Şifremi/Kullanıcı Adımı Unuttum
Bağlan Google+ ile Bağlan Facebook ile Bağlan
DonanımHaber'de AraYENİ GELİŞMİŞ ARAMA
ForumBu Bölümde Ara
DH Mobil Uygulamasının yeni özelliklerini ilk siz deneyin. Gizle Şimdi Dene

Ders Niteliğinde Olması Dileğiyle...

6
Cevap
0
Favori
144
Tıklama
Cevapla
Tüm Forumlar >> Konu Dışı / Off Topic >> Ülke ve Dünya Gündemi >> Ders Niteliğinde Olması Dileğiyle...
Sayfaya Git:
Sayfa:
1
Giriş
Mesaj
    • Yüzbaşı
      907 Mesaj
      Öncelikle bu konuyu forumda özellikle siyasetle ilgili açılan "abartı" konulara, yapılan "uç" yorumlara ve "herşeyi en iyi ben bilirim" diyenlere armağan ediyorum. Bu konuyu açmayı tamamen sorumluluğum olarak hissediyorum. Lütfen yazdıklarımı okurken olabildiğince düşünün çünkü zihninizin düşünmeden vardığı kanılar genellikle refleks olarak verilen ve hep aynı yola çıkan ve dünyayı farklı açılardan görmemize engel olan kanılardır. Yazıyı okurken olabildiğince bundan kaçınmanızı ve tüm yazdıklarımı üzerinize alınmanızı rica ederim.

      Bu konuyu bu konu başlığı altına yazma sebebim, bu gördüğüm hatalı davranışların en çok bu konu başlığı altında yapıldığını farketmemden ötürüdür.

      Konuya şu alıntı ile başlamak istiyorum:
      "Birçok siyasal düşünüre göre, fikirler ve ideolojiler çok da önemli değildir. Siyaset bazen salt iktidar mücadelesinden azıcık daha fazla birşey olarak görülür. Eğer bu doğruysa, o zaman siyasal fikirler, salt oy kazanmak veya halkın desteğini cezbetmek için tasarlanmış sloganlar ve sözcükler bütünü olan propagandadan başka birşey değildirler. Bu yüzden de fikirler ve ideolojiler basitçe, siyasal hayatın derinliklerindeki gerçekleri gizlemek için kullanılan 'göz boyama' dır. Bu anlayış John B. Watson (1878-1958) ve B. F. Skinner'ın (1904-1990) görüşleriyle beslenen davranışçı psikoloji ekolünün desteklediği bir davranıştır."
      Andrew Heywood'un Siyasi İdeolojiler adlı kitabının giriş bölümü bu cümlelerle başlar.

      Şunu belirtmek isterim ki birçoğumuz bir paritiyi destekleyip bu partinin yanlışlarını olabildiğince az görmeye çalışıyoruz. Bazen görmüyoruz maalesef... Çünkü hepsi birşeyler ile gözümüzü boyuyor. Birisi ıslamcılık, birisi laiklik, birisi milliyetçilik, birisi kürtçülük... Bizde kendi görüşümüze uyuyormuş diye düşünerek bunlardan birini savunan partiyi seçiyoruz. Size kötü bir haberim var, bu partilerden hiçbiri bu ideolojilerin herhangi biri ile ilgili bir adım atmadı "ciddi anlamda", hemde HİÇBİRİ. Sadece bazı yaptıkları şeylerin sebebini bu ideolojilere bağlıyor, bu ideolojilerin ardına sığınıyor ve bu sayede aldığı tepkiyi azaltıp oy kazanıyor. Işte siyaset bundan ibaret.

      Bizim yaptığımız ise burada gelip bize böyle davranan insanlar hakkında laf kalabalığı yapmak. Biz kimi burada kötülersek yada kimi översek övelim sonuç değişmeyecek. Size tavsiyem ise ya siyasete atılın ve burada söyleyeceklerinizi orada söyleyin, yada insanlık ve sizin için yararlı olacak şeylerle ilgilenin.

      Bunun yanında birbirinize üstünlük taslayıp, "Senin görüşün yanlış, doğrusu bu!" demek yerine hepinizin görüşlerini ortak paydada kesiştirmeye çalışın. Siz yapın ki sizi temsil eden milletvelleri de aynısını yapsın. Siz yapın ki meclise gelen yasa tasarıları, sunan partiye bakılarak değil, ortak noktada anlaşılarak oylansın.

      Ama unutmayın, o milletvekilleri bizi temsil ediyorlar. Biz burada böyle davranırken daha birbirimizle anlaşamazken onlardan bunu beklemek yada ülkenin gelişmesini istemek tamamen hayalcilik olur.



      < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >



      |
      |




    • Yarbay
      2404 Mesaj
      Önerin nedir? Bunun farkında olan insanlar var aslında, çoğu kişi oy verdiği partinin ideolojilerini ve fikirlerini yansıtmadığını biliyor, buna en yakın partiye oyunu veriyor. Bunun dışında, ideolojiler doğmadan, tarım hayatına geçmeden insanlar hayatta kalmaktan başka bir amaç içinde değildi. Şu an, ekonomik anlamda zorluk çeken insanlar, devlet tarafından zorunlu olarak bir çatı altında kaldığı için ekonomik vaatleri önemsemeye çalışıyor. Ekonomik vaatler tüm partilerin ağzından eksik olmuyor, hatta ekstrem vaatler dahi görülüyor.

      Burada kritik nokta, ekonomik iyileşmeyi gerçekleştirebilecek örgütü sezmek. Bundan başka bir yolu olsa onu denerler, ama yok. Örneğin, ekonomik olarak çok kötü durumdayız, kazancımızla kendimize vakit ayırmaktan çok hayatta kalmaya çalışıyoruz, tıpkı tarım öncesi ateşi bulan insan gibi. Bu halde bile hala ideolojik ve duygusal düşünenler mevcut, halbuki yok olacak, umrunda değil. Ama maalesef, Ortadoğu coğrafyası kanı sever, yok olmak ister, ezilmekten haz duyar. Duygusuyla ölüme koşar...
      _____________________________





    • Yüzbaşı
      907 Mesaj

      Biz halk olarak siyasette kendimizi sadece istekler ile gösterebiliriz. Eğer herkes her konuda bir şekilde uzlaşmayı seçerse devlette bunu kabul etmek zorunda kalır. Ama her kafadan farklı sesler çıkar ve herkes birbirine yanlış söylüyorsun derse hiç kimsenin istediği olmaz. Bu yüzden önerim birbirimizin fikirlerini aşağılamak yerine ortak çıkar noktaları bulmaktır. Eğer bu sağlanırsa başta hangi yönetim olduğu hiçbir etki etmez ve demokrasi diye adlandırdığımız olay gerçekleşmiş olur. Çünkü siyasette %70 lik kesimi bile göz ardı etmek mümkündür ancak %100 ü kimse göz ardı edemez. Benim düşüncem bu yönde.



      < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
      |
      |
      neutumn kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
      _____________________________

    • Yarbay
      2404 Mesaj

      Uzlaşma kısmını anladım, ben de ondan yanayım. İlk mesajında 'boşuna debelenmeyin' anlamı çıkardım, yani siyasi partilerin gayesini kabullenip hiçbir şey yapmamak gerektiği şeklinde düşündüm. Problem ise, uzlaşmak ve fikirler ne olursa olsun tartışmak isteyen birisinin karşısında ona tahammülü olmayan kitlenin ideolojik duvarını yıkamamak. Tartışma adabı ve rasyonel düşünceye sahip olsaydı eğer bunu gündeme getirmiyor olurduk. Bu mesajı alanlar alırken, diğerleri boşluyor, bu boşlamanın önüne nasıl geçeriz merak konusu.
      |
      |
      Q7ahg kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
      _____________________________

    • Yüzbaşı
      907 Mesaj

      Tahammül edemeyen birine zorla tahammül edersek ve olabildiğince nazik olmaya ve onun düşmanı değil dostu olduğumuzu hissettirebilirsek karşıda ki kişinin benliği "vicdan azabı"na benzer bir duygu yaşayacağı için dinlemek ve anlamaya çalışmak zorunda hissedecektir diye düşünüyorum. En azından işin davranışçı yaklaşımı bunun olacağını öngörüyor. Tabi söylediklerim yalnız teorik olarak geçerlidir. Pratikte gerçekleşmeyebilir. Ancak denemeye değer ve ne kadar insan bilinçlenirse bilinçlenme hızı o kadar artar diye düşünüyorum.



      < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
      |
      |
      neutumn kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
      _____________________________

    • Yarbay
      2404 Mesaj

      Kesinlikle öyle, başka bir şans yok çünkü. Karşı tarafın görüşünü kendi görüşüne uydurmaktan çok ortaya kaliteli bir olgu çıkarmaktan ibaret her şey. Bunu en azından taraflardan birinin seçmesi gerek, ve tabii ki amaç harmanlanmış bir doğru bulmak.
      |
      |
      Q7ahg kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
      _____________________________

    • Yüzbaşı
      907 Mesaj

      Umarım tüm öne sürdüğümüz fikirlerden de daha iyi bir çözüm bulunur ve uygulanır. Fikirlerinizi sunduğunuz için teşekkürler.



      < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
      |
      |
      neutumn kullanıcısının, bahsedilen mesajını gör
      _____________________________

Reklamlar
paykasa
SEO
SEO
Yeni Abonelik d-smart
paykasa
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Tablet sürümü
Mini Sürümü

BR3
0,500
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.