;
Şimdi Ara

Hatıraların mı çok hayallerin mi?

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
3
Cevap
0
Favori
347
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Ekrana gelen dizilerin arz talep dengesine göre oluşturulduğu, seyircinin reyting listesiyle etken olduğu iddia edilse de seyirci arz edilenler arasında seçim yaparak talep oluşturabiliyor ancak. Arz edilmeyen bir tür üzerinden talep mümkün değil, bilimkurgu örneğinde olduğu gibi. Türk'ün Uzayla İmtihanı gibi gülünç olmaktan öte gidemeyen örneklere bakıp Türk seyircisinin bilimkurguya ilgisi yok demek abesle iştigal etmek olur. Sosyal medyada etkin olan, iyi yazılmış ve iyi çekilmiş yabancı bilimkurgu dizilerini merakla ve iştahla seyreden ciddi bir kitle olduğunu biliyorum. Zordur bilimkurgu; yüksek zeka, geniş hayal gücü, bilimsel takip ister. Sabahtan akşama, imkansız aşk ya da aşk üçgenlerinde yapılageldiği gibi yanlış anlamalarla dolgu yapılamayacak kadar ciddi bir çalışma, araştırma ister.

    Gelecek tahayyülü olarak tanımlanan bilimkurgu yerine bizde daha çok dönem dizileri tercih ediliyor. Üçüncü sezona başlayan 1970'lerde geçen hikayesiyle Karadayı; paralel kurgudan vazgeçen yeni sezonda 1970'lere odaklanacak olan 7 Güzel Adam; adıyla müsemma 80'ler; 90'lı yıllarda geçen hikayesiyle Yeşil Deniz; 1980 darbesi sonrası İzmir'in üvey evladı semtinde yaşananları anlatacak olan Benim Adım Gültepe; İstanbul'un işgal zamanları Kurt Seyit ve Şura; bir Osmanlı polisiyesi Filinta ve Osmanlı'nın kuruluş hikayesini anlatacak olan Diriliş.

    Önceki yıllarda yayınlanan dönem dizilerine bakıldığında iki farklı zihniyetin öne çıktığı görülüyor: modern anlayış ve muhafazakar anlayış. Modern anlayış; geçmişi, geçmişin bugünden farkı olmadığı iddiasıyla hikaye ediyor. Çalıkuşu, Yasak, Öyle Bir Geçer Zaman Ki örneklerinde bugünün ilişki anlayışı geçmişe taşındı ve geçmiş zaten böyleydi dendi. Çalıkuşu'ndaki 'arkadaş baba' modeli modern babalara taş çıkarttı.

    Modern anlayış geçmiş zaten kötüydü anlayışını savunurken; muhafazakar anlayış aksine bir savunu içine girerek geçmişi idealize ediyor ve geçmişin mükemmel olduğunu savunuyor. Ne varsa geçmişte vardır; insanlar iyidir, yardımseverdir. Her iki zihniyet de kendi anlayışına göre geçmişi kurguluyor.

    Anadolu'da Cuma günleri çalışılmaz, Cuma müminin bayramıdır çünkü. Ezan okunurken elindeki işi bırakan, kendinden geçerek ezanı dinleyen insanlar vardır ama bu insanları günümüz hikayelerinde görmek maalesef mümkün değildir. Yalan söylememenin hidayetle ilişkilendirildiği bir zaman diliminde görmek çok da ihtimal dahilinde değil! Osmanlı Tokadı'nda günümüze gelen yeniçerilerin ezanı huşu içinde dinlemeleri karşısında yaşanan heyecana şahit olduğum için yazıyorum bu satırları. Günümüzde masum, iyilik timsali görülen yeniçeriler, bayrağı surlara ilk diken kişi olma hırsına yenik düşmüşlerdi hikayenin başlangıcında. Şahin, hoşafın taneli kısmını yiyebilmek için kuyruğa kaynak yapmaya çalışmıştı. Geçmiş ne toptan iyiydi ne toptan kötü. İnsanın olduğu her yerde ve zamanda nefs devreye girdiğinde insan hırsına mağlup olur. Osmanlı Tokadı'nda öne sürülen tezleri hikayenin kendisi çürüttü. Çoğunlukla seyirci hafife alınıyor, ne olsa seyreder kolaycılığına başvuruluyor. Neden seyretmekten vazgeçtiği üzerine kafa yorulmuyor. Gözden kaçan ama seyirciyi kaçıran, dramanın felsefesine, önermesine ters bir şekilde öne sürülenler.

    Geçmiş nostaljik bir masal değil. Ne zannettiğimiz gibi iyiydi ne de kötü, sadece farklıydı. Önemli olan o farklılıkları görebilmek. Neyin değiştiği yanında neyin değişmediğini tespit edebilmek.

    Bir şirketin zor durumda olduğunun göstergelerinden birisi, bugüne, gelecek vizyonlarına dair konuşmak yerine geçmişte ne kadar iyi olduklarından bahsetmesidir der John Berger. Aynı yaklaşımın ülkeler için de geçerli olduğunu savunur. 'Toplumun hatıralarının mı yoksa hayallerinin mi daha fazla olduğu tespit edilerek o ülkenin gidişatı tespit edilebilir. Hatıralar hayalleri geçtiğinde son yakındır. Hatıraların hayallerden fazla olduğu toplumlarda vaktini geçmişe bakmakla geçiren gereğinden fazla insan var demektir. Bu insanlar; saygınlığı, takdiri, iyiliği, yardımseverliği, değer verme olgusunu yaşadığımız zamanda değil, tarihte bulurlar. Her toplumun her zaman diliminde iyileriyle kötüleri var olmasına rağmen geçmişi idealize edip günümüzdeki güzelliklere kör olmayı tercih ederler. Çoğunlukla anlatılan geçmiş gerçekçi olmaktan ziyade hayal gücü ile süslenmiş bir tarihtir. Böylesi toplumlar tüm hayal güçlerini tahayyül ürünü tarihlerini olduğundan daha güzel kurgulamaya adar, daha iyi bir gelecek hayal edip o gelecek uğruna mücadele etmek yerine geçmişe takılıp kalırlar.'


    Sema KARABIYIK



    _____________________________
    PSN:LightningTR

    Bir nefesine bile sahip olamadığımız bu dünya için zalime boyunmu eğeceğiz.
  • Günümüz televizyon dünyasında arz talep ilişkisi çığrından çıkmış vaziyette. Önce bir arz sunuluyor piyasaya, ardından dizi tutarsa talep var diye aynı tür benzer konulu diziler çıkıyor her kanalda uygun ortam bulmuş mantar gibi. Arada çıkan tek tük orjinal fikirler müstesna.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Gerçek anlamda dizi izlemek isteyen yerli dizileri izlemez zaten. Yabancı dizilerin her bir bölümü film kalitesine ulaşmışken artık zaman kaybı yerli dizileri 40 yaş üstü teyzeler,dayılar ya da 10 yaş civarındaki çocuklar izler.
    _____________________________
    There are some four million different kinds of animals and plants in the world. Four million different solutions to the problems of staying alive.
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Bu hayat mı
    5 ay önce açıldı
    Evlilik sıkıcı bir şey mi ?
    13 yıl önce açıldı
    Daha Fazla Göster
    
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.