Şimdi Ara

Neye Göre İyi ? Neye Göre Kötü ?

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
20
Cevap
0
Favori
683
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
0 oy
Öne Çıkar
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Son zamanlarda kafam hep bu soruda.Toplum olarak belli başlı iyi kötü diye ayırdığımız kişiler var. Ama aslında bu kişileri kötülük yapmaya iten sebepler var. Anlatamadım tam olarak sorumu.
    Breaking bad izleyenler bilir, Walter White kötü birisi diyebilir miyiz ? Yaptıklarının sebebi ailesiydi.Şimdi neye göre belirleyeceğiz bu kavramları ?



  • Kafasına aldığı darbenin şekline ve niteliğine göre diyebiliriz.



    İnsan bi travma urunudur ve bunu zamanla oğrendiğinde çok kızgın olur. Ebeveyn denen kavramın tamam manada heva ve hevesinin sonucudur.



    Heva ve heves ise gerçeğin travmaya uğrattığı bi kişilikte makes(son) bulur. Yani neticedir.



    Kişi zamanla ne kadar fazla hevanın urunu olduğunu öğrenir travmatik geçmişi o kadar depreşir ve çoğalır. Buna uygun sonuçlar uretmeye başlar.



    Zamanla kotu olan bi şeye döner mi? Şayet donerse bu bi sureç olduğundan bunu yadsıyacak beyni tutum da o oranda eksileceğinden bu sorgu yapıldığı esnada anlamsızdır.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi HADO77 -- 6 Nisan 2017; 16:40:9 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Toplumsal algılara göre değişen bir şey olamaz, genel ahlaki kurallar.İnsanların çoğunluğuda bu konuda doğruyu göstermez.
    Adalet sevgi temel hak özgürlükler evrenseldir,diğerleri kültürden kültüre değişir.
  • M3 CSL M kullanıcısına yanıt
    Adalet nasıl evrensel oluyor ? Diyorum ya, kime göre adalet ?
  • Her insanın temel hakları vardır. bunlardan

    -birincisi inanç özgürlüğü yani inanç seçme ve değiştirme özgürlüğü

    -ikincisi herkesin kendi düşünceleri, yaşamı ve bedeni üzerinde yüzde yüz hak ve söz sahibi olması. yani birisinin duygu düşünce ve bedeni üzerinde başka birisi hak iddia edemez veya kişinin kendisiyle ilgili hertürlü karar almasını engelleyemez. kimse bir başka kimsenin bedenine kendisi izin vermediği sürece müdahalede bulunamaz. kişi ancak masum biri değilse idam edilerek bedenine müdahalede bulunabilir. kimseye idam dışında fiziksel ceza verilemez.

    -üçüncüsü herkesin taciz edilmeme hakkı vardır yani kimse kimseyi fiziksel veya psikolojik olarak haddinden fazla rahatsız edemez. hiç demiyorum çünki sonuçta aynı ortamda yaşayan sosyal birer varlığız.
    -dördüncüsü masum herkesin seyahat özgürlüğü.

    en azından benim bildiklerin bunlar.

    bir kişinin davranışları başka bir kişinin bu yaratılıştan gelen (ahlaki yani halk edilmiş) haklarını ihlal etmediği ve ihlal edeceği açıkça belli olmadığı sürece davranış ahlaka aykırı değildir.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-1135B01C2 -- 6 Nisan 2017; 17:3:45 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • Ateistlerin Ahlakının Rasyonel Bir Temeli yoktur.Senin kafana bu takılmış Şu metni okumanı tavsiye ederim.
    ''Burada yanlış bir anlama olmaması için şu hususun altını çizmeliyim: Birçok ateist, tektanrılı dinlerin inananlarından elbette çok daha ahlaklı olabilir. Ateist böyle olmakla, başta bahsedilen doğuştan özelliklerle uyumlu davranmaktadır. Fakat burada tartışılan sorun “ahlaklı olup olmama” değil, bu halin “rasyonel temelinin” olup olmamasıdır.

