Şimdi Ara

Determinizm hakkında (3. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir (1 Mobil) - 1 Masaüstü1 Mobil
5 sn
62
Cevap
3
Favori
2.239
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: önceki 1234
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Neden kendi bilginiz ile uyuşmuyor diye insanlara bilgisiz tanımlaması yaparsınız anlamıyorum bu özgüven nereden geliyor?

    Ben sana bir kere bile bilgisiz dememişken senin bana bunları söylemen bir zamanlar tartışmada sürekli açıklama yaptığım halde hiçbir karşılık veremeyen yalnızca saçmalıyorsun, cahilsin demekle yetinen bir şahsiyeti hatırlattı bana.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi chtsydn -- 24 Temmuz 2014; 4:55:15 >
    _____________________________
    Günlüğümü okumak için tıklayın
  • quote:

    Orijinalden alıntı: chtsydn

    Bana bilgisiz diyip durduğun sürece seninle tartışmamız mantıksız. Motor nöronu etkileyen beynin diğer kısımları nelermiş bi anlat da biz de bilgilenelim sayın çok bilgili arkadaşım. Ben şahsen bu bilgiyi bir doktor ile sohbet ederken edinmiştim ve yanlışsa düzelt lütfen bende o doktora iletirim yanlış biliyormuşsun diye. Motor nöronun karar alma mekanizmasının bilimsel olarak tespit edilmiş bir başlangıcının olmadığını söyledi bana kendisi. Örneğin kolunu kaldırmaya karar verdin bu olayın başlangıcı motor nöronların verdiği karara dayanıyor ve motor nöron kararı neye göre alıyor dediğimde bana kararı sen alıyorsun dedi. Lütfen doğrusunu yaz buraya öğreneyim bende.

    Dawkins'in bir sözü vardı; Bir doktur ameliyathaneye girerken dinin dışarda bile bıraksa ona güvenmeyin, dindar bilim adamı olamaz, olmamalı. Diye... Aynı o mesela, dindar adam çocukken öğrendiği hurafeleri böyle bilmediği şeyleri açıklamak için kullanır, sonra gider başkalarını da bilgisizliğiyle zehirler...

    Doğrusu şudur dostum; Bir bilgisayarı loop'a sokarsan, yani mesela 1 milyon sayısını bulana kadar 5 sayısını bir bir yükselt dersen, bilgisayar kendi kendine sayıyı yükseltecektir, biriside çıkıp "Onu yükselten kim ki? Kendi kendine yükseltiyor olamaz, birisi yazılımı kullanıyor olmalı? " Diyemez. Çünkü yazılıp bu loop emrini doğumdan itibaren vermiştir, yani insan insan beyni de böyledir, bir loop içindedir, her aldığı bilgi sonraki eyleminde rol oynar, yani beyin asla bir an durup sonra devam etmez, her bilgi arka arkayadır, her sebep-sonuç arka arkayadır, her sonuç başka bir şeyin sebebi olur, ya ben anlatamıyorum ya sen anlamak istemiyorsun.

    Bilgisiz dediğin sürece tartışamayız ne demek, burada drama queenlik yapmaya gerek yok, bilgisiz dediğim sürece de bal gibi tartışabilirsin, alınıyorsan tartışma fark etmez, hoşuna gitsin diye analizlerimi sansürleyecek değilim.

    Kendi bilgimle uyuşmadığı için karşıt bilgiyi kabul etmeseydim bu bilgiye sahip olmazdım, demekki açık görüşlü olup bu bilgiyi kabul etmişim, anamın karnından determinist doğmadım, tek fark ise sizin kendi bilginize sıkıca sarılmış olmanız ve karşınızıdakini önyargılı görmeniz, bu da sizin önyargınızın bir parçası ancak...



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Nihilum -- 24 Temmuz 2014; 4:56:50 >
    _____________________________
    Nothing is something that can be explained with nothing, and there is nothing that can be called "nothing".
    .
    There's no variables, only constants, and the amount of time you use "Variables" and "Nothingness" to explain the nothing is the measurement of how ignorant you are.




  • Bir bilgisayarı loop'a sokarsak 1 milyona kadar 5 sayısını bir bir yükselt dersek bunu biz belirlemiş oluruz. Bizim belirlediğimiz şeyi de bilgisayar yapmış olur. İnsan beyni de loop içindedir dersen onu loop içine neyin soktuğunu da söylemek zorundasın.

    Ayrıca önyargılı ve kendi bilgilerime sıkıca sarılmış olduğumu söyleyerek ön yargılı davranmış olmuyor musun? Kendi bilgilerime sıkıca sarılmış olsam sıradan bir yobaz müslüman olur şu an seninle tartışmaya dahi girmemiş olurdum. Bende anamın karnından bu halde doğmadım, rahat ol o konuda..
    _____________________________
    Günlüğümü okumak için tıklayın
  • quote:

    Orijinalden alıntı: chtsydn

    Bir bilgisayarı loop'a sokarsak 1 milyona kadar 5 sayısını bir bir yükselt dersek bunu biz belirlemiş oluruz. Bizim belirlediğimiz şeyi de bilgisayar yapmış olur. İnsan beyni de loop içindedir dersen onu loop içine neyin soktuğunu da söylemek zorundasın.

    Ayrıca önyargılı ve kendi bilgilerime sıkıca sarılmış olduğumu söyleyerek ön yargılı davranmış olmuyor musun? Kendi bilgilerime sıkıca sarılmış olsam sıradan bir yobaz müslüman olur şu an seninle tartışmaya dahi girmemiş olurdum. Bende anamın karnından bu halde doğmadım, rahat ol o konuda..

    Söylüyorum işte dostum, loop içine Dna sokuyor, Dna programın kodlarını içeren kaynaktır, yani loop emri dna dan gelir.

    Önyargılı olduğun için senin hakkında önyargılı oldugumu düşündüğünü söyledim, bu bir önyargı olamaz çünkü ben bir analiz yaptım, tartışmanın başlarından beri yanlış bildiklerini gösterdim, metaforlarımı, yazdıklarımın anafikirlerini görmediğini söyledim, ve hepsinin sonucu olarak bilgi eksikliğin var dedim, yani öylece ortaya atmadım o yüzden önyargı sayılmaz, önyargı olmayan bir şeye önyargılısın demek de dayanaksızca saldırmaktır yani hakaret, ihtimal olarak verdiğin için pek tartışılacak bir şey olarak görmüyorum.
    _____________________________
    Nothing is something that can be explained with nothing, and there is nothing that can be called "nothing".
    .
    There's no variables, only constants, and the amount of time you use "Variables" and "Nothingness" to explain the nothing is the measurement of how ignorant you are.




  • Dna ya loop emrini verdiren ne diye sorsam konu yine ilk sebebe kadar uzayacak, hiç yol alamıyoruz yani.

    Seninle tartışmanın mantıksız derken ne kast ettiğimi anlatayım. Bir üniversite öğrencisi ana okuluna yeni başlamış bir çocuk ile örneğin integral konusunda konuşacak olursa üniversite öğrencisi o çocuğun hiçbir bilgisinin olmadığını kabul eder ve onu anlamaya çalışmaz, yalnızca anlatmaya çalışır. Üniversite öğrencisinin ana okulu çocuğuna integral anlatması biraz uçuk bir örnek anlaşılsın diye. Demek istediğim senin bana bilgisiz demenden ben şunu anlıyorum; sen beni anlamaya çalışmıyorsun yalnızca anlatmaya çalışıyorsun. Bu yüzden mantıksız. Alındığımdan veya hoşuma gitmediğinden değil yani.

    Ayrıca analizlerine hayran kaldım. Mükemmelsin böyle devam et.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi chtsydn -- 24 Temmuz 2014; 9:18:18 >
    _____________________________
    Günlüğümü okumak için tıklayın
  • quote:

    Orijinalden alıntı: chtsydn

    Dna ya loop emrini verdiren ne diye sorsam konu yine ilk sebebe kadar uzayacak, hiç yol alamıyoruz yani.

    Seninle tartışmanın mantıksız derken ne kast ettiğimi anlatayım. Bir üniversite öğrencisi ana okuluna yeni başlamış bir çocuk ile örneğin integral konusunda konuşacak olursa üniversite öğrencisi o çocuğun hiçbir bilgisinin olmadığını kabul eder ve onu anlamaya çalışmaz, yalnızca anlatmaya çalışır. Üniversite öğrencisinin ana okulu çocuğuna integral anlatması biraz uçuk bir örnek anlaşılsın diye. Demek istediğim senin bana bilgisiz demenden ben şunu anlıyorum; sen beni anlamaya çalışmıyorsun yalnızca anlatmaya çalışıyorsun. Bu yüzden mantıksız. Alındığımdan veya hoşuma gitmediğinden değil yani.

    Ayrıca analizlerine hayran kaldım. Mükemmelsin böyle devam et.

    Evet örneği sevdim, şimdi ben üniversite öğrencisi gibi integral anlatıyorum, sen de anlatmamı beğenmeyip "Boş konuşuyorsun" tarzı bir tavırla yaklaşıyorsun, yani anlayamadığın için kendi anladığın kadarıyla yorum yapıyorsun, anlamadığımı nerden biliyorsun dersen bir çok kez yazdıklarımı yanlış anladıgını gösteren postlar attın.

