınca, düşünce ve sezgi aynı mesafededir. Bir yöne doğru gidersen düşünceye ulaşırsın, diğer yoldangidersen sezgiye ulaşırsın. Duyguda ikisi buluşur ve bütünleşir. Düşüncenin bir kısmı duygunun içindekalır. Sezginin bir kısmı da.


    GEVŞE VE iÇ REHBERiNi BUL
    İçinde bir rehber var, ama onu kullanmıyorsun, onu o kadar uzun zamandır, o kadar çok hayattırkullanmıyorsun ki, içinde bir rehber olduğunun farkında bile olmayabilirsin.Sen ancak düşünmeyi bıraktığında varsın. Düşünmeyi bıraktığın an, içteki belirir, eğer düşünmezsenher şey yolundadır. Sanki bir iç rehber devreye girer. Mantığın seni yanlış yönlendirmiştir. En büyükyanlış ise, budur. Kendi iç rehberine güvenemiyorsun.Önce mantığını ikna etmen gerekiyor. İç rehberin, "Haydi! dese bile, mantığını ikna etmen gerekiyor.Ve o sırada fırsatları kaçırıyorsun. Çünkü bunlar anlardır. Onları ya kullanırsın ya da kaçırırsın. Akılzaman alır. Ve sen düşünürken, artıları eksileri hesaplarken, o anı kaçırırsın. Hayat senin için beklemez. İnsanın anlık yaşaması gerekiyor.İç rehberini serbest bırak. Düşünme. Bırak içvarlık ne gerekiyorsa yapsın. Zihninle ona karışma.Beyninle düşünme. Gerçekten. Hiç düşünme, sadece hareket et, bazı durumlarda dene, zor olacaktır.Çünkü hemen düşünmeye alışmış olacaksın. Tetikte olman gerekir. Düşünceye değil, zihnine içerdengelen duygu için tetikte olmalısın.Bazen kafan karışabilir. Çünkü iç rehberinden mi, yoksazihninin yüzeyinden mi geldiğini anlayamayacaksın. Ama bir süre sonra o duyguyu bilecek, farkı hissedeceksin.İçten bir şey geldiği zaman, göbeğinden yukarı doğru gelir. Göbeğinden yukarı akan sıcaklığıhissedersin. Zihnin düşündüğü zaman, o sadece yüzeyde, yani kafadadır, sonra aşağı iner.Vesen ne kadar endişelenirsen, iç rehberin o kadar zorlanır.Endişelenme. Bir ağacın altında otur ve bütün düşüncelerin dinmesine izin ver. Bekle. Düşünme.Sorunu abartma. Sadece bekle. Düşünmeme haline ulaştığını hissettiğin an, ayağa kalkıp yürü, bedeninnereye doğru yönelirse, gitmesine izin ver, sadece tanık ol, karışma. Kaybolmuş yol kolayca bulunur,ancak bunun tek şartı var. Zihninin karışmasına izin verme.Ne zaman bir ikileme düşsen ve bir çıkış yolu bulamazsan, düşünme. Sadece derin bir düşünmemehalinde bulun ve iç rehberinin sana yol göstermesine izin ver. En başta korkacak, güvenduymayacaksın. Ama bir süre sonra, her zaman doğru sonuca ulaşınca, her zaman doğru kapıyıaçınca, cesaretini toplayacak ve güvenmeyebaşlayacaksın. Bilgelik kalpten gelir.Akılla ilgisi yoktur.Bilgelik, varlığının en derin noktasından çıkar. Kafayaait değildir. Kafanı kes. Kafasız ol ve varlığın yolundan git. Seni tehlikeye yöneltse bile, tehlikeye gir. Çünkü sen vegelişmen için gerekli yol budur. Onu izle. Güven ve birlikte hareket et.


    KRiTERiN MUTLULUK OLSUN
    Sezgiyle yaşayan bir insan, her zaman başarılı olur mu? Hayır. Ama her zaman mutludur.Benim için başarı, mutluluktur. Eğer başarının mutluluk olduğunu anlarsan, o zaman ben,her zaman başarılı olacağını söylerim.Gerçek hayatta, iç yaşamında başarılı olursun. Sahte hayatta ise, bilemem. Eğer sahte dünyada başarılıolmak istiyorsan, kurnazlık, akıl, rekabet, kıskançlık ve şiddet içinde çalışanların izinden git. Onlarıizle. İç rehber sana göre değil. Eğer dünyevi bir şeyler kazanmak istiyorsan, o zaman iç rehberine kulak asma.


    ŞiiRE ÖNEM VER
    Dikkatle kelimesinin anlamı; farkındalıkla, tüm varlıkla, meditasyonla, sevgiyle, duyarlılıkla demektir.Biri umarsızca bakabilir. Ve o zaman bütün olayı kaçırır. Dikkatlice sözcüğü, bütün anlamlarıyla hatırlanmalıdır. Unutma, ne zaman bir şeye ya da bir kişiye sahip olursan, o şeyi ya da kişiyi yokedersin. Bir kadına sahip mi oluyorsun, onun güzelliğini,ruhunu yok ediyorsun. Bir erkeğe mi sahipsin, o artık bir insandeğildir. Onu işine yarayan bir nesneye çevirmişsindir.İkilemi görüyor musun? Zihin önce "her şeyi bil" diyor. Ve her şeyi bildikten sonra, zihin dönüp;"hayatın bir anlamı yok" diyor.Ağaçlar yeşildir. Ancak yeşillik seni bir dansçıya, bir şarkıcıya dönüştürmez. Varlığında bir şiiritetiklemez. Çünkü açıklamasını biliyorsundur. Ağaçları yeşil yapan klorofildir.O yüzden ortada şiir kalmaz. Açıklama orada olduğu zaman,şiir kaybolur. Bütün açıklamalar birer araçtır, amaç değil.


    HEDEFSiZLiK
    Sen bir hedef belirlediğin zaman, aslında geçmiş karar veriyor. Geçmişin deneyimleri, geçmişinbilgileri karar veriyor. Geleceği öldürüyorsun. Sonra bir hedef belirlenince, geleceğin artık gelecekolmaktan çıkar. Çünkü artık sonsuz olasılığa sahip değildir. Artık sen birçok alternatif arasından birini seçmişsindir. Bu, geleceği kaybetmenin yollarından biridir. Bir hedef üzerinde karar kılarak insangeleceği kaybeder. O zaman ölür. Bir makine gibi işlemeye başlar Yön, canlı bir şeydir, anlık bir şey. Gelecekten hiçbir şey bilmez. Geçmişi bilmez. Ancak burada veşimdi, bir kalp gibi çarpar, bir nabız gibi atar; ve bu çarpma anında bir sonraki an yaratılır.Senin verdiğin bir karar üzerine değil. Sadece bu anı yaşadığın, bir bütün olarak yaşadığın bu anı bir bütünolarak sevdiğin için, bu bütünlük içinden bir sonraki an doğar. Onun bir yönüolacaktır. Yön incedir, narindir, kırılgandır. Hedef, egoya aittir. Yön, hayata, varlığa aittir. Yön dünyasındahareket etmek için insanın tam bir güvene ihtiyacı vardır. Çünküinsan, güvensizlik,karanlık içindehareket etmektedir. Ancak karanlığın bir heyecanı vardır. Haritasız, rehbersiz, bilinmeyenin içinde yolalırsın. Her adım bir keşiftir. Ve bu sadece dış dünyanın keşfi değildir. Aynı anda içinde bir şeylerkeşfedersin. Bir kaşif, sadece nesneleri keşfetmez. Bilinmeyen dünyaları keşfederken,aynı zamandakendini de keşfeder.Her keşif, aynı zamanda bir iç keşiftir. Ne kadar çok bilirsen, bilen hakkında da okadar çok şey bilirsin. Ne kadarçok seversen,seven hakkında o kadar şey bilirsin.Ben sana bir hedef vermeyeceğim. Sana ancak bir yön verebilirim. Uyanık, hayatla vebilinmeyenle çarpan, her zaman şaşırtıcı ve tahmin edilemez. Ben sana bir harita vermeyeceğim. Sana ancakkeşfetme heyecanını verebilirim.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gren -- 1 Aralık 2014; 0:31:31 >
    _____________________________





  • FARKINDALIK
     Osho Kitap Özetleri


    ANLAMAK
    İnsan olduğu haliyle uykudadır ve olması gerektiği şey ise uyanık olmaktır.Ben hiç vazgeçme sözcüğünü kullanmam. Ben, sevinç içinde hayatın, sevginin, meditasyonun,dünyanın güzelliklerinin, varoluşun sonsuz mutluluğunun tadını çıkart diyorum; her şeyin tadını çıkart.Aptallığından vazgeçmeye başlarsın; pislikten vazgeçmeye başlarsın.Anlamsız ilişkilerden vazgeçersin. Varlığını doyurmayan işlerden vazgeçmeyebaşlarsın. Gelişmenin mümkün olmadığı yerlerden vazgeçersin. Fakat ben onu vazgeçiş olarak adlandırmıyorum, ben ona anlayış, farkındalık diyorum.Bir kez onların değersiz, anlamsız olduğunu gördükten sonra onlarıfazla uzun süre taşıyamayacaksın; onları fırlatıp atacaksın. Ve bir kez ellerin boş kaldığında,gerçek hazineleri arayabilirsin. Ve gerçek hazineler gelecekte değildir. Gerçek hazineler tam şimdi,buradadır.Sisteminde bilgiolarak topladığın şeyleri çöpe atmak zorundasın. Seni uykuda tutan şey bilgidir; dolayısıyla bir insan ne kadar çok bilgiliyse o kadar çok uykudadır.Uyanıklık hayata giden yoldur.Sadece farkında olduğun oranda canlısın. Yaşamla ölüm arasındaki ayrımfarkındalıktır. Daha uyanık hale gel ve daha fazla canlanacaksın.Uykuda yaşıyorsun; o yüzden tökezliyorsun, yapmak istemediğin şeyleri yapıpduruyorsun. Yapmamaya karar verdiğin şeyleri yapıp duruyorsun. Doğru olmadığını bildiğin şeyleriyapmaya devam ediyorsun ve doğru olduğunu bildiğin şeyleri yapmıyorsun

    BİLİNÇALTI
    Bilinçaltı, toplumun sende bastırdığı, ifade etmene izin vermediği senin bireysel bilinçaltındır.Dolayısıyla geceleyin arka kapıdan rüyalarına girer.

    ISTIRABIN KÖKENLERi
    Sefil durumdayız çünkü ne yaptığımızın, ne düşündüğümüzün, nehissettiğimizin farkında değiliz; bu yüzden her an kendimizle çatışma halindeyiz.



    İZLE
    Öğrenilmesi gereken tek şey izleyiciliktir. İzle! Yaptığın tüm eylemleri izle. Zihninden geçen herdüşünceyi izle. Seni ele geçiren tüm arzuları izle. Küçücük hareketlerini bile;yürümeyi, konuşmayı,yemeyi, duş almayı izle. Her şeyi izlemeyi sürdür. Her şeyin izlemek için bir fırsat olmasını sağla.Ve izlediğinde bir berraklık ortaya çıkar.Ne mutlu ona! Ve bir kimsede berraklık varsa o kişi mutludur. Kafa karışıklığı sefaletin kökündekinedendir; mutluluğun temelleriise berraklıktadır.


    Farkındalığın ilk adımı bedenini izlemektir,Sonradüşüncelerinin farkına varmaya başla;Ve sonra da samimi bir şekilde dürüst ol; zihninden her ne geçiyorsa yazmayadevam et. Yorumlamadan, düzeltmeden, değiştirmeden. Sadece olduğu haliyle, çıplak bir şekildekağıdın üzerine dök.Ve on dakika sonra oku; içerde delirmiş bir zihin göreceksin!

    Öyleyse bu delirmiş adam değişmek zorunda. Ve farkındalığın mucizesi farkında olmak dışındahiçbir şey yapmana gerek olmamasıdır. İzliyor olman gerçeği, onu değiştirir. Yavaş yavaş delirmişadam yok olur. Yavaş yavaş düşünceler belli şekiller almaya başlar: Artık kaotik değillerdir, artıkdaha bir kozmos haline gelmiştir. Ve tekrardan, daha da derin bir huzuryayılır.

    Ve, bedenin ve zihnin huzurlu olduğunda onların birbirleriyle uyum içerisinde olduğunu göreceksin



    Duygularını,hislerini ve ruh hallerini fark etmeye başlamak için biraz daha yoğun bir farkındalığa ihtiyaç vardır.Bir kez bu üçünün farkına vardın mı hepsi tek bir olguda birleşir. Ve bu üçü bir olduğunda,mükemmel bir şekilde işlediğinde, beraberce titreştiğinde üçünün de müziğini hissedebilirsin —bir
    orkestra haline geldiler— ve dördüncü gerçekleşir. Onu sen yapamazsın; o kendiliğinden olur, obütünden gelenbir armağandır. O, bu üçünü yapanlara verilen bir ödüldür.Ve dördüncüsü, bir kimseyi uyanmış yapacak olan nihai farkındalıktır


    Farkındalık, anda olan her şeyin tam bir bilinçlilikle gerçekleşiyor olması anlamına gelir; sen oradamevcutsun. Kızgınlık gerçekleşirken sen orada mevcut olursan kızgınlık oluşamaz. O sadece sen derin uykudayken gerçekleşebilir.
    Bir kez farkındalığı bildiğinde, ona paha biçilemez; yaşamdaki en büyük mutluluğu biliyorsun. Ozaman ansızın pek çok şey kolayca kaybolur; onlar aptalca, ahmakça bir hal alır. Motivasyonyoktur, arzu yoktur, rüyalar dökülmüştür.


    Zihin her zaman ya geçmişte ya da gelecektedir. O şimdiki zamanda bulunamaz, zihin için şimdikizamanda bulunmak kesinlikle imkânsızdır. Sen şimdiki anda olursan zihnin orada değildir çünkü zihin düşünmek demektir.Anda kal. Tüm varlığını ana getir. Geçmişin araya girmesine ve geleceğin içerigirmesine izin verme.Şimdiki ana daha da çok duyarlı ve tetikte ol, onun daha ve daha çok farkında ol.Öyleyse bir şeyi unutma: Ne zaman geçmişe ya da geleceğe gitmiş olduğunu fark edersen bunu
    bir sorun haline getirme. Sadece sorun çıkarmadan şu ana gel. Bir sorun yok! Sadece farkındalığını geri getir.




    1-DOGAL OL:HERŞEY O ANDA OLUR HİÇ PLANLAMA SPONTANE OL
    2-KARARLI OL:OMU BUMU DİYE DÜŞÜNME
    3-HER ANI TAMAMLA:ERTELEME NE YAŞANACAKSA O ANDA YAŞA.
    4-iYi OLMAYA ÇALISMAYA BiR SON VER:Her ana cevap vermeye hazır ol.Bilinci olan kişi geçmişten ve hafızadan değil yalnızca anın içinde eylemde bulunur. Onuneyleminde bir güzellik, doğallık vardır ve duruma karşı verdiği yanıt samimidir. Karakteri olan kişiher zaman eksik kalır çünkü hayat sürekli değişiyor; hiçbir zaman aynı değil. Ve senin yanıtlarınsahep aynı, hiç gelişmiyor; gelişemezler onlar ölü.
    5-HATALARINI GÖRMEYE BAŞLADIĞIN AN KURU YAPRAKLAR GİBİ DÜŞMEYE BAŞLARLAR:Vicdan toplumun seni köleleştirme stratejisidir
    _____________________________





  • OLGUNLUK
     Osho Kitap Özetleri




    MASUMİYETLE OLGUNLUK AYNI ŞEYDİR
    Küçük bir çocuğun hiçbir ihtirası, hiçbir arzusu yoktur. İçinde bulunduğu an tarafından öylesineözümsenmiştir k i , uçan bir kuş onun gözlerini bütünüyle yakalar; bir kelebek, onun renkleri ve çocukbüyülenir; gökteki ebemkuşağı... ve o bu ebemkuşağından daha önemli, daha zengin bir şey olabileceğiniaklına bile getiremez. Ve yıldızlarla dolu gece, yıldızlar ve yıldızların ötesindeki yıldızlar...Masumiyet zengindir, tamdır, saftır.

    SEN VARLIKSIN
    Ve varlığını keşfetmek hayatın başlangıcıdır. O zaman, her an yeni bir keşiftir, her an yeni bir keyiftir.Yeni bir gizem kapılarını açar, içinde yeni bir sevgi, daha önce hiç hissetmediğin yepyeni bir merhamet,güzelliğe i l i ş k i n , iyiliğe i l i ş k in yeni bir duyarlılık gelişir. O kadar duyarlı hale gelirsin ki en ufacık bir ot bilesenin için muazzam derecede önem arz etmeye başlar. Duyarlılığın, bu küçücük otun varoluş için enbüyük yıldız kadar önemli olduğunu net bir şekilde sana anlatır; bu küçük ot olmadan, varoluş olduğundandaha az bir şey olurdu. Bu küçücük ot eşsizdir, yeri doldurulamaz, onun kendine özgü bireyselliği var.Ve bu duyarlılık sana yeni arkadaşlıklar yaratacaktır; ağaçlarla, kuşlarla, hayvanlarla, dağlarla, ırmaklarla,okyanuslarla, yıldızlarla arkadaşlıklar. Sevgi geliştikçe, dostluk geliştikçe hayat zenginleşir.Daha duyarlı hale geldikçe hayatın büyür: Küçük bir havuz değildir; okyanus gibi olur.


    CAHİLLİKTEN MASUMİYETE
    Olgunluk bir fark dışında masumiyetle aynı anlama gelir: O, geri çağırılmış, yeniden ele geçirilmiş masumiyettir.Her çocuk masum doğar ama her toplum onu bozar.Kafadan varlığa giden doğrudan bir yolyoktur, kalp üzerinden gitmek zorundasın ve tüm toplumlar kalbe karşı yıkıcıdırlar. Onlar sevgiye karşıdır,
    duygulara karşıdır; onlar hisleri aşırı hassasiyet olarak adlandırıp kınarlar.Olgunluk senin kaybedilmiş masumiyetini yeniden kazanman demektir, cennetine yeniden sahipçıkmandır, yeniden çocuk olmandır.Hayat i k i şekilde yaşanabilir. Bilinçsizce yaşarsan yalnızca ölürsün; bilinçli olarak yaşarsan giderek daha fazla yaşam edinirsin.

    DUYGULARINLA YÜZLEŞ
    Eğer acıdan korkarsan hipnoz altında kalacaksın.Farkında olmak istersen acının da, zevkin de farkında olmak zorundasın;onlar iki ayrı olgu değil. Ve farkında hale gelmiş bir insan çok mutlu olur ama aynı zamanda seninyapmaya muktedir olmadığın, derin mutsuzlukları da yaşamaya gücü vardır Kapıyı aç. Taze hava içeri girdiğinde, tehlikelerin de içeri girmesi için her türlü olasılık mevcuttur. Dostgeldiğinde düşman da gelir çünkü gündüz ve gece birlikte içeri girer, acı ve zevk birlikte içeri girer, yaşamve ölüm birlikte içeri girer. Acıdan korkma, aksi taktirde anestezi altında yaşayacaksın.


    BAŞKALARI NE DER
    Hayatını başkalarının ne diyeceğini hesabakatmadan tam bir özgürlükle yaşıyorsun.Sürekli başkalarının f i k i r l e r i n i hesaba katan insanlar olgunlaşmamıştır. Onlar başkalarının ne düşündüğünebağımlıdır. Onlar hiçbir şeyi özgün bir biçimde yapamazlar, dürüstçe söylemek istediklerini söyleyemezler;başkalarının duymak istediklerini söylerler


    OLGUNLUK KENDİ KARARINI VEREBİLMEKTİR
    Olgunluk kendin için karar verebilme anlayışıdır, kendi kendine kararlı olma anlayışıdır. Kendi ayaklarınüzerinde durmaktırToplum olgun insanlardan hoşnut olmaz. Olgun insanlar tehlikeli insanlardır çünkü olgun bir k i ş i kendivarlığına göre yaşar. O kendi işini yapmaya devam eder; insanların ne dediğini, fikirlerinin ne olduğunu umursamaz. Saygınlık, prestij peşinde koşmaz; namus için kaygılanmaz. O, ne pahasına olursa olsun kendihayatını yaşar. Her şeyi gözden çıkarmaya hazırdır ama asla kendi özgürlüğünü feda etmeye razı olmaz.


    İÇSESLER SENİN SESİN DEĞİLDİR AİLENİN TOPLUMUN SESLERİDİR.
    İçindeki tüm eski kasetleri temizle, zihninin yumağını çöz.Şu andan başlayarak, bir şey bilmiyormuşsun gibi, hiç kimse sana bir şey öğretmemiş gibi — ABC'den,taze, temiz — hayatını yaşamaya başla ve göreceksin ki olgunluk en kısa sürede gelecek. Ve olgunlukolmadan hayat bir şey ifade etmez çünkü güzel olan her şey olgun bir zihnin içinde gerçekleşir, muhteşemolan her şey olgun bir zihnin içinde gerçekleşir. Tüm yalanları bırak. Cesur ol ve elbette içinde çok büyük bir korku yükselecek çünkü ne zaman kişiliğinibırakacak olursan hiçbir zaman izin verilmemiş olan çocukluğun yüzeye çıkacak.Sahteliktenvazgeç; sorun budur. Yapay olanı bırak; sorun budur.B i r şey daha: Ben bir çocuk gibi ol derken çocukça ol demiyorum.Çocukça davranmak bir çeşit aşırı duygusallık halidir.Ancak, şayet senin çocukça davranma ihtiyacın doyurulmamışsa, ona i z in vermelisin. B ı r a k gelsin ve bıraktatmin olsun; ne kadar çabuk olursa o kadar iyidir, yoksa senin sonun gelene kadar sana yapışmaya devam edecektir. Onun kendini ifadesine i z in ver ve gidecekBilgini oraya getirme, tüm bilgileri unut. Yeniyeyeni olarak karşılık ver, yeniye eskiden karşılık verme. Eskiden karşılık verirsen kaçıracaksın: Seninleetrafında olan arasında bir köprü olmayacak. Hep geç kalacaksın, her zaman treni kaçıracaksın


    OLGUN İLİŞKİ(BAĞIMLILIK, BAĞIMSIZLIK KARŞILIKLI BAĞIMLILIK)

    İnsan ihtiyaç duymaktansa sevmeye başladığı anda olgunlaşır. Onun içinden bir şey taşmaya başlar,paylaşmaya başlar; vermeye başlar.Olgun bir kimse verir. Yalnızcaolgun bir k i ş i verebilir çünkü sadece olgun bir k i ş i ona sahiptir.Sende sevgi olmadığında diğerinden onu sana vermesini istersin; sen bir dilencisin.Olgun birkimse, olgun bir k i ş i y i sever. Olgunlaşmamış bir kimse, olgunlaşmamış bir k i ş i y i sever.Olgun bir k i ş i tek başına kalacak sağlamlığa sahiptir. Ve olgun bir k i ş i sevgi verdiğinde, ona bir ipbağlamadan verir; o basitçe verir. Olgun bir k i ş i sevgi verdiğinde, onun sevgisini kabul ettiğin için sanaminnet duyar; tersi değil. Senin onun için şükran duymanı beklemez; hayır, öyle olmaz, onun seninteşekkürüne ihtiyacı yoktur. O sana sevgisini kabul ettiğin için teşekkür eder. Ve, iki olgun insanbirbirlerini sevdiğinde hayatın en muhteşem paradokslarından birisi, en güzel olaylarından birisigerçekleşir: Onlar birliktedir ve bununla birlikte son derece tek başınadırlar. Onlar o kadar çokberaberdirler ki neredeyse bir olmuşlardır ama onların birliği bireyliklerini yok etmez; aslında onuzenginleştirir, kendilerini daha çok birey yapar. B i r b i r i n i seven i k i olgun insan, birbirlerine daha özgürolmaları için yardımcı olur.



    SEVGİ ARTI FARKINDALIK EŞİTTİR VARLIK



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gren -- 1 Aralık 2014; 0:35:04 >
    _____________________________




  • ÖZGÜRLÜK
     Osho Kitap Özetleri

    Özgürlük evete ihtiyaç duyulduğunda evet deme, hayıra ihtiyaç duyulduğunda hayır demeve bazen de bir şeye ihtiyaç olmadığında sessiz kalma; bir şey söylememe, susma kapasitesi demektir.Tüm bu boyutlar mevcutsa o zaman özgürlük vardır.Özgürlük kaos demek değildir. Özgürlük daha çok sorumluluk; o kadar çok sorumluluk demektir ki hiç kimsenin senin hayatına karışmasına gerek olmaz.Özgürlük bıçak sırtında yürümektir; her an tehlikede, kendi yolunda savaşarak. Her an bilinmeyendenbir meydan okumadır. Bazen çok sıcaktır ve bazen de çok soğuktur. Ve sana bakacak hiç kimseyoktur. Kafeste sorumluolan sahibindir. bu bir risk alma meselesidir.

    ÖZGÜRLÜĞE GiDEN YOLLAR
    Topluma karşı tepkisel olmayan, onun tüm oyununu anlayan ve basitçe onun dışına çıkıveren kişi bir asidir.Onun için bu konu dışıdır. O buna karşı değildir. Ve başkaldırmanın güzelliği buradadır: o özgürlüktür.Kişi topluma sevgi ya da nefret adına herhangi bir şekilde tutunmadan kalır ve affeder ve unutur. Toplum asi için basit bir şekilde kaybolmuştur.


    Hakikate üç halden geçilerek varılır
    Özümsemek, bağımsızlık ve yaratıcılık
    DEVE:Develer basitçe yeni olan her şeye karşı çıkarlar; ne olduğunun önemi yok
    ASLAN:Aslanlar hoş karşılanmaz. Toplum aslanlar için her türden zorluk yaratır.Develer bu insanlardan korkarlar.Onlar diğerlerinin rahatını bozar, onların uykusunu kaçırır, endişe yaratır. Onlar develerdebir aslan olmak için arzu uyandırır; esas sorun budur.Aslan gelecekte yaşamaya başlar. Büyük bir fark oluşur. Aslangelecekten haber verir ve gelecek sadece geçmiş yok edilirse gelebilir.Her bireye onu bırakabilecek hale gelmeden önce ego öğretilmek zorundadır. Herbirey son derece kristalleşmiş bir egoya ulaşmak zorundadır; ancak o zaman bırakmanın yararı olur,yoksa olmaz.
    ÇOCUK:Aslandan çocuğa geçiş bir devrimdir.Çocuk şimdiki anda yaşar, şimdi-burada.


    TEPKİDEN EYLEME
    Eylem her zaman iyidir; tepki her zaman kötüdürEylem yap, tepki verme. Başkalarının elinde bir oyuncak olma.Bana bir soru sorduğunda, sana ne cevap vereceğimi ben dahi bilmiyorum. Sadece verdikten sonrabiliyorum; sadece o zaman, "Demek ki cevap buymuş!" diyorum. Senin sorun orada, ben buradayım; bir yanıt olması kaçınılmaz.


    TAM ÖZGÜRLÜK
    Temelde sen tamamen özgürsün ama bir kez seçtiğinde seçiminin kendisi bir sınırlama getirir.Şayet tam olarak özgür olmak istersen o zaman seçme. Seçimsiz farkındalık öğretisinin devreye girdiği yer burasıdır Tamamıyla özgür olan sadece bir tek şey vardır ve bu da seçimsiz farkındalıktır. Başka her şey sınırlıdır.Ben sana özgürsün dediğimde söylemek istediğim şey senin sorumlu olduğundur. Sorumluluğu kimsenin üzerine atamazsın; tek başınasın. Ve her ne yaparsan yap senin sorumluluğundur.Başka birisinin sana bunu zorla yaptırdığını söyleyemezsin çünkü özgürsün; seni kimse zorlayamaz!Özgür olduğun için, bir şeyi yapıp yapmamak senin kararındır. Özgürlükle birlikte sorumluluk da gelir.İnsanlar devamlı özgürlük hakkında konuşurlar ama onlar tam olarak özgürlük istemezler; onlarsorumsuz olmak isterler. Onlar özgürlük isterler ama derinde, bilinçaltında, onlar sorumsuz olmak, kuralsızlık isterler.Anlayış sahibi bir insan kendi özgürlüğüne olduğu kadar başkalarının özgürlüğüne de saygı duyacaktırçünkü eğer hiç kimse senin özgürlüğüne saygı duymazsa, senin özgürlüğün yok olacaktır.karşılıklı olarak bağımlıyız.Yaratıcı bir yol seçmediğin sürece özgürlük kendi başına hiçbir anlam taşımaz.özgürlüğünle bir şey yap; öyle aylaklık yapma yoksa üzüleceksin.Özgürlüğün dünyayı biraz daha güzel yapmak için ve biraz daha bilinçli hale gelmek için bir fırsat olduğunu anlayanlar üzülmeyecektir.Özgür bir insan geçmişten özgürdür. Ve özgür bir insan gelecekten de özgürdür çünkü bir sonraki an ne olacağını bilmiyorsun.Zincirlerini toptan bırakmak dışında bir yol yoktur.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gren -- 30 Kasım 2014; 1:33:22 >
    _____________________________





  • YARATICILIK
     Osho Kitap Özetleri




    ÖZGÜRLÜĞÜN G Ü Z E L K O K U S U
    Eğer yaratmak istiyorsan, bütün şartlanmalardankurtulmak zorundasın. Aksi halde yaratıcılığın kopya çekmekten başka bir şey değildir. Sadece birkopya olur. Ancak bir bireysen yaratıcı olabilirsin. Sürü psikolojisinin bir parçası olarak yaratıcıolamazsın. Sürü psikolojisi yaratıcı değildir. Hayat seni sürükler. Dansı, şarkıyı ve keyfi bilmez;mekaniktir.Yaratıcı kişi, daha önce ayak basılmış yollarıizleyemez. Yaratıcı kişi, daha önce ayak basılmış yolları izleyemez. Kendi yolunu aramalı, hayat ormanınıaraştırmalıdır. Yalnız gitmek zorundadır


    TUVALİ HAZIRLAMAK
    ÜÇ KELİME.İ l k kelime,bilinç. İkinci kelime, şefkat. Üçüncü kelime ise, yaratıcılıktır.Bilinç, varoluştur; şefkat, hissetmek; yaratıcılık ise eylem.Hepsini aynı anda olmak zorundasın. Ancak o zaman seninbütünleşmen gerçekleşmiş olur; aksi taktirde bazı şeyler eksik kalmış olacak.Hayatın şiirsel olmalı, yaklaşımın ş i i r s e l olmalı.Senin üç boyutun bunlardır: Varoluş, duygu, eylem. Eylem, yaratıcılığı barındırır, her türlü yaratıcılığı: Müzik, ş i i r , resim, heykel, mimari, bilim, teknoloji. Duygu, estetik olan her şeyi kapsar...Sevgiyi, güzelliği. Varoluş ise meditasyonu, farkındalığı ve bilinci barındırır.


    EYLEMDE RAHATLA
    İ k i kelimeyi unutma: Biri eylem, diğeri de, aktivite. Eylem, aktivite değildir.Eylem tamamen durumdankaynaklanır, kendiliğinden oluşur ve bütündür.Aktivite gereksiz olan birşeyi yapmaktır,anlamsızdır.Aktivite eylem için bir neden yokken yaşanır.Kendini izle, enerjinin yüzde doksanınıaktivitelere harcıyorsun. O yüzden eylem anı gelince enerjin kalmıyor. Gevşemiş bir insan saplantılardan uzaktırve enerji içinde birikmeye başlar. Enerjisini saklar. Otomatik olarak saklanan bu enerji sayesinde,eylem anı geldiği zaman tüm varlığı bu enerjiyle akar. O yüzden eylem birbütündür. Aktivite, kendinden kaçıştır. Eylemde kendin olursun,aktivitede ise kendinden kaçtın.Aktivite sözkonusu olduğu zaman daha dikkatli olmalısın, eğer farkındaysan, aktivite kaybolur; enerji korunur,içinde biriktirdiğin enerji eyleme dönüşür.Eylem anlıktır, hazırlanan bir şey değildir,öncedentasarlanmaz.Senin bir hazırlık yapmana bir prova döneminden geçmene izin vermez.Giderek daha fazla aktiviteyi bırakmaya çalış. Ama nasıl bırakacaksın?Farkında ol. Eylem ile aktivite arasındaki farkı hisset.Kendiliğindendüşmek! Eğer onu atarsan, bir gün başka bir şekilde, başka bir formda onu tekraralırsın. Bırak düşsünler, sen bırakma.Aktivitelerinin farkına var veaniden aktivitenin ortasında, eğer farkına varırsan, o duracaktır.Ne zaman her şeyinle eyleme geçme fırsatı karşına çıkarsa, bunu sakın kaçırma. Düşünme, eylemegeç. Daha fazla eylem yap ve bırak aktiviteler kendi kendine düşsün.Gevşemek bir yokluktur, aktivite yokluğu.Sadece o anınkeyfiniçıkartırsın. Sıradan şeyler, güzel olduklarıiçin keyif vermeye başlar. Aslında hiçbir şey sıradan değildir. Çünkü o anda her şey olağanüstü olur.2 tür insan vardır. Hedef peşinde koşanlar ve kutlayanlar.Hedef yönelimliolanlar, delidir. Kutlayıcı ol. Kutla. Kutlanacak çok şey var. Çiçekler açtı, kuşlar ötüyor, güneş gökyüzünde. Bunlarıkutla. Nefes alıyorsun, yaşıyorsun ve bilincin var. Bunu kutla.Unutma, aktivite hedef yönelimlidir, eylem ise değildir.Kendini birden kuşların ötüşüne eşlik ederken buluyorsun. İşte bu eylemdir. Herhangi bir şey olmak zorunda değilsin. Sadece kimolduğunu anla yeter, hepsi bu.


    DOĞAYLA UYUM İÇİNDE OL
    Yaratıcılık tam bir gevşeme halinde olmak demektir.Ortada ego olmadığı zaman, her şey gerçektir, her şey güzeldir. O zaman, ne olursa olsun güzeldir.



    BEŞ ENGEL

    1 . B E N L İ K B İ L İ N C İ:Ego her zaman akıntının tersine gitme çabasıdır. İnsanlar kolay şeyleri yapmaktan hoşlanmazMutsuzluk, bir çatışma içinde olduğunun belirtisidir Eğer mutsuzsan, bunun tek sorumlusu sadece ve sadece sensin.Ego, kendi etrafında yaratmış olduğun gerginliklerden başka bir şey değildir.Bunu iyi dinle: Ne zaman bir şeysergilemeye çalışırsan, egon için gıda arıyorsun. Ne zaman doğalolup, olayları akışına bıraksan, hepsi mükemmel oluyor ve bir sorun çıkmıyor.B i r şeyi mükemmel yapmaya çalışırsan mükemmel olmadan kalır. Doğal olarak yap, her zamanmükemmel olur. Doğa mükemmeldir. Çaba ise mükemmel değildir. O yüzden ne zaman bir şeyi aşırıyapıyorsan, onu yok ediyorsun.Başkalarının sana söyledikleri seni endişelendirmemeli.Egonu bıraktığın zaman, egonun etrafında yaratmış olduğun bütün dünyayı da bırakırsın. İ l k kezolarak her şeyi olduğu gibi görmeye başlarsın, görmek istediğin gibi değil.Birini dikkatle dinlediğinzaman kendini unutursun. Eğer kendini unutamazsan, o zaman dinlemiyorsun demektir.l k adım duyarlılıktır. Çünkü ego varolamaz ancak bir çatışma durumunda varolabilir. Duyarlı olduğun zaman hayal
    gücün birden inanılmaz güçlü olur.Çok duyarlı olduğun zaman, çocuk gibi olursun.Önce duyarlı olursun ve sonra yaratıcı olursun. Ve egonu tamamen bıraktığınzaman o kadar esnek olursun ki, hayal ettiğin her şey gerçekleşir. O zaman hayal gücün, senin gerçekliğin olur."Egonu bıraktıktan sonra, bütün yenilgileri, bütün başarısızlıkları, bütün hüsranları bırakmış olursun.Egonu taşıdığın sürece başarısız olmaya mahkumsun. Egonu taşıdığın sürece zayıf kalacaksın. Egonubırak ve sonsuz kudret üzerinden akmaya başlasın. Egonu bıraktığın zaman bir nehre dönüşürsün.Akmaya başlarsın, erimeye başlarsın, okyanusa doğru akarsın. Canlanırsın

    2. M Ü K E M M E L İ Y E T Ç İ L İ K:Ego her zaman mükemmel olmak ister.Mükemmelliği düşünenler aslamükemmel, asla bütün olamaz. Tam aksine, mükemmelliği ne kadar çok düşünürlerse, o kadarnevrotik olurlar. Onların idealleri vardır. Sürekli kıyaslarlar ve sürekli kısa kalırlar


    3. A K I L:Gerçekten yaşayan insan ise, anını yaşayan insandır. Geçmişte yaşamaz, gelecek için yaşamaz.Sadece içinde bulunduğu anı yaşa. Her şey o andır.Akıl, sahte ve üretilmiş olan bir şeydir. Zekanın yerine geçer. Zeka tamamen farklı bir olgudur. O,gerçektir.Zeka, olağanüstü bir cesaret, maceraperest bir yaşam gerektirir. Her zaman bilinmeyene, daha öncegidilmemiş denizlere yelken açmaya ihtiyaç duyar. O zaman zeka büyür, keskinleşir. Her anbilinmeyenle karşılaştıkça büyüyebilir. İnsanlar bilinmeyenden korkar. Bilinmeyen yüzünden kendini güvensiz hisseder, haşır neşir olduklarının ötesine gitmek istemezler.Akıl sadece zihinsel bir oyundur. Yaratıcı olamaz.Akıl baştadır. Zeka ise, kalbin uyanık olmadurumudur. Kalbin uyanıkken, kalbin derin bir minnet içinde dans ederken, kalbin varoluşla uyumiçindeyken, bu uyumdan yaratıcılık ortaya çıkar.


    4. İNANÇ:Z i h in bütün inançların bir araya toplanmasıdır. Açıklık, z i h i n s i z l i k demektir Ne yaparsan yap, eğer keyifle yapıyorsan, sevgiyle yapıyorsan, yapmanın tek nedenimaddiyat değilse yaratıcı olur. Eğer o sayede içinde bir şeyler gelişiyorsa, seni geliştiriyorsa, ozaman ruhanidir.Yaratıcıdır.Yaptığın işi severek yap. Ne olursa olsun, onu yaparken tam yoğunlaş.Yaratıcılık, ne yaparsan severek yap demektir. Keyifle, şenlik havasıyla.Sen keyfini çıkardın, değeri sana ait.Gerçek değer budur.Önemli olan yaptığın her neyse, onu yaparken keyif alman.Eğer yanlış bir inancın varsa, o inanç kapalı bir kapı olarak etrafındadolaşır ve engel olur. Bütün akış olasılıklarını sürekli engeller. Enerjinin akmasına izin vermez.H ı r s ın girdiği yerde yaratıcılık yok olur.Yaratıcı eylem, dünyanın güzelliğini a r t t ı r ı r . Dünyaya bir şeyler verir. Hiçbir şey almaz.Verici ol. Paylaşabileceğin her şeyi paylaş. Ve unutma; ben küçük şeylerle büyük şeyler arasında birayrım yapmıyorum. Eğer kalpten gülümseyebilirsen, birinin elini tutup gülümseyebilirsen, buyaratıcı bir eylemdir. Hem de çok büyük bir yaratıcı eylem. Birine kalbinle sarılırsan, yaratıcıolursun. Birine sevgi dolu gözlerle bakmak... Sadece sevgi dolu bir bakış, bir insanın hayatınıdeğiştirebilir.Yaratıcı ol. Yaptığının ne olduğu konusunda endişe etme. İnsan çok şey yapmak zorundadır. Ama herşeyi yaratıcı şekilde yap. Kalbini vererek yap Eğer sevgi doluysan, bütün varlıkların bir kişiliği olduğunu göreceksin. Hiçbir şeyi itip kakma.Seyret, iletişim kur, yardım etmelerini sağla. O zaman enerjini korursun

    5. Ş Ö H R E T OYUNU:Tanınmak için değil, yaratıcı olmak için çalışmalısın.Şu temel şeyi öğren; ne yapmak istiyorsan onu yap. Sevdiğin şeyleri yap ve asla tanınmayı isteme.Bu dilenciliktir.Kendi bireyselliğinin farkında olan her insan, kendi sevgisiyle, kendi işiyle yaşar. Başkalarının nedüşündüğünü umursamaz.






    DÖRT ANAHTAR
    Bir şeyler yarattığın zaman hayatın tadını alacaksın.
    Bu senin yoğunluğuna ve bütünlüğüne bağlı olacak
    Hayat felsefi bir sorun değil, ilahi bir gizemdir
    O zaman her şey bir kapıya dönüşür; yerleri silmek bile.
    Eğer yaratıcı olursan, sevgiyle, her şeyinle yaparsan,
    hayatın tadını alacaksın.



    1. T E K R A R ÇOCUK OL:Tekrar çocuk olursan yaratıcı olursun. Bütün çocuklar yaratıcıdır. Yaratıcılığın özgürlüğe ihtiyacıvardır. Zihinden özgür, bilgiden özgür, önyargıdan özgür. Yaratıcı bir insan, yeniyi deneyebileninsandır. Yaratıcı insan, bir robot değildir. Robotlar asla yaratıcı olmaz. Sadece tekrar eder.Unutma; yaratıcı bir insan, her zaman yanlış yolları deneyecektir. Eğer her zaman bir şeyiyapmanın doğru yolunu takip edersen, asla yaratıcı olamazsın. Çünkü doğru yol, başkası tarafından keşfedilmiş yol demektir.Senyapmaya korkarsın çünkü aptal görünmekten korkarsın. B i r yaratıcının aptal görünebilmesi gerekli.Ancak prestijlerini, gururlarını, saygınlıklarını, tekrar tekrar riske atmaya ve kimsenin yapmayadeğer vermeyeceği şeylere girmeye hazır insanlar yaratır. Ve onlar da her zaman deli olarakgörülmüştür. Dünya onları tanır, ama çok geç tanır. Sürekli yaptıklarında bir yanlış olduğunudüşünür. Yaratıcılar, sıradışı insanlardır.Yaratıcı, herhangi bir yere yerleşemez, bir gezgindir. Çadırını sırtında taşır. Evet, bir geceliğinekalabilir, ama sabah olunca tekrar gider. O yüzden ona gezgin diyorum.Eğer yaratıcı olmak istiyorsan ne yapmalısın? Toplumun bütün yaptıklarını bırak.O zaman tekrar yaratıcı olacaksın. En başta yaşadığın o heyecanı tekrar yaşayacaksın.O hâlâ bastırılmış bir şekilde orada bekliyor
    En büyükcesaret budur. İnsanların seni garip olarak gördüğü bir hayata başlamak.Doğal olarak r i s k alacaksın. Eğer yaratıcı olmak istiyorsan, her şeyi riske edebilmelisin. Ama buna değer.

