Şimdi Ara

DH CEMİYYET-İ OSMÂNİYYE - [ 861 KİŞİ OLDUK ] - [ Yeni Bölüm Eklendi ] (76. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir - 1 Masaüstü
5 sn
2.031
Cevap
67
Favori
146.419
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
150 oy
Giriş
Mesaj
  • Bu nasıl bir düşünce tarzıdır be nasıl bir gaflettir anlamıyorum. Hala Osmanlı Imparatorluğuna gavur muamelesi yapanlar var.
    Yok Türkler ezilmiş, yok Türkler köle olarak kullanılmış, yok Türkler asker olarak kullanılmış...
    Kardeşim siz kafayı mı yediniz?? İster kabul etsin ister kabul etmeyin, ister inanın ister inanmayın Osm. İmp. bizim atamız, ceddimiz, ecdadımız.
    Kendi soyunu sopunu kabullenmeyen başka bir millet var mıdır acaba??
    Ha eğer eleştirdiğin devşirme sistemiyse, Osmanlı'nın devşirme sistemini neden seçtiğini öğren öyle gel

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    - ODTÜ İnşaat Müh / METU CE -
    - Realme GT2 - Galaxy Tab A7 - Sony A6000 -
    - HP Pavilion Ryzen5 3550H GTX1050 -
    - Egea Cross 1.4 Urban Orman Yeşili -
  • Türkoğlu35 kullanıcısına yanıt
    ganimetleri kimler yiyormuş merak ediyorum. herhalde muhteşem yüzyıl gibi dizileri takip ediyorsunuz ya da ingilizlerin yazdırdığı tarih kitaplarından okuyorsunuz. o günleri yaşamış gibi konuşmayın. bilgiyi kaynağından öğrenin.

    adaletli ve iyiliksever olduğun zaman milliyetçiliğe gerek kalmıyor. benim bahsettiğim türk vatanını satmaz, suç işlemez eğer yaparsan ermenisin kürtsün gibi yaklaşımlar... yani körü körüne bağlılık diyelim. yani kendini üstün bir ırk olarak görmek. bu da kibir ile eşdeğer. ne yani senin komşun iyi bir kürt olduğu zaman, dar zamanında ona yardım etmeyecek misin ? veya kötü bir türk olduğu zaman yardım mı edeceksin sana zarar vereceğini bile bile. yani her ırkın iyisi olduğu gibi kötüsü de var.

    din bilginiz zayıf herhalde. yoksa İslam dininin bütün kainata geldiğini bilmeniz lazım gelirdi. ayrıca islam dininin gelmesi diğer bozuntuya uğramış, orijinalliği kalmamış dinlerin geçersiz olduğunu gösterir. yoksa bizlerde inanıyoruz gerçek hristiyanlığa, yahudiliğe. ama gerçeği var mı yok...
    _____________________________




  • Arkadaşlar Osmanlı İmparatorluğu'nda okuma yazma oranını eleştirenler için bir kaç cümle yazmak istiyorum.
    Şuanda teknoloji çağındayız değil mi? Neredeyse herkesin elinde cep telefonu, masasında bilgisayar hatta ve hatta elinde, kolunda her yerinde "akıllı" bir cihaz var değil mi?
    Peki soruyorum size, şuan dünya nüfusunun yüzde kaçı programlama dili biliyor? Yüzde kaçı java, c, python biliyor? Nüfusun %80'i değil, değil mi? O zaman hepimiz cahiliz şu anda. çünkü 7/24 kullandığımız aletlerin dilini bilmiyoruz.
    Neden böyle? Çünkü sadece işi programcılık olanlar programlama dili öğrenir.
    Yani Osmanlı'da okuma yazma oranı şöyleydi böyleydi bik bik bik demekle olmuyor.
    O zamanın şartlarına göre değerlendirme yapman gerekli.
    Matbaanın yaygınlaşmasından önce avrupada da okuma yazma oranı %5'den fazla değildi. Hatta ve hatta okuma yazma oranının artmasının asıl nedeni matbaanın bulunması değildir. Zira Çin'de ve Mısır'da avrupadan çooook daha önce matbaa kullanıldı. Hatta Avrupa matbaayı ağaç oyma kumaş baskısı yapan İslam dünyasından öğrenmiştir.
    15. ve 16. yüzyılda avrupada matbaalar olmasına rağmen okuma yazma oranı yine yükselemedi. Ta ki sanayi devrimi ortaya çıkana kadar. Sanayi devrimi ile birlikte hem kağıt üretimi arttı hem de buhar gücü ile çalışan araçlar sayesinde basılan kitap ve gazeteler daha kolay taşında.
    Sanayi devrimi Avrupada 18. ve 19. yüzyılda oldu. Yani 18. ve 19. yüzyıldan önce okuma yazma oranının artması söz konusu bile değildi. 1846 yılında yani 19. yüzyılın ortalarında London and North Western Railway (kısa adıyla L&NWR) faaliyete geçmiştir. Bu demiryolu zamanın ilklerindendir ve bu demir yolu sayesinde artık Londra'da basılan bir gazeteyi Manchester şehrinde oturan biri 1 gün gecikmeyle okuyabilecekti. Bu demiryolundan önce 1 hafta beklemesi gerekiyordu. Yani güneydeki bir haberi kuzeyde yaşayan biri çok kısa bir süre sonra öğrenebilecekti. Bu olay 19. yüzylın ortasında oluyor. Yani dünya tarihini ele aldığımız da "daha dün" oldu demek.
    Ayrıca bir de dünya nüfusuna bakalım. Daha 2010 yılından öncesine kadar dünya nüfusunun %50'sinden fazlası kırsal bölgelerde yaşıyordu. Şimdi diyeceksin ki iyi de afrikada hala kabileler var bilmem neler var, dünya nüfusunu böyle değerlendiremezsin. Tama katılıyorum sana. Hadi avrupaya bakalım.
    19. yüzyılın başında İngiltere'de şehirde yaşama oranı %17'ydi. Diğer bir ifadeyle 100 kişiden 17'si şehirde yaşıyor, geriye kalan 83'ü köyde yaşıyor.
    20. yüzyılın hemen başında Fransanın %37'i ABDnin %28'i şehirde yaşıyor.
    Eeeeee?
    Eeeesi şu. Köyle yaşayan adamın okuma yazmayla işi olur mu? Şimdi okuma yazma mutlak gerekli bir şey. Gazete okuyoruz, otobüse binerken durak numarasına bakıyoruz, TV izliyoruz, hayatımızın her alanında gerekli. Peki 19. yüzyılda toprağını ekip biçen köylü okuma yazmayı neden öğrenecek? ekeceği tohumum uygulanma yöntemini araştırmak için google'a mı bakacak?
    Yani diğer bir ifadeyle taptığınız avrupada okuma yazma oranı öyle %80'lerde falan değildi. Bize cahil derken kendiniz cahil duruma düşüyorsunuz.
    Şimdi benim verdiğim ilk örneğe bakalım. Şuan kaç kişi programlama dili biliyor. Hepimiz cahiliz. Hadi hepimiz cahil olmayalım diye prgramlama dili öğrenelim.
    Sen 18. 19. yüzyılda okuma yazma bilmeyen köylüyü cahil diye eleştiremezsin.
    Einstein ne diyor. Herkes zekidir. Ama eğer sen eğer balığı ağaca çıkamıyor diye yargılarsan hayatı boyunca aptal olduğuna inanır.
    Sen hangi akla hizmet halkın %85'inden fazlası köyde yaşarken okuma yazma oranının %80 olmasını bekliyorsun??
    Şimdi koy dünyanın en zeki insanlarını köye. Ver eline kazmayı küreği tohumu. Bak bakalım yaşayabiliyorlar mı yoksa yaşayamıyorlar mı?
    Sen köydeki adama okuma yazma bilmiyor dersen ağaca çıkamıyor diye eleştirmiş gibi olur. Çünkü köylü de senin bilmediğini biliyor. O zaman köylüye göre de sen cahilsin.
    Şimdi de diyecekler ki iyi de Osmanlı'da matbaa geç geldi, Osmanlı cahil kaldı bik bik
    Tamam eleştir, ben sizin birilerine taptığınız gibi Osmanlı'ya tapmıyorum, Kanuni'ye tapmıyorum, Fatih Sultan Memmet Han'a tapmıyorum. Osmanlı hatalar yaptı. Ama Osmanlı'nın ecdadım olduğunu da inkar etmiyorum.
    Şanlı soyumuzdan utananlar ancak soysuz olur.