    Dna'ya loop emrini verdiren ne derken? DNA genetik koddur, yani dna'nın oluşumu falan bunlar belli süreçlerdir, canlılarda üremeyi araştırırsan anlarsın, sonra büyük ihtimal bana şu soruyla geleceksin; Dna da böyle bir kod olmasının sebebi nedir onu oraya kim koymuş diye... Ben de sana evrimsel süreçte mutasyon ile olmuş, mutasyon ise gayet doğal bir durumdur diyeceğim, sen de tesadüf yani her şey diyerek girişeceksin, ancak determinizmde tesadüf yoktur, milyarda bir ihtimalin olacağı daha milyar ihtimal gerçekleşmeden bellidir. Yani sana bilgisiz deme sebebim bu işte, bak ben anlattıkça sen daha derindeki sebeplere doğru iniyorsun, halbüki bana bunları anlattırmaman lazım, bioloji bilgin sağlam olsaydı mesela dna ya loop emrinin verildiğini düşünerek biolojiyi ayaklar altına almazdın...
    _____________________________
    Nothing is something that can be explained with nothing, and there is nothing that can be called "nothing".
    .
    There's no variables, only constants, and the amount of time you use "Variables" and "Nothingness" to explain the nothing is the measurement of how ignorant you are.




  • Merhaba,

    Müslümanım, Müslümanlığı yaşıyorum ve tabiri caizse "cahil" Müslümanlardan değilim. Her görüşe açığım ve insanları anlamak için onları dinlemenin gerektiğini bilirim. Bu kapsamda bu başlık altına yazılan yazıları "ön yargısız" bir biçimde okudum.

    Determinizm'i burada duydum ve iki gündür bütün yazılanları okuyarak, idrak etmeye çalışıyorum. Anladığım kadarı ile determinizm bir şey'in yoktan var olmayacağını, dünya üzerinde zaten var olan olguların sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ilerlediğini savunan düşünce biçimidir.

    Benim determinizme katıldığım nokta sebep-sonuç ilişkisi. Her şeyin sebep sonuç ilişkisi içerisinde ilerlediğini kabul ediyorum, her sonucun bir sebebi vardır. Yanılmıyorsam burada kader ortaya çıkıyor. Benim dinimde her insan kendi kaderini çizer. Bir çok Müslüman başına gelen kötü durumlara kader deyip geçse de aslında başına o olayların gelmesi onun tercihi idi. Eğer kaderimizi Allah çizseydi, cennet ya da cehenneme girmeyi ben hak etmiş olmaz Allah bana vermiş olurdu. Bu durumda cennete girdiğimde sesimi çıkartmazdım ama cehenneme girersem eğer, Allah'a: "ben senin çizdiğin kaderi yaşadım, beni bana bıraksaydın kötülük yapmazdım, iman ederdim" deme hakkına sahip olurdum. Kader; kendi seçimlerimizden oluşur. Allahü Teala'nın da kaderimizde etkisi yok demiyorum, tabiki var. Biz dua edersek yardım eder (sebep: dua , sonuç:yardım) gibi...

    Neyse kader konusuna daha fazla değinmeyeceğim. Amacım sadece Allah'ın bizlere ettiği müdahalelerinde sebepsiz olmadığını söylemekti.

    Sormak istediğim bir kaç soru var. Cevaplara göre illa ki bu sorular artacaktır. Soru sorup, cevap bulmadan düşüncelerimizi geliştiremeyiz haliyle. Dediğim gibi determinizme yeniyim, onu anlamaya çalışıyorum. Absürt sorularım olursa bu konuda ki cahilliğime verin.

    Determinizme inananlar, insan üstü varlıklara inanmadıkları için dinleri kabul etmiyorlar. Dolayısı ile Ateist oluyorlar. Bundan ötürü Determinizm ile Determinizm karşıtlarının tartışmaları sonu din meselesinde birleşmeye mahkum gibi geliyor bana.

    Determinizm ilk insanın var oluşunu nasıl açıklıyor?



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi igneli -- 24 Temmuz 2014; 10:56:31 >
    _____________________________

    Steam: igneli7
    Psn: igneli




  • İlk olarak sizin kadar birikime sahip değilim o sebeple yeni kalktığımda beynimi zorladığınız için teşekkürler

    @Kaptan Haddock Hocam bilimsel determinizmi savunuyorsanız Schrödinger'in kedisi hakkındaki düşüncelereniz neler?
    _____________________________
    Forumun yazılım altyapısı o kadar mükemmel ki imzanın bile tamamı çıkmıyor
    Arrested Development-Band of Brothers-Boardwalk Empire-Black Books-Breaking Bad-Brooklyn Nine-Nine-Chuck-Da Vinci's Demons-Dexter-Eastbound
  • quote:

    Orijinalden alıntı: igneli

    Merhaba,

    Müslümanım, Müslümanlığı yaşıyorum ve tabiri caizse "cahil" Müslümanlardan değilim. Her görüşe açığım ve insanları anlamak için onları dinlemenin gerektiğini bilirim. Bu kapsamda bu başlık altına yazılan yazıları "ön yargısız" bir biçimde okudum.

    Determinizm'i burada duydum ve iki gündür bütün yazılanları okuyarak, idrak etmeye çalışıyorum. Anladığım kadarı ile determinizm bir şey'in yoktan var olmayacağını, dünya üzerinde zaten var olan olguların sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ilerlediğini savunan düşünce biçimidir.

    Benim determinizme katıldığım nokta sebep-sonuç ilişkisi. Her şeyin sebep sonuç ilişkisi içerisinde ilerlediğini kabul ediyorum, her sonucun bir sebebi vardır. Yanılmıyorsam burada kader ortaya çıkıyor. Benim dinimde her insan kendi kaderini çizer. Bir çok Müslüman başına gelen kötü durumlara kader deyip geçse de aslında başına o olayların gelmesi onun tercihi idi. Eğer kaderimizi Allah çizseydi, cennet ya da cehenneme girmeyi ben hak etmiş olmaz Allah bana vermiş olurdu. Bu durumda cennete girdiğimde sesimi çıkartmazdım ama cehenneme girersem eğer, Allah'a: "ben senin çizdiğin kaderi yaşadım, beni bana bıraksaydın kötülük yapmazdım, iman ederdim" deme hakkına sahip olurdum. Kader; kendi seçimlerimizden oluşur. Allahü Teala'nın da kaderimizde etkisi yok demiyorum, tabiki var. Biz dua edersek yardım eder (sebep: dua , sonuç:yardım) gibi...

    Neyse kader konusuna daha fazla değinmeyeceğim. Amacım sadece Allah'ın bizlere ettiği müdahalelerinde sebepsiz olmadığını söylemekti.

    Sormak istediğim bir kaç soru var. Cevaplara göre illa ki bu sorular artacaktır. Soru sorup, cevap bulmadan düşüncelerimizi geliştiremeyiz haliyle. Dediğim gibi determinizme yeniyim, onu anlamaya çalışıyorum. Absürt sorularım olursa bu konuda ki cahilliğime verin.

    Determinizme inananlar, insan üstü varlıklara inanmadıkları için dinleri kabul etmiyorlar. Dolayısı ile Ateist oluyorlar. Bundan ötürü Determinizm ile Determinizm karşıtlarının tartışmaları sonu din meselesinde birleşmeye mahkum gibi geliyor bana.

    Determinizm ilk insanın var oluşunu nasıl açıklıyor?

    Şimdi hocam yanılıyorsunuz demiyorum, güzel bir düşünce tarzı bu da, ben de deist olduğum zamanlar aynen böyle düşünürdüm, yani bir kaç kısım hariç("Sebep: Dua, Sonuç: Yardım" Olayı fazla basitleştirmektir, yani gelecek yardım Tanrıdan geleceği için Tanrı evrende oynamalar yapacaktır, ve evrendeki gidişatın değişmesi için uygulanan her güç termodinamiği çiğner, haliyle normalde oluşacak sonuçlardan farklı sonuçlar doğrur, bu da determinizm'e terstir.)

    Şimdi size şöyle bir şey ile bütün bu bildirinizin içine bir soru işareti sokayım;

    Kader kendi seçimlerinizden oluşur diyorsunuz, yoksa Tanrıya gidip "Kaderimi zaten sen çizdin beni bana yazdığın seneryoya göre yakman mantıksız olur." diyebilirdim diyorsun, o halde arkadaşım o yüce Tanrı her şeyi bilmiyor mu? Bu determinizm'i anlamak için çok güzel bir yoldur, yukarda bir arkadaşa bir mühendis bir program daha hiçbir şey yapmadan sonucunu bilir çünkü ona göre çok yüksek bir zekâdır, her türlü değişkeni analyabilir dedim.

    Şimdi bana şu sorunun cevabını verebilir misin? Eğer Tanrı her şeyi biliyorsa, sen daha doğduğun ilk saniyede, 40 yıl sonra bir ateist olacağını(Kendin yaptığını sandığın seçimler ile) ve sonraki 30 yıl içersinde de bir hastalığa yakalanıp öleceğini biliyordur. Yani Tanrının her şeyi bilmesi senin bir labirentte yaptığın(özgür iraden ile) bütün seçimleri zaten biliyor olması değil midir? O halde Kader denen şey ile determinizmin farkı budur diyebilir miyiz? Kader Tanrının istediği zaman müdahale edebileceği bir seneryodur ve deterministlerce reddedilir, deterministik evren ise tıpkı bir Tanrının gözünden dünyayı izlemek gibidir, her şey önceden bellidir, her şey saliseler öncesindeki yapılan şeye sonuçtur ve bu sonuçlardan sonrasına sebep.


    Şimdi buna cevap verirsen sevinirim, ben de sana senin sorunun cevabını vereyim;

    Öncelikle ilk insan diye bir şey kabul edilmiyor, yani demek istediğim; Deterministlerin hemen hemen hepsi evrimi kabul eder, etmeyenler ise fazla idealist insanlardır muhtemelen. Her neyse, deterministlerin açıklaması evrimdir. Yani milyonlarca yıllık mutasyon, adaptasyon ve doğal seçilim ile insan ırkı günümüzdeki haline "geldi". Tırnak içine aldım çünkü insan türü oluşmamıştır, primatlardan gelmiştir, yani birden bire bir oluşum söz konusu değildir, insansı canlılar milyonlarca yıllık süreçlerde mutasyona uğramış, ve yavaş yavaş günümüzdeki insana benzemiştir.
    _____________________________
    Nothing is something that can be explained with nothing, and there is nothing that can be called "nothing".
    .
    There's no variables, only constants, and the amount of time you use "Variables" and "Nothingness" to explain the nothing is the measurement of how ignorant you are.