    2. ÖĞRENMEYE H A Z I R OL:Yaratıcı bir insanın bütün yap ve yapmaları eritmesi gerekir. Onun özgürlüğe ve alana ihtiyacı var;sonsuz alana, bütün gökyüzüne, bütün yıldızlara ihtiyacı var. Ancak o zaman özündekikendiliğindenlik büyümeye başlar.Bütün tutarsızlıklarla, her anını geçmişi referans almadan, geleceği referans almadan yaşa. O anı, oanın içeriğinde yaşa. O zaman katılımın bütünsel olur. O bütünlüğün güzelliği vardır ve obütünlüğün yaratıcılığı vardır. O zaman ne yaparsan yap, kendine özgü bir güzelliği olacaktır.

    3. S I R A D A N L I K T A NİRVANA'YI B U L:Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar. O zaman her şey yücelir. Eğersevmiyorsan, o zaman egon devreye girerSakın egona kapılma. Ne zaman ego gelip, seni daha yüce şeyleredoğru yönelmeye ikna etse, hemen bunun farkına var ve egoyu bırak.Yaratıcı ol dediğim zaman, herkesin gidip büyük bir ressam ya da şair olmasını söylemiyorum. Ben sadece bırak hayatın bir resim, bir ş i i r olsun diyorum.Nirvana, sıradan hayatı her şeyiyle, tam bir farkındalıkla,ışıldayarak yaşamaktır


    4. HAYALCİ OL:Evren derin bir uyum içindedir. Ancak insan, uyum dilini unutmuştur. Burada benim görevim bunusana hatırlatmak. Biz uyum yaratmıyoruz. Uyum zaten senin gerçeğin. Sadece onu unutmuş durumdasın.O yüzden, herhangi bir güzel deneyimi rüya ile karıştırma. Ona rüya demek gerçekliğini ortadankaldırır. Rüyaların gerçek yapılması gerekiyor. Gerçeklerin rüyalara dönüştürülmesi değil.





    4 SORU
    Kalbinde söylenmesi gereken bir şarkı, edilmesi gereken bir dans var.Ama dans görünmezdir. Ve şarkı... Sen onu henüz duymadın bile.O senin varlığının içindeki özde giziidir.
    Onun yüzeye çıkarılması gerekir. İfade edilmelidir.
    Kendini gerçekleştirmek demek, işte budur.


    1. H A F I Z A VE HAYAL GÜCÜ:Asıl hafızan kastedilmiyor. Kastedilen, psikolojik hafızadır. Asılhafıza bir sorun değildir. O saf bir anımsamadır. Ancak bundan psikolojik olarak etkilendiğin zaman,sorun çıkmaya başlar. Aradaki farkı anlamaya çalış. Dün biri sana hakaret etti. Bugün onunla yinekarşılaşıyorsun. Asıl hafıza, "Bu adam dün bana hakaret etti" der. Psikolojik hafıza ise, o adamı görünce sinirlenir.Bu psikolojik hafızalar sana yük oluyor. Özgürlüğünü yok ediyor, canlılığını yok ediyor. Seni kafesetıkıyor. Asıl hafıza güzel bir şeydir.B i r şeyi daha anlamak gerekir. Psikolojik hafıza olmadığı zaman, asıl hafıza hata yapmaz. Çünküpsikolojik hafıza bir engeldir.Güvenilir tek insan, psikolojik hafızası olmayan insandır. O yüzden bilgisayarlar insanlardan dahagüvenilirdir.Psikolojik hafızanı bırakırsan, bir ayna olursun.
    deneyim yaşanırken, kendi kendine konuşma. İç konuşmabulanıklık yaratır. Yaratıcı hayal gücünün hafızayla bir ilgisi yok.Eğer beni anlarsan ve psikolojik hafızanı bırakırsanyaratıcı olursun.Yaratıcı insan, bilinmeyenden bir şeyi, bilinen dünyaya getiren kişidir.Yaratıcı insan,kavrayışı olan insandır. Daha önce kimsenin göremediği şeyleri görendir. Başka gözlerin daha öncegöremediğini gören, daha önce kimsenin duyamadığını duyandır. İşte bu, yaratıcılıktır.Hafıza, sırtında çok büyük bir yük oluyorsa, yaratıcı hayal gücüne sahip olamazsın.Gerçek yaratıcılık, anılardan değil, farkındalıktan ortaya çıkar. Daha farkında olman gerekir. Nekadar farkında olursan, ağın o kadar büyük olur ve tabii daha fazla balık yakalarsın.


    2. A Y R I L I K SONRASI DEPRESYONU:İnsan geceyide kabullenmeli.Ancak o zaman bir bütün olabilirsin.

    3. Y A R A T I C I L I K VE M E L E Z L E Ş M E:Benim tavsiyem, insanların bir öğretiden diğerine geçmesi. B i r disipline aşina olduğun zaman, onuntekniği seni tutsak ettiği zaman, ondan s ı y r ı l ıp başka bir disipline geç. Bu çok iyi bir f i k i r . Biröğretiden diğerine geçmek, harika bir f i k i r . O zaman daha yaratıcı olduğunu göreceksin.Eğer coşkuyla yapıyorsan, yaparken kendinikaybediyorsan, yaparken içindeki keyif ve huzur taşmaya başlıyorsa, o zaman YARATICILIKTIR
    Yaratmayı bilmeyen insanlar eleştirmen olur. O yüzden onları düşünme. Önemli olan şey, senin içduyguların, iç ışığın, iç sıcaklığın. Eğer müzik yapmak sana bir sıcaklık duygusu veriyorsa, içinde coşku yükseliyorsa, egon kaybolur. Özgün sanattır.



    4. PARANIN S A N A T I:Para hakkında sana empoze edilmiş olan bütün f i k i r l e r i bırak, ona saygı duy, servet yarat. Çünküancak servet yarattıktan sonra diğer boyutlar sana açılabilir.




    YARATIM EN Ü S T D Ü Z E Y Y A R A T I C I L I K : HAYATININ ANLAMI
    Hayatın kendi başına bir anlamı yok. Hayat bir anlam yaratma fırsatıdır. Anlamın keşfedilmesi değil,yaratılması gerekir. Anlamı, ancak onu yaratırsan bulursun. Orada bir çalının arasında durmuyor.Yani sağına soluna bakınca, biraz arayınca bulamazsın. O bulunacak bir kaya gibi durmuyor. O,yaratılacak bir ş i i r , söylenecek bir şarkı, edilecek bir danstır.Onu ancak yaratırsan bulursun. Bunu unutma.Eğer hayatta bir anlam görmüyorsan, onun gelmesi için pasif bir şekilde bekliyor olmalısın. O zaman asla gelmez.Bir insanı şarkı yarattığı için öv. B i r insanı güzel birheykel yarattığı için öv. B i r insanı çok güzel flüt çaldığı için öv.Anlam yaratıcılıktan ortaya çıkar.Katılımcı olmak zorundasın. Anlam, katılmakla ortaya çıkar.Hayatının ölü bir ayine dönüşmesine izin verme. Açıklanamayan anlar olmasına izin ver. Bırak bazı
    şeyler gizemli kalsın. Neden gösteremediğin şeyler olsun. İnsanların senin biraz çılgın olduğunudüşünmelerini sağlayacak bazı eylemlerin olsun. Yüzde yüz akıl sağlığı yerinde bir adam, ölü bir adamdır.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gren -- 1 Aralık 2014; 0:38:17 >
    _____________________________




  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • CESARET
     Osho Kitap Özetleri

    Eğer cesur değilsen samimi olamazsın.
    Eğer cesur değilsen sevemezsin.
    Eğer cesur değilsen güvenemezsin.
    Eğer cesur değilsen, gerçeğin peşine düşemezsin.
    O yüzden önce cesaret gelir.
    Ve diğer her şey onu izler.


    Özgürlük korku yaratır.İnsanlar özgürlükten söz eder; ama korkarlar. Ve insan eğer özgürlükten korkuyorsa, daha insan olmamış demektir.Başlangıçta korkak ile cesur insan arasında pek bir fark yoktur. Aradaki tek fark;Korkak korkularınıdinler ve onları izler. Cesur ise korkularını bir kenara koyup, ileri adım atarCesur insan, bütünkorkularına rağmen bilinmeyene adım atandır.Cesur insan, korkularına rağmen bilinmeyene adım atar.Kısacası cesaret, bilinmeyen için bilineni riske etmektir; tanıdık olmayan için, tanıdık olanı; konforsuzluk için,konforlu olanı; bilinmeyen bir varış noktası için, herkesin bildiği yolları terk etmek demektir.


    KORKUSUZLUK
    Seni köle yapan şey kendi korkuların; senin korkuların. Korkusuz olduğun zaman artık köle değilsin.Aslında başkalarını,onlar seni köle yapmadan köle yapmaya zorlayan güç senin kendi içindeki korkudur.Korkusuz bir insan, ne kimseden korkar, ne de başkalarını korkutur.K o r k u tamamen ortadan kaybolur.Korkusuzluk, sürekli cesur ve daha cesur olunca ortaya çıkar.Cesaretin en uç deneyimi korkusuzluktur.Korkusuzluk cesaretin sonsuz olduğu zaman ortaya çıkan güzel kokudur


    KALBİN YOLU
    Kalbin yolu, cesaretin yoludur. Güvencesizlik içinde yaşamaktır; sevgi ve güven içinde yaşamaktır, bilinmeyenin içinde hareket etmektir.Geçmişi bırakıp, geleceğin yaşanmasına izin vermektir. Cesaret,tehlikeli yollarda hareket etmektir. Hayat tehlikelidir ve sadece korkaklar tehlikeden kaçınır. Ama onlar zaten ölüdür. Yaşayan bir insan, gerçekten yaşayan bir insan, her zaman bilinmeyene doğru gider. Tehlikevardır, ama o bu r i s k i alır. Kalp her zaman r i s k almaya hazırdır.Eğer sevinçlerin, göz yaşların, dansın hakkında samimiysen, er ya da geç seni anlayacak insanlar ortaya çıkar; ve senin kervanına katılırlar.Dayatılmış hiçbir kural doğru olamaz. Çünkü kurallar, sana hükmetmek isteyen insanlar tarafından icat edilmiştir.Asla taklitçi olma, her zaman özgün ol. B i r karbon kopya olma

    HATALAR ÖĞRETMENDİR
    Kararsız olma. Yanlış yola sapman endişe yaratmasın. Sorunlardan biri bu: İnsanlara asla yanlış birşey yapmamaları öğretiliyor,onlar da yanlış yapmaktan o kadar korkmaya başlıyorlar ki, hiçbir şey yapmıyorlar.Hareketsizler Mümkün olduğunca çok sayıda hata yap ama bir şeyi unutma: Aynı hatayı tekrarlama.Her an tetikte olman gerekir, çünkü kararın o an verilmesi gerekir.Neyin doğru, neyin yanlış olduğu hakkında önceden hazırlanmış yanıtlara güvenemezsin.Sadece aptal insanlar önceden hazırlanmış cevaplara güvenir,çünkü o zaman zeki olmalarına gerek yoktur. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu zaten bilir gibidir


    ZEKÂNIN YOLU
    Zekâ canlılıktır, kendiliğinden olur. Açıklıktır, incinebilirliktir. Taraf tutmamaktır, herhangi bir yargıyavarmadan yaşama cesaretidir.Yargısız hareket etmek, masumiyet içinde hareket etmektir.Önyargılı göz kördür


    GÜVENİN YOLU
    GÜVEN EN B Ü Y Ü K Z E K Â D I R Güvenin büyük zekâya, cesarete ve bütünlüğe ihtiyacı vardır.Onun derinine inmek için büyük bir kalbe gerek var. Eğer yeterince zeki değilsen, kuşku duyarak kendini korursun.Eğer zekân varsa, bilinmeyene adım atmaya hazırsın; çünkü;eğer bütün bilinen dünya yok olsa ve bilinmeyenin ortasında yalnız kalsan bile, orada yaşayabileceğini biliyorsun.Zekâna güveniyorsun. Kuşku savunmadadır; zekâ kendine her kapıyı açık tutar,çünkü o, "Ne olursa olsun uygun şekilde tepki verebileceğimi biliyorum." diyebilir.Hayat bir problem değildir.Onu bir problem olarak ele almak yola yanlış adımla başlamaktır.O,yaşanacak, sevilecek, deneyimlenecek bir gizemdir.Her şey değişmeye devam eder, o yüzden bir haritan olamaz; harita tamamlandığı an,çoktan geçerliliğini yitirmiştir.Harita eline geçtiği zaman, artık bir işe yaramaz, çünkü hayat yolunu değiştirmiştir.Önce güvenin güzelliğini ve kalbin yolunun coşkusunu bilmelisin; böylelikle gerçeğin engin okyanusuna açıldığın zaman, devam edecek cesarete sahipolacaksın. Ne olursa olsun, kendine olan güvenin tam olacaktır.Kalp nasıl güveneceğini bilir.


    MASUMİYET,CESARET VE NETLİĞİN BERABERLİĞİDİR
    Eğer masumsan cesarete ihtiyacın yoktur. Netliğe de ihtiyacın yoktur; çünkü hiçbir şey masumiyetten daha net, daha şeffaf olamaz.O yüzden asıl sorun insanın kendi masumiyetini nasıl koruyacağıdır.Sadece geleceğin var; geçmişin yok. Masumiyetin anlamı budur.O yüzden önce masumiyetin tüm anlamlarını anlamaya çalış.Geçmiş yoktur; sadece gelecek vardır.


    YENİ KAPIYI ÇALDIĞINDA... KAPIYI AÇ!
    Yeni olan yabancıdır. Dost olabilir, düşman olabilir. Kim bilir?Bunu bilmenin bir olanağı yok! Bilmenin tek yolu, ona izin vermektir;tedirginlik ve korku o yüzden yaşanır.Kendini bütünüyle o anın coşkusuna bırak; ve o zaman, her gün yeniaçılımlar, yeni ışıklar, yeni kavrayışlar bulacaksın. Ve o yeni kavrayışlar seni değiştirmeye devam edecek.B i r gün, aniden, her anının yeni olduğunu göreceksin.D i r i l i ş i n gerçek anlamı budur. Eğer bunu anlarsan, hafızandan özgürleşirsin, psikolojik olan hafızandan.Egonun sadece geçmiş hafızanolduğunu ve başka bir şey olmadığını gördüğün zaman; hafızadan ibaret olmadığını görürsün.S ı r f cesaret eksikliği yüzünden sürekli H A Y A T T A B İ R ÇOK Ş E Y İ K A Ç I R I Y O R U Z . Aslında başarmak için hiçbir çabaya gerek yok; cesaret yeter. Ve o zaman, senin kovalaman yerine, her şey sana gelmeyebaşlar; en azından iç dünyada bu böyledir.


    SEVME CESARETİ
    Korku, sevgi eksikliğinden başka bir şey değildir. B i r şeyi sevgiyle yap, korkuyu unut. Eğer i y i seversen,korku kaybolur.Korku, karanlıktır; sevgi yokluğudur.
    Eğer beni i y i anlıyorsan, bütün korkuları bırak ve daha fazla sev; ve koşulsuz olarak sev. Sevdiğin zaman,diğeri için bir şey yaptığını düşünme; kendin için bir şey yapıyorsun. Sevmek senin için iyidir, o yüzdenbekleme, başkaları sevdiği zaman seveceğini söyleme; çünkü amaç bu değil.Sevgi yönelimli insan gelecekten korkmayan insandır. Sonuçlardan ve olası bedellerden korkmaz, şimdi veburada yaşar. Sonuçları kafana takma; bu, korku yönelimli zihinlere ait bir şeydir. Sonunda neler olacağınıdüşünme. Burada ol ve tüm benliğinle davran. Hesapçı olma.Korku yönelimli insan sürekli hesap yapar,planlar,düzenler ve koruma duvarları oluşturur. Bu şekilde tüm hayatını heba eder.


    EGO K O R K A K L I K T I R
    Egoist biri her zaman korkak olacaktır. Hiçbir yakınlığa i z in veremez. Dostluk, sevgi ve hatta normal arkadaşlık bile tehlikelidir.Egosuz olmak ise korkusuz olmaktır.

    "İÇ REHBERİ" DİNLE
    İnsanların fikirlerinden etkilenmeyi bırak. Bunun yerine içine dön; iç sesinin sana bir şeyler söylemesine
    engel olma. Ona güven. Eğer ona güvenirsen, gelişecektir. Eğer ona güvenir ve onu beslersen, daha güçlü olacaktır.Daha fazla hisset, daha az düşün.D Ü N Y A D A K İ EN B Ü Y Ü K K O R K U B A Ş K A L A R I N I N F İ K İ R L E R İ D İ R . Ve kalabalıktan artık korkmadığın an artık bir koyun değil, bir aslan olursun. Kalbinde dev bir kükreme yükselir,özgürlüğünkükremesi.ÖZGÜRLÜK SANA KANAT VERİR GERÇEK YÜZÜNÜ BUL
    Neysen o ol ve dünyayı asla hiç umursama. O zaman derin bir rahatlık hissedeceksin ve kalbin huzurla dolacak.


    TEHLİKELİ YAŞAMANIN COŞKUSU
    Cesur olanlar kafalarının dikine gider. Bütün tehlike fırsatlarını ararlar.Tehlikeli yaşamak demek, yaşamak demektir. Eğer tehlikeli yaşamıyorsan, sen yaşamıyorsun. Yaşamak ancak tehlikede çiçek açar. Yaşamak asla güvenlik içinde çiçeklenmez; sadece güvensiz durumlarda
    çiçeklerini açar.Eğer garantili yaşamaya başlarsan, durgun bir havuza dönüşürsün.Ama bir şeyi unutma: R i s k alma sanatını asla unutma; asla, asla. Her zaman r i s k almaya hazır ol. Nezaman r i s k alacağın bir fırsat çıkarsa, onu kaçırma ve asla kaybetmeyeceksin. Risk, gerçekten canlıolmanın tekgarantisidir.


    NE YAPARSAN YAP, HAYAT BİR GİZEMDİR HER ŞEYİN BİR ÖTESİ VARDIR YAŞAM HER ZAMAN DIŞARDADIR
    Ego etrafını bir duvar gibi kuşatır. Seni bu şekilde kuşatarak seni koruduğuna ikna eder. Ego seni böyleayartır. Sürekli aynı şeyi söyler: "Eğer ben olmazsam sen korumasız kalırsın. Savunman çok zayıf olur vebu çok büyük bir r i s k . O yüzden bırak seni koruyayım, etrafını sarayım."Evet, ego belirli bir ölçüde koruma sağlar ama bu duvar aynı zamanda senin zindanın olur.Düşmandan korktuğun için kapını kapatıp arkasında gizleniyorsun. Sonra bir dost geliyor ama kapı kapalı,içeri giremiyor. Eğer bir düşmandan çok korkuyorsan, o zaman dostlar da içeri gelemez. Eğer kapıyıdostun için açarsan, düşmanın da içeri girme r i s k i hep vardır.Bunu çok derinden düşünmek gerekir; hayattaki en büyük sorunlarından biridir. Sadece çok az sayıdakicesur insan onu doğru şekilde çözebilir, diğerleri korkup saklanır ve o zaman tüm yaşamları heba olur.Coşku, dışarı çıkmak demektir.Ego bir yumurtadır ve ondan çıkmak zorundasın. Coşkulu ol! Bütün kabuklardan, korumalardan, egolardan, güvencelerden, bütün ölümcül duvarlardan.Coşkulu olmak demek dışarı çıkmak demektir,özgür olmak, hareket etmek, oluşum halinde olmak, tehlikelere açık olmaktır, böylece rüzgar gelip içinden geçebilir.Coşkunun tam anlamı budur: Olağandan daha üstün.O zaman daha geniş bir dünyaya ulaşırsın; engin, sonsuz bir dünyaya. Ancak o zaman yaşarsın, ve dolu dolu yaşarsın.Ego, samimi olmana i z in vermez ve seni sahteliği devam ettirmeye zorlar.



    EN UÇ CESARET BAŞLANGIÇ YOK, SON YOK
    Her korku ölümle bağlantılıdır.Korkunun olduğu yerde korkaklık vardır ve orada zihnin geriliği ve sıradanlığının olması kaçınılmazdır.Onlar hep birliktedir, birbirlerini desteklerler. Cesaretle birlikte keskinlik, zekâ, açıklık, önyargısızlık ve öğrenme kapasitesi gelir; hepsi bir arada gelir.


    KORKUSUZLUK PEŞİNDE
    Herkes korkar... korkmak zorunda. Hayat öyle ki, buna mecbur kalınıyor. Ve korkusuz olan insanlar,cesurlaşarak korkusuz olmaz; çünkü cesur insan sadece korkusunu bastırmış insandır, aslında korkusuZ değildir.Bir insan korkularını kabullenerek korkusuz olur. Bu bir cesaret sorunu değildir. Konu sadece hayatın gerçeklerini görmek ve bu korkuların doğal olduğunun farkınavarmaktır.Onları kabullenmektir!
    _____________________________






  • YAKINLIK
     Osho Kitap Özetleri


    FARKINDALIK VE ANLAMAK
    Konsatrasyon yada odaklanma hayata dar açıdan bakmak demektir.
    Farkındalık uyanık olma hali kendini ve çevrede olup biteni gözlemlemektir



    DOĞALMI YAPAYMI
    Yapay isen başkalarının görevlerini isteklerini hayallerini gerçekleştirirken kendini ihmal ediyorsun demektir.Mecburiyet ile sorumluluk arasında fark vardır.Sen sadece kendinden sorumlusundur.Formaliteler arasında sıkışıp kalırsan hayatı kaçırırsın.Taklitçilikte diğer bir yapaylık halidir

    OLDUĞUN YERDEN BAŞLA
    Normal koşullarda, kendi hakkımızda bildiğimiz her şey, başkalarının görüşüdür.İnsanlar tüm hayatlarını başkalarının dediklerine inanarak geçiriyor; onlara bağımlı kalarak. O yüzden insanlar başkalarının görüşlerinden bu kadar çok korkuyor.İnsanlar çok çeşitli olduklarından senin zihnini de farklı farklı görüşlerle doldurmaya devam ediyorlar; çelişen görüşlerle. Birinin dediği öbürüne uymuyor; bu yüzden de senin içinde büyük bir karmaşa var. Biri zekisin diyor, öbürü aptalsın diyor.Bölünüyorsun. Kendinden şüpheleniyorsun, kim olduğundan... Ve karmaşa çok büyük, çünkü etrafında binlerce insan var



    GÖLGE BOKSU
    İnsan kendi karmaşasını, sırf kendini reddetmeye, suçlamaya, kabul etmemeye devam ettiği için kendisi yaratıyor. Bunu da bir dizi karmaşa, içsel kaos, sefalet izliyor. Niye kendini olduğun gibi kabul etmiyorsun? Yanlış olan ne? Bütün varoluş seni olduğun gibi kabul ediyor ama sen etmiyorsun.İdeal yüzünden kendini"Eğer bu koşullar gerçekleşirse o zaman mutlu olurum" dediğin sürece o koşullar asla gerçekleşmez. Ayrıca, o koşullar gerçekleşse bile, o zamana kadar bunu kutlama ve keyfini çıkarma kapasiten yok olur.Bu tıpkı karanlıkla savaşmaya benziyor.O sadece ışığın yokluğudur; ışığı yak, o zaman karanlık kaybolur.önce onların gitmesi gerekiyorMucize şudur ki, kendini kabul edince kendinden kaçmazsınZihnin iki seçeneği vardır: Kaçmak ya da savaşmak.Sadece kenara koy.



    SUÇ VE CEZA
    İnsanları yargılayan kendisinide yargılar.Sen insanları yargılayacak konumda değilsin Bu sana ego verir.Kimse suçlu değildir Herkes kendince doğrudur.
    Suçlu gördğün kişiler cezayla yada ödülle değişmezler.Şefkatleiyileşebilirler. Ama onların iyileşmesinden sen sorumlu değilsin.Sen sadece kendinden sorumlusun.Mukemmelleyetçi olarak kendine ve insanlara acı çektirme Her etkileşimin sana geri döner



    YARDIM ETMEKMİ DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞMAKMI
    Değiştirmeye çalışmak kişiyi kullanmak demektir.O kişiyi kendine göre şekillendirme.Ancak bir kişiye doğal olması için yada farklı şeyler için istersen yardım edebilirsin.

    MERHAMET VE DİĞER İHTİŞAMLI YALANLAR
    Merhamet egodan gelir.Sen kimseden üstün değilsin.Sadece vermek istersen sende olduğu için vermelisin.Kendini üstün görme kimseyi suçlama .Şehvete sevgi deme şehvet sömürüdür almak için vermektir,Sevgi ise vermektir.Almak onun için önemli değildir.Ama mucize şekilde geri gelir Almak için verirsen sömürürsün. Duygusallığa sevgi deme.Duygusallar ağlarlar bağırır çağırırlar.Sevgi ise eylemdir.Sevgi gösterilen birşeydir


    GEÇMİŞ GEÇMİŞTİR
    Bir insan istediği an değişebilir sadece kararlı olması yeterlidir.
    Kendini haklı,üstün gören insanlar zor değişir.Egosu zarar göreceğinden sıkıca tutunur.Kendini suçlu yada sorumlu gören kişi ise kolayca değişir.Kendini yuce görme.



    KENDİNİ KABUL ETKENDİNE İNCİNEBİLİR OLMA İZNİ VER
    Hayatı iki türlü yaşayabilirsin:
    1-Hayatla mücadele edebilirsin, hayata karşı özel hedeflerin olabilir Elbette yenilgin kaçınılmaz. Zarafetini kaybetmen, sertleşmen kaçınılmaz
    2-Onunla akabilirsin; o zaman sen de ihtişamlısın; bir zarafetin var, şiddetsizliğin zarafeti; kavgan yok, mücadelen yok.O zaman güzelsin; çocuksu, çiçeksi, yumuşak, narin, çürümemiş.Güçsüzlüğün kendi güzelliği var çünkü narin ve yumuşak. Bir fırtına kopar; büyük, güçlü ağaçlar devrilir. Küçük bitkiler sadece eğilir; sonra fırtına geçer, yine gülüp çiçek açmaya devam ederler. Aslında fırtına onları tazelemiş, tozlarını almıştır, o kadar.Hayatı erteleme. Yarını bekleme, asla gelmez. Bugün yaşa!evgi kendini sevmekle başlar. Bencil ol ama kendinle dolu olma; bu ikisi farklıdır. Narsist olma, kendine saplanıp kalma. Ama doğal bir şekilde kendini sevmen şart, bu temel bir olgu. Ancak o zaman başkasını sevmen mümkün olur.


    HER İNSAN RUHSAL BİR GÜVENLİK ALANI YARATIR;
    Hayat sadece güvencesizlikte mümkündür. Bunu anlamak çok önemli. Hayat özünde güvencesizliktir.Belirsiz bir korkuyla çevrilisin ve o korkuyla kendi aranda mümkün olduğu kadar çok parmaklık yaratıyorsun. Ama o parmaklıklar senin yaşamana engel olacak.Yaşamak yerine korunmaya çalışıyorlar. Şarkı ve dans olabilecek enerji, daha çok para, daha çok güç, daha çok hırs, daha çok güvenlik için harcanıyor. Harika bir sevgi çiçeği olabilecek enerji evliliğin hapishanesine dönüşüyor.Herkes başkalarından korkar, o yüzden de insanlar rol yapmaya devam eder.Uyanık ve farkında olanlar rüzgârla dans eder, serinliğinin ve kokusunun tadını çıkarırlar. Gidince de üzülmezler. Bilinmeyenden gelen bir armağandı. Yine gelebilir.Sahici bir insan güvenlik fikrini tamamen bir yana atar ve tam güvencesizlikte yaşamaya başlar çünkü yaşamın doğası budur. Bunu değiştiremezsin. Değiştiremediğin şeyi kabul et ve neşeyle kabul et. Boş yere kafanı duvara vurma, öylece kapıdan geç


    BÜTÜN ZIRHI VE SAVUNMAYI BIRAK
    Herhangi bir korkuyu bırakmanın tek yolu korktuğun şeyin ta içine girmektir. Biri bana gelip "Karanlıktan korkuyorum" derse, ona derim ki "Yapacağın tek şey karanlık geceye girip ıssızlıkta bir ağacın altına oturmak. Titre! Terle, kork, ama orda otur!e yavaş yavaş korku yok olduğunda karanlığın o kadar karanlık olmadığını görürsün. Bir şey görebilmeye başlarsın; belirsiz, net olmayan. Ama netlik, nesnelere sığlık verir; belirsizlikse derinlik ve gizem verir.Karanlıktan korkuyorsan gir karanlığa. Aşktan korkuyorsan gir aşkın içine. Yalnızlıktan korkuyorsan Himalayalara git ve yalnız kal. Korkuyu bırakabilmenin tek yolu budur. Bazen bir şeyi kasıtlı olarak yaparsan büyük bir farkındalık getirir.Eğer korkuyorsan unutma ki, çekici insanlardan korkmak, birinin karnına dokunmasından korkmak, karanlıktan korkmak, kadın gibi yürümekten korkmak, şundan bundan korkmak fark etmez. Korkunun eritilmesi gerekir çünkü korku sakatlayıcı, felç edici bir oluşumdur. Ve onu eritmenin tek yolu da içine girmektir. Deneyim özgürleştirir. Öğrenmek daha iyidir. Korkuyu bırakmak daha iyidir. İnsanlarla ilişki kurmak daha iyidir. Ve aslında ilişki kurmaya başlarsan her insanda güzel bir şey olduğunu görürsün. Kimse güzellikten yoksun olarak gelmez. Ve bir insanın güzelliğiyle temas kurmanın tek yolu yakın olmaktır, korkuyu bırakmak, savunmaları bırakmaktır.

    GERÇEK MANTIKLI BİR ŞEY DEĞİLDİR.
    Gerçek hakikattir; gerçek içtenliktir. Gerçek mantıksal değildir. Sahici olmanın ruhsal durumudur, bir ideale uygunluk değildir. Çünkü eğer bir ideal varsa, sahte olursun.Şimdi, öfkelenmek senin güzel imajını bozacak; o yüzden öfkeni bastırıyorsun.İçersi kaynıyor; ama yüzeyde şefkatli, iyi, nazik, tatlısın. İşte bölünme hali bu. İnsanlar bunu hayat boyu yapıyor; sonra da bu bölünme tamamenyerleşiyor.Gerçek derken, rol yapmamaktan bahsediyorum. Olduğun gibi ol; bir an kederlisin, sadece o an kederlisin. Ve sonraki an mutlusun, artık kederli kalmanın bir anlamı yok.Artık birleştirilemez hale gelince de adına şizofreni deniyor. Kendi öbür yarınla temas kuramadığın zaman artık nerdeyse iki insan haline geliyorsun: Bu ciddi bir akıl hastalığı


    GERÇEK OL
    Dürüst olmak hakiki olmaktır; gerçek olmak sahte olmamak, maskekullanmamaktır. Gerçek yüzün her neyse, ne pahasına olursa olsun onu göster.Sen kendine karşı dürüst ol.Başkalarına öğretmeye çalışma, kimseyi düzeltmeye çalışma, başkalarını değiştirmeye çalışma. Eğer sen değişirsen bu mesajyeterlidir. Unutma, bu başkalarının maskelerini düşürmen gerekiyor anlamına gelmez; onlar yalanlarıyla mutlu iseler bu onların kararıdır.
    1-Başkalarının sana ne olman gerektiğine ilişkin söylediklerine asla kulak asma. Her zaman ne olmak istediğini, kendi iç sesini dinle.Senin varlığın her şeyden önce gelir. Başkalarının seni kullanmalarına ve kontrol etmelerine izin verme.Bu dünya bir pazar yeri ve herkes sana bir şey satmaya çalışıyor.
    2-Maske kullanma; aksi halde mekanizmada bozukluklar, kilitlenmeler yaratırsın.Kızgınsan kızgın ol. Riskli olabilir bu belki, ama gülümseme, çünkü bu gerçek olmaz.
    3-Her zaman şimdide kal, çünkü bütün sahtelik ya geçmişten, ya da gelecekten sızar. Geçmiş geçmiştir.Ve gelecek olan da henüz gelmedi. Boşuna gelecekle kafanı yorma yoksa şu ana gelir ve onu mahveder. Şimdiye sadık kal, o zaman gerçek olursun



    KENDİNİ DİNLE
    Gerçek olmayı bir kere tanıdığında bu öyle güzel bir şeydir ki, sahte olmakla yetinemez olursun. Sahte olmaya devam etmenin sebebi gerçeğintadını bilmemendir. Kendine karşı gerçek ol; başka bir sorumluluğun yok.Bunu çözebilirsen öbür meselelerin hepsi sorun olmaktan çıkar. O zaman hayat, yaşanacak güzel bir gizem haline gelir. Çözülecek değil; yaşanacak ve keyfine varılacak

    KENDİNE GÜVEN
    Kendine güvenen insan özgür insandır. Ne yapacağı önceden bilinmez, kendi yolunda yürüyecektir. Hayatı özgürlük olacaktır.Hissettiği zaman, sevdiği zaman güvenecektir ve onun güveni çok yoğun ve gerçek olacaktır. Onun güveni hayat dolu ve sahici olacaktır. Ve duyduğu güven doğrultusunda her şeyi riske atmaya hazırdır ama sadece hissettiği zaman, kalbine dokunduğu zaman, zekâsına ve sevgisine dokunduğu zaman. Yoksa değil. Onu bir şeye inanmayazorlayamazsın. Kendini seven insandan, er ya da geç, sevgi taşmaya başlar.Kendine güvenen insan başkasına karşı güvensizlik duyamaz. Eğer bir insan sana gerçekten güveniyorsa onu aldatman imkânsızdır, nerdeyse imkânsız.Kendine güvenen insan, bunun güzelliğini anlar ve görür ki kendine ne kadar güvenirsen o kadar büyürsün; kendini ne kadar bırakır ve rahatlarsan o kadar sakinleşirsin, o kadar serinkanlı, sessiz ve dingin olursun. Kendini sevmeye başla. Sen kendini sevmezsen, seni kim sevebilir? Ama unutma, eğer sadece kendini seversen sevgin çok yoksul olur.İnsan yakınlaşmaktan korkar. Yakınlaşmak rol yapmayı kesmen gerektiği anlamına gelir



    TEPKİ VERME ALIŞKANLIĞI
    Tepki geçmişten kaynaklanır; yanıt ise şimdiden. sadece bir robot gibi davranıyorsun. İçinde bir mekanizma var, düğmeye basıyorsun, "Bu adam beni aşağıladı" diyorsun ve tepki veriyorsun.Tepki geçmişten kaynaklanır. Eğer eski alışkanlıklarından, zihninden tepki verirsen yanıt vermiş olmazsın. Yanıt vermek, tam olarak bu anda, şimdi, burada canlı olmaktır.

    MAHREMİYET İHTİYACI
    Varlığın iki yüzü vardır: dışarısı ve içerisi.Güzel olan her şey içerdedir ve içerisi mahremdir.İçeri gir; ancak o zaman enerjiyle, sevgiyle, şefkatle dışarı çıkabilirsin. İçeri gir ki dışarı çıktığında dilenci değil, kral olabilesin. Dışa dönük ilişkilerin olsun ama içe dönük ilişkilerin de olsun.Hayat içerdeki o kaynaktan çıkar ve dışarıdaki gökyüzüne yayılır. Bir denge olmalı; ben her zaman dengeden yanayım.Bu yüzden hayat açık bir kitap olmalı demiyorum, hayır. Birkaç bölüm açık olsun, tamam. Ama birkaç bölüm de tamamen kapalı, tamamen gizli.





    GERÇEK OLMA RİSKİNİ AL
    Kurnaz olursan, kendini güvenceye alıp korumaya devam edersen sadece kişilikler karşılaşır, gönüller yalnız kalmaya devam eder.Böyle bir şey olduğunda ilişkide dört kişi bulunur, iki değil. İki sahte kişi buluşmaya devam eder; iki gerçek kişinin arasında dünyalar kadar mesafe kalır.Gerçek için her riske gir yoksa mutlu olamazsın.Sahte bir kişilik kullanarak geçirdiğin bütün zaman boşa harcanır; sana asla geri dönmez. O dakikalar gerçek olabilirdi, sahici olabilirdi. Tek bir an sahici olmak bile hayat boyu sahte yaşamaktan iyidir. O yüzden korkma. Eğer ilişki gerçeğe dayanabilirse bu harika olur. Eğer dayanamaz ve ölürse, bu da iyidir; çünkü sahte bir ilişki bitmiştir ve şimdi başka bir ilişkiye girmen mümkündür; daha gerçek, daha sağlam, özüne daha çok yaklaşabilecek bir ilişkiye.Sevginin anlamı budur, hiç değilse bir insanın yanında tamamen çıplak olabilmek.Sevgi paylaşmaktır, o yüzden hiç değilse sevgilinle birlikteyken sahte olma. Sana herkesin ortasına çık ve gerçek ol demiyorum. Çünkü bu, şu anda gereksiz sorunlara yol açar. Ama önce sevgilinle başla, sonra ailenle devam et, sonra daha uzağındaki insanlarla. Yavaş yavaş anlarsın, gerçek olmak o kadar güzeldir ki onun uğruna her şeyi kaybetmeyi göze alabilirsin. Ve sonra istediğin yerde yapabilirsin bunu; gerçek senin yaşam biçimin olur. Sevginin abecesi, yani gerçek, önce sana çok yakın olanlarla öğrenilmelidir çünkü onlar anlayabilir.



    .



    BENCİL OL ÖNCE KENDİNİ SEV
    İkiyüzlüler dışında hiç kimse bencillikten uzak olamaz.Temel olan şu; kendini öylesine tam olarak sev ki, o sevgi senden taşsın ve diğerlerine ulaşsın. Paylaşmaya karşı değilim ama fedakârlığa kesinlikle karşıyım.Fedakarlık alışveriştir.Verdiklerimi geri ver demek fedakarlıktır Sevgiyle uzaktan yakından alaksı yoktur,sömürü aracıdır


    Vermek nedir ve almak nedir?
    Kendini vermiyorsan hiç vermiyorsun demektir.Şevgi karşıdakini olduğu gibi kabul etmektir.Bu durumda karşıdaki kişi dönüşür.Şefkat almakla ilgilenmez
    Verdiği ve karşıdaki aldığı için memnun olur.
    Sevilmek istiyorsun ama hiç düşünmedin: Sevgiyi alabilir misin? Onu almana izin vermeyen öyle çok engel var ki..Kendine saygın yok; o yüzden sevgi sana yaklaştığında onu almaya yeterli hissetmiyorsun kendini. Sen kendini olduğun gibi kabul etmediğine göre kendini hiç sevmedin; başkasının sevgisini nasıl alabilirsinlk ve en önemli bahane; "Bu sevgi değil, o yüzden kabul edemem." Birinin seni sevebileceğine inanamıyorsun. Sen kendini sevemezken; kendini, güzelliğini, zarafetini, ihtişamını göremezken; biri sana "Çok güzelsin. Gözlerinde sonsuz bir derinlik, büyük bir zarafet görüyorum. Kalbinin evrenle uyum içinde atışını görüyorum" dediği zaman nasıl inanabilirsin?

    İLİŞKİDE OLMAK DEĞİL, İLİŞKİ KURMAK
    İki dilenci birbirinden dileniyor. O yüzden sevgililer arasında sürekli kavga var, çekişme var, çatışma var; saçma sapan şeyler yüzünden, önemsiz, aptalca şeyler yüzünden. Ve çatışma devam ediyor.İlişki bir şeydir: ona yapışırsın. İlişki kurmak bir akış, bir hareket, bir oluşumdur. Bir insanla karşılaşırsın, onu seversin çünkü verecek bol bol sevgin vardır ve daha çok verdikçe, daha çok alırsın. Bir kere sevginin bu garip aritmetiğini, daha çok verdikçe daha çok aldığını anladığın zaman..Ve bir insan neşeni onunla paylaşmana izin verdiğinde ona karşı şükran duyarsın. Ama bu ilişkide olmak değildir, ırmak gibi bir akıştır.Irmak bir ağacın yanından geçer, onu selamlar, onu besler, ona su verir... ve devam eder, dansına devam eder. Ağaca yapışmaz.

    BAŞKALARIYLA YAKINLIK: SONRAKİ ADIMLAR
    İki sevgili gerçekten birbirlerine açık olduklarında,birbirlerinden korkmadıklarında,bir şey gizlemediklerinde bu yakınlıktır.Diğerinin kızacağından ya da incineceğinden korkmadanher şeyi söyleyebildiklerinde... Eğer bir sevgili diğerinin kızacağındankorkuyorsa, o zaman yakınlık yeterince derin değildir.O zaman, bu bir tür anlaşmadır ve herhangi bir şeyle bozulabilir.Ama iki sevgili gerçekten saklanacak bir şey olmadığını hissettiklerinde ve her şey söylenebildiğinde; güven öyle bir derinliğe ulaşmıştır ki,bir şey söylenmese de diğerinin anlayacağı bilinir.O zaman, tek olmaya başlamışlardır.



    SESSİZLİĞİN DİLİNİ ÖĞREN
    Sevgi ilişkisinde olduğun insanlarla birlikteyken dilsizlik gereklidir. İnsan yeniden bir çocuk gibi masumlaşmalı, sessizleşmelidir. Hareketler olur yine; bazen gülümser, el ele tutuşursun, bazen sessizce göz göze kalırsın, hiçbir şey yapmadan, sadece var olarak. Varlıklar buluşur, birleşir ve sadece ikinizin bildiği bir şey gerçekleşir. Sadece bunu yaşayan ikiniz bilirsiniz, başka kimse farkına varmaz; öylesi bir derinlikte olur her şey.
    Bu sessizliğin tadına var; hisset ve tadını çıkar. Kısa zamanda anlayacaksın ki onun kendi iletişimi var; daha büyük, daha yüksek, daha derin ve daha içten. Ve bu iletişim kutsaldır, saftır.


    GÜVENLİĞE SAPLANMAK
    Hiçbir ilişki güvenli olamaz. Güvenli olmak, ilişkilerin doğasında yoktur ve eğer bir ilişki güvenliyse bütün çekiciliğini kaybeder.Bir ilişkinin tadına varmak istiyorsan güvensiz olmak zorundadır. Onu tamamen güvenli kılarsan tadına varamazsın; büyüsünü, cazibesini kaybeder.Çok güvenli bir ilişki istiyorsan ölü bir insanı sevmek zorundasın ama o da hoşuna gitmeyecektir.Asıl mesele; eğer şu anda yanındaysa onu sev. Sonraki anı düşünerek bu anı harcama, bu intihar olur.Benim anlayışıma göre, eğer bu anı tam olarak yaşayabilirsen, sonraki an bu insanın yanında olması da çok muhtemeldir. Muhtemel diyorum; söz veremem. İhtimal büyüktür, çünkü sonraki an bu anın içinden çıkarAslında, endişelenmeye devam edersen bu insanı seni terk etmeye zorlarsın.Birini mutlu ediyorsan seni niye terk etsin? Ama onu mutsuz ediyorsan da, niye terk etmesin?O yüzden daha mutlu ol. Zamanını kullan ve geleceği düşünmene gerek yok, bu an yeterli.
    _____________________________




  • MARTILARI SEVEN ADAM
     Osho Kitap Özetleri



    HAYAT BİR ARMAĞANDIR
    Hayatın en büyük sırrı- ve bunu asla unutma -bir armağan olmasıdır.Bunu anladığında pekçokşey açıklığa kavuşacaktır. İyiye veya kötüye kullanabilirsin veya boşa harcayabilirsin. Bu sana bağlı.Sorumluluk bireye aittir.Bunu anladığın zaman tetikte ve farkında olmaya başlarsın.İlk kez canlanırsın.