    Bu yukarıda yazmış olduğum rakamlara isterseniz alttaki kaynaklardan bakarsınız.
    http://en.wikipedia.org/wiki/World_population
    http://en.wikipedia.org/wiki/Urbanization
    http://www.icup.org.uk/reports%5CICUP601.pdf?
    http://www.goodreads.com/quotes/101458-everybody-is-a-genius-but-if-you-judge-a-fish
    http://en.wikipedia.org/wiki/Printing
    http://en.wikipedia.org/wiki/London_and_North_Western_Railway
    http://en.wikipedia.org/wiki/Industrial_Revolution
    _____________________________
    - ODTÜ İnşaat Müh / METU CE -
    - Realme GT2 - Galaxy Tab A7 - Sony A6000 -
    - HP Pavilion Ryzen5 3550H GTX1050 -
    - Egea Cross 1.4 Urban Orman Yeşili -




  • bu gruptaki herkez dindar akpli osmanlıcı mı,yani bu paket halinde bi siyasi görüşmü



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi cübbesiz gandalf -- 24 Şubat 2015; 15:43:36 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • cübbesiz gandalf kullanıcısına yanıt
    Hayır agnostik, deist, ateist, chpli ve heparlı dostlarımız da var.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________

    CEMİYYET-İ OSMÂNİYYE
    Nefs ü mâl ile n’ola kılsam cihânda ictihâd
    Hamdülillah var gazâya sad hezârân ragbetüm

    Ey Mehemmed mu’cizât-ı Ahmed-i Muhtâr ile
    Umaram gâlib ola a’dâ-yı dîne devletüm
  • quote:

    Orijinalden alıntı: cübbesiz gandalf

    bu gruptaki herkez dindar akpli osmanlıcı mı,yani bu paket halinde bi siyasi görüşmü

    bu gruptaki herkez dindar akpli osmanlıcı mı,yani bu paket halinde bi siyasi görüşmü

    Diye soran soytarılar dışında her görüşten insan var.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • Kediyeyolgösterenadam kullanıcısına yanıt
    ekle benide
    _____________________________

    Unutun tüm dediklerimi.
    Yıkın, diktiğiniz heykellerimi.
    Şimdi rahat bırakın beni...
  • Eklerseniz sevinirim :)

    < Bu ileti mini sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: karakabus_

    ganimetleri kimler yiyormuş merak ediyorum. herhalde muhteşem yüzyıl gibi dizileri takip ediyorsunuz ya da ingilizlerin yazdırdığı tarih kitaplarından okuyorsunuz. o günleri yaşamış gibi konuşmayın. bilgiyi kaynağından öğrenin.

    adaletli ve iyiliksever olduğun zaman milliyetçiliğe gerek kalmıyor. benim bahsettiğim türk vatanını satmaz, suç işlemez eğer yaparsan ermenisin kürtsün gibi yaklaşımlar... yani körü körüne bağlılık diyelim. yani kendini üstün bir ırk olarak görmek. bu da kibir ile eşdeğer. ne yani senin komşun iyi bir kürt olduğu zaman, dar zamanında ona yardım etmeyecek misin ? veya kötü bir türk olduğu zaman yardım mı edeceksin sana zarar vereceğini bile bile. yani her ırkın iyisi olduğu gibi kötüsü de var.

    din bilginiz zayıf herhalde. yoksa İslam dininin bütün kainata geldiğini bilmeniz lazım gelirdi. ayrıca islam dininin gelmesi diğer bozuntuya uğramış, orijinalliği kalmamış dinlerin geçersiz olduğunu gösterir. yoksa bizlerde inanıyoruz gerçek hristiyanlığa, yahudiliğe. ama gerçeği var mı yok...

