Şimdi Ara

Vostok gölünde neler oluyor? Hitler'in Gizli Üssü Açığa Mı Çıktı?

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir (1 Mobil) - 1 Masaüstü1 Mobil
5 sn
48
Cevap
5
Favori
7.773
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 123
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Vostok gölünde neler oluyor ?

    R.V. Robinson adlı Rus pilotun 1961 yılında Antarktika’da keşfettiği 4.000 metrelik buz tabakasının altında bulunan 15 milyon yıl yaşındaki buzul gölünde ilginç gelişmeler oluyor.

    Rus bilim adamlarının 4.000 metrelik buzu delme girişimleri devam ederken dün bir haber göle ulaşmaya 12 metre kala 9 bilim adamının kayıp olduğu açıklması geldi.

    Vostok gölü buzun altında baykal gölü büyüklüğünde.

     Vostok gölünde neler oluyor? Hitler'in Gizli Üssü Açığa Mı Çıktı?


    Gölde tarih öncesi biyolojik canlılar olabileceği ayrıca kayıp kıta Atlantisinde olabileceği tahmin ediliyor.

    Gölden alınan bazı görüntülerde garip şekilde kayaların olması durumu ilginç hale getiriyor.

     Vostok gölünde neler oluyor? Hitler'in Gizli Üssü Açığa Mı Çıktı?


     Vostok gölünde neler oluyor? Hitler'in Gizli Üssü Açığa Mı Çıktı?


    İstasyon bilgileri

    http://www.aari.nw.ru/projects/Antarctic/stations/vostok/vostok_en.html

    ABD ve Rusya nın üzerinde çalıştığı Vostok gölünde ABD nin daha önceki sondaj çalışmaları sırasında zaman kayması olduğu ve araştırmanın durdurulduğu bildirilmişti.Rusya ise uzun zamandır 4.000 metrelik buzu daha geniş bir şekilde delme girişimi devam ediyordu.

    -89 C derece sıcaklıkta kayıp olan bilim adamlarının göle çok yaklaşmış oldukları hatta radyo sinyalleri ile gölü taramaya başladıkları bildirilmişti.

    Haber kaynağı ;

    http://www.dailymail.co.uk/sciencetech/article-2095193/Lake-Vostok-Russian-scientists-verge-drilling-Antarctic-lake-hidden-ice-20MILLION-years.html

    Haberde yer alan ” Yaratık ” kavramı özellikle dikkat çekici…

    Vostok gölünün beklenen kutup değişimine ışık tutacağı daha önce kutup bölgesi olmayan bir alan olarak düşünülen antartikanın durumuda gün ışına kavuşacaktı.

    Bilim adamlarının bulunması Vostok gölündeki sırlarıda ortaya çıkaracak.

    Ayrıntılı bilgi için;

    http://www.ntvmsnbc.com/id/25319929/



    _____________________________




  • ılgımı ceken konulardan bırısı. bır pılot vardı, uçağı ıle kutupta bır yere ulaştığı ve burada apayrı bır dunya ve yaratıklarla karsılastığını anlatan. kutuplar gızemını ısrarla suruduruyor bence
    _____________________________
  • elektromanyetik girdap tarafından yutulmuş olabilirler.
    Şu anda moleküllerine ayrılmış olabilirler
    Ya da zaman içerisinde ileriye veya geriye gitmiş olabilirler.
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: antonidas

    elektromanyetik girdap tarafından yutulmuş olabilirler.
    Şu anda moleküllerine ayrılmış olabilirler
    Ya da zaman içerisinde ileriye veya geriye gitmiş olabilirler.
    İlginç bir konu
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: yetter

    ılgımı ceken konulardan bırısı. bır pılot vardı, uçağı ıle kutupta bır yere ulaştığı ve burada apayrı bır dunya ve yaratıklarla karsılastığını anlatan. kutuplar gızemını ısrarla suruduruyor bence