    ARAYIŞ EGONUN HASTALIĞIDIR
    Arayışa karşı derin bir eğilim vardır Ve öyle bir ruh hali vardır ki elde ettiğin ne olursa olsun seni tatmin etmez.Yine arayışa giriyorsun.Arayış burada ve şimdide kalmana izin vermiyor çünkü seni hep başka bir yere götürüyor.Arayan içeride ama hırs içinde hareket ederek dışarıda kendisini tatmin edecek bir şeyler aranıyor.Bu asla gerçekleşmeyecek. Hiç olmadıki. Eğer yolu sormaya devam edersen tekrar tekrar geleceğiyaratmaya çalışıyor olursun.Anlık yaşa, beyni işin içinekarıştırma; Zamanla, içindeki ışığa alıştıkça, kaynağının senolduğunu göreceksin. Arayan, aranandır.O zaman hazinenin içinde olduğunu göreceksin ve bütün sorun senin onu dışarıda aramandan kaynaklanıyordu. Sen ihtiyacın olan her şeyiüzerinde taşıyorsun. Bak.şu anda her yerden yaşam fışkırıyor.Bir anlık bir bakış - ve yol yordam yöntem sormanın ne kadar anlamsız olduğunu görüp güleceksin. Arayanı ara, bırak arayan aranana dönüGsün.



    BEYİN SENİN MUTSUZLUĞUNUN TOPLAMIDIR
    Kimsenin mutlu olma hakkı diye bir şeyi yok.Mutluluğun peşinde koşulmaz.Beyin senin mutsuzluğunun toplamıdır.Beyin senin mutsuz geçmişinin toplamıdır.Ve beyin aramaya, peşinde koşmaya çalışır, sen de ıskalarsın.Mutluluğu unutunca aniden mutlu olursun. Huzuru unutunca birden karşına çıkar. Aslında hep senin yanındaydı, ama sen orada değildin. Sen düşünüyordun: Gelecekte erişilecek bir hedef var,senin aklın gelecekteydi ve halbuki mutluluk tıpkı çiçeklerin parfümü gibi çevrende dolanıyordu. Mutluluğu boşver.Yaşam bir armağan olarak verilmiş; mutluluk da öyle olacak.Kendini serbest bırakınca onları görüp hissedebiliyorsun,çünkü rahatlıyorsun.Tamamen gevşeyip rahatladığında,hiçbirşey yapmadığında, hiçbiryere gitmediğinde, hiçbir hedefi, amacı düşünmediğinde, ok değil de yay gibi olduğunda, gevşek ve rahat olduğunda - oradadır.Mutsuz olmak istiyorsan iyice uğraş



    YAŞAM FARKINDALIKLA ANLAM KAZANIR
    Farkındalığı yüksek olan bir insan için herşey ilk kez yaşanır, ve farkındalığı yüksek olan bir insan herşeyi - ilk kez yapıyor bile olsa - mükemmel yapar. Becerikliliği geçmişten değil bugünden kaynaklanır.Yaşam bir teknoloji, bir bilim değildir; yaşam bir sanattır - hatta ona bir içgüdü bile diyebiliriz. Onu hissetmen gerekir. Tıpkı ipte dengeyi tutturan cambazlar gibi.



    KENDİNİ GELİŞTİRME YERİNE ANDA YAŞAMAK
    Kendini geliştirmek sana sadece bir yanılgı sunar: birşeylerin olduğu, birşeyler yaptığın, harika birşeylerin olacağı yanılgısı; bugün olmasa da yarın birşeylerin olacağı.
    AYDINLANMA BiR SANiYEDE GERÇEKLEŞİR.Neden? -çünkü sen zaten aydınlanmışsın.Sadece bunu unuttun. Hatırlatılması gerekiyor, hepsi bu.geçmiş karmalara kafayı yormana gerek yok; hepsi birer rüya idi.Uyanırsan hepsi sona erecek.




    YAŞAMI ERTELEME
    Ertelemek intihar etmektir.Kendini yavaş yavaş zehirliyorsun. Ertelemeye devam edersen şimdi buradaki yaşamı kaçırırsın.
    Yaşam harika sürprizlerle doludur.Camları, kapıları aç!Bu hapishaneden çık, göğün altında dur. Yeniden hisset! Düşünmek işe yaramaz.Ancak hissetmek seni kendi dışına çıkarır -ve sen hissetmekten korkuyorsun, düşününce rahat ediyorsun ve hissetmekten ürküyorsun çünkü hissetmek seni dışarı çıkaracak. Seni yeniden hayatın akıntısına sokacak.Denize akan nehrin içinde olacaksın.Daha çok hisset, daha az düşün,ve yavaş yavaş göreceksin ki ne kadar çok hissedersen o kadar çok rahatlarsın


    FARKINDALIK
    Önce bedeni izle, çünkü o daha kabadır, daha kolay izlenir fazla farkındalık gerektirmez. Onun püf noktasını yakaladıktan sonra beyni izlemeye başla. Tanıklık ettiğin her ne ise sen o değilsin.Sen tanık bilinçsin. Beden, ve beyin de, tanık olduğunda uzağında kalırlar. Aniden orada belirirsin - bedensiz ve beyinsiz... saf bilinç, sadece saflık, masumiyet, bir ayna gibi.Mutluluk yaratıcılıktan doğar.Birşey yaratmazsan mutlu olman imkansızdır.İçsel varlığına eriş. Bedene veya beyne ait olmayana eriş, sonra akmaya baGla. İçsel varlığın ne şekilde istiyorsa ona göre ak.

    BEYNİNDEKİ İÇ SESİ DİNLEME KALBİNDEKİ ÖZÜ BUL
    Herkes sürüklenip manipüle ediliyor,o yüzden kimse ne olduğunu bilmiyor.Hep gerçekten yapmak istediklerini unutuyorsun.Gerçek bir insan kendisini mutlu eden şeyleri yapacak cesarete sahiptir.Kendi içsel dürtülerine karşı dikkatli ol, onların farkında ol.Onları hiç göz ardı etme, yoksa mutsuz olursun.
    Sen doğallığını, gerçek ortamını bulamazsan mutlu olamazsın. Sana zorla kabul ettirilmiş olan davranış biçimlerini bırakman ve kendi içindeki ateşi keşfetmen gerekiyor.Eğer tam olarak ne istediğini biliyorsan o zaman tüm yaşam ve tüm dünya etrafında sürer gider.Dikkatin dağılmaz. Gerçekten neyi istediğini bilmiyorsan, o zaman herşey dikkatini dağıtabilir, bir o yöne bir bu yöne savrulursun.


    GERÇEK İSTEKLERİNİ BUL
    Her ne istiyorsan, bu senin kendi isteğin mi? o istek? Ve sonra o sesin kime ait olduğunu bulup çıkarmaya çalıŞ.Eğer sessizce dinlersen şaşıracaksın: Baban, "Zengin ol!" diyor. Ağabeyin, öğretmenlerin, komşuların, hepsi farklı şeylersöylüyorlar. İçinde Çılgın bir kalabalık var.Başkalarından öğrendiklerin senin doğal halin değil: sil gitsin. Senin bilinçli bir farkındalığa ihtiyacın var; bununla eskiyi silip yeni bir sayfa açabilirsin.Ancak o zaman kalbinin sesini duyabileceksin.Şimdi vicdan dediğin şey aslında vicdan değil. Onun yerine geçen bir şey - yalancı vicdan, uyduruk, sahte. Ondan kurtul! Ve bunu yapınca onun arkasına saklanmış seni bekleyen gerçek vicdanını görebileceksin. Bu vicdanı fark ettiğin anda yaşamın bir yön kazanır


    PARA MUTLULUK GETİRMEZ SADECE ARAÇTIR
    Para konusunda fazla endişelenme,Çünkü mutluluğun önündeki en büyük engel o. İşin en ironik olan yanı da insanlar paraları olunca mutlu olacaklarını sanıyorlar. Paranın mutlulukla hiçbir ilgisi yok. Eğer mutluysan ve paran varsa onu mutluluk adına harcayabilirsin. Eğer mutsuzsan ve paran varsa o parayı daha da mutsuz olmak için kullanırsın.Para sadece bir araç. Eğer mutluysan ve paran varsa daha mutlu olursun. Eğer mutsuzsan ve paran varsa daha mutsuz olursun.Parayı görünce kendini kaybediyorsun; hemen değişmeye hazırsın.



    VİCDAN
    Vicdan sahte bir fenomendir. Bilinç sana aittir.Sen bilinçli isen doğru olanı yaparsın çünkü hareketlerin bilinçlidir, ve bilinçli bir hareket asla zarar vermez.Bu farkındalık sayesinde davranışların doğal olarak iyidir. Tekrarlıyorum: doğal olarak. Dünyada herkes öfke, şiddet, saldırganlık, kıskançlık ve sahiplenme duygusu ile dolu; herkes sahte, numaracı, ve herkes ikiyüzlü - dünya böyle.İlk önce "Gerçek yüzüm nedir?"in cevabını bilmek gerekir ve bu zahmetli bir iştir çünkü sahte yüzler uzun bir sıra oluşturur ve aralarında kaybolursun. Bazen "İşte benim esas yüzüm" dersin. Ama derinine inince bunun da sahte olduğunu görürsün, belki diğerlerinden eski olduğundan gerçek gibi görünmüştür gözüne.

    DOĞRU RUH HALİ
    Beyin hakkında ilk bilinmesi gereken, gevezeliğidir.Beyin Yaşayan geleceği ele geçirmek isteyen ölü geçmiştir.Buna karşı tetikte olman yeterli.Unutma, ne zaman elinde iki seçenek olsa yenisini seçmelisin, daha zor olanı, daha fazla farkındalık isteyeni.Eğer başkalarını kontrol etme peşindeysen hep beyninin kontrolünde kalırsın. Milleti kontrol etme hevesinden vazgeç.
    Yaşamın en temel kurallarından birine göre eğer korkarsan karşındakine seni daha da korkutacak enerjiyi verirsin Korkarsan onun içinde seni bastırmak, ödünü patlatmak için derin bir arzu doğar. Korkmazsan karşındakindeki bu arzu yokolur gider. Bu sadece insanlar değil hayvanlar için de geçerlidir.Yaşamda da kural aynı: hayaletleri düşünürsen mutlaka çıkagelirler.Düşmanlara kafayı takarsan onları yaratırsın; dostları düşünürsen gelirler. Seversen etrafın sevgiyle dolar; nefret edersen nefret dolar. Her düşündüğün bir şekilde gerçekleşir.Hiçbirşey düşünmezsen başına hiçbirşey gelmez.Sana bunu şöyle anlatayım: eğer yapmak istiyorsan egoda yaşarsın, ve kurtlar çevreni sarar, ve başın dertten kurtulmaz.
    Egodan vazgeçersen, yapıcı olma fikrinden kurtulur, kendini bırakıp rahatlarsan O zaman birşeyler olur.


    EGODAN KURTULMAK İÇİN SOSYALLEŞ
    Yalnız bir adam, tekbaşına kalmışsa, çirkindir.Yaşam sevgidir, yaşam akıcılıktır, karşılıklı alıp vermek ve paylaşmaktır. Egodan vazgeçmek istiyorsan bunun en iyi yolu insanlarla birlikte yaşayıp dertlerine-neşelerine ortak olmaktır BaŞkalarına ilgi duy,sorunlarıyla ilgilen, ve o zaman ego kendiliğinden yokolacak. Ego ortada olmayınca da kiŞi özgür kalır.Birisini sevdiğinde yaptığın sadece onlara sevgi vermek değildir - verirken sen de yücelirsin. Seninle diğer kişi arasında sevgi akışı olunca ikiniz de bundan yararlanırsınız. Bu şekilde kendini bulursun. Daha çok sev,daha az sevince sen de daha azalırsın.Sen hep sevgin ile düz orantılısın.Sevginin boyutu ile varlığının boyutu birbirine eşittir




    NEŞE
    Ciddiyet egoya aittir, aynı hastalığın belirtisidir. Gülmek ise egosuzluktur.Ciddiyet yitirilirse hiçbirşey kaybolmaz - hatta insan daha sağlıklı olur.Ama kahkaha kalmazsa herşey yitirilir. Varlığının tüm coşkusu aniden uçup gider; renksiz, monoton, ölü gibi olursun.Gülmek çiçek açmaktır.İnsan tüm hayatı boyunca gülmeli.Her türlü durumda gülebilirsen, herşeyin üstesinden gelebilirsin.Gününü gülerek başla ve bitir, ve zamanla göreceksin ki, bu ikisinin arasında gittikçe daha fazla kahkaha atıyorsun.Zaten herşey elinden alınacak; ölüm senden her Geyi alacak.Ölüm kapını vurmadan önce paylaş - neyin varsa. Güzel Garkı mı söylüyorsun? - söyle, paylaş. Resme mi yeteneğin var? resim yap, paylaş. Dans etmeyi mi seviyorsun? - git dans et, paylaş. Her neyin varsa paylaşacak bir dolu şeyin var. Dünyada kal, ama yine de maddiyatçı olma - işte iki zıt nokta arasında yaşamanın, kendini dengelemenin sırrı, işin püf noktası burada. Şimdi bu dünyada kal, ve yoluna devam et, ve benliğinden kahkahayı eksik etme






    YAŞAM HİSSETMEKLE MÜMKÜNDÜR
    Varoluş sadece kendini bırakmayı anlar. Eğer kendini bırakırsan elde edersin.Varoluş vermeye hazır, ama sen almaya hazır değilsin, çünkü onu nasıl kaparım şeklinde düşünüyorsun. Varoluş sana armağanlar sunuyor; onları kapamazsın, fethedemezsin, elde edemezsin.Hiçbirşey yapılamaz.Şölen hazır zaten - sen de davetlisin. Ön kapıdan girebilirsin. Ama sen aptalsın, arka kapıdan girmeye çalışıyorsun,ve varoluşun arka kapısı yok. Sen bir hırsız gibi girmeye uğraşıyorsun. Ön kapı sana açık, ve ev sahibi seni karşılamak üzere merdivenlerde bekliyor, ve sen hala hırsız gibi arka kapıdan girme çabasındasın.Hissetmek güzeldirve eğer çevreni saran hisler var ise o zaman düşünmek yanlış olmaz. Eğer düşünceler hislere yol açıyorsa - harika; bu doğrudur. Radar görevi yaparlar. Hislerin ilerlemesi için yolu açarlar.Hisleri tehlikelerden korurlar. Böylece hisler başına gelecekleri bilir, ve biraz plan yapabilirler. Bu açıdan düşünmek iyidir! Ama ancak hizmet verirse.onun dışında değil



    SEVGİ YAKINLIK GETİRİR
    Seversen eğer, varoluş ile derin bir yakınlık içinde olursun. Kuşlar yanına daha fazla yaklaşır. Hayvanlar senden ürkmez - buna gerek kalmaz. İnsan korkuyu kafası ile yaratır. Kalbinde ise tekrar evren ile bütünleşir.Varoluşun dili budur: hisler. Mantık insanoğlunun dilidir, varoluşun değil - yerel bir fenomen, evrensel değil. Hisler esas dildir, Hisleri anlıyorsan bütünü de anlarsın.Bu, sevgidir. Kimse sevgiden korkmaz, kuşlar bile. Ve onlar kesinlikle sizden daha fazlasını hissederler çünkü düşünebilmek için herhangi bir malzemeleri, yeterli beyinleri yok.Sen titreşimler yayarsın.Kızdığında titreşim yayıyorsun.Arzu dolu olduğunda da öyle. Severken titreşim yayıyorsun. Bu titreşimler evrensel dil - tüm varoluş tarafından anlaşılıyorlar




    SEVGİ TÜM DUYGULARIN MERKEZİDİR
    Tüm duygular sevgiye bağlıdır.Eğer sevmezsen zamanla bütün diğer duyguların körelir. Seversen hepsi yeniden canlanır. Ve unutma, bütün duygularından bahsediyorum; olumlu, olumsuz, hepsi.Sevdiğin zaman nefret de etmeye başlarsın, öfke de duyarsın,üzülürsün de, sevinirsinde.Sevince tüm duyguların yeniden canlanır.Seversen mutlu da olursun, kederli de.Tüm duygular patlama yapar; bir volkan patlar ve insan korkar. O yüzden insanoğlu bu volkana dokunmamak en iyisi diye karar vermiştir. Ama bilenler derler ki, olumsuzluktan korkmayın. Olumlunun yanında olumsuz da olacaktır, tıpkı bir gölge gibi.
    Bir kıza gidip "hemen seninle çıkmak istiyorum" diyemezsin. Bu çok direkt, çok kaba, çok alçaltıcı olur. Bir kıza karşı daha incelikli davranman icap eder. Biraz daha dolaylı olmak gerekir.Sabır gerekir.O fikir ortada yoksa o zaman sadece o kızla beraber olmanın keyfini yaşarsın. Bir gün onunla çıkacaksındır, ama sırası gelince.




    SEVGİ İLE BAĞIMLILIK(SAHTE SEVGİ) FARKLIDIR
    Bağımlılık kadar, sahiplenmek kadar zehirli hiçbirŞey yoktur. SEVGİ, diğerinin önemi karşısında senin eridiğin anlamına gelir; diğerine öyle güvenirsin ki kendi benliğin olmasa da olur -onu bir kenara koyabilirsin.Diğerine o kadar güvenirsin ki düşünmeye gerek kalmaz, çünkü düşünmek ancak ortada şüphe varsa gerekli olur.Güvenin tamdır, eksiksizdir.SEVGİ der ki, birbirinizin içinde eriyin; EGO der ki, bırak o sana boyun eğsin, onu sana ait olmaya zorla, özgür dolaşmasına izin verme. Sözde aşıklar işte bu yüzden birbirlerini öldürürler - onlar zehirlidir.Sahiplendiğin zaman öldürüyorsun.Diğeri ancak özgürse karşılık verebilir, ama sen özgürlüğe izin veremezsin çünkü aşık değilsin.Eğer korkar ve onu hapsetmeye kalkışırsan o zaman bu kıskançlığa girer ve öldürücü olur..
    _____________________________






  • TASAVVUF YOLU
     Osho Kitap Özetleri

    1-Anlayış ve yanlış anlayış ne demektir?
    Zihin yanlış anlayış demektir. Zihin sizin öncedenkabullenilmiş sonuçlar -önyargılar- taşımanız manasına gelir.Zihni bir kenara koymadıkça gerçek anlayış ortaya çıkmaz.

    2-Ben iki yüzlüyüm. Ne yapmalıyım?"
    Bir maske taktığını fark ettiğin anda, o maske düşmeye başlamıştır zaten. Bunun kendi yüzünolmadığının farkına varmışsındır. Fakat maskenin gerçek yüzün olduğunu, kendine ve başkalarınainandırmaya çalışmaya devam edersen, maske yüzüne devamlı yapışık kalır. Sorun budur; başkalarınıkandırırsan kendini de kandırmaya başlarsın.
    .
    3-Çıldırma korkusundan, bıçak sırtında yürümekten bahseder misiniz?"
    Delirmekten korkmayın, zaten delirmiş durumdasınız. Bu dünya büyük bir tımarhanedir.Korku zaten deliliğin bir parçasıdır
    Sadece anınızı yaşayın ve tadınıçıkarabilecek ne var ise çıkarın. Korkularınız, tam anlamıyla yaşamanıza izin vermez, sizi geriye çeker.Hayatı, tutkularınızı yoğunluğuyla yaşamanıza izin vermez, sizi böler.Hırslarınızı bırakarak yaşamaya başlayın. Hırslı insan yaşamı erteleyen insandır.Böyle olmayan ise barış ve sevgi dolu olur.huzurlu, uyumlu,neşeli ve şükran dolu olur.Bir karakter yaratmaya çalışmayın.

    4-Bir kadın, bir adamı çıldırtabilir mi?"
    Kadın mantıkla hareket etmez. Fakatbu onun yoludur, doğasıdır. Çıldırma mantıksal zihne ait bir olgudur. Bir kadını sevdiğinizde, onu nepahasına olursa olsun kaybetmek istemezsiniz, onu anlamak, hissetmek istersiniz. Tüm hayatınızı veçalışmanızı ona adayabilirsiniz. Fakat ne yapsanız fayda etmez, neyin ne olduğunu anlayamazsınız. Ohiçbir zaman sizi anlamaya çalışmaz. O sonuca, prosedür olmadan ulaşır, atlama yapar. İşin mucizetarafı onun mantıksal hareket etmeden haklı çıkmasıdır. Bu durum çıldırtıcı olabilir.Kadınları anlamaya çalışmayı bırakın. Onların var olan farklılıklarının, hayata değişik yaklaşımlarınıntadına varın. Kadın sizin gibi düşünmez, sadece bedeni değil ruhu da farklıdır. Zihninizi bir kenara
    bırakın ve mevcut olanı yaşayın. Daha az entelektüel olun. Onunla dans edin, şarkı söyleyin, onu sevin.Onunla tartışmaya çalışmayın. Böylece kaybetmez ve çıldırmazsınız. Tartışma çıktığında onunla barışyolu arayın. Tartıştıkça daha fazla ısrarcı olmaya başlar ve kavga etmeniz kaçınılmaz olur. İstiyorsanız deneyebilirsiniz..........

    5-Niye sıkıntıdan çok korkuyorum?
    Aslında zeki olan insanlar sıkılırlar.Zihinden daha derin olan yüreğimizdir. Mantıktan daha derin olan aşktır. Bilimden
    daha derin olan sanattır. Matematikten daha derin olan müziktir
    Yüreğinize ulaştığınızda daha da derinde
    bir şey olduğunu hissedersiniz. Yüreğiniz hayatınızı neşeyle ve heyecanla doldurur. Sıkıntıdan kurtulurdaha derin bir gerçekliğin, özünüzün farkına varırsınız.



    ANDA YAŞAMAK
    1-Varoluş aralıksız bir kutlamadır
    Hayatın içinde ol, hayatta yanlış bir şey yoktur. Eğer bir şey yanlışsa o sizin bakışaçınızdan dolayıdır. Gözleriniz bulutlu, bilincinizin aynası tozlu. Onu temizleyin daha fazla berraklık
    yaratın.Çevrenize bakarsanız, tümvaroluşun aralıksız bir kutlamada olduğunu görürsünüz.
    Egonu öldür ki kutsal olan içinde doğabilsin.
    Geçmişi öldür ki; geleceğe açık hale gel.
    Bilgini öldür ki; bilinmeyen içine dolsun.
    Zihnini öldür ki; yüreğin tekrar atmaya başlasın.
    Böylece tamamen kaybettiğin yüreğini yeniden keşfet.

    2- Derin bir şekilde izleyin
    Nasıl yaşadığınızı anlamaya çalışın. Ancak her şeyi değiştirmek için acele etmeyin. Derin bir şekildeizleyin. Yanlışı görün ve gözleriniz doğru olan yöne hareket etsin. Sevgisiz, kalpsiz bir hayat yaşarsanız Sert kayalar gibisiniz. Kayalar bile bu kadar sert değil

    3- Hayata evet diyebilmek zordur
    Ego hayır olmadan var olmaz.Evet ile hayır, nefes almak ve vermek gibidir. İkisine de ihtiyaç vardır. Hayır ego için gereklidir.Egoya derinlemesine bakarsanız eğer; insanın kendi
    zayıflığının çevresindeki zırh olduğunu görürsünüz. En zayıf olanın en fazla egosu vardır. Gerçektengüçlü insan ise korunmasız, yaralanmaya açık yaşar

    4- Tüm dünya derin bir bağ, iletişim içerisindedir .
    Her türlü yargılama yanlıştır. Çünkü tüm dünya derin bir bağ, iletişim içerisindedir. Bütünü bilmedenparçayı bilemezsiniz. Her şey halkalar gibi birbirine bağlı olduğu için, bir şey başka bir şeye yol açar.Şu an hem geçmişe hem de geleceğe bağ oluşturur. Tüm yargılamalar sadece bir parçayı içerdiğiiçin yanlıştır.

    5- İçsel nedenler temeldir, dış nedenler ikinci plandadır
    İnsan acının ve mutluluğun, cennet ve cehennemin tohumlarını içerisinde taşır. Olan her şeyin sebebisizsiniz. İçsel nedenler temeldir, dış nedenler ikinci plandadır. Bunu anlamadan dönüşüm olanağıyoktur. Zihin sizi aldatır ve dışarıyı gösterir. Eğer sebepler dışarıda görülürse özgürleşme -mokshaolanağı
    olmaz. Sebepler dışarıda görülürse sonsuza değin bağlı kalırsınız.Tekrarlama nasıl durdurulabilir? İlk etap bu tekrarlamanın varlığını kabul etmektir. Mekanik olarak
    hareket ediyorsunuz. Bir makine olmadığınız zaman gerçek insan ortaya çıkar. Daima bilinmeyenin içinde hareket edin.

    6-Aydınlanma zorla olacak bir şey değildir. Bir gün hazır olduğunuz zaman gelir.Kendi yolunuzu aramalısınız


    _____________________________






  • YAŞAM SEVGİ KAHKAHA
     Osho Kitap Özetleri


    İnsanlar bana “Bu hayat neden bu kadar anlaşılmaz?” diye soruyorlar. Ben nereden bileyim? Böyle! Sadece gerçek bu, teorilerden
    bahsetmiyorum. Kendi teorime göre yaşamın anlaşılmaz olduğunu söylemiyorum – öyle olsaydı nedeni sorulabilirdi. Yaşam sadece böyledir. Ağaçlar yeşildir. Nedenini soruyorsun. Ağaçlar yeşil oldukları için yeşildir. Nedeni sorulamaz.




    Yaşam kendi içinde anlamlı değildir. Sen sonsuzluğun şarkısını söyleyebilirsen; ilahi olanın, kutsal olanın rayihalarını yayabilirsen; ölümsüz, zamansız bir nilüfer çiçeği olabilirsen; yaşam ancak o zaman bir mana taşır. Sen saf sevgi olabilirsen, bu varoluşu güzelleştirebilirsen, bu varoluşa bir kutsama olabilirsen, ancak o zaman yaşamın bir önemi vardır; aksi takdirde manasızdır. Boş bir tuval gibidir: Onu bütün yaşamın boyunca taşımaya devam edebilir ve en sonunda ağırlığının altında ölebilirsin,fakat bunun bir manası var mı? Üzerine bir resim yap!Anlamın yaşamın içinde yaratılması gerekir; anlam önceden verilmez. Sana özgürlük verilir, sana yaratıcılık verilir, sana yaşam verilir. Anlam yaratmak için gerekli olan her şey verilir. Anlamı oluşturan temel unsurların hepsi verilir, ama anlam verilmez, anlamı sen yaratmak zorundasın. Kendi gerçeğine göre bir yaratıcı olmak zorundasın.


    Yaşam senin yaşamındır, başka kimsenin değil. Sana başkaları tarafından emredilmesine izin verirsen – belki ebeveynlerin, toplumun, eğitim sistemin, politikacıların, din adamların, her ne iseler-, kendi yaşamını kaçırırsın.- Gerçekten asi olan, dik başlı değildir, çok alçakgönüllüdür. “Hatalı olabilirim ama lütfen kendime göre hatalı olmama izin verin.” der.


    Nasreddin Hoca birine hayatın bir kadın gibi olduğunu söylüyordu. Şaşırmıştım, o yüzden söylediklerini dikkatle dinledim.
    “Kadınları anladığını söyleyen bir erkek, böbürleniyordur. Kadınları anladığını zanneden erkek saftır. Onları anlıyormuş gibi yapan erkek muğlaktır. Onları anlamak isteyen erkek arzuludur.
    Diğer taraftan, kadınları anladığını söylemeyen erkek, onları anladığını zannetmez, onları anlıyormuş gibi yapmaz, hatta onları anlamak bile istemez – onları anlar!” diyordu.Yaşam da böyledir. Yaşam bir kadındır. Yaşamı anlamaya çalışırsan, altüst olursun. Anlamakla ilgili her şeyi unut. Sadece yaşa, o zaman anlarsın

    Yaşam bir sırdır; tanıdıkça güzelleşir. Bir an gelir, birdenbire
    onu yaşamaya başlarsın, onunla birlikte akmaya başlarsın. Yaşamla aranda kozmik bir ilişki gelişir, fakat bunun ne olduğunu anlayamazsın. Güzelliği buradadır, sonsuz derinlik budur.







    Ego Bir Yara Gibidir
    Ego bir yara gibidir. Ego olmadığında, hiç acıtmaz. Birisi seni aşağılasa bile acıtmaz, sen yoksun -seni nasıl aşağılayabilir? Galip gelmek istediğin için yenik düşersin. Ego olmasa, yengi ve yenilgi arasındaki fark nedir? Başarı ve başarısızlık arasındaki fark nedir? Ego olmadığında basit bir biçimde yaşarsın.


    Her an geçmişi bırak. Onu bırakmayı hatırla. Her an içsel evini geçmişten temizle. Psikolojik anıların hepsinin bırakılması gerekir. Gelecekten hiçbir şey bekleme. Onu bozma. Çünkü bütün beklentilerin gerçekleşirse de mutsuz olacaksın. Mutluluk ancak sürprizle mümkündür. Sorun beklediğin için ortaya çıkıyor. Geleceğe ilerleme. Beklentileri bırak.


    Düşünmekten ziyade daha çok hisset.Düşünce en büyük sahtekardır, çünkü düşünce insanın evreni anlama çabasıdır.


    Samimiyet ve Neşe
    Ciddiyetsiz ol. İçten ol, samimiyetsiz olma. Samimiyet başka bir şeydir; ciddiyet tamamen farklıdır. Varoluşa karşı samimi ol, o zaman gerçek olacaksın


    Bütün bu insanlar neden bu kadar üzgün duruyor? Gözleri neden bütün ümitlerini kaybetmiş gibi bakıyor? Sebep basittir; sebep tekrardır. Tekrar sıkıntı yaratır. Sıkıntı bir üzüntü getirir, çünkü kişi yarın ne olacağını bilir ve yarından sonraki gün… mezara girinceye kadar aynı şey, aynı hikaye olacaktır.

    İnsanlar, başkalarına güler, fakat asla kendilerine gülmezler. Bunun öğrenilmesi zorunludur. Kendine gülebiliyorsan, ciddiyet evini senin içinde kuramaz. Kendine gülmek egoyu öldürür ve dünyada hareket ettiğinde daha geçirgen, daha hafif olursun. Başkalarına gülmek bencilliktir; kendine gülmek ise büyük alçakgönüllülüktür.

    Yaşam-Ölüm Meselesi
    Yaşam hayatın içindedir. O bir “şey” değildir, bir süreçtir. Yaşamı elde etmenin, onu yaşamak, onunla birlikte akmak, yol almak dışında bir yolu yoktur. Yaşamın anlamını bir doktrinde, bir felsefede, dini bir inançta arıyorsan, hem yaşamı hem de anlamını kaçırmanın kesin yolu budur.Yaşam seni bir yerlerde beklemiyor, senin içinde meydana geliyor. Ulaşılması gereken bir hedef olarak gelecekte durmuyor, o şimdi burada.

    Sana söylemek istediğim birinci şey, onu başka bir yerdearamaman. Onu bende arama, onu kitaplarda arama, onu mantıklı açıklamalarda arama – bunların hepsi yaşamı örtbas eder, açıklamaz. Basit bir biçimde boş zihnini doldurur, var olanı fark etmemeni sağlarlar.Yaşam zaten orada, senin içinde kaynıyor. Sadece orada yakalanabilir


    Hatırlanması gereken ikinci şey, yaşamın ne olduğunu öğrendiğinde, ölümün ne olduğunu da bileceğindir. Ölüm de aynı sürecin parçasıdır.Ölüm ve yaşam aynı enerjinin, aynı olgunun iki kutbudur – med cezir, gündüz ve gece, yaz ve kış. Bunlar ayrı değildir ve birbirinin tersi değil, karşıt değil, tamamlayıcıdırlar.Yaşamın iyi ve ölümün kötü olduğunu düşünüyoruz. Bir şekilde kendimizi ölüme karşı korumak zorundaolduğumuzu düşünüyoruz. Bu saçma fikir yaşamlarımızda sonu gelmeyen ıstıraplar yaratıyor, çünkü kendini ölüme karşı koruyan bir insan yaşamayı beceremez.O zaman sadece sürüklenir



    Sevgi
    - Sevgiye ulaşmak için dört adım:
    1. Şimdi burada olmak. Düşüncelerini değil, duygularını dinlemek.
    2. Zehirlerini bala dönüştürmeyi öğrenmek
    3. Paylaşmak. (Olumsuzluk olduğu zaman kendine sakla, olumlu olduğun zaman paylaş)
    4. Hiçbirşey ol.

    Sevgi ölür mü, ölür. Zamanın olduğu yerde kişinin ölümü kabul etmesi ve hiçbir şikayet, hiçbir kin olmadan elveda demesi gerekir, çünkü bir şey bitmişse ne yapabilirsin? Zamanın olduğu yerde işlerin doğası budur, başlar ve biterler.
    _____________________________






  • PROVAKATÖR MİSTİK
     Osho Kitap Özetleri

    *Ben doğrudan eyleme geçerim. Gereksiz konuşmalara inanmam
    *Eğer kendin değilsen, nasıl mutlu olabilirsin?Tüm varoluş mutluluk doludur, çünkü kaya kayadır, ağaç ağaçtır, ırmak ırmaktır, okyanus okyanustur. Kimse başka birisi olmaya zahmet etmez; aksi halde hepsi delirir.Çocukluğundan itibaren kendin olmaman öğretilir sana, ama çok zekice, çok kurnazca söylenir.
    *Cennet, gerçek benliğinin çiçeklendiği yerdir.
    Cehennem, ezildiğin, başka bir şeye zorlandığın yerdir.
    *Ben asla düşünmem, bunu biliyorsunuz. Ben yalnızca görürüm.
    *Ölümü kabullenirsen korku olmaz. Yaşama tutunursan, o zaman korku oradadır.


    AYDINLANMA: GEÇMİŞTEN KOPUŞ
    ZİHİNSİZLİK DÜNYASINA İLK KEZ GİRDİĞİNİZDE, BU delilik gibi görünür; "ruhun karanlık gecesi", ruhun deli gecesi. Biz aydınlanmış doğarız ve zaten var olan bir şey için uğraşmak en saçma şeydir. Zaten sende varsa, onu elde edemezsin; yalnızca sahip olmadığın, benliğinin esas parçası olmayan şeyleri elde edebilirsin. Ama aydınlanma senin doğanın kendisidir. "Aydınlandığın gün" yalnızca başarılacak hiçbir şey olmadığını, gidilecek hiçbir yer olmadığını, yapılacak hiçbir şey olmadığını fark ettiğin gün anlamına gelir.Hiçbir gelişmeye ihtiyaç yoktur, hem de hiç. O gün, onca aptallığın, ona ulaşmak için gösterdiğin aptalca çabalar yüzünden gülersin ve bütün insanlığa gülersin.Çabanın kendisi engeldir.Ego vardır, çünkü biz arzuya pedal basmaya devam ederiz, çünkü bir şey elde etmek için gayret göstermeye devam ederiz, çünkü kendimizin ilerisine sıçrayıp dururuz. Ego olgusu budur işte; kendinin ilerisine sıçramak, geleceğe sıçramak, yarına sıçramak. Var olmayana sıçramak egoyu yaratır. Var olmayandan kaynaklandığı için bir serap gibidir.Ego, 'şimdi'de değildir, gelecektedir. Eğer gelecekteysen, ego çok gerçek görünür. Şimdideysen, ego bir seraptır; yok olmayabaşlar. Umut yok, çünkü gelecek yok. Umut edecek hiçbir şey yok, çünkü tüm umutlar boşunadır, hiçbir yere gitmez. Döngüler çizersin. Önünde asılı durur, yeni seraplar yaratmaya, seni çağırmaya devam eder, "Hadi, hızlı koş, ulaşacaksın." Ama ne kadar hızlı koşarsan koş, aslaulaşamazsın. Umutsuzluk, mutlak ve eksiksizdi. Umut yok olmuştu ve yanında, sureti olan umutsuzluk da yok olmuştu. Geçmiş sana hiç ait olmamış gibi, onu bir yerlerde okumuşsun gibi yok olur. Geçmişten uzaklaşırsın,Zihin yok olur;



    AYDINLANMA ÇOK KİŞİSEL BİR SÜREÇTİR
    KİŞİSELLİĞİ yüzünden pek çok sorun yaratmıştır. Başta, insanın geçmesi gereken sabit aşamalar yoktur. Her insan değişik aşamalardan geçer, çünkü her insan pek çok yaşamda farklı türden koşullamalar edinir.Aydınlanmış insan için, yaşamlarımızın tümü yalnızca rüyadır. İyi rüyalar olabilir, kötü rüyalar olabilir, kâbuslar olabilir, çok iyi, güzel rüyalar olabilir, ama yine de hepsi rüyadır.Her an uyanabilirsin.Bazen uyanmak için çaba gösterirsin ve bunun güç olduğunu görürsün. Bağırmak istediğin, ama bağıramadığın rüyalar görmüş olabilirsin. Uyanmak ve yataktan çıkmak istersin, ama yapamazsın, sanki bedenin felç olmuşgibidir. Sabahleyin uyanırsın ve hepsine gülüp geçersin, ama o anda, olmaktayken, bu gülecek bir şey değildir. Gerçekten ciddidir. Tüm bedenin neredeyse ölmüştür, ellerini oynatamazsın, konuşamazsın, gözlerini açamazsın. İşinin bittiğini bilirsin!Aydınlanma da aynıdır.Her bireye farklı şekilde olur bu.Tüm yanıtları bildiğinden değil, tüm sorular çözülmüştür. Ve o mutlak sessizlik, zihinsizlik durumunda, her soruya muazzam bir derinlikle yanıt verebilir. Hazırlık yapmasına ihtiyaç yoktur. Ne söyleyeceğini kendisi de bilmez, o anda gelir; bazen kendisi bile şaşırır. Ama bu, yanıtlar içinde, hazır demek değildir. Hiç yanıtı yoktur. Hiç sorusu yoktur. Yalnızca açıklık vardır, herhangi bir soruya odaklanabilen bir ışık ve sorunun bütün saklı anlamları, tüm yanıtlanma olasılıkları aniden berrak olur.Saygınlığından birazcık ödün vermeye hazırsan, dilediğini rahatlıkla yapabilirsin. Toplum sana bir oyun oynamıştır. Zihninde saygınlığı yüksek bir kaideye oturtmuştur ve karşısına, senin yapmanı istemediği her şeyi koymuştur. Böylece onları yaparsan, saygınlığını kaybedersin. Bir kez 'Saygınlık umurumda değil!' dersen, o zaman toplum senin iradene karşı kesinlikle iktidarsız kalır.Tüm yürek, "Aha!" der ve takip eden sessizlik, huzur, coşku, karşılaşma, birleşme, orgazmik deneyim, kendinden geçiş..







    İFADE EDİLEMEZ OLANI İFADE ETMEK YA DA SÖZCÜKLERİN ARASINDAKİ SESSİZLİKLER
    UYANMIŞ ADAM İNSANLIĞI ÖYLESİNE DERİNLİĞİNE anlar; kendini anlayarak tüm insanların içinde bulunduğu sefil durumu anlamıştır. İnsanlar için üzülür; merhametlidir. Kötülüğe kötülükle karşılık vermez, çünkü baştan gücenmez. İkinci olarak, senin için üzülür; sana karşı düşmanlık hissetmez.
    İnsan ancak hazırlıklıysa hata yapabilir.Tutarlı olup olmamakla ilgilenme. Konuşarak seni ikna etmek, yönlendirmek isteyen biri tutarlı olmalıdır, mantıklı olmalıdır, rasyonel olmalıdır, senin mantığına hâkim olmak zorundadır. Sözcükler aracılığı ile sana hâkim olmak ister.


    ZİHNİNİZDEKİ HER TÜR GELENEĞİ, tutuculuğu, batıl inancı uzaklaştır
    Ki bir zihinsizlik durumu, mutlak sessizlik durumu, düşüncenin bile hareket etmediği -bilinçlilik gölünde tek bir dalganın bile olmadığı- bir durum edinesin.. Seni kendin dışında kimse kurtaramaz. Ama sen içyüzünü anlamakistemiyorsun, Açık seçik talimatlar istiyorsun. Sen kendini görmek istemiyorsun, rehberlik edilmek istiyorsun. Kendinle ilgili sorumluluğu kabul etmek istemiyorsunKendin dışında hiç kimse seni doğru yola sokamaz.Ben sana kimseye karşı sorumlu olmamayı öğretiyorum.Yalnızca kendine karşı sorumlu ol. Ne yapmayı canın isterse onu yap. Yanlışsa, ceza hemen ardından gelecektir. Doğruysa, ödül hemen ardından gelecektir; başka yolu yoktur.Bu şekilde, neyin yanlış, neyin doğru olduğunu kendi kendine öğreneceksin. Yeni bir duyarlılık geliştireceksin.Yeni bir bakış açısı ile, yeni bir göz ile görmeye başlayacaksın.Sana olan her şeyin sorumlusu sensin. Bu sana büyük özgürlük verir.O zaman eylemlerinin anahtarı ellerindedir.Gerçek, yaşayan gerçek her birey tarafından, kendi kendine keşfedilmelidir. Kimse onu sana veremez.Ben sana gerçeği veremem, ama sana ayı gösterebilirim...Lütfen aya işaret eden parmağa bağlanma. Bu parmak yok olacak. O yıldızlı gece tanımlanamaz. Bir kez açık pencereden görünce bileceksin. Görmek bilmektir ve görmek, olmak da olmalı. Başka inanç olmamalı.



    Maceracı olmadan insan sağlıklı olamaz. Kriter maceradır
    Beyni çok kolay yıkayabilirsin.Ama beynin arkasındaki zihin kirlenmişse, pisse, baskılanmış arzularla doluysa, çirkinlikle doluysa, beyin kısa süre sonra o çirkin şeylerle dolar.Ve ben bunda yanlış bir şey göremiyorum, yıkamak her zaman iyidir. Ben kuru temizlemeye inanırım.Ve evet, insanlar zihinleri alıp götürüldüğü için kendilerini aldatılmış hissedecekler ve sahip oldukları tek kıymetli şey oydu. Bu yalnızca başlangıç olacak. Zihin alınıp götürüldükten sonra, asıl hazinelerinin zihin arkasında olduğunu görünce şaşıracaklar. Ve zihin yalnızca bir aynadır, hazineyi yansıtmaktadır, ama kendi içinde bir hazine değildir. Hazine zihnin arkasındadır, senin kendi benliğindir. Ama bir ayna seni aldatabilir. Sana yansıyan şeyin gerçeklik olduğu fikrini verebilir.Bu zihnini alıp götürmek, sana benliğinin hazinesinin yansımasını değil, kendi benliğini görme şansı vermektir.
    _____________________________





  • RUH ECZANESİ
     Osho Kitap Özetleri




    BEDEN-ZiHiN BAĞLANTISINI OLUŞTURMAK
    (Sağlık ve Bütünlük için Egzersizler)

    TEŞHİS:Kendi bedenini dinle. Beden,içinde büyük bir bilgelik taşır. Onu dinlersen asla hata yapmazsın. Onu dinlemezsen de onu bir şeylerezorlayıp durur ve asla mutlu olamazsın: mutsuz, hasta, huzursuz, dikkati dağınık ve dengesiz olursun.Sana ne uygunsa sadece onu ye.Normalde her gün aynı şeyi yiyemezsin. Vucut ısısının düştüğü 2-3 saatlik uyku yeterlidir.Bu saatlerde uyursan dinlek olursun Uyanıp kalkarsan yorgun olursun.Tekrar, senin takındığın tavırla ilgilidir. Doğayla mutlak bir uyum içinde yaşıyorsan, o zaman geçen güne kafanı takmaz, onu zihninde taşımazsın.Dünü bugününle karşılaştırmaz, yarına da bu günüyansıtmazsın.Öylece burada ve şimdi yaşarsın, bu anın tadını çıkarırsın.Anın tadını çıkarmanın yeni şeylerle alakası yoktur. Anın tadını çıkarmak kesinlikle uyumla alakalıdır.
    Her gün yeni şeyleri değiştirip dursan da, onlar sana uygun olmadıktan sonra sürekli, oradan oraya koşturmaya devam edecek ama asla rahat bulamayacaksın.Ben daima bedenime kulak veririm. Asla zihnimi bedenime dayatmam.Sen de aynısını yaparsan, daha mutlu, daha güzel bir hayatın olur.


