Şimdi Ara

>>>>>Aynalar<<<<<<

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir (1 Mobil) - 1 Masaüstü1 Mobil
5 sn
4
Cevap
0
Favori
615
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri
  • Son Yorum 17 yıl
  • Cevaplayan Üyeler 4
  • Konu Sahibinin Yazdıkları 1
  • Ortalama Mesaj Aralığı 4 saat 3 dakika
  • Son 1 Saatteki Mesajlar 1
  • Konuya En Çok Yazanlar
  • hayalciruh (1 mesaj) Shen (1 mesaj) zargana (1 mesaj) Preston (1 mesaj)
  • @
0 oy
Öne Çıkar
Giriş
Mesaj
  • Aynalar

    Ayna dediğin; ışık ışınlarını yansıtan, cilalı, metalle sırlanmış cam. Ansiklopedide böyle yazıyor.

    Evlerin girişinde, çıkmadan önceki son kontroller için bir ayna bulunur. Burada bakarız kendimize, "Teheyy cihan yakışıklısıyım" (Teheyyy alemin güzeliyim) cümlesinden sonra atarız kendimizi sokağa. Yakışıklı (güzel) değilsek sallamayız bu aynaları; yarışa geriden başladığımızı hatırlatır.

    Tuvalet aynası en haşır neşir olduğumuz ayna. Ancak burada bir kavram karmaşasına meydan vermemek gerekir; kadınlar yatak odalarındaki o aynalı masaya "Tuvalet Aynası" ismini verirler, ve hatta "Cımbız nerede anne?", diye soran kızkardeşe, anne tarafından, "Tuvalet aynasının üzerinde" cevabı verilir, bahsettiğimiz bu değildir.

    Banyodan sonra taranırız, traş oluruz, yüzümüze bir şeyler süreriz, sivilcelerimizi patlatırız. Ah evet bunu çok severek yaparız. Kırmızı gibi bir şeydir sivilce, ama altta beyaz bir doku, isminin cerahat olmasını istemediğimiz bir sıvı hissedilir. Bi sıkarız... Potaaaa. Ayna artık benek benek. Yaş ilerledikçe beyaz sıvının fırladığı günler azalır. Genç iken tadını çıkartmak gerekir. Konudan koptuk.

    Tuvalet aynaları banyo yaptıktan sonra buğulanırlar. Bunu elinizle silerseniz iz yapar, havlu ile silerseniz tüy bırakır, buğunun kaybolmasını beklerseniz, sıkılırsınız. İşte bu durumda saç kurutma makinası ile ittifak oluşturun, aynaya sıcak hava tatbik edin, pembeleşinceye kadar üfürttürün, oldu bitti.

    Ayna yoksa, arkası koyu olan camlar yardıma koşar. Buradan hareketle, son yıllarda modernleşmenin getirdiği nefis bir alışkanlık vardır; aynalı binalar inşa etmek. Bu binaların yanından yürürken tutamayız kendimizi, bakarız o aynalara. Ulan ne kadar da mal yürüyorum ... Biraz dik mi dursam ... Evet böyle iyi ... Biraz kasmış gibi görünüyorum ama oturur yavaş yavaş. O sırada içerde oturanlar -senin göremediklerin- aynaya değil sana bakıyorlar. "Bak bak salağa bak, kendini kontrol ediyo ehehe" filan diyorlar. Off boşver, bi da görcem mi sanki hayatımda!

    Her insanın boyu aynı olsaydı, boy aynaları da aynı boy olurdu. Değildir. Bu yüzden kafanızı görmediğiniz aynalarla karşılaşabilirsiniz. Tıpkı bizim oturma odasındaki dolabın üzerindeki gibi. Burada ancak pantolonun üzerinizde nasıl durduğunu, tişört ile uyum sağlayıp sağlamadığını kontrol edebilirsiniz. Bacaklarınızı kırarak aynanın içine sığabilirsiniz ama iyi bir görüntü değil ki kendimizi yeterince tahlil edelim. Aynı şekilde, kafanızı görebildiğiniz, ancak bacaklarınızı göremediğiniz kötürüm aynalar vardır. Zıplayarak bakmak söz konusu olamayacağı için bu paragraf burada bitmelidir.

    Bazı aynalar eskiliğinden mi, yoksa kalitesizliğinden mi nedir, yamukturlar. Bize düz görünürler ama ağzınızı, burnunuzu hafif kaydırır, sinirlendirirler. Aynaların böyle olmamasını dileriz.



    |
    |




  • zamanın birinde bi bilim adamı ismini hatırlayamadım bilen varsa söylesin ..

    sadece ayna ve kızaklı mercek kullanarak yanaşmakta olan düşman gemilerinin bi kısmını yakmış düşman donanmasıda büyü zannederek donanmayı cekmiş..
    yani aynalr bukadarda basit değil .

    ama ben semem aynaya bakmayı
  • Bu kim acaba?




    Archimedes
  • Bu da harikaydı Preston...
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.