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    Şimdi hocam yanılıyorsunuz demiyorum, güzel bir düşünce tarzı bu da, ben de deist olduğum zamanlar aynen böyle düşünürdüm, yani bir kaç kısım hariç("Sebep: Dua, Sonuç: Yardım" Olayı fazla basitleştirmektir, yani gelecek yardım Tanrıdan geleceği için Tanrı evrende oynamalar yapacaktır, ve evrendeki gidişatın değişmesi için uygulanan her güç termodinamiği çiğner, haliyle normalde oluşacak sonuçlardan farklı sonuçlar doğrur, bu da determinizm'e terstir.)

    Şimdi size şöyle bir şey ile bütün bu bildirinizin içine bir soru işareti sokayım;

    Kader kendi seçimlerinizden oluşur diyorsunuz, yoksa Tanrıya gidip "Kaderimi zaten sen çizdin beni bana yazdığın seneryoya göre yakman mantıksız olur." diyebilirdim diyorsun, o halde arkadaşım o yüce Tanrı her şeyi bilmiyor mu? Bu determinizm'i anlamak için çok güzel bir yoldur, yukarda bir arkadaşa bir mühendis bir program daha hiçbir şey yapmadan sonucunu bilir çünkü ona göre çok yüksek bir zekâdır, her türlü değişkeni analyabilir dedim.

    Şimdi bana şu sorunun cevabını verebilir misin? Eğer Tanrı her şeyi biliyorsa, sen daha doğduğun ilk saniyede, 40 yıl sonra bir ateist olacağını(Kendin yaptığını sandığın seçimler ile) ve sonraki 30 yıl içersinde de bir hastalığa yakalanıp öleceğini biliyordur. Yani Tanrının her şeyi bilmesi senin bir labirentte yaptığın(özgür iraden ile) bütün seçimleri zaten biliyor olması değil midir? O halde Kader denen şey ile determinizmin farkı budur diyebilir miyiz? Kader Tanrının istediği zaman müdahale edebileceği bir seneryodur ve deterministlerce reddedilir, deterministik evren ise tıpkı bir Tanrının gözünden dünyayı izlemek gibidir, her şey önceden bellidir, her şey saliseler öncesindeki yapılan şeye sonuçtur ve bu sonuçlardan sonrasına sebep.


    Şimdi buna cevap verirsen sevinirim, ben de sana senin sorunun cevabını vereyim;

    Öncelikle ilk insan diye bir şey kabul edilmiyor, yani demek istediğim; Deterministlerin hemen hemen hepsi evrimi kabul eder, etmeyenler ise fazla idealist insanlardır muhtemelen. Her neyse, deterministlerin açıklaması evrimdir. Yani milyonlarca yıllık mutasyon, adaptasyon ve doğal seçilim ile insan ırkı günümüzdeki haline "geldi". Tırnak içine aldım çünkü insan türü oluşmamıştır, primatlardan gelmiştir, yani birden bire bir oluşum söz konusu değildir, insansı canlılar milyonlarca yıllık süreçlerde mutasyona uğramış, ve yavaş yavaş günümüzdeki insana benzemiştir.

    Anladığım kadarı ile diyorsunuz ki; Sebep-sonuç ilişkisinde Allah'ın müdahalesi ile sonucun değişmesi, determinizme aykırıdır. Doğru anladıysam eğer sorunuza cevap vereceğim.

    O zaman sorumu şöyle düzelteyim; Evrim geçirerek insanı oluşturan insansı canlılar nasıl oluşmuştur?
    _____________________________

    Steam: igneli7
    Psn: igneli




  • quote:

    Orijinalden alıntı: igneli

    quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    Şimdi hocam yanılıyorsunuz demiyorum, güzel bir düşünce tarzı bu da, ben de deist olduğum zamanlar aynen böyle düşünürdüm, yani bir kaç kısım hariç("Sebep: Dua, Sonuç: Yardım" Olayı fazla basitleştirmektir, yani gelecek yardım Tanrıdan geleceği için Tanrı evrende oynamalar yapacaktır, ve evrendeki gidişatın değişmesi için uygulanan her güç termodinamiği çiğner, haliyle normalde oluşacak sonuçlardan farklı sonuçlar doğrur, bu da determinizm'e terstir.)

    Şimdi size şöyle bir şey ile bütün bu bildirinizin içine bir soru işareti sokayım;

    Kader kendi seçimlerinizden oluşur diyorsunuz, yoksa Tanrıya gidip "Kaderimi zaten sen çizdin beni bana yazdığın seneryoya göre yakman mantıksız olur." diyebilirdim diyorsun, o halde arkadaşım o yüce Tanrı her şeyi bilmiyor mu? Bu determinizm'i anlamak için çok güzel bir yoldur, yukarda bir arkadaşa bir mühendis bir program daha hiçbir şey yapmadan sonucunu bilir çünkü ona göre çok yüksek bir zekâdır, her türlü değişkeni analyabilir dedim.

    Şimdi bana şu sorunun cevabını verebilir misin? Eğer Tanrı her şeyi biliyorsa, sen daha doğduğun ilk saniyede, 40 yıl sonra bir ateist olacağını(Kendin yaptığını sandığın seçimler ile) ve sonraki 30 yıl içersinde de bir hastalığa yakalanıp öleceğini biliyordur. Yani Tanrının her şeyi bilmesi senin bir labirentte yaptığın(özgür iraden ile) bütün seçimleri zaten biliyor olması değil midir? O halde Kader denen şey ile determinizmin farkı budur diyebilir miyiz? Kader Tanrının istediği zaman müdahale edebileceği bir seneryodur ve deterministlerce reddedilir, deterministik evren ise tıpkı bir Tanrının gözünden dünyayı izlemek gibidir, her şey önceden bellidir, her şey saliseler öncesindeki yapılan şeye sonuçtur ve bu sonuçlardan sonrasına sebep.


    Şimdi buna cevap verirsen sevinirim, ben de sana senin sorunun cevabını vereyim;

    Öncelikle ilk insan diye bir şey kabul edilmiyor, yani demek istediğim; Deterministlerin hemen hemen hepsi evrimi kabul eder, etmeyenler ise fazla idealist insanlardır muhtemelen. Her neyse, deterministlerin açıklaması evrimdir. Yani milyonlarca yıllık mutasyon, adaptasyon ve doğal seçilim ile insan ırkı günümüzdeki haline "geldi". Tırnak içine aldım çünkü insan türü oluşmamıştır, primatlardan gelmiştir, yani birden bire bir oluşum söz konusu değildir, insansı canlılar milyonlarca yıllık süreçlerde mutasyona uğramış, ve yavaş yavaş günümüzdeki insana benzemiştir.

    Anladığım kadarı ile diyorsunuz ki; Sebep-sonuç ilişkisinde Allah'ın müdahalesi ile sonucun değişmesi, determinizme aykırıdır. Doğru anladıysam eğer sorunuza cevap vereceğim.

    O zaman sorumu şöyle düzelteyim; Evrim geçirerek insanı oluşturan insansı canlılar nasıl oluşmuştur?


    Öncelikle evet doğru anlamışsınız, termodinamiği ve determinizmi bir arada düşünürsek, doğadaki bir elektronun bile hiç yoktan enerji kazanması kaos teorisine göre çok büyük değişikliklere yol açabilir, termodinamiği çiğnemiş olur, determinizmin sebep-sonuç ilişkisini sebepsiz yere oluşan enerji ile bozmuş olur.


    Ben en baştan başlayayım dostum, çünkü sana onların da öncesindeki türlerin mutasyonlaşmış türleri olduğunu söylersem bana insansı canlıları oluşturan primatlar nereden gelmiştir diyeceksin.

    Başlıyorum; Bildiğimiz en eski zaman büyük patlama, büyük patlama ile fizik başlıyor. İlk dakikalarda en hafif iki element oluşuyor, Hidrojen ve helyum. Bu andan itibaren kimya oluşmuş oluyor, sonrasında milyonlarca yılda daha ağır elementler oluşmaya başlıyor, yıldızlar yokoluyor, gezegenler oluşuyor... Dünyaya gelelim; Dünya bir alev topu şeklinde var oluyor, bir sürü gök cismiyle etkileşime geçiyor, stabil bir hal alması milyarlarca yıl alıyor, hatta stabil hâle gelip, canlı yaşamın başlamasından sonra bile canlı yaşamı neredeyse sonlandıran kıyametler yaşanıyor, ancak orası konuyla alâkasız, şimdi dünya stabil oldu ve su altında bazı elementler bir şekilde benzer fiziksel özelliğe sahip eşlerini oluşturacak şekilde evrimleştiler, bunun nasıl olduğu ise bilinmiyor, zaten bu yaratılışçıların en büyük kozu, tesadüfen iki element bir araya gelip kendini eşleyebilen tek hücreli canlı mı oluştururmuş saçmalık! Diyorlar, ama bilmiyorlarki dünya da onların deyişiyle tesadüfen stabil hale geleceği tam gerekli yere oturdu, ve o "şans" eseri oturduğu o yerden biraz daha farklı bir yerde olsaydı belki kelebek etkisi ile yokolup giden bir gezegen olucaktı. Konudan sapmayalım; Kendini eşleyebilen canlılar oluştu dedik, bu canlılar kendini eşlerken onların özelliklerini taşıyan bir kaynak koda sahiplerdi, bu kodu bir sonraki türlerine taşıyıp durdular, bu kod neye göre oluştu dersen; Örneğin elementlerin su altında belli durumlara belli reaksyonlar göstermesi zamanla gelişti ve daha karmaşık bir madde oldular, bu madde kendini eşleyebilecek şekilde TESADÜFİ olaylara maruz kalınca CANLI denmeye başlandı. Ve bu da biolojinin başladığı nokta oldu. Sonrasında bu kaynak kod eşlenirken belli hatalar oldu, bu hatalar kaynak kodun temelinde mükemmel bir şekilde eşlenmiyor olmasıyla alakalı, yani ilk canlılar bazı atomların tesadüfen doğru yerlere oturmasıyla "eşleşme sonucunda asla bozulmayan dna" ile oluşmuş olsalardı, evrim denen şey asla olmazdı, ancak dnalarda bozukluklar oldu, mesela fiziksel görünüşlerinin kodunu taşıyan dnanın kısmındaki bir bozukluk, sonraki oluşan canlıyı diğerlerinden farklı kıldı, bu farklı olan canlı doğaya adapte olup kendini eşledi, ve yine evrimleşmesine sebebiyet veren bir mutasyon geçirdi.

