Şimdi Ara

Feysbukta bir akımın manifestosu

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir - 1 Masaüstü
5 sn
17
Cevap
0
Favori
1.485
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
0 oy
Öne Çıkar
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  •  Feysbukta bir akımın manifestosu

    Dünya bir uçurumun eşiğinde.


     Feysbukta bir akımın manifestosu

    Bunu hissediyoruz. Medya her ne kadar bizi sakinleştirmeye ve olanları bastırmaya çalışsada bir şeylerin ters gittiğinin farkındayız. Televizyonlarda sürekli dünyada olanı biteni sisleyecek programlar ve diziler yayınlanıyor...


     Feysbukta bir akımın manifestosu

    Son 50 senede dünya hiç bu kadar hızlı ve köklü değişiklikler göstermemişti. 10 sene öncesiyle bugünü bile kıyaslamanız değişimin oranı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlacaktır. Ancak değişim sadece teknoloji alanında değil. İnternette dünya nüfusunu, hastalıkları, son yılların sıcaklık ortalamaları vb. istatistikleri gösteren sitelere bakarsanız rakamların korkunç hızlarla arttığını göreceksiniz...


     Feysbukta bir akımın manifestosu

    Bir yanda hergün açlıktan, susuzluktan ve önlenebilir hastalıklardan ölen onbinlerce küçük çocuk, öte yandan her sene sırf yeni modeli çıktığı için yüzbinlerce dolarlık arabalarını değiştiren zengin ünlüler...

    Doğal kaynaklarımızın 1/3'ü tükendi bile. Korkunç bir hızla tüketiyoruz...

    Hastalık, ölüm ve savaşlardan para kazanıyoruz, başta petrol olmak üzere doğal kaynakları ele geçirmek için birbirimizi öldürmekten çekinmiyoruz. Kendi leşimizi yiyor gibiyiz...


     Feysbukta bir akımın manifestosu

    Yediğimiz gıdaların genetiği değiştiriliyor. Genetiği değiştirilmiş bitkilerin polenleri kontrolsüzce yayıldığından küresel bir doğa felaketine sebep olabiliriz. Bu yüzden Norveç'de dünyadaki bütün bitki türlerinin tohumlarının orjinallerinin saklanması için bir global tohum deposu kuruldu.



     Feysbukta bir akımın manifestosu

    Hayvanlara et ve süt makinesi gözüyle bakılıyor. Daha fazla et ve süt üretimi için hormonlar ve antibiyotikler veriliyor. Daha az maliyet için hayvanlara akıl almaz acılar çektiriliyor...


     Feysbukta bir akımın manifestosu

    Marketten aldığınız herhangi bir şeyin içinde ne olduğunu okuyun. Koruyucu katkı maddeleri (E-numarası 200-299 arası) ve antioksidanlar (E 300-399), bakteri, mantar ve mayanın oluşmasını engelleyerek, yiyeceğin kısa zamanda bozulmasını önler. Bakteri, mantar ve maya gibi doğanın önemli parçalarının oluşmasını önleyen bu katkı maddeleri sizce vücudumuzda ne gibi değişikliklere sebep oluyordur? Ne yediğimizi bilmiyoruz, neredeyse her şey kansere sebep olan katkı maddeleri içerir oldu.


     Feysbukta bir akımın manifestosu

    Küresel ısınma belki de geri dönülmez bir noktaya girdi bile. Ancak cüzdanının şişkinliğinden başka hiçbir şeyi umursamayan insanlar yüzünden bu konuya gerekli önem gösterilmiyor...


     Feysbukta bir akımın manifestosu

    Sistem kısa devre yaptı, hükümetler bunca şeye karşı bir şey yapamaz, çünkü hükümetleri BÜYÜK ŞİRKETLER gizlice kontrol eder. Paranız varsa hükümetleri kontrol edersiniz. Dünyanın en büyük 100 ekonomisinden 51'i çok uluslu şirketlerdir ve bu şirketler güçlü kalmak için politik meselelerle ilgilenmek, hükümetlere sızmak zorundadırlar.

    Görünen köy kılavuz istemez. Sonumuz iyiye gitmiyor.

    Bazen çok uluslu büyük şirketler bile değişim ister ama bir şey yapamazlar, çünkü büyük şirketler BİZİM TALEPLERİMİZE bağlıdır.


    Bize bir şey satabilmek için kıvranırlar, televizyonlarda, gazetelerde, internette her yerde reklamlarını görürüz, bu reklamlar onların acı çığlıklarıdır.


