Şimdi Ara

KÖTÜ BİR KAMU HARCAMASI: CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir - 1 Masaüstü
5 sn
58
Cevap
1
Favori
1.033
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
6 oy
Sayfa: 123
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • ÇOK KÖTÜ BİR KAMU HARCAMASI: CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI

    "Yazmazsam Allah bana bunun hesabını sormaz mı"



    Şeref Efe

    Beştepe'deki yeni cumhurbaşkanlığı sarayımız açıldı ve ilk konuğu Papa Franciscus'ı 28 Kasım 2014'te ağırladı.

    Sarayla ilgili çok yönlü tartışmalar devam ederken medyada ''sarayı eleştirenlerin eleştirisi''nin epey ağırlık kazandığı görülüyor. Esasen her şey ortada olduğu için bu konuda yorum yapmaya gerek olmadığını düşünmekteydim, ancak, anlaşılan o ki çoğu kişi için öyle bir çıplak hakikat durumu yokmuş.

    Dün Victoria'da Mescid el Iman'daki hutbesinde Muhammed Gilan hoca ''müslümanlar ilkelerin peşindedir, sadece bir kısım kişiler ya da bir grup için değil herkes için adalet peşinde koşmalıdır'' dediğinde islam dininin ilkelerini hayatının ölçüsü olarak gören bir müslüman ve meslek hayatını kamu hizmetlerinin iyileştirilmesine adamış bir kamu görevlisi olarak vicdanım sızladı. Önemli bir kamu harcaması olan Beştepe Sarayı konusunda ahlaki bir sorumluluğum bulunduğunu hissettim. Bu yazı sadece bu sorumluluk duygusundan kaynaklanmaktadır, hiç bir siyasi amacı yoktur. Herhangi bir cemaat (en iyisinden en kötüsüne kadar) ile ilgim alakam bulunmadığını da belirteyim ki yanlış anlaşılma olmasın.

    AK Parti hükümetlerinde üst düzeyde görevlerde bulundum. Milletimiz için çok hayırlı hizmetler yapıldığına bizzat şahit oldum, bir kısmına katkıda bulunmak nasip oldu. Siyasi bir kaygı taşımadan görev yapabilmiş olmamı da başta Sn. Ali Babacan olmak üzere 2002 sonrası hükümetlerinin partizanca olmayan yaklaşımına borçluyum. Allah nasip ederse yine görev yapmaktan kaçınmam. (Bazı konularda eleştiriyorum diye kızmazlar inşallah!)

    İmam Hatip kökenliyim, ayrıca dini ilimler tahsilim oldu. Mülkiye'de, Harvard Kennedy School'da ve Hacettepe'de doktora seviyesine kadara kamu yönetimi okudum. Kamuda denetçilik, bakan danışmanlığı, kamu şirketlerinin üst yöneticiliği, strateji geliştirme başkanlığı görevlerinde bulundum. Şimdi bu konuda düşüncelerimi yazmazsam Allah bana bunun hesabını sormaz mı?

