Şimdi Ara

- Ekonomik KRİZ kime KRİZ? - (22. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir (1 Mobil) - 1 Masaüstü1 Mobil
5 sn
869
Cevap
6
Favori
31.437
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Giriş
Mesaj
  • Sayın webbie, bu kadar ucuz tartışmalar çıkarmayın lütfen.
    Çalışma çağına giren insan sayımız hızla artıyor (ki bu bir gerçektir) dedim diye hemen fırından "3 çocuk" (ki bu da bilimsel bir gerçektir) çıkartmışsınız.
    Şimdi 2 saat bunu mu konuşalım yani? Hani "gündemi değiştiriyorlar" dersiniz ya hep ama maşallah ağzınızda sakız olmuş bunlar
    Ayrıca kin tutmak falan... Ayıp oluyor artık...

    Sayın lehrer35, sizde hemen "vatanhaini" edebiyatı dizmişsiniz...

    _____________________________




  • Birkaç mesaj önce sizin ekonomist olduğunuzu öğrenip şaşırdım aslında.
    Şaşırma nedenime gelince, İktisat yani ekonomi biliminin Sosyal bir bilim olduğunu bilen her insanın bu temelden hareketle her türlü rakamı insan için kullanması gerektiğini ve her iktisadi görüşün 21. yüzyılda tüm insanlar için iyi olanı bulmaya çalıştığını, sadece bir zümre ya da kişiye değil de çoğunluğa refah sağlayabildiği sürece "daha iyi" olduğu kuralını bilmesi gerektiğini bildiğim için şaşırdım.

    Bir ekonomist olarak, sizin de bildiğiniz gibi verdiğiniz rakamların hiçbirine itiraz etmediğim gibi, bu rakamların hiçbir anlam taşımadığını, sizin deyiminizle ağzımda sakız olan ve aslında yine size göre büyümeden daha önemsiz olan işsizliğe takmış olmam da sizi şaşırtmış demek ki. Oysa ki ülkede aynı insanlar daha da zengin olup sermayelerini büyütüyorsa, geri kalanın ekonomik durumu kötüye gidiyorsa, işsiz sayısı artıyorsa benim için bu yönetim kesinlikle kötüdür.

    Ben fırından 3 çocuğu çıkardığım gibi, sizin birçok yorumunuzu da çıkardım aslında. Onlar hakkındaki yorumlarınız nelerdir? Yoksa "Dün, dündür; bugün bugündür" diyerek bundan da mı sıyrıldığınıza inanmayı tercih edeceksiniz. Ben iftira atmadım ve verebileceğiniz rakamlar da yok bu iddialarım karşısında. Size karşı herhangi bir kinim yok, o yüzden tartışmayı ucuzlaştırmak ve fiyat belirleme yetkisini size vermek gibi bir durumum da yok. Ben sadece sizin aynı konular üzerindeki görüşlerinizi belirttim.

    Ekonomist olduğunuzu söyleyip, %1 işsizlik ile %20 işsizliği aynı kefeye koyabilecek kadar ekonomik bilgiye sahip olmak sizin ekonomi bilmediğiniz kesinlikle göstermiyor; sadece neyi ya da kimi savunduğunuzu gösteriyor. Sizin tezinize göre İsviçre ve Türkiye'deki işsizlik temelde aynı, çünkü ikisinde de işsiz var. Bu mantıkla zaten ekonomiden istihdam ve işsizlik gibi kavramları da çıkarmak gerek, ne de olsa insan denen şey sizin bildiğiniz ekonomide önemsiz ya...

    İstediğiniz kadar kızın, foruma yazdığınız mesajlara cevap vermememi isteyin, ama burası bir forum olduğu ve giriş serbest olduğu sürece, o önemsiz insanların da en az büyüyen insanlar kadar önemli olduklarını düşündüğüm sürece onları önemsiz ilan eden saçmalıkların karşısında durmaya devam edeceğim. Buna ister ucuz tartışma deyin, isterseniz önemsiz görün...

    Saygılar...
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: webbie
    Bir ekonomist olarak, sizin de bildiğiniz gibi verdiğiniz rakamların hiçbirine itiraz etmediğim gibi, bu rakamların hiçbir anlam taşımadığını, sizin deyiminizle ağzımda sakız olan ve aslında yine size göre büyümeden daha önemsiz olan işsizliğe takmış olmam da sizi şaşırtmış demek ki. Oysa ki ülkede aynı insanlar daha da zengin olup sermayelerini büyütüyorsa, geri kalanın ekonomik durumu kötüye gidiyorsa, işsiz sayısı artıyorsa benim için bu yönetim kesinlikle kötüdür.

    Siz hala iktidar iyi mi kötü mü tartışması yapıyorsunuz. Bu yüzden hiçbir şekilde konuşamıyoruz zaten.

    Madem işsizlik var, çözümünüz nedir? Onu anlatın.
    Hergün gelip "işsizlik!" diye bağırınca ne oluyor onu henüz anlamış değilim.

    quote:

    Ben fırından 3 çocuğu çıkardığım gibi, sizin birçok yorumunuzu da çıkardım aslında. Onlar hakkındaki yorumlarınız nelerdir? Yoksa "Dün, dündür; bugün bugündür" diyerek bundan da mı sıyrıldığınıza inanmayı tercih edeceksiniz. Ben iftira atmadım ve verebileceğiniz rakamlar da yok bu iddialarım karşısında.

