Şimdi Ara

Determinizm hakkında (4. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir (1 Mobil) - 1 Masaüstü1 Mobil
5 sn
62
Cevap
3
Favori
2.238
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: önceki 1234
Sayfaya Git
Git
Giriş
Mesaj
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    quote:

    Orijinalden alıntı: igneli

    quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    quote:

    Orijinalden alıntı: igneli

    quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    Şimdi hocam yanılıyorsunuz demiyorum, güzel bir düşünce tarzı bu da, ben de deist olduğum zamanlar aynen böyle düşünürdüm, yani bir kaç kısım hariç("Sebep: Dua, Sonuç: Yardım" Olayı fazla basitleştirmektir, yani gelecek yardım Tanrıdan geleceği için Tanrı evrende oynamalar yapacaktır, ve evrendeki gidişatın değişmesi için uygulanan her güç termodinamiği çiğner, haliyle normalde oluşacak sonuçlardan farklı sonuçlar doğrur, bu da determinizm'e terstir.)

    Şimdi size şöyle bir şey ile bütün bu bildirinizin içine bir soru işareti sokayım;

    Kader kendi seçimlerinizden oluşur diyorsunuz, yoksa Tanrıya gidip "Kaderimi zaten sen çizdin beni bana yazdığın seneryoya göre yakman mantıksız olur." diyebilirdim diyorsun, o halde arkadaşım o yüce Tanrı her şeyi bilmiyor mu? Bu determinizm'i anlamak için çok güzel bir yoldur, yukarda bir arkadaşa bir mühendis bir program daha hiçbir şey yapmadan sonucunu bilir çünkü ona göre çok yüksek bir zekâdır, her türlü değişkeni analyabilir dedim.

    Şimdi bana şu sorunun cevabını verebilir misin? Eğer Tanrı her şeyi biliyorsa, sen daha doğduğun ilk saniyede, 40 yıl sonra bir ateist olacağını(Kendin yaptığını sandığın seçimler ile) ve sonraki 30 yıl içersinde de bir hastalığa yakalanıp öleceğini biliyordur. Yani Tanrının her şeyi bilmesi senin bir labirentte yaptığın(özgür iraden ile) bütün seçimleri zaten biliyor olması değil midir? O halde Kader denen şey ile determinizmin farkı budur diyebilir miyiz? Kader Tanrının istediği zaman müdahale edebileceği bir seneryodur ve deterministlerce reddedilir, deterministik evren ise tıpkı bir Tanrının gözünden dünyayı izlemek gibidir, her şey önceden bellidir, her şey saliseler öncesindeki yapılan şeye sonuçtur ve bu sonuçlardan sonrasına sebep.


    Şimdi buna cevap verirsen sevinirim, ben de sana senin sorunun cevabını vereyim;

    Öncelikle ilk insan diye bir şey kabul edilmiyor, yani demek istediğim; Deterministlerin hemen hemen hepsi evrimi kabul eder, etmeyenler ise fazla idealist insanlardır muhtemelen. Her neyse, deterministlerin açıklaması evrimdir. Yani milyonlarca yıllık mutasyon, adaptasyon ve doğal seçilim ile insan ırkı günümüzdeki haline "geldi". Tırnak içine aldım çünkü insan türü oluşmamıştır, primatlardan gelmiştir, yani birden bire bir oluşum söz konusu değildir, insansı canlılar milyonlarca yıllık süreçlerde mutasyona uğramış, ve yavaş yavaş günümüzdeki insana benzemiştir.

    Anladığım kadarı ile diyorsunuz ki; Sebep-sonuç ilişkisinde Allah'ın müdahalesi ile sonucun değişmesi, determinizme aykırıdır. Doğru anladıysam eğer sorunuza cevap vereceğim.

    O zaman sorumu şöyle düzelteyim; Evrim geçirerek insanı oluşturan insansı canlılar nasıl oluşmuştur?


    Öncelikle evet doğru anlamışsınız, termodinamiği ve determinizmi bir arada düşünürsek, doğadaki bir elektronun bile hiç yoktan enerji kazanması kaos teorisine göre çok büyük değişikliklere yol açabilir, termodinamiği çiğnemiş olur, determinizmin sebep-sonuç ilişkisini sebepsiz yere oluşan enerji ile bozmuş olur.


    Ben en baştan başlayayım dostum, çünkü sana onların da öncesindeki türlerin mutasyonlaşmış türleri olduğunu söylersem bana insansı canlıları oluşturan primatlar nereden gelmiştir diyeceksin.