    Dini Yönden Saray

    Yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayımızın müslümanlığa sığmadığını anlatmak gerekmiyor galiba. Yine de cümleyi tamamlamak için kısa bir özet geçelim. Kur'an'dan kendimize bir ölçü arayacak olursak bu saray inşaası ile ilgili Allah'ın hoş karşılamadığı pek çok husus ile karşılaşırız: kibir, gurur, israf gibi. Kendilerinin, iktidarlarının ve milletlerinin itibarı için büyük binalar yapan kavimler ibret olsun diye anlatılır; çünkü akibetleri hep kötü olmuştur. Devlet, müslümanlardan topladığı zekatı (günümüzde vergi) ancak muhtaç insanlara ve halkın savunmasına harcayabilir. Bırakın sarayı, müslümanlardan zorunlu olarak toplanan para ile cami bile yapılamaz. Sünnete yani Hz. Muhammed'in hayatına ve ondan sonra gelen dört doğru halifenin uygulamalarına baktığımızda ise fazlasıyla mahcup oluruz. Hepsi de sarayları cahiliye eseri olarak görmekteydi. Zamanında islam devletini cihanın en kudretli devleti haline getiren Hz. Ömer'in kamu malları ile ilgili hassasiyeti darb-ı mesel olmuştur. Camide hutbeye başlamak üzere iken kendisine üzerindeki elbisenin hesabının sorulmasını hatırlayın: Savaş ganimetinden herkese yarım elbiselik kumaş pay edilmiş iken onun nasıl olup da üzerindeki elbiseyi yaptırabildiği sorulur. Oğlu Abdullah'a seslenir ve onun anlatmasını ister. Abdullah da kendi payını babasına verdiğini ve bu şekilde Hz. Ömer'e bir elbise çıktığını ifade eder. Hesap verme işi tamamlanmış, hutbeye devam edilmiştir. İşte bu Hz. Ömer'i arayan İran elçisi onu yamalı elbiseler içinde yaşlı bir kadının evini tamir ederken bulur. Açıkçası bizim halimiz, örnek alınması gereken müslüman önderlerin değil onların mücadele ettiği kibirli kralların haline benziyor.

    Din alimlerinin bu konuda sessiz kalması yahut olayı tarafgirlik içinde değerlendirmesi çok büyük vebaldir. Allah bize ''dosdoğru kıstaslarla değerlendirin'' demektedir. Muaviye'nin sarayını, Osmanlı'nın Dolmabahçesini eleştirirken geçmiş sarayların hepsini gölgede bırakan Beştepe Sarayı konusunda sessiz kalmak bile vicdanlı bir alime yakışmaz. Hele buna kılıf bulmaya çalışmak dinimize saygısızlıktır; peygamberimizin ve onun halifelerin doğru yolda olmadığını ima etmektir. Din alimlerini Allah'ın şu hitabı ile başbaşa bırakalım: "Ey iman edenler, din bilgileri ve din adamlarının pek çoğu insanların mallarını haksız yere yerler, onları Allah'ın yolundan alıkoyarlar." (Tevbe, 9/34)

    Kamu Harcaması Olarak Saray

    Öncelikle saray milletin malı değildir, devletin malıdır. Millet ülke sınırları içindeki her varlığın asli sahibidir, ancak bu sembolik bir anlam taşır. Devlet, halka hizmet etmek için kurulmuş olan bir teşkilattır. Devlet teşkilatının faaliyetleri halkın vergileri ile yürütüldüğü için halk üzerinde bir külfettir. Her bir kamu harcaması kişilerin cebinden bir miktarına el koyulmasını gerektirir. Bu yüzden her bir faaliyet iyice düşünülüp tartışıldıktan sonra ancak halkın temsilcilerinin onayı alınarak gerçekleştirilir.

    Demokrasinin ve şeffaflığın gereği olarak harcamalar önceden planlanır, kamunun bütçesine konularak Meclisin onayına sunulur ve verilen yetki sınırları içinde gerçekleştirilir. Uygulamanın verilen yetki çerçevesinde olup olmadığını Sayıştay denetler ve her uygulama yılının sonunda Meclise raporlar. Meclis bu temel (anayasal) süreçlere ilave olarak kamu harcamaları ve yatırımları için daha detaylı, uyulması zorunlu kurallar belirlemiştir. Örneğin Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Sayıştay Kanunu ve Kamu İhale Kanunu önemli bazı kuralları içermektedir.

