Şimdi Ara

Sicim Teorisi - Paralel Evrenler - 11. Boyut - SolucanDelikleri -- Muhteşem bir belgesel (6. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir (1 Mobil) - 1 Masaüstü1 Mobil
5 sn
130
Cevap
4
Favori
19.446
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: önceki 34567
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • quote:

    Orijinalden alıntı: speedy_

    bana göre kedi deneyi çift yarık deneyinden farklı bir durum; kedinin ölü veya diri olduğu kutuya baksak da bakmasak da belli sadece biz bilmiyoruz. yani kedinin ölü veya diri olduğu gerçek bir durum var ortada ama bunu biz bilemiyoruz. parçacık deneyinde ise arka panoya düşen parçaları gözleyerek elektronun davranışını gözleyebiliyoruz sorunumuz hangi yarıktan geçtiği, bilemediğimiz nokta bu. sonuç olarak hangi yarıktan geçtiğini öğrenmek istediğimizde arka panodaki tablo tamamen değişiyor.
    şimdi soru şu;
    hangi yarıktan geçtiğini görmek için yarıkların olduğu duvarın veya metal yüzeyin herneyse arkasına bir ışık kaynağı koyulduğunu biliyoruz. ışık kaynağı elektronun hangi yarıktan çıktığını bilmemizi sağlıyor. burada şöyle bir durum var. bilindiği gibi belirsizlik teorisindeki deneyde de parçacığın yerini belirlemek için bir foton gönderildiğinde bu elektronun hızını değiştiriyordu ve bizim parçacığın hızını tahmin etmemizi engelliyordu.
    çift yarık deneyinde de ışık kaynağı elektronun davranışını değiştirdiği için herhengi bir yarıktan geçmesini sağlamış olabilir mi?

    quote:

    Orijinalden alıntı: isis1982

    paralel evren yorumu:
    kısaca çifte yarık deneyinden bahsetmek istiyorum.fotonun, tanecikmi yoksa dalgamı olduğunu araştıran bilim adamları hem tanecik hemde dalga olduğunu görüyor.kısaca örnek vermek gerekirse (Schrödinger�n Kedisi)

    Dış ortamdan tamamen yalıtılmış -yani ne içerisinin dışarısı hakkında, ne de dışarısının içerisi hakkında görme, işitme, vs. nevinden bir bilgi edinebileceği- kapalı bir kutu düşünelim. Bu kapalı kutunun içine de öyle bir düzenek kurmuş olalım ki, % 50 ihtimalle çalışsın ve eğer çalışırsa harekete geçen bir çekiç, içi zehirli gaz dolu şişeyi kırsın. İşte Schrödinger�n Kedisi, böyle bir kutunun içinde kendi gerçekliğini sürdürmektedir. Soru, kedinin kutunun içinde sürdürdüğü bu gerçekliğin doğası üzerinedir; kapalı kutunun içindeki Schrödinger�n Kedisi ölü müdür, diri midir?

    bilinen evren yorumuna göre, kutu açılıp içine bakılıncaya kadar olasılıkların ikisi de gerçek değildir. Kutunun içindeki kedinin dalga fonksiyonu iki alternatif durumun üst üste binmiş hâlidir. Ne ölü ne canlı, hem ölü hem canlı�

    Paralel evrenler kuramına göre, evrenlerden birinde kutu açılır ve kedi ölü bulunur, diğerinde ise kutu açıldığında kedi canlı bulunur. Kutu açılmadan evvel kedi zaten evrenlerden birinde ölü, diğerinde canlı olduğundan dalga fonksiyonunun çökmesi diye bir şey söz konusu değildir.



    kedi deneyi sadece cifte yarık deneyindeki parçacıkların durumunu örnekleme için verilmiş bir düşünce.başka bir konuda mesela odadaki masanın üzerine bir kitap koyalım ve odadan çıkalım.bilinen fizikte dışarıdakine göre kitap hala masanın üzerindedir.ama kuantum fiziğine göre işler biraz değişir.buradaki kitabı tanecik olarak varsayarsak işte ozaman durum iyice karışır.
    _____________________________
    _-_ Bu çam çok kozak döktü. Osmanlı'yı çam bilirseniz yanılırsınız.Bu çam Osmanlı gibi çok kozak dötü.