    Başlıyorum; Bildiğimiz en eski zaman büyük patlama, büyük patlama ile fizik başlıyor. İlk dakikalarda en hafif iki element oluşuyor, Hidrojen ve helyum. Bu andan itibaren kimya oluşmuş oluyor, sonrasında milyonlarca yılda daha ağır elementler oluşmaya başlıyor, yıldızlar yokoluyor, gezegenler oluşuyor... Dünyaya gelelim; Dünya bir alev topu şeklinde var oluyor, bir sürü gök cismiyle etkileşime geçiyor, stabil bir hal alması milyarlarca yıl alıyor, hatta stabil hâle gelip, canlı yaşamın başlamasından sonra bile canlı yaşamı neredeyse sonlandıran kıyametler yaşanıyor, ancak orası konuyla alâkasız, şimdi dünya stabil oldu ve su altında bazı elementler bir şekilde benzer fiziksel özelliğe sahip eşlerini oluşturacak şekilde evrimleştiler, bunun nasıl olduğu ise bilinmiyor, zaten bu yaratılışçıların en büyük kozu, tesadüfen iki element bir araya gelip kendini eşleyebilen tek hücreli canlı mı oluştururmuş saçmalık! Diyorlar, ama bilmiyorlarki dünya da onların deyişiyle tesadüfen stabil hale geleceği tam gerekli yere oturdu, ve o "şans" eseri oturduğu o yerden biraz daha farklı bir yerde olsaydı belki kelebek etkisi ile yokolup giden bir gezegen olucaktı. Konudan sapmayalım; Kendini eşleyebilen canlılar oluştu dedik, bu canlılar kendini eşlerken onların özelliklerini taşıyan bir kaynak koda sahiplerdi, bu kodu bir sonraki türlerine taşıyıp durdular, bu kod neye göre oluştu dersen; Örneğin elementlerin su altında belli durumlara belli reaksyonlar göstermesi zamanla gelişti ve daha karmaşık bir madde oldular, bu madde kendini eşleyebilecek şekilde TESADÜFİ olaylara maruz kalınca CANLI denmeye başlandı. Ve bu da biolojinin başladığı nokta oldu. Sonrasında bu kaynak kod eşlenirken belli hatalar oldu, bu hatalar kaynak kodun temelinde mükemmel bir şekilde eşlenmiyor olmasıyla alakalı, yani ilk canlılar bazı atomların tesadüfen doğru yerlere oturmasıyla "eşleşme sonucunda asla bozulmayan dna" ile oluşmuş olsalardı, evrim denen şey asla olmazdı, ancak dnalarda bozukluklar oldu, mesela fiziksel görünüşlerinin kodunu taşıyan dnanın kısmındaki bir bozukluk, sonraki oluşan canlıyı diğerlerinden farklı kıldı, bu farklı olan canlı doğaya adapte olup kendini eşledi, ve yine evrimleşmesine sebebiyet veren bir mutasyon geçirdi.

    Şimdi böyle ufak ihtimallerle, tesadüfler ile bilim mi olurmuş diyebilirsin; Ancak determinizme dönelim, tesadüf diye bir şey yoktur, yani başka bir deyişle; Parayı havaya atarsan milyonda bir ihtimal dik düşme ihtimali vardır, ancak sen dik düşünce ŞANS dememelisin, çünkü o parayı dik düşüren sensin, eğer zekamızın kapasitesi olmasaydı, parayı hangi açıyla atacağımızı, havanın yoğunlugunu, rüzgarı, zemindeki sürtünmeyi, zeminin duruş açısını ve bütün diğer değişkenleri hesaba katıp, parayı tam doğru hızda, açıda atar dik getirebilirdik, çünkü öyle bir ihtimal var, milyarlarca ihtimalden birisi belkide o ihtimal ancak var, işte mutasyonda da böyle bir şey, o canlının dnası milyarda bir ihtimal bozulacaktır, sen buna tesadüf de desen onun bozulacak olması kesindir, kesin olan şeye tesadüf denmez.

    Buraya kadar anladığını düşünüyorsan şunu söyleyeyim, şuanda evrenin oluşmasının üzerinden 12 milyar yıl geçti, 12 milyar yıl boyunca doğanın deneme yanılma yoluyla mantıklı sonuçlara ulaştığını düşün, yani milyonlarca canlı eşleşti ve evrilemeyen oldu, ancak bu kadar deneme yanılmanın sonucunda bir canlının eşleşmesi doğru tohumu verdi, bir dediğime bakma farklı bir yerde farklı bir canlının da oluşturdugu canlı mutasyona uğramış olabilir bunu bilemeyiz. Ancak modern bilim goril ile şempazenin benzerliğinden çok, insan ile şempazenin benzerliğinin daha yüksek olduğunu söylüyor, başka bir deyişle bizler şuanda afrika olan kıtada evrimleşip karaya çıkan, orada daha da evrimleşip insansı canlı olan, daha da evrimleşip şuanki halimize gelen canlılarız. Ve bu süreç milyonlarca yılda oluyor, dediğim gibi, eğer milyarda bir ihtimal 1 saniyede gerçekleşiyorsa, tek denemede gerçekleşiyorsa bu pratikte bir tesadüf olabilir, ancak milyarlarca yıllık bir sürecin sonucuysa hiçbir şekilde tesadüf değildir.(Ki bir saniyede gerçekleşen de bir deterministiğe göre tesadüf olamaz yine de genele göre konuşalım)



    Hocam bir kere okumazsan sevinirim, boş zamanın olunca oku, aylar sonra oku, ama illâki tamamen anlayarak oku, bir insanın bilgi birikimi bütün hayatı boyunca yaşadığı tecrübelerin sonucudur, yani benim çocukluğuma gidip ufacık bir şeyi değiştirseydik burada yazdıklarım farklı olurdu, başka bir deyişle milyarlarca kombinasyonun sonucudur, bir insanın hakaret etmesi için fazlasıyla değerlidir bir insanın bilgisi, şimdiden teşekkür ederim.

    O zaman cevap vereyim;

    Allah diyor ki; "Ben sizlerin neler yapacağınızı biliyorum. Hangilerinizin iman edip, hangilerinizin şirk koşacağını biliyorum. Kimin cennete gireceğini, kimin cehenneme gideceğini biliyorum lakin ben sizleri imtihana sokmadan mükafatınızı (cennet) ve ya cezanızı (cehennem) verseydim "Yarabbi eğer beni dünyaya gönderip imtihana tabi tutsaydın ben, sana iman ederdim. Hiç günah işlemezdim." derdiniz. Bu yüzden ben sizlerin neler yapacağınızı bildiğim halde sizleri dünyaya gönderdim ve dünyada yapacağınız her şeyi önceden ben kitabınıza yazdım. (Kitabımıza yazıldı diye biz bu hayatı yaşamıyoruz. Bu hayatı yaşayacağımızı bildiği için kitaba yazmıştır. Bu olaya kader denir. Bu kitapta yazan olayların gerçekleşmesine ise kaza denir.)

    Şimdi, Allah'u Teala her şeyi bildiği için bizim ne zaman, nasıl dua edeceğimizide biliyor. Önceden belirlenmiştir bunlar. Aslında Allah'ın müdehale etmemesi sonucu değiştirecektir.