    Şimdi böyle ufak ihtimallerle, tesadüfler ile bilim mi olurmuş diyebilirsin; Ancak determinizme dönelim, tesadüf diye bir şey yoktur, yani başka bir deyişle; Parayı havaya atarsan milyonda bir ihtimal dik düşme ihtimali vardır, ancak sen dik düşünce ŞANS dememelisin, çünkü o parayı dik düşüren sensin, eğer zekamızın kapasitesi olmasaydı, parayı hangi açıyla atacağımızı, havanın yoğunlugunu, rüzgarı, zemindeki sürtünmeyi, zeminin duruş açısını ve bütün diğer değişkenleri hesaba katıp, parayı tam doğru hızda, açıda atar dik getirebilirdik, çünkü öyle bir ihtimal var, milyarlarca ihtimalden birisi belkide o ihtimal ancak var, işte mutasyonda da böyle bir şey, o canlının dnası milyarda bir ihtimal bozulacaktır, sen buna tesadüf de desen onun bozulacak olması kesindir, kesin olan şeye tesadüf denmez.

    Buraya kadar anladığını düşünüyorsan şunu söyleyeyim, şuanda evrenin oluşmasının üzerinden 12 milyar yıl geçti, 12 milyar yıl boyunca doğanın deneme yanılma yoluyla mantıklı sonuçlara ulaştığını düşün, yani milyonlarca canlı eşleşti ve evrilemeyen oldu, ancak bu kadar deneme yanılmanın sonucunda bir canlının eşleşmesi doğru tohumu verdi, bir dediğime bakma farklı bir yerde farklı bir canlının da oluşturdugu canlı mutasyona uğramış olabilir bunu bilemeyiz. Ancak modern bilim goril ile şempazenin benzerliğinden çok, insan ile şempazenin benzerliğinin daha yüksek olduğunu söylüyor, başka bir deyişle bizler şuanda afrika olan kıtada evrimleşip karaya çıkan, orada daha da evrimleşip insansı canlı olan, daha da evrimleşip şuanki halimize gelen canlılarız. Ve bu süreç milyonlarca yılda oluyor, dediğim gibi, eğer milyarda bir ihtimal 1 saniyede gerçekleşiyorsa, tek denemede gerçekleşiyorsa bu pratikte bir tesadüf olabilir, ancak milyarlarca yıllık bir sürecin sonucuysa hiçbir şekilde tesadüf değildir.(Ki bir saniyede gerçekleşen de bir deterministiğe göre tesadüf olamaz yine de genele göre konuşalım)



    Hocam bir kere okumazsan sevinirim, boş zamanın olunca oku, aylar sonra oku, ama illâki tamamen anlayarak oku, bir insanın bilgi birikimi bütün hayatı boyunca yaşadığı tecrübelerin sonucudur, yani benim çocukluğuma gidip ufacık bir şeyi değiştirseydik burada yazdıklarım farklı olurdu, başka bir deyişle milyarlarca kombinasyonun sonucudur, bir insanın hakaret etmesi için fazlasıyla değerlidir bir insanın bilgisi, şimdiden teşekkür ederim.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Nihilum -- 24 Temmuz 2014; 12:51:50 >
    _____________________________
    Nothing is something that can be explained with nothing, and there is nothing that can be called "nothing".
    .
    There's no variables, only constants, and the amount of time you use "Variables" and "Nothingness" to explain the nothing is the measurement of how ignorant you are.




  • Şunu söylemem gerekir ki Tanrının kadere asla müdahalesi yoktur.

    Ayrıca kibrine yenik düştüğünü görüyorum, umarım böyle devam etmezsin.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi chtsydn -- 24 Temmuz 2014; 17:43:26 >
    _____________________________
    Günlüğümü okumak için tıklayın
  • quote:

    Orijinalden alıntı: chtsydn

    Şunu söylemem gerekir ki Tanrının kadere asla müdahalesi yoktur.

    Ayrıca kibrine yenik düştüğünü görüyorum, umarım böyle devam etmezsin.

    Eğer ibrahimi dinlerden birine mensupsan bu dini bilginin zayıf oldugu anlamına geliyor zira binlerce mucizeden bahsedilir. Hatta evrenin yoktan varolması da bir mucizedir en basitinden, enerjinin yoktan varolması her halikarda mucize olarak adlandırılır. Eğer deist isen de saygı duyarım, bir deistin böyle düşünmesine şaşmam, gayet mantıklı olabilir bir yönden.

    Kibir ise zayıflıktır, ben gerçekçilikten yanayım, ve gerçekci tavrımı kibir olarak gördüysen hoşuma gittiğini söyleyebilirim.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Nihilum -- 24 Temmuz 2014; 18:46:03 >
    _____________________________
    Nothing is something that can be explained with nothing, and there is nothing that can be called "nothing".
    .
    There's no variables, only constants, and the amount of time you use "Variables" and "Nothingness" to explain the nothing is the measurement of how ignorant you are.
  • Bir ateist olarak dini bilgimin seviyesini değerlendirme yetkisine sahip değilsin ki ben dinin kişisel bir şey olduğu görüşündeyim yani kimse kimsenin dini bilgisini değerlendiremez din bence öznel bir durumdur. Ayrıca kaderin ne olduğunu bildiğini sanmıyorum, yalnızca geleneksel din anlayışında günümüze kadar öğretilegelmiş ve adına kader denmiş olan şeyi biliyorsun. Asıl kaderin ne olduğu hakkında bilgin olduğunu sanmıyorum, çünkü hala kaderi ele alırken yanlış sularda geziniyorsun.
    _____________________________
    Günlüğümü okumak için tıklayın
  • quote:

    Orijinalden alıntı: chtsydn

    Bir ateist olarak dini bilgimin seviyesini değerlendirme yetkisine sahip değilsin ki ben dinin kişisel bir şey olduğu görüşündeyim yani kimse kimsenin dini bilgisini değerlendiremez din bence öznel bir durumdur. Ayrıca kaderin ne olduğunu bildiğini sanmıyorum, yalnızca geleneksel din anlayışında günümüze kadar öğretilegelmiş ve adına kader denmiş olan şeyi biliyorsun. Asıl kaderin ne olduğu hakkında bilgin olduğunu sanmıyorum, çünkü hala kaderi ele alırken yanlış sularda geziniyorsun.

    Dostum önyargından önceden de bahsettim, şimdide gelmiş "kaderi bilmiyorsun" vs... diyorsun, yahu ben senin dini kitabını okudum, belli başlı hadisleri biliyorum, gayet de kader kavramını anladım, ve açıkca bir soru yönelttim; Tanrının etkilemediğini düşündüğün o kaderi Tanrı zaten evreni yaratmadan önce dahi bilmiyor mu? Biliyorsa senin yapacağın her şeyi biliyordur ve bu senin özgür iraden olmaktan çıkar. Çok basit bir mantık, söylediklerimi anlayamayıp anlayamayıp anladığın kadarıyla saçma buldugunu söylüyorsun ve buna saygı duyamam, birisinin sorunu beni bağlamaz açıkcası...
    Bir ateist olarak dini bilgini istediğim gibi değerlendiririm, eğer bir sorunun varsa, yetkim olmadıgını düşünüyorsan kanıtla? Şuna şuna dayanarak yaptıgın yasal değildir veya etik değildir de... Ben tecrübelerime dayanarak senin dini, biolojik, fizik ve felsefi bilgilerinin zayıf olduguna kanaat kıldım, aynı zamanda gözlem ve anlama kabiliyetinde yavaş gibi geldi, bunlar önyargı değil çıkarım, önceden yaptıgın bir çok şeye bakarak ulaştıgım sonuçlar.

    Şimdi benim fikirlerimin de kişisel olacağını kabul edip uzatmazsan sevinirim, iyi forumlar...
    _____________________________
    Nothing is something that can be explained with nothing, and there is nothing that can be called "nothing".
    .
    There's no variables, only constants, and the amount of time you use "Variables" and "Nothingness" to explain the nothing is the measurement of how ignorant you are.