  • kitap örneği mantıklı gelmedi bana. çift yarık deneyi bambaşka bi deney, parçacıkların ikili durumlarını gösteriyor. peki dalga özelliği gösteren parçacığı tanecik özelliği gösterip her atımda tek bir delikten geçmeye iten sebep yarıkların arkasına konan ışık kaynağı mı sizce?

    quote:

    Orijinalden alıntı: isis1982


    quote:

    Orijinalden alıntı: speedy_

    bana göre kedi deneyi çift yarık deneyinden farklı bir durum; kedinin ölü veya diri olduğu kutuya baksak da bakmasak da belli sadece biz bilmiyoruz. yani kedinin ölü veya diri olduğu gerçek bir durum var ortada ama bunu biz bilemiyoruz. parçacık deneyinde ise arka panoya düşen parçaları gözleyerek elektronun davranışını gözleyebiliyoruz sorunumuz hangi yarıktan geçtiği, bilemediğimiz nokta bu. sonuç olarak hangi yarıktan geçtiğini öğrenmek istediğimizde arka panodaki tablo tamamen değişiyor.
    şimdi soru şu;
    hangi yarıktan geçtiğini görmek için yarıkların olduğu duvarın veya metal yüzeyin herneyse arkasına bir ışık kaynağı koyulduğunu biliyoruz. ışık kaynağı elektronun hangi yarıktan çıktığını bilmemizi sağlıyor. burada şöyle bir durum var. bilindiği gibi belirsizlik teorisindeki deneyde de parçacığın yerini belirlemek için bir foton gönderildiğinde bu elektronun hızını değiştiriyordu ve bizim parçacığın hızını tahmin etmemizi engelliyordu.
    çift yarık deneyinde de ışık kaynağı elektronun davranışını değiştirdiği için herhengi bir yarıktan geçmesini sağlamış olabilir mi?

    quote:

    Orijinalden alıntı: isis1982

    paralel evren yorumu:
    kısaca çifte yarık deneyinden bahsetmek istiyorum.fotonun, tanecikmi yoksa dalgamı olduğunu araştıran bilim adamları hem tanecik hemde dalga olduğunu görüyor.kısaca örnek vermek gerekirse (Schrödinger�n Kedisi)

    Dış ortamdan tamamen yalıtılmış -yani ne içerisinin dışarısı hakkında, ne de dışarısının içerisi hakkında görme, işitme, vs. nevinden bir bilgi edinebileceği- kapalı bir kutu düşünelim. Bu kapalı kutunun içine de öyle bir düzenek kurmuş olalım ki, % 50 ihtimalle çalışsın ve eğer çalışırsa harekete geçen bir çekiç, içi zehirli gaz dolu şişeyi kırsın. İşte Schrödinger�n Kedisi, böyle bir kutunun içinde kendi gerçekliğini sürdürmektedir. Soru, kedinin kutunun içinde sürdürdüğü bu gerçekliğin doğası üzerinedir; kapalı kutunun içindeki Schrödinger�n Kedisi ölü müdür, diri midir?

    bilinen evren yorumuna göre, kutu açılıp içine bakılıncaya kadar olasılıkların ikisi de gerçek değildir. Kutunun içindeki kedinin dalga fonksiyonu iki alternatif durumun üst üste binmiş hâlidir. Ne ölü ne canlı, hem ölü hem canlı�

    Paralel evrenler kuramına göre, evrenlerden birinde kutu açılır ve kedi ölü bulunur, diğerinde ise kutu açıldığında kedi canlı bulunur. Kutu açılmadan evvel kedi zaten evrenlerden birinde ölü, diğerinde canlı olduğundan dalga fonksiyonunun çökmesi diye bir şey söz konusu değildir.