    Aslına bakarsanız yazdıklarımı ciddiye almadığınızı söylediğiniz için ve ilginç bir şekilde "iktidar ile olan bağlardan" dem vurduğunuz için yorumunuzu hiç ciddiye almamıştım. Şuanda da değişen birşey yok.

    quote:

    Size karşı herhangi bir kinim yok, o yüzden tartışmayı ucuzlaştırmak ve fiyat belirleme yetkisini size vermek gibi bir durumum da yok. Ben sadece sizin aynı konular üzerindeki görüşlerinizi belirttim.

    Bu "kin" kelimesi ne kadar çok geçmeye başladı böyle. Ateş-duman ilişkisi hissetmeye başlıyorum.
    Şaka bir yana, lehrer35 dahil, forumda herkese karşı nötr olduğumu söyleyebilirim.

    quote:

    Ekonomist olduğunuzu söyleyip, %1 işsizlik ile %20 işsizliği aynı kefeye koyabilecek kadar ekonomik bilgiye sahip olmak sizin ekonomi bilmediğiniz kesinlikle göstermiyor; sadece neyi ya da kimi savunduğunuzu gösteriyor. Sizin tezinize göre İsviçre ve Türkiye'deki işsizlik temelde aynı, çünkü ikisinde de işsiz var. Bu mantıkla zaten ekonomiden istihdam ve işsizlik gibi kavramları da çıkarmak gerek, ne de olsa insan denen şey sizin bildiğiniz ekonomide önemsiz ya...

    Buna sizde çok takıldınız. Benim anlatmak istediğimi anlamadığınız gibi sündürmeye devam ediyorsunuz. Herşeye açıklık getirmek gerekiyor sanırım.

    Benim kastettiğim nokta "işsizlik!" edebiyatının bir işe yaramadığıydı. Burada hergün gelip bağıralım "işsizlik!" diye ama sonu yok. %10 olur bağırırız, %9 olur yetmez, %15 olur "oha!", %6 olur "milyonlarca işsiz var!" olur, %3 olur "ya biz ne olacağız?" derler... Bunun sonu yok. Siz böyle devam edin. 20 yıl sonra gelin, yine aynı noktada kalacaksınız. Ben bunu söyledim. Yoksa "işsizlere ölüm!" gibi bir mantığım yok, olamaz. Zaten sizin iddia ettiğiniz gibi bunu birilerini savunmak için söylemediğimi de seçimlerde iktidar değişirse o zaman göreceksiniz.

    quote:

    İstediğiniz kadar kızın, foruma yazdığınız mesajlara cevap vermememi isteyin, ama burası bir forum olduğu ve giriş serbest olduğu sürece, o önemsiz insanların da en az büyüyen insanlar kadar önemli olduklarını düşündüğüm sürece onları önemsiz ilan eden saçmalıkların karşısında durmaya devam edeceğim. Buna ister ucuz tartışma deyin, isterseniz önemsiz görün...


    _____________________________




  • SANAYİ CİRO VE SİPARİŞ ENDEKSLERİ
    ARALIK/ 2009


    Sanayi Ciro Endeksi, 2009 yılı Aralık ayında 2008 yılı Aralık ayına göre % 27,4, bir önceki aya göre ise % 15,9 artış göstermiştir.


    NACE Rev. 1.1’e göre Madencilik ve Taşocakçılığı ile İmalat Sanayi kısımlarında bulunan ve Sanayi Üretim Anketinin kapsamına giren işyerlerinden 2005=100 temel yıllı oluşturulan Sanayi Ciro Endeksi, 2009 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre % 27,4 artarak 167,3 olmuştur.

    Sanayinin alt sektörleri düzeyinde, 2009 yılı Aralık ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranları incelendiğinde, Madencilik ve Taşocakçılığı endeksi % 31,2 artarak 172,6’dan 226,5’e yükselmiş; İmalat Sanayi Endeksi ise % 27,3 artarak 130,3’den 165,9’a yükselmiştir.


    Ana Sanayi Grupları sınıflamasına (MIGs) göre 2009 yılı Aralık ayında en yüksek artış Sermaye Malı İmalatı’nda görülmüştür.

    Ana Sanayi Grupları sınıflamasına göre Aylık Sanayi Ciro Endeksi incelendiğinde, en yüksek artış % 33,3 ile Sermaye Malı İmalatı’nda görülmüştür. Bunu, %33,0 ile Aramalı İmalatı takip etmektedir.


    En yüksek artış Motorlu Kara Taşıtı, Römork ve Yarı römork İmalatında gerçekleşmiştir.

    İmalat Sanayi alt bölümlerinin 2009 yılı Aralık ayında 2008 yılı aynı ayına göre yüzde değişim oranları incelendiğinde, en yüksek artış oranının %77,1 ile Motorlu Kara Taşıtı, Römork ve Yarı römork İmalatında gerçekleştiği görülmektedir. Bunu, %52,7 ile Radyo, TV, Haberleşme Teçhizatı ve Cihazları İmalatı takip etmektedir.


    Sipariş Endeksi, 2009 yılı Aralık ayında 2008 yılı Aralık ayına göre % 32,3, bir önceki aya göre ise % 19,8 artış göstermiştir.

