M

Binbaşı
31 Mart 2008
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
1 üye
Görüntülenme
Toplam: 34 (Bu ay: 0)
Gönderileri
Merhaba,

Babam kurban bayramı dönüşümde Mercedes E180 aracı ile bölünmüş yolda giderken kavşaktan kontrolsüz çıkış yapan 70 yaşında bir amcanın kullandığı araç yandan çarpıyor. Sol yan boydan boya hasar görüyor. Bizim araçta kasko yok zorunlu sigorta var sadece. Karşı tarafta hem sigorta hem kasko var.

Aracı has otomotive çektik. Yan airbagler bile açmamasına rağmen 150 bin hasar çıktı.

Sorun şu kazayı yapalı 40-45 gün zaman geçmiş ve halen bize bir dönüş yapılmadı. Sigorta firmasını arayınca experi arayın diyorlar, experi arayınca araştırma devam ediyor diye sallıyor. Ben de haklarımı bilmediğim için bir şey diyemedim. Bu hafta avukata vermeyi düşünüyorum. Bu konuda tecrübeniz varsa paylaşırsanız sevinirim.
ALINTIDIR

1960’ta askeri komitenin direktifiyle üretilen Devrim otomobiliyle başlayan yerli otomobil üretme rüyamız zamanla kabusa dönüşmüştü. Anadol gibi markalar ise saman alevi gibi parlamaktan öteye geçmedi. Sonraki teşebbüsler de hep hüsranla neticelendi.


Yerli otomobil hükümetlerin de hep gündeminde oldu. Cumhurbaşkanı iktidara geldiğinden beri yerli otomobili üretecek babayiğitler aradığını söylüyordu. Ancak projeyi üstlenen çıkmıyordu.

Yakın zamanda Tübitak tarafından geliştirilen arabaların kamuflajlı görüntüleri paylaşılmıştı. Herkes “bu sefer oldu bu iş” derken bu projeden de beklenen netice çıkmadı.

Nihayetinde geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı’nın da katıldığı bir toplantı ile Anadolu Grubu, Vestel, BMC, Kıraça ve Turkcell firmaları yerli otomobil üretmek üzere toplanıp, projeye imzalarını attılar.



Peki yerli otomobil bugüne kadar niçin yapılamadı?

Pek çok teşviğe rağmen iş dünyasından bir hareket olmamasının bir sebebi var elbette. Otomotiv, rekabetin çok fazla ve acımasız olduğu bir sektör. Bir otomobilin geliştirme maliyeti 500 milyon doları buluyor. Bir de bunun üstüne yeni marka oluşturulması, satış ve satış sonrası hizmetlerin organize edilmesi, fabrika yapımı gibi ilk kuruluş giderleri de eklenince dev yatırım rakamları ortaya çıkıyor.

Bu yatırımın geri dönüşünün olabilmesi için çok yüksek satış adetlerine ulaşmak gerekiyor. Mevcut rekabet şartlarında iyi satış adetleri yakalamak da zor. Dolayısıyla firmaların niçin bu işe girişmediğini tahmin etmek zor değil.



Projeden Beklenen Faydalar

Ekonomimizin ciddi bir cari açık problemi olduğu uzun zamandır konuşuluyor. Cari açığı oluşturan kalemlerin belki de başında otomotiv sektörü geliyor. Bu pazarın ciddi bir kısmı ise ithal otomobillerden oluşmakta. Yerli otomobilin bu cari açığın düşmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

Projenin diğer bir faydası ise teknolojik; otomotiv piyasası bir “yıkıcı inovasyon” döneminden geçiyor. Elektrikli ve otonom sürüş(sürücüsüz otomobil) özelliğine sahip otomobillere geçiş devresindeyiz. Bu tarz yıkıcı inovasyon devirlerinde yeni firmalara da büyük şans doğuyor. Elektrikli olması planlanan yerli otomobil ile bu yeni teknolojileri uygulama ve takip etme şansını yakalayabiliriz.



Sektörün Dünyadaki Vaziyeti Nedir?

Proje için en büyük sıkıntının yeterli satış adedi yakalamak olduğunu belirtmiştik. Öyle ki, en büyük otomotiv firmaları dahi, ürün geliştirme maliyetini bölüşmek adına ortak platformda araç geliştiriyorlar. Fiat Fiorino, Peugeot Bipper, Citroen Nemo gibi…


Aynı araç üç farklı marka ile satılıyor
Yerli otomobil için en çok güvenilen alıcı şüphesiz kamu. Senelik 50.000 adetlik araç alımının tamamen yeni yerli otomobilden karşılanacağı söyleniyor. Burada atlanan ise şu; halihazırda kamu alımlarında zaten yerli olma şartı koşuluyor. Bu yüzden polis, kaymakamlık vb. yerlerde Türkiye’de üretilen Toyota Corolla, Renault Megane gibi araçlar kullanılıyor. Bu markalar her ne kadar ülkemizin markası olmasa da ciddi yerlilik oranlarıyla, Türk işçiler tarafından üretiliyorlar. Yani kamu, yeni projedeki otomobili tercih ettiğinde, diğer yerlilerin önünü keserek bunu yapacak.

