|
Nükleer silahlanma yarışı yeniden alevlendi: Bu kez en hızlı büyüyen Çin
-
-
Hadi ABD göreyim İran'a yaptığı Çin'e yap saldır bak nükleer var sen yetkili bir abi benziyorsun
Yemez tabi gücü nereye yeterse oynar ABD
< Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >_____________________________ -
Nükleer bir silah sahibi olmamız şart.
-
Iran i da kolay lokma sandi, belki eninde sonunda kazanacak, sonucta abd her kosulda guclu bir ulke ama attigi tas urkuttugu kurbagaya degdimi.
< Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >_____________________________ Chi of love -
Her gelişmiş ülke girecek bu işe Almanya ve Japonya'da askeri gücünü arttırmaya başladı. Çin geçen Japonya'nın 5500 tane nükleer başlık yapabilecek kadar plütonyuma sahip olduğunu iddia ediyordu (44.4 ton plütonyum varmış Japonya'nın elinde)
south china morning postJapan has enough plutonium to make 5,500 nuclear warheads, PLA Daily sayshttps://www.scmp.com/news/china/military/article/3348518/japan-has-enough-plutonium-make-5500-nuclear-warheads-pla-daily-says
-
bunlar yapınca sorun yok
başkası yapınca aaa nükleer silah yapacaklar durdurmalıyız
ne güzel dünya
_____________________________ -
< Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
Yalnız temel ilkeleriyle nükleer doktrin de önemli ve en azından haberde nükleer doktrinin bahsi geçmemiş.
Mesela bazen "Minimal Nükleer Caydırıcılıkla" tanımlanan, bazen de - genelde Batılı kaynaklarca - yeterince şeffaf olmakla suçlanan Çin'in nükleer doktrininde İlk Kullanan Olmama (No-First-Use/NFU), Herhangi bir Ülkenin Hedef Alınmayışı Taahhüdü (Non-Targeting Commitment) ve Yalnızca Savunma Amaçlılık (Self-Defense Only) merkezi-resmi politik temalar ve ilkeler. Dahası Çin başka ülkelerce nükleer silahların kullanımı ve yayılımı konusunda oldukça karşıt bir tutuma sahip - ilki doktrinlerine uyuyor, ikincisi son yıllardaki bence "güvenlik ikilemi" bağlamında nükleer büyümeleriyle tezat teşkil ediyor:
www.mfa.gov.cn
No-first-use of Nuclear Weapons Initiative_Ministry of Foreign Affairs of the People's Republic of Chinahttps://www.mfa.gov.cn/eng/xw/wjbxw/202407/t20240723_11458632.htmlwww.fmprc.gov.cn
China releases white paper on arms control in new era_Ministry of Foreign Affairs of the People's Republic of Chinahttps://www.fmprc.gov.cn/mfa_eng/xw/wjbxw/202511/t20251127_11761653.htmlgmfus
Deciphering China's Nuclear Modernizationhttps://www.gmfus.org/news/deciphering-chinas-nuclear-modernizationwww.csis.org
Parading China’s Nuclear Arsenal Out of the Shadowshttps://www.csis.org/analysis/parading-chinas-nuclear-arsenal-out-shadowsGüvenlik İkilemi (Security Dilemma) baskısı hisseden Çin'in - ve aslında diğerlerinin de ama en çok da en büyük nükleer güçler ABD ile Rusya'nın gerisinde olan Çin'in - "Si vis pacem, para bellum" yani "Barış istiyorsan savaşa hazır ol!" kafasıyla hareket ettiğini farz etmek mantıklıdır.
Şöyle düşünebiliriz: Çin gibi bir ülke nükleer silah doktrininin temel politik yüzü haricinde işleyişi vb konusunda tamamen şeffaf olsa olası ilk saldırıdan (first-strike) sonra karşı saldırı yapma kabiliyetini tamamen kaybedebilir çünkü nükleer silah altyapısı ve kullanım işleyişi önceden hedef alınabilir. Bu şekilde Çin - veya herhangi bir başka nükleer güç ülke - savunmasız bırakılabilir. Diğer bir deyişle stratejik olarak bir caydırma / misilleme yapamadan haince bir saldırıda tek seferde imha edilebilir. Antik Mısırlılar veya Suriyeliler gibi "Hitit/Hatti Şoku" yaşayabilirler - Hititler zamanın koşullarında uzak olan Hatti ülkelerinden kalkıp Toroslardan geçip Yakındoğu'da hedef bellediklerine yaptıkları ani saldırılarıyla bölgede ün yapmıştı. :) O zamanın nükleer füzeleri de Hititlerin kullandıkları oklar, yaylar, atlar ve at arabalarıydı. Anadolulu savaşçı atalarımız Hititler patladığı yeri yıkıp geçen bir nükleer bomba misali krallıklar ve şehirler yıkma konusunda ustaydılar. :)
arkeofiliHititlerin Hızlı Savaş Arabaları, Kudretli Mısır’ı Tehdit Etmişti - Arkeofilihttps://arkeofili.com/hititlerin-hizli-savas-arabalari-kudretli-misiri-tehdit-etmistiAnkara Sıhhiye'deki Hatti/Hitit Güneş Kursu; askeri muzzaferlik ve kudret her yıl İkinci Dünya Savaşı Zaferi'ni anan ve militarizmi yücelten günümüz Rusyası gibi nükleer güç devletlerde olduğu gibi antik Hitit Krallığı'nın ideolojisinin bir parçasıydı; birçok devlet Kızıl Meydan'lar ve Yasak Saraylarda kamyonlarla yürütülen nükleer silahların da aslında bunun bir parçası olduğu şekilde "savaşa daima hazır savaşçılık" kültürünü özellikle çevresel baskı ve tehditten gelen bir meşruiyetle yaşatıyor:

