Şimdi Ara

Nietzsche kitaplarını tavsiye edermisiniz. (2. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir - 1 Masaüstü
5 sn
30
Cevap
0
Favori
12.564
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: önceki 12
Sayfaya Git
Git
Giriş
Mesaj
  • dostum nietzsche hemen oyle alınıpta okudugunda anlasılacak yazar degıldır, oncelıkle varlık felsefesı hususunda bır baslangıc yapman lazım sonra ağar ağar geç nietzsche 'ye ki lezzetını tam alasın ,
    üstelik nietzsche nın teklıfı gercekten cok sarsıcı ,zorlu fakat cok guclu tam meydan okuma ,umarım tadına varırsın,ben su aralar wıttgensteın ıle ugrasıyorum ve kafamda ne kadar nöron varsa talan edılmıs durumda...

    aramakta oldugun tarzlara gelınce :tubitak yayınlarını bir tara derim cok lezzetlı seyler bulacaksın...
    _____________________________
    "fortis est veritas,fortis et liber"
    truth is strong,strong and free
  • quote:

    Orijinalden alıntı: EdwardElric
    Ergen filozofu söyledikleri sadece ergenleri etkileyebilir.

    hem ergen hem eriskinlere gore olabilir. buyukler farkli bakis acisiyla okur onu farkli algilar ergen farkli algilar.
  • Ecce Homo'dan başlayarak , felsefesine alışmaya çalışabilirsin , ardından Insanca Pek Insanca ve Tan kızıllığı iyi gelebilir. Zerdüşt eserleri arasında iyi olanlardandır. Ancak Irvin'in eseri okunarak Nietzsche kolay kolay anlaşılamaz.
    _____________________________


  • quote:

    Orijinalden alıntı: EdwardElric


    quote:

    Orijinalden alıntı: CellaTurcica


    quote:

    Orijinalden alıntı: EdwardElric

    Ergen filozofu söyledikleri sadece ergenleri etkileyebilir.


    Nietzsche Freud, Sartre, Camus, C. Gustav Jung, Kafka başta olmak üzere eserleriyle pek çok alanda damgasını vurmuş Edebiyatçı, Filozof, Psikiyatr'ın esin kaynağıdır.

    Siz onun yazdıklarını anlamıyor olabilirsiniz veyahut beğenmeyebilirsiniz ama bu onu "ergen" filozofu yapmaz

    Felsefesi kesinlikle bana uymuyor önyargımın ilk nedeni bu ikinci nedenide hep ergenlerin elinde Zerdüş'ü görmemdir.
    Bana göre başarısız bi filozoftur. 100-200 sene sonra dünyaya gelse kitapları , söyledikleri yine aynı kitleye hitap ederdi.
    Yinede bişeyler yapmaya çalışmış. Ot gibi yaşayıp gitmemiş en azından.


    Hegel der ki:

    Bir çok öğrencim oldu, beni anlayan 1 kişi vardı o da yanlış anlamış.

    Nietzsche der ki:

    Benim de bir çok öğrencim oldu ama yanlış bile olsa anlayan olmadı, eserlerimin anlaşılması için 100 yıl geçmesi gerekir gibisinden bir şey söyler.

    Rasyonalizm, aydınlanma, modernite, nesnellik, perspektif... Bugün çoğu fen-edebiyat fakültesi onun külliyatını bitiremedi. Nietzsche çevirileri ne yazık ki ülkemizde dil bilenler olmadığı için İngilizceden yapılıyor bu bir anlamda renk katsa da belki de tadından birşeyler götürüyordur. Eski Yunanca, Almanca bilen olmadığı için yorumları okuyorsunuz. Nietzsche'nin Türkiye'ye getirilişi de ilginçtir, Tanrı Öldü mevzusu yanlış anlaşılmış ve cumhuriyeti Kuran Ekip tarafından hemen ithal edilmiş sonra bakmışlar ki adam moderniteye-aydınlanmaya-nesnelliğe-pozitivizme eleştiri getiriyor uydurmuşlar bu adam ateist, putperest vs vs o gün bu gündür üniversiteler dışında okunmaz olmuş. Nietzsche'nin anlattıkları halen değişmediyse -Çevirilerinin bir kısmı zor olduğundan(esk yunanca metinler) ya yapılmıyor ya uyduruluyor- Lise müfredatına, pozitivizme ve Anglo Sakson felsefeye terstir, kısaca okutulmaz.