    Bir iletide daha Yahudi oyunları, İngiliz oyunları, Muhteşem Yüzyıl tarzında saçmalıklar karalarsan yanıt vermeyeceğim. Sonra bak yanıt veremedi, kaçtı olmasın diye şimdiden yazayım.

    Ganimetlerin büyük çoğunluğu asker arasında paylaştırılır denir hep. Peki neden koca Anadolu'dan bir avuç hali vakti yerinde Türk çıkmıyor ? Sonuçta her ne kadar karma bir ordu da olsa Osmanlı ordusunun büyük çoğu Türk'tür. Peki nereye gidiyor bu ganimetler ? Hepimiz kabul ederiz ki büyük zaferler büyük ganimet getirir. Neden her dönemde Türk köylüsü gariban ? Ha yok ben yalan söylüyorsam o zaman aşağıdakileri yalanlayacak bir şeyler koyun önüme.

    quote:

    ♦ Nüfusun % 80’i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun önemli bir bölümü yerleşik değil göçebe. 40 bin köyün 37 bininde ne okul var, ne postahane, ne de dükkan. 40 bin köyde yaklaşık 11 milyon insan yaşıyor. Bu insanların ancak % 2’si okur-yazar. 37.000 köyde okul yok. 1922 istatistiklerine göre 1950 köyde sığır vebası var.
    ♦ Düşmanların tümüyle yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmak gerekiyor.
    ♦ Dört mevsim kullanılabilir karayolu yok denecek kadar az. Kışın batağa dönüştüğü için geçilmesi çok zor.
    ♦ 4.000 km kadar demiryolu var Anadolu’da. Bir metresi bile bizim değil. Tamamen emperyalistlere hizmet ediyor. Üstelik yetersiz bir demiryolu ağı. Vatanın bütünlüğünü sağlamak için ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamak lazım.
    ♦ Denizciliğimiz acınacak durumda. Donanma, II. Abdülhamit döneminde Haliç’te çürütülmüş.
    ♦ Köylü topraksız. Sabanı ve öküzü bile yok. Doğu’da, Cumhuriyetle de insanlıkla da bağdaşmayan aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni var.
    ♦ Her yerde tefeciler, spekülatörler, savaş zenginleri halkı eziyor.
    ♦ Çok az tarım mühendisi var. Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getiriyoruz. Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor.
    ♦ Tüm Türkiye’de sadece 337 doktor var. 150 kadar ilçede doktor yok. Doktor başına 30.000 kişi düşüyor. Sağlık memuru sayısı 434. Pek az şehirde eczane var. Türkiye’deki toplam eczacı sayısı 60.
    ♦ Salgın hastalıklar insanımızı kırıyor. Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta denebilir. Bebek ölüm oranı % 60’ı geçiyor. Ebe sayısı çok az. 40 bin köye karşılık diplomalı ebe sayımız 136.
    ♦ Telefon, motor ve makine yok denecek kadar az. Teknolojiden yoksun bir ülkeyiz. Radyo ve sinema sadece büyük kentler de var…
    ♦ Ekonomik hayatımız da içler acısı bir halde. Kapitülasyonlar, dış borçlar ve Duyun-u Umumiye belimizi bükmüş, tarım ilkel yöntemlerle yapıldığı için ve topraklar bilinçsiz kullanıldığı için üretim çok az.
    ♦ Bütün sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Şeker, un ve hatta kiremiti bile ithal etmek durumundayız. Avrupa’nın her çeşit malı için açık pazar halindeyiz.
    ♦ Toplam sanayi kuruluşumuz 282. Ağırlığı gıda, dokuma ve deri sanayi oluşturuyor. Bu kuruluşlardaki sermaye ve emeğin sadece % 15’i Türklerin. Geri kalanlar yabancı ve azınlıkların. Madenler, limanlar ve demiryolları yabancıların elinde.
    ♦ Osmanlı’dan bize kalan sadece dört önemli fabrika var: Hereke İpek Dokuma, Feshane Yün İplik, Bakırköy Bez ve Beykoz Deri fabrikaları...
    ♦ Sanayi gelişmemiş, iktisatçımız da çok az. Çoğu bilip okuduğu kavramların dışına çıkamıyor. Mühendisimiz olmadığı gibi ara elemanımız da yok.
    ♦ Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir’in bazı kentlerde var.
    ♦ Yunanistan’dan gelen göçmen sayısı 400.000’i geçmiş. Göçmenlere ordunun yiyecek stoklarından yardım ediliyor.
    ♦ Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi ise hiç çözülmemiş bir sorun olarak duruyor. Erkeklerin % 7’si, kadınların %04’ü okuma yazma biliyor. Kürtler arasında okuma yazma oranı %01 bile değil.
    ♦ Tüm ülkede 337.618 ilkokul öğrencisi var. Bu zorunlu öğrenim görmesi gereken çocuğun sadece dörtte biri. Ülkede toplam 4.770 ilkokul bulunuyor. Tüm ülkede sadece 153 ortaokul ve lise var. Ortaokullarda sadece 543, liselerde 230 kız öğrenci okuyor. Öğretmenlerin üçte biri öğretmenlik eğitimi görmemiş. Bizim okullarımızın azlığına ve niteliksizliğine karşın yabancıların çok sayıda nitelikli okulu var.
    ♦ Medreseler askerden kaçma yeri ve bağnazlık yuvası durumunda. Hurafeleri din diye öğreten ve öğrencilere “salavatı tefriciye” çektiren bir anlayış egemen. Medreselerde Türkçe yasak. Ülkede sadece bir üniversite var. O da yüksek Medrese düzeyinde eğitim veriyor. Çağın gelişmelerine kapalı. Akıl ve bilim çoktandır unutulmuş.
    ♦ Halk kitap okumuyor. 1729’dan 1830 yılına kadar 100 yıl içinde Osmanlı’da basılan toplam kitap sayısı sadece 180. Aynı sürede Batı’da basılan kitap sayısı ise 90.000. Basının toplam tirajı 100.000’i geçmiyor. Gazeteler ve dergiler, sadece İstanbul ve İzmir gibi büyük kentlerde az sayıda okuyucu bulabiliyor.
    ♦ Kitap yok, kütüphane yok, müze yok, tiyatro yok, sinema yok, radyo yok; halkı aydınlatacak, bilinçlendirecek, eğitecek kurumlar yok. Halk adeta kendi kaderine ve cami imamının, tarikat şeyhinin, Medrese ehlinin bilgisine ve insafına terk edilmiş durumda.
    ♦ Halk müziğe, heykele, tiyatroya, sinemaya, baloya, sanata, spora çok uzak.
    ♦ Halkta tarih bilinci yok. Tarih denince peygamberlerin ve padişahların hayat öyküleri anlaşılıyor. Bir çok tarihi eserler yurt dışına kaçırılmış. Antik tarihten ve Arkeolojiden anlayan insan sayısı bir elin parmakları kadar.
    ♦ Türkçe ihmal edilmiş, sözcükler unutulmuş. Türkçe Türkçeliğini yitirdiği için dilin adına Osmanlıca denilmiş. 600 yıldan fazla bir zaman içindeki özensizlik nedeniyle Arapça-Farsça ve Fransızca Türkçeyi adeta istila etmiş. Dahası eklemeli ve sesli harf sayısı çok fazla bir dil olan Türkçe, Türkçeye hiç uymayan çekimli ve sesli harf sayısı çok az bir dil olan Arapçanın alfabesiyle yazılmaya çalışılıyor. Arapça, Farsça ve Fransızca almış başını gitmiş, Türkçe unutulmaya terk edilmiş.
    ♦ Kadınlar ikinci sınıf, medeni, sosyal ve siyasal haklardan yoksun. Kadın erkek eşitliği yok. Bir gün kadınların da erkeklerle eşit haklara sahip olacakları, avukatlık, hakimlik, pilotluk, profesörlük, milletvekilliği, atletizm yapabileceklerini hayal bile etmek mümkün değil.
    ♦ Bir çok tarikat hayata yöne vermeye çalışıyor. Mezhep çatışmaları hat safhada. Falcılar, büyücüler, şeyhler, şıhlar ayrıcalıklı konumda. Din istismarı çok yaygın.
    ♦ 600 yıl boyunca Türkler ihmal edilmiş. Yönetim dönme devşirmelere bırakılmış. Türkler, devlet yönetiminden dışlanmış, sadece köylü, çiftçi ve asker olabilmiş. Bu nedenle de kimliğini, kişiliğini ve kendine güvenini kaybetmiş.
    ♦ Hukuk sistemi, yargı sistemi, anayasal düzen, hatta takvim, saat, ölçüler bile çağa uymayan bir durumda. Kılık kıyafet, “ne milli ne beynelmilel”, gülünç durumda…
    ♦ Biat kültürü hakim, 600 yıldan fazla devam eden saltanat sistemi içinde halkın kaderi hep padişahın iki dudağı arasında olmuş. Padişah “rai” (çoban) mantığıyla “reaya”(sürü) diye gördüğü halkı gütmüş. Saray, devlet adamları, din adamları, gayrimüslim zenginler ayrıcalıklı “havas” yani üstün sınıf, Müslüman Türk halkı ise alt tabaka, yani “avam” olarak görülmüş.