     Feysbukta bir akımın manifestosu

    Kendi mallarını satabilmek için, eğitim sistemine el atıp bizi cahilleştirecek bir eğitim verdirirler, değer yargılarımızı çarptırırlar ve mal sahibi olmanın sosyal statü kazandırdığını sanırız. Yine bu malları daha ucuza mal edip, daha çok para kazanmak için, kaynak arar, savaşlar açar, tehdidler eder, dinleri sömürür, başka ülkelerin doğal kaynaklarını sömürür, çevre haklarını ihlal eder, her şeyin genetiğini değiştirir, talebi arttırmak için bilinçli kıtlık yaratır, sansür getirir, medyayı kontrol ederler. Başka ülkelerin iç işlerine el atar, böler, parçalar, böylece ülkeleri fakirleştirirler.

    Fakirleşen bu ülkede ucuz işgücü ile günde iki dolara çalıştırdıkları insanların emeğini, hükümete olan kontrolleri sayesinde, ülkeyi serbest piyasa ekonomisine açarak kullanır, kendileriyle rekabet edilmelerini imkansızlaştırırlar, kanlı satranç taşlarını adım adım dünyanın sonuna sürerler.

    Bizler bireyler olarak bu yanlışlara dur demek zorundayız. Çocuklarımızı, torunlarımızı, kendimizi, doğamızı, dünyamızı, insanlarımızı düşünüyorsak açgözlü insanların bunlara zarar vermesini durdurmak ve engellemek zorundayız. Gördüğünüz gibi değişim hükümetlerin, şirketlerin elinde değil. Değişim sadece ve sadece bizim elimizde. Eğer hükümetler bir şey yapabilseydi Kyoto Protokolü bir işe yarardı.

    Peki ne yapabiliriz?

    "Dünyanın kötüye gittiğini biliyorum ama ben bu küçük dünyada neyim ki? Elimden büyük devlerle savaşmak için hiçbir şey gelmez." diyebilirsiniz.

    İlk önce potansiyelinin gücünü küçümseyenlere Betty Reese'nin sözleriyle cevap vermek istiyorum:

    "Eğer etkili olamayacak kadar küçük olduğunu düşünüyorsan, yatak odana hiç sivrisinek girmemiş demektir."

    İnsanların size "Boşuna uğraşıyorsun, elinden bir şey gelmez." demelerine aldırış etmeyin. Onlar bugüne kadar konuşmak haricinde bir şeyler yapmayı denemiş mi?

    Aşağıda bahsedilen eylemler, Mahatma Gandhi'ninde kullanarak Hindistan'ı İngiliz yönetiminden kurtardığı stratejilerin, günümüzün teknolojisiyle harmanlanmış halidir. Aynı stratejiler daha güzel bir dünya yaratmak içinde kullanılabilir, çünkü bunlar pasif saldırı stratejileridir. Hiçkimse bunları yaptığınız için sizi suçlayamaz ve sizi bunları yapmaktan engelleyemez.

    Temel anlamda yapılacak en uygulanabilir eylemler şunlardır:

    1)Bilinçlenin; dünyanın içinde bulunduğu konumu, açgözlü insanların, şirketlerin hedeflerini ve bu hedeflere ulaşmak için izlediği stratejileri internetten araştırmalı ve mümkün olduğunca kendinizi geliştirmelisiniz. Yaşamınızın her anının nasıl kontrol edildiğini göreceksiniz. (Başlangıç olarak Zeitgeist belgesellerini tavsiye ederim)

    2)Bilinçlendirin; çevrenizi, arkadaşlarınızı, ailenizi geleceğin barındırdığı tehlikeye karşı uyarmalısınız. İnternet en kolay yoldan insanları bilinçlendirmenizi, bilinçlenmenizi, sizinle aynı hedeflere sahip insanlarla arkadaşlık kurup, fikir ve bilgi alışverişi yapmanızı sağlayacaktır.

    3)İhtiyacınız olmadığı sürece hiçbir şey almayın. Eşyalarınızı tamir etmeye çalışın, mal varlığına sahip olmanın size sosyal statü kazandırdığını düşünmeyin. Ne kadar az ve eski varlığınız varsa, dünyanın ve çocuklarınızın geleceğine yapacağınız katkı için kendinizle o kadar gurur duyabilirsiniz. Aldığınız her şey, hormonlu gıdalardan giysilere, mobilyadan altına, abartılı kozmetikten takılara bu vahşi ekonominin dahada vahşileşip hızlanmasına sebep olur.