    kedi deneyi sadece cifte yarık deneyindeki parçacıkların durumunu örnekleme için verilmiş bir düşünce.başka bir konuda mesela odadaki masanın üzerine bir kitap koyalım ve odadan çıkalım.bilinen fizikte dışarıdakine göre kitap hala masanın üzerindedir.ama kuantum fiziğine göre işler biraz değişir.buradaki kitabı tanecik olarak varsayarsak işte ozaman durum iyice karışır.
    _____________________________
    Görelilik kadar görkemli bir fikir daha gelir mi bu dünyaya...




  • sayın speedy_
    çifte yarık deneyinde elektronların neye göre, tanecik yada frekans olduğunu bilemiyorum.ama şu gerçek ki bu elektronların gerçekten ne zaman frekans ve nezaman tanecik olacaklarını çok iyi biliyorlar.eğer bunlar bu işi bilemeselerdi şu anki madde alemi olamazdı.(yada hayalini bile edemeyeceğimiz bir şey olurdu.)işin tuhaf tarafı bilim adamları, anladığım kadarıyla bu elektronların neye göre tanecik neye göre frekans olduklarını çözüp akıllara zarar işler yapacaklar gibi.ama daha tuhaf birşey varsa bu elektronları her iki ihtimalden birini seçmeye iten (irade,akıl,güç yada kelimelerle anlatılamayan)bilim adamlarının bu durumu çözmesini engelliyor.çünkü elekronlar her yerde.bilim adamlarının beynindede var.bunu çözmeyi saglayacak olan beyindeki hücreler ,nöronlar,atomlar,elektronlar.ozaman düşünce boyutundada buvar.şimdi iyice kafa karıştı
    _____________________________
    _-_ Bu çam çok kozak döktü. Osmanlı'yı çam bilirseniz yanılırsınız.Bu çam Osmanlı gibi çok kozak dötü.




  • Bu kedi deneyinin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum : gözlemcinin ne gördüğü mü önemli yoksa gerçekte olan olay mı?

    Yan odadaki kedim ölecek olsa (Allah korusun elbette ) benim bunu bilip bilmememem kedinin ölmüş olduğu gerçeğini değiştirmez ki?

    Renk körü bir insan olarak ben ömrüm boyunca "yeşil" denilen rengi görmedim ama bu, yeşeil rengin var olmadığı anlamına gelmiyor ki..

    Oradaki kedinin ölüp ölmediğini gözlemcinin bilip bilmemesi aslında önemli değil. Deneyde Önemli olan kapalı kutuda ölü mü yoksa diri mi olduğu belli olmayan bir kedinin ölü ya da diri olduğu ihtimalini bilimsel bir şekilde formülüze edebilmek. Peki bu neden yapılır? Tabii ki görmediğimiz olaylar üzerinde matematiksel hesaplar yapabilmemzin yolunu açabilmek için.
    Yoksa elbette bu kainatta aynı anda hem yaşayan hem de ölü olan bir kedi yoktur. Gerçek şu ki kutudaki kedi de ya kesinlikle ölüdür ya da kesinlikle diridir ve bizim bundan habermizin olmayışı kedinin umrunda değildir.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi peacewolfus -- 26 Mayıs 2010; 2:40:46 >
    _____________________________
    I AM IN MY OWN LITTLE WORLD




  • quote:

    Orijinalden alıntı: peacewolfus

    Bu kedi deneyinin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum : gözlemcinin ne gördüğü mü önemli yoksa gerçekte olan olay mı?

    Yan odadaki kedim ölecek olsa (Allah korusun elbette ) benim bunu bilip bilmememem kedinin ölmüş olduğu gerçeğini değiştirmez ki?

    Renk körü bir insan olarak ben ömrüm boyunca "yeşil" denilen rengi görmedim ama bu, yeşeil rengin var olmadığı anlamına gelmiyor ki..