    Amiral Byrd'ın dünyanın içinde yer alan kenti buluşunun akıl almaz hikayesi
    Kutbun ötesindeki ülke
    Bu anılar 1947 yılının Şubat ve Mart aylarında yazıldı.
    Kutup Kaşifi Amiral Byrd´ün içinde bulunduğu koşullar dayanılabilir ve güvenilirdi. Başka kişiler tarafından da bir hayal olayının yaşanmadığı yönünde güvence verildi. Yazılanlar, Amiral´in birebir sözcükleridir. Kuzey Kutbu´nun uzun bir gecesinde yazılmış ve ciddi bir kaşifin ve bilim adamının parlak gün ışığı altında yaşadığı gerçeği anlatmaktadır.
    Yayınlayan: Dr. William Bernard Ph.d., D.D.
    Admiral Richard B. Byrd´ün Günlüğü Şubat-Mart 1947
    "Kuzey Kutbu´nda bir keşif uçuşu
    İç Dünya; Benim Gizli Günlüğüm"
    Bu günlüğü gizlilik içinde yazmalıyım. Yazdıklarım Arktik´de 1947 yılı Şubat´ının 19. gününde yaptığım uçuşla ilgili. Zamanı geldiğinde, muhakkak insanlar daha akıllı olacaklar ve kaçınılmaz gerçeği kabul edecekler. Yazdıklarımı açıklamak özgürlüğüne sahip değilim, belki de bunlar asla toplumsal bir incelemenin ışığını asla göremeyecektir ama birgün herkesin okuyabilmesi için bunları kaydetmek benim görevim. Bu açgözlü ve sömürücü dünyada kesin eminim ki, insanoğlu gerçekleri daha fazla bastıramayacaktır.
    Bu olayın yaşandığı yerleri gösteren haritayı görmek için tıklayın
    "Uçuş Seyir Defteri" 19 Şubat 1947-Artrik Üssü Kampı
    Saat 06:00: Tüm hazırlıklar tamamlandı. Kuzeye doğru uçacağım, tüm yakıt depoları dolduruldu.
    Saat 06:20: Sancak motoru daha güçlü gibi. Ayarlama yaptık, şimdi daha iyi.
    Saat 07:30: Üsle radyo ilişkisi kontrolu yaptık. Herşey yolunda. Telsizcim memnun.
    Saat 07:40: Sancak motorunda zayıf bir akıntı var gibi. Yağ basıncı normal.
    Saat 08:00: Uçuyorum. Uçuş normal görünüyor. 7.000 metrede uçuyorum. Türbulans normal. Herşey yolunda.
    Saat 08:15: Üsle telsiz kontrolu normal.
    Saat 08:30: Türbulans oluştu. Bin metreye kadar inmeye karar verdim, uçuş koşulları yumuşak görünüyor.
    Saat 09:10: Çok büyük bir buz alanı, altta kar yağıyor. Görüntü muhteşem. Kırmızıdan mora kadar tüm renkleri görüyorum. Pusula olduğu yerde dönüp duruyor, üsle tekrar ilişki kurduk ve gördüklerimi anlatım.
    Saat 09:10: Her iki pusulam da yani manyetik ve gyro pusulalar dengelerini iyice yitirdiler, titreşip duruyorlar. Güneş pusulasını kullanıyorum. Kontrollar yavaş tepki veriyorlar ama bir buzlanma belirtisi yok.
    Saat 09:15: Uzakta dağlar görüyorum.
    Saat 09:49: Dağları gördüğümden bu yana 29 dakika geçti. Görsel bir yanılgı yok. Bunlar birer dağ ve daha hiç görmediğim bir sıradağ halindeler.
    Saat 09:55: Altimetre 8.900 metreyi gösteriyor; güçlü bir türbulans var.
    Saat 10:00: Hala kuzeye doğru uçuyorum ve altımda küçük bir dağ sırası var, bunu tanımlıyorum ve soruşturmam gerek çünkü böyle bir dağ oluşumu haritalarda yok. O da ne? Dağların arasında ve tam ortada küçük bir nehir akıyor, aşağıda yeşil bir vadi olamaz. Burada garip ve normal olmayan birşeyler var. Buz ve kar olmalıydı ama ben dağların yamaçlarında yeşil ormanlar görüyorum. Yön bulma araçlarım hala çılgınca dönüyorlar. Jiroskop hala öne ve arkaya doğru titreşip duruyor.
    Saat 10:05: Dörtbin metreye indim ve alttaki vadinin üzerinde sola doğru sert bir dönüş yaptım. Aşağıda yeşille örülmüş bir alan var. Burada ışık farklı, güneşi göremiyorum. Sola biraz daha döndüm ve aşağıda çok büyük garip hayvanlar gördüm. File benziyorlar ama hayır bunlar birer mamut. İnanılmaz ama oradalar. 3.000 metredeyim, dürbünle bakıyorum ve hayvanlar görüyorum; oradalar. Mamutlara çok benziyorlar. Bunu üsse bildirmemiz gerek.
    Saat 10:30: Yeşil renkli tepelere yaklaşıyorum. Dış ısı, termometrenin gösterdiğine göre 23 derece. Düz olarak uçmaya devam ediyorum. Göstergeler normal ama ben bir bulmacanın içindeyim. Yine üssü arıyoruz ama telsiz çalışmıyor.
    Saat 11:30: Eğer normal kelimesini bu ortamda kullanırsam herşey yolunda. İlerde bir yer var, sanki bir kente benziyor. Uçak çok hafifledi, bir tüy gibi dalgalanarak uçuyor, kontrollar emirlerimi dinlemiyorlar. Tanrım!, Normal tepkiler vermeyen bir araç içinde uçuyorum ve yeterince hızlı değilim ama ilerde uçan garip bir araç var. Disk şeklinde ve parlak. Bana doğru yaklaşıyor,üzerindeki işareti görüyorum; bu bir gamalı haç. Fantastik! Neredeyiz? Ne oluyor? Kontrolları geri almaya çalışıyorum. Ama olmuyor, kontroller isyan ediyorlar.
    Saat 11:35: Telsizden çatırdılar geliyor, İngilizce bir ses ama derinlerden geliyor. Aksan İsveç ya da Alman. Şöyle diyor; "Bölgemize hoşgeldiniz Amiral. Sizi yedi dakika içinde indireceğiz. Güvenli ellerdesiniz. Rahat olun." Uçağımın motorları durdu, garip bir gücün kontrolu altında uçmaya devam ediyorum. Şimdi uçağım kendi çevresinde dönmeye başladı.
    Saat 11:40: Bir diğer telsiz mesajı. İniş olayı başladı. Uçak şiddetle titriyor, aşağıya doğru iniyor, sanki görünmeyen dev bir asansörün içinde gibiyim. Artık çok rahatım, birşey umurumda değil. Hafif bir sarsıntıyla uçağım yere temas ediyor.
    Saat 11:45: Günceme aceleyle son cümleleri yazıyorum. Uçağıma doğru gelenler var; hepsi uzun boylu ve sarı saçlılar. Uzakta büyük ve parlak binaların bulunduğu bir kent var, gökkuşaklarına benzer renk dalgaları nabız gibi atarcasına kentin üzerinde yükseliyor. Ne olduğunu anlamış değilim ama ortada tehlikeli birşey yok, hiçbir silah görmüyorum. Kargo kapısını açarken bir sesin ismimi söylediğini duyuyorum. Herşeye razıyım.(Kaydın sonu)