Diğer yandan yerli otomobilde de kullanılması planlanan elektrikli otomobil teknolojisi halen fiyat-performans dengesini sağlayabilmiş değil. En meşhur elektrikli otomobil Tesla’nın sattığı her Model S’de 4 bin dolar zarar ettiği biliniyor.



California’da otomobil satan firmaların, sattıkları otomobil sayısının belli bir oranında elektrikli araba satmaları mecburi. Fiat, bu zorunluluktan dolayı sattığı elektrikli 500e modelinin, her bir tanesinden 14.000 dolar zarar ettiğini açıklamıştı. Fiat ceo’sunun, “Elektrikli 500e alıp beni zarara sokmayın” demesi çok konuşulmuştu.

Tesla senede yaklaşık 80.000 araç üretiyor. Bu lüks araçlar ortalama 100.000 dolar gibi rakamlara alıcı buluyor(ABD fiyatları). Buna rağmen Tesla senelerdir zarar ediyor. ABD pazarında senede, yaklaşık 18 milyon araç satılıyor! Türkiye pazarının büyüklüğü ise 750.000. Türkiye’de geçen yıl en fazla satan araç olan Fiat Egea ise 35.000 adet satıldı. Yani yurtiçi pazar ticari başarı sağlamak için ufak kalıyor. Yerli otomobilin ticari başarıya ulaşabilmesi için ihraç pazarlarında da başarılı olması gerekiyor.



Yerli Otomobil Ne Kadar Gerekli?

Çok değil 10 yıl önce dünyanın en büyük firmaları otomotiv ve petrol devleri iken bugün Apple, Google, Facebook gibi firmalar inanılmaz kar oranları ve nakit stoklarıyla 100 senelik firmalardan daha iyi ekonomik göstergelere sahipler. Diğer taraftan otomotiv sektöründe işler çok da iyi gitmiyor; çok köklü birçok otomotiv firması iflas etti. Saab ve Volvo Çin’lilere satılırken, Land Rover ve Jaguar Hindistan’lı Tata’nın oldu. Yakın zamanda da Opel de PSA Gruba(Peugeot-Citroen) satıldı.

Dünyanın en büyük otomotiv firmaları batarken neden hâlâ otomobil? Bunun cevabını devlet büyüklerimizin yaş aralığında aramak gerek. Onlara göre teknolojinin zirvesinde otomotiv yer alıyor. Kendi otomobilimizi imal ettiğimizde ileri teknoloji sahibi ülkeler arasına gireceğimiz düşünüyorlar.



Netice

Yerli otomobil projesi, ticari ve teknolojik hedeflerden ziyade milletin motivasyonuna katkı sağlayacak bir proje görüntüsü veriyor. Kabul edelim ki bir uzay aracı veya yapay zeka projesi değil. Fakat yediden yetmişe toplumun her kesimini heyecanlandırabilecek ve gerçekleştiğinde sokakta her an görüp, dokunup, gurur duyabileceğimiz başka bir proje bulmak da zor.
http://www.kelambaz.com/yerli-otomobil-hakkinda-gercekler/
Dizel araçlarda benzinli araçlardan bazı farklılıklar dikkatimi çekti.

İlk olarak mazot deposu filtrelerinde sadece çıkış değil ayrıca geri dönüş hattı var. Geri dönüş hattı neden kullanılıyor?

Mazotlu araçlarda mazot stop müşiri diye bir şey var, benzinli araçlarda görmedim, bu neye yarar?

Benzin otomatiği ile mazot otomatiği arasında bir fark var mıdır?

Mazot deposu ile benzin deposu arasında geri dönüş hattı dışında bir farklılık var mıdır?

Teşekkür ederim.
Toyota Y serisi motorlarla ilgili araştırma yaparken dikkatimi çekti, Top Gear' da sağlamlığı test edilen meşhur afrikalı terörist aracı Hilux VW markası ile de üretilmiş.

Buyrun resimler; VW Taro, Amarok' un atası diyebiliriz sanırım,





BU DA BONUS



Elimde bir dizel motor var, 3 silindir 900 kusur cc'lik bir motor. Buna volan,debriyaj şanzıman montaj edip, bir tarım aracında kullanacağım. Arkadan itiş olduğu için tofaş ya da dfm kamyonetlerin şanzımanını kullanacağım. Burada sıkıntım şu, volan ve debriyaj grubunu neye göre alayım, mesela tofaş şanzımanı aldığımda direkt tofaşın debriyaj grubu ve volanı işimi görecek mi yoksa volan elimdeki motora göre mi seçilmeli?