    Ateistler, söz konusu doğuştan özellikleri kör-tesadüfi süreçlerin neticesi olarak değerlendirdikleri için, ateist biyologlar Ruse ve Wilson gibi, ahlakı bir “yanılsama” olarak görmek durumundadırlar. (Nietzsche ve Sartre gibi ünlü ateist filozoflar da Allah’ın yokluğunda ahlaki değerlerin doğruluk değeri kalmayacağına dikkat çekmişlerdir.) Ahlakın en önemli özelliklerinden biri “bağlayıcılığı”dır. Ancak “öldürmeyeceksin” veya “çalmayacaksın” gibi ilkelerin bağlayıcı özelliğine “rasyonel temel” bulunabilirse, ahlakın rasyonel temeli olduğu söylenebilir. Doğuştan ahlaki özelliklerimiz, ahlaki eylemin gerçekleşmesine bir destek olmasının yanında, kompleks ahlaki kavramları bilmemizi ve ahlaki farkındalığa sahip olmamızı sağlamaktadır; fakat bu özellikler, kör-tesadüfi süreçlerin bir ürünü olarak kabul edilirse, ahlaki emirlerin bağlayıcılığı için “rasyonel temel” sunamaz. İnsanların çıkarları, arzuları ve tutkuları -kimi zaman- ahlaki gerekliliği yerine getirmemeye sebep olabilir.

    Örneğin yere düşen, içi para dolu bir cüzdanın, hiç kimsenin görmeyeceğinin garanti olduğu ve bu parayla hayatın sonuna kadar rahat yaşanabileceği bir durumda, “çalmayacaksın” ahlaki ilkesi gereğince alınmaması için, -Allah’ın varlığı yok kabul edildiğinde- herhangi bir “rasyonel temel” bulunamaz. Bahsedilen doğuştan özellikler veya çeşitli kültürlerin verdiği eğitimin şekillendirmesi elbette parayı iade etmeyi sağlayabilir ama bunun “rasyonel temeli” ateist dünya görüşüyle gösterilemez. Zira natüralist-ateist anlayışa göre doğa dışında varlık yoktur; fiziksel olarak doğa ise itme-çekme, dalga-parçacık, madde-enerji gibi unsurlardan oluşmuştur ve doğanın bu özelliklerinin hiçbirisinde, ahlakın zaruri şartı olan bağlayıcılığının temellendirilebileceği bir zemin bulunamaz. Fakat insanın üstünde bir otorite olan Allah’ın emirleri, her koşulda, ahlakın bağlayıcılığı için gerekli “rasyonel temeli” sağlamaktadır. İnsanı kör-tesadüflerin sonucu kabul eden bir anlayış, insanın diğer canlılardan farklı olarak ahlaki özellikleri olması gerektiği görüşüne “rasyonel temel” bulamaz. Bu anlayışı kabul edenler, ellerini yıkarken bakterileri öldürmeleriyle, suçsuz bir insanı öldürmeleri arasındaki fark gibi, çok temel bir ahlaki görüşü bile temellendiremezler. Her şeyin tesadüflerle birbirinden evrimleştiği bir anlayış açısından, insan hayatını bakterilerden daha anlamlı kılacak “rasyonel temel” nedir?

    Burada ateistlerin cevap vermesi gereken çetin soru şudur: Neden doğa, ancak Allah varsa “rasyonel temeli” olacak doğuştan ahlaki özellikler oluşturmuştur? Doğal süreçleri Allah’ın aracı-sebepleri olarak gören tektanrıcı dinler açısından, bu doğal süreçlerin, gözümüzü Allah’a çevirtmesi beklenecek bir durumdur. Fakat ateist doğa anlayışı açısından, sadece bu dünyadaki yaşam ve genleri aktarma mücadelesiyle ilgili olarak oluştuğu düşünülen doğuştan ahlaki özelliklerimizin, ahlaklı yaşama ilkesini “rasyonel” kılacak bir yönü yoktur.''