    Bir kamu harcaması süreci olarak baktığımızda Saray'ın yapılışının tamamen kural dışı olduğu görülüyor. Halkın parasının harcanabilmesi için bütçede ve yatırım programında bu faaliyetin açıkça belirtilmesi ve detaylı analizlerin de eklenmesi gerekirdi. Mevcut kurallarımız bunları öngörüyor. Oysa yapılıp bitmiş olan bu binanın odalarının sayısını hatta maliyetini dahi bilmiyoruz. Bütçeye koymadan harcama yapılması demokratik bir ülkede kabul edilemez. Çünkü, kamu harcamalarının gerçek sahibi Meclistir. Saray konusunda Meclis'in onayı olsaydı hizmetin yeri ve gereği ilgili tartışmaları planlama ve bütçeye koyma aşamasında yaşamamız ve çözmemiz gerekirdi. Sarayın maliyetini Maliye Bakanı dahi bilmiyorsa milletvekillerinin bunu bilmesi ve onaylaması mümkün değildir. Bu yüzden elimizdeki bu saray milletten gizlenerek yapılmış olup yapılan harcamalar milletin onayından geçmemiştir. Elini vicdanına koyan bütün maliyeciler bu tespite katılacaklardır.

    Sarayın inşaası nereden finanse edilmiştir? Devlet gelirleri ve harcamaları bir Hazine havuzunda denkleşir. Borçlu olan bir devletin her ilave faaliyeti borçlanarak yaptığı kabul edilir. Çünkü, o ilave masrafı yapmasaydı bu parayla borçlarından bir kısmını ödeyecekti. Devletimizin ciddi miktarda borcu olduğundan bu sarayın inşaasına harcanan para devlet olarak o kadar borçlanmamıza neden olmuştur. Dolayısıyla Beştepe'nin yapılması, Dolmabahçenin borç parayla yapılması ile tamamen aynı şeydir. Vicdan sahibi maliyeci ve hazineciler bunun böyle olduğunu bilir.

    Yatırım Olarak Saray: Karadelik

    Saray bir yatırım olarak milletimizin başına gelen bir felakettir. Bu tür yatırımları eskiden ''karadelik'' diye tabir ediyorduk. 2002'den bu yana unuttuğumuz karadelik felaketi ne yazık ki yeniden ortaya çıktı.

    Neden karadelik?