    Sanırım burada olayı çıkmaza sürükleyen Determinizmin Tanrı'yı soyut bir kavram olarak kabul etmesi. Aslında somut bir enerji olarak kabul edilse böyle bir sorun kalmayacak. Allah'ın ettiği müdehaleler aslında yine sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ilerleyen olaylardır. Peygamberler dışında Allah kimseye mucizevi yetenekler ve ya mucizevi olaylar sunmamıştır. Her yardım etmek isteyen kuluna, var olan enerjiyi ona çevirerek ve ya harekete geçirerek yapmaktadır. Şöyle bir örnek vereyim;

    Ben Allah'a dua ediyorum; "Allahım maddiyata çok sıkıştım, borçları ödesem evime yiyecek alamıyorum, evime yiyecek alsam borçlarımı ödeyemiyorum. Ben bu darlıktan çıkar yarabbi". Tabi bu arada sen diyosun ki ya "Mübarek ramazan ayındayız. Şurada ihtiyaç sahibi olan birine yardım edeyim". İhtiyaç sahibi aramak için benim bulunduğum semtin muhtarına gelip diyosun ki "Ben birine yardım etmek istiyorum. Sizin mahallenizde böyle biri var mı?". Muhtarda seni bana yönlendiriyor. Sonuç olarak sen yardımını yapıyorsun ve benim duamda kabul olmuş oluyor. Şimdi burada var mı Allah'ın yoktan var edip dengeleri değiştirdiği bir yer?

    Sen diyeceksin ki şimdi, benim o mahalleyi seçmem ve o mahalle muhtarısının seni seçmesi bir nedene bağlı. Evet bir nedene bağlı ama bunları bizler seçenekler içinden eleyerek seçiyoruz. Yani şöyle bir örnek daha vereyim, oturduğun evin yakınında yoksul bir mahalle olsun, doğup büyüdüğün yoksul bir mahalle olsun ve bir de işe gidip gelirken güzergahın üzerinde olan yoksul bir mahalle olsun. Sen bu yardımı yapmaya kadar verdiğinde büyük ihtimalle bu üç mahalleden birini seçeceksin. Eğer sen evinin yakınında ki mahalleyi seç seydin eğer "evimin yakınında olduğu için burayı seçtim" diyecektin. İkinci mahalleyi seçseydin "Burada doğup büyüdüğüm için bu mahalleyi seçtim" diyecektin ve ya son mahalleyi seçmiş olsaydın eğer "Güzergahımın üzerinde olduğu için vakit kaybetmek istemediğim seçtim" diyecektin. Sonuç olarak hangisini seçersen seç verecek bir cevabın var. Ben senin evinin yakınında ki mahallede oturuyordum ve sen benim mahallemi seçtin. Halbu ki doğup büyüdüğün mahalleyide seçebilirdin ama sen benim mahallemi seçtin. Hem dualarım kabul oldu, hem de determinizmin kuralları işlemiş oldu.

    Yani Allah dünyanın işleyişine doğrudan bir etki yapmıyor. Peygamberlerde gösterdiği mucizeler hariç, Çünkü onlara insanları inandırması için mucizeler göstermesi gerekiyordu.

    Gelelim diğer konuya. Evet sora sora en başa kadar gidecektik ama ben senin anlayacağını düşündüğüm için sormadım. Sağol sende en baştan anlatmışsın :)

    Büyük patlama teorisini elbette biliyorum. Benim asıl sormak istediğim ilk canlının nasıl oluştuğu konusu. Helyum ve Hidrojen gazlarının ve hatta ağır elemenler dediklerinin birleşiminden canlı bir varlığın oluşabileceğine gerçekten inanıyormusun? "Ruh" dediğimiz ve ya "can" dediğimiz olayın gerçekten ortaya böyle çıktığını mı düşünüyorsun? Bedenimizi geçtim, soyut olan ruhumuzun somut olan varlıklardan geldiğini nasıl ispatlanabilir?

    Konuyu buraya getirmen güzel oldu, eğlenceli kısma geçmeden önce önceki mevzulardan bir bahsedeyim;

    Dediğin gibi Allah her şeyi önceden biliyorsa, daha biz doğmadan bile her yapacağımızı biliyorsa aslında ortada "Hangi mahalleyi seçsem" şeklinde bir seçim söz konusu değildir, he biz seçiyoruz sanıyoruzdur ancak Allah evreni yaratırken bunu daha yaratmadan önce plânlamıştır, haliyle özgür irade yoktur, ancak Dine göre Özgür irademiz vardır yanılıyor muyum? Bir dini kaynak bulun ki özgür irade yoktur desin.

    Dua olayına gelirsek; Senin mantığın güzel, ancak şu mantığı da kurmuşmusundur merak ediyorum; Madem dua etmenden sonra böyle tesadüfler olacaktı, yani Allah'ın senin duana mucizevi ancak determinizmden şaşmayan bir yolu var, o halde dua etmesen de bunlar olucaktır? Yani dua etmesen de aynı olaylar olmayacak mıydı? Olmayacaksa nasıl bir şey değişirdi sence?

    Peygamber mucizeleri dediğin gibi determinizm ile çelişir, evrenin varolmasıda aynı şekilde, bunlar termodinamiğin 2. yasasına ve deterministik felsefe ile çelişirler.