    Ayrıca son bir soru: Madem İslam tüm insanlığa geldi, ibadet dili neden Arapça ? Neden onun dışındaki bir dilde ezan, namaz, dua tepkiyle karşılanıyor ? Sonra Araplaştık deyince kızıyorsunuz.
    _____________________________




  • Türkoğlu35 kullanıcısına yanıt
    estağfurullah. sizin bana yanıt vermek gibi bir zorunluluğunuz olmadığı gibi benimde sizden yanıt bekleme gibi bir şartım yok. kendinizi rahat hissedin.

    “ganimet” terimi hukuki (İslâm Hukuku) bir terimdir, bir haktır.

    Kuşatılan kalenin veya şehrin yöneticisine önce bir “ültimatom” verilir: “Ya şu zamana kadar teslim olursun, ya da savaşırız. Savaşırsak can ve mal emniyetiniz olmaz.”
    Teklif reddedilir de şehir (ya da kale) zorla alınırsa, o zaman devreye “Ganimet Hukuku” girer. Buna göre, fethedilen bölgenin insanları “köle”, malları “helâl”dir. Fethedenler istedikleri gibi tasarruf etmekte özgürdürler.

    Ancak “ganimet”in “hırsızlık” suretiyle elde edilmemesi, savaş sonrasında “usulüne uygun” olarak toplanması ve bölüştürülünceye kadar el sürülmemesi şarttı.
    Ganimetin beşte biri devlet hazinesine irad kaydedilir, beşte dördü ise “kılıç hakkı” olarak savaşan askerlere bölüştürülürdü.
    Fatih, İstanbul’un ganimete dönüşmemesi için çok çabaladı. O kadar çabaladı ki, Bizans İmparatoru’na tam üç kez teslim teklif etti. Çünkü zorla şehir ele geçirildiği takdirde, tüm varlığıyla “ganimet” sayılacaktı. Askeri durdurmak mümkün değildi. Yürürlükteki hukuka göre Padişah bile bunu engelleyemezdi. ayrıca namahrem (helal olmayan kadın veya erkek) olan birine bırak el sürmeyi yan gözle bakmak bile büyük günahtır.

    Kural: Ganimet, belirlenen kısıtlı süre içinde toplanacaktır…
    Sınır: İbadet yerlerine ve tarihi mirasa dokunulmayacaktır. (islama göre zina etmek haram olduğundan namahrem olan birine de dokunamazsın. zinanın cezasını araştır bul. eğer ki burada zinanın islam hukukuna göre cezası verilse kadın cinayetleri çok az olacaktır.)

    siz ganimet mi arıyorsunuz. baksana afrikaya görmüyor musun örnek aldığın batıyı.