    4)Geri dönüşüm yapın. Dünya kaynaklarının 1/3'ü tükendi bile. Dünya bu tüketim hızını kaldıramaz. Zaten yeraltından çıkarmış olduğumuz doğal kaynakları geri dönüşüme yollamalıyız. Çöplerinizi ayırdığınızda elinizde kalan organik atıkları kompost yapımında veya sokak hayvanlarını beslemek için kullanabilirsiniz. Geri dönüştürmediğiniz atıklar çöp yakma tesislerinde yakılır, bu da zehirli gazların çıkmasına sebep olarak sağlığımızı ve çevremizi tehdit eder. Kızartma ve yemek sonrası kalan yağlarınızı çöpe dökmeyin. Bir litre kullanılmış yağ, 1 milyon litre içme suyunu yani 15 kişinin bir yıllık suyunu içilmez hale getiriyor. Bidon, şişe gibi araçlarla biriktirip, 444 28 45 numaralı Alo Atık Hattı'nı arayıp kapınıza kadar gelen görevliye yağınızı teslim edin. Ayrıca bir diğer önemli husus ise ağaç dikmektir. Yediğiniz meyvelerin çekirdeklerini sakın çöpe atmayın. Evinizde küçük saksılarda çekirdeklerin filizlenmesini sağlayın ve bulduğunuz herhangi bir toprağa ekin. Gerekirse sırf ağaç dikebilmek için pikniklere gidin, böylece hem doğa için bir şeyler yapmış olacak hem de şehrin stresinden uzaklaşmış olacaksınız.

    5)Et yemeyi azaltın; Et yemenin sebep olduğu kalp ve damar hastalıklarını geçelim. Hayvanların beslendiği yemlerin GDO olduğunuda geçelim. Hayvanların tabağınıza gelmesi için çektiği işkenceleri ve yediği hormonlarıda geçelim. Bunlar haricinde çok büyük bir etkisi daha vardır et yemenin: 1 kg et üretmek için 13.000 litre su ve büyük miktarda fosil yakıt harcanır. Vejeteryanlar uzun ve sağlıklı yaşar. Vejeteryanlık hakkında bilgilendikçe etsiz yaşayabileceğinizi görecek, kendinizi daha iyi ve hafif hissetmeye başlayacaksınız. Fazla kilolarınızı vermenin daha yüce ve daha güzel bir yolu olabilir mi? Ayrıca tasarruf yapmış olacaksınız, et yerine pek çok sağlıklı sebze meyve alabileceksiniz.

    6)En doğal hakkınız olan yeşil enerjiyi talep edin; bütün bu sorunların en büyük sebeplerinden birisi fosil yakıtlardır. Evinizde mümkün olduğunca yalıtıma önem verin, enerji tasarruflu lambalar kullanın (vb bilgiler internette mevcut). Cebinizde biriktirdiğiniz parayı kendi evinize enerji tasarrufu sistemleri almak için harcayabilirsiniz. Ayrıca internette araştırdığınızda, bir evin kendi enerjisini üretebilmesi için gerekli teknolojiye günümüzde sahip olduğumuzu göreceksiniz. Tasarruf yapmanızı sağlayacak yatırımlar uzun vadede hem kendini amorti edecek hemde üstüne kâr etmenizi sağlayacaktır.

    Bu stratejileri, tembel olmayan veya ciddi bir soruna sahip olmayan herkes uygulayabilir. Göreceksiniz ki, insanlar bir şey yapmak isterse önlerinde hiçbir şey duramaz. Doğaya karşı kurduğumuz şehirler bunların kanıtıdır. Şimdi doğa bizden intikam almadan saygı duymayı öğrenmeliyiz. Araştırdıkça göreceksiniz, zamanımız yok yarın bile çok geç, Küresel Isınma kapımıza dayandı bile.

     Feysbukta bir akımın manifestosu







  • Joomla

    Haklısın ancak seninde değindiğin gibi. İnsanlar Facebook tan beğenerek veya beğenmeyerek tepki gösterdiklerini sanıyorlar. Faceden "EVET" dedi ya iş bitti veya " HAYIR" Olarak tepki gösterdi. Tamam Artık çok önemli bir iş yaptı. PKK yı lanetledi Tamam Terör bitecek. EVET arkadaşlar en iyi türk olduğumuzu gösterelim davet edin bütün arkadaşlarınızı 1 milyon olalım gücümüzü görsünler.