    NACE Rev. 1.1’in İmalat Sanayi kısmında Avrupa Birliği düzenlemelerine göre sipariş ile çalışan faaliyetlerde bulunan ve sanayi üretim anketinin kapsamına giren işyerlerinden, 2005=100 temel yıllı oluşturulan sipariş endeksi, 2009 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre % 32,3 artarak 168,7 olmuştur.

    Ana Sanayi Grupları sınıflamasına (MIGs) göre 2009 yılı Aralık ayında en yüksek artış Sermaye Malı İmalatında gerçekleşmiştir.

    Ana Sanayi Grupları sınıflamasına göre Aylık Sipariş Endeksi değişim oranları incelendiğinde en yüksek artış %47,2 ile Sermaye Malı İmalatında gerçekleşmiştir.

    En yüksek artış Tıbbi Hassas ve Optik Aletler ile Saat İmalatı’nda gerçekleşmiştir.

    Sipariş Endeksinin 2009 yılı Aralık ayında 2008 yılı aynı ayına göre yüzde değişim oranları incelendiğinde, en yüksek artış oranının %164,8 ile Tıbbi Hassas ve Optik Aletler ile Saat İmalatı’nda gerçekleştiği görülmektedir. Bunu, %85,9 ile Motorlu Kara Taşıtı, Römork ve Yarı-römork İmalatı takip etmektedir.

    <<TÜİK>>
    _____________________________




  • Kredi borcunu ödemeyenlerin sayısı % 50 arttı

    Geçen yıl kredi borcunu ödeyemeyenler kervanına 1 milyon 74 kişi daha katıldı. Böylece 3 milyon 243 kişi kredi borcunu ödeyemez hale geldi. Kredi kartında takibe düşen kişi sayısı yüzde 45.6 arttı.

    2009 kredi borcu olanlar için tam bir “kara yıl” oldu. Takipteki kredi miktarı yüzde 55.5 oranında artarak 21.9 milyar liraya ulaşırken, bireysel kredi borcunu ödeyemeyenler listesine 1 milyon 74 bin kişi eklendi.

    Böylece bireysel kredi borcunu ödeyemeyen sayısı, krizde yüzde 50 oranında artarak 3 milyon 243 bine yükseldi. Kredilerin takibe dönüşüm oranı ise Aralık 2008’de yüzde 3.7 iken Aralık 2009 sonu itibarıyla yüzde 5.3’e çıktı.

    Krizde bireysel kredi müşterisi

    Sayısı 34 milyon 345 binden Aralık 2009 sonu itibarıyla yüzde 4.4’lük artışla 35 milyon 830 bine yükseldi. Tüketici kredisi kullanan sayısı yüzde 6.3 artarak 11.9 milyona çıktı. Kredi kartı kullanan müşteri sayısı ise yüzde 3.2 artışla 26 milyon 328 bin oldu. 2008 sonunda 2 milyon 169 bin kişi bankaların takibine düşerken, bu rakam 2009’da 3 milyon 243 bine yükseldi.

    Takibe düşen bireysel kredilerin alt kalemlerine bakıldığında takipteki müşteri sayısında en büyük artış yüzde 90’lık oranla konut kredilerinde oldu. Takibe düşen konut kredisi kullanıcısı sayısı 10 binden 19 bine çıktı. İhtiyaç kredilerinde bu artış yüzde 75 oldu. Takibe düşen müşteri sayısının en fazla kredi kartlarında olduğu dikkat çekti. Aralık 2008’de kredi kartı borcu nedeniyle takibe düşen kişi sayısı 1 milyon 564 bin iken, bu rakam Aralık 2009’da yüzde 45.6 artarak 2 milyon 277 bin kişiye çıktı.

    En hızlı artış KOBİ’lerde

    Tüketici kredilerinde ise takibe düşen müşteri sayısı yüzde 62.6 oranında arttı. Böylece 653 bin olan takipteki tüketici kredisi müşteri sayısı 1 milyon 62 bine yükseldi. En yüksek takibe dönüşüm oranı yüzde 7.6 ile KOBİ redilerinde yaşandı. Bireysel kredilerin takibe dönüşüm oranı 2008 yıl sonunda yüzde 3.7 iken Aralık 2009 itibarıyla yüzde 6’ya yükseldi. Kredi kartı alacaklarının takibe dönüşüm oranının yüzde 6.5’ten yüzde 10.4’e, konut kredilerinin takibe dönüşüm oranının yüzde 1.3’ten yüzde 2.1’e, taşıt kredilerinin takibe dönüşüm oranının yüzde 6’dan yüzde 10.3’e, ihtiyaç kredilerinin takibe dönüşüm oranı yüzde 2.7’den yüzde 4.5’e yükseldiği gözlendi. Yeniden yapılandırılan ya da yeni itfa planına bağlanan toplam krediler 2009’da 11.2 milyar liraya ulaştı. Aynı kapsamda kredisi yeni sözleşme koşuluna bağlanan, yeniden yapılandırılan ya da yeni itfa planına bağlanan toplam müşteri sayısı 828 bin 476 kişi oldu.
    _____________________________




  • 2009 yılı kuluçka dönemiydi. Bu sene krizin sosyal, siyasal ve ekonomik sonuçları net bir şekilde ortaya çıkacak. Her ne kadar kriz gündem dışı olsa da, aslında kürt açılımı, ergenekon, meclisteki kavga gibi şeylerin altında yatan sebebin ta kendisi.
  • 36milyon insan 126milyar TL kredi kullanmış ve ödeyebilmiş iken, 3milyon insan 22milyar TL kredi borcu ödeyememiş.
    Yani ayağını yorganına göre uzatanlar ortalama 3500TL kredi kullanmış. Öteki tarafta borçular ise ortalama 7300TL kredi kullanmış.