    Öngörülen hiç bir somut kamu hizmeti faydası (itibar gibi anlamsız yorumlara gerek yok) olmayan bir bina için çok yüksek bedel ödüyoruz. Cumhurbaşkanlığı kısıtlı bir temsil dışında kamu hizmeti üretmez. Bu yüzden en hayırlı iş, bu temsil hizmetini asgari masraf ile götürmektir. Devlet büyüklerimiz bir apartman dairesinde otururken dahi devleti çok iyi temsil edebildiklerini, devletin itibarını artırdıklarını gösterdiler. Demek ki temsilin iyi olması lüks binalarla alakalı değil. Tam tersine, çağdaş dünyada kamunun şeffaflığı ve tasarrufa riayet etmesi ile itibar kazanılıyorsa saraylarla itibar kaybetmek söz konusu olur.
    Saray bir defalık inşaat maliyeti ile kurtulabileceğimiz bir bina değil. Borçlu bir devlet oluğumuz için mütevazi bir hesapla saraydan kaynaklanan finans maliyetimiz yıllık 100 milyon doları bulur ve bu rakam her yıl katlanarak artar. Ayrıca, 1150 odası olduğu söylenen bu binanın bakım ve işletme masrafları da yıllık 100 milyon doları bulacaktır. Bu kadar masraflar ne için?
    Saray, devleti gereksiz yere büyüten faydasız bir yatırımdır. O 1.150 oda için en az 2.000 kamu görevlisi istihdam etmek gerekecektir. Öyle ya, o kadar oda boş kalmayacak. Cumhurbaşkanlığında çalışan kişiler yüksek ücret alır. Bu kişilerin ortalama 5.000 TL aylık masrafı olduğunu düşünün, bakın maliyetiniz nerelere varır. Sakın ola ki bunların başka kurumlardan geleceğini dolayısıyla ilave masraf olmayacağını filan düşünmeyin, onların geldikleri yerler de başkaları tarafından doldurulacaktır.
    Saray çalışanlarının iki türlü külfeti daha olur ki beni en çok endişelendiren de bunlardır. Öncelikle bu kadar kişi Cumhurbaşkanı adına çalışmanın verdiği motivasyonla kamu hizmetlerinde etkin bir rol oynama peşinde olacaktır. Bunun için hem Cumhurbaşkanlığına gelen işleri didikleyecekler hem de Bakanlıkların yürüttüğü hizmetlere müdahil olma ihtiyacı hissedeceklerdir. ''Şuraya niçin şunu atadınız, şu ihaleyi niçin şuna verdiniz?'' gibi. Oysa Cumhurbaşkanlığı makamının etkinleşmesi genel olarak kamu hizmetlerinde gecikme ve kayırmacılığı/özel tercihleri artırıcı yönde olur. Noter gibi bir cumhurbaşkanlığı kanunların hızlı yayınlanması, atamaların hızlı gerçekleşmesi demektir. Oysa etkin cumhurbaşkanlığında atamalar gecikir (mesela şimdiki müsteşar atamaları gibi), kişiler yıpratılır, motivasyonlar bozulur, süreçler uzar.
    Saray çalışanları da nihayetinde bürokrat eğilimi gösterir. Sınırlı süre görev yapacak olan bu bürokratlar doğal olarak kendi gelecelerini garanti altına almaya çalışacaklardır. Bunu yasal yollarla (kanunlarla özlük haklarını artırarak ve sonrasını teminat altına alarak) yaptıklarında çok yüksek masraflar halkın sırtına biner. En mütevazi hesapla her bir saray çalışanı için ömür boyu 1 milyon liralık bir teminat sağlanacağını tahmin ediyorum. Beş yılda bir saray çalışanlarının çoğunun değişeceğini düşünün. Sadece bu hesap bile sarayın yapım maliyeti aşan boyutlara ulaşacaktır. Diğer yandan, saray çalışanlarının yasal olmayan yollardan şahsi kazanç sağlama ve bunların devlete olabilecek katbekat maliyetlerini tahmin edemiyorum. Cumhurbaşkanlığı makamının sağladığı güç ve bu alandaki denetimin zayıflığı nedeniyle bu hususta çok ciddi bir risk olacağı kanaatindeyim.
    Saray öncelikle bir semboldür. Kamu görevlileri (bürokratlar) ve halk için bu semboller önemlidir. Devlet büyükleri bu tür sembolik işlerle herkese, özellikle de kamu görevlilerine örnek olurlar. Saray için milyar dolar para harcandığını gören memur kendisi için de kesenin ağzının açılmasını bekler, devlet malını tasarruflu kullanma motivasyonunu kaybeder. Her bir memur kendi çapında devleti temsil etmektedir. Bu yüzden devletin en tepesinde lüks ve israfa kalkışıldığında bunun çabucak ve azgın bir şekilde tüm kamuda yaygınlaşması kaçınılmaz olur. Tüm bunların üstüne devletin yöneticilerinin tasarruf önlemlerine kalkışması ne inandırıcı ne de etkili olacaktır.
    Devletin harcadığı para vatandaşın harcamasından kısılan bir paradır. Bu yüzden eğer vatandaşın harcamasından daha fazla getirisi olmayacaksa bu kamu harcaması milletin fakirleşmesine yol açar. Saray gibi, getirisi olmayan ama götürüsü çok olan bir harcamanın ekonomide 5-10 kat bozulmaya, fakirleşmeye yol açması beklenir.

    İşte bütün bu maliyetler Beştepe Sarayımızı çirkin bir karadeliğe dönüştürmektedir. Bir grafikte maliyetlerimizi görelim:

    Son Söz

    Sözlerime son verirken, yakından tanıdığım çoğu kamuda görevli arkadaşlarıma, meslektaşlarıma serzenişte bulunmak istiyorum. Onlar kendilerini bilir; benim yazdıklarımı da benden daha iyi bilirler. Ama onların düşüncelerini açıkladığını görmüyorum. Apaçık gördüğümüz yanlışlıklar karşısında susmak var mıydı dostlar? Bana heyecanla anlattığınız ilkeleriniz, mefkureleriniz nerede şimdi?