    Geçenlerde T.S.Kuhn Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı kitabının adının geçtiği ÖSS yaprak testini gördüm şaşırdım, 150 yıl sonra bile olsa pozitivizm dışında fikir akımı olduğunun okullarda öğretilmesi hoş:)
    _____________________________
    cenk@hotmail.fr




  • quote:

    Orijinalden alıntı: kotucenk

    Hegel der ki:

    Bir çok öğrencim oldu, beni anlayan 1 kişi vardı o da yanlış anlamış.

    Nietzsche der ki:

    Benim de bir çok öğrencim oldu ama yanlış bile olsa anlayan olmadı, eserlerimin anlaşılması için 100 yıl geçmesi gerekir gibisinden bir şey söyler.

    Rasyonalizm, aydınlanma, modernite, nesnellik, perspektif... Bugün çoğu fen-edebiyat fakültesi onun külliyatını bitiremedi. Nietzsche çevirileri ne yazık ki ülkemizde dil bilenler olmadığı için İngilizceden yapılıyor bu bir anlamda renk katsa da belki de tadından birşeyler götürüyordur. Eski Yunanca, Almanca bilen olmadığı için yorumları okuyorsunuz. Nietzsche'nin Türkiye'ye getirilişi de ilginçtir, Tanrı Öldü mevzusu yanlış anlaşılmış ve cumhuriyeti Kuran Ekip tarafından hemen ithal edilmiş sonra bakmışlar ki adam moderniteye-aydınlanmaya-nesnelliğe-pozitivizme eleştiri getiriyor uydurmuşlar bu adam ateist, putperest vs vs o gün bu gündür üniversiteler dışında okunmaz olmuş. Nietzsche'nin anlattıkları halen değişmediyse -Çevirilerinin bir kısmı zor olduğundan(esk yunanca metinler) ya yapılmıyor ya uyduruluyor- Lise müfredatına, pozitivizme ve Anglo Sakson felsefeye terstir, kısaca okutulmaz.

    Geçenlerde T.S.Kuhn Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı kitabının adının geçtiği ÖSS yaprak testini gördüm şaşırdım, 150 yıl sonra bile olsa pozitivizm dışında fikir akımı olduğunun okullarda öğretilmesi hoş:)


    Valla bende Say Yayınları'nın çıkardığı Nietzsche külliyatından 10 tane kitap var, hepsi de Almanca aslından çevrilmiş. En güzeli de Nietzsche'nin kelime oyunları, yaptığı metaforlar ve göndermeler dipnot olarak sayfanın altında "Nietzsche burada İncil'deki falanca ayete gönderme yapıyor" veya "Falanca yazarın falanca kitabını kastediyor" diye de çevirmen notu olarak yazılmış. Şekil olarak güzel görünse de içerik olarak çeviriler tatmin edici değil. Nietzsche'nin şiirsel üslubu ve devrik cümleleri aynen korunmaya çalışılmış lakin bu da çeviriyi bazen bayağı anlaşılmaz kılıyor. Gerçi Schopenhauer'in eserlerini de Say Yayınları'ndan okumuş birisi olarak en azından Nietzsche çevirilerinin daha "Türkçe" olduğunu söyleyebilirim, Schopenhauer çevirilerindeki gibi Osmanlıca'ya çevrilmemiş(!).
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: CellaTurcica


    quote:

    Orijinalden alıntı: kotucenk

    Hegel der ki:

    Bir çok öğrencim oldu, beni anlayan 1 kişi vardı o da yanlış anlamış.

