Şimdi Ara

KADER NEDIR? (3. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir - 1 Masaüstü
5 sn
127
Cevap
0
Favori
7.326
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: önceki 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • quote:

    Orjinalden alıntı: _ShineOn_


    quote:

    Orjinalden alıntı: junayerturk


    quote:

    Orjinalden alıntı: 17_Ocak

    kardeş bu konu çok derin kısacası şu:

    Allah katında zaman mefhumu olmadığı için o bütün zamanları görür yani şimdiki zamanı da geçmişi de geleceği de , işte bu yüzden senin bilgisayarda yazı yazdığını gördüğü için kader kitabına yazmış

    yani o yazdığı için sen bilgisayar başında değilsin , sen bilgisayar başında olduğun için o yazmış

    çünki o zaman ve mekandan münezzehtir ,bilmem anlatabildim mi ?




    benim mantigima bu cok yatti.
    ben bu cevabi tuttum.
    ve bu konuda aydinlandim.


    yaw ben de aydinlanmak istiyorum
    simdi benim bilgisayarin basinda olmam benim iradem ile mi oldu? eger oyleyse allah bunu daha onceden bilmiyor muydu? buna karar veren ben miyim? yoksa allah bizim hareketlerimize bakip bakip kopya mi cekiyor (biliyorum bu sizin icin agir oldu ama dayanamadim :)

    bakiniz soyle yapalim.. teker teker soru-cevap seklinde.. ilk soru: evreni ilk yarattigi andan itibaren (hatta taaa ezelden beri) allah gelecekte ne olacagini bilmiyor muydu? ta her bir atomun hatta quarkin hatta ve hatta diger ve her atomalti parcacigin ne zaman nerede ne yapacagini dahi bilmiyor muydu?


    bu kadar acık bır ıfadeyı anlama kapasıten yoksa bız ne yapalım artık.
    sana bundan daha acık bundan daha net ne soyleyebılırız kı.
    soylesekde anlayamıyorsun ıste.
    arkadasımız burada hem allahın herseyı gorup bıldıgını,
    hem bıze bıze bırakıp ırademızle haraket etmemızı sagladıgını anlatmak ıstemıs.
    _____________________________
    Bir dünyanın olmadığı bir yer olsa
    Ve orası bir yer olmasa ve ben
    Orada olsam, orada değil deseler.


    dünya bana doğru eğildiğinde...




  • Kader gizli bu satırlarda

    bir damla suyu denize döksen
    ikilik denizde kaybolur.
    deniz denizdir, dalgada dalga
    deniz coşsa, dalgalansa
    burada irade denizin olur
    dalganın değil...
    kısa ama büyük mana ifade eder bu kelimeler...
    O koskoca deryada damlayı bulmak imkansız.
    ne akıl ile ne de kimya ile bulunmaz.
    M.D
    _____________________________
    cengiz
  • ohooo.. forum terbiyesiz insan dolmus

    lutfen feylesof haricindekiler cevap vermesin o zaman benim soruma!!! havadan nem kapiyosunuz
    _____________________________
  • Bu kader konusunda bi türlü anlayamadığım konu herşey önceden belliyse, bütün dualar, besmeleler, muskalar vs.vs. yani iyilik, sağlık getiriceği düşünülen eylemler boşuna olmuyo mu? hatta çizilen kaderi daha iyiye doğru saptırmaya çalışmak şirk diil mi?
    _____________________________
    Ignorance is bliss...
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Tyrael

    Bu kader konusunda bi türlü anlayamadığım konu herşey önceden belliyse, bütün dualar, besmeleler, muskalar vs.vs. yani iyilik, sağlık getiriceği düşünülen eylemler boşuna olmuyo mu? hatta çizilen kaderi daha iyiye doğru saptırmaya çalışmak şirk diil mi?


    ayni seyi sordum bi dovmedikleri kaldi... aman dikkat
    _____________________________
  • gulmekten baska bısey yapmıyorum hayret.
    tanımadan bırısı tanımadıgı bır sahsıyete terbıyesız demekle kendı terbıyesızlıgını ortaya koyuyor.
    dıgerı kendı sınırlenırken hahaha hıhıhı sınsı sınsı alaylı gulusler.
    bır baska bırısı bıraz sert uslupla yazınca hakaret on safhada.
    anlamayana anlamadın denır bundan baska ne denebılır kı!