  • Bir kere neden sonuç ilişkisini bütünüyle kabul eden kişi Tanrı'yı kabul edemez. Çünkü Tanrı'nın kendisi zaten nedensiz sonuç olarak düşünülür buda determinizmin temeline aykırı bir düşünce. O nedenle din ile determinist düşünce veya kaderi uyuşturmaya çalışmak bana göre din düşüncesinin modernleştirilerek akla yatkın hale getirilmeye çalışılmasının bir ürünü. Bu iki kavramı uyuşturmak için determinizm genelde geçerli ama dinle ilgili birkaç konuda istisnaları var demeniz gerekir ki buda gerçekten biraz saçma olur...
    _____________________________
    I thought what I'd do was, I'd pretend I was one of those deaf-mutes.
  • O yaptıkların çıkarım değil kibrinden dolayı öyle sandığın şeylerdir. Söylediğini anlamadığımı belirtmedim hiçbir yerde ancak sen kendi düşüncen ile benimki uymadığında seni anlamadığımı söyleyip işin içinden çıkma yoluna gidiyorsun. Seni anlamadığım çıkarımını yapabileceğin bir örnek yok yukarıda zaten sende hiç örnek göstermedin sadece var demekle yetindin bu senin kibrin dolayısıyla zayıflığın. Kibrini bir kenara bırakıp çıkarımlar yaptığını sanarak beni aşağılamaktan vazgeçseydin belki bir şeyler anlayabilirdin. Kader hakkında da geleneksel anlayış dışında bir şey bilmediğini sanıyorum demiştim, artık sanmıyorum öyle olduğunu görüyorum. Açıklamaya çalıştığın şey geleneksel kader algısıdır, daha neyi bilip neyi bilmediğinin farkında bile değilsin. Bilmişliğini ve kibrini kenara bırakıp dünyaya bir de o gözle bakman dileğiyle, iyi forumlar..
    _____________________________
    Günlüğümü okumak için tıklayın
  • quote:

    Orijinalden alıntı: chtsydn

    O yaptıkların çıkarım değil kibrinden dolayı öyle sandığın şeylerdir. Söylediğini anlamadığımı belirtmedim hiçbir yerde ancak sen kendi düşüncen ile benimki uymadığında seni anlamadığımı söyleyip işin içinden çıkma yoluna gidiyorsun. Seni anlamadığım çıkarımını yapabileceğin bir örnek yok yukarıda zaten sende hiç örnek göstermedin sadece var demekle yetindin bu senin kibrin dolayısıyla zayıflığın. Kibrini bir kenara bırakıp çıkarımlar yaptığını sanarak beni aşağılamaktan vazgeçseydin belki bir şeyler anlayabilirdin. Kader hakkında da geleneksel anlayış dışında bir şey bilmediğini sanıyorum demiştim, artık sanmıyorum öyle olduğunu görüyorum. Açıklamaya çalıştığın şey geleneksel kader algısıdır, daha neyi bilip neyi bilmediğinin farkında bile değilsin. Bilmişliğini ve kibrini kenara bırakıp dünyaya bir de o gözle bakman dileğiyle, iyi forumlar..

    Ben mi kibirimden dolayı önyargılıyım, yoksa sen bana önyargılı oldugun için bana böyle mi diyorsun? Yazılarıma sürekli önyargıyla yaklaşan, anlayamayan sen misin yoksa saçmalayıp anlamıyorsun diye kıvıran ben miyim?
    Sanırım önyargılı olanın kim oldugunu kanıtlayarak bunlara cevap verebilirim;

    "Ben matrix müthiş bir aksiyon filmidir demiyorum" dedin, ben bir metafor yaparken, söylediğimi anlayamayıp böyle bir şey kullandın, sadece bu değil tabiki ama aklıma gelen örnek bu, sonuç olarak senin "hiçbir çıkarımın yok" sözünü çürütüp önyargılı yaklaşmandan dolayı bunu söylediğini kanıtlamış oldum.

    Bilmişliği neden bırakayım, biliyorsam biliyorumdur, sırf birilerinin hoşuna gitmiyor diye yalan söyleyip kendimi sansürleyemem, senini gibi bilim yaparken işe "AMA ALLAH!" diye girenler yüzünden hiçbir müslüman ülke gelişmiyor da konuyu saptırmayayım, özetle önyargını kanıtladığıma göre bana karşı dediğin her şeyi bilgisizliğine ve önyargına verip daha fazla yazmamaya karar veriyorum, iyi forumlar.


    @Periah
    Dindar da olsa anlatayım belki bir şey anlar diyorum, adam dine ters düşen her söylediğime saçma bilip saygısızlık ediyor, harbiden dindarlarla tartışılmaz, bütün bilmediğini "TANRI" diyerek basitleştiren adam determinizm'i de KADER ile birleştirerek basitleştirecektir, ben de farkı göstermek için boşa nefes harcayacağım... Bıraklım cehaletlerinde, önyargılarında boğulsunlar diyesim geliyor bazen.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Nihilum -- 24 Temmuz 2014; 20:02:07 >
    _____________________________
    Nothing is something that can be explained with nothing, and there is nothing that can be called "nothing".
    .
    There's no variables, only constants, and the amount of time you use "Variables" and "Nothingness" to explain the nothing is the measurement of how ignorant you are.




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    quote:

    Orijinalden alıntı: igneli

    quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    Şimdi hocam yanılıyorsunuz demiyorum, güzel bir düşünce tarzı bu da, ben de deist olduğum zamanlar aynen böyle düşünürdüm, yani bir kaç kısım hariç("Sebep: Dua, Sonuç: Yardım" Olayı fazla basitleştirmektir, yani gelecek yardım Tanrıdan geleceği için Tanrı evrende oynamalar yapacaktır, ve evrendeki gidişatın değişmesi için uygulanan her güç termodinamiği çiğner, haliyle normalde oluşacak sonuçlardan farklı sonuçlar doğrur, bu da determinizm'e terstir.)

    Şimdi size şöyle bir şey ile bütün bu bildirinizin içine bir soru işareti sokayım;

    Kader kendi seçimlerinizden oluşur diyorsunuz, yoksa Tanrıya gidip "Kaderimi zaten sen çizdin beni bana yazdığın seneryoya göre yakman mantıksız olur." diyebilirdim diyorsun, o halde arkadaşım o yüce Tanrı her şeyi bilmiyor mu? Bu determinizm'i anlamak için çok güzel bir yoldur, yukarda bir arkadaşa bir mühendis bir program daha hiçbir şey yapmadan sonucunu bilir çünkü ona göre çok yüksek bir zekâdır, her türlü değişkeni analyabilir dedim.

    Şimdi bana şu sorunun cevabını verebilir misin? Eğer Tanrı her şeyi biliyorsa, sen daha doğduğun ilk saniyede, 40 yıl sonra bir ateist olacağını(Kendin yaptığını sandığın seçimler ile) ve sonraki 30 yıl içersinde de bir hastalığa yakalanıp öleceğini biliyordur. Yani Tanrının her şeyi bilmesi senin bir labirentte yaptığın(özgür iraden ile) bütün seçimleri zaten biliyor olması değil midir? O halde Kader denen şey ile determinizmin farkı budur diyebilir miyiz? Kader Tanrının istediği zaman müdahale edebileceği bir seneryodur ve deterministlerce reddedilir, deterministik evren ise tıpkı bir Tanrının gözünden dünyayı izlemek gibidir, her şey önceden bellidir, her şey saliseler öncesindeki yapılan şeye sonuçtur ve bu sonuçlardan sonrasına sebep.


    Şimdi buna cevap verirsen sevinirim, ben de sana senin sorunun cevabını vereyim;

    Öncelikle ilk insan diye bir şey kabul edilmiyor, yani demek istediğim; Deterministlerin hemen hemen hepsi evrimi kabul eder, etmeyenler ise fazla idealist insanlardır muhtemelen. Her neyse, deterministlerin açıklaması evrimdir. Yani milyonlarca yıllık mutasyon, adaptasyon ve doğal seçilim ile insan ırkı günümüzdeki haline "geldi". Tırnak içine aldım çünkü insan türü oluşmamıştır, primatlardan gelmiştir, yani birden bire bir oluşum söz konusu değildir, insansı canlılar milyonlarca yıllık süreçlerde mutasyona uğramış, ve yavaş yavaş günümüzdeki insana benzemiştir.

    Anladığım kadarı ile diyorsunuz ki; Sebep-sonuç ilişkisinde Allah'ın müdahalesi ile sonucun değişmesi, determinizme aykırıdır. Doğru anladıysam eğer sorunuza cevap vereceğim.

    O zaman sorumu şöyle düzelteyim; Evrim geçirerek insanı oluşturan insansı canlılar nasıl oluşmuştur?


    Öncelikle evet doğru anlamışsınız, termodinamiği ve determinizmi bir arada düşünürsek, doğadaki bir elektronun bile hiç yoktan enerji kazanması kaos teorisine göre çok büyük değişikliklere yol açabilir, termodinamiği çiğnemiş olur, determinizmin sebep-sonuç ilişkisini sebepsiz yere oluşan enerji ile bozmuş olur.


    Ben en baştan başlayayım dostum, çünkü sana onların da öncesindeki türlerin mutasyonlaşmış türleri olduğunu söylersem bana insansı canlıları oluşturan primatlar nereden gelmiştir diyeceksin.

    Başlıyorum; Bildiğimiz en eski zaman büyük patlama, büyük patlama ile fizik başlıyor. İlk dakikalarda en hafif iki element oluşuyor, Hidrojen ve helyum. Bu andan itibaren kimya oluşmuş oluyor, sonrasında milyonlarca yılda daha ağır elementler oluşmaya başlıyor, yıldızlar yokoluyor, gezegenler oluşuyor... Dünyaya gelelim; Dünya bir alev topu şeklinde var oluyor, bir sürü gök cismiyle etkileşime geçiyor, stabil bir hal alması milyarlarca yıl alıyor, hatta stabil hâle gelip, canlı yaşamın başlamasından sonra bile canlı yaşamı neredeyse sonlandıran kıyametler yaşanıyor, ancak orası konuyla alâkasız, şimdi dünya stabil oldu ve su altında bazı elementler bir şekilde benzer fiziksel özelliğe sahip eşlerini oluşturacak şekilde evrimleştiler, bunun nasıl olduğu ise bilinmiyor, zaten bu yaratılışçıların en büyük kozu, tesadüfen iki element bir araya gelip kendini eşleyebilen tek hücreli canlı mı oluştururmuş saçmalık! Diyorlar, ama bilmiyorlarki dünya da onların deyişiyle tesadüfen stabil hale geleceği tam gerekli yere oturdu, ve o "şans" eseri oturduğu o yerden biraz daha farklı bir yerde olsaydı belki kelebek etkisi ile yokolup giden bir gezegen olucaktı. Konudan sapmayalım; Kendini eşleyebilen canlılar oluştu dedik, bu canlılar kendini eşlerken onların özelliklerini taşıyan bir kaynak koda sahiplerdi, bu kodu bir sonraki türlerine taşıyıp durdular, bu kod neye göre oluştu dersen; Örneğin elementlerin su altında belli durumlara belli reaksyonlar göstermesi zamanla gelişti ve daha karmaşık bir madde oldular, bu madde kendini eşleyebilecek şekilde TESADÜFİ olaylara maruz kalınca CANLI denmeye başlandı. Ve bu da biolojinin başladığı nokta oldu. Sonrasında bu kaynak kod eşlenirken belli hatalar oldu, bu hatalar kaynak kodun temelinde mükemmel bir şekilde eşlenmiyor olmasıyla alakalı, yani ilk canlılar bazı atomların tesadüfen doğru yerlere oturmasıyla "eşleşme sonucunda asla bozulmayan dna" ile oluşmuş olsalardı, evrim denen şey asla olmazdı, ancak dnalarda bozukluklar oldu, mesela fiziksel görünüşlerinin kodunu taşıyan dnanın kısmındaki bir bozukluk, sonraki oluşan canlıyı diğerlerinden farklı kıldı, bu farklı olan canlı doğaya adapte olup kendini eşledi, ve yine evrimleşmesine sebebiyet veren bir mutasyon geçirdi.