    Kristal kente giriyorum...
    Bundan sonra olanları hafızama güvenerek yazdım. Hayal gücümü zorlamam gerekiyor, bütün bunlar çılgınca ve olmaması gereken şeyler. Telsizcimle beraber uçaktan çıktık, içten ve samimi bir karşılama bu. Tekerlekleri olmayan küçük bir platformun üstüne bindik. Şimdi hızla parlayan kente doğru gidiyoruz, kent sanki kristalden yapılmış gibi, içeri girerken daha önce hiç görmediğim büyüklükte binalar görüyorum. Bu yapılar Frank Lloyd Wright´ın (Dönemin ünlü sürrealist mimarı) çizimlerinin ötesinde. Ya da bir Buck Rogers filminin setindeyim (Yine dönemin sinemasında canlandırılan bir bilim kurgu kahramanı). Daha önce hiç tatmadığım sıcak içecekler ikram ediliyor, çok lezzetliler. On dakika kadar sonra iki hostes geliyor, çok güzeller ve kendileriyle beraber gelmemi söylüyorlar. Yapacak birşey yok, gidiyorum ama telsizcim kalıyor. Kısa bir yürüyüşten sonra asansöre benzer bir yere giriyor, aşağıya doğru inmeye başlıyoruz, araç duruyor ve kapı yukarıya doğru sessizce açılıyor. Uzun bir koridorda ilerliyoruz, gülkurusu renkte bir ışık heryerden yayılıyor, sanki duvarların içinden geliyor. Büyük bir kapının önünde duruyoruz. Kapının üzerinde okuyamadığım bir yazı var, kapı ses çıkarmadan açılıyor, girmem için işaret ediliyor. Hosteslerden bir tanesi; "Korkacak birşey yok Amiral, Üstad´ın huzuruna kabul edileceksiniz." diyor.
    Üstad´ın mesajı
    İçeri giriyorum, çarpıcı renkler görüyorum, oda büyüleyici ve çok etkileyici. Karşımda çok güzel bir insan var, gördüklerimi anlatamıyorum, bildiğim sözcükler buna yeterli değil. İnsan gibi ama çok daha ötesinde, huzur ve mutluluk yayıyor. Düşüncelerim kesiliyor, melodik ve sıcak bir sesle konuşuyor; "Yerimize hoş geldiniz Amiral" O, bir erkek, yüzünde çok uzun yılların izleri var, uzun bir masada oturuyor sonra kalkıp, bana oturmam için gösteriyor. Oturuyoruz, bana bakıp gülümsüyor ve yine o yumuşak ve melodik sesle konuşuyor; "Sizin buraya girmenize izin verdik çünkü siz dünyanın yüzeyinde tanınan asil birisiniz." Dünyanın yüzeyi mi? diyor ve soluğumu tutuyorum. Gülümsüyor ve; "Evet, şu anda İç Dünya´nın Arianni bölgesindesiniz. Sizi görevinizden fazla alıkoymayacağım, güvenle yüzeye geri döneceksiniz. Ama şimdi Amiral sizi neden buraya çağırdığımızı söyleyeceğim. Irkınızın Japonya´da Hiroshima ve Nagasaki´de patlattığı ilk atom bombalarıyla çok ilgiliyiz. Bu nedenle alarma geçtik ve uçan araçlarımızı yolladık, biz bunlara ´Flugelrad´ diyoruz. Sizi gözlüyorlar ve ırkınızın yüzeyde ne yaptığını araştırıyorlar. Bütün bunlar geçmişte kaldı Amiral ama biz devam etmek zorundayız. Irkınızın savaşlarına ve barbarlığına daha önce hiç karışmadık ama şimdi durum farklı. İnsanlık için uygun olmayan doğal bir gücü yani atomik enerjiyi öğrendiniz. Özel görevlilerimiz dünyanızdaki güçlere mesajlar veriyorlar ama henüz bir tepki vermediler. Şimdi sizi dünyamızın varlığını gören bir tanık olarak seçtik. Irkınızdan binlerce yıl daha eski olan kültürümüzü, bilimimizi göreceksiniz Amiral." Sözünü kesiyor ve benimle ne yapacaklarını soruyorum.
    Zamanı geldiğinde...
    Üstad delici bakışlarıyla sanki düşüncelerimi okuyor ve bir zaman sonra cevap veriyor; "Irkınız şu anda dönüşü olmayan noktaya ulaştı. Aranızda ellerindeki gücü bırakmaktansa, dünyayı yok etmeyi göze alacak olanlar var." Başımı sallıyorum ve devam ediyor; "1945´de ve sonrasında ırkınızla ilişki kurmaya çalıştık ama düşmanca davranıldı, Flugelrad´larımıza ateş açılıp, düşürüldüler. Savaş uçaklarınız, kötü amaçlarla düşmanca davranarak bizimkileri kovaladılar. Şimdi sana şunu söylüyorum oğlum; dünyanızda çok büyük bir kötülük fırtınası oluşmakta, kara bir öfke ve şiddet yıllardır hiç eksilmeden, artarak birikiyor. Silahlanmanızın bir anlamı yok, biliminizde güvenli bir yer yok. Kültürünüzde açan her çiçek, öfke ve hiddetle ezilip, yok ediliyor, tüm insan canlılar derin bir kaosun içine düştüler. Yaşadığınız son savaş daha sonra ırkınızın başına geleceklerin sadece bir başlangıcı. Biz burada her geçen saat durumu daha açık görüyoruz. Söylediklerimde bir