    Nietzsche der ki:

    Benim de bir çok öğrencim oldu ama yanlış bile olsa anlayan olmadı, eserlerimin anlaşılması için 100 yıl geçmesi gerekir gibisinden bir şey söyler.

    Rasyonalizm, aydınlanma, modernite, nesnellik, perspektif... Bugün çoğu fen-edebiyat fakültesi onun külliyatını bitiremedi. Nietzsche çevirileri ne yazık ki ülkemizde dil bilenler olmadığı için İngilizceden yapılıyor bu bir anlamda renk katsa da belki de tadından birşeyler götürüyordur. Eski Yunanca, Almanca bilen olmadığı için yorumları okuyorsunuz. Nietzsche'nin Türkiye'ye getirilişi de ilginçtir, Tanrı Öldü mevzusu yanlış anlaşılmış ve cumhuriyeti Kuran Ekip tarafından hemen ithal edilmiş sonra bakmışlar ki adam moderniteye-aydınlanmaya-nesnelliğe-pozitivizme eleştiri getiriyor uydurmuşlar bu adam ateist, putperest vs vs o gün bu gündür üniversiteler dışında okunmaz olmuş. Nietzsche'nin anlattıkları halen değişmediyse -Çevirilerinin bir kısmı zor olduğundan(esk yunanca metinler) ya yapılmıyor ya uyduruluyor- Lise müfredatına, pozitivizme ve Anglo Sakson felsefeye terstir, kısaca okutulmaz.

    Geçenlerde T.S.Kuhn Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı kitabının adının geçtiği ÖSS yaprak testini gördüm şaşırdım, 150 yıl sonra bile olsa pozitivizm dışında fikir akımı olduğunun okullarda öğretilmesi hoş:)


    Valla bende Say Yayınları'nın çıkardığı Nietzsche külliyatından 10 tane kitap var, hepsi de Almanca aslından çevrilmiş. En güzeli de Nietzsche'nin kelime oyunları, yaptığı metaforlar ve göndermeler dipnot olarak sayfanın altında "Nietzsche burada İncil'deki falanca ayete gönderme yapıyor" veya "Falanca yazarın falanca kitabını kastediyor" diye de çevirmen notu olarak yazılmış. Şekil olarak güzel görünse de içerik olarak çeviriler tatmin edici değil. Nietzsche'nin şiirsel üslubu ve devrik cümleleri aynen korunmaya çalışılmış lakin bu da çeviriyi bazen bayağı anlaşılmaz kılıyor. Gerçi Schopenhauer'in eserlerini de Say Yayınları'ndan okumuş birisi olarak en azından Nietzsche çevirilerinin daha "Türkçe" olduğunu söyleyebilirim, Schopenhauer çevirilerindeki gibi Osmanlıca'ya çevrilmemiş(!).




    Bu eserleri okumayı bilmek gerekiyor, yani bunun eğitimini kısmen alsam da ben burada şunu şunu yorumlarım diyemem, bana bunu öğreten hocam dahi bu işi bitiremedi. Orjinal metinleri okuyabilecek durumda değilim, İngilizcesinden okumak zor, keza Nietzsche söz konusu olunca çok çok zor. Çevirileri (orjinal metnin) okumak ne bileyim vakit kaybı gibi geliyor ben bunun yerine yorumlarını okuyorum, yorumları okuyup geçiyorum değil, dikkatli okuyorum.

    1 cümlesi için 1 kitap yazılmış adamın eserlerini yarım saatte bitirmek ne bileyim çok anlamsız geliyor, Nietzsche' üzerine yazılmış eserleri daha anlaşılır buluyorum, her yorum bir şeyler koparsa da 3-4 kafadan geçmiş bir metin bana daha zengin ve anlaşılır geliyor.

