Tarih boyunca insanlar geceleri gökyüzünü incelediler, yıldızların hareketlerini gözlediler. Dünyanın yuvarlak olduğunu ve güneşin etrafında döndüğünü öğrendiler. Bilim-kurgu romanlarında da olsa roketlere binip aya, güneşe ve diğer yıldızlara seyahat ettiler.
Yirminci yüzyıl ile beraber bilim-kurgu olarak nitelenen bir çok şey gerçekleşmeye başladı. 1930’lu yılların başlarında Karl Jansky adında bir mühendisin Samanyolu merkezli dünya dışı radyo ışımalarının geldiğini bulmasıyla Radyo Astronomi doğdu.
İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında bilimdeki müthiş gelişmeler ile günümüz teknolojisinin temelleri atıldı. Bilgisayarlar, mikro çipler, elektron mikroskopları, nükleer enerji gibi bir çok yararlı teknoloji hayatımıza girdi.
Soğuk savaş döneminde Sovyet Rusya’nın uzaya gönderdiği ilk insan yapımı uydu olan Sputnik ile Amerika - Sovyet Rusya arasında müthiş bir rekabet başladı ve tüm insanlığın ilgisi uzaya yöneldi. Ardından gelen insanlı uzay yolculukları, yörünge uçuşları derken aya yolculuk gerçekleşti.
8 Nisan 1960 yılında Green Bank Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevi’nde Frank Drake tarafından gerçekleştirilen deney, ilk dünya dışı zeki yaşam arama çalışması olarak tarihe geçti. Ozma Projesi adı verilen çalışma sırasında Drake, iki hafta boyunca Tau Ceti ve Epsilon Eridani yıldızlarını gözledi. Deney bir başarıya ulaşamamış olsa da dünya dışı zeki yaşam arama yolunda atılan en önemli adımlardan biri olmuştur.
1970’li yıllarda NASA, SETI projeleriyle ilgilenmeye başladı ve 1988 yılında ön çalışmalara start verildi. Gözlemler, Christopher Columbus’un Amerika’yı keşfinin 500. kutlama yılı olan 1992’de resmen başlatıldı. Ancak gözlemlerin başlamasından bir yıl sonra proje Birleşik Devletler Konseyi tarafından iptal edildi. 1984 yılında Kaliforniya’da evrendeki yaşam ile ilgili bilimsel araştırmalar ve eğitim programları vermek amacıyla SETI Enstitüsü kuruldu. Enstitü özel kaynaklar bularak NASA’nın bıraktığı çalışmayı kaldığı yerden devam ettirmeye başladı, yıldız sistemleri üzerine yapılan bu çalışma Phoenix Projesi olarak adlandırıldı. İlk Phoenix gözlemi, 2600 saat gözlem ve yaklaşık 6 ay süren çalışma ile Avustralya’da 64 metre çapındaki Parker Radyo Teleskobu’nda yapıldı.
SETI, Search for ExtraTerrestrial Intelligence yani Dünya Dışı Zeki Yaşam Arama kelimesinin baş harflerinin kısaltılmış halidir. Gerçekleştirilen işlem kabaca, radyo teleskop kullanılarak dünya dışı zeki varlıkları tespit etmeye çalışmaktır. 1960 yılından günümüze kadar yaklaşık 98 adet SETI Projesi gerçekleştirildi. Bu projelerden biri olan SETI@home diğer SETI projelerinden daha farklı yapıya sahiptir. Çünkü SETI@home, internete bağlı bilgisayarların işlem gücü kullanılarak veri analizi yapılan ilk araştırma projesidir. 13 Mayıs 1999 tarihinde başlayan proje, 2004 yılının ilk günleri itibarıyla 4.822.345 kullanıcıya sahiptir.
Projenin gerçekleştirilmesi kararı alındığında karşılaşılan ilk sorun iyi bir radyo teleskobun bulunmasıydı. En iyi alternatif Porto Riko’daki dünyanın en büyük ve en hassas radyo teleskobu olan Arecibo idi. Teleskop, astronomik ve atmosferik araştırmalar için sürekli kullanılmaktaydı ve uzun süreli özel kullanım izni almak neredeyse imkansız olduğundan vazgeçilme aşamasına gelmişti. Ancak 1997 yılında University of California Berkeley’in SERENDIP Projesi ile Arecibo teleskobuna ikinci bir anten yerleştirilebilmesi için bir teknik geliştirildi. Araştırmacıların kontrolündeki ana anten gökyüzündeki sabit bir noktayı incelerken ikinci anten de ana antenin çaprazında teleskobun görüş alanı içindeki tüm gökyüzünü inceleyebilmektedir.
SETI@home SERENDIP Projesi’yle beraber aynı veriyi paylaşmaktadır. Veriler 5Mbp/s ile 35GByte’lık DLT kartuşlarına kayıt edilmekte; kaydedilen bu DLT kartuşları posta yoluyla Arecibo Porto Riko’dan Kaliforniya’ya gönderilmektedirler. Veriler burada parçalara bölünürler ve her parça bir iş birimi olarak adlandırılır. SETI@home, diğer bütün SETI projeleri gibi uluslararası yasalarca insan kaynaklı sinyallerin yasaklı olduğu hidrojen çizgisinde (1420.40575 MHz) ortalanmış 2.5MHz genişliğindeki tayfı inceler.(seti_tayf.png) Bu tayf kullanıcılara gönderilmek için çok büyüktür, bu nedenle 256 parçaya bölünerek 10kHz genişliğinde dilimler elde edilir. 10kHz’lik her iş birimi saniyede 20Kbit’lik bir hızla kayıt edilirler. Kullanıcılara 10KHz’lik bu veri yaklaşık 107.4 saniye olarak gönderilir. Bir hesap yaparsak saniyede 20.000 bit, 107.4 saniyede 2.148.000 bit eder ve byte cinsinden 2.148.000/8=268.500 byte o da yaklaşık 0.26Mbyte eder(1byte=8bit). Ancak iş birimiyle beraber daha başka bilgiler de gönderildiği için toplamda 340Kbyte’lık bir veri oluşur ve bu veriler proje sunucuları üzerinden tüm dünyadaki SETI@home kullanıcılarına dağıtılmaktadır. Bu işlemin detaylarına girmeden önce neden bir süper bilgisayar ya da bu kadar fazla işlem gücüne gerek olduğunu açıklayalım.
Allah razı olsun
Nasıl yaptın bana da öğretsen
sağ tuş çalışmıyor ama bu ctrl+c nin ve ctrl+v nin çalışmayacağı anlamaına gelmiyor
quote:
Orjinalden alıntı: METAL
sağ tuş çalışmıyor ama bu ctrl+c nin ve ctrl+v nin çalışmayacağı anlamaına gelmiyor