  • Bunun için, insanın içinden ve doğuştan gelen evrensel bir ahlak yasası var mıdır? Yoksa toplumsal ahlak kuralları zamana ve mekana göre değişebilir mi? Soruları tartışılmalıdır.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Bu Hayat Bana Göre Değil
    16 yıl önce açıldı
    Daha Fazla Göster
  • Toplumdaki bir çok insan ahlakı yetiştirilirkenki şartlanmalarına, eğitimlerine, genel olarak kabul edilen görüşlere, kanunlara, içgüdülerine, dinlerine vs. göre belirlerler.
    Eğer ahlaka herkes için geçerli olan bir temel arıyorsan, bence bulamazsın. Ama kişisel olarak kabul ettiğin bazı ahlaki görüşleri temellendirebilirsin bence. Mesela benim ahlak için şahsi temelim dindir. Benim için bazı ahlaki kurallar vardır. Ama herkesin benle aynı ahlaki kuralları kabul etmesini bekleyemem.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: cakiyyyy

    Adalet nasıl evrensel oluyor ? Diyorum ya, kime göre adalet ?

    Her insan haksızlığa karşıdır, torpile karşıdır, emeğinin karşılığını almak ister.Adalet Fırsat eşitliğidir bir bakıma.Bu insanın İç yaradılışına konmuştur
  • konuyu anlamak için özsaygısı yerinde olan herkesin kendisini melek kadar iyi güzel gördüğünü bilmeliyiz. bu insanların hayatını sürdürmesi için toplumda ve çevresinde sonuçları olacak davranışlarda bulunması gerekir. çağdaş toplumda bu davranışların ucunu kaçırmamak için ahlak kuralları çerçevesinde hareket etmek gereklidir. buraya kadar herşey güzel.

    ipin ucu değerler doğrultusunda davranışlar sırasında kaçar. insanların değerleri (özgürlük, yurtseverlik, bağımsızlık, yardımseverlik, otoriterlik...) birbirleriyle çakışırsa iyi-kötü ayrımı başlar. mesela askerlik görevini yapmalı mı yoksa vicdani redci mi olmalı?
    şu soruyu bu forumda sorsak vatansever biri vicdani retçilere "kötü" etiketi koyacaktır, özgürlükçü insanlar ise "iyi" olarak niteleyecektir.
    bir başka örnek, çevrecilik - konforculuk. foruma tekrar sorsak desek ki; "işe arabayla mı gidersiniz yoksa bisikletle mi?" bisiklet cevabını verenleri çevreci değere sahip insanlar iyi, konforu tercih edenleri kötü olarak görecektir.
    vejeteryanlık - et severlik; popüler kültüre aşinalık - bağımsızlık bir çok çatışan değerleri sıralayabiliriz. burada nesnel doğru, iyi, kötü yoktur, tercihler vardır.

    insanlar değerlerine göre hareket eder, bu değerlere göre devleti oluşturur toplumu kurar anayasayı hazırlar. bu değerler beraberce yaşayan insanların ortak anılar kurarak oluşturdukları öz'lerdir. bunun evrimsel açıklaması gruplar halinde yaşayan atalarımızın yaşadıkları coğrafi özelliklere göre adaptasyon sağlayacak tutumlar geliştirmesi ve bu tutumları aralarında paylaşarak bağ kurmasıyla grup olşumunu pekiştirmesi olarak açıklanabilir.




  • HADO77 kullanıcısına yanıt
    oldu olacak islama vaftizi getirelim :D
  • avcılarınavcısı kullanıcısına yanıt
    İlgi için teşekkürler.



    İslam veya isevilik kurum olarak insana ait değil insanlığa ait şeyler. Bu açıdan bu kurumları kişisel bi şeymiş gibi ekleme çıkarma konusu yapmak yanlış olur.



    Bana göre meselenin felsefesi adına siyasi ekonomik soylemler manalı değil.



    Zira felsefe somut bi durumu değil tüm zamanları kapsar bi beyni faaliyet olmalı. Bu açıdan islama bi şey getirmek yerine veya İseviliği kendine benzeten zihne aykırı olarak bi diyn icat etmek daha akla yatkın.