    Çevirilerde Osmanlıca olmazsa güdük kalır, ne yazıkki Türkçe ile bunu halledemeyiz.Akıllının birinin yaptığı gibi 40 cilt külliyatı olan Geist, Tin oluverir...
    _____________________________
    cenk@hotmail.fr




  • Kesinlikle katılıyorum, uygun bir metodoloji ile eserleri irdelemek lazım. Felsefi eserler roman okur gibi okunduğunda, tamamen zamanı heba etmekten öteye gitmiyor. Eserler üzerine yazılanları incelemek de elbette bir çözüm. Gelgelelim, yorumları okumayı da ben sevmiyorum zira o zaman başkasının öznelliğini, doğrularını kabul etmiş oluyorum. Kendimi başkasının hazıladığı kalıplara çimento döken bir inşaat ustasına benzetiyorum :). İstiyorum ki, kalıp da benim olsun çimento da. Ama bu iş çevirilerle olmuyor maalesef. Tercüme eserlerin çoğu orjinal metnin tabir-i caizse ırzına geçmekten başka bir halta yaramıyor. Mesela ben Camus hayranıyım fakat Tahsin Yücel'in çevirileri "sayesinde" soğuma noktasına geldim. Bazı terimlerin anlamlarını tdk sözlüğünde dahi bulamıyorum. Tümcelerin çoğunda yığınla anlatım bozukluğu var. Bu nasıl bir çevirmenliktir yahu? Hele hele bu çevirmen nasıl olur da bu kadar ödül alır? Aklım almıyor! Bunun dışında Heidegger'in Varlık ve Zaman'ını okurken çevirmeni yüzünden beynimde tükettiğim nöronları da bir ben bilirim.

    Makyaj ancak belli bir ölçüde kullanılırsa güzelleştirir insanı, ondan sonrası ile palyaçoluktur. Osmanlıca da böyle. Belli seviyede Türkçe'yi güzelleştiriyor lakin bir seviyeyi aştıktan sonra çok göze batıyor. Schopenhauer çevirilerinde buna sık rastladım. Çok şükür ki sadece onun eserlerinden bazılarına özgüydü.
    _____________________________




  • Osho yu öneririm ben
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: CellaTurcica

    Kesinlikle katılıyorum, uygun bir metodoloji ile eserleri irdelemek lazım. Felsefi eserler roman okur gibi okunduğunda, tamamen zamanı heba etmekten öteye gitmiyor. Eserler üzerine yazılanları incelemek de elbette bir çözüm. Gelgelelim, yorumları okumayı da ben sevmiyorum zira o zaman başkasının öznelliğini, doğrularını kabul etmiş oluyorum. Kendimi başkasının hazıladığı kalıplara çimento döken bir inşaat ustasına benzetiyorum :). İstiyorum ki, kalıp da benim olsun çimento da. Ama bu iş çevirilerle olmuyor maalesef. Tercüme eserlerin çoğu orjinal metnin tabir-i caizse ırzına geçmekten başka bir halta yaramıyor. Mesela ben Camus hayranıyım fakat Tahsin Yücel'in çevirileri "sayesinde" soğuma noktasına geldim. Bazı terimlerin anlamlarını tdk sözlüğünde dahi bulamıyorum. Tümcelerin çoğunda yığınla anlatım bozukluğu var. Bu nasıl bir çevirmenliktir yahu? Hele hele bu çevirmen nasıl olur da bu kadar ödül alır? Aklım almıyor! Bunun dışında Heidegger'in Varlık ve Zaman'ını okurken çevirmeni yüzünden beynimde tükettiğim nöronları da bir ben bilirim.

    Makyaj ancak belli bir ölçüde kullanılırsa güzelleştirir insanı, ondan sonrası ile palyaçoluktur. Osmanlıca da böyle. Belli seviyede Türkçe'yi güzelleştiriyor lakin bir seviyeyi aştıktan sonra çok göze batıyor. Schopenhauer çevirilerinde buna sık rastladım. Çok şükür ki sadece onun eserlerinden bazılarına özgüydü.


    Ricoeur de geçiyordu yanılmıyorsam, konuşmak zaten tercümedir...