    Oradaki kedinin ölüp ölmediğini gözlemcinin bilip bilmemesi aslında önemli değil. Deneyde Önemli olan kapalı kutuda ölü mü yoksa diri mi olduğu belli olmayan bir kedinin ölü ya da diri olduğu ihtimalini bilimsel bir şekilde formülüze edebilmek. Peki bu neden yapılır? Tabii ki görmediğimiz olaylar üzerinde matematiksel hesaplar yapabilmemzin yolunu açabilmek için.
    Yoksa elbette bu kainatta aynı anda hem yaşayan hem de ölü olan bir kedi yoktur. Gerçek şu ki kutudaki kedi de ya kesinlikle ölüdür ya da kesinlikle diridir ve bizim bundan habermizin olmayışı kedinin umrunda değildir.


    bilim adamlarının burada araştırmak istedikleride bu zaten.
    şöyle örnek vereyim.hiç hayatınızda yeşil rengi görmediğiniz için yeşilin nasıl birşey olduğunu bilmiyorsunuz ve var olduğunu biliyorsunuz.eğer yeşili görseydiniz,şu an siz bu şekilde olmayabilirdiniz.daha farklı bir kişiliğe ve daha farklı bir düşünce yapısına sahip olurdunuz.düşündüğünüz,eyleme dönüşür ve maddeleride etkilemeye başlardınız.ve çevrenizde değişirdi.çevrenizin değişimi,yakılarınızın kişilik ve düşünceside değiştirir ve bu böyle zincirleme reaksiyon olarak giderdi.işte sizin yeşili görememeniz şu anı ve geleceği inşa ediyor.evreni.bilim adamlarıda bunu çözmeye çalışıyor.
    bilim adamlarıda kedi öldüğünde tekrar kediyi diriltip diğer ihtimali deneyemiyorlar.(kedi örneği burada çifte yarık deneyindeki elektronların tavırları)



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ıYı -- 26 Mayıs 2010; 3:30:40 >
    _____________________________
    _-_ Bu çam çok kozak döktü. Osmanlı'yı çam bilirseniz yanılırsınız.Bu çam Osmanlı gibi çok kozak dötü.




  • ben toparlayayım;
    çift yarık deneyinde feynman şöyle der; biz elektronu gözle göremediğimiz için dolayısıyla hangi yarıktan geçtiğini de gözle göremiyoruz, hangi yarıktan geçtiğini bilmek için ışık kaynağı koyduğumuzda artık hangi delikten geçtiğini biliriz, sonuç olarak da elektron artık ya sağ ya da sol delikten geçer çünkü artık nereden geçtiğini görebiliyoruz.
    daha sonra şöyle birşey düşünmüş feynman, eğer ışık kaynağı zarif elektronun doğasını etkileyebiliyosa ışık kaynağını biraz kısalım. yanlız burada şöyle bir sonuç oluşmuş. ışık kaynağını kıstığında ışık da parçacık gibi davranabildiğinden elektronlara bazen çarpmış bazen de çarpmamış. sonuç olarak elektronlara çarptığı yerlerde hangi yarıktan geçtiğini görmüş, çarpmadığında ise bunu görememiş ve elektronlar yine girişim modeli oluşturmuş.
    ışık kaynağının elektronu etkilememesi için başka bir yol bulmuş; bildiğimiz gibi ışık belli dalga boylarındaki elektromanyetik ışınımdır. dolayısıyla dalga boyunu arttırırsak ışığın frekansı azalır ve böylece elektronu etkilemeyebilir. bu nedenle ışığı 750 nanometre dalga boyunun ötesine taşıyıp kızıl ötesi hatta daha da ileri gidip radyodalgaları yollamaya başlamışlar elektronun üzerine. ancak çok ilginç birşey olmuş. elektromanyetik dalgaların boyu 2 yarık arası mesafeyi aştığında elektronun hangi yarıktan geçtiğini otomatik olarak bilememeye başlamışlar.
    sonuç şu; elektronun hangi yarıktan geçeceğini bilmeye karar verirsek onun hangi yarıktan geçtiğini biliriz. bilmek istemezsek de gerçekten bilemeyiz ve bu durum olasılıklar bütünü olarak kalır. böylece kuantum mekaniğinin en büyük anahtarı olan belirsizlik ilkesi çözülmesi imkansız bir biçimde kendini korur.