    Bunu yapabilecek ekstra akıl bi şeyi eleştirebilir ki verimli bi eleştiri olsun. Dinlerin hepsini birbirine benzetmek isteyen bi anlayış var ve bu aynı duygunun yorumunu içeriyor. Halbuki din insanın duygu durumuna kapalı bi kurum olmalıdır. İlahi kudreti anlamak istiyorsak böyle olmalı.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • HADO77 kullanıcısına yanıt
    Hocam peki neden önümüze gelen sorunları sadece din ile çözmeye çalışıyoruz ve dinin ceveap veremediği yerlerde yeni bir din arama ihtiyacı duyuyoruz? İnsanın günümüzde karşılaştığı bir yığın sorunu kelimelere döksek bir de dinlerdeki zamanına göre yazılmış kelimelere normlara bakıp bu sorunları çözmeye çalışsak dini kitaplar yetersiz kalacaktır. En nihayetinde dini kitaplar çıktığı zamana göre yazılmamış mıdır hocam dini kitapları rehber edinmek çok yanlış noktalara götürür bizi. Din sadece bir gelenek olarak kalsa daha makbul bence

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • avcılarınavcısı kullanıcısına yanıt
    din... gelenek?
    nedir gelenek?
    hayata zaten ''bazı'' gelenekler yön vermiyormu? sorun burası değilmi?
  • avcılarınavcısı kullanıcısına yanıt
    Modern hukuk bu konuda bi cevap zaten.



    Din icat etmek gibi bi amaç olamaz. Bana göre din (adına gerçeği arama çabası diyelim) zorunlu olarak ortaya çıkan bi şey. Kişi aradığını bulamazsa mevcut dinleri de değerlendirebiliyor.



    Bu konu insanlığa mal edilmeyle alakalı gibi.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • HADO77 kullanıcısına yanıt
    Hocam dinler arası geçiş olası bir durum değil. Toplum içindeki baskın din neyse cevabı onda bulamadıysak diğer dinlere geçmeyiz dini reddederiz. Farklı din=bambaşka kültür olacağı için kişiye yabancı gelir

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • HADO77 kullanıcısına yanıt
    Farklı mezhep icat etmek daha doğrusu olur

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • avcılarınavcısı kullanıcısına yanıt
    İngilizceyi öğrenmek için mutlak anlamda ingiliz bi ortamda bulunmak gerekir. Zira kelimelerin mahreci soylenişi bu şekilde oğrenilecektir.



    Şimdi diyn mezheb icadı gibi kavramlar dahi öyledir. Yani siz diynin mezhebin menbaında bi şey icad edersiniz.



    Hadi bi diyn ya da mezheb kuralım demek mümkün olmaz.



    İnsanın ortaya koyduğu hukuk kuralları var ve aslında gayet de yeterli. Sorun insanlar hukuku beğenmiyor değil. Tatmin olmamış manasına eğilen bi yapı gerekiyor. Hukuk insanın manasına seslenmez. Reeldir insan ilişkilerinin sert yuzunu ahlaki bi seviyeye çeker. Diyn ise insan insan denen ikili ilişkideki çaresizliği çözüm konusunda var. Bu işlevi göz ardı etmek mumkun değil.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • HADO77 kullanıcısına yanıt
    hocam mezhebi yaratamazsak birtakım fikirler ortaya atabiliriz. Mesela rönesans dönemi avrupasında bir düşünür "insan aklı tanrının ürünüdür, bu suretle insanın ortaya attığı yenilikler de tanrının bir yansıması olacaktır" demiştir. İslamda da aynı şey geçerli olabilir. Bizi tanrı yarattıysa bizim kendi başımıza yaptıklarımız tanrıyla neden çelişsin? Bence güzel fikir. Hukuku bilmiyorum da dinin bir çözüm yöntemi olduğunu sanmıyorum. İnsanlar genelde çözümsüzlüklerini geleneklerine geçmişlerine bakarak gidermeye çalışıyorlar. Artık modern çağda gelenekler yerini akıla bıraktığına göre dinin pek dikte edici bir işlevi kalmadı. Neyse hocam şimdilik iyi geceler

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • İyiliğin dereceleri:



    1. Birinci derecede iyi olan insan kimseye kötülük yapmaz, kimseye zararı dokunmaz, kendi yağında kavrulur, hayatını yaşar. Kimseye de faydam olsun derdinde değildir. Zor durumdakine ise denk geldiğinde yardım etmekten geri durmaz. Kendi çıkarını üstün tutmaz. Kendine hakim olmayı bilir.