    -REÇETELER-
    BEDENLE SAĞLIKTA BULUŞ
    Bedeninle her şey yolunda giderken bağlantı kurmayıdene. Güneşte otur. Bırak güneş ışınları bedenine nüfuz etsin. Sıcaklığın içinde hareket edişini, derinleredoğru giderek, bedenindeki her hücreye dokunuşunu, ta kemiklere kadar inişini hisset.Demek ki bedenine karşı git gide daha fazla duyarlı olmaya çalışmalısın. Ona kulak ver; o sana birçokşey söyleyip durur ama sen sürekli kafanda yaşadığın için ona asla kulak asmazsın. Bedeninle zihninçeliştiğinde, hemen hemen her zaman bedenin haklı olacaktır çünkü bedenin doğal, zihnintoplumsaldır
    Kalp bedenin güneş merkezi gibidir. Ona karşı uyanık ol. Ama bunu ancak, git gide tüm bedenine karşıuyanık olduğunda başarabilirsin.



    KOŞTUĞUNU HAYAL ET
    Arada şu yöntemi dene: yatakta uzanırken koştuğunu hayal et. Tüm sahneyi olduğu gibi hayal et:ağaçları ve rüzgarı, ve güneşi ve tüm kumsalı ve tuzlu havayı. Her şeyi hayal et, gözünde canlandır vebunu olabildiğince renkli hale getir.

    HAREKET HALİNDE FARKINDALIK
    Hareket artı farkındalık senin formülün bu. Koş ama mükemmel bir farkındalık içinde koş, uyanık kal.Hareket halindeyken uyanık kalmak doğal ve kolaydır.Arada koşununotomatikleştiğini hissedersen, koşmayı bırak. Yüzmeyi dene. O da otomatikleşirse, dans et o zaman.Hatırlanması gereken nokta, hareketin uyanıklığı yaratacak bir durumdan ibaret olduğudur


    KENDİNİ GEVŞEMEYE İKNA ET
    Uyumadan önce bir koltuğa otur. Rahat ol; rahat olmak burada esastır. Kişinin gevşemek için çokrahat olması gerekir, bu yüzden kendini rahat ettir. Nasıl oturmak istiyorsan öyle otur. Gözlerini kapave bedenini gevşet. Tepeden tırnağa kendini hissedip, gerginliğin olduğu yerleri bul. Onu dizinde
    hissediyorsan, dizini gevşet. Dizine dokunup ona, "Lütfen gevşe" de. Omuzlarında gerginlikhissediyorsan, omuzlarına dokunup, "Lütfen gevşeyin" de.

    DAHA DUYARLI OL
    Güneş ışınlarını hissedemiyorsan, yağmuru hissedemiyorsan, çimenleri hissedemiyorsan, etrafını saranhiçbir şeyi, atmosferi hissedemiyorsan, aşk veya şefkat gibi daha derin şeyleri de hissedemezsin; buçok zordur. Ancak öfkeyi, şiddeti ve üzüntüyü hissedebilirsin çünkü bunlar kabadır.Gül, ağla,şarkı söyle, içinden ne geliyorsa tüm kalbini vererek yap. Bedenini gevşet, nefesini gevşet ve yeniden çocukmuşsun gibi hareket et.
    Duygularını geri kazan- az düşünce, çok duygu. Daha fazla kalbinin izinde, daha az kafanın izinde yaşa.Bazen sadece tamamen bedenin içinde yaşa; ruhu unut. Tamamen bedenin içinde yaşa çünkü bedenini bile hissedemiyorsan, ruhunu hiç hissedemezsin.

    MIRILDANAN YİYECEKLER YE
    Yemek takıntısı tatmin olamamaktan kaynaklanır.
    1-Kahvaltı etmeden önce gözlerini kapa ve bak bakalım canın ne istiyor, gerçekten arzuladığın şey ne.Canın ne kadaristiyorsa o kadar yiyebilirsin. Bir kaç gün boyunca sırf bundan ye. Git gide artık hiçbir yiyeceğin seni çağıramadığını göreceksin.
    2-Yemek yerken iyi çiğne.Yemeği kokla, bak ona. Acele etme, yavaş ol.

    ÇÖPÜ AT
    Bu yöntem zihnindeki çöpü, gürültüyü dışarı atmaya yarar. Yani ne olursa- sadece başla ve devam etama bunu son derece tutkulu bir şekilde, sanki konuşuyormuş gibi, sanki tüm hayatın buna bağlıymışgibi yap. Saçma sapan konuşuyor olsan da ve ortada senden başkası olmasa da, tutkulu ol, tutku dolubir diyaloga kaptır kendini. Bunu yarım saat yapmak yetecek ve bütün gece boyunca derin bir uyku çekebilmeni sağlayacaktır.Çince, İtalyanca, Fransızcave bilmediğin daha nice dilde konuşuyor ol


    İYİ UYU
    1-Düzenli olarak uykuya yatmak için bir saat belirle- on birde yatıyorsan, on bir olsun.
    2-Ve yatmadan önce, yarım saat boyunca hareketli bir şekilde dans et ki beden her türlü gerginliğini üzerinden atabilsin
    3-Sonra sıcak bir duş al veya banyo yap.
    4-Sonra bir şeyler ye-sıcak herhangi bir şey olur, sadece soğuk olmasın. Sıcak süt yeterlidir, sonra uykuya dal. Ve uyumadan önce okumaya kalkma- asla yapma bunu
    5-Uyku gelmezse yataktan kalkma. Buzdolabına gidip bir şeyler yemeye, kitap okumaya veya başka birşey yapmaya başlama. Ne olursa olsun yatakta, gevşemiş olarak kal. Uykun hiç gelmese bile bugevşeme hali de neredeyse uyku kadar değerlidir; sadece biraz daha az değerdedir
    6-Bir, iki gün içinde uykunun gelmeye başladığını göreceksin. Sabahları da hep aynı saatte kalkmayı alışkanlık edin
    7-Gündüz içinden uyumak gelse bile, yürüyüşe çık, kitap oku, şarkı söyle veya müzik dinle ama uyuma



    YORGUNLUKTAN KURTULMAK
    Yedi gün boyunca uyuyabildiğin kadar uyu: güzelce ye ve uykuya yat, yeniden güzelce ye ve uykuyayat. Yedi gün boyunca okuma, radyo dinleme, TV izleme ve kimseyi görme.Bunun sonunda her türlü topluluğa, işe mükemmel bir şekildeuyum sağlayabileceksin.


    ÇÖZÜLMEK
    (Salınım ve gevşemeyle gerginliklerden kurtulmak)
    Beden kapıdır- beden atlama taşıdır.
    REÇETELER
    *ZIRHI ERİTMEK:
    1-Yürürken veya ayaktayken, ya da hiçbir şey yapmadığın bir anda, derin bir şekilde nefesver. Vurgu nefes alışta değil verişte olmalı.
    2-Biraz koşmaya başlayabilirsen bu da faydalı olacaktır.
    3-Gece uykuya yatarken giysilerini çıkardığında, yalnızca giysilerini değil, zırhını daçıkardığını hayal et. Bunu gerçekten yap. Zırhı çıkar ve güzel, derin bir nefes al- ve uykuyazırhsızmışçasına, bedeninde hiçbir yük veya kısıtlama taşımaksızın yat.

    *SERBEST DÜŞÜŞ:
    1-Her akşam bir koltuğa oturarak başını rahat ve dinlenir vaziyette geriye doğru düşür VE burnundan değil ağzından
    nefes almaya başla.Ağzını açık, gözlerini kapalı tut ve dinlen
    2-Bacakların-kolların ve kafanı özgür bırak
    3-Artık geriye yalnızca gövden kaldı. Sadece bu kadardan ibaret olduğunu hisset. Sadece göğüs vegöbek-hepsi bu.
    Bunu en az yirmi dakika boyunca uyguladıktan sonra uykuya yat.

    *BOĞAZI AÇMA
    1-Birisini seviyorsan, içinden gelen şeyleri, bunlar aptalca görünse bile söyle.
    2-Öfkeliysen ve bir şeyler söylemek istiyorsan, bunu gerçekten sıcağı sıcağına, kızgın bir şekilde söyle.
    3-Her gece, sadece oturup, sağa, sola doğru sallanmaya başla.

    *BİR AĞAÇ GİBİ DANSET
    *ÖNCE GERİLİP SONRA GEVŞEYEREK UYU
    Her gece uyumadan önce odanın ortasında, tam ortasında ayakta durup, bedenini sankipatlayacakmışçasına, kasabildiğin kadar kas, gerebildiğin kadar ger. Bunu iki dakika boyunca
    yaptıktan sonra, iki dakika boyunca da ayakta gevşe. Bu kasılma ve gevşemeyi iki, üç kere tekrar ettikten sonra uyu.

    ÇIT ÇIKMAYAN SESSİZLİK
    Yatakta oturup, bedenini gevşet, gözlerini kapa ve dağlık bir
    arazide kaybolduğunu hayal et.

    ENERJİ AKIŞI
    Aşk akıştır ve her ne zaman donuklaşmışsak, bunun nedeni aşk duymuyor oluşumuzdur.Aşk sıcaklıktır ve sıcaklığın olduğu yerde, donukluğa yer kalmaz. Ama aşkın yokluğunda her şey buz
    keser ve sıfırın altına doğru düşmeye başlarsın.Yalnızca sessizce oturup aşkla dol, ama bu belli bir kişiyeyönelik olmasın.

    CİNSEL ENERJİYİ KANALİZE ETMEK
    Cinsellik merkezine ulaştığında tüm bedenin rahatlamış olacak ve etrafını adeta, bir aura, bir ışıksarıyormuş gibi bir parıltı hissedeceksin. Enerji dolusun ama adeta bir baraj gölü gibi, hiçbir dalgalanma yok. Bu halde dilediğin kadar oturabilirsin.

    TIRNAK YİYENLER KULÜBÜ
    Sadece biraz daha enerji dolu bir şekilde yaşamayı öğrenmen gerekiyor, hepsi bu. O zaman tüm bualışkanlıklar kaybolacaktır. Daha fazla dans et, daha fazla şarkı söyle, daha çok yüz ve uzun yürüyüşlere çık.

    SADECE EVET DE!
    BAY EVET OL.Öncelikle bak bakalım evet diyebiliyor musun? Ancak evet demek imkansızsa o zaman hayır de


    SORUNLARI KAHKAHAYLA DAĞITMAK
    Sessizce oturduğun yerde, varlığının tam ortasında, sanki tüm bedenin kıkırdıyor veya kahkahalar atıyormuşçasına bir kıkırdanma yarat




    BAŞ iÇiN ÇARELER
    (Zihni uysallaştırmak ve (ara sıra) onun dışına çıkmak)
    TEŞHİS:Zihin biyolojik bir bilgisayardan ibarettir.Zihni yalnız gerektiğinde kullan- o zaman taze, dinç, enerji dolu olacaktır. O zaman söylediğin her söz de kupkuru değil, hayat dolu, yetkinlik dolu, hakikat ve samimiyet dolu ve muazzam derecede anlamlı olacaktır


    -REÇETELER-

    ZİHİNDEN KEYİF AL
    Düşünceni durdurmaya çalışma; onun hiçbir sakıncası yoktur.Onu yalnızca durdurmaya çalışmamak da yetmez; ikinci adım da keyif almaktır.İzlemek, keyif almak, düşüncelerin şekillenişini görmek denizi milyonlarca dalgasıyla birlikte görmekkadar güzel bir şeydir. Bu da bir deniz ve düşünceler de dalgalardır. Oysa insanlar gidip okyanustaki dalgaların tadını çıkarırken, bilinçlerindeki dalgaların tadını çıkarmazlar.


    ZİHNİ DEĞİŞTİR
    Bir şeyi içine almak istediğinde nefes almaklabaşla; dışarı atmak istediğindeyse nefes vererek.Örneğin sigara içiyorsan, sigara içme dürtüsü geldiğinde bunu yapmak istemiyorsan,hemen derin bir şekilde nefes verip bu dürtüyü dışarıya at.



    "IM" I TEKRARLAMAK
    Etrafında çok fazla kargaşa olduğunda veya zihnin fazlasıyla dağıldığında sadece "ım"ı tekrarla.Her sabah ve akşam, yirmişer dakika rahat bir pozisyonda, gözlerin yarı açık ve aşağıya doğru bakarşekilde sessizce oturmayı alışkanlık haline getir. Nefes ağır, beden hareketsiz olmalı. İçinden "ım"ı tekrarlamaya başla; onu dıştan söylemene gerek yok.


    "HAYIR"A DİKKAT ET
    Zihin daima olumsuz olarak çalışır. Zihnin tüm faaliyeti olumsuzlamak, hayır demek üzerine kurulmuştur.Kendini izleyip kaç kere evet dediğini gör ve o kotayı yükselt.Her evet deyişin egoya karşı geliştir.

    BAŞTAN KALBE İNMEK
    Duygu gerçek hayattır. Düşünce ise yapmacıktır çünkü her zaman bir şeye dairdir; asla o şeyin kendisi değildir.Düşünmek sahte bir eylemdir, başka bir şeyin yerine geçen bir eylemdir. Sana bir şeylerin olupbittiğine dair sahte bir his verir ama aslında hiçbir şeyin olduğu yoktur. Bu yüzden, düşünmektenhissetmeye geç. Bunun en iyi yolu da kalbe doğru nefes almaya başlamaktır.
    Gün boyunca, aklına geldiği kadar sıklıkta, derin bir nefes al.
    Derin nefes al ve bunu her yapışında, derin nefeslerle en az beş kere tekrarla. Nefesi içine çekip kalbi doldur.
    Bu başından kalbine inmene yardım edecektir.
    Git gide daha hassaslaşacak, daha önce hiç farkına varmadığın birçok şeyi fark edeceksin. Daha fazlakoku, daha fazla tat alacak, daha fazla dokunacaksın. Daha fazla görecek, daha fazla duyacaksın; herşey yoğunlaşacak.

    SES ÖNERİSİ
    İçinde sürekli çok mutlu bir ses var, tıpkı herkeste olduğu gibi. Onu duyabilmek için yalnızca sessizolmamız gerekiyor
    Sessizce otur. Ne zaman vakit bulursan, her gün yalnızca bir saatliğine hiçbir şey yapmadan otur ve dinle.Zihin sessizce dış sesleri dinlerken, bir anda yeni bir ses duyuluyor ve bu dışarıdan değil, içeriden gelen bir ses. Ve bunu bir kez duyduğunda, ipin ucunu yakalamış oluyorsun.Sadece o ipi takip et, git gide daha derine in. Senin varlığında çok derin bir kuyu gizli ve onun içine girmeyi bilenler tamamen bambaşka bir dünyada, apayrı bir gerçeklikte yaşıyorlar.

    VİTES DEĞİŞTİRMEK
    Vitesi beş dakikalığına boşa alman gerekiyor. Bir arabada vites değiştirmek istediğinde önce biranlığına bile olsa, vitesi boşa alman, boşta kalman gerekir

    KAFADAN KALBE, KALPTEN VARLIĞA
    Düşünme, hissetme ve varolma- üç merkez bunlardır.
    1-Kafandan hareket ediyorsan, düşünce üretip durmaya devam edersin.Bunlar elle tutulur hiçbir yanı olmayan, hayali
    şeylerdir; çok şey vaat eder ama hiçbir şey getirmezler.
    2-Kalp.O duygu merkezidir- kişi kalbi aracılığıyla hisseder
    Oradayken yuvaya dahayakınsın, tam varmış değilsin ama yakınlardasın. Hissederken daha elle tutulur, daha sağlamındır.
    Hissederken bir şeylerin olması mümkündür. Kafada böyle bir olasılık yoktur, ama kalpte küçük deolsa bir olasılık söz konusudur.
    3-Esas olan kalpten de daha derinde, göbektedir. Varlığın merkezi orasıdır.
    ÇÖZÜM:Daha çok hissedersen, daha az düşünürsün.Düşüncelerle savaşmak yerine enerjini hissetmeye kaydır. Düşüneceğine şarkı söyle, felsefeyapacağına aşık ol, düz yazı okuyacağına şiir oku. Dans et, doğaya bak ve her ne yaparsan yap,kalpten yap.
    geçer. Kalp hareketegeçtiğinde, zihinde dönüp duran enerji otomatik olarak kalpten geçmeye başlar. Ve kalp enerjinin
    merkezine -yani göbeğe- daha yakındır ve enerjiyi kafaya kadar çıkarmak aslında zorlu bir iştir.Demek ki git gide daha çok hissetmeye başlamalısın. Birinci adım budur. Bir kez bu adımı attıktansonra, ikinci adım çok, çok kolaylaşacaktır, öncelikle aşk duy- yolun yarısı böylelikle katedilmiş olacak.Ve kafadan kalbe inmek nasıl kolay olduysa, kalpten göbeğe inmek daha bile kolay olacak.Göbekte sadece bir varlıktan ibaretsin- duygunun, düşüncenin olmadığı saf bir varlık. Hiçbir yerekıpırdamıyorsun. İşte hortumun ortası orası.

    MOLA
    Her gün, en az bir saatliğine, herhangi bir yerde sessizce otur. Dere kenarına veya bahçeye, hiçkimsenin seni rahatsız edemeyeceği bir yere git. Kaslarını gevşet, zorlanmadan, gözlerini kapatarakzihnine, "Hadi! Ne istersen yap. Ben tanık olacak ve izleyeceğim" de.Muazzam derecede uyanık olduğunda zihin çalışamaz, çünkü dikkatin kendisi karanlık bir odadaki ışık gibidir. Işık orada olduğunda karanlık olamaz.Sen mevcutsan zihin değildir-senin mevcudiyetin, zihninyokluğudur. Sen mevcut olmadığında zihin çalışmaya başlar. Senin yokluğun, zihnin mevcudiyetidir.

    KAFA KARIŞIKLIĞINDAN ARINMAK
    Bırak kafa karışıklığı orada olsun. Bir şeyleri çözmeye, anlamaya çalışma çünkü her ne yaparsan yapfaydası olmayacak. Sadece izle.Sadece yatağında rahat birşekilde oturup, gözlerini kapa ve bedeninin gevşediğini hisset.Yalnızca on-yirmi dakikalık bir şey bu- en az on, en fazla da yirmi dakika bunu yaptıktan sonra uyu.


    İÇİNDEKİ LAF KALABALIĞINI AZAT ET
    Bunu en az on gün, kırk dakika boyunca hiçbir şekilde karşı gelmeden yap. Tüm enerjini koy buna. Ongün içinde sana bir şeyler anlatmaya çalışan, ama senin kulak asmadığın bir şeyler su yüzüne çıkacakveya farkında olduğun ama duymak istemediğin bir şey belirecek. Onu dinlersen bu sona erecektir.Bazen
    konuşurken içinden bağırmak, öfkelenmek geliyorsa, kız ve bağır çünkü bu ancak hissedilerekyapıldığında derine inecektir.

    24 GÜNLÜK KARAR
    İki-üç hafta içinde dakikada yalnızca birkere nefes almaya başlayacaksın. Dakikada bir kere nefes almaya başladığında, zihin bedene yaklaşıyor olacak


    KALP SANATI
    (Sevgi Potansiyelini Beslemek)
    TEŞHİS:Fazlasıyla kafaya takılmış haldeyiz.Yaratıcılık yerine üretime değer veriyoruz: hep nasıl daha fazlasını üretebileceğimizi konuşuyoruz.Kalbi geri getirmek zorunda kalacaksın. Doğanın yeniden farkına varman gerekecek. Yeniden gülleri,nilüferleri izlemeyi öğrenmen gerekecek. Ağaçlarla, kayalarla ve nehirlerle bir kaç temasın olması gerekecek. Yıldızlarla yeniden sohbete başlaman gerekecek.Sana coşku ve kutlama sunabilir. Sana güzelliğe, müziğe, şiire dair müthiş birhis sunabilir. Sana aşkın ve nihai olarak duanın dünyasının yolunu gösterebilir


    -REÇETELER-

    SEVMENİN COŞKUSU
    Sevdiğin için coşku duyarsın. Seven bir kişi coşkuludur.
    Bu sırrı bir kez anladığında, günün yirmi dört saatini coşku dolu geçirebilirsin. Yirmi dört saat boyuncasevgi doluysan ve sevmek için artık sevgini yöneltecek nesnelerebağlı kalmıyorsan, git gide dahabağımsızlaşıyorsun demektir çünkü artık yanında kimse olmadan da sevgi duyabiliyorsundur. Seni
    çevreleyen boşluğun ta kendisini sevebilirsin. Odanda yalnız otururken, tüm odayı sevgiyle doldurursun.Sevginin sana geri dönüp, dönmediğine aldırma.Kime karşı sevgi duyduğunun- bir köpeğe, kediye, ağaca veya kayaya mı- hiç önemi yoktur


    KALBİN YAPRAKLARINI AÇ
    Havayı tümüyle dışarı at- derin nefes vererek, mideni içine çek ve havayı olduğu gibi boşalt. Havanıntümüyle dışarı çıktığını hissettiğinde, olabildiğince uzun süre, iki veya üç dakika boyunca onu dışarıdatutmaya çalış.En iyisi üç dakikadır.7keZden fazla yapma. Gün boyunca bunu, üç, dört, beş kere hatta daha fazla kereler tekrarlayabilirsin


    NEFES ALIR GİBİ SEV
    Sessizce oturarak, nefes alırken, içine sevgiyi çek.
    Bu sana heyecan verecek; bir nevi içsel bir dansı hissetmeye başlayacaksın.


    SEVGİLİNİN NEFESİ
    Nefesini izle çünkü nefesin o aşk dolu ritmi en önemli şeydir: senin tüm varlığını baştan aşağıya dönüşüme uğratacaktır.

    İKİ KİŞİ BİR OLARAK NEFES ALDIĞINDA
    Sevgi dolu anlarını git gide daha yakından izle. Uyanık ol. Nefesinin nasıl değiştiğini gör. Bedeninin nasıl titreştiğini gör.O anlarda dil bilgisi pes eder ve lisanın vadesi dolar.

    BİLİNÇLİ OLARAK EL ELE TUTUŞUN
    Birinin elini tutarken onu bilinçli bir şekilde tutup, enerjinin ona doğru aktığını, elinin git gide dahasıcak ve davetkar olduğunu hayal edersen müthiş bir değişime tanık olacaksın.

    SEVGİ DOLU GÖZLERLE BAK
    Birine baktığında, sevgi dolu gözlerle bak. İnsanlara bakarken, gözlerinden onlara sevgi akıt. Yürürkenetrafına sevgi yayarak yürü.Diğerleri senin artık daha sıcak bir kişiliğe sahip olduğunu, senin yanınayaklaşmanın müthiş hissetmeye yettiğini, bunu yapmakla bir esenlik hissinin belirdiğini fark edecekler.
    Bunu bilinçli bir çabaya dönüştür- sevginin daha farkında ol ve daha çok sevgi yay.

    KENDİNE AŞIK OL
    Bırak tüm bunların tadı, her gözeneğine işlesin. Bunun heyecanıyla ayaklarının yerden kesilmesine izinver- içinden dans etmek geliyorsa dans et, kahkaha atmak geliyorsa kahkaha at, veya canın bir şarkısöylemek istiyorsa şarkı söylemeye başla. Ama tüm bunların merkezine kendini koymayı unutma ve
    bırak mutluluk pınarı dışarıdan bir yerden değil, senin içinden aksın.


    KENDiNi TANIMAK
    (Asıl yüzü arayış)

    TEŞHİS:Her türlü kişilik(maske) sahtedir.Kişilik mahkumiyettir Esas olansenin özündür.İçinde sahte olmayan bir öz bulunur, o hep oradavar olmuş olan bir şeydir.Güzel, spontan ve doğal bunun sonucunda çoşkulu bir şekilde yaşam senin özündür. Söylediklerinle hayatının ortaya koyduğu, taban tabana aynı ise özüne ulaşmışsındır.Ama başkalarından alıntılarla konuşuyorsan sahtesin yapaysın.Öz- ister can, ister ruh, ister kendin de; tüm bunlar aynı şeyi simgeleyensözlerdir. Sen bir öz olarak dünyaya geldin ama toplum senin için bir kişilik yaratmadan, öz olarak kalırsan, bir hayvan gibi kalmış olursun.Bir kişilik edinmen kesinlikle gerekli bir şey ama çelik gibideğil, bol giysiler gibi giyip, çıkarması kolay olan bir kişilik olmalı bu. Pamuktan olabilir mesela ki istediğin zaman giyip, çıkarabilesin; sürekli üzerinde olmak zorunda değil.Anlayış sahibi insan diye buna derim: özünde yaşayan ama toplum söz konusu olduğunda, bir kişiliklehareket eden bir kişi. O kişiliğini kullanır; kendi varlığının efendisidir.Toplumun arasına çırılçıplak karışman gerekmiyor, giysilerini giyebilirsin.Kişi doğal olmalı, ki doğal olmaktan kastım gerektiğinde, toplum içinde kişiliğini üzerine geçirebilen
    kişidir.Diğerleriyle iletişim kurarken kişilik faydalıdır, ama kendinle iletişim kurmaya başladığında kişilik bir
    engele dönüşür. İnsanlarla ilişki kurarken kişilik faydalıdır ama varoluşun kendisiyle iletişim kurmaya başladığında kişilik buna engel olur.



    -REÇETELER-

    İÇSEL IŞIK
    Kişi her gün en az bir saatliğine dünyayı tümüyleunutup yalnızca kendi olmalıdır

    COŞKUYA YER AÇ
    Kim olduğunu bilmen için herhangi bir şey öğrenmene gerek yoktur;yalnızca bildiğin bir kaç şeyi unutman gerekir.
    1-Öncelikle nesnelerle ilgilenmeyi unutmalısın.
    2-Düşüncelerle ilgilenmeyi unutmalısın.
    3-Tanıklık- kendiliğinden gelecektir.

    İlk anahtar izlemektir.Sessizce oturup bir ağaca bak ve yalnızca izleme halinde ol.Yalnızca tek bir şeyi unutma: düşünce geldiğinde, onu bir kenara bırak. Onukenara it; yeniden nesneye bakmaya devam et.Coşku, düşünmüyor olmanın getirdiği bir duygudur. Coşku zaten oradadır ama bir sürü düşünce
    tarafından bastırılmıştır.Düşünceler ortadan kaybolduğunda, su yüzüne çıkar.
    2.Anahtar;Bu kez gözlerini kapa ve gelen ilk düşünceye bak- onun hakkında düşünmeden bak. Zihnininekranında bir yüz beliriyor, bir bulut geçiyor ya da başka herhangi bir şey- sadece düşünmeden bak ona.
    3.Anahtar;-İzleyeni izle.Bu senin öz varlığının içinde barınan bir şey;o senin varlığının ta kendisi. Artık senden alınamaz. Artık onu kaybetmenin imkanı yok. Artık yuvayavarmış durumdasın. Demek ki öğrendiğin bazı şeyleri, düşünceleri unutman gerekiyor. Önce elle tutulur olanı, sonra dahanazik olanı, en sonunda da hem elle tutulur hem de nazik olanın ötesindekini izle
    Bu kadarını bile yapabildiğinde, bunun ardından nasıl bir sessizliğin gediğini görünce şaşıracaksın. Buaynı zamanda kendi varlığını hatırlamak ve sana bir gün daha verildiği, güneş bir kez daha doğacakolduğu, en azından bir günlüğüne daha bile olsa güllerin açtığını görebileceğin için duyduğun saygı ve
    minneti bildirmektir.Varoluş kimse bunu hakettiği için değil ama tamamen kendi cömertliğinden, bunca şeyi üzerineyağdırmaya devam eder.


    KENDİ SESİNİ BUL
    Boğazından yukarı doğru bir sesin- inleyen, mırıldanan bir sesin yükselmekte olduğunu hissetmeyebaşla. Sesin dalgalar halinde yükselişini hisset. İçinden mırıldanmak veya inlemek geliyorsa yap.Çekingen olma ve içinde tutma bunu. Bu sesle birlikte bedenin iki yana doğru sallanmaya başlarsa,bırak sallansın. Sesin seni ele geçirmesine izin ver.Her sabah erkenden, güneş henüz doğmadan önce,saat beşte kalkıp yarım saat boyunca şarkı söyle, mırıldan, inle. Bu seslerin anlamlı olması gerekmiyor.Sadece onlardan keyif alman gerekiyor; tek anlamları bu. Yandan, yana sallanmalısın da. Bırak budoğan güneşe bir övgüye dönüşsün ve ancak güneş doğduktan sonra dur.
    Tüm gün boyunca içinde belli bir ritmi koruyacaktır bu. Sabahtan akordunu bulmuş olarakbaşladığında gör bak tüm günün nasıl farklı bir niteliğe bürünecek. Daha sevecen, daha ilgili, dahaşefkatli, daha arkadaş canlısı olup, daha az şiddet, daha az öfke, hırs ve egoizme sahip olacaksın.İçinden dans etmek geliyorsa, dans et, sallanmak geliyorsa sallan. Tüm amaç senin kontrolü elden bırakman ve sesin seni kontrol etmesi.

    BOŞLUKLARI İZLE
    Gözlerini kapa ve nefesini izlemeye başla. Önce nefes alışını izle: burun deliklerinden içeri girişinihisset. Onunla birlikte en dibe kadar git. En dipte nefes alışın tamamlandığı bir an gelecek: nefes alışıntamamlanıp, bir boşluğun oluştuğu küçücük bir an bu. O boşluktan sonra nefes veriş başlar ama nefes
    ve alışın arasında küçük bir ara vardır.Bu iki şeyin hatırlanması gerekiyor: izlemek ve özellikle de boşlukları- en yukarıda ve en aşağıdakiboşlukları izlemek. O boşluk deneyimi sensin, senin özünün ta kendisi, senin varlığın o. İkinci olarakda saymaya devam etmek ama ondan yukarı çıkmadan, ona gelince yeniden bire dönerek ve yalnızcaiç nefesleriNsayarak. Bunun yirmi dakika boyunca yapılması gerekiyor


    ÇOCUKLUĞU YENİDEN YAŞAMAK
    Yardımı olacak iki şey yapman gerekiyor:
    1-Her gece yatmadan önce yatağın üzerinde oturup, ışıkları kapatmak ve küçük bir çocuk olmak.Sonra uykuya yat. Bir çocuğun sadeliği ve masumiyetiyle uykuya dal
    2-Gün boyunca fırsat bulduğun her an yeniden çocuk ol. Kumsaldaysan çocuk gibikoşturup, deniz kabukları ve renkli çakıl taşları toplamaya başla. Veya bahçedeysen yeniden çocuk
    olup kelebeklerin peşinden koş. Yaşını unut- kuşlarla veya hayvanlarla oyna. Ve her ne zamançocukları bulabilirsen onların arasına karış- bir yetişkin olarak kalma. Mümkün oldukça yap bunu.Çimenlerin üzerine uzanıp, güneşin altında yatan küçük birçocuk gibi hisset. Mümkün oldukça çıplakkal ki kendini çocuk gibi hissedebilesin.Gereken tek şey çocukluğunla yeniden bağlantı kurabilmen.Anılarınla, zamanda geriye gitmengerekiyor. Her şeyin kökenine geri dönebilmen gerekiyor çünkü bir şeyi ancak kökenine inebildiğindedeğiştirebilirsin, yoksa bu mümkün değildir.Tüm amaç çocukluğunu yeniden yaşamak.Orada bir şeyler, çiçek açmaya hazır olarak bekliyorlar ama bunun için gerekli olan yere sahip değiller.Bunlara yer açmak gerekiyor.

    İÇİNDEKİ KİŞİYİ HATIRLA


    AY DANSI
    Dolunayın altında dans edip, şarkı söylediğinde kısa bir süre sonra içinde farklı bir varlığınyükselmekte olduğunu ve bunun senin kişiliğin değil, özün olduğunu göreceksin. Ay onu yukarı doğruçekecek; sana düşen tek şeyse bunun farkına varmak.



    BERRAK GÖRÜŞ
    (Görünür Olanın Ötesini Görmeyi Öğrenmek)

    TEŞHİS:Senin hakikatin üzerinde düşünülecek bir şey değil, görülmesi gereken bir şeydir. Onu bulmak içinhiçbir yere gitmen gerekmez. Onun hakkında düşünmek değil, düşünmeyi bırakmak zorundasın ki senin varlığının yüzeyine çıkabilsin o.İçinde saklanmış olan ışığın yayılıp, tüm varlığını doldurabilmesi için işgal edilmemiş yerlere ihtiyaçvar. O yalnızca varlığını doldurmakla kalmayacak, varlığından yayılmaya da başlayacaktır. Tümyaşamın bir güzelliğe, bedene dair değil ama içeriden yansıyan, bilince ait bir güzelliğe dönüşecektir.

    -REÇETELER-

    GÖZLERİ YOZLAŞMADAN ARINDIR
    Ne kadar çok insan varsa, o kadar çok da dünya var- çatışma bundan doğuyor.Çünkü iki ayrı görüş biçimi birbiriyle hemfikir olamaz.İçe döndüğün zaman, orada üçüncü bir göz mevcuttur.
    Gözlerini kapadığında onlar da birleşmiştir ve o tek göz, gerçeği olduğu gibi görebilir.Güzel gözlere sahip olmaktansa, daha güzel bir görüşe sahip ol.Güzellikle gör.İçerisi ilk başta zifiri karanlık olacak. Bu sıcak, güneşli bir günde dışarıdan gelip, içeriye girmeyebenzer. Odanın karanlığında önce bir kaç saniye bir şey göremezsin; sonra gözlerin alışır. Yavaş, yavaş
    oda o kadar karanlık olmamaya başlar. Yavaş, yavaş ışıkla dolar


    İÇİNİ GÜNIŞIĞIYLA DOLDUR
    Sabahın erken saatlerinde VE Günbatımında güneşe bakarak çekebildiğin kadar çok enerjiyi içine çek.Bir kez güneşi kapalı gözlerle görebilmeye başladığında, onu canlandırmayı başarabildiğinde, artık dışarıdaki güneşe ihtiyacın yoktur.
    O bir kez harekete geçtiğindeyaşamının da kendiliğinden değiştiğini göreceksin. İçinde müthiş bir enerjinin yükseldiğini, tükenmezbir şeye sahip olduğunu göreceksin. Ne yaparsan yap, onu yine de tüketemezsin.Bir kez bu tükenmez kaynağa temas edildiğinde, yaşam zenginleşir. O artık yoksulluk nedir bilmez. İçten zengindir

    ALLAH TARAFINDAN İZLENİYORSUN
    Bu, hayatı olduğu gibi değiştirir.içinde büyük birfarkındalığın
    yükseldiğini görürsün.Konuşman dahaanlamlı- daha önemli, daha şiirsel hale gelecek ve daha önce hiç sahip olmadığı bir ezgiye sahip olduğunu göreceksin.Sevginin bir dua niteliği kazandığını
    fark edeceksin.

    AY SEYRİ
    Banyo yap, şarkı söyle, gecenin içinde sessizce oturup onu bekle. Ayla birlikte sallan, aya bak, onunladol. Ayın üzerine yağdığını hisset, biraz dans et sonra yeniden otur ve bekle.

    IŞIĞIN KAYNAĞI
    Sadece izle; gökyüzünde bir yıldızın belirişiniveya kayboluşunu, günbatımını veya gündoğumunu, ayıveya yalnızca odanda bir mumu gözlemle. Sonra bazen öylece gözlerini kapatıp, içindeki ışığı aramaya başla.


    ÜÇÜNCÜ GÖZ
    Üçüncü gözüne, iki kaşının arasındaki noktaya üç dakika boyunca masaj yap

    ZİHNİNE DUVARLARI TIRMANDIR
    her gün bir saat boyunca duvarın karşısına otur. Yarı kapalı gözlerle, sadeceburnunun ucunu görebilecek şekilde duvara bak. Duvara çok yakın otur ki, görüş alanında başka hiçbirşey olmasın

    HAYVAN OL!
    Bu, fazlasıyla spontan enerjinin içinde serbest kalmasını sağlayacak ve daha az endişe duymaya başlayacaksın.EMEKLE

    ALTIN BUĞU
    Uykuya yatmadan önce, ışığı kapatıp yatağında öylece otur. Gözlerini kapat, bedenini gevşet ve tümodanın altın bir buğuyla dolduğunu...sanki her tarafa altın bir sisin indiğini hisset. Sadece birdakikalığına kapalı gözlerle bunu canlandır- altın bir sis iniyor. Bir kaç dakika içinde, tüm odanın senin
    görüşünde parıldamaya başladığını göreceksin.Sonra nefes al ve bu altın buğunun kalbinin derinlerine çekildiğini hisset. Kalbin bomboş ve bu altın buğu içine girerek, onu dolduruyor.
    Sonra nefes ver; yine altın buğunun dışarı çıktığını ve kalbinin yeniden boşaldığını hisset; kalbinin
    içinde hiçbir şey kalmıyor. Bu altın buğu kalbini, içsel varlığını doldurup sonra boşaltıyor; tıpkı nefes
    alıp, veriş gibi. Nefes alırken onu içine dolduruyor, verirken ise boşaltıyorsun.Beş-yedi dakika boyunca bunu yaptıktan sonra uykuya dal.Sabah yataktan çıkmadan önce yeniden otur: beş dakikalığına aynı şeyi tekrarla. Ama yataktançıkarken, altın buğuyla dolu olarak çık. Uykuya yatarken boşalmış olarak yat; yataktan çıkarken buğuyla dopdolu ol.Altın buğuyu içinde tut ve dışarıya çık



    RUH HALLERiNiN iDARESi
    (Duygusal Aleminin Efendisi Olmak)

    TEŞHİS:Alttan alta öğrenmiş olduğumuz birişleyiş var: mutluluğu bastırıp, acıyı dışa vurmak.Bu bizim için doğal bir hale gelmiş.Bu işleyişten tümüyle kurtulman lazım.Nasıl mutlu olunacağını,mutlu insanlara saygı duymayı,onlaradaha çok dikkat etmeyi öğrenmen gerekiyor, unutma.Biri acı içindeyse yardımcı ol ama, ona karşı anlayışlı olma.Bırak o kişi acının çirkinliğini hissetsin, acı içinde olmanın erdemli birşey, "insanlığa büyük bir hizmet katmak" olmadığını anlasın.



    -REÇETELER-
    ZİHNİN ADETLERİNİ YEN
    Üzgün mü hissediyorsun? Dans et ya da gidip, duşun altında dur ve bedeninin ısısıyla birlikteüzüntünün de bedeninden nasıl yok olup gittiğini gör.Öfkeli hissediyorsan, sadece bir kaç derin nefes al. Derin nefes al ve derin nefes ver, sadeceiki dakika bunu yaptıktan sonra öfkenin ne durumda olduğuna bak.Yani ne istersen yap ama asla aynı şeyi tekrarlama; püf noktası bu.
    Her seferinde zihni şaşırtmaya devam et. Yaratıcı ol, yeni şeyler icat et.

    ÖFKE KALIBINI DEĞİŞTİR
    On beş dakika boyunca ısın dur, sanki yüz dereceye çıkıyormuş gibi kız. On beş dakika boyunca bugerginliği bir doruk noktasına doğru taşı. Saatini kur ve çalmaya başladığında, elinden gelenin en fazlasını yapmaya çalış.Saat sustuğunda, sessizce otur, gözlerini kapa ve sadece olup bitenleri izle. Bedeni gevşet.

    HAYIR"IN DERİNLERİNE İN
    Hiç kimse "hayır"ın derinlerine dalmadan, "evet"in zirvesine ulaşamaz. Öncehayır diyen biri olman gerekir ki, evet bundan doğsun.Oturduğun yerde kendini olabildiğince olumsuz hisset
    Yastıkları dövmeye,onlarla kavga etmeye, üzerlerinde tepinmeye başla. İğrenç ol! Bu kırk dakika boyunca olumsuzkalabilmek çok zor gelecektir.Bu tüm olumsuzluğu kökünden söküp atacak, sana "evet"e dair yepyeni bir bakış kazandıracaktır.

    KAPLANI SERBEST BIRAK
    O hayvana dönüş. Odada dört ayak üstünde dolaşarak, o hayvana dönüş.On beş dakika boyunca bu fantezinin çıkarabildiğin kadar keyfini çıkar.Biraz vahşileşmeyi öğrenebilirsen,
    tüm sorunların yok olacaktır. Bu yüzden bu akşamdan başla- ve bunun keyfini çıkar!

    KRİZE MÜDAHALE ETMEK
    Dışarıdan baskı gibi müdahaleler olduğu zamanlarda- ki bu hayatta çok sık olacaktır- doğrudan girmek zorlaşır.İşler ters gittiğinde, zorlaştığında, yolu açması ve rahatlamanı sağlaması için kullan bunu her zaman değil
    1-On beş dakika boyunca sessizce oturup dünyanın bir rüyadan ibaret olduğunu düşün- zaten öyledir de!Tüm dünyanın bir rüya olduğunu ve hiçbir şeyin önemi olmadığını düşün.
    2-Er ya da geç, sen de dahil her şeyin yok olacağını hatırla. Sen hep burada değildin ve sonsuza kadar burada olmayacaksın. 3-Yalnızca bir tanık olduğunu hatırla.Bu gelip geçen bir rüya, bir film.

    SEFALETİN TAİ CHİ'Sİ
    Üzgün hissediyorsan, gözlerini kapa ve bırak film ağır çekimde aksın. Onun içine yavaş, yavaş, etrafınıtümüyle görebilen bir görüş açısıyla, bakarak, olup bitenleri izleyerek gir. O kadar yavaş gir ki, hersahneyi, her teli, tek tek görebilesin. Öfkeleniyorsan, öfkeye çok yavaş bir şekilde adım at.Bu muazzam bir deneyim yaratır: düşüncelerin yavaşlar, arzuların yavaşlar, eski alışkanlıkların yavaşlar.Yürüyüşün herşeyini yavaşlat

    AY GÜNCESİ
    Yeni aydan başlayıp o günün genelinde nasılhissettiğini kaydet; sonra ertesi günü, üçüncü günü, sonra dördüncüyü ve dolunaya kadar her günü kaydet.