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi felsefika -- 6 Temmuz 2005, 3:16:19 >
    _____________________________
    Bir dünyanın olmadığı bir yer olsa
    Ve orası bir yer olmasa ve ben
    Orada olsam, orada değil deseler.


    dünya bana doğru eğildiğinde...
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Tyrael

    Bu kader konusunda bi türlü anlayamadığım konu herşey önceden belliyse, bütün dualar, besmeleler, muskalar vs.vs. yani iyilik, sağlık getiriceği düşünülen eylemler boşuna olmuyo mu? hatta çizilen kaderi daha iyiye doğru saptırmaya çalışmak şirk diil mi?


    ıyı dusun kendın cevabını bul derım arkadasım.
    once kendıne sorarsan bulursun derım.
    once bende anlayamamıstım sonra buldum sende bulacaksındır emınım.
    saygılar.
    _____________________________
    Bir dünyanın olmadığı bir yer olsa
    Ve orası bir yer olmasa ve ben
    Orada olsam, orada değil deseler.


    dünya bana doğru eğildiğinde...
  • Kader konusunda cengiz571 arkadaşımın dediklerine katılıyor ve şunlar da ekliyorum;
    Öncelikle Allah bir Tanrı değildir! Kuran'da "Kendi hevasını (Hayalini) tanrı edineni gördün mü?!" Ayeti ile bir uyarı var.
    Burada hepimizin kafasında yaratmış olduğu, kimi zaman sevimli, kimi zaman öfkeli, kimi zaman kendisinden bir şey istenilen ve istenilen şey olmadığında "Neden benim isteklerimi yerine getirmiyorsun?! ben ne günah işledimde bana bunu ettin!" şeklinde muhatap alınan son derece basitce ve ilkelce düşünülerek ürtilmiş, kafalarda meydana getirilmiş putlar, ya da Tanrı! kavramı sözkonusu!
    İlk önce Allah ismi ile işaret edilen varlığın böyle kafamızda yarattığımız bir puttan çok çok uzak bir varlık oluşunu çok çok iyi anlamak gerekiyor!
    Daha sonrada Kader konusunu bu yeni anlayışla tekrar değerlendirmek gerekiyor ki, uzaklarda, yukarılarda bir yerlerde yaşayan tonton dede misali yada kimine göre faşist olan bir Tanrı ve O'nun yazdığı kader kitabı şeklindeki ilkel düşünce tarzından kurtulalım.
    Bu konular gerçekten derin ancak ilk önce insanın kendine dönerek bakışını perdeleyen unsurları farketmesi gerek. Bir de bu konuların hobi gibi ele alınması ve bu şekilde felsefi tartışmalarla bir yere varılması da pek mümkün değil.
    Niyeti ciddi olan, konu hakkında detaylı araştırma yapmak sureti ile gerçeği idrak ve müşahade ederek gereğini yaşar!
    Allah nasib etmiş ola! :)
    _____________________________




  • kader konusunda okuduğum en güzel yazı Waves arkadaşıma eksiğimi tamamladığı ve bu güzel yazısı için çok teşekkürler
    yeni yorumlarını, yazılarını okumak dileğimle,dua ve sevgilerimle
    quote:

