Şimdi Ara

Fatmagül'ün Suçu Ne? | Kanal D (43. sayfa)

Bu Konudaki Kullanıcılar:
8 Misafir - 8 Masaüstü
5 sn
1.214
Cevap
2
Favori
67.032
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Giriş
Mesaj
  • quote:

    Orijinalden alıntı: canerer


    quote:

    Orijinalden alıntı: dodgé


    quote:

    Orijinalden alıntı: mehmetmetingülcan

    internette yeni gördüm gülmek isteyenler için ekleyeyim dedim

     Fatmagül'ün Suçu Ne? | Kanal D







    Paintte yazılmış gibi geldi.

    Paintte yazıldığı çok belli genede güzel keşke fiyatı biraz yüksek tutsalarmış

    _____________________________
    Ey Türk! Dostunu da Düşmanını da bil artık..!
  • Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) 2010 yılı Ocak-Eylül döneminde gelen bildirimlerin genel değerlendirme raporuna göre, vatandaşlarca RTÜK'e en çok şikayet edilen program türü yine yerli diziler oldu. 2010 yılının yılın dokuz aylık döneminde yerli dizilerle ilgili şikayetler toplam bildirimlerin yüzde 51'ini oluşturdu. Yeni yayın döneminde başlayan ve ilk bölümündeki tecavüz sahnesiyle tepkileri çeken 'Fatmagül'ün Suçu Ne?' adlı diziyi izleyiciler en çok ''kadına yönelik şiddet'' içerdiği gerekçesiyle şikayet ettiler. 2010 yılının dokuz aylık döneminde yerli diziler kategorisinde gelen şikayetlerde ''kadına yönelik şiddet'' kriteri ilk kez yüzde 99 oranına ulaştı.

    ''Türk Aile Yapısına ve Ahlaka Aykırılık'' konusunda yapılan değerlendirmelerin yüzde 78'i, ''Milli ve Manevi Değerlere Aykırılık'' konulu kritere ilişkin şikayetlerin yüzde 77'si ve ''Program Kaldırılsın'' şeklinde gelen şikayetlerin yüzde 75'i dramatik dizilerle ilgili oldu.

    BİHTER, FATMAGÜL VE TÜRKAN İLK SIRALARDA
    Ocak–Eylül döneminde dramatik dizilerle ilgili toplam 33 bin 213 bildirimin 9 bin 986'sı (yüzde 30) ''Aşk-ı Memnu'', 4 bin 808'i (yüzde 15) ''Fatma Gül'ün Suçu Ne?'' ve 4 bin 735'i (yüzde 14) ''Türkan'' adlı diziler hakkında geldi. Bu üç dizinin sahip olduğu oranlar, dramatik diziler hakkında gelen şikayetlerin yüzde 59'unu oluşturdu. Ocak–Eylül 2010 döneminde en çok şikayete konu olan dramatik dizilerin tümünün Kanal D'de yayınlandığı görüldü.

    Akşam kuşağındaki yayını geçen Haziran ayında bitmiş olmasına rağmen Aşk-ı Memnu, dokuz aylık dönemdeki toplam şikayet oranları içerisindeki en yüksek payı aldı. En fazla şikayet edilen diğer iki dizi ise Eylül ayında başlayan yeni dönemde yayına girdi.

    Yılın dokuz ayında en çok bildirim alan bu üç dizi, yüzde 26 oranı ile ''Program Kaldırılsın'', yüzde 24 ile ''Türk Aile Yapısına ve Ahlaka Aykırılık'' ve yüzde 17 oranı ile ''Çocuk ve Gençlerin Korunması'' konulu kriterlere ilişkin olarak şikayet edildi.
    _____________________________
  • Bizi mizojin sananlar varsa durum vahim!
    Cengiz SEMERCİOĞLU 19 Kasım 2010
    Beren Saat son dönemin en çok konuşulan ama kimseye konuşmayan ismi... En son Ak Parti Milletvekili Halide ıncekara, “Ruh sağlığı bozuk” dedi onun için... Saat’le, ıncekara’nın bu sözlerinden kendisine laf atan gençlere; yeni filminden Hülya Avşar’a kadar her şeyi konuştuk. Bir oturduk sohbete değil ruh hastası, karşıma dünya tatlısı bir genç kadın çıktı.

    BİHTER’DEN KADIN OLMAYA DAİR ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM

    Seninle buluşmaya gelirken Cihangir’de Selçuk Yöntem’i gördüm, “Beren’e gidiyorum, en zor soruyu sen sorsana” dedim...