    Millet kredi alımlarına hız veriyor, bankalar da kredi sağlamaya devam ediyor. Bugün neredeyse hiçbirşeyi nakit almazken, taksitlere hücum ediyoruz, ev-araba dahil herşeyi krediyle alıyoruz. Aldığı krediyi ödeyemeyen insan sayısı da çoğalıyor haliyle. Krizin buna etkisi de yadsınamaz elbette ama krizlerden önce de aynı edebiyatı duyuyorduk zaten. Kriz diyoruz ama alınan ve ödenen kredilerde bu yıl 13milyar TL civarında bir artış da görülüyor. Yani millet geçen seneye göre daha çok kredi almış ve aldığı krediyi ödeyebilmiş.
    _____________________________
  • quote:

    TZOB: Çiftçilerin kredi borçları yüzde 31.3 arttı

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçilerin kredi borçlarının 2008 yılında bir önceki yıla göre yüzde 31.3 artarak 10 milyar 546 milyon TL’den 13 milyar 890 milyon TL’ye çıktığını kaydetti.
    TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar düzenlediği basın toplantısında, üreticilerin tarımsal üretim faaliyetlerinin devam ettirilebilmesi, işletmelerin büyütülebilmesi ve yeni yatırımların gerçekleştirebilmesi için sürekli olarak kredi kullanımına ihtiyaçları bulunduğunu belirterek, “Ancak, son yıllarda tarımsal girdi fiyatları hızla artarken tarımsal ürün fiyatlarının aynı şekilde artmaması, arka arkaya yaşanan kuraklık gibi nedenlerle yeterli gelir elde edemeyen üreticilerimizin kredi kullanımı daha da artmıştır” dedi.
    Son iki yılda kredi kullanımı yüzde 67 oranında artış gösterdiğine dikkat çeken Bayraktar, tarımda yeni yatırımların veya üretim aşamasında kullanılan nakit ihtiyacının öncelikle tarımdan elde edilecek gelirle sağlanmasının tercih edildiğini söyledi.

    “TOPLAM KREDİNİN YÜZDE 45’İNİ ZİRAAT BANKASI KULLANDIRIYOR”
    Türkiye’de ise bu durum gerçekleşmediğini ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti:
    “Üretici, tarımdan elde ettiği gelirle geçimini zor sağlarken, yatırımları ve üretim dönemindeki nakit ihtiyacı için büyük ölçüde kredi kullanmak zorunda kalmaktadır. Hatta bir banka kredisini ödemek amacıyla başka bir bankadan kredi kullanma yoluna gitmektedir. Tarım sektörüne toplam 12 banka ile tarım kredi kooperatifleri ve girdi ihtiyaçlarının karşılanması için düşük miktarlarda olmak üzere tarım satış kooperatifleri kredi kullandırmaktadır. 2008 yılında kullanılan toplam kredinin yüzde 45’i Ziraat Bankası, yüzde 15’i tarım kredi kooperatifleri, yüzde 8,2’si İş Bankası, yüzde 7,9’u Denizbank, yüzde 5’i Halkbank, geri kalanı ise diğer bankalar tarafından kullandırılmıştır. Bu durumda kredilerin yüzde 60’ı Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri, yüzde 40’ıda diğer bankalar tarafından kullandırılmıştır.”

    ÇİFTÇİLER 2008’DE 14 MİLYAR TL KREDİ KULLANDI
    Faiz oranları devlet desteği ile düşürülmesine rağmen, talep yoğunluğundan dolayı üreticilere zamanında cevap verilememesi, bazı şubelerdeki personel yetersizliği gibi nedenlerle Ziraat Bankası’na gitmek istemeyen bir kısım çiftçilerin diğer bankalardan kredi kullandığını kaydeden Bayraktar, çiftçilerin sıfır ile yüzde 13 oranında faizle kredi veren Ziraat Bankası yerine bunun en az 2-3 katı faiz uygulayan diğer bankalara yönelmek zorunda kaldığını vurguladı. Geçen yıl çiftçilerin 13 milyar 890 milyon TL kredi kullandığını kaydeden Bayraktar, çiftçilerin kredi borçlarının bir önceki yıla göre yüzde 31.3 arttığını ifade etti. Bayraktar, 2007 yılında çiftçilerin 10 milyar 576 milyon TL kredi kullandığını anımsattı.


    quote:

    KESK tarafından yapılan araştırmada, son dönemde gelir dağılımında yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle “dar gelirlilerin birikim yapamaz hale geldiği, zenginlerin ise daha da zenginleştiği” belirtildi.

    KESK Araştırma Merkezince (KESK-AR), “Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Banka Mevduat Hesapları istatistikleri, Türkiye İstatistik Kurumu ve Maliye Bakanlığı verileri ile KESK veritabanı üzerinden yapıldığı” ifade edilen araştırmada, 2002 yılı Aralık ayından 2007 yılı Ağustos ayına kadar 1 milyon YTL ve üzerindeki banka hesaplarının değerinin cari fiyatlarla yaklaşık 4 kat artış gösterdiği kaydedildi.