yanlış var mı?" Hayır, bu eskiden de oldu, karanlık çağlar geldi ama beşyüz yıl önce sona erdi, diyorum. Üstad devam ediyor; "Evet, oğlum. Karanlık çağlar asıl şimdi ırkınızın üzerine geliyor, karanlık dünyayı bir örtü gibi örtecek ama inanıyorum ki ırkınızdan bazıları yaşamayı başaracaklar ama buna daha zaman var, fazlası söylenmemeli. Çok uzaklarda ırkınızın yıkıntıları arasından yeni bir dünya doğacak, kayıp efsanevi hazineleri arayacaklar ve oğlum bizim korumamızda güvenlikte olacaklar. Zamanı geldiğinde biz ırkınıza ve kültürünüze yardım edeceğiz, belki savaşın ve çekişmelerin boşyere olduğunu birgün öğreneceksiniz, ancak bundan sonra ırkınız tekrar kültürü ve bilimi elde edebilecek. Şimdi oğlum, bu mesajla beraber yüzeye dönebilirsin."
    Ve dönüş
    Bu sözlerle beraberliğimiz sona ermiş gözüküyor. Bir an için duruyorum, bu bir rüya olmalı ama ben bu gerçeği biliyordum. İki güzel hostesimin gelip "Bu yoldan Amiral" demeleriyle kendime geldim. Çıkmadan evvel bir kez daha dönüp Üstad´a bakıyorum. O mitolojik yüzde yumuşacık gülümseme var; "Elveda oğlum" diyor ve ince uzun elini kaldırarak bir barış hareketi yapıyor. Hızla geri dönüyor ve yukarı çıkıyoruz. Hosteslerimin birisi bana dönüyor ve; "Acele etmeliyiz Amiral. Üstad, sizi geciktirmememizi istedi, mutlaka geri dönmeli ve mesajı vermelisiniz." Birşey demiyorum. Olan herşey inancın ötesinde. İlk geldiğimiz yere dönüyoruz, telsizcim orada, çok gergin ve yüzünde endişeli bir ifade var. Ona herşey yolunda Howie, diyerek sakinleştiriyorum. Yine uçan platformla uçağımızın yanına götürülüyoruz. Motorlar çalışmıyor, hemen biniyoruz. Kapı kapandıktan sonra görünmeyen güç, uçağı kaldırıp bir anda 8.000 metreye çıkarıyor. Onların araçlarından iki tanesi belli bir uzaklıktan bizi izliyor. Çok hızlı gidiyoruz ama hız göstergesini okuyamıyorum, ileriye doğru gidiyoruz. Telsiz çalışıyor ve bir ses; "Şimdi sizi terk ediyoruz Amiral, kontrollar serbest. Auf Wiedersehen!!!!" diyor. Almanca bir veda. Howie ve ben flugelrad´ların soluk mavi gökte kaybolmalarını izliyoruz. Uçağım birden sarsılıyor ve aşağıya doğru dalışa geçiyor. Toparlanıyor ve kontrolu alıyoruz. Şimdi uçuş normal, kimse konuşmuyor, ikimiz de kendi düşüncelerimizle başbaşayız.
    Güncenin devamı
    Saat 22:00: Yine sonsuz buz ve kar çölündeyiz. Üsse uzaklığımız yaklaşık 27 dakika. Haberleşiyoruz, cevap geliyor. Bütün koşullar normal. Üstekiler bizden haber aldıkları için çok mutlular.
    Saat 22:00: Üsse yumuşak iniş yapıyoruz. Bir görevi bitirdim ama çok daha büyük bir görev şimdi beni bekliyor...
    Kaydın sonu
    11 Mart 1947´de Pentagon´da bir toplantıda hazır bulundum. Olanları anlattım, keşfimi açıkladım ve Üstad´ın mesajını aktardım. Herşey gereğince kaydedildi. Başkan´a bilgi aktarıldı Ama geciktirildiğimi veya alıkonduğumu hissediyorum. Yüksek Güvenlik Örgütü ve bir tıb ekibi ile uzun görüşmeler yaptırdılar, bir kasıt algılıyorum. Büyük bir sıkıntı içindeyim, ABD Ulusal Güvenlik koşulları gereğince, sıkı kontrol altındayım. Ve sonunda emri aldım; bildiğim her konuda kesin olarak sessiz kalmam isteniyor, bunu insanlık adına yapacakmışım. İnanılmaz ama ben bir askerim ve emirlere uymaktan başka yapacak birşeyim yok.
    30/12/56: Son sözler
    1947´den bu yana yıllar geçti. Günlüğümü tamamlamam gerekiyor. Kapatırken, kendimden eminim. Bu sırrı yıllar boyunca inançla sakladım. Bu benim tüm moral değerlerime ve haklarıma karşıydı. Şimdi sonsuz gecenin geldiğini hissediyorum ve bu sır benimle beraber ölmemeli. Ama gerçek eninde sonunda galip gelecek. İnsanlığın tek umudu bu. Gerçeği görüyorum ve ruhum bir an önce serbest kalmak için çırpınıyor. Askeri canavarlığın kalbi olan endüstri için görevimi yaptım. Şimdi uzun gece başlıyor ama bu bir son olmayacak. Uzun Artrik gecesinde olduğu gibi, gerçeğin parlak güneş ışığı yine gelecek ve karanlıklardan ışık doğacak. Çünkü ben Kutbun ötesinde varolan ülkede en büyük bilinmeyeni gördüm.
    Amiral Richard E. Byrd
    ABD Deniz Kuvvetleri 24 Aralık 1956
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: xmonte