    Hatibin cumada dua ettiği gibi:

    ''Allahım bize doğruyu doğru olarak göster ve o yolda gitmemiz sağla. Yanlışı da yanlış olarak göster ve ondan kaçınmamızı sağla.'' Amin.

    https://www.linkedin.com/pulse/20141206223430-3101816-%C3%A7ok-k%C3%B6t%C3%BC-bir-kamu-harcamasi-cumhurba%C5%9Fkanli%C4%9Fi-sarayi



     KÖTÜ BİR KAMU HARCAMASI: CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI KÖTÜ BİR KAMU HARCAMASI: CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-0924579C4 -- 22 Haziran 2015; 15:29:08 >



    _____________________________




  • Paralel yapının adamı bunlar inanmayın,milletimizin beynini yıkayıp ileride tüm islam alimlerinin toplanacağı cennet sarayını yıktırmak istiyorlar.

    EDİT:İlk defa -4 mesaj aldım -2 rekorumu kırdım.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Tastarakay -- 23 Haziran 2015; 8:36:18 >
    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________

    *-Carraro Sportive 225*-DH Bisiklet Severler Grubu
  • Sabah okumuştum bunu. RTE, muhalefeti iş yapamaz duruma getirecek belki ama bu arada AKP de kendi içinden yıkılacak, bölünecek veya en azından büyük kan kaybedecek. Bunu da bütün yanlışlarına rağmen hala AKP'yi tutan ama vicdanı tefessüh etmemiş kişiler başaracak. Bu adam ise onlardan sadece birisi.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur. Hyman G. Rickover

    Ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil.
    Eğer dikkatli değilseniz, gazeteler sizin zulüm gören insanlardan nefret etmenizi ve zulmü uygulayan insanları sevmenizi sağlar. Malcolm-X

    Her zaman kazanan, bir defa kaybettiğinde tam kaybeder. Adâlet geciktikçe cezası büyür. Adâlet geldiğinde iflat etmez. Hak sillesinin sadâsı yoktur! Bir vurdu mu, devâsı yoktur. Mustafa Özcan
  • _____________________________
  • Adam ne güzel yazmış. Bu şekilde gelen itirazları değerli buluyorum. Bir şeye bu şekilde haklı tepki gösterilmesine karşı duran adam ne söylenirse hak ediyordur.

    Sırf RTE işin içinde diye değilde olumsuz etkilerinden dolayı yapılmış bir itiraz gördüm hele şükür. Oda kendi içimizden geldi.
    _____________________________
  • Treth kullanıcısına yanıt
    Biri sol kulağını sol eliyle tutmuş, diğeri sağ eliyle. Eleştirinin içerğine değil de şekline bakmak, garip. Eleştiri, seviyesizce olmadıktan sonra, nede takılınır ki buna. Ya da eleştiriyi yapan AKP'li (partinden) olmayınca kulak tıka ama AKP'li (partinden) olunca dinle. Tüm partiler ve taraflar için geçerli bu.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur. Hyman G. Rickover

    Ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil.
    Eğer dikkatli değilseniz, gazeteler sizin zulüm gören insanlardan nefret etmenizi ve zulmü uygulayan insanları sevmenizi sağlar. Malcolm-X

    Her zaman kazanan, bir defa kaybettiğinde tam kaybeder. Adâlet geciktikçe cezası büyür. Adâlet geldiğinde iflat etmez. Hak sillesinin sadâsı yoktur! Bir vurdu mu, devâsı yoktur. Mustafa Özcan
  • quote:

    AK Saray İslam'ı temsil ediyor.