    - Aaaa, ne dedi?

    Sor bakalım “Aşk-ı Memnu’da Adnan Bey’le mi daha mutluydu yoksa Fatmagül’de mi mutlu?” dedi...
    - (Gülerek) Adnan’ı değil ama Selçuk’u çok özlüyorum. Sette biz onunla çok eğleniyorduk. Tabii ki “Aşk-ı Memnu”nun çalışma koşulları daha rahattı. Daha konforluydu, yalımızda çok mutluyduk. Fatmagül ise öyle değil...

    Konfor dışında başka farklılık var mı?
    - “Fatmagül’ün Suçu Ne”yi sesli çekiyoruz, “Aşk-ı Memnu” dublajdı. Fatmagül’de sesli çekmekten kaynaklanan zorluklar var, provalara daha fazla vakit ayırıyoruz. Oynamayı daha çok işlediğimiz bir alan var.

    Diğerinde de bir günü dublaja ayırıyorsun...
    - Ama sesli çekmek daha zor, işi uzatıyor. Kamyon geçiyor, okulun zili çalıyor, ezan okunuyor bunlar hep çekimleri uzatan şeyler. Ama yine de sesli çalışmanın tadı çok farklı, daha doyurucu.

    İki rol arasında nasıl farklılık var?
    - Bihter’in çok değişken halini özlüyorum. Bihter çok renkliydi, ruh hali çok dönüşüyordu ve bu çok eğlendiriyordu beni. Bihter karakteri benim hayatımda çok önemli. Kadın olmak açısından çok önemli... Ece’yle Melek (senaristler) Bihter üzerinden bana kadın olmaya dair çok şey öğrettiler.

    Neler öğrendin Bihter’den?
    - Şimdi tek tek onları açmayayım ama senaristlerin diyaloglar dışında Bihter’in ruh haliyle ilgili yazdıkları bana çok şey öğretti.

    Fatmagül’le neleri keşfediyorsun peki?
    - Muhakkak benim için her rolde keşfedilecek bir şeyler var. Başka bir coğrafyada yaşayan, sen olmayan bir kadınla empati kuruyorsun ve onun alanında gezmeye başlıyorsun. Muhakkak ki yeni keşifler oluyor. Bence işimin en lezzetli yanı bu...

    BANA LAF ATANLAR SONRA KIZ ARKADAŞLARINDAN UTANMIŞTIR

    Asmalımescit’te sana laf atan gençler hakkında ne düşünüyorsun? Bu da bir nevi şiddet değil mi?
    - Ben o gece laf atıldığını duymadım. Kalktığımızda 10 tane kamera etrafımızı sardı, önümü görmüyordum. Yan masada oturan gençler herhalde o kameralardan aldıkları cesaretle böyle çirkin bir şey söylemişler. Herhalde ertesi gün kendilerini televizyonda bu sözü söylerken gördüklerinde kız arkadaşlarından çok utanmışlardır. Kendilerini kötü hissetmişlerdir.

    Moralini bozmuyor mu böyle şeyler?..
    - O olaydan sonra herkesten iyi tepkiler aldım. Pek çok insan kendimi iyi hissetmem için mesajlar attı. Çağan Irmak’tan, Mor Çatı’dan mailler geldi. Bu ülkede kadın olmak ve bir şeyler yapmak gerçekten insanın çok sorguladığı şeyler. Bir şekilde bunu sorgulatan şeyler de artıyor.

    AVŞAR VE BEN OYNAMASAK BU KADAR TARTIŞILMAZDI

    Sence bu olay neden bu kadar tartışıldı?
    - Dizi üzerinde araştırmalar yapılıyor, inceleme kurulları kuruluyor. Ben bunu şuna bağlıyorum: Bu rolü zamanında Hülya Avşar oynamamış olsaydı, Bihter’in üzerine ben oynamasaydım, dizinin üzerine bu kadar gidilmeyecekti. Çünkü aslında bu hikayenin kuruluş biçimi, bakış açısı değil tartışılan. Oynayan kadın oyuncular yüzünden bu kadar magazinleşti ve bu hale geldi olay.

    İşin kolayı belki de bu...
    - Ama bence “Kime daha iyi tecavüz edildi?” diye anket yapanlar ya da benim otel odasında fotoğrafımı çekip “Tecavüz için psikolojik destek alıyor” diye yazanlar, kameraları gördüğünde dikkat çekmek için laf atanlar, bu işin köpüğünü yaratıyor. Aslında bu köpüğü yaratanları tartışmak lazım.