    Ruh diye bir şeye inanmıyorum, Ruh denen şey insanın vücudundaki tepkimelerin anlaşılmamasıyla üretilmiş bilinmezlikten doğan bir kavramdır, yani insanlar hafızasını, duygularını, acısını hepsini ruhunda hissettiğini sanarmış, ölümden sonrası inancıda böyle çıktı zaten, yoksa hepimiz biliyoruz ki ölümden sonra ruh başka bir boyuta geçse beyni olmayacağından(beyin fiziksel bir organdır) insanı insan yapan her bilgiyi unutacaktır, beni ben yapan her hiçbir şeye sahip olmayacaktır. Zirâ modern bilim geliştikçe ruhun etkileri azalmıştır, ve hatta artık vücutta metafiziksel hiçbir olay kalmamış, her şey açıklanmıştır, her tepkimenin beyinde gerçekleşen olaylar oldugunu artık bilim sayesinde biliyoruz.

    Şimdi gelelim eğlenceli kısma; Elementlerin birleşiminden canlı oluşabilir mi?

    Şimdi canlı nedir diye sormak lazım, mesela bir yapay zekâ düşünün;

    -Farkındalığı var
    -Duyguları var
    -Öğrenme yetisi var
    -Öğrendiğini işleme yetisi var
    -Güçlü bir işlemcisi ve bilgiler arasında gezinmesini sağlayan bir yazılımı var



    Şimdi bu yapay zekâyı çalıştırırsak önce çevresini incelemeye başlayacaktır, söylediklerimizi hafızasına kaydedip dilimizi çözecektir, sonra ona bilim öğretiriz, felsefe öğretiriz ve varlığını sorgulamaya başlayacaktır... Hatta çoğalmak için veritabanını kopyalamayı öğrenecek, çoğalabilecektir.
    Şimdi söyleyebilir misin? Canlı nedir? Bu üstün yapay zekâyı insandan ayıran nedir?

    Burdan nereye geliyorsun dersen;

    2 Element ile canlı oluşmaz tabi ancak biz insanlarda sonuçta milyarlarca elementin doğru kombinasyonundan oluşuyoruz, bunu biraz basitleştirirsek çok basit sadece "beslenme-üreme-hayatta kalma" işlevini yerine getirecek bir canlı için çok da komplex bir element dizimi gerekmez, yani doğada tesadüfen bir tek hücreli canlı oluşması için milyonlarca yıllık stabil bir doğal ortam yeterlidir, evrim bize bunu gösterdi, hatta diğer bir ihtimal ise belki milyonlarca yıllık ortam yeterli değildir, belkide uzayda milyarlarca (8-10) yılda bir tek hücreli canlı oluşmuş ve astroid yüzeyinde dünyaya çarpmıştır(uzaydan astroid ile gelen mikrop türleri mevcuttur, yani uzayda bir yerde tesadüfen elementler kombine olmuş ve canlı yaşam başlatmıştır) ve çarpan bu astroiddeki ek hücreli canlılar suda evrimleşmiş ve süreci başlatmış olabilir...

    Yapay zekâ örneğimi anlarsan biz insanların gelişmiş makinalar oldugumuzu, varlığımızın sadece doğru kombine edilmiş atomlar oldugunu anlarsın, bunu anladın mı deterministik flesefeyi çözmeye başlıyorsun demektir...

    Evet hangi mahalleyi seçsem diye bir seçim söz konusu olamaz belki. O mahalleyi seçmeye yönlendirilmiştin. Yalnız burada önemli olan mahalleyi seçmeden önce yardım etmeye karar vermiş olman. Yardım etmek hayırlı bir iştir, sevap kazanırsın, insanlık görevindir. Allah seni iyilik yapman için doğru yoldan yönlendirmez, dolaylı yoldan yönlendirme yapar. Bu dolaylı yol ise ayetler ve hadislerdir. Sonuçta bu iyiliği yapıp yapmamak senin elinde. Sen bu iyiliği yapmaya karar verdiğinde sadece doğru kişiye yönlendirme başlıyor. Eğer iyilik yapmakda Allah'ın elindeyse kimse iyilik yapmaz bütün günahı Allah'ın üzerine atardı "sen istemedin benim iyilik yapmamı" diye. Dolayısı ile burada senin başlattığın enerjinin yönlendirilmesi var. Sonuç olarak yoktan var edilmiş bir müdahale söz konusu değil. Yani her şey senin yardım etme isteğinle başladı.

    Evet belki ilerleyen teknoloji ile insanla birebir aynı robotları yapabiliriz. Öğrenebilir, gelişebilir, çoğalabilir bir robat yapılabilir belki ama doğum ve ölüm denen olguyu nasıl açıklayacağız.
    _____________________________

    Steam: igneli7
    Psn: igneli




  • quote:

    Orijinalden alıntı: igneli

    quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    quote:

    Orijinalden alıntı: igneli

    quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    quote:

    Orijinalden alıntı: igneli

    quote:

    Orijinalden alıntı: Pomocus2

    Şimdi hocam yanılıyorsunuz demiyorum, güzel bir düşünce tarzı bu da, ben de deist olduğum zamanlar aynen böyle düşünürdüm, yani bir kaç kısım hariç("Sebep: Dua, Sonuç: Yardım" Olayı fazla basitleştirmektir, yani gelecek yardım Tanrıdan geleceği için Tanrı evrende oynamalar yapacaktır, ve evrendeki gidişatın değişmesi için uygulanan her güç termodinamiği çiğner, haliyle normalde oluşacak sonuçlardan farklı sonuçlar doğrur, bu da determinizm'e terstir.)

    Şimdi size şöyle bir şey ile bütün bu bildirinizin içine bir soru işareti sokayım;

    Kader kendi seçimlerinizden oluşur diyorsunuz, yoksa Tanrıya gidip "Kaderimi zaten sen çizdin beni bana yazdığın seneryoya göre yakman mantıksız olur." diyebilirdim diyorsun, o halde arkadaşım o yüce Tanrı her şeyi bilmiyor mu? Bu determinizm'i anlamak için çok güzel bir yoldur, yukarda bir arkadaşa bir mühendis bir program daha hiçbir şey yapmadan sonucunu bilir çünkü ona göre çok yüksek bir zekâdır, her türlü değişkeni analyabilir dedim.

