Şimdi Ara

Albert Einstein'dan Atatürk' e mektup

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
18
Cevap
0
Favori
3.321
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • ’Ben, sadık hizmetkárınız

    Prof. Albert Einstein’

    Ekselánsları,

    ’OSE’ Dünya Birliği’nin şeref başkanı olarak, Almanya’dan 40 profesörle doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye’de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselánslarından rica ediyorum. Sözü edilen kişiler, Almanya’da hálen yürürlükte olan yasalar nedeniyle mesleklerini icra edememektedirler. Çoğu geniş tecrübe, bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan bu kişiler, yeni bir ülkede yaşadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat edebilirler.

    Ekselánslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam etmeleri için izin vermeniz konusunda başvuruda bulunduğumuz tecrübe sahibi uzman ve seçkin akademisyen olan bu 40 kişi, birliğimize yapılan çok sayıda başvuru arasından seçilmişlerdir. Bu ilim adamları, bir yıl müddetle, hükümetinizin talimatları doğrultusunda kurumlarınızın herhangi birinde bir yıl boyunca hiçbir karşılık beklemeden çalışmayı arzu etmektedirler.

    Bu başvuruya destek vermek maksadıyla, hükümetinizin talebi kabul etmesi halinde sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş olmakla kalmayacağı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği ümidimi ifade etme cüretini buluyorum.

    Ekselánslarının sadık hizmetkárı olmaktan şeref duyan,

    Prof. Albert Einstein








    Evet, bir zamanlar Albert Einstein Türk üniversitelerinin kapısından dönmüş.
    Olayı şöyle özetleyebilirim. İkinci dünya savaşı öncesi Alman bilimadamları Nazi rejiminden akın akın kaçıyolardı. Aynı dönemde Türkiye'de ise Mustafa Kemal Atatürk tarafından büyük bir üniversite reformu gerçekleştirilmişti. 40 a yakında yabancı profesör ders verisyor ve Türk eğitim görevlilerini hocalık öğretiyordu.

    Yine Nazi rejiminden kaçan Yahudi profesörler dönemin İnönü hükümetine bir mektup gnderiyor ve hiç bir karşılık beklemeden Türk üniversitelerinde çalışmak istediklerini bildiriyorlardı. Aralarında Albert Einstein da vardı bu profesörlerin. Fakar öneri İnönü tarafından reddedilir. Bunun üzerine Albert Einstein Amerika'da Princeton Üni. sinde profesörlüğe getirildi. Fakat Princeto işin ğeşini bırakmadı ve bu kez Atatürk'e bir mektup yazdı. Bunun üzerine yahudi profesörler derhal üniversitelerimize davet edildi. Fakat Albert Einstein elden kaçmıştır bile : ))
    Ankara ve İstanbul üniversitelerindeki Alman ekolünün izleri de bu döneme dayanır.



    _____________________________




  • Kaynak?
    _____________________________
  • Böyle bir mektup gerçekten var:

    http://www.baskent.edu.tr/duyurular/745/mektup.gif
    _____________________________
  • Bu yahudi hocaların bir bölümü İstanbul Üniversitesi Biyoloji bölümünde görev almışlardır. Bu sayede bir çok bölümün dünyada denkliği bile yokken sadece biyoloji bölümü ve bu yahudi hocaların görev aldıkları diğer bölümler uluslarası camiada denklik sorunu olmadan kabul görmüşlerdir.
    _____________________________
    Bazıları hayatı dolu dolu yaşar. Bazıları ise yavaşça akıp geçmesini bekler. Ama hayatı biryerde yakaladın mı, işte O zaman muhteşem birşey olur...


  • Böylesi daha iyi
    _____________________________
  • @ Kotika güzel espiriydi.