    quote:

    Orijinalden alıntı: yetter

    ılgımı ceken konulardan bırısı. bır pılot vardı, uçağı ıle kutupta bır yere ulaştığı ve burada apayrı bır dunya ve yaratıklarla karsılastığını anlatan. kutuplar gızemını ısrarla suruduruyor bence

    Amiral Byrd'ın dünyanın içinde yer alan kenti buluşunun akıl almaz hikayesi
    Kutbun ötesindeki ülke
    Bu anılar 1947 yılının Şubat ve Mart aylarında yazıldı.
    Kutup Kaşifi Amiral Byrd´ün içinde bulunduğu koşullar dayanılabilir ve güvenilirdi. Başka kişiler tarafından da bir hayal olayının yaşanmadığı yönünde güvence verildi. Yazılanlar, Amiral´in birebir sözcükleridir. Kuzey Kutbu´nun uzun bir gecesinde yazılmış ve ciddi bir kaşifin ve bilim adamının parlak gün ışığı altında yaşadığı gerçeği anlatmaktadır.
    ............................

    güzel bir hikaye, güzel paylaşım.
    Yüzüklerin Efendisi'nde bir söz vardır; gerçek efsaneye, efsane de masala dönüştü.
    Bir çok yerde iç dünyada farklı bir yaşam olduğuna dair yorumlar var.
    Kapitalist düzen bizi öyle bir bağlıyor ki, hayata doğru düzgün bakamadan ölüp gidiyoruz.
    İşin kötüsü herkesi kendimiz gibi sanıyoruz.
    Uzaylılar varsa, neden yüksek teknolojileriyle, gelip dünyayı ele geçirmiyorlar, insanları köle yapmıyorlar diye düşünülüyor.
    İnsanlık şunu anlayamıyor, her medeniyet güce tapmak zorunda değildir, her medeniyet yükselmek için diğerlerini çiğnemek zorunda da değildir. Sadece biz böyleyiz, herkesi de kendimiz gibi sanıyoruz.
    < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: antonidas

    quote:

    Orijinalden alıntı: xmonte

    quote:

    Orijinalden alıntı: yetter

    ılgımı ceken konulardan bırısı. bır pılot vardı, uçağı ıle kutupta bır yere ulaştığı ve burada apayrı bır dunya ve yaratıklarla karsılastığını anlatan. kutuplar gızemını ısrarla suruduruyor bence

    Amiral Byrd'ın dünyanın içinde yer alan kenti buluşunun akıl almaz hikayesi
    Kutbun ötesindeki ülke
    Bu anılar 1947 yılının Şubat ve Mart aylarında yazıldı.
    Kutup Kaşifi Amiral Byrd´ün içinde bulunduğu koşullar dayanılabilir ve güvenilirdi. Başka kişiler tarafından da bir hayal olayının yaşanmadığı yönünde güvence verildi. Yazılanlar, Amiral´in birebir sözcükleridir. Kuzey Kutbu´nun uzun bir gecesinde yazılmış ve ciddi bir kaşifin ve bilim adamının parlak gün ışığı altında yaşadığı gerçeği anlatmaktadır.
    ............................

    güzel bir hikaye, güzel paylaşım.
    Yüzüklerin Efendisi'nde bir söz vardır; gerçek efsaneye, efsane de masala dönüştü.
    Bir çok yerde iç dünyada farklı bir yaşam olduğuna dair yorumlar var.
    Kapitalist düzen bizi öyle bir bağlıyor ki, hayata doğru düzgün bakamadan ölüp gidiyoruz.
    İşin kötüsü herkesi kendimiz gibi sanıyoruz.
    Uzaylılar varsa, neden yüksek teknolojileriyle, gelip dünyayı ele geçirmiyorlar, insanları köle yapmıyorlar diye düşünülüyor.
    İnsanlık şunu anlayamıyor, her medeniyet güce tapmak zorunda değildir, her medeniyet yükselmek için diğerlerini çiğnemek zorunda da değildir. Sadece biz böyleyiz, herkesi de kendimiz gibi sanıyoruz.