    Ben de halifeyim zaten.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur. Hyman G. Rickover

    Ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil.
    Eğer dikkatli değilseniz, gazeteler sizin zulüm gören insanlardan nefret etmenizi ve zulmü uygulayan insanları sevmenizi sağlar. Malcolm-X

    Her zaman kazanan, bir defa kaybettiğinde tam kaybeder. Adâlet geciktikçe cezası büyür. Adâlet geldiğinde iflat etmez. Hak sillesinin sadâsı yoktur! Bir vurdu mu, devâsı yoktur. Mustafa Özcan
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • Gereksiz bir saray devletin üstüne yük bindirilmiş bir saray o sarayın aylık elektrik su ısıtma kalorifer vs hepsi devletin üstüne yük
    emekliye gelince kaynak yok o sarayın aylık parasını devlet ödüyor bu kadar zenginmi devlet internet sağlık sektöründe yatırım 0

    Yıkılırsa devlet ÇOK BÜYÜK bir yükten kurtulur.Soyup soğana çeviriyorlar kat trilyonluk saray yaptırıyorlar aylık parayı devletin insanların üstüne yüklüyorlar
    ama asgariyi yükseltince kaynak yok
    _____________________________




  • Melabaaaa M kullanıcısına yanıt
    Dile kolay, senelik 1 milyar (eski parayla 1 kattrilyon) gider.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur. Hyman G. Rickover

    Ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil.
    Eğer dikkatli değilseniz, gazeteler sizin zulüm gören insanlardan nefret etmenizi ve zulmü uygulayan insanları sevmenizi sağlar. Malcolm-X

    Her zaman kazanan, bir defa kaybettiğinde tam kaybeder. Adâlet geciktikçe cezası büyür. Adâlet geldiğinde iflat etmez. Hak sillesinin sadâsı yoktur! Bir vurdu mu, devâsı yoktur. Mustafa Özcan
  • quote:

    Orijinalden alıntı: bocekgrafik

    Biri sol kulağını sol eliyle tutmuş, diğeri sağ eliyle. Eleştirinin içerğine değil de şekline bakmak, garip. Eleştiri, seviyesizce olmadıktan sonra, nede takılınır ki buna. Ya da eleştiriyi yapan AKP'li (partinden) olmayınca kulak tıka ama AKP'li (partinden) olunca dinle. Tüm partiler ve taraflar için geçerli bu.

    Öyle değil işte sen fazla iyimser birisin anlaşılan.

    Bunlardan bir tanesi öz eleştiri diğeri ise umurunda olmadığı halde sırf bundan malzeme çıkartmaya çalışan art niyetli elemanın serzenişi...


    Örnek olarak vermek gerekirse ele Berkin Elvanı alalım. Muhalefet olan taraf eylemlerde ölmüş olmasından dolayı polis ve dolayısıı ile hükümete saldırmak için çok güzel bir malzeme olmasından dolayı deliler gibi savundular. Hatta eleman PKK lı terörist çıkınca .. PKK lı bile olsa o daha ufacık bir çocuk devlet suçludur diye burada ağlanmaya devam ettiler.

    Aynı üyeler yani bu forumdaki aktif muhalefet üyelerden söz ediyorum. Yasin Börü öldürüldüğü zaman bunun hükümete zarar veren değil aksine hükümete faydası olacak olacak olan bir olay olmasından dolayı "gebersin bana ne Hizbullahçı değil mi oda terörist daha iyi oldu bir terörist daha eksildi" yazıp geçip gittiler.

    Hadi Yasin Börü terörist olsun. Suriyeden göçen çocuklar içinde gebersinler bana ne dediler.


    Yani anlayacağın burada ölenler filan yada sarayın maaliyeti yada hayatında çalışmamış olduğu için bu güne kadar hiç ödememiş olduğu vergi filan onların umurlarında değil.

    Konu hükümete saldırmak için bahane içeriyor mu? İçermiyor mu ? Ben AKP seçmenine bununla saldırabilir miyim ? Saldıramaz mıyım ?

    Bunun dışında olayın bir önemi yok yoksa soma da madenciler ölmüş.. Çokta umurundaydı adam savaşta parçalanan insanları umursamıyor madenciyi mi umursayacak sanki..

    Siyasi malzeme arayışından başka bir olayı yok burada ki muhalefetlerin. Azıcık bile samimi değiller.
    _____________________________




  • Treth kullanıcısına yanıt
    Ülke olarak ilke eksikliğimiz var hepimizin. Mağdur sendense gör, senden değilse görme. Bu ne ilkeli bir harekettir, ne ahlakidir, ne etiktir, ne de insancıldır.