    @El_Cezeri kaynak için sağol.
    _____________________________
  • o dönemlerde tabi teslimler vsler felan varken yabancı bilim adamlarını kabul etmek zordur sanırım.Yeni yeni eğitime baslanıyordu bir de güvensizlik olabilir mi? Şimdi olsa geri cevirmezlerdi herhalde dimi?
    _____________________________
    Her anından zevk alarak harcadığın zaman,boşa harcanmış zaman değildir.
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • ılk basta ınanmamıstım kaynagı gorunce ınandım.tarıhın en zekı ınsanlarından bırınden en buyuk komutanlarından(bence en buyuk komutana) bırıne gelen bır mektup
    _____________________________
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Phiedra
    Fakar öneri İnönü tarafından reddedilir. Bunun üzerine Albert Einstein Amerika'da Princeton Üni. sinde profesörlüğe getirildi. Fakat Princeto işin peşini bırakmadı ve bu kez Atatürk'e bir mektup yazdı. Bunun üzerine yahudi profesörler derhal üniversitelerimize davet edildi. Fakat Albert Einstein elden kaçmıştır bile : ))
    Ankara ve İstanbul üniversitelerindeki Alman ekolünün izleri de bu döneme dayanır.


    Yazıda bilgi yanlışlığına dayanan yanlış yorum var.

    Mektup ATATÜRK'e değil Başbakana yazılmıştır. Yani mektubun muhatabı İsmet İNÖNÜ'dür. İNÖNÜ mektubu Milli Eğitim Bakanı Reşid Galip Bey'e havale etmiş, o'da "Bunları bugünkü şeráite (şartlara) göre kabule imkán yoktur" notu düşerek reddetmiştir.

    ATATÜRK durumdan sonradan haberdar olmuş ve Üniversite reformunun yapılmasını sağlayarak teklifin kabul edilmesini sağlamıştır. 40 Kadar Alman profesör Türkiye'ye gelmiş ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin bilimsel alanda da ilerlemesine katkı sunmuşlardır.

    Konu Türklerin bu fırsatı tepmesi olarak sunulmaya çalışıyor ama buradan çıkacak asıl ders daha 10 yaşında olan Türkiye Cumhuriyetinin nasıl bir cazibe merkezi olduğudur. Bir o güne bir bu güne bakınca hayıflanmamak elde değil.
    _____________________________
    psn
    acaltun17




  • bir ozamana birde şimdi üniversitelerimizn haline bakmak lazım ilk 500 e ancak 1, 2 tane girebildi.
    _____________________________
    Herkesin üç kişiliği vardır; Ortaya çıkardığı, sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı.
    A. Karr

    Vizyon500k
  • Konu için teşekkürler.
    _____________________________
  • vay be ,ilginç

    kim bilir bunun gibi kaçtane daha olay vardır bilmediğimiz(en azından benim bilmediğim)
    _____________________________
    éàï îùç÷
  • Gazi Üniversitesi merkez kompusundeki 3-4 bina ve Rektorluk binasına bakarsanız Türk yapımı bir bina olmadığını anlarsınız. Örnek olarak veriyim dedim
    _____________________________
    Hiçbir şey, korkuya dayanan saygı kadar iğrenç değildir.
  • arkadaşlar ,
    Büyük önderimiz ATATÜRK belki einstein ı kaçırmış ama nazi almanyasından kaçmak isteyen birçok bilim adamını yeni kurduğu üniversitelere veya Türklükle ilgili araştırma yapması için kürsü oluşturulan bölüm başkanı olanı getirtmiştir.Uzun süredir ülkemizin muzdarip olduğu beyin göçünü tersine öevirerek çok büyk adımlar atmıştır. Bugunki durumumuz ile o günleri kıyaslamak üniversite açısından belki mümkün değil ancak kısıtlı imkanlar ile neler başarılabileceğini ve araştırma geliştirmenin önemini bize 75 yıl öncesinden bildiren Atamızın vurguladığı noktaları kaçırdığımız için bugunki durumumuzda bulunuyoruz.Her nezaman bir kalkılnma hamlesi olsa , yurtdışından gelen alternatif öneriler ile hemen teslim olmayı alışkanlık haline getirmişi yöneticilerimiz , yine yetiştirecekleri kişilere benzer ortamı yaratarak ülkeye büyük kötülük etmektedirler.Belki de birçoğu bunu farkında olmadan yapıyor olabilir ancak bağımsızlık sadece ekonomik veya topraklarınız üzerinde özgürce dolaşmanız değildir, fikirlerin açılmayı değil, kapatılmaya itiltiği dönemlerde daha önceleri ne adımlar atılmış, bunları bir gözden geçirmek bile UMUDUMUZU artıracağına inanarak konu ile alakalı bazı alıntılar yapacağım.