    Alıntıları Göster
    YORUM VE ELLERINIZE SAGLIK ARKADASLAR, tamamladınız benı ve dusuncelerımı.
    _____________________________




  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • quote:

    Orijinalden alıntı: yetter

    YORUM VE ELLERINIZE SAGLIK ARKADASLAR, tamamladınız benı ve dusuncelerımı.

    Alıntıları Göster
    Hitler le bir alakası olduğunu sanmıyorum. Ayrıca böyle fantastik hikayelerede saçma geliyor bana. Buzun altında bir göl hepsi bu.
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Redunay

    Hitler le bir alakası olduğunu sanmıyorum. Ayrıca böyle fantastik hikayelerede saçma geliyor bana. Buzun altında bir göl hepsi bu.

    Alıntıları Göster
    Hitler ile ne alakası var?
    _____________________________
  • 11:30 ile başlayan paragrafı okursanız, gamalı haçtan bahsedildiğini görebilirsiniz.
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: xmonte

    quote:

    Orijinalden alıntı: yetter

    ılgımı ceken konulardan bırısı. bır pılot vardı, uçağı ıle kutupta bır yere ulaştığı ve burada apayrı bır dunya ve yaratıklarla karsılastığını anlatan. kutuplar gızemını ısrarla suruduruyor bence

    Amiral Byrd'ın dünyanın içinde yer alan kenti buluşunun akıl almaz hikayesi
    Kutbun ötesindeki ülke
    Bu anılar 1947 yılının Şubat ve Mart aylarında yazıldı.
    Kutup Kaşifi Amiral Byrd´ün içinde bulunduğu koşullar dayanılabilir ve güvenilirdi. Başka kişiler tarafından da bir hayal olayının yaşanmadığı yönünde güvence verildi. Yazılanlar, Amiral´in birebir sözcükleridir. Kuzey Kutbu´nun uzun bir gecesinde yazılmış ve ciddi bir kaşifin ve bilim adamının parlak gün ışığı altında yaşadığı gerçeği anlatmaktadır.
    ...................................

    oley be yıllardan sonra amerikalı olmayan ve ingilizce konuşmayan uzaylılar.artık ölsemde gam yemem...
    < Bu mesaj bir yönetici tarafından değiştirilmiştir >
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: ilkerinanç

    quote:

    Orijinalden alıntı: xmonte

    quote:

    Orijinalden alıntı: yetter

    ılgımı ceken konulardan bırısı. bır pılot vardı, uçağı ıle kutupta bır yere ulaştığı ve burada apayrı bır dunya ve yaratıklarla karsılastığını anlatan. kutuplar gızemını ısrarla suruduruyor bence

    Amiral Byrd'ın dünyanın içinde yer alan kenti buluşunun akıl almaz hikayesi
    Kutbun ötesindeki ülke
    Bu anılar 1947 yılının Şubat ve Mart aylarında yazıldı.
    Kutup Kaşifi Amiral Byrd´ün içinde bulunduğu koşullar dayanılabilir ve güvenilirdi. Başka kişiler tarafından da bir hayal olayının yaşanmadığı yönünde güvence verildi. Yazılanlar, Amiral´in birebir sözcükleridir. Kuzey Kutbu´nun uzun bir gecesinde yazılmış ve ciddi bir kaşifin ve bilim adamının parlak gün ışığı altında yaşadığı gerçeği anlatmaktadır.
    ...................................

    oley be yıllardan sonra amerikalı olmayan ve ingilizce konuşmayan uzaylılar.artık ölsemde gam yemem...

    Alıntıları Göster
    Arkadaşlar ben sadece bir akeri görevlinin günlüklerinde yer alan bir olayı alıntı yaptım. Doğru veya yanlış ama bu tip efsaneler mevcut. İnanıp inanmamak sizlere kalmıştır.

    Ama bence de yanlız değiliz.
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: xmonte

    Arkadaşlar ben sadece bir akeri görevlinin günlüklerinde yer alan bir olayı alıntı yaptım. Doğru veya yanlış ama bu tip efsaneler mevcut. İnanıp inanmamak sizlere kalmıştır.

    Ama bence de yanlız değiliz.

    Alıntıları Göster
    Güney Kutbu'nda buz kütlesi altında gömülü 300'ü aşkın göl olduğu düşünülüyor. St Petersburg merkezli araştırma enstitüsünden mühendisler, ilk kez bu tip bir göle sondaj yapmayı başaran ekip olarak tarihe geçti.