    KÖPEK GİBİ NEFES AL
    Göbeğinde düğümler hissettiğin zamanlarda, köpek gibi yürüyüp nefes almaya başla.Tüm kanal açılacaktır.Öfke bir kez rahatlayıp, yok olduğunda, kendini özgür hissedeceksin.

    OLUMSUZU KABULLEN
    Kişinin, kendi varlığının olumsuz taraflarını da kabul etmeyi öğrenmesi gerekiyor; kişi ancak o zaman bütün olabilir.Kişi kendi olumsuz tarafını da kavramalı ve o konuda rahatlayabilmelidir.O zaman bir gün şaşırarakgöreceksin ki, bu olumsuz taraf hayata tat, tuz katıyor. Bu gereksiz bir şey değil; hayata lezzet veriyor.O mutsuzluk anları hayata yeniden tat, tuz,arayış, macera katıyor. Yeniden iştah kazanıyorsun.
    Varlığına bütünüyle sahip çıkmalısın. İyisiyle, kötüsüyle her yönünü kabullenmelisin kendinin.Huzursuzsan, huzursuz ol! Mutsuzsan mutsuz ol, büyütme bunu


    DOKUZUNCU BULUT ÜZERİNDE
    Etrafında bu mutluluk bulutunu hissetmeye başla. Sessizce otururken bir bulutun etrafını sardığınıhisset. Kendini o bulutun, içinde rahat bıraktığında, onun bir kaç gün sonra bir gerçekliğe dönüştüğünügöreceksin. Çünkü o orada; yalnızca sen henüz onu hissedemedin. O orada. Herkes bu mutlulukbulutunun içinde yaşıyor- kişinin sadece bunu görmesi gerekiyor, hepsi bu
    Bu yüzden arada sırada sadece sessizce, oturup gevşe ve etrafını saran,sürekli değişse de hep seninle kalan bir mutluluk bulutunun içinde kendini kaybettiğini hisset.


    BUNU HAYAL ET!
    1-Kendini olabildiğince mutlu olarak hayal et.Yataktan çok mutlu bir ruh halinde çık- ışıksaçar, için içine sığmaz bir halde, sanki o gün kusursuz, inanılmaz derecede değerli bir şey olacakmış gibi bir beklenti içinde ol.Yedi gün içinde göreceksin ki tüm davranış biçimin, tüm alışkanlıkların, tüm titreşimin bambaşka bir hale gelmiş
    2-Kendini ALLAH'ın ellerine bıraktığını hayal et sadece sanki onun kucağında uykuya dalıyormuşsun gibi hisset
    3-Olumsuz hiçbir şey hayal etme çünkü hayal gücü kapasitesine sahip olan kişiler, olumsuz şeyler hayal ettiklerinde bunlar gerçek olmaya başlar.Birinin gelip sana kabaca davranacağını düşünürsen öyle davranır. Bu durumu senin kendi hayalgücün yaratacaktır.Öyle bir düşünce geldiğinde onu hemen olumlu bir şeye çevir

    GÖBEĞİNDEN GÜLÜMSE
    Dudaklarınla,yüzünle gülmene gerek yok; sanki göbeğinden gülüyorsun, sanki göbeğin gülümsüyor. Bu birgülümseme, kahkaha değil; çok yumuşak, hassas ve narin bir şey. Sanki göbeğinde küçük bir gülaçıyormuş, kokusu tüm bedenine yayılıyormuş gibi bir şey.Bu gülümsemenin ne olduğunu bir kez kavradığında, yirmi dört saat boyunca mutlu kalabileceksin.Gün boyunca istediğin kadar çok kere onu yakalayabilirsin

    ÇİN SEDDİNİ YIK
    Üzüntü, öfke, kıskançlık- o anda her ne hissediyorsan onunla- ve özellikle de mutlulukla dene bunu.Mutlu olduğun zaman sınır tanıma. Git, sınırların dışına taş: danset, şarkı söyle veya koştur.Sınırı çiğnemeyi ve aşmayı bir kez öğrendiğinde, kendini tamamen farklı bir dünyada bulacaksın. İşteo zaman tüm hayatın boyunca neyi kaçırmakta olduğunu göreceksin.

    ÖZEL BİR DÜNYA YARAT
    Bu yöntemi her gece tekrarla. Bu üç adımdan oluşur.
    1-İlk yedi gün boyunca herhangi güzel bir anı hatırla.Anını seçtikten sonra onu bir hafta boyunca kullan. Öylece gözlerini kapa ve onu yeniden yaşa.Ayrıntılara gir.Deneyimlemiş olduğunu fark etmediğin incecik farkları hissetmeye başlayacaksın. Bilincin o anaodaklandığında, o an yeniden orada olacaktır. Yeni şeyler hissetmeye başlayacaksın.Yedinci güne geldiğinde, bu anı öylesine berrak bir şekilde görmeye başlayacaksın ki, şimdiye kadarhiçbir gerçek anı böylesine berrak olarak görmemiş olduğunu hissedeceksin.
    2-Sekizinci gün etrafındaki havayıhisset. Havanın seni her yönden- bir metreye kadar- çepeçevre sarışını hisset.O ana dair bir auranın seni sarmaladığını hisset
    3-3. haftada Anı yaşa, etrafın onunla sarılı olsun veşimdi hayali bir anti-hava yarat.Eğer ilk iki hafta iyi gitmişse, üçüncü hafta her şeyin ancak o bir metrelik sınıra kadar
    gelebildiğini ama hiçbir şeyin sana nüfuz edemediğini görebilmeye başlayacaksın.
    4- 4. hafta itibariyle o aurayı korumaya devam et. Pazara giderken veya insanlarlakonuşurken onu sürekli aklında tut.
    Müthiş bir heyecan duyacaksın. Dünyanın içinde varlığını sürdürürken, kendine ait, özel bir dünya sürekli seninle olacak.

    Bu seni şimdi'de yaşayabilecek hale getirecek çünkü aslında her an binlerce şeyin bombardımanınauğramaktasın. Onlar senin dikkatini çekiyor ve etrafında koruyucu bir aurayoksa savunmasız kalıyorsun.Bu aurayı birkaç günlüğüne veya birkaç aylığına yanında taşı. Artık ona ihtiyacın kalmadığını
    gördüğünde bırakabilirsin onu. Şimdi ve burada olmayı bir kez öğrendiğinde, bir kez onun keyfine, muazzam mutluluğuna vardığında, aurayı bırakabilirsin.

    MUTLU AYAKLAR
    Kahkaha attığında, kahkaha tüm bedeninden geçmeli, anlaşılması gereken nokta bu.Odanın ortasında, yere otur ve sanki kahkaha ayak tabanlarından geliyormuş gibi hisset. Öncegözlerini kapa, sonra da kahkaha dalgalarının ayaklarından yayılışını hisset. Bunlar son derece bellibelirsiz olacaktır. Sonra göbeğe ulaşıp, daha görünür hale geleceklerdir; göbek sallanmaya vetitremeye başlayacaktır. Onu oradan kalbine taşı, o zaman kalbin dopdolu hissedecek. Oradan da boğazına ve dudaklarına doğru çıkart.
    Gülmeye başladığında küçük bir çocuk olduğunu hayal et. Kendini gözünde küçük bir çocuk olarakcanlandır. Küçük çocuklar kahkahayla gülerken yerde yuvarlanmaya başlarlar. İçinden geliyorsa sende yerde yuvarlanmaya başla. Tüm amaç buna tüm benliğinle dahil olmak. Çıkan ses, bu dahil oluşkadar anlamlı değildir. Bu bir kez başladığında ne olduğunu anlayacaksın.On dakika yeterlidir, sonra uyu. Sabah yeniden, bunu ilk iş
    olarak yatakta tekrar edebilirsin.Gece gülüşü yeni bir uyku akımı yaratacaktır. Rüyaların daha neşeli,daha gümbür, gümbür olacak ve sabah gülüşüne de yardımları dokunacak; ona fon oluşturacaklardır.Sabah gülüşü ise tüm günün akışını belirleyecektir. Sabah ilk iş olarak ne yaparsan, bu her ne olursa olsun gününün akışını belirler.

    EVET
    Evet, dikenler de var ama oturup onları saymaya da gerek yok. Onları görmemezlikten gel; gülleri gör.Bir angelecek ve gül seni tamamen ele geçirmiş, o anda dünyada artık hiçbir diken kalmamış olacak.Her gece uyumadan önce"evet...evet..." diye tekrar edip, onunla aynı frekansa gir. Onunla birlikte sallanıp, tepeden tırnağa tümbenliğini ele geçirmesine izin ver. Bırak içine işlesin. "Evet...evet...evet" diye tekrar et. Her gece ondakika boyunca ve sonra uyu.Sabah erkenden, yine, en az üç dakika boyunca yatağında oturup bunu yap. İlk işin "evet" i tekrar edipo hissin içine girmek olsun.Gün boyunca, ne zaman olumsuz hissetmeye başlarsan, yolda, herhangi bir yerde dur. Yüksek sesle"Evet...evet" diyebiliyorsan iyi, yoksa en azından sessizce, "Evet...evet" diyebilirsin. Üç hafta boyunca"evet"i yap.

    ÜZÜLME, ÖFKELEN!
    Kendine bir bahane bulabilirsin: seni öfkelendirebilecek ve geçmişte öfkelendirmiş de olan bir durumhayal et. Duvarla konuş, bir şeyler söyle. Kısa sürede duvar seninle konuşuyor olacak! Tamamençıldır. Öfke ve üzüntüyü eşit düzeye, tam orantılı hale getirmen gerekiyor. Onlar birbirlerini silecek,
    sen de böylelikle bu durumun dışına çıkabileceksin

    ARALARA DİKKAT ET
    Bu boşlukların içinden geçerken, farkında olmasan bile onlardan yararlanmış oluyorsun. Onunkokusunun bir parçası, ona ait bir şeyler, sen farkına varmamış olsan bile varlığında asılı kalıyor. Amaşu andan itibaren tetikte ol. Yavaş, yavaş bu hüneri edineceksin.

    ÜÇ KERE KAYDA GEÇMEK
    Bir şeyin farkına vardığın ve onu kayda geçtiğin anda o kaybolur. Artık seniele geçiremez çünkü bu ancak sen bilinçsiz olduğunda mümkündür. Bu üç kere kaydediş seni kendi
    içinde öylesine farkında yapar ki, öfkeden ayrılmış olursun

    DOĞRULAMA KURALI
    İçinden bir şeyi derinlemesine, bütün ve mutlak olarak doğruladığında, o gerçek olmaya başlar.Bunu amaç edin: olumsuz olanı doğrulamayı bırakıp, olumlu olanı doğrulamaya başla





    FIRTINANIN ORTASINDA
    (Serinkanlı, Sakin ve Bağlantıda Kalmak)

    TEŞHİS:Artık normalde kapılıp gittiğin o üzgün anlara kapılmayacaksın- hayal kırıklıkları, üzüntü, anlamsızlık
    hissi, endişe, acı; tüm bunlar yavaş yavaş sana yabancı gelmeye başlayacak.Öyle bir an gelecek ki, kızmak istesen bile bunun imkansız olduğunu göreceksin; öfkenin diliniunutmuş olacaksın. Gülmek daha kolay gelecek. Yüzün, gözlerin içsel bir ışıkla parlayacak.Çevrende sana, "Senin bir şeyin var. Kendi başına otururken gülümsediğinigördük. Niye gülüyorsun? Bu normal değil" diye soran bir eleştirmen sürüsü yaratacağının farkında
    olmalısın. Üzgün olmak normal ama gülümsemek değil.Bu tür şeyler başına gelmeye başlarsa, doğru yolda olduğundan emin olabilirsin.Ruh ağrısı bu



    -REÇETELER-
    AYAKLARIN YERE BASMASI
    1-Deniz kenarında yaşıyorsan her sabah kumsala gidip, kumun üzerinde koş.Deniz kenarındayaşamıyorsan, herhangi bir yerde yalın ayak koş
    2-Koşmadan önce ve sonra, en başta ve en sonda gözlerini kapa
    Sonra tüm ağırlığını önce sağ sonra sol ayağına ver.4-5kez
    3-Daha derin nefes al.

    AYAK TABANLARINDAN NEFES AL
    Aslında çoğu insankafasında, veya biraz daha cömertse gövdesinde yaşar.İnsanlar en fazla göbeğe kadar inerler ama onun ötesine geçmezler. Bu yüzden bedenin bir yarısıneredeyse felç olmuş gibidir ve bu yüzden hayatlarının bir yarısı da felçlidir.Ayaklarını git gide daha fazla hissetmeye devam et

    HARA FARKINDALIĞI
    Yapacak hiçbir şeyin olmadığı bir anda sadece sessizce otur, içine dön ve göbeğine- göbek deliğininbeş santim kadar altında, hara diye bilinen merkeze- dal ve orada kal. Yaşam enerjinin müthiş birşekilde merkezlenmelerini sağlayacaktır bu. Onun harekete geçmesi için sadece içine bakmanyetecek, tüm hayatının o merkezin etrafında dönüyor olduğunu hissetmeye başlayacaksın.
    Tüm merkezlerimiz uzakken, hara tam ortadadır.Denge bulmamızı ve köklenmemizi sağlayan merkez haradır. Bu yüzden kişi bir kez haranın farkınavardığında, birçok şey gerçekleşmeye başlar.Bir kez hara merkezine uyum sağladığında, çok daha cesur bir şekilde yaşayabilirsin. Cesaret ondandoğar- daha az düşünme, daha az kontrolsüz an, daha fazla sessizlik, doğal disiplin, cesaret, köklülük ve yere daha sağlam basış hep ondan doğar.

    AKŞAM LİMANI
    Akşam yattığında, yatakta uzan ve iki elini de, göbek deliğinin beş santim altında koyup, burayahafifçe bastır. Sonra nefes almaya, derin nefese başla.15 dakika sonra uyu.Sabah uykunun bittiği anda gözlerini önce hemen açma. Ellerini yeniden oraya götür, biraz bastıraraknefes almaya başla ve yeniden harayı hisset. Bunu on, on beş dakika kadar yaptıktan sonra kalk. Bunu
    her akşam ve her sabah yap. Üç ay içinde kendini merkezinde hissedeceksin.

    KORUYUCU AURA
    Her akşam uyumadan önce yatağında oturarak, bedenin etrafında, on beş santim kadar dışında, onunla aynı şekli alan, seni kaplayan, koruyan bir aura olduğunu hayal et.5 dakika sonra uyu
    Üç hafta ile üç ay arasında herhangi bir zaman,kendini çok ama çok güçlü hissetmeye başlayacaksın. Bu yüzden akşam bunu düşünerek uykuya dal.Sabah yine ilk düşünce bu olmalı. Uykunun bittiğinin farkına varır varmaz gözlerini hemen açma. Önce
    tüm bedenini saran auranın seni koruduğunu hisset. Bunu beş dakika yapıp, öyle kalk.O senisarmalayacak ve o zaman kalabalığın içinden geçsen de bundan etkilenmeyeceğini, hiçbir şeyin sanadokunamayacağını hissedebileceksin. Bu seni müthiş derecede mutlu edecek çünkü artık sadece kendisorunlarını sorun ediyor olacaksın, başkalarınınkini değil.İnsanın kendi sorunlarını çözmesi çok kolaydır çünkü bunlar zaten ona aittir. Başkalarının sorunlarınıüstlenip durmaksa çok zordur; bunları çözemezsin çünkü bunlar daha en başından sana ait değildir


    DENGELEYİCİ BİR HAREKET
    Sessizce otur ve gözlerine bastır. Gözlerinin önünde ışıklar belirmeye başlayana kadar bastır. Gözlerinifazla acıtma ama azıcık acıtmana izin var. O ışıkları izlemeye devam et. Bu birçok şeyi yerli yerine oturtacaktır.Bunu on- on beş dakikalığına yap.Sonra beş dakika dinlenip, yeniden bastır. Bunukırk dakika boyunca tekrarladıktan sonra gözlerine soğuk su çarp. Gözlerini kapa ve serinliği hisset.Bunu on beş gün boyunca yap.

    BURADA OLMAK
    Yürürken, otururken, dinlerken veya konuşurken uyanık ol.

    KENDİNİ TOPARLAMAK
    Verdiğin her nefeste "bir" de. Nefes verirken "bir" de, nefes alırken bir şey söyleme.20 dakika yap


    İÇİNDEKİ SIFIRI BUL
    Uykuya yatmadan önce yap bunu. Yatakta gözlerin kapalı olarak uzanırken, hayal edebileceğin kadarkara bir karatahta hayal et. Sonra bu karatahtanın üzerinde üç rakamını, üç kere canlandır. Öncecanlandır ve sil; sonra yine canlanır, yine sil, yine canlandır, yine sil. Sonra üç kere, iki rakamınıcanlandır. Sonra üç kere bir rakamını, sonra da üç kere sıfırı canlandır. Üçüncü sıfıra ulaştığında dahaönce hiç hissetmediğin bir sessizlik hissedeceksin






    CiNSELLiK VE iLiŞKiLER
    (Öteki ile Dans Etmeyi Öğrenmek)

    TEŞHİS:Sen neysen, öteki odur çünkü öteki sadece bir aynadır; seni yansıtır.Olgunluk derken bir iç bütünlüğünü kastediyorum. Ve bu iç bütünlüğü, ancak diğerlerini sorumlututmaktan vazgeçtiğinde, acı çekmene ötekinin neden olduğunu söylemeyi bırakıp, kendi acını kendinyarattığını fark ettiğinde kazanılır. Olgunluğa atılacak ilk adım budur: "Sorumlu benim. Olup biten herşey benim yüzümden oluyor".Sorumlu sensin. Toplumu sorumlu tutma; ebeveynlerini sorumlu tutma; ekonomik şartları sorumlututma; sorumluluğu başka kimsenin üzerine atma. Sorumlu sensin. Başlangıçta bu bir yük gibigörünecek çünkü artık sorumluluğu başkasına atamıyorsun. Ama al onu...Artık yapılabilecek çok şey vardır...çünkü hoşuna gitmeyen her şeyi bırakıp, hoşuna gidenlere de sahipçıkabilirsin. Sana ne doğru geliyorsa onun peşinden gidip, doğru olmadığını hissettiğin şeyin peşinibırakırsın çünkü artık kendi içinde merkezini bulup kök salmış durumdasındır.


    -REÇETELER-
    AÇILIP KAPANMAK
    Her akşam yatmadan önce, odanın ortasında durup duvara bak. Dikkatini duvara ver: kapı üzerinde değil, duvar üzerinde odaklan. Kendini içinde kapı olmayan bir duvar olarak hayal et, tamamen kapalıbir duvar. Kimse içeri giremeyeceği gibi sen de dışarı çıkamazsın- içeride hapissin. Neredeyse birduvara dönüş- psikolojik olarak duvar gibi ol. Bırak enerjin tümüyle duvara, bir Çin Seddi'ne dönüşsün.On dakika boyunca duvar ol ve kendini gerebildiğin kadar ger.Sonra dönüp kapıya bak- kapıyı açık tut- ve bir kapı ol. Kapıya dönüşmekte olduğunu hissetmeyebaşla; artık duvar değilsin. Herkes senin içine girebilir; kapıyı çalmaya bile gerek yok. Ve çıkabilirlerde; ortada bir engel yok. Rahatla. Hem bedeninin hem de hislerinin gevşemesine izin ver. Genleş.Orada durmaya devam ediyor olduğun halde genleş. Tüm odayı doldurduğunu hisset. Enerjininkapıdan bahçeye doğru aktığını hisset. Bırak enerji dışarı çıksın ve dış dünyanın da senin içinegirmekte olduğunu hisset.On dakika boyunca duvar, yirmi dakika boyunca da kapı ol. Sonra uyu.O zaman başkalarının enerjilerini de hissedebileceksin. Sokakta biradamın yanından geçerken onun duvar mı, yoksa kapı mı olduğunu hissedebiliyor olacaksın. Bukonuda içsel bir anlayışa ermiş durumdasın artık. O zaman bu adamla ilişki kurmak istiyorsan, onunduvar olduğunu hissettiğinde buna yeltenme çünkü bu hiçbir yere varamaz. Ancak onun kapı olduğunu hissettiğinde onunla ilişki kur.Sevgilinle o kapıyken konuş. Onunla kapıyken seviş. Duvar olduğunda en iyisi ona hiç ilişmemek.Bunu bir kez kendi içinde hissettiğinde, artık her yerde hissedebiliyor olacaksın.

    BİRLİK
    Gece yüzünüz birbirinize dönük olarak oturup, çaprazlama şekildediğerinin elini tutun. On dakika boyunca birbirinizin gözlerinin içine bakın ve bedenleriniz sallanmayabaşlarsa buna izin verin. Gözlerinizi kırpabilirsiniz ama birbirinizin gözünün içine bakmaya devamedin. Beden sallanmaya başlıyorsa bırakın sallansın. Ne olursa olsun birbirinizinelini bırakmayın. Bu unutulmamalı.Sonra ayağakalkıp on dakika boyunca birlikte sallanın ve ele ele tutuşun.

    OKYANUSVARİ ÖTEKİ
    Birbirinin gözlerine derinlemesine bak çünkü gözler kapıdır. Ve düşünmeden yalnızca bakarsan kısasürede dalgalar kaybolacak ve okyanus ortaya çıkacaktır.Bunu önce bir insanla yap çünkü o tip bir dalgaya daha yakınsın. Sonra hayvanlara geç yani biraz daha
    uzağına. Sonra ağaçlara geç- daha da uzak dalgalar onlar; sonra kayalara geç.Birinin gözlerine derinlemesine bakabildiğinde onun kaybolduğunu, o kişinin yok olduğunu
    hissedeceksin. Orada okyanusa benzer bir olgu gizli ve bu kişi sadece derinlerden gelen birdalgalanmadan, bilinmeyen ve gizli bir şeyden gelen bir dalgadan ibaret.

    CİNSEL ENERJİYİ SERBEST BIRAKMAK
    Her sabah uyandığında odanın ortasında durup tüm bedenini sallamaya başla. Bedenini tepedentırnağa tümüyle salla ve bunun neredeyse orgazm gibi olduğunu...sanki sana cinsel bir orgazm
    sunmakta olduğunu hisset.Keyfine bak, besle bu durumu.. içinden bir kaç ses çıkarmak geliyorsa, çıkar ve on dakika boyunca
    bunun keyfini sür.Sonra tüm bedenini kuru bir havluyla ovala ve duş al. Her sabah yap bunu.

    DOĞRU ANI BEKLE
    Birbirinizle aynı frekansageçin. Bunu yapmanın yolu birlikte nefes almaktır. Sen nefes verirken, öteki de veriyor, sen alırken dealıyor. İki üç dakika içinde bunu yakalayabilirsiniz. Tek bir organizmaymışsınız gibi nefes alın- sanki ikideğil, tek vücutmuş gibi. Ve birbirinizin gözlerinin içine bakın, ama saldırgan değil yumuşak bir şekildeyapın bunu.Birbirinizin tadını çıkarmak için kendinize zaman tanıyın. Birbirinizin bedenleriyle oynayın.O anı bekle- kısa sürede bu hüneri edineceksin. Bırak enerji biriksin ve her şey kendiliğinden olsun. Gitgide o anın ortaya çıkışının farkına varabileceksin. Onun belirtilerini, girişini görebilmeyebaşlayacaksın ve zorluk ortadan kalkacak.

    VAHŞİ VE İZLER DURUMDA OL
    Gerçekten, sadece vahşi bir adamgüzel olabilir. Vahşi olmayan bir kadın güzel olamaz çünkü ne kadar vahşiyse, o kadar canlıdırUyanık kalırsan değişimleri ilkin bedeninde, ikinci olarak zihnindeki düşüncelerden kurtuluşunda,üçüncü olarak da egoyu kalbinden çıkarıp atışında göreceksin.Bu üç şeyin dikkatle gözlemlenip, izlenmesi gerekiyor. Üçüncüsü gerçekleştiğinde, cinsel enerjin dönüşmüş olacak. Artık sekste sen olmayacaksın


    AYRI KALDIĞINIZ ZAMANLARIN KEYFİNİ ÇIKAR
    Sevgilini özlüyorsan, hatırla onu. Güzel mektuplar yaz...doğru olup olmadıklarına aldırma! Güzel olmaları gerek. Şiirler yaz ve her akşam bir saatini sevgiline ayır. Saat on'dan on bir'e kadar ışıklarıkapatıp, yatağının üzerinde otur ve sevgilini hatırla, onu hisset.Hayalinde ona dokunduğunu, öptüğünü, sarıldığını gör-kaybet kendini! Öteki, asla senin hayallerinde
    olduğu kadar güzel olamaz. İnsanların gerçek halleri asla o kadar güzel değildir- veya çok ender olaraköyledir. Er ya da geç bu işin suyu çıkacaktır! Ama fanteziler harikuladedir.

    AŞKTA SAVURGAN OL
    Enerji yukarıya çıktığında, cinsel enerji dönüşüme uğrar ve niteliğini değiştirir. O zaman seks ihtiyacıgit gide azalacak, aşk duyma ihtiyacı ise git gide artacaktır. Aşağı doğru giden enerji cinselliğe, yukarıdoğru giden enerji ise sevgiye dönüşür.Ama oturup, bekleme. İnsanlara karşı git gide daha sevecen olmaya başla. Sevgi konusunda savurganol. Arkadaşlarına, hatta yabancılara karşı sevecen davran. Hatta ağaçlara ve kayalara karşı bile sevecen ol.

    İLK VE SON KERE
    Biriyle birlikte olduğunda, daima bunun onu son görüşün olabileceğini hatırla. Önemsiz şeylere zaman harcama; önemi olmayan küçük dertler ve anlaşmazlıklar yaratma.Ancak o zaman bu küçük buluşma anı muazzam bir tatmine dönüşebilir.

    OLUMSUZU DIŞARI ATMAK
    Olumlu enerjini akıt ama er ya dageç, olumsuzun devreye gireceğini de unutma. Olumsuz devreye girmeye başladığında, onu tek başınadışarı atman gerekir.Bir odaya kapanıp olumsuzu dışarı at: onu ötekinin üzerine boşaltmana hiç gerek yok
    Kimse öfkesini başkasından çıkaracak kadar vahşi olmamalı
    Uyanık kalırsan bunun yapılabildiğini görüp şaşıracaksın; ve olumsuz olan bir kez dışarı atıldığında, olumlu enerji yeniden akmaya başlayacak.Birinci adım: Olumsuz tek başınayken dışarı atılmalı. İkinci adım: olumsuz ikinizin birlikte olumsuz
    olmaya anlaştığınız belli bir saatte dışarı atılmalı. Ancak üçüncü etapta, kişi nötr duruma geldiğinde,korkacak bir şey kalmamış oluyor. O zaman hem olumsuz, hem olumlu olabilirsin; bu ikisinin dekendine has bir güzelliği vardır- ama yalnızca üçüncü etap için geçerli bu.sen değil ben cumlesi kur.

    YALNIZLIKTAN TEK BAŞINALIĞA
    Kişinin er ya da geç yalnızlıkla karşı karşıya gelmesi gerekir. Bir kez onunla yüzleştiğinde, yalnızlıkrenk değiştirir, nitelik değiştirir. Tek başınalığa dönüşür. O zaman yalıtılmışlık değil, kendi başınalıktır.Yalıtılmışlık içinde sefaleti barındırır; kendi başınalık ise mest olmaya dair bir enginliğe sahiptir.
    _____________________________




  • Başarılı. Teşekkürler
    _____________________________
    Don’t wait for the perfect moment, take the moment and make it perfect!

  • DUYGULAR
     Osho Kitap Özetleri

    Duygu bir saflıktır; aşırı hassasiyet bir kandırmacadır. Sen bir numara öğrenmişsindir. Kadın ağlarsa kazanacağını bilir.

    Şimdi, bazen gözyaşı gelmeyebilir, çünkü ağlamak kolayca yönlendirilemez. Fakat o onu getirmeye çalışır, rol yapar, oyun oynar. Bu gözyaşları sahtedir.

    Gözlerden akıyor bile olsalar sahtedir. Çünkü onlar gelmiyor, onlar getiriliyor. Aşırı hassasiyet kurnazca yaratılmış, yönlendirilmiş duygudur.

    Rasyonellik şöyle bir şeydir; tıpkı aşırı hassasiyetin
    duyguların çarpıtılması olması gibi rasyonellik de mantığın çarpıtılmasıdır.

    Şayet sen rasyonelsen, GERÇEKTEN RASYONELSEN bir bilim adamı olacaksın. Eğer sen gerçekten duygusalsan bir şair olacaksın.

    Bunlar güzel şeyler. Ancak, yine de diyalog daha kolay olsa da mümkün olmayacaktır. Rasyonellik ve aşırı hassasiyet ile bu çok zordur.

    Fakat mantık ve duygu ile o kadar da zor değildir. Yine de zorluklar olacaktır. Fakat şefkat, birbirini anlamak için bir çaba olacaktır.

    PEK ÇOK İNSAN AŞIRI HASSASYETİN MANEVİYAT OLDUĞUNU DÜŞÜNÜR.

    Duygular düşünceler kadar zihinseldir. Ve senin kalp olarak adlandırdığın şey, kafan kadar kafanın içindedir. Sen çok kolay duygusallaşabilirsin.

    Ağlayabilirsin ve gözlerinden büyük inci taneleri gibi gözyaşları dökülebilir. Fakat ruhsal hiçbir şey yoktur. Gözyaşları herhangi başka bir şey kadar fizikseldir.

    Gözler bedenin parçasıdır.
    Ve duygular fiziksel enerjideki bir karmaşadır. Ağlarsın ve gözyaşı dökersin;

    elbette rahatlamış hissedeceksin, iyi bir ağlamadan sonra rahatlamış hissedeceksin. Rahatlayacaksın. Dünyanın her yanındaki kadınlar bunu bilir.

    Onlar bunun işe yaradığını çok iyi bilir. Onlar ağlar ve gözyaşı döker ve rahatlarlar. O ruhsal bir boşalımdır. Ancak bunda manevi hiçbir şey yoktur.

    Ancak insanlar her şeyi karıştırmaya devam ederler: Ruhsal olmayan şeylerin ruhsal olduğunu düşünmeye devam ederler.


    Zihin ifade etmek için eğitilmiştir, kalp ihmal edilmiştir. Bu yüzden sürekli olarak o kalbi vurgulamaya devam ettiği sürece Halil Cibran’la aynı fikirde olamam.

    KALP BİR ARA İSTASYONDUR, VARIŞ İSTASYONU DEĞİLDİR.

    Son istasyon senin varlığındır; yol orada biter.
    Çünkü başka gidecek hiçbir yer yoktur.

    BASTIRMA VE KONTROL

    Asla bir hayvanı savaşa giderken göremezsin. Elbette arada bir kavgalar olur fakat onlar bireysel kavgalardır;

    Doğu’nun tüm kargalarının Batı’nın tüm kargalarıyla savaştığı yahut Hindistan’ın tüm köpekleriyle Pakistan’ın tüm köpeklerinin savaştığı dünya savaşları değildir…

    Öyle değildir. Köpekler bu kadar aptal değildir, kargalar da.

    Evet bazen kavga ederler ve bunda yanlış hiçbir şey yoktur. Eğer onların özgürlüğü ihlal edilmişse kavga ederler fakat kavga bireyseldir.
    O bir dünya savaşı değildir.

    Şimdi sen ne yaptın? İnsanlığı bastırdın ve bireylerin arada bir öfkelenmesine —ki bu doğaldır— izin vermedin.

    Toplamda ortaya çıkan nihai sonuç herkesin öfkesini toplamaya devam etmesi, öfkesini bastırmaya devam etmesidir.

    Sonra bir gün, herkes o kadar çok zehirle doludur ki bu bir dünya savaşı olarak patlak verir.

    Her on yılda bir dünya savaşına ihtiyaç vardır. Ve bu savaşların sorumlusu kimdir?

    Senin sözde azizlerin ve ahlakçıların, iyilikseverlerin;
    senin hiçbir zaman doğal olmana izin vermemiş olan insanların.

    BASTIRMA NEDİR?

    BASTIRMA yaşaman gerekmeyen bir hayatı yaşamak demektir.

    BASTIRMA

    hiçbir zaman yapmayı istememiş olduğun şeyleri yapmaktır. BASTIRMA olmadığın bir kimse olman demektir.

    BASTIRMA

    kendini yok etmenin bir yoludur.

    BASTIRMA

    ......rdır; elbette çok yavaş bir şekilde ama çok kesin, yavaşça zehirlenmedir.

    İfade etmek hayattır; bastırma ......rdır.

    NİÇİN?

    Niçin insan bu kadar çok bastırıp sağlıksız hale gelir?

    Çünkü toplum sana dönüştürmeyi değil kontrol etmeyi öğretir. Ve dönüştürmenin yöntemi tamamıyla farklıdır.

    Hepsinden önce o kontrol etme yöntemi hiç değildir, O TAM TERSİDİR.


    BASTIRARAK ZİHİN BÖLÜNÜR.

    Kabul ettiğin kısım bilinç haline gelir ve reddettiğin kısım bilinçaltı haline gelir.

    Bu bölünme doğal değildir, bölünme bastırma yüzünden oluşur. Ve bilinçaltına toplumun reddettiği tüm pislikleri atmaya devam edersin.

    Ancak unutma oraya attığın her ne olursa olsun giderek daha çok senin bir parçan haline gelir:

    O senin ellerine, kemiklerinin içine, kanına; kalp atışlarının içine siner.

    Artık psikologlar hastalıkların neredeyse yüzde yetmişinin bastırılmış duygulardan kaynaklandığını söylüyor:

    Çok kalp rahatsızlığı kalpte bastırılan çok fazla öfke demektir, O kadar çok nefret var ki kalp zehirlenmiştir.


    İlk şey: KONTROL ETMEDE BASTIRIRSIN, DÖNÜŞTÜRMEDE İFADE EDERSİN.

    Fakat başka birisine ifade etmeye gerek yoktur çünkü “başka birisi” konu dışıdır.

    Bir dahaki sefer öfke hissettiğinde git ve evin etrafında yedi kez koş ve bundan sonra bir ağacın altında otur ve öfkenin nereye gittiğini izle.

    Onu bastırmadın, onu kontrol etmedin, onu hiç kimsenin üzerine kusmadın.

    Çünkü eğer bunu birisinin üzerine kusarsan bir zincir oluşur çünkü diğeri de en az senin kadar aptaldır, senin kadar bilinçsizdir.

    O senin üzerine daha çok öfke akıtacaktır, o senin kadar bastırılmıştır.

    O zaman bir zincir ortaya çıkar: Sen onun üzerine kusarsın, o senin üzerine kusar. Ve her ikiniz de düşman olursunuz.

    ONU HİÇ KİMSENİN ÜZERİNE KUSMA.

    Bu tıpkı kusma isteğinin gelmesi gibidir: Gidip birisinin üzerine kusmazsın. Öfkenin kusulmaya ihtiyacı vardır.

    Tuvalete gider kusarsın. Bu tüm bedeni arındırır; kusmayı bastırırsan bu tehlikeli olacaktır. Ve sen kustuğunda tazelenmiş hissedeceksin, hafiflemiş, rahatlamış, iyi, sağlıklı hissedeceksin.

    Yediğin yiyecekte yanlış bir şey vardı ve bedenin onu reddediyor.

    ONU İÇERDE KALMAYA ZORLAMA.

    Öfke sadece zihinsel bir kusmuktur.
    İçine aldığın şeyde yanlış bir şey vardır. Ve senin tüm psişik varlığın onu kusmak ister.

    Fakat onu başka birisinin üzerine kusmana gerek yoktur. İnsanlar onu başkalarının üzerine kustuğu için toplum onu kontrol etmeni söyler.

    Ne zaman doğal olursan bunun anlamı önceden planlanmış bir fikre göre hareket etmiyorsun demektir.

    Aslında bir şey yapmak için hazır değildin; eylem bir yanıt olarak kendiliğinden ortaya çıkmıştır.

    Şu birkaç kelimeyi anlamak durumundasın. İlki

    TEPKİ VE YANIT ARASINDAKİ AYRIMDIR.

    Tepki diğer kimse tarafından kontrol edilir.
    O sana hakaret eder: Sen öfkelenirsin ve o zaman sen öfkeyle
    harekete geçersin bu tepkidir.

    Sen bağımsız bir insan değilsin.
    Herhangi birisi seni şu yöne ya da bu yöne çekebilir. Sen kolaylıkla etkilenebilirsin; sen duygusal olarak şantaja maruz kalabilirsin.

    TEPKİ DUYGUSAL BİR ŞANTAJDIR.

    Sen öfkeli değildin. Adam sana hakaret etti ve onun hakareti öfkeyi yarattı; artık senin eylemin öfkeden kaynaklanır.

    YANIT ÖZGÜRLÜKTEN GELİR.
    O diğer kişiye bağlı değildir. Diğer kişi sana hakaret edebilir. Fakat sen kızmazsın;tam tersine bu olay üzerine derin düşüncelere dalarsın:

    Niçin o sana hakaret ediyor? Belki de o haklıdır. O zaman ona kızmaktansa şükran duymalısın. Belki de o haksızdır. Şayet haksızsa onun yanlışı için niye kendi kalbini öfkeyle KAVURASIN?


    Duygular senin tam bir birey haline gelmene yardım etmeyecek.

    Onlar sana sağlam bir ruh vermeyecek. Sen tıpkı ölü bir ağaç dalı gibi niçin olduğunu bilmeden rüzgârda sağa sola savrulup duracaksın.

    Duygular insanı tıpkı alkol gibi körleştirir. Onların sevgi gibi iyi isimleri olabilir, onların öfke gibi kötü isimleri olabilir fakat ARADA BİR SENİN DE BİRİSİNE ÖFKELENMEN GEREKEBİLİR, bu seni rahatlatır.

    Hindistan’da bazen köpekleri sokaklarda seks yaparken görebilirsin
    ve insanlar onlara taş atarlar.

    Şimdi bu zavallıcıklar hiç kimseye bir zarar vermiyor ve onlar senin de gerçekleştirdiğin biyolojik bir ritüeli gerçekleştiriyorlar ―sadece onlar evlerin içinde saklanmak zorunda değiller― ve onlar bunu çok iyi yapıyor. Onların etrafında taş atan,
    onları döven bir kalabalık dolanır…

    garip bir davranış! İnsanlar arada bir öfkelenmeye ihtiyaç duyar, tıpkı arada bir âşık olmaya ihtiyaç duydukları ve arada bir birisinden nefret etmeye ihtiyaç duydukları gibi.

    YAŞA, DANS ET, YE, UYU her şeyi mümkün olduğunca TAM yap.

    Ve tekrar ve tekrar hatırla: Ne zaman kendini herhangi bir problem yaratırken yakalarsan hemen onun dışına sıyrıl.

    Bir kez problemin içine girdiğinde o zaman bir çözüme ihtiyaç olacaktır. Ve bir çözüm bulsan bile, bu çözümün içinden, yine bin bir tane problem ortaya çıkacaktır.

    Bir kez ilk adımı kaçırdığında tuzağa düşmüşsündür. Ne zaman problemin içine çekildiğini görürsen KENDİNİ YAKALA, koş, zıpla, dans et ama problemin içine girme.

    Hemen bir şey yap, böylelikle problemi yaratmakta olan enerji akışkan, eriyik hale geçsin, kozmosa geri dönsün.



    Hiç öfkelenmeyen ve öfkesini sürekli olarak kontrol eden bir kişi ÇOK TEHLİKELİDİR.

    Ona dikkat et; seni öldürebilir. Şayet kocan hiç öfkelenmiyorsa onu polise bildir. Arada bir öfkelenen bir koca çok doğal bir insandır,
    ondan korkmaya gerek yoktur.

    Hiç kızmayan bir koca bir gün ansızın üstüne atlayıp seni boğacaktır. Ve o bunu sanki bir şey tarafından ele geçirilmiş gibi yapacaktır. Katiller mahkemelere asırlardır,

    “Suçu biz işledik fakat ruhumuz ele geçirilmişti”

    demişlerdir. Onları kim ele geçirmiştir? Onların kendi bastırılmış bilinçsiz, sömürülmüş bilinçaltı.


    Duyarlılık farkındalıkla birlikte gelişir. Kontrolle sen cansız ve ölü hale geçersin.

    Kontrol mekanizmasının bir parçası budur: Cansız ve ölüysen hiçbir şey seni etkilemez, sanki beden bir kaleye, bir savunmaya dönüşür.

    Hiçbir şey seni etkilemez, ne hakaret ne de sevgi. Ancak bu kontrolün bedeli çok ağırdır, çok gereksiz bir bedeldir.

    O zaman bu, hayatının tüm çabası haline dönüşür: Kendini nasıl kontrol etmelisin;
    ve sonra da ölmelisin?

    TÜM BU KONTROL ÇABASI senin bütün enerjini alır. Ve sen sonra basitçe ölürsün. Ve hayat donuk ve ölü bir şeye dönüşür; sen bir şekilde onu taşımaya devam edersin.

    Toplum sana kontrol etmeyi ve yargılamayı öğretir çünkü bir çocuk sadece bir şeyin kötülendiğini hissettiği zaman kontrol edecektir.

    ZİHİN SESSİZ OLMA OYUNUNU OYNAYABİLİR;

    o hiçbir düşüncenin, hiçbir duygunun olmaması oyununu oynayabilir, fakat onlar sadece bastırılmıştır, bütünüyle canlı, hemen dışarı sıçramaya hazır bir vaziyettedir.

    Sözde dinler ve onun azizleri zihni hareketsizleştirmek gibi bir yanlışa düşmüşlerdir.

    Eğer sessiz bir şekilde, düşüncelerini kontrol etmeye çalışarak, duygularına izin vermeden, içinde hiçbir şeyin hareket etmesine izin vermeden
    oturmaya devam edersen yavaş yavaş bu senin için bir alışkanlığa dönüşecektir.

    Bu, dünyada kendine yapabileceğin en büyük kandırmacadır. Çünkü her şey tam olarak birbirinin aynıdır, hiçbir şey değişmemiştir fakat sanki sen bir dönüşüm geçirmişsin gibi gözükür.



    ÖFKE NEDİR
    YAPMAK İSTEDİĞİN ENGELLENDİĞİNDE ÖFKE OLUŞUR.ARZUN ÖFKEYE DÖNÜŞÜR
    ÖFKE EGODAN GELİR.ÖFKENİ KENDİ BAŞINA HALLET KİMSEYE KUSMA.
    ÖFKE VE KEDER AYNIDIR.
    SADECE FARKINDA OL KISA SUREDE KAYBOLUR. KURTULMAK İÇİN ÇABA SARFETME.BİR ZAMAN SONRA ŞEFKATLİ OLURSUN. DUYGULAR GELİPGEÇERLER. ANLAYIŞLA BAK.KUSUR BULUCU İNSANLAR YARGILAYICIDIR.DOĞRU/YANLIŞ DİYE BİRŞEY YOKTUR.KENDİNE BAŞKALARININ GÖZLERİNDEN BAKMA.KENDİ GÖZLERİN VAR.