    Atatürk ve Türkiye'de Çiviyazıları Biliminin Başlaması

    Muazzez İlmiye ÇIĞ
    Sümerolog

    Atatürk'ün reformları içinde, 1923 yılında Cumhuriyet'in ilanından kısa bir süre sonra yapılan eğitim reformu ön planda geliyordu. 1
    İlk olarak din eğitimi yapan okullar yerine çağdaş eğitim veren ilkokul ve liseler açıldı. Yüksek okul olarak sadece İstanbul Üniversitesi vardı, orası da günün koşularına göre bir eğitim veremiyordu. Gerek İstanbul Üniversitesinde yapılacak reform, gerek açılması düşünülen yüksek okullar için, bir taraftan eğitim yaptıracak elemanlar yetiştirilmek üzere Avrupa'ya birçok Türk genci gönderilirken, diğer taraftan 1932 yılında İsviçre'de Profesör ve parlamento üyesi Albert Malche, danışmanlık yapmak üzere Türkiye'ye davet edilmişti.
    2
    Malche çalışmalarını sürdürürken, 1933 yılında Alman Nazi Hükümeti, ailelerinde Yahudi olan Profesörleri kürsülerini bıraktırmaya zorluyor. Bu profesörlerden bir kısmı Zürih'e gelerek "Dış Ülkelerdeki Alman Bilim Adamlarına Yardım Derneği" isimli bir dernek kuruyorlar. Bunlar çeşitli ülkelere başvuruyorlar. Hiçbir ülke, hatta bir göçmen memleketi olan Amerika bile onları kabul etmek istemiyor. Bunun üzerine Türkiye'de çalışan Albert Malche ile temasa geçiyorlar ve onun aracılığı ile Türkiye'ye gelmeleri kabul ediliyor. (6. 7. 1923)
    3
    Bu kabul hakkında ünlü iktisatçı Prof. F. Neumark söyle söylemiştir: "Avrupa Üniversiteleri tarihinin tümünde bir başka benzeri bulunmayan bu gün, bir Türk-Alman mucizesi olarak kabul edilebilir."
    Bu anlaşmayı yapan zamanın ünlü Pataloğu Prof. Philipp Schvarz da şöyle diyor: Bu andan itibaren yardım derneğinin kurulması ve nedeni haklı çıkmış ve tarihsel bir ihtiyaç olarak kendini kanıtlamıştı.
    4
    Anlaşmada Türk hükümeti gelecek profesörlerin her türlü korunmasını da üstüne alıyor. Bu anlaşmayı imzalayan Maarif Vekili Reşit Galip Bey; "Bundan sonra bu şahıslar ister serbest, ister hapiste olsunlar, Türk Hükümeti'nin memuru sayılarak Hükümetimizin koruması altına alınmışlardır. Alman Hükümeti onlara bir zorluk çıkarmayacaktır. Eğer çıkaracak olurlarsa, onlarla nasıl başa çıkacağımızı biliyoruz." demiştir.
    5
    Bu anlaşma sonunda Türkiye'ye Almanya'dan, hatta Avusturya ve Çekoslovak Üniversitelerinden profesör göçü başlıyor. Fakat 1934 yılından itibaren onların Almanya'dan ayrılmaları için Alman Hükümeti, Türkiye'deki Alman sefareti ve konsolosluğu birçok zorluk çıkarıyor.
    6
    Buna rağmen 1933-1945 yılları arasında 1202 bilim adamı ve muhacir Türkiye'ye sığınıyor. Bunlar, İstanbul Üniversitesi'ne, Ankara'da yeni açılan Hukuk, Siyasal Bilgiler, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültelerine, tiyatro, bale, opera gibi sanat ile ilgili yüksek okullara, Türk profesörlerinin aldığından iki, hatta üç kat yüksek maaşlarla yerleştiriliyorlar.
    7