    quote:

    Orijinalden alıntı: isis1982

    sayın speedy_
    çifte yarık deneyinde elektronların neye göre, tanecik yada frekans olduğunu bilemiyorum.ama şu gerçek ki bu elektronların gerçekten ne zaman frekans ve nezaman tanecik olacaklarını çok iyi biliyorlar.eğer bunlar bu işi bilemeselerdi şu anki madde alemi olamazdı.(yada hayalini bile edemeyeceğimiz bir şey olurdu.)işin tuhaf tarafı bilim adamları, anladığım kadarıyla bu elektronların neye göre tanecik neye göre frekans olduklarını çözüp akıllara zarar işler yapacaklar gibi.ama daha tuhaf birşey varsa bu elektronları her iki ihtimalden birini seçmeye iten (irade,akıl,güç yada kelimelerle anlatılamayan)bilim adamlarının bu durumu çözmesini engelliyor.çünkü elekronlar her yerde.bilim adamlarının beynindede var.bunu çözmeyi saglayacak olan beyindeki hücreler ,nöronlar,atomlar,elektronlar.ozaman düşünce boyutundada buvar.şimdi iyice kafa karıştı
    _____________________________
    Görelilik kadar görkemli bir fikir daha gelir mi bu dünyaya...




  • elektron iki yarıktan aynı anda geçtimi o eletron frekans oluyor.yani enerji.elektron tek yarıktan geçtimi (sağdan yada soldan farketmez)o elektron tanecik oluyor.yani bilye gibi madde.bu elektronların hangi yarıktan nasıl geçtiğini gözlemlemek için ışık verildiğinde bu elektronların almış olduğu kararı değiştireceği için sizin dediğiniz gibi "belirsizlik ilkesi"oluyor.
    misal.bilgisayar vasıtasıyla keşvedilmiş internet evrenini ele alalım .(nede olsa bunu insanlar yaptığı için anlayabilmek daha kolay)
    internet evreninin elektronu sadece 0 ve 1 den ibaret.bu 0 ve 1 ler birleşerek,pc de hesap yapmamızı 3d animasyonlar geliştirmemizi,simulasyonlar düzenlememizi,oyun oynamamızı,internette sörf yapmamızı vb.bir çok şey yapmamızı sağlıyor.pc programcıları bu 0 ve 1 değerlerini değiştirerek pc aleminde her şeyi yapabiliyorlar.
    aynı şekilde kuantum fiziğine döndüğümüzde elektronun frekans ihtimalini seçmesini "0",tanecik ihtimalini seçmesinide "1" farzedelim.bu 0 ve 1 le bir araya gelerek önümdeki klavyeyi yada pencereden içeri sızan ışığı oluşturuyor.
    pc programcıları 0 ve 1 neye göre verdiklerini çok iyi biliyorlar.ama fizikciler elektronların 0 yada 1 olma ihtimalini neye göre aldıklarını bilemiyorlar.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi ıYı -- 26 Mayıs 2010; 14:19:18 >
    _____________________________
    _-_ Bu çam çok kozak döktü. Osmanlı'yı çam bilirseniz yanılırsınız.Bu çam Osmanlı gibi çok kozak dötü.




