Şimdi Ara

Herkes Mutlu Tek Ben Mutsuzum Hissi

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
7
Cevap
0
Favori
687
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
0 oy
Öne Çıkar
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Öncelikle merhaba beni tanıyorsunuz, uzun konularda nam salmış birisiyim. Eğer konularıma bir göz atarsanız bunun farkına sizde varacaksınızdır ama temennim bundan önceki konu dışı konularını boş vermeniz. Bu aralar canım ufaktan sıkılmaya başladı, hissettikçe daha da çok artıyor gibi. Sanki kapalı bir kavanozun içindeki sürekli itina ile o vazonun içinde sanki koskoca evrendeymiş gibi hiç aldırış etmeden gezen balık gibiyim. Evet arkadaşlar edebiyat kasacak halim yok ama bir yanımı, bir parçamı kaybetmiş gibiyim. Ve ben bu parçalarının manalarını ancak böyle yazıya dökebiliyorum. Lütfen affedin. Sizinde canınızı sıkmak hiç istemiyorum, paylaşacak bir şey yok gibi değil mi? Emin olun biz kaybettiğimiz için veya elimizde tutamadığım için kaybedenlerden değil, iyi niyetlerimizden kaybediyoruz. Biz her insana değer verip, onu koynumuza en güvenli yanlarımıza alıyoruz. Yeri geliyor sevgilimiz oluyor, yeri geliyor en sevdiğimiz arkadaşımız oluyor. Çok sevdiğimiz insanı kaburgalarımızın arasında saklıyor, o heyecanlanınca kaburgamız yerinden çıkacak gibi oluyor, o üzülünce kaburgalarımız gerim gerim geriliyor. Biliyor musunuz? Daha da ötesi sevdiğin insanın mutluluğunu damarlarındaki akan kanda hissediyorsunuz. Ne alakası var bu başlıkla bu yazılar arasında diyebilirsiniz ama şunu söylemek istiyorum içimdekilerin hepsini yazsam emin olun sizinde moraliniz bozulur hayata bakış açınız negatif olur, o yüzden sizinde iyiliğiniz için bu cümleleri olabildiğince kısa tutmaya özen göstereceğim.

    Geçen hafta üniversiteye başladım. Herkes gibi kalbimde bir heyecan bir yanım ayrı diğer yanım ayrı titriyor. Lakin bu kadar vesvesenin TAMAMEN BOŞLUKTAN ibaret olduğunu anlamak çokta uzun sürmüyor. Okuldaki ilişkilerin olmadığını, herkesin telefona gömülüp gerçek hayatı yoksayıp telefonların sanallığında yaşadığı bir toplumda ne kadar mutlu olduğumu bir anda sorgulamaya başlıyorum. Sorguladıkça beynimin kıvrımları daha da acıyor, acıdıkça gözlerim doluyor ve kendi kendime "bunca insan bu kadar birbirine yakınken, nasıl olurda bu kadar uzak olabilir?" diye düşüncelerimle boğuşuyorum. İnsanlar galiba sosyalleşmeyi whatsapp guruplarını alarak konuşmak sanıyor yada ben bu çağda yaşamayı reddediyorum. Nasıl olurda bu kadar basit olabilir ki bir şeyler? Nasıl? Düşünüyorum aşkı bile basite indirgeyen insanlar, nasıl olurda birbirini en derinden anlayabilir diye düşünüyorum. Yanlış anlamayın ben yazılımcı insanım. Teknolojiyle aramı sadece iyi şeyler için kullanıyorum. Ama bu insanların bu kadar sosyal ağları içselleştirmesi derin bir kuşku bıraktırıyor bende. Ve biz iyi niyetli insanlarada maskeyi zorla taktırıyorlar hissi oluşuyor. Ruhu emilen insanlar bizim için geliyorlar, bizim de ruhumuzu en acıtan şekilde alıp götürüyorlar. Sonra sosyalleşmek için umudumuzu kaybediyoruz, her yerde serzenişlerde bulunup bizi anlayan birilerini bulmayı umuyoruz. Çevremizdeki insanların değersiz oluşu, bizimde değersiz olduğumuz anlamına geliyor. Her neyse asıl konumun başlığına dönmeyi umut ediyorum. (Bazı yerleri alıntıladım, umarım kusura bakmazsınız.)