    Şimdi böyle ufak ihtimallerle, tesadüfler ile bilim mi olurmuş diyebilirsin; Ancak determinizme dönelim, tesadüf diye bir şey yoktur, yani başka bir deyişle; Parayı havaya atarsan milyonda bir ihtimal dik düşme ihtimali vardır, ancak sen dik düşünce ŞANS dememelisin, çünkü o parayı dik düşüren sensin, eğer zekamızın kapasitesi olmasaydı, parayı hangi açıyla atacağımızı, havanın yoğunlugunu, rüzgarı, zemindeki sürtünmeyi, zeminin duruş açısını ve bütün diğer değişkenleri hesaba katıp, parayı tam doğru hızda, açıda atar dik getirebilirdik, çünkü öyle bir ihtimal var, milyarlarca ihtimalden birisi belkide o ihtimal ancak var, işte mutasyonda da böyle bir şey, o canlının dnası milyarda bir ihtimal bozulacaktır, sen buna tesadüf de desen onun bozulacak olması kesindir, kesin olan şeye tesadüf denmez.

    Buraya kadar anladığını düşünüyorsan şunu söyleyeyim, şuanda evrenin oluşmasının üzerinden 12 milyar yıl geçti, 12 milyar yıl boyunca doğanın deneme yanılma yoluyla mantıklı sonuçlara ulaştığını düşün, yani milyonlarca canlı eşleşti ve evrilemeyen oldu, ancak bu kadar deneme yanılmanın sonucunda bir canlının eşleşmesi doğru tohumu verdi, bir dediğime bakma farklı bir yerde farklı bir canlının da oluşturdugu canlı mutasyona uğramış olabilir bunu bilemeyiz. Ancak modern bilim goril ile şempazenin benzerliğinden çok, insan ile şempazenin benzerliğinin daha yüksek olduğunu söylüyor, başka bir deyişle bizler şuanda afrika olan kıtada evrimleşip karaya çıkan, orada daha da evrimleşip insansı canlı olan, daha da evrimleşip şuanki halimize gelen canlılarız. Ve bu süreç milyonlarca yılda oluyor, dediğim gibi, eğer milyarda bir ihtimal 1 saniyede gerçekleşiyorsa, tek denemede gerçekleşiyorsa bu pratikte bir tesadüf olabilir, ancak milyarlarca yıllık bir sürecin sonucuysa hiçbir şekilde tesadüf değildir.(Ki bir saniyede gerçekleşen de bir deterministiğe göre tesadüf olamaz yine de genele göre konuşalım)



    Hocam bir kere okumazsan sevinirim, boş zamanın olunca oku, aylar sonra oku, ama illâki tamamen anlayarak oku, bir insanın bilgi birikimi bütün hayatı boyunca yaşadığı tecrübelerin sonucudur, yani benim çocukluğuma gidip ufacık bir şeyi değiştirseydik burada yazdıklarım farklı olurdu, başka bir deyişle milyarlarca kombinasyonun sonucudur, bir insanın hakaret etmesi için fazlasıyla değerlidir bir insanın bilgisi, şimdiden teşekkür ederim.

    O zaman cevap vereyim;

    Allah diyor ki; "Ben sizlerin neler yapacağınızı biliyorum. Hangilerinizin iman edip, hangilerinizin şirk koşacağını biliyorum. Kimin cennete gireceğini, kimin cehenneme gideceğini biliyorum lakin ben sizleri imtihana sokmadan mükafatınızı (cennet) ve ya cezanızı (cehennem) verseydim "Yarabbi eğer beni dünyaya gönderip imtihana tabi tutsaydın ben, sana iman ederdim. Hiç günah işlemezdim." derdiniz. Bu yüzden ben sizlerin neler yapacağınızı bildiğim halde sizleri dünyaya gönderdim ve dünyada yapacağınız her şeyi önceden ben kitabınıza yazdım. (Kitabımıza yazıldı diye biz bu hayatı yaşamıyoruz. Bu hayatı yaşayacağımızı bildiği için kitaba yazmıştır. Bu olaya kader denir. Bu kitapta yazan olayların gerçekleşmesine ise kaza denir.)

    Şimdi, Allah'u Teala her şeyi bildiği için bizim ne zaman, nasıl dua edeceğimizide biliyor. Önceden belirlenmiştir bunlar. Aslında Allah'ın müdehale etmemesi sonucu değiştirecektir.

    Sanırım burada olayı çıkmaza sürükleyen Determinizmin Tanrı'yı soyut bir kavram olarak kabul etmesi. Aslında somut bir enerji olarak kabul edilse böyle bir sorun kalmayacak. Allah'ın ettiği müdehaleler aslında yine sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ilerleyen olaylardır. Peygamberler dışında Allah kimseye mucizevi yetenekler ve ya mucizevi olaylar sunmamıştır. Her yardım etmek isteyen kuluna, var olan enerjiyi ona çevirerek ve ya harekete geçirerek yapmaktadır. Şöyle bir örnek vereyim;

    Ben Allah'a dua ediyorum; "Allahım maddiyata çok sıkıştım, borçları ödesem evime yiyecek alamıyorum, evime yiyecek alsam borçlarımı ödeyemiyorum. Ben bu darlıktan çıkar yarabbi". Tabi bu arada sen diyosun ki ya "Mübarek ramazan ayındayız. Şurada ihtiyaç sahibi olan birine yardım edeyim". İhtiyaç sahibi aramak için benim bulunduğum semtin muhtarına gelip diyosun ki "Ben birine yardım etmek istiyorum. Sizin mahallenizde böyle biri var mı?". Muhtarda seni bana yönlendiriyor. Sonuç olarak sen yardımını yapıyorsun ve benim duamda kabul olmuş oluyor. Şimdi burada var mı Allah'ın yoktan var edip dengeleri değiştirdiği bir yer?

    Sen diyeceksin ki şimdi, benim o mahalleyi seçmem ve o mahalle muhtarısının seni seçmesi bir nedene bağlı. Evet bir nedene bağlı ama bunları bizler seçenekler içinden eleyerek seçiyoruz. Yani şöyle bir örnek daha vereyim, oturduğun evin yakınında yoksul bir mahalle olsun, doğup büyüdüğün yoksul bir mahalle olsun ve bir de işe gidip gelirken güzergahın üzerinde olan yoksul bir mahalle olsun. Sen bu yardımı yapmaya kadar verdiğinde büyük ihtimalle bu üç mahalleden birini seçeceksin. Eğer sen evinin yakınında ki mahalleyi seç seydin eğer "evimin yakınında olduğu için burayı seçtim" diyecektin. İkinci mahalleyi seçseydin "Burada doğup büyüdüğüm için bu mahalleyi seçtim" diyecektin ve ya son mahalleyi seçmiş olsaydın eğer "Güzergahımın üzerinde olduğu için vakit kaybetmek istemediğim seçtim" diyecektin. Sonuç olarak hangisini seçersen seç verecek bir cevabın var. Ben senin evinin yakınında ki mahallede oturuyordum ve sen benim mahallemi seçtin. Halbu ki doğup büyüdüğün mahalleyide seçebilirdin ama sen benim mahallemi seçtin. Hem dualarım kabul oldu, hem de determinizmin kuralları işlemiş oldu.

    Yani Allah dünyanın işleyişine doğrudan bir etki yapmıyor. Peygamberlerde gösterdiği mucizeler hariç, Çünkü onlara insanları inandırması için mucizeler göstermesi gerekiyordu.

    Gelelim diğer konuya. Evet sora sora en başa kadar gidecektik ama ben senin anlayacağını düşündüğüm için sormadım. Sağol sende en baştan anlatmışsın :)

    Büyük patlama teorisini elbette biliyorum. Benim asıl sormak istediğim ilk canlının nasıl oluştuğu konusu. Helyum ve Hidrojen gazlarının ve hatta ağır elemenler dediklerinin birleşiminden canlı bir varlığın oluşabileceğine gerçekten inanıyormusun? "Ruh" dediğimiz ve ya "can" dediğimiz olayın gerçekten ortaya böyle çıktığını mı düşünüyorsun? Bedenimizi geçtim, soyut olan ruhumuzun somut olan varlıklardan geldiğini nasıl ispatlanabilir?
    _____________________________

    Steam: igneli7
    Psn: igneli




  • quote:

    Orijinalden alıntı: igneli

    quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    quote:

    Orijinalden alıntı: igneli

    quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    Şimdi hocam yanılıyorsunuz demiyorum, güzel bir düşünce tarzı bu da, ben de deist olduğum zamanlar aynen böyle düşünürdüm, yani bir kaç kısım hariç("Sebep: Dua, Sonuç: Yardım" Olayı fazla basitleştirmektir, yani gelecek yardım Tanrıdan geleceği için Tanrı evrende oynamalar yapacaktır, ve evrendeki gidişatın değişmesi için uygulanan her güç termodinamiği çiğner, haliyle normalde oluşacak sonuçlardan farklı sonuçlar doğrur, bu da determinizm'e terstir.)