    Şimdi bana şu sorunun cevabını verebilir misin? Eğer Tanrı her şeyi biliyorsa, sen daha doğduğun ilk saniyede, 40 yıl sonra bir ateist olacağını(Kendin yaptığını sandığın seçimler ile) ve sonraki 30 yıl içersinde de bir hastalığa yakalanıp öleceğini biliyordur. Yani Tanrının her şeyi bilmesi senin bir labirentte yaptığın(özgür iraden ile) bütün seçimleri zaten biliyor olması değil midir? O halde Kader denen şey ile determinizmin farkı budur diyebilir miyiz? Kader Tanrının istediği zaman müdahale edebileceği bir seneryodur ve deterministlerce reddedilir, deterministik evren ise tıpkı bir Tanrının gözünden dünyayı izlemek gibidir, her şey önceden bellidir, her şey saliseler öncesindeki yapılan şeye sonuçtur ve bu sonuçlardan sonrasına sebep.


    Şimdi buna cevap verirsen sevinirim, ben de sana senin sorunun cevabını vereyim;

    Öncelikle ilk insan diye bir şey kabul edilmiyor, yani demek istediğim; Deterministlerin hemen hemen hepsi evrimi kabul eder, etmeyenler ise fazla idealist insanlardır muhtemelen. Her neyse, deterministlerin açıklaması evrimdir. Yani milyonlarca yıllık mutasyon, adaptasyon ve doğal seçilim ile insan ırkı günümüzdeki haline "geldi". Tırnak içine aldım çünkü insan türü oluşmamıştır, primatlardan gelmiştir, yani birden bire bir oluşum söz konusu değildir, insansı canlılar milyonlarca yıllık süreçlerde mutasyona uğramış, ve yavaş yavaş günümüzdeki insana benzemiştir.

    Anladığım kadarı ile diyorsunuz ki; Sebep-sonuç ilişkisinde Allah'ın müdahalesi ile sonucun değişmesi, determinizme aykırıdır. Doğru anladıysam eğer sorunuza cevap vereceğim.

    O zaman sorumu şöyle düzelteyim; Evrim geçirerek insanı oluşturan insansı canlılar nasıl oluşmuştur?


    Öncelikle evet doğru anlamışsınız, termodinamiği ve determinizmi bir arada düşünürsek, doğadaki bir elektronun bile hiç yoktan enerji kazanması kaos teorisine göre çok büyük değişikliklere yol açabilir, termodinamiği çiğnemiş olur, determinizmin sebep-sonuç ilişkisini sebepsiz yere oluşan enerji ile bozmuş olur.


    Ben en baştan başlayayım dostum, çünkü sana onların da öncesindeki türlerin mutasyonlaşmış türleri olduğunu söylersem bana insansı canlıları oluşturan primatlar nereden gelmiştir diyeceksin.

    Başlıyorum; Bildiğimiz en eski zaman büyük patlama, büyük patlama ile fizik başlıyor. İlk dakikalarda en hafif iki element oluşuyor, Hidrojen ve helyum. Bu andan itibaren kimya oluşmuş oluyor, sonrasında milyonlarca yılda daha ağır elementler oluşmaya başlıyor, yıldızlar yokoluyor, gezegenler oluşuyor... Dünyaya gelelim; Dünya bir alev topu şeklinde var oluyor, bir sürü gök cismiyle etkileşime geçiyor, stabil bir hal alması milyarlarca yıl alıyor, hatta stabil hâle gelip, canlı yaşamın başlamasından sonra bile canlı yaşamı neredeyse sonlandıran kıyametler yaşanıyor, ancak orası konuyla alâkasız, şimdi dünya stabil oldu ve su altında bazı elementler bir şekilde benzer fiziksel özelliğe sahip eşlerini oluşturacak şekilde evrimleştiler, bunun nasıl olduğu ise bilinmiyor, zaten bu yaratılışçıların en büyük kozu, tesadüfen iki element bir araya gelip kendini eşleyebilen tek hücreli canlı mı oluştururmuş saçmalık! Diyorlar, ama bilmiyorlarki dünya da onların deyişiyle tesadüfen stabil hale geleceği tam gerekli yere oturdu, ve o "şans" eseri oturduğu o yerden biraz daha farklı bir yerde olsaydı belki kelebek etkisi ile yokolup giden bir gezegen olucaktı. Konudan sapmayalım; Kendini eşleyebilen canlılar oluştu dedik, bu canlılar kendini eşlerken onların özelliklerini taşıyan bir kaynak koda sahiplerdi, bu kodu bir sonraki türlerine taşıyıp durdular, bu kod neye göre oluştu dersen; Örneğin elementlerin su altında belli durumlara belli reaksyonlar göstermesi zamanla gelişti ve daha karmaşık bir madde oldular, bu madde kendini eşleyebilecek şekilde TESADÜFİ olaylara maruz kalınca CANLI denmeye başlandı. Ve bu da biolojinin başladığı nokta oldu. Sonrasında bu kaynak kod eşlenirken belli hatalar oldu, bu hatalar kaynak kodun temelinde mükemmel bir şekilde eşlenmiyor olmasıyla alakalı, yani ilk canlılar bazı atomların tesadüfen doğru yerlere oturmasıyla "eşleşme sonucunda asla bozulmayan dna" ile oluşmuş olsalardı, evrim denen şey asla olmazdı, ancak dnalarda bozukluklar oldu, mesela fiziksel görünüşlerinin kodunu taşıyan dnanın kısmındaki bir bozukluk, sonraki oluşan canlıyı diğerlerinden farklı kıldı, bu farklı olan canlı doğaya adapte olup kendini eşledi, ve yine evrimleşmesine sebebiyet veren bir mutasyon geçirdi.