  • yanlış anlaşılma olmasın! elektronun hangi yarıktan geçeceğini bilmek için ışık verildiğinde elektron ya sağ ya da sol yarıktan geçer ve arka panoya çift çizgi bırakır yani bilya davranışı. ışık verilmediğinde ise elektronun hangi yarıktan geçtiğini bilemeyiz işimiz olasılıklara kalmıştır yani girişim modeli. burada olan olay şu aslında nerden geçtiğini görmek istersen işte ben buradan geçiyorum diyor elektron. ancak bunu öğrenmek istemiyorsan ben de sana söylemem o zaman diyor ve dalga modeli oluşuyor.

    quote:

    Orijinalden alıntı: isis1982

    elektron iki yarıktan aynı anda geçtimi o eletron frekans oluyor.yani enerji.elektron tek yarıktan geçtimi (sağdan yada soldan farketmez)o elektron tanecik oluyor.yani bilye gibi madde.bu elektronların hangi yarıktan nasıl geçtiğini gözlemlemek için ışık verildiğinde bu elektronların almış olduğu kararı değiştireceği için sizin dediğiniz gibi "belirsizlik ilkesi"oluyor.
    misal.bilgisayar vasıtasıyla keşvedilmiş internet evrenini oluşturan en (örnekle)elekronunu ele alalım.(nede olsa bunu insanlar yaptığı için anlayabilmek daha kolay)
    internet evreninin elektronu sadece 0 ve 1 den ibaret.bu 0 ve 1 ler birleşerek,pc de hesap yapmamızı 3d animasyonlar geliştirmemizi,simulasyonlar düzenlememizi,oyun oynamamızı,internette sörf yapmamızı vb.bir çok şey yapmamızı sağlıyor.pc programcıları bu 0 ve 1 değerlerini değiştirerek pc aleminde her şeyi yapabiliyorlar.
    aynı şekilde kuantum fiziğine döndüğümüzde elektronun frekans ihtimalini seçmesini "0",tanecik ihtimalini seçmesinide "1" farzedelim.bu 0 ve 1 le bir araya gelerek önümdeki klavyeyi yada pencereden içeri sızan ışığı oluşturuyor.
    pc programcıları 0 ve 1 neye göre verdiklerini çok iyi biliyorlar.ama fizikciler elektronların 0 yada 1 olma ihtimalini neye göre aldıklarını bilemiyorlar.
    _____________________________
    Görelilik kadar görkemli bir fikir daha gelir mi bu dünyaya...




  • quote:

    Orijinalden alıntı: speedy_

    yanlış anlaşılma olmasın! elektronun hangi yarıktan geçeceğini bilmek için ışık verildiğinde elektron ya sağ ya da sol yarıktan geçer ve arka panoya çift çizgi bırakır yani bilya davranışı. ışık verilmediğinde ise elektronun hangi yarıktan geçtiğini bilemeyiz işimiz olasılıklara kalmıştır yani girişim modeli. burada olan olay şu aslında nerden geçtiğini görmek istersen işte ben buradan geçiyorum diyor elektron. ancak bunu öğrenmek istemiyorsan ben de sana söylemem o zaman diyor ve dalga modeli oluşuyor.

    quote:

    Orijinalden alıntı: isis1982

    elektron iki yarıktan aynı anda geçtimi o eletron frekans oluyor.yani enerji.elektron tek yarıktan geçtimi (sağdan yada soldan farketmez)o elektron tanecik oluyor.yani bilye gibi madde.bu elektronların hangi yarıktan nasıl geçtiğini gözlemlemek için ışık verildiğinde bu elektronların almış olduğu kararı değiştireceği için sizin dediğiniz gibi "belirsizlik ilkesi"oluyor.
    misal.bilgisayar vasıtasıyla keşvedilmiş internet evrenini oluşturan en (örnekle)elekronunu ele alalım.(nede olsa bunu insanlar yaptığı için anlayabilmek daha kolay)
    internet evreninin elektronu sadece 0 ve 1 den ibaret.bu 0 ve 1 ler birleşerek,pc de hesap yapmamızı 3d animasyonlar geliştirmemizi,simulasyonlar düzenlememizi,oyun oynamamızı,internette sörf yapmamızı vb.bir çok şey yapmamızı sağlıyor.pc programcıları bu 0 ve 1 değerlerini değiştirerek pc aleminde her şeyi yapabiliyorlar.
    aynı şekilde kuantum fiziğine döndüğümüzde elektronun frekans ihtimalini seçmesini "0",tanecik ihtimalini seçmesinide "1" farzedelim.bu 0 ve 1 le bir araya gelerek önümdeki klavyeyi yada pencereden içeri sızan ışığı oluşturuyor.
    pc programcıları 0 ve 1 neye göre verdiklerini çok iyi biliyorlar.ama fizikciler elektronların 0 yada 1 olma ihtimalini neye göre aldıklarını bilemiyorlar.