    İNCEKARA “SAPIKLIK” DİYOR AMA BACCA OLAYINDA HEPİMİZ UTANDIK

    Siyasetçiler bile topa girdi... Ak Parti Milletvekili Halide ıncekara ruh sağlığınızın bozuk olduğunu söylüyor...
    - İncekara kalkıp “Fatmagül’ü yazanlar ruh hastası, insanlara sapıklık aşılıyorlar” diyor. Peki Pippa Bacca bu ülkede iki sene önce tecavüze uğrayıp öldürüldüğünde birlikte utanmadık mı? Ben çok utandım. Daha geçenlerde Rosmery adlı bir ıngiliz kadının kızına Fethiye’de tecavüz ettiler ve bir erkek jinekolog, kızın muayenesini yaparken iki kişiyi daha izlesin diye yanına aldı.

    Bu yaşananları tartışmak yerine insanların diziyi tartışması ikiyüzlülük ve kolaycılık mı sence?
    - Kesinlikle öyle... Bu muhafazakarlaşmak meselesinin altında bir bastırma ve sahtekarlık var. Bir sıkıştırma duygusu var. Pippa Bacca’nın annesi buraya gelip, “Evet biliyoruz, o bir kişinin suçu, bunu Türkiye’ye mal etmek istemiyoruz” dediğinde, bu olgun tavır karşısında ben daha çok utanmıştım. Biz iki sene içinde her şeyi unutuyoruz ama bu yaşananları değiştirmiyor.

    BU ÜLKEDEKİ ERKEK HUKUKU MESELESİNE İTİRAZIM VAR

    Medyada açıkça sansür isteyenler, dizinin kalkmasını isteyenler bile var...
    - Evet Fatmagül var, Fatmagül gibi bir sürü kadın var ve bu ülkede evlilik içinde de tecavüze maruz kalan bir sürü kadın var. Ben bu erkek hukuku meselesine itiraz ediyorum. Mesela Münevver Karabulut cinayetinde Celalettin Cerrah’ın “Kızlarına sahip çıksalardı” demesi... Mesela Fethiye’deki olayda tecavüze uğrayan kıza alkol muayenesi yapılması. Bunların hepsi bir erkek hukuku... şimdi kalkmışlar Fatmagül’ün yayından kaldırılmasını istiyorlar.

    Dizi tecavüzün promosyonunu yapıyor mu?
    - Ekrem Çatay ve Kerem Çatay kadına değer veren erkekler. Onun bir altında senaristlerimiz Ece ve Melek, bu işi kadın olarak yazıyor. Yönetmenimiz kadın, bir sürü ekip başımız kadın. Bizim hepimizin mizojin olduğuna, kadına uygulanan şiddeti legalize edeceğimize, bunu istismar edeceğimize nasıl inanabilirler ki!* (Mizojin; Kadın düşmanı, sistematik şekilde kadınlara tavır alan, aşağılayan kimse...)

    Kadın dernekleri arasında da itiraz edenler var ama diziye...
    - Evet, işte onlara cevaben söylemek istiyorum bunları. Bu işi muhalif bir yandan anlattığımızı düşünüyorum. Tabii ki bir takım şeyler söylenebilir. O sahne yeterince eleştirel çekilmedi, hikayenin şu kısmı böyle çekilmeliydi, oyuncular şöyle oynamalıydı falan denebilir. Biz de bunları ciddiye alırız ama genel olarak bu işe “tecavüzü legalize ediyor” demek ve gerçekten hepimizin mizojin olduğunu düşünmek bence çok vahim.

    BU ÜLKEDE BU YAPILIR MI DİYE KORKMAYACAĞIM

    Bihter bambaşka, Fatmagül bambaşka bir kadın ve biri bitti diğeri başladı hemen. Seyircinin iki farklı rolde seni beğeniyle izlemesinin sırrı ne?
    - Öncelikle o dünyaların gerçek olarak kurulmasına bağlıyorum. Seyircinin doğrudan görmediği ama toplumsal bilinçaltının hissettiği yanlar var. Mesela tecavüz edecek oyuncuları seçerken onların başka bir yerlerden başka rolleri çağrıştırmayacak insanlar olmasına çok dikkat edildi. Cast ona göre yapıldı, bütün atmosfer ona göre yaratılıp gerçekçi bir dünya kuruldu. Esas illüzyon da burada...