Bu konuda yardımcı olabilirseniz sevinirim.
Vodafone'a geçiş yaptım. Geçiş yaptıktan sonra arama yaptığımda not registered on network uyarısı çıkıyor.

Son 1 aydır telefonda arada çekmeme,telefonun açılıp ses gelmemesi gibi problemler de yaşıyordum.

Bataryayı simi vs. çıkartıp yeniden taktım, sadece gsm moduna aldım. Problem çözülmedi. Acil yardım bekliyorum.

Teşekkürler.
Arkadaşlar Kocaeli körfezde Temin hemen bitişiğinde hafif yüksekçe kalan bir arsamız var. Yol üzerinde başka arsalarda gördüğüm gibi bunun üzerine reklam almak istiyorum. Çünkü en azından 5 sene bir şey yapmayı düşünmüyorum.

Konuyla ilgili googledan bir sonuca ulaşamadım. Buraya nasıl ve ne kadara verebiliriz, tecrübesi olan var mı?


Yazının kaynağı:http://www.otohafiye.com/basari-cezasiz-kalmadi-altin-boga.html

Merhum babaları Oktay Demirağ ile tanışma şansı yakalayamasak da Mehmet Demirağ bey ile yıllar önce oturup triportörleri ve otomotiv üretme serüveniyle ilgili yaşadıklarını dinlemiştim. Yıllar sonra vizyona giren Devrim otomobilinin üretiliş sürecinin anlatıldığı filmdeki meşhur söz, bu sohbeti anlatmak için tam da yerine oturuyordu; “Hiç bir başarı cezasız kalmaz.”



Gazetelerde, televizyonlarda her sene muhakkak bir iki tane, yerli otomobil yapıldı haberi görüyoruz. Bu haberlere bakıldığında, üretilen araçların genelde seri üretime uygun olmayan tamamen hobi amaçlı yapılmış modeller olduğunu anlamak güç değil. Yapılan bu araçlara da saygı duymak gerek elbette ama “yerli otomobil üretildi” haberini vermek bu kadar ucuz olmamalı. Bu haberler malesef gerçek “yerli otomobil” girişimlerinin değerini küçültüyor. İşte size bu yazıda gerçek bir seri üretim otomobil geliştiren Oktay Demirağ’ ın, Altın Boğa’ nın hikayesini anlatacağız.

Demirağ aslında kulaklarımıza çok yabancı bir isim değil. Oktay bey’ in akrabalarından Nuri Demirağ Türkiye’ nin ilk uçak fabrikasını kuran isim. Aynı zamanda müteahhit de olan Nuri Demirağ TCDD’ye tam 1250km demiryolu inşa etmişti. Nuri Demirağ boğaz köprüsü projesi, keban barajı projesi gibi projeleri 1930′ lu yıllarda gündeme getirmekle kalmayıp bu projeleri hayata geçirmeye çalışan fakat o dönem engellemelerle karşılaşan vizyonu geniş bir insandı. Nuri Demirağ’ ın, Türkiye’ nin ilk muhalefet partisini kurmasıyla birlikte artık tüm girişimleri baltalanmaya başlayınca, Nuri Demirağ başta uçak fabrikası olmak üzere işletmelerini kapatmak zorunda kaldı. İşte Oktay Demirağ böyle bir ailenin soyadını taşımakla zaten baştan sorumluluk altına giren tıpkı selefi Nuri Demirağ gibi muhayyilesi geniş, vizyonu büyük bir insandı.

Oktay Demirağ ilk yerli motorunu 1974 senesinde üretmiş. 1977 senesinde Citroen benzeri bir prototip geliştiren Demirağ’ ın aracı, kendi tabiriyle “otomobil mafyası” tarafından yakılmış(Altın Boğa 1970′li yıllarda 250 işçi çalışan bir fabrika idi. Bu büyüklükte fabrikalar o dönemde çok azdı. Otomobil mafyası yaktı iddiasını bu açıdan da küçümsememek lazım. Yani Altın Boğa o dönem bu araçları seri üretim olarak üretebilecek bir fabrikaydı.) Buna rağmen yılmayıp çalışmaya devam eden Demirağ, daha farklı prototipler de geliştirse de hiç bir şekilde sanayi bakanlığından izin alamamış.Bu şekilde belge istekleri tam 25 sene sürüncemede bırakılan Oktay Demirağ en sonunda 3 tekerlekli triportör için üretim izni alabildi. Tabi Oktay Demirağ bu uzun süreç içerisinde boş durmamıştı. Örneğin patpat tabir edilen araçlardan adetli bir şekilde üretilip anadoluya satıldığını imalathanelerine gittiğimizde görmüştük. Bunun dışında da özellikle gaz sanayisine yönelik keşiflerde bulunmuştu.