    Vostok adlı gölün tahminen 20 milyon yıldır dünyanın atmosferiyle temasa geçmediği açıklandı. Gölden alınan numunelerin Güney Kutbu'nun geçmişteki yapısı ve iklimi hakkında kilit önemde ipuçları vermesi bekleniyor. Aynı zamanda, buzların altında gömülü sıvı su kütlesinde ne tip canlı organizmalarla karşılaşılacağı da büyük merak konusu.

    Gözlemciler, Rus ekibin başarısını Kutuplar'daki en önemli keşiflerden biri olarak tanımlıyor. Sıcaklığın eksi 90 dereceye dek düştüğü bir ortamda çok zor şartlar altında çalışan Rus mühendisler, kilometrelerce kalınlıktaki buz tabakasının dibinde Lüksemburg'un yaklaşık altı katı büyüklüğünde bir gölün yattığını radarlarla tespit etti.

    Bu derinlikte suyun sıvı halde bulunması, daha derindeki kaya yatağının sıcaklığına ve üstteki buz tabakasının uyguladığı muazzam büyüklükteki basınca bağlanıyor.

    Milyonlarca yıldır atmosferle temasa geçmeyen göldeki mikroorganizmaların bu zaman zarfında dünyadakinden çok daha farklı bir evrim sürecine uğradığı ve yeni şekiller aldığı tahmin ediliyor.

    Numuneler üzerindeki araştırma, dünya dışında hayatın nasıl şekillenebileceği konusunda ipuçları verebilir.

    Şayet Vostok Gölü'nde canlı varlıklar bulunursa, Jüpiter'in buzla kaplı uydusu Europa'da ya da Satürn'ün yörüngesindeki Enceladus uydusunda da hayat olduğu varsayımı güç kazanacak. (BBC Türkçe)


    http://dunya.milliyet.com.tr/guney-kutbu-nda-buz-altinda-sakli-gole-ulasildi/dunya/dunyadetay/09.02.2012/1499938/default.htm
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: WirLieBen

    Güney Kutbu'nda buz kütlesi altında gömülü 300'ü aşkın göl olduğu düşünülüyor. St Petersburg merkezli araştırma enstitüsünden mühendisler, ilk kez bu tip bir göle sondaj yapmayı başaran ekip olarak tarihe geçti.

    Vostok adlı gölün tahminen 20 milyon yıldır dünyanın atmosferiyle temasa geçmediği açıklandı. Gölden alınan numunelerin Güney Kutbu'nun geçmişteki yapısı ve iklimi hakkında kilit önemde ipuçları vermesi bekleniyor. Aynı zamanda, buzların altında gömülü sıvı su kütlesinde ne tip canlı organizmalarla karşılaşılacağı da büyük merak konusu.

    Gözlemciler, Rus ekibin başarısını Kutuplar'daki en önemli keşiflerden biri olarak tanımlıyor. Sıcaklığın eksi 90 dereceye dek düştüğü bir ortamda çok zor şartlar altında çalışan Rus mühendisler, kilometrelerce kalınlıktaki buz tabakasının dibinde Lüksemburg'un yaklaşık altı katı büyüklüğünde bir gölün yattığını radarlarla tespit etti.

    Bu derinlikte suyun sıvı halde bulunması, daha derindeki kaya yatağının sıcaklığına ve üstteki buz tabakasının uyguladığı muazzam büyüklükteki basınca bağlanıyor.

    Milyonlarca yıldır atmosferle temasa geçmeyen göldeki mikroorganizmaların bu zaman zarfında dünyadakinden çok daha farklı bir evrim sürecine uğradığı ve yeni şekiller aldığı tahmin ediliyor.

    Numuneler üzerindeki araştırma, dünya dışında hayatın nasıl şekillenebileceği konusunda ipuçları verebilir.

    Şayet Vostok Gölü'nde canlı varlıklar bulunursa, Jüpiter'in buzla kaplı uydusu Europa'da ya da Satürn'ün yörüngesindeki Enceladus uydusunda da hayat olduğu varsayımı güç kazanacak. (BBC Türkçe)


    http://dunya.milliyet.com.tr/guney-kutbu-nda-buz-altinda-sakli-gole-ulasildi/dunya/dunyadetay/09.02.2012/1499938/default.htm

    Alıntıları Göster
    Merhaba,

    Bu vostok gölüne sondaj olayı ilgimi çekti. Tabiki gerekli önlemler ve araştırmalar bilim adamları tarafından yapılmıştır ancak kafama takılan bir nokta var. Üstünde 2.2 mil kalınlığında buz kütlesi yatan ve buna bağlı basınç sayesinde sıvı halde kalabilen bir su kütlesine sondaj ne kadar güvenlidir? Patlamaya veya basınca bağlı benzer olayları tetiklemez mi merak ediyorum doğrusu.
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Batu

    Merhaba,

    Bu vostok gölüne sondaj olayı ilgimi çekti. Tabiki gerekli önlemler ve araştırmalar bilim adamları tarafından yapılmıştır ancak kafama takılan bir nokta var. Üstünde 2.2 mil kalınlığında buz kütlesi yatan ve buna bağlı basınç sayesinde sıvı halde kalabilen bir su kütlesine sondaj ne kadar güvenlidir? Patlamaya veya basınca bağlı benzer olayları tetiklemez mi merak ediyorum doğrusu.