    “Dar gelirliler aylık kazançlarıyla geçinemezken, tüketici kredilerine ve kredi kartına doğru hızlı yöneliş, borçları devasa oranlarda arttırdı” tespitine yer verilen araştırmada, “2002 yılı Aralık ayında tüketici kredileri ile kredi kartı borçları 6 milyar 605 milyon YTL iken, 2007 yılı Ağustos ayında bu miktar yaklaşık 13 kat artarak 84 milyar YTL'ye ulaştı. Aynı dönemde ödenmeyen kredi kartı borcu da 9,5 kat artarak 278 milyon YTL'den 2 milyar 637 milyon YTL'ye yükseldi. Borcunu ödemediği için takibe uğrayan kişi sayısı 200 bini buldu” denildi.

    Tüketici kredisi ve kredi kartı borçlarının miktarının kamu emekçilerine ayrılan bir yıllık kaynağın yaklaşık 2 katı düzeyinde olduğuna dikkat çekilen araştırmada, “Bu dönemde kamu emekçilerinin ücretleri kira, ekmek gibi en temel harcama kalemleri karşısında ciddi kayıplar yaşarken, enflasyon karşında da yerinde saydı. Reel ücretlerdeki artış oranı yüzde 2 gibi komik bir oranda kaldı. Cari fiyatlardaki artış ise yüzde 65 düzeyinde gerçekleşti” tespitine yer verildi.

    3 milyon kişi toplam servetin yüzde 92’sine sahip
    Öte yandan, araştırmaya göre, banka hesabı 1 milyon YTL'nin üzerinde olan banka müşterilerinin toplam serveti 4 kat artış göstererek 33 milyar YTL'den yaklaşık 132 milyar YTL'ye ulaştı. Ağustos 2007 itibarıyla bu servet 19 bin 75 mudi arasında paylaşıldı. Bu miktar toplam servetin yüzde 39'una karşılık gelirken, Aralık 2002'de bu oran yüzde 24'tü. Mudi başına servet bu grup için 6 milyar 887 milyon YTL'yi buldu.

    Banka hesabı 250 bin ile 1 milyon YTL arasında olan mudi sayısı ise 94 bin 14 olarak gerçekleşti. Bu grupta ortalama servet 503 bin YTL olurken, 2002 Aralık ayından bu yana yaşanan artış yüzde 2,6'yı buldu. Hesabı 250 bin YTL'nin üstünde olan 113 bin mudi toplam servetin yüzde 53'üne sahip oldu.

    Buna karşın 10 milyon YTL'den az hesaba sahip olanların toplam servetinde aynı dönem için yüzde 18'lik artış gerçekleşirken, toplam servetin yüzde 8'i bu grubun elinde kaldı. 2002 yılı Aralık ayında ise bu oran yüzde 18 düzeyinde gerçekleşmişti.

    Araştırmada, söz konusu tespitler, ''Dar gelirli birikim yapamaz hale gelirken, zengin daha da zenginleşti. Gelinen noktada 3 milyon mudi toplam servetin yüzde 92'sine sahip durumda'' şeklinde yorumlandı.


    quote:

    Küresel çapta patlak veren kriz sürecinde küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) kredi talebinin azalması ve bankaların seçici davranmasına bağlı olarak KOBİ kredilerinin hacmi hızla küçüldü. Bankaların bu işletmelere yönelik takipteki alacakları ise çığ gibi büyüdü. Kredi borcu takibe düşen KOBİ sayısı son bir yılda yüzde 83 artarak 195 bin 700′e ulaştı. Bunun 165 bin 993′ünün mikro işletme niteliğinde olduğu belirlendi. Bu işletmelerin sayısı son bir yılda yüzde 90.2 arttı.

    Takipte kredi borcu bulunan küçük işletmelerin sayısı yüzde 39 oranında artışla 24 bin 361′e, orta ölçekli işletme sayısı ise yüzde 136 oranında artışla 5 bin 346′ya çıktı. Takipteki KOBİ kredilerinin hacmi ise yüzde 67′lik artışla 6.8 milyar lira oldu. Özellikle orta ölçekli işletlerin takipteki kredi borçlarının yüzde 114 oranında büyüdüğü dikkati çekti. Bir yıllık dönemde bankaların KOBİ niteliğindeki kredi müşterisi sayısı ise yüzde 8.1 azalarak 1 milyon 246 bin 477′ye geriledi.

    Dünya gazetesi’nin BDDK verilerinden yaptığı hesaplamaya göre, KOBİ‘lere kullandırılan nakdi kredilerin hacmi ekim sonu itibariyle yüzde 9.5 küçülerek 80 milyar 115.5 milyon liraya geriledi. KOBİ kredilerinin hacmi geçen yıl aynı tarihte 88 milyar 499.9 milyon lira düzeyinde bulunuyordu. Bu dönemde bankalarla ilişkisini kesen mikro işletme sayısı 115 bin 273 oldu. Böylece bankaların mikro işletme niteliğindeki toplam müşteri sayısı 1 milyon 25 bin 394′e geriledi.


    quote:

    Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Ali Çetin, krize rağmen şirket karlarının patlamasına dikkat çekerken, tüketicilerin zararının kantlandığını, yoksulluğun arttığını iddia etti.