    Bihter mi daha çok tartışıldı, Fatmagül mü? Böyle çok tartışılan iki karakteri üst üste oynamak zor değil mi?
    - İnsan birazcık başına gelecekleri tahmin edebiliyor ama Bihter’de yaşadıklarımdan daha sert değil Fatmagül’de yaşadıklarım. Beni Bihter zannettikleri dönem daha sert ve zordu benim açımdan, daha yıpratıcıydı. Çok tartışılmasına rağman Fatmagül’de öyle bir şey yaşamıyorum. Ama şişme bebek meselelerini öngörmek mümkün değildi... Gelecek tepkileri öngörsem de hiçbir zaman hiçbir şekilde canımın istediği rolleri oynamaktan imtina etmeyeceğim. Başkalarının ne düşündüğünü çok fazla önemsemiyorum. Bu ülkede bu yapılır mı diye korkmayacağım, geri durmayacağım.

    BU KADAR HIZLI ŞÖHRETİ BEN DE BEKLEMİYORDUM

    İki sezon “Aşk-ı Memnu”, bu sezon “Fatmagül’ün Suçu Ne”... Son üç sezonun en çok izlenen dizilerinde başrol oynamak nasıl bir duygu?
    - Çok güzel, insanın hayatını epey değiştiriyor. Bir şeyi başarma hissi her zaman güzel.

    İki dizi arasında hiç ara olmaması oyunculuk açısından zor mudur? Hep ara vermek lazım, oyuncusun yüzü eskir denir ya...
    - Bu anlamda ezber bozan bir tavır oldu, ondan dolayı da mutluyum. Hep yüzün eskir, seyirci sıkılır, ondan o olur, bundan bu olmaz gibi oyuncuları bağlayan genel geçer cümleler var televizyona dair. Yoo demek ki olabiliyormuş, demek ki öyle değilmiş... Başka başka roller olunca da demek ki seyircinin heyecanı tazelenebiliyormuş.

    Yarışmaya katılırken, dört-beş yıl içinde bu noktaya geleceğini düşünüyor muydun hiç?
    - Yok, süre benim tahminimden kısa oldu. Kendime bir şekilde güveniyordum ama çok da cahil cesaretiyle gereksiz bir özgüven değildi tabii ki bu... Bir şekilde bir şeye dair inancınız olur ya, o inanç vardı bende. Biraz da kendimi denemek için girdim aslında...

    “Türkiye’nin Yıldızları”na mı?
    - Evet... Başka bir hayat yaşıyor ama başka bir hayat istiyordum, acaba olur mu diye düşünüp girdim.

    Hangi hayatı yaşıyordun?
    - İşletme okuyordum Ankara’da...

    Bir yerde çalışıyor muydun?
    - Hayır, öğrenciydim Başkent Üniversitesi’nde. Ama o hayatı yaşadığımda mutsuz olacağımı büyüdükçe görmeye başladım. Yarışma benim için deneme noktasıydı.

    O yarışmaya girmeseydin oyunculuğu başka bir şekilde zorlar mıydın, yoksa bugün işletmeci Beren Saat mi olurdun?
    - Bilmiyorum... Belki daha sonra denerdim... Yoksa biraz daha razı olur muydum kaderime; bilmiyorum ki...

    MEDYAYA MESAFELİYİM ÇÜNKÜ CANIM ÇOK YANDI

    1,5 milyon dolara ev aldığın söylendi?
    - Birileri atıyor ortaya, sonra yedi-sekiz gazete yazıyor bunu. Beni yolda gördüklerinde “Yok öyle bir şey” diyorum. Artık sistem böyle işliyor. Benim adıma bir şeyler iddia ediliyor, haberler çıkıyor, ben “Yok öyle bir şey” diyorum. Bu ev işi de öyle oldu...

    Medyaya o kadar mesafeli olmana rağmen...
    - Benimkisi o kadar sansasyonel ve hızla değişen bir hayat değil. Sete gidiyorum, eve geliyorum. Bir tane ilişkim var, biliyorlar. Abartılacak, köpürtülecek bir durum yok yani ortada. Buna rağmen çekilen her fotoğrafa anlam yüklemeye çalışıyorlar.