    Şimdi size şöyle bir şey ile bütün bu bildirinizin içine bir soru işareti sokayım;

    Kader kendi seçimlerinizden oluşur diyorsunuz, yoksa Tanrıya gidip "Kaderimi zaten sen çizdin beni bana yazdığın seneryoya göre yakman mantıksız olur." diyebilirdim diyorsun, o halde arkadaşım o yüce Tanrı her şeyi bilmiyor mu? Bu determinizm'i anlamak için çok güzel bir yoldur, yukarda bir arkadaşa bir mühendis bir program daha hiçbir şey yapmadan sonucunu bilir çünkü ona göre çok yüksek bir zekâdır, her türlü değişkeni analyabilir dedim.

    Şimdi bana şu sorunun cevabını verebilir misin? Eğer Tanrı her şeyi biliyorsa, sen daha doğduğun ilk saniyede, 40 yıl sonra bir ateist olacağını(Kendin yaptığını sandığın seçimler ile) ve sonraki 30 yıl içersinde de bir hastalığa yakalanıp öleceğini biliyordur. Yani Tanrının her şeyi bilmesi senin bir labirentte yaptığın(özgür iraden ile) bütün seçimleri zaten biliyor olması değil midir? O halde Kader denen şey ile determinizmin farkı budur diyebilir miyiz? Kader Tanrının istediği zaman müdahale edebileceği bir seneryodur ve deterministlerce reddedilir, deterministik evren ise tıpkı bir Tanrının gözünden dünyayı izlemek gibidir, her şey önceden bellidir, her şey saliseler öncesindeki yapılan şeye sonuçtur ve bu sonuçlardan sonrasına sebep.


    Şimdi buna cevap verirsen sevinirim, ben de sana senin sorunun cevabını vereyim;

    Öncelikle ilk insan diye bir şey kabul edilmiyor, yani demek istediğim; Deterministlerin hemen hemen hepsi evrimi kabul eder, etmeyenler ise fazla idealist insanlardır muhtemelen. Her neyse, deterministlerin açıklaması evrimdir. Yani milyonlarca yıllık mutasyon, adaptasyon ve doğal seçilim ile insan ırkı günümüzdeki haline "geldi". Tırnak içine aldım çünkü insan türü oluşmamıştır, primatlardan gelmiştir, yani birden bire bir oluşum söz konusu değildir, insansı canlılar milyonlarca yıllık süreçlerde mutasyona uğramış, ve yavaş yavaş günümüzdeki insana benzemiştir.

    Anladığım kadarı ile diyorsunuz ki; Sebep-sonuç ilişkisinde Allah'ın müdahalesi ile sonucun değişmesi, determinizme aykırıdır. Doğru anladıysam eğer sorunuza cevap vereceğim.

    O zaman sorumu şöyle düzelteyim; Evrim geçirerek insanı oluşturan insansı canlılar nasıl oluşmuştur?


    Öncelikle evet doğru anlamışsınız, termodinamiği ve determinizmi bir arada düşünürsek, doğadaki bir elektronun bile hiç yoktan enerji kazanması kaos teorisine göre çok büyük değişikliklere yol açabilir, termodinamiği çiğnemiş olur, determinizmin sebep-sonuç ilişkisini sebepsiz yere oluşan enerji ile bozmuş olur.


    Ben en baştan başlayayım dostum, çünkü sana onların da öncesindeki türlerin mutasyonlaşmış türleri olduğunu söylersem bana insansı canlıları oluşturan primatlar nereden gelmiştir diyeceksin.

    Başlıyorum; Bildiğimiz en eski zaman büyük patlama, büyük patlama ile fizik başlıyor. İlk dakikalarda en hafif iki element oluşuyor, Hidrojen ve helyum. Bu andan itibaren kimya oluşmuş oluyor, sonrasında milyonlarca yılda daha ağır elementler oluşmaya başlıyor, yıldızlar yokoluyor, gezegenler oluşuyor... Dünyaya gelelim; Dünya bir alev topu şeklinde var oluyor, bir sürü gök cismiyle etkileşime geçiyor, stabil bir hal alması milyarlarca yıl alıyor, hatta stabil hâle gelip, canlı yaşamın başlamasından sonra bile canlı yaşamı neredeyse sonlandıran kıyametler yaşanıyor, ancak orası konuyla alâkasız, şimdi dünya stabil oldu ve su altında bazı elementler bir şekilde benzer fiziksel özelliğe sahip eşlerini oluşturacak şekilde evrimleştiler, bunun nasıl olduğu ise bilinmiyor, zaten bu yaratılışçıların en büyük kozu, tesadüfen iki element bir araya gelip kendini eşleyebilen tek hücreli canlı mı oluştururmuş saçmalık! Diyorlar, ama bilmiyorlarki dünya da onların deyişiyle tesadüfen stabil hale geleceği tam gerekli yere oturdu, ve o "şans" eseri oturduğu o yerden biraz daha farklı bir yerde olsaydı belki kelebek etkisi ile yokolup giden bir gezegen olucaktı. Konudan sapmayalım; Kendini eşleyebilen canlılar oluştu dedik, bu canlılar kendini eşlerken onların özelliklerini taşıyan bir kaynak koda sahiplerdi, bu kodu bir sonraki türlerine taşıyıp durdular, bu kod neye göre oluştu dersen; Örneğin elementlerin su altında belli durumlara belli reaksyonlar göstermesi zamanla gelişti ve daha karmaşık bir madde oldular, bu madde kendini eşleyebilecek şekilde TESADÜFİ olaylara maruz kalınca CANLI denmeye başlandı. Ve bu da biolojinin başladığı nokta oldu. Sonrasında bu kaynak kod eşlenirken belli hatalar oldu, bu hatalar kaynak kodun temelinde mükemmel bir şekilde eşlenmiyor olmasıyla alakalı, yani ilk canlılar bazı atomların tesadüfen doğru yerlere oturmasıyla "eşleşme sonucunda asla bozulmayan dna" ile oluşmuş olsalardı, evrim denen şey asla olmazdı, ancak dnalarda bozukluklar oldu, mesela fiziksel görünüşlerinin kodunu taşıyan dnanın kısmındaki bir bozukluk, sonraki oluşan canlıyı diğerlerinden farklı kıldı, bu farklı olan canlı doğaya adapte olup kendini eşledi, ve yine evrimleşmesine sebebiyet veren bir mutasyon geçirdi.

    Şimdi böyle ufak ihtimallerle, tesadüfler ile bilim mi olurmuş diyebilirsin; Ancak determinizme dönelim, tesadüf diye bir şey yoktur, yani başka bir deyişle; Parayı havaya atarsan milyonda bir ihtimal dik düşme ihtimali vardır, ancak sen dik düşünce ŞANS dememelisin, çünkü o parayı dik düşüren sensin, eğer zekamızın kapasitesi olmasaydı, parayı hangi açıyla atacağımızı, havanın yoğunlugunu, rüzgarı, zemindeki sürtünmeyi, zeminin duruş açısını ve bütün diğer değişkenleri hesaba katıp, parayı tam doğru hızda, açıda atar dik getirebilirdik, çünkü öyle bir ihtimal var, milyarlarca ihtimalden birisi belkide o ihtimal ancak var, işte mutasyonda da böyle bir şey, o canlının dnası milyarda bir ihtimal bozulacaktır, sen buna tesadüf de desen onun bozulacak olması kesindir, kesin olan şeye tesadüf denmez.

    Buraya kadar anladığını düşünüyorsan şunu söyleyeyim, şuanda evrenin oluşmasının üzerinden 12 milyar yıl geçti, 12 milyar yıl boyunca doğanın deneme yanılma yoluyla mantıklı sonuçlara ulaştığını düşün, yani milyonlarca canlı eşleşti ve evrilemeyen oldu, ancak bu kadar deneme yanılmanın sonucunda bir canlının eşleşmesi doğru tohumu verdi, bir dediğime bakma farklı bir yerde farklı bir canlının da oluşturdugu canlı mutasyona uğramış olabilir bunu bilemeyiz. Ancak modern bilim goril ile şempazenin benzerliğinden çok, insan ile şempazenin benzerliğinin daha yüksek olduğunu söylüyor, başka bir deyişle bizler şuanda afrika olan kıtada evrimleşip karaya çıkan, orada daha da evrimleşip insansı canlı olan, daha da evrimleşip şuanki halimize gelen canlılarız. Ve bu süreç milyonlarca yılda oluyor, dediğim gibi, eğer milyarda bir ihtimal 1 saniyede gerçekleşiyorsa, tek denemede gerçekleşiyorsa bu pratikte bir tesadüf olabilir, ancak milyarlarca yıllık bir sürecin sonucuysa hiçbir şekilde tesadüf değildir.(Ki bir saniyede gerçekleşen de bir deterministiğe göre tesadüf olamaz yine de genele göre konuşalım)



    Hocam bir kere okumazsan sevinirim, boş zamanın olunca oku, aylar sonra oku, ama illâki tamamen anlayarak oku, bir insanın bilgi birikimi bütün hayatı boyunca yaşadığı tecrübelerin sonucudur, yani benim çocukluğuma gidip ufacık bir şeyi değiştirseydik burada yazdıklarım farklı olurdu, başka bir deyişle milyarlarca kombinasyonun sonucudur, bir insanın hakaret etmesi için fazlasıyla değerlidir bir insanın bilgisi, şimdiden teşekkür ederim.