    Orjinalden alıntı: Waves

    Kader konusunda cengiz571 arkadaşımın dediklerine katılıyor ve şunlar da ekliyorum;
    Öncelikle Allah bir Tanrı değildir! Kuran'da "Kendi hevasını (Hayalini) tanrı edineni gördün mü?!" Ayeti ile bir uyarı var.
    Burada hepimizin kafasında yaratmış olduğu, kimi zaman sevimli, kimi zaman öfkeli, kimi zaman kendisinden bir şey istenilen ve istenilen şey olmadığında "Neden benim isteklerimi yerine getirmiyorsun?! ben ne günah işledimde bana bunu ettin!" şeklinde muhatap alınan son derece basitce ve ilkelce düşünülerek ürtilmiş, kafalarda meydana getirilmiş putlar, ya da Tanrı! kavramı sözkonusu!
    İlk önce Allah ismi ile işaret edilen varlığın böyle kafamızda yarattığımız bir puttan çok çok uzak bir varlık oluşunu çok çok iyi anlamak gerekiyor!
    Daha sonrada Kader konusunu bu yeni anlayışla tekrar değerlendirmek gerekiyor ki, uzaklarda, yukarılarda bir yerlerde yaşayan tonton dede misali yada kimine göre faşist olan bir Tanrı ve O'nun yazdığı kader kitabı şeklindeki ilkel düşünce tarzından kurtulalım.
    Bu konular gerçekten derin ancak ilk önce insanın kendine dönerek bakışını perdeleyen unsurları farketmesi gerek. Bir de bu konuların hobi gibi ele alınması ve bu şekilde felsefi tartışmalarla bir yere varılması da pek mümkün değil.
    Niyeti ciddi olan, konu hakkında detaylı araştırma yapmak sureti ile gerçeği idrak ve müşahade ederek gereğini yaşar!
    Allah nasib etmiş ola! :)
    _____________________________
    cengiz




  • ıkınızın de ellerıne saglık.
    _____________________________
    Bir dünyanın olmadığı bir yer olsa
    Ve orası bir yer olmasa ve ben
    Orada olsam, orada değil deseler.


    dünya bana doğru eğildiğinde...
  • “Kader ve İrade” kavramlarından ne anladığınız, insanoğlunun yaptıklarından, ettiklerinden ne derecede sorumlu olduğu ya da olmadığı sorularının yanıtlarıyla sıkı ilişkilidir. Bu yanıtlar ortaya konulmadan, bu söylem hakkında söylenecek şeylerin çok kısır kalacağı aşikardır. Bu yanıtlar bize insanın özgürlüğünün ne olup ne olmadığı hakkında da fikir verecektir. Bu bağlamda, din felsefesi ve bilim felsefesinin önemli konularından biri olarak, üzerinde fikirler ürettiği kader ve irade kavramlarına, bu iki bakış açısının nasıl yaklaştığına bakmak, yanıtların neler olabileceklerini bilebilmek adına yerinde olacaktır.

    Din ve bilim felsefeleri alanında çalışanların, kader ve irade kavramları hakkında fikir oluştururken yanıtlarını aradıkları sorulardan bazılarını sıralarsak:

    · Bir Tanrının varlığı gerekli midir?

    · Tanrı var ise kaderin takdiri ve gerçekleşmesi yalnızca ve yalnızca onun elinde midir?

    · Kadere, bireyin iradesinin etkisi var mıdır? Eğer varsa sınırları nedir? Birey kaderini değiştirebilir mi?

    · Eğer her şey Tanrının iradesinin altında belirleniyor ve gerçekleşiyor ise bireyin sorumluluğu söylemi anlamsız olmuyor mu?



    Bir kısmı sıralanan bu soruları bu çerçevede uzatmak mümkün. Bu soruların yanıtları kader ve iradenin nasıl anlaşıldığı veya modellendiği ile ilgili olduğundan önce din felsefesinin bu soruna yaklaşımına bakalım. Din felsefesinde bu sorunun çözümüne ilişkin üç farklı görüş genelde egemen olmuştur.