    Çetin, yaptığı yazılı açıklamada, bu yılın 9 ayında, 1 milyon 158 bin kişinin ferdi kredi ve kredi kartları borçlarını ödeyemediğini, bunların 3’te 2’sinin kredi kartı borçlusu olduğunu kaydetti. Bu dönemde, 95 oktan benzinde yüzde 22, elektrikte yüzde 21,8, suda yüzde 8,5, şekerde yüzde 5, değerli kağıtlarda yüzde 63 fiyat artışı olduğunu belirten Çetin, ÖTV ve KDV’de yüzde 63’e varan oranlarda, emlak vergilerinde yüzde 25, köprü ve otoyollarda yüzde 24, doğalgazda yüzde 70 zammın öngörüldüğünü öne sürdü.

    Yapılan araştırmalara göre, tüketicilerin zamlar ve işten çıkarmalar nedeniyle gelirlerinin düştüğünü, temel ihtiyaç maddelerini daha az kullandığını, gıda ve ısınmada ciddi kısıntıya gittiğini, kültürel, seyahat ve sosyal harcamalarını ise feda ettiğini anlatan Çetin, açıklamasında şöyle devam etti: "Elektrik ve doğalgaz zamları nedeniyle daha az yıkanıp daha az ısınıyoruz. Yetersiz beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları hastalıkları tetikliyor. Muayene ve ilaç katkı paylarının artması hastaneye gidişleri olumsuz etkiliyor. çare bulamayan tüketici kredi kartlarına sarılıyor. Bir müddet sonra kredi kartları borcu da döndürülemez hale geliyor."

    TÜDEF’in, sadece gazete haberlerinde yaptığı taramaya göre, cinnet ve cinayet haberlerinin geçen yıla göre yüzde 18 arttığını kaydeden Genel Başkan Ali Çetin, bu dönemde şirket karlarındaki artışa dikkat çekerek, açıklamasında şu bilgilere yer verdi: "Bu yılın 9 ayında, Sabancı Holding 1 milyar 57 milyon lira, Doğan Holding 60 milyon lira, Koç Holding 1,1 milyar lira, Denizbank 72 milyon avro, Global Yatırım Holding 94 milyon lira, Turkcell 497 milyon lira, THY 476 milyon lira kar açıkladılar. Bankacılık sektörü kriz öncesi dönemden çok daha fazla kar elde etti. Bankacılık sektörü, sadece ortak soygun noktaları olarak ATM merkezlerinde bir ayda 5 milyon lira kazandı."

    Hükümetin açlık ve yoksulluğu önlemek için ciddiye alınır bir projesi olmadığını, yoksulluktan siyasi rant elde ettiğini öne süren TÜDEF Genel Başkanı Çetin, işsizlik artarken yatırım bütçesinin kısıtlandığını, gelir dağılımındaki dengesizliğin giderilemediğini, tersine türetim vergileri ve dolaylı vergiler artırılarak gelir dağılımının daha da bozulduğunu belirtti. Tüm mali desteklerin şirketlere yönelik olarak düzenlenmesini eleştiren Çetin, tüketicilere ayda-yılda 50 liralık gıda paketi ve kömür dağıtımını ise "sadaka ekonomisi" olarak nitelendirdi.

    Çetin, muhalefeti de alternatif projeler üretmek yerine, "iktidarın her hafta değiştirdiği ve bir toplum mühendisliği ekibince kurgulanan gündem peşinde koşmakla" eleştirdi.
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Nicotinell

    2009 yılı kuluçka dönemiydi. Bu sene krizin sosyal, siyasal ve ekonomik sonuçları net bir şekilde ortaya çıkacak. Her ne kadar kriz gündem dışı olsa da, aslında kürt açılımı, ergenekon, meclisteki kavga gibi şeylerin altında yatan sebebin ta kendisi.



    Kürt sorunumuz yok mu? Görmezden mi gelelim?
    Devletin içine sızmış bir örgütün varlığından şüphe edilmiyor mu? Bunu görmezden mi gelelim?
    Meclisteki kavgayı ekonomik krizi gölgelemek istediğini sandığınız insanlar mı başlattı? Görmezden geliyorsunuz...

    Şimdi ülkenin sorunlarını sıralasak sayfalar yetmez ama bütün bunların üzerine gidilmesi sadece krizi gölgelemek için olabilir mi sizce?
    Böyle bir mantığı kabul edebilmem mümkün değil.

    O zaman Kıbrıs'a niye çıktık? Önce ekonomiyi kalkındırsaydık ya?
    Tabi herşeyin bir öncelik sırası vardır. Ancak bu demek değildir ki bir sorunun üzerine giderken diğeri öbür taraftan ülkeyi kemiredursun, izleyelim...
    Olmaz. Bu tembelliktir...

    Bu arada 2010 yılı büyüme yılı olacağı öngörülüyor. Kriz daha derinleşerek sosyal,siyasal ve ekonomik çatırtılar çıkartmaz ise, "ama 2011 'de çökeceğiz! Bu sefer kesin!" demezsiniz umarım

    Çöktük, çökeceğiz, çöküyoruz! 2003'ten beri aynı edebiyat yapılıyor.