    Bunların arkasından birşeyler yaptığını sanan insanlara acıyorum. çok önemli birşey başardıklarını sananlar ama günün çoğunu o aletin başında geçirip içlerindeki boşluğu dolduramayanlar. Ben dediklerimin hüçbirine üye değilim veya beğenmişte değilim. Atatürk'ü Facede beğenip af edersiniz ama doğum tarihini bile bilmeyen adamlar var ya İstiklal marşını ezbere bilmeyen adamlar. Bilemeyebilir diye birşey yok. kaç sene her hafta başı her hafta sonu önemli günlerde okuduğun birşeyi unutursan kendinide unutursun. ne günlere geldik Ya...

    Düzeltme: Yazım hatası



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi abdullahors84 -- 3 Eylül 2010; 9:44:03 >




  • Valla internette dolaşan hikayeler gibi bin bir tutarsızlık içermediği için mesaj yazmaya değer. 5. madde de çekincem var ama yazıdaki yaklaşımlara katılıyorum. Herkes hayatına çeki düzen vererek işe başlamalı.

    Yalnız konu bilinçlenme olduğu için şunu da araştırmak lazım (5. madde için).
    Et yerine sebze meyve tüketmek için protein alımımızı oldukça düşürmemiz gerekecek, sanırım. Çünkü küresel olarak bu işi uygulamaya koyduğumuzda hayvan çiftliklerinden çok daha büyük tarım alanlarına ihtiyacımız olacaktır. Hayvanlar fabrikasyon yetiştiriliyor ama sebzeler pek öyle değil. Dünyanın heryeri tarıma uygun değil. Velev ki çok daha büyük alanları tarıma açtınız, oraları elden geçirmeniz lazım. Doğanın dengesini iyiden iyi alt üst etmekte var bu işin içinde. Malum hasata zarar gelmesin diye de çeşitli yöntemler kullanıyoruz, daha büyük alanlarda bu yöntemleri kullanmak daha da büyük sorun olarak karşımıza döner. Tüm bunlar olmadan da bu iş yapılabilirdi tek şart görüyorum. Nüfus.

    Şu anda dünya nüfusu 7 milyar ve her yıl dünyaya Türkiye nufusu kadar ekstra insan nüfusu biniyor (tam rakamı google dan bakarsınız sorun değil). 100 yıl önce 1900'de dünya nufusu 1.6 milyar kadarken, 1800'de ise 1 milyar. (1000 yılından önce ise insanlık bir kaç yüz milyonluk bir nüfusa sahip)
    Sanayi devrimi dediğimiz dönem sayesinde dünyaya 6 milyarlık yük binmiş. Bu iş doğal yollarla olmadı ki. Bu makinelerle oldu, doğanın yüzeyini yeniden şekillendirmemizle oldu. Hayvansal tüketimden kaçalım derken sebze ve bitkilere daha yüklenmeye kalksa dünya ahalisi acaba bunu daha ucuza karşılayabilirmi. İşin boyutu büyüdükçe daha çok teknoloji daha çok müdahele gerekiyor. Bu konuda da bilinçlenmek gerek, makul olmak gerek. Yoksa en az 6 milyar insanın silinmesi gerekebilir

    Diğerlerine katılıyorum. Ama denge denen olay böyle bir şey. Öyle sanıldığı gibi sabit bir şey değil. Bir o yana bir bu yana salınım yapan bir çizgi ve yıkıcı sonuçları olan bir çzgi. İnsanlığın şu anki durumunda bu yıkıcı etkiyi azaltmak için savurganlık yapmamaya özen gösterelim, her adımımızı optimize edelim.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi fairEnough -- 3 Eylül 2010; 10:32:31 >




  • İnsanların alıştığı kolay, tembel bir yaşam stili var, bunları önüne koyupta uygula demek bence de biraz ağır olur ama çaba gösterirsek neden olmasın ? Hem cebin için, hem dünya için hemde canlılar için... Ayrıca etin verdiği protein değerlerinden çok daha fazlası SANIRIM siyah fasulyede varMIŞ. Tam emin değilim.

    Ayrıca konu kurban edilen koyunlara çekilmeden tartışılıp konuşulursa daha güzel olur. Eminim biri çekecek gibi
  • Mesajımda çelişkili olabilecek bir kısım var belki takılanlar olur. Değerlendirme yapılacaksa buna göre değerlendirilsin.