    Bu görüşlerden birincisi, katı kaderci görüştür. Bu görüşe göre varolan her şey ile ilgili, bütün durumlar ve olaylar Tanrının taktirindedir. Olayların bireyin iradesine bağlı olmadan, Tanrı tarafından önceden değişmez bir şekilde belirlendiğine inanan bu katı görüşe göre iyilik ve kötülük Tanrı’ dandır. Bu görüşe göre insanın hiç bir özgürlüğü olmayıp kaderi karşısında boyun eğmeye mecburdur.

    İkinci görüş, iradeci görüş olup, birinci görüşün neredeyse tam zıddını savunmaktadır. Bu görüşe göre bireyin tam bir özgür iradesi olup bütün eylemlerinden sorumludur. Aksi halde bireyin yaptığı kötü işlerinde, Tanrının iradesi ve kulunu mecbur edişi söz konusu olur. Bu durumda Tanrı, zorla yaptırdığı kötü bir işten dolayı kulunu sorgulayıp sonrada cezalandıran, ona zulmeden durumuna düşer ki, Tanrı, tanımı gereği böyle olamaz. Bu görüşe göre, birey karar verebilecek, eylemlerini seçebilecek irade gücüne ve akla sahiptir. Bu neden dolayıdır ki, eylemlerinden insan sorumludur.

    Din felsefesinde savunulan son görüş ise orta bir yol izlemekte olup yukarıdaki iki görüşten bir sentez oluşturmuştur. Bu görüşe göre kader, Tanrının elinde kapsayıcı, bütün olan (irade-i külliye) ve bireyin elinde sınırlı olan (irade-i cüzziye), olmak üzere ikiye ayrılır. Birey kendi elinde olan sınırlı iradesiyle neyi ne kadar ve nasıl isterse; Tanrı da onu yaratır. Bu görüş, Tanrının meydana gelecekleri, bireyin seçimlerini, ezelden beri biliyor olmasının, bireyin iradesini kullanmasına mani olmadığını savunur. Bireyin bir durum karşısında seçim yapması, o olayın Tanrı tarafından ezelden beri biliniyor olamamasından değil, bireyin sınırlı iradesi ve kendi özgür seçiminden ileri geldiği, bu görüş tarafından savunulur.

    Bilim felsefesi kader ve irade kavramlarını, determinizm yani gerekircilik ve stokastik yani rast gelecilik olmak üzere iki farklı yaklaşımla modellemeye çalışır.