    Fritz Neumark, Çalışmalarını ve teşekkürlerini şöyle belirtiyor kitabında; "Doğduğumuz ülkede çoğumuz için yaşam tehlikesi hüküm sürerken, bütün meslektaşlarıma ve birçok nuhacirlere yalnız geçim sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda en iyi çalışma olanaklarını vermiş olan, başlangıçta biz tamamıyla yabancı, fakat gittikçe ikinci vatanımız olarak kabul ettiğimiz bu ülkenin devletine, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı bende oluşan duygu, her şeyden önce derin ve içten bir minnet duygusudur.
    8
    Bu kurtarılan bilim adamları yüksek öğrenim alanında birçok uzman yetiştirerek, kitaplar yazarak, kütüphaneler, laboratuarlar kurarak, Türkiye'nin gerek bilim, gerek sanat alanında büyük bir hızla kalkınmasını sağlamışlardır. 9
    Türkiye'den ayrıldıktan sonra da kendi ülkelerinde veya başka ülkelerde büyük işler başarmışlar, yeni bilim adamları yetiştirmişlerdir.
    9
    Eğer Atatürk onlara, diğer devletlerin yaptığı gibi kucak açmasaydı, bütün bu değerler yok olup gidecekti.
    İşte bu profesörlerden sayın hocalarım; Prof. Landsberger, Prof. Güterback ve Prof. Kraus Türkiye'de çiviyazıları biliminin öğrenilmesini ve İstanbul Arkeoloji müzelerinde yıllar boyu el sürülmeden duran on binlerce tabletin bilim dünyasına sunulmasını sağlamıştır.
    Fakat bize bu yolu açan yine Atatürk olmuştur. O, yapılacak kültür reformu içinde Türk tarihi ve kültürü araştırmalarını ön plana koymuştur. Onun bütün savaş yılları boyunca hiç durmadan okuduğunu, özellikle Türk tarihi ve dilleri ile ilgilendiğini, kütüphanesinde bulunan kitaplar ve onların üzerindeki notlardan öğreniyoruz.
    10
    Osmanlı Devleti zamanında eski Türk tarihi ile ilgili olarak memleketimizde hiçbir araştırma yoktu. Atatürk'ün okuduğu Batı'da yazılmış bazı kitaplarda Türkleri küçük düşürücü sözler ve ifadeler vardı.
    11
    Bir taraftan bunları çürütmek, diğer taraftan Türk gençliğine atalarının ve bugün üstünde yaşadıkları toprağın uzun tarihini ve kültürünü öğreterek, araştırtarak yeniden Türk ruhunu canlandırmak gerekiyordu. Fakat araştırmalar için kaynak gerekiyordu. Bu kaynaklar ancak, Türklerle ilişkileri olan veya olması muhtemel bulunan gelmiş geçmiş bütün milletlerin dillerinde yazılmış kitaplar ve belgelerdi. Onlardan yararlanmak için o dilleri bilen uzmanlar yetişmeli idi. Ayrıca arkeoloji, antropoloji, tarih, coğrafya bilimleri de bu araş-tırmalara yardımcı olacaktı.
    12
    Türklerin çok eski çağlarda Orta Asya'daki iklim değişiklikleri nedeniyle vatanlarını bırakarak çeşitli yönlere göç ettikleri biliniyordu. bu göçler ne zaman başlamış, göç yolları nerelere kadar uzanmıştı? Bunların bir kolu Anadolu'ya geçen Hititler veya onlardan önceki halk, bir kolu da Mezopotamya'ya gitmiş Sümerler olabilir mi idi?
    13
    Atatürk'ün okuduğu kitaplardan bazılarında Sümerlilerin Doğu'dan göç etmiş olabilecekleri
    14,
    dillerinin Türkçe'ye benzediği ve Sümerce'nin bütün dillerin başlangıcı olabileceği yazıyordu.