    Bu yüzden mi ürkek, çekingen, çabuk kırılacak gibi duruyorsun... Normal hayatında da böyle misin?
    - Biraz öyleyim... Önce bir geride durup izleyen, sonra ilişki kurmaya başlayan bir yapım vardır. Çok çekingen değilim aslında. Ama benimle ilgili birileri ahkam kesip yorum yapmaya başlayınca ben iyice uzak durmak istiyorum. Niye benimle ilgili konuşuyorsunuz? ınsanlara ben bu hakkı tanımak istemiyorum. Önlerine koyduğum şey hakkında eleştirebilirler ama insanlara benim hakkında yorum yapma hakkını tanımak istemiyorum.

    Profesyonel bir ekiple çalışıp marka yönetimi olarak mı medyaya mesafe koyuyorsun, yoksa içinden böyle mi geliyor?
    - Hayır, tamamen güdüsel. Başlarda daha rahattım ama o kadar canım yandı ki bu meseleden, bir biçimde buna dönüştü. şimdi Beren’in kim olduğuna, Beren’in nasıl davrandığına dair yorum yapma hakkını vermek istemiyorum.

    SADECE OYNAYARAK HAYATINI KAZANAN İLK OYUNCULARIZ BİZ

    Televizyon şöhretinin geldiği gibi gitmesinden korkmuyor musun?
    - Sadece oynayarak hayatını kazanan ilk oyuncularız biz ve bu açıdan çok şanslıyız. Nihayet sadece oyunculuktan para kazanan bir kuşak geldi, belki ileride teliflerimizi bile alabileceğiz. Televizyonda uçuculuk, kolay eskimek, unutulmak söz konusu ama zaten bunun farkındayız. Dizi setlerini hiçbir zaman yadsımayacağım. Benim dünya görüşümün değiştiği, oyunculuğu öğrendiğim yer dizi setleri ama yapmak istediği şey sinema... Önü, arkası her neyse, ama sinema yapmak istiyorum.

    Arkası derken, yönetmenlik mi hedefin?
    - Klasik “Bi gün ben de filmimi çekicem” yanıtını vermeyeceğim ama insan küçük hikayeler yazabilir, kısa filmler çekebilir, kameranın arkasında da çalışabilir.

    Yazıyor musun?
    - Yazıyorum öyle ufak ufak, bir şeyler toparlamaya çalışıyorum. Çünkü başka roller oynarken, başka kadın bedenlerinde gezerken, başka coğrafyalara giderken, insan enteresan tecrübeler yaşıyor.

    TÜRK SİNEMASINDA ÇOK AZ SAYIDA İYİ FİLM ÇIKIYOR

    Yeni dönem Türk sinemasını nasıl buluyorsun, izleyebiliyor musun filmleri?..
    - Tabii ki izliyorum.

    Kimleri beğeniyorsun?
    - Şimdi isim vermesem... Çünkü bunların sonunda gereksiz polemikler çıkıyor.

    Beğenmediğini değil, beğendiğini söyle...
    - Mesela “Çoğunluk”... Aaa ne kadar şahane olmuş diye bayıldığım bir film oldu. Çok sade, çok güzel... Yönetmen Selen Yüce’yi çok beğendim.

    Genel olarak Türk sinemasını beğeniyor musun?
    - Çok az iyi film çıkarabiliyoruz. Genç yönetmenlerden aslında çok iyi filmler çıkıyor. Bu sayı da artıyor. Ama çekilen onca filme rağmen çok iyi değiliz...

    Dizi çekmekte film çekmekten daha mı başarılıyız?
    - Yok, öyle bir şey söyleyemeyiz. Ama daha hızlı gelişiyor dizi sektörü. Ben Yeşilçam sisteminin uzantısı olan kısmın aslında dizi setleri olduğunu düşünüyorum. Çünkü o Yeşilçam’da olan “rağmen çalışmak”, fedakarca, inançla çalışmak, bugünkü dizi setlerinde devam ediyor. Bu yüzden daha hızlı gelişiyor. Bu sezon sesli çekilmeye başladı dizilerin büyük kısmı. Oysa iki sene öncesine kadar sesli çekim seyirciyi uzaklaştırır falan denirdi. Bugün öyle olmadığını gördük. Prodüksiyon ve yönetim olarak da öyle; çok iyi dönem dizileri yapılmaya başlandı.