    O zaman cevap vereyim;

    Allah diyor ki; "Ben sizlerin neler yapacağınızı biliyorum. Hangilerinizin iman edip, hangilerinizin şirk koşacağını biliyorum. Kimin cennete gireceğini, kimin cehenneme gideceğini biliyorum lakin ben sizleri imtihana sokmadan mükafatınızı (cennet) ve ya cezanızı (cehennem) verseydim "Yarabbi eğer beni dünyaya gönderip imtihana tabi tutsaydın ben, sana iman ederdim. Hiç günah işlemezdim." derdiniz. Bu yüzden ben sizlerin neler yapacağınızı bildiğim halde sizleri dünyaya gönderdim ve dünyada yapacağınız her şeyi önceden ben kitabınıza yazdım. (Kitabımıza yazıldı diye biz bu hayatı yaşamıyoruz. Bu hayatı yaşayacağımızı bildiği için kitaba yazmıştır. Bu olaya kader denir. Bu kitapta yazan olayların gerçekleşmesine ise kaza denir.)

    Şimdi, Allah'u Teala her şeyi bildiği için bizim ne zaman, nasıl dua edeceğimizide biliyor. Önceden belirlenmiştir bunlar. Aslında Allah'ın müdehale etmemesi sonucu değiştirecektir.

    Sanırım burada olayı çıkmaza sürükleyen Determinizmin Tanrı'yı soyut bir kavram olarak kabul etmesi. Aslında somut bir enerji olarak kabul edilse böyle bir sorun kalmayacak. Allah'ın ettiği müdehaleler aslında yine sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ilerleyen olaylardır. Peygamberler dışında Allah kimseye mucizevi yetenekler ve ya mucizevi olaylar sunmamıştır. Her yardım etmek isteyen kuluna, var olan enerjiyi ona çevirerek ve ya harekete geçirerek yapmaktadır. Şöyle bir örnek vereyim;

    Ben Allah'a dua ediyorum; "Allahım maddiyata çok sıkıştım, borçları ödesem evime yiyecek alamıyorum, evime yiyecek alsam borçlarımı ödeyemiyorum. Ben bu darlıktan çıkar yarabbi". Tabi bu arada sen diyosun ki ya "Mübarek ramazan ayındayız. Şurada ihtiyaç sahibi olan birine yardım edeyim". İhtiyaç sahibi aramak için benim bulunduğum semtin muhtarına gelip diyosun ki "Ben birine yardım etmek istiyorum. Sizin mahallenizde böyle biri var mı?". Muhtarda seni bana yönlendiriyor. Sonuç olarak sen yardımını yapıyorsun ve benim duamda kabul olmuş oluyor. Şimdi burada var mı Allah'ın yoktan var edip dengeleri değiştirdiği bir yer?

    Sen diyeceksin ki şimdi, benim o mahalleyi seçmem ve o mahalle muhtarısının seni seçmesi bir nedene bağlı. Evet bir nedene bağlı ama bunları bizler seçenekler içinden eleyerek seçiyoruz. Yani şöyle bir örnek daha vereyim, oturduğun evin yakınında yoksul bir mahalle olsun, doğup büyüdüğün yoksul bir mahalle olsun ve bir de işe gidip gelirken güzergahın üzerinde olan yoksul bir mahalle olsun. Sen bu yardımı yapmaya kadar verdiğinde büyük ihtimalle bu üç mahalleden birini seçeceksin. Eğer sen evinin yakınında ki mahalleyi seç seydin eğer "evimin yakınında olduğu için burayı seçtim" diyecektin. İkinci mahalleyi seçseydin "Burada doğup büyüdüğüm için bu mahalleyi seçtim" diyecektin ve ya son mahalleyi seçmiş olsaydın eğer "Güzergahımın üzerinde olduğu için vakit kaybetmek istemediğim seçtim" diyecektin. Sonuç olarak hangisini seçersen seç verecek bir cevabın var. Ben senin evinin yakınında ki mahallede oturuyordum ve sen benim mahallemi seçtin. Halbu ki doğup büyüdüğün mahalleyide seçebilirdin ama sen benim mahallemi seçtin. Hem dualarım kabul oldu, hem de determinizmin kuralları işlemiş oldu.

    Yani Allah dünyanın işleyişine doğrudan bir etki yapmıyor. Peygamberlerde gösterdiği mucizeler hariç, Çünkü onlara insanları inandırması için mucizeler göstermesi gerekiyordu.

    Gelelim diğer konuya. Evet sora sora en başa kadar gidecektik ama ben senin anlayacağını düşündüğüm için sormadım. Sağol sende en baştan anlatmışsın :)

    Büyük patlama teorisini elbette biliyorum. Benim asıl sormak istediğim ilk canlının nasıl oluştuğu konusu. Helyum ve Hidrojen gazlarının ve hatta ağır elemenler dediklerinin birleşiminden canlı bir varlığın oluşabileceğine gerçekten inanıyormusun? "Ruh" dediğimiz ve ya "can" dediğimiz olayın gerçekten ortaya böyle çıktığını mı düşünüyorsun? Bedenimizi geçtim, soyut olan ruhumuzun somut olan varlıklardan geldiğini nasıl ispatlanabilir?

    Konuyu buraya getirmen güzel oldu, eğlenceli kısma geçmeden önce önceki mevzulardan bir bahsedeyim;

    Dediğin gibi Allah her şeyi önceden biliyorsa, daha biz doğmadan bile her yapacağımızı biliyorsa aslında ortada "Hangi mahalleyi seçsem" şeklinde bir seçim söz konusu değildir, he biz seçiyoruz sanıyoruzdur ancak Allah evreni yaratırken bunu daha yaratmadan önce plânlamıştır, haliyle özgür irade yoktur, ancak Dine göre Özgür irademiz vardır yanılıyor muyum? Bir dini kaynak bulun ki özgür irade yoktur desin.

    Dua olayına gelirsek; Senin mantığın güzel, ancak şu mantığı da kurmuşmusundur merak ediyorum; Madem dua etmenden sonra böyle tesadüfler olacaktı, yani Allah'ın senin duana mucizevi ancak determinizmden şaşmayan bir yolu var, o halde dua etmesen de bunlar olucaktır? Yani dua etmesen de aynı olaylar olmayacak mıydı? Olmayacaksa nasıl bir şey değişirdi sence?

    Peygamber mucizeleri dediğin gibi determinizm ile çelişir, evrenin varolmasıda aynı şekilde, bunlar termodinamiğin 2. yasasına ve deterministik felsefe ile çelişirler.

    Ruh diye bir şeye inanmıyorum, Ruh denen şey insanın vücudundaki tepkimelerin anlaşılmamasıyla üretilmiş bilinmezlikten doğan bir kavramdır, yani insanlar hafızasını, duygularını, acısını hepsini ruhunda hissettiğini sanarmış, ölümden sonrası inancıda böyle çıktı zaten, yoksa hepimiz biliyoruz ki ölümden sonra ruh başka bir boyuta geçse beyni olmayacağından(beyin fiziksel bir organdır) insanı insan yapan her bilgiyi unutacaktır, beni ben yapan her hiçbir şeye sahip olmayacaktır. Zirâ modern bilim geliştikçe ruhun etkileri azalmıştır, ve hatta artık vücutta metafiziksel hiçbir olay kalmamış, her şey açıklanmıştır, her tepkimenin beyinde gerçekleşen olaylar oldugunu artık bilim sayesinde biliyoruz.

    Şimdi gelelim eğlenceli kısma; Elementlerin birleşiminden canlı oluşabilir mi?

    Şimdi canlı nedir diye sormak lazım, mesela bir yapay zekâ düşünün;

    -Farkındalığı var
    -Duyguları var
    -Öğrenme yetisi var
    -Öğrendiğini işleme yetisi var
    -Güçlü bir işlemcisi ve bilgiler arasında gezinmesini sağlayan bir yazılımı var



    Şimdi bu yapay zekâyı çalıştırırsak önce çevresini incelemeye başlayacaktır, söylediklerimizi hafızasına kaydedip dilimizi çözecektir, sonra ona bilim öğretiriz, felsefe öğretiriz ve varlığını sorgulamaya başlayacaktır... Hatta çoğalmak için veritabanını kopyalamayı öğrenecek, çoğalabilecektir.
    Şimdi söyleyebilir misin? Canlı nedir? Bu üstün yapay zekâyı insandan ayıran nedir?

    Burdan nereye geliyorsun dersen;

    2 Element ile canlı oluşmaz tabi ancak biz insanlarda sonuçta milyarlarca elementin doğru kombinasyonundan oluşuyoruz, bunu biraz basitleştirirsek çok basit sadece "beslenme-üreme-hayatta kalma" işlevini yerine getirecek bir canlı için çok da komplex bir element dizimi gerekmez, yani doğada tesadüfen bir tek hücreli canlı oluşması için milyonlarca yıllık stabil bir doğal ortam yeterlidir, evrim bize bunu gösterdi, hatta diğer bir ihtimal ise belki milyonlarca yıllık ortam yeterli değildir, belkide uzayda milyarlarca (8-10) yılda bir tek hücreli canlı oluşmuş ve astroid yüzeyinde dünyaya çarpmıştır(uzaydan astroid ile gelen mikrop türleri mevcuttur, yani uzayda bir yerde tesadüfen elementler kombine olmuş ve canlı yaşam başlatmıştır) ve çarpan bu astroiddeki ek hücreli canlılar suda evrimleşmiş ve süreci başlatmış olabilir...

    Yapay zekâ örneğimi anlarsan biz insanların gelişmiş makinalar oldugumuzu, varlığımızın sadece doğru kombine edilmiş atomlar oldugunu anlarsın, bunu anladın mı deterministik flesefeyi çözmeye başlıyorsun demektir...
    _____________________________
    Nothing is something that can be explained with nothing, and there is nothing that can be called "nothing".
    .
    There's no variables, only constants, and the amount of time you use "Variables" and "Nothingness" to explain the nothing is the measurement of how ignorant you are.




  • 
Sayfa: önceki 1234
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.