    'Sosyal medya' gün geçtikçe bana, başarılı ama kötü kalpli bir illüzyonisti andırıyor. İşinde o kadar iyi ki.Kimin aslında ne olduğunu, neler yaşadığını bilebilmemiz imkansız. 'Kötü kalp'ten kastım ise; herkesin sizden çok daha süper bir hayatı varmış da siz düzenli olarak bir şeyleri kaçırıyormuşsunuz gibi hissettirmesi ve gösteriyi asla sonlandırmaması. 'Gösteri'nin sonlanmaması zaman içinde gerçeklik algımızı paramparça ederek, insanlardaki huzursuzluk seviyesinin artmasına ve sıkıntılara neden oluyor.

    İnsanlar hayatlarının en etkileyici 'an'larını (fragmanlar) paylaşmaya pek hevesliler. Filmin genel notu ise çoğu kez vasatın altında, biliyorum. En yakınlarımdan biliyorum.

    Gördüğümüz şeyler güzel, çarpıcı(...) istek uyandırıyor. Peki görmediklerimiz? bol #love etiketli ilişkilerde yaşanan gerçek problemler, aile içi kavgalar, takıntılar, maddi sıkıntılar, sağlık sorunları vs.. kimi ödeyemediği kredi borcundan dolayı eve gelen ihbarnamenin fotoğrafını çekip #sçtık diye etiketler ki? tamam hepimiz iyi şeyleri hatırlamaya meyilliyizdir ve iyi şeyleri paylaşmamız normal ama ipin ucu bayağı kaçmadı mı? Delirdik.

    Gözden kaçırılan en önemli noktalardan birisi, burada hepimiz hayatlarımızın bir bölümünü gösteriyoruz. ‘bir bölümü’ demek bile abartı. Küçük bir ‘an’ sahneliyoruz çoğu zaman. Kısa bir an. Hepimizin karanlık bir arka odası ve kulisi var. Cathriona White buna en yeni örnek.

    Dünya ortalamasının biraz üzerinde hayat standartlarına sahip ‘modern’ insanlar olarak ilginç bir dönemde olduğumuzu düşünüyorum. Halimiz tavrımız bir garip. Dünya tarihinde ilk kez yaşanan bir durumla karşı karşıyayız. Durumu warwick ve cardiff üniversitesi’nin ortaklaşa yayınladığı bir araştırma ile anlatmaya çalışayım. İnsanoğlunu en çok mutlu eden şey; tanıdıklarından daha zengin, daha iyi durumda olduğunu hissetmesiymiş. En azından onlardan daha kötü durumda olmadığını hissetmesi gerekiyormuş insanın. mesela sadece bir evinin olması yetmiyor. önemli olan; başkalarının evlerinden daha kötü bir evde oturmamak. bu başkaları kimmiş peki? Komşularımız, arkadaş çevremiz ve hatta akrabalarımız.

    Yani insanoğlu olarak ‘kıyaslama’ ile mutluluk sağladığımız bilimsel bir gerçek.. Kıyaslama davranışının temelinde ise kendini takdir etme ve kişisel tatmin arayışı var. Yalnız bu kıyaslama işi biraz riskli. Zira insanın kendisinden daha iyi durumda olduğunu ‘düşündüğü’ bir kişiyle girdiği kıyaslama, elindeki mutluluğun kaybına da yol açabiliyor. bakın rapordan size ilginç bir alıntı yapayım; "eğer arkadaşlarınız senede 2 milyon dolar kazanıyorsa, sizin 1 milyon dolar kazanmanız sizi mutlu etmeye pek yetmiyor". Cem Uzan'ın o kadar parası olduğu halde neden katakulli peşinde koşarak hayatını altüst ettiğine de anlamlı bir açıklama getiriyor gibi.

    Konuyu çok uzatma niyetinde değilim, toparlayayım.

    Eskiden (Instagramlar falan hayatımızı ele geçirmeden önce) insanlar küçük bir çevre içinde kendilerince bir sosyal kıyasa giriyordu. Yani işte 5-10 komşusu, 3-5 yakın tanıdığı, bazı iş arkadaşları falan… Toplasan toplasan s*dik yarıştırdığın, hayatını kısmen bildiğin 20-25 kişi var-yok. Ha bir de onların sadece iyi şeylerini görmüyorsun. Mesela yan komşun kocasıyla birbirine giriyor, duyuyorsun falan. Yani kötü bildirim de alıyorsun. Peki şimdi?

    Kaliforniya üniversitesi’ndeki psikoloji profesörü Durvasula’ya göre sosyal medya yoğun bir sosyal kıyaslamayı beraberinde getiriyor ve toplumdaki anksiyete seviyesinin gittikçe tehlikeli seviyelere çıkmasına neden oluyor.