    En iyisi siz, asıl “yağma” ve “talân”ı, (ganimet) Cumhuriyet Türkiye’sinin örnek aldığı Batı dünyasında arayın!
    Hem de bu iki-üç güne sıkıştırılmış bir yağmalama değil, yüzyıllarca süren bir yağmalamadır. Bütün Afrika ve Asya Batılı müstevliler tarafından yüzyıllar boyu yağmalanmış, tüm zenginliklerine el konulup Avrupa’ya nakledilmiştir…
    Bununla dahi yetinilmemiş, Afrika’nın yerli halkı “ucuz iş gücü” olarak gemilerle Avrupa’ya taşınmıştır…
    Bugün Londra’daki metroların temelinde, binlerce Afrikalı Müslüman’ın iskeleti vardır…
    Ortadoğu petrolü ABD ve Avrupa’nın büyük petrol şirketleri tarafından hâlâ yağmalanmakta, Filistin’in, Afganistan’ın ve Irak’ın talânı ise hâlâ sürmektedir.
    Üstelik de bütün bunlar “Ganimet Hukuku”nun yürürlükten çoktan kalktığı 20. ve 21. Yüzyılda olmaktadır. bunları görmüyorsanız sizde onlardansınız demektir. bu kadar açık ve net. birinden nefret edipte yanlış savunulmaz.

    ----------------------------------

    gelelim sizin alıntıya. siz yazmışsınız ama tek taraflı, karşılaştırmalı olarak neden yazmıyorsunuz ?

    zaten alıntınızdakilerin çoğu yanlış. yanlış olan birşeyi savunmak onu doğrulamak olur.. mesela hukuk sistemi kötü diyorsunuz. sanki cumhuriyet tarihinde iyidi de.


    ----------------------------------

    gelelim neden ibadet dili arapça olduğuna.

    İlk bakışta müminin, kendi diliyle Rabbine kulluk etmesi akla, daha doğrusu hisse daha uygun gibi geliyor. Fakat mesele incelendiğinde, farklı boyutlara varılıyor:

    Her şeyden önce dua ile namaz arasında açık bir ayırım yapmak gerekir. Namaz dışındaki duada bir mümin ihtiyaçlarını ve dileklerini Rabbine istediği dilde bildirir. Bu şahsi bir meseledir ve kulun, Halıkı’na kendi ihtiyaçlarını ve arzularını doğrudan doğruya, vasıtasız olarak arz etmesiyle ilgilidir. Duada her insan kendi lisanıyla Rabbine iltica edebilir.

    Namaz ise bundan çok farklıdır. Namazda hangi dilden ve ırktan olursa olsun bütün Müslümanların bir tek vücut olarak birleşmeleri ve Allah’a topluca ibadet etmeleri söz konusudur. Bu ibadette gönüller gibi dillerin de birlik arz etmesi gerekir. Kaldı ki, ibadetler Allah nasıl emretmişse ve Allah Resulü (asm.) nasıl tarif etmişse öyle yapılacaktır.

    İslamiyet herhangi bir bölgenin, ırkın veya milletin dini olsaydı, hiç şüphesiz sadece bu bölgenin, bu ırkın veya bu milletin dili kullanılabilirdi. Fakat, dünyanın bütün noktalarında oturan, farklı ırklardan olup farklı dilleri konuşan müminler mevcuttur. Bunların tümünün birlikte namaz kılabilmeleri, aynı sureleri aynı dilden okumaları için tümünün aynı ibadet dilinde birleşmeleri gerekir.

    Beynelmilel kongre ve toplantılarda da herkes kendi diliyle değil umumun bildiği beynelmilel bir dille konuşmuyorlar mı?

    Meselenin diğer bir cephesi de şudur: Hiçbir tercüme, asla orijinalinin yerini tutamaz. Kur’an, Allah kelamıdır ve Arapça nazil olmuştur. Allah’ın kudret sıfatından gelen şu varlıklar taklit edilemediği gibi, onun kelam sıfatından gelen Kur’an da taklit edilemez. Ve Kur’anın tercümesine Kur’an denmez. Kur’anın bir harfine en az on sevap verilmesi, Allah kelamını tekrar etmenin karşılığında kullara bir İlâhî ihsandır. Tercüme, Allah kelamı olmadığından bu mana orada kaybolur. İnsan, Kur’an mealini okumakla, Kur’an okumanın değil, ilim noktasında bir şeyler öğrenmenin sevabını alır.

    Şu da var ki, namazda geçen kelimelerin bir kısmı konuşma dilimize geçmiştir. Allahu Ekber, hamd, tesbih, Rabbül alemin, Ehad, Samed’in ne demek olduğunu çoğu Müslüman bilmektedir.

    Dünya işlerimiz için enflasyon, deflasyon, kur, ekonomi, döviz gibi nice yabancı kelimeleri ezberlediğimiz halde, ibadet için gerekli, az sayıda kelimeyi öğrenmemekte bilmem mazur sayılabilir miyiz?


    bizlerin araplaştığı falan yok. ama sizler batılılaşmışsınız haberiniz yok...
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: karakabus_

    estağfurullah. sizin bana yanıt vermek gibi bir zorunluluğunuz olmadığı gibi benimde sizden yanıt bekleme gibi bir şartım yok. kendinizi rahat hissedin.

    “ganimet” terimi hukuki (İslâm Hukuku) bir terimdir, bir haktır.

    Kuşatılan kalenin veya şehrin yöneticisine önce bir “ültimatom” verilir: “Ya şu zamana kadar teslim olursun, ya da savaşırız. Savaşırsak can ve mal emniyetiniz olmaz.”
    Teklif reddedilir de şehir (ya da kale) zorla alınırsa, o zaman devreye “Ganimet Hukuku” girer. Buna göre, fethedilen bölgenin insanları “köle”, malları “helâl”dir. Fethedenler istedikleri gibi tasarruf etmekte özgürdürler.

    Ancak “ganimet”in “hırsızlık” suretiyle elde edilmemesi, savaş sonrasında “usulüne uygun” olarak toplanması ve bölüştürülünceye kadar el sürülmemesi şarttı.
    Ganimetin beşte biri devlet hazinesine irad kaydedilir, beşte dördü ise “kılıç hakkı” olarak savaşan askerlere bölüştürülürdü.
    Fatih, İstanbul’un ganimete dönüşmemesi için çok çabaladı. O kadar çabaladı ki, Bizans İmparatoru’na tam üç kez teslim teklif etti. Çünkü zorla şehir ele geçirildiği takdirde, tüm varlığıyla “ganimet” sayılacaktı. Askeri durdurmak mümkün değildi. Yürürlükteki hukuka göre Padişah bile bunu engelleyemezdi. ayrıca namahrem (helal olmayan kadın veya erkek) olan birine bırak el sürmeyi yan gözle bakmak bile büyük günahtır.