    Bildiğim kadarıyla tarım alanlarının önemli bir kısmı hayvan yemlerine harcanıyor. İşin bu kısmında onlara vermeyip biz yeseydik bize yeterdi denebileceğini düşünmüyorum. En basiti, meyve ağacı dikmeye gerek yok onlara, mısır ver gitsin Bizim yiyemeyeceğim bitkileri tüketebilirler. Onlar selülözüde değerlendirebiliyor. Aynı kefeye koyamayız, ayrı değerlendirme yapmak gerekir.
  • Mesajdaki bilgiler Food inc. belgeselinden alıntı sanırım. İzlemiştim o belgeseli. Çok güzel şeyler anlatıyor. Bir de "Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları" kitabının serisini okumanızı öneririm.
  • Tüketilmeyen ve üretilmeyen ekonomi olmaz,bilinçli tüketici olmak gerek.
    Dünyaya o zarar bu zarar diyorsak her bir insan nefes alması ile zarar.
    Aslında zarar dengeyi bozmak hepsi bu.Dünyada döngüler (Karbon,su,... ) silsilesi var ve döngüleri problemsiz döngü süreleri var onları normal seyrinde tutmaya gayret etmeliyiz.

    Petrol karbon temellidir, ağaçta ...
    Misal saldığın karbon miktarı kadar karbon temelli ağaç ekmek döngü hızını korumaktır.Yada yaktığın odun kadar ağaç ekmek...

    Bu arada yeşil enerji,bence yeni tüketim trendi demek :)
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • Kıyameti kendimiz hazırlıyoruz.
  • Dünyanında bı ömrü var belkide son zamanlarımız hayırlısı artık.
  • Fu.k the system deyip sistem içinden gazel okuyorlar. Çok abartı olabilir belki, kimseyi FB kullandığı için suçlayamam, bu kişisel tercihtir. Hatta ve hatta opsiyonel olmayan sosyal bir eğilim halini aldığı için şahıs adına zorunlu olabilir. Ama FB kullanarak sistemi eleştirmek pislik içinde yaşayıp pisliği eleştiren pislik böceğinin durumuna benziyor. madem içindesin, sus bari... Ama heryerde olduğu gibi, ''yaz benide hocam-ekle benide hocam'' şeklinde yansıması olan sürü psikolojisi bu karakterlerde de hakim ve bu gördüğümüz şey de bu psikolojik durumda (aslında patalojik) bulunan şahısların bir eseri.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: fofo

    Dünyanında bı ömrü var belkide son zamanlarımız hayırlısı artık.

    100 yıl önce de bu cümlenin aynısını söyleyenler olduğuna eminim
  • quote:

    Orijinalden alıntı: HuzunSessizligi

    Mesajdaki bilgiler Food inc. belgeselinden alıntı sanırım. İzlemiştim o belgeseli. Çok güzel şeyler anlatıyor. Bir de "Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları" kitabının serisini okumanızı öneririm.


    Evet. Üstüne Zeitgeist, The Corporation, Who Killed The Electric Car?, 11th Hour, The Cove, An Inconvenient Truth falan da izleyin İnsan doğduğuna pişman sonra




  • Bence de bilinçlenmek lazım. Yoksa işler yaş olabilir.Birbirimizi yemek yerine katletmek yerine güzel nezih bi şekilde yaşamanın yollarını arasak bulsak.

    Keşke para bu kadar ön sırada olmasa hayatlarda.. keşke diyorum.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: HuzunSessizligi

    Mesajdaki bilgiler Food inc. belgeselinden alıntı sanırım. İzlemiştim o belgeseli. Çok güzel şeyler anlatıyor. Bir de "Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları" kitabının serisini okumanızı öneririm.