    Alıntıları Göster
    Patlama olmaz , sadece gazlar sıkıştırılıp ani bir durumda patlarlar çünkü hacimleri küçülmüştür ve yolunu bulduklarında genişlemek isteyeceklerdir... ama su konusunda durum tamamen farklıdır. suya ne kadar basınç uygulasanızda hacmini değiştiremezsiniz , serbest kalıncada bir patmala vs olmaz.

    ama şöyle birşey olabilir su içinde bulunan eriyik haldeki gazlar yeniden gaz hale gelip bir patlama yapabilir ama oda çok küçük ve çok çok yıkıma sebep olacak bir patlama olmayacaktır , birde suyun üzerindeki buzulun basıncının etkisiyle sonda yapılan yerde dışarı çıkmak isteyecek olması var.. patlama olmasa bile su , sonda noktasından dışarı çıkmak isteyecektir. buna nasıl bir çözüm bulacaklar gerçekten merak ediyorum. zira üstündeki basınç hala devam ediyor olacak ve dışarı çok büyük bir enerji ile fırlayacaktır.
    _____________________________
    .......:::::::ySn:::::::.......




  • quote:

    Orijinalden alıntı: antonidas

    11:30 ile başlayan paragrafı okursanız, gamalı haçtan bahsedildiğini görebilirsiniz.

    gamalı haç çok eski bir sembol.
    binlerce hatta onbinlerce yıllık yapıtların üzerinde gamalı haç var.
    bu arada dikili taşların altını çizmek isterim.bazı önemli kentlerde(coğrafi olarak dünyanın önemli enerji çıkışları olan yerlerde)muhakkak dikili taşlar var.
    fakat işin en enterasanı, sır olan bir şeyin,hangi dikili taşın altındaysa ;oradaki medeniyetin dünyaya hükmetmesi.
    mesela çok eskiye gitmeden, önceden romadaydı.roma imparatoluğu dünyayı hükmetti.doğu roma ile ıstanbula getirildi.fatih ıstanbulu fettetti.osmanlı dünyayı hükmetti.birinci cihan harbiyle (ki bence o harbin tek amacının o bilinmeyen sır içindi)wasingtona götürüldü.
    ve bence 2.dünya harbiyle kudüse götürülecekti ama....
    bunlar hayal gibi ama biraz araştırma yapıldığında gerçek olma ihtimalleri artıyor.
    düşünsenize çok değil sadece bundan 30 yıl önce tablet pc yi anlatabilirmiydik.
    peki piramitleri anlayabiliyormuyuz?
    _____________________________
    _-_ Bu çam çok kozak döktü. Osmanlı'yı çam bilirseniz yanılırsınız.Bu çam Osmanlı gibi çok kozak dötü.




  • quote:

    Orijinalden alıntı: Jeopol

    Bu mesaj silindi.
    En çok ilgimi çeken gelişmelerden birisi bir yandan 20 milyon yıldır yüzeyle temasa geçmemiş deniyor.Bu rakamı düşündüğünüzde çok çok büyük bir rakam tarihöncesi canlılar olabilir mi yada keşfedilmemiş mikroorganizmalar bunları merak ediyorum şimdilik.Yakında görürüz bunuda
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Guest-BF70E753C

    En çok ilgimi çeken gelişmelerden birisi bir yandan 20 milyon yıldır yüzeyle temasa geçmemiş deniyor.Bu rakamı düşündüğünüzde çok çok büyük bir rakam tarihöncesi canlılar olabilir mi yada keşfedilmemiş mikroorganizmalar bunları merak ediyorum şimdilik.Yakında görürüz bunuda

    Alıntıları Göster
    Gamalı haçın kökeni Hindistana dayanıyor diye biliyorum..

    Zaten millet şuna buna yok Hitler yok Naziler deyip duruyor..

    9 bilim adamı kaybolmuş deniyorda dağlarda ölen-kaybolan dağcılarda mı Hitler'in ufoları yok bilmem neleri yok ediyor ?
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: villager

    Gamalı haçın kökeni Hindistana dayanıyor diye biliyorum..

    Zaten millet şuna buna yok Hitler yok Naziler deyip duruyor..

    9 bilim adamı kaybolmuş deniyorda dağlarda ölen-kaybolan dağcılarda mı Hitler'in ufoları yok bilmem neleri yok ediyor ?

    Alıntıları Göster
    o derinlikte buzulların altında nasıl bu kadar sıcak bir yer bulunuyor? ilginç olan bu aynı zaman da amiralin günlüğünde geçen sıcak ortam ortamla uyuşması aklıma doğru olabileceğini getiriyor.
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: paintov

    o derinlikte buzulların altında nasıl bu kadar sıcak bir yer bulunuyor? ilginç olan bu aynı zaman da amiralin günlüğünde geçen sıcak ortam ortamla uyuşması aklıma doğru olabileceğini getiriyor.

    Alıntıları Göster
    Bana kayıp olan 9 bilim adamı ilgiyi arttırma çabası gibi geldi. Ya da yatırım alma taktiği. Siz ne derseniz..
    _____________________________
  • 
Sayfa: 123
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.