    FATMAGÜL’ÜN ŞİŞME BEBEĞİNİ ÜRETMEK İSTEYENLER BİLE VAR

    Fatmagül’ün şişme bebeğini üretmek için haklarını satın almaya çalışan firmalar var. Artık ben bunlardan üzüntü duyuyorum. Bütün gece yan yana masalarda oturduğumuz insanlar laf atıyorsa, pazarda Fatmagül donları satılıyorsa, ben bundan ancak üzüntü duyarım.

    Hülya Avşar ÖNEMLİ BİR STAR AMA AYNI YOLU İZLEMEYECEĞİM

    Diziye başlamadan önce Hülya Avşar’ın oynadığı Fatmagül’ü izledin mi?
    - İzledim ama çok fazla kıyaslama yapmaya gerek yok çünkü o film, o günün koşullarıyla çekilmiş, o günün sinemasının bir parçası... O dönemin ürünü. Bugün biz bir televizyon dizisi yapıyoruz ve bugünün koşullarıyla aynı hikayeyi anlatmaya çalışıyoruz. O yüzden aynı teraziye koyulacak yapımlar değil.

    Genç kuşağın Hülya Avşar’ı olarak gösterildin. Bundan rahatsızlık duyuyor musun?
    - “Bu kız bundan sonra unutulmayacak” meselesini sembolize ediyorsa, bu benzetme tabii ki güzel. Çünkü Hülya Avşar bu ülke için kalıcı bir figür ve önemli bir star. Ama ben çok fazla başka alanlara geçmek istemiyorum.

    Dizinin tanıtım fragmanında gördük, sesin de iyiymiş... Başka alana müzik dahil mi, albüm yapar mısın?
    - Yok, hiç öyle bir niyetim yok. Bana yetecek kadar bir sesim var ama albüm yapmak gibi bir niyetim yok. Oyunculuk dışında başka alanlara geçmek istemiyorum. O yüzden izleyeceğim yol Hülya Avşar’la aynı olmayacaktır. Ama ismin bilinirliği, markalaşması konusunda Hülya Avşar’ın adı çok önemli ve öyle olmak isterim.

    “Beren Saat Show” gibi bir televizyon programı yapmak da istemiyorsun o zaman...
    - Çok büyük konuşmanın anlamı yok. Çünkü bu ülkede bir dönem gelmiş, film çekilememiş, herkes sahneye çıkmış hayatını devam ettirmek için. Günün birinde diziler için de aynısı olabilir, bilemiyorum. Yani benden bağımsız koşulları dikkate almayarak bu cevabı vermem gerekirse, televizyon programı yapmak istemiyorum. Ben sadece oynamak istiyorum.

    BAHMAN’IN FİLMİ BENİM İÇİN EN ÖNEMLİ ŞEY ŞİMDİ

    İki filmde rol aldın ama ikisi de televizyonda yaptığın işler kadar ses getirmedi.
    - Umarım bir gün çok ses getirecek ve gişe yapacak bir filmde de oynarım. Oyunculuk gelen tekliflere bağlı kalan bir meslek olduğu için benden bağımsız da gelişiyor tabii bu... şimdi önümde iyi bir proje var; ıranlı yönetmen Bahman Ghobadi’nin filminde oynayacağım.

    Teklif getireceği haberleri çıkmıştı, anlaştınız mı?
    - Evet. Bunu mesela çok daha fazla ciddiye alıyorum.

    Filmin konusu ne, hangi rolü oynayacaksın?
    - Hikayeyi o açıklamadan açıklamayayım ama çok güzel bir film olacak gibi duruyor. Benim için Bahman’la çalışmak enteresan bir serüven olacak.

    BEREN SAAT’İN HAYATINA DAİR...

    Ne okuyor?
    - Şebnem ışigüzel, “Kirpiklerimin Gölgesinde”. Ona çok hayranım diye anlatıyor...

    Ne izliyor?
    - DVD delisi değil. Filmleri olabildiğince sinemada izlemeye çalışıyor. Kaçırdığı filmleri ise DVD’de takip ediyor.

    Oyunculuk eğitimi almamanın eksikliğini hissediyor mu?
    - Bazı zamanlarda... Özellikle dublaj yapmaya başladığında kendisiyle ciddi olarak mücadele etmiş.

    Ne kadar çalışıyor?
    - Sete 09.00’da giriyor, gece 23.00-24.00 civarında çıkıyor. Haftada beş gün 14-15 saat çalışıyor. Dizilere “Yeşilçam’ın uzantısı” demesi de bu fedakar ekip çalışması yüzünden.