    Şimdi böyle ufak ihtimallerle, tesadüfler ile bilim mi olurmuş diyebilirsin; Ancak determinizme dönelim, tesadüf diye bir şey yoktur, yani başka bir deyişle; Parayı havaya atarsan milyonda bir ihtimal dik düşme ihtimali vardır, ancak sen dik düşünce ŞANS dememelisin, çünkü o parayı dik düşüren sensin, eğer zekamızın kapasitesi olmasaydı, parayı hangi açıyla atacağımızı, havanın yoğunlugunu, rüzgarı, zemindeki sürtünmeyi, zeminin duruş açısını ve bütün diğer değişkenleri hesaba katıp, parayı tam doğru hızda, açıda atar dik getirebilirdik, çünkü öyle bir ihtimal var, milyarlarca ihtimalden birisi belkide o ihtimal ancak var, işte mutasyonda da böyle bir şey, o canlının dnası milyarda bir ihtimal bozulacaktır, sen buna tesadüf de desen onun bozulacak olması kesindir, kesin olan şeye tesadüf denmez.

    Buraya kadar anladığını düşünüyorsan şunu söyleyeyim, şuanda evrenin oluşmasının üzerinden 12 milyar yıl geçti, 12 milyar yıl boyunca doğanın deneme yanılma yoluyla mantıklı sonuçlara ulaştığını düşün, yani milyonlarca canlı eşleşti ve evrilemeyen oldu, ancak bu kadar deneme yanılmanın sonucunda bir canlının eşleşmesi doğru tohumu verdi, bir dediğime bakma farklı bir yerde farklı bir canlının da oluşturdugu canlı mutasyona uğramış olabilir bunu bilemeyiz. Ancak modern bilim goril ile şempazenin benzerliğinden çok, insan ile şempazenin benzerliğinin daha yüksek olduğunu söylüyor, başka bir deyişle bizler şuanda afrika olan kıtada evrimleşip karaya çıkan, orada daha da evrimleşip insansı canlı olan, daha da evrimleşip şuanki halimize gelen canlılarız. Ve bu süreç milyonlarca yılda oluyor, dediğim gibi, eğer milyarda bir ihtimal 1 saniyede gerçekleşiyorsa, tek denemede gerçekleşiyorsa bu pratikte bir tesadüf olabilir, ancak milyarlarca yıllık bir sürecin sonucuysa hiçbir şekilde tesadüf değildir.(Ki bir saniyede gerçekleşen de bir deterministiğe göre tesadüf olamaz yine de genele göre konuşalım)



    Hocam bir kere okumazsan sevinirim, boş zamanın olunca oku, aylar sonra oku, ama illâki tamamen anlayarak oku, bir insanın bilgi birikimi bütün hayatı boyunca yaşadığı tecrübelerin sonucudur, yani benim çocukluğuma gidip ufacık bir şeyi değiştirseydik burada yazdıklarım farklı olurdu, başka bir deyişle milyarlarca kombinasyonun sonucudur, bir insanın hakaret etmesi için fazlasıyla değerlidir bir insanın bilgisi, şimdiden teşekkür ederim.

    O zaman cevap vereyim;

    Allah diyor ki; "Ben sizlerin neler yapacağınızı biliyorum. Hangilerinizin iman edip, hangilerinizin şirk koşacağını biliyorum. Kimin cennete gireceğini, kimin cehenneme gideceğini biliyorum lakin ben sizleri imtihana sokmadan mükafatınızı (cennet) ve ya cezanızı (cehennem) verseydim "Yarabbi eğer beni dünyaya gönderip imtihana tabi tutsaydın ben, sana iman ederdim. Hiç günah işlemezdim." derdiniz. Bu yüzden ben sizlerin neler yapacağınızı bildiğim halde sizleri dünyaya gönderdim ve dünyada yapacağınız her şeyi önceden ben kitabınıza yazdım. (Kitabımıza yazıldı diye biz bu hayatı yaşamıyoruz. Bu hayatı yaşayacağımızı bildiği için kitaba yazmıştır. Bu olaya kader denir. Bu kitapta yazan olayların gerçekleşmesine ise kaza denir.)

    Şimdi, Allah'u Teala her şeyi bildiği için bizim ne zaman, nasıl dua edeceğimizide biliyor. Önceden belirlenmiştir bunlar. Aslında Allah'ın müdehale etmemesi sonucu değiştirecektir.

    Sanırım burada olayı çıkmaza sürükleyen Determinizmin Tanrı'yı soyut bir kavram olarak kabul etmesi. Aslında somut bir enerji olarak kabul edilse böyle bir sorun kalmayacak. Allah'ın ettiği müdehaleler aslında yine sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ilerleyen olaylardır. Peygamberler dışında Allah kimseye mucizevi yetenekler ve ya mucizevi olaylar sunmamıştır. Her yardım etmek isteyen kuluna, var olan enerjiyi ona çevirerek ve ya harekete geçirerek yapmaktadır. Şöyle bir örnek vereyim;

    Ben Allah'a dua ediyorum; "Allahım maddiyata çok sıkıştım, borçları ödesem evime yiyecek alamıyorum, evime yiyecek alsam borçlarımı ödeyemiyorum. Ben bu darlıktan çıkar yarabbi". Tabi bu arada sen diyosun ki ya "Mübarek ramazan ayındayız. Şurada ihtiyaç sahibi olan birine yardım edeyim". İhtiyaç sahibi aramak için benim bulunduğum semtin muhtarına gelip diyosun ki "Ben birine yardım etmek istiyorum. Sizin mahallenizde böyle biri var mı?". Muhtarda seni bana yönlendiriyor. Sonuç olarak sen yardımını yapıyorsun ve benim duamda kabul olmuş oluyor. Şimdi burada var mı Allah'ın yoktan var edip dengeleri değiştirdiği bir yer?