    İNSANLAR NİÇİN SANA KIZIYOR
    ASLINDA ONLAR KORKUYOR.ÖFKENİN İÇİNDE KORKU VARDIR
    KORKMAK ZAYIF GÖSTERCEĞİNDEN KIZGINLIK MASKESİNE BÜRÜNÜYORLAR.KORKU İNSANLARI KAPALI TUTAR.SENİ DUYAMAZLAR ANLAYAMAZLAR.ÖFKE KORKUNUN MASKESİDİR



    KISKANÇLIK NEDİR
    KISKANÇLIK KIYASLAMAKTIR.O ÇOK GÜZEL O ÇOK ZENGİN BUTUN BU KIYASLAMALARI BIRAK KISKANÇLIK KAYBOLUR.REKABETÇİ İNSANLAR KISKANÇTIRLARSENDE KISKANÇLIK VARSA SEVGİ YOKTUR.KISKANMADAN SEVEBİLİYORSAN SEVGİN GERÇEKTİR AKSİ HALDE SAHTEDİR.KISKANÇLIK İNSANI EŞYA OLARAK GÖRMEKTEN GELİR.BUGUN SENİNLE İSE BUGUNU MAHVETME YARINLARI DÜŞÜNME.KISKANÇLIK SEVGİNİN YOKLUĞUDUR. KISKANÇLIĞI UMURSAMA SEVGİNE DEVAM ETKISKANÇLIĞIN SEVGİYLE HİÇBİR ALAKASI YOKTUR.KORKUDUR.KORKU İSE SEVGİ YOKLUĞUDUR.KISKANÇLIK SAF ZEHİRDİR. KISKANÇLIK VE NEFRETİ YOK ETTİĞİNDE SEVGİ ÇİCEK AÇAR.

    KORKU NEDİR
    TEK KORKU VARDIR BUDA KENDİNİ KAYBETME KORKUSU BUDA ÖLÜMLE YADA SEVGİYLE OLUR.YA KORKARSIN YA YAŞARSIN.BU KORKULARI BIRAK HAYATIN İÇİNE ATLADOĞAL KORKULAR NORMALDİR(ATEŞTEN KORKMAK GİBİ).PATALOJİK KORKULAR İSE DOĞAL DEĞİLDİR(TREN,UÇAK,ARABA SEYAHATİ GİBİ KORKULAR). İNSANLAR SEVGİDEN KORKARLAR.ÇUNKU BU BÜYÜK BİR RİSKTİR VE GUVENCESİDE YOKTUR.TÜM KORKULAR ÖLÜM KORKUSUNDAN GELİR.GÜVENCE HASTALIĞINA YAKALANMIŞIZDIR.AMA BU MUMKUN DEĞİLDİR.CESARET TÜM KORKULARA RAĞMEN YAŞAMAKTIR.KABULLENİLEN KORKU ÖZGÜRLÜK GETİRİR. REDDEDİLEN KORKU İSE SUÇLULUK GETİRİR

    ÇOŞKU HER ZAMAN İÇİNDEDİR
    ARKADAŞLAR SADECE ONUN DIŞARI ÇIKMASI İÇİN BİR YARDIMCIDIR.TÜM DUYGULARDA BÖYLEDİR.
    _____________________________




  • KADIN
     Osho Kitap Özetleri




    GİRİŞ
    Bir erkek olarak kadın ruhu hakkında nasıl konuşabiliyorsunuz?
    Sen bir bedenzihinsin.Bu nedenle dişil veya eril kavramları ancak zihinle, bedenle ilişkili olduklarında anlamlılar. Beni bir kadın veya erkek olarak dinleme; yoksa beni dinlemiyor olacaksın. Beni farkındalık olarak dinle.

    DİŞİ
    •Kadın sevmen için vardır; anlaman için değil.Bu anlaşılması gereken ilk şey.Varoluşun herhangi bir ifadesini anlamak-erkeği ya da kadını ya da hayvanı ya da doğayı-bilimin işidir
    •Bir kadının fikrini değiştirmek istiyorsan,onunla hemfikir ol.
    •Eğer bir kadının ne demek istediğini merak ediyorsan, ona bak; sakın dinleme.
    •En önemli farkındalık hiçbir şeyin anlaşılamayacağını fark etmektir.


    Kadın ve erkek arasındaki esas farkların neler olduğunu lütfen açıklar mısınız?
    •Kadın ve erkek ne eşittir,ne de eşit değildir: Onlar eşsizdir
    •Erkek ve kadın birbirlerinin farklılıklarını daha çok kabul edip birbirlerine karşı daha anlayışlı olmalarıdır.Erkek ve kadın negatif ve pozitif elektrik kutupları gibidir: Birbirlerine doğru manyetik olarak çekilirler. Onlar zıt kutuplardır; o nedenle çatışma doğaldır. Ancak anlayış sayesinde, şefkat sayesinde, sevgi sayesinde, birbirlerinin dünyasına bakıp anlamaya çalışmak sayesinde tüm sorunlar çözülebilir,saldırganlıkla değil.
    •Kadın, her zaman daha çok çocuksudur, gözleri daha çok hayretle doludur
    •Kadın sevmeye daha çok muktedirdir. Erkeğin sevgisi az çok fiziksel bir ihtiyaçtır; kadınınkiyse değildir. O daha büyük, daha yüce, daha ruhani bir deneyimdir.Kadın tek bir sevgiyle kendini tamamen doyurabilir çünkü o erkeğin bedenine değil, onun en derindeki içsel özelliklerine bakar. Güzel, kaslı vücuda sahip bir erkeğe değil, karizması olan erkeğe aşık olur.
    •Her erkek, kadında annesini aramakta; her kadın da erkeğinde babasını aramaktadır.
    •Bir kadın, ne olursa olsun, temelde annedir. Babalık ise sonradan uydurulmuş bir kurumdur, doğal değildir.Ama anneliğin yeri doldurulamaz.
    •Kadınlar yumuşaktır, doğuştan yumuşaktır. Erkeklerle yarışamazlar. Yarışmak istiyorlarsa sertleşmek zorundalar. Özgürlükçü bir kadınla ne zaman karşılaşsan yüzündeki yumuşaklığın kaybolduğunu görürsün.Bazı erkekler gerçekten pasif olmanın özlemini çekebilir.
    •Eğer bir erkek bedenine ve kadın zihnine sahipsen içinde bir çatışma, bir sosyal mücadele, bir iç savaş olacaktır. Sürekli bir savaş ve gerilim içinde savrulacaksın. Fizyolojik olarak kadınsan ve bir erkeğin zihnine sahipsen, hayatta enerjinin çoğunu gereksiz çekişmelerle harcarsın. Uyumlu olmak çok daha iyidir. Bedeninde erkeksen, zihinde de erkek; bedeninde kadınsan, zihinde de kadın ol.Ben kadınların özgür olmasını istiyorum ama diğer uca savrulmalarını değil.
    •İnsan ne kadar medeni olursa, o kadar zihnine takılıp kalır. Yüreğiyle temasını yitirir.
    •Erkek kendi cinsel ihtiyaçları söz konusu olduğunda kadınları kullanmıştır fakat kadının seksten haz almasını engellemiştir.




    Niçin erkek ve kadınların dost olması bu kadar zordur? Niçin erkek ve kadın arasında her zaman çirkinlik oluyor?
    •Biyolojik olarak erkek kadına çekim hisseder, kadın erkeğe çekim hisseder ancak bu çekim sonsuza kadar aynı kalamaz. Sen ulaşmak istediğin bir şeyi cazip buluyorsun. Güzel bir kadın, güzel bir erkek görürsün; seni cezbeder. Bunda yanlış hiçbir şey yok. Kalbinin daha hızla attığını hissedersin. Bu adamla ya da kadınla birlikte olmak isterdin ve bu çekim o kadar güçlüdür ki, o an bu kadınla sonsuza kadar yaşamak istediğini düşünürsün.
    Şu an olan şey ne? Kumsalda bir kız görüyorsun ve âşık oluyorsun. Onu hiç tanımıyorsun, onun sadece makyajını tanıyorsun. Ertesi sabah uyanıp makyaj silinmiş olduğunda, “Aman Allahım! Ne yaptım ben?Bu başka birisi” diyeceksin.
    •İnsanlar nesne değiller, onlara sahip olamazsın.İnsanlar mülkiyete indirgeniyor; o zaman da kıskançlık, nefret olur.Ve asırlar boyunca erkekler, kadınların eğitilmesine, iş hayatına girmesine, meslek sahibi olmasına, kadın kendi maddi koşullarına, kendi banka hesabına sahip olursa onu bir nesneye indirgeyemeyecekleri için izin vermediler. O sana bağımlı olmak zorunda. Ve zannediyor musun ki sana bağımlı olan birisi seni gerçekten sevebilecek?
    •Sevgi çok zordur. O başka birisiyle dans etmektir.Dansın ne olduğunu diğerinin de bilmesi gerekir. Birisiyle uyumlu yaşamak büyük bir sanattır. Sevgi uyumdur. Ve mutluluk, sağlık, ahenk; hepsi sevgiden doğar. Sevmeyi öğren. Muhteşem bir sevgili ol önce.Sevginin ilk dersi sevgiyi istemek değil, sadece vermektir. Bir veren ol. İnsanlar ise tam tersini yapıyorlar. Onlar verirken bile, sadece sevginin geri dönmesi düşüncesiyle veriyorlar. Kişi sever, sadece severek sevginin ne olduğunu öğrenir. Ve insanlar çok cimri. O zaman yüreklerini açacaklar ama o an gelene dek yüreklerini açmayı tamamıyla unutmuş olurlar.Hiçbir sevme fırsatını kaçırma. Bir sokaktan geçerken bile sevebilirsin. Bir dilenciyi bile sevebilirsin. Ona bir şey vermene bile gerek yoktur; en azından gülümseyebilirsin. Bedavadır; amagülümsemen kalbini açar,kalbini dahacanlandırır. Bir dost ya da bir yabancı birisinin elini tut. Sadece doğru kişi ortaya çıktığında sevmeyi bekleme.


    Sevgi nedir?
    İnsan sayısı kadar sevgi vardır.En aşağıda sevgi sadece politik bir ilişkidir. En yükseğinde sevgi dini bir bilinç halidir.

    Egomuz varken başka birini gerçekten sevebilir miyiz?
    Sevgi, onun temel koşulu egoyu bırakmak olduğu için çok büyük bir cesarete ihtiyaç duyar.Egonu bırakmazsan kendi gerçek bireyselliğini bilemezsin. O bırakıldığı an, sadece o zaman gerçeği görebilirsin.İnsanlar sevgi özlemi çekiyor ama aynı zamanda egolarına yapışıyorlar. Bu yüzden sevgi asla bir gerçeklik halini alamıyor.Sevgi, nefes almak gibi olmalıdır. O sadece sendeki bir nitelik olmalıdır; nerede olursan, kiminle olursan ol, ya da tek başına da olsan sevgi senden taşmaya devam eder. Sevgi, nesneye bağımlı değildir. Senin öznelliğinin ışımasıdır; ruhunun ışımasıdır. Ve ışıma ne kadar enginse, ruhun da o kadar büyüktür.


    Başkalarıyla ilişki kurmaya çılışıyoruz; hatta genelde belirli bir kişiyle yakın olmak bize cazip geliyor. Lütfen yorumlar mısınız?
    Herkes yalnızlıktan kaçıyor. O bir yara gibidir,acıtır. Yalnızlık, bir boşluktur. Bir şey eksiktir. Onu doldurmak için bir şeye ihtiyaç vardır. Ve onu hiçbir şey asla dolduramaz çünkü o her şeyden önce bir yanlış anlaşılmadır.İnsanlar kendileriyle olmaktan o kadar korkarlar ki, her türden aptalca şeyi yaparlar. Televizyon seyrediyor; radyo dinliyor...sırf kendilerinden kaçmak için. Tüm bunlar için tek bir neden vardır: Tek başına kalmamak; bu çok korkutucudur. Tek başına olmayı yalnızlıkla karıştırma. Yalnızlık kesinliklehastalıktır; tek başına olmak mükemmel sağlıktır.Kendi tek başınalığınla uyumlu hale geldikten sonra ilişki kurabilirsin; o zaman korkudan kaynaklanmadığı için ilişkin sana büyük bir keyif verecek.Hayatının anlamını ve önemini bulmak için atacağın ilk ve en öncelikli adımın kendi başınalığının içine girmek olduğunu bilmeni isterim.


    İLİŞKİ
    Niçin ilişki kurmak bu kadar zor?
    İlişki kurmak sevmek demektir. Ancak paylaşmak için önce sahip olman lazım. Ve sevmeden önce sevgiyle dolu olman, sevgiyle taşman gerek.Sana söyleyeceğim iki tür hayat vardır.
    1.Biri korku merkezli:Sen korkar halde kalırsan ve diğerine izin verilmez, sana, senin özüne sirayet etmesine izin verilmez. Bir yere kadar diğerine izin verirsin ve sonra bir duvar çıkar ve her şey durur.
    2.Diğeri sevgi merkezli:Gelecekten korkmayan kişi demektir, sonuçtan ve akıbetten korkmayan kişi demektir, şimdi ve burada yaşayan kişidir.Sevgi ender açan bir çiçektir. O arada bir gerçekleşir. Milyonlarca ve milyonlarca insan, sevgililermiş gibi yanlış bir tavır içinde yaşıyor. Sevdiklerine inanıyorlar ama bu sadece onların inancıdır.Arada bir gerçekleşir.O enderdir, çünkü o sadece korku yokken gerçekleşebilir,asla öncesinde değil. Senin sevginde korku her zaman vardır.

    Kadınlardan korkan insanlar var ve eğer kadınlardan korkarsan onları sevemezsin. Korkudan sevgi nasıl çıkabilir? Ve niçin kadından korkarsın?
    Çünkü çocukluğun annenden korkarak yaşandı. O sürekli senin peşindeydi, sürekli seni balyozluyordu. Sürekli olarak sana şunu yap bunu yap diyordu; elbette senin iyiliğin için. Neyin doğru olduğunu sana söyleyerek seni bir korkağa dönüştürdü. Hoşlansan da hoşlanmasan da, kendiliğinden içinden gelse de gelmese de emirlere uymak zorundasın. Ve sen o kadar çaresizdin ki... Hayatta kalman annene bağlıydı o yüzden onu dinlemek zorundaydın. O seni koşullandırdı.Ve annene olan korkun yüzünden kadınlardan korkuyorsun.


    Annelik
    1.DERS:Buna hazırlıklı ol.Çocuk gelmeden önce onu kendi çocuğun olarak değil bağımsız bir varlık, kendi hakları olan biri olarak selamlayabilir olmalısın.Çocuk muazzam bir şekilde seni dönüştürdü. O sana bir şey verdi. Artık aynı kişi değilsin. Bir kadın ve bir anne arasında büyük bir fark vardır.Tamamen yeni ol, annenden öğrenmiş olduğun her şeyi unut, onu izleme.
    2.DERS:Ve ikincisi şudur: Çocuğa yetişkin bir insana olduğu gibi davran.Asla çocuğa çocuk gibi davranma. Çocuğa derin bir saygı göster. Çocuğu gerçekten seviyorsan hatırlaman gereken bir şey var: Onun hiçbir şekilde bir ikiyüzlü olmasına asla ve asla yardım etme, hiçbir şekilde onu buna zorlama.Çocuğa saygı göster; sadece sevgi değil ama saygı da göster. Eğer saygı yoksa o zaman sevgi sahiplenmeye dönüşür.Ve bir kez çocuk senin malın olursa sırtına yük biner. O zaman o yerine getirilecek bir görevdir ve anneler tüm hayatları boyunca ne kadar çok şey yaptıkları hakkında konuşur.
    3.DERS:Doğal olan her şey senin için bazen çok zor, çok rahatsız edici olsa da iyidir. Çünkü sen doğana uygun şekilde yetiştirilmedin. Anne baban seni gerçek sevgiyle, sanatına uygun olarak yetiştirmedi.O sadece rastlantısal bir şeydi. Aynı hataları tekrar etme. Pek çok kez rahatsız olacaksın...
    4.DERS:Ve şayet o arada bir ağlarsa bunun için fazlasıyla endişelenmeye gerek yoktur. Bırak o kendi başına birazcık ağlasın.Her zaman koşmana ve her zaman ona hizmet etmek için emrine amade olmana gerek yoktur. Bu sevgi gibi gözükür ama aslında onun özgürlüğüne müdahale ediyorsun.Çocuklar basitçe ağlamaktan hoşlanır; bu onun tek kendini ifade etme yöntemidir. Onun dili yoktur: Onun dili budur; o feryat eder, o ağlar. Bırak ağlasın; bunda yanlış hiçbir şey yok. O dünyayla ilişki kurmaya çalışıyor. Onu avutmaya çalışma
    5.DERS:Gerçek anne çocuğuna o kadar çok özgürlük tanır ki kendi fikrine karşı bile çıksa ona izin verilir. Ona açıkça de ki: “Benim fikrime göre bu doğru değildir, ama yapmaktaserbestsin.” Bırak kendi tecrübeleri ile öğrensin. Kişi gerçekten böyle olgunlaşır; aksi taktirde insanlar çocuk olarak kalır.
    6.DERS:Thomas Gordon ile tamamen aynı fikirdeyim. “Tüm anne babaların potansiyel olarak çocuk tacizcisi olduklarını düşünüyorum çünkü çocukları yetiştirmenin temel yöntemi güç ve otoriteye dayanır. Bana göre pek çok anne babanın ‘bu benim çocuğum, çocuğum ile ne yapmak istersem yapabilirim’ düşüncesine sahip olması tahrip edicidir. Bu fikir şiddet içerir, bu tahripkardır: ‘Bu benim çocuğum ve canım ne isterse onu yaparım!”Bir çocuk bir nesne değildir, o bir sandalye değildir, o bir araba değildir. Ona canın ne isterseyapamazsın. O senin aracılığınla gelir ama sana ait değildir. En iyi ihtimalle sen bir bakıcısın; onu sahiplenme.İnsanlar er ya da geç korkunun işe yaradığını, otoritenin işe yaradığını, gücün işe yaradığını öğrenir. Ve çocuklar anne babalarına o kadar bağımlıdırlar ve o kadar çaresizdirlerki onlarıkorkutabilirsin. O senin onları baskı altına alma ve sömürme yöntemin haline gelir ve onların gidecek hiçbir yeri yoktur.


    YARATICILIK
    Yaratıcılık senin erkek ya da kadın olmanla ilgilenmez. Niçin her zaman erkek ve kadın arasına bölücü çizgiler konulur?
    Hakikat şudur ki, her erkek içinde bir kadın taşır ve her kadın içinde bir erkek taşır.Sevgi o kadar doyurucudur ki şiir yazmak kimin umurunda? Şiir treni kaçırmış insanlar tarafından yazılır.Sevgiden kaynaklanan yaratıcılık çok zordur

    Bana öyle geliyor ki kadınlar kendi yeteneklerini erkeğin onurunu korumak için gizlemiştir: Bu doğru mudur?
    Çünkü kendini frenleyen bir kadın daha çok takdir edilmiştir, ahmak bir kadın daha çok takdir edilmiştir. Onun sadece güzel, orantılı bir bedeni olmalı ve hiç zihni ve daha fazlası olmamalıdır. O bir inek olmalıdır; zekası olmamalıdır, delici farkındalığı olmamalıdır. Beklenen budur. Aksi taktirde erkek, utanç hisseder, incinir.Bu yüzden kadınlar asırlar geçtikten sonra bir numara öğrenmişlerdir; oyunun kuralı kadının yeteneklerini göstermemesi gerektiğidir. Eğe o zekiyse aptalı oynamalıdır.O yaratıcılığını küçük ev işleri ilesınırlamalıdır; oturma odası ve mutfak ve bunun gibi şeyler. Erkeğin egosunu incitebilecek hiçbir şey yapmamalıdır: Şiir yazmamalıdır, bir ressam olmamalıdır, heykel yapmamalıdır; aksi takdirde erkek aşağılık hissine kapılır.Sezgisel olan her şey erkekten daha çok kadına sunulmuştur; entelektüel olan her şey erkeğe kadından çok sunulmuştur.sezgiyi kötüler; o buna kör inanç, saçmalık, aptallık, hurafe der. O bunu kötüler çünkü ona sahip değildir.Ortaçağ’da cadı denen ve yakılan kadınlar gerçekten algıları çok açık kadınlardır. Erkek buna katlanamaz

    Beden Nasıl sağlıklı olmalı?
    Ne zaman bedenine karşı saygısız olursan, gerçeklikle bağını yitiriyorsun çünkü beden senin temasındır. Bedenin senin köpründür.bedeni gergin olmayan bir insanla karşılaşmak çok zordur. Bu sertliği gevşet; bu gerginlik enerjini bloke ediyor. Bu gerginlikle akış mümkün olamaz.Niçin herkes bu kadar gergin? Niçin gevşeyemiyorsun? Kedi nasıl da basit bir şekilde ve ne kadar güzel bir şekilde gevşer. Sen de aynı şekilde gevşeyemez misin? Yatağında bir o yana bir bu yana döner durursun, gevşeyemezsin.Kedilerden öğren; nasıl uyuyorlar, nasıl gevşiyorlar, nasıl gergin olmayan bir şekilde yaşıyorlar.Ve tüm hayvanlar dünyası bu gergin olmayan şekilde yaşar.İnsan bunu öğrenmek zorundadır çünkü insan yanlış koşullandırılmıştır, yanlış programlanmıştır.Yeni, taze hava solumak zorundasın, daha fazla oksijen solumak zorundasın. Oksijen senin içsel ateşini yaratacaktır, oksijen seni alevlendirecektir.Sen hiç çirkin bir kuşla karşılaştın mı? Sen hiç çirkin bir ceylanla karşılaştın mı? Bu asla olmaz. Onlar hiçbir güzellik salonuna gitmez ve bir uzmana danışmaz. Onlar basitçe kendilerini kabul eder ve bu kabullerinin içinde onlar güzeldir. Kendini kabul ettiğin an güzelleşirsin. Kendi bedeninden keyif aldığında başkalarına da keyif verirsin.Çirkin olduğunu biliyorsun, korkunç, iğrenç olduğunu biliyorsun. Bu fikir insanları iter, bu fikir insanların sana aşık olmasına yardım etmeyecek; onları senden uzak tutacaktır. Onlar sana yaklaşıyor bile olsalar, senin titreşimini hissedecekleri an senden uzaklaşacaklardır.Bedenine karşı sevecen ol, bedeninin dostu ol. Bedenine hürmet et, bedenine saygı duy, bedenine dikkat et;Dünyada aklı başında olmanın tek yolu, birey, kendine has bir birey olmaktır. Sen kendin ol.Bu tıpkı bir kadına aşık olduğun zaman onun aniden güzelleşmeye başlamasını görmen gibidir. Belki o, bu ana kadar bedenine özen göstermemiş olabilir fakat bir erkek ona aşık olduğunda kendine dikkat etmeye başlar. O aynanın önünde saatlerce durur çünkü birisi onu seviyor! Aynısı olur: Sen bedenini seviyorsun ve bedeninin değişmeye başladığını göreceksin.Sadece sen tavrını değiştir ve altı ay içinde bedeninin şeklini değiştirdiğini göreceksin.



    Ben o kadar berbat bir şekilde çirkinim ki bu yüzden çok acı çektim. Ne yapmalıyım?
    Çirkinliğin senin bedeninle hiçbir alakası yoktur. Güzelliğin de bedenle fazla bir alakası yoktur. Fiziksel güzellik ve çirkinlik çok önemli değildir. Gerçek şey içseldir.Senin içinden bir şey, bir zarafet akmaya başladığında, o zaman dışarıdaki şekil bir kenara bırakılır. Kendi içine daha yüksek bir şey getir ve daha aşağıda olan unutulacaktır. Çünkü o tamamen görecelidir, mukayese edilebilir. Kendi içine daha yüksek bir şey getirebilirsen...Bu odanın içinde yanan küçük bir mum gibidir: Odaya daha büyük bir ışık getir ve küçük mum basitçe tüm önemini yitirir.Ben bir plastik cerrah değilim. Sana yardım edebilecek bazı plastik cerrahlar bulabilirsin fakat bunun hiçbir şekilde yararı olmayacaktır. İçinde aynı kalırsan, dışsal güzelliğin basitçe senin içsel çirkinliğini gösterir. O bir kontrast haline dönüşecektir.Erkek yüzyıllar boyunca insanların ilgisini çekecek diğer boyutlara sahip olmayı başarmıştır. Ve o kadına sadece tek bir boyut bırakmıştır: Bedeni. O kadını sadece bir sebze haline getirmiştir. Ve doğal olarak sebze şayet hiçbir müşteri yoksa endişelenmeye başlar.Ve şayet plastik cerrahi başarılı olursa, o dünyada giderek daha büyük bir meslek haline gelirse, o zaman garip bir şeyin gerçekleştiğini göreceksin. Herkes birbirine benzemeye başlayacak.


    Zihin
    Özünde dişi ya da erkek olmanın anlamı nedir?Erkek zihni ve kadın zihni arasındaki fark nedir?
    Dişi olmak ya da erkek olmak fizyolojik olmaktan çok psikolojik bir meseledir.Kadınlar sağ yarıküre insanlarıdır, erkekler sol yarıkürededir. Özgürlük Hareketi’nin parçası olan kadınlar çok saldırgandır, onlar tüm zarafetini yitiriyor, bütün bunlar sezgisel olarak ortaya çıkar çünkü eğer erkeklerle savaşmak zorundaysan aynı hileleri öğrenmen gerekir, eğer erkeklerle savaşmak zorundaysan aynı tekniklerle savaşmak zorundasın.
    Ve benim anlayışım şudur: Sağ ve sol yarıküreler arasındaki içsel savaşı çözmediğin sürece, asla huzur içindesevemeyeceksin -asla-çünkü içsel savaş dışarıya yansıtılacaktır.Sağ yarıküre şiirin ve aşkın yarıküresidir. Büyük bir değişime ihtiyaç vardır; bu değişiklik içsel dönüşümdür

    Kadın zihninin nitelikleri hakkında biraz daha konuşabilir misiniz?
    Erkek mantıkla, dil aracılığıyla düşünür. Kadın daha çok sözel olmayan duygular, hisler tarafından etkilenir. Bu yüzden kadın tartışmaya istekli olmaz.Onun yerine çığlık atmak, kavga etmek ya da ağlayıp zırlamak ister.O asırlardır böyledir. Ve bunu kazanır çünkü erkek utanır.Mantıken haklı olabilir ama kadın mantığıyla hareket etmez.
    Kadın zihni her iki niteliğe de sahiptir negatif ve pozitif.
    •Pozitif olan sevgidir, negatif olan kıskançlıktır;
    •Pozitif olan paylaşmaktır; negatif olan sahiplenmektir;
    •Pozitif olan beklemektir, negatif olan uyuşukluktur.
    •Kadınlar kesinlikle daha cesurdur.
    •Sevginin diğer tarafı nefrettir, kıskançlıktır. O yüzden şayet bir kadın nefrete ve kıskançlığa kapılırsa sevginin bütün güzelliği ölür ve o yalnızca elindeki zehirle kalır.O kendisini zehirleyecektir ve etrafındaki herkesi zehirleyecektir.

    Aynı şey erkek zihninde de gerçekleşebilir:
    •Erkek zihninin sorgulamak, araştırmaya girişmek gibi pozitif bir niteliği vardır. Ve negatif özelliği ise her zaman şüphe etmesidir.
    •Erkeğin diğer pozitif bir özelliği onun sürekli dinginliği aramasıdır ve negatif bir niteliği ise huzursuz olmasıdır.
    •Erkek sürekli biriktirmeye devam eder ve bir gün patlar; toptan satış. Kadın perakende olarak delirir ve bu daha bilgece bir yoldur; her gün bitirmek, niye toplayasın?Erkekler kadınlardan daha çok intihar eder. Bu çok garip. Kadınlar intihar etmekten erkeklerden daha çok söz eder ama onlar intihar etmez.

    Kalbin yolu güzeldir ama tehlikelidir. Zihnin yolu sıradandır ama güvenlidir. Erkek en güvenli ve en kestirme yaşam tarzını seçmiştir. Kadın duyguların, hislerin, ruh hallerinin en güzel ama en sarp, en tehlikeli yolunu seçmiştir.


    Kıskançlık nedir ve niçin bu kadar can yakar?
    Kıskançlık kendin hakkında, başkaları hakkında ve daha da özelinde ilişkiler hakkında en yaygın psikolojik cehalet alanlarından bir tanesidir.Hayata sahip olunamaz.Onu avuçlarında tutamazsın.Ona sahip olmak istersen ellerini açık tutmak zorundasın.Ancak bu şey yüzyıllardır yanlış bir yönde ilerlemektedir; bu içimizde o kadar çok kökleşmiştir ki sevgiyi kıskançlıktan ayıramayız. Onlar neredeyse tek bir enerji halini almıştır.Şu an bundan rahatsız olursun ama sana şunu söylemek isterim ki şayet kıskanmazsan daha büyük bir derdin olacak; o zaman onu sevmediğini düşüneceksin çünkü eğer sevmiş olsaydın onu kıskanmalıydın.Kıskançlık ve sevgi fazlasıyla karışmış haldedir.Aslında onlar taban tabana zıttır. Kıskanç olabilen bir zihin sevemez ve tam tersi sevgi dolu bir zihin kıskanç olamaz.

    Lütfen sahiplenme hakkında bir şeyler söyler misiniz?
    Bir varlığı bir nesneye indirgemekten daha kötü bir şey yapamazsın. Ve sahiplenme bu demektir.Sadece nesnelere sahip olunabilir; varlıklara sahip olunamaz.Ne kadar bir kişiye sahip olmaya çalışırsan bu kişi o kadar senden bağımsızolmaya çalışır.Çünkü her insanın özgür olmaya,kendisi olmaya doğuştan hakkı vardır.Bir köleden sevgi alamazsın. Sahip olduğun mallardan sevgi alamazsın; sandalyenden, masadan, evden mobilyalarından sevgi alamazsın. Sevgiyi sadece, eşsizliği senin tarafından saygı gören, özgürlüğü senin tarafından saygı gören özgür bir kimseden alabilirsin.Bırak diğeri özgür olsun ve sen kendinde özgür kal. Hiç kimsenin sana sahip olmasına da izin verme.Eğer sahip olunursan ruhunu kaybedersin.Bir kez ilişki sabitlendiğinde sevgi yerine başka bir şey geçer: Sahiplenme.Onlar yine de ona sevgi demeye devam eder ama varoluşu kandıramazsın. Sadece ona sevgi diyerek hiçbir şeyi değiştiremezsin. O artık nefrettir sevgi değil. O korkudur sevgi değil. O düzenlemedir sevgi değil. O uzlaşmadır sevgi değil. O herhangi bir şey olabilir ama sevgi değil.

    Korkudan özellikle ölüm korkusundan bahsedermisiniz?
    Doğru şekilde yaşanırsa hayat asla ölümden korkmaz. Eğer hayatını yaşamışsan ölümü kucaklayacaksın. O bir istirahat gibi, çok iyi bir uyku gibi gelecektir. Şayet hayatında zirveye çıktıysan, doruklara ulaştıysan o zaman ölüm güzel bir dinlenmedir, bir rahmettir. Ama eğer yaşamamışsan o zaman elbette ölüm korku yaratır.Geçmişte yaşamamışsın ve gelecek diye bir şey olmayacak: korku yükselir. Korku ölüm yüzünden değil, yaşanmamış hayat yüzünden yükselir.


    Meditasyon nedir?
    Meditasyon, bir net olma halidir, bir zihin hali değildir. Zihin kafa karışıklığıdır. Zihin asla net değildir. Olamaz. Düşünceler senin çevrende bulutlar yaratır; onlar zor fark edilen bulutlardır. Onlar tarafından bir sis yaratılır. Ve netlik kaybolur. Düşünceler kaybolduğunda, etrafındaki bulutlar artık olmadığında, basit varlığının içinde olduğunda netlik gerçekleşir. O zaman çok uzakları görebilirsin; o zaman var oluşun en uzak noktasını görebilirsin, o zaman bakışın varlığın en derindeki özüne kadar nüfuz eder.


    Kadınlar için özel meditasyonlara ihtiyacımız var mı?
    Bedenin meditasyonla bir alakası olmadığı için herhangi bir farklılık söz konusu değildir.Zihin de farklıdır. Bu durumda meditasyon zihinle ilgili bir şey olsaydı o zaman da erkekler ve kadınlar için farklı meditasyon türleri olurdu. Ancak meditasyon varlığının en gerekli özü ile ilgilidir, o erkek ve dişi olarak bölünemez. Bilinç sadece bilinçtir. Bir ayna bir aynadır. O erkek değildir, o dişi değildir. O sadece yansıtır.Bilinç tam olarak yansıtan bir ayna gibidir. Ve meditasyon senin aynanın yansımasına izin verir. Sadece hareket halindeki zihni, hareket halindeki bedeni yansıtır.Tüm meditasyonlar manevi varlığını saflaştırma araçlarından başka bir şey değildir.Ne zaman kaos içinde olsan beynin çalışması durur. Örneğin arabanı kullanıyorsan aniden koşarak önüne birisi çıksa, öylesine hızla tepki verirsin ki bu beynin işi olamaz. Beyin zaman alır. O ne yapılmalı ve ne yapılmamalı diye düşünür. Bu yüzden bir kaza olasılığı olduğunda frene basarsın. Göbeğine yakın bir yerde, sanki karnın tepki veriyormuşçasına bir his duyarsın. Bilincin kaza yüzünden göbeğine doğru itilmiştir. Kaza olmadan önce hesaplanabilseydi, beyin onunla başa çıkabilirdi. Ama sen kaza yaparken bilinmedik bir şey olur. O zaman sen bilincinin göbeğine yöneldiğini fark edersin. Bilinç bedenin herhangi bir merkezini kullanabilir ve orijinal kaynağa en yakın merkez göbektir. Beyin orijinal kaynaktan en uzak yerdedir, o yüzden yaşam enerjisi dışa doğru gidiyorsa bilincin merkezi beyin olacaktır. Ve şayet enerji içe doğru akıyorsa, eninde sonunda göbek merkez olacaktır.
    Meditasyon bir yatkınlıktır. O bir bilim değildir, o bir sanat değildir, o bir zanaat değildir; o bir yatkınlıktır. İhtiyacın olan tek şey, anlık bir sessizliğin içine düşme yatkınlığıdır. Sessizlik üretilebilir ama üretilmiş bir sessizlik hakiki bir sissizlik değildir; o yalnızca düşüncelerini, karmaşalarını baskılamaktır ve onların üstüne oturmaktır.
    Demek istediğim şey tam olarak şudur: Her gün yirmi dört saat izlersen otomatikman sessizliğin içine düştüğün birkaç an bulacaksın. Onlar kendiliğinden gelir; sadece biz onu izlememişizdir. Bu nedenle farkında olunması gereken ilk şey bu anların ne zaman geldiğidir...ve onlar geldiğinde yaptığın her şeyi basitçe durdur. Sessizce otur, o anla birlikte ak. O doğal olarak gelmiştir, onu zorlamadın.

    Meditasyonu doğru yapmanın yolu nedir?
    Doğru meditasyonu soruyorsun.İlk ve öncelikli iş içsel varlığını tüm düşüncelerden temizlemektir.İyi düşünceleri saklamak ve kötü düşünceleri atmak mevzu bahis değildir.Bir meditasyoncu için tüm düşünceler sadece çöptür;iyi ya da kötü söz konusu değildir. Onların hepsi senin içinde bir yeri işgal ederler ve onlar işgal ettiği için senin varlığın tam olarak sessizleşemez. O yüzden iyi düşünceler kötü düşünceler kadar kötüdür; onlar arasında bir ayrım yapma. Bırak kurunun yanında yaş da yansın!Meditasyon tam sessizliğe, öylesine derin bir sessizliğe ihtiyaç duyar ki içinde hiçbir şey kıpırdamaz. Meditasyonun ne olduğunu anlamak, efendiyi içeri davet etmektir. Zihin bir hizmetkardır. Efendi tüm sessizliği ile tüm coşkusu ile içeri girdiğinde ansızın zihin kesin bir sessizliğin içine düşer.Bir kez meditasyon haline eriştiğinde, aydınlanma sadece bir zaman meselesidir. Onu zorlayamazsın. Sadece bir bekleyiş, büyük bir özlem içerisinde; neredeyse susuzluk, açlık gibi yoğun bir bekleyiş içinde olman gerekir. Tek bir söz bile değil...
    _____________________________





  • OSHO ERKEK
     Osho Kitap Özetleri

    İNSAN
    Çitin diğer tarafında yaşayan insanlar,senin çimenlerini görüyorlar ve onlara daha yeşil geliyor.O gerçekten daha yeşil, daha kalın, daha iyi gözüküyor. Mesafenin yarattığı yanılsama budur. Yakınlaştığında, o zaman onun böyle olmadığını görmeye başlarsın. Fakat insanlar, birbirlerini belli bir mesafede tutarlar. Dostlar bile, sevgililer bile birbirini belli bir mesafede tutar; aşırı yakınlık tehlikeli olacaktır, onlar senin gerçekliğini görebilirler.Ve şayet çimenlerin daha yeşil olmasını istiyorsan çitin diğer tarafına bakmana gerek yoktur; çitin senin tarafındaki çimenleri daha yeşil yapabilirsin. Çimenleri daha yeşil yapmak o kadar basit bir şeydir ki, fakat sen sadece başka yerlere bakıyorsun ve tüm çimler çok güzel görünüyor; seninkiler hariç.

    Niçin Kendini Sevmek Bu Kadar Zor?
    Bu sevgiyi mahveden toplumdur.Eğer kendini sevemezsen, dünyadaki başka hiç kimseyi sevemezsin. Sen kendinden uzaklaştırıldığın için pek çok psikolojik problem ortaya çıkmıştır.Senin ilk sorumluluğun kendine karşıdır. Ve sadece gör: Eğer herkes kendisini severse, kendisine özen gösterirse onun zekası doruğa ulaşacaktır, onun sevgisi taşacaktır. Sürekli sorumluluğunu başka birisinin omuzlarına yüklüyorsunAsla sorumluluğumu kimsenin üzerine atma çünkü bu,özgürlüğü kaybetmektir,bu köle olmaktır,başkalarının insafına kalmaktır. Her ne isem, tamamen ve sadece ondan sorumluyum.

    Bastırmak Nedir?
    Bastırmak, yaşamaman gereken bir hayatı yaşamak zorunda olmandır. Bastırmak, asla yapmak istemediğin şeyleri yapmak zorunda olmaktır. Bastırmak, olmadığın bir kimse olmak zorunda olmandır. Bastırmak, kendini mahvetmenin bir yoludur.İfade etmek hayattır; bastırmak intihardır.Herkes koşullanmıştır. Ve herkes koşullanmanın dışına çıkmak zorundadır.Bu zordur.Hangi koşullanmaya sahip olursan ol bırakılabilir çünkü o sana dışardan dayatılmıştır ve o sana dışardan dayatılmış olduğu için yine o senden dışarıdan alınabilir.

    Köle
    İnsanlar, sana “Seni seveceğiz, seni seviyoruz ama sadece bizim izlediğimiz yolu takip edersen,bizim itaat ettiğimizgibi itaatkar olursan...” der.Ve çok yakın olduğun insanlara bile kendini açmak risklidir. Bu yüzden herkes kapanmıştır. Hiç kimse yapraklarını bir çiçek gibi korkusuzca açmaz, rüzgarda ve yağmurda ve güneşte-son derece kırılgan ama hiçbir korkusu olmadan-dans etmez.Hepimiz kapalı yapraklarla, eğer açarsak korunmasız olacağımızdan korkarak yaşıyoruz. Bu yüzden herkes her türden zırhları kullanıyor. Dostluk gibi bir şeyi dahi bir zırh olarak kullanmaktasın. İnsanlar dostluğu bir zırh olarak, sevgiyi bir zırh olarak, ibadeti bir zırh olarak kullanıyor. Ağlamak istediklerinde ağlayamıyorlar; gülümsüyorlar çünkü bir gülümseme zırh gibi bir işlev görür.Tüm toplum temelde iki yüzlü olan belli bir fikir etrafında yaratılmıştır. Burada olduğun kişi değil başkalarının senden beklediği kişi olmak zorundasın. Bu yüzden her şey sahte, yanlış hale gelmiştir. Dostlukta bile belli bir mesafeyi koruyorsun. Ancak bu kadar herhangi birisinin sana yaklaşmasına izin veriyorsun.


    Niçin din tuccarları yaşam karşıtı olmuştur?
    İnsan din adına sömürülmüştür; din adamı ve politikacı tarafından sömürülmüştür. İnsanı sömürmenin yegane yolu onu korkutmaktır. Bir kez insan korku ile dolu olduğunda o, boyun eğmeye hazırdır. Bir kez insan içinde korkudan titrerse kendisine olan güvenini yitirir. O zaman o, herhangi bir aptalca saçmalığa inanmaya hazırdır. Şayet o, kendine güven duyuyorsa bir insanı saçmalıklara inandıramazsın.Sözde dindarların ticari sırrının hepsi budur: İnsanı korkut, insanı değersiz hissettir, insanı suçlu hissettir, insana cehennemin kapılarında durduğunu hissettir.Korku yaratmanın en büyük yolu, insanı doğal şeyler için suçlu hissettirmektir. O onları bırakamaz ve cehennem korkusu yüzünden onlardan zevk de alamaz



    Oğul
    Sevgi anneden çocuğa, aşağı doğru akar, yukarı doğru değil. Ve bu çok basit bir şeydir çünkü çocuğun sevgisi kendi çocuğuna, aşağı doğru akar, yukarı doğru akamaz.Bir anne tamamıyla farklı bir şekilde sevilmelidir.O senin sevgilin değildir ve olmaz da.Eğer anne sana yapışmaya çalışıyorsa o bir anne olarak görevini yerine getirmiyordur. Bu çok hassas bir görevdir. Bir anne senin uzaklaşmana yardım etmek zorundadır; bunu hassas hale getiren şey budur.Şayet sen anneye yapışıyorsan o zaman sen de yanlış yapıyorsun.Anneye karşı sevginin daha çok şükran, saygı, derin saygı gibi niteliklere sahip olması gerekir.

    Robot
    Bilinç varlığının içine girmediği sürece sen bir makine olarak kalacaksın. Mekanik alışkanlıkları yok etmeye başlamadığın sürece...örneğin her zaman yaptığın şeyin zıddı olan bir şeyi yap. Bunu dene

    Hayvan
    Bir insan, hayvanlardan çok daha aşağı seviyede olabilir ve bir insan pekçok varlıktan çok daha yüksek olabilir.İnsanın sınırsız potansiyeli vardır.Tüm doğada dişiyi cezp eden erkektir. Ve bu yüzden tüm doğada erkek daha güzeldir çünkü dişinin herhangi bir güzelliğe ihtiyacı yoktur; sadece dişi olmak yeterlidir. Ancak gariptir ki insan sürekli tepetaklak durmaktadır. Erkek daha güzel olmalıdır ki bu sayede dişi onu cazip bulsun.