    AYNA KARŞISINDA VAKİT GEÇİRMEM

    Ayna karşısında çok zaman harcamam. Çok sıkıldım çünkü... Kuaförle ilişkim yok denecek kadar az. Makyajdan, süslenmekten çok sıkıldığım için ayna karşısında çok fazla bir mesaim yok.
    _____________________________
  • sağol Mert Ben de gazeteden okumuştum



    bu Türkan a ne konuda şikayet gelmiş olabilir , hayret
    _____________________________
  • http://www.youtube.com/watch?v=lFBsw23HIPA

    10.bölüm özeti

    Yurt dışına gitmeye karar veren ve bunun için son hazırlıklarını yapan Kerim, hiç beklemediği bir anda Mustafa ile karşı karşıya geliyor.
    Kerim’in Mustafa’yla karşı karşıya geldiğini düşünen Ebe Nine, korku içinde yaşanacaklara engel olmaya çalışırken, Fatmagül’ün endişesi ise Mustafa içindir. Yaşaranlar için Turaner Bey’in sürpriz ziyaretiyle başlayan akşam yemeği, Selim’in yokluğuyla zor bir geceye dönüşür. Emniyette ifadeleri alınan Kerim, Selim, Erdoğan ve Vural ise suçsuzluklarını ispat etmeye çalışmaktadırlar.
    Meltem’in ailesi Selim’in yeni bir olaya karıştığını öğrenir. Bu durum evlilik planlarının tehlikeye düşmesine sebep olur.
    Ebe Nine’nin ve Fatmagül’ün korkulu bekleyişi, kısa süreliğine de olsa aralarında bir yakınlık doğurur. Ebe Nine, Fatmagül’ün duvarları ardında yaşadığı yıkıma, acı içinde şahit olur. Mustafa’nın iyi olduğundan emin olmak isteyen Fatmagül ise tüm riskleri göze alır ve Mustafa’yı arar. Yüzleştiği yeni gerçekle sarsılan Kerim, Fatmagül’e gerçekleri dile getirebilmek için fırsat kollar. Kerim’le birlikte aynı çatı altında olmak Fatmagül’ün yaralarının kapanmasına izin vermezken, Kerim için tek çare gitmektir. Yurtdışına gitmek için son hazırlıklarını yapan Kerim, Mustafa’yla beklemediği bir anda karşı karşıya gelir.
    _____________________________
  • Teşekürler özet için.Acaba Mustafa Kerim'i tanıyacak mı?
    Bu hafta bari 2 haftalık beklediğimize değicek bir bölümdür umarım.
    _____________________________
    Sevgi Ö.
    __BEŞİKTAŞ__

    2011 LYS Ve YGS
    ANİMEFanClub
  • Kerimle Fatmagül ne zaman hikayeye ağırlıkla sahip olacaklar
    sıkılmaya başladım
  • quote:

    Orijinalden alıntı: suzi dilara

    Kerimle Fatmagül ne zaman hikayeye ağırlıkla sahip olacaklar
    sıkılmaya başladım

    Daha yeni mi ?
    Dizi 2. bölümden kendini belli etti 3 bölümde bir bakmak lazım yoksa işkence
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: OnLiNe MaNaGeR

    quote:

    Orijinalden alıntı: suzi dilara

    Kerimle Fatmagül ne zaman hikayeye ağırlıkla sahip olacaklar
    sıkılmaya başladım

    Daha yeni mi ?
    Dizi 2. bölümden kendini belli etti 3 bölümde bir bakmak lazım yoksa işkence

    şeytan azapta gerek
    demek ki kota yeni doluyo



    senaristlerin gücü adına ileriiii
  • Diziyi izleyen yokmu?
  • Şu anda evde değilim netten euro d'den izleyeceğim daha özet var.
    _____________________________
  • Ben izledim
    çok kesik bakabildim ama son sahneler somut olarak tatmin ediciydi

    kerim ve fatmagül dialogları en heyecanlı yerlerdi
  • Bu hafta gene güzel bir bölümdü.Ya Mustafa daha önce Kerim'i görmüşmüydü?İlk karşılaşmaları mı yoksa kesin öyledir de sorayım genede
    _____________________________
    Sevgi Ö.
    __BEŞİKTAŞ__

    2011 LYS Ve YGS
    ANİMEFanClub
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Elendil03

    Bu hafta gene güzel bir bölümdü.Ya Mustafa daha önce Kerim'i görmüşmüydü?İlk karşılaşmaları mı yoksa kesin öyledir de sorayım genede