Oktay Demirağ’ ın üretimi için izin aldığı ilk model olan Altın Boğa Maya modeli, Kubotanın 482 cc’ lik 2 silindirli dizel motoruyla donatılmıştı ve 4 ileri 1 geri şanzımana sahipti. Motor dışında tamamen yerli üretim olan Maya’ nın bir de patenti mevcuttu. Maya’ da kullanılan kasa kaydırma sistemi sayesinde araç üstünde yük olsa dahi kasa kolayca kaydırılıp motor bakımı yapılabiliyordu. Maya’ nın bir ekstra özelliği de sınıfındaki 3 tekerli triportörler genelde önde gidon olması dolayısıyla tek kişilik kapasite sunabilirken Maya modelinde direksiyon kullanılıyor ve önde 2 kişiye yer sağlanıyordu. Altın Boğa Maya, özellikle de üretildiği İstanbulda Bayrampaşa,İkitelli gibi sanayi bölgelerinde görülebilen bir araçtı ancak geldiğimiz 2013 senesinde etrafta Altın Boğa görebilmek çok zor. Altın Boğa kullanan kişilerden de aldığımız bilgilere göre araç teknik verilerinde de açıklandığı gibi 750 kg’ lık bir yükün altından rahatça kalkabiliyordu. Üstelik bu sınıfta dizel motor kullanan tek model Altın Boğa Maya idi. Böylece yakıt tüketimi açısından da avantajlıydı. Üstelik dizel motor konusunda uzman bir firma olan Kubota’ nın motorları son derece sessiz ve titreşimsiz çalışıyordu. Yani herşeyiyle son derece modern bir taşıma aracı olan Maya, eğer 4 tekerlekli olarak üretilebilmiş olsaydı Çinli DFM gibi satıp başarılı olabilir miydi diye düşünmeden edemiyor insan.





Mehmet bey’ i ziyaret ettiğim zaman(tahminen 2003-2004) satış merkezlerinde bir de ufak boyutlu Willys olarak nitelendirebileceğim bir arazi aracı da mevcuttu. Maya modeli bile üretilmiyorken arazi aracının üretiminin devam etmesini beklemek fazla iyi niyetli bir düşünce olacaktır.

Altın Boğa artık otomotiv sektöründen elini eteğini çekmiş gibi görünüyor. Engelci zihniyet malesef başarıya ulaşmış gibi. Ama biz yine de ileride Altın Boğa markasıyla üretilen ticari araçlar, otomobiller görebilmeyi ümit etmeyi sürdüreceğiz. En azından Oktay Bey’ in hatırası bunu gerektiriyor.


NOT:Anadol yerli tasarım değildir, İngiliz Reliant tasarımıdır.
Çap yapan bir öğrenci düşünün.

Makina mezun,endüstri devam iken bu dönem ders kaydı filan geçirip hiç ders almıyor.

Geçen sene öğrenci işlerinde görüşürken artık okuldan atılma kalktı filan diye bir şeyler duyduydum ama bu öğrencinin durumu ne olur?
Ağustosun 16'sında aracıma lpg takıldı ve fatura kesildi. 2 hafta filan sonra muayene,sızdırmazlık,ek1 hepsini tamamladım.

Lakin yoğunluktan bir türlü trafiğe gidemedim.Şikayet gibi olmasın ama 2 haftadır başıma gelen pişmiş tavuğun başına gelmez Sonuç olarakta yarın müddet bitecek ama ben halen belgeleri veremedim. Şu anda randevu aldım yarın 11'e ama sıkıntı şu;

Araba şirketin üzerine.Babamdan noterden tasdikli vekalet almam lazım, muayenedeki gibi normal bir yetkilendirme yazısı olmuyor.Şirket imza sirküleri var.Resmi gazete faaliyet vs. var.(bende ne dediğimi anlamadım ) Fakat yine sorun şu ki;pederin buna ayıracak gerçekten vakti yok.

Kısaca sorumu hemen sorayım;

1 ay içinde işletmemenin cezası varmış 50tl gibi. Ben bunu ödemeye 100 kere razıyım. Beni korkutan muayene,sızdırmazlık ve projenin yeniden başa sarması. Bunları yaptırana kadar canım çıktı zaten, eğer sıkıntı olmayacaksa cezamı öder bir ara işletirim. Yok tekrarlanıyorsa babamın bu kadar işi gücü arasında saydıra sövdüre noterden şirket adına vekalet alacağım
Hakkında
Konum: İstanbul,Büyükçekmece
Forum İmzası:
www.kelambaz.com
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 2 yıl önce
Son Mesaj Zamanı: 3 yıl
Mesaj Sayısı: 1.216
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 1.290
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 141.850 (Bu ay: 18)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 25 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Motorlu Araçlar Dünyası
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.