    Özellikle 2.kitabın sonundaki "dünyayı kurtarmak için ne yapabiliriz" kısmını
  • konu dünya olunca sayfalarca yazı yazmak mümkün. ben yukarıdaki konudan alıntılar yaparak biraz muhalefet yapmayı yeğliyorum. belki biraz da hem fikir konulara değinirim.

    küresel ısınma olduğuna inanmıyorum. bir de bu doğal kaynakların tükendiğine. buna tükenme demek yerine mesela ihtiyaçların artması denebilir. ama kaynak bol bu dünyada. sadece mesela suyu ele alalım, a bölgesinde sel oluyor b bölgesinde su yok. öbür tarafta kar fırtınası var beri de ise kar yüzünü gösteriyor hadi ben kaçtım diyor. diğer tarafta güneş kavuruyor, ilerisinde de bol sağanak yağmur var. ama tabi gerçek olan ise dünyanın aynı kalmadığı ve kalmayacağı bu konuda muhalefete gerek yok. hele geri dönüşüm uygulaması yapmak ve mevcut olanı tamir etmek değerlendirmek felan bunlar yapılabilir ama biriktirmek yani mesela cepte para biriktirmek bu çok yanlış. ben bu biriktirmenin yanlış olduğunu buradan açıkca yazıyorum. bunun hiçbir faydası yok. yani ağustos böceği aklıma geldi bir an. önünün biraz ilerisini görebilecek biriktirme için demiyorum. bu durumda harcama olmayacak anlaşılabilir. ekonomiye etki eder bu da. yani yerel değil dünya geneli düşünülebilir. et yeme konusunda ise et yenmeli. tarım ve hayvancılık önemlidir. et de en önemli olanı. yani mangalda cızbız di mi, biber ve patlıcan közleyeceksin. offf 10 sene olmuştur herhalde mangal yüzü görmeyeli. neyse fazlası zarar demek lazım. sebze yenmemesi de kötü tabi. kısaca ben bu facebookdaki akımı pek anlamadım yani akım değil de cereyan yapıyor gibi geldi bana. yakında pencerenin biri kapanırsa bu konu da popülerliğini yitirir. çünkü bu akımın devam edebilmesi için insanların birlikteliği önemli. yani önce insana önem vereceksin. bunu tam anlamıyla görenimiz oldu ise bana da söylesin. mesela yukarıdaki o iskeleti görünen küçüğün ve diğerlerinin halini görenin şükretmesi lazım. varsa bir sıkıntınız, derdiniz, üzüntünüz, tasanız sizi bunalıma sokan bir şey. o resimden daha kötü durumda olmayan birine ilaç gibi gelmesi gerekir. ilaç olamıyorsa ya o durumdan daha kötü bir duruma sahiptir o zaman sözüm yok. ya da yani aklı başından gitmiş demektir.
    zengin ülkelerin paraları bankalarda yatıyor, paslanıyor. yani açıkcası bekliyor boşu boşuna. mevcut dünya kaynakları da. yani bunları dünyanın en ücra köşesine ulaştırabilecek yeteneğe sahip bir canlı var bu dünyada. insan diyoruz bu canlı varlığa. bu dünyanın bu vahim gidişatını kurtaracak olan da yine insandır ve pek yakındır ama yine batıracak olan da insan olacak. yani bu noktada kim nasıl kurtaracak bu sorunun cevabına yönelmek lazım. sorunun cevabı belli. ama cevap kiminin hoşuna gidiyor kiminin gitmiyor. hatta hoşuna gitmesi gerekenin bile hoşuna gitmiyorken, hoşuna gitmeyecek olanların arasında da hoşuna gidecek olanlar var. yani karmaşık bir denklem gibi. bu denklem de çözülmek üzere. ama bu facebook akımı sivriseniğin çıkardığı ses gibi kalır. bu denklemin çözümünün ismini bileniniz var mı? biriniz yazsın bakayım ben de devamını getireyim.




  • quote:

    Orijinalden alıntı: sariemir06


    quote:

    Orijinalden alıntı: HuzunSessizligi

    Mesajdaki bilgiler Food inc. belgeselinden alıntı sanırım. İzlemiştim o belgeseli. Çok güzel şeyler anlatıyor. Bir de "Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları" kitabının serisini okumanızı öneririm.


    Özellikle 2.kitabın sonundaki "dünyayı kurtarmak için ne yapabiliriz" kısmını


    3 kitabı da buldum biryerlerden fakat henüz başlamadım. hiç zamanım olmadı doğrusu... ekimde bol bol vaktim olacak anca o zamana




  • Bazı arkadaşlar paraya değinmişte.Sadece isyan ediyorlar.Kimsenin çözüm getirmeye çalıştığı yok.Para olmasa ne yapıcaz?Dünya tam bir KAOS'a sürüklenir.Herkes her bir şeyi yağmalamaya çalışır.Madem kapitalizmi beğenmiyorsunuz çözüm üretin o zaman.Facebook üzerinden vatan kurtarmaya dünya kurtarmaya benzemez bu işler.
  • 
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.