    Düşünsenize, artık her gün binlerce insanın hayatının sadece ve sadece en güzel ‘an’larından bildirimler alıyoruz. Bu 'gerçek'liğin kaybı demek. Kabaca 300-400 arkadaşımızın olduğu Instagram'da herkesin senede 1 tane tatil fotoğrafı koyma hakkı olsa dahi, bu demektir ki 365 gün boyunca her gün bir arkadaşımızın tatilde ne kadar süper vakit geçirdiğine ‘maruz kalacağız’. Sanki her gün herkes tatil yapıyor, kimse sabah 6'da lanet ede ede ayakta metrobüse binmiyor gibi. Bu ayakta gidenler kim o zaman arkadaş? sanki herkes çılgınca mutlu, huzurlu ama sizin hayatınızdaki en büyük değişiklik telefonunuza gelen son güncellemeyi indirmek gibi. Hani bugünlerde meşhur bir laf var ya ‘algı operasyonu’ diye. Daha iyi bir algı operasyonu olabilir mi bilmiyorum?

    Nasıl da mutluyuz değil mi? Mutluluk arayışında kendimizi buluyoruz sürekli. Mutluluk yok ki bir kere! Mutluluk hangi insanımızda var? Daha çok para kazanmak için, daha çok ve daha çok şeyler için insanlar mutluluğunu bile satıyor. Bu cümlelerden sonra ne denir ki? Ne denir? İnsanların egosu yüzünden yıkılmış her şey! Başkasına ayak uyduracağım diye kendini kaybetmiş insanlar. Küçük bir anında mutlu olduğumuzu sandığımız insanın aslında harap düştüğü şu sosyal ağlarda neyin egosunu, neyin gerçekliğini kasıyoruz ki?

    Durum o kadar sinir bozucu ki. 35'ini aşmış, ne kadar evlenmek istese de evlenememiş, erkek arkadaşlarından sürekli kazık yemiş, ailesiyle de arası bozuk olan manikürcü bir kızın sabah akşam Demet Akalın'ın ne yaptığını, süper kocasıyla ne kadar mutlu olduğunu, çocuklarının doğum gününü nerede kutladıklarını falan görmesinin bu kıza nasıl bir faydası olabilir biri bana anlatabilir mi?

    Umut yok mu? Olmaz mı? Çok da uzak değil aslında. Kurtuluş öncelikle; bu kötü kalpli ama işinde oldukça başarılı olan illüzyonistin, bir illüzyonist olduğunu ve bunun bir gösteri olduğunu unutmamaktan geçiyor. yalnız işinde o kadar usta ki, uçtuğu halde “ip yok bence ya, harbi uçuyor” falan dedirtebiliyor bize, dikkat. Öncelikle bunu bir halledelim. Çok geç olmadan halledelim, hep hatırlayalım. Sonra Montesquieu’yu hatırlayalım, ne demişti? “Eğer mutlu olmak istiyorsanız, bu kolay. Başkaları kadar mutlu olmak istiyorsanız, bu imkansız. Çünkü biz, başkalarını olduklarından daha mutlu zannederiz.”



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Guest-76F513060 -- 4 Ekim 2015; 17:06:48 >







  • Durumumuz yoktu okuyamadık kardeş

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • siyahatlıprens kullanıcısına yanıt
    Okumuyorsan kendine okumuyorsun ulu orta bunu diyerek kendini niye bu kadar küçük gösteriyorsun?
  • Okumadım.
    Ama bu hissin en önemli sebebi sosyal medya. Takip etmeyi bırakın

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
  • “eğer mutlu olmak istiyorsanız, bu kolay. başkaları kadar mutlu olmak istiyorsanız, bu imkansız. çünkü biz, başkalarını olduklarından daha mutlu zannederiz.”

    https://eksisozluk.com/entry/55190822

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Güzel bi yazı,gercekten çok doğru sırf bu yüzden hiç bir sosyal medya aracini kullanmıyorum,insanlar en güzel anlarini yaşamak yerine fotografini cekmeyi tercih eder olmuş artık.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: a4technic

    “eğer mutlu olmak istiyorsanız, bu kolay. başkaları kadar mutlu olmak istiyorsanız, bu imkansız. çünkü biz, başkalarını olduklarından daha mutlu zannederiz.”

    https://eksisozluk.com/entry/55190822

    Alıntıladığımı söylemiştim linkte daha detaylısı var arkadaşlar yine de bakabilirsiniz
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Çok garip bir ailem var.
    12 yıl önce açıldı
    Daha Fazla Göster
    
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.