    İlk karşılaşmaları bu olaydan sonra ikisinin, umarım kavga çıkar
    _____________________________
  • Mert : lütfen reytingleri ekler misin



    Fatmagül 1.dir yine
    ben Türkan'ı daha çok merak ediyorum
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Noix~


    quote:

    Orijinalden alıntı: Elendil03

    Bu hafta gene güzel bir bölümdü.Ya Mustafa daha önce Kerim'i görmüşmüydü?İlk karşılaşmaları mı yoksa kesin öyledir de sorayım genede


    İlk karşılaşmaları bu olaydan sonra ikisinin, umarım kavga çıkar



    kerim evde yiğeniyle resimlere bakarken bak buda mustafa eniştem dedi, kerime
    senden önce mustafa eniştem var şimdi sen varsın demişdi,
    kerimde resimlerden mustafa yı gördü,

    finalde mustafa pasoportuna almaya gidiyor, kerimde arkasından gelip sıra bendeydi diyor,
    yüz yüze bakıyorlar, sanırım mustafa kerimi sima olarak tanımıyor..!!!
    _____________________________


    Sun Blade 150; 64 Bit'lik Sparc işlemci 550 MHz or 650 MHz UltraSPARC ; 8 GB. RAM ; 350 GB disk ; 2-D/3-D graphics options for multi-display support Unix-Solaris 8 (5/03)
    SGI® Origin® 350 ;32 CPUs in single operating system; 4 64-bit PCI-X slots 73GB system drives; IRIX
  • Net çok fazla takılma yaptı bir yerden sonra sıkıldım izlemedim. Bölüm güzelse haftasonu tekrarını izlerim.

    İLK 100 PROGRAM /HEDEF KITLE : TOTAL ( Tarih :25/11/2010 )
    Sıra Program Adı Kanal Rating (%) Share (%)
    1 FATMAGUL'UN SUCU NE 1 14.89 35.72
    2 KURTLAR VADISI PUSU 1 12.82 31.71
    3 FATMAGUL'UN SUCU NE (OZET) 1 7.79 20.52
    4 KURTLAR VADISI PUSU (OZET) 1 7 17.63
    5 ATV ANA HABER BULTENI 1 5.78 16.41

    İLK 100 PROGRAM /HEDEF KITLE : AB ( Tarih : 25/11/2010 )
    Sıra Program Adı Kanal Rating (%) Share (%)
    1 FATMAGUL'UN SUCU NE 1 14.09 37.49
    2 KURTLAR VADISI PUSU 1 10.53 28.55
    3 FATMAGUL'UN SUCU NE (OZET) 1 7.32 22.31
    4 ESRA EROL'DA EVLEN BENIMLE (TANISMA) 1 5.76 23.39
    5 TURKAN 1 5.68 20.34

    Not: Türkan'da görüldüğü üzere düşüş var. Gün değişikliği gelmesi muhtemel böyle giderse çünkü mesela Kavak yelleri'de aynı saatte yayınlanmasına rağmen günü en kötü ihtimalle ilk 3te kapatıyor, ama mesela Küçük Sırlar'ın reytingi düşmüş ve onu Star'a postalamışlar. Çarşamba'ya alırlar diye de tahmin ediyodum ama Yaprak Dökümü bittikten sonra 'Şüphe' adında iddialı bir dizi başlatacakmış Kanal d o gün.
    _____________________________
  • şu an tekrarı var kanal d
    ben seyredememıştım perşenbe günkü bölümünü iyi oldu dogrusu
    _____________________________
    Ey Türk! Dostunu da Düşmanını da bil artık..!
  • teşekkürler Mert

    ßölümün son yarım saatini izle yeter,atraksiyonlar orda genelde bişey kaybetmezsin

    reytinglere gelince çok şaşırdım! Türkan en azından ilk 10a girmiştir

    Kvk Yelleri ,Hnmn Çiftliği ve ßeyaz ın gazıyla ilk 3e girebilmiş olmasın
    bi de konular bazı hafta çok heyecanlı olunca doğaldır;malum €F€ trafiği var şimdi

    şu Esra Erol´a da şok oldum yani
    sen kalk
    Aß de ilk 5e gir
  • 9 Aralık tarihinde hafiflemeye başlayacak çok yoğun bir dönem içerisinde olmamdan dolayı buralara pek uğrayamıyorum, bugün izleyen herkese iyi seyirler.
    _____________________________
  • 
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.