    Gerekircilik (determinizm), her olayın bir nedeninin olduğu ve aynı nedenlerin, aynı şartlar altında her zaman aynı sonuçları doğurduğunu, dolayısıyla olayların zorunlu ve evrensel kanunlara uyarak ortaya çıktığını kabul eder. Bu görüşe inananlar, evreni oluşturan tüm şeyleri içeren, fizik, kimya, biyoloji, astronomi, aritmetik ve geometri gibi doğa yasalarının, evrenin var olduğu sürece, ayrıca sosyoloji ve psikoloji gibi sosyal yasaların canlılar ortaya çıkışından itibaren, var ve değişmez bir biçimde aynı olduklarını savunurlar. Onlara göre, bu yasalar ve onların oluşturduğu ahenk içindeki düzen, evrenin ve onun bir parçası olan bireyin bilimsel bir kaderi olup, evrenin tümüne hakim deterministik bir düzenin varlığını kanıtlarlar. Bu görüşe göre, insan, doğa ve sosyal yasaları bilmek, tanımak ve onlara hakim olmakla zorunluluk alanından özgürlük alanına geçer ki bu da zorunluluk-özgürlük diye adlandırılır. Bu durumda, insan doğa ve sosyal yasaları yaratamaz, yok edemez ve değiştiremez, ama onları tanıyıp bilmekle onlardan korunur, zararlı sonuçlarını yararlıya çevirebilir. Bir yasayı bilmek insanı özgür ve güçlü kılar. Zira sebep ve sonucu insansal amaçlarına göre oluşturarak, olay ve olguları yani kaderini yönlendirebilir. Örneğin; insan yıldırımın nedenini, sebebini bilmediği sürece, yıldırım onun için bir zorunluluk, kötü bir kaderdir. İnsanoğlu, yıldırımın nedenini ve niteliğini öğrenmekle, yıldırımsavar yapabildi ve dolayısıyla yıldırımın getireceği ölüm ve tahrip edici kaderi yok etti ve ilaveten onun enerjisini depolayarak ondan yararlanmasını da bildi. Böylece insanoğlu yıldırımı yani bir doğa yasasını yok edemedi ama, onun bilgisini edinmekle ve denetim altına almakla zorunluluktan özgürlük düzeyine geçti. Yine insanoğlu, barajlar yaparak, köyleri, kentleri ve mahsulleri mahveden azgın ve vahşi suları denetim altına aldı. O suyun getireceği felaketleri önleyen insanoğlu kendi kaderini değiştirdi. Bununla da kalmayıp kontrolü altına aldığı o sulardan elektrik üretti ve yılın dört mevsimi düzenli sulama ile mahsuldeki bereketi arttırdı. Böylece insanoğlu, doğal bir afetin zorunluluğundan özgürlüğe ve esenliğe geçebildi. Bu sel örneği özgürlüğe geçmek ve gelişmişlik arasında sıkı bir bağlantı olduğunu bize hatırlatmakta. Yani Kanada’da yaşayan insanların kaderi ile Mozambik’te yaşayan insanların kaderi aynı olmamakta. Mozambik’te felaket olan kader olgusu Kanada’da esenlik kaynağı olabilmektedir. İnsanoğlunun doğa yasalarını tanıyıp, onların zararlı sonuçlarını yararlıya çevirerek zorunluluk alanından özgürlük alanına geçmesiyle ilgili bu gibi örnekler kolaylıkla çoğaltılabilir. Bütün bunlardan da görüleceği üzere insanlar doğa yasalarına, fizik, kimya, tıp gibi bilimlere nüfuz ettikçe, zorunlulukları denetimleri altına alarak özgürlüğe geçmekte, başka bir deyişle “Evrensel-Doğasal Kader” i yönlendirebilmektedir. Buna benzer biçimde, sosyal insanın belirlenmiş, çizilmiş bir “Sosyal-Toplumsal Kader” inin de var olduğu bu görüşte olanlarca ileri sürülür. Burada insanoğlunun yapacağı iş; iradesiyle ve girişimleriyle, sosyal toplumsal düzenin yasalarını, olayların sebep, koşul ve sonuçlarını bilmek ve ona göre sosyal kaderini yönlendirmektir. Böylece sosyal toplumsal zorunluluktan sosyal-toplumsal özgürlüğe geçiş sağlanmış olacaktır. Sonuç olarak kader ve irade kavramlarını determinizim yani gerekircilik yaklaşımıyla modelleyen görüş; gerekirciliğin tanımı gereği her ne kadar bir zorunluluk ve bir kader çizgisi oluştursa da, insanoğlunun doğasal ve toplumsal bilimleri ve onlarla ilgili olay ve olguların sebep ve sonuçlarını bilebilecek potansiyele sahip olduğunu, ve bu potansiyel sayesinde sebeplere etki yaparak ya da onları yok ederek neticeyi değiştirebileceğini ve böylece, insanoğlunun, özgürlüğün zorunluluğa, serbest iradenin de kadere müdahalesini sağlayabilen bir varlık olduğunu ayrıca alemin deterministik yapısının da buna müsait ve açık olduğunu savunmaktadır.
    _____________________________
    Bir dünyanın olmadığı bir yer olsa
    Ve orası bir yer olmasa ve ben
    Orada olsam, orada değil deseler.


    dünya bana doğru eğildiğinde...