    kaynak :http://www.arkeolojidunyasi.com/ataturk_arkeoloji.html
    _____________________________
    JUPİTER ve yörüngesindeki tüm UYDULARI ve doğal kaynakları ,madenleri Türkiye'nindir .





  • Blki konunun detaylarını merak edenler olmuştır ama darülfunun durumunun bugünkü Üniversitelerimizin durumuna ne kadar benzediğine dikkatinizi çekmek istiyorum. Aslında politika dışı konu olan bu manzara makama kim gelirse gelsin sıkı sıkıya sahip olunarak benzer fikirleri savunanların bir klübü haline getirildiği aşıkardır.hangi fikri benimsersek benimseyelim doğruyu bulmak adına o yıllarda yapılanların şevkini bulamadıkça bir sonuç almamızı alsa beklemeyin.Birilerinin bizi kurtarma konusunu bekleyerek ne kadar süre yi kaçırdığımız ortada herhalde 50 seneden fazla bir süre çok yazık ,çok yazık

    http://www.egitim.aku.edu.tr/TER2007-22.ppt#256,1,1933 ÜNİVERSİTE REFORMU -İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ-
    _____________________________
    JUPİTER ve yörüngesindeki tüm UYDULARI ve doğal kaynakları ,madenleri Türkiye'nindir .





  • İlginç...
    Bizi okul olarak otomotion a albert einsthein hakkında bilgi edinmek için götürmüşlerdi okuldaki hocalar. Orada 5 6 platform da albert einsthein hakkında bilgiler verildi film felan izletildi ama orada en sonuncu platform da bize bu konuyu anlatmıştı ordaki görevli. Birazda yaşlıydı sanırım istanbul üniversitesinde hocaydı. O bize olayı daha farklı anlatmıştı. Bu mektup un atatürke gönderildiğini ve atatürk tarafından araç olarak tren yollandığını fakat amerikalı yetkililerin devreye girip albert einsten ve 34 profesörü amerikaya götürdüğünü ve sadece 6 tane profesörün türkiyeye getirilebildiğini söylemişti.
    _____________________________
    Sen bu mesajı okurken hayatından 5 saniye çaldım. 6 oldu. 7,8,9


  • demekki hala eski çekişmeler kulaktan kulağa anlatıla anlatıla bu sekilde universite efsanesi haline gelebiliyor.Sonuçta universite de okumak 4-5 yıl ama okuyanlar doçent prof olup da kürsü sahibi olunca özümüze döndüğümüzü anlamak için ,yukarıdaki Üniversite reformunun 34. slidedından sonra bulacaksınız.

    ne derlerse desinler atılan büyük adımın arkasının iç ve kısır çekişmeler yüzünden getirilemediği ortada.Yoksa bugunkü Tıp fakültelerimizin biyoloji ,müzik , iktisat dallarıın en büyük hocalarıo zamanında yıllarca türkiyede ders vermişler birçok aydın bilim adamı yetiştirmişlerdir.

    Unutmamamız gerekir ki büyük kişiler ancak bizlere ancak yapabileceklerimizi göstermede bir ışık bir ayna vazifesi sunabilirler .Ama bunu benimseyip sürdürmek üzerine bir tuğla da koymak arkadan gelen türk gençliğinin vazifesi olması gerekmektedir.
    Şimdi belki alakasız görünecek ama günümüzün bütün imkanlarının seferber edilerek yurt dışından getirtiğimiz brezilyalı futbolcularımıza bakalım.Büyük takımlarımızı başarıya götüreen adımları atmaktadırlar kişisel beceri ve kabileyetlerini sergilemektedirler.Ancak takımlarımız ve milletimiz bu durumdan onlar gittikten veya futbol hayatları bittiğinde faydalanabilecekler midir.Aslıonda ben cevabı biliyorum ama sadece sizlerin de bu konuda 1 dakika da olsa kafasında bir fikir oluşması için bu sözleri beyan ettim.

    Sadece gerçekleri bilmek yetmiyor ,bunun için gösterilmesi gereken çabayı da göstermemiz gerekmektedir.Son adım da başarılı veya bu yolda başarısız olmuş kişileri canı gönülden desteklemek ve amacımız UMUT ışıklarının kaybolmamasını sağlamak olmalıdır.
    _____________________________
    JUPİTER ve yörüngesindeki tüm UYDULARI ve doğal kaynakları ,madenleri Türkiye'nindir .





  • einsten a bayılıyorum adama olan hayranlıgım o zaman teorisinden sonra ıyıce arttı o nasık bı beyın nasıl bı dusuncedir yavv
    _____________________________
    Başın öne eğilmesin aldırma GONUL aldırma...

    http://spaces.msn.com/sonererten/
  • 
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.