    aynen dediğiniz gibi.bende zaten bunu anlatmaya çalışıyorum.ama işin gerçeği bunu bende anlamıyorumneden anlayamadığımı sorarsanız daha 2. boyuttayım.linki izlerseniz çok memlun olurum
    link:http://video.google.com/videoplay?docid=1524611116784934635#docid=-4002432143697748003
    _____________________________
    _-_ Bu çam çok kozak döktü. Osmanlı'yı çam bilirseniz yanılırsınız.Bu çam Osmanlı gibi çok kozak dötü.




  • evet bunu izledim hatta bunun içinde geçtiği bütün belgeseli izledim. güzel bi belgesel gerçi bazı şeyleri çok tekrar ediyor ama...
    izlemediysen the elegant universe.


    quote:

    Orijinalden alıntı: isis1982


    quote:

    Orijinalden alıntı: speedy_

    yanlış anlaşılma olmasın! elektronun hangi yarıktan geçeceğini bilmek için ışık verildiğinde elektron ya sağ ya da sol yarıktan geçer ve arka panoya çift çizgi bırakır yani bilya davranışı. ışık verilmediğinde ise elektronun hangi yarıktan geçtiğini bilemeyiz işimiz olasılıklara kalmıştır yani girişim modeli. burada olan olay şu aslında nerden geçtiğini görmek istersen işte ben buradan geçiyorum diyor elektron. ancak bunu öğrenmek istemiyorsan ben de sana söylemem o zaman diyor ve dalga modeli oluşuyor.

    quote:

    Orijinalden alıntı: isis1982

    elektron iki yarıktan aynı anda geçtimi o eletron frekans oluyor.yani enerji.elektron tek yarıktan geçtimi (sağdan yada soldan farketmez)o elektron tanecik oluyor.yani bilye gibi madde.bu elektronların hangi yarıktan nasıl geçtiğini gözlemlemek için ışık verildiğinde bu elektronların almış olduğu kararı değiştireceği için sizin dediğiniz gibi "belirsizlik ilkesi"oluyor.
    misal.bilgisayar vasıtasıyla keşvedilmiş internet evrenini oluşturan en (örnekle)elekronunu ele alalım.(nede olsa bunu insanlar yaptığı için anlayabilmek daha kolay)
    internet evreninin elektronu sadece 0 ve 1 den ibaret.bu 0 ve 1 ler birleşerek,pc de hesap yapmamızı 3d animasyonlar geliştirmemizi,simulasyonlar düzenlememizi,oyun oynamamızı,internette sörf yapmamızı vb.bir çok şey yapmamızı sağlıyor.pc programcıları bu 0 ve 1 değerlerini değiştirerek pc aleminde her şeyi yapabiliyorlar.
    aynı şekilde kuantum fiziğine döndüğümüzde elektronun frekans ihtimalini seçmesini "0",tanecik ihtimalini seçmesinide "1" farzedelim.bu 0 ve 1 le bir araya gelerek önümdeki klavyeyi yada pencereden içeri sızan ışığı oluşturuyor.
    pc programcıları 0 ve 1 neye göre verdiklerini çok iyi biliyorlar.ama fizikciler elektronların 0 yada 1 olma ihtimalini neye göre aldıklarını bilemiyorlar.



    aynen dediğiniz gibi.bende zaten bunu anlatmaya çalışıyorum.ama işin gerçeği bunu bende anlamıyorumneden anlayamadığımı sorarsanız daha 2. boyuttayım.linki izlerseniz çok memlun olurum
    link:http://video.google.com/videoplay?docid=1524611116784934635#docid=-4002432143697748003
    _____________________________
    Görelilik kadar görkemli bir fikir daha gelir mi bu dünyaya...