    Seks
    İnsan olmak cinsel olmaktır.Hayat seks aracılığıyla var olur; seks araçtır



    Homoseksüel
    Kılıbık olmayan bir erkek bulmak çok zordur, çok enderdir. Erkek dünyada sürekli kavga eder, böylelikle onun erkek enerjisi tükenir.Bu yüzden kadın erkeksileşir ve erkek kadınsı hale geçer; kılıbıklığın temelinde yatan tüm şey budur.Fakat çocuklar sorun yaşar.Sonradan ne zaman kadınlarla olurlarsa korkacaklardır; o yeniden anneyi ortaya çıkaracaktır. O hükmedecektir, o dır dır edecektir, o kudretli olacaktır.Bu gibi ortamlarda ileri seviyesinde ise bu durum ortaya çıkabilir

    Dişil-Eril
    Herkes her ikisidir ama bugüne kadar toplum bu şekilde koşullanmıştır, bizler erkeğin erkek,kadınınsa kadın olduğu şeklinde yetiştirilmiş ve bu şekilde öğretilmişizdir. Kadınlar bir günde yirmi dört saat boyunca bir kadının rolünü oynamaya zorlanmıştır ve erkekler bir günde yirmi dört saat boyunca bir erkeğin rolünü oynamaya zorlanmıştır: Bu hiç doğal değildir ve kesinlikle dünyada çok fazla ıstırap yaratır.Bir burun deliği; sol burun deliği nefes alırken kadınsısın. Sağ burun deliğinden nefes aldığında erkeksin. Ve yaklaşık olarak kırk sekizdakikada onlar değişir.Eğer çok kızgınsan sadece bir şey yap: Sağ burun deliğini kapat ve soldan nefes almaya başla ve birkaç saniye içinde öfkenin kaybolduğunu göreceksin çünkü öfkeli olmak için varlığının erkeksi tarafında olman gerekir. Bunu dene ve şaşıracaksın.Bunu izle ve bu iki zıt kutbun giderek daha çok farkında hale geleceksin ve bu zıt kutupların var olması iyidir: Bu şekilde doğa dinlenme işini halleder. Erkek kısmı yorulduğunda dişi kısma geçersin. Erkek kısım dinlenir. Dişi kısım yorulduğunda dinlenirsin; erkek haline gelirsin.Kadınlar intihar hakkında çok şamata yaparlar ama her zaman hayatta kalmayı seçerler çünkü onlar kendilerini öldürmek için kesin yöntemlere başvurmazlar.Kadın daha sevecendir.Erkek nasıl sevileceğini öğrenmek zorundadır. Erkek kalbin nasıl efendi olacağını ve zihnin ise sadık bir hizmetkar olacağını öğrenmek zorundadır. Kadın bunları beraberinde getirir ama biz tüm bu nitelikleri zayıflık olarak kötüleriz


    Maço
    Ego basitçe egodur, o ne erildir ne de dişildir.Ancak erkek asırlardır sürekli olarak kadınlara karşı son derece insanlık dışı bir şekilde davranmıştır. Ve garip olan şey şudur ki erkek, kadına karşı çok acımasız ve insanlık dışı davranmıştır çünkü o kadınlarla kıyaslama yaptığında çok derin bir aşağılık kompleksi hissetmiştir.Şiddet sevgi olması gereken ve sevgi olamayan enerjiden başka bir şey değildir. Şiddet yaşanmayan sevgiden başka bir şey değildir. Şiddet duyan bir kişi çok sevgisi olan ve onu nasıl açığa çıkaracağını bilemeyen kimsedir. Sevgi yaratıcıdır, şiddet yok edicidir ve yaratıcı enerji şayet kullanılmazsa yıkıcı hale dönüşür.


    Dilenci
    Bu, ilgi çekme isteği insanın zayıflıklarından, çok derinde kökleşmiş zaaflarından birisidir.İlgi çekmek için dilenen yalnızca sen değilsin; neredeyse herkes öyledir. Derinde hepiniz ilgi çekmeye çalışıyorsunuz;İlgi ego için sana muazzam bir besin sağlar.Başkalarına yaslanma! Kendi varlığının içinde bağımsız ol. Yalnızca kendi iç sesini dinle. Sen imparatorsun ama kendini keşfetmek zorundasın ve bu keşif zor değildir: Senin krallığın içindedir. Sadece gözlerini kapatıp içine doğru bakmayı öğrenmen gerekir.

    Erkek Arkadaş-Koca
    Herhangi bir karı kocaya bak; onlar neredeyse tahmin edilebilir. Sabahleyin koca gazetesini açacak ve okumaya başlayacaktır ve karısı yıllardır söylemekte olduğu şeyin aynısını söyleyecektir ve koca aynı şekilde tepki verecektir. Bu neredeyse yapılandırılmış, programlanmıştır.Sadece küçük değişiklikler ve şaşıracaksın. Yarın sabah erken saatte sandalyene oturma ve gazeteni okumaya başlama. Sadece evi temizlemeye başla ve ne olduğunu gör. Karınıngözleri yuvalarından fırlayacak ve sana ne olduğuna inanamayacak. Karını gördüğünde gülümse, kucakla ve onun nasıl şaşkına döndüğünü gör. Yıllar geçmiştir ve sen asla zavallı kadının gözlerinin içine bakmamışsındır.Bu gece sadece onun önünde otur, onun gözlerinin içine bak. Başlangıçta senin delirmiş olduğunu düşünecektir, “Sen bir Osho manyağı falan mı oldun?” ama endişelenme. Sadece onun ellerini tut ve mutluluktan kendinden geç. Eğer yapamazsan en azından mış gibi yap. Mutluluktan kendinden geç. Bazen öyle olur ki mış gibi yapmaya başlarsın ve gerçekten olmaya başlar. Hiçbir neden olmadan sadece gülümsemeye başla ve izle. Zavallı kadının kalp krizi geçirebilir.Onunla birlikte kahkaha at, birlikte müzik dinle, bir tatile çık. Onun bedenini okşa çünkü bedenler kimse onları okşamadığında kururlar. Bedenler kimse onlara takdirle bakmazsa çirkinleşmeye başlarlar.Şayet bir insanı seversen o kişi hemen güzelleşir!



    Baba
    Babalık kurumu insan tarafından uydurulmuş bir şeydir. O doğal bir şey değildir, o kurumsaldır. Bir gün o ortadankalkabilir çünkü onun var olmadığı bir zaman vardı. Binlerce yıl insanlık babalık kurumu olmadan yaşamıştı.Amca sözcüğünün baba sözcüğünden daha eski olduğunu bilmek seni şaşırtabilir. Erkekler kadınlarla karısı olması için evlenirler ve kadınlar erkeklerle anne olabilmek için evlenirler, koca sahibi olmak için değil. Onların temel, yegane ilgi alanları onların kadınlığını arzulayacak bir çocuğa sahip olmaktır. Bu nedenle gerçekte kocalar her zaman korkarlar çünkü bir çocuk doğduğu an onlar kadının ilgi alanının dışında kalırlar: Çocuk merkeze gelir.Çocuklar son derece korunmasızdır çünkü onlar bir tabula rasa olarak doğarlar: Onların üzerinde hiçbir şey yazılı değildir, onların zihinleri saftır. Çocuğun üzerine istediğin her şeyi yazabilirsin. Ve her aile bu suçu işler: onlar bireyi mahveder ve bir köle yaratır.


    Arkadaş
    Bir kadınla buluşursun; tek başına yaşamaya gücün yetmez. Kadın da tek başına yaşayamaz bu yüzden seninle buluşuyor; aksi taktirde gerek yoktur. Her iki taraf da kendinden sıkılıyor ve her ikisi de diğerinin bu sıkıntıdan çıkmak için yardımcı olacağını zannediyor. Evet başlangıçta böyleymiş gibi gelir ama sadece başlangıçta. Birliktelikleri oturdukça can sıkıntısının yok olmadığını kısa sürede görürler: Bu sadece iki katına çıkmamış, katbekat artmıştır.Bir kadınla tanıştığında o bir kişidir, sen bir kişisindir. On yıl sonra sen başka birisi olacaksın. O başka birisi olacak. Bu bir nehir gibidir: Su devamlı akar. Aşık olan insanlar artık mevcut değildir, onlar artık orada değildir. Şimdi başka birisi tarafından verilmiş olan belli bir söze yapışıp kalmaya devam edebilirsin ama o sözü sen vermemişsindir.Gerçek bir anlayış sahibi adam asla yarın için söz vermez, o sadece “Şu anlık” diyebilir. Gerçekten dürüst bir adam hiç söz veremez


    Playboy
    Bir kadın yeterlidir.Bir kadın ya da bir erkekle yakınlık, pek çok yüzeysel ilişki kurmaktan daha iyidir. Sevgi mevsimlik açan bir çiçek değildir, onun gelişmesi yıllar alır. Ve sadece o geliştiğinde biyolojisinin ötesine geçer. Ve içinde manevi bir şeye sahip olmaya başlar. Sadece çok sayıda kadın ya da erkekle birlikte olmak seni yüzeysel tutacaktır: belki eğlencelidir ama yüzeyseldir; kesinlikle meşgul edici ama bu meşgul olma senin içe doğru gelişimine yardımcı olmayacaktır

    Politikacı
    Bu dünyada iflas etmenin üç yolu vardır:İlki seksle,İkincisi kumarla ve Üçüncüsü ise politikayla.En azından beş bin yıllık politikanın tamamıyla farkındayız; bundan önce de durum aynı olmuş olmalı. Ama beş bin yıllık politik oyunlardan sonra ne olmuştur? İnsan aynı karanlığın içinde, aynı mutsuzluğun içinde ve aynı cehennemin içindedir. Evet politika ona umut vermeye devam eder: Asla gelmeyecek olan daha iyi bir gelecek için bir umut. Yarın asla gelmez


    Din Adamı
    Şayet insanlar gerçekliğe onlara kimse önderlik etmeden, neyin iyi neyin kötü olduğunu onlara kimse söylemeden, takip etmeleri için onlara hiç kimse bir harita vermeden yaklaşmaya başlarsa milyonlarca insan varoluşu anlayabilecektir. Çünkü bizim kalp atışımız aynı zamanda tüm evrenin kalp atışıdır, bizim yaşamımız bütünün yaşamının bir parçasıdır. Biz yabancı değiliz, biz başka bir yerden gelmiyoruz, biz varoluşun içinde büyüyoruz.Din adamları başka herkesten daha çok insanı kandırmaktadır


    Bilim Adamı
    İnsan sadece kafa ve kalp değildir. Onda bu ikisinden daha fazlası vardır: Onun varlığı. Bu nedenle üç şeyi anlamak zorundasın: Kafa, kalp ve varlık.Bilim kafaya, mantığa, sağduyuya hapis olur.Kalp hislere, duygulara, duyarlılığa hapis olur. Ancak varlık her ikisinin de ötesindedir. O saf sessizliktir: Düşünce yok, his yok. Ve sadece kendi varlığını bilen bir insan hakikaten dindardır. Kalp sadece yoldaki bir dinlence yeridir.Kendisini ve kendi merkezini tanıyan bir kimse en zengin olandır

    İş Adamı
    İşyerini kafanda taşıma.Kafadan kalbe ve nihayetinde kalpten varlığa. Hesapçılığın arkada bırakılacağı, tüm mantığın önemsiz hale geleceği bir derinliğe ve daha derine gidiyor olacaksın. Kurnazlığını oraya taşıyamazsın. Aslında kurnazlık hakiki zeka değildir bile. Kurnazlık zekanın yerine geçmek için çok yetersizdir. Zeki olmayan insanlar nasıl kurnaz olunacağını öğrenir. Zeki insanlar kurnaz olmaya ihtiyaç duymaz; onlar masumdur onların kurnaz olmaya ihtiyacı yoktur. Onlar bir bilmeme hali içerisinden iş görürler

    Amerikalı
    Amerika’da tüm bu hurafeler yıkılmıştır. Böyle olmak zorundalardı çünkü o yeni bir ülkeydi ve tüm dünya orada buluşmuştu.Amerika’daki küçücük çocuklar bile herkesten çok daha fazla kavrayış, zeka gösteriyor.Dale Carnegie, Amerika’nın en meşhur felsefecilerinden birisidir. O Amerika dışındaki hiçbir yerde bir felsefeci olarak kabul edilmezdi ama onun kitabı, Dost Kazanma ve İnsanları etkileme Sanatı,en çok satan kitaptır. Ve o, ipe sapa gelmez şeylerle doludur.Şayet zengin bir şekilde yaşamak istersen, şimdi ve buradayaşamak zorundasın, tek bir an dahi kaybolmaz. Şayet bir şeyi elde etmek istersen bir zengin adam olarak öleceksin fakat bir yoksul adamın hayatını yaşayacaksın, hayatın yoksul olacak Psikologlar, Amerika’da hiçbir şeyin üç yıldan fazla sürmediğini bulmuştur.Zengin insanlara bak: Onların yaşamları kesinlikle yoksuldur çünkü onlar hayatını bankadaki paralara dönüştürüyorlar, hayatlarını paraya, büyük evlere, kocaman arabalara çeviriyorlar. Onların tüm gayreti hayatı nesnelerle değiştirmektir. Öldüklerinde onların şeylerini sayabilirsin.Bir ülke ne kadar çok eğitilmişse, deliren insan sayısının da o kadar arttığını biliyor muydun? Amerika bugün en çok sayıda delirmiş insana sahiptir.Tüm Amerikan sistemi daha iyi yapmak üzere kuruludur. “Onu daha iyi yapı!” Önemli olan ne yaptığın değildir. “Eğer insanları öldürüyorsan daha iyisini yap!” Amerika’daki beyazlar ve siyahlar arasındaki çatışma aslında siyah ve beyaz arasındaki çatışma değildir, o gerçek ve plastik arasındaki çatışmadır. Ve beyaz Amerikalı çok korkuyor.


    Kumarbaz
    Yaşam asla güvencenin içinde çiçek açmaz; o sadece güvencesizliğin içinde çiçek açar.Yeryüzünde sadece iki çeşit insan vardır.
    1.Rahat bir şekilde yaşamak isteyen insanlar...onlar ölümün peşindeler; onlar rahat bir mezar istiyor.
    2.Ve yaşamak isteyen insanlar, onlar tehlikeli yaşamayı seçer çünkü hayat sadece risk olduğunda yeşerir.
    Para gereklidir. O bir ihtiyaçtır. Ancak para amaç değildir ve amaç olamaz. Bir eve ihtiyaç vardır kesinlikle. O bir ihtiyaçtır. Ben hayattan kaçan birisi değilim ve evlerinizi yok etmenizi ve Himalayalar’a kaçmanızı istemiyorum. Eve ihtiyaç vardır. Fakat eve senin için ihtiyaç vardır. Bunu yanlış anlama. Görebildiğim kadarıyla insanlarda tüm bu şey alt üst olmuştur. Onlar sanki ev onlara ihtiyaç duyuyormuş gibi var olurlar. Onlar ev için çalışıp dururlar. Sanki bankadaki hesapları için onlara ihtiyaç varmış gibi devamlı olarak para toplayıp dururlar ve sonra da ölürler.Ancak bir şeyi anımsa: Asla risk alma sanatını unutma, asla ve asla. Her zaman risk almaya muktedir ol. Ve ne zaman bir şeyi riske atma fırsatı bulursan onu asla kaçırma ve asla bir kaybeden olmayacaksın. Risk almak gerçekten canlı olmak için yegane garantidir.

    SEVGİ
    Sev, fakat yarın bir kadının senin için mevcut olacağını zannetme. Bunu bekleme.Asla tek bir an bile, “Sen bana aitsin” deme. Çünkü bir kimse nasıl sana ait olabilir? Ve sen kadına sahip olmaya başladığında o da sana sahip olmaya başlar. O zaman ikiniz de artık aşık değilsiniz. Sadece birbirinizi eziyor ve öldürüyorsunuz, birbirinizi felç ediyorsunuz.

    YARATICILIK VE DİSİPLİN
    Çok bilmiş kimse asla öğrenmeye hazır değildir. Çünkü o zaten bildiğini zanneder; o sözde bilgisinin içinde merkezlenmiştir. Onun bilgisi egosunu beslemekten başka bir şey değildir. Yaratıcı, herkesin gittiği yolu izleyemez. O kendi yolunu arayıp bulmak zorundadır.Disiplin bireysel bir olgudur; ne zaman onları ödünç alsan, önceden konulmuş prensiplere, ölü prensiplere göre yaşamaya başlarsın. Ve hayat asla ölü değildir; hayat sürekli olarak her an değişir. Hayat bir akıştır

    Yaşlı
    Şayet bir kimse olgunlaşmanın ve anlayışın içinde gelişmeyi sürdürürse asla yaşlanmaz; kişi her zaman gençtir çünkü o her zaman öğreniyordur. Öğrenmek seni genç tutar. Kişi her zaman gençtir çünkü kişi bastırılmışlıklar tarafından ağırlaştırılmamıştır. Ve kişi ağırlıksız olduğu için kendisini bir çocuk gibi hisseder: Bu güzel dünyaya yeni gelen birisi. Yaşlı adam fırtınanın geçtiği ve sessizliğin hüküm sürmeye başladığı durum ile aynı haldedir; bu sessizlik son derece güzel, derin, zengin olabilir. Şayet yaşlı adam hakikaten olgunsa, ki bu çok ender olarak vuku bulur, o zaman o çok güzel olacaktır. Fakat insanların sadece yaşları büyür, kendileri büyümez. Dolayısıyla problem de budur.

    Efendi
    Efendi sözcüğü kafa karışıklığı yaratır.Bu sana bir köle olduğun fikrini verir. Birisi senin efendin olmuştur.KBatı bilincindeher zaman için başkalarını nasıl fethedeceği, nasıl başkalarının efendisi olacağı ile ilgilenmiştir.Kişinin kendisinin efendisi olması uygundur.hayatını kendine özgü olarak, kendi bilincine ve farkındalığına göre yaşa.


    ASİ RUH
    Benim başkaldırı ve asi hakkındaki fikrim çok basittir: Bir asi geçmiş tarafından koşullandırılmış bir robot gibi yaşamayan birisidir.O birey olarak yaşar,çarkın bir dişlisi olarak değil, organik bir bütün olarak. Onun hayatı başka birisi tarafından belirlenmez. Kendi zekası tarafından belirlenir. Onunyaşamından çıkan hoş koku özgürlüktür. O sadece kendisi özgür yaşamaz, o diğer herkesin de özgürlük içerisinde yaşamasına izin verir.Bir asi bütünüyle kendi ışığına göre yaşayan kişidir ve diğer her şeyi kendi nihai özgürlüğü adına riske atar.Asilik bir yaşam tarzıdır.Çünkü şayet sen kendi ışığına göre yaşarsan pek çok kez yanlış yöne sapabilirsin ve pek çok kez başarısız olabilirsin; fakat her başarısızlık, her yanlış yol seni daha bilge, daha zeki, daha anlayışlı, daha insan kılacaktır İnsanlığı maneviyatçılar ve maddeciler olarakikiye ayırabilirsin. Ancak hiç kimse insan gerçeğine bakma zahmetine katlanmamıştır. O aynı zamanda her ikisidir. O nemaneviyattır -o sadece bilinç değildir-ne de sadece maddedir. O madde ve bilinç arasındaki muazzam ahenktir.Batı bedeni dinlemeyi seçmiştir ve bilincin gerçekliği söz konusu olduğunda ise tamamıyla sağır hale gelmiştir. Sonuç olarak ortaya çıkan şey muhteşem bilim, muhteşem teknoloji, müreffeh bir toplum, dünyevi, sıradan şeylerin zenginliğidir. Ve tüm bu refahın arasında ruhsuz, tamamen kaybolmuş; kim olduğunu bilmeyen, niçin var olduğunu bilmeyen, doğanın bir hilkat garibesi ya da bir kaza eseri gibi hisseden zavallı bir adam.


    Yeni İnsan
    Ben yeni bir insandan bahsediyorum. Yeni insanın daha iyi insan olması gerekmeyebilir. O daha canlı olacaktır, o daha coşkulu olacaktır, o daha tetikte olacaktır.Yeni insanın tamamıyla farklı bir hayata bakışı olacaktır. O daha sevecen bir hayat yaşayacaktır. Çünkü onun için sevgi zenginliktir. O paranın sevgi ya da mutluluğu satın alamayacağını bilir. O paranın sadece gerekli bir şey olduğunu; onun hayatın amacı olmadığını bilecektir.Temelde sen kendine öfkelisin. Kendine kızgın olduğun için başkalarına kızmaya devam edersin. Sadece sana çok yakın olan insanlara kızdığını gözlemledin mi? Ne kadar yakınsan o kadar kızarsın.Niçin? Bir kişiyle aranda ne kadar büyük mesafe varsa o kadar az öfke olacaktır. Bir yabancıya kızmazsın.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gren -- 1 Aralık 2014; 20:29:04 >
    _____________________________






  • BEDEN İLE ZİHNİ DENGELEMEK
     Osho Kitap Özetleri

    Beden, gözle görünen ruhtur ve ruh gözle görünmeyen bedendir. Beden ve ruh hiç ayrılmaz, birbirinin parçasıdır, bir bütünün parçalarıdır. Bedeni kabullenmelisin, bedeni sevmelisin, bedene saygı duymalısın, bedene minnettar kalmalısın...Beden varolan en karmaşık mekanizmadır-tam anlamıyla bir şaheserdir!Hayranlık duymaya kendi bedenin ile başka, çünkü sana en yakın olanı o.Sen onun hakkında hiçbir şey bilmiyorsun. Ona sadece aynada baktın. Hiç içeriden bakmadın; o kendi içinde bir evrendir.

    Bedenin Zekâsı
    Temelde bedenin her zaman seni dinlemeye hazır olduğunu anlamak yatar-ama onunla hiç konuşmadın, hiçbir zaman iletişimkurmadın. İçindeydin, onu kullandın, ama hiç teşekkür etmedin.Nefes almak senin kontrolünde olsaydı çoktan ölmüştün.

    BEDENİ DİNLE
    Bedeni izle. Asla hiçbir şekilde onu baskı altına almaya çalışma.Beden senin temelin. Bir kez bedenini anlamaya başlarsan mutsuzluğunun yüzde 99’u yok olup gider.Ama sen dinlemedin-şimdiye kadar.Sen beyni dinlemeye devam ediyorsunBeyin, aşkla ilgili hiçbir şey bilmez. Onu bir görev haline getirir.Bedenini dinle, bedeninizi izle. Beyin aptaldır; beden akıllıdır.Eğer bedenin derinlerine inersen o derinlikte ruhunu bulursun.Ruh bedenin derinliklerinde saklıdır

    BEDEN TÜM GİZEMLERİ KAPSIYOR
    Nasıl ki tek bir atom maddenin tüm sırlarını taşıyor, beden de evrenin tüm sırlarına sahip. İnsanın dışarıda sır arayışına girmesi gerekmiyor, sadece kendi içine dönmesi yeterli.Ve bedene iyi bakmak gerekiyor. Ona karşı olunmamalı, onu lanetlememeli.Bedenine saygı duy, bedenini sev, bedenine iyi bak

    BEDEN-ZİHİN BAĞLANTILARI
    Bunlar iki ayrı süreç değil-sadece bir elmanın iki yarısı. Seni fizyolojik açıdan etkileyen her şey beynini de etkiler. Psikolojik olarak yaptığın her şey de bedeni etkiler. Bu iki ayrı şey değil, tek bir bütündür.Bedenin, aynı enerjinin katılaşmış hali ve beynindebu enerjinin sıvı hali olduğunu söyleyebilirsin-aynı enerjinin!Alkolü bedeninden alıyorsun, beyninden değil, ama beyne neler oluyorBilinçli olarak derin nefes alıyorsan, öfke kendini ifade edemez. Öfkenin farklı bir nefes alma yöntemi vardır. Bunu senin yapmana gerek yok; öfke kendisi halleder. Derin nefes alınca kızamazsın.Ve beden acı çektiğinde bunun ardında bir şey olmalı, çünkü her şey iç içe geçmiştir. O yüzden kimse sadece bedeni iyileştirilerek iyileşemez-bedenin tamamı tedavi edilmelidir. Ama onun bütününe bakabilmek için kendi bütününe bakmak zorundasın. Belirtiler değil insanlar tedavi edilmelidir


    Yaşama Karşı Olumsuz Şartlanmanın Şifrelerini Çözmek
    Ve insanın tek kriteri mutluluktur.O yüzden bir şey yaptığında hep neler olduğuna bak: eğer evde huzurlu veya rahatsan işler yolundadır. Kriter budur; başka hiçbir şey kriter olamaz. Senin için doğru olan bir başkası için yanlış olabilir; bunu da unutma. Çünkü sana kolay gelen bir başkasına kolaygelmeyebilir; ona da başka bir şey kolay geliyordur. O yüzden bu konuda evrensel bir kural yok.Her birey bunu kendisi çözmek zorunda. Sana kolay gelen nedir?

    NİYE MUTSUZ OLMAYI SEÇİYORUZ
    1-Eğer mutsuzsan bundan bir şey elde ediyorsun;hepkazanıyorsun. Eğer mutluysan hep kaybediyorsun.Ne zaman mutsuz olsa herkes ona sempati duyar,onunla daha çok ilgilenmeye çalışır; böylece ilgi kazanır.İlgi egonun besinidir,tıpkı alkol gibi bir uyarıcıdır.Size kendinizi önemli hissederir.İnsanların sana olan ilgisi arttıkça daha fazla ego elde edersin.Tüm kulüp ve topluluklar başka yollardan ilgi çekmeyi başaramayan insanlara ilgi sağlamak için vardır, hepsi o.
    2-Mutlu olduğunda, neşeli olduğunda, coşkulu olduğunda herkes seni kıskanır.Kıskançlık herkesin düşmanca tavır takınması, kimsenin dostça davranmaması anlamına gelir; o anda herkes birer düşmandır. Böylece herkesin sana muhalif olmasına engel olmak adına o kadar neşeli olmamayı öğrenmiş oldun sevincini saklamayı ,gülmemeyi. Gülerken insanlara bak. Çok hesaplı gülerler.İçten kahkaha atmazlar, gülüşleri varlıklarının derinlerinden kopup gelmez. Önce sana bakarlar,sonra yargılarlar...ve ondan sonra gülerler.Ve belli bir oranda gülerler, senin tolerans göstereceğin kadar, tuhaf kaçmayacak kadar, kimsenin kıskanmayacağı kadar
    Her çocuk dünyaya coşkulu gelir.Ve her insan bir deli olarak ölür

    İKİ DEĞİŞİK YAŞAM TARZI
    •Birisi çaba, irade, ego ile ilgilidir;
    •Diğeri ise çabasız, kavgasızdır, varoluşa teslim olmakla ilgilidir.Ben sana ikinci yolu öğretiyorum:varoluşun akışına ters gitme, onunla beraber yol al; o düşmanın değil. Aynen akıntıya kürek çekmeye çalışan bir insan gibi sonunda yorulacak ve hiçbir yere varamayacaksın.Nehir çok geniş ve sen çok küçük bir parçasısın.

    MUTSUZLUĞA SARILMAKTAN VAZGEÇ MUTLULUĞUN BİLİNCİNDE OL
    Varoluştaki en basit şey kendin olmak.
    Hiç çaba gerektirmiyor; sen zaten oradasın.
    Tüm bilincimiz acıya odaklı. Sadece dikenleri sayarız çiçeklere bakmayız.Bu andan itibaren bazı şeylerin farkına varmaya başla. Örneğin, bedenin tamamen sağlıklı: sessizce otur, onunbilincine var. İyi olmanın keyfini çıkar. Hiçbir sorun yok-tadına var!Böylece mutluluğun günden güne çoğaldığını görüp şaşıracaksın ve aynı oranda acı ve mutsuzluk gittikçe azalacak.Benim tecrübeme göre yaşam, yüzde 99 keyiften ve yüzde 1 acıdan oluşuyor. Ama insanlarda yüzde 99 acı ve yüzde 1 keyif oluyor; her şey tersine dönmüş durumda.

    BEDEN SENİN DOSTUN
    Bedeninle uyum içinde olunca doğayla, varoluşla da uyum içinde olacaksın. O yüzden akıntıya karşı değil akıntı ile birlikte hareket et. Kendini bırak. Hayatın akmasına izin ver. Hiçbir şeyi zorlama.Yaşam bir bardak çayı yudumlamak,sabah yürüyüşe çıkmaktır, ama illa belli bir yere doğru değil,amaçsız,son belirlemeden hareket etmektir.Bir yabancıya merhaba demek, hem de hiç gerek olmadığı halde, çünkü onunla hiçbir işinolmayacak. Bir yabancıyı selamlayabilen bir insan bir ağaca da merhaba diyebilir,bir çiçeğe de;kuşlara şarkı söyleyebilir.Kuşlar her gün şakır ve sen bugüne dek bunu hiç dikkate almadın, ama bir gün onların çağrısına cevap vermelisin. Sadece küçük şeyler, küçücük şeyler...Yaşamına saygı göster.Bu saygı sayesinde başkalarının hayatına da saygı göstereceksin.Hayatı sınıflandıramazsın; ona “Bu doğru ve bu yanlış” gibi etiketler koyma lüksün yok.Benim doğru tarifim nedir? Varoluşla uyum içindeki her şey doğrudur ve varoluşla uyumsuz olan her şey yanlıştır. Neyin doğru, neyin yanlış olduğuna dair hazırdaki cevaplara güvenemezsin



    Sağlıklı Olmanın Temel Şartları
    Bedeninle her şey iyi giderken temas kurmayı dene.Çimene sırtüstü uzan, gözlerini yum ve içerde olan bitenleri,sağlıklı halini hisset.Onu dinle; o hep birçok şey söylüyor ve sen öylesine beyin odaklısın ki onu hiç dinlemiyorsun. Ne zaman beyinle beden arasında bir çelişki olsa, beden her seferinde daha haklı olacaktır,çünkü Beden doğal, beyin ise toplumsaldır

    KENDİNE KARŞI DÜRÜST OL
    1.Ne olman gerektiğini sana söyleyenleri asla dinleme:Hep kendi iç sesini dinle, sen nasıl olmak istiyorsun?Dünya bir süper market ve herkes sana malını satmaya çalışmakla meşgul; herkes birer satıcı.Çok fazla sayıda satıcıya kulak verirsen çıldırırsın.Kimseyi dinleme, gözlerini kapat ve iç sesini dinle
    2.Eğer ilk adımı attıysan ikincisi mümkün olur:asla bir maske takma:Öfkeliysen öfkeli ol. Bu risklidir, ama gülümseme, çünkü bu dürüst olmaz. Öfkelenmek istediğinde öfkelen. Öfkede yanlış bir şey yok. Gülmek istiyorsan gül. Yüksek sesle gülmenin ters bir tarafı yok
    3.Hatırlanması gereken üçüncü şey de sahici olmaktır:Şimdiki zamana sadık kal, çünkü tüm yalanlar ya geçmişten ya da gelecekten içeri sızar. Geçen geçmiştir-üzerinde durma. Bunu bir yük gibi taşıma; öyle yaparsan senin şimdiki zamana sadık kalmana, otantik olmana izin vermez.


    RAHATLA VE HAYATI GELDİĞİ GİBİ YAŞA
    Toplum seni aksiyon için, hırs için, hız için verimlilik için hazırlar.Tüm hayatın boyunca bir yerlere gidiyordun, ama nereye gittiğini aslında bilmiyorsun.Eninde sonunda bir mezarlığa varıyorsun, kesin olan bir şey varsa o da budur. Ama işte orası gitmeye çalışmadığın tek yer, kimsenin gitmek istemediği tek yer, ama sonuçta herkes oraya varıyor.Tüm trenlerin son istasyonu orası.Biletin yoksa son istasyonu bekle. İşte o zaman, “İnin. Bu tren daha öteye gitmiyor,” diyorlar.

    GÜL VE BÜTÜNÜ GÖR
    Güldüğünde ruhunla bedenin bütünleşir-birliktegülerler. Düşündüğünde bedenin ve ruhun ayrıdır. Ağladığında beden ve ruh tektir;uyum içinde çalışırlar.Gülmek, ağlamak, dans etmek,şarkı söylemek-bunların hepsi seni tek parça yapar,böylece uyumiçinde tek vücut halinde işlevini sürdürürsün, ayrı ayrı değil.Hiç ufak bir çocuğun kıkırdamasını duydun mu? Tüm bedeni olaya katılır. Ama sen güldüğünde nadiren tüm bedenin ile gülersin; genelde bu entelektüel, zihinsel bir gülüştür.

    Belirtiler ve Çözümler
    Bedenine doğal davranmadığında hastalanırsın.O hastalık dostundur.Mutlu olabilirsin, mutsuz olabilirsin-hepsi sana bağlıdır. Başka kimse bundan sorumlu değildir. Acıktığında yemek ye. Susadığında bir şeyler iç. Uykun geldiğinde git uyu. Doğayı zorlama. Kısa bir süre için zorlayabilirsin, çünkü o kadar özgürlüğün var.Ama pek de fazla değil.Her türlü mutsuzluğun varolma nedeni sana bir yerlerde hata yaptığını, yoldan çıktığını belirtmektir. Hemen geri dön! Bedene kulak vermeye, doğayı ve içindeki sesi dinlemeye başlarsan gittikçe daha mutlu olursun.

    OMUZ VE BOYUN AĞRISI
    Stres oluştuğunda bunu yaratıcı bir enerji olarak kullan. Öncelikle kabullenin; onunla dövüşmenin gereği yok.Pek çok konuda yanlış fikirlerimiz var-örneğin, herkesin günde sekiz saat uyuması gerektiği gibi. Herkesin aynı ölçüde uykuya ihtiyacı yoktur.Kimisi iki üç saat, kimisi on iki saat uyku ister.İnsandan insana değişir; bunun bir standardı yoktur

    STRESE BAĞLI HASTALIKLAR
    Herkes kendi bedeninin nasıl işlediğini bilmelidir. Bedeninin kaldıracağından fazlasını yapmaya kalkarsan eninde sonunda hastalanırsın.Birkaç temel noktanın anlaşılması gerekiyor. İnsan doğası diye bir şey yoktur. İnsan sayısı kadar insan doğası mevcuttur, o nedenle bunun kriteri olmaz. Birisi hızlı koşar, diğeri yavaş yürür. Bunlar karşılaştırılamaz, çünkü ikisi apayrıdır, ikisi de tamamen özgün ve bireyseldir.Her zaman bedenini dinle. O fısıldar; asla bağırmaz, çünkü bağıramaz. Sana mesajlarını ancak fısıldayarak iletebilir. Eğer tetikte olursan onları anlayabilirsin.

    BEDENİ İÇERİDEN HİSSETMEK
    Bedeninin içinde kal, çünkü gerçek orada. Giderek daha fazla hisset...Bedenine mümkün olduğunca duyarlı olması için izin ver. Onu tekrar kazan, sahip çık ve bedeninin değişim geçirmesine izin ver ki varolduğunu hissedebil. Örneğin, arada gözlerini kapatıp toprağa uzan, bedeninle toprağı hisset. Düşünme, hisset.Kumsala gidip suda, kumda yat. Öylece güneşte yat. Daha fazla hisset...Bundan zevk al.

    GÜZEL VE ÇİRKİN
    Her yüz farklı güzeldir ve eşsizdir.Hatta kıyaslanamaz ve bir kıyas yapmak mümkün değildir.Eğer bunu kabullenirsen güzelleşirsin.Güzelliğin yolu kabullenmektir.Sen kendini inkar ve ret edersen o zaman sakat ve çirkin olursun.Bir insan birine güzel gelebilir, diğerine ise öyle gelmeyebilir.En güzel kadın bile birisine çirkin görünebilir.Bu tamamen kişiselbir tercihtir. Sen kendini sevmezsen,başkaları da seni sevemez.O yüzden ilk önce herkesin kendisine aşık olması gerekiyorTek gerçek güzellik içsel olandır. Diğer tüm güzellikler sadece yüzeyde kalır. Gerçek güzelliğin yüzün biçimi ile değil içten gelip yüzü aydınlatan ışıkla ilgilidir. Gözlerin şekli ile değil içlerinde parlayan ışıkla ilgilidir.Gerçek güzellik varlığının merkezinden yükselip bedene doğru yayılır.Sahte güzellik sadece yüzeydedir; senin içinde kökleri yoktur, temeli yoktur.Beyin gereksiz sorunlar yaratmaya devam eder.Ama beynin bütün işi budur-yersiz sorunlar yaratmak.Bir kez yarattı mı, sen de içine düşer ve çözmeye çabalarsın. Onları çözmeye uğraşma. Hiçbir temelleri olmadığını gör. Ne kadar yersiz olduklarının görülmesi gerekiyor, hepsi o.

    Beslenme
    Sağlıklı bir insan dengeli olandır: her ne yapıyorsa hep orta yolu tutturur. Asla uç noktalara kaymaz çünkü tüm aşırılıklar gerginlik ve endişe yaratır. Çok yersen endişelenirsin, çünkü bedene yüklenmişsindir. Yeterince yemeyince de endişe oluşur, çünkü beden açtır.Doğal yiyecekler yenmelidir-senin için doğal olanlar. Meyveler, sebzeler, kuru yemişler-bunlardan bol bol ye. Bunların güzelliği şudur, ihtiyacın olandan fazlasını yiyemezsin,çünkü bedeni doyurur, seni doyuma ulaştırır. Doygun hissedersin.Eğer bir şey doğal değilse, aynı tatmin duygusunu vermez.Dondurma ye: ne kadar çok yesen asla doymuşhissetmezsin. Hatta yedikçe yiyesin gelecek. O bir yiyecek değil.Bedenin ihtiyacına göre yemiyorsun; sadece dondurmanın tadını almak için yiyorsun.Hiçbir altın kural olmadığını unutma-olamaz, çünkü her bir birey o kadar eşsizdir ki ona bir diğeriyle aynı reçete verilemez.
    Beslenme hakkında iki tip nevratik davranış var:
    1. Bedeni dinlemeyip yemeye devam edenler-beden “Yeter!” diye haykırıp dururken onlar devam ederler;
    2. Bir de diğer tip var-beden “Açım!” diye haykırır ve onlar diyet yaparlar



    Çok Yemek Yemek İle Sevgi Arasındaki Bağlantı
    Eğer bir şekilde aşk enerjini bloke ediyorsan bu enerji yemeğe duyulan ilgiye dönüşür. Bunu değiştirmek istiyorsan biraz daha sevgiye önem vermek, daha sevecen olmak zorundasın. Kendi bedenini sev. İşte oradan başla; bedeninin keyfini çıkar.Aşkın güzel bir yanı var: asla fazlası olmaz. Kimse aşırı sevemez, hiç kimse; aşırı diye bir şey yoktur. Fazla yediğinde içine bir şeyler tıkar durursun; aşkta ise aksine verirsin, paylaşırsın, seversin. Bu rahatlatıcı bir olaydır. Ve verdikçe enerjin akmaya başlar. Durgun bir göl değil, akıcı bir nehir olursun. Sen bunu yaptın: enerjini durgun bir göle çevirdin. Duvarları yık! Gereksiz yere sadece aşkın sunabileceği güzel şeylerden mahrum kalıyorsun ve onun yerine bu yeme sorununu yaşıyorsun.



    KENDİNİ BIRAKMA DURUMU
    Kendini bırakma durumuna geçmek zordur, çünkü bu hep tembellik olarak lanetlenmiştir.Doğal olarak sana çalışmanın harika bir şey olduğu öğretiliyor, bu onların işine geliyor. Ve bu şartlanma öylesine içine işlemiş ki niye rahatlayamadığını anlamıyorsun bile. Tatilde bile insanlar bir şeyler yapmaya devam ederler. Tatilin keyfini çıkaramazlar, kumsalda gevşeyip de denizin ve deniz havasının keyfine varamazlar. Hayır, illa ki saçma sapan işler yapmak zorundadırlar.Her tatilde insanlar sağlık merkezlerine, sahillere koşarlar, ama dinlenmek için değil, dinlenmeye vakitleri yoktur.Tatiller evde oturmak için ideal zamanlardır, çünkü bütün ülke kıyılara doluşur. Arka arkaya, arabalar yola dizilirler...ve kumsala vardıklarında etraf insan doludur; yatacak ufacık bir yer bile bulamazlar. İnsanlar rahatlama sanatını unuttular bu onlara unutturuldu.Çocuklarda doğuştan içgüdüsel bir kendini bırakma özelliği vardır. Onlar tamamen rahattır.Çocuksu bir masumiyet ve rahatlığa sahip birisini bulursan bir bilgeye rastladın demektir.Ben çalışmaya karşı değilim; çalışmanın da kendi içinde yararları var-ama sadece yararları. Hayatının tüm anlamı o olmamalı. Çalış, ama çalışma bağımlısı olma. İşten çıktığın an nasıl rahatlayacağını bilmen gerekir.

    Meditasyonun Tedavi Gücü
    Meditasyon (“meditation”) ve ilaç (“medicine”) sözcükleri aynı kökten türemişlerdir. İlaç fiziksel hastalıkları, meditasyon da ruhsal olanları iyileştirir. İkisi de tedavi etme gücüne sahiptir.Öfkeni bastırırsan zehir bedenine akar.Adalelerine, kanına sızar.Herhangi bir şeyi bastırırsan bu sadece zihinsel değil bedensel bir olaya dönüşür-çünkü aslında ikisi ayrı şeyler değil. Sen kafa ve beden diye ikiye ayrılmıyorsun; “kafa-beden”sin-yani psikosomatik.Bir bütünsün.O yüzden bedenle her yapılan zihne, zihinle her yapılan da bedene nüfuz ediyor, çünkü bu ikisi bir bütünün parçaları.Birisini göğsüne bastırabilirsin: bu fiziksel bir olaydır. Ama eğer kalbinin etrafında zırh varsa, duygularını bloke ediyorsan, o zaman o insan sana her zamanki kadar uzak kalır; yakınlık mümkün değildir. Ama eğer bir insanı gerçekten yakınına alırsan ve zırh da yoksa, o zaman kalbin ona doğru erir. Bir birleşme yaşanır.Bu nedenle, aktif meditasyonları yapmaya başladığında, tüm bu zehirler boşalacak.Beyin meditasyon yapamaz. Meditasyon beynin ötesindedir veya altında, ama asla içinde değil. O nedenle beyin izlemeye ve kontrol etmeye devam ederse bu meditasyon olmaz; konsantrasyon olur.Rahatlamak için insanın çok konforlu olması gerekir, o nedenle kendini rahat ettir.Her akşam yataktan başla ve birkaç gün içinde yeteneğini yeniden elde edeceksin. Sırrı bilirsen-onu sana kimse öğretemez, kendi bedeninde aramalısın-o zaman günün herhangi bir saatinde gevşeyebilirsin. Bu rahatlama sanatının ustası olmak dünyanın en güzel deneyimlerinden biridir.Sandalyede hangi şekilde rahat ediyorsan öyle otur. Gözlerini kapat ve bedenini rahatlat. Ayak parmaklarından kafaya kadar kendini tarayıp içinde nerede gerginlik olduğuna bak. Dizlerde hissedersen dizi gevşet. Dize dokun ve ona, “Lütfen rahatla,” de. Omuzlarda gerginlik varsa oraya dokun ve “Lütfen rahatla,” de.Bu yüzden beden gevşediğinde gözlerini kapat ve nefes alıp verişini gör: bunu da rahatlat. Nefesinle küçük bir sohbete gir: “Lütfen gevşe. Doğal ol,” de. Göreceksin ki “Lütfen rahatla,” dediğinde belli belirsiz bir ses çıkacak



    Bilince Açılan Kapı
    Milyonlarca insan aynaya göre yaşıyor. Aynada gördüklerinin kendi suratları olduğunu sanıyorlar. Bunun kendi isimleri, kendi kimlikleri olduğuna ve hepsinin bundan ibaret olduğuna inanıyorlar.Günümüzün bedene tapınma modası anlamsızdır.Bu nedenle insanlar sağlıklı beslenme, masaj, Rolfing ve bin bir başka yöntemle yaşamlarına bir anlam katmaya çalışırlar.Ama gözlerine bakın; orada büyük bir boşluk göreceksin.İçleri çöl gibi kurumuş, kayıplar ve ne yapacaklarını bilemiyorlar.Beden adına bir sürü şey yapmaya devam ederler,ama hedefi ıskalıyorlar.Biraz daha derine inmen gerekiyor.Gözlerini kapatmalısın. İçini izlemelisin. Sessizce durman lazım. İçinde tam bir sessizliğe ulaşamazsan asla kim olduğunu anlayamazsın. Bunu ben sana söyleyemem. Söylemenin bir yolu yok. Herkesin kendiliğinden keşfetmesi gerekiyor.Üstelik o kadar yakın ki-yüz seksen derece dönüversen karşına çıkacak.Ve sen bir isimden, bir yüzden, bir bedenden ibaret olmadığını görüp şaşıracaksın, hatta sadece bir beyin de değilsin.Sen tüm varoluşun, onun güzelliğinin, ihtişamının, mutluluğunun, muhteşem coşkusunun bir parçasısın. Bilincin anlamı kendini tanımaktan başka bir şey değil.Bilinçli insan bedende yaşar, bedenini sever, keyfini sürer, ama bedenden ibaret değildir. İçinde tüm ölümleri aşacak bir şey barındığını bilir. İçinde sonsuz, zamanın yok edemeyeceği bir şey olduğunu bilir. Ölümden korkmaz, çünkü yaşamın ne olduğunu bilir. Mutluluğun peşinden koşmaz, çünkü ona milyonlarca fırsat tanınacaktır; tek yapacağı bunlara izin vermektir.Hiç çocuğu koşarken, bağrışırken, sebepsiz yere dans ederken izledin mi, aslında ortada fol yok yumurta yokken? “Niye bu kadar mutlusun?” diye sorarsan cevap veremez. Mutlu olmak için bir neden olması gerekir mi? Çocuk “neden” diye sorulduğu için şaşıp kalacaktır. Omuzlarını silkip yoluna gidecek, yine şarkı söyleyip dans etmeye başlayacaktır.