Onun için tarihteki diğer pek çok askeri doktrinde olduğu gibi nükleer doktrinlerde bir müphemlik veya gizlilik "ilk saldırı ihtimalinin" o ülkece başkalarına yapılması ihtimalinin dışlanması gibi genel çerçevesi haricinde baki görünmektedir. Aksi takdirde mutlak bir şeffaflık derecesinde birbirlerine güvenebilecek olsalar zaten devletler nükleer bir silahlanmaya gitmezdi.
Gerçekten niye gidesin ki? Maliyetli. Bakımı zor. Belirli sektörlere kısmi faydası haricinde ülkene bir külfet. Eğer nükleer silahlanma sebebin başka devletlerin yarattığı tehdit değilse uzayda kafana göre astroit patlatmak veya Sovyetler gibi yeraltından durmaksızın sızan kuyuyu kapatmak için mi silahlanacaksın? :) Herkes birbirine tamamen güvense zaten nükleer silahlar olmaz; bırakın nükleer silahı, hatta ordular veya savunma sanayii sektörü bile olmazdı.
Ama bu savaşçı, savaşmasa bile savaşmaya her daim hazırlanmaya meyilli Homo Sapiens türünün soyu olarak güncel durumumuza ve binlerce yıllık genel anlamda muharip haldeki tarihimize bakınca elbette biraz ütopik bir tablo olarak duruyor.
Kim bilir, günün birinde Türkiye de bir nükleer silah programıyla ortaya çıkarsa bence Çin'in nükleer doktrinin temel kaidelerinden ilhamla kendi savunma odaklı ve asla ilk kullanan veya hedef alan olmama odaklı doktrinini oluşturmalıdır. Çin'in nükleer politikasını örnek almalıdır.
Çin nükleer güç ve caydırıcılığını küresel güvenlik ikilemini azdıracak şekilde arttıran paydaşlardan birisi olarak suçlanabilse bile nükleer silah doktrinin temel kaideleri ve söylemi politik, etik ve prensip olarak bence fazlasıyla yerindedir. Nükleer silahlar asla kullanılmak için değil; - paradoksal biçimde - barışa ve güvenliğe hizmet edecek bir politik çerçeve içerisinde yönetilmelidir.
Hiroşima ve Nagazaki'deki korkunç yıkımlardan ve Soğuk Savaş'ın erken fazlarındaki nükleer testlerdeki doğa katliamından sonra olan da zaten budur. Nükleer caydırıcılık ironik şekilde dünya barışına hizmet etmiş, kapitalist Amerikan ve komünist Sovyet bloklarının büyük çaplı savaşlara kapılmasını önlemiştir. Özellikle Soğuk Savaş'ın takip eden dönemlerinde nükleer silah yayılımının azaltılmasına yönelik girişimler, Soğuk Savaş'ın Yumuşama (Detente) döneminde önemli mihenk taşı olan 1968 tarihli anlaşma (Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması / Non-Proliferation Treaty) insanlık için büyük bir kazanım olmuştur.
Eğer Non-Proliferation Treaty kazanımının sürdürülmesinde sıkıntılar veya ihlaller mevcutsa olabilecek en iyi tutum bahsettiğim gibi Çin'in doktrininde yer alan asla İlk Kullanan Olmama (No-First-Use/NFU) Politikasıdır. Bu Çin'in nükleer doktrinine de büyük bir itibar ve öngörülebilirlik sağlamaktadır. Ama Çin eğer nükleer silahlanma işini abartırsa, "Minimal Nükleer Caydırıcılık" çizgisinden fazla saparsa bu durumda bu akılcı ilkesinin altını güvenlik ikilemini aşırı besleyerek oyacaktır. İnandırıcılığına veya güvenilirliğine niyeti tamamen iyi kaldığı halde bile zarar verecektir.
ABD ve Rusya'yı ve sayısız müttefiklerini gerekirse tek başına dengeleme veya caydırma derdindeki Çin'in özellikle Tayvan Meselesi ışığında dikkat etmesi gereken açmaz bence budur.
_____________________________ We're beyond sympathy at this point, we're beyond humanity.
-
Bizde de olması şart, sadece konvansiyonel güç olduğumuz takdirde caydırıcılık olmuyor.
_____________________________
Bu mesaj IP'si ile atılan mesajları ara Bu kullanıcının son IP'si ile atılan mesajları ara Bu mesaj IP'si ile kullanıcı ara Bu kullanıcının son IP'si ile kullanıcı ara
KAPAT X




Yeni Kayıt

Konudaki Resimler