  • belgeselin tamamı için çok teşekür ederim sayın speedy_ .belgeseli izlememiştim.
    _____________________________
    _-_ Bu çam çok kozak döktü. Osmanlı'yı çam bilirseniz yanılırsınız.Bu çam Osmanlı gibi çok kozak dötü.
  • rica ederim, belgesel 3 bölümden oluşuyor.
    einstein's dream
    string's the thing
    welcome to 11th dimension

    3 ü de çok değerli konulardır.


    quote:

    Orijinalden alıntı: isis1982

    belgeselin tamamı için çok teşekür ederim sayın speedy_ .belgeseli izlememiştim.
    _____________________________
    Görelilik kadar görkemli bir fikir daha gelir mi bu dünyaya...
  • arkadaşlar video ların linkleri ölmüş bunları nerden bulabileceğimi söyleyebilirmisiniz
    _____________________________
  • _____________________________




  • çok güzel bir belgeseldi.buaradaki oaylaşımlarda o şekilde.Ama yinede big bang teorisinin açıklağa kavuşmasında yetersiz kalıyor
    _____________________________
    M kmm
  • Hani paralel evren doğru değildi ? Hatta bunu söyleyen adamda fantezidir normalde öyle birşey yok demişti ????
    _____________________________
    Dünyadaki en iyi kanal nat geo adventure
    Yönetici olduğum an bırakacağım siteyi.Yada hadi neyse 1-2 hafta sonra olsun.Biraz tadını çıkartalım.
  • belgeselleri indiriyorum. izledikten sonra buraya bi ara tekrar uğrarım. mesajları okudum kafam bulandı yine. sen benim aklıma mukayyet ol yarabbi



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Hobar -- 29 Ağustos 2010; 6:18:51 >
    _____________________________
  • teşekkür ederim El-Cezeri
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: GÜNAHSIZ_LORD

    Hani paralel evren doğru değildi ? Hatta bunu söyleyen adamda fantezidir normalde öyle birşey yok demişti ????


    Doğru olduğunu kim söylüyor ki?
    _____________________________
    dıgıdık dıgıdık dıgıdık iihühühü
  • quote:

    Orijinalden alıntı: metalok


    quote:

    Orijinalden alıntı: GÜNAHSIZ_LORD

    Hani paralel evren doğru değildi ? Hatta bunu söyleyen adamda fantezidir normalde öyle birşey yok demişti ????


    Doğru olduğunu kim söylüyor ki?


    Paralel evrenleri bilmem ama çoklu evren modeli kaçınılmaz bir sonuç gibi. Düşünelim. Şu anda bu evrenin bir yokluk içinde var olduğunu düşünüyoruz. Yani en nihayetinde evren veya onun içinde bulunduğu varsa daha üst evrenler bir yokluk içindeler. )Gerçi herbiri için tüm varlık kendileri.) O zaman şu basit sonuç karşımıza çıkıyor. Eğer bu evren hangi sebep ve şekilde olursa olsun yoklukta var olduysa, yoklukta da yer sınırı gibi bir sınır olmayacağına göre, aynı şekilde sonsuz evren sonsuz yokluk içinde var olmuş olmalı. Bunların bir biriyle hiçbir kesişimi olmasına da gerek yok, birbirlerinden haberdar olmalarına da gerek yok.

    Paralel evren ile anlatılmak istenen veya bu kapsamda tanımlanan çoklu evren yaklaşımı doğru olmayabilir ama bir şekilde sonsuz sayıda evren fikri uçuk değil hatta zorunluluk bence.
    _____________________________




  • 
Sayfa: önceki 34567
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.