    Kural: Ganimet, belirlenen kısıtlı süre içinde toplanacaktır…
    Sınır: İbadet yerlerine ve tarihi mirasa dokunulmayacaktır. (islama göre zina etmek haram olduğundan namahrem olan birine de dokunamazsın. zinanın cezasını araştır bul. eğer ki burada zinanın islam hukukuna göre cezası verilse kadın cinayetleri çok az olacaktır.)

    siz ganimet mi arıyorsunuz. baksana afrikaya görmüyor musun örnek aldığın batıyı.

    En iyisi siz, asıl “yağma” ve “talân”ı, (ganimet) Cumhuriyet Türkiye’sinin örnek aldığı Batı dünyasında arayın!
    Hem de bu iki-üç güne sıkıştırılmış bir yağmalama değil, yüzyıllarca süren bir yağmalamadır. Bütün Afrika ve Asya Batılı müstevliler tarafından yüzyıllar boyu yağmalanmış, tüm zenginliklerine el konulup Avrupa’ya nakledilmiştir…
    Bununla dahi yetinilmemiş, Afrika’nın yerli halkı “ucuz iş gücü” olarak gemilerle Avrupa’ya taşınmıştır…
    Bugün Londra’daki metroların temelinde, binlerce Afrikalı Müslüman’ın iskeleti vardır…
    Ortadoğu petrolü ABD ve Avrupa’nın büyük petrol şirketleri tarafından hâlâ yağmalanmakta, Filistin’in, Afganistan’ın ve Irak’ın talânı ise hâlâ sürmektedir.
    Üstelik de bütün bunlar “Ganimet Hukuku”nun yürürlükten çoktan kalktığı 20. ve 21. Yüzyılda olmaktadır. bunları görmüyorsanız sizde onlardansınız demektir. bu kadar açık ve net. birinden nefret edipte yanlış savunulmaz.

    ----------------------------------

    gelelim sizin alıntıya. siz yazmışsınız ama tek taraflı, karşılaştırmalı olarak neden yazmıyorsunuz ?

    zaten alıntınızdakilerin çoğu yanlış. yanlış olan birşeyi savunmak onu doğrulamak olur.. mesela hukuk sistemi kötü diyorsunuz. sanki cumhuriyet tarihinde iyidi de.


    ----------------------------------

    gelelim neden ibadet dili arapça olduğuna.

    İlk bakışta müminin, kendi diliyle Rabbine kulluk etmesi akla, daha doğrusu hisse daha uygun gibi geliyor. Fakat mesele incelendiğinde, farklı boyutlara varılıyor:

    Her şeyden önce dua ile namaz arasında açık bir ayırım yapmak gerekir. Namaz dışındaki duada bir mümin ihtiyaçlarını ve dileklerini Rabbine istediği dilde bildirir. Bu şahsi bir meseledir ve kulun, Halıkı’na kendi ihtiyaçlarını ve arzularını doğrudan doğruya, vasıtasız olarak arz etmesiyle ilgilidir. Duada her insan kendi lisanıyla Rabbine iltica edebilir.

    Namaz ise bundan çok farklıdır. Namazda hangi dilden ve ırktan olursa olsun bütün Müslümanların bir tek vücut olarak birleşmeleri ve Allah’a topluca ibadet etmeleri söz konusudur. Bu ibadette gönüller gibi dillerin de birlik arz etmesi gerekir. Kaldı ki, ibadetler Allah nasıl emretmişse ve Allah Resulü (asm.) nasıl tarif etmişse öyle yapılacaktır.

    İslamiyet herhangi bir bölgenin, ırkın veya milletin dini olsaydı, hiç şüphesiz sadece bu bölgenin, bu ırkın veya bu milletin dili kullanılabilirdi. Fakat, dünyanın bütün noktalarında oturan, farklı ırklardan olup farklı dilleri konuşan müminler mevcuttur. Bunların tümünün birlikte namaz kılabilmeleri, aynı sureleri aynı dilden okumaları için tümünün aynı ibadet dilinde birleşmeleri gerekir.

    Beynelmilel kongre ve toplantılarda da herkes kendi diliyle değil umumun bildiği beynelmilel bir dille konuşmuyorlar mı?

    Meselenin diğer bir cephesi de şudur: Hiçbir tercüme, asla orijinalinin yerini tutamaz. Kur’an, Allah kelamıdır ve Arapça nazil olmuştur. Allah’ın kudret sıfatından gelen şu varlıklar taklit edilemediği gibi, onun kelam sıfatından gelen Kur’an da taklit edilemez. Ve Kur’anın tercümesine Kur’an denmez. Kur’anın bir harfine en az on sevap verilmesi, Allah kelamını tekrar etmenin karşılığında kullara bir İlâhî ihsandır. Tercüme, Allah kelamı olmadığından bu mana orada kaybolur. İnsan, Kur’an mealini okumakla, Kur’an okumanın değil, ilim noktasında bir şeyler öğrenmenin sevabını alır.

    Şu da var ki, namazda geçen kelimelerin bir kısmı konuşma dilimize geçmiştir. Allahu Ekber, hamd, tesbih, Rabbül alemin, Ehad, Samed’in ne demek olduğunu çoğu Müslüman bilmektedir.

    Dünya işlerimiz için enflasyon, deflasyon, kur, ekonomi, döviz gibi nice yabancı kelimeleri ezberlediğimiz halde, ibadet için gerekli, az sayıda kelimeyi öğrenmemekte bilmem mazur sayılabilir miyiz?


    bizlerin araplaştığı falan yok. ama sizler batılılaşmışsınız haberiniz yok...

    Ben de diyorum ki ganimetin madem ki büyük bir kısmı asker arasında dağıtılırdı, bu ganimet hangi askere dağıtılıyor da asker deposu Anadolu'da herkes sefalet içinde ?