  • Beyler siz kader kunusunda konuşa durun ben bi kaç noktada takıldım ve yazılar çok uzadığından okumayıp bunların kendimce cevaplarını veriyim dedim:
    İlki: kader değişebilir denmiş . Benim bilgime göre bu yanlış herşey bilinior kader değişemez
    ikincisi: Bu da benim MSN deki Rumuzun altındaki cümledir.

    Kader;Hitler'in 34 defa suikastten kurtulmasıdır. Ya bi düşünün 1 suikastten kurtulsanız şanslı sayılırsınız 34 ne demek adamın 2 metre ötesinde bomba patlıoyr oadanın her tarafındaki adamlar ölüyor 3 kişi hayatta biri bombaya 2 m uzaklıktaki Hitler.
    üçüncüsü: Kaotika Muhammed adına böyle konuşuyorsun yani çelişkileri oda biliyor ve o yüzden yasaklıyor diye ama sonuçta p3 500 mhz 64 ram 8 mb ekran kartı olan benim bilgisayarımla Unreal Tournament 2003 oynayamazsın yani. Ben bunu benim alete yüklesem Çalıştır desem çalıştıramaz çünkü kafası basmaz benim aletin bu kadar mantığı zekası yeteneği yok unrealı çalıştırıp anlayacak kadar
    olay burada bitiyor yani . EE ben bunu nası kabul ediyim o zaman madem benim mantığımı aşıyor bu kader konusu dersende kader sadece bir dal islam'ın kabul edilmesi için mucizeler fln olmuş milletde bunu kabul etmiş kaderi tam olarak anlayamadan . Paradoxlar bitmez gelişim ve değişim durmaz
    _____________________________
    Iletisim kurmayi guclestiren herkesi blokluyorm




  • Ama waves in yaklaşımı süper . Tebrik ederim Alttaki uzun yazıyı ise hiç okuyamadım bile bab kusra bakma bu saatte anlayamam ben onu basmaz
    _____________________________
    Iletisim kurmayi guclestiren herkesi blokluyorm
  • feylesof dogru demis ben biraz daha acayım matematikde sayılabilir sonsuz
    ve sayılamaz sonsuz vardır.Bizim kader dedigimiz bu sayılablir sonsuz coklukdan (tam sayılar kumesi sayılabilir sonsuzdur) sadece secim yapmaktır
    bu nokta onemli aslında hangi secimi yaparsak yapalım bunlar allah katında bilinir ama biz bunu sonsuz coklukta secim olarak goruruz! Hangi tercihimiz
    olursa olsun her secimnden sonra yazılan yasamı yazarız boylece dunyada bulunusumuzun manası cıkar ne kadar uygun secim yaptık insalıga ve kendimize fayda sagladık allah bizi ozgur bırakıyor secimlerimizde yoksa gunah ve sevap ın anlamı olmazdı eger onceden degismiyen olayları yasasak!
    Aslında burda kaos matematigi olaya giriyor dısardan bakınca karmasa ama
    icinde bir duzen avar aynı bir hortumun tam ortasının sakın bir gun olusu gibi...
    _____________________________
    imzamı atarım,yeri gösterin + _ -
  • 17_ocak dogru demıs konuyu karıstırmaya gerek yok herkes kendı ıcın ibadetını yapsın kendıne gore davransın sorun yok
    _____________________________
  • Yaptigimiz ve yapacaklarimizin hepsi Allah (cc) tarafindan bilinmektedir. Ve Allah (cc) tarafindan bilinen bu bilgiye biz kader diyoruz. Allah'in neler yapacaklarimizi bilmesi Bizim yasamimizi kendimizin belirlemesine veya nerede yanlis veya dogru yapacagimiza mani degildir.

    Ornegin bilim yeterince gelismedigi donemlerde gunes tutulmasinin zamani insanlarin bilme ihtimali yoktu. Ama gunes vakti geldiginde pekala tutuluyordu. Bugun bizler hangi gun,saat, ve saniyeye kadar bunu biliyoruz. Bu bilgi gunesin tutulmasina mani mi, pekala hayir!