    2.İkinci derecede iyi olan insan, sadece insanlara zarar vermemekle kalmaz, yardım da eder. Hayırseverdir. Herkese elinden geldiğince yardımcı olur. Yaşadığı topluma faydalı bir birey olmak için özel çaba sarf eder. İnsanların halinden anlar.



    3. Üçüncü derecede iyi olan insan, kendini adamış üstün insandır. Şu 3 günlük dünyada elde edeceği 3 kuruşluk, her türlü menfaati elinin tersiyle iten insandır. Bu insanlar, bilim adamları, alimler, din adamları, felsefeciler, öğretmenler gibi insanlar olabilir. Milyonlarca dolarlık şirket ortaklığını, daha iyi buluşlar yapabilmek için karşılıksız sonlandıran, ömrünü borç içinde tamamlayan Tesla gibi bilim adamlarını bu gruba sokabiliriz. Ömrünü okumaya adamış dervişleri, eski islam alimlerini, veya herhangi bir sıradan öğretmen iken, öğrencilerine ekstra şeyler katan bir öğretmeni de bu gruba sokabiliriz. İlle de büyük işler yapıp meşhur olmasına gerek yok. Küçük işler yapsa da, kendini adamışlığı önemlidir.



    Kötülük de sınıf sınıftır:



    1. Birinci sınıf kötü insan, kendine bile hayrı olmayan, insanlara kötülüğü dokunmasa da, kötülüğe karşı sessiz kalan, ne kendisi ne de başkaları için kılını kıpırdatmayan, dünyaya boş gelip, boş giden insandır.



    2. İkinci sınıf kötü insan, farkında olmadığı halde dünyasını kendi çıkarı üzerine kurmuş insandır. Her hareketinde, refleks haline gelmiş şekilde, kendi çıkarına göre davranır. Diğer insanlar umrunda bile değildir. Hayatını hep hazıra konma ve rahat yaşama üzerine kurmuştur. Diğerleri sürünse bile görmezden gelir. Kendisi kötülük yapmasa bile kötülüğe karşı hiçbir tepkide bulunmaz. Kimseyi umursamaz.



    3. Üçüncü derecedeki kötü insan, çıkarı için herşeyi yapabilecek insandır. Başkalarının hakkını gasp etmek, onu vicdanen asla rahatsız etmez. Başkasına kötülük yapmak onun için sıradan bir davranıştır. Kötülük yaptığı insanlar için, onlar da aptal olmaaın demeyi ihmal etmez. İnsanların saf duygularını istismar etmekte ustadır. Toplum içinde, insanların saflıklarıyla beslenen, kan emici birer asalaktırlar. En büyük meziyetleri de kendilerini kamufle etme yetenekleridir. İyi gibi görünmek için her türlü hileye başvururlar. Bazı pis işlerini de, bazı saf İnsanlara yaptırırlar. Mesela insansız hava araçları ile masum halkı bombalama görevini, yeni yetme genç askerlere veren üst düzey komutanlar gibi. Amacına ulaşabilmesi için, her şey mubahtır. İşte tam da şu anda dünyayı yönetenler bu tür insanlardır.



    Sonuç olarak iyiliğimizin veya kötülüğümüzün derecesi bizim imanımıza bağlıdır. İyiliğe yönelecek insan, inançlı insandır. Çünkü yapacağı her iyilik, Yaratıcısını memnun etmek içindir. Kendi çıkarını rahatlıkla hiçe sayabilir. Ancak inançsızlık, insanı sinsice kötülüğün basamaklarına tırmandırır.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • 
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.