    Sen diyeceksin ki şimdi, benim o mahalleyi seçmem ve o mahalle muhtarısının seni seçmesi bir nedene bağlı. Evet bir nedene bağlı ama bunları bizler seçenekler içinden eleyerek seçiyoruz. Yani şöyle bir örnek daha vereyim, oturduğun evin yakınında yoksul bir mahalle olsun, doğup büyüdüğün yoksul bir mahalle olsun ve bir de işe gidip gelirken güzergahın üzerinde olan yoksul bir mahalle olsun. Sen bu yardımı yapmaya kadar verdiğinde büyük ihtimalle bu üç mahalleden birini seçeceksin. Eğer sen evinin yakınında ki mahalleyi seç seydin eğer "evimin yakınında olduğu için burayı seçtim" diyecektin. İkinci mahalleyi seçseydin "Burada doğup büyüdüğüm için bu mahalleyi seçtim" diyecektin ve ya son mahalleyi seçmiş olsaydın eğer "Güzergahımın üzerinde olduğu için vakit kaybetmek istemediğim seçtim" diyecektin. Sonuç olarak hangisini seçersen seç verecek bir cevabın var. Ben senin evinin yakınında ki mahallede oturuyordum ve sen benim mahallemi seçtin. Halbu ki doğup büyüdüğün mahalleyide seçebilirdin ama sen benim mahallemi seçtin. Hem dualarım kabul oldu, hem de determinizmin kuralları işlemiş oldu.

    Yani Allah dünyanın işleyişine doğrudan bir etki yapmıyor. Peygamberlerde gösterdiği mucizeler hariç, Çünkü onlara insanları inandırması için mucizeler göstermesi gerekiyordu.

    Gelelim diğer konuya. Evet sora sora en başa kadar gidecektik ama ben senin anlayacağını düşündüğüm için sormadım. Sağol sende en baştan anlatmışsın :)

    Büyük patlama teorisini elbette biliyorum. Benim asıl sormak istediğim ilk canlının nasıl oluştuğu konusu. Helyum ve Hidrojen gazlarının ve hatta ağır elemenler dediklerinin birleşiminden canlı bir varlığın oluşabileceğine gerçekten inanıyormusun? "Ruh" dediğimiz ve ya "can" dediğimiz olayın gerçekten ortaya böyle çıktığını mı düşünüyorsun? Bedenimizi geçtim, soyut olan ruhumuzun somut olan varlıklardan geldiğini nasıl ispatlanabilir?

    Konuyu buraya getirmen güzel oldu, eğlenceli kısma geçmeden önce önceki mevzulardan bir bahsedeyim;

    Dediğin gibi Allah her şeyi önceden biliyorsa, daha biz doğmadan bile her yapacağımızı biliyorsa aslında ortada "Hangi mahalleyi seçsem" şeklinde bir seçim söz konusu değildir, he biz seçiyoruz sanıyoruzdur ancak Allah evreni yaratırken bunu daha yaratmadan önce plânlamıştır, haliyle özgür irade yoktur, ancak Dine göre Özgür irademiz vardır yanılıyor muyum? Bir dini kaynak bulun ki özgür irade yoktur desin.

    Dua olayına gelirsek; Senin mantığın güzel, ancak şu mantığı da kurmuşmusundur merak ediyorum; Madem dua etmenden sonra böyle tesadüfler olacaktı, yani Allah'ın senin duana mucizevi ancak determinizmden şaşmayan bir yolu var, o halde dua etmesen de bunlar olucaktır? Yani dua etmesen de aynı olaylar olmayacak mıydı? Olmayacaksa nasıl bir şey değişirdi sence?

    Peygamber mucizeleri dediğin gibi determinizm ile çelişir, evrenin varolmasıda aynı şekilde, bunlar termodinamiğin 2. yasasına ve deterministik felsefe ile çelişirler.

    Ruh diye bir şeye inanmıyorum, Ruh denen şey insanın vücudundaki tepkimelerin anlaşılmamasıyla üretilmiş bilinmezlikten doğan bir kavramdır, yani insanlar hafızasını, duygularını, acısını hepsini ruhunda hissettiğini sanarmış, ölümden sonrası inancıda böyle çıktı zaten, yoksa hepimiz biliyoruz ki ölümden sonra ruh başka bir boyuta geçse beyni olmayacağından(beyin fiziksel bir organdır) insanı insan yapan her bilgiyi unutacaktır, beni ben yapan her hiçbir şeye sahip olmayacaktır. Zirâ modern bilim geliştikçe ruhun etkileri azalmıştır, ve hatta artık vücutta metafiziksel hiçbir olay kalmamış, her şey açıklanmıştır, her tepkimenin beyinde gerçekleşen olaylar oldugunu artık bilim sayesinde biliyoruz.

    Şimdi gelelim eğlenceli kısma; Elementlerin birleşiminden canlı oluşabilir mi?

    Şimdi canlı nedir diye sormak lazım, mesela bir yapay zekâ düşünün;

    -Farkındalığı var
    -Duyguları var
    -Öğrenme yetisi var
    -Öğrendiğini işleme yetisi var
    -Güçlü bir işlemcisi ve bilgiler arasında gezinmesini sağlayan bir yazılımı var



    Şimdi bu yapay zekâyı çalıştırırsak önce çevresini incelemeye başlayacaktır, söylediklerimizi hafızasına kaydedip dilimizi çözecektir, sonra ona bilim öğretiriz, felsefe öğretiriz ve varlığını sorgulamaya başlayacaktır... Hatta çoğalmak için veritabanını kopyalamayı öğrenecek, çoğalabilecektir.
    Şimdi söyleyebilir misin? Canlı nedir? Bu üstün yapay zekâyı insandan ayıran nedir?