    "Örnek aldığın batı" derken de saçmalamışsın. Bir insanın insan gibi yaşaması için gereken bir çok kriter o sırada batı ülkelerindeydi. Ortadoğu'da olsaydı, Uzakdoğu'da olsaydı veya Afrika'da olsaydı da oradan alsaydık. Bugün de her şey aynı değil mi ? Bir kız geceyarısı gidip Norveç'te bir sokakta mı daha rahat yürüyebilir, Suudi Arabistan'da mı ? İnsanların yaşam düzeyleri bu tarafta mı daha iyi, o tarafta mı ? Neden Müslümanlar fırsat buldukları anda hep nefret ettiklerini söyledikleri, "kafir" ülkelere kaçmak için bin türlü güçlüğü göze alıyor ? Sorular açık, yanıtlar belli. Çünkü orada insana değer veriliyor. Burada sokakta bir kör kurşuna denk gelmeyeceğinin garantisi yok, sapığın biri tarafından tecavüze uğramayacağının garantisi yok. Dünya tecavüz haritasını buraya koyarsam nerelerin baskın çıkacağını ikimiz de iyi biliyoruz. Bunlar olmazsa bile sana insan gibi yaşama hakkı vermiyorlar. Cumhuriyet devriminin yaptığı bunları alıp Türk temelinin üstüne yerleştirip bir ülke kurmaktı, büyük oranda da başardı. Cumhuriyet öncesi dönemle cumhuriyet döneminin arasındaki gelişme farkını görmemek için at gözlüğü takmak gerek. İletinin alt kısımlarında yazmışsın ya Kur'an'ın çevirisi aslının yerini tutmaz diye, e be kardeşim sen daha Kur'an'da yazılanların ne olduğunu bile bilmiyordun. Birisi kalksa Kur'an diye alakasız Arapça sözcükleri bir kitaba döşese ruhun duymaz, öpüp başına koyardın. Aynı şekilde Ezan'da ne dendiğini kaç tane insan biliyordu ? Anlamını bilmediği şeylere kutsal olduğuna inandığından başını sallayıp boynunu büküp inanıyordu insanımız. Bu insan tipi, dünyada en kolay kandırılacak insan tipidir.
    _____________________________




  • Hocam benide ekler misin
    _____________________________
  • Ekleyiniz hocam.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Pes etmek yok , savaş ! kurtuluşa dek..
  • Türkoğlu35 kullanıcısına yanıt
    batıda insan gibimi yaşanıyor? ortaçağ karanlığı denen zihniyet batı içindi osmanlı için değildi? çünkü ortaçağda senin medeniyet dediğin toplumalr birbirlerini yiyordu öldürüyordu. senin kurtuluş savaşı yaptığın çanakkale savaşı yaptığın şehid verdiğin ülkelerden sonra gelipte sistem kültür empoze etmeyimi, medeniyet sayıyorsun? sen kendi içinden medeniyeti çıkarmayıp, mücadele verip şehidler verdiğin ülkelerden medeniyet devşirerek bir cumhuriyet kuruyorsun, ondan sonra buna birde iyi diyorsun? kur'an-ı kerim' i orjinal dilinden okuyamamayı bir müslüman olarak maharet sayıyorsan diyecek birşey yok. ve bunu okuyamamaları içinde harf devrimi adı altında latin alfabeleri seçmeyi maharet saymakta neyin aklıdır. istiklal mahkemeleri adı altında, kıyafet devrimi adı altında insanları asmak sarık cübbe giydikleri için asılmayı medeniyet göstergesi olarak görmek nasıl bir insani davranıştır. insanları kandırıp 1. mecliste alılan kararları hiçe sayıp, meclisi lav edip 2. mecliste despotluk yaparak böyle bir sistem kurmayı doğru bulmak bir müslüman için ne kadar acı birşeydir.

    şimdilik bu kadar yeter saygılar

    edit = düzeltme



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ŞAKACI -- 26 Şubat 2015; 16:10:31 >




  • Bu cemiyete katılan herkes beni bloklarsa sevinirim.
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: RABBANİYYUN

    quote:

    Orijinalden alıntı: Eostre

    quote:

    Orijinalden alıntı: Dalyarka


    quote:

    Orijinalden alıntı: Eostre

    Verecek cevabın mı yok hayırdır ne primi ?

    Harf inkılabına düşmansın belli. İnkılabın temeli cumhuriyete değil II. Abdülhamit'e, Osmanlıya kadar uzanır diyorum. Koskoca Osmanlı padişahı bile arap harflerini bırakmayı düşünmüş. Yeni devletin paşası yapınca mı zorunuza gitti ?

    İlber atıp tutmuş yine. Cevap vermeye tenezzül bile etmedim. Latin alfabesini istiyormuş ha?


    Vay be herif İlber Ortaylı'ya laf atabiliyor, Türkiye'nin en büyük tarihçilerinden birine.

    Şaşırmadım gerçi.

    Sen kimi takip ediyorsun, fesli deliyle sahteci armağanı mı ?

    Sağdan soldan para yiyip sağa sola cahil lafları savuşturan adamlardan öğrenecek değiliz tarihi.

    Siz Kadir Mısıroğlu'ndan öğrenin tarihi

    Bu arada Osmanlıya saygım sonsuzdur atalarımızdır. Allah atalarımızın hepsine rahmet eylesin.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Erbaa82 -- 26 Şubat 2015; 20:33:57 >
    _____________________________
    PS 4-PSN:erbaa82

    Oynadığım oyunlar : BF 4, BF1, FIFA 18, PES 2018




  • quote:

    Orijinalden alıntı: GhostInTheShell

    Bu cemiyete katılan herkes beni bloklarsa sevinirim.

    Bu kişiye inat benide kabul edermisiniz cemiyetinize.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Benim Referansa ihtiyacım yok referansın kendisi benim
  • drejtc kullanıcısına yanıt
    Mobilde düzenleme yapamıyorum chrome çöküyor en yakın zamanda eklenecektir.