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur. Hyman G. Rickover

    Ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil.
    Eğer dikkatli değilseniz, gazeteler sizin zulüm gören insanlardan nefret etmenizi ve zulmü uygulayan insanları sevmenizi sağlar. Malcolm-X

    Her zaman kazanan, bir defa kaybettiğinde tam kaybeder. Adâlet geciktikçe cezası büyür. Adâlet geldiğinde iflat etmez. Hak sillesinin sadâsı yoktur! Bir vurdu mu, devâsı yoktur. Mustafa Özcan
  • quote:

    Orijinalden alıntı: bocekgrafik

    Ülke olarak ilke eksikliğimiz var hepimizin. Mağdur sendense gör, senden değilse görme. Bu ne ilkeli bir harekettir, ne ahlakidir, ne etiktir, ne de insancıldır.

    Katılıyorum.
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: bocekgrafik

    quote:

    AK Saray İslam'ı temsil ediyor.

    Ben de halifeyim zaten.

    _____________________________
  • ya adamlar piknik yapıcak önünde ona bile izin yok


     KÖTÜ BİR KAMU HARCAMASI: CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI
    _____________________________
  • Fransa başbakanı makam uçağına 2 oğlunu da aldı diye kıyamet koptu.

    Gazeteler,televizyonlar,sosyal medya,muhalefet başbakanı yerden yere vurdu

    Fransız başbakanın tavrı ders niteliğinde oldu:

    "Fransanın önemli gündemleri var,bu konu uzasın istemiyorum,tüm Fransa halkından özür diliyorum ve 2 çocuğuma düşen masrafları cebimden ödeyeceğimi huzurunuzda açıklıyorum.Şimdi hep beraber Fransa için çalışma zamanı."

    Kimse "oy verdiğim başbakanı yıpratmaya çalışıyorlar,almanya'nın parmağı var,büyük Fransayı çekemiyorlar,eleştirenlerin niyeti başka "diye saçmalamadı

    Onlarmı müslüman bizlermi
    Onlarmı daha ahlaklı bizmi
    Onlarmı medeni bizmi
    Onlarmı adaletli bizmi

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: nofear72




    dayı once sarayı savunmus sonrasında cok farklı yerlere gıtmıs. ısrafın, kul hakkının ne oldugundan falan da bahsetseymıs keske
    _____________________________
  • Kurt kocayınca Çakalların maskarası olur derler

    Recep artık süpermen değil
    Önce Fehmi Koru,şimdi ali Babacan'ın danışmanı sarayı boşalt diyorsa

    Recebin devri kapandığı için

    Tadını çıkaralım

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • iniyesta kullanıcısına yanıt
    ya hadi CB , BB geçtik bilali bile özümsedik artık da .

    antalya spor nerden çıktı şimdi ..iyice bk. çıktı işin...

    benim param benimmmmm


     KÖTÜ BİR KAMU HARCAMASI: CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI KÖTÜ BİR KAMU HARCAMASI: CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI
    _____________________________




  • Başbakanlık için yapılmıştı zaten,geri başbakanlığa verilir gibi geliyor ilerde.
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: nofear72

    ya hadi CB , BB geçtik bilali bile özümsedik artık da .

    antalya spor nerden çıktı şimdi ..iyice bk. çıktı işin...

    benim param benimmmmm


     KÖTÜ BİR KAMU HARCAMASI: CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI KÖTÜ BİR KAMU HARCAMASI: CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYI

    Madenciye yaşam odasına kaynak yok derler

    Açlık sınırının altında yaşayan asgari ücretliye kaynak yok derler

    Yanan adama koca istanbulda hastane yok derler

    Atanamayan öğretmenlere kaynak yok

    Çiftçiye kaynak yok

    Kaçak saraya,saltanat uçaklarına,mercedes S600 filolarına,danışman ordularına çerez parası derler

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • 
Sayfa: 123
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.