    Bu metinler konusunda baştan aşağıya şehir efsaneleriyle doluyuz, bırakın öznelliği Türk Nietzschesi diye bir adam yaşıyor, biz yaptık, büyüttük sonra da ondan medet umuyoruz. Cumhuriyet Tanrı Öldü mevzusunu yanlış anlıyor, Nietzsche'yi anlamıyor ve çevirtiyor, bir dönem okutuyor ama sonradan çark ediyor, devletle taban tabana zıt görüşleri var, kimse koynunda yılan beslemez bizimkiler de öldürüyorlar. Bu şahsına münhasırın kitapları okunur okunmasına ama anlaşılmaz, size yol gösteren biri olmalı. Dil konusunda sadece Tahsin Yücel değil diğerleri de aynı durumda, İngilizceden çeviriyorlar, dipnottaki Yunancayı da İngilizceden çeviriyorlar, doğru düzgün bu metinleri anlamış kimse yok. Eski Yunanca-Almanca-İngilizce ya da Latince bilen ya da bir Hristiyanlık uzmanımız var mı? İlahiyatçılar belki belki İncil'den haberdardır peki ya yorumcularımız ya da yasa koyucularımız??? Elbette bir metnin %100 lük oranda anlaşılması imkansız ama ben bu noktada yorumlar önemli diyorum, İngilizceden de olsa çevirileri okuyorum ama metinlerin çevirisini değil eleştirilerini, hakkıda yazılanları.

    Varlık Ve Zaman yanılmıyorsan 1940 civarında ilk basımında 30.0000 yapmış ve düşünün sokakta satılıyormuş, okunmuyormuş, basit gelen hatta alelade bir kitapmış bu sebeple Almanlara hayranım:)) Fransızlar 3-4 parti çeviride en mükemmel metne ulaşamadıklarını iddia ediyor, 2-3 dilde de aynı sorun devam ediyor.Herakleitos Seminerleri var ki aman aman...

    Konudan fazla uzaklaştık, benim tavsiyem bu kitapları okuyun okumasına ama vaktiniz varsa okuyun zamanınızdan çalmayın. anlatılan bir çok şey size yabancı hatta aykırı gelecek, ne devlet ne toplum ne eğitim sistemimizle uyuşmuyor hatta çoğu zaman anlamayacaksınız bile, balık suda yaşadığını bilmez mevzusunda olduğu gibi siz de anlayıp mutsuzlar güruhuna dahil olabilir ya da anlamadan hadi oradan diyebilirsiniz.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi uykusuz1i -- 10 Ağustos 2010; 1:42:44 >
    _____________________________
    cenk@hotmail.fr




  • Hocam bu önerileri çömezlere verirsin :). Yaklaşık 7 senedir felsefe ile ilgiliyim. Kendimi fildişi kuleme kapattım çoktan. Vaktimin çoğu okumakla geçiyor zaten. Konuya dönersek Tercümeden ötürü söverek okuduğum kitap çoktur ama çok şükür henüz yarım bıraktığım olmadı. Lakin insanı ne sinirlendiriyor biliyor musun; bir bilemedin iki günde bitirilecek incecik kitapları, tercümesi yüzünden 1 haftada bitirmek. İşte bu beni deli ediyor.

    Konu başlığı ile ilgili olarak Nietzsche'nin pek çok yayın evinden çevirisini okudum. Evvela şunu belirteyim; Birey yayınlarının kitaplarından kesinlikle uzak durun. İthaki, Say ve Cem yayınevi çeviri olarak fena değil. İlya yayınlarına ait Nietzsche kitabı okumadığımdan yorum yapamayacağım. En iyisi Nietzsche kitabı alırken farklı yayınevinden çıkmış mı iyice inceleyin ve mümkün olduğunca eli yüzü düzgün bir tercümeye yönelin.
    _____________________________




  • 
Sayfa: önceki 12
Sayfaya Git
Git
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.