    Geçen yıl küçüldüğümüze inananlar, bu yıl büyürsek, büyüdüğümüze de inanırlar umarım



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Dellci -- 17 Şubat 2010; 14:19:41 >
    _____________________________




  • Ben ortaya yazmıştım dellci, madem alıntıladın cevap hakkı doğdu.

    Anketlerde en büyük sorun olarak işsizlik gözüküyor. Hangi şirketin yaptığı farketmiyor.

    Halkın temel meselesi bu yani.

    2010'da nısbi büyüme olacak elbette. Yani 2009'a göre daha iyi olacak. Ama işsizlik oranında bir azalma beklenmiyor. İşsizlik oranı azalmazsa kriz bitmiş sayılmaz. Çünkü hane halkı geliri, istihdam oranına bağlı.
  • daha önce de anlatılmış idi.Küçüldükten sonra büyüme olması kadar normal birşey olamaz. başarı olarak görünler için söylüyorum.

    Normal süreçler başarı oldukça, anormal süreçler de göz ardı edildiği sürece ilerleme sağlanamaz.

    Ülkemizin bugunkü problemi algılama sorunudur.Algı geciktikçe çözüm imkansız hale geliyor .

    Önce problemi çözmek için problem olduğunu algılamak ,sonra anlamak ,sonra çözmek için plan yapmak, sonra uygulama yapmak gerekmektedir.

    şimdi tekrar bakalım UYGULAMA yapıldığını mı düşünüyoruz halen.

    akan nehirlerde akan suya bakıp yorum yapmak uygulama değildir ancak kaderinize boyun eğmektir.

    sonsoz ,

    bu nehir ve kanalları bir sonraki su baskınını kaldıramayacaktır . Dünya için durum böyle iken bizim çobanlar halen dereye bakıp yahu işte aynı dere neresi sorunlu diyorlar. yapacakları basit sadece havaya bakmak ve dere yatağının kaldırabileceği suyu kesitirmek . Ama hesap yapmak , hesap



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vezir -- 17 Şubat 2010; 15:40:01 >
    _____________________________
    JUPİTER ve yörüngesindeki tüm UYDULARI ve doğal kaynakları ,madenleri Türkiye&amp;#39;nindir .





  • quote:

    Orijinalden alıntı: vezir

    daha önce de anlatılmış idi.Küçüldükten sonra büyüme olması kadar normal birşey olamaz. başarı olarak görünler için söylüyorum.

    Belki hatırlamazsınız ama bunu burada ilk dile getiren benim.
    Tabi siz şimdi 2010'da yaşanacak büyümeyi gölgelemek derdindesiniz, bense olanı ve olacağı söylüyordum.

    quote:


    bu nehir ve kanalları bir sonraki su baskınını kaldıramayacaktır . Dünya için durum böyle iken bizim çobanlar halen dereye bakıp yahu işte aynı dere neresi sorunlu diyorlar. yapacakları basit sadece havaya bakmak ve dere yatağının kaldırabileceği suyu kesitirmek . Ama hesap yapmak , hesap

    Nehir, kanal, su baskını, çoban, dere yatağı?
    TÜİK verilerini ciddiye almak "körlük" ise, bu tür masallar anlatmak kim bilir nedir
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Nicotinell

    Ben ortaya yazmıştım dellci, madem alıntıladın cevap hakkı doğdu.

    Anketlerde en büyük sorun olarak işsizlik gözüküyor. Hangi şirketin yaptığı farketmiyor.

    Halkın temel meselesi bu yani.

    2010'da nısbi büyüme olacak elbette. Yani 2009'a göre daha iyi olacak. Ama işsizlik oranında bir azalma beklenmiyor. İşsizlik oranı azalmazsa kriz bitmiş sayılmaz. Çünkü hane halkı geliri, istihdam oranına bağlı.

    İşsizlik oranı öyle kolay azalamaz çünkü yukarıda belirttiğim gibi bu dönemde stihdam edilenlerin sayısı 742bin kişi olmasına rağmen, çalışma çağına giren nüfus 864bin kişi artmıştır. Bu durum krizden önce de sonra da aşağı yukarı aynıdır. Krizi sadece işsizliğe bağlarsanız Türkiye'nin gerçeklerinden uzaklaşmış olursunuz.

    Krizin kaynağı olan batı ülkelerinde çalışma çağına giren nüfus bizimkiyle kıyaslanamaz denli azdır, hatta kiminde çalışma çağındaki nüfus azalır. Ancak Türkiye'de her sene neredeyse 1 milyon insan çalışma çağına ulaşıyor ve işsizlik verilerine dahil oluyor. Yani Türkiye gibi genç nüfusa sahip ülkelerde işsizliğin artması normal sayılabilirken, asıl anormal olan batı dünyasında artan işsizliktir. Onlarda krizin geride kaldığına işsizliğin azalmasına bağlayabilirsiniz ama Türkiye'de 742bin istihdamı görmezden gelerek, çalışma çağına giren 864bin kişiyi görmezden gelerek doğru bir sonuca ulaşamazsınız.
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Dellci


    quote:

    Orijinalden alıntı: vezir

    daha önce de anlatılmış idi.Küçüldükten sonra büyüme olması kadar normal birşey olamaz. başarı olarak görünler için söylüyorum.