    Allah'in da bizlerin neler yapacagini biliyormasindan dolayi Allah'a karsi sevginizde zayiflama olmasin.
    _____________________________
    Gidilecek Cok Fazla Yolu Olan Kisi Kaybolmustur...
  • Waves aslında ne dedi ?

    "Öncelikle Allah bir Tanrı değildir!" diye başlayan mesajıyla Waves'in ne kastettiğini tam anlamış değilim. Tek tanrılı dinlerde "tanrı" yada "ilah" ın ne olduğu tartışmasızdır. Bu dinlere inanlar için bir tek tanrı vardır ve o da Allah'dır. Arkadaşımız "Allah tanrı değildir" diyor. Öyleyse lütfedip kendi anlayışına göre Allah'ın ne olduğunu biraz anlatsın da bizler de geniş ilminden istifade edelim. TDK sözlüğünde "Allah", "Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyucusu olan, tek, yüce ve üstün varlık, Yaradan, Tanrı, Rab, Mevla" olarak açıkça tanımlanmış. Sıfatlarından arındırılan bir varlığın geriye nesi kalır? Waves'e göre bu derin konular hakkında düşünmeden önce insanın kendine dönerek bakışını perdeleyen unsurları farketmesi gerekirmiş? Kendisi neyi farketti acaba? Forumun amacı Tanrının varlığını tartışmak değil, ancak konu ister istemez bu noktaya çekiliyor. Kelime oyunlarına girerek inançlı insanların kafalarında soru işaretleri yaratanlar bilmelidirlerki, bu yaptıkları Levh-i Mahfuz’da zaten yazılıydı, ancak kazandıkları taksirat ve vebal henüz yeni yazılıyor. Bu "Niyeti ciddi" arkadaşı bir kaç kelam etmeye çağırıyorum...



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi yadamatrix -- 24 Temmuz 2005, 9:17:45 >




  • Tanrı kelimesi tapınılacak varlık anlamına gelen bir kelimedir. İslam dinine mensub olmanın kuralı ise "La ilahe illallah" demekten geçer. Bu ayet, ilahlık, tanrılık kavramı yoktur! Sadece Allah... anlamına gelen bir ayettir!
    Hz. Rasülullah insanların kendi kafalarında yaratmış oldukları ve ötelerde somut bir varlıkmışçasına yerleştirilen bir Tanrı anlayışını apaçık görmüş ve insanlara İslam dinini tebliğ etmiştir. Bu durumun farkına varabilecek kadar aklı olan zaten inkar gibi bir basitliğe düşmeden konuya daha ciddi bir şekilde eğilme gereğini duyar. Yada sayısız anlayışı kıt gibi bu dünyadan bu gerçekleri farkedemeden Tanrı anlayışı içinde göçer gider!
    Ben kendi farkedebildiklerimi paylaşırım. Farkedemediklerimi de bir başkası anlatır ise memnuniyetle dinler değerlendirmeye çalışırım.
    Mümin'de inkar olmaz.
    _____________________________
  • Bir düzeltme yapayım..
    İslam dinine mensub ifadesini kullanmışım yanlışlıkla. Doğrusu, Var olan ve hiç değişmeyecek olan tek geçerli sistem ve düzen İslam dinini okuyabilme fıtratına sahib olanın halinin açığa çıkışı " La ilahe illallah, Muhammeden rasulullah " 'dır. Bu halin kafamızda yaratmış olduğumuz tanrı anlayışı ile hiçbir alakası yoktur!
    Kelime ile La ilahe illallah diyerek mümin olunmaz! Bunların ihtiva ettiği anlamın farkedilmesi ve yaşanılması gerekir.
    Mümin, bu hali yaşayanın adıdır! Allah hepimize nasib etmiş olsun!
    _____________________________
  • Yanlışlarım olabilir.. Gören düzeltsin. Kusursuzluk bana ait bir vasıf değil. :)
    _____________________________
  • 
Sayfa: önceki 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.