    Burdan nereye geliyorsun dersen;

    2 Element ile canlı oluşmaz tabi ancak biz insanlarda sonuçta milyarlarca elementin doğru kombinasyonundan oluşuyoruz, bunu biraz basitleştirirsek çok basit sadece "beslenme-üreme-hayatta kalma" işlevini yerine getirecek bir canlı için çok da komplex bir element dizimi gerekmez, yani doğada tesadüfen bir tek hücreli canlı oluşması için milyonlarca yıllık stabil bir doğal ortam yeterlidir, evrim bize bunu gösterdi, hatta diğer bir ihtimal ise belki milyonlarca yıllık ortam yeterli değildir, belkide uzayda milyarlarca (8-10) yılda bir tek hücreli canlı oluşmuş ve astroid yüzeyinde dünyaya çarpmıştır(uzaydan astroid ile gelen mikrop türleri mevcuttur, yani uzayda bir yerde tesadüfen elementler kombine olmuş ve canlı yaşam başlatmıştır) ve çarpan bu astroiddeki ek hücreli canlılar suda evrimleşmiş ve süreci başlatmış olabilir...

    Yapay zekâ örneğimi anlarsan biz insanların gelişmiş makinalar oldugumuzu, varlığımızın sadece doğru kombine edilmiş atomlar oldugunu anlarsın, bunu anladın mı deterministik flesefeyi çözmeye başlıyorsun demektir...

    Evet hangi mahalleyi seçsem diye bir seçim söz konusu olamaz belki. O mahalleyi seçmeye yönlendirilmiştin. Yalnız burada önemli olan mahalleyi seçmeden önce yardım etmeye karar vermiş olman. Yardım etmek hayırlı bir iştir, sevap kazanırsın, insanlık görevindir. Allah seni iyilik yapman için doğru yoldan yönlendirmez, dolaylı yoldan yönlendirme yapar. Bu dolaylı yol ise ayetler ve hadislerdir. Sonuçta bu iyiliği yapıp yapmamak senin elinde. Sen bu iyiliği yapmaya karar verdiğinde sadece doğru kişiye yönlendirme başlıyor. Eğer iyilik yapmakda Allah'ın elindeyse kimse iyilik yapmaz bütün günahı Allah'ın üzerine atardı "sen istemedin benim iyilik yapmamı" diye. Dolayısı ile burada senin başlattığın enerjinin yönlendirilmesi var. Sonuç olarak yoktan var edilmiş bir müdahale söz konusu değil. Yani her şey senin yardım etme isteğinle başladı.

    Evet belki ilerleyen teknoloji ile insanla birebir aynı robotları yapabiliriz. Öğrenebilir, gelişebilir, çoğalabilir bir robat yapılabilir belki ama doğum ve ölüm denen olguyu nasıl açıklayacağız.

    Mahalle seçiminin seçim olmadığını düşündüğüne göre bir ileri kademeye gidip şunu da düşünebilmen lazım; "İyilik ve kötülük yapmak elimde" diyorsun, ancak Tanrı sen daha doğmadan önce o an o saniye iyilik mi kötülük mü yapacağını biliyor, Tanrı kendi iradenle yapıp o mutlu oldugun iyiliği yapacağını zaten biliyordu, yani ortada pek de seçim yok ne dersin?

    İnsanın özgür iradesi yoktur, dediğim gibi özgür irade aşırı gelişmiş bir bilgisayarın kodlarının hafızasındakini işleme biçimidir, mesela hayatta kalmaya kodlanmış bir bilgisayarın hafızasında dövüş sanatları varsa, ona saldırdığında sana karşı koymak onun için seçim değildir, o zaten bunu yapıcaktır, şans veya tesadüf değildir, sebep ve sonuç ilişkisidir, sen ise daha karmaşık bir canlı yaşamsın, milyarlarca değişkene sahipsin, yani bir an aklından geçenleri benim gibi bir insanın okuması mümkün değil, ancak bir süper zekaya sahip olsaydım senin hakkında da az önceki judocu bilgisayarın hamlelerini tahmin ettiğim gibi mükemmel tahminler yürütebilirdim, bütün hayatını göz önüne alıp anlık psikoloji analizini yapar, sonraki adımını sana söylerdim, hatta bir kağıda da sana söylediğimde vereceğin cevabı yazardım ki sen bunu büyücülük sanardın, çünkü insan anlamadığı şeyleri her zaman beyninde basitleştirir, Tanrı kavramıda buduru işte...

    Son paragrafına gelelim; Yani o robotla hiçbir farkın yok... Birebir aynısınız... O halde sen ne kadar CANLI isen o da o kadar CANLI, onun her hareketi tahmin edilebilirken, kendinin özgür iradeye sahip olduğunu fikrine nasıl kapılabilirsin ki?
    Doğum canlının üremesidir, ölüm ise beynin işlevini yitirmesidir. Evet kalbin durmasıdır demiyorum, beynin işlevini yitirmesidir, çünkü insanı insan yapan beyindir, BEYNİM dediğine bakma aslında o tamamıyla SENsin senin bir parçan değil, vücud beynin(senin) bir parçandır, kalp bir parçandır... Kalp pompalamayı keserse yakıtın kesilir ve yaşamını sürdüremezsin, ancak bu kalbin durması ölümdür demek değildir...(Bilimsel olarak düşünürsek kalp nakli bile varken KALP KİŞİDİR demek çok saçma olurdu, yoksa nakledilen kişi başka bir vücutta uyanıp NEREDEYİM BEN diye soruverirdi... Ancak beyni başka bir vücuda nakledersek(Ki şuanda imkânsız) o zaman kişi birden bire BU VÜCUTTA NEYİN NESİ NEYE DÖNÜŞTÜM BEN diye soracaktır..
    _____________________________
    Nothing is something that can be explained with nothing, and there is nothing that can be called "nothing".
    .
    There's no variables, only constants, and the amount of time you use "Variables" and "Nothingness" to explain the nothing is the measurement of how ignorant you are.




  • 
Sayfa: önceki 1234
Sayfaya Git
Git
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.