    650 kişi online olsa blok manyağı yaparızda kim uğraşacak şimdi.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________

    CEMİYYET-İ OSMÂNİYYE
    Nefs ü mâl ile n’ola kılsam cihânda ictihâd
    Hamdülillah var gazâya sad hezârân ragbetüm

    Ey Mehemmed mu’cizât-ı Ahmed-i Muhtâr ile
    Umaram gâlib ola a’dâ-yı dîne devletüm
  • Beni de bi zahmet ekleyin.
    _____________________________
  • Bizim orada bir söz vardır,
    şalvarı şaltak osmanlı
    eğeri kaltak osmanlı
    ekende yok biçende yok
    yiyende ortak osmanlı.
    Şimdi ilkokul seviyesine düşüp bana soysuz kafir denmeden sarıkeçili olduğumu belirteyim. Daha yeni yerleşenlerden, tabirinizle soyum saf. Gözlerim hala çekik. Elhamdülillah müslümanım. Lakin bundan gurur duymuyorum. Çünkü bunlar benim elde ettiğim başarı değil. Hatta soy ve kan bağı olarak osmanlı soyuna bir çoğunuzdan daha yakın olabilirim. Bu övünülecek bir şey değil. Bunları niye yazdım , çünkü şu an kimin kimin soyundan olduğunu 500 yıl önce kimin dünyayı yönettiğini kimse takmıyor ! Bu milyonluk muz cumhuriyeti tımarhanesi dışında...

    Sanki siz dünyayı fethetmişsiniz gibi dobloların arkasına osmanlı tuğrası koyup, cumadan cumaya namaza gidip, kıza laf atan, karısını döven, internette sağda solda sosyal medyada kadınları taciz eden lafa geldik mi osmanlı torunuyuz diyen, bir kişiyi 6 kişi dövecek kadar delikanlı, namaza durduğum belli olsun diye pantalonların alt kısmını ütülemeyen, laikliğe sağda solda küfür edip içten içe ulan laiklik kalksa biz nası geneleve gidip meyhaneye gidip içki içeriz karıya kıza bakarız kellemiz gider diye düşünen, bir sübhaneke okumaktan aciz güya müslüman olan ilkokul mezunu hala heceleyerek okuyan, seçtiği adam bakara makara diye Kuran'la dalga geçen, interneti şu son 6 yıl içinde keşfeden adamsınız bir kısmınız.


    Gelelim Osmanlının bana ne faydası olduğuna,
    Osmanlının benim dedelerim gibi fukaraya garibana ettiği zulümü belki yunanlar yapmazdı. Şu çok sayıklayıp durduğunuz mezar taşı ya da okunacak herhangi bir kitap ne biliyim osmanlıdan kalan hiç bir halt yok burlarda. Dedelerimin mezar taşı bildiğin biraz irice bir taş ! Sırf orda mezar olduğu bilinsin diye konulmuş taş. Soy ağacım sırf vergi alınsın diye tutulmuş. Ya da çocukları zorla askere götürmek için. İçoğlanı yapmak için. Osmanlının anadoluda sağa sola cami yapmak dışında hiç bir hizmeti yok. Bir söz daha vardır biz buralarda yunanları sevmeyiz, osmanlıları hiç sevmeyiz diye. Bu sözleri ben söylemiyorum anneannelerimiz dedelerimiz söylüyor.Bunları niye dedim çünkü bana hiç faydası olmamış osmanlının.

    Sarayda her türlü zenginlikler varken, içoğlanlarla çeşitli partiler dönerken, peygamber addettiğiniz padişahlar altın tuvaletlerde hacetini giderirken, her türlü içki esrar afyon sarayda dönerken anadolu insanı ya sağda solda savaştırılmış ya vergi vermiyor diye katledilmiştir. Tüm sermayesi ganimet olan, sağa sola saldırıp, köy basıp cariyeler edinen osmanlının 16. yüzyılın sonuna geldiğinde yıkılmaya başlaması gayet normal olmuştur. Hezarfen Ahmet Çelebi gibi ilk uçan insanı Lagari Hasan Çelebi gibi roketi icat eden bir dehayı, ülkenin başına bin yılda gelebilecek bu şansları , deyiminizle tüm dünyaya gerçekten hükmetme şansı varken katlettirmiştir osmanlı. Haliyle avrupa sanayi devrimini yaptığında elinde tarımdan başka bir şeyi olmayan osmanlı amerikanın keşfiyle onu da kaybetmiş kendi pisliğinde boğulmuştur.
    Gelelim bu osmanlıcıların tarihi iki yüzlülüğüne, musul kerkük oniki ada falan güya hepsini masabaşında vermişiz ya.
    1683'den beri itinayla mütemadiyen toprak kaybeden zaten hep benim yalnız küçük ülkem değil mi?
    Uğruna canınızı vereceğiniz padişahın bizzat sevr anlaşmasını imzalaması nasıl ? İngilizler zorla imzalatmıştır di mi ama ? Yerim ben onları. Peki padişahınızın tek kurşun atmadan istanbulu verdiğini biliyor muydunuz ? Öğrendiniz şimdi. Zaten siz Usame Bin Ladin'i şehit ilan eden Kadir Mısıroğlundan dinlemişsinizdir tarihi. Hani şu fes takan, 21. yüzyılda FES TAKAN adamdan.
    2. Mahmut da fesi getirdiğinde kafir ilan edilip osmanlının az kalsın iç isyanla yıkılacağını kaçınız bilir ? Peki isyancıların kellesinin omzunda kaldığını düşünen var mı ? Mustafa Kemal Fesi kaldırdığındaki tepkilere ne kadar benziyor değil mi ?
    Halil İnalcık'ı kaçınız bilir ? İlber hocanın hocasını ?
    Oh be içimi döktüm. Ayrıca cidden 21. yüzyıldayız, saltanat mı kaldı ? Ne Halifeliği allasen ? Kim takar Halifeliği ? Şöyle iran gibi bi islam cumhuriyeti olcaz deseniz cidden çok tutarlı olursunuz. Böyle çok çocuksu ve hayalci.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi First Mate -- 26 Şubat 2015; 23:40:26 >
    _____________________________




  • 
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.