    AMERİKANVARİ YAŞAM
    Bir yandan Amerikalı deneyim elde edeceğim diye devamlı oradan oraya koşturup duruyor, hiçbir şeyi kaçırmamak için. Dünyanın etrafında koşup duruyor, şehirden şehre, ülkeden ülkeye, otelden otele koşturuyor. Bir gurudan diğerine, bir kiliseden ötekine koşuyor, aranıyor, çünkü ölümün soluğu ensesinde. Bir yanda delicesine, durmak bilmeyen bir kovalamaca, diğer yanda her şeyin boş olduğuna dair bir inanç var, çünkü ölümle hepsi sona erecek.Öte yandan senin bir şeyleri kaçıracağın ve diğerlerinin yakalayacağına dair bir korku vardır; elde etsen bile aslında ortada bir şey olmadığını bilmenin yarattığı endişe vardır; başarsan da bunun anlamsız olduğu, çünkü ölümün gelip her şeyi mahvedeceği gerçeği vardır


    BEDEN, RUH VE AKLIN UYUMU
    Beden ortadadır-enerjisi göze batar. Beyin biraz daha incelikli çalışır, ama fazla da değil, çünkü gözlerini kapatınca düşüncelerinin hareket ettiğini görebilirsin;onlar görülebilir. Bedenin kadar göz önünde değildir; bedenin diğer herkes tarafından görülmeye açıktır.Düşüncelerin ise sana mahsustur. Başka hiç kimse senin düşüncelerini göremez; onları sadece sen görürsün veya düşünceleri görme üzerinde derinlemesine çalışmalar yapmış kişiler tarafından görülebilirler.Üçüncü olarak, içindeki en derin nokta bilince aittir.Bunu sen bile göremezsin. O bir objeye indirgenemez; soyut olarak kalır.Eğer bu üç enerji uyum içinde çalışırsa sağlığın yerindedir. Eğer enerjiler uyum içinde değilse hasta, sağlıksız olursun; artık bütünlüğünü kaybetmişsindir.Bilinç enerjidir; saf enerji; beyin o kadar saf değildir; bedense daha da az saftır.Ancak bu bilinci tanımak için üçünden bir sistem yaratman gerekir,Bu üç enerji birlikte hareket edince dördüncüsü ortaya çıkar.Dördüncü organik bütünlükten başka bir şey değildir.Bu üç enerjiyi ustalıkla çalmalısın ki bir orkestra oluştursunlar.Bedenini, aklını, ruhunu eritmeyi öğren; bütün olarak hareket edebileceğin yolları araştır.Koşmak,Dans etmek, yüzmek çok yardım edebilir.Tüm bunların meditasyona dönüştürülmesi gerekir.İnsanlar farklıdır; birçok insan tipi var. Enerjisi düşük biri için ağacın altında yoga pozisyonunda oturmak en iyi meditasyon olabilir, çünkü yoga duruşu en az enerji gerektirenidir en az.Enerjinin hep parmaklardan aktığını bilmelisin; enerji asla yuvarlak objelerden akmaz. Örneğin başın enerji yayamaz; sadece tutabilir. Enerji el ve ayak parmakları ile ellerden akar.İnsan yatay haldeyken rüya vardı, ama düşünce yoktu. O nedenle yattığında rüya görmeye başlarsın; düşünce kaybolur. Yoga pozisyonu, enerjisi düşük olanlar, yaşlılar, tüm yaşamlarını yaşayıp da ölümle noktalamak üzere olanlar için iyi bir meditasyon yöntemidirAma en temel olay şudur, meditasyon ne tür olursa olsun, şu şartı yerine getirmelidir: beden, akıl, bilinç, üçü birden uyum içinde hareket etmelidir.O zaman günün birinde dördüncü çıkagelir: şahitlik.


    İÇERDEKİNİ UNUTMAYIN
    Beden topraktan gelen bir katkıdır; sen gökyüzünden geliyorsun. Senin içinde, her vücuda gelen varlıkta olduğu gibi, yer ve gök birleşiyor: bu yerle göğün aşkı.Öldüğünde hiçbir şey ölmüyor; sadece dışardan bakanlara öyle geliyor. Beden biraz dinlenmek üzere toprağa dönüyor ve ruh da dinlenmek için göğe yükseliyor



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gren -- 3 Aralık 2014; 2:11:10 >
    _____________________________





  • KORKU
     Osho Kitap Özetleri



    KORKUNUN KENDİSİNİ ANLAMAK
    KORKU GÖLGEN KADAR YANILTICIDIR AMA VARDIR.BİR ORMANDA KARANLIKÇÖKERKEN GÖLGEN OLDUKÇA ETKİLER KORKUDA AYNEN BÖYLEDİR.KORKU BİR KABUS GİBİDİR.UYANMAK İSTEYİP UYANAMADIĞIN BİR KABUSTUR.KORKU BİR İNSANIN KENDİNİN FARKINDA OLMAMASIDIR.KORKU EGOYUKENDİN OLDUĞUNU SANMANDAN VE ONU KAYBEDİNCE KENDİNİ KAYBEDECEK SANMANDAN KAYNAKLIDIR.BU YUZDEN İÇERİ BAKMAK YERİNE SUREKLİ EGONU KORUMAYA ÇALIŞIRSIN.KORKU EGONUN GÖLGESİDİR.KORKUNUN KENDİSİ ACİZDİR HİÇBİR GÜCÜ YOKTUR EGONA BAĞLANIRSAN ÇOK GÜÇLÜ OLUR.KORKU HİÇBİRŞEY YARATAMAZ ÇUNKU HİÇBİR GÜCÜ YOKTUR. AMA HAYATINI MAHVEDİP YAŞAMINI ENGELLEYEBİLİR.İNSANLAR GÜZEL ŞEYLERDEN KORKARLAR.SEVGİDEN KORKARLAR ÇUNKU GÜZEL ŞEYLER EGOYU YOKEDER.İNSANLARIN SEVGİLERİ NUMARA YAPMAKTAN İBARETTİR VE DİĞER İNSANLAR SADECE AYNADIR.AYNADA YA KENDİNİ NAHOŞ BULURSAN NE OLACAK.O YUZDEN EGON KORKAR VE ZIRH DUVAR ÖRER



    TÜM KORKULARIN TEMELİ ÖLÜM KORKUSUDUR
    KORKUNUN ESASI BUDUR DİĞER TÜM KORKULAR BUNUN YANSIMALARIDIRBU YUZDEN SUREKLİ ÖZEL OLMAK İÇİN UĞRAŞIRLAR.BANKA HESAPLARI ÜSTÜN BİLGİLERİ VE PEKÇOK ŞEYLER YAPARLAR AMA BUNLARIN HİÇBİRİ ÖLÜMÜ YOKEDEMEZ.ÖLÜM KARŞISINDA HERKES GÜÇSÜZDÜR.KORKUNU BIRAKMANIN TEK BİR YOLU VAR TÜM ENERJİNİ ÖZEL OLMAYA HARCAMAK YERİNE KENDİN OLMAYA HARCAMAK.ÖZEL OLMAYA ÇALIŞTIKÇA KENDİNDEN UZAKLAŞIYORSAN.DIŞARDA ARAMA KENDİ İÇİNE BAK ORADASIN.TÜM KORKU YOKOLUR ONUN YERİNE SAF NEŞE SAF MUTLULUK GELİR.

    YAŞAMAKTAN KORKMAK
    ÖLÜMDEN KORKAN İNSAN YAŞAMAKTANDA KORKAR ÇÜNKÜ YAŞAM ÖLÜMÜ GETİRİR.EĞER DÜŞMANDAN KORKARSAN O ZAMAN KAPIYI KAPARSIN AMA DOSTUNDA İÇERİ GİREMEZ.ÖTE YANDAN DOSTUNDA DÜŞMANIN OLABİLİRKİMBİLİR?YARIN BİRŞEYLER DEĞİŞEBİLİR VE KORKARSIN.BU MUMKUNDUR YİNE UYUM SAĞLARSIN.ZIRH İÇİNDESİN AMA HİÇBİR ZIRH HERŞEYİN DEĞİŞMEDEN KALMASINISAĞLAMAZ.BUNUN ANLADIĞINDA ARTIK ZIRHTANDA HAPİSHANEDENDE EGONDANDA ÖZGÜRLEŞMEYİ ÖĞRENMEN GEREKTİĞİNİ ANLARSIN.KORKU ÖLÜMÜN HİZMETÇİSİDİR.TUM KORKULARDAN VAZGEÇ.ÖYLE ÇOK KORKU VARKİ LİSTE YAPSAN ŞAŞAR KALIRSIN.BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE TUM ZIRHI BIRAK.O ZAMAN YAŞAMAYA BAŞLARSIN


    ÖLÜM KORKUSU ZAMAN KORKUSUDUR
    ÇÜNKÜ ÖLÜM TÜM ZAMANI DURDURUR.KORKU ASLINDA YAŞAMADIĞIN İÇİN ZAMAN KORKUSUDUR.ZAMAN GEÇİYOR VE BİRGÜN DURACAK.EĞER YAŞAMINI DOYA DOYA YAŞARSAN ÖLÜMDEN KORKMAZSIN.ÖLÜMÜDE KABULLEN KABULLENDİĞİNDE KORKULARINDA UÇAR GİDER.EGO ÖLMEKTEN KORKAR O YUZDEN YAŞAMAKTANDA KORKAR EGO SADECE SÜRÜNÜR.ÖYLEYSE YAPMAN GEREKEN ŞEY ŞU.DAHA ÇOK YAŞA DAHA YOĞUN YAŞA DAHA TEHLİKELİ YAŞA.OZAMAN KORKU KALMAZ.ÖLMEK CESARET İSTEMEZ BİRYERDEN ATLARSIN ZEHİR İÇERSİN.CESARET İSTEYEN ASIL ŞEY YAŞAMAKTIR.ZAMANLA İLİŞKİ 2TİP
    1-YUZEYSEL YATAY ZAMAN:GEÇMİŞ VE GELECEKTE İSEN ISKALARSIN
    2-DERİNLEMESİNE DİKEY ZAMAN:HOŞUNA GİDEN ŞEYLER YAPARKEN SEVDİĞİN KİŞİLERİN YANINDA DİKEY ZAMANDASINDIR VE ZAMAN ADETA KAYBOLUR.ANDA YAŞARSIN.NE YAPIYORSAN TAM YAP.BASİT ŞEYLERİ BİLE
    YURUMEN KALKMAN MÜZİK DİNLEMEN HERNEYSE.

    SEVGİ KORKUSU
    BİRİNİ SEVDİĞİN AN ONUNLA BERABER PAKET HALİNDE PEKÇOK KORKU GELİR.KAYBETME-TERKEDİLME-ÖLMESİ VB KORKULAR.UNUTTUĞUN BİRŞEY VAR SEN DUNYAYA YALNIZ GELDİN O OLMADANDA VARDIN.YARIN GİDERSE YİNE ONSUZDA OLABİLİRSİN.BİR ÇİCEĞİ SEVDİĞİNDE ONUN SOLUP GİTMESİNİDE BİR KADINI SEVDİĞİNDE ONUN ÇEKİP GİTMESİNİDE ÖLÜP GİTMESİNİDE SEVMELİSİN.SEVGİ SEVGİDİR HERŞEYİ SEVER.EĞER HERŞEYİ BASTIRIRSAN SEVGİYİDE YAŞAMIDA ISKALARSIN. SEVMEKTEN KORKMA.SEVGİYİ ES GEÇME ÖLÜYE DÖNERSİN.KORKUDAN SEVGİYE GEÇ.


    KORKUYU ANLA
    KORKUYU BASTIRMA ONU ANLAMAYA ÇALIŞ.KORKU ENERJİDİR VE BASTIRDIĞINDA YİNE FARKLI ŞEKİLDE KARŞINA ÇIKAR BELKİDE ÖFKEYE DÖNÜŞEREK GERİ GELİR.KORKU HERZAMAN BİR ARZUYLA İLGİLİDİR.SAHİPOLMA ARZUSUNUN YAN ÜRÜNÜDÜR.PARA-ARABA-İNSAN VB TÜM SAHİP OLMA ARZULARI KORKU YARATIR.EĞER SAHİP OLMAK İSTEMEZSEN KORKUDA KAYBOLUR GİDER.KORKTUĞUN ZAMAN KENDİNE SOR NEYE SAHİP OLMA ARZUSUNDAN KAYNAKLANIYOR.SONRADA OLAYIN ANLAMSIZLIĞINA BAK.BİR İNSANA SAHİP OLAMAZSIN.İNSAN ÖZGÜRLÜKTÜR.ONA SAHİP OLAMAZSIN.SENDEN SIKILABİLİR NORMALDİR.ÖLÜMDENMİ KORKUYORSUN EGONU DİNLEME ÖLÜMDE KORKULARDA KAYBOLUR.


    ACI PSİKOLOJİKMİ FİZİKSELMİ?
    FİZİKSEL ACI YAŞAMIN BİR PARÇASIDIR.ONU DÜŞÜNMEYE BAŞLADIĞINDABU PSİKOLOJİK ACI OLUR.KORKU HER ZAMAN GELECEKLE İLGİLİDİR.ŞUANACI YOKTUR. GERÇEKLİK ASLA SORUN DEĞİLDİR,SORUNU YARATAN GERÇEKLERLE İLGİLİ FİKİRLERİNDİR.PSİKOLOJİK ACI GEÇMİŞTEN VE GELECEKTEN KAYNAKLANIR. ŞU ANDAN DEĞİL.GEÇMİŞ VE GELECEK GERÇEK DEĞİLDİR.GERÇEK ŞİMDİDİR.FİZİKSEL ACI DUYARSIN AMA ASIL SORUN PSİKOLOJİK ACIDIR.GÜVENLİ BİR YERMİ ARIYORSUN ÖYLE BİR YER YOK.İNSANLARIN %97Sİ YATAĞINDA ÖLÜR.ÖLMEK İSTEMİYORSAN HİÇ YAŞAMA AMA YİNE ÖLECEKSİN.ASIL SORUNLAR PSİKOLJİK SORUNLARDIR. ENGELLİ OLMAKTAN KORKARSIN AMA ONLARDA GÜLEBİLİYORLAR.SORUN GERÇEKLER DEĞİL HAYATIN KENDİSİ SORUN DEĞİL.SORUN GELECEKTE VE GEÇMİŞTE YAŞAMAN.HERŞEYE UYUM SAĞLAYABİLİRSİN AMA GEÇMİŞTE VE GELECEKTE YAŞAMAYA ÇALIŞIRSAN DAĞILIRSIN KAOS ÇIKAR.HASTALANIRSAN HASTALANIRSIN MUMKUNDUR.OLAYLAR SADECE OLUR DÜŞÜNECEK ZAMAN YOKDÜŞÜNSENDE OLMASINI ENGELLEYEMEZSİN.KUSURSUZ BİR GÜVEN İSTİYORSAN O ZAMAN ÖLÜ OLMALISIN.NEFES ALMAK BİLE TEHLİKELİ GÖZLE GÖRÜLMEYEN MİKROPLAR VAR HASTALANABİLİRSİN.HAYAT ZITLIKLARLA MUMKUNDUR. ACI/MUTLULUK, SEVGİ/NEFRET,GECE/GÜNBU GAYET DOĞALDIR.TÜM BUNLAR GÖRECELİDİR.SANA MUTLULUK VEREN ŞEY BAŞKASINA ACI VEREBİLİR.ACI OLDUĞUNDA ACIYIDA YAŞA.ACI SENİ OLGUN YAPAR BAŞKA İNSANLARIN ACISINI ANLAMAYA BAŞLARSIN.ACI PEŞİNDE OL DEMİYORUM AMA ONUNDA ANLAMI VAR.VAROLUŞ SANA NE VERİRSE VERSİN ONLARI KABULLEN.



    GÜVENLİK DİYE BİRŞEY YOKTUR.GÜVENSİZLİK HAYATIN ÖZÜDÜR
    İNSANLAR KORKARAK YAŞADIĞINDA ÖLÜ GİBİ OLURLAR.KORKU BİLİNMEYENSINIRLARINDA BAŞLAR.YAŞAM SADECE TEHLİKE İÇİNDE YAŞANABİLİR. BAŞKA YOLU YOKTUR.İNSANIN MACERAPEREST OLMASI BUDUR.VE BİR KERE ÖZGÜRLÜĞÜN VE KORKUSUZLUĞUN FARKINA VARDINMI ARTIK ASLA PİŞMAN OLMAZSIN.YAŞAMI YARINA ERTELEME.


    YAŞAMIN GİZEMİ(BİLGİDEN MASUMİYETE)
    EGO YAŞAMA DALMAKTAN KORKAR ÇÜNKÜ YOKOLUP GİTMEKTEN KORKARO YUZDEN HAYATI DENEYİMLEMEK YERİNE KÜTÜPHANELER GİDER.DÜŞÜNÜR
    TARTIŞIR TEORİLER ÜRETİR AMA YAŞAMIN İÇİNE DALMAZ.DENEYİMLEYEN İNSANLARIN BİLGİLERİNİ OKURSUN ONLARA İNANIRSIN AMA ONLARDA ONLARIN DENEYİMLERİ GİZEMİ ÇÖZMEZ.ONLARIN BİLGİSİ SENİN İÇİN ANLAMLI DEĞİLDİR.DAHA BİLGİLİ OLMA.BİLDİĞİN HERŞEYİ BIRAK.DAHA MASUM OL.MERAKLI OL MERAKTA 2 TURLUDUR SORGULARSIN BU YANLIŞTIRYİNE HAZIR CEVAPLAR BULUR VE PAPAĞANA DÖNERSİN.MERAKI SORULARA DÖNDÜRME.
    DİĞERİ MERAKINI GİDERMEK İÇİN CESURCA YAŞAMIN İÇİNE DALMAK GİZEMLE SARMALANMAN.

    İÇSEL REHBERİNİ DİNLE
    KORKU VE İÇSEL REHBERİN ARASINDA KALDIYSAN İÇSEL REHBERİNİ DİNLE.KORKU HERZAMAN BİLİNMEYENDEN ÖLÜMDEN YAŞAMAKTAN KORKMAK.İÇSEL REHBERİN NEREYE YÖNLENDİRİYORSA ONUN PEŞİNDEN GİT.GÜÇSÜZ GÖRÜNMEKTEN YADA BİRŞEYLERDEN KORKU GÜVENLİK İSTEMEK EGODUR.YAŞAMIN GÜZELLİĞİ GÜVENSİZ VE GİZEMLİ OLUŞUDUR.YİNEDE ALLAH SENİ KORUR.KENDİNİ AKIŞA BIRAK.BELLİ BİR GÜZERGAH BEKLEME.YOL KORKAKLAR İÇİNDİR.ÖZGÜRLÜK TEKTİR.HAPİSHANLER PEKÇOK.ÖZGÜR ŞEKİLDE HAREKET EDEMİYORSAN SADECE HAPİSHANE DEĞİŞTİRİRSİN

    KORKUNUN DEĞİL SEVGİNİN SENİ HAREKET ETTİRDİĞİ ŞEKİLDE İLERLE
    İÇİNDE İLERLE AMA KORKUNUN SENİ HAREKET ETTİRDİĞİ ŞEKİLDE İLERLEME(HZ.MEVLANA)KORKU İÇİNE GİREMEZ.İÇİNDE ŞUKRAN VE MUTLULUK BULACAKSIN.DIŞ EVREN YILDIZLAR GÖKYÜZÜ VE PEK ÇOK ŞEY İÇERİYOR.İÇİNDEKİ EVRENSE YİNE ŞUKRAN MUTLULUK NEŞE SEVGİ. KORKU HEP DIŞARI DOĞRU İLERLER PARA,BAŞARILAR VB.BİRAZ ZEKA BİRAZ MİZAH,SEVGİ DOLU BİR YÜREK İÇERİ GİRMEK İÇİN BAŞKA BİRŞEYE GEREK YOK HAZİNELER ASLINDA ORADA.

    ZİHNİN 3 HALİ(EGODAN VE ZİHİNDEN ÖZGÜRLEŞMEK)
    1-DÜŞÜNCELER:ARZU,ÖFKE,AÇGÖZLÜLÜK,İHTİRAS,RUYALAR
    2-İÇERİKSİZ BİLİNÇ:BOŞ ZİHİN MEDİTASYON HALİ
    3-İÇERİKSİZ BİLİNÇSİZ(EGO HAPİSHANESİNDEN ÖZGÜRLÜK ZİHİNSİZLİK)
    ÖNCE İÇERİK SONRA BİLİNÇ KAYBOLDUKTAN SONRA TAM BİR BOŞLUK HALİ.EN GÜZEL HALİ.BU İÇSEL BOŞLUĞU ÖĞRENDİĞİNDE TÜM KORKULAR KAYBOLUR.ÖLÜM KAYBOLUR ÇUNKU HİÇLİK OLDUĞUNDA ,ZİHNİN ÖTESİNE GEÇTİĞİN AN ,EGONUN SABUN KÖPÜĞÜ PATLADIĞINDA KENDİN OLURSUN KENDİN OLDUĞUNDA TUM EVREN OLURSUN.OLMANIN TEK YOLU OLMAMAKTIRELBETTE TÜM KİMLİĞİNİ KAYBEDECEKSİN AMA BİR BÜTÜN OLACAKSIN.BU BİR KAYIP DEĞİL MÜTHİŞ BİR KAZANÇTIR.EGO ÖLDÜKÇE ÇİCEK AÇAÇAKSNÖNCE EGONDAN VAZGEÇMELİSİN SONRA ENDİŞELENMENE GEREK KALMAZ,HER ŞEY KENDİLİĞİNDEN SPONTANE BİR ŞEKİLDE İLERLER.

    KENDİNE VE BAŞKALARINA GÜVENMEK
    TÜM İNSANLAR AZ YADA ÇOK KORKARLARİNSAN KORKU İÇİNDE OLDUĞUNDA SERTLEŞİR.TÜM KAPILARI PENCERELERİKAPATIR.YÜZÜ ASIKLAŞIR. ÇEVRESİNE BİR DUVAR ZIRH ÖRER.ÇOK KÜÇÜK KARANLIK BİR DELİKTE GUVENLİ ŞEKİLDE OLUR.BUNA YAŞAMAK DEĞİL İNTİHAR ETMEK DENİR.KORKUDAN BAHSETMEN KORKUYU GÜÇLENDİRİR.O YUZDEN SEVGİYE ODAKLANKORKUYU SEVGİNLE YOKET.SADECE DERİN SEVGİDE İNSAN KENDİSİNİN VE BAŞKASININ RUHUNUN FARKINA VARIR VE DİĞER RUH SANA KARŞILIK VERİR VE UYUM SAĞLANIR.SEVGİ KİM OLDUĞUNU GÖRMEK VE GÖSTERMEK İÇİN EN İYİ AYNADIR.İNSAN AÇIK SEVECEN VE ŞEFKATLİ OLMALIDIR. BÖYLECE İÇERİYE YAĞMUR GÜNEŞ GELİR VE DİĞER RUHLARI ÇEKER.SEVGİKAPILARINI AÇMAN İÇİN TEK ANAHTARDIR.KORKUDAN BÖYLECE ÖZGÜRLEŞİRSİN.GERÇEKTEN YAŞAYAN ÇOK AZ İNSAN VAR.


    KENDİNDEN KORKMAK
    KENDİNDEN KORKTUĞUNDA BAŞKA İNSANLARDANDA KORKARSIN.KENDİNDEN NEFRET EDERSEN SEVERSEN AYNISINI BAŞKALARINDADA GÖRÜRSÜNKARŞIDA
    SADECE BİR AYNA GÖREVİ GÖRÜR.İLİŞİKLERİNDE SADECE SENİN İÇİNDEKİLER ORTAYA ÇIKAR BUNU HATIRLA.İNSANLARA KENDİNİ SEVME DİYE ÖĞRETİLDİ.BU YUZDEN ZORLANIYORSUNUZ.KENDİNİZİ SEVMEDEN BAŞKASINI SEVEMEZSİN.SEN BİR İNSANSIN VE DİĞER TÜM İNSANLARDA SENİN GİBİ.TÜM VAROLUŞ SENİN GİBİ.KENDİNİ OLDUĞUN GİBİ KABUL ET KENDİNLE BARIŞIK OL O ZAMAN YAYILAN ENERJİ DEĞİŞİR.ŞUNU OLMALI BUNU OLMALI DİYİP DURMA.O ZAMAN KORKARSIN BASTIRIRSIN VAR OLMAZSIN.KENDİNİ SEVDİKÇE BAŞKALARINIDA SEVERSİN KENDİNİ ORTAYA ÇIKARIRSIN VE ÇİRKİN YÖNÜN KAYBOLUR DÖNÜŞÜR.KENDİNİ SEVDİKÇE ÖFKEN KISKANÇLIĞIN KORKUN KAYBOLUR SADECE SEVGİ KALIR.KENDİNİ SEV DİĞERLERİ KENDİLİĞİNDEN OLUR



    YAKINLIK KORKUSU
    GÜVEN ANCAK KENDİNE GÜVENDİĞİNDE OLUR.KENDİNE GÜVENDİĞİNDE BAŞKALARINADA ALLAH'A DA GÜVENİRSİN.HERKES AZ VEYA ÇOK KORKTUĞU İÇİN YAKINLIĞA İZİN VERMEZLER.GÜZEL BİR YÜZÜ GÜZEL BİR GÜLÜŞÜ VAR ÇOK KONUŞKAN GÜZEL ŞARKILAR SÖYLÜYOR AMA BUNLARIN ARKASINA GÜVENEMİYORSA YAKINLIKTAN KORKARLAR.HERKES BİRİNE YAKLAŞIRKEN KORKU DUYAR BU NORMALDİR.GERÇEK YAKINLIKTA ARADAKİ TÜM DUVARLAR YIKILIR VE BU BÜYÜK BİR MUTLULUKTUR. PSİKOLOJİK YAKINLIK BİLE GÜZELKEN SPİRUTUEL YAKINLIK 2 RUH ARASINDAKİ YAKINLIKTIR 2 RUH İÇİÇE GEÇER VE BU ÇOK DAHA MUHTEŞEMDİR. SPİRUTUEL (BOŞLUK) HİSSETTİĞİNDE İNSANLARLA YAKINLAŞMAN ÇOK KEYİF VERİR.



    SEVGİNİN DİĞER YÜZÜ
    EĞER SEVGİ YOKSA KORKACAKSIN HERYERDE DÜŞMANLARIN OLACAK.BU DUNYAYA AİT OLMADIĞINI HİSSEDECEKSİN.O YUZDEN ASLINDA KORKU SEVGİ YOKSUNLUĞUDUR.EĞER SENİN SORUNUNUN KORKU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSAN YANLIŞ YÖNE BAKIYORSUN DEMEKTİR.SENİN SORUNUN SEVGİÇOK KORKTUĞUNDA TAMAMEN KAPANIRSIN DİĞER İNSANLARA YAKLAŞMAZSINKAPIYI AÇMAYA KORKARSIN SEVGİ KAPINI BİLE ÇALSA KORKARSIN.BU BİR KISIRDÖNGUYE DÖNÜŞÜR. KORKU SANA HERKESİ DÜŞMAN GİBİGÖSTERİRAŞIK OLMAKTAN DELİ GİBİ KORKARSIN.SEN HALA SORUNUN KORKU OLDUĞUNU SANIYORSUN AMA SENİN SORUNUN KORKU DEĞİL SEVGİ.HATIRLASORUN KORKU DEĞİL SEVGİ.KORKU HİSSEDİLİYORSA SORUN SEVGİDİR.LÜTFEN KORKUYU TAKINTI HALİNE GETİRME KURTUL VE HAREKET ET.DAHA SEVGİ DOLU OL.KARŞIDAKİ İNSANA BİRKAÇ ADIM AT ÇÜNKÜ HERKES KORKUYOR SADECE SEN DEĞİL.VE KORKAN İNSANLAR EN ÇOKTA REDDEDİLMEKTEN KORKARLAR.KORKAN İNSANLAR ETRAFA ÖYLE ENERJİ YAYARLARKİ SEVEN İNSANLAR BİLE ONA YAKLAŞMAYA KORKARLAR.O KORKUYOR. HAREKETLERİNDE BİLE KORKUYU HİSSEDERSİN.BAZI İNSANLAR YANINA KİMSEYİ YAKLAŞTIRMAZ.SEVGİ DUYAN İNSAN POZİTİF ENERJİ YAYAR.MIKNATIS GİBİ ÇEKER ONA YAKLAŞMAK İSTERSİN.SORUNUN KORKU OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSAN SORUN SEVGİYE TÜM KAPILARI KAPAMIŞSIN SADECE KAPIYI AÇ.REDDEDİLMEKTEN KORKACAK BİRŞEY YOK.%50 İHTİMAL.REDDEDİLSENDE DAHA ÇOK İNSAN VAR KORKULACAK BİRŞEY YOK.ONA TEŞEKKÜR ET VE DEVAM ET.HATA YAPMAKTAN KORKMA HATA YAPMAZSAN YAŞAMI ISKALARSIN.REDDEDİLMEK İYİDİR.KABUL EDİLME OLASILIĞINI ARTTIRIR.BİR KADINLA KONUŞ HEMEN BEDENİNİ GERİ ATACAKTIR.BEDEN DİLİNİ İYİ TAKİP ET.SADECE OTURUP BEKLERSEN SEVGİ SENİ ES GEÇEBİLİR.HAREKET ET.SEVGİ TUTKULU-CANLI-ATEŞLİ OLMALI.O ZAMAN BİRİLERİNİ ÇEKEBİLİRSİN. ÖLÜ İKEN KİMSEYİ ÇEKEMEZSİN.SEVGİ DOLU OL,CANLI,KORKUSUZ VE HAREKET ET.YAŞAMIN MERKEZİ EGO DEĞİL SEVGİDİR.KORKUYA SIRTINI DÖN VE SEVGİYE İLERLE IŞIK ORADA.



    KENDİNİN NE OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN NE OLMADIĞINI ANLA
    BEDENİN,DÜŞÜNCELERİN,DUYGULARIN,RUYALARIN,ARZULARIN,HAYALLERİN,HEDEFLERİN,HIRSIN DEĞİLSİN.VE BİR GÜN TÜM GÖRDÜKLERİN KAYBOLUR VE GÖZLEMCİ KALIR.SEN EVRENİN BİR PARÇASISIN VE ZAMANIGELDĞİNDE KAYBOLUP O EVRENE KARIŞIRSIN.EĞER KENDİNİ BULDUYSAN BÜTÜN OKYANUSU,GÖKYÜZÜNÜ, YILDIZLARI,ÇİCEKLERİ VE KUŞLARIDA BERABER BULMUŞSUNDUR.İNSANIN KENDİNİ BULMASI HERŞEYİBULMASIDIR.İNSANIN VAROLUŞLA OLAN İLİŞKİSİ TAMAMEN DAĞILDI.BU YUZDEN APTALCA ŞEYLER YAPIYORLAR.İNSANLIĞI BİR İZLE BURANIN TIMARHANE OLMADIĞINA İNANAMAYACAKSIN.SİGARA SAĞLIĞA ZARARLIDIR YAZISINI OKUYOR VE SİGARA İÇİYORLAR.BİRBİRLERİNİ ÖLDÜRÜYORLAR.DUNYA HALA DİKTATÖRLER ÜRETİYOR VE PEKÇOK İNSAN ONLARIN PEŞİNDEN GİDİYOR.
    SAĞLIKLI BİR İNSAN SEVMEK İSTER SAHİP OLMAK HÜKMETMEK DEĞİL. KENDİLERİNE VE BAŞKALARINA ÜSTÜNLÜK SAĞLAMAK İSTEYEN İNSANLAR EN ÇOK AŞAĞILIK KOMPLEXİ TAŞIYAN İNSANLARDIR.TÜM İNSANLIKUYKUDABAZISI PARA PEŞİNDE KİMİSİ BEDENLERİN PEŞİNDE KOŞUYOR.İÇSEL DUNYANA VE İÇSEL GÖKYÜZÜNE DÖNERSEN UYANIRSIN.BIRAKMAK,RAHATLAMAK,KENDİNE ERİŞMEK VE SONRA ÖZÜNE KAVUŞURSUN





    KORKUSUZLUĞA GİDEN BİR YOL BULMAK
    KORKU SADECE ZİHNİN MEKANİZMASINDA MEVCUTTUR.BU SADECE SANA BAŞKALARININ VERDİĞİ DÜŞÜNCELERDEN KAYNAKLIDIR.BUNU TAKİP ET SANA BUNU ÖĞRETEN BİR BAŞKASI.AMA ARTIK GEREKSİZLER.ZİHNİN BU PROGRAMLARI KENDİLİĞİNDEN SİLEMEZ.ZİHİN HATA YAPMAK İSTEMEZ O YUZDENDE HİÇBİRŞEY YAPMAK İSTEMEZ HEP RUTİNLERİ TAKİP EDER. HAYAT İSE HATA YAPMAK DENEYİMLEMEK GEREKTİRİR.ZİHNİN YOLUNU TAKİP ETMEK NEVROTİKLİĞİ GETİRİR.KORKU OLUŞTUĞUNDA YENİ BİRŞEY ÖĞRENECEĞİN ANLAMINA GELİR.YA KORKUYU YA SEVGİYİ SEÇERSİN VE HAREKET EDERSİN.

    KAÇIŞ YOK:KORKUN NE KADAR BUYUKSE İNSANLARDAN VE HERŞEYDEN KAÇIŞINDA O KADAR BÜYÜK OLUR.HERKESE MESAFELİ OLURSUN EN YAKIN ARKADAŞLARINA BİLE TAMAMEN AÇIK DEĞİLSİNDİR.EKSİK YÖNLERİNİN ORTAYA ÇIKMASINDAN KORKARSIN

    ÖZBİLİNÇ YADA ÖZFARKINDALIK:ÖZBİLİNÇTE ENDİŞE VE EGO VARDIR.
    ÖZFARKINDALIK İSE İÇSEL DUNYANI VE YAŞAMIN GİZEMİNİ KEŞFETMENDİR.ONU İÇİNDE BULDUĞUNDA DIŞARDADA TANIYACAKSIN

    SESSİZ OLMAKTAN KORKMAK:İNSANLAR SÜREKLİ KONUŞURLAR.GECE BAZEN TOĞRAĞA UZAN SADECE YILDIZLARA BAK.YAŞAMIN SANA SUNDUĞU TÜM FIRSATLARI DEĞERLENDİR.SADECE YILDIZLARI İZLEYEREK BAŞININ DÖNDÜĞÜNÜ YUKSEKLERDE UÇTUĞUNU HİSSEDECEKSİN.

    SENİ KORKUTAN HER NE İSE ÜSTÜNE GİT:TÜM GÜVENLİK DÜŞÜNCENİ UNUTYAŞAM RİSKE GİRENLERE GELİR.İÇİNDE HİÇBİR KORKU OLMADIĞINI HİSSET BU ÖZGÜRLÜKTÜR.KORKU İSE ESARETTİR.KİMSE SENİ ESİR ETMİYOR.KENDİN EDİYORSUN.KORKUYU FARKETTİĞİNDE KAPIDASIN DEMEK KIRMAK ZORUNDA OLDUĞUN O ENGELİ AŞ.HAREKET ET

    2 EXTREMİN FARKINDA OL:İNSANLAR YA KORKULARINI BASTIRARAK HAREKET EDERLERKİ BU YANLIŞTIR.YADA KORKUSUZLUK İÇİNDE HAREKET EDERLERKİ BUDA YANLIŞTIR.DOĞRU OLAN KORKUYU FARKET AMA HAREKET ET.SERT OLMA NARİN OL,ESNEK OL,KIRILGAN OL,KORK AMA HAREKETET

    ACELECİ OLMA:KORKU ÇÖZÜLEBİLİR AMA ACELE ETME YOKSA BASTIRIRSIN.HİÇBİR DUYGUYU REDDETME ANLAMAYA ÇALIŞ.KORKUDAN VAZGEÇME FİKRİNDEN VAZGEÇ TAKINTIYA DÖNÜŞTÜRME

    KORKUSUZLUĞU AMAÇ EDİNME:AMAÇ EGONUN OYUNUDUR BU OYUNA GELMEBEDEN BURADA AMA ZİHİN BURADA DEĞİL SU İÇERSEN BEDENİN İÇERZİHNİNDEN KURTUL HİSLERİNE DÖN GÜVENİ VE NEŞEYİ BULURSUN.ANİDEN TÜM ENERJİN ORTAYA ÇIKACAK GÜVEN DOLU VE MUTLU OLUP KORKUSUZCA İLERLEYECEKSİN.GÜVENSİZLİK KAYBOLUR DEMİYORUM O KALIR.YAŞAM ZITIKLARLA VAROLUR.TAM BİR GÜVENLİK YOKTUR

    ÖLÜMDEN KORKMAK:TÜM KORKULARIN KAYNAĞIDIR.EGONUN ÖLÜMÜ TÜM KORKULARIDA YOKEDER.GERÇEKTEN YAŞAMAK İSTİYORSAN ÖLÜMÜ KABUL ETMELİSİNZATEN ÖLECEKSİN.SEVGİDEN KORKMA EGONU ÖLÜMÜDÜR

    KORKU VARSA KABUL ET:KORKUNLA SAVAŞMA ONU KABUL ET.HİÇBİRŞEY YAPMA.ACI ÇEKECEKSİN VE ACIYI KABULLEN.HERKES KORKAKTIR.CESUR DENEN İNSANLAR BİLE KORKARLAR.DURUM NE OLURSA OLSUN KABUL ET VE İLERLE.KİMSENİN SENİ YARGILAMAYA HAKKI YOK SENİNDE KİMSEYİ YARGILAMA HAKKINYOK.BAŞKALARININ YARGILAMASINI DERT ETME.KORKU SANA KORKUSUZLUK VERECEK ÖFKE SANA ŞEFKAT VERECEK.KISA SÜREDE ACI ÖĞRENMEYE DÖNÜŞECEK İŞTE O ZAMAN YARATICI OLACAK

    KAYBEDECEK BİRŞEY YOK:HALA DUNYADAYKEN KEYFİNİ ÇIKAR.KORKU YÜZÜNDEN PEKÇOK ŞEYİ KAÇIRIYORSUN.HERŞEYİN FARKINDA OL Kİ TADI ÇIKSIN.KORKUYU AZALTABİLDİĞİN KADAR AZALT.O BAHÇEDEKİ GÜLLERİN ARASINDA BİTEN OTLAR GİBİDİR.AZALTABİLDİĞİN KADAR AZALT.YAŞAMDA KÖTÜ OLAN KORKULMASI GEREKEN BİRŞEY YOK HEPSİ ZİHNİNİN ÜRÜNÜ.KORKUNU İZLE VE ONDAN UZAKLAŞ ÜSTÜNE GİT

    NEŞE PANZEHİRDİR:YAŞAMIN KEYFİNİ ÇIKARMAZSAN KORKU BAŞLAR. TADINI ÇIKARIRSANDA KORKU KAYBOLUR.O YÜZDEN SADECE POZİTİF OL VE DAHA ÇOK GÜL DAHA ÇOK EĞLEN DAHA ÇOK DANS ET DAHA ÇOK ŞARKI SÖYLE DAHA MUTLU OL ÇOK KÜÇÜK ŞEYLERİN BİLE TADINI ÇIKAR.YEMEK YİYEREK KAHVALTI EDEREK ARKADAŞLARLA GEZEREK ÇAKIL TAŞI TOPLAYARAK SADECE YATARAK BİLE MUTLULUĞUN TADINI ÇIKAR.BU KÜÇÜK ŞEYLER YAŞAMI OLUŞTURUR VE HARİKA ŞEYLERDE YAŞAM İÇİNDE HAREKET ETTİKÇE GELİR.HER NE YAPARSAN YAP ÇOŞKUYLA YAP.OLUMSUZLUKLAR SENİ RAHATSIZ ETMESİN BİR MUM YAKABİLİRSİN VE KARANLIK KENDİLĞİNDEN KAYBOLUR.KARANLIKLA SAVAŞMA ÇÜNKÜ KARANLIK DİYE BİRŞEY YOK.15 GÜN BOYUNCA İLK İŞ BÜYÜK BİR ÇOŞKUYLA BUGÜNÜ BÜYÜKMUTLULUKLA YAŞAYACAĞINA KARAR VER.BÜYÜK BİR MUTLULUKLA KAHVALTI ET VE GÜNÜNÜ BÜYÜK BİR MUTLULUKLA YAŞA.VE HER GECE YATTIĞINDA BUGUN HARİKA ŞEYLER OLDUĞUNU HATIRLA.RÜYALARIN VE GÜNLERİN ÇOK DAHA GÜZEL OLACAK.





    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi gren -- 5 Aralık 2014; 0:52:47 >
    _____________________________




  • 
Sayfa: 12
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.