    Belki hatırlamazsınız ama bunu burada ilk dile getiren benim.
    Tabi siz şimdi 2010'da yaşanacak büyümeyi gölgelemek derdindesiniz, bense olanı ve olacağı söylüyordum.

    quote:


    bu nehir ve kanalları bir sonraki su baskınını kaldıramayacaktır . Dünya için durum böyle iken bizim çobanlar halen dereye bakıp yahu işte aynı dere neresi sorunlu diyorlar. yapacakları basit sadece havaya bakmak ve dere yatağının kaldırabileceği suyu kesitirmek . Ama hesap yapmak , hesap

    Nehir, kanal, su baskını, çoban, dere yatağı?
    TÜİK verilerini ciddiye almak "körlük" ise, bu tür masallar anlatmak kim bilir nedir


    tüik verilerini ciddiye alıp almamak sorunu değil gerçekten kör olanlarla , kör taklidi yapanları ayırt etmek lazım. Bu sitede taklitçilerin başta gelenlenleri herkes biliyor.

    eğer zahmet edip bu haftaki newsweek dergisini alırsanız sizin neden yanlış sanuca vardığınız ve buna neyin neden olduğunu kavrayabilirsiniz. yazının giriş kısmı sanırım ikide bir ekonomiyi güzel göstermek isteyenler için aydınlatıcı olacaktır tabişki kör olmayanlarlar için geçerli .

    http://www.newsweekturkiye.com/haberler/detay/36236/Bardagin-bos-tarafi

    çobanlar ve diğer tanımlamaların anlayabilenler için yeterli olduğunu ssanıyorum. Zaten bütün mesele istemek ve kavrayabilmekte bitiyor. Yoksa cehenemin içinde bile bir gül bize tüm sorunlarımızı unutmak ve içimizdeki umudun başlaması için yeterlidir. Ancak dibinde durduğunuz gülün dışına zoom yapıldığında gerçekler daha net görülebilir.
    _____________________________
    JUPİTER ve yörüngesindeki tüm UYDULARI ve doğal kaynakları ,madenleri Türkiye&amp;#39;nindir .





  • İşsizlik azalmazsa hükümetin işi biter. İlla suçlamak için söylemiyorum, hani eşyanın tabiatı böyledir.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Nicotinell

    İşsizlik azalmazsa hükümetin işi biter. İlla suçlamak için söylemiyorum, hani eşyanın tabiatı böyledir.

    Bu eşyanın tabiatı değil sizin görüşünüzdür. Çünkü seçimlerde millet birçok şeyi göz önünde bulundurarak oyunu kullanır. Milletin büyük kararını tek bir nedene bağlamak yanlış olur. İşsizliğe rağmen mevcut hükümetin devamını isteyebileceği gibi istemeyedebilir. Millet mesela "farklı birilerini iktidara getirsem işsizliği çözebilecek mi?" diye kendisine soracaktır. Dediğim gibi bunu "eşyanın tabiatı" olarak görmek yanlıştır, bunun şuanda bir cevabı yok. 2011'de göreceğiz.
    _____________________________




  • Benim görüşüm değil, daha önceki seçimlerde olan bitenlerden edindiğim izlenim. 30 yaşında olduğum için bayağı bir seçim gördüm.
  • Hükümet seçimi kaybetmemek için her türlü yola başvuracaktır.
    Geçen seçimde seçim bürolarını ziyaret!!! etmişlerdi.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Nicotinell

    Benim görüşüm değil, daha önceki seçimlerde olan bitenlerden edindiğim izlenim. 30 yaşında olduğum için bayağı bir seçim gördüm.

    Bu konuda arkadaşa katılıyorum.Aç adam değil partisini babasını tanımaz.
    Ama akparti için iyi haber bu ay sanayi patlama yaptı böyle devam ederse ekonomi düzelir.
    Hiçbir kurumun verilerine bakarak konuşmuyorum.Ben sanayiciyim direk çevremden gözlemlediğim bilgileri aktarıyorum
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Nicotinell

    İşsizlik azalmazsa hükümetin işi biter. İlla suçlamak için söylemiyorum, hani eşyanın tabiatı böyledir.


    hükümetin işi zaten bitti , hele son yargı krizi ile tamamen bitmiştir. Ancak oy farklı bir şeydir gün içinde farklılaşabilir günlük olaylardan çok etkilenir. Önümüzde koalasyon hükümüti söz konusu tekrar tek başına iktidar olarak idareyi almaları hemen hemn imkansızdır Diğer partilerinde de hayallaeri geçersizdir

    . Türkiyenin gerçeğinden dolayı değil dünyanın konjektörü bunu gerektirmektedir. Aslında kararı halk verir gibi görünse de işin özünü kavrrayabilemk için dünya ekonomisini ve on yıllık politikaları takip etmek gereklidir. Bekliyin ve görün ancak 2011 değil bu yıl içinde belki 2011 başında da olabilir. Çünkü artık patlak lastik tekerle hükümet yürütmek olanaksız hale gelmiştir. Darbeler nasıl olduğunu yaşları küçük olanlar kavrayamayabilirler ancak bir neden ve sonuçtan önce niyet önem arz eder. Niyet ise belli artık neden için gerekçeleri sizler sıralayınız.
    _____________________________
    JUPİTER ve yörüngesindeki tüm UYDULARI ve doğal kaynakları ,madenleri Türkiye